Arthur Edward Waite'in "Simyacı Filozofların Hayatları" adlı eserinden bu bölüm, simyanın gizli gayesine dair aşkın kuramı ele alır. Metin, gerçek üstatların peşinde koştuğu şeyin bayağı madenlerden altın imali değil, bizzat insanın kemale ermesi olduğunu savunan Hitchcock'un görüşlerini aktarır. Burada Büyük Eser, ruhun ilahi tabiatla birliğe kavuştuğu manevi bir dönüşüm olarak resmedilir.
Bütün çağlardan ve bütün milletlerden yazarlardan derlediği etkileyici bir dizi kelimesi kelimesine alıntıyı sıralayan Hitchcock, her hakiki üstadın gizli konusunun bir tek şey olduğunu göstermeye girişir; o da üç-birlik olan İNSAN'dır. Onun ileri sürdüğüne göre gaye de birdir, yani insanın ıslahıdır; yöntem de bir olmaktan geri kalmaz: tabiatın kendi mektebinde sanat eliyle yönlendirilmesi ve ona uygun biçimde hareket etmesidir. Zira sanat, insan aracılığıyla iş gören tabiattan başka bir şey değildir.
Onun deyişiyle hakiki simyacılar ne dünyevi servetin ne de şanın peşindeydiler. Gerçek gayeleri insanın kemale ermesi, hiç değilse ıslahıydı. Bu kuram uyarınca böyle bir kemal, belli bir birlikte yatar: insan tabiatının ilahi tabiatla birliğinin diri bir idrakinde. Buna erişmeyi, dinde yeniden doğuş diye bilinen tecrübeye benzetmekten daha uygun bir teşbih bulamıyorum. Arzu edilen kemal yahut birlik, ruhun bir hali, bir varlık kıvamıdır; salt bir bilme hali değildir.
Bu varlık hali, insanın tabiatının içeriden gelişmesidir; tabiatımızda kötü olan her ne varsa dışarı atıldığı yahut bastırıldığı, iyi olana da serbestçe faaliyet imkânı tanındığı bir sürecin neticesidir. Bu netice, yardımsız kalan tabii insan için pek erişilir olmadığından ve ilahi kudretin iş birliğini gerektirdiğinden, ona Tanrı'nın Armağanı denilir. İnsan, telaşsız ve şiddetsiz, tabii ve yerinde bir süreçle, aklın ve iradenin ahenkli işleyişi vasıtasıyla kendi kendisiyle birliğe getirildiğinde, tüm tabiatın kemali olan o aşkın Birlik'i kavramanın eşiğine gelmiş olur.
Hakiki simyacılar ne dünyevi servetin ne de şanın peşindeydiler; gerçek gayeleri insanın kemale ermesiydi.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Arthur Edward Waite (1857-1942), Altın Şafak geleneğine mensup İngiliz mistik ve okült yazarıdır. 1888 tarihli bu erken dönem eseri, simya üstatlarının hayatlarını derlerken simyanın gerçekte madensel bir sanat mı yoksa manevi bir dönüşüm disiplini mi olduğu tartışmasına da girer. Aktarılan bölüm, Mary Anne Atwood ve Ethan Allen Hitchcock'un öncülük ettiği aşkın simya kuramını yansıtır; bu görüşe göre "Büyük Eser", kurşunun altına değil, insanın ilahi olana çevrilmesinin simgesel anlatımıdır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Lives of alchemystical philosophers. Based on materials collected in 1815 and supplemented by recent researches
- Neşir
- London: George Redway, York Street, Covent Garden, 1888
- Konum
- Giriş Denemesi (Introductory Essay), s. 11 (kitap sayfası 15)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
