Firmicus Maternus, Mathesis İkinci Cilt: Beşinci-Sekizinci Kitaplar
Göklerin on iki astrolojik evini gösteren "Figura celi generalis" adlı tahta baskı diyagramı. Ptolemaeus'a atfedilen Yıldızların Etkisi Üzerine Dört Kitap'tan (1484), kaderin gökyüzündeki haritasını temsil eder.

Firmicus Maternus, Mathesis İkinci Cilt: Beşinci-Sekizinci Kitaplar

Julius Firmicus Maternus· MS 4. yüzyıl (Teubner tenkitli baskısı, 1913)· Özgün: Latince· archive.org · ~902 dk okuma
AstrolojiTürkçe çeviriAçık erişim

Firmicus Maternus'un Mathesis adlı sekiz kitaplık astroloji risalesinin ikinci cildi, Beşinci Kitap'tan Sekizinci Kitap'a kadar tüm metni içerir: astrolojik teknikler, doğum haritası örnekleri, meslek ve kader belirleyicileri çok sayıda örnek haritayla birlikte ele alınır. Birinci cildin devamı olan bu cilt, W. Kroll ve F. Skutsch'un 1913 tarihli Teubner tenkitli baskısından Latince aslından çevrilmiştir.

Türkçe çeviri (tam metin) · Çeviren Şira Nur Uysal

ÖNSÖZ

Iulius Firmicus Maternus’un Mathesis adlı sekiz kitabının, 337 yılında neşredildiklerinde birçok kimsenin elinde dolaşmış olması pek muhtemeldir, buna rağmen eski yazarların hiçbirinde onlardan söz edilmez.

Nitekim "Tanrılar ve Önseziler Üzerine" başlığını taşıyan ve Boethius’un adını öne süren, içinde matematikçi Firmicus’un anıldığı risalenin (Cicero’nun eserleri, yay. Orelli V 1, s. 395 13, "Bu türden bir bahiste Posidonius ile Iulius Firmicus’un yahut diğer matematikçilerin sözü hâkimdir"), çok daha geç bir döneme ait olduğu açıktır.

Fakat yaklaşık bin yılından itibaren Galya’da ve kısa bir süre sonra Britanya’da onun izleri görülür.

Honorius Augustodunensis "Dünyanın Felsefesi Üzerine" adlı eserinde II 5 (Migne, Patr. lat. 172 s. 59 B) onu Ptolemaios’un yanı sıra över, William of Malmesbury’nin İngiliz Krallarının Fiilleri Üzerine II § 167 (Migne, Patr. lat. 179 s. 1138 B) adlı eserinde ise Gerbert’in, İspanya’da Sarazenlerin yanında astroloji tahsil ettiğinde, bilgisiyle usturlapta Ptolemaios’u, kader bahsinde ise Iulius Firmicus’u geride bıraktığını okuruz. Aynı yazar "İngiliz Başpiskoposlarının Fiilleri" III 118’de (yay. Hamilton [Rolls serisi 1870] s. 259 not 6^1)) York Başpiskoposu Girardus’un diğer günahlarının yanı sıra Firmicus’u da sık sık okuduğuna şehadet eder, bundan ötürü sonraki kuşaklar, ani bir ölümle aralarından ayrıldığında (1108 yılında), Firmicus’un yastığının altında bulunduğunu uydurmuşlardır,

1) Kaldı ki, meselenin hakikati yahut dedikoduların serbestliği sebebiyle pek kesin hüküm veremem, birçok cürme ve bilhassa şehvete müptela idi. Gizlice ve öğleden sonraki saatlerde Iulius Firmicus’u mütemadiyen okuduğu için büyücülüğe hizmet ettiği de söylenir. Fakat bunlar William’ın eserinin yalnızca istinsah edilmiş nüshalarında okunur, hâlen elimizde bulunan bizzat müellif hattı yazmada, pek muhterem bir zat olan Girardus’un yerildiği bu sözleri keşiş bilahare kazımıştır, dolayısıyla Migne’de P. L. 179 s. 1578 D’de eksiktir.

ki bu yüzden, katedral kilisesinde bir müddet sonrasına kadar kendisine bir mezar yeri verilmemiştir. F. Liebermann, 1114 yılında "Dört Parçalı" (Quadripartitus) başlığıyla basılan İngiliz hukuku eserinin (yay. F. Liebermann, Halle 1892, karş. agy. s. 36 vd.) ve I. Henry Kanunları’nın (yay. Schmid, Gesetze der Angelsachsen s. 432 vd. ve yakınlarda F. Liebermann, Die Gesetze der Angelsachsen, Halle 1903–1906, I 548 vd.) meçhul müellifinin mezkûr başpiskoposun memuru olduğunu bize yazmıştır.

Her iki eserde de müellif bariz şekilde Firmicus’un üslubunu taklit etmiştir, bu hususta şu misalleri ekliyoruz, Quadr. İthaf 1 "talihsizliklerin hiçbir karalığıyla kararmaz" karş. Firm. s. 2 13; Quadr. İthaf 4 "düşüncesizce bir vaatle üstlendim" karş. Firm. s. 3 26; Quadr. Af 23 ve Leg. Henr. 90 2 "aniden" karş. Firm. s. 110 25; Quadr. İthaf 16 "kötülüğün kendine mahsus imtiyazına sahiptirler" karş. Firm. s. 110 26; Leg. Henr. 93 17 "Şayet daha kuvvetli olurlarsa" karş. Firm. s. 104 28, 148 18, 151 20, 154 8, 162 5 vd. İthaf 10 "kötülüğün menfur arsızlığı büyüdü" karş. Firm. I 95 17, (256 13, II 96 19); İthaf 11 "açgözlülüğün cırtlak fısıltısı" karş. Firm. I 2 12; İthaf 11 "rastgele şehvetler" karş. Firm. I 205 6, 215 23, II 159 6; İthaf 15 "ve acısını sözlerle yahut feryatlarla ele verecek kimse yoktur" karş. Firm. I 28 15; İthaf 16 "arzularla kaynayanlar" karş. Firm. I 169 25; İthaf 16 "zevklerin... ayartmalarıyla" karş. Firm. I 88 11. İthaf 16 "fahiyane fiillerle" karş. Firm. I 50 8 (Not, bkz. ekler); İthaf 16 "maskaraların kucaklarında... büyüdüler" karş. Firm. I 25 16; İthaf 18 "çirkinlikle biçimsizleşmiş" karş. Firm. I 147 22; İthaf 18 "ebedi saadetin bol nimetleri" karş. Firm. I 108 1 (burada belki de böyle düzeltilmelidir); İthaf 19 "İyilerin çetin sonlarını, suçluların ise mesut olduklarını görürüz" karş. Firm. I 22 11; İthaf 19 "Dünyanın günahlarının her bir gün öç alıcı tanrılara bildirildiğini söyleyenler nerededir?" karş. Firm. I 28 18, 29 2; İthaf 19 "Beşeri ve ilahi hükümden adeta mahrum kaldık" karş. Firm. I 28 11. Fakat bunlar kâfidir, Quadripartitus’un bütün sayfalarını istinsah edip neredeyse her iki satırda bir Firmicus’tan misal ekleyebilirdik.^1)

1) Ranulf Higden yay. Lumby VII 420 ve ondan naklen Knyghton yay. Twysden, X SS., 2375, karş. Quadripartitus yay. F. Liebermann (Halle 1892) s. 38 vd., bu âlim zat bizi bu hususlarda haberdar etmiştir. Liebermann’ın D. Ges. d. Ang. I 534b’de Quadr. Arg. 22 için "torcias" sözcüğünü "torciones" olarak düzeltmek isteyip Firm. VIII 15’i zikretmesi yanlıştır, zira orada (310 12) "tortione" yerine Medine yazmaları "torti quaestione" sunar ve Firmicus’ta "tortio" hiç bulunmaz.

Görünüşe göre, Liebermann’ın yazdığı üzere, Girardus Norman mektebinden olduğu için Firmicus da Normanlarla birlikte 11. yüzyılda Galya’dan Britanya’ya geçmiş ve çokça okunmuştur.

Dolayısıyla Daniel de Morley’nin Norwich Piskoposu Iohannes’e (1175–1200 arası hüküm sürmüştür) hitaben yazdığı "Üstat Daniel de Merlai’nin Felsefesi" başlıklı kitapta Firmicus’un Mathesis’ini anması ve onu gayet iyi bilmesi şaşılacak bir şey değildir, karş. Val. Rose, Herm. VIII 347–349.

En eski yazmalar da 11. yüzyıla dayanır. Bunların iki tür olduğunu neşrin önsözünde ilk kez Sittl göstermiştir.

Diğer yarısı zayi olduğundan geriye I–IV. kitaplar ve onlar da eksik bir şekilde kalmış olan Galya arketipinden, ki en iyi istinsahlarının Galya’da meydana geldiği görüldüğünden Sittl ona bu adı vermiştir, diğerlerinin yanı sıra I.–IV. kitapların tenkidinde kullandığımız MPR VQ eski yazmaları neşet etmiştir.

Diğer arketipten (Sittl’in tabiriyle "İtalik" arketip) ise sekiz kitabın tamamını muhafaza eden yazmalar doğmuştur.

Şimdi bu sebeple, Firmicus’un yazılı mirasına dair ortaya konanları kimse muhtelif kaynaklardan aramak zorunda kalmasın diye, bilgisi bize kadar ulaşan bütün kitapların bir dökümünü veriyoruz.

Her biri elbette kendine has kusurlarla malul olmakla birlikte, arketipin tam ve tahrif edilmemiş suretini şu üç 11. yüzyıl yazması sunar,

1. Montpellier Tıp Fakültesi H 180, karş. M. M. Bonnet, rev. de phil. VIII 187–190.

Bir dua kitabından (breviarium) alınmış iki yaprağın çevrelediği yazma, QI ve QII şeklinde işaretlenmiş iki kuaterniyodan (= v. 1–16), arasına tek bir yaprak yerleştirilmiş ve QIII şeklinde işaretlenmiş bir biniyodan (= v. 17–21) teşekkül etmiştir, dördüncü kuaternio düşmüştür (bunu daha geç bir el de v. 21b’ye şu notla düşmüştür, "Dördüncü kuaternio eksiktir"), V, VI, VII, VIII, VIIII şeklinde işaretlenmiş beş kuaterniodan (= v. 22–61), bir ternio X ve quinio XI’den (= 62–78), iki kuaternio XII, XIII ve bir binio XIIII’ten (= 79–98), üç kuaternio XV, XVI, XVII’den (= 99–122) ibarettir. Her sayfada yirmi dokuzar satır bulunur. Yazmanın istinsahında birbirini takip eden muhtelif müstensihler hakkında (karş. Bonnet) Skutsch şu notları düşmüştür, v. 1–21 zarif ve anlaşıldığı kadarıyla v. 22–61’e (kuaternio... kıyasla daha geç bir ele aittir.

Önsöz

V, IX), bunların içinde folyo 22, 53 arasının (ki bu folyo 32 satır ihtiva eder) tek bir müstensih tarafından yazıldığı görülmektedir, 54r, 58v ortalarını ise aynı dönemden fakat daha iri ve daha ince bir el kaleme almıştır, folyo 61v'ye kadar da onun yerini yine aynı döneme ait lakin daha az özenli ve daha cılız üçüncü bir el almıştır.

Folyo 62r'nin 1, 11 arası satırları daha eski bir yazıyı sergiler, 12. satırdan itibaren ise folyo 78r'ye değin (zira 78v boştur) daha yeni bir yazıya rastlanır.

Son kısım (folyo 79, 122), her ne kadar her yerinde yeknesak olmasa da, daha eski tek bir el tarafından yazılmış görünmektedir.

Bunları açıklamak maksadıyla sayfa 559'a fototipik bir levha ekledik, burada Skutsch tarafından aydınger kâğıdı yardımıyla kopyalanan dört yerin yazısı (folyo 21v, 62r, 99r, 122v) görülebilir.

15. veya 16. yüzyılda bu kitaba sahip olan ve folyo 1r'ye "Kitap Hermanus de Bine'nindir" kaydını düşen şahıs tarafından kenarlara muhtelif notlar serpiştirilmiştir.

"Troyes Koleji Oratoryumu Kitaplığından" şeklindeki diğer kaydın ise önce mi yoksa sonra mı yazıldığını kestirmek kolay değildir. 2. Parisinus 7311 (karşılaştırınız, Salmasius, de annis climactericis sayfa 95 ve diğerleri, Sittl sayfa VIII, cilt I sayfa V), üçüncü kısmı (folyo 50, 103) Ovidius'un pek meşhur Aşk Sanatı (Ars Amatoria) kitabı olan bu yazma, Paskalya cetveli (folyo 1, 3) ile Ovidius arasına sıkıştırılmış halde Firmicus'u ihtiva eder (folyo 4, 49v, burada metin yaprağın ortasında son bulur), Sittl bu nüshanın vaktiyle Fossés'deki Saint-Benoît Manastırı'na ait olduğunu pek yerinde tahmin etmiştir.

1) M yazmasının bu katerniosunda, bekleneceği üzere, daha yeni yazmaların ilavesinin (49, 15, 53, 14) bulunmadığı kolaylıkla hesaplanabilir, zira M nüshasında düşmüş olan kısımlar (40, 1, 62, 26), mezkûr ilave eklendiğinde bizim neşrimizin 589 satırına, bu ilave çıkarıldığında ise 506 satırına tekabül etmektedir, oysa mesela M nüshasının II. katerniosu (14, 21, 30, 6) 463, V. katerniosu (62, 26, 80, 6) 478, XII. katerniosu (175, 3, 191, 7) 472, XVI. ve XVII. katerniosları (233, 10, 249, 11; 249, 14, 256, 13) 457 ve 460 satır içermektedir.

3. Vaticanus reginae 1244, karşılaştırınız, cilt I sayfa V.

R ve P kodexlerinin birbiriyle, M nüshasıyla olduğundan çok daha sıkı bir bağ içinde bulunduğu tenkit aygıtımızdan (apparatus criticus) kolayca anlaşılır. Bu üç seçkin nüshanın haricinde daha pek çok eski kodex mevcuttur, bunların MPR ile aynı asıl nüshadan (archetypus) neşet ettiği, hem bu nüshalarla paylaştıkları ortak boşluklarla (lacuna) hem de aynı yerde (269, 18) son bulmalarıyla ispatlanmaktadır.

Fakat bunlar, mezkûr kitaptan istinsah edildikten sonra, hem başka kodexleri karşılaştırıp onların varyantlarını kenara kaydeden (bu sebeple bu tür eski kodexler şurada burada "İtalyan" asıl nüshasından türemiş daha yeni nüshalarla uyuşur) hem de kendi aklına dayanarak pek çok yeri tashih eden bir musahhihin elinden geçmiştir. Bu resensiyonun (recensio) daha 11. yüzyılda (Sittl'in sayfa XI'de iddia ettiği gibi 13. yüzyılın başlarında değil) mevcut olduğu, Münih (11. yüzyıl), Leiden (12./13. yüzyıl) ve diğer kodexlerde aynı tahrifatların (interpolatio) bulunmasından anlaşılmaktadır. Karşılaştırınız, Kroll, Berl. phil. Wchschr. 1898, 413 ve devamı.

Müstensihlerin bu kabil serbestliği daha sonra tek tek kitaplarda da az çok hüküm sürmüştür. Bu tür kodexlerden metin tesisinde tarafımızca başvurulanlar şunlardır,

4. Vaticanus lat. 3425, karşılaştırınız, cilt I sayfa V. Her sayfada gayet küçük harflerle yazılmış 50 satır bulunur. Yazmanın meşhur İtalyanların elinden geçmiş olduğunu folyo 1r'deki şu kayıt gösterir, "Panormita'nın elinden geçti. Jul. Urs." Aşağıda bu nüshanın Napoli nüshası N ile sıkça uyuştuğu görülecektir.

5. Parisinus 17867, karşılaştırınız, Bonnet anılan yer sayfa 188 ve devamı, cilt I sayfa V. Önceden Paris Kilisesi Kütüphanesi'ndeydi. Sayfalar ekseriyetle 50 satırdır. Pek sık olarak metne varyantlar sızmıştır. III. kitaptan itibaren kodex fevkalade bir özensizlikle yazılmıştır.

Yazarı yeniden tesis etmek için kendilerinden hiçbir fayda sağlanamayacağına hükmedecek derecede tabiatlarını etraflıca incelediğimiz şu kodexler de bunlara eklenir,

6. Darmstadiensis 756, parşömen, 27,3 x 19 cm, 12. yüzyıl, folyo 126 ve devamında I, IV. kitapları, fakat 269, 18'de sona erecek şekilde, çift sütun halinde sunar. Cilt I sayfa VI'da bunun Parisinus Q'nun ikizi olduğunu söylemiştik, bu durum şu misallerle kanıtlanır (Boll'ün karşılaştırmasından), 13, 12 nutriat yerine nuntiat = PQ; 16, 8 aciem oculorum suorum = Q; 27, 17 possessis ab auctore = Q; 67, 1 domus düşmüş = Q; 67, 28 possiderent = Q; 69, 10 eodem = Q; 69, 24 Sagittarii düşmüş = Q; 70, 8 fuerit yerine est = Q; 70, 20 sunt illa = Q; 71, 8 itaque düşmüş = Q; 73, 9 Quot annis ds geniturae discernat uitae = Q; 73, 12 Conditorem = Q; 73, 15 ipsius signi = Q; 73, 19 vitae düşmüş = Q; 74, 6 XLIII = Q; 75, 5 haec düşmüş = Q; 76, 1 diuisione = Q; 76, 20 singulis stellis = Q; 76, 22 habeo = Q; 77, 13 qualitate locorum = Q; 77, 17 De numeris antisciorum et apotelesmatum = Q; 78, 3 Sidonius yerine sidorus, karşılaştırınız sidorius Q; 80, 27 itaque düşmüş = Q; 81, 1 istarum = Q; 82, 3 piscibus = Q; 82, 19 loco geniturae = Q; 82, 27 geminis = Q; 83, 12 uidet = Q; 85, 8 te düşmüş = Q; 86, 7 poteris düşmüş = Q; 86, 20 et ad conservanda = Q; 87, 26 recte = Q; 88, 16 aliqua ex parte = Q; 89, 6 Incipit cap libri III, karşılaştırınız Q.

7. Parisinus 7312, parşömen, 46 x 32 cm, 15. yüzyıl, 48 satırlık ikişer sütun halinde tertemiz yazılmıştır, bunu buraya eklememizin sebebi, Q kodexinin yeni kısımlarının (karşılaştırınız, cilt I sayfa V) bundan istinsah edilmiş olmasıdır.

Bunun bazı varyantlarına Sittl'in aygıtında rastlanabilir, bunlardan anlaşıldığı üzere küstahça tahrif edilmiş bu kodex, bu türün en eski kitabı olan şu nüshadan pek de uzak değildir,

8. Monacensis 560, parşömen, 11. yüzyıl (karşılaştırınız, Kelber, Zu Jul. Firm. Mat. dem Astrologen, Progr. Erlangen 1881; Mommsen, Herm. XXIX 618), diğer astronomi metinleri arasında folyo 20, 60'ta Firmicus'un I. ve II. kitabının yarısını (sayfa 76, 20'ye kadar) sunar, lakin öyle acınası halde bozulmuş ve tahrif edilmiştir ki, Sittl'in aygıtında varyantlarının pek çoğu okunabilmesine rağmen, bu kodexi tamamen bir kenara bırakmayı uygun bulduk. Kuşkusuz birkaç yeri doğru şekilde düzeltmiştir. Monacensis ile Cassinensis arasında mevcut münasebete dair Sittl'in sayfa X'da yazdıklarının sizi yanıltmaması için, ricamız üzerine Gundermann'ın lütfedip bize verdiği cevabı buraya dercediyoruz,

"Sittl, Firmicus neşrinin X. sayfasında, kendisini doğru anlıyorsam, Monacensis lat. 560 folyo 20, 60'taki Firmicus metninin, Poggio'nun Monte Cassino'da bulduğu el yazmasının bir parçası olduğunu düşünmektedir; bu da bugün hâlâ Frontinus'un De aquaeductibus adlı eserini barındıran ve vaktiyle Firmicus'un astroloji (mathesis) metnini de ihtiva etmiş olan Casinensis 361'dir. Oysa Monac. lat. 560, Casinensis 361'den farklı bir ebatta, farklı bir satır sayısına ve farklı bir yazı türüne sahiptir. Bununla birlikte Cas. 361'in müstensihi Petrus Diaconus'un Firmicus'u da yazmış olması pek muhtemeldir, zira kendi hayat hikâyesinde, büyük bir kısmı Casin. 361'de yer alan çalışmalarının bir fihristini vermekte ve orada 'astronomiyi eski kitaplardan derlediğini' de ifade etmektedir. Monte Cassino'nun 1532 tarihli yazma kataloğu (Bibl. Casinensis I (1873) sayfa..."

LXXXV), Poggio’nun kullandığı nüsha ile aynı olması gereken el yazmasının muhtevasını şu şekilde sıralar, Astrolojiye dair Mathesis şerhleri, başlangıcı, Hec omnia que. Aynı şekilde taşların isimleri ve her birinin hassaları üzerine, başlangıcı, Descripto Imperator. Aynı şekilde dünyada bulunan bütün sanatlar üzerine kitap, başlangıcı, Dispb. Aynı şekilde psilmus Vegetius’un askerlik üzerine kitabı, başlangıcı, Primus.

Aynı şekilde Iulius Fronto’nun Roma şehrinin su kemeri üzerine kitabı, başlangıcı, Cum omnis res vesaire. Şayet bu katalog MS 1552 yılında daha eski bir katalogdan kopya edilmemiş idiyse, o halde Casinensis 361 kodiksi MS 1429 yılında Poggio’nun elinden sağlam ve eksiksiz bir biçimde Monte Cassino’ya geri dönmüş olmalıdır. Ne var ki, Poggio’nun 39 numaralı mektubuna (23 Temmuz 1429) istinaden, Firmicus’u bir kopya halinde değil, ciltten ayrılmış özgün nüsha olarak Floransa’daki Nicolaus’a gönderdiği varsayılabilirdi, Iulius Firmicus’u Roma’ya vardığımızda sana göndereceğim, ilk kitabın eksikliği müstesna, kitap tashih edilmiştir ve göründüğü kadarıyla asgari düzeyde hatalıdır.

Fakat özgün nüshanın bu şekilde ayrılması ve nakledilmesi ihtimaline karşı 4, 2 ve 4, 4 numaralı mektuplar (Sittl tarafından neşredilmiştir, s. X) tezattır. Şayet Firmicus MS 1532 yılında halen Casinensis 361 içinde yer almaktaydıysa, 1699’dan evvel oradan çıkarılmış demektir, zira Montfaucon (Bibl. bibl. mss. I 226 A), bu yazmada bugün elimizde bulunandan fazlasını görmemiştir.

Şimdiki Casinensis 361’in cildi 16. yüzyıldan ziyade 17. yüzyıla aittir. Poggio 3, 37 numaralı mektupta, Firmicus’un ilk kitabının ve aynı şekilde ikinci kitabın bir kısmının eksik olduğunu söyler, aynı husus 3, 39 numaralı mektupta da yinelenir. 1532 tarihli katalogda şöyle denmektedir, başlangıcı, Hec omnia que.

Bununla s. 1, 21 ya da s. 40, 18’in (Skutsch-Kroll) kastedilmiş olması pek muhtemel değildir, bilakis s. 93, 11 veya daha ziyade s. 39, 4 kastedilmiştir (başka bir tertipte mi?). Şayet s. 39, 4 ila 7 arasındaki kısım Casinensis’te de tıpkı V nüshasında olduğu gibi II. kitabın 28. faslının arkasına yerleştirilmiş idiyse, bu takdirde II. 28 ile son bulan Monacensis lat. 660, muhtevası bakımından şüphesiz Firmicus Casinensis’in bir zeyli olurdu, fakat asıl nüsha değil, Poggio’nun devrinde dahi artık mevcut bulunmayan kayıp I. kitabın vesaire bir kopyası olurdu.

9. Leidensis Vossiani Q 92 Parşömen, 113 varak, 24 x 16 cm, 12./13. yüzyıl. Kendi müstensihi tarafından saf kaynaktan (pek özenli olmasa da) derlenen Firmicus’un katıksız lafızlarını kirleten çeşitli okuma farkları Monacensis ve Parisinus nüshalarının kokusunu taşımaktadır, bunlar kodikste 3 ila 74v varaklarını kaplar, 269, 19’da son bulur. Karşılaştırınız, Kroll, Berl. phil. Wochenschr. 1898, s. 413 ve devamı.

10. Escorialensis C IV 13 Parşömen, 108 varak, 13. yüzyıl, 269, 11’de son bulur. Yaşça denk, kıymetçe daha aşağıdır ve açıkça Monacensis’in değersizliğine yaklaşır, üstelik kendi hatalarıyla kaynamaktadır. Bunu ispatlamak gayesiyle, Benigno Fernandez’e borçlu olduğumuz (karşılaştırınız, cilt I, s. VI), Monacensis ile uyuşan kimi okuma farklarını buraya koyuyoruz, 19, 8 debemus repetere, 24 dilaceratione, 20, 1 permittit fieri, 12 proferens, 21, 7 dicimus, 22, 6 Italiae paene, 7 saeviente flamma, 13 fieri putas, 14 Monacensis cum si, Escorialensis si eksik, 17 quia yerine quod, 18 cogente fato, 23, 14 flagrantia, 23 auctorem yerine Monacensis auctoritatem, Escorialensis auctoritate, 24, 24 potuere yerine Monacensis poterunt, Escorialensis potuerunt, 25, 2 Themistodes, 26, 10 his tantis yerine Monacensis tantis his, Escorialensis his eksik (= N), 15 conferuntur, 18 parricidialis (= N), 21 et ut, 28, 8 potestatem, 11 ubi sunt iudicia, 16 Monacensis etiam per illum, Escorialensis etiam illum (per eksik), 22 et eksik, 29, 3 fortuitis yerine fortitudinis, 7 quas subegit gentium, 11 fecerit, 30, 18 Catonis (Escorialensis cathenis) armavit in suam necem, 23 petitionem, 27 offeruntur, 31, 3 consentiunt parte, 10 coniungi yerine Monacensis et iungi, Escorialensis adiungi, 11 procreati yerine conditi, 15 ut et nos et omnes animantes yerine Monacensis ut omnes et nos animantes, Escorialensis ut omnes animantes et nos, 21 suaderi, 26 auget in maioribus yerine Monacensis in maioribus auget, Escorialensis auget eksik, 27 positos esse, 32, 7 a eksik, 18 cunabulis, 19 puer yerine puerili (doğrudur, ilavelere bakınız), 20 iam yerine etiam, 33, 9 praecedentis (= N), 14 fluctibusque, 19 cito, 23 morte, 34, 1 conversationis rationem, 12 istius yerine huius, 16 et totum, 19 causas requirit (= N).

Sittl neşriyatından henüz haberdar olmayan biri Monacensis’e ve peyrevlerine sebepsiz yere eza ettiğimizi düşünmesin diye bu pespayeliklerin bir numunesini tam da burada sunmaya katlandık. Lakin bu kadarı fazlasıyla kâfidir, diziyi iki İngiliz kodiksi kapatsın,

11. Cantabrigensis 2105 (Kk. VI. 25) Parşömen, oktavo, 107 varak, 40 satır, 13. yüzyıl (Cambridge Üniversite Kütüphanesi, El Yazmaları Kataloğu, III, s. 722), 1 ila 52. varaklarda Firmicus’un eksik II. ila IV. kitaplarını ihtiva eder (43, 21 ila 266, 28, 8 ila 15. paragraflardaki cetveller 8 satırlık bir özete indirgenmiştir), karşılaştırınız, Sittl s. IX. Talebimiz üzerine faziletli bilgin J. E. Sandys mezkûr kodiksi tetkik ederek lütfedip yazmış, içinde sonraki müstensihlerin s. 49, 15 ila 53, 14 arasındaki ilavesinin bulunmadığını bildirmiş ve istifademiz için birkaç sayfayı karşılaştırmıştır, bunlardan anladığımız kadarıyla Cantabrigensis, Monacensis’in başını çektiği zümrenin küstah tahrifatlarından berîdir, fakat kendi hatalarıyla doludur (bilhassa kelimelerin yeri değiştirilmiştir), ne arketipin (archetypus) saf bir suretini sunar ne de metin tenkidine herhangi bir fayda sağlayabilir.

12. Bodleianus Digbeianus 212 Parşömen, folio, 72 varak, 10. varaktan itibaren çift sütun halinde 14. yüzyılda yazılmıştır, 11 ila 29. varaklarda Firmicus’un I. ila IV. kitaplarını ihtiva eder, 269, 18’de son bulur.

Firmicus’un IV. kitabının sonu ile V. ila VIII. kitapları, 15. veya 16. yüzyıla ait birkaç kodiks haricinde bize ulaşmamıştır.

Görünüşe göre, önceki asırlar Mathesis’in daha ehemmiyetli kısmından tamamen mahrum kaldığı için, 15. yüzyıl İtalyan bilginlerinin mahir araştırmaları neticesinde hem V. ila VIII. kitapları hem de II. kitaptan düşmüş olan kısımları ihtiva eden kadim bir kodiksin izini sürmek nasip olmuştur.

Böylece, anlaşıldığı kadarıyla Karolenj devrinde, I. kitabın bütünüyle, II. kitabın ise diğer kısımları zayi olmuş bir dördüğün (quaternio) neredeyse iki varağı muhafaza edilecek şekilde (aşağıda gösterileceği üzere), III. ve IV. kitapların neredeyse eksiksiz, V. kitabın nakıs, VI, VII. ve VIII. kitapların ise hemen hemen tam olarak yer aldığı eski bir kodiks mevcuttu.

Neapolitanus’un müstensihi için hem zeyilleri hem de mühim tashihleri temin eden nüsha bu arketipten neşet etmiştir.

Daha sonra, hem VI. hem de VII. kitaptan birer dördük zayi olduğunda (II, s. 121, 11 ila 139, 7 = 459 Teubner satırı, s. 245, 5 ila 261, 6 = 482 Teubner satırı), sonraki devir İtalyan kodikslerinin arketipi haline gelen o nüsha istinsah edilmiştir.

Nihayet, hem II. kitaptan muhafaza edilerek sonraki nüshaların arketipine intikal etmiş olan kısımlar, hem IV. kitabın sonu hem de V. ila VIII. tam kitaplar (ister bunlar müstakil ciltlenmiş bir cilt teşkil etmiş olsun, ister önceki kitaplarla birleştirilmiş bulunsun) zayi olup gitmiştir.

Bu suretle eksilmiş olan kodiks, kadim yazıyı azami bir ihtimamla bozulmadan muhafaza ettiklerinden, ihtiva ettikleri I. ila IV. kitapların tenkidinde, çok daha tam bir arketipten istinsah edilmiş olsalar dahi hem yazıcıların ihmali hem de musahhihlerin keyfiliği yüzünden berbat edilmiş bir metin sunan yeni kodikslere nispetle çok daha büyük fayda sağlayan eski yazmaların nüshası olmuştur.

Buradan, daha yeni yazmaların (codices) kadim gelenekten ayrılan okumalarının ekseriyetle bir kenara atılması, buna mukabil (şüphesiz etraflıca incelenmiş olan) eklentilerin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıyoruz.

Daha yeni yazmaları tek tek saymaya geçmeden evvel, II. kitapta rastlanan boşluk (lacuna) üzerine durmak gerekir. Cilt I, s. IX, XI’de pek çok yazmadan derlenerek yayımlanan fasıl dizelgesinden (laterculus capitulorum), kadim nüshalardan şu fasılların bütünüyle düştüğü anlaşılmaktadır, VIII. Yıldızların Suretlerine Dair, IX. Yıldızların Doğuşuna Dair, X. Ay’ın Kendisini Hangi Yıldızla Birleştirdiğinde [kavuşum (coniunctio) yaptığında] Ne Anlama Geldiğine Dair, XI. Yıldızların Ne Zaman Sabah Yıldızı Olduğuna Dair, XII. Yıldızların Şekillerine Dair, XIII. Yıldızların Tabiatlarına ve Hangi Vakte Hangi Güçlere Sahip Olduklarına Dair, XIV. Yıldızların Ne Zaman Sabah Yıldızı, Ne Zaman Akşam Yıldızı Olduklarına Dair.

Bundan başka VII. faslın, Yıldızlardan Hangilerinin Gündüz, Hangilerinin Gece Hazzettiğine Dair başlığının son kısmı, zira bizde sahife 49, 7, 15’te okunanların bu faslın başlangıcı olduğu aşikârdır, gerçi yazmalar Yıldızların Durumuna Dair şeklinde başka bir başlık koyar, ve XV. faslın (dizelgenin XVI., ana metnin X. faslı) Burçların Tabiatlarına ve Fıtratına Dair başlığının ilk kısmı zayi olmuştur. Bunları ihtiva eden varakların kaç adet olduğu belki bir araya getirilebilir.

Nitekim Münih 500 yazmasının başına eklenmiş varakçıklarda, II., III., IV., V., VIII. kitaplardan yapılan birtakım alıntılar arasında Hartmann Schedel şunu kaydetmiştir, İkinci kitap MDCCCXXV dize (versus) ihtiva eder (krş. Sittl s. XIII, v. Winterfeld, Dtsche. Lit.-Ztg. 1896, 70). Bizim neşrimizde II. kitap (daha yeni yazmaların eklentisi olmaksızın) 1264 dize ihtiva etmektedir.

Şayet Schedel’in dize sayımını (stichometria) aktardığı o nüshanın dizelerinin hemen hemen Teubner baskısındakilerle aynı hece adedine sahip olduğunu varsayarsak, düşen varakların 561 dize tuttuğu anlaşılır, bu sayı ise, VI. ve VII. kitapların boşluklarını tayin ederken yukarıda bulup çıkardığımız ve arketipin (archetypus) dördüz formalarının (quaternio) hacmini bir şekilde çevrelemesi pek muhtemel olan sayılardan (459, 482) o kadar da uzak değildir, öyle ki, bir kimsenin sayıların bu kırılgan desteği olmaksızın da sezebileceği üzere, o boşluğun meydana gelmesine yol açan ve zayi olan varakların tek bir dördüz formaya ait olduğu bir nebze haklı olarak ileri sürülebilir.

Şayet o kadim neşrin dizesinin (stichos) mutat olan hece sayısını, yani 16 heceyi ihtiva ettiğini kabul etmeyi yeğlersek, II. kitabın muhafaza edilmiş kısmının (şüphesiz eski yazmalarda) 1422, zayi olan kısmın ise kadim neşrin 403 dizesini, bizim neşrimizin ise 356 dizesini ihtiva ettiği görülür, bu da 18 heceden müteşekkildir, böyle dizelerin mevcut olduğunu inkâr etmemek için, bkz. Diels, Hermes XVII 380, ki Galenus’un istifade ettiği Hippokrates neşrinin dizelerinin 18 hece ihtiva ettiğini ispatlar, ve Ziegler, Überlieferungsgesch. der vergleich. Lebensbeschreibgn. Plutarchs, Leipzig 1907, s. 155 vd., burada Plutarkhos’un bazı biyografilerinin neşirlerinin yaklaşık 21 hecelik dizelere sahip olduğu gösterilir, ve Kroll, Cicero orat. 222 üzerine not. Burası, V. kitabın sonunda aktarılan dize sayımı meselesinin de ele alınacağı yer gibi görünmektedir. Zira A ve O yazmalarının sonuna şöyle yazılmıştır, Beşinci kitap N (yani adetçe) beş bin dizeye sahiptir. Bizim neşrimizde V. kitap 1824 dizeyi (yani 16 heceli 2052 dizeyi) ihtiva eder.

Binaenaleyh zayi olan kısım (58, 4’ten sonra), muhafaza edilen kısımdan yarı yarıya daha büyüktü, şayet V. kitap bize eksiksiz ulaşmış olsaydı, neşrimizin yaklaşık 150 sayfasını doldururdu, hacmi, şu an büyüklük bakımından diğerlerinden fersah fersah üstün olan VI. kitapla aynı idi, 5 ila 6 dördüz forma düşmüştür.

Bu sayı, VI. ve VII. kitapların hesabından çıkardığımız sayıdan ne kadar küçükse, 18 heceli dizeler varsaydığımızda karşımıza çıkan sayıdan da o kadar büyüktür, bu sebeple orta bir yol tutarak, yani 17 heceli bir dize kabul ederek, söz konusu sayılara pek yakın bir sayı, yani 456 bulduk.

Dolayısıyla her ne kadar aldatıcı bir zemin üzerinde mücadele etmiş olsak da, şayet fevkalade yanılmıyorsak, boşluğun bir dördüz formanın zayi olmasıyla teşekkül ettiği muhtemel görünmektedir.

Şimdi yeni yazmaların sunduğu eklentinin hacmini hesaplayalım (49, 15, 53, 11), 82 Teubner dizesi (16 heceli 92 dizeye muadildir).

İtiraf edilmelidir ki bu sayı, meselenin tamamen vuzuha kavuşmasını sağlayacak bir hesaplama nispetiyle ne 560 ile ne 403 ile ne de 459 yahut 482 ile bağdaşmaktadır.

Zira arketipin tek bir varağının 50 dizeden az, 70 dizeden fazla tutmadığı kâfi derecede sabit görünmektedir, meğerki arketip, her bir varağında 80 dize bulunan üçüz formalardan (ternio) teşekkül etmiş olsun, ki buna güçbela inanırız.

Bu bakımdan, arketipin sonraki kitaplarda öncekilere nazaran daha sıkışık yahut daha aralıklı mı yazıldığını, yoksa yeni yazmaların eklentisinin, muhtemelen diğer yarısı silinip artık okunamayan bir buçuk varağı mı doldurduğunu meçhul bırakmak icap eder, kesin olan şudur ki, zayi olmuş dördüz formanın yıpranmış birkaç parşömeni bu eklentinin menbaı idi.

Lakin dizelgedeki hangi fasıllar eklentide korunmuştur, hangileri zayi olmuştur? Bu mesele de her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak şekilde neticelendirilemez.

Eklentinin son kısmının (52, 9, 53, 11), dizelgenin XVI., neşrimizin ise sonu bütün yazmalarda mevcut olan X. faslının başlangıcı olduğu gayet açıktır. Fakat bundan öncekileri tespit etmede şimdiden duraksamaktayız. Dizelgeye göre XVI.’dan evvel XV. fasıl yer almaktaydı, Yıldızların Ne Zaman Sabah Yıldızı, Ne Zaman Akşam Yıldızı Olduklarına Dair.

Eklentide o mevkide iki faslın, tarafımızca VIII. ve IX. olarak gösterilen Yıldızların Ne Zaman Sabah Yıldızı Yahut Ne Zaman Akşam Yıldızı Olduklarına Dair (50, 8, 51, 18) ve Yıldızların Hangi Kısımlarda Sabah Yıldızı Yahut Akşam Yıldızı Olduklarına Dair (51, 19, 52, 8) başlıklarının okunması da bununla uyuşur görünmektedir.

Zira dizelgenin sunduğu tek bir fasıl yerine yazmalarda iki faslın bulunması hiçbir surette yadırganamaz, nitekim dizelgenin XVI. faslında da (neşrin X. ila XII. fasılları) tamamen aynısı vuku bulmuştur. Lakin başka bir husus zihnimizde daha ağır müşküller uyandırmaktadır.

Fasıl dizelgesinde XII. numara ile Yıldızların Ne Zaman Sabah Yıldızı Olduklarına Dair başlıklı bir diğer fasıl daha sayılmaktadır, eklentide muhafaza edilen kısımların XVI. fasıl kadar buna da ait olduğunu iddia etmenin pekâlâ mümkün olduğu inkâr edilemez.

Buna ek olarak, VIII. fasıldan evvel yer alan ve eklentinin başlangıcını teşkil eden birkaç dize (49, 15, 50, 7), hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde dizelgenin XIV. faslı olan Yıldızların Tabiatlarına ve Hangi Vakte Hangi Güçlere Sahip Olduklarına Dair bahsine değil, bilakis XI. fasıl olan Ay’ın Kendisini Hangi Yıldızla Birleştirdiğinde Ne Anlama Geldiğine Dair bahsine mutabıktır.

Bu meseleye dair tasavvur edilebilecek muhtelif hal tarzları arasında bize hakikate en yakın görüneni, dizelgenin XII. faslı lehine hüküm vermek ve IX. ile X. fasıllarımız arasına, yani 52, 8’den sonrasına bir boşluk yerleştirmektir. Şayet bunu doğru tayin ettiysek, dizelgenin IX., X., XIII., XIV. ve XV. fasılları bütünüyle, VIII.’in sonu, XI.’in başlangıcı, XVI.’nın orta kısmı düşmüştür, muhafaza edilenler ise VIII.’in başlangıcı, XI.’in sonu ve XII.’nin tamamı (49, 15, 52, 8 = 57 dize, zayi olan dördüz formanın bir varağı mıdır?), XVI.’nın ilk (52, 9, 53, 16 = 27 dize, o dördüz formanın bir sahifesi midir?) ve son kısımlarıdır (53, 16, 55, 21).

Daha yeni yazmaların iki kola ayrıldığını Cilt I, s. VI vd.’de daha önce bildirmiştik. Bunlardan, bu kola mensup en mühim yazmalar Alman kütüphanelerinde muhafaza edildiği için Alman kolu tesmiye ettiğimiz zümre, arketipin daha saf bir halini ihtiva eder.

Mesele şundan ötürü daha da şüphelidir, zira dizelgeye (eksiksiz kısımlardan anlaşıldığı üzere) tam bir itimat beslenemez. Nitekim burada, XII. faslın XV. fasılla hemen hemen aynı başlığı taşıması şüphe uyandırmaktadır. Fakat şu muhakkak görünmektedir, aynı devirde hem bu dördüz formayı (ister üçüz ister beşiz forma demek icap etsin) bir arada tutan cilt bağları, hem de yazmanın evvelki kısmını sonraki kısmına bağlayan bağlar gevşemişti, ve evvela o dördüz formanın bazı kısımları zayi oldu, ardından sekiz kitaptan müteşekkil yazmaların arketipi o nüshadan istinsah edildi.

