Samoslu Melissos, Zenon'un çağdaşı ve Parmenides'in öğrencisi, Eleatik Okul'un varlık öğretisini en sistematik biçimde savunan düşünürdür: varlık üretilmemiştir, yok edilmez, sonsuzdur, birdir ve hareketsizdir. Aşağıdaki bölüm, Simplikios'un aktardığı fragmanları ve Aristoteles'in eleştirisini bir araya getirir.
Hayatı
Samoslu (Sisamlı) Melissos, Ithagenes'in oğludur, biraz daha genç olmakla birlikte Zenon'un çağdaşıdır. Parmenides'in onun öğretmeni olduğu söylenir, Herakleitos ile de tanışmış olması mümkündür. Diogenes Laertios'a göre saygın bir devlet adamıydı ve Atinalılara karşı kazanılan zaferde Samos filosuna komuta ettiğine dair sağlam kanıtlar (Aristoteles'ten aktaran Plutarkhos) mevcuttur. Sonraki yazarların çeşitli başlıklar altında atıfta bulunduğu bir kitap yazmıştır.
Fragmanlar
1. Eğer hiçbir şey yoksa, bundan sanki bir şey varmış gibi nasıl söz edilebilir? Ve eğer bir şey varsa, ya varlığa gelmiştir ya da her zaman vardı. Eğer varlığa geldiyse, ya varolandan (to on) ya da varolmayandan gelmiştir, fakat böyle bir şeyin varolmayandan gelmesi imkansızdır (çünkü varolan başka hiçbir şey ondan gelemezdi, kaldı ki saf varolan gelebilsin), varolandan da gelmiş olamaz, çünkü bu durumda zaten var olurdu ve varlığa gelmiş olmazdı. O halde varolan meydana gelmemiştir, varolan her zaman vardır ve yok olmayacaktır. Çünkü varolan varolmayana dönüşemez (bu da fizikçiler tarafından kabul edilir), varolana da dönüşemez, çünkü o takdirde olduğu gibi kalır ve yok olmaz. Buna göre varolan meydana gelmemiştir ve yok olmayacaktır, dolayısıyla her zaman vardı ve her zaman var olacaktır.
2. Varlığa gelen her şeyin bir başlangıcı varken, varlığa gelmeyenin bir başlangıcı yoktur ve varlığa gelmemiş olan varolanın bir başlangıcı olmayacaktır. Dahası, yok olanın bir sonu vardır, fakat bir şey yok oluşa tabi değilse sonu da yoktur, başlangıcı ve sonu olmayan ise elbette apeiron (sınırsız) olandır, dolayısıyla varolan sınırsızdır.
3. Ve eğer sınırsız ise tektir, çünkü varolan iki olsaydı, her iki parça da sınırsız olamazdı, aksine her biri diğeri tarafından sınırlandırılırdı. Fakat varolan sınırsızdır, birden fazla varolan olamaz, buna göre varolan tektir.
4. Dahası, varolan tek ise hareket etmez, çünkü tek olan her zaman kendi benzeridir ve kendi benzeri olan ne yok olabilir, ne büyüyebilir, ne düzenini değiştirebilir, ne acı çekebilir, ne de sıkıntı duyabilir. Bunlardan herhangi birini yaşasaydı tek olmazdı, çünkü herhangi bir hareketle hareket eden şey, bir şeyi başka bir şeye dönüştürür, oysa varolandan başka hiçbir şey yoktur, dolayısıyla bu hareket etmeyecektir.
5. Başka bir argüman çizgisi izlenecek olursa, varolandan yoksun hiçbir boşluk yoktur, çünkü boşluk hiçliktir, hiç olan şey ise var olamaz, o halde varolan hareket etmez, eğer boşluk yoksa onun bir yere gitmesi imkansızdır. Kendi içine büzülmesi de mümkün değildir, çünkü bu durumda farklı yoğunluk dereceleri ortaya çıkardı ve bu imkansızdır, çünkü seyrek olanın yoğun olan kadar dolu olması imkansızdır, seyrek olan yoğun olandan daha boştur ve boşluk diye bir şey yoktur. Varolanın dolu olup olmadığına, başka bir şeyi kabul etme kapasitesine göre karar vermek gerekir, eğer hiçbir şeyi kabul etmiyorsa doludur, eğer bir şeyi kabul ediyorsa dolu değildir. Şimdi eğer boşluk yoksa, zorunlu olarak dolu olmalıdır, eğer durum buysa hareket etmez, cisimler için söylediğimiz gibi zaten dolu olan bir uzayda hareket etmesi imkansız olduğu için değil, tüm varolan varolana doğru hareket edemeyeceği (çünkü kendisinden başka bir şey yoktur) ve varolan varolmayana doğru da hareket edemeyeceği için, çünkü varolmayan mevcut değildir.
