On birinci yüzyılın ortasında Endülüs'te, Malaga ile Zaragoza arasında yaşayan Yahudi şair ve filozof Süleyman İbn Gabirol, Arapça kaleme aldığı büyük eseri Yenbûu'l-Hayât'ta (Hayat Çeşmesi, Fons Vitae) evrenin bütününü tek bir ilkeye bağlamaya girişir. Batı skolastik düşüncesini Avicebron adı altında derinden etkileyen bu eser, bir Üstat ile Talebe arasında geçen bir diyalog biçimindedir. Aşağıdaki pasaj, eserin beşinci kitabından, öğretinin kalbini oluşturan bölümdür. Burada İbn Gabirol, madde ile sureti birbirine bağlayan ve onları var eden ilkeyi ilâhî İrade olarak adlandırır. İrade, ruhun bedene yayıldığı gibi, en yüksek noktadan en aşağıya kadar bütün varlığa yayılan yaratıcı kudrettir. İbn Gabirol bunu unutulmaz bir benzetmeyle anlatır: İrade yazandır, suret yazının kendisidir, madde ise üzerine yazılan levhadır.
Talebe. İrade ne madde ne de suret ise, öyleyse nedir?
Üstat. İradeyi tanımlamak imkânsızdır. Yine de ona ilâhî bir kudret dediğimizde onu neredeyse tanımlamış oluruz. Bu kudret maddeyi ve sureti yaratır ve onları birbirine bağlar. Ruhun bedene yayıldığı gibi o da en yüksek noktadan en aşağıya kadar yayılır. İrade her şeyi harekete geçiren ve düzene koyan güçtür.
Talebe. İradenin cevherlere nasıl döküldüğünü açık bir misalle bana göster.
Üstat. Madde ile suret beden, hava ve ruh gibidir. İrade bunları birbirine bağlar ve ruhun bedende, ışığın havada yahut aklın ruhta bulunduğu gibi onlara dökülür. İrade Akıl cevherinin bütününe döküldüğünde o cevher bilen bir cevher olur ve her şeyin suretlerini kavramaya başlar. Ruhun bütün cevherine döküldüğünde ise o cevher canlı ve devingen olur.
Talebe. Söylediklerinden anladığım kadarıyla İrade ile suret arasında hiçbir fark yok mudur?
Üstat. Bundan daha büyük ne fark olabilir: İrade, bir yazar gibi, edicidir. Suret, yazının kendisi gibi, üzerinde iş görülen şeydir. Madde ise, bir levha yahut bir kâğıt parçası gibi, onların altında yatan mevzudur.
İrade, bir yazar gibi, edicidir. Suret, yazının kendisi gibi, üzerinde iş görülen şeydir. Madde ise onların altında yatan levhadır.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Bu pasaj, İbn Gabirol'ün bütün felsefesinin can damarıdır. Antik Neoplatonizmden devraldığı sudur (emanation) öğretisini, madde ve suret ikiliğiyle birleştirir; ama ona kendine has bir taç ekler: her şeyin kaynağında duran ilâhî İrade. Plotinos'ta Bir'den taşan varlık burada bilinçli bir yaratıcı kudrete dönüşür ve bu, Yahudi tektanrıcılığı ile Yunan kozmolojisini bir potada eritir. İbn Gabirol'ün yazar-yazı-levha benzetmesi yüzyıllar boyunca yankılandı: Latinceye Avicebron adıyla çevrilen eser, Duns Scotus ve Fransisken okulu üzerinden skolastik düşünceyi biçimlendirdi, sonraki yüzyıllarda ise Kabala ve Hristiyan Kabalası içinde ilâhî ışığın maddeye inişi öğretisiyle iç içe okundu. Işığın havaya, ruhun bedene yayılışı imgesi, kadim ezoterik geleneğin ortak dilidir.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Fons Vitae (Yenbûu'l-Hayât / Hayat Çeşmesi), Beşinci Kitap, 37. bölüm
- Neşir
- Latince tenkitli baskı, 1895 (Avencebrolis Fons Vitae; kaynak: Internet Archive, Harvard University nüshası, ia_identifier: avencebrolisibn00domigoog)
- Konum
- Beşinci Kitap, 37. bölüm (Latince baskı s. 408; Falaquera'nın İbranîce özetinde V. Kitap, 60-62. kısımlara denk gelir)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