Ardından hem o dördün formanın (quaternio) diğer yaprakları hem de arka kısmın tamamı yok oldu, ancak bundan sonradır ki dört kitabı içeren el yazmalarının arketipi kopyalandı (karşılaştırınız sayfa XII).

Önsöz

el yazmaları zümresinin) tanıklığını bize aktarmıştır, gerçi bu J el yazması bile tahrifatlardan (interpolatio) ari değildir.

Bununla birlikte İtalyan soyu A'da çok daha cüretkâr yenilikler yapılmış, sözcük sırası değiştirilmiş, bozulmuş görünen yerler düzeltilmiştir (ve kimi zaman da isabetle).

Bu sebeple V. ilâ VIII. kitaplar boyunca metin tespitinin temeli olarak adeta F soyunu kullandık, ancak F'de hata yapılmış göründüğü yerlerde J de bizim için faydasız kalmadı.

Eleştirel aygıtta (apparatus criticus) genellikle münferit el yazmalarının işaretlerini, yalnızca kendileri yararlı bir şey sundukları durumlar müstesna, getirmedik, bilakis P ve A'yı verdik. r soyundan şu el yazmalarını bulduk, A 13) Nürnberg cent. V 60 kâğıt, 207 yaprak (fakat 1 ilâ 4 ve 99v ilâ 136 boştur, karşılaştırınız II 57, 24) 30'a 22 cm., 1468 yılına ait (karşılaştırınız II 361, 10).

Bu el yazmasının ilk baskı (editio princeps) ile uyuşmasını hem ikinci hem de birinci ciltte A' harfiyle gösterdik. Karşılaştırınız cilt I sayfa VI, Kelber, Zu Iul. Firm. Mat. d. Astrol., Progr. Erlangen 1881, Sittl sayfa XI, ki kendisi bu kitabın yazılışından birkaç yıl sonra Johannes Regiomontanus'a ait olduğunu belirtir. B 14) Münih 49 kâğıt, yazılı 128 yaprak, 31,5'e 21,6 cm., 16. yüzyıl, özensiz ve VII. kitaptan itibaren öylesine bir ihmalle yazılmıştır ki yaprak 120v'den (= II 284, 82) itibaren karşılaştırmayı bıraktık, sayfa 1 ilâ 95, 11 arasını Kroll, kalanını Skutsch (birkaç yaprağı Wünsch) karşılaştırdı.

98. ve 99. yapraklar arasına, 15. veya 16. yüzyıldan bir âlimin Firmicus hakkındaki eleştirel kaynakları toplamak için sarf ettiği mesaileri aktardığı bir pusula iliştirilmiştir. Bunlar kaydedilmeye hayli değer olduğundan ve Sittl sayfa XII'de hem her şeyi vermediğinden hem de verdiklerini pek az dikkatle kopya ettiğinden, Skutsch tarafından yazıya geçirilen bütün metni buraya koyuyoruz.

Notun, I. ve II. kitaplarda nelerin eksildiğinin açıklandığı başlangıç kısmının zayi olduğu anlaşılmaktadır, Aynı şekilde Iulius Firmicus Maternus Junior'un üçüncü kitabında, Ay'a dair fasılda, "horoskopostan [yükselenden] dördüncü mahalde, yani gökyüzünün ortasında (MC) [bununla kastedilen gök dibidir] Ay yerleşmişse. Gündüz böyle bulunmuşsa anneyi soysuz kılar vb." [= 188, 26 ve devamı] ibaresinden sonra eksiktir [buraya kırmızı mürekkeple eklenmiştir, bende de yoktur] bütün şu kısımlar, yani beşinci mahalde vb., altıncı mahalde vb., yedinci mahalde vb.

Önsöz

sekizinci mahalde vb., dokuzuncu mahalde vb., ki bunların oraya dercedilmesi gerekirdi [kırmızıyla, bende de yoktur] Aynı şekilde mezkûr müellifin beşinci kitabında, Jüpiter'in Oğlak'ta yerleşmesine dair fasılda, şöyle başlayan, "Her kimin Oğlak'ta Jüpiter'i varsa kudretlilerin şanlı dostları olacak, dostlarının sırlarını sadık bir sükûtla saklayacaklardır vb." [= II 57, 11 ve devamı] ve şu ibareye ulaşıldığında, "Doğum haritasının (genitura) kuvvetine ve varlığına göre servetlerin başına getirileceklerdir" [= II 58, 2 ve devamı], bundan sonra onun kalan kısmı tamamen eksiktir Aynı şekilde Güneş'in burçlarda yerleşmesine dair faslın tamamı Aynı şekilde Merkür'ün burçlardaki faslının tamamı Aynı şekilde Ay'ın burçlardaki faslının tamamı [kırmızıyla, bende de yoktur] Aynı şekilde Satürn, Jüpiter, Mars ve Venüs'ün gezegenlerin hudutlarında (fines) yerleşmelerine dair fasılların hepsi tamamen eksiktir.

Aynı şekilde hudutlarda yerleşmiş Merkür faslının başlangıcı, onun şu şekilde başlayan kalan kısmına değin, "Böylesi kimselerle ortaklık kurarsan, itimadının sırlarını onlara asla emanet etme vb." [kırmızıyla, bende de yoktur] Aynı şekilde anladım ki Brescia şehrinde, kalede, piskoposluk kilisesi yakınlarında, okuldan [metinde, a scola] Magister Baptista adında bir hekim, Iulius Firmicus'a sahiptir, imkânı olan bir kimse tarafından özenle aranmalıdır, bense şu anda çok hasis bir eserin yönetimi sebebiyle bu imkâna malik değilim Aynı şekilde Brescia'nın önde gelen soylularından, soylu ve muhterem doktor Efendi Marco Antonio de Auroldis'in elinde Iulius Firmicus'u gördüm, bir müddet sonra bu Iulius Firmicus'u sadece gözden geçirmek üzere görmek istediğimde, bende olmadığını, lakin ödünç verene geri verdiğini bana söyledi, onun kim olduğunu kendisinden sordum, hasetlik sebebiyle bana cevap vermedi.

Bundan ötürü bir şey kaybettiysem, kendisi de bu yüzden bir şey kazanmış değildir. Kendisinin aptallaşmadığını, bilakis hezeyana kapıldığını anladım. Bundan ötürü denildiği gibi bana öyle göründü,

Talihsizdir bilmeyen ve öğrenmek istemeyen Bilen ve öğretmek istemeyen vb.

Bundan ötürü sanırım ki Brescia'da gördüğüm bu Iulius Firmicus, yukarıda yazılı hekimin elindeki nüshadır. Size Brescia'da, yukarıda yazılı beyan vasıtasıyla yolunu bulabilesiniz diye, daha kurnaz biri vasıtasıyla büyük bir dikkatle aramanızı tavsiye etmiştim

Önsöz

Aynı şekilde Bologna'da, Santo Stefano cemaatinde [confraternita], babası Floransa'dan sürülüp Bologna'ya gelmiş olan Ser Zuan Barbador adında Floransalı bir soylu, bu mezkûr oğul, parşömen üzerine bir Alman tarafından yazılmış Iulius Firmicus'a sahiptir.

Kendi nüshama ondan aktardım, her şeyi değil, fakat oradan buradan dağınık halde en kıymetli kısımları, zira ayrılma korkusu ve benzeri sebeplerle imkânım yoktu, sonradan bu nüshaya dilediğimce sahip oldum ve ihmalkâr davrandım.

Bologna'da hekim Magister Faucro'nun oğlu Efendi Ludovico de Paucris'e ödünç verdim ve benden yarım yıldan fazla süre alıkoydu, sanırım kendisi de kopyaladı.

Eksiksiz ve iyi düzeltilmiş olarak sahip olmak için birçok yeri layıkıyla tetkik etmek icap ediyorsa bu kitabı her yerde araştırınız, zira her türlü övgüye layıktır ve mübecceldir, çünkü İncil gibidir ve bu kitap hiçbir yalan söylemez.

Aynı şekilde öyle bir tashihçiye sahip olasınız ki iyi bir Latinceci olsun ve Mısır ilmine aşinalığı bulunursa düzeltmesi daha yakın ve daha hakiki olacaktır. Münih nüshasına Nürnberg nüshasından daha yakındır ve ilk baskının nüshasıyla hepsinden daha sıkı bir bağ içindedir, 15. Venedik Marcianus lat. VI 156 kâğıt, 279 yaprak, 33,5'e 24 cm., f. 167 ilâ 279 arasında Firmicus'un Mathesis'ini ihtiva eder.

Tarih kayıtları mevcuttur, f. 40v'de (Eser Bologna'da tıp ve sanat doktoru Johannes Marchanova'nın talebiyle tamamlandı, Efendimizin 1464 yılında), 41r'de (Eser yukarıdaki gibi tamamlandı vb. Ferrara'da 1465), 113v'de (Eser tamamlandı vb. 1465 Bologna'da), 161r'de (Eser Ferrara'da talebi üzerine tamamlandı vb. Efendimizin 1462 yılında).

Firmicus'un metni daha öncekileri yazan aynı müstensih tarafından yazıldığından, aynı döneme ait olduğu da anlaşılmaktadır.

Bundan ötürü, aralarında akrabalık bulunan hem Marcianus hem de Nürnberg el yazmalarının neredeyse aynı yılda yazıldığını gördüğümüzden, o vakitler yeni el yazmalarının arketipinin karanlıklardan çıkarıldığı ve matematik [astroloji] öğretisine şüphesiz pek hevesli İtalyanlar tarafından kapışılıp çoğaltıldığı ihtimal dahilindedir.

Bugün korkunç bir mecburiyet altında kalmadıkça neredeyse hiç kimsenin baştan sona okumaya katlanamadığı Firmicus'a, o devirde en soylu kişilerin bile rağbet ettiğini hem Marcianus hem de

Önsöz

Neapolitanus, Patavinus ve gayet nefis tezyin edilmiş diğer kitaplar kanıtlamaktadır.

Yeterince dikkatli yazılmış olan Marcianus el yazmasının tamamını Skutsch karşılaştırdı. B el yazmasının bir diğer takipçisi şudur, 16. Oxford Lincoln College 114 kâğıt, 222 yaprak, iki sütun halinde 15. yüzyıl sonlarında yazılmıştır, ikinci kısmı (f. 133 ilâ 222) Firmicus'u ihtiva eder.

V. kitabın kısmen Lindsay'in bizzat kendisi kısmen de bir öğrencisi tarafından yapılan karşılaştırmasından faydalı görünen yerleri aktardık. 17. Padova Antoniana Kütüphanesi 574 parşömen, Pat., 130 yaprak, 34'e 23 cm., beşli formalardan (quinio) müteşekkil, 15. yüzyıl, dikkatliden ziyade zarif bir tarzda yazılmıştır, V., VI. ve VIII. kitaplardan derlenen metin varyantları (kısmen Franz Cumont tarafından 1899'da, kısmen Ziegler tarafından 1908'de) onun Münih nüshasına ziyadesiyle benzediğini yeterince açıkça göstermiştir, bazılarını eleştirel aygıtta Pat. veya Patav. işaretiyle zikrettik. 18.

Palermo Halk Kütüphanesi 2 Qq E 20 kodlu, parşömen, 146 varak, çok büyük boyutta, 40 satırlı, 15. yüzyıla ait el yazması r soyundandır ve en çok Venedik Marcianus G nüshasına yaklaşır.

Müstensihin bizzat kendisi tarafından başka yazmalardan alınmış muhtelif okuma farklarının satır üstlerine yazıldığı hiç de seyrek görülmez.

Adını bilmediğimiz bir âlim, beşinci kitabın birkaç sayfasını bizim istifademiz için lütfedip karşılaştırmıştır.

19. Viyana 3195 numaralı, kâğıt, 15. yüzyıla ait el yazmasının, F ile A arasında hemen hemen orta bir mevkide durduğunu, lâkin T soyuna daha yakın olduğunu, Hauler’in bize nezaketle temin ettiği ve I 49, 15 – 53, 11 arasına getirdiğimiz okuma farklarından anlamak mümkündür.

A soyundan şu yazmalar tarafımızca öğrenilmiştir,

20. Vatikan lat. 2227 kodlu, kâğıt, 110 varak, 41 x 28,5 cm ebadında, 15. yüzyıl veya 16. yüzyıl başlarında oldukça özensizce yazılmıştır. I 49, 15 – 53, 11, 267 – 280, II 1 – 5 kısımlarında başvurduk, akabinde bir kenara bıraktık. Kroll karşılaştırmıştır.

21. Vatikan Palatinus lat. 1418 kodlu, kâğıt, 190 varak, 15. yüzyıla ait yazma, hem A metin ailesinin daha arı bir metnini sunduğundan hem de ikinci bir el tarafından düşülmüş seçkin tashihler içerdiğinden (bu aynı el, yazmanın 187 – 190. varaklarına muhtelif astrolojik kısımlar eklemiştir), baştan sona karşılaştırılmaya bizce daha lâyık görülmüştür. Bu tashihlerin bir kısmı Napoli yazmasının takipçisi olan başka bir nüshadan devşirilmiş, bir kısmı ise tashih edenin, gayet âlim ve pek nüfuzlu bir zatın kendi dehasından neşet etmiş gibi görünmektedir. Kroll I 49, 15 – 53, 11, 267 – 280, II 1 – 149 kısımlarını, geri kalanını ise Graeven karşılaştırmıştır. Palatinus ile en sıkı surette irtibatlı olan,

22. Vatikan Urbinas lat. 263 (eski 493) kodlu, parşömen, 171 yazılı varak, 33 x 23 cm, 36 satırlı, 15. yüzyılda Urbino Dükü Federico’nun emriyle gayet güzel bir şekilde tezyin edilmiş nüshadır. Yazıcı sonunda (varak 171b) adını zikretmiştir, G. Hispanus. I 49, 15 – 53, 11, 267 – 280, II 1 – 18 kısımlarında istifade ettik, Kroll karşılaştırmıştır.

23. Napoli Millî Kütüphanesi VA 17 kodlu, 209 varaklık çok güzel bir parşömen kitap olan, gayet büyük boyuttaki, 37 satırlı, 15. yüzyılın sonlarına doğru yazılmış nüshanın da A soyundan türetilmesi gerektiğinden hiçbir surette şüphe edilemez.

Fakat yalnız bu kitaba, diğer yazmaların bozulmuş metnini parlak bir surette sıhhate kavuşturan pek çok seçkin okuma farkını borçlu olduğumuz gibi, birkaç satırlık kimi küçük tamamlamaları ve VI. ile VII. kitaplardaki boşlukları Firmicus’un muhakkak ki hakiki sözleriyle (II 121, 11 – 139, 7 ve 245, 5 – 261, 6) dolduran o daha büyük zeyilleri de borçluyuz. Durum böyle olunca N nüshasının kendisinden neşet ettiği asıl nüshanın (exemplar), A soyundan bir kitaptan istinsah edildiği, lâkin hem sıhhati hem de tamlığı bakımından T ve A soylarının kök metninden (archetypus) fersah fersah üstün olan, pek kadim ve eksiksiz bir nüsha ile karşılaştırıldığı aşikâr hale gelir (karşılaştırınız yukarıda s. XII), ki Napoli nüshasının aslı buradan sayısız yerde tashih edilmiş ve genişletilmiştir.

Bununla birlikte, A soyunun değersizliğinin izleri de hiç de daha az olmayan yerlerde baki kalmıştır, üstelik kanaatimizce, kitabını karşılaştırarak ve tamamlayarak tezyin eden kimse tarafından şahsi tahminler de oldukça cüretkâr biçimde metne sokulmuştur.

Binaenaleyh bu kitapta azami ihtiyat gösterilmelidir, ta ki meziyetine aldanıp 15. yüzyıl İtalyanının (şüphesiz âlim bir zatın) değersiz icatlarını Firmicus’un hakiki sözleri niyetine satın almayalım, zira o şahıs, III. kitap 13. fasıldaki (s. 189, 7) boşluğu, Angelus neşrinde ve ilk basımda (editio princeps) 189, 16’dan sonra sokuşturulmuş halde okunan (tıpkı N’de olduğu gibi) şu saçmalıklarla küstahça doldurmaktan çekinmemiştir, bunların mahiyetini göstermek için, mademki Angelus’un ve ilk basımın pek fazla nüshası mevcut değildir, nihai kısmını buraya dercetmek kâfidir,

Gündüz doğum haritasında (genitura) yükselenden (ascendens) derece derece dokuzuncu yere konulduğunda, yapar... çok düşünceler verir, bölgeler arasında yer değiştirme, ve şayet bu ev (domus) Merkür’ün olursa gök bilimi, şayet Venüs’ün olursa şarkılar ve neşe,

Şayet Mars’ın olursa silahlar ve aletler işi, şayet Jüpiter’in olursa ilahi ibadet ve yasada ilim,

Şayet Satürn’ün olursa simya ilmi, şayet Güneş’in olursa dört ayaklılar hususunda basiret, şayet kendi evi Yengeç’te olursa, sudan çıkan her şeyin ilmini verir.

V. – VIII. kitapları tenkitli neşre hazırlarken Napoli nüshasının meziyetini tecrübe ettiğimizden, I. – IV. kitaplar boyunca da bütünüyle tetkik edilmesi gerektiğine hükmettik.

Böylece Wroclaw’a gönderilerek bu kısım boyunca Ziegler tarafından karşılaştırıldı (1910), sonraki kısmı zaten Kroll (VI. – VIII. kitaplar) ve Holk (V. kitap) karşılaştırmıştı.

Nitekim kadim yazmalarla bize intikal etmiş bulunan I. – IV. kitaplarda dahi N, kayda değer pek çok okuma farkı sergiledi, gerek bizim gerek başkalarının pek çok tashihini teyit etti ve muhtelif tamamlamalar sundu. Bunlardan daha mühim görünenleri zeyiller kısmında (s. 546 ve devamı) neşrettik.

Lâkin bu son derece faydalı yazmanın, müellifin metnini tashih etmek adına bir kimsenin belki daha fazlasını da çıkarabileceği diğer okuma farklarının da yazı çekmecelerinin kuytularında saklanmaması gerektiğine kanaat getirerek, imlaya dair ve o cinsten sair hataları tabii ki dışarıda bırakıp işbu mukaddimenin nihayetine ekledik.

Foerster ile Wünsch’ün bir vakitler bizim istifademiz için lütfedip hazırladıkları birkaç sayfalık karşılaştırmaları da elimizin altındaydı. Daha sonra daha yeni bir el tarafından Napoli N1 nüshasına düşülen okuma farklarının a’dan neşet ettiği aşağıda görülecektir.

Napoli nüshasının ikizi olan (fakat ne kaynağı ne de kopyası durumundaki) bir kitaptan, Firmicus’u genişletilmiş ve tashih edilmiş olarak neşretmeyi aklına koyan o âlim zat istifade etmiştir, bu zat şimdi Wolfenbüttel kütüphanesinde bulunan Aldus baskısı nüshasına (W 24) hem pek çok kenar notu serpiştirmiş hem de VI. ve VII. kitapların tamamlayıcı kısımlarını dercetmiştir, nitekim Wolfenbüttel kütüphanecilerinin en meşhuru olan G. E. Lessing mezkûr kitaptan bunları 1773 yılında neşretmiştir (Zur Geschichte der Litteratur. Zweyter Beytrag. Braunschweig 1773. XIX. Ergänzungen des Iulius Firmicus = Lachmann-Maltzahn tarafından neşredilen bütün eserleri, 3. baskı, IX, s. 272).

Talebimiz üzerine Wolfenbüttel nüshası Wroclaw’a gönderildi, Ziegler tetkik ve karşılaştırma yaptı.

İlk ve son kısımlarının Wolfenbüttel Aldus baskısında mevcut olduğunu 121, 11’de not ettiğimiz VI. kitabın zeyilleri, maktu üç kâğıtta okunmaktadır, bunlardan basılı kitabın 126. varağından sonrasına eklenmiş ve 126* olarak işaretlenmiş olan ilki 121, 10 – 122, 16 aralığını, yerleşmiş ve aynı burçların (şüphesiz son kısımlar, yani 15/16. satırlar Aldus baskısından istinsah edilmiştir, zira W nüshası 14. satırda kesilmiştir) ihtiva eder, 128. varaktan sonrasına eklenmiş ve 128*–b olarak işaretlenmiş ikinci ve üçüncü kâğıtlar ise 133, 6 Şayet Ay (başlık eksiktir, meğerki kenara Servt yazılmış olsun) – 140, 10 yıldız kısmını arz eder. Aldus nüshasının kenarında varak 126’da şöyle yazılıdır, metin sahtedir, bunlar hakikaten XXVII – XXX arası sonradan sokuşturulmuş fasıllardır (bakınız s. 557). Varak 127b’nin kenarında ise orada, Aldus baskısında rastlanan Oidipus’un doğum haritasına dair şu not okunur, bu şekil aşağıya, kendi yerine konulmuştur, zira bu kitapta aşağıda görülebileceği üzere sonradan eklenmiş olan bazı kısımlar eksikti. Ve zeyilleri yazan kimse Oidipus’un doğum haritasını üçüncü kâğıdın sonuna ilave etmiştir.

VII. Kitabın İlaveleri

VII. Kitabın ilaveleri, yaprak 169'dan (VII. Kitabın sonundan) sonra araya eklenmiş ve 159* ile 159*^ olarak işaretlenmiş dört yaprağı doldurmaktadır, bu metin, "Bu başlıklar bu 7. kitabın on dokuzuncu bölümünü takip eder" başlığı altında, s. 245 16–261 6 arasında yer alan ve *radiatione respiciat* ifadesine kadar uzanan kısımdır.

Dolayısıyla N el yazmasının s. 245 6–14 arasındaki ilave başlangıcı eksiktir, fakat bunun *ante enim* ile *dissentiunt* arasındaki son üç satırı, Aldus baskısının XIX. bölümünden (bizde XVI., bkz. s. 558) sonra eklenmiş halde bulunur.

İlavenin W el yazmasında korunan son kısmı 167 satır ihtiva eder, bu sayı, ilavenin tamamının satır sayısı olan 459 ile öyle uyuşmaktadır ki (bkz. s. XII), aksi takdirde bütünüyle kaybolmuş bir dördülün (quaternio) son üç yaprağının W'de muhafaza edilmiş olduğu muhtemel görünmektedir.

W'de karşılaşılan 20 satırlık başlangıç, birinci yaprağın parçalarına dayanıyor gibi görünmektedir, zira bir kimsenin ilavenin orta kısmını kasıtlı olarak gizlediğine pek inanamayız.

W metninin kendisi hakkında, Lessing'in kopyasını göz ardı ederek, edisyonda ve eleştirel aygıtta (apparatus criticus) bilgi verdik.

Firmicus bahsinde onun hakkında daha fazla şey sunmanın elbette bir önemi yoktur, fakat Lessing'in hatırına, onun istinsah ederken hangi noktalarda yanıldığını burada sergilemek zahmete değer görünmektedir, 121 20 *gloria* Lessing, doğrusu *glorias* W (doğru!), ancak *s* silinmiş. 122 2 *referuntur* Lessing, *coferuntur* W. 133 14 *fuerint* Lessing, *fuit* (= *fuerit*) doğru olarak W. 133 26 *constitutos* Lessing, *constitutas* doğru olarak W. 134 3 *Mars* Lessing, dolayısıyla W'deki *Mar.* hatasını kasıtlı olarak gizlemiştir. 134 4 *superarit* Lessing, *sup(er)arit* W (= N, gerçeğe daha yakın). 134 5 *prosperus* Lessing, *prosperus* doğru olarak W. 134 9 *horosc* Lessing, *horosco* W. 134 11 *ingressis* Lessing, *ingressis* W'de kazıma yoluyla *-ssus* biçiminden düzeltilmiş. 134 13 *Venus* Lessing, *Venus* W'de kazıma yoluyla *venerit* biçiminden düzeltilmiş. 134 17 *et* Lessing, *ad* vardı, fakat silip üzerine *et* yazdı W. 134 19 *commodaverit* Lessing, *cbmodarit* W. 134 27 *et* Lessing, *.i.* (= *idest*) doğru olarak W. 134 28 *horoscopumque* Lessing, *horamq;* W'de *horoscoq^* şeklinde düzeltilmiş. 135 3 *seii* Lessing, *.i.* (= *idest*) doğru olarak W. 135 11 *minuta* W, fakat *m* harfinden önce *itilis* kelimesinin (9. satır) *p* harfinin alt kuyruğu öyle uzatılmıştır ki, dikkatle bakmayan birine *i* gibi görünebilir, Lessing'in *imminuta* okuması buradan doğmuştur. 135 15 *minis* Lessing, *ruinis* doğru olarak W. 135 16 *destinatus* Lessing (doğru), fakat W'de *destinatum*. 135 25 *prosequitur* Lessing, fakat açıkça *psequitur* doğru olarak W. 136 26 *plectitur* Lessing, *plectutur* doğru olarak W. 136 1 *fuerint* Lessing, *fuit* (= *fuerit*) W. 136 11 *aut* Lessing, *d;* vardı fakat sildi ve üzerine *aut* yazdı W. 136 12 *trastantis* Lessing, *tractantis* W. 136 21 *fuit* Lessing, *fuit* (= *fuerit*) W. 137 5 *ad* Lessing, *ab* doğru olarak W. 137 8 *epilepticos* Lessing, *epileticos* W. 138 3 *copulatos* Lessing, *copulatus* W. 138 6 *constituta* Lessing, *constituto* W. 138 21 *illicitis* Lessing, *in citis* W'de *illicitis* olarak düzeltilmiş (bu kenarda da yinelenmiştir). 138 24 *latenter* Lessing, *latentes* W. 138 25 *stupra* Lessing, *stupra* W. 139 20 *primus* Lessing, W'de kazıma üzerinde *primus* (görünüşe göre *primos* idi). 139 20 *coniunctionem* Lessing, metinde *coniunctionum* W, kenarda *-onem*. 139 23 *et* Lessing, *i* W. 139 24 *ii* Lessing, *si* W'de *hii* olarak düzeltilmiş. 139 26 *sortiantur* Lessing, *sortiantur* W'de *-untur* olarak düzeltilmiş. 248 8 *publico* Lessing, *publice* doğru olarak W. 248 13 *aut* Lessing, *ul* (= *vel*) doğru olarak W. 249 30 *seu* Lessing, *s3* (= *sed*) doğru olarak W. 251 4 *dextros* Lessing, *dextro* doğru olarak W. 251 12 *huius* doğru olarak Lessing, *huus* W. 251 16 *fuerit* Lessing, *sit* doğru olarak W. 252 2 *iungetur* Lessing, *iungatur* doğru olarak W. 252 14 *epilepticos* Lessing, *epileticos* W. 252 19 *hos* Lessing, *hos* W'de *his* biçiminden düzeltilmiş. 252 28 *debilitabuntur* Lessing, *debilitabut* W. 253 10 *emocarios* Lessing, *emoroycos* W, fakat Lessing'in hatası kolayca anlaşılacak tarzdadır, bunu tek tek tarif etmek uzun sürer. 253 22 *constitutis* Lessing, *constitutus* doğru olarak W. 254 11 *epilepticos* Lessing, *epilenticos* W. 254 15 *valetudinis* Lessing, *valitudinis* W. 254 18 *iisdem* Lessing, *hisdem* W. 255 4 *valetudinibus* Lessing, *valitudinibus* W. 255 19 *loco* W'de var, Lessing atlamış. 255 21 *epilepticos* Lessing, *epileticos* W. 255 30 *epileptialis* Lessing, *epiletialis* W. 256 1 *hydropen* Lessing, *hydropem* doğru olarak W. 256 1 *phthisin* Lessing, *pthisi* W. 256 4 *hac* Lessing, *hec* doğru olarak W. 256 10 *malevola* Lessing, *malivola* W. 256 17 *consequuntur* Lessing, *conseqt(ur)* = *consequetur* W. 256 22 *se* Lessing'de atlanmış, W'de var. 257 2 *epilepticos* Lessing, *-leticos* W. 257 5 *Mercurium* Lessing, *Mercurij* W'de *Mercurium* olarak düzeltilmiş. 257 8 *aegritudinis* Lessing, *aegritudines* W. 257 11 *inter* Lessing, *int'* W. 257 27 *constituta* Lessing, *constitutae* doğru olarak W. 258 1 *et* Lessing, *et* (= *etiam*) W. 258 2 *ceteras* Lessing, *exteras* doğru olarak W. 258 8 *per* Lessing, *post* W. 258 21 *imus* Lessing, W'nin *imus* mu yoksa *unus* mu içerdiği ayırt edilemiyor. 259 20 *infertur* Lessing, *inferetur* W. 259 30 *phthisi* Lessing, *pthisi* W. 260 14 *in limo* Lessing, *i 4to* W, Lessing'in 1 yerine *i* okuduğu açıktır. 260 24 *excepit* Lessing, *exceperit* W.

Bunlar gözden geçirildiğinde, pek çok yerde Lessing'in W'de yanlış olan veya yanlış olduğunu düşündüğü şeyleri sessizce düzelttiği görülse de, ki biz de W'nin çoğunlukla *epichataphora* ve benzeri biçimleri sunması gibi daha önemsiz imla meselelerini atladık, yine de azımsanmayacak sayıda yerde bu büyük adamın vazifesini yeterince özenle yerine getirmediği inkar edilemez görünmektedir.

Wolfenbüttel'deki Aldus baskısı, yalnızca araya eklenmiş ilavelerle değil, aynı zamanda kısmen ilaveleri kaleme alan kişi tarafından, kısmen de dönemin (şüphesiz 16. yüzyıl) bir başka eli tarafından kenara yazılmış muhtelif okumalarla (variae lectiones) da dikkat çeker.

Bunların kendileri de, söz konusu kitabın sahibinin kullandığı el yazmasının Napoli el yazmasının bir ikizi olduğunu doğrulamaktadır.

Şunlar delil olsun, 33 23 *Hinc* Aldus baskısı, *Hanc* W = N. 42 16 *Vides quam apte quam absconsum est* Aldus baskısı, *est* üzerine W şu notu düşer, başka bir nüshada *quam secretum secundum naturam* ve devamı = N. 44 1 *beatos splendidos et potentes* W, karşılaştırınız N (s. 647). 54 3 W, Aldus baskısında atlanmış olan *omnes* ile (6) *fuerint* arasındaki kelimeleri tamamlar ve 5 *exercent* yazar. 95 14 *nobile* Aldus baskısı, başka bir nüshada *mobile* W = N. 112 6 *exercere* = N. 113 22 *musivarios*, *usu uarios* Aldus baskısı, *numismarios* W = N. 124 17 *honestate*, *potestate* W = N. 124 29 *amores*, *honores* W = N. 125 23 *infortuniorum genere* W = N. 129 3 *partiliter* W = N. 140 18 gökyüzünün ortası (MC), başka bir nüshada gökyüzünün dibi (IMC) W, her ikisi de N'de mevcuttur (orta dipte). 140 22 yükselenden (ab horoscopo) W = N. 141 11 *ornatos* W = N Sittl. 153 15 *foelicitate* Aldus baskısı, başka bir nüshada *foeditate* W doğru olarak, karşılaştırınız N (*falsitate*). 158 25 *mobilium* W'de var = VN. 159 5 *albu* ve üzerine yazılmış başka bir nüshada *albis* W, *albis* N, *albis* V'de *aluum* biçiminden düzeltilmiş. 161 4 *pseudenedros* Aldus baskısı, üzerine yazılmış başka bir nüshada *prophetas* W = N ve kenara ekler, başka bir nüshada *psephopectas* = V. 175 9 *regionum* W = NV (doğru).

XXV

[okunamadı] 184, 12 "renklerin [colorum]", W el yazmasında "yünlerin [lanarum]" olarak düzeltilmiş, N el yazmasıyla aynıdır, 186, 22 "yapacaktır [faciet]", W el yazmasında "katlanacaklardır [patientur]", N el yazmasında "katlanacaktır yahut yapacaktır [patietur vel faciet]", 202, 28 "yaralar [vulnera]", W ve N el yazmalarında "çıbanlar [ulcera]", 209, 27 "kısımların [partium]" W ve N el yazmalarında mevcuttur, 251, 6 "yapacaktır [faciet]" ile 251, 7 "yüceltir [nobilitat]" arasındaki kısım Aldus baskısında atlanmış olup W tarafından tamamlanmıştır ve N gibi "yüceltir" ibaresine sahiptir, 266, 5 "yaşam, zihnin erdemi ve niteliğiyle [vita, virtute animi et qualitate]" W el yazmasında böyledir.

II 29, 21 ve devamını W ve N tamamlar, ancak "takip ederler [consequuntur]" yerine "takip edeceklerdir [consequentur]" bulunur, 318 "düşmanlıklar [simultates]", W el yazmasında "hastalıklar [aegritudines]" şeklindedir.

N 51, 10 "arızî olarak [per accidens]", W el yazmasında "evlat edinme yoluyla [adoptione]", N el yazmasında "evlat edinme yoluyla [per adoptionem]" şeklindedir, diğer el yazmalarında ise "işleme, irtikap yoluyla [perpetrationem]". 63, 28 "haydutlar [latronibus]" W ve N el yazmalarında aynıdır, 141, 14 "Merkür kısmında" Aldus baskısında sembolle gösterilmiştir, W ve N el yazmalarında ise üzerine "gökyüzünün ortası (MC)" yazılmıştır.

144, 22-24 arasındaki ilaveyi N ve W sunar, ancak "yerleştirilmiş [collocatos]" yerine "konulmuş [positos]" vardır ve 23. satırdaki "eğer [si]" ihmal edilmiştir. 150, 10 ve devamını W ve N tamamlar, fakat 12. satırda "çiğnesinler [calcent]" yerine "tutsunlar [teneant]" yer alır. 157, 6 "yerleştirilmişler [collocati]" W el yazmasında böyledir, N ve D' el yazmalarında "yerleştirenlere [collocatis]" şeklindedir. 214, 21'i W şu şekilde tamamlar, "yükselende (horoscopus), anaphora içinde yerleşmiş ve onu Satürn sekizinci evde yerleşmiş olarak karşıt açıyla görür".

216, 6 W ve N el yazmalarında mevcuttur, 224, 23 "apokopiler [apocopi]" W ve J el yazmalarında bulunur, 226, 18-20 arasını W ve N tamamlar, ancak "yapacaktır [faciet]" yerine "yapar [facit]" yazar, 273, 24 "tef çalanlar [tympana pulsantes]" W ve N el yazmalarında aynıdır, 286, 5'i W ve N tamamlar, 318, 10 ve devamını W ve N tamamlar, fakat "yok olacak [interibit]" ile "ölecektir [morietur]" sözcükleri yer değiştirmiştir, 328, 18 "mim sanatçıları yapacaktır [mymologos faciet]" W el yazmasındadır, 343, 21 "ihtiyatlı rehberler [cautos ductores]" W el yazmasındadır, 346, 4 "diken batmasıyla helak edecektir [punctu spinae faciet interire]" W el yazmasındadır, 356, 1-3 arasını W ve N tamamlar.

Çoğu Aldus baskısının bozulmuş metnini bir el yazmasının güvenilirliğine dayanarak düzelten veya boşlukları dolduran, burada sayılmasının bir yararı olmayan W nüshasındaki diğer notlardan şu kayıtlar anılmaya değerdir, 67, 14 "gündüze ait olanlara zarar verir" Aldus baskısındayken, W el yazmasında "geceye ait olanlara" diye düzeltilmiştir, 110, 25 "bu aynılarını [hos eosdem]" W el yazmasında bulunur, 140, 22 "sekizinci [octavo]" W nüshasında mevcuttur, 161, 3 Aldus baskısındaki "ortakta [socio]" kelimesinde W nüshası "o" harfini silerek "biliyorum [scio]" şekline getirmiştir, 180, 15 "hazineye ait [fiscalium]" ibaresi W el yazmasında düzeltilmiştir, 196, 25 Aldus baskısındaki "antiscii" yerine W nüshasında "rahipler [antistites]" yazılıdır ki bu Sittl'in "scii" okumasından daha doğrudur, 210, 3 "akan şeylerle [fluentibus]" yerine Aldus baskısı "akıntılarla [fluxibus]" der, W el yazmasında "dalgalarla [fluctibus]" bulunur, 251, 6 "şairler [poetas]" W el yazmasında yer alır, 11 10, 21 Aldus baskısındaki "bilgisiz [inscius]" ibaresini W el yazması "bilen ve [scius et]" şeklinde düzeltmiştir, 28, 15 "yahut Venüs onu veya Merkür ya da Jüpiter kare açıdan [de quadrato] görürse" W el yazmasında böyledir, 53, 24 Aldus baskısındaki "yarar sağlayacaktır [proderunt]" yerine W el yazmasında "dürüst olacaklardır [probae erunt]" bulunur, 77, 10 "zarafetin [venustatis]" W el yazmasında vardır, 97, 11 Aldus baskısındaki "başkanlık etsinler [praesideant]" yerine W el yazmasında "sahip olsunlar [possideant]" kayıtlıdır, 119, 16 "korkunun [timoris]", Aldus baskısındaki "ölümün [mortis]" yerine W nüshasında "zihnin [mentis]" olarak düzeltilmiştir ki daha doğru görünmektedir, 153, 22 Aldus baskısındaki "lahoribus" kelimesindeki "ho" hecesini W silmiştir, 172, 4 Aldus baskısındaki "Yengeç burçlarına [Cancris]" yerine W el yazmasında "türün [generis]" ibaresi vardır, 183, 8 "ahlak, adetler [mores]" W nüshasındadır, 183, 8 Aldus baskısındaki "eksilen [deficiente]" yerine W nüshasında "sınırlandıran [definiente]" bulunur, 221, 13 Aldus baskısındaki "Mars" yerine W el yazmasında yönelme durumuyla "Mars'a [Marti]" yazılmıştır, 271, 3-4 "her ne [quidquid]", 274, 26 Aldus baskısındaki "bulunsun [adsit]" yerine W el yazmasında "uzak olsun [absit]" yer alır.

Nihayet, metni düzelten meçhul zatın dehasını ve vukufunu aydınlatması bakımından şu hususları da zikretmeden geçmek istemeyiz, Aldus baskısının birinci kitabının ikinci faslı olan "İtirazların Çözümü" kenarına şu notu düşmüştür,

"Muhtemelen astrologlara karşı yazmış olan ve aynı şekilde Konstantinos devrinde parlamış bulunan Lactantius'a itiraz etmektedir." İkinci kitabın on beşinci faslının, yani "On İkide Bir Parçalar (Duodecatemoria)" kısmının başında şu satırlar okunur,

"Gezegenin kendi burcunda katettiği dereceleri ekleyen Batlamyus'a ve On İkilikler faslında Al-Kabîsî'ye bakınız." İkinci kitabın yirmi dokuzuncu faslı olan "Zaman Hakimi (Chronocrator)" hakkında ise şunları kaydeder, "Bu zaman hakimi hususunda diğer müelliflerden hayli farklıdır." 242, 6'da bu zat bizimle aynı ihtarda bulunmuştur, "Sanırım orada bir hata mevcuttur, zira talih noktası böyle kabul edilmektedir. Fakat senin bunun aksini söylemen yahut kabul etmen gerekir." Muhtelif yerlerde "Denendi [Expertum]" şerhini düşer, 101, 1-7 satırlarına ise, "Bu tamamen tecrübe edilmiştir" diye yazar.

Buradan hareketle, arzu eden kimse bu meçhul musahhihin hayatına dair bazı tahminlerde bulunabilir.

25. Laurentianus XXIX 31, kağıt, 149 varak, 28,5'e 21 santimetre ebadında, 15. yüzyıla (1479 yılına) ait, son derece özensiz yazılmış, A arketipinin değersiz bir kopyasıdır, yer yer D' veya N ile uyuşur, fakat meziyetlerden ziyade kusurlarda birleşir.

Muhtemelen N ile aynı kaynaktan neşet etmiştir, ancak henüz tashih edilmemiş ve ikmal olunmamış bir kaynaktır bu.

Birinci, ikinci, dördüncü, beşinci ve altıncı kitaplardan kafi miktarda varyantı Kroll (1896) ve Ziegler (1908) not etmiştir. Tenkit aygıtında zaman zaman L işaretiyle bunu andık. Bu Laurentianus nüshasının yoldaşı olan şu yazma ise bir kenara atılmaya çok daha layıktır,

26. Laurentianus XXIX 14, kağıt, 119 varak, 21,5'e 15 santimetre ebadında, 15. yüzyıla ait, son derece berbat, pek fena bir kitaptır.

Firmicus metni 30. varakta başlar, henüz yazısı tamamlanmamış 119b numaralı varakta I 212, 14'te "yapar [facit]" sözcüğüyle son bulur.

27. Escorialensis N III 1 nüshası, kağıt, 220 varak, 15. yüzyıl, sekiz kitabın tamamını ihtiva ettiğinden başka hakkında malumatımız yoktur. Aynı durum şu nüsha için de geçerlidir,

28. Canonicianus Lat. 275, folio boy kağıt, 148 varak, 15. yüzyıl, Coxe'un Bodleian Kütüphanesi El Yazmaları Kataloğu üçüncü cildinde şehadet ettiği üzere (1854, sayfa 226) mevcuttur. Daha fazlasını bilmiyoruz.

29. Harleianus 2766, Harleian Kütüphanesi El Yazmaları Kataloğu ikinci cildine göre (1808, sayfa 711) lulius Firmicus Maternus'un Mathesis yahut Astronomi kitaplarının bir kısmını ihtiva eder. Metnin nihayetinde, "Monte Cassino nüshasına göre hiçbir eksik yoktur" kaydı bulunur. Gerisini bilmiyoruz.

30. Cheltenham nüshası hakkında da, Gundermann'ın 1896 senesinde Skutsch'a yazdığı mektupta bildirdiği şeyden fazlasını öğrenmek şimdiye kadar bize nasip olmadı, bu mektupta Cheltenham'da 3374 numaralı, 15. yüzyıldan kalma parşömen bir nüshanın bulunduğu ve içinde "Genç Maternus'un Mathesis Kitabı"nın yer aldığı belirtilmekteydi.