Doksograflarda
Simplikios şöyle aktarır,
Şimdi birkaç satır yukarıda karşılaştığımız Melissos'un argümanına göz atalım. Melissos, fizikçilerin oluş ve bozuluş hakkındaki ilkelerini kullanarak kitabına şöyle başlar, [okunamadı]
Hayatı ve Öğretisi
Melissos, başlangıca dair sıkça yaptığı atıflarda, bu kelimeyi meydana gelen şeylere uygulanan zamansal bir başlangıç anlamında değil, toplu halde değişmekte olan şeylere uygulanmayan mantıksal bir başlangıç anlamında kullandığı için de eleştirilir. Aristoteles’ten önce, ezeli ve ebedi olan da dahil olmak üzere tüm maddenin sınırlı olması nedeniyle sınırlı bir kapasiteye sahip olduğunu, kendi içinde her zaman zamanın sonunda yer aldığını ve geçip giden şeyin sürekli hareket eden başlangıcı yüzünden her zaman başlangıçta bulunup ezeli ve ebedi kaldığını açıkça görmüş görünmektedir, öyle ki niceliksel olarak başlangıcı ve sonu olan şey, zamansal olarak da başlangıca ve sona sahiptir ve bunun tersi de geçerlidir, çünkü zamansal olarak başlangıcı ve sonu olan şey eşzamanlı olarak her şey değildir. Bu yüzden kanıtını zamansal başlangıç ve son üzerine kurar. Buna göre, her şey olmayan, yani eşzamanlı olarak bütün olmayan şeyin başlangıçsız veya sonsuz olmadığını söyler, varlıklarında bölünemez ve sınırsız (apeiron) olan şeyler için geçerli olan, saf varlık için hayli hayli geçerlidir ve tüm bunlar varolan (to on) için de geçerlidir. Melissos bunu şöyle ifade eder,
Fragmanlar
7. Mademki meydana gelmedi ama vardı, her zaman vardı ve her zaman var olacaktır, ne bir başlangıcı vardır ne de sonu, aksine sınırsızdır. Çünkü eğer meydana gelmiş olsaydı bir başlangıcı olurdu (çünkü bir zamanlar meydana gelmiş olanın bir başlangıcı olurdu) ve bir sonu olurdu (çünkü bir zamanlar meydana gelmiş olanın bir sonu olurdu), eğer ne bir başlangıcı olduysa ne de bir son bulduysa, her zaman vardı ve her zaman var olacaktır, başlangıcı veya sonu yoktur, fakat bütün olmayan bir şeyin her zaman var olması imkansızdır.
8. Fakat her zaman var olduğu gibi, büyüklük bakımından da her zaman sınırsız olması gerekir.
15. Eğer varolan ayrılırsa hareket eder, hareket eden şey ise eşzamanlı olarak var olamaz.
16. Eğer varolan varsa bir olmalıdır, bir olunca da kendisinin bir bedene sahip olmaması gerekir, eğer bir kalınlığı olsaydı parçaları olurdu ve artık bir birlik olamazdı.
9. Başlangıcı ve sonu olan hiçbir şey ne ezeli ve ebedidir ne de sınırsızdır.
10. Eğer bir olmasaydı, başka bir şey tarafından sınırlandırılırdı.
11. Öyleyse bütün, ezeli ve ebedidir, sınırsızdır ve türdeştir, ne yok olabilir ne daha büyük hale gelebilir ne düzeni değişebilir ne de acı veya ıstırap çekebilir.
