İbn Tufeyl'in Hayy bin Yakzan'ı, ıssız bir adada tek başına büyüyen ve hiçbir öğretmeni olmaksızın aklının basamaklarını tırmanarak en yüksek hakikate ulaşan bir insanın öyküsüdür. Aşağıdaki pasaj, kahramanın seyir yolculuğunun doruğunu anlatır. Nefsin olgunluğu ve gerçek hazzı, artık duyulur dünyanın dağınıklığında değil, Zorunlu Varlığa aralıksız bakışta bulunur. Fakat bedenin ihtiyaçları, açlık, soğuk, bir sesin kulağa çarpması bu temaşayı durmadan böler. Bu, Yeni Eflatuncu düşüncenin özüdür: ruhun asıl vatanı bedenin ötesindedir ve mutluluk, bir an için bile ayrılmadan İlk İlke'ye yönelmiş kalmakta yatar.
Nefsinin olgunluğunun ve hazzının ancak o Zorunlu Varlığa sürekli tanıklıkta, bir an bile ondan yüz çevirmeksizin fiilen ebediyen süren bir tanıklıkta bulunduğu ona açıkça belli olunca, öyle ki ölüm kendisine bu fiilî tanıklık hâlindeyken erişsin ve hazzı hiçbir acıyla kesintiye uğramadan sürüp gitsin, işte o zaman bu fiilî tanıklığın süreklilik kazanmasının kendisi için nasıl mümkün olabileceğini, ondan hiçbir yüz çevirmenin vaki olmayacağı bir hâlin nasıl elde edileceğini düşünmeye başladı.
Bir süre o Varlığın düşüncesinde sebat ediyordu; ne var ki mutlaka bir duyulur nesne gözüne görünür, ya da bir hayvanın sesi kulağını deler, ya da zihnine bir hayal gelir, ya da uzuvlarının birinde bir acı belirir, yahut açlık, susuzluk, soğuk veya sıcak ona çarpar, yahut ihtiyacını gidermek için kalkması gerekirdi. Böylece düşüncesi bulanır, içinde bulunduğu hâlden ayrılır ve daha önce eriştiği o tanıklık hâline ancak büyük bir çabadan sonra dönebilirdi.
Nefsinin olgunluğu ve hazzı, ancak o Zorunlu Varlığa bir an bile yüz çevirmeksizin sürekli tanıklıkta bulunuyordu.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
On ikinci yüzyıl Endülüs'ünün büyük hekim ve filozofu İbn Tufeyl'in yazdığı Hayy bin Yakzan, felsefi bir alegoridir. Yalnız aklıyla hakikate ulaşan insan fikri, Yeni Eflatunculuğun sudur ve nefsin yükselişi öğretilerini İslam felsefesi geleneğiyle birleştirir. Buradaki metin, eserin 1671'de Oxford'da Edward Pococke tarafından Arapça aslı ve Latince tercümesiyle birlikte basılan Philosophus Autodidactus baskısından çevrilmiştir. Bu baskı, Avrupa düşüncesinde derin izler bırakmış, kendi kendini eğiten akıl imgesi Aydınlanma çağına dek yankılanmıştır. Pasajda anlatılan mushahede yani kesintisiz temaşa hâli, hem Plotinos'un Bir'e yükseliş öğretisini hem de tasavvufun fenâ deneyimini birlikte yansıtır; nitekim metinde Sufilerin önderi Cüneyd'e de gönderme yapılır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- حي بن يقظان / Philosophus Autodidactus (İbn Tufeyl), Edward Pococke baskısı, Oxford, 1671
- Neşir
- Oxford: excudebat H. Hall academiae typographus, 1671 (Arapça asıl ile karşılıklı Latince tercüme; Edward Pococke neşri)
- Konum
- Sayfa 150 (tanıklık ve temaşa pasajı), İngilizce tercüme katmanı
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