Sandys'in bazı kitaplarının haraç mezat satıldığını yazdığı Phillipps Kütüphanesinde bu nüshanın halen bulunup bulunmadığını ve Firmicus'un Mathesis eserinin ne kadarlık kısmını kapsadığını bilmemekteyiz.

Firmicus'un kitaplarından seçilmiş bazı parçaları şu el yazmaları muhafaza etmektedir,

31. Monacensis 500, başına eklenmiş birkaç yaprak ihtiva eder, bunlarda ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve sekizinci kitaplardan Hartmann Schedel tarafından istinsah edilmiş seçkiler okunur.

32. Monacensis 954, 26-28. varaklarında Hieronymus Vallensis tarafından kaleme alınmış ve Hartmann Schedel'e hediye edilmiş dördüncü, beşinci ve sekizinci kitaplardan parçalar sunar.

33. Bernensis 189, kağıt, folio boy, 16. yüzyıla ait mecmua, 29 numara altında iki varakta Brissonius, Puteanus, Nicolaus Fabius, Delbenius ve diğerlerinin Firmicus üzerine ileri sürdükleri metin tamirlerini ihtiva eder.

34. Amplonianus Quart. 354, parşömen, 14. yüzyıl, varak 59-60 arasında diğer astronomi metinlerinin yanı sıra Firmicus'un dekanlar bahsinden (IV 22) kısa iktibaslar sunar.

Şayet bir veya ikisi mekan değiştirerek muhafaza edilip de tarafımızdan fark edilmeksizin yukarıda anılmamışsa, şu el yazmaları zayi olmuştur,

35. Hekim Baptista'nın Brescia nüshası.

36. Marcus Antonius de Averoldis'in Brescia nüshası ki muhtemelen 35 numara ile aynıdır.

Tarafımızdan yapılan müracaat üzerine Brescia Querini Kütüphanesi müdürü Philippus Garbelli lütfedip cevap vermiş, ne mezkur kütüphanede ne de Averoldi ailesinin (halen Brescia'da varlığını sürdüren) hususi arşivinde Firmicus kitabına dair hiçbir ize rastlanmadığını bildirmiştir, üstelik edebiyatta, askeriyede yahut devlet idaresinde temayüz etmiş bu asil ailenin pek çok ferdinin şanlı hatırası yaşamasına rağmen, hekim Baptista yahut Marcus Antonius Averoldus şahsiyetleri hakkında dahi hiçbir bilgiye ulaşılamamıştır.

37. Floransalı asilzade Iohannes Barbatoris'e ait Bologna parşömen nüshası.

38. Meçhul bir Münihli yazarın önceki nüshadan (no. 37) istinsah ettiği, Ludovicus de Paucris'e ödünç verip bir daha geri alamadığı Bologna nüshası.

39.

ÖNSÖZ

Carnutensis, Haenel'in 125. sayfada zikrettiği ve Sittl'in sorusu üzerine Chartres kütüphanesi memurlarının yok olduğunu bildirdikleri nüshadır, karşılaştırınız Sittl sayfa XIII.

40. Casinensis, Poggio'nun 1429 yılında bulduğu nüshadır, karşılaştırınız Epistulae (Tonelli basımı) III 37 sayfa 284, IV 2 sayfa 295, IV 4 sayfa 303, Sittl sayfa V ve X, yukarıda sayfa VIII ve XXVI.

41. Usta Paulus'un nüshası (exemplar), Palatinus 1418 yazmasının kenarında II 4 ve devamına düşülen şu notta geçer, "Usta Paulus'un nüshasında aşağıda belirtildiği gibi farklı bulunmaktadır." Karşılaştırınız Sittl sayfa XII. Acaba bunun, Münihli anonim yazarın bahsettiği Usta Paucerus ile bir ilgisi var mıdır? Karşılaştırınız sayfa XVIII.

M. Manitius'un Philologisches aus alten Bibliothekskatalogen (Rhein. Mus. XLVII, Ek Cilt sayfa 83) adlı çalışmasından öğrendiğimize göre,

42. Keisbacensis, "Iulius Firmicus'un matematik [astroloji] kitabı (liber mathesis Iulii Firmici)" (XII. yüzyıl kataloğu).

43. Bambergensis, "Iulius Firmus'un matematik [astroloji] kitabı (liber Iulii Firmi mateseos)" (XIII. yüzyıl kataloğu).

Firmicus üzerine hazırlanan basımları ve şerhleri saymaya geçerken, ilk olarak, sonunda şu ifadelerin okunduğu kitap anılmalıdır,

"Serbest sanatlar üstadı Johannes Angelus tarafından yeniden işlenmiş Düz Usturlap Çalışması tablolarda, kutlu bir biçimde sona erdi.

Bir zamanlar Venedik'te, şimdilerde ise pek meşhur olduğu Augsburg'da bulunan becerikli, üstün gayretli ve hayranlık uyandırıcı basım sanatına sahip Augsburg'lu Erhard Ratdolt tarafından basılmıştır. 27 Ekim 1488. Tanrı'ya hamdolsun."

Yeterince temiz basılmış olan bu kitabın (1494'te ve sonrasında defalarca yeniden basılmıştır) t, v, x ve z formaları (= 44 varak), Firmicus'un üçüncü kitabının neredeyse tamamını, dördüncü kitabın büyük kısmını, beşinci kitabın ise yaklaşık üçte birini ihtiva eder. Başlığı eksiktir, fakat s formasının ilk varağının arka yüzünde şu takdim yer alır,

"Bu tabloları, pek mahir astrolog Iulius Firmicus'un kitaplarından derlenmiş, doğum haritalarında pek faydalı bir risale takip etmektedir.

Burada, gezegenlerin burçlarda ve göğün on iki evinde ne getirdiği, ayrıca her bir burcun göğün dört köşesinde doğan kimseye ne bahşettiği etraflıca ve süslü bir üslupla ele alınmaktadır."

Bölümlerin sırası şu şekilde değiştirilmiştir. III 2, 3 1-23, 4 1-39, 5 1-39, 6 1-34, 7 (sayfa 165, 8'deki "decernit" kelimesine kadar) bölümlerinin her birine "Satürn'ün (Jüpiter'in, Mars'ın, Güneş'in, Venüs'ün, Merkür'ün) XII evde yahut mahalde anlamı" başlığı konulmuş, bunların önüne de "Satürn'ün (Jüpiter'in, Mars'ın, Güneş'in, Venüs'ün, Merkür'ün) burçlardaki anlamı" başlığıyla şu kısımlar getirilmiştir,

IV 19 5-8, 9-12, 13-16 ortası (sayfa 249, 11'deki "perficitur" kelimesi), 32 (sayfa 254, 16'daki "facit" kelimesinden itibaren)-33, 17-23, 24-30. Ardından şu bölümler gelir, III 8-12, IV 19 34 (sayfa 255, 10'dan itibaren)-35, III 13, 14 (sayfa 194, 14'teki "turbari" kelimesine kadar), IV 2-15, 16 1-11, V 1 1-36 (sayfa 18, 2'deki "substantia" kelimesine kadar), 2 2-21.

Dolayısıyla Angelus'un kitapçığında III 2-14, IV 2-16 11 ve 19 5-30, 32-35 ile pek az eksikle V 1 ve 2 yer almaktadır.

Bu metnin basıldığı yazmanın daha geç döneme ait olduğu hem Angelus metninin ekseriyetle A' ile uyuştuğu III. ve IV. kitaplarda görülmekte, hem de V. kitapta bu metnin P kolundan türediği ve bilhassa Venedik nüshası G'ye pek yaklaştığı kolayca anlaşılmaktadır, yine de matbaacı Erhard Ratdolt'un Venedik'ten Augsburg'a gelmiş olması sebebiyle pekala mümkün görünse de, bu basımın kaynağı bizzat G yazması olmamıştır.

Zira Angelus'un nüshası, P kolunun diğer takipçilerinden farklı olarak, A koluna mensup N yazmasının temayüz ettiği ders ve eklemeleri azımsanmayacak sayıda yerde bizzat barındırmasıyla dikkat çeker.

Görünüşe göre Angelus'un kullandığı yazma P'den neşet etmiş, fakat N ile aynı ya da benzer bir kitaba göre üstünkörü düzeltilmiş ve genişletilmiştir.

Bu eklemeler arasında, sayfa XXI'de bahsettiğimiz I 189, 16'dan sonra gelen sahte parça da bulunmaktadır.

İlk basımı (editio princeps) hazırlayan kişi de (ki kendisinin N ile hiçbir bağı yoktur), bu kısmı Angelus'un kitabından almış, nitekim bu kitap kendisine v basımından aktardığımız birçok düzeltmeyi de sağlamıştır. Aldina basımının naşiri Pescennius Niger de Angelus'u yabana atmamıştır, bu durum birazdan görülecektir.

Angelus'un derslerini, N yazmasının karşılaştırmasını sunan bu önsözün zeyline dahil ettik.

Bu kırıntıların matematik sanatına pek meraklı kimselerde eserin tamamına yönelik derin bir arzu uyandırmasından dokuz yıl sonra, Firmicus'un tamamı ilk basımda harflere dökülmüştür, basımın sonunda şu ifadeler yer alır, "Venedik'te, Bevilaqua lakaplı Simon Papiensis tarafından 13 Haziran 1497 tarihinde basılmıştır." Bu basım, titizlikle aktarıldığı P kolu yazmasının bir kopyası gibidir. Basımı yayına hazırlayan kişi (adı zikredilmemiştir), pek çok yerde bozulmuş metni başarıyla düzeltmiş, metne yabancı unsurlar katmaktan (interpolatio) kaçınmıştır, nitekim IV. kitapta (189, 16) neredeyse diğer bütün yazmalarda görülen boşluğu doldurduğu sahte parçayı kendisi uydurmamış, Angelus'un kitabında bulmuştur, bazı düzeltmeleri de bu kitaba borçludur.

Bunların v ile N arasında ortak olan diğer bazıları ise, ilk naşirin elinde N bulunmadığına göre, naşirin bunları kendi yazmasına borçlu olduğunu açıkça gösterir.

İkinci fasikülde, v basımının sayfa ve sütun başlangıçlarını kenara kaydettik, zira Thesaurus Linguae Latinae'de Firmicus'a yapılan atıflar bilhassa bu sayfalara göredir. A ve V uyuşmasını A' işaretiyle gösterdiğimizi daha önce sayfa XVI ve I. cilt sayfa VII'de belirtmiştik.

İlk basımı takip eden ve altında "Venedik'te, Aldo Romano'nun özeni ve dikkatiyle, Ekim ayı 1500" ibaresi bulunan Aldina basımı, Venedik Senatosu tarafından bu kitapları başka hiç kimsenin cezasız basamayacağı imtiyazına mazhar olmuş, Firmicus'un Astronomica adlı sekiz kitabını "İskit sahillerinden bize yeni getirilen, eksiksiz ve düzeltilmiş" haliyle sunduğunu iddia etmiştir, kitabın başına konulan takdim mektuplarında matbaacı Aldus, Urbino Dükü Guido Ubaldo'ya, naşir Pescennius Franciscus Niger ise Kardinal Ippolito d'Este'ye Firmicus'u tavsiye etmeye çalışırken, ilk basıma şu sözlerle daha da sert biçimde yüklenirler,

"Zira daha önce ortalıkta dolaşan metin son derece bozulmuş, eksik ve neredeyse yarımdı. Diğerleri ise, ki bundan daha iğrenç bir şey olamaz, ekinler arasına karışan uğursuz delice otu gibi, kutsal harf baskısıyla, yeni birtakım eklerle ve cüretkar yorumlarla lekelenmiş barbarca bir astrolojiyi yaymaktadırlar."

Kendi emeklerini ise şu övgülerle yüceltirler, "Iulius Maternus'u neşretmek ve en bilgili hükümdar Guido, sana hediye olarak göndermek istedik, zira onun ta Getlerin diyarından İtalya'ya eksiksiz ve tastamam dönmesi, yakınlarını ve vatanını yeniden görmesi senin için son derece makbul olacaktır. Buradan, talihli Hippolytus, senin doğu ufkundan [horoscopos] en parlak yıldızın yükseldi, tıpkı vaktiyle sabah yıldızının Aeneas'ı Hesperia sahillerine taşıdığı gibi, beni de barbarları soyup soğana çevirmem için İskitlerin en uç tortusuna kadar sürükledi, orada Firmicus, Gotik bir vahşetle zindana atılmış halde gizlenmekteydi. Geldim, gördüm ve yendim, senin ışınlarınla korunarak böylesine muazzam bir yoldaşı yanıma alıp vatana getirdim, azımsanmayacak bir zahmet, çaba, gayret, kurnazlık, tehlike ve gece çalışmasıyla yeraltından gök yüzüne çıkarılan tam, düzeltilmiş, arındırılmış, parlatılmış Firmicus'u, edebiyat zümresinin kutsal sunağına, kamu yararına ve Platoncu kullanıma adıyorum."

Öğreniyoruz ki, Ravennalı Pescennius Franciscus Niger, Ippolito d'Este tarafından yazmaları derlemek üzere Kuzey Avrupa'ya gönderilmiş ve Firmicus'un, Aldina basımına kaynaklık eden bir nüshasını ele geçirmiştir. Bu yazmayı nereden elde ettiğini söylemek ise zordur.

Lakin nasıl bir nüsha olduğu bizzat Aldus baskısından (Aldina) yeterince anlaşılmaktadır, P sülalesinden gelen ve pek de muteber olmayan bir nüshaydı; bu durum şu pasajlarla da kanıtlanabilir (kaldı ki a nüshasından, düzeltmeler haricinde hiçbir şey almadık), 54 3 Omnes — 6 fuerint çıkarılmış (3 — 8 V nüshasında yok) II 33 7 Saturnum — genituram] Lunam = T 35 18 si] nisi = T 38 is ipse] ipsum signum = J 40 23 fuerint inventi = A 53 24 proderunt = A 76 11 Sed — 12 decernit çıkarılmış = T 89 12 causationum == AB 162 15 Luna] Venus a, T'de yok 167 3 partiliter = T 170 18 cardinum = BG 173 21 in Tauro ditropico signo = T 211 30 coniungentur = AB 212 17 Lunam] stellam = A'B 215 12 tempus] conceptus = AB 219 10 in femininis — 12 horoscopo çıkarılmış = A'B 220 22 infelix — 24 inventus çıkarılmış = T 221 13 Mars in = T 224 23 aprocoti a apocropi T (apocopi /i) 227 28 servos — collocatis araya eklenmiş = A'B 273 24 cyppahapis = T 276 15 in — 16 et a'da yok, 15 cinaedos — 16 constitutos A'da yok 314 16 partus] pars = A' 316 27 impuros = T 317 13 et cui — insignia çıkarılmış = A' 318 9 araneo] terraneo a, traneo A 324 25 popularia] pulchra = AD' 327 1 cauculosis = G 336 23 pistores = GN 342 1 confingent = A 346 18 mediocritatis = A'. Fakat bu misaller kolaylıkla çoğaltılabilir.

Böylece o pek meşhur Pescennius Niger, 1470 yılı civarında "İskitlerin en dipteki tortusunda" barbar Gotların bizzat kendileri şayet yazmadılarsa bile muhakkak derleyip topladıkları ve Iohannes Regiomontanus'un önderliğinde Nürnberg'de Firmicus'u neşretmek üzere kullanacakları el yazmalarından birini memleketine götürdü; nitekim Aldus baskısının ikiz nüshası niteliğindeki iki kitap, Nürnberg ve Münih nüshaları, o havalide halen mevcuttur. Dolayısıyla bizzat o nüshanın zayi olmasına yanmak pek gerekmez. Ne var ki Pescennius, bozulmuş olan bu metni "tashih etti, temizledi, cilaladı".

Kendi dehasını kullanarak metni pek çok hatadan kurtardığı muhakkaktır, lakin demir çağı Latinciliğinin rengini silip atarak ve ona Cicero tarzı bir cila sürerek metni daha da biçimsizleştirdi; bilhassa ilk baskının (editio princeps) son derece nadir bulunması ve diğer baskıların Aldus neşrini harfiyen takip etmesi sebebiyle, hakiki Firmicus'un çağımıza kadar gizli kalmasına bu tutum yol açtı.

Pescennius'un Firmicus'u yayına hazırlarken işlediği en büyük kusur ise, elindeki yazmada bulduğu boşlukları (lacuna) en ufak bir haya duymaksızın sahte kelimelerle doldurmasıydı; bu sözlerin birçoğu lügat yazarlarını, ahlak ve adetler tarihini araştıranları yanıltmıştır.

Zira Firmicus'un Aldus baskısında kapladığı 174 yaprağın yaklaşık 20'si yahut daha fazlası, Firmicus ile hiçbir alakası bulunmayan bir metin sunmaktadır, karşılaştırınız cilt II, sayfa 556 ve devamı; orada Aldus baskısı ile bizim neşrimizin bölümleri kıyaslandığında, Pescennius'un bütünüyle kaç fasıl sokuşturduğunu kolayca anlayacaksınız, üstelik hemen her fasılda rastlanan sayısız ufak tefek eklemeler de cabasıdır.

Pescennius'un bu eklemeleri hangi kaynaklardan derlediğini, zira hepsini kendi muhayyilesinden çıkarmış olabileceğine inanmak güçtür, belki de 15. asrın astronomi ilmine vakıf bir kimse büyük ölçüde aydınlatabilir. Bizim ise sekizinci kitaptaki birtakım tahrifatlar dışında ortaya koyabileceğimiz bir şey yoktur. Nitekim A. Warburg bizimle şu hususu paylaştı, Petrus de Abano'nun Astrolabium'un astrolojik tasvirlerine eklediği ve bizzat Astrolabium'un Angelus tarafından hazırlanan baskılarında tasvirlerin üzerinde basılmış olarak okunan notlardan birçoğu, kelimesi kelimesine Firmicus ile uyuşmaktadır.

Bu notlar Firmicus ile karşılaştırıldığında, Abano'nun kelimeleriyle uyuşan metnin hiçbir surette Firmicus'a ait olmadığı, yalnızca Aldus baskısının lafzı olduğu derhal anlaşıldı; bunlar şüphesiz Pescennius'un XXII, XXIII, XXIV, XXVI, XXVIII ve XXIX. eksik bölümlere eklediği kısımlardır. Bunları öyle tanzim etmiştir ki, Petrus de Abano'nun kısa notunu Firmicus'un üslubunu fena sayılmayacak bir tarzda taklit ederek genişletmiştir. Bu durum şu misallerle aydınlatılabilir,

Petrus de Abano Pescennius Niger

Yengeç (Cancer), s. XI. Balıkçı olacaktır. İnsanları balıkçı ve sularla sürekli hemhal olan kimseler yapacaktır.

Yengeç, s. XIII. Çalışkan bir insan olacaktır. Çalışkan ve geceleri durmaksızın kafa yorarak hep kitaplarla meşgul olan kimseler yapacaktır.

Yengeç, s. XVI. Kendini asil sayan bir kimse. Kibirli, mağrur ve asaletleri dolayısıyla kendilerini muteber sayan kimseler yapacaktır.

Bu hususları kısaca hatırlatmayı kafi addediyoruz; bizzat Astrolabium'u Pescennius'un mu istinsah ettiği, yoksa Warburg'un tahmin ettiği gibi her ikisinin de aynı kaynaktan mı beslendiği meselesinin hallini o devrin mütehassıslarına bırakıyoruz; bize kalırsa, bazı ahşap oyma astrolojik tasvirleri de oradan ödünç aldığı için, Pescennius doğrudan Angelus'un Astrolabium'unu taklit etmiştir.

Aldus baskısını, onu takip eden tüm neşirler aynen bastı; bunlar üç tanedir, ilki Reggio di Lombardia'da, son derece titiz bir matbaacı olan Franciscus Mazalis'in masrafı ve emeğiyle 1503 senesinin Ağustos Calends'inde gün yüzüne çıktı, astrolog Nicolaus Pruckner tarafından yayına hazırlanan ve Basel'de Ioannes Hervagius marifetiyle 1533 ve 1551 yıllarında basılan ikinci ve üçüncü neşirlere umumi kütüphanelerde ve sahaf dükkanlarında halen pek seyrek olmayacak surette tesadüf edilmektedir.

Pruckner, Firmicus'un kitaplarını sayısız hatadan kurtarmış olmakla övünür; hakikatte ise onun Firmicus nezdindeki yegane meziyeti, Aldus baskısının bazı bariz hatalarını bertaraf etmiş olmasıdır; hiçbir yazma nüshaya müracaat etmemiş, tenkit sanatını hiçbir surette derinleştirmemiş, Pescennius'un cüretkar eklemelerini yaymaya devam etmiştir.

Bu neşirlerin değersizliğinin o asrın alimlerinin gözünden kaçmadığını hem Bern yazmasında muhafaza edilen tahminleri hem de Wolfenbüttel'deki Aldus nüshası göstermektedir.

Buna rağmen bu çalışmalardan hiçbir netice hasıl olmadı ve üç yüz yılı aşkın bir müddet boyunca, Salmasius, Seldenus ve Lessing'in ona temas etmesi müstesna, Firmicus'un Mathesis'i tamamen ihmal edilmiş vaziyette kaldı. Nihayet bu son otuz yılda, alimler hem astroloji sanatının hem de Latin dilinin tarihini kavramada Firmicus'un kıymetinin hiç de az olmadığını fark ettiklerinde, mesailerini ona hasretmeye başladılar. Şu tetkikler zikredilmelidir,

Chr. Kelber, Zu Iul. Firm. Mat. dem Astrologen, Progr. Erlangen 1881. Chr. Kelber, Anfang eines Wörterverzeichnisses zu den libri matheseos des Iul. Firm. Mat., Progr. Erlangen 1883. H. Dressel, Lexikalische Bemerkungen zu Firm. Mat., Progr. Zwickau 1882. M. Bonnet, Revue de philologie VIII 187-190. K. Sittl, Firmicus Maternus, Arch. f. lat. Lexicogr. IV (1887). G. Némethy, Quaestiones de Firmico astrologo, Budapeşte. H. Usener, B. Maurenbrecher nezdinde, C. Sallustii Crispi historiarum reliquiae II (1893), s. XIV-XXI. P. v. Winterfeld, Deutsche Litt.-Ztg. 1896 69 ve devamı. W. Kroll ve Fr. Skutsch, Hermes XXIX 517 ve devamı. Th. Mommsen, Hermes XXIX 618 vd. W. Kroll, Mus. Rhen. LII 582 vd. Cl. H. Moore, Iul. Firm. Mat., der Heide und der Christ, Diss. Münih 1897. G. Némethy, Egyetemes Philologiai Közlöny XIX 1-15, 353-366; XXII 1-19. Fr. Boll, Sphaera, Leipzig 1903, muhtelif yerler. A. Becker, Philologus LXI 476-478. Fr. Skutsch, Mus. Rhen. LX 262-272 ve LXV 627-634; Arch. f. Rel.-Wiss. XIII 291 vd. K. Ziegler, Mus. Rhen. LX 273-297, 417-424; LXVIII "Zum Zeushymnus des Kallimachos" (II 30 hakkında); "De errore profanarum religionum" adlı risalenin neşrinde, Leipzig 1908; Arch. f. Rel.-Wiss. XIII 247-269. Fr. Boll, Firmicus, Pauly-Wissowa, Realencycl. VI 2365-2379. J. Heeg, Hermes XLV 315 vd.

Buraya Edward J. L. Scott’un British Museum’daki Sloane El Yazmaları Dizini (Londra 1904, s. 192) kaydedilsin, 'Firmicus Maternus (Iulius). Doğum haritalarına göre hükümler, 166f 1734, yk. 268-282; 3856, yk. 121b-128.'

Önsöz

Daha pek yeni, 'ekler ve düzeltmeler' basılmışken, W. A. Baehrens’in Latin Sözdizimine Katkılar (Philologus Ek Cilt XII 2, s. 233-556) adlı çalışması yayımlandı.

Yazar bu incelemesinde Firmicus’un pek çok yerinde el yazmalarınca aktarılan ve tarafımızca düzeltilen metni savunmaya girişmektedir.

Elbette el yazmalarının haklı bir savunucusu olarak öne çıktığı yerler hiç de az değildir, ancak çoğunun mahiyeti öyledir ki, Baehrens’in herhangi bir yerde müstensih hatalarını kabul etmesine şaşmamak elde değildir.

Zira yazmalarda yapılan her ne hata varsa, onun mantığını takip ederek bizzat Firmicus’a yükleyebiliriz.

Yazmaların okunuşunu, ya naşirlere karşı hepsini birden ya da sonrakilere karşı daha eski olanları geri getirdiği, yahut bizim eklediklerimizi çıkarıp attığımız yerleri onayladığı kısımların dökümü şöyledir,

I 18 23 25 8 46 25 95 2 107 11 109 12 28 120 7 122 3 138 20 153 23 {cum çıkarıldı} 159 13 160 21 ve 29 {si korunuyor} 164 26 {decernitur} 168 12 177 16 183 20 188 9 191 12 {quo korunuyor} 199 23 203 1 {possint çıkarıldı} 203 9/10 {in his scilicet [et] quibus, eleştirel aparat yanlış anlaşılarak} 203 11 205 17 {concitatur korunuyor} 208 17 209 14 210 6 13 25 213 15 215 24 {sollicitet korunuyor} 222 6 224 20 227 10 {cernuntur korunuyor} 228 2 {cerebrorum [?] notitiam rumore perveniant} 230 24 231 22 237 21 {debemus çıkarıldı} 239 4 {monstrat korunuyor} 239 28 243 30 {discutere korunuyor} 245 24 {deperdat korunuyor} 248 26 253 24 256 16 (= d, V. ekledi) 257 14 {ex çıkarıldı} 260 11 23 266 26 275 28 {cernuntur korunuyor}.

İlk baskıyı (editio princeps) hazırlama işini Carolus Sittl üstlenmişti.

Fakat I. Kısım yayımlandığında (Leipzig 1894, Teubner neşriyatı), gerek başkaları gerekse biz, bunun sağlanması gereken nitelikleri hiçbir surette karşılamadığını derhal anladığımızdan, işe bizzat giriştik ve pek muhterem kitapçı B. G. Teubner, takdire şayan bir cömertlikle aynı yazarı yeniden basmanın masraflarını üstlenmekten çekinmedi.

O vakit başlanan ve şimdi tamamlanan eser elindedir.

İmla hususları için I. cildin VII. sayfasına bakınız. İkinci ciltte (ve aynı şekilde dizinlerde) benzeşmemiş biçimleri her yerde geri getirdik, zira eski yazmaların harflerinden bütün nüshaların kök metninin (archetypus) bu biçimleri sunduğu anlaşılmaktadır, yeni yazmaların ise bu meselede ve diğerlerinde fazlasıyla dalgalandığını hatırlatmaya lüzum dahi yoktur.

Bu fasikülün hazırlanış yöntemi şöyle olmuştur,

1908 yılında, bunu hazırlama vazifesi kendisine düşen Skutsch, Kroll ve kendisinin toplamış olduğu bütün çalışma malzemelerini Ziegler’e devretti.

O da bunlardan ve sonradan eklenen diğer unsurlardan metni ve eleştirel aparatı meydana getirdi, Kroll ve Skutsch metni baştan sona okuyup kendi bulgularıyla zenginleştirdiler, prova sayfalarını da tashih ettiler.

Dizinleri Ziegler düzenledi ve önsözü kaleme aldı, Kroll ise baştan sona okuyup eklemelerde bulundu, zira dizinler henüz basılmaya başlanmıştı ki Skutsch zamansız bir ölümle aramızdan koparıldı, bu müstesna şahsiyetin ardından bütün dünyanın ilim erbabı yas tuttuğu gibi, dostları ve talebeleri de acı duymakta ve onu daima dindarca bir hatırayla yad etmektedir, zira onun hakikaten temiz ruhunu, her an yardıma ve desteğe koşan sevecen tabiatını yakından tecrübe edip derinlemesine bir tek onlar bilmektedir.

Nefis bir biçimde basılmış birkaç sayfada iki yıllık emeği, dökülen teri ve bıkkınlık veren sabırsızlığı bir araya getiren dizinlerin kendi başlarına yeterince anlaşılır olduğuna itimat ediyoruz.

Eğer al. sözcüğüyle aksi belirtilmemişse, her kelimenin bütün örneklerinin zikredildiğine kani olunuz, elimizden gelen azami dikkati gösterdiğimizin farkındayız, yine de böyle bir işte pek tabii olduğu üzere, pek çok hatanın ve ihmalin vuku bulduğunu da biliyoruz.

III. dizinin başında kaydettiğimiz hususu burada da hatırlatırız, kim III. ya da IV. dizinde aradığını bulamazsa ötekine de müracaat etsin.

Zira birçok sözcükte, hangisine yerleştirilmesi gerektiği hiç de aşikar değildi ve başkasının bizden farklı bir hüküm verebileceğinin farkındayız, her iki dizine birden konulması gereken sözcükler de az değildi.

Lügatlerin Firmicus’a atfettiği pek çok kelimeyi bizde boş yere arayacaksınız, zira bunlar Aldus neşriyatının naşiri tarafından metne sokuşturulmuştur.

Önceki fasikülün başına konulmuş olduğu cihetle, bu fasikülde fasıl dizinini arayacak olan varsa, bunun birçok el yazmasında (mesela DEG) bulunduğunu, ancak öylesine muhtasar ve baştan savma hazırlandığını, dolayısıyla bundan zerre kadar istifade edilemeyeceğini bildiririz.

Hangi ilim insanlarının bize yardım ettiğini kendi yerinde zikrettik, kimi kütüphanelerin müdürlerinin de bu fasikülün hazırlanmasında bize sundukları yardımı şükran dolu bir gönülle ikrar ederiz.

Münster, Breslau Şubat 1913 W. Kroll, K. Ziegler

Önsözün Eki

N yazmasının ve a baskısının muhtelif varyantları (lectiones variae).

N yazmasındaki 2. elin düştüğü notlardan, faydalı bir husus sunmadıkça hiçbir şey aktarmıyoruz.

Tanrılardan yahut benzer semavi meselelerden bahsedilen yerlerde kenara bir haç çizmiştir, aynı el, ruhunun selameti kaygısıyla, persaepe deus, di ve benzerlerini sanctus, sancti şeklinde düzeltmiştir.

Aşağıda görüleceği üzere bu el, pek çok okuma biçimini ya a baskısından yahut onun kaynağından almıştır. Bir işaret düşülmemişse, bunun N yazması olduğunu biliniz.

Clarissimus (V. C.) Iunius Iulius Firmicus Maternus’un Mathesis Kitaplarının Birinci Kitabı.

Mavortius Lollianus’a İthafen Başlar.

1 4 diurnae constantia 10 merita nobilitant (karşılaştırınız A') 18 de alt. metinden çıkarıldı 20 de tot. Sic. situ (= V) 21 oriundus 2 4 soporata 5 undarum yerine horarum 6 etnae 8 anhelen 9 simethini (= V) 12 obarescit, conuitio 15 de metinden çıkarıldı, ammirabilibus (= V) 16 sphaeram (küre) 17 sermonem 22 quotidiani 3 6 compositam 12 aliquit 13 Aegyptii 19 permitteretur 22 totius yerine postea 4 2 suptilis 3 mathesis 4 turbaren agressi 11 his yerine iis 16 in ipsis 17 contradicendi yerine contemnendi 18 solicitant 21 resistitur I 11 1 ii ve neredeyse daima nanque ac yerine et suptilibus 24 irrepere 30 sit ipsa d. naturae 5 3 non metinden çıkarıldı 6 et longum 7 aggressi 8 et alii (= V) 9 assignant 13 ab metinden çıkarıldı 14 asseruntque (= Vv) 15 quidam 16 de imm. an. (= V) 18 contraria ac sibi rep. 26 cuntis 27 recensere 28 omnium 6 3 dicentes çıkarıldı, misturis 11 germaniam ac traciam 14 Iupiter (Jüpiter) (= V) 16 honestos 20 praevalentes yerine preliantes 22 immanis, crassantur 25 luxuriosis s. As. volupt. 26 et hab. 27 mitigabit iupiter (Jüpiter) 7 3 syriorum 8 mercurius (Merkür), exacutet 9 interea 13 scribuntur 17 secure 18 ascribat 19 irreligiosus bu kabil şeyleri artık kaydetmiyorum 21 sublimique 27 comprimus 8 5 delectum (= V) 8 praestitit 9 sanctas yerine scias 12 sulcus yerine cultus (= V) 13 olivam in aciem 18 refringe (= V) 23 iam metinden çıkarıldı 29 PR. yerine pretorem 9 9 sillogisimorum (karşılaştırınız V) 11 constrictius 16 que metinden çıkarıldı 18 alia 21 minutarumque 27 cum yerine tamen debemus 10 1 omnibus refutationibus 4 mathem. veh. 6 coepit 16 mathesim 17 promissionibus 21 obumbrentur 24 eius metinden çıkarıldı 28 habent 11 1 proferuntur 7 inscitia 9 vendicat 14 eius scientiae, deterrent metinden çıkarıldı 15 verae 17 sit ignea 23 dissolutione temeritate 31 constantiam 12 1 putantur yerine sunt curantur 21 ex-

ÖNSÖZÜN ZEYLİ

sarsar 22 herhangi bir sarsıntıya | gücü 24 yeniden] seyir 27 kendisi çıkarıldı 28 yıldırımların 13 3 gündelik 5 takip ederler 9 ışınlar ile 10 bize 11 mutat 12 ışığın 21 engellenmiş] yitip gitmiş 26 yersel buharların 28 öngördük 29 toplar 30 maharetli ilahi münazaranın 14 1 sanırsın 2 çünkü 4 kuzey rüzgarının 6 gerileyerek 7 yerine koyarlar 10 karışım 11 ışınımın 12 bunları] bunların daimi hesabı ve gözlemi 13 sahip olmak gerekir 17 kolayca 26 dalgaların akışı 30 gebe kaldı 16 3 -den daha 12 dedi 14 karışma ile 19 güvenerek çıkarıldı 25 ve benzer 26 onu bu 27 benzemez 16 3 kavuşumlar (coniunctiones) ile 9 kanın lâkin] o vakit 11 diğerine çıkarıldı 13 ve] ile 14 dört | karışma ile ve sıklıkla 21 -e doğru] ve 24 cüretkarlıkla 17 7 tedarik edilecek 8 daimi 9 yorgunluk ile 18 itimadı 19 ve çıkarıldı 22 daimi olanın 29 kutsal olmayana 18 9 kabul etsin 10 yalvararak 13 Bunu yapmak çıkarıldı 19 basiret 22 anlaşılmak 23 ve sahip kınamalarda 26 zapturapt ile 28 kuvvet] hak 19 2 neyi 6 kaderlerin olduğu çıkarıldı 8 borçluyuz çıkarıldı 15 kuvvet] hak ikmal eder 20 derler | sanki 20 4 kırılgan şeyleri 5 ayırt edilmek 7 yanılgı çıkarıldı 16 malum olan şeyler 17 halbuki 20 seyir 21 yıldızların işleyişi ile 24 ataların 26 reva görülenleri 21 3 ve] -dir ihbarın] taşınmanın 5 boyun eğdi 7 diyeceğiz 9 ve evvelce] nasıl ki 12 zira çıkarıldı 14 kuvvet.

İster misin o halde başka 15 sıkıştırılasın 19 Eğer] lâkin 28 konulmuş] sonra 22 2 O] kendisi 4 Kroton'u 9 azgınlaşan 11 hor görürsün çıkarıldı 12 suçluların çıkarıldı 14 eğer pek adaletsiz ise 16 karşı duracaksın 19 masum çıkarıldı mahkum edilmiş 20 sert 25 kendi faziletini göstersin 26 yanaşılmış 30 kendisini çıkarıldı 23 6 dahi] ve 7 ve çıkarıldı 11 sitenin 12 itidali çıkarıldı 13 ne de] ne 14 alev alev yananın ne de 18 ilk önce 22 bunları] bu şeyleri 25 hücum eder 26 korkusuzca 29 olmak çıkarıldı 31 talih ile 24 6 içinde çıkarıldı 8 soğukta 9 keskinliği ve parlaklığı 10 yitirdi ve 11 büyük şeylerle | kokuşmuş] hariç 13 eriyip gitmek 17 uzaklaşıyordu 20 hakiki şeylerin 21 hissetmiş olsaydı 24 dersin | onu] zira 27 işte bu kuvveti 28 kararlaştırdılar ve 30 kuvveti ve kudreti 31 Bilirsin] Böylece 1 yeniden nasıl ki 26 2 maruz kalmış olduğu çıkarıldı 3 üçten sonra, ızdırapların dinmesinden sonra 7 sevk etti 8 sahip olmak üzere 11 baştan başa koşsunlar 12 hüküm sürerler 14 leke ve kötülük ile 15 Sulla'yı 16 pazarlanmışlar] satılığa çıkarılmışlar 17 ve çıkarıldı defalarca kutlu densin diye 21 babayı katleden tertip ile 25 meydanda] kucakta 27 hiçbirinin 26 3 ihtiyar çıkarıldı 5 hakimiyetleri idare etmeyi praetorlukta biliyorduk, praetorluk talebinden 6 kimin 10 bunlara çıkarıldı 13 Sulla taraftarlarının 18 babayı katleden valinin 21 ve çıkarıldı 27 2 idiler 4 -den] ve 6 ruh ile 9 dahi çıkarıldı nam 11 mademki ne de yaratılışın arzusuyla 13 felek (orbis) adımlanıp mülk edinildikten sonra 17 mansıbın en sefil 20 kendisinin çıkarıldı 28 3 kamulaştırılmış 4 hiçbir şey cesarete çıkarıldı 1 tahakküm eder hakimiyete çıkarıldı 9 reddedersin 11 ve] ile daima çıkarıldı 12 nizamın 14 intikam tanrıçalarının 15 buyrukları ki kimse 16 zira vasıtasıyla | dahi çıkarıldı 17 sahip değil 19 dehşetli intikam tanrıçalarına haber verilmek 20 bunlara çıkarıldı 22 bunu] bu şeyleri 24 taçlandırılmış 28 sükunetle

ÖNSÖZÜN ZEYLİ

29 1 Romalı çıkarıldı, namına eklendi 4 hain 5 azgınlaşmış 6 Marius'u 10 ve altın kaplamalıları 11 ne de eğer Minturnaelilere 15 Paulus | asker Marius'a çıkarıldı 16 Roma'ya götürüyordu 19 iktidarı 20 bu söz ile 23 Suriye'yi ve Bithynia'yı 30 2 sefili 7 Romalılar himaye ediyorlardı 17 akıbeti 29 ve dahi] ve 31 1 tasdik ederiz 4 ve yineler 5 ve 8 kaderi (heimarmene) [Yunanca] 6 mubah kılarlar | insana karşı muayyen bir yasa 9 ve diğerlerinin 10 zevceye ki 13 zamanın atfedilsinler 16 mukadder hükmün kanunuyla 13 irade ile olmak mümkün ve muktedir 22 bir şeyi ikrar etsin | desin 24 kendisininkileri çıkarıldı peşin hüküm verirdi 32 9 tesis etti] aktarır 10 diğeri 14 vakitsiz çıkarıldı 16, 20, 25 dahi 19 o oğlan çocuğu, o 21 diyordun 25 haz ile 26 uzun ve usandırıcı 27 onu çıkarıldı 28 biraz 33 2 her yandan | -dir çıkarıldı 7 güveneni 8 ziyadesiyle adaletsiz 9 çürütülsün] sakınılsın | öncekinin 12 Ne] Bazı şeyler 16 uçurumlar 22 yara almamış] o buyrulmuş 23 darbeler damarları] herkese zehirleri | bize olan çeşitliliği 25 Buradan] Buna 34 1 aklın 8 Eyaletlerin muhtelif oluşuna göre insan bedenlerindeki rengin muhtelif oluşu hakkında 9 nihayete erdirilmiş | kaderler ile 13 türlü türlü karışmış 19 sebepleri sorgular 21 iken çıkarıldı 23 ve diğerlerini 35 3 ve neşeli 4 daima sert kar yağışlarıyla 5 buz tutmuş 13 eğik 15 gezinirler 16 ve] -e doğru olsun diye 18 halef olsun 19 ziyan 20 vücuda getirir, yine de 24 ateşlerle 25 -den] -dir 26 -dir çıkarıldı 36 4 parlaklıklar insanları var eder 10 her biri bizzat 11 hatların tertibiyle tanısınlar 14 iktidarları atfetsinler 17 denk 18 kız kardeşlerin 20 tutulmuş bir iffetsizlikle elin karısının karısını 21 seyyar olanların bir araya gelip kaynaşmasıyla 24 dikbaşlılar 25 meğerki] Lâkin eğer 27 tertip edilmiş | gerekçelerle 29 gölgelenmeyle kararacaktır, onun 37 6 semiz çıkarıldı 11 bilakis] bir 12 hepsi kız evlat | öne sürerek 14 ve çıkarıldı her ne vakit] bazen 18 pek çoklarıyla 19 değil] ne de 23 efendi] Kutlu İmparator 26 ile] ve 27 ölçüsüzlüklerde 28 lütufkar 29 bizzat kendisini] ruhu 31 ve çıkarıldı 38 1 madde çıkarıldı 5 delil | idarenin itidali ile 8 ve dahi] ve 9 alev taşıyanların 11 göğün iklimlerinde 12 doğru 14 morluğu] aynı yerde 15 yükseltilirsin 18 lâkin bereketlilerin 19 içinde çıkarıldı 20 alıkonursun | oğul, Güneş'in yoldaşları 20 onun 23 kayserane 24 itaatkar | hükmederek 25 sonraki nesillerimizi sonraya yer değiştirdi 26 muktedir olacaksın 28 ve daimi olanın çıkarıldı 30 cevherin 39 2 bilgelerin 3 fikirlerin 4 Ne de] Bu şeyleri 5 tetkik edesin 7 BİRİNCİ KİTAP BİTTİ 40 1 İkinci Kitap, Astronomi Kurumu.