Eğer bunlardan herhangi birini yaşasaydı artık bir olamazdı, çünkü eğer farklılaşırsa, varolanın türdeş olmaması gerekir, aksine daha önce var olanın yok olması ve var olmayanın meydana gelmesi gerekir. Eğer bütün, on bin yılda tek bir saç teli kadar bile farklılaşsaydı, zamanın bütünü içinde yok olurdu.
12. Düzeninin değişmesi de imkansızdır, çünkü daha önce var olan düzen yok olmaz, var olmayan bir başkası da meydana gelmez, ona hiçbir şey eklenmediğine, ondan hiçbir şey eksilmediğine veya farklılaştırılmadığına göre, varolan şeylerden herhangi biri düzenini nasıl değiştirebilir? Fakat eğer herhangi bir şey farklılaşsaydı, düzeni zaten değişmiş olurdu.
13. Acı da çekmez, çünkü bütün acı çekemez, acı çeken bir şeyin her zaman var olması imkansızdır, sağlıklı olanın gücüne eşit bir güce de sahip olamaz. Acı çekseydi türdeş olamazdı, herhangi bir şey eklendiğinde veya eksildiğinde acı çekerdi ve artık türdeş kalmazdı. Sağlıklı olan da bir acı sızısı çekemezdi, çünkü hem sağlıklı olan hem de varolan yok olur, varolmayan ise meydana gelirdi. Acı için geçerli olan aynı akıl yürütme, ıstırap için de geçerlidir.
14. Hiçbir boşluk da yoktur, çünkü boşluk hiçliktir ve hiç olan şey var olamaz. Hareket de etmez, çünkü gidecek hiçbir yeri yoktur, zira doludur, çünkü eğer bir boşluk olsaydı boşluğa gidebilirdi, fakat boşluk olmadığı için gidecek yeri yoktur. Seyrek ve yoğun olamaz, çünkü seyreğin yoğun kadar dolu olması mümkün değildir, aksine seyrek zaten yoğuna göre daha boştur.
Dolu olan ile dolu olmayanın ölçütü şudur, eğer bir şeye yer açıyorsa veya içine bir şeyi kabul ediyorsa dolu değildir, eğer hiçbir şeye yer açmıyor veya içine hiçbir şeyi kabul etmiyorsa doludur. Eğer boşluk yoksa dolu olmalıdır, eğer doluysa hareket etmez.
6. Var olan ne ise, her zaman vardı ve her zaman var olacaktır, çünkü eğer meydana gelmiş olsaydı, meydana gelmeden önce zorunlu olarak hiçbir şey olurdu. Eğer şimdi var olan hiçbir şey olmasaydı, hiçbir şey hiçbir zaman hiçlikten meydana gelemezdi.
17. Bu argüman, varolanın yalnızca bir olduğunun en güçlü kanıtıdır. Kanıtlar da şöyledir, çünkü eğer şeylerin çokluğu var olsaydı, bu şeylerin tam da bir için söylediğim gibi olması gerekirdi. Çünkü eğer toprak varsa, su, hava, demir, altın, ateş, canlı ve ölü, siyah ve beyaz ve insanların gerçek olduğunu söylediği diğer her şey, eğer bu şeyler varsa ve biz onları doğru görüp duyuyorsak, her bir şeyin ilk belirlediğimiz gibi olması gerekir, yani [okunamadı]
Doksograflarda
Simplikios şöyle aktarır, Melissos başlangıcı ve sonu olan şeyin ne ezeli ve ebedi ne de sınırsız olduğunu söyler.
Aetios şöyle aktarır, Melissos varolanın sınırsız olduğunu belirtir.
Diogenes Laertios şöyle aktarır, Melissos evrenin sınırsız, değişmez ve hareketsiz olduğunu, bir olduğunu, kendi kendine benzer ve dolu olduğunu savunur, hareketin olmadığını, çünkü boşluk olmadığını söyler.
Aristokles, Eusebios aracılığıyla şöyle aktarır, Melissos varolanın bir ve hareketsiz olduğunu kanıtlamaya çalışır.
