Ebediyet ve Zaman Üzerine
Select Works of Plotinus (with Synesius on Providence), tr. Thomas Taylor, Londra, 1817, s. 272-273 (Enneadlar III.7, "On Eternity and Time", Bölüm I) — dijital nüshadan özgün bir sayfa (Source Library).

Ebediyet ve Zaman Üzerine

Plotinos (çev. Thomas Taylor)· 1817· Özgün: İngilizce· Source Library· ~1 dk okuma
Sayfaları gör ↓

Plotinos, Enneadlar'ın üçüncü kitabının yedinci risalesinde felsefenin en çetin iki kavramını, ebediyet ile zamanı karşı karşıya getirir. Ebediyet kalıcı ve akılsal doğaya, zaman ise oluş ve doğuş içindeki dünyaya aittir. Bu açılış bölümünde filozof, ruhumuzun bu iki gerçekliği kendiliğinden sezdiğini, ancak onları yakından incelemeye kalktığımızda kadim düşünürlerin görüşleri arasında nasıl bir tereddüde düştüğümüzü anlatır. Aşağıdaki pasaj, üçüncü yüzyıl Neoplatonizminin bu köklü sorgusunun eşiğidir.

Türkçe çeviri (önizleme) · Çeviren Şira Nur Uysal

Ebediyet ve zaman hususunda deriz ki, bu ikisinin her biri diğerinden farklıdır. Biri kalıcı bir doğayla, diğeri ise doğuş içinde olanla ilgilidir. Ayrıca bu ikisine dair ruhlarımızda açık ve kendiliğinden bir algıya sahip olduğumuzu düşünürüz. Sanki akılsal kavrayışın daha derli toplu bir yansımasından doğarcasına belirir bu algı ve biz onları her zaman ve her yerde aynı adlarla anarız.

Ne var ki bu ikisini incelemeye çalışıp onlara daha yakından yaklaştığımızda kendimizi tereddüt içinde buluruz. Kadim düşünürlerin kimi sonuçlarını kabul eder, kimilerini reddederiz. Belki de aynı sonuçları farklı biçimlerde yorumlarız. Bu düşünceler içinde eğleşerek ve sorulduğunda kadimlerin zaman ile ebediyet hakkındaki görüşünü aktarabilmemizi yeterli sayarak, kendimizi daha ileri bir araştırmadan azat ederiz.

Şu hâlde, kadim ve kutlu filozoflardan bazılarının hakikati keşfettiğini düşünmek gerekir; ama bu hakikate ulaşanların kimler olduğunu ve bizim de aynı bilgiyi hangi yoldan edinebileceğimizi araştırmak yerinde olur. Öncelikle, zamanı ebediyetten ayrı sayanların ebediyeti ne olarak tasavvur ettiğini incelemek gerekir. Zira örnek alınan asıl bilindiğinde, onun sureti olduğu söylenen zaman da belki kendiliğinden açıklık kazanacaktır. Ne var ki biri, ebediyeti kavramaya girişmeden önce zamanın ne olduğunu tasavvur edecek olursa, oradan buraya doğru bir hatırlama yoluyla ilerleyerek, zamanın kendisine benzediği doğayı, eğer gerçekten bir benzerlik taşıyorsa, görecektir.

Özgün metin (İngilizce)
With respect to eternity and time, we say that each of these is different from the other; the one is associated with a perpetual nature, while the other is concerned with that which is generated. We also think that we have a clear, spontaneous perception of these in our souls, arising as if from a more collected projection of intellectual conception, and we always and everywhere call them by the same names. When, however, we endeavor to examine these and approach them more closely, we find ourselves involved in doubt, accepting some of the ancients' conclusions while rejecting others, and perhaps interpreting the same conclusions in different ways. Resting in these thoughts, and thinking it sufficient if, when interrogated, we can relate the opinion of the ancients concerning time and eternity, we free ourselves from any further investigation. It is necessary, therefore, to think that some of the ancient and blessed philosophers have discovered the truth; but it is fit to consider who those are that have obtained it, and after what manner we also may acquire the same knowledge on these subjects. In the first place, however, it is requisite to investigate what those conceive eternity to be, who admit that it is different from time. For that which is established as the paradigm being known, that also which is the image of it, and which they say is time, will perhaps become manifest. But if some one, prior to the survey of eternity, should imagine what time is, it will happen to him, proceeding from hence thither by reminiscence, that he will behold the nature to which time is assimilated, if the latter has a similitude to the former.

