Simyacıların Gerçek Amacı: İnsanın Kemale Ermesi
Hermes Trismegistus'a atfedilen "Tractatus Aureus" (Altın Risale) başlık sayfası, William Salmon'ın "Medicina practica" derlemesinden, 1692.
Simya

Simyacıların Gerçek Amacı: İnsanın Kemale Ermesi

Arthur Edward Waite· 1888· Özgün: İngilizce· Source Library
SimyaTürkçe çeviriAçık erişim

Arthur Edward Waite'in "Simyacı Filozofların Hayatları" adlı eserinden bu bölüm, simyanın gizli gayesine dair aşkın kuramı ele alır. Metin, gerçek üstatların peşinde koştuğu şeyin bayağı madenlerden altın imali değil, bizzat insanın kemale ermesi olduğunu savunan Hitchcock'un görüşlerini aktarır. Burada Büyük Eser, ruhun ilahi tabiatla birliğe kavuştuğu manevi bir dönüşüm olarak resmedilir.

Türkçe çeviri · Çeviren Şira Nur Uysal

Bütün çağlardan ve bütün milletlerden yazarlardan derlediği etkileyici bir dizi kelimesi kelimesine alıntıyı sıralayan Hitchcock, her hakiki üstadın gizli konusunun bir tek şey olduğunu göstermeye girişir; o da üç-birlik olan İNSAN'dır. Onun ileri sürdüğüne göre gaye de birdir, yani insanın ıslahıdır; yöntem de bir olmaktan geri kalmaz: tabiatın kendi mektebinde sanat eliyle yönlendirilmesi ve ona uygun biçimde hareket etmesidir. Zira sanat, insan aracılığıyla iş gören tabiattan başka bir şey değildir.

Onun deyişiyle hakiki simyacılar ne dünyevi servetin ne de şanın peşindeydiler. Gerçek gayeleri insanın kemale ermesi, hiç değilse ıslahıydı. Bu kuram uyarınca böyle bir kemal, belli bir birlikte yatar: insan tabiatının ilahi tabiatla birliğinin diri bir idrakinde. Buna erişmeyi, dinde yeniden doğuş diye bilinen tecrübeye benzetmekten daha uygun bir teşbih bulamıyorum. Arzu edilen kemal yahut birlik, ruhun bir hali, bir varlık kıvamıdır; salt bir bilme hali değildir.

Bu varlık hali, insanın tabiatının içeriden gelişmesidir; tabiatımızda kötü olan her ne varsa dışarı atıldığı yahut bastırıldığı, iyi olana da serbestçe faaliyet imkânı tanındığı bir sürecin neticesidir. Bu netice, yardımsız kalan tabii insan için pek erişilir olmadığından ve ilahi kudretin iş birliğini gerektirdiğinden, ona Tanrı'nın Armağanı denilir. İnsan, telaşsız ve şiddetsiz, tabii ve yerinde bir süreçle, aklın ve iradenin ahenkli işleyişi vasıtasıyla kendi kendisiyle birliğe getirildiğinde, tüm tabiatın kemali olan o aşkın Birlik'i kavramanın eşiğine gelmiş olur.

Hakiki simyacılar ne dünyevi servetin ne de şanın peşindeydiler; gerçek gayeleri insanın kemale ermesiydi.
Özgün metin (İngilizce)
...quotations from writers of all ages and all nationalities, he undertakes to demonstrate that the concealed subject of every true adept is one only—namely, MAN, the three-in-one. He argues that "the object is also one, namely, his improvement, while the method itself is no less one: nature directed by art in the school of nature, and acting in conformity with it; for the art is nothing but 'nature acting through man.'" Again, he states, "the genuine alchemists were not in pursuit of worldly wealth or honors. Their real object was the perfection, or, at least, the improvement of man. According to this theory, such perfection lies in a certain unity—a living sense of the unity of human nature with divine nature. The attainment of this I can liken to nothing so well as to the experience known in religion as the NEW BIRTH. The desired perfection, or unity, is a state of the soul, a condition of Being, and not a mere condition of KNOWING. This condition of Being is a development of the nature of man from within; it is the result of a process by which whatever is evil in our nature is cast out or suppressed, under the name of 'superfluities,' and the good is thereby allowed opportunities for free activity. As this result is scarcely accessible to the unassisted natural man, and requires the cooperation of divine power, it is called the Gift of God." When the individual man—by a natural and appropriate process, devoid of haste or violence—is brought into unity with himself through the harmonious action of intelligence and will, he is on the threshold of comprehending that transcendent Unity which is the perfection of the totality of Nature.

Bu metin neden önemli

Arthur Edward Waite (1857-1942), Altın Şafak geleneğine mensup İngiliz mistik ve okült yazarıdır. 1888 tarihli bu erken dönem eseri, simya üstatlarının hayatlarını derlerken simyanın gerçekte madensel bir sanat mı yoksa manevi bir dönüşüm disiplini mi olduğu tartışmasına da girer. Aktarılan bölüm, Mary Anne Atwood ve Ethan Allen Hitchcock'un öncülük ettiği aşkın simya kuramını yansıtır; bu görüşe göre "Büyük Eser", kurşunun altına değil, insanın ilahi olana çevrilmesinin simgesel anlatımıdır.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Künye
Kaynak eser
Lives of alchemystical philosophers. Based on materials collected in 1815 and supplemented by recent researches
Neşir
London: George Redway, York Street, Covent Garden, 1888
Konum
Giriş Denemesi (Introductory Essay), s. 11 (kitap sayfası 15)
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin). Kullanım & lisans →
← Kütüphaneye dön