Hayatı
Melissos, Ithagenes'in oğlu Samoslu Melissos, her şeyin türce bir olduğunu ama hiçbir şeyin doğasında sabit olmadığını, çünkü tüm şeylerin potansiyel olarak yok edilebilir olduğunu söyledi. Miletoslu Melissos, Ithagenes'in oğlu, onun yoldaşı oldu ama kendisine aktarılan öğretiyi saf haliyle korumadı. Çünkü sınırsız olana dair, görünen şeylerin dünyasının sınırlı olduğunu söyledi.
Fragmanlar
8. Karakterini değiştirmemeli veya farklılaşmamalı, aksine her şey her ne ise her zaman o olarak kalmalıdır. Şimdi bizler doğru şekilde gördüğümüzü, duyduğumuzu ve anladığımızı söylüyoruz, oysa bize sıcağın soğuk, soğuğun sıcak olduğu, sertin yumuşak, yumuşağın sert olduğu, canlı varlığın öldüğü ve yaşamın canlı olmayandan geldiği görünür, tüm bu şeylerin farklılaştığı ve şu an ne iseler geçmişte oldukları gibi olmadıkları görünür. Dokunulduğunda sert olan demirin [okunamadı] sıvılaşarak eriyip gittiği görünür, altının, kayanın ve güçlü görünen diğer her şeyin de böyle olduğu görünür, öyle ki buradan to on (varolan) olan şeyleri görmediğimiz veya bilmediğimiz sonucuna varırız. Toprak ve kaya da sudan meydana gelir. O halde bu şeyler birbiriyle uyum içinde değildir. Birçok şeyin ezeli-ebedi olduğunu, biçimleri ve güçleri bulunduğunu söylemiş olsak da, her görüldüklerinde hepsinin farklılaştığı ve karakterlerini değiştirdiği görünür. Besbelli ki doğru şekilde görmüyoruz, çokluk görünüşü de doğru değildir, çünkü eğer gerçek olsalardı karakterlerini değiştirmezler, her şey nasıl göründüyse öyle kalırdı, çünkü gerçek olandan daha soylu hiçbir şey yoktur. Ama eğer karakterlerini değiştiriyorlarsa, varlık yok olur ve varolmayan meydana gelir. O halde eğer bir şeyler çokluğu varsa, bunların da tıpkı bir olan gibi olması gerekir.
Doksograflarda
Aristoteles şöyle aktarır, Hem Melissos hem de Parmenides yanıltıcı argümanlar sunarlar, yanlış varsayımlarda bulunurlar ve akıl yürütmeleri mantıklı değildir, ama Melissos'un argümanı daha usandırıcıdır, çünkü hiçbir problem ortaya koymaz, sadece bir kez tuhaf bir şey kabul edildiğinde diğerleri onu takip eder ve bunda hiçbir zorluk yoktur. Melissos'un akıl yürütmesindeki hata açıktır, çünkü meydana gelmiş olan her şeyin bir başlangıcı olduğunu düşünerek, meydana gelmemiş olanın bir başlangıcı olmadığını varsayabileceğine inanır. Zaman hariç her şeyin bir başlangıcı olduğunu, zamanın ise olmadığını, yalın varoluşun bir başlangıcı olmayıp yalnızca değişimin başladığını, sanki bir bütün olarak değişim meydana gelmemiş gibi düşünmesi tuhaftır. Bütün bir birlik olsa bile, neden hareket etmesin? Neden bütün, tıpkı kendi içinde bir birlik olan parçası, yani suyun kendi içinde hareket etmesi gibi hareket etmesin? O halde neden değişim olmasın? Varlığın biçimce bir olması mümkün değildir, yalnızca arkhe (ilk ilke) bakımından bir olabilir.
Aristoteles şöyle aktarır, Aynı durum kıyaslar için de geçerlidir, örneğin Melissos'un bütünün sonsuz olduğuna dair argümanında olduğu gibi, burada bütünün meydana gelmediğini (çünkü varolmayandan hiçbir şey meydana gelmez) ve meydana gelenin bir başlangıçtan meydana geldiğini varsayar. Eğer bütün meydana gelmediyse bir başlangıcı yoktur, dolayısıyla sonsuzdur. Buna razı olmak gerekli değildir, çünkü meydana gelen her şeyin bir başlangıcı olsa bile, bir başlangıcı olan her şeyin meydana gelmiş olduğu sonucu çıkmaz, tıpkı ateşi olan bir insanın sıcak olması ama sıcak olan her insanın ateşinin olmaması gibi.
Aristoteles şöyle aktarır, Veya yine, Melissos'un argümanında meydana gelme ile bir başlangıcı olmanın aynı şey olduğunu veya eşit olanlardan meydana gelenin aynı büyüklükte olduğunu varsayması gibi. Meydana gelenin bir başlangıcı olduğu ve bir başlangıcı olanın meydana geldiği yönündeki iki ifadeyi eşdeğer sayar, öyle ki meydana gelen ile sınırlı olan, her ikisinin de bir başlangıcı olması bakımından aynıdır. Meydana gelenin bir başlangıcı olduğu için, bir başlangıcı olanın meydana geldiğini postula eder, sanki hem meydana gelen hem de sınırlı olan, bir başlangıcı olma bakımından aynıymış gibi.
Epiphanios şöyle aktarır, Ithagenes'in oğlu Samoslu Melissos, bütünün türce bir olduğunu ama hiçbir şeyin doğasında sabit olmadığını, çünkü tüm şeylerin potansiyel olarak yok edilebilir olduğunu söyledi.
Aetios şöyle aktarır, Ithagenes'in oğlu Miletoslu Melissos onun yoldaşı oldu ama kendisine aktarılan öğretiyi saf haliyle korumadı. Çünkü apeiron (sınırsız) olana dair, görünen şeylerin dünyasının sınırlı olduğunu söyledi.
Aetios şöyle aktarır, Melissos ve Zeno, bir olanın evrensel olduğunu, tek başına, ezeli-ebedi ve sınırsız olarak varolduğunu söylerler. Bu birlik zorunluluktur, oluştuğu madde dört elementtir ve biçimler sevgi ile çatışmadır. Elementleri tanrılar, onların karışımını ise dünya olarak adlandırır. Tekdüze olan çözülecektir. Psykhe (ruh) olanların tanrısal olduğunu ve bu şeyleri saf bir şekilde paylaşan saf insanların tanrısal olduğunu düşünür.
Aetios şöyle aktarır, Melissos ve diğerleri meydana gelişi ve yok oluşu reddederler, çünkü bütünün devinimsiz olduğunu düşünürler.
Aetios şöyle aktarır, Melissos ve diğerleri, Dünya meydana gelmemiştir, yok edilemez, ezeli-ebedidir.
Bu metin neden önemli
Melissos'un (M.Ö. 440 civarı, aynı zamanda Samos donanmasının komutanı) argümanları, Parmenides'in varlık öğretisini mantıksal sonuçlarına taşır ve Zenon'un paradokslarıyla aynı Eleatik geleneğin üçüncü büyük sesini oluşturur. Aristoteles'in onu “yorucu ama sorunsuz” bulan eleştirisi, mantık tarihinde erken bir biçimsel akıl yürütme analizi örneğidir.
Bu eser Neoplatonizm Koleksiyonu'nun parçasıdır →
- Kaynak eser
- The First Philosophers of Greece, der. Arthur Fairbanks, Londra: K. Paul, Trench, Trübner & Co., 1898, Sayfa 120-131, “VIII. Eleatik Okul: Melissos” bölümü (biyografi, fragmanlar, Aristoteles'in eleştirisi, doksografi)
- Neşir
- Cornell University Library nüshası, 1898; İngilizce çeviri Arthur Fairbanks
- Konum
- VIII. Melissos bölümünün tamamı — biyografi, fragmanlar ve doksografik tanıklıklar
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Internet Archive
Uysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Melissos: Varlığın Sonsuzluğu ve Değişmezliği. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/melissos-varlik-sonsuzlugu@misc{kk_melissos_varlik,
author = {Uysal, Şira Nur},
title = {{Melissos: Varlığın Sonsuzluğu ve Değişmezliği}},
year = {2026},
publisher = {Kadim Kütüphane},
url = {https://kadimkutuphane.com/melissos-varlik-sonsuzlugu},
note = {Türkçe çeviri, özgün eser: Elealı Melissos; Arthur Fairbanks (der. ve çev.)},
}Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