Bu metin neden önemli

Plotinos (yaklaşık 204-270), Neoplatonizmin kurucusu sayılan Romalı filozoftur. Öğrencisi Porphyrios onun elli dört risalesini dokuzarlı altı gruba, yani Enneadlar'a düzenlemiştir. Buradaki metin, üçüncü Ennead'ın yedinci risalesi olan Ebediyet ve Zaman Üzerine adlı bölümün açılışıdır ve Platon'un Timaios'undaki ebedi model ile onun zamansal sureti öğretisini kendi metafiziğiyle yeniden okur. Çeviri, İngiliz Platoncu Thomas Taylor'a aittir. Taylor, Plotinos'u İngilizceye kazandıran ilk büyük çevirmen olarak Neoplatonik geleneğin modern dünyaya aktarılmasında öncü bir rol oynamıştır. Bu pasaj onun 1817 tarihli Select Works of Plotinus derlemesinden alınmıştır.

Eser hakkında

Geç Antik Çağ düşüncesinin merkezinde yer alan Plotinos, üçüncü yüzyılda Roma merkezli bir felsefe okulu kurarak Platoncu mirası derinlikli bir metafizik sistem çerçevesinde yeniden temellendirmiştir. Kendisinden sonra Neoplatonizm olarak anılacak bu gelenek, maddi evreni aşan hiyerarşik bir varlık anlayışını savunur. Plotinos, kendisinden önceki Yunan felsefi birikimini, bilhassa Platon ve Aristoteles'in kavramsal araçlarını devralıp yorumlayarak varlığın ilkesi olan Bir'den akılsal âleme ve nihayetinde duyulur dünyaya uzanan bir kozmoloji kurmuştur. On dokuzuncu yüzyılın başında Thomas Taylor tarafından yapılan çeviriler ise bu geç antik düşüncenin modern Batı'daki felsefi dolaşımında temel referanslardan birini teşkil etmiştir.

Enneadlar'ın üçüncü kitabında yer alan yedinci risale, ontolojik düzenin iki kutbunu oluşturan ebediyet ile zaman arasındaki ilişkiyi inceler. Risalenin ana savı, ebediyetin akılsal ve ilahi varlığın eksiksiz, bölünmez ve kalıcı yaşamına ait olduğu; zamanın ise oluş ve değişim evreninde bu ebedi ilkenin bir sureti yahut yansıması olarak varlık kazandığı yönündedir. Plotinos, zamanı yalnızca hareketin veya gök cisimlerinin mekanik bir ölçüsü olarak tanımlayan yaklaşımları aşmaya çalışır. Düşünür, ebediyet ve zaman kavramlarını doğrudan doğruya ruhun ve aklın varoluşsal boyutlarıyla irtibatlandırarak Platoncu ilk örnek ile suret arasındaki ayrımı felsefi bir temele oturtur.

Sunulan pasaj, bu köklü araştırmanın girişini oluşturarak hem yöntemsel hem de epistemolojik bir eşik vazifesi görür. Plotinos burada, insan zihninin ebediyet ile zamanı kendiliğinden ayırt edebildiğini, fakat felsefi bir tahlile girişildiğinde geçmiş düşünürlerin kanaatleri karşısında nasıl bir tereddüt yaşandığını kaydeder. Okur, bu metne sadece kavramsal bir tartışma metni olarak değil, bilincin duyulur olandan akılsal hakikate doğru yöneldiği bir düşünme çağrısı gözüyle yaklaşabilir. Filozofun işaret ettiği hatırlama ve asıldan surete geçiş yöntemi, araştırmacıyı hazır cevaplarla yetinmek yerine hakikatin bizzat kaynağını sorgulamaya davet etmektedir.

Podcast · Kutsala Dönüş

Bölüm 01 · Kutsal Zaman: Başlangıca Dönüş

Bu metin, Kutsala Dönüş podcast'inin bu bölümünde ele alınıyor. Zamanı nasıl yaşıyoruz? Takvim, profan ve kutsal zaman, Akitu festivali, hemeroloji.

Bölümü dinle →

Bu eser Neoplatonizm Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Select Works of Plotinus (with Synesius on Providence), tr. Thomas Taylor, Londra, 1817, s. 272-273 (Enneadlar III.7, "On Eternity and Time", Bölüm I)
Neşir
Thomas Taylor çevirisi, 1817 (Select Works of Plotinus, Londra)
Konum
s. 272-273, Enneadlar III.7, Bölüm I
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Ebediyet ve Zaman Üzerine. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/plotinos-enneadlar-ebediyet-ve-zaman
Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

← Kütüphaneye dön