İKİNCİ KİTAP BAŞLIYOR 2 çıkarıldı 3 aynı 8 Zira bizim alnımızda 10 ilerlemiş olanlara 14 ödünç almış 16 el atılmamış 17 kendisi dahi 20 sözle 21 adım adım 41 1 kehanetin 11 sonraki Ptolemaios 15 salar | ve çıkarıldı

16 kayıtlara 17 bu esnada böylece 18 terk edilmiş 19 Zodyak Hakkında 22 döndürülürler 25 Akrep ve dahi çıkarıldı 42 3 Hangi burçlara sahiptir bu haneler yahut evler (domus) 10 Phainon 11 Phaethon'u 13 Phosphoros 14 Güneş'in Aslan 16 ne kadar uygun, tabiata göre ne kadar gizli ve ne kadar saklı ki

ÖNSÖZÜN ZEYLİ

19 talep etsin 20 gezegenler çıkarıldı, ikişer ikişer koyar dedikten sonra 21 icra ederler 43 1 ve diğeri | anlaşılmak 6 tek çıkarıldı 9 Akrep 10 burç çıkarıldı 14 Gezegenlerin yücelmeleri (exaltationes) ve düşüşleri (casus) hakkında 16 düşüklüğü 21 böylece] ve 30 yahut 3 44 1 kılarlar, kutlu, talihli, muhteşem, kudretli, zengin. Düşüşlerinde ise biçare, fakir, soysuz ve yoksul kılarlar ki onları talihsizlik kahreder 3 Babilliler 6 kendi evlerinde yerleşmiş olduklarını 7 Terazi 8 üçüncü kısımda.

Boğa'nın 10 Terazi (= V) 19. derecede, Koç'ta tekrar 19 11 16 12 Oğlak'ta (= V) 16. derecede 13 Oğlak (= V) Yengeç 14 Balık 15 ve 16 Başak 16 ise metinde yok, Balık'ta 23 Gezegenlerin burçlardaki dekanları (facies) üzerine 46 1 ve o ki] şu sebepten ötürü ki (= V) 3 ve metinde yok, ve eğer kendisiyle birlikte 5 evinde (domicilium) bulunsun 6 -de eki metinde yok 8 ve metinde yok 9 ve metinde yok 11 -dir metinde yok 12 -dir metinde yok 13 ve metinde yok 15, 16, 17 -dir metinde yok 17 ikinci olarak 19 -dir metinde yok 20 ve metinde yok 21 -dir metinde yok 22 -de eki metinde yok.

Balık 25 almaşık 26 uygulanacak olanlar 46 5 ayırt edilmek 7 canavarca 8 zorunlu olarak (= R*V) 10 tartışmalarda 11 düzenlenişin 14 Burcun derecelere ve dakikalara bölünmesi üzerine 19 Gezegenlerin sınırları yahut terimleri (termini) üzerine 21 yıldızlar metinde yok 25 -de eki var 27 anlaşılmak 28 olduğu gibi 47 1 bilinsinler. <Koç'un sınırları üzerine> benzer şekilde 7, 12, 17, 23. satırlar vb. 3 Jüpiter'in 4 Venüs'ün 6 bunlar (= V) 8 burcun sınırları (= V) 9 sahip olur metinde yok 13 Merkür yöneticidir (= V) 14 VII 15 VIII 16 XVII 1 XVIII 48 12 ve var 13 sahip olur metinde yok (= V) Mars'ın 16 burcun sınırları 19 Venüs'ün 20 XXVIII | XXVIIII 28 Merkür metinde yok 30 Satürn] (Merkür) 49 3 Venüs sahip olur | sınırlar metinde yok 9 ise metinde yok 11 Satürn metinde yok 12 takip ederler | bulunmuyor 13 konulmuş olan yerlerde metinde yok <yahut Balıklar> sonraki satır boş bırakılmış, kenar boşluğunda birinci el şunu not etmiştir, burada eksiklik var, düğüm, karşılaştırınız, ilave 15 ve kötüye hükmederler metinde yok, eksik olan metinde yok 17 eksik olan Ay metinde yok, hükmederler 18 Ay metinde yok 19 birbirlerini bir dereceye kadar] ve onlara başka şeyler 50 2 Ay'ın] ışığa 8/9 Gezegenler ne zaman sabahçı veya akşamcı olarak adlandırılır 11 Venüs <ve> 12 son bulmuş olmak (= D) 13 kavuşumla ilgili [Yunanca] (karşılaştırınız

D) akşam doğuşu yapanlar (= D) 14 böyle olsunlar metinde yok (= F) 15 doğuş 17 Güneş'in metinde yok.

18 akşam doğuşu yapanlar 51 6 zira <ve> korurlar (= D) 7 Güneş'ten <ve> 8 -de eki metinde yok, önce geldiler (= D) 15 karışım | duyumsayan tarafından alt edilir (karşılaştırınız C) 16 meydana getirilirler (= DF[C]) 17 Güneş'in 19/20 Yıldızların hangi sebeple sabahçı yahut akşamcı oldukları üzerine 21 Açıkladık 22 XV] 12 (ikinci el: 15) 52 2 Benzerdir | Jüpiter'i, birinci el 12, ikinci el 16 derecelerde metinde yok 3 doğuş metinde yok, önce gelene sahip 4 ve metinde yok, sekiz derecede 6 on dokuzuncu (ikinci el: 18) 9 On iki burcun biçimleri ve nitelikleri üzerine vb. 10 hakkında metinde yok, biçimler nitelikler tözler ardıl yükselişler (anaphorae) 14 gökteki burç (= D) 15 uygun 18 on dokuzuncu dereceler (ikinci el s harfi eklemiştir), benzer biçimde diğer birçok yerde yalın haldeki sayı adları yanlış yerleştirilmiştir ve diğer pek çok kusur N yazmasının müstensihinin açıkça bilgisiz olduğunu kanıtlamıştır 19 yirminci dereceler (ikinci el s harfi eklemiştir) 21 şu burcun (-=- F) saatler 53 1 bir araya getirilirler (= D) 3 <ve> gece saatlerini (= D) eşit şekilde düzenler metinde yok 6 -de eki var 7 ithamların ilan edilir 9 ilan edilsin 13 yöneticiyi (= F) her şeyi

26 onların metinde yok, sayfaların 1/4'ü kadar boşluk bırakılmış 26 daha önce yazılmış olan 54 3 göstereceğiz 5 icra ederler 8 bu] ve (ikinci el h harfi eklemiştir) 10 Babil'in (= V) 12 20 yılında (= V) 36] 33 16 24] 29 1 -dir metinde yok (= V) 20 benzer şekilde metinde yok 22 XIX] 20 24 XVII] 27 27 XXVII] 37 29 XVIII] 19 32 XXIII] 22 55 1 dirseğin 4 XXXVIII] 39 XLIV] 41 bunlara 5 XXXVIII] 36 XXXII] 33 7 iklim kuşağının altında bulunurlar (= V*) 9 XXXVII] 27 14 Burçların hangi rüzgârların altında bulunduğu üzerine 19 gündoğusu rüzgârı (apheliotes) 20 günbatısı rüzgârı (lips) 22 On ikide bir kısımların (duodecatemoria) bulunması üzerine 23 -den eki metinde yok 56 2 öğretilir, 4 hesap et | kaç <derece> olduğunu | onları otuz <dereceye> böl 5 geri verirsin 8 anlayasın 9 dahi] -de 10 Koç'un derecelerde olduğunu 11 ve on iki kere beş <dakika> eder 12 60 dakika, <60> dakika 14 30 derece T. 30 bulunacaktır 15 birinci derecede 17 yani] aynı şekilde, içinde] Satürn olmasın 20 durumunun, fayda sağlasınlar 21 güç ile 26 teşvik edilmiş 31 zira yine de 57 3 ayrılırken 9 Yargıda bulunmak isteyen kimse için gerekli olanlar nelerdir 10 açıklamayı 11 tarafımızdan olmuşsa 13 yerine getirmek yoluyla 14 bulmak metinde yok (= V) 17 araştırmalarda (bu şekilde sıklıkla) derledim 23 yöneticisi <burcun hangi yerde yahut hangi sınırlarında bulunduğu> yerin 24 içinde bulunduğu 25 ne tür] hangi 26 araştırılmalıdır 28 tanımı 31 Dikkatle okunmalıdır] Evlerin (domus) anlamı üzerine 58 1 o (= V) içinde bulunduğu] nerede (= V) 3 <babaların yahut> ebeveynlerin 8 yukarıda metinde yok 12 ve metinde yok 15 Dört köşe noktasının (cardines) bulunuşu ve adları üzerine 17 MC.

IMC.] Gökyüzünün ortası (MC), gökyüzünün dibi (IMC) 18 Doğu, batı, gökyüzünün ortası [Yunanca], yeraltı yahut yerin dibi [Yunanca] 19 açıklanmış, karşıt açı (diametros) 21 180 derece, yani altı burç, ve 23 burçta <kuşkusuz yedincide tam derecesiyle bulunur.

Bunu daha açık anlayasın diye o burcun kendisinde> yahut 25 gökyüzünün ortası dahi yükselenden (horoscopus) itibaren on birinci burçta tam derecesiyle 59 1 dereceler, diğerleri] belirli olanlar 4 Yunancada gökyüzünün ortası [Yunanca] denen şey 6 yükselenden (= A') 7 sırayı <üç burcun> 90 derece 8 gökyüzünün en dip yeri <yani yerin köşesi> 10 ki 13 Düşük (cadens) olan dört ev üzerine 15 orta ve dip diğerleridir 17 ve] ile 19 tanrıça, cin metinde boş bırakılan yerde yok, dolayısıyla N yazmasının asıl nüshasında bunlar Yunanca yazılmıştı 22 tanrı (= P) 23 karşıt açı 26 talih 60 2 iyi cin 3 Diğer o dört ev üzerine 4 oldukları söylenir 5 ortaklık] yerin çağı 7 tesis edilirler 9 ki bunlar] eğer 11 oysa <yerler> | talihin <altıncıda ve on ikincide> kötü 12 yükselenden itibaren konumlanır yer 14 kötü | kötü talih [Yunanca] metinde boş bırakılan yerde yok 15 yani, kötü cin metinde yok 17 Evlerin itibarı yahut önceliği üzerine 18 -den eki 20 muktediriz 21 gökyüzü, önüne geçirilir] ve yerin dibi 23 talihin <yani beşinci yerin> 24 önüne geçirilir, batış ardılı [Yunanca] yani yükselenden itibaren sekizinci yer, doğuş ardılının [Yunanca] yani yükselenden itibaren ikinci yerin önüne geçirilir, kötü, karşılaştırınız 61 2 fakat bunlar 3 bütün 5 On iki evin anlamı üzerine 16 gösterir ve devamındaki başlıklar

Önsöze Ek

De secunda domo [İkinci ev hakkında], De 3ª domo etc. [3. ev hakkında vb.] eklenmiş, 18 signo yerine loco, 21 signo yerine loco, 26 horoscopi [yükselenin], 27 incipiens, 28 discemus. 62 1 peregrinationis, 4 in imo caelo [gök dibinde], 6 partes [dereceler], 11 MC. yerine medii scilicet caeli [yani gökyüzünün ortasının (MC)], 16 quia, 17 partes, 18 equalitas, 19 qui, 22 MC. yerine medii, 23 horoscopum [yükseleni], et eksik, 26 quia, 27 ad yerine in, 29 ob yerine ex. 63 13 quaerimus, 18 partes, 21 <et> ex hoc, 27 de eksik, 28 in eksik, aut ile Mercurii arası eksik, 29 in sec. eksik, quas. 64 2 birinci el ccL, ikinci el ccIL, parte eksik, 3 CCLXX ibaresinden sonra ikinci el bir şeyi silmiş, aynı şekilde satır 9, 10, 22, 23. 65 1, 2 I Solus, 12 caelum [gök] eksik, 11 vita et spes, 19 enim eksik, 21 in eksik, ab horoscopo XI, 25 agathos daemon [Yunanca, iyi cin] boşluk bırakılarak eksik, caelum eksik, 28 et eksik. 65 1 parte eksik, 3 cacos daemon [Yunanca, kötü cin] boşluk bırakılarak eksik, 12 ikinci el De significatione locorum seu dictorum Domorum [Yerlerin yahut mezkûr Evlerin anlamı üzerine], 21 caelum eksik, 24 conceperis yerine coeperis (= V). 66 1 qua yerine quae, 5 scilicet perveniunt, 11 ratione, 21 in posterius eksik (= V), 25 mutuatur mevcut (= Q). 67 1 gratia hospitii (= V), 3 hospitis, 7 stellas, 10 eum mevcut, 14 nocturnis yerine nocent, 15 per eksik, 21 inducunt (= M), 28 geniturae [doğum haritasının] eksik. 68 9 diffinitionis (= Q), designans, 13 demonstratione signantes (= V), 15 başlık eksik, 17 est eksik, 21 ac yerine et (= V). 69 1, 2 başlık eksik, 5 hexagonum [altıgen], N'de abiectum, 6 quod prius yerine quid, 11 dicemus (= Q), 14 est eksik, 15 docemur, 17 in signo, 24 est aries sinistrum est Leo. 70 3 quid, 4 quod yerine et, 7 Arietis ile Capricornus arası yerine Capricorni sinistrum Libra dextrum Aries, 9 ante, 11 Hexagona, 14 exagoni ile demus arası, 17 Arieti [Koç'a], 19 dextrum et quod sinistrum est ab ante, 23, 24 başlık eksik. 71 3 signa diximus habere 30 partes (= V), 5 in eksik, 9 iuncta, 10 aequata yerine aequalitatis, ac s. radiatione, 11 cum yerine cur, 12 radiationibus, 13 particulariter, 14 a mevcut, 16 integre, 18 ceteris'ten önce <a>, 19 dextr. sive sin. trig. [sağ yahut sol üçgen açı], 22 perfecti parte yerine p, 24 primum mevcut, partium yerine p., 25 et, 27 et, 30 radiatione (-nem). 72 1 perfecti, 10 radiationem, profecti in eksik, 16 et, 17 et, 21 radiatio(ne), 21 signo <quod sic ceciderit>, 22 N'de iungunto, ikinci el düzeltmiş, 23 abiectum, 24, 25 eksik. 73 1 perficit, 3 humeri, 5 et eksik, 6 genicula, 9 eksik, 12 vero yerine ve, 15 partibus mevcut (= A'), sed et yerine sectae, 18 Solem [Güneş'i] eksik, Lunam [Ay'ı] da, 21 et ile signo arası mevcut (= A'), 24 genitura [doğum haritası] eksik, 26 in eksik (= A'), decrevit, LVI. 74 3 LXXIIII, 6 decrevitit, ikinci el düzeltmiş, XV annos (karşılaştırınız V), 7 aut eksik, 9 LX XXIII (= V), 10 annos VIIII (= V), 12 LXXVIII (= V), 23 ortu sui, 24 libris. 75 1 eksik, 2 Phronocatorem (karşılaştırınız V), 13 intelligas, 16 bis et, 20 et, 25 cunque, 22 stella, 23 post se, 24 per yerine in (= V). 76 1 eksik, 2 ostendamus breviter, 6 distributione içindeki ne ikinci el tarafından silinmiş, 8 ad quid, birinci el kenarda, diğer kısımlar kesilmiş al quid qi, 10 etiam yerine enim, 15 horoscopus est (= V), 18 a mevcut (= V), 19 aralıksız eksik, 20 etiam yerine enim (= V), 21 quat. aut. divid. eksik, accipiant yerine sumant (= V), 22 habeto, 26 nos (= A'). 77 1 cunque et porro, 2 principium eksik, 6 Mars XXXVI, 7 spatio yerine numero, 11 sit yerine si, 15 verissimae, 17 eksik.

Önsöze Ek

23 iste, 24 et yerine si Ptolemeus. 78 9 instituentes ifadesini Cancro'dan sonraya koyar, 10 Cancrum yerine Cancro, 16 initium eksik, Sagit, Capric, 26 mittant, 29 p(artem) Cancri [Yengeç derecesini]. 79 9 <et> rursus XV (= MV), 10 et eksik (karşılaştırınız V), 14 et eksik (= QV), 16 V rursus, 17 IV rursus, 19 I rursus, 21 sic (= A'), 22 semetipsos, 25 intelligi, scilicet yerine cum scias iam, 27 quacunque. 80 7–21 satırlar arasında boşluk bırakılarak eksik, 22–27 satırlarda belirtme durumundaki Leonem, Taurum vb. yerine çıkma durumundakiler yer alır, 27 se eksik, 28 <se> non, 30 trigoni ea saepe per, 31 coniungantur, 32 sic eksik. 81 1 misturarum radiatione, 3 facile, 9 curabimus fiili atlanarak subicio (karşılaştırınız V), 13 ijsdem (ve 21), 14 Scorpio [Akrep], 22 inde yerine ibi, Iovis [Jüpiter'in] eksik, 24 pronuntiatur. 82 6 atque yerine et (= V), 9 radius est ex, 11 fuisset mevcut, 15 de mevcut, diametri, 18 et eksik, 19 libra fuerit, 20 birinci el kenarda al amplissimos, decrevit ve muhtemelen kesilmiş olan alia decreta, 21 saturni [Satürn'ün] mevcut, 23 fecerit. 83 2 lumen eksik, 4 scorpio, 6 parte, 7 in eksik (karşılaştırınız V), IMC. yerine immo (ikinci el düzeltmiş) caeli mevcut, 8 luna [Ay], eius mevcut, 15 pisces [Balık], 17 nisi mevcut, in eksik, altitudinem, 18 ut eksik, interisset (= A'), 21 se yerine suo, 24 radiatio (= V), 26 scorpium. 84 1 rursus si (= MV), 3 IMC. yerine imum caelum [gök dibi], respexit mevcut, 4 ratione (= QV), 7 et yerine aut, 8 rationibus (ikinci el düzeltmiş), 13 antiscium, 14 domo, 15 imperator, 16 Honores ile 23 conferatur arası 85 2'den sonra yer alır, 18 decernit, quia yerine que, 26 si quis (= A'). 85 2 fallet, 3, 4 boş bırakılan alanda eksik, buraya ikinci el şunu yazmıştır, liber III est hic, medio iudicio, 13 Quaere, exquire, 15 quis (= V), 16 integer yerine inter, 17 sobrius mevcut (?), 18 scientiae et ignobilis mevcut, 26 quod eksik. 86 4 dicamus, 7 poteris, 9 interrogati a privatis, 11 ordines, 19 etiam yerine et, 20 quos yerine quem, 23 est eksik, 24 enim eksik. 87 11 nociva yerine noxia, 17 stringendam, Da operam ut, 20 nec. 88 3 exerce, 8 exprobare (= V), 11 a eksik, 27 qui yerine quae, 28 consueverunt. 89 4 tibi mevcut (= A), 5 Yazıt, başlık ve nida, 90 3 Matheseos boş bırakılan alanda eksiktir.

Buradan itibaren aşikâr hatalar zikredilmeyecektir. 90 3 qui pertinebat sermo tuus, 5 praefatis, 17 exposuit. 91 4 et eksik, 5 etiam yerine et, 10 comitibus, 11 boşluk bırakılmaksızın eksik, 15 commisit ibaresinden sonradır, 14 mercurium [Merkür'ü], 16 cancro et capricorno [Yengeç ve Oğlak'ta] (= V), 17 tamamlandı.

Önsözün Eki

Mars’ın on iki evde (domus) ya da mahalde gösterdiği anlamlar

Güneş’in göğün on iki evindeki gösterdiği anlamlar

ÖNSÖZÜN ZEYLİ

N bütün feleğe (orbis) « 13 hükmetmek N« 14 onun N^ kenar «] zira N^ 15 felek N'de yok, kenara 2. el tarafından eklenmiş (yine de felek N^) 17 üzerinde N'de var, «'de yok (= A') 21 kötülükler var

Na (= A') 25 kavuşmuş (coniunctus) « (= A') 27 Güneş N (= PE) yerleşmiş olan « (= A')] yerleşmiş olan N 29 yahut a'da yok (=PR) 129 3 derecesi derecesine (partiliter) N'de var] eşit derecede « üzerinde N'de var, a'da yok 12 seni felek N (= V) 19—28 var N« (= A') 20 olsun] şayet « N'de yok 23 bunlar — olmuş olsalar N'de yok bunlar] bunlar « 130 2 Satürn var N« (=A') onların var

N« 8 yahut] gibi N« 9 sürer N 11 hoşnutlukla « (= P) 14 tarafından N«'de yok 17 bütün bunları yerleştirdi N bütün yerleştirdi bunları « 19 kutluluk var

N« (= QA') 20 onlara « (=A') bunun N 22 yahut içinde] yahut N veya « 23 aynı N«'de yok

N« 26 kendini] ve N« 27 iktidarı var « (= A) iktidarları N 29 bunları var N] bunu « 131 2 hırsızlıklar var

N] cürümler « (= A') cürümler ve N^ kenar 5 Güneş'i — yerleşmiş olan « (= A')] Güneş — yerleşmiş olan N 7 veya] yahut « yok

N | o «] onlar N (= MV) 10 yıkım için] devrilme « altüst eder N 11 ve a'da yok her şeyde N« (= V) 21 yerleşmiş olan Güneş N«(=MVA') 25 yatanın N (= MV) şeyi Ha'da yok kamusal olanı N« yapacaktır var N« (= A') 27 evliliğin N« 28 ziyan var

N« 132 1 gitsin « (= A) 2 engellenmek var a (= A') yok

N 6 yahut « (= A') 7 hazineden N yahut hazineden « (= A') 8 ona « (= A')] ona ve N 13 tanrıların N (= V) 14 veya N«'de yok ki var N yok « (= A') 18 yahut var N« (= A') 27 yerde N'de yok (= MRV) derecesi derecesine var

N a'da yok 28 bu] bundan N a'da yok 133 12 kendini var

N« (= A') 14 erguvanî kenarlı giysilerin N« 15 sahip olmuş olsalar « (= M) 17 muktedir olacaklar N« 18 Güneş'in N (= V) 20 daha küçük olanın « (= MPE^^V) 21 zarar verir N gibi] yahut N ve « 25 Güneş yerleştiğinde Na'da yok 28 yahut var a (= A') N'de yok 29 mahkûm edilmek hesaba katılarak N (= V) 134 1 şayet Na'da yok (yerleştiğindenden sonra a ekler) 4 Güneş N«'de yok içinde Na'da yok (= A') 7 karşılaştırılsın N (= V) 8 yıldız N'de yok önce olmuş olsa idi « 9 yerde yok

N« 16 yerleştirilmiş olsalar N« 17 kusurlar ve N« 18 veya var a ve satır üstü

N 19 olmuş olsa — yerde a'da yok veya böyle N Güneş — 21 yerleştirilmiş

metinde atlanmış, N^ kenara ekler, metinde ise şu yer alır, Jüpiter yükselende (ascendens) yahut ortada derecesi derecesine yerleştirilmiş olsa idi 21 yerleştirilmiş var N« (=A') soylular kudretliler N (= V) 28 herhangi bir var N] herhangi bir « (=A') doğum haritasının (genitura) eksen noktasını var

N« 135 12 Güneş N (= MV) ona] ve N« içinde N«'de yok (= V) 16 yerleşmiş a (= MV) birleştirdi N (= V) 19 müşkül var

Na (= A') 22 Yapacaklar N 26 yerde var a (= A'Q) 27 Merkür N« ve Venüs. . . bulunmuş olsalar a (136 1 yok

Venüs) 136 1 olmuş olsa N« (= M"R*) 6 veya] ve N« 8 böyle] içinde N« 11 isteseler kendilerininkini Na 13 yerleşmiş olan N« 16 yani N«'de yok 20 yahut yerleşmemiş olan a'da yok (=M'A') var

N fesatçılar yapar, kem niyetliler, en fena kimseler a 21 hukukun N« (= V) 24 bazılarında yok

N« (= A') 28 borazancı muhafızlar (cornicularii) var a lağımcılar (cunicularii) N 137 5 Bütün var N« (= A') 5, 6 bu yerlerde N'de yok yerlerde «'de yok 8 içinde var

N a'da yok (doğrusu şudur, onda yerine hiçbirinde var) 9 Jüpiter ile var a ve sağ kenarda; sol kenarda ise şu okunur, öteki Venüs ile ise (satır 1) | Venüs ile var a ve alt kenarda

Venüs'ün N^ metinde 10 yapacaktır N« 16 -den] ve N« 17 idiler a (= MR) 19 insan- lar N« 23 sekizinci a (= A) dokuzuncu N^ 24 sanatlar] Mars N a'da yok 25 herhangi bir N« (= A') imal edilsinler a (= A')] imal edilsin N 138 1 kare açı (quadratus) ile ona N (= V) 5 çözülmüş N« 6 kavuşumsal N« 8 olmuş olsalar yok

N « 9 birleştirmiş olsalar « (= A')] -se idi N 11 ve var N« (= A') 13 yaparlar yok

N, daha doğru olan a, öbürü ileri sürmekten sonra (tümcenin sona erişi ayrımın tükenmekten sonra yapılması gerektiğini gösterir) 16 veremi « (= PRV) erimeyi N bağlarlar yok

N« 17 kamburları N inmeleri N« 18 bedenin a (= A')] bedenlerin N 20 içinde var a N'de yok

N 25 onları ışınımıyla « (= A') tanzimiyle N 28 ve a'da yok (== MV) var

N 29 meşum yıldızlar N (=V) 139 6 dizginleyecektir var a (= v) dizginlenmeyi N 7 yatıştırılmayı N yatıştıracaktır « yahut N« her veçhile var N] meşum bir sebepten ötürü a 8 kurtulurlar N 9 ışığıyla var

N] ışıkların a 11 Ay'ın (= MRV)... yıldız « 17 karşıt a (= A') 19 bunlara] bu N« 20 ve N«'de yok (= M) 22 ilki tanrıların a'da yok ikincisi tanrıların var

N « 26 Ve a'da yok (= A') 30 yerleşmiş olan N« (= MV^) 140 8 müzakere] ile N idare

N (her zamanki gibi) 10 babaya dair] baba tarafından N cihet « 12 idareler N (= A')] idare edilmiş « 13 ve] lâkin N« 14 gökyüzünün ortası (MC) N (göğün ortasında a) 18 gökyüzünün ortası (MC)] en dip ortada N (göğün ortasında a) 22 sekizinci yerde N (= A)] dokuzuncu a 25 benzer şekilde var

N« 141 1 ve Jüpiter'in ışığının doluluğunu kendi ışınımıyla N ve Jüpiter'in ışığının doluluğunu kendine ve ışınımlarına « 2 yapar N (= V) 7 azaltılırlar N« 9 derecesi derecesine N« (= A') 11 bezenmiş olanları var N] hatipleri « 15 ve a'da yok olmaksızın] içinde N« 25 sabah vaktine ait a (= A')] sabah vaktine ait N 26 yahut şayet altmışlık açı (sextilis) ile sabah vaktine ait N« 29 yahut ne vakit N« (= V) 142 2 içinde yok

N« Güneş'e N (= V)] yalnızca « 5 soysuzları N« (= A'Y yeni) sıklıkla var N a 6 ziyanı, Hükmeder N doğru olarak 7 kusurlar] hayatı « hayatta N marazlar var Na (= A') 13—15 a'da yok 13 Güneş'in var N (= A') 16 yok

N Venüs'ün on iki evdeki (domus) göstergesi « 26 ve «] gibi N

öngörsünler N 29 Venüs — yerleştiğinde var a (= A')] Venüs'e yerleşmiş olanlar N yükselende var N« 143 2 ve «'de yok (= A') var

N bu kimselere a aynı kimselere N 3 taçlandırılmışları a 5 ve o şeyleri ki var

N« 7 avcıları a 11 imparatorlara N 12 gibi] lâkin a lâkin gibi N (= V) 18 saraya dair N (= V) 21 nakış ustaları var

Önsözün Eki

N (pluviatarum a) 23 Venüs yerleşmiş Satürn, ne de 25 tatlı Na 144 eğer böylece N (= V), dediğimiz gibi N'de yok (= V), dediğimiz gibi a'da yok {krş.

M) 7 Venüs işlerinde N^ iin. metinde delikanlılar (Venüs'ün a) 13 bakarlarsa a'da var (=«= A')] bakarsa N 15 şehvetlileri Ncc 23 yahut N'de var (rahibi yahut a'da yok) Ven. <[yahut^ a 24 yıldız N'de yok, yahut] ve N, a'da yok 27 IMC.] ortasında N, gökyüzünün ortasında (medium caeli) a 29 ve eğer onunla Merkür N, ve Merkür ile . . kavuşumda a 30 derecesi derecesine (partiliter) N a 31 stoemen] scoemen a, dahi N 145 10 a N'de var, a'da yok, u burçta (signum) a] yerde (locus) N (= V) i5 ve Nce (= VA') 16 kılarlar N (= MV), kılar a 18 asla istemezler] asla muktedir olamazlar a, muktedir olamasınlar N, ve dahi Nce'de yok 21 ki Na'da yok 22 kılacaktır a (= A')] kılacaklar N, bantlarla (infulis) Ncc (= A') 23 <(şöhretli kılacaktır^ N, ifamosa a) 24 asalet {böylece ve a) <^pek parlak)> N 25 ve N«'de yok, terfinin N« 27 makbul N so yahut N«'de yok

146 1 yahut] ve N, yahut] ve N 2 yahut Ncc'de yok 3 tam olarak N, tam <^ve)> a 5 yahut] ve Ncc 9 kılar eğer onun Ay'ın Venüs yerleşmiş N^, kılar eğer böylece Ay ile Venüs yerleşmiş olursa N*ec 10 çekişmeli, çatışmaları Na 13 soysuzları N 19 meydana getirecektir a (= A'), ta ki] yahut Ncc, parçalanmış onlara a (onlara ve N) 20 Venüs Ncc 22 kendilerine N'de var (kendisinin a) 23 boyun eğerler a {krş. MPR) 26 ve a'da var (= A'), N'de yok, ki N«'de var 27 bulunmuşsa a'da yok, bulunmuşlarsa N 28 <(doğan kimseleri^ terk edilmiş Ncc, ve N«'de yok, derhal kılarlar N'de yok 147 6 niteliği de N'de var, eşitliği a 7 tutmuşsa Ncc'de var (= A') s yahut a'da yok, veya N'de yok (= V), ve] yahut N 9 kareden (quadratus) a 12 başka N a 15 ki Ncc'de var 16 murdar ve hayasız N'de var

20 geç verecektir a (= A')] geciktirecektir N 23 ve N'de var, «'da yok 26 ki <^böylece^ N 27 mülkten mahrumiyet ile N * metin içinde dağılma ile 28 ölüm Nce (= A'), akıntıyı N (= V) 29 hummayı N (= MV) 30 inmeye sürüklendiği söylenir Nce 148 2 büyük N 5 eğer saatten olmuşsa

N, eğer olmuşsa a'da yok 8 sefilce Nce (= A'V) 9 ve] ta ki N 10 insanlara N'de yok 12 dahi a (= A')] onları N (= V) 17 aşılansınlar N (= V), gayret etsinler a 18 tapınaklardan Va'da var {= A') 19 Venüs yerleşmiş N, Venüs yerleşmiş a 21 vasıtasıyla Nce'de yok 22 kadınlar daima N (= V) 23 öyleyse ec'de yok (= A'), N'de var 27 kadından N 29 zira diğerleri ce, kadını öne sürer N (= V) 149 4 ve a'da yok, lüzumlu olanları Nce, ve Ncc'de yok 5 tazim edilirler N (= MV) 13 gelirse yahut Na'da var 14 Merkür N (= PR) 15 yerleşmiş olurlarsa a {= v) 26 yüreklilerden önce kirişlerin ve aletlerin ibaresini ekler a, ve metin içinde kim ki N, her ne ki a (= PA') 28 kavuşturursa N (= MV), olursa ce (= A')] eğer olursa N (= V) so onlara <« (= MP) 150 1 dediğimiz Ncc'de var, ikrar ederler N, ikrar eder ce 3 ve Nce'de yok Firmicus, nâşirler Kroll, Skutsch ve Ziegler. II. d

gönderir N (= MPR), havale edecekler « 6 kadın N«'de var 7 olacaktır N'de var, a'da yok 8 iradeyi N« fahişelere mahsus N (= A'Q) 10 pezevenkle zarar versin N (= V) (fuhuşta yahut pezevenklikte satsın a), ve Nce'de var 13 yahut <^içinde)> a (= A'), pullularda <^dediğimiz gibi yerleştiğinde, kadını öyle kılar.

Eğer bu burçlarda) böylece N« u <(eğer)> erkek a (= A') 14 sonsuza dek Na'da var (=i= A') 17 ortaklıkta N«'de var (= V), değil Na'da var 18 bulunmuş a'da var (= A'), N'de yok 19 ışıkla N«'de var (= A') 21 kesilmişleri {ve a) <(yahut^ N 22 icra etsinler a, maruz kalsınlar a, kalırlar N 24 tahrik edilmiş N, uyarılmış « 151 1 ve N«'de var (= A') 7 şereflerin N'de var, bunların u, dahi yahut N, dahi a 11 muktedirler « 12 iktidarların N«'de var (= A'), idaresi emanet edilsin a (= A')] hâkimiyeti tevdi edilsin N (krş. V) 16 muktedirler N«'de var is liyakatleri N« bağlasın N 20 Venüs'e N«'de var 27 misal ile N«'de yok (= A') 28 bakarlarsa « (= A'), ona] zira N«, şehvetin TSa'da var 152 1 hararetinde «, hararetini N (= V), ve] lakin N« 2 diğerleri N«'de var (= A'V^) 3 kendilerine N«'de var 4 kendilerine «'da yok, yatağın « (= M) 5 esirgenir « (= A')] esirgenirler N 12 ve a'da yok (= A'), N'de var 13 taklitle « (= A')] taklidi N, benzerlikle « (= PR), bedensel N'de var] bedensel « 16 ödünç alır « N^ (.^) metin içinde (= A'Q)] değiştirir N (= V), cevheri N« 17 bahşedilmiş N« {krş. A'V**) 19 böylece bu « {krş. P) 20 Venüs'e eğer böylece dediğimiz gibi yerleşmişse Satürn

N, Venüs'e dediğimiz gibi yerleşmişse, eğer Satürn diğer ışınlarla kendini kavuşturursa « 22 zihinleri evvelce N'de yok (= V), sonradan a (= A'), kılacaktır N (= V) 23 kılar N (= V) 25 Jüpiter'e « (= A), Jüpiter'in N 27 artırılmış mülkler N (= MV) 153 1 nail olacaklardır N'de var] nail olacaktır « 7 ve tecavüzlerle N«'de var (= A') 9. 10 kardeşlerle N« 11 fücur ile N« (krş. V) 14 talihsizlikte] saadette «, sahtelikte N 16 tersine olanları N«'de var (= V) 19 bilinenleri] zorlayan N« 23 yahut analarla N«, üvey analarla ibaresinden evvel "ile" a'da var (= A'), N'de yok 24 yahut kız kardeşlerle N«'de var 26 aşklarla «, aşkların N, hazzın « 28 ve N'de yok (= V) 154 1 evlatların, yahut a'da yok 3 çağıracaklardır N« 4 eğer ile] eğer beraberce N, ile « 7 olmuşsa N«'de yok (= V), ışınımıyla « (= V)] ışınım N 12 bağlanmış N« 14 evi (domus) N«, yerleşmiş olanın N«'de var le burçta yerleşmiş N«'de var (= A'), diğerini N'de var] diğerleri « 20 iyi N 21 şereflerin « (= A'), iyiliklerin N 28 Mars'a kendini N«'de var 26 Ay N« 28 iyi şeyleri N«'de var (= A') 80 bulunmuş olursa N (= V) 165 1 durur N (= V) 7 daha kuvvetli, artışlar N« 12 ihsan eder N«'de yok (= A') 13 'den N'de var (= Q^), ve 'den « 14 eksiltir N«'de var (= QA') 17— 19 a'da yok 17 benzer şekilde] birlikte N 20 N'de yok, Merkür'ün on iki evdeki anlamı « 21 Merkür N^'de boş bırakılan aralıkta yok, ki oraya N* şunu yazmıştır,

Önsöz Eki

İlk evde (domus) Merkür veya 25 baksalar N (= V)] uygundurlar « mevcudiyeti içerir N« 156 2 ve içerir N« (= VA') 5 veya N« (= VA') de metinden çıkarılmış N veya içerir N] öyle ki « 8 ne de içerir.

N« (= A') 11 yapacaktır N (= V) 12 bu Merkür « bu şekilde metinden çıkarılmış N (= V) 13 yükselende (horoscopo) metinden çıkarılmış N (= V) 17 aletlerin içerir N] tahılların « 18 ve] veya Na

LI nema durumlarının bunlara N cc (= V) 26 olsunlar (= V) . . . yoksun kalmışlar (= A') Na 27 olsun] eğer N içinde ise bu şekilde a içinde 31 dilbilimcileri (philologos) içerir S] boş laf ebelerini a 157 2 zira] dahi N« 9 bizzat eylemlerde N« ii ve metinden çıkarılmış.

Na (= A') ki onlar da a 12 kendi] yerleşmiş Na 13 ve düzenlenişine içerir.

N« (= VA') 18 her ne ise a (= A')] ki bundan böyle onlarınkinden farklı olmasın N (= V) 19 yabancıya a (= A') aktarılmış metinden çıkarılmış.

N « 20 akılla N« (= A') 25 Jüpiter'e N« onlara içerir N (= V) metinden çıkarılmış a (= A') 27 iktidarın içerir N (= QV)] iktidarlar « mülk metinden çıkarılmış a kendisini metinden çıkarılmış N« (= Q) 29 ve metinden çıkarılmış.

N« (= A') kutlu bir şekilde N« (kut- N) 158 2 imum caeli'de (imo) N (= A') gökyüzünün ortasında (MC) « 5 üstatları içerir.

N« (= VA') 6 ve Satürn N 8 suçlayıcılar bekçiler N« 10 evde içerir a (= A') metinden çıkarılmış.

N imum caeli'de N (= A') gökyüzünün ortasında (MC) « 13 hesap ile N (= MV) donanımlı içerir a (= A')] donatılmış N | veya içerir N« 18 mülkün içerir N« (= A'Q) yabancılarda içerir.

N« (= A') 19 ilahî N] gündüze ait « 21 bilhassa N« verimli zürriyet içerir a (= A')] doğurganlık N 24 paraların a (= A') altının ve içerir.

N« (= A'V) 25 taşınır malların N (= V)] daha soylu olanların « geri konulmuş « (= A')] öne konulmuş N (= V) 26 işgüzar ve hesap işleriyle içerir N« 27 her ne suretle içerir N« (= A') 159 5 beyaz insanların içerir.

N (= V)] türlü insanların « 6 yahut o kimseler ki N ve « bulaştıracaktır içerir «] bulaşsınlar N (= V) 8 bu şekilde metinden çıkarılmış.

N« (= A') 12 Merkür yükselenden N« (= V) 13 kendisinin metinden çıkarılmış a (= A') veya içerir N« (= VA') 15 kendisine en büyük talih « (karşılaştırınız MPR) 23 kötü huyluları içerir N« (= A') 24 fakat içerir.

N« 26 kendisininkileri ve hısımlarını N (= V) 27 takip etsinler « (= A') takip etsinler N 100 3 -den/-dan içerir N« (= A') 6 veya metinden çıkarılmış.

N« (yargıların müellifleri «) 7 hitabetin « (= A') 9 kendi tasarruflarıyla idare etmeye maruz kalsınlar « (maruz kalsınlar ve N) 11 zilyettir N mülk edinmiş olacaktır « 13 eğer içerir N (= V'') eğer metinden çıkarılmış bulunmuş a 21 olmuşsa içerir N (= V) metinden çıkarılmış a eğer içerir.

N« 24 sefalet içinde kirlenirler N pisliklerle lekelenirler « 26 gökyüzünün ortasında (MC) «] imum caeli'de N (karşılaştırınız RV) 27 hayatı içerir.

N« (= QA') 28 yapacaktır « (= M) hekimleri (physicos) N hekimleri « 29 eğer metinden çıkarılmış N« (= A') 161 1 Venüs'ün N« mutlulukları içerir.

N« (= QA') 3 biliyorum N iç metin] ortak N metin içinde « 4 Merkür yerleştiğinde peygamberler N Merkür yerleştiğinde sahte peygamberler « 5 doğum haritasının (geniturae) içerir N, yerleşmiş durumdan sonra metinden çıkarılmış « 9 ahmakları N« 11 veya metinden çıkarılmış N« mirasın içerir Na (= QV) 15 düşüşte (casu) içerir N« (= QA') 17 zaaflarla N 19 arzulayanlar içerir.

N« (= A'V) 20 yaparlar N« 21 aletlerin N tahılların « 22 muhafızlar metinden çıkarılmış N« veya] ve N 23 varisleri içerir N metinden çıkarılmış « 25 eğer içerir N, sonradan ışınım (radiatio) ile a 26 diyalektikçileri N« 27 hiçbir şeyle içerir N« (= A'Q) 162 1 tefekkürle] akılla N« 6 bulunmuşsa içerir N« (= A') 17 bizzat kendisini] kendini N« 22 yerleşmiş olanı içerir N« (= A') 26 geceye ait doğum haritalarında N (= V karşılaştırınız PR) 32 geri püskürtülürler « (= A') 163 2 ve metinden çıkarılmış « (= a) 3 yapacaktır N« (= V) 4 yolculuklar « 6 iltizama verilmek içerir.

N] mültezimleri « 8 daima sulu N (= V) havale edilsinler N (= A')] havale edilsin « 18 sabah vakti olan metinden çıkarılmış N« 19 yerleşmiş veya N yerleşmişler veya « işletmecileri içerir a işletmecisini N 20 öyle ki metinden çıkarılmış Nce 25 doğum Nce 28 on ikinci cc XI N öyle ki metinden çıkarılmış.

LII

N« 164 1 maliktirler N« (= V) fiiller a] neticeler N 2 ise metinden çıkarılmış.

N« 3 üstatları 4 kendi] ve kendi mallarını a söylevleri] hatipleri N 3 kendininkileri metinden çıkarılmış, 4 içerir.

N 6 tehlikelerden a 7 insanlara N« 8 herkese N herkesinkinden her şey a (= A') bahşedilsinler içerir «] mahrum edilsinler N 9 bunu içerir ce (= A') metinden çıkarılmış N 11 ve 12 hakkında içerir Na (= QVA') 15 öyle ki içerir.

N] veya a (= P*K) 17 sahtekârlar N sahtekârlar a 19 ölümlerle içerir.

N« (= QA') 22 yerleşmiş olanlarda içerir a (= Q)] yerleşmiş olan N (= V) 24 Güneş ile birlikte içerir.

N] Güneş içinde a 26 kendi niteliğine göre N (= V) 28 ışınım ile Nce 165 2 her birinin a (= A') 8 Ki o 12 erişesin metinden çıkarılmış a 9 apaçık N 13 metinden çıkarılmış N Merkür'ün Güneş ile kavuşumu (coniunctio) a 16 derecesi derecesine içerir.

N« (= A') 28 imum caeli'de N] gökyüzünün ortasında (MC) a (= MP) 166 5 evde eğer bu şekilde Güneş ile N 7 derecesi derecesine yerleşmiş N 8 ikmal etsinler a (= A') 9 akıl ile içerir N« (= Q»A') 16 tamamlanmış a = A' metinden çıkarılmış N 21 derecesi derecesine içerir N« (= QA') 25 olmuşsa içerir a (= A')] metinden çıkarılmış.

N 26 gıdaları a] iaşeyi N (= V) 31 ressamları N« 32 mide rahatsızlığı çekenleri N mide hastalarını a 167 2 güçsüz insanları a 3 yerleşmiş olanlar a (= A')] yerleşmiş olan N 9 öyle ki -den/-dan N bağışlansın a (= A')] götürülsün N 12 içlerinde N (= A') 22 içinde içerir a (= A') metinden çıkarılmış N yolculukta a mahvolsunlar a (= A')] alıkonsunlar N 23 metinden çıkarılmış N Merkür ve Satürn'ün kavuşumu üzerine a 24 Merkür metinden çıkarılmış.

N^ Eğer Merkür ikinci evde bulunursa N* 26 hukuk bilginlerini N« (= V) 168 4 muktedirdirler cc (= M) 7 derecesi derecesine a (= A') 11 vekiller metinden çıkarılmış N« 12 kılacaklar içerir a (= A') metinden çıkarılmış.

N 14 muhafazayı Ncf 22 imum caeli'de N] gökyüzünün ortasında (MC) a (= M) 24 veya metinden çıkarılmış « ve N 25 kötüleri içerir.

N fakat kötüleri metinden çıkarılmış a 30 başkalaşırlar] bulunurlar N« 169 1 tahılların a (= A')] kaçakların N 4 ve kutsal suretlerin] suretlerin N ve mukaddeslerin a 6 evde içerir.

Önsöze Ek

Satürn ve Merkür, derecesi derecesine kavuşum yaptıklarında zehir tacirleri yahut büyücüler meydana getirirler. Şayet zararlı bir tesir altında değillerse, tutkulu ve aşk düşkünü kimseler kılarlar. Derecesi derecesine yerleştiklerinde ise böyle hükmederler, bu kimselerin telef olmalarına yahut rüşvet suçlamasıyla yargılanmalarına karar verirler. Uğurlu bir yıldızın yardımıyla onları talihli kılar, lakin bu durum göksel nizamın yetkileri altındadır. Gizli şeyleri ve vergi meselelerini araştırmayı tayin ederler.

Merkür ve Jüpiter Kavuşumu Üzerine

Yükselen burçta Merkür derecesi derecesine yerleştiğinde, hakikati söyleyen ve hakikate meyleden kimseler ortaya çıkarır, bunlar çok kimsenin gözünde muteber olmaktan kıvanç duyarlar. Yahut daha budala kimseler ya da heykeltıraşlar kılarlar. Jüpiter ve Merkür kavuşumunda, doğum haritasında keşfedilen konuma göre şeref ve asalet bahşedilir, daha talihli olurlar, saray işlerinin teftişi ve meselelerin muhakemesiyle meşgul kılınırlar. Eğer gece ve gündüz derecesi derecesine kavuşurlarsa, saray memuriyetlerinde bulunurlar, kunduracı yahut zanaatkâr da olabilirler.

Merkür ve Mars Kavuşumu Üzerine

Bu konumda, büyü yahut fenalıklarla lekelenmiş işler meydana gelir, idari görevlere getirilen kimseler bu mevkilerden alıkonulur ve aldatılırlar. Eğer Merkür ve Mars derecesi derecesine kavuşmuşsa, bu kimseleri soyulup çıplak bırakılmaya maruz bırakırlar, belalara bulaştırırlar, şayet ışıklarını tam saçmamışlarsa yahut karşıt açı veya kare açıdan bakıyorlarsa, korkunç felaketlere maruz kalırlar. Ağır bir cezalandırma ile mahkûm edilirler, memurlar yahut vergi tahsildarları eliyle sıkıntıya uğrarlar.

Mars ve Merkür derecesi derecesine bu mevkide bulunduğunda, suçların faili olurlar, bir ceza kovuşturması neticesinde eziyet görürler, hapse atılırlar ve sıklıkla feci bir ölümle (biothanatos) can verirler. Kötü yollardan elde edilmiş mallar yüzünden haneye tecavüz eden hırsızlar meydana gelir, servet kaybı ve ölüm vuku bulur. Birbirlerinin evlerinde karşılıklı olarak yer aldıklarında, özellikle hileli sanatlar sebebiyle engellere uğrar, resmi işlerden ve makamlarından uzaklaştırılırlar, yahut maliye işlerinde hazine aleyhine fiillere karışarak kavgacı ve cenkçi kimseler haline gelirler. Yükselenden itibaren bu mevkide Mars ile derecesi derecesine kavuşum, dinî ve dünyevi muamelelerde fesat ve ihtilaf alametidir.

Şu halde metin tashih edilmelidir, sürüklenirler veya hırsın sapkın ateşiyle tutuşup inancın kutsal bağlarını kirleterek kendilerine emanet edilen şeyleri inkâr etmeye yeltenirler, nitekim bundan vesaire. {sayfa 551’de yazdığımız yelteneler biçiminden ziyade bu şekil daha evladır} 20 N nüshasında eksik, Merkür ve Venüs’ün kavuşumu (coniunctio) üzerine a (karşılaştırınız V) 21 Merkür ve Venüs yükselende (horoscopo) derece derece N, M. ve V. yükselende derece derece a (karşılaştırınız V) 25 emredilirler a, görünsünler N 182 2 bulunsunlar Na, derece derece yükselende a 3 ki N nüshasında eksik 4 nail olacaklardır N 10 lütfun Na nüshasında mevcut 12 ve 29 derece derece a 13 ki N nüshasında eksik, meşgul edilirler N 15 benzer şekilde N nüshasında mevcut] amellerle a (= A') kusurluları Na 183 2 iyilerle yahut donatılmış olanlar 5 ve 18 ve 24 derece derece a 6 büyük filozofları N 7 herkese N 8 alışmış olsalar N 9 Venüs ile N nüshasında eksik (= V) 13 muhtelif fiillerle N, muhtelif türden fiiller a (= A') 19 ve saadetin Na nüshasında eksik, imkânlar bahşeder a 20 a Na nüshasında mevcut (= A') 184 1 nail olacaklardır Na nüshasında mevcut (= QA') 10 yahut] aynıları N ve a | altında N 12 renklerin a (= A')] yünlerin N 14 ıtriyatçıları N nüshasında düzeltilmiş, a nüshasında murop. 15 olacaklardır a nüshasında eksik (= A') 17 aransınlar] bahşedilsinler a ve N kazınmış yerde, aransınlar şeklinde olduğu anlaşılmaktadır 19 derece derece a 21 zevcelerle N 22 daima kötü şöhretliler N 23 geceleyin bu mahalde Na 25 bahşedilecektir a (= A')] bahşedilsin N 26 en büyük N (= V) 185 2 derece derece a 3 kesilmelerin N, appocopes a 4 zahmetli a ve Na nüshasında eksik, meşgalelerle Na 5 ise] hayatta N (karşılaştırınız V) a nüshasında eksik 1 yahut] gibi N, a nüshasında eksik 8 korozif N, corroici a, inmeli Na 9 derece derece N 10 kılacaktır a, kılar N 13 nitekim Na (= V) 14 hayat vasıtası Na 17 ve mucitler Na 18 ve ki N nüshasında eksik, ki a nüshasında eksik, nail olacaklardır N 20 derece derece N 21 A' tamamlaması a ve N nüshalarında mevcut, bunlarda kehanette bulunarak vardır | vereceklerdir N (= Q)] verecektir a 22 daha yüce] amel N, uzuvlar a, yükseltilmek N (= Q^V'')] taşınmak a 24 ise] N nüshasında eksik, zira a 26 hepsi Na 27 alışmış olsalar N 29 ve N nüshasında mevcut, a nüshasında eksik 186 6 yahut ilki a nüshasında eksik (= A') 9 ve yerleşmiş Venüs Na 10 kılacaklardır a 11 cevherin N (= V), sayılsınlar Ncc (= MV) 16 -den N nüshasında eksik 17 ve lakin bundan ötürü sevk ettirecektir ve derler N, lakin bundan ötürü derler a (karşılaştırınız A') 22 kılacaktır] kılacaklardır a, maruz kalacaktır yahut kılacaktır N, Na nüshasında mevcut (= A') 28 sevk ile mecbur kalsınlar Na nüshasında mevcut (= QA'), zanaatkârları ise N nüshasında mevcut, aracı bir adam vasıtasıyla a 24 -de Na nüshasında eksik (= PRV), katmerli a nüshasında mevcut (= A')] katmerlinin N (= MV) 25 sıkça N, ayrılsınlar N 26 fiillerle (sanatlarla N) Ncc (= A) 27 sıklıkla Na, -de Na nüshasında mevcut 187 1 Ay üzerine a, On iki ev (domus) boyunca bulunan Ay’ın ne tayin ettiği üzerine N 5 daima kardeşlere N (= V) ve ilki N nüshasında eksik 7/8 gündüzleyin böylece Ay N (= V), gündüzleyin Ay böylece a 9 mülk edinseler a (= A'), sahip olsalar N 10 çapta N, kendisi a (= A')] kendilerine N 11 korsanları N (= M) 14 kılacaktır N nüshasında mevcut] kılacaklardır a 15 mizaçlar N, ve tayin eder a nüshasında eksik 18 bariz olanları a (= A') 24 varlığı Na nüshasında mevcut (= Q), muhtelif a nüshasında mevcut (= A'), N nüshasında eksik (= V) 25 diğerleri] böylesileri Na 29 yahut kısmen N (= V) 188 9 a Na nüshasında mevcut (= A') 10 Jüpiter’e ve Ay’a N 11 mahal N nüshasında eksik (= V) 13 en kudretli kralların rahipleri N nüshasında mevcut] en kudretli krallara a 16 ve] yahut Na, şaraba dair Na nüshasında mevcut (= A') 20 -den Na nüshasında eksik, hepsi N nüshasında mevcut, a nüshasında eksik 21 versin ki onlara Na nüshasında eksik (= A'), tanrılardan a 26 dipte N] gökyüzünün ortasında (medium caeli) a 189 2 nakledilsin N (= M) 5 devamlı kılacaktır a (= M) 7 yani dördüncü evde (IMC) Na nüshasında eksik 9 artışlar N, liyakatler a 10 kılacaktır N 13 sarsılsınlar a (= A')] maruz kalsınlar N, diğerlerine vazifeler a nüshasında eksik 16 sayfa XXI’de bahsettiğimiz, efs ve v nüshalarının a nüshasından iktibas ettiği anlaşılan sahte ikmali Nav nüshaları sunar 26 olsun] böylece Na 27 ikmal eder N 29 fiillerde a nüshasında mevcut (= A'), N nüshasında eksik 30 yerleşmiş ve Satürn diğerini Na (karşılaştırınız A') 190 8 büyük muktedirleri a 10 fiiller Na nüshasında mevcut, şayet Na nüshasında eksik 12 benzer şekilde a nüshasında mevcut (= A')] kısmen N 16 üstlensinler Na 21 kısa Na nüshasında eksik 22 şayet] ve şayet N, ve a, ve Venüs yahut biri a nüshasında mevcut] yahut Venüs N 23 yahut doğum haritası (genitura) a nüshasında eksik, yahut biri N 24 birleştikleri gibi ve gece doğum haritasında olsun N 26 Mars ve (yahut N) Satürn Na nüshasında mevcut (= A') 27 bir Na nüshasında mevcut (= A') 28 Ay gece doğum haritasında Na 29 ve a (= Q)] lakin N 191 1 anneye Na nüshasında mevcut (= QA') 2 gün Na nüshasında mevcut (= V), yükselenden itibaren mahalde Na 3 ziyanı Na nüshasında mevcut (= A') 6 hakir Na nüshasında mevcut (= A') | peydah olmak N nüshasında mevcut] peydahlamak a, daima meşakkatli amellerle N 7 şerefsizce a (= V) 8 yahut ağız a nüshasında mevcut (= QA'), N nüshasında eksik, uyuşur N (karşılaştırınız M), çirkinleşir a 10 kusur Na nüshasında mevcut (= QA') 12 ile 21 arası a nüshasında eksik 12 bundan dolayı N 14 ve umumiyetle N 15 on ikide bir parça (duodecatemorion) N, onların N 17 bulunmuş olanlar N 19 Babilliler N, -de N nüshasında mevcut 20 en yüksek N 21 her ikisinin N 22 Na nüshasında eksik 23 böylece a (= A')] olsun N 24 şayet Na nüshasında mevcut 25 idarenin Na 26 Şayet lakin N, yahut N nüshasında mevcut, a nüshasında eksik 192 1 namuslu kimseleri a (= V), adamları ki N 11 ateşle Na (= V) 14 şayet Na nüshasında eksik 15 tayin eder a (= A')] tayin edilir N 16 kılacaktır N, keyfiyete göre N (= V) 24 yahut olsun a nüshasında eksik 25 ki böylece a 26 kılar N, -den Ncc nüshasında eksik (= A'), mecbur kılacaktır Ncc 28 saadetler a, bahşedilsinler N* (= R*), bahşedilirler N^, bahşedileler a 193 2 şayet ile N (= V) 8 şayet N nüshasında eksik 9 yerleşmiş Na nüshasında mevcut (= A') 11 şayet Na nüshasında mevcut, tayin eder N (= M) 15 mahalde, yani yükselende N 22 idareyi de N 23 bu Ncc nüshasında mevcut 27 ve Ncc nüshasında eksik 29 ona Na nüshasında eksik 30 Güneş ile kavuşmuş Ncc, ortaklık ile N 31 onları N nüshasında eksik 32 vaktin yahut yaşın N 194 2 aynı günde a (= A')] aynı günü N (= V), ki onda Ncc nüshasında mevcut (= V) 5 yahut Na nüshasında eksik (= QA) 6 yahut Na nüshasında eksik (= A') 7 sağmal edilirler Ncc (= QA') 8 şu halde N nüshasında mevcut 12 tayin eder eksik.

Önsözün Eki

Na (= V) u quem, 16. satırda a nüshasında eksik, 15. satırda açıklayacağız N (= V), M nüshasındaki gibi alta yazılmış, N nüshası YC yerine se<i vir consularis sunar. 195, 1 – 200, 6 a nüshasında bulunmamaktadır, bu sebeple aşağıdaki okumaların tamamı N nüshasından alındığından rumuz belirtilmemiştir. 195, 1 Iulius Maternus'un dördüncü kitabı başlıyor.

Patrocinia ve devamı, 4 contentionis var (= Qv), 9 inhaerebant, 11 confidebant resistere, 14 debitorum, 16 maximorum, 19 certantibus var (= VA'), 20 restitioneque liberari, 196, 1 exibui (= M), 4 crassa var (= A'), 6 omnis, 15 et yerine ac, 20 en son quas, 22 enihnus I Q. P. & osiris, 23 necephso (karşılaştırınız V), abraam (= M), orpheus (= MV), 24 et ceteri qui, 25 antiscia (= V), 31 explicarem var (= A'), 197, 2 huius var (= Q), 11 soruşturmayla toplamak ve açıklamak, 12 corpus ac vitae, 14 vitam spir., 20 artificii var = Q, 22 extrinsecus eksik, 198, 2 kavuşumla (coniunctio) (= MV), 3 explicarem, 7 ışıkla, 9 inanis coeperit esse (= V) ac desistit a 1., 11 decrescit yerine deficit, 17 sustentat (= V), 18 discurrens var (= V), 19 socians var (= VQ), 20 ea mentis, 21 compositio I immutata, 24 pars eksik, magnopere, 199, 3 undecimus yerine sexagesimus, 9 dominium var, 11 açıklayacağız, 12 Tunc adplurimas, in eksik, 14 açıklayalım, 15 ex eksik, 17 synodica var (= A'), ditomos, minoides, 18 amphycirtos, 21 et yerine ex die var (= Q), 22 deb. dil., 23 a var (= A'), 25 societ var ve quibus, 26 qu, p. dem. eksik, 29 vel eksik, 200, 4 sic var (= V).

200, 7 a nüshası başlar (başlık atlanmıştır), Ay hangi yıldıza yaklaştığında neye hükmeder ve ilkin Ay'ın Satürn'e yaklaşması üzerine N (karşılaştırınız V), 8 yaklaşmış olursa (applicuerit) N (= V) ve ışığı büyümekte olursa ve N, 9 Satürn N (a nüshasında Satürn'e doğru şeklinde), sic yerine si Na, 10 kadına N, kadınların a, 11 locorum a'da eksik, gözlerin N, 16 birleşirse veya Satürn'e yönelirse N, 18 zayıflamış olanlar var N, zayıflık a, 19 yok eder, ezer a, 21 kusurlu yahut d. N (= Q), 24 in var Sa, tam derecesiyle (partiliter) N, hesap ile N a, 201, 1 Ay'ın Jüpiter'e yaklaşması üzerine N, a'da eksik, 2 yaklaşmış olursa Na (= V), 3 bu ortaklığa a (= A'), 5 arazilerin Na, 10 non var Na, 15 kılar a (= QA'), kılacaktır N, 19 veya hakkında Na, sic var Na (= V), 20 bu yolla (V), bu N, yolla a, 21 bastırılmak N (= V), dizginlenmek a, 22 a eksik a, zayıf a (= MV), 23 sefilleri Na, 27 tükenecektir Na, 202, 1 Ay'ın Mars'a yaklaşması üzerine N, a'da eksik, 2 yaklaşmış olursa Na (= V), 3 ortaklığa a (= A'), 4 kurnazları Na, 9 yerleşmiş olursa N, 10 kusur ile Na (karşılaştırınız V), 11 aut var Na (= A'), 13 bedenin (zayıflar yahut bedeninin bir parçası) Na (= A'), 15 Ay var Na, 19 sonlar Na, 22 yabancı var N, besinler a, ortaklıktan var N, ortaklıkların a, 25 evlilik Na, aut yerine et N, ut a, 28 yaralar a, çıbanlar N, diğerleri yapabilsin a, 203, 1 possint eksik a, dağlamalardan sonra konur N, 3 kılar a (= M), yük ile var Na (= A'), hükmedilsin Na, 7 böğürlerin var Na, 9 in yerine et Na, 11 kılacaktır, kılar N, in eksik Na, 16 zayıflatır veya var a, zayıflamış veya N (= V), 17 kılar a (= M), 19 sonu Na (= P), 20 Ay'ın Güneş'e yaklaşması üzerine N, a'da eksik, 21 in yerine etiam N (= V), şekilde Na, 23 düşürülmüşleri var Na (= A'), 24 in eksik Na, 25 spazmlı kılacaktır N (spatik a), 26 diğerlerine var Na (= A'), 27 yabancılaşmanın var N, yabancılaşmaların a, 204, 1 Ay'ın Venüs'e yaklaşması üzerine N, a'da eksik, 2 ve Venüs var Na (= A'), 3 se var N, a'da eksik (ki ışığı büyümekte olan), 4 se eksik N, kavuşumun (coniunctio) önüne konur a, 6 eis eksik a, his N, 12 elde etsinler a (= M), 14 ve bilhassa N (= V), 15 güç sahiplerine Na, 16 magne N (= M), 17 arzulansın eksik Na, lakin ve a, 18 her a (= A'), her şeyi N (= V), doğuş Na, biçimleniş ile a (= Q), biçimlenişi N, 19 yılların a (= M), 21 ve az a (= M), az değil N (= V), 22 alevlenenler var Na (= A'), günahkâr cinsel arzusuyla tutuşanları N (karşılaştırınız V), 205, 1 böylece konumlanmış N, 11 yatağın Na, 14 burçlarda var Na (= A'), 16 ona a (= A'), aynı N, 17 tahrik edilirler var N, tahrik edilir a, 19 de eksik Na (= QA'), 20 baharı aldılar N (karşılaştırınız PKV), Venüs aynı şeyleri aldı a, 24 görmüş olursa (görmüş olurlarsa N) ve ışıkla dolu olursa Na, 25 Ay'ın Merkür'e yaklaşarak neye hükmettiği üzerine N, a'da eksik, 26 ona kendini var Na (= QA'), 28 hitabetin var Na (= A'), 206, 3 bahşedilsin a (= MPR), 4 çalkantılıları Na (-bil- a), 7 muktedir olsunlar Na, 12 Merkür'e var a (= A'), Merkür N, 13 konumlanmış olanı a (= A'), konumlanmış olan N, cum eksik Na, 15 emanet edilen şey Na, 16 hesaplara Na, inanılsın N, 18 taşınsın var Na (= A'), 19 yanılgı ile var a, serserileri yahut hırs yanılgısıyla N, 20 çoğaltsınlar ve gezgin Na, 24 ilan etsinler bunlara Na, gelecekte Na, 25 ki var a (= A'), N'de eksik, 26 ve 27 kırılmış a, 207, 3 uzun başlık N nüshasında V'deki gibidir, 6 yıldızı zapt eder yahut N (karşılaştırınız V*), işgal eder Na, 8 esirgensin a (= QA'), esirgesinler N, 10 per eksik a (= P), N'de var, 11 dilencilik ile Na, 12 in var N (= Q), a'da eksik, 15 yorulsunlar N, yorulacaklar a, 16 taş yağdırır N birinci el, metinde süzülür N ikinci el, im. a, eklemlerinden bağlanmış Na, 17 ve 19 per a (= A'), super N, 19 vurulsun var N, vursun a, 21 yıldızın a'da (= QA'), 24 ilkinde kavuşmuş Na (karşılaştırınız A'), 25 ve dalgaları var Na (= M), kılacaktır Na (fakat e harfi N'de silinmiştir), 208, 7 yönelterek var Na (= A'), 12 var Sa k', 13 ut yerine et N, 14 yalnızca a (= A'), o kadar N, sonraki yaşta talihin Na, bahşedilsin N'de eksik, 17 a eksik Na, 19 çaputlar eksik Na, 20 çıplak a (= A'), düğümlerle N, ebedi a, 21 kapansınlar Na.

27 bütünün N, 209, 1 başlık eksik TSa ve bundan sonra (sayfa 237'ye dek), 2 yıldızın var Na (= A'), 3 buna var a (= A'), bu N, ortak kılınmış N, 5 villi N (karşılaştırınız V), 11 gemi reislerini a (= MPR), 12 şartın a (karşılaştırınız M), 13 eylemler ile N, varlık taşınsın N (taşınsın ve a), 14 a var.

Ncc (= V) 15 se iungat, se coniungat a, feratur N 16 facit N 18 egritudinis var. Nec (= Qv) quibusdam var.

Nec (= QA') 19 facit eam a (= M), etiam faciet N, eidem var. a, eadem N 23 dissociari var.

Na (= VQ) 25 infligit a (= QA'), inficit N 26 medela a (= Q), medelam N, partium var. N, artium a 210 5 suspendens om. Na (= V) 6 a var.

Na (= V) 9 elefanticos N 10 perpetua totiusque N, perpetuat usque a (g, Mae ut pos^ vitae imerit) 11 implicentur a (= R*) 13 a arZci. Na (= V) 14 se var.

Na (= VQA') 16 cuiusdam, quidem Na (= PR^^V) 19 et a (= A'), aut N 20 in om. Na (= V) 23 praesidio var. Na (= A') 25 a var.

Na (= V) 26 Ay (luna) [Merkür'e (Mercurius) doğru taşınırsa ve] N, se var. a (= A'), om. N 211 1 ve ışıklardan (luminibus), ve Ay ışığıyla büyüyen olsun N, eğer büyüyen olursa a 3 conscios Na 10 destillat a, dist.

N (= V) 13 stiicti tumorem Na 15, 213 2 om.

N 17 sic var. a (= A') 212 1 associauerit a, et om. a (= A) 3 captiuitati var. a (= Q) 4 deperdant var. a (= Q) 6 primos om. a 11 sic, si a (= V) 14 chirurgicos a 17 perimens onus a 22 cataforis [sit] a, diximus [erunt] a 23 constituta marte a, se om. a (= M) 27 dilaceratione (= V), dissipabit a 213 1 inhonestae, alijs onus a 4 quodsi sit, et sit N, si sit a (= A') 7 tunc Na 8 cogitur N, orbatum Na 10 verbo, om. N (= A'), post a larg. proc.

N (= V) 11 maxime a (= A'), maxima . . . augmenta N (= P*V) 15 in var. Na (= Q) 23 ab om.

Na uxori Na mulieri N (= MPR) 27 criticos a (= A'), triticos N, bonos iudices bonos (ben. et glor.) N, iudices bonos ben. a 30 ex var.

Na (= A') saadet [artışları] N 31 bahşedilsin N, omne v. spatium Na 214 3 et, aut N 14 atque, aut N, intricati N 15 vel peregrinantibus om.

Na (= A') 18 ışıkla (lumine) N 23 doğum haritası (genitura) olursa Na 25 genere, geniturae N 30 zamanın darlığını (breuitatem temporis) Na 215 4 sit var.

Na (= A') 6 uenereis N, ueneris a 8 et prius, aut N 11 et [sic] N 12 caupones Na 13 mercimoniis var. Na (= A') 14 ışığı eksilen (defluens) [Ay] N 16 sollicitabunt var. N, sollicitarunt a, auferent N 17 in var. Na, iuris, uiri N 20 Si, doğum haritası om. Na 22 uenereas Na 24 sollicitent var. Na (= Q) 27 diurna N, facit N 92 maligni var.

Na (= A') 216 2 committit N (licentia . . . committatur a) 4 aut . . . coguntur et fiunt N 5 iudicis var.

Na (= A') deportari, depugnare N (licentiam iudicis) subire a 8 in infinitum et immensum N, infinitis immersum (cupiditatibus decernit) a 9 cras.s. et Na 11 a, ad N 12 cursum ut ad insanias N, cursu mittit ad insanias a, [ışığı eksilmiş (minuta lumine)] olursa [gece] Na 13 facit N 14 et om. N, sibi, sui Na 18 de- ÖNSÖZÜN ZEYLİ, LIX cerniuntur Na 80 ışığıyla büyüyen (crescens lumine) N 21 facit var.

Na (= A') 28^ fames, famosas N 29 clodos a (= M), paralit.

N paralet. a 30 kısa ömürlüleri [oligochronios, Yunanca] var. a (= A'), oligochraneos N 217 2 peremit N (= PB) 5 Jüpiter'i (Iuppiter) var.

Na (= A') 10 quaeque, quae N 11 omni N 18 patet, patrie a 24 sobolem Na 28 ex var. Ha (= A') 218 2 facultates nimias var. a, facultatibus nimia N 6 multos dec. honores N 11 deorum Na, saturni . . . pulsetur N 12 he felicitates a 18 sacrilego N im. a (= A'), aliquo N metinde, qui om.

Na (= A') 19 tamen om. a (= A), commendatas var. a (= A'), condonatas N 20 Güneş'ten Merkür'e, sic N 21 publicanos N 22 vel om. a (= A'), var.

N ex quibus a (= A), et qui N 24 uires Na 26 üçgen açılar (trigona) N 31 artibus N, inhaerescunt a (= A'), -scant N 219 3 Güneş'ten Ay gündüz doğum haritasında Satürn'e (Saturnus) doğru taşınırsa, patr.

N Güneş'ten Ay Satürn'e taşınırsa ve gündüz doğum haritası olursa, patr. a 1 servetlerin cevherini (substantiam facultatum) N (a = Q) 10 Güneş'ten om.

Na, ışığı eksilen Ay Satürn'e, sic N 11 mahrumiyetler hükmeder ve Na (= A') 12 decernit, tribuit N 17 felicitatis var.

Na (= A') 20 ışığı eksilen [Ay] N 21 servetler ve 24 provectu N metinde, profectu N marj. a 25 bonitates N, bonas a (= A'), subsidii et facultatis incrementa N, sibi subsidii facultates a 27 Eğer Güneş'ten ışığı eksilen Ay taşınırsa N, Güneş'ten eğer ışığı eksilen Ay taşınırsa a 220 2 qui [sic] 4 in prima a (= A'), deprimit N (omisso perimit) 10 ve askerliği (militiamque) var. Na (= A') 10/11 şerefli kılacaktır N, et var. Na (= Q) 13 sine, herhangi bir hayırlı yıldız olmaksızın N, sine alicuius bone stelle a 15 valitudinesque Na 18 deterantur a, decernantur N 25 tamen, autem Na 26 armorum a, amoium N 28 et prius, aut N, amorum var. Na (= Q) 29 subleuati N metinde, subditi N marj. a, grati a (= A'), gratos N, uenereos Na 221 1 [Ay] ışığı eksilmiş N 4 aut [enim] N, tortores Na 5 aut var. a (= A'), om.

N colorum Na (= A') 6 forma capalas N, farmacopulas a 13 thori Na 14 sortitur, ducit N 17 minuta om. fakat feratur sonrasına minuta lumine ekler N 18 notos, innatos N, om. a 21 deiectione var.

N (?), defectione a 25 bedenin Na, ışığı eksilen [Ay] Na 27 hermofroditos Na 29 kısa ömürlüler [oligochronii, Yunanca] var.

N, -ni a 222 1 ışığı eksilen [Ay] Na 2 güçsüz kılar N 6 aut var. a (= A'), om.

N 7 lacunas var. a, concas N, cloacasque a, cocleasque N 8 ortulani Na 10 mutata Na 11 equarios var. a, equitarios N 13 plerumque facit Na, muhafızlar [olmaya] N, certe, late N, lacte a, polinatores N (= M) 20 soyluları ve a, et om.

N faciet N 23 Eğer ışığı eksilmiş olursa, kadınlardan N (kadınlardan ve a, quae om., şahıslardan) 26 quibus a (= Q), ut N, a om.

Önsözün Eki

Na 27'de "kıyaslansın" a (= Q*A')] N'de "kıyaslansınlar" (=PK), 223'te diğerleri Na, 8'de "suç" Na, 10'da "yapar" Na, a'da "soymak" (=A')] N'de "kovulmak", 11'de "yük ile" Na | ve Na burçları atlar, 13'te "Mars'a taşınsın" Na, 17'de "yapar" Na, 19'da ikinci olanı Na atlar, 21'de <Zira> eğer Na, 28'de "hayatın ilk seyrinde" Na'da bulunur (= A'), 224, 1'de "ışığı azalan Ay" N.

LX Önsözün Eki. (= p) 3'te "ya da"] Na'da "gibi", "sefil olanın"] Nee'de "korkunç", 4'te "mirasın" Na'da bulunur (= A'), 5'te "aşkların kucaklaşmasına dolansınlar" N«, 6'da "içinde" N«'de atlanmıştır (= A'), 7'de "ve arzuladıkları her şeyi kolayca elde etsinler" N«, 13'te N'nin metninde "engellenecekler", a'da (= A')] air, N'nin kenarında "yoluna koyacaklar", n'de "diğerleri suların" N'de bulunur, "suların" a'da atlanmıştır, 20'de "a" Na'da bulunur (= A'), 21'de "yapacaktır" Nce'de bulunur (= A'), 24'te "yük taşıyıcıları"] Ncc'de "zahmet çekenlere", 24'te "hayatın sırtında" Nec (= A'), 26'da "zindana kapatır" Na'da bulunur (= A'), "kamusal" Na'da bulunur (= A'), 28'de "kaderlerle lekelenmiş olanları" Na, 226, 1'de "yapar" Na, 5'te "yoksunluğun" N«'de bulunur (= A'), 6'da "kehanette bulunmak"] N«'de "avare dolaşmak", 11.12'de "yükler . . . bildirir"] N'de "bildirir . . . yükler", 17'de "yapar" N«, 19'da "inancın" N«, "korumasıyla" N (= P), 23'te "diye"] N«'de "ya da" (= M), 27'de "Ay" sözcüğü N'de "azalan" sözcüğünden önce konur, 28'de "faizden"] N«'de "faizin", 226, 1'de "ve"] N«'de "ya da", 2'de "fakat" N«'de atlanmıştır, 4'te "bırakılmış olanları ve" N«'de bulunur (=A), 7'de "onların büyük serveti" N«, 13'te "kırılmış" N«, 17'de "kılıçla sert" N«'de bulunur, 20'de "doğum haritası (genitura)" N«'de bulunur (= QA'), 22'de "askerler" N«, 24'te "fakat"] N«'de "ya da", "bunların içinde"] N«'de "hakkaniyetli olanların", 26'da "dönsünler" N«, 29'da "aşağı atılmış olanlarla" N«'de bulunur (= A'), 227, 1'de "doğum haritası yerlerine" N«, 2. 3. 6. 9'da "baba katilliği" Na, 4'te "-e doğru" N«'de bulunur (=QA'), 6'da "yıkım" N«'de bulunur (= QA'), 7'de "düğün gecesine ait" N«, 8'de "eşin" Na'da bulunur (=A'), 10'da "hükmedilir" Na'da bulunur (=A'), 11'de "ya da kamusal"] N«'de "ve acı çekmiş", 21'de "kamusal cezalandırmanın" N«, 23'te "ya da"] N«'de "gibi", "ki o" N«'de atlanmıştır, "ya da"] N«'de "gibi", 24'te "ve" N«'de atlanmıştır, 27'de "yapar ya da" N«'de atlanmıştır, 228, 1'de "tayin edecektir" N«'de bulunur (= A'), 2'de "en meşhurların bilgisi ağızdan ulaşsın" N«, 3'te ikinci olanı N« atlar, 4'te "yükselenin" N«, "Mars" N« (= A'), 5'te "kavuşum (coniunctio)" N«'de bulunur (= A'), "yapacaktır" N«, 10'da "gezegenlerde ya da" N«'de atlanmıştır, 15'te "dericileri, kunduracıları" Na, "aşçıları" N (=MP), "demircileri" N«, 16'da "ateşle" N«, 17'de "bu kavuşum burçlarda olmuşsa" N«, 18'de "şekil verenleri" N« (= PR), 19'da "ya da" Na'da bulunur (= A'), 25'te "ve sefil ya da meşum" N«, 26'da "zira işkenceciler" N«, 28'de "avlamak" Na'da bulunur (=A'), 229, 1'de "diğerlerini"] N«'de "ya da", 2'de "yerlerin" N«'de bulunur (= A'), "bahçelerin" N«, 3'te "yapar" N«, "gemi kaptanlarını" N« (= PR), 6'da "işleyenler,

Şayet bu kavuşum Mars'ın evinde (domus) gerçekleşirse, muhtelif" N«, 9'da "Güneş'e taşınsın" N«, 11'de "sefilleri" N«, 14'te "ve" N«'de atlanmıştır, 18'de "kamusal işlerde basiret sahibi olmayı ve her eylemde yöneticiler bulurlar" N«, 20'de "dahi" N«'de atlanmıştır, 24'te "tayin eder ya da" Na'da bulunur (= A'), 26'da "kadınlara" Na, 230, 2'de "a" N«'de bulunur (= QA'), 3'te "ya da" N«'de atlanmıştır, "ıtriyatçıları yapacaktır ya da" N«, 6'da "kendilerini" N«, 7'de "selamlamanın" N« (= PE), 9'da "bollaşır" N, "bollaşırlar" «, "içinde" N«'de atlanmıştır, 11'de "kıyaslansınlar" N«, "Venüs'e ait" N«, "şehvetli kılar" N, "şehvetlileri" a'da atlanmıştır ve "yapar" sözcüğünden önce "ölçüsüzleri" sözcüğü eklenmiştir, 12'de "dolanmış olanları" N« (= A'), 13'te "sarsılsınlar" Na (= QA'), 15'te "Ay ve yapar" Na'da atlanmıştır, 18'de "fakat" Na'da atlanmıştır, 19'da "Güneş'ten" N«, 22'de "ve arayanlar" N«, 24'te "içinde" Na'da bulunur (= A ), 25'te "yükselenin" Na, 231, 3 ve 5'te "alışageldiler" N«, 4'te "ve"] N«'de "ya da", 5'te "cilalayıcılar" N« (= M), 8'de "tornacılar" N« (= A'), "ya da" N«'de atlanmıştır, 9'da "efsunlayanlar" N« (= A'), 10'da "yapacaktır" N«'de bulunur (= A'), "sahiptirler" N«, 16'da "ve" Na'da bulunur, 20'de "geri verilir, ve yapar" N«, 21'de "içinde" Na'da atlanmıştır, 22'de "ve" Na'da atlanmıştır (= A'), 23'te "Yunanların phichrocoelio [soğuk karınlı] [Yunanca] dediği şeyi" Na.

Önsözün Eki LXI

25'te "dizanterilileri"] Na'da "lispeberricos" (-etri- a) (N'de daha sonra "damla illetine tutulanlar"), "akciğer hastalarını" N«'de bulunur (= A), "dizüri hastalarını" Na (=PE), 27'de "bu" N«, 232, 1'de (ve 23'te) "eğer" sözcüğü N«'de "Ay"dan sonra konur, 3'te "kendisinin olanından" Na, 5'te "vakitleri ve" Na'da atlanmıştır (= A), 7'de "ve bazıları" Na, 8'de "ve illetlerle" Na, 11'de "fakat"] Na'da "kendini", "onlara" Na'da atlanmıştır, "çarpar" Na (= P^R), 16'da "kusurlar ve illetler" Na, 25'te "yoksulları" N'de atlanmıştır (a'da "yoksul yapacaktır") ve "ve" N«'de atlanmıştır (= A'), 26'da "geciksinler" (bu şekilde) Na, 27'de "içinde" Na'da atlanmıştır, 28'de "kaybetmek" Na, 29'da "tehlikeler"] Na'da "soy", "hafifletilir" N (.^) a, 30'da "önde gelenlerin" Na, 233, 2'de "küçük" Na'da bulunur (= A'), "-e doğru" N«'de atlanmıştır, 3'te "meydana getirmek" Na, 4'te "eğer" sözcüğü Na'da "ışık"tan sonra konur, 7'de "asla yapmayanlar" Na'da bulunur (= A'), "bilakis daima başlayanlar" Na, 12'de "sefaletlerin yüküyle" Na, 13'te "ve eylemlerle" N«'de bulunur, 15'te "fakat"] N«'de "ve" (=M), 17'de "ve hatipler" N«, "şahitlerin maharetinin değişmesiyle" N«, 19'da "ve"] N«'de "ya da", 21'de "takip ederler" N«, 234, 5'te "yaklaşmış olursa" N, 7'de "aynı şekilde babaya karşı alçakgönüllü kılar" N«, 9'da "Mars ve Satürn zapt etmişlerse" N« (-sid- N), 11'de "aynısını" N«, 12'de "Satürn'ü" N«, 13'te "ya da Satürn ile Mars'a benzerlikle" N« (= A'), 15'te "içinde" N«'de atlanmıştır, "eğer" N«'de atlanmıştır, "zira Jüpiter" N«, 16'da "ışık akışları" N«, 17'de "şayet iyi şeyler" N«, 18'de "ve" N«'de atlanmıştır, 20'de "basiretin" N«, 21'de "sevinirler" N«, 22'de "Venüs kendisini" N«, 24'te "mutluluk o vakit servet" N«, 27'de "ya da"] Na'da "ve", 235, 1'de "ve"] Na'da "şayet", 2'de "ulaşmış olan"] Na'da "tıpkı", 3'te "Jüpiter'in ve Venüs'ün tanıklığıyla" Na, 4'te "böylece" Na'da bulunur (=QA), 7'de "incele" Na'da bulunur (=A'), 8'de "ve ışık akışlarını" Na, 10'da "Talep etmek" Na, 11'de "Ay'ın" Na'da atlanmıştır, "zira daha sonra" Na (= M), 12'de "kendi ışıklarıyla" Na, 16'da "ona" Na'da atlanmıştır, 17'de "ya da olacak" Na'da atlanmıştır, 18'de "ılımanlaşır" Na'da bulunur (= A'), 19'da "yaklaşmışlarsa" Na, "bizzat feleğe (orbis)" Na'da bulunur, "yapışmış" Na, 20'de "ve açı (aspectus) ile" Na'da bulunur (= A'), 21'de "hepsinin" Na'da bulunur (= QA'), 24'te "Satürn'e" Na'da bulunur (= A'), 26'da "A' tamamlayıcısı" Na'da bulunur, 27'de "hesapla" a (= A), 236, 5'te "bulunmuş" Na'da bulunur (= A'), 6'da "zira göre olacaklardır" Na (= QA'), 7'de "bunlar"] Na'da "ve", 10'da "ya da gökyüzünün ortasında (MC)"] N'de "ya da batıda", a'da atlanmıştır, 11'de "eğer başka" a, N«'de bulunur (= A'), 15'te "Şayet — 17 hükmeder" N'de atlanmıştır, 16'da "kusurlar"] «'de "dahi", 17'de "hesapla"] a'da "acı çekmeyle", 19'da "Merkür'ün kendisi" Na (karşılaştırınız h.'), 20'de "gerileyen (retrogradus)" Na'da bulunur (= A'), aynı şekilde 21'de "yapana | büyük talihsizlikler" N« (sıkıntılar atlanarak), 23'te "burçların" N«'de atlanmıştır, 28'de "Mars'a . . . ışınımıyla" N« (= QA'), 237, 1'de "meydana getirileceklerdir" N«, 7'de "gerileyen" bulunur.

Giriş Yazısının Eki (Appendix Praefationis), LXII

N« (= A') doğa bilginlerini (physici) [okunamadı] yapacaktır. 237, 12 ila 244, 19 arası satırlar a'da eksiktir, dolayısıyla N işaretini düşüyoruz. 237, 12: Tamamlandığında; 13: tanım (definitio) (= M); 21: "borçluyuz" (debemus) metinden çıkarılmıştır. 23: İnceleyeceksin; 26: Şans noktası (locus fortunae) üzerine; 27 ve 28: Ay'dan hesap edilerek vardır (= A'). 238, 1: "idi" metinden çıkarılmıştır; 3: ne olursa olsun diye; 7: takip edecek olan ışınım ile; 8: gerçek şans tartışmasında tanım [okunamadı] ortaya konacaktır, vardır; 10: derecesine göre (partilis), vardır; 11: böylece evlatlar, böylece ebeveynler, böylece sağlık, böylece yolculuklar veya inanç; 13: varlık için her ne gerekiyorsa; 15: o vakit açıklayacağız, vardır (= QA'); 17: Abraham (= M); 20: gündüz haritası (diurna genitura), vardır (= A'); 22: araştırma başlatılan kısımdan itibaren olduğunda, vardır (= A'); 24: ne kadar olursa olsun; 25: yükselenden (horoscopus) başlayarak; 26: bunlardan toplayacaksın; 27: yükselenin sağ tarafını. 239, 3: "son" metinden çıkarılmıştır; "kendi" yerine "kendi içinde"; 4: "ve" çıkarılmıştır, varlığı gösterir; 5: sıklık; 15: gösterilir; 17: öğrenilir (= A'); 19: kimin; 20: Abraham burç hakkında der ki; 21: görürsün; 22: kendisinin ve içinde. 25: Hangi; 27: "veya" yerine "acaba"; "acaba" yerine "veya"; metinden çıkarılmıştır; 29: "ve" vardır. 240, 6: "kavuşmuşlar" yerine "o vakit"; "bunlar" çıkarılmıştır (= M); 7: tüm; 8: Ay ve; 10: geceye ait Güneş'in beşinci evi, vardır; 11: ışınım ile, vardır (= A'); 12: kısımlardan birinin, vardır (= A'); 13: "konumlanmış" çıkarılmıştır; 14: sevinirler; "içinde" çıkarılmıştır; 15: "içinde" vardır; 16: bu şudur; 17: Güneş, Ay; 19: şans noktasını derecesiyle ve; 24: "ve içinde"; "ki o" çıkarılmıştır; 29: "o vakit" yerine "yine de". 241, 4: onun; 9: "o" yerine "şu"; 10: eğer (= M); 15: "içinde" çıkarılmıştır; 16: Ay, vardır (= A'); 19: "yerlerde" yerine "burçlarda"; 24: ömür günü; 26: fakat; 27: "olsun" yerine "eğer"; 28: bak bakalım, vardır; 32: tashih eden. 242, 1: "ve" yerine "yahut içinde henüz değil"; 3: hepsinin [okunamadı] bunlardan ona olacaktır; 4: parça; 6: metinden çıkarılmıştır; 7: kimi; 9: başlangıç ve [okunamadı], diğerinde: düşmanı; 11: "diye" yerine "ve"; 12: toplarsınız; 14: paylaştırın, fakat içinde; 19: bütünüyle, vardır; böleceksin; "kısım sana" metinden çıkarılmıştır. 22: Hepsi ve; 23: bulduk, vardır; 24: kadınların (= M); 26: görmek; 27: "ve yıldızların" çıkarılmıştır. 243, 1: metinden çıkarılmıştır; 2. el not düşmüştür, Pontano, Pietro Summonte'ye ithaf ettiği Gök Olayları Üzerine (De rebus coelestibus) adlı eserinin 8. Kitap, 1. Bölümünde bu yazarı zikreder; 2: "doğum haritasının" çıkarılmıştır; 4: en yüksek mertebe (= PR); 5: dikkat ve özen; 8: kötücül yıldızların; 12: "veya iyicillerden" çıkarılmıştır; 17: "ki o"dan 20: "efendiyi" kısmına kadar çıkarılmıştır (karşılaştırınız M); 22: ve gece haritasında Ay; 23: enlemin; 26: Ay'ı "olduktan sonra" sözcüğünün ardına koyar; 29: Fakat bunları da; 30: ayrıntısıyla incele ve. 244, 1: "ve" yerine "olabilir"; 3: hangi; 4: sahip olmuş ise, "ki o" silinmiştir (= A'), "-e doğru" yerine "içinde"; 5: Venüs yerine yöneticisi, efendiyi; 6: Boğa burcu ve Venüs; 7: "çünkü" yerine "zira"; 11: doğsun; 12: Aslan'da, yani "içinde" çıkarılmıştır; Başak burcu; 16: Başak burcunun yöneticisi Merkür; 17: ve sahip olacaklardır; 18: "eğer" çıkarılmıştır, harita vardır, Güneş çıkarılmıştır; 19: ayrıca geceye ait, şüphesiz Ay. 244, 20: Satürn çıkarılmıştır.

Giriş Yazısının Eki, LXIII

N: Satürn'ün burçlardaki göstergesi (significatio). 21: "netice" yerine "keşif" N«; 22: yöneticiliğe sahiptir N« (= A'); 23: makamlarla, nadiren gülen ve öfkelerini uzun süre muhafaza eden, Na; 26: tamamlasınlar vardır N« (= A'), daima başkasına ait. 245, 3: soğuk mideye ve, görünüşü çirkin, burun delikleri ve dudakları kalın, saçları siyah, gür ve sert, yüreği ve göğsü pek geniş olmayan, soğuk tabiatlı ve a metnine eklenmiştir; 4: yemekleri Na; 6: ışınım ile N, geğirme ile a; 12: gündüz doğum haritası yeri Na; 17: keder Na; 18: daha güçlü, vardır Na (= A'); 20: ona, vardır Na; 24: -den, vardır Na (= A'), tütsüleme ile N, telef etsin N«; 25: kasılmalı kimseleri (spasmatici) N; 27: eksilenin, vardır Na; 29: yöneticiliğe sahiptir Na (= A'). 246, 1: Tanrı'nın, vardır a (= Qv), N'de yoktur; 3: Satürn'ü, vardır Na (= A'); 7: temizlenme ile a, taşkın N, icra edilir a (= QA'), icra ederler N; 9: "içinde" vardır Na (= A'); 10: zehirleyicileri Na; 12: Jüpiter çıkarılmıştır.

N: Jüpiter'in burçlardaki göstergesi a. 15: bunlara a (= P); 16: talep etsin a (= A'), talep etsinler N; 20: ve dost kılanlar Na; 21: yapmak, vardır Na (= QA'); 23: beyazlar Na; 28: onları, a'da çıkarılmıştır (= A'), N'de vardır. 247, 1: taze tutmak N metin içinde, körpeleri N kenarda, a'da "muhabbet ile" çıkarılmıştır Na; 3: -den, vardır N kenarda, a (= QA'); 4: karaciğer civarındaki rahatsızlıklar Na; 5: hamlık ile vardır a, gaddarlık ile N, ölüm yerine fakat Mars N kenarda, neşeden a, neşeden N (= P), yiyeceğin dışarı atılması olacaktır, olacaktır N'de yoktur, ve borçlanmış Na; 6: Venüs'ün cinsel birleşmesi Na, efendi olduğunda a (= A'), o efendiyi N; 16: mülk edinmiş olacaktır N«; 17: köşe noktasını (cardo), vardır N« (= QA'), direnç göstersin a (= A'), direnç göstersinler N; 20: diğerlerine yerine bu kabilden olanlara N«; 21: kötücül ışınım ile yahut sarsıntı ile sarsılmış olanlar N, kötücül şekilde sarsılmış olanlar a; 26: karardan a (= QA'), gizliden N; 28: Mars çıkarılmıştır.

N: Mars'ın burçlardaki göstergesi a. 248, 2: hareketsizler N« (= A'); 3: cüretkarlar N, a'da yoktur; 4: "ki onlar" çıkarılmıştır Na; 5: meçhul kimseleri Na; 7: talep edenler Na (= M), ateş ile Na; 8: ateşli N, ateşlileri a, fakat zihnin a (= A'), ve zihnin N (= PR); 10: malik olanlar Na; 11, 12: ateşten ve demirden kılacaktır N, ateşten ve demirden yapacaktır a; 18: vurulmak N kenarda, a (= A'), takip etmek N metin içinde; 19: tutuşmuş, a'da yoktur, ve N; 26: evde, vardır a (= A'), N'de yoktur. 249, 2: yerleşmiş, vardır N, yerleşmişe a; 4: Mars'a, vardır Na, yıldız çıkarılmıştır Na; 5: üçgen açılı a (= A'), üçgen açılı N; 7: "ki o" a'da yoktur (= QA'), N'de vardır; 11: "içinde" vardır Na (= QA'); 14: "ki onlar"dan 17: "harareti" kısmına kadar a'da çıkarılmıştır; 15: hususi olarak vardır N; 16: "içinde" çıkarılmıştır N; 18: Venüs çıkarılmıştır N (= M).

N: Venüs'ün burçlardaki göstergesi a. 19: zevk verenler yerine silinmiş sesler N; 20: sefahate Na; 21: ve sonradan a (= A'), ayrıca ve N (= KQ); 23: makbulleri Na; 24: zarifleri N; 25: hoşa giden N (= M), basamaklı a, tanzim eder Na, [okunamadı] N, [okunamadı] a, yeltenilmişleri Na; 28: dişler, "ölçü" çıkarılmıştır Na, daima şehvetli olanları Na. 250, 1: olacaklar çıkarılmıştır Na; 6: fakat yerine ve Na (= PR); 13: yapar; 14: zürriyet ile; 27: defne taçlarını; 28: Mars'ı "ışınım"dan sonraya koyarlar Na; 30: "ve" çıkarılmıştır Na, prokonsüllüğe ait N (= M). 251, 2: Eğer böylece Venüs'e, vardır Na (= A'); 3: Merkür'e Na; 6: "kılacaktır"dan 7: "soylu kılınırlar" kısmına kadar a'da yoktur (= a), şairleri yerine kudretleri N; 7: soylu kılar N; 8: "gündüze ait"ten 10: "olduğu vakit" kısmına kadar N'de yoktur; 10: gece haritasında Na, ve doğum haritasının kısmı a'da yoktur; 11: yerlerde Na; 13: kavuşumu (coniunctio) Na; 14: yöneticiliğe sahiptir Na (= A'); 15: düşürülmüşlere, vardır Na, "içinde" çıkarılmıştır Na; 16: "içinde" çıkarılmıştır Na; 17: ve Ay, Na'da çıkarılmıştır, haritanın köşe noktası Na, konulmuş, vardır.

Önsözün Eki

Na 19, şehvet düşkünlerini, hayasızları; N, hayasızları dışarıda bırakır, a 21, bunlardan a (= A')], çıkış N; alenen dışarıda bırakılmıştır Na 22, yahut bulunur Na 23, zinanın bulunur Na 27, Merkür dışarıda bırakılmıştır N; Merkür'ün burçlardaki göstergesi a 30, doğum haritasının (genitura) bulunur Na (= Qv) 252 2, kendisi] eğer Na 4, evde (in domo) bulunur Na (= A') 6, sözsüz] sözle N; sözler a 7, onu] onunla Na 8, kendisi, 9 yahut dışarıda bırakılmıştır a 18, ki o bulunur Na 18, israfın a (= A')], israfla N 21, eğer N (= PR) 24, yenilmez] hayat Na 26, bu karışım bulunur a (= A')], bu karışımla N 252 30, bakan, 260 1 doğum haritasının yöneticisini dışarıda bırakır N, formanın ortasındaki iki yaprak kesilip çıkarılmıştır (f. 85 ve 86 arasında), bu kısımda a işaretini dışarıda bırakıyoruz. 253 5, görünüşte 6, morartır] boyar 12, sırlar 16, verenler bulunur 20, kamusal gürültünün münasebetiyle 21, ve tanrıları ile dışarıda bırakılmıştır 22, kabul etsinler 23, sahip oldu bulunur (= A') 24, tarafından tayin edilmiş dışarıda bırakılmıştır 25, hükmeder bulunur (= A') 28, 254 11 dışarıda bırakılmıştır. 254 12, Güneş, doğum haritasının] Güneş'in burçlardaki göstergesi, Eğer, 16 böylece] Güneş, doğum haritasının yöneticisi olduğunda ve iyi yerleştiğinde yapar 17, kibirlileri, yücelmişleri dışarıda bırakır. 20, sevgiyle hürmet ederler bulunur (karşılaştırınız A'), iri cüsseli (= A') 21, fakat] ve 22, miraslar bulunur (= QA') 26, eşten 27, hükmeder dışarıda bırakılmıştır. 256 1, sık ateşte çoğaltır bulunur (= A') 4, efendileri, tutsun] olsaydı 5, onu bulunur (= A') 6, Ay, doğum haritasının] Ay'ın burçlardaki göstergesi, Eğer, 10 böylece] Ay, doğum haritasının yöneticisi olup iyi yerleşmişse yapar 15, hesaba göre eşit değildir yapacaktır (= PR) 21, meydana getirecektir bulunur (= A') 24, beyaz 25, eziyet eder 26, aralıksız bulunur (= QA') 27, yahut bulunur (= A') 28, mahvoluş 30, alenen yayar. a metni burada sona erer, bundan sonraki kısımlarda a işareti çıkarılmış olup yalnızca N nüshasının varyantları sunulmaktadır. 260 1, efendiyi bulunur (= A') 3, ölümün dışarıda bırakılmıştır, yaklaşanın bulunur (= Q^) 6, içinde bulunduğu 8, doğum haritası ve 10, iyiliklerle] insanın, bulunmuş dışarıda bırakılmıştır (= M) 11, içinde bulunur (= QA'), sevinir bulunur (= E**) 15, idrak etti (karşılaştırınız A'), açıklanamaz olanlarla 18, dışarıda bırakılmıştır 19, kimse] ki onda dışarıda bırakılmıştır (= A') 21, ve içinde 23, içinde bulunur (= A') 25, diğerlerine] onlara 26, Mars dışarıda bırakılmıştır, öyleyse] lakin 261 3, bütünün] bilakis kendisinden önce 5, hüküm ile 12, uğurlu <yıldızlar> ile 15, olandan bulunur (= QA'), derecelerle bağışlanır bulunur (= Q^A') 16, Venüs dışarıda bırakılmıştır, gündüz doğum haritasında bulunur 19, ve dışarıda bırakılmıştır 24, onu 28, asma sürgünleri ve dışarıda bırakılmıştır, asil yaparlar 262 1, jimnazyumlar, asyarklar 2, onurların 5, akıl ile bulunur (= A'), fakat] ve bunlara bulunur, kadınlardan bulunur (= QA') 7, yerlerde dışarıda bırakılmıştır (= A') 12, düşürülmüş olanlardan bulunur 15, adet edinmişlerdi (= P) 19, ve yeniliğe (karşılaştırınız MPR'^) 21, hükmeder (= M) 22, hadsiz hesapsız 26, eğer dışarıda bırakılmıştır (karşılaştırınız M) 263 5, eşit 7, olacaklardır] onların 8, bağlarsa (= PR) 9, Merkür dışarıda bırakılmıştır 12, her şeyi kendi yerine göre dışarıda bırakılmıştır 17, ona] dahi 27, ve] bu (= A') 264 1, alçalışlar (casus) 4, müellifler 6, serbestlikle boyunduruk altına alınsınlar 10, dikkatli dışarıda bırakılmıştır 11, ahlak bulunur 12, şekillenirler ki 14, bulunsun bulunur (= A') 15, dışarıda bırakılmıştır 16, hürmete layık bulunur (= A') 17, <ve ilahi> sırlar, ilahi olanın dışarıda bırakılmıştır, kadimler bulunur (= A') 22, söylediğim üzere bulunur (= A') (= A') 265 1, Nekhepsos ve Mısır imparatoru Iustinus 2, ve bulunur 12, derecelerden dışarıda bırakılmıştır, 16 ki onları, ilahi kudret bulunur (= A') 18, sahip olmuşsa bulunur (= A') 20, saat ki 22, derecelerden] yerlerde, içinde, 23 yönünde bulunur (= A') 24, her tür 25, artışlar 26, sarayı ve imkanları 27, tam olarak 28, dereceler bulunur (= A') 266 5, olacaklardır hem hayat hem erdem hem ruh hali hem de beden nüfuzu bakımından 8, daha küçük] sefiller 9, içinde dışarıda bırakılmıştır 11, nüfuzun hürriyetini 16, benzer şekilde 18, bunlar (= P) 22, bildirdiğimiz üzere bulunur (= A') 25, bildirelim, içinde] tarafından (= A') 26, içinde bulunur (= A') 29 ile 32 arası, 267 6'dan sonraya konur (Koç dışarıda bırakılmıştır, olsunlar] şunlardır, keza 267 7, 17, 268 1, 11, 19, 29, 269 9, 19, 270 1), keza 267 7 ile 9 arası 15'ten sonraya, 16 ile 19 arası 25'ten sonraya vb., benzer şekilde 267 1, <Koç> I 2, Senator yani Aslecan 3, boş yani Sentaphora 4, Senacher, Asentaler 6, Sentacher] boş olanlar 7, Boğa'nın dışarıda bırakılmıştır 10, <Boğa> I 11, Suo yani Asicat 13, Aryo, Asou 14, boş Romane 15, Romane, Arfa 16, İkizler'in dışarıda bırakılmıştır 18, İkizler burcunda 20, <İkizler> I, Tesossau. b. y. r. 22, Ver, Asra 23, III] 4 24, Tespis, Atosoa 25, VII] 6 268 1, Yengeç'in dışarıda bırakılmıştır 2, gösterilmektedir 3, XI.] 12

Önsözün Eki

4, <Yengeç> I 7, Soth 9, Thimnis 11, Aslan'ın dışarıda bırakılmıştır 12, gösterilmektedir 14, <Aslan> I, Craumonis, afunusie 15, IV] 3 16, ikinci III] 4, Sith 18, Futie, Eysice 19, Başak'ın dışarıda bırakılmıştır 20, gösterilmektedir 22, <Başak> I 27, Asuth 29, Terazi'nin dışarıda bırakılmıştır. 269 2, XII.] lakin 11 derece, 3, <Terazi> I, Senichut 4, VI] 5 6, Sepisent, Atereknus 7, Senta, atapicen 9, Akrep'in dışarıda bırakılmıştır 11, XVI bulunur 12, <Akrep> I 13, Sentacer'den Sente'ye 15, Tepissent, asentacer 17, Sentieren 18, boş Atelem 19, Yay'ın dışarıda bırakılmıştır 20, göstermekteyiz 21, öyleyse dolu dereceler 22, <Yay> I 26, Chenen 270 1, Oğlak'ın dışarıda bırakılmıştır 2, göstermekteyiz 3, öyleyse dolu dereceler, boş olanlar <ise> 4, <Oğlak> I 9, Omor 10, Kova'nın dışarıda bırakılmıştır 11, göstermekteyiz 12, öyleyse dolu dereceler 14, Oro, Asoer 16, Cratero, Astiro 18, Tepis, Atrafero 19, Balık'ın dışarıda bırakılmıştır, Balık burcunda olanlar 20, göstermekteyiz 22, VI] 5 23, Atha, Athapias 25, Tepibui, Aceas 27, Uin, Atembiu 28, II] 3. Bu varyantların kaydıyla N nüshasının CDE ile son derece sıkı bir bağ içinde olduğu artık yeterince açıkça görüldüğünden, I. fasikülün son sayfalarında dize numaralarını vererek, N nüshasının tenkit aygıtında incelenen hangi yazmalarla uyuştuğunu kısaca belirtmekle iktifa ediyoruz. 271 1 = D'v 4 = CD^ 5 zira o kimse ki, karşılaştırınız CDE; zira dışarıda bırakılmıştır 7 = CDE 8 tüm yerlerin = DE; kudreti dışarıda bırakılmıştır 9 = DE bakacaksın 11 ara N^ aramak N' = CD*E 15 = DE le ile 18 arası dışarıda bırakılmıştır = DE 272 1 = CDE 5 birinciden dışarıda bırakılmıştır 6 XVII. ile 7 XVIII. arası dışarıda bırakılmıştır 11 = ADE 14 XX.] 24 XXI] 25 15 eril, düzeltilmiştir dişil 16 dişil] eril 18 XXVI.] 27 19 XXVII.] 28 20 = DE 21 eril <13'ten 20'ye kadar dişil, 21'den 30'a kadar eril> 21 dereceler bulunur 22 = DE 25 Akrep 27 tekrar dışarıda bırakılmıştır.

Önsöze Ek

Koç burcunda yükselen (horoscopus in ariete), Göğün dört köşesindeki on iki evin (domus) anlamı, Koç burcunda yükselen,

Gökyüzünün ortası (MC),

Terazi burcu bulunmuş,

Yükselende,

Açıklanmış,

Gökyüzünün ortası,

Belirleyecektir,

Şiddetli [ölümden] önce,

Yükselen Aslan burcunda olursa, Ve daima olacaktır,

Bilmeyen,

Çabalasın,

Bilmeyen,

Özellikle, Ve süreç içinde,

Uğrar,

Zayıf,

İmkânı, Daima olan,

Yahut,

Elde edecektir,

Ağır bir talihsizlikle,

Diğerleri gibi, Ücret,

Satürn'ün sınırlarında yahut terimlerinde yükselen, Eğer vb.

Geceye ait,

Merhamet duygusu,

Yapar,

Uygulanmış, İnce bir şekilde,

Daima hükümle, Haruspeksler [kurban ciğerine bakarak kehanette bulunanlar],

Gerekli olanlar, Kehanette bulunmak, Her şeyi,

Sona erdi.

Düzeltmeler, Eylemler yerine, Sanatlar, Aparatta "J ekler" yerine, "Birçok kimseye olacaktır" yazılmalıdır, Sunulur yerine, Sunulacaktır yazılmalıdır, Uğrar yerine, Uğrayacaktır yazılmalıdır.

KİTABIN İÇERİĞİ

Sayfa Önsöz, III–XXXVI N ve a Metin Varyantları, XXXVII–LXVII Düzeltmeler, LXVII Kısaltmalar Cetveli, LXX Firmicus, Mathesis V–VIII. Kitaplar, 1–361 Dizinler, 362–546 I. Müellifler Dizini, 362 II. Matematik Dışı Özel Adlar Dizini, 363–364 III. Matematik ve Yıldız İlmine Dair Özel Adlar ve Konular Dizini, 365–384 IV. Sözcükler Dizini, 384–546 Zeyiller ve Düzeltmeler, 546–556 Dizine Zeyiller, 556 Aldus Baskısı ile Bu Baskının Bölümlerinin Karşılaştırması, 556–558 Montpellier H 180 Numaralı El Yazmasından Dört Farklı Elin Örnekleri, 559

IULIUS FIRMICUS MATERNUS'UN MATHESIS ADLI ESERİNİN V–VIII. KİTAPLARI ## KISALTMALAR CETVELİ

BEŞİNCİ KİTAP ## ÖNSÖZ

Sana verdiğimiz sözün en büyük temellerini attık, ey Mavortius, adım adım serpilip gelişen sözümüz en olgun seviyesine erişti. Nitekim kimilerine açıklaması pek güç görünen, anlaşılmaz dolambaçlarla sarılı ne varsa hepsini öğretici bir üslubun vukuflu anlatımıyla gözler önüne serdik. Şayet bu kabiliyete sahip bir zihin, tutuşturan bir gayretin iştiyakıyla evvelki kitapları özümserse, yıldızların da kutlu bir ışınımıyla feyizlenmişse bu ilmin ilahi sırlarına erişecek, bu bilginin bütün kollarında yetkinleşerek kutlu yorumlama nizamının tamamını elde edecek, böylece insanların yazgılarını hem keşfedip hem de izah edebilecektir.

Lakin dinleyicimiz bizden bundan daha fazlasını beklemektedir, zira evvelki kitapların başlangıçları öyle şekillendirilmiştir ki, yazdıklarımızdan yola çıkılarak daha da hacimli bir eserin vücuda getirilmesi talep edilir. Arzulayan bir zihnin iştiyakını asılsız bir vaatle aldatmamak adına, hasedin bütün marazını bir kenara koyup tembelliğin uyuşukluğunu üzerimden atarak yıldız ilminin (mathesis) eksiksiz sırlarına vasıl olacağım, ta ki senin gayretin, hasis ve kötü niyetli bir suskunluğun kusuruyla daha bu başlangıçlarda yüzüstü bırakılmasın. Böylece vadettiğimiz eseri tastamam yerine getiriyor, her hususu bilhassa senin basiretine arz ediyoruz.

Lakin sözümüz ilahi himayeden mahrum kalmasın, hasım olan kem niyetli bir kimsenin hıyaneti daha bu çabaların eşiğindeyken ona saldırmasın diye sana yakarırım, ey her kim isen, göğün akışını her bir günde hızlı bir seğirtmeyle sürdüren, denizin dalgalarını durmaksızın bir hareketle ebedi kılan, yeryüzünün katılığını sarsılmaz temellerin kudretiyle pekiştiren, fani bedenlerin zahmetini gece uykularıyla tazeleyen, kuvvetleri yenilenenlere pek tatlı ışığın lütfunu yeniden bahşeden, bedenin zaafını aklın ilahi esiniyle ayakta tutan, yarattığın her şeyin özünü rüzgarların şifalı esintileriyle canlandıran, pınarların ve ırmakların sularını yorulmak bilmez bir zaruretle coşturan, günlerin şaşmaz devriyle mevsimlerin ahengini geri getiren tanrı, her şeyin yegane hakimi ve önderi, ulu hükümdarı ve efendisi, bütün ilahi kudretlerin hizmetinde olduğu, iradesi kusursuz eserin ta kendisi olan, tabiatın bozulmaz kanunlarına uyarak bütün varlığı ebediyetin cevheriyle donatan ulu varlık, sen her şeyin hem babası hem anasısın, sen bölünmez bir mecburiyet bağıyla kendine hem peder hem evlatsın, sana yakaran ellerimizi uzatıyor, seni huşu dolu dualarla tazim ediyoruz, yıldızlarının dönüşlerini ve onların tesirlerini açıklamaya cüret ettiğimiz için bizi bağışla, bizi bu tefsire yönelten her ne ilahi kudretse senin eserin sayılsın. Bütün dünyevi meşgalelerden arınmış, tertemiz bir zihinle, bütün günahların lekesinden paklanmış olarak bu kitapları senin Romalıların için kaleme aldık, ta ki her ilmin sanatı aktarılmışken Roma dehasının arzu etmediği tek bir eserin dahi kalmadığı görülsün.

Ve sizler, ölümsüz yıldızların devranı, fani bedenlerin anası olan Ay, ve sen, ey bütün yıldızların serdarı, Ay’ın aylık dönüşlerinde ışığını hem alan hem geri veren, her şeyin üzerinde bulunan her şeyi günden güne ulu kudretinin intizamıyla tanzim eden, tüm canlılara ölümsüz canı ilahi nizamla paylaştıran, yüce makamın kapılarını yalnız başına aralayan, takdirine göre kaderlerin tertip edildiği ulu ve yüce Güneş, zayıf sözümüz ulu varlığının sırlarına eriştiği için bizi mazur gör, ne günahkar bir heves ne de saygısız bir zihnin harareti bizi bu gayrete sürükledi, bilakis ilahi ilhamla şekillenen zihnimiz öğrendiği her şeyi şerh etmeye çabaladı, ta ki eskilerin Mısır mabetlerinden çıkardığı ne kadar kutlu bilgi varsa Tarpeia kayalığının tapınaklarına kadar ulaştırılsın. Bu sebeple bana hükmünüzün desteğini verin, zihnimin tereddüdünü yüce kudretinizle pekiştirin, aksi takdirde ulu varlığınızın himayesinden mahrum kalıp vadettiğim eserin tertibine muvaffak olamam.

1. YÜKSELEN HAKKINDA

Ey iftiharımız Mavortius, burçlar herhangi bir yıldızın mevcudiyeti olmaksızın dahi kendi tabiatlarından ötürü hükmetmede pek büyük bir kudrete sahiptir, nitekim birçok doğum haritasında (genitura) burçların bizatihi yalın varlığı tesir gösterir. Fakat bu tesir yalnızca köşe noktalarında bulunur. Zira köşe noktaları yıldızların tanıklığından mahrum bırakılsalar dahi, kendi tabiatlarından ötürü hükmetme kudretini haiz olurlar. Bunu daha sarih kavrayasın diye aklın kendi otoritesiyle izah edeceğim.

Yükselen (horoscopus) Koç burcunda tespit edilirse, gökyüzünün ortası (MC) Oğlak burcunda, batan Terazi burcunda ve gökyüzünün alt noktası (IMC) Yengeç burcunda bulunur.

Böylelikle Koç burcunda yerleşen yükselenin (horoscopus) ve bunun kalan üç köşe noktasının (cardines) neye hükmettiğini şimdilik genel hatlarıyla açıklayacağım.

Yükselen Koç burcunda olduğunda, gençlik çağında pek çok şeye hükmeder, kardeş nasip etmez yahut birçok kardeşten geriye yalnızca birini bırakır.

Fakat kişinin kendisini de amansız bir illetin acısıyla zayıflatır, adı daima nefretle anılır, baba mirası aynı durumda kalmaz, önce saçılıp savrulur, sonra dağılmış haldeyken yeniden toparlanır.

Kuşkusuz aşırı cömertliği yüzünden bazılarına pek ahmak görünecektir, başkalarıysa onun cömertliğindeki sebatı hoş karşılamaz, iyiliklerini nankörlere sunar, öyle ki kendisine asla denk bir şükranla karşılık verilmez.

Kuşkusuz kararsız bir tabiatı olur, başı türlü ağrılarla daima yorulur.

Eğer gökyüzünün ortası (MC) tam derecesiyle Oğlak burcunda bulunursa, kalıcı bir şöhretin payelerine hükmeder ve birçok kimsenin ona bir tür tevazu ile yaltaklanmasını sağlar.

Kimi işlerin ve yazıların başına getirilir, birçoklarına gündelik hayatın rızkını temin eder, başkalarının servetini kendi idaresiyle çekip çevirir, lüzumlu birçok hususta maharetlidir, gizli dinlerin sırları ona emanet edilir, eğer bu mahalle Merkür yıldızı herhangi bir taraftan bakarsa yahut Merkür bizzat bu mahalde bulunursa, göksel sırlara dahi nüfuz edecektir. Üçüncü köşe noktası, yani batış ise hüküm verme salahiyetini bizzat üstlenir.

Şayet bu nokta Terazi burcunda bulunursa, sarayda sürekli bir maiyet hayatına hükmeder yahut kişiyi kamu işlerine tayin eder.

Lakin hayatı bir tür istikrarsızlık yüzünden değişken olur, öyle ki bütün mutlulukları daima talihsizlik, muvaffakiyetleri ise felaket takip eder, böylece mevkiinin en yüce basamağından sefil bir düşkünlükle en aşağı mertebeye indirilir.

Zira hasedin karalığı onun bütün parlaklığına hücum eder, bilhassa Jüpiter yükseleni üçgen açı (trinus) ile görmezse yahut bizzat onun içinde yer almazsa, nitekim o takdirde bu kötülükler daha da güçlenir.

Dördüncü köşe noktası göğün dibi (IMC) olacaktır, bu da yükselen Koç burcundayken daima Yengeç burcunda bulunur.

Kişileri seçkin ve çelenklerin kutsal bağlarıyla donatılmış kılar, eğer yükselende yerleşmiş Jüpiter bu mahalle nazar ederse yahut bizzat bu mahalde bulunursa, onların adına heykeller ve tasvirler dikilmesine hükmedilir.

Akrabalarından bazıları, bizzat kendisi yüzünden veya bir yakını sebebiyle ona düşman kesilir. Taranmamış saçlarının kiriyle pejmürde gezer, bilhassa yükselenin köşe noktalarından herhangi birinde Jüpiter bulunursa, lüzumlu şeylerin bolluğuna daima gark olur.

Boğa Burcunda Yükselen

Şayet yükselen Boğa burcunda bulunursa, birbirini izleyen pek çok meşakkatle yorulur ve ilk gençlik çağında elde ettiği her şeyi daima kaybeder.

Fakat sonradan kaybettiklerini katlanan bir sevinçle fazlasıyla geri alır, hayırlı bir saadetin zinetine kavuşur ve düşmanlarının acıklı bir zillet içinde yere serildiğini görür.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) Kova burcunda olursa, daima daha kudretli kimselerle dostluk münasebeti içinde bulunur, geçimini daima kamu işlerinden sağlar, sürekli suyla ilgili meşgalelere karışır ve asla ithamların hasedine uğramaz. Kuşkusuz hem servetinde artışlar hem de kayıplar yaşar.

Şayet batış noktası Akrep burcunda bulunursa, hayatın her safhasında basiretli davranır, başkalarının işlerini yürütme vazifesini üstlenir. İlk karısını ecelin araya girmesiyle kaybeder. Şayet bir kadın ise, hem kocasını hem de oğlunu yitirir.

Şayet göğün dibi (IMC) Aslan burcunda bulunursa, kendi emeğiyle baba mirasının desteğini arayan ve yakınlarından türlü hilelerle büyük bir servet elde eden kimseler meydana getirir, lakin bu servet onların nezdinde kesintisiz bir saadet düzeni içinde baki kalır.

Fakat bunlara doğum haritasının (genitura) ölçüsüne göre hükmedilir.

İkizler Burcunda Yükselen

Şayet yükselen İkizler burcunda bulunursa, hayatının ilk başlangıçlarında meşakkat çeker, ebeveyninden ise daima teselli bulur.

Kuşkusuz semavi sırlarla daima yoğrulur, büyük adamların sadık dostluklarıyla bağlanır ve baba mirasını kaybeden biri olur.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) köşe noktası Balık burcunda olursa, hayatını sulak bir mevkide kurar, nemli maddelerden mülk edinir, maişeti başkalarının servetinden karşılanır ve iktidarı yahut mülkü iki şehir arasında bölünür.

Şayet batış noktası Yay burcunda bulunursa, onun yüzünden ya kardeşlerinin ya da akrabalarının başına bir felaket gelir, zamanın değişken cilveleri içinde ruhunu büyük kaygılarla azaba uğratır.

Düşmanları olur, vatanını terk ederek yabancı diyarlarda ikamet eder, fakat sonradan baba ocağına döndüğünde, tanrıların himayesiyle eski haline kavuştuğunu düşünür.

Şayet göğün dibi (IMC) köşe noktası Başak burcunda olursa, gençlik çağından itibaren ardı arkası kesilmeyen türlü meşakkatlerle sarsılır, fakat zamanın ilerlemesiyle en büyük saadetin artışlarına nail olur.

Lakin bunlar her birine doğum haritasının (genitura) ölçüsüne göre hasıl olacaktır, ki bunu her hususta, sıklıkla söylediğimiz üzere gözetmen gerekecektir.

Yükselen Yengeç'te

Eğer yükselen (ascendens) Yengeç'te bulunursa, daima keskin zekalı, lakin her işi bir yavaşlık itidaliyle tamamlayan kimseler meydana getirecektir.

Ağırbaşlı, bilgili, şiddetle öfkelenmeyi adet edinmiş, tüm kötülerin peşine sert infiallerle düşen, cesur, itidalli, lakin infiali pek kolay yatışan kimseler var edecektir.

Geçimliklerini muhakkak kamusal yahut krallara ait yerlerden temin edecekler, onlara hayatın geçimliği buralardan bahşedilecek, daima kamusal zaruretlerle meşgul olacaklar, lakin muhtelif mecburiyetlerle sıkışan pek çok kimse onlara yaranmaya çalışacaktır.

Fakat yükselen Yengeç'te yerleştiğinde Satürn onda bulunursa yahut ona bakarsa, ya şiddetli bir ölüme sebebiyet verirler ya ağır bir sıhhat zaafına uğrarlar yahut kendilerinden büyük kardeşleri onların yerine vekaleten ölerek can verir.

Eğer gökyüzünün ortası (MC) köşe noktası Koç'ta olursa, daha kudretli kimselerle daimi münasebet içinde bulunacak yahut gündelik iaşesi başkalarının varlığından temin edilecektir, daima iyi şeyleri arzulayan ve iştiyak duyan biri olacaktır.

Lakin mirası aralıksız bir değişkenlikle başkalaşır, ne vakit yitirilse, o kadar defa yeniden elde edilir.

Eğer batış Oğlak'ta olursa, daima gizli bir hasetle sarsılacaktır, lakin sonrasında, intizamsızlığın getirdiği pek çok sıkıntının ardından dingin bir itidalle düzene kavuşacaktır.

Muhakkak zeki, zihnin keskin araştırmalarıyla donanmış, gizli bir kederin azaplarına katlanan yahut ruhun nihayetsiz acılarıyla yorulan biri olacaktır.

Eğer gökyüzünün altı (IMC) köşe noktası Terazi'de olursa, pek çok meşakkatle yorulacak, yurttaşlık vazifelerine koşulup yahut halkla içli dışlı münasebetlere kapılıp evvelki mirasın varlığını tüketecektir. Kuşkusuz her türlü makamda ikinci sırada kalacak, başkalarına muhtaç ve elzem olacaktır.

İlimden ve yazıdan geçim imkanı bulacak, gizli sırların başkalarınca kendisine emanet edildiği bir kimse olacaktır.

İhtiyarlığın en son mertebelerine erişecek, hayırlı bir defin şerefiyle taltif edilecektir, eğer Merkür takip eden burçta bulunursa, tüm erkek evlatlar arasında en önde gelen olacaktır.

Şayet Venüs ikinci evde (domus) bulunursa, doğum haritasının yöneticisi evvelce söylediğimiz üzere iyi yerleşmiş ve hayırhah yıldızların ışınlarıyla bezenmiş ise, kız evladın ömrü daha uzun olacaktır.

Yükselen Aslan'da

Eğer yükselen Aslan'da bulunursa, doğum saati böyle olan kimse pek çok meşakkat ve pek çok tehlikeye müptela olacaktır.

Lakin ömrünün her devrinde herkesçe tanınacak, daima asil, hür bir kudrete sahip ve kötülüğün zehrini her hususta icra etmeyen biri olacaktır, buyurma ve hükmetme arzuları taşıyacak, mal varlığı imkanını kendi zahmetleriyle iktisap edecektir.

Lakin eğer Mars tamı tamına bu derecede bulunursa yahut Güneş ona kare açı (quadratus) veya karşıtlık (oppositio) ışınıyla bakarsa, her surette evlat sahibi olmayı meneder. Şayet Jüpiter benzer şekilde bulunursa, tek bir kız evlat verecektir.

Eğer gökyüzünün ortası (MC) Boğa'da bulunursa, kamusal bir mevkide yahut bir mabette bir hayat sürecektir.

Evliliğini ise dul yahut başkasınca kirletilmiş ya da boyunduruk altında ve kölelik mertebesinde yahut yaşlı veya kamu nezdinde adı lekelenmiş bir kadınla yapacak, kendisine pek kudretli bir kimseden en yüce itibar bahşedilecektir.

Bununla birlikte her şeyden haberdar olacak, yaver giden talihin getirdiği artışlarla mesut olacaktır.

Eğer batış Kova'da olursa, hayatı daima hem kazançlar hem de kayıplar görecektir. Makbul biri olacaktır, [okunamadı] lakin kimi hususlarda sınanacaktır. Eğer gökyüzünün altı (IMC) Akrep'te bulunursa, birtakım işlerde reislik elde edecektir.

Şayet Mars bu mevkiye her ne surette olursa olsun ışın saçarak bakarsa, vakit vakit gözaltında bulunacak, lakin bu hür bir gözetim olacaktır.

Eğer bu şekilde yerleşmiş olan Mars sabah doğuşunda bulunursa, askerlik yapacak yahut silahların başında bulunacaktır, lakin yabancı ve gurbet diyarlarda, ani yahut şiddetli bir ölümle yere serilerek can verecektir.

Yükselen Başak'ta

Eğer yükselen Başak'ta bulunursa, pek çok meşakkat ve pek çok endişeye gark olacaktır, lakin uluhiyet ona ya bir rüya vasıtasıyla yahut bir kehanetle, ya da muhakkak gaipten gelen cevaplar ve kuralar vasıtasıyla her şeyi önceden bildirecektir.

Niyazlarını uluhiyete daima aralıksız bir süreklilikle iletecektir. [okunamadı] gözlerin dizginsiz şehvetleriyle aşk tuzaklarına düşecek, kadınların tümüyle birleşmeyi dizginsiz bir arzuyla dileyecektir.

Lakin burcun yükselişi tamamlanana dek bu kusurlardan mustarip olacaktır.

Kuşkusuz sevecen, insaniyetli, katında dostluk bağının safiyetle baki kaldığı, herhangi bir ziyanın kaygısını yüreğinde hisseden, çok şey bilen, cümle ilimlerin sırlarını araştıran, her şeyi göğsünün muhafazasında saklayan, lakin sadelik övgüsüyle bezenmiş ve gerek alimane kelamının lütfuyla, gerek ticaret vazifesiyle, gerek verasetten, gerek mukaddes şeylerden, gerekse bir meziyetten ötürü büyük bir saadetin ve büyük bir servet zenginliğinin kendisine bahşedileceği bir kimse olacaktır.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) İkizler’de bulunmuşsa, kamu gelirlerinden yahut kutsal şeylerden mal mülk sağlayacaktır, lakin bu durum ancak yaşlılığın eşiğinden içeri adım attığında gerçekleşecektir.

