Bilme Arzusu: İnsana Ekilmiş İlk Tohum
Magia Adamica, or The Antiquitie of Magic — dijital nüshadan özgün bir sayfa (Source Library).

Bilme Arzusu: İnsana Ekilmiş İlk Tohum

Thomas Vaughan (Eugenius Philalethes)· 1650 (bu baskı 1749)· Özgün: İngilizce· Source Library· ~1 dk okuma
Sayfaları gör ↓

Thomas Vaughan, on yedinci yüzyıl İngiliz simyacısı ve Hermetik düşünürü, "Magia Adamica, yahut Büyünün Kadimliği" adlı eserinde büyüyü seküler bir hüner değil, doğrudan tanrısal olana kök salmış kadim ve meşru bir bilgi olarak savunur. Okuyucuya seslendiği bu bölümde, insanı bütün bilme çabasının kaynağına götürür: Tanrı insanı yarattığında ona her şeyi bilebilecek bir kapasiteyle birlikte, bu kapasitenin boşa gitmemesi için ateşli bir bilme arzusu da ekmiştir. Vaughan bu iddiasını soyut bir teolojiyle değil, henüz konuşmayı bile bilmeyen küçük çocukların merakıyla kanıtlar. Böylece büyü, ona göre, doğanın gizli düzenini kavrama yönündeki bu doğuştan gelen özlemin en eski ve en asil biçiminden başka bir şey değildir.

Türkçe çeviri (önizleme) · Çeviren Şira Nur Uysal

Tanrı insanı ilk yarattığında, ona her şeyi bilebilecek bir kudretle donatılmış bir ruh ekti; bu kudret âtıl kalmasın diye de yanına en yakıcı bilme arzusunu kattı. Bu hakikat, insan soyunun bütün nesillerinde apaçık görünür. Zira küçük çocuklar, daha konuşmasını dahi bilmezken, kendilerine yabancı gelen her şeye gözlerini diker; onu ellerine geçirene dek ağlar ve huzur bulmazlar, ki dokunup baksınlar, kendi kapasiteleri ölçüsünce onun ne olduğunu bir nebze bilebilsinler.

Cahil bir dadı, bütün bunları yaptıklarını gördükleri şeyle oynama arzusuna verecektir. Oysa çocukların kendileri bize bunun tam tersini söyler. Çünkü bebeklik çağını geçip dili kullanmaya başladıklarında, karşılarına yeni bir şey çıkınca onunla oynamak istemezler; size onun ne olduğunu sorarlar, zira bilmek isterler. İşte bu bilme arzusu onlarla birlikte doğar ve doğalarının en iyi, en esrarengiz yanıdır.

Özgün metin (İngilizce)
God, when he first made man, planted in him a spirit of such capacity that he might know all, adding thereto a most fervent desire to know, lest that capacity should be useless. This truth is evident in the posterity of man: for little children, before ever they can speak, will stare upon anything that is strange to them; they will cry and are restless until they get it into their hands, that they may feel it and look upon it, that they may know what it is in some degree and according to their capacity. Now, some ignorant nurse will think they do all this out of a desire to play with what they see, but they themselves tell us the contrary. For when they are past being infants and begin to make use of language, if any new thing appears, they will not desire to play with it, but they will ask you what it is, for they desire to know. Now, this desire to know is born with them, and it is the best, and most mysterious part of their nature.

Bu metin neden önemli

Vaughan bu satırlarda, kendi çağının üniversitelerinde hüküm süren Aristocu skolastik mantığa karşı sessiz bir dava açar. Ona göre bilgi, kısır bir muhakemeyle değil, Tanrı'nın insan doğasına baştan yerleştirdiği doğal bir açlıkla peşinden koşulan bir şeydir. Çocuğun bir şeyi görmekle yetinmeyip elleyip tadına bakması, insanın hakikati birden çok duyuyla, bütün varlığıyla sınama itkisinin masum bir resmidir. Büyü ve simya, Vaughan'ın gözünde işte bu itkinin en kadim, en soylu meyvesidir: Yasak bir hüner değil, yaratılışla birlikte verilmiş bilme çağrısının doğaya doğru uzanışı.

Eser hakkında

Eugenius Philalethes müstear ismiyle de tanınan Thomas Vaughan, on yedinci yüzyıl İngiltere’sinde doğa felsefesi, simya ve teolojinin iç içe geçtiği bir düşünce ikliminde yazmıştır. Hermetik geleneğe ve erken modern dönemin gizli ilimler külliyatına derinden bağlı olan yazar, dönemin hakim akli kalıplarına karşı çıkarak doğanın ruhani ilkelerle anlaşılabileceğini savunmuştur. Vaughan, iç savaş ve felsefi dönüşümlerin sarsıntısını yaşayan İngiltere’de, maddi âlemi yaratan ilahi kudret ile insanın anlama yetisi arasındaki bağı araştırmayı ömrünün merkezine koymuş, eserleriyle çağının dikkat çeken simyacıları arasında yer almıştır.

Yazarın 1650 yılında yayımlanan Magia Adamica yahut Büyünün Kadimliği adlı eseri, büyüyü sapkın veya karanlık bir uğraş olarak gören genel kabule karşı kaleme alınmış kapsamlı bir savunmadır. Vaughan, eserin bütününde büyünün ve simyanın köklerini doğrudan ilk insanın yaratılışına ve Adem’e bahşedilen saf kavrayışa dayandırır. Ona göre hakiki büyü, doğanın gizli yapısını, yaratılışın ilkelerini ve Tanrı’nın evrendeki izlerini keşfetme çabasıdır. Bu çerçevede metin, hem kuramsal bir yaratılış okuması sunmakta hem de dönemin sekülerleşen doğa tasavvuruna karşı ilahi temelli bir felsefi çerçeve önermektedir.

Eserin "Okuyucuya" hitap eden giriş kısmından alınan bu pasaj, Vaughan’ın büyük iddiasını kurduğu epistemolojik temeli açıkça gözler önüne serer. Yazar, bilme tutkusunu dışsal bir zorunluluk değil, yaradılıştan gelen fıtri bir itki olarak tanımlamak için çocukların masum merakını delil gösterir. Günümüz okuru, bu metne yalnızca tarihi bir simya savunusu olarak değil, aynı zamanda erken modern dönemde insanın anlama arzusunun kutsal bir emanet şeklinde nasıl temellendirildiğini gösteren özgün bir insan doğası tahlili olarak da yaklaşabilir.

Bu eser Simya Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Magia Adamica, or The Antiquitie of Magic
Neşir
1749 baskısı (eserin ilk yayımı 1650)
Konum
To the Reader (Okuyucuya) bölümü, sayfa 40-41
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Bilme Arzusu: İnsana Ekilmiş İlk Tohum. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/vaughan-magia-adamica-bilme-arzusu
Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

← Kütüphaneye dön