Yaşlı Plinius, Doğal Tarih adlı ansiklopedik eserinin ikinci kitabına evreni bir bütün olarak temaşa ederek başlar. Ona göre gök kubbenin altında toplanan her şey kutsal, ebedî ve sınırsızdır; kendi içinde her şeyi kucaklayan, doğanın hem eseri hem de kendisi olan bir varlıktır. İnsan aklının bunun ötesini ölçmeye kalkışması bir çılgınlıktır. Aşağıdaki pasaj, evrenin kutsallığından yetkin küre biçimine ve göklerin işitilmeyen ahengine uzanan bu kozmolojik tefekkürün özünü taşır.
Dünyayı ve başka türlü gökler diye adlandırdığımız o her ne ise onu, kemeriyle bütün varlıkları içine alan o kubbeyi, bir tanrısallık olarak; ebedî, sınırsız, hiçbir zaman yaratılmamış ve hiçbir zaman yok oluşa tabi olmayan bir varlık olarak tasavvur etmeliyiz. Onun ötesinde ne bulunduğunu sorgulamak insanın haddi değildir; insan zihni bu konuda hiçbir tahminde de bulunamaz. O kutsaldır, ebedîdir ve sınırsızdır; her şeyde her şeydir; gerçekte her şeyi kendi içinde barındırır. Sonludur ama sonsuz olana benzer. Her şeyin en kesini olduğu hâlde belirsiz olana benzer. Dışında ve içinde her şeyi kendinde kucaklar. O doğanın eseridir ve bizzat doğanın kendisidir.
Kimilerinin yaptığı gibi zihni evreni ölçme çabalarıyla yormak ve bu çabaları yayımlamak bir çılgınlıktır. Sayısız başka dünya bulunduğunu, öyleyse bunca başka doğaya inanmamız gerektiğini ileri sürmek de öyle. Sanki bu araştırmanın her adımında aynı soru yeniden karşımıza çıkmayacakmış gibi. Oysa doğaya, her şeyin biçim vericisine yakıştırdığımız bu sonsuzluk, tek bir oluşumda çok daha kolay kavranabilir.
Evrenin yetkin bir küre biçiminde olduğunu, ona öteden beri verilen addan ve sayısız doğal delilden öğreniriz. Zira bu türden bir şekil her yerde kendi içine döner ve kendini taşır; hiçbir düzeltmeye ihtiyaç duymaz, hiçbir parçasında ne bir son ne bir başlangıç sezilir. Güneşin doğuşu ve batışı, bu kürenin yirmi dört saatlik bir süre içinde, ebedî ve hiç durmayan bir devir hâlinde, inanılmaz bir hızla döndürüldüğünü açıkça kanıtlar.
Bu denli büyük bir kütlenin dönüşünden doğan sesin işitme sınırlarımızın çok ötesinde olup olmadığını söyleyemem. Aynı anda taşınan ve yörüngelerinde dönen bunca yıldızın çınlaması, akıl almaz tatlılıkta hoş bir ahenk meydana getiriyor olabilir. Bize, yani içeride bulunanlara ise evren gece gündüz sessizce süzülüp gidiyormuş gibi görünür.
O kutsaldır, ebedîdir ve sınırsızdır; her şeyde her şeydir. O doğanın eseridir ve bizzat doğanın kendisidir.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Yaşlı Plinius (MS 23-79), Vezüv Yanardağı patlaması sırasında hayatını kaybeden Romalı devlet adamı ve doğa bilginidir. Otuz yedi kitaptan oluşan Doğal Tarih (Naturalis Historia), Antik Çağ'dan bize kalan en kapsamlı ansiklopedidir ve Batı düşüncesinde bin yıldan fazla süre bilginin başlıca kaynağı olmuştur. Eserin İkinci Kitabı bütünüyle kozmolojiye ve gökbilime ayrılmıştır: burada Plinius evreni sonlu mu sonsuz mu, tek mi çok mu olduğunu tartışır; onun küresel biçimini, dönüşünü, Pisagorcu kürelerin ahengini, yıldızları, gezegenleri ve tutulmaları ele alır. Bu açılış pasajı, evreni ölçülemez ve kutsal bir bütün olarak gören Stoacı görüşü yansıtır; kosmos (düzenli süs) ile mundus (kusursuz zarafet) sözcüklerinin altında yatan kadim sezgiyi taşır. Kutsala Dönüş'ün merkez ekseni ve kozmik düzen temaları için, bu metin göğü yalnızca fiziksel değil kutsal bir yapı olarak okuyan kadim bakışın en berrak kaynaklarından biridir.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- The Natural History of Pliny, Vol. 1 (Naturalis Historia, Kitap II) — çev. John Bostock ve H. T. Riley
- Neşir
- Londra: Henry G. Bohn, 1855 (Bohn's Classical Library)
- Konum
- Kitap II, Bölüm 1-3 (Evrenin, unsurların ve göksel cisimlerin açıklaması), s. 44-48
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