Dini vecibelerine ve tanrılara bağlı, adil ve yurttaşların büyük kısmının sözünü dinlemeye gayret ettiği bir kimse olacaktır, gizli şeyleri durup dinlenmeksizin araştıracak, pek çok sanat ve ilimde yetkinleşecek ve hayatının son demlerinde onun vasıtasıyla birçok kimseye lekesiz ve dürüst bir hayatın gerekleri gösterilecektir.

Şayet batan burç Balık’ta bulunursa, pek çok yabancı diyarda dolaşacak, pek çok insan tarafından tanınacaktır ve birçok kimse hürmetkâr bir sadakat gayretiyle ona yaltaklanacaktır. Makbul, talihli, zarif, keskin zekâlı, birçok meşgaleyle sarılmış ve her türlü muaşerete yatkın, daima asil biri olacaktır.

Şayet gök dibi (IMC) Yay’da bulunmuşsa, talihli olacak ve kendi yakınları tarafından ona servet bahşedilecektir ve pek çok insan ona yaltaklanacaktır.

Herkesçe tanınacak, mazhar olduğu talih için tanrılara şükranlarını sunacak yahut kamuya ait mukaddes vazifeler ona tevdi edilecektir.

Evlatlarının bahtiyarlığıyla sevinecek ve yitirdiği evlatlarının acısını sonradan doğacak talihli nesillerle hafifletecektir, her işe yatkın, aynı zamanda bilgili ve kıvrak zekâsının bereketiyle temayüz etmiş olacaktır.

Terazi’de Yükselen Şayet yükselen Terazi’de bulunmuşsa, dert sahibi olacak ve tehlikelerin türlü tuzaklarına düşecektir, hasımlarının güruhu durmaksızın onun üzerine gelecektir ve kesin, sarih meselelerde dahi çekişmeli kavgalar verecektir.

Kuşkusuz dindar ve tanrıların hizmetkârı olacaktır, lakin ömrü daima dengesizliklerin değişkenliğiyle çalkalanacaktır.

Lakin her hususta mağlup edilmez, hiçbir meselede kimseden geri kalmaz görünecek derecede şanlı olacaktır.

Fakat evlatlar hanesi değişken olacaktır, zira hiçbir vakit çocuklarının tam sayısı baki kalmaz.

Her hususta doğru hüküm vermek isteyen, ilahi ve semavi dinlere hizmet eden bir kimse olacaktır.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) Yengeç’te bulunmuşsa, birtakım şanlı amellerle meşgul olacaktır.

Kutsal bir mahalde yahut kamu binalarında yetiştirilecektir ve ömrünün son demleri asalet parıltılarıyla bezensin diye, yaşlılığında kendisine azami şan nişaneleri bahşedilecektir.

Yaşlılığında malı mülkü bol, paralı ve zengin olacaktır, zamanın ilerlemesiyle talihin getirdiği tüm servet ona merhale merhale yaklaşacaktır, evlat sahibi geç olacaktır yahut yalnızca tek bir evladı bulunacaktır.

Lakin Jüpiter bu haneye herhangi bir ışınıyla nazar ederse, çok ve talihli evlatlarla sevinecektir.

Şayet batan burç Koç’ta bulunursa, sulardan yahut sulak yerlerden kazanç elde edecektir.

Birtakım korkular sebebiyle endişeli olacaktır ve ıssız yerlerde hayati tehlikelerle karşılaşacaktır, ardı arkası kesilmeyen tehlikelerin sürekliliğiyle sarsılacaktır. Pek çok ve sık seyahatlerle yurdundan ayrı kalacaktır.

Muhakkak ki gizli bir kusuru bulunacaktır ve yaşlılığa eriştiğinde kendisine pek büyük bir talih bahşedilecektir. Lakin zevcesi cinnet tehlikeleriyle boğuşacaktır.

Şayet gök dibi (IMC) Oğlak’ta bulunmuşsa, baba mirası türlü biçimlerde değişecek, kazanılan her ne varsa yeniden yitirilecek ve yitirilen her ne varsa yeniden bulunacaktır.

Fakat tüm servet, ömrün nihai mertebesine eriştiğinde talihin en büyük artışıyla taçlansın diye, ancak kendi gayreti ve meziyetleriyle elde edilecektir.

Öte yandan, başkasının soyundan bir evlat edinmek mecburiyetinde kalacak yahut sefil bir kadından çocuk sahibi olacaktır.

Akrep’te Yükselen Şayet yükselen Akrep’te bulunursa, ilk gençlik çağında keskin mizaçlı, öfkeli ve çevik kılacaktır, ancak bunlar felaketlerin türlü çeşitleriyle sürüklenecektir.

Fakat daha sonra talihin bahşettiği serbestlikle refaha ereceklerdir ve şayet Jüpiter onlara herhangi bir ışınıyla nazar ederse, büyük sevinçlere gark olacaklardır, şanlı olacaklar ve daima tanrılardan inayet umacaklardır, mukaddes veya semavi dinlerin sırlarına vakıf olacaklardır. Başka bir mahalde bulunacaklar yahut kendi hevesleriyle başka bir şehre göçeceklerdir. Daima yüksek bir ruhla şahlanmış, keskin zekâlı, hitabet ziynetlerini haiz kimseler olacaklardır. Daima değişkenlikten hazzeden kimseler olacaklardır.

Dostları yahut işleri yahut tehlikeler yüzünden daima [okunamadı] maruz kalacaklar ve evlat kaybından doğan birçok felaketten sonra yeniden talihli evlatlarla sevineceklerdir.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) Aslan’da bulunmuşsa, hayatı türlü meşakkat ve zahmetlerle yorulacaktır ve bir makam yahut geçim uğruna daha muktedir bir kimsenin boyunduruğu altına girecektir.

Güçlü ve ömrü ilerledikçe pek çok kimsenin kendisine yaltaklandığı, kendi imkânlarından başkalarına pek çok pay aktaran bir kimse olacaktır. Birtakım iktidar mevkilerinde bulunacak, baba mirasının imkânlarını artıracaktır.

Şayet batan burç Boğa’da bulunursa, tümünü daima türlü felaketlerle ezilmiş göreceği pek çok hasmı olacaktır.

Gözlerinin arzusu sebebiyle şehvet düşkünlüğüne kapılan ve adı birtakım rezilliklerle anılan biri olacaktır.

Mirası hem elde edecek hem de aynı şekilde kaybedecektir ve kaç defa kaybederse etsin, onu yeniden kazanacaktır.

Şayet gök dibi (IMC) Kova’da bulunursa, suyun yanında yahut sudan ötürü hayati bir tehlike [okunamadı] zuhur edecektir ve kime faydası dokunursa, o kimse ona karşı daima nankörlük edecektir.

Yay’da Yükselen Şayet yükselen Yay’da bulunursa, pek çok hasım peydah edecektir ve ummadığı bir yerden toplanmış bir miras kendisine intikal edecektir. Sıklıkla yabancı diyarlarda alıkonulacak, ulu bir nehirde yahut engin bir denizde seyrüsefer edecektir.

Daima topluluk içinde, muaşeret halinde bulunacaktır, sulak yerlerde yahut sulardan hem maişetini hem de bereketini temin edecektir, pek çok sanat ve ilme nail olacaktır, basiretli, zeki ve her şeyden anlayan biri olacaktır.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) Başak’ta bulunmuşsa, mühim makamlara getirilecek ve iktidar lütfuyla pek çok kimseden üstün tutulacaktır.

Geniş bir hükmetme yetkisi elde edecektir, buyruklarını onu dinleyen bir cemaat yerine getirecektir, birçok insan onun sayesinde hayat ve maişet imkânı bulacaktır, buna mukabil böyle bir iyilikte bulunduğu kimse, ona karşı daima nankörlük edecektir.

Şayet batan burç İkizler’de bulunursa ve evlatlar

Torunları da olacaktır, lâkin ancak yaşlılığın eşiğine adım attığında, her türlü kederi akıl yoluyla pek kolaylıkla göğüsleyecek, dik duran zihninin vakar ve kudretiyle kayıpları hiçe sayacaktır.

Başkaları gizli yazıları baştan sona okur, semavi veya kutsal şeylerin nizamını gösterirler.

Yetenekli, adil, sağduyulu kimseler olacaklar, hasımlarını daima sinsi tecahüllerle alt edecekler, her şeyi ve saadetin ancak ağır adımlarla ihsan edildiğini öğreteceklerdir. Şayet gökyüzünün dibi (IMC) Balık burcunda bulunursa, sulak yerlerde hayatını idame ettirecektir. Kendisine her şeyin itimat edilebileceği bir zat olacaktır.

Tanınmış ve soylu bir kimse olacaktır, lâkin zevcesine ve onun sevgisine karşı kayıtsız kalacaktır.

Şayet Jüpiter bu yere bir ışınıyla nazar ederse, kolaylıkla evlenir, evlilik bağları da hoşuna gider, lâkin zevce olarak zinayla veya gayrimeşru bir münasebetle tanınmış bir kadını alır.

Oğlak Burcunda Yükselen

Şayet yükselen Oğlak burcunda bulunursa, dostlarına daima saf bir muhabbetle dostluk gösterir. Hilekâr, neşeli ve hayatını sürdürmek için hiçbir eksiği bulunmayan biri olacaktır.

Gurbete gidecektir, geçimlerini temin ettiği kimseler ise ona daima nankörlük edeceklerdir.

Sevimli fakat dar fikirli olacaktır, tanrıları ise uzun ve bitmek bilmeyen dualarla durmadan taciz edecektir. Malı mülkü pek bol biri olacaktır.

Kadınsı hevalara müptela olacaktır, hevesini aldıktan sonra da aynı kadınları yermeye yeltenecek, bir yeminin, kudsiyetin, başkasının hayatının yahut gizli dinlerin sırlarını öğrenmeye merak salacaktır.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) Terazi burcunda bulunursa, dindar, kelâmının asil zarafetiyle tezyin edilmiş olacaktır, tanrılara adaklarını ifa edecek, birtakım zaruretlerden veya tehlikelerden kurtulacaktır.

İşleri yolunda gidecektir, lâkin kötü amellerle bunaldıktan sonra, saadet ona başkalarının talihsizliklerinden ihsan edilecek, başkalarının ölümlerinden kazanç elde edecek yahut eski ve gizli bir şeyden ötürü saadetin nimetlerine erişecektir.

Şayet batan burç Yengeç burcunda olursa, hısımlarından çok büyük sıkıntılar görecek, azim tehlikelere duçar olacaktır.

Şayet gökyüzünün dibi (IMC) Koç burcunda bulunursa, büyük dalaletler içinde kalacak, hayatın meşakkatlerinden sonra huzura erecektir, lâkin hayatı işlerinin seyrine göre değişecektir.

Zira bazen itibarın en yüksek mertebesinde bulunacak, bazen de itibarını kaybederek en aşağıya düşecektir. Lâkin bu istikrarsızlık, kudretli kimselerin dostluğundan neşet edecektir.

Zevcesini ve ilk oğlunu toprağa verecektir, yahut doğacak her oğlu ağır bir sıhhat kusuruyla malul olacaktır.

Kova Burcunda Yükselen

Şayet yükselen Kova burcunda bulunursa, elde ettiği her şeyi şu veya bu şekilde çarçur eder, sahip olduğu veya kazandığı her şeyi yeniden kaybeder, lâkin kaybedilen şey ekseriya kolaylıkla toparlanır, birçok kimseyi himaye edip besleyecek, pek çok kimsenin geçimini sağlayacaktır, kendisinden bir lütuf görmüş olan kimseler ona karşı daima nankörlük edeceklerdir, büyük bir tehlikeye düştüğünde, insanlardan ümit kesildiğinde, tanrıların inayetiyle kurtulacaktır. Pek çok kimse tarafından haset dolu feryatlarla hırpalanacaktır.

İlahi yazılarla, kutsal emanetlerle veya dini vazifelerle meşgul olacak, iyi amelleriyle büyük kimseler nezdinde tanınacaktır.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) Akrep burcunda bulunursa, kuvvetli biri olacak, lâkin çetin bir hayat ve meşakkatli bir maişet ile sarsılacaktır.

Yerden yere göçecektir, hür doğmuş olsa bile kölelere mahsus vazifeleri icra edecek, lâkin nihayetinde her işte muvaffakiyet onun ardı sıra gelecektir.

Lâkin zevcesi ve çocukları hususunda başlangıçta acı felaketlerle mustarip olacak, sonrasında ise muteber kimselerin iltifatıyla saadete erecektir.

Şayet batan burç Aslan burcunda olursa, zevcesiyle türlü husumetlerle ihtilafa düşecektir.

Zira ya layık olmayan yahut yaşlı bir kadınla izdivaç yapacak, yahut türlü şehvet ateşleriyle tutuşmuş bir kadını alacaktır, kendi yakınlarının pusularına maruz kalacak, düşmanları ona karşı ansızın harekete geçecek, kendi gücü ve gayretiyle `[okunamadı]` başkasının nikâhı altındaki kadını yahut başkasının nişanlısını alacak, yahut muhakkak bir dul ile nikâh kıyacaktır.

Şayet gökyüzünün dibi (IMC) Boğa burcunda bulunursa, büyük bir zat olacak, pek çok muktedir kimseyle bir arada bulunacak, her hususta şan ve şerefe nail olacak, pek çok kimsenin malını idare edecek, ilminin doğruluğu hasebiyle kendisine pek çok şey tevdi edilecek, doğum haritasının yöneticisi kendi tabiatının iktidarına tabi olup doğum haritasının başlıca yerlerine yerleştiğinde, hem burç hem de derece ile tezyin edildiğinde, tayin ettiği ömür müddetini tamamlar ise, uzun bir zaman sonra yaşlılığın getirdiği ağırlık altında ezilerek vefat edecektir.

Balık Burcunda Yükselen

Şayet yükselen Balık burcunda bulunursa, zeki, sağduyulu, sadık bir dost ve yaren olacak, bazı işlerden ötürü terfi edecektir, lâkin yine de kendi salahiyeti ve payelerinden üstün bir makam bulunacaktır.

Düşmanları olacaktır, lâkin onlardan en kolay yollarla intikamını alacaktır, uzun süren birtakım

33. ...birtakım işlerden şan ve şeref elde edecektir, lakin zamanın ilerlemesiyle daha büyük bir mevkinin nişanelerine kavuşur, büyük bir saadetin artışına nail olur ve pek çok kimsenin malumu olarak seyahatleriyle daima tanınacaktır.

Şayet gökyüzünün ortası (MC) Yay burcunda olursa, pek çok yanılgıya düşecek, tehlikelerin muhtelif badireleriyle karşılaşacaktır. Bütün münasebetlerinde çevik ve mahir olur, daha kudretli kimselerle azımsanmayacak çekişmelere girer, muayyen bir şahıs yüzünden tuzaklara maruz kalır, ilk başta malik olduğu her şeyi büsbütün kaybeder, akabinde başkalarına ait malların mülkiyetini yeniden elde eder, dostlarına daima sadık bir dostluk bağı sergiler. Lakin gözler vasıtasıyla toplanıp biriken arzu, onu daima zührevi birleşmelere sevk eder.

34. Şayet batış Başak burcunda olursa, basiretli olur ve yabancı insanlara nafaka temin eder. Kendisine mahrem sırların emniyet edileceği bir kimse olur. Pek çok dostunu kendi nafakası veya kendi yardımlarıyla feraha erdirir, eline muazzam bir servet yığını geçer, lakin dostları ekseriyetle nankör çıkar, zevcesine karşı ise tatlı muhabbet hisleriyle bağlı olur. Fakat zevcesi de ona karşı ekseriyetle nankörlük edecektir. Zevcesinin yahut evlatlarının talihsizlikleri sebebiyle ağır keder azapları çeker.

35. Şayet göğün dibi (IMC) İkizler burcunda olursa, pek çok illetle takatsiz düşer, sayısız meşakkate duçar olur, gizli bir dert veya kusur taşır, talihsizliğin getirdiği sıkıntıların ardından kendisine pek büyük bir saadet bahşedilir, öyle ki başkalarına dahi hayat nafakası tedarik eder, evvelce kaybetmiş olduğu bütün şeylerin ardından, ani bir tesadüfle kendisine zenginlikler ihsan olunur. Kendisine her şeyi temin edecek maişet vasıtalarına malik ve sahip olur, yaşlılığın ağırlığı altında ezildiğinde ise, gurbet ellerde ani bir ölümle vefat eder. Lakin bu hususta da doğum haritasının (genitura) yöneticisine bakılmalıdır.

36. Bazıları bunların umumi bir surette söylendiğini zannedecektir, fakat onların hakiki bir cevheri vardır. Zira bütün bu hükümleri her bir burç kendi hususi kudretiyle tayin eder. Nitekim Asklepios'un, hürmete layık Merkür yıldızının kendisine vahyettiğini ikrar ettiği Myriogenesis adlı eserini okursan, hiçbir yıldız ilavesi olmaksızın, her bir dakikadan hareketle bütün doğum haritalarının tertibinin açıklandığını görürsün. Zira o, yükseleni (ascendens) tek tek dakikalara yerleştirerek, hayatın bütün nizamını, bütün fiilleri, suretleri ve hayatın son gününü, hatta tehlikelerin nevilerini dahi en hakiki ve en aşikar delillerle izah eder. Çünkü her bir burçta otuz derece ve bin sekiz yüz dakika bulunduğundan, yükseleni tek bir dakikaya tayin ederek insanların kaderlerini tastamam böyle tasvir etmiştir.

37. Lakin o, ilahi bir zürriyetten neşet edip ilahi bir neslin tevali etmesiyle vücut bulduğundan, hürmete şayan uluhiyetin talimleriyle yoğrulduğundan, bu eserin emsalsiz ilmini geride bırakmıştır. Bizler ise zayıf ve fani bir mahiyete sahip olduğumuz cihetle, böylesi talimlerle terbiye olunmaya liyakat kesbetmiş değiliz. Bu sebeple ilahi şahsiyetlerin izinden gidelim, onlardan tevarüs eden her ne varsa, `[okunamadı]` tefsirlerle aktaralım.

38. Lakin ey iftiharımız Lollianus, bu kitaplarda Myriogenesis'in aranmasını arzu etmem. Zira aciz şahsımız lütufkâr ilahın inaniyetiyle bu eseri ikmal ettiğinde, o eserin sırlarını sana başka on iki kitap vasıtasıyla bildireceğim. Fakat şimdilik her şey adım adım öğrenilmelidir, nitekim zihnimiz evvelki talimin sırlarına vakıf olmadıkça Myriogenesis mertebesine erişmemiz mümkün değildir.

1. Mademki gök köşelerinin neye delalet ettiğini umumi hatlarıyla ifade ettik, şimdi yükselenin yıldızların sınırlarında (fines) bulunduğunda ne gibi tesirler husule getirdiğini açıklayalım. Sen dikkatli bir zihinle söylediklerimizi telakki et, aralıksız bir tedrisat ile hafızana nakşet. Zira sağlam bir hafıza bunları mütemadi bir temrin ile muhafaza etmedikçe, insanların kaderlerini bihakkın şerh etmen kabil olmayacaktır.

2. [Yükselen Satürn'ün Sınırlarında.] Şayet yükselen Satürn'ün sınırlarında bulunursa, kimseleri daima uyuşuk ve hantal, zihinlerinin derin suskunluğuyla karanlık, fena ve habis tabiatlı, her türlü iyilik lütfundan mahrum, kararları daima geç netice veren, herkesi muhtelif nefret türleriyle taciz eden ve öfkeleri tükenmez bir hiddetle devam eden kişiler kılar.

Şayet yükselen Satürn'ün sınırlarına yerleşmişken bizzat Satürn de aynı derecelerde tam kavuşum halinde bulunursa, kardeş nasip etmez, yahut ilk doğanlar kimler ise onları feci bir ölümle yere serer, yahut bu kimselere evlat neslinin daima menedilmesi suretiyle daimi bir evlatsızlık bedbahtlığı takdir eder.

3. Şayet Jüpiter, Satürn'ün sınırlarında, yani yükselenin yerleştiği yerde bulunursa, kimseleri eli sıkı, haris ve pinti yapar, bunlar hayatları boyunca neşe ve sürur lütfundan kaçınır, daima kölece meşgalelere ve bayağı ahlaka batmış olurlar, bütün servetlerini ise teberru namı altında başkalarına devrederler.

Şayet Mars bu derecelerde bulunursa, kimseleri kalleş, merhametsiz, topyekûn bir fesadın acılığıyla malul kılar, bunlar muhtelif fiiller için muhtelif suretlerde kendilerini daima ya kiralar ya da satarlar. Lakin onların kötülüğü ve cürmü asla gizli kalamaz, cürümleri ve fena niyetleri kendi cüretkarlıklarının hararetiyle ifşa olur.

4. Şayet Güneş bu derecelerde bulunursa, ahlaken mutedil, lakin kötülüğün her türlü zehriyle mücehhez, niyet ve tasavvurlarını daima noksan ve ikmal edilmemiş halde terk eden kimseler meydana getirir.

Şayet Venüs bu derecelerde bulunursa, cinsi münasebet hususunda bayağı, başkalarının mallarına ise daima haset dolu bir ihtirasla göz diken kimseler kılar.

Şayet Merkür bu derecelerde bulunursa, her türlü ilişkilerinde alçak, sık sık zindana ve kamu gözetimine atılan, bir cürüm yüzünden acıklı felaketlere sürüklenen kimseler meydana getirir.

Şayet Ay bu derecelerde hilal evresinde veya ışığıyla dolun bulunursa, zihnen ve bedenen `[okunamadı]` kılar.

Şayet ışığı eksilmiş olursa, tüm bedeni kötücül hıltlarla ifsat eder, ya istiskaya uğratır ya da kurşunî bir solgunlukla biçimsizleştirir yahut muhakkak delilikler takdir eder.

Jüpiter’in Sınırlarında Yükselen Yükselen (horoscopus), Jüpiter’in sınırlarında bulunursa, faziletin ve hikmetin bütün ziynetlerini takdir eder. Şayet Jüpiter bizzat bu sınırlarda bulunursa, yüce gönüllü lakin zulmün hararetiyle kuşanmış kimseler meydana getirir.

Şayet Satürn veya Mars bu derecelerde bulunur ve doğum haritası (genitura) gündüz haritası olursa, hain, vaatlerinin sadakatini asla yerine getirmeyen, hikmet taslayan ve kendilerini bilge sanan, hayatta hakir ve kederin sefil düşkünlüğüyle ezilmiş kimseler meydana getirir.

Şayet gündüzleyin bu sınırlarda bulunursa, bütün bunlar bir nebze hafifler.

Şayet Venüs bu derecelerde bulunursa, iyiliğin her türlü vazifesine yatkın kimseler meydana getirir, lakin evlilikte bunların akıbeti asla talihli olmaz. Haluk olurlar, kesintisiz bir mutlulukla bütün nimetlerin semeresini toplarlar.

Şayet Merkür bu sınırlarda bulunursa, daima güzel ahlak ile bezenmiş, her türlü kötülükten berî, her şeyi safiyetle idrak eden ve pek çok mesele üzerinde derin düşündüğü görülen kimseler meydana getirir.

Şayet Ay bu sınırlarda bulunursa, saadetin bütün ziynetlerini takdir eder, iyi bir beden bünyesi verir, illetlerin kusurlarını defederek sıhhat bahşeder.

Şayet Güneş bu derecelerde bulunursa, tıpkı Ay gibi aynı surette bunları takdir eder.

Mars’ın Sınırlarında Yükselen Yükselen, Mars’ın sınırlarında bulunursa, daima keskin bir zeka ile donanmış kimseler meydana getirir.

Şayet Satürn bu sınırlarda olursa, benzer şekilde keskin zekalı, fakat öfkeleri bitmek bilmez hiddetlerle sürüp giden kimseler meydana getirir.

Şayet Jüpiter bu sınırlarda olursa, benzer şekilde keskin zekalı, lakin herkese her hususta üstün gelmeyi arzulayan kimseler meydana getirir.

Şayet Mars kendi sınırlarında ve yükselende bulunur, doğum haritası da gündüz haritası olursa, cinnetin meşum ihtirasıyla her türlü günahkâr cürme kalkışmaya sevk eder, pervasız fakat sık sık talihsizliklerin felaketlerine dolanmış ve aralıksız meşakkatin yükü altında ezilen kimseler meydana getirir.

Şayet gece haritası olursa, cesur, zalim, imansız, gasıp ve başkalarının mallarını türlü yağmalarla heba eden kimseler meydana getirir.

Şayet Güneş bu derecelerde bulunursa, kurnaz, lakin hileler ile hem hedef alınan hem de ezilen kimseler meydana getirir.

Şayet Venüs bu derecelerde bulunursa, daima zina arzusunu celbeder, bizzat bu zinaların işlenmesine yol açar, güzel denilsin diye kendilerini her türlü güzellikle bezeyen ve her türlü menfaatleri erkeklerin alakasıyla temin edilen kimseler meydana getirir.

Şayet Merkür bu derecelerde bulunursa, gaddar katiller, meşum şehvetlerin hevesiyle oğlanlarla gayrimeşru münasebetler arzulayan, savurgan, müsrif, katlarında hiçbir hakikat emaresi bulunmayan, zevk düşkünü, daima sarhoşlukla dans eden, tedbirsiz ve nizam gözetmeksizin harcamalarını tüketmeye cüret eden kimseler meydana getirir.

Şayet Ay bu derecelerde bulunursa, hasımlarını türlü şekillerde `[okunamadı]` ve yine aynı hasımları tarafından benzer yollarla `[okunamadı]` olan kimseler meydana getirir, bunlar aralıksız zahmetin meşakkatleriyle ezilirler, ateş yahut demir yüzünden kendilerine acı bir yara kederi verilir.

Şayet gündüz haritası olur ve Ay da dolunay halinde bulunursa, güçlü bir beden bünyesi bağışlar.

Şayet gece haritası olur ve Ay’ın ışığı eksilmiş bulunursa, cesur, bedenleri kafi kuvvetle pekişmiş ve yolculukların türlü ve ebedî telaşlarıyla bir yerden bir yere sürüklenen kimseler meydana getirir.

Lakin bunlara daima şiddetli bir ölüm takdir olunur.

Venüs’ün Sınırlarında Yükselen Şayet yükselen, Venüs’ün sınırlarında bulunursa, musikişinaslar yahut musikiyi sevenler, iyi, kerim, hüsnüniyetli, halim ve bütün insanlara faydalı olmayı arzulayan kimseler meydana getirir.

Şayet gündüz haritası olur ve bizzat Venüs de bu derecelerde bulunursa, büyük rütbelerin alametlerini takdir eder, kudretli adamlarla yahut hükümdarlarla liyakat üzere dostluk bağı kurdurur, hayırlı evlatların artışını takdir eder.

Şayet Satürn bu sınırlarda bulunur ve gündüz haritası olursa, kadınlardan nefret eden, evlilik muhabbetini lanetleyen kimseler meydana getirir.

Şayet gece haritası olursa, murdar, hayasız, alçak, sefil şehvetin illetlerine batmış, tabii birleşmeleri icra edemeyen, fıtrata zıt olarak şehvetin sapkın çılgınlığına kapılan kimseler meydana getirir.

Tereddütlü ve değişken niyetlerle daima bocalarlar, bütün faziletli kimselere amansız kinlerle daima buğzeden kimseler olurlar.

Şayet Jüpiter bu sınırlarda bulunursa, nazik, şehvetperest, zevke düşkün, lakin gaddarlık hasedinden tamamen uzak, itidalin her gereğine meyleden, hünerli, meşhur ve mabetlerde iyilerin payelerine nail olan kimseler meydana getirir.

Şayet Mars bu sınırlarda bulunur ve gündüz haritası olursa, ani kargaşaların musibetlerini takdir eder, hayatın düzenli gidişatını bozar, arkasını daima halk isyanıyla getirir yahut kadınlar sebebiyle muhtelif tehlikelerin musibetlerini takdir eder.

Nitekim daima latif sazlarla meşgul musikişinaslar, yahut şiir sanatlarına vakfedilmiş kimseler meydana getirir, yahut heykeltıraşlar, süsleme ustaları, makineciler yapar, sanatların inceliklerine vakıf bir deha takdir eder. Şayet gece haritası olursa,

[Merkür'ün Sınırlarında Yükselen]

...doğum haritası (genitura) olur ve Mars bu sınırlarda bulunursa, pek kudretli ve pek soylu bir kadınla evlilik bahşeder, öyle ki onun aracılığıyla kendisine muazzam bir servet bolluğu ihsan edilir. Lakin bu kimse, aşırı kıskançlığın doğurduğu kaygı acısıyla azap çekecektir. Eğer Güneş bu sınırlarda bulunursa, kesintisiz bir düzen içinde başarılı işler tayin eder, fakat evlilikten yana kadersiz bir geçimsizliğin sıkıntılarını verir. Kazançlar sağlar ve kudretli kimselerle dostluk bağı kurdurur, öyle ki en güçlü kimselerin lütufkâr tavsiyeleriyle parıldasın.

Eğer Merkür bu sınırlarda bulunursa, şehvete düşkün lakin ahlak güzelliğiyle daima donanmış, bilge ve herkese fayda sağlamaya gayret eden kimseler yapar, dilbilgisi uzmanları, astrologlar, ilahi şairler, masalları zarafet nimetiyle bezenen, makbul, sevimli ve bütün ilimlerin ihtişamıyla donatılmış, zekalarının kudretiyle pek çok şey ortaya koyan hatipler, ancak sözün asil akıcılığıyla bezenmiş hatipler yahut ilahi şiirin görkemiyle parıldayan, hitabetleri veya şiirleri gelecek nesillerin takdiriyle hafızalara emanet edilen şairler meydana getirir. Eğer Ay bu derecelerde bulunursa, zanaatkarlar ve daima temiz sanatlara meyleden kimseler yapar, heykeltıraşlar meydana getirir, ancak eserlerinin zarafetiyle övülen heykeltıraşlar. Fakat bunları yalnızca gündüz doğum haritasında tayin eder. Şayet gece doğum haritası olur ve Ay bu şekilde bulunursa, suya dair işlerden veya ticaretten yahut balıkçılıktan geçim vasıtaları verir, fakat cemiyetin her türlü vazifesinden uzaklaştırır. Kıskanç lakin zihin iyiliğiyle donanmış ve her şeyi ölçülü bir itidalle tanzim eden kimseler kılar.

Yükselen (horoscopus), Merkür'ün sınırlarında (fines) bulunursa, edipleri ve kendilerine emanet edilen işleri en sadık gayretle yerine getirenleri, doğru muhakemeyle daima bezenmiş alimleri, kamusal hesapların başına getirilmiş şehir yöneticilerini yahut önde gelenlerini, maliye memurlarını ve hazine vergilerini daima sadık bir vazife şuuruyla tahsil edenleri meydana getirir.

Eğer Merkür, yükselenin bulunduğu bu derecelerde yer alırsa, astrologlar, matematikçiler, kâhinler (haruspices) ve geleceğe dair her şeyi bir usulle etraflıca öğrenen kimseler yapar, lakin bunlar daima her erdem vazifesiyle donanmış ve kendilerine bu bilgiden ötürü insanlar tarafından hürmet gösterilen kimselerdir.

Eğer Satürn bu sınırlarda bulunursa, bahtsız, hırçın, suskun ve kelimelerin dizilişini daima sözün muayyen bir itidaliyle erteleyen, sırları sadık bir sessizlikle saklayan, her işte geç muvaffak olan, güçlükle çabalayan ve halkın arasına daima kötü bir şöhret yayan kimseler yapar. Zira zehirleyiciler olacaklardır ve kötülükleri zehrin her türlü meşum gücüne yaklaşır, gerek bir felaketle gerek kendi hak edişleriyle intikam alınıncaya dek öfkelerini daimi hiddetlerle sürdürürler, uyanık, lüzumlu itidalle yetinen ve geleceğe dair her şeyi önceden sezmeyi adet edinmiş kimseler olurlar, öyle ki hem geleceğin hem de şimdiki zamanın halleri kendilerine rüyalar yoluyla apaçık vahiylerle bildirilir, lakin aldıkları kararlarla her türlü cüretkâr taşkınlığa kapılırlar.

Eğer Jüpiter bu derecelerde bulunursa, hukukçular, hekimler `[okunamadı]` yapar, öyle ki kudretli kimselerin işleri kendi arabuluculuklarına bağlansın. Elbette halk tarafından tanınırlar, fakat zinalara daima teşnedirler, öyle ki zinayı hem daima arzular hem de icra ederler. Gece doğanları ise vekiller, bazılarını ise katipler yapar, lakin şerefli ve daima iyi bir şahitlikle övülen katipler olurlar, öyle ki bu hüsnüşahadetin lütfu hayatlarının son gününe kadar baki kalır.

Eğer Mars bu derecelerde bulunursa ve bir gündüz doğum haritası ise, fena, fesat, habis ve aralıksız çekişmelerle mücadele eden, zalim, cüretkâr ve insanlığın hiçbir kuralıyla yumuşatılamayan, yaygaracı, hayasız, çılgınca bir öfkeyle haddini aşan, bıkkınlık illetiyle her şeyi hor gören, hafifmeşrep ve en kolay telkinlerle bile yoldan çıkan, düzenbaz, cellat ruhlu ve her cinayeti zihnin meşum ateşiyle tasarlayan kimseler yapar. Şayet bir gece doğum haritası olursa, bütün bu fenalıklar bir dereceye kadar hafifler.

Eğer Güneş bu derecelerde bulunursa, meşhur, asil, halkın teveccühüyle daima taltif edilen, asaletleri şehrin her köşesine yayılan ve halkın arabuluculuk savunmalarıyla kendilerini tanıdığı kimseler yapar. Şüphesiz pek çok vazifenin idaresini üstlenirler. Şayet Güneş ile birlikte Merkür'ün sınırlarında, yükselende belirttiğimiz gibi bizzat Merkür de bulunursa, her şeyi doğru bir muhakeme usulüyle hitama erdiren ve bozulmamış bilgeliğin lütfuyla herkese üstün tutulan kimseler olurlar.

Eğer Venüs bu derecelerde bulunursa, Merkür'ün Venüs'ün derecelerinde meydana getirdiğini gösterdiğimiz halleri husule getirir. Büyük, talihli, makbul, her şeye kolayca erişen ve halka arzu ettikleri her şeyi hitabetleriyle kabul ettiren, neşeli kimseler kılar.

böyle kimseleri bilgili, temiz, musiki aşığı, ancak şiirleri soyluluk parlaklığıyla bezenmiş şairler kılar ve bunlara başkalarının felaketlerinden bahtiyarlık sermayesi bahşedilir.

Şayet Ay, yükselende (horoscopus) Merkür hudutlarında bulunursa ve gündüz doğum haritası (genitura) ise, zanaatkârlar meydana getirir, ancak bunlar bütün zanaatkârlardan üstün tutulurlar.

Şayet gece doğum haritası olursa, bütün sanatların vazifelerini tayin eder ve her türlü idmandan zevk alan, zeki ve yabancı diyarların ticaret mallarını alıp satan, her şeyi bilen, çeşitli gerekçelerle oradan oraya seyahat eden ve her türlü kederi bir nevi umursamazlıkla hiçe sayan kimseler var eder.

Mademki yükselenin hükümlerini derece derece zikrettik, şimdi tek tek burçlarda yerleşen yıldızların ne getirdiğini izah edelim, kötü niyetli bir okuyucu kitaplarımızı eline aldığında, hasedin gıcırtısıyla sana bir şeyleri esirgediğimizi söylemesin diye [okunamadı] her mevkide derece derece bildireceğim.

Satürn Koç Burcunda Kimin doğum haritasında Satürn Koç burcunda bulunursa, ilk gençliğinde fena ve uğursuz işlere bulaşmasına yol açar ve her hususta daima köstek olur.

Üstelik Satürn feleğindeki seyrinin ilk devrini, yani ilk otuz yılını tamamladığında, baba ve ana mirasını eksiltir, bunlardan ne varlık elde ederse ya daima azaltır yahut yitirir ve aralıksız kayıplar ile sık tekrarlanan zararlarla bitkin düşer, ancak evvelki servetinin imkânlarını tükettikten sonra, zamanın akışı içinde ona bir başka miras servetinin verilmesini sağlar.

Kuşkusuz mecalsiz ve tehlikelere açık olurlar, yedi ya da dokuz yıllık dönemlerde ağır felaket tehlikeleriyle karşılaşırlar, şayet tam o vakitte uğurlu bir yıldızın muhafazasıyla kurtarılmazlarsa ve doğum haritasının yöneticisi bizzat kendisi ise, bu tehlikelerin altında ezilirler. Yaşamın ilk çağında zevceyle ihtilafa düşülür, münakaşalarla çekişirler.

Kuşkusuz bakirelerle evlenmekten sakınsınlar, zira zevce ya ani bir ölümle yahut boşanmayla ondan çarçabuk ayrılır. Böyle yerleşmiş bir Satürn, geç vakitte yahut iffeti bozulmuş bir zevce verir, dul yahut başkası tarafından kirletilmiş ya da başka bir kocadan çocuk sahibi olmuş ve bir yüz kızartıcı leke ile adı kötüye çıkmış bir kadın getirir.

Fakat zevceyi ancak, geçiş yapan (parodicus), yani dönemsel Satürn ya Ay'ı kare açıdan (quadratus) gördüğünde yahut Güneş, Aslan veya Yay burcundan üçgen açı (trinus) ışımasıyla bizzat ona baktığında tayin eder.

Zira Satürn bu vaziyetteyken nasıl bir eşe kavuşmuş olursa olsun, kadın ona itaatkâr olur ve ömrünün son demlerine kadar lekesiz bir muhabbetle onun yanında sebat eder.

Aynı zamanda, evlatlara da Satürn zikrettiğimiz surette her ne vakit bulunursa o zaman kavuşur ve ancak Satürn Koç'ta yerleşmişken Jüpiter Ay'a herhangi bir ışımayla baktığı takdirde hayırlı bir zürriyete nail olur. Şayet bu gerçekleşmezse, ya doğan evladını yitirir yahut kesinlikle kendisine hiçbir zürriyet tayin olunmaz.

Şayet Satürn bir başka mevkiden Koç burcuna geri dönerse, vahim tehlikelerin helakini takdir eder ve kardeşleri amansız düşmanlıkların kiniyle hiddetlendirir.

Satürn Boğa Burcunda Şayet Satürn Boğa'da bulunursa, bu vaziyete sahip olanlar her türlü faaliyette kendi kuvvetleriyle yükselirler, ancak ilk gençlikte elde ettikleri her şeyi eksiltirler ve kendi başlarına kendilerine büyük bir servet imkânı ararlar, ne var ki ilk gençlik çağlarında çeşitli dengesizliklerle ezilirler, başkalarına tabi olurlar ve mecburiyet sebebiyle daha kudretli kimselere dalkavukluk ederler.

İlk yaşlarında çetin dönemler geçirirler ve bu dönemlerde ağır illetlerle hırpalanırlar, zaruri ihtiyaçların yokluğu yüzünden geçim darlığı çekerler.

Hatta ilk gençlikte iltihaplanan yaraların çıban bağlamasından mustarip olurlar, birtakım gayet büyük kusurlarla bağlanırlar, ağır marazlarla ezilip bu dertlerin tehlikelerinden kurtulduklarında, uzun bir ömrün sınırlarına erişirler.

Baba mirasının tamamı dağılıp heba olur, baba veya ana mirasından hiçbir şey elde edemezler, lakin daima kendi emekleriyle hem diğer kazançları hem de ana mirasının bakiyelerini bizzat kendileri geri alırlar.

Fakat böyle konumlanmış Satürn, anneyi servet kaybından ötürü sefalet darlığına sürükler ve Venüs yıldızı Satürn'e uğurlu ışımalarıyla tanıklık sunarak annenin bedbahtlık dertlerini hafifletmedikçe, onu dilencilik raddesine getirir. Yalnızca Venüs'ün tanıklığı da kafi gelmez, meğerki doğum haritasında Ay dahi Venüs'e talihli bir ışımayla nazar etmiş olsun.

Kuşkusuz kendileri, kendi kuvvetleri ve liyakatleri sayesinde fevkalade saadet nişanelerine nail olurlar, ancak Satürn seyrinin ilk devrini tamamlayana dek bedbahtlığın yükü altında ezilirler.

Tehlikeler ise onlara ya davalardan ya hastalıklardan yahut gurbet yolculuklarından gelir.

Dokuzuncu, on dördüncü, yirmi beşinci veya otuz ikinci yaşlarında ağır bir tehlikeyle karşılaşırlar, ancak tehlikeler vaktinde uğurlu yıldızların himayesiyle desteklenirlerse, kapıdaki helak tehlikesini savuştururlar ve kırk üçüncü yahut elli üçüncü yaşa kadar bir ömür mühleti alırlar. Zira tam o vakitlerde pusular, zararlar ve davalar içinde olurlar.

Lakin o vakitlerin idaresi uğurlu yıldızlarda bulunursa, tehlikeler zamanında bu musibetlerin tamamından azat edilirler.

Ancak Satürn otuz iki yaşından evvel asla evlenmelerine müsaade etmez ve onlara bakire zevceler bahşedilmez.

Şayet verilecek olursa, bunlardan hayırsız ve kendi sevgilerine yabancılaşmış evlatlar peydahlarlar. Yabancı diyarlardan yahut başkalarınca kirletilmiş zevcelere ise talihle nail olurlar.

Fakat evlilikler, ancak otuz yılın ardından Satürn Yengeç burcuna girdiğinde yahut Başak burcunda veya Oğlak burcunda yerleştiğinde nasip olacaktır.

