Galileo, kendi eliyle yaptığı dürbünü gökyüzüne çevirdiğinde, yüzyıllardır sarsılmaz sanılan bir inancın karşısına çıkar. Ay artık kusursuz, pürüzsüz bir küre değildir. Onun yüzeyi tıpkı Dünya gibi dağ sırtları ve vadi derinlikleriyle örülüdür. Bu kısa pasajda, gözlemin felsefeye üstün geldiği o kritik anı okuyorsunuz.
Önce bize dönük olan Ay yüzeyinden söz edelim. Daha kolay anlaşılması için onu iki bölüme ayırıyorum, biri daha parlak, öteki daha karanlık. Parlak bölüm sanki tüm yarıküreyi kuşatıp taşırıyor gibi görünürken, karanlık bölüm bir bulut gibi yüzün kendisine yayılır ve onu benekli kılar. Oldukça koyu ve hayli büyük olan bu lekeler herkesin gözüne çarpar ve her çağ onları görmüştür. Bu yüzden onları büyük ya da kadim lekeler diye adlandıracağız, böylece boyutça daha küçük olan ama öylesine sık serpilmiş başka lekelerden ayırt edeceğiz. Bu küçük lekeler tüm Ay yüzeyine, özellikle de parlak bölümüne dağılmıştır.
Bunlar bizden önce hiç kimsece gözlenmemiştir. Tekrar tekrar yaptığımız incelemeler bizi şu kanıya götürdü. Ay yüzeyinin, birçok filozofun onun ve öteki gök cisimleri için düşündüğü gibi cilalı, düz ve tam bir küresellikte olmadığını artık kesinlikle anlıyoruz. Tam tersine o, engebeli, pürüzlü ve çukurlarla çıkıntılarla doludur, tıpkı yer yer dağ sırtları ve vadi derinlikleriyle işaretlenmiş Dünya'nın yüzü gibi.
Bu sonuçlara ulaşmamızı sağlayan görünümler şu türdendir. Kavuşumdan sonraki dördüncü ya da beşinci günde, Ay bize parlak boynuzlarıyla göründüğünde, karanlık bölümü aydınlık bölümden ayıran sınır, kusursuz küresel bir cisimde olacağı gibi düzgün bir oval çizgi boyunca uzanmaz. Aksine, engebeli, pürüzlü ve son derece dalgalı bir çizgiyle belirlenir. Nitekim birçok parlak çıkıntı, ışıkla karanlığın sınırlarını aşarak karanlık bölüme uzanır, buna karşılık karanlık parçacıklar da aydınlığın içine sokulur.
Ay yüzeyi engebeli, pürüzlü ve çukurlarla doludur, tıpkı Dünya'nın yüzü gibi.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Bu satırlar, modern gözlemsel astronominin doğuş anını işaret eder. Aristotelesçi gelenek gök cisimlerini kusursuz ve değişmez küreler sayarken, Galileo kendi yaptığı dürbünle Ay'ın Dünya gibi dağlı ve çukurlu bir dünya olduğunu gösterir. Böylece gökyüzü ile yeryüzü arasındaki keskin ayrım çöker ve gözlem, otoritenin yerini almaya başlar.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Sidereus Nuncius (Starry Messenger), 1610 First Edition
- Neşir
- 1610 Birinci Baskı
- Konum
- Sayfa 18, Ay yüzeyi gözlemleri bölümü
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
