Marcus Manilius, İmparator Augustus ve Tiberius çağında yaşamış Romalı bir şairdir. Latince yazılmış ilk büyük astroloji şiiri olan Astronomica, evreni tek bir yaşayan beden olarak tasavvur eder. Bu bedenin bütün uzuvları ilahi bir ruhun sessiz aklıyla birbirine bağlanmıştır. Aşağıdaki pasaj, Birinci Kitap'ta yer alan ve kozmik sempati düşüncesinin en berrak ifadesini veren bölümdür. Manilius burada denizin, karanın, havanın ve ateşin bir tanrı tarafından karşılıklı ahitlerle birbirine kenetlendiğini, kaderin bütün akıl yürütmesinin de göğü kuşatan burçlardan çıkarıldığını anlatır.
Deniz her ikisini de dalgalarıyla hem ayırır hem birbirine bağlar. Uçsuz bucaksız dünyanın gövdesiyle kurulmuş olan bu eseri, doğanın havada ve ateşte, karada ve serilip yatan denizde gizlenen birbirinden farklı uzuvlarını, ilahi bir ruh gücü yönetir. Bir tanrı kutsal bir yol boyunca onunla birlik olur, sessiz bir akılla onu yönetir ve bütün parçalara karşılıklı ahitler dağıtır. Öyle ki her biri ötekinin gücünü meydana getirsin ve taşısın, bütün de çeşitli suretler aracılığıyla birbirine akraba kalsın.
Şimdi size, her yerde belli bir düzen içinde parıldayan burçların alevlerini anlatacağım. Önce, dünyayı ortadan eğik bir kuşak halinde çevreleyen ve güneşi dönüşümlü devirlerle çağların içinden taşıyan işaretler terennüm edilecek. Bütün bunları dingin gökyüzünde sayabilirsiniz. Kaderin bütün akıl yürütmesi de işte bunlardan çıkarılır. Öyle ki dünyanın kalesini içinde barındıran şey, aynı zamanda ilk olan da olsun.
Bir tanrı kutsal bir yol boyunca onunla birlik olur, sessiz bir akılla onu yönetir ve bütün parçalara karşılıklı ahitler dağıtır.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Bu pasaj, Stoacı kozmoloji ile astrolojik kaderciliğin en yoğun biçimde kaynaştığı andır. Manilius, evreni birbirinden kopuk cisimlerin toplamı olarak değil, tek bir ilahi soluğun (pneuma) bütün uzuvları sessizce yönettiği canlı bir organizma olarak görür. Kozmik sempati düşüncesinin özü budur: Gök ile yer arasında karşılıklı bir ahitleşme, bir yankılaşma vardır. İnsan da bu büyük bedenin bir parçası olduğu için, kaderi göğü kuşatan burçlar kuşağından okunabilir. Manilius için burçları saymak, aynı zamanda kaderin aklını okumaktır. Bu görüş, sonraki yüzyıllar boyunca makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki tekabüliyet öğretisinin temel taşlarından biri olmuştur.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Astronomica (M. Manilii Astronomica), Birinci Kitap, dizeler 246-262; Theodor Breiter baskısı, Leipzig 1907
- Neşir
- Theodor Breiter tarafından hazırlanan eleştirel baskı, Leipzig, 1907 (Latince asıl metin; çeviri Source Library)
- Konum
- Birinci Kitap, dizeler 246-262 (baskının 30. ve 31. sayfaları)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