Satürn İkizler Burcunda

Satürn İkizler burcunda bulunursa, kişinin ilk gençliğini tehlikeler ve hastalıklarla sarsacak, her türlü badireden güçlükle kurtulmasına yol açacaktır. Yedili ve dokuzlu yaşlarda başa gelen tehlikeler şüphesiz daha da vahim olacaktır. Satürn her kimin doğum haritasında (genitura) bu şekilde bulunursa, yirmi üç yaşına dek tehlikeli zamanlar geçirecektir. Bilhassa Mars bu burcun kare açılı taraflarında bulunduğunda, kişi mezkûr yaşlarda hastalıklardan sakınmalıdır. Zira kargaşalar, husumetler, hastalıklar ve tersliklerle karşılaşacak, sıklıkla büyük meşakkatler içinde bulunacaktır. Ne baba ne de ana mirasından büyük bir pay elde edemeyecek, lakin itibarının ve mal varlığının her türlü artışını bizzat kendi gayretiyle sağlayacaktır. Ancak Satürn Yengeç, Terazi, Koç burçlarını ve bunların karelerini katedene dek meşakkat ve talihsizlik yükleri altında ezilecektir. Satürn Aslan burcunda yahut Oğlak burcunda ilk durağını çözdüğünde ise her hususta muvaffak olacaktır. İkizler burcundaki Satürn kusurlara da yol açar, davalarda ve mücadelelerde çetin hasımlar takdir eder. Keza kişinin ömrü boyunca türlü çekişmelerle savrulması için mal varlığında ani ve sık kayıplar meydana getirir, kişi hayatın en uç tehlikelerine vardığında, bilahare bir iktidar sahibinin buyruğuyla mühim işlerin başına geçirilir, itibarından ötürü şanlı ve kudretli kimselerle düşüp kalkar. Bütün işlerinde şüphesiz şanlı ve soylu olur, durmaksızın gurbete çıkar, muhtelif diyarlara göç eder. Fakat bu kimseye bakire bir zevce verilmez. Şayet Jüpiter’in şahitliğiyle tesadüfen bakire bir eş verilirse, ya boşanmayla yahut ölüm felaketiyle ondan ayrılır. Elbette evlatsız kalacak veya tek bir erkek evlat sahibi olacaktır. Lakin Satürn Akrep burcuna vardığında, işte o vakit hem talihli, hem şerefli, hem de varlıklı olacaktır. Yine o vakit dul bir kadınla evlenecek, onunla son gününe dek hiçbir geçimsizlik kavgası olmadan bir arada kalacaktır. Kendisine birçok mal emanet edilecek, o da pek çoğunu sarf edecektir, kudretli kimselerle çokça husumeti olacak, şayet doğum haritasında o vakit uygun bir seyirde bulunan Jüpiter yıldızı bu tehlikelerin şiddetini hafifletmezse, bizzat bu husumetler yüzünden tehlikeye düşecektir. Zira Satürn’ü bu konumda olanlar, daima büyük ve kudretli kimselere karşı duracak, kendilerine hep aşağı tabakadan kimselerin himayesini bağlayacak ve sıklıkla serbest gözetim altında tutulacaklardır. Bir dostluğun getirdiği keder yahut ölümün talihsizliği veya bir ziyanın elem verici azapları sebebiyle saçlarını uzatacaklardır. Fakat muhtelif tehlikelerin sarsıntılarıyla hırpalandıklarında, işte o vakit hem övgüye hem mirasa kavuşmak, hem de kendilerine beklenmedik bir tereke kalması için talihli bir saadet artışıyla feraha ereceklerdir. Zira o vakit zenginliklere ve pek mühim mülklerin hâkimiyetine erişeceklerdir.

Satürn Yengeç Burcunda

Satürn Yengeç burcunda bulunursa, doğum haritalarında buna sahip olan kimseler kargaşalara, davalara ve pek çok tersliğe sürükleneceklerdir, anadan yahut babadan elde ettikleri her şeyi acı bir biçimde çarçur ederek daima kaybedecekler, lakin kendi kudretleri ve kendi faziletleriyle fevkalade bir servet kazanacaklardır, hayatları daima hem arayacakları hem de kaybedecekleri bir hal alacaktır. Fakat yirmi üç yaşını geride bırakana dek, bilhassa yedili ve dokuzlu yaşlarda birtakım kargaşalardan yahut hastalıklardan ötürü tehlikelere maruz kalacaklardır. Zira bu yaşa kadar en büyük tehlikelerle yıpranacaklardır. Şayet tehlikeler vaktinde hayırhah yıldızlar devirlerin hâkimiyetine sahip olur, Satürn’e veya doğum haritasının yöneticisine uğurlu bir ışınımla bakar ise, yahut hayırhah bir yıldız doğum haritasının yöneticisi olup iyi konumlanmışsa, yaklaşan tehlikelerin şiddeti hafifler. Şayet tehlikeler vaktinde, zikrettiğimiz üzere, doğum haritası hayırhah yıldızlarca desteklenmiş olursa, ebeveyn veya kardeş kayıpları yahut dava çekişmelerinden doğan zararlar vuku bulacak, fakat kişinin kendisi her türlü tehlikeden kurtulacaktır. Satürn kendi evlerinde (domus) yerleştiğinde, düzenli bir seyirle kayıplar, fırtınalar, tehlikeler, hastalıklar ve davalar takdir eder. Kendi evlerinin karşıtlıklarında (oppositio) bulunursa dahi aynı şeyleri benzer bir usulle takdir eder. İkizler burcunda olduğunda ise onları sarsacak, ani endişelere ve tehlikelere sevk edecektir. Zira o vakit hem talihsizlikler getirir hem de Yengeç burcunu katedene dek bu kötülüklerin ardı arkası kesilmeksizin kişiyi hırpalar. Satürn Yengeç burcunun dönence derecelerine geldiğinde mal mülk kaybına yol açacak, onları başkalarının merhametiyle geçinecek kadar büyük darlıklara sokacaktır. O vakit kargaşalar, isyanlar ve hayatın türlü tehlikeleri baş gösterecektir. Fakat Satürn Yengeç’in dönence derecelerini aştığında, hem endişelerden hem de tehlikelerden uzaklaşmaları için önceki musibetler usulca yatışacaktır. Fakat ilk [...] asla

eş kalıcı olmaz, ilk evliliklerinde talih onların yanında gitmez. Nitekim hayatlarının ilk devresinde alt tabakadan ya da herhangi bir bakımdan soysuz kadınlarla birleşirler, fakat daha sonra bunları sağlam bir akıl kararıyla hayatlarından çıkarırlar.

Eğer bu burçta yerleşmiş olan Satürn (Saturnus), Ay’ı (Luna) yanında bulundurursa ya da ona güçlü bir ışınla bakarsa, evlat vermez, tenlerinin bir tür çirkinliğiyle biçimsiz olurlar, kara safranın bolluğuyla renkleri bozulur ve kara safradan ötürü sürekli rahatsızlıklar çekerler. Hastalıklarda gerçekten ümit kesilir, hastalıklardan sonra ise güçlükle iyileşirler.

Gönülleri sade, insancıl, merhametli olurlar, başkalarının sıkıntılarını hafifletirler, başkalarının miraslarını üstlenirler ve bunlardan hayatlarını sürdürecek geçimliği temin ederler. Başkalarının çocuklarına babalık ederler, gizli kusurları bulunur, kardeşlerinin dahi efendisi sayılacak mertebede bir itibara sahip olurlar.

Gerçekten varlıklı ve zengin olurlar, pek çok nüfuzlu kimse tarafından tanınırlar, her türlü işte ağırkanlı davranırlar, kamusal görevlere çarçabuk atılmak istemezler, her türlü kulluktan uzak dururlar, dürüst ve ilahi bir ruhun parlaklığıyla donanmış olarak ömürlerini daima talihli şartlar altında sürdürürler.

Satürn Aslan Burcunda

Doğum haritasında (genitura) Satürn’ü Aslan’da (Leo) bulunanlar, aralıksız bir hasede maruz kalırlar. Ömrün ilk yıllarında kuvvetli olurlar. Kimi zaman parlak ve şanlı işlere yönelirler, bu işlerden en büyük nişaneleri elde ederler ve en yüce saadetin payelerini alırlar. Kimi zaman bu işlerden uzak kalırlar, hatta her türlü idareden boşta bulunurlar. Ne var ki ana babalarından ya hiçbir şey almazlar ya da aldıkları bir şey olursa bunu yitirirler.

Lakin ilk yaşlarda ve ilk gençlikte dermansız, tehlikelere maruz ve pek çok meşgale içinde boğulmuş olurlar, bedenen de birtakım eziyetler çekerler, bedenin uç kısımlarındaki ağrılarla bitap düşerler. Gizli kusurları yahut saklı ağrıları bulunur. Bakire kadınlarla evlenmeye ise asla muvaffak olamazlar. Onları zorla elde etseler dahi, şu ya da bu şekilde onlardan ayrılırlar. Oysa evvelce çocuk doğurmuş kadınlarla evlenmek kendileri için daha hayırlı olur.

Fakat Satürn, kendi seyrinin ilk devrini tamamlayıncaya kadar ne evlilik, ne baba mirası, ne de itibar elde edebilirler. Zira bu vakitten önce elde ettikleri ne varsa kaybederler. Bu burçta yerleşmiş olan Satürn, iki eşle evliliğe hükmeder, zira bu sayının ötesinde herhangi bir aşinalık sebebiyle münasebet kurdukları kadınları ya her defasında terk ederler ya da toprağa verirler.

Evlatlarının uğradığı felaketler yüzünden keder çekerler, şayet Ay onunla birlikte bulunur ya da ona doğru ilerlerse güçlükle evlat sahibi olurlar. Ancak Satürn, dönence burçlarına girdiği her defasında aksiliklere hükmeder. Dolanarak Balık’a (Pisces) ve İkizler’e (Gemini) geldiğinde de dönence burçlarında hükmettiklerinin aynısını takdir eder. Diğer burçlarda ise fevkalade faydalı olur. Zira o vakit eksiksiz şan nişanelerine hükmeder.

İşlerinde, eylemlerinde ve bütün hayatlarında sürekli bir değişim yaşarlar, büyük ırmakları ve denizleri aşarlar, ıssız yerlerden geçerler, ana babalarının cüret dahi edemediği şeyleri en kolay yollarla yerine getirirler.

Ya başka bir babadan ya da başka bir anadan pek çok kardeşleri olur, fakat en kudretli bir makamın lütfuyla yükselerek bütün hısımlarından daha üstün bir konuma gelirler.

Gerçekten pek akıllı, yabancıların düşmanı, öfkeli, iyi niyetli, lütufkâr, bilgili olurlar, bütün sözleşmelerde lekesiz bir sadakati korurlar, doğru kararlı, tertemiz ve bozulmamış bir ruha malik olurlar, pek çok kimsenin dostu sayılırlar ve her işi çok sağlam kuvvetlerle tamamlarlar.

Bedenlerinin bir yerinde mutlaka bir yara izi bulunur, mevkilerinde ardı arkası kesilmeyen kayıplara katlanırlar, öyle ki yüksek bir itibar basamağından sık sık bir düşüşle aşağı yuvarlanırlar [okunamadı] tehlikelere hükmedeceğini söylediğimiz burca girdiği vakit.

Başkalarının kendilerine bahşettiği ihsanlar sayesinde bir servet edinirler, bu servet başkalarının sıkıntılarını hafifletebilecek derecede büyük olur. Çocukların koruyucusu kesilirler, darda kalan insanlara daima hami olurlar.

Bütün bunlara eriştiklerinde uzun bir ömür sürerek vefat ederler, ruhları tanrılara katılarak göğe yükselir. Zira Aslan burcunda yerleşmiş olan Satürn, yeryüzünde bu halde bulunanların ruhlarını sayısız dertten azat ederek göğe ve kendi menşeinin köklerine geri çağırır.

Satürn Başak Burcunda

Doğum haritasında Satürn’ü Başak’ta (Virgo) bulunanlar, ömrün ilk devresinde hastalıklara ve hayatın meşakkatlerine maruz kalırlar, fakat Satürn Oğlak’a (Capricornus) veya Boğa’ya (Taurus) geçiş yaptığında ya da çift bedenli burçlara yöneldiğinde daha ağır musibetlerin içine sürüklenirler.

[Oğlak ve Boğa Burçlarında Satürn]

...ve hayat acı çekecektir, Satürn Oğlak veya Boğa burcuna girmiş olduğunda.

Zira bu burçlarda kargaşalar, zararlar, kaygılar, kederler ve tehlikelerin ani yıkımlarını takdir eder.

Diğer burçlardan geçerken ise iyi eylemler, hayırlı uğraşlar ve güzel bir talihin süsünü takdir eder, öyle ki bu eylemlerden hem baba mirasının artışını hem de şanı elde ederler, yahut muhakkak ki sıkıntılardan, meşakkatlerden ve tehlikelerden kurtulup huzura kavuşurlar. O vakit neşeli ve şanlı kabul edilecektir.

Fakat doğum haritasında (genitura) Satürn Başak burcuna gelmişse, onlara hiçbir talih takdir edemez.

Muhakkak ki ana babalarının varlığından ziyade kendi güçlerinden pay alacaklar, bir düşkün bir yükselmiş olacaklardır.

Sürekli sebeplerle yerlerinden ve işlerinden sürülürler, ilk kazandıkları her ne ise acıklı ve saçıp savuran ziyanlarla dağılır, bütün varlıklarının imkânı dağıldığında yeniden başka bir varlık imkânı elde ederler, lakin onu da aynı şekilde heba ederler, asla elde edilen bir mirasa sahip olamazlar.

Gençlik çağında kadınlar konusunda daima kararsız olacaklardır, üstelik gençlik çağında meşru yoldan edindikleri eşleri yanlarında sebat etmeyecek, ne onlarla uyuşacaklar ne de onlar vasıtasıyla faydalı bir menfaat elde edeceklerdir.

Bakire eşler de elde edemezler, ya başkaları tarafından lekelenmiş olanları alırlar yahut zaten çocuk doğurmuş olanları.

Şayet bir tesadüf eseri bakire eşler edinirlerse, onların beraberliğinden hızla ayrılırlar.

Tek bir kadının tanışıklığıyla yetinmezler, soysuz ve aşağılık kadınlarla ilişki kurarlar ve onları daima sadık bir muhabbetle severler.

Muhakkak ki anlayışlı, ilim ve bilgelikle dolu, birçok uğraşa kendini vermiş, pek çok şeye arzu duyan kimseler olacaklardır, fakat bunlardan her ne elde etmişlerse baba miraslarının varlığıyla birlikte dağıtacaklar, başkaları uğruna aralıksız zararlara katlanacaklar ve bu işlerde aldatıcı bir sahtelikle yanıltıcı olacaklardır. Kamusal yerlerde bulunarak tehlikelere hazır ve atılmış olacaklardır. Halkın meşgalelerine karışacak, herkesçe bilinen ve herkese yakın kimseler olacaklardır.

Satürn, doğum haritasının köşe noktalarından birinde (cardo) veya zorunlu yerlerde bulunduğunda, evlatlarının talihsizliklerinden ötürü keder çekecekler ve baba mirasını dağıtacaklardır. Bazıları hısımlarını eş olarak alacaktır. Kusurları ve bedenin zorunlu yerlerinde aralıksız ağrıları olacaktır.

Şayet kendisi zamanların yöneticisi olup zamanı kendine ve diğer yıldızlara paylaştırırsa, kaygılar, haksızlıklar ve gurbetler içinde olacaklar, hiçbir sebep yokken yolculuk meşakkatlerine katlanacaklar ve öylesi tehlikelere düşeceklerdir ki birçok badireye yaklaşacaklardır.

Zira bazıları yüksek yerlerden yahut uçurumlardan tehlikeler görecek, yahut canavarlardan veya dört ayaklı bir hayvandan ya da sudan zarar görecek, ölüm tehlikesinin gözleri önüne serildiğini görerek ancak o vakit yeniden doğmuş olduklarını düşüneceklerdir.

Büyük ve kudretli adamların huzuruna çıkacaklar ve onların katında arandıklarında, onların yardımıyla kurtulacaklardır.

Bütün bu tehlikelerden kurtulduklarında ise talihin sevinçleriyle feraha ereceklerdir. Muhakkak ki kavgacı ve utancın çekingenliğine asla tahammül edemeyen kimseler olacaklardır. İnsancıl, uzun ömürlü ve talihin kendilerine geç ulaştığı kimseler olacaklardır.

Fakat o vakit varlık imkânı elde etmeleri, ancak Satürn doğum haritasının yöneticisi olmazsa parlayacaktır.

Terazi Burcunda Satürn

Doğum haritasında Satürn'ü Terazi burcunda iyicil yıldızların tanıklıklarıyla bezenmiş olarak bulunduranlar, servet konusunda en büyük desteklere sahip olacaklardır.

Şayet Satürn, iyicil yıldızların tanıklığından yoksun kalmışsa, hiçbir hayat desteğine sahip olamayacaklardır.

Üstelik gerek ana babalarından gerek başkalarından elde ettikleri her şeyi kolayca yitireceklerdir.

Şayet böyle konumlanmış bir Satürn'e kötücül bir yıldız tehditkâr bir ışınla bakarsa, önceki kötülüklerle birlikte ağır badireler de takdir olunur.

Lakin tehlikeler yedili yahut dokuzlu yıllarda vuku bulduğunda daha ağır olacaktır, öyle ki bunlardan pek güçlükle kurtulacaklardır.

Yine de öylesine darlıklar içinde bulunacaklardır ki gündelik hayatın nafakası için başkalarına el açacaklar, işte o vakit rezillik, o vakit darlıklar, o vakit tüm uğursuzlukların felaketi üzerlerine çökecektir.

Şayet tehlikelerin yaklaştığı sırada, doğum haritasının elverişli yerlerini iyicil bir yıldız tutmuşsa, tüm talihsizliklerin ağırlığından feraha ererler.

Fakat gençlik çağında kazandıkları her ne varsa acıklı ziyanlarla dağılır, bilhassa Satürn Yengeç burcuna girdiğinde.

Zira o vakit zorluklar, zararlar, ithamlar, hastalıklar ve hapisler içinde olacaklardır.

Satürn sağ kare açıda (quadratus dexter) bulunduğunda ve doğum haritasının başlıca köşe noktalarına girdiğinde, o vakit her bakımdan bütün talihsizliklerin sıkıntılarını takdir eder, o vakit mülklerin zaptı, o vakit baba miraslarının yağmalanması vuku bulur, o vakit dilencilik yüküyle ezilirler, o vakit Satürn ana babalara evlatlarının talihsizliklerinden ötürü kederler verir, o vakit babadan kalan varlık dağıtılır, o vakit darlıkları, o vakit kaygıları, o vakit ithamları ve davaları takdir eder.

Aynı şekilde kendi evine (domus) yeniden girdiğinde, benzer bir sebeple yine bunları takdir eder.

Bu vakitte ayrıca layık olmayan, yahut yabancı ya da köle kadınlarla birleştirecektir.

Lakin bu duruma, Satürn devrinin ilk dairesini, yani otuz yılı tamamlayana dek katlanacaklardır.

Fakat bu süreden sonra her ne eş edinirlerse, onların bağlılığına kapılarak kusursuz evlilik muhabbeti göstereceklerdir.

Bunu kadınların doğum haritalarında da aynı şekilde takdir eder.

Muhakkak ki anlayışlı, uzlet ehli, doğru kararlar alan, bilge, bilgili, büyük şeylere heves eden, buyurgan, tanınmış, şanlı, mühim işlerde vazife almış, büyük adamlarla dostluk bağı kurmuş ve büyük şehirlerde yahut büyük halklar arasında itibar nişanelerine malik kimseler olacaklardır.

Hiçbir vakit aldatılıp ele geçirilemeyen, çok şey öğrenen ve çok şey bilen mücadeleci kimseler olurlar, tehlikelerden de çabucak kurtulurlar. Lakin sinirlerinden ve sinir ağrılarından ötürü ağır biçimde bitap düşerler.

Kamusal mekanların başına getirilirler, başkalarına yardım ederler, başka insanlara dair salahiyetlere sahip olurlar.

Doğum haritasının (genitura) uğurlu evlerinde [bir gezegen] bulunduğu takdirde talihli olurlar, başkalarının mülklerine konarlar, pek çok fayda sağlarlar.

Tanrıların kendilerine geleceği haber verdiği, kendi zihinlerinin sezgisiyle geleceği önceden gören kimseler olurlar.

Köleler ve mülkler üzerinde hakimiyet kurarlar, mallarını evlatlarına devrederler, doğum haritalarının hükmüne göre eş ve evlat sahibi olurlar.

Şayet doğum haritasının yöneticisi tarafından kendilerine tam bir ömür biçilmişse, mallarını evlatlarına paylaştırmış ve her türlü tehlike ile kaygıdan kurtulmuş olarak vefat ederler.

Sıkça dile getirdiğimiz üzere, bu hususu bütün doğum haritalarında dikkatli bir muhakemeyle tespit etmelisin.

Satürn Akrep'te

Satürn'ü Akrep'te bulunanlar, ilk gençliklerinde pek çok kargaşayla ve türlü tehlikelerle sarsılırlar, ne baba ne de anne mirasından yana tasarruf hakkına sahip olurlar.

Hatta ana baba mallarından ellerine bir şey geçse dahi, bunu çeşitli savurganlıklarla büsbütün tüketirler. Ebeveynlerinin hayatı da ne parlak ne de soylu olur.

Kendileri ise ilk yaşlarında fevkalade bir refah içinde büyütülürler, bilahare ise darlıklar içinde, yıkımlarda, meşakkatlerde ve hastalıklarda kalırlar, gündelik hayatın nafakasını büyük bir güçlükle, ağır darlıklarla ve çetin meşakkatlerle temin ederler.

Benzer tehlikeler, yedili ve dokuzlu yaş dönencelerinde, kırk üçüncü yaşa kadar hüküm sürer.

Lakin tehlikeler vaktinde uğurlu yıldızların himayesiyle feraha ererlerse, kapıdaki tehlikelerin badirelerini atlatırlar, yine de bu durum onları aralıksız yanılgılarla huzursuz etmekten geri kalmaz.

Fakat Satürn kendi konumuna üçgen açı (trinus) ile nazar ettiğinde, bilhassa Yengeç'te bulunduğu vakit, kederler, acılar, gurbet yolculukları ve darlıklar peydah eder.

Ne var ki Aslan'a geldiğinde ve bu burçta durağanlaştığında, işte o vakit saadetin başlangıcını bahşeder, onları her bakımdan muvaffak kılar, kendilerine itibar nişaneleri ihsan olunur, şerefli işlerin başlangıcıyla onurlandırılırlar.

Zira Aslan'da ilk durağanlaşmasını yaptığı anda, bütün doğum haritası saadetin başlangıcına tebdil olur. Zira o vakit acılar, kederler ve kaygılar her cihetten sükunete erer.

Satürn'ü Akrep'te bulunanlar ilk eşleriyle de bir arada kalamazlar.

Böyle konumlanmış bir Satürn bakire eşler tayin etmez, dul yahut başkalarıyla evlenmiş kadınları getirir.

Pek çok kadınla münasebet kurarlar, lakin kimisinden ölümle, kimisinden boşanmayla ayrılırlar.

Akrep'te konumlanan Satürn, bedenin uç uzuvlarında rahatsızlıklar ve illetler, gizli ve örtülü yerlerde aralıksız ağrılar husule getirir.

Lakin Jüpiter, doğum haritasının elverişli evlerinde bulunup Akrep'te yerleşik Satürn'e uğurlu bir ışınımla nazar ederse, ağrılar, marazlar ve illetler hafifler.

Fakat Satürn Akrep'te evlatlar evinde zarar verir, ilk doğan evlatlar her ne surette olursa olsun telef olur. Daha sonra ise hayırlı bir zürriyetle sevinirler.

Satürn bu aynı burca, yani Akrep'e geri döndüğünde daha güçlü olurlar, memleketlerde ve halklar nezdinde kudretli ve namlı kılınırlar, o devirde çevrelerindeki pek çok kişi kendilerine lütufkar davranır. Bunların aynısını kadınların doğum haritalarında da takdir eder.

Zira talim kitabımızda dile getirdiğimiz üzere, erkeklerin doğum haritaları için söylenenler, kadınların doğum haritalarında da aynen hüküm sürer.

Satürn Yay'da

Satürn'ü Yay'da bulunanlar, tehlikelere ve türlü hastalıklara duçar olurlar, ne peder ne de valide mallarından nasiplenirler.

Büyük zararlar ve derin kaygılar içinde bulunurlar, kendi gayretleriyle çok büyük bir servet elde etseler dahi, bunu yine sefilce bir israfla heba ederler.

Türlü hastalıklara ve rahatsızlıklara yakalanırlar, bütün ömürleri boyunca tehlikeli badirelerle karşılaşmaları, yedili yahut dokuzlu yaş dönencelerine eriştiklerinde vuku bulur.

Lakin bu tehlikelerden son derece kolay yollarla halas olurlar.

Satürn doğum haritasının kare evlerine girdiğinde, yani gökyüzünün ortası (MC) yahut gökyüzünün dibi kısmına dahil olduğunda, zihinde birtakım kuruntular doğurur, kargaşalar, hanede tefrikalar ve meşakkatler peydah eder, zararlar, tevkifler, davalar, kayıplar, sıkıntılar ve kederler getirir.

Balık'ta bulunduğunda ise saadetin başlangıcını bahşeder, bu burçta durağanlaştığında ömür ve şeref nişaneleri bahşeder, mülkün artmasını temin eder.

İkizler ve Yengeç'e geldiğinde ise, ona her cihetten muhalif olur. Yay'a, Oğlak'a ve Kova'ya geldiğinde, kargaşalar ve fitneler takdir eder.

İkinci defa Balık'a geldiğinde onları yeniden muteber kılar, kaybettikleri her şeyi servetlerinin katbekat artmasıyla geri kazanırlar.

Fakat yükselende (ascendens) Satürn'ü bu halde bulunanlar asla bakire eşlere nail olamazlar, daima üçer eş alırlar, evlatlarının talihsizliklerinden ötürü de mütemadiyen derin acılar çekerler.

Şayet Jüpiter, Yay'da yerleşik Satürn'e hiçbir ışınımla nazar etmezse, ne eş ne de evlat verir.

Bir kadın yüzünden yahut kadın meselesi sebebiyle ağır kederler çekerler, suda yahut su kenarında hayati tehlikelere maruz kalırlar.

Satürn Oğlak'ta

Oğlak'ta Satürn

[Oğlak Burcundaki Satürn]

Satürn’ü dönence kısımlarında bulunduranların her türlü mal varlığı ve bütün talihi, aralıksız bir düşüşle değişecektir. Zira ne zaman mutluluğun en yüksek mertebesine erişseler, o zaman aldatıcı bir gerekçeyle kayıp düşerler ve Satürn seyrinin ilk devrini tamamlayana yahut kendi zamanının hükmünü tüketene kadar talihsizliklerin istikrarsızlığı içinde tutulurlar. Satürn İkizler ve Yengeç burçlarından geçene kadar da hayatın bu tehlikeleri arasından yürüyeceklerdir.

Kuşkusuz bu kimseler, pek büyük imkan ve kudrete malik addedilecek, lakin saklıda hiçbir büyük şey [okunamadı], zenginlik şöhretine sahip olsalar da hane içindeki darlıklarla yıpranacaklardır, babalarından ve analarından kalan mallar dahi dağılacaktır. Hatta ele geçirdikleri her şeyi, bu devirde türlü sebeplerle yitirirler ve bütün varlıklarını tüketirler.

Gurbette ve hastalıklarda bulunacaklar, beşinci, yedinci ve dokuzuncu yaşlarında, bilhassa bu senelerin sayısı üçle katlandığında hayati tehlikelerle karşılaşacaklardır. Zira o vakit hastalıklara, zararlara, kargaşalara, acılara ve haksızlıklara maruz kalacaklar, şayet iyicil yıldızların yardımıyla esirgenmezlerse en büyük talihsizliklere gömüleceklerdir. İşte o vakit hiçbir iyicil yıldızın himayesi bu musibetlerin şiddetini kırmazsa, felaketler, yoksulluklar ve zikrettiğimiz diğer bütün belalar zuhur edecektir.

Satürn kendi mahallerine girip sağ üçgen açıya (trinus) varıncaya dek bu şerler içinde kalacaklardır. Fakat Oğlak’ta yerleştiğinde, her ne suretle olursa olsun İkizler’e ve Yengeç’e vardığı vakit, her türlü zıtlığın sıkıntılarına hükmeder. Ancak Aslan’da olup, Oğlak’ın teşkil ettiği kısımda yer aldığında, en büyük eylemlere ve talihin bereketle artmasına hükmeder.

Ne var ki bu burçta yerleştiğinde bakire bir zevce bahşetmez, bilakis bu kadını daima ya boşanmayla ya da ölümle ayırır. Kendilerine ilk nişanlanan kadınların da [okunamadı] ya da evlilikte sebat etmelerine izin vermez. Başkaları tarafından kirletilmiş kadınlar kendilerine nasip olacaktır. İki kadından evlat sahibi olurlar, bununla beraber çocuklarının birbirini izleyen ölümleri sebebiyle acı çekerler yahut evlat onlara ebediyen esirgenir. Ağrı ve hastalıkları ise ya bedenlerinin uç uzuvlarında yahut gizli ve hayati yerlerinde çekeceklerdir.

Satürn Yengeç’e dahil olduğunda, hayatın en büyük fırtınalarına ve en büyük tehlikelerine duçar olurlar. Fakat Aslan’a geçiş yaptığında, bu fırtınalardan kurtulup, saadetin en yüce artışıyla beraber dinginliğin ve sükûnetin sevincine erişirler. Zira o vakit Satürn, bütün meşakkatleri teskin ederek dinlenme, para bolluğu, servet, sıhhat, sevinç ve intizamlı bir ömür ihsan eder.

[Kova Burcundaki Satürn]

Satürn’ü Kova burcunda olanlar, ömürlerinin ilk devresinde düşkün kalırlar ve babalarından tevarüs ettikleri her şeyi kaybederler. İlk başta malik oldukları ne varsa aynı yıkımla savurup tüketirler, daha sonra bizzat kendileri ve kendi gayretleriyle büyük işlerden muvaffakiyet elde ederler. Hastalıklar yüzünden ömrün en büyük fırtınalarına uğrarlar, lakin bütün bunlardan halas olurlar. Tehlikelerin buhranları ise yedişerli ve dokuzarlı senelerde, kırk üçüncü yaşa kadar devam edecektir.

Bu devirde pek büyük tehlikeler baş gösterecektir, hastalıklar, davalar, dehşetler, gurbetler olacak, esaret ve kölelik raddesine varacak aşağılanmalar, darlıklar ve ağır zahmetler başa gelecektir. Bütün bunlar ise feci bir ölüme benzeyecek kertede olacaktır. Lakin bütün bu tehlikelerden sonra, şayet Jüpiter ve Venüs doğum haritasında (genitura) iyi konumlarda bulunuyorsa, şerefe, kazançlara ve mevki nişanelerine nail olurlar. Ya bir kusur yahut bir hastalık taşıyacaklar ya da ateşten ve demirden kalma belirgin bir yara izine sahip olacaklardır.

Kanuna uygun olarak aldıkları zevceler de faydasız ve hukukun nizamına aykırı yaşayan kimseler olacaktır. Satürn Aslan burcuna varana kadar bu sıkıntılarla didinip dururlar. Zira Aslan’a varmadan evvel ata mirasını eksiltir. O vakit kayıplara, haksızlıklara, beyhude işlere, evdekilerin ölümlerine ve öyle büyük felaketlere hükmeder ki, insanlar kesintisiz kötülüklerle hırpalanarak şiddetle kendi canlarına kıymaya kalkışırlar.

Satürn kare açılarda (quadratus) bulunduğunda dahi, bu şerlerin getirdiği sıkıntıların günden güne artması için aynı surette hüküm verir. O vakit hısımların ölümünden doğan kederler, soğuk bir devir ve sefil yoksulluğun meşakkatleri zuhur eder, bilhassa Satürn kare yerlerde kurulmuşken yedinci yahut dokuzuncu yaşlar gelip çattığında bu böyledir. O vakit hapisler, rezillikler, dilencilikler ve kesilmemiş saçların pasaklılığı vuku bulur, hele bir de Kova’da yerleşen Satürn bizzat zamanların hâkimi olursa.

Yine de pek çok kimseyi [okunamadı] zahmetli işlere bulaşsalar da. Lakin bu işler yüzünden türlü tehlikelere maruz kalırlar, öyle ki kolayca kurtulamazlar ve bu vaziyette saadete giden hiçbir yol bulamazlar, bilakis her şey sarf edilip tüketilir, [okunamadı] belki de kamu davalarını savunurlar. Ancak Satürn böyle vaziyetteyken Jüpiter doğum haritasının lüzumlu mevkilerinde bulunursa, tehlikelerin baş gösterdiği bu vakitlerde ya kaçış yahut uzun gurbetler sayesinde kurtulurlar.

Fakat Satürn bütün bunları tamamladığında ve ömrün en büyük kısmı bu musibetler içinde akıp gittiğinde, talihsizliklerden nihayet azat olarak boyunlarını yukarı kaldırırlar, sefaletin bütün kirini pasını silip atarak itibarın şerefli kisvesine bürünürler, kendi çarelerine kendileri bakıp hayatlarını basamak basamak yükseltirler ve miraslarının saygınlığıyla öyle bir mevkiye gelirler ki, insanların idaresi ve hükümetin dizginleri onların eline verilir.

En yüksek iktidarın nişanelerine malik olup şerefe ereceklerdir, güç ve yetki serbestliğiyle bölgelerin ve halkların başına getirilirler, öyle ki kamusal alanlarda ve şehirlerde onların itibarının ebedi hatırası kalır.

İşte o vakit, doğum haritasının (genitura) ölçüsüne göre nüfuzlu kimselerle ve krallarla dostluk bağıyla birleşirler, armağanlara nail olurlar, tapınaklarda mevkilere ve rahiplik makamlarına erişirler, neşenin ve zenginliğin meyvelerini toplarlar, kullara, mülklere, erkek ve kadınlara hükmetme salahiyetine kavuşurlar, menkuller ve paralar kendilerine akıtılır, öyle büyük bir servetle donanırlar ki başkalarını dahi kendi imkânlarıyla geçindirirler. Bütün hısımları ve akrabaları da onların himaye kalkanıyla feraha erer.

Fakat bu saadetin nimetlerini tattıklarında, servetin görkemli bolluğuyla zenginleşip bu zenginliğin meyvelerini devşirdiklerinde, iyi bir nam ile uzun bir ömür sürüp can verirler.

Satürn Balıkta

Satürn'ü Balık burcunda olanlar, ne babalarından ne de analarından kalan mirasa sahip olabilirler, her şeylerini yitirip çırılçıplak ortada kalırlar.

Gençlik çağlarında her ne suretle olursa olsun elde ettikleri şeyleri dahi hazin bir yıkımla kaybederler.

Lakin bizzat kendileri büyük işlere girişerek servet bakımından muazzam bir kudret elde ederler.

Ayrıca çok ağır hastalıklara ve büyük tehlikelere maruz kalırlar, bilhassa yedişer veya dokuzar yıllık devrelere, yani yedili yahut dokuzlu yaş dönümlerine girdiklerinde bu durum şiddetlenir, bu tehlikelerin ardı arkası kesilmeyip ömrün otuz üçüncü yılına kadar uzanır.

Fakat bu tehlikeler arasında yalnızca hastalıklar bulunmayacak, mesnetsiz ve haksız yere açılmış davalar ve ithamlar da yer alacaktır, ani kargaşalar, isyanlar, zihni kemiren aralıksız azaplar, sulardan gelecek beklenmedik tehlikeler ve kadınlarla yaşanacak ihtilaflar baş gösterecektir. Kendilerine nasip olan ilk eşlerin de onlara hiçbir faydası dokunmayacaktır.

Balık burcunda yerleşen Satürn, bakire eşler de vadetmez, doğum haritasının bütün köşe noktalarını (cardines) dolaştığında, bilhassa kendi seyrinin ilk dairesinde bulunurken, onları en büyük zorluklara ve en çetin musibetlere sürükleyecektir.

Otuz yaşını ikmal edip ikinci yaşın sınırlarına adım atıncaya kadar, Satürn onlar için kötülüklerin zahmetini takdir eder. Fakat Yengeç burcuna ulaştığında, onlar için daha hayırlı zamanlar tayin eder.

Aslan burcuna girdiğinde ise onların işlerini yoluna koyar, işte o vakit şerefe, büyük bir mirasa ve en yüce mevkilere nail olurlar, bütün işleri hayırla neticelenir, kendilerine itimat gösterilip büyük adamların işleri emanet edilir ve bu idarecilik vazifesinden ötürü servetlerini daha da artırırlar.

Bedenin uç kısımlarında veya bedenin gizli kalmış bir yerinde `[okunamadı]` o uzuvlarda daimi ağrılar çekerler, ayrıca demirden ötürü büyük yara izleri taşırlar. Evlatlarının uğradığı felaketlerden dolayı da aralıksız kederler yaşarlar.

Fakat evvelki zamanların fırtınasıyla onları sarsmış olan Satürn, doğum haritasının derecesi ve diğer yıldızların kendi otoriteleriyle tayin ettiği hüküm dairesinde, hem evlatlarından hem de evlilik lütfundan yana kendilerine neşe bahşeder.

IV. Jüpiter'in Hükümleri

Satürn'ün hükümleri açıklandığına göre, şimdi Jüpiter'in hükümlerine gelelim.

Jüpiter Koçta

Jüpiter'i Koç burcunda olanlar, doğum haritasının getirdiği terslikleri tamamlayıncaya dek, ömürlerinin ilk çağında her işlerinde sarsıntıya uğrarlar.

Fakat bu dönemler nihayete erdiğinde, kendilerine şerefler, kutlu girişimler, güzel vakitler, yükselme zamanları ve pek mühim işlerin icrası tayin edilir, muktedir ve ulu kişilerin dostluklarıyla müşerref olurlar, yahut büyük ve saraya ait hanelerde vazifelendirilerek kudretli bir idarenin makamları kendilerine emanet edilir, engin servetlere erişirler, hükmetme kudretini ellerine alırlar, eşlerinden ve evlatlarından yana artan bir neşe ile ferahlarlar.

Nitekim o vakit kudretin ve şerefin nişaneleri bahşedilir, insanların idaresi ve hâkimiyeti kendilerine nasip olur, bütün davalarda, fiiliyat ve hukuk mücadelelerinde muzaffer çıkarlar, zihinlerinde gizlice tasarladıkları her ne varsa, pek kolay bir surette kemale erer. Zira Jüpiter, insanları iyilik övgüsüyle tezyin eder. Yüzlerinde yahut ağız çevrelerinde muhakkak bir işaret bulunacaktır. Başkalarının mirasına da sahip olacaklardır.

Tanrıların ibadetinde takva sahibi olurlar, herkesin sırrını sadakatle saklarlar, muktedir adamlar yahut krallar marifetiyle büyük idare makamlarına getirilirler, bütün icraatlarında amir vasıflı ve metanetli olurlar.

Lakin ilk devirleri meşakkatli geçer, bilahare tanrıların aralıksız ikazlarıyla yoğrularak her şeyi hayırla tamamlarlar, bilhassa haritanın başlıca mevkilerinde yerleşmiş olup da düşüşte bulunmadığında, Satürn, Mars, Güneş, Merkür, Venüs yahut Ay kendisini üçgen açı (trinus) ışınlarıyla gördüğü takdirde bu durum kuvvetlenir.

Jüpiter Boğada

Jüpiter'i Boğa burcunda olanlar, en yüce şerefe ve en geniş iktidara erişeceklerdir, fakat bu ancak `[okunamadı]` zamanları doldurduktan sonra gerçekleşecektir. Nitekim ilk zamanlarında tehlikelerin ağır fırtınasıyla sarsılırlar. Zira hastalıklar, esaretler ve davalar içinde bocalayacaklardır.

O dönemde daha kudretli kimselerle çekişmeler, ziyanlar, zahmetler ve haksızlıklar takdir edilir. Fakat bu baskıların ardından, her türlü işlerinde hayırlı neticeler elde edeceklerdir.

İşte o vakit şereflere, muktedirlerin dostluklarına nail olurlar, ulu kişiler kendi hayatlarının sırlarını onlara emanet ederler.

Büyük denizde yahut nehirlerde yolculuk edecekler, aynı zamanda meşum yahut adı çıkmış kimselerle düşüp kalkacaklar, dinî vecibeleri yerine getireceklerdir. Fakat bunlara kadınlar tarafından hayatın güvenceleri sunulacak, onlar vasıtasıyla büyük bir itibarın ve en yüksek makamların nişanelerine nail olacaklardır. Bununla birlikte adil ve metin olacaklar, dostlarına muhabbet göstereceklerdir.

Sözleri sakınmasız olacak, dostlarını gayretle müdafaa edeceklerdir. Cüretkâr, her türlü mücadelenin ve çekişmenin içinde metin, asla kendi menfaatlerini gözetmeyip daima dostlarına fayda sağlamayı arzulayan kimseler olacaklardır. Fakat ekseriyetle nankör dostlarla karşılaşacaklar, sıklıkla hataya düşseler de yeniden kendilerini düzelteceklerdir.

Biri fıtraten, diğeri evlat edinilme yoluyla iki babanın yahut iki annenin evladı olacaklardır.

Fakat başlangıçta zevcelerinden ötürü sevinç, daha sonra ise keder bulacaklar, evlatlarından yana da benzer şekilde muamele göreceklerdir. En yüksek saadet nişanelerine malik olarak pek çok kimseye fayda sağlayacaklardır.

Lakin bütün bunları doğum haritasının (genitura) ölçüsüne göre hükme bağlar.

Jüpiter İkizler'de

Her kim Jüpiter'i İkizler burcunda bulundurursa, en büyük şan ve kudret içinde bulunacak, dostluklarda lütuf ile tanınıp daima itibar görecek, pek çok şey elde ettikten sonra bunları tekrar kaybedecek ve hayatları aralıksız bir tebeddül ile değişecektir.

Zira ömürlerinin ilk devresinde ihtilaflar, türlü meşgaleler, ziyanlar, darlıklar ve marazlar içinde olacaklar, kırk beş yaşını ikmal edinceye değin zevceden ve evlatlardan yana aralıksız keder çekeceklerdir.

Zira bu zaman zarfında doğum haritasının daha az hükmettiği hususlarda `[okunamadı]` ellerinde ne varsa heba olur.

Fakat bu müddet aşıldığında, işte o vakit tanınırlığa, o vakit servet ve kudret imkânlarına kavuşacaklardır.

İlk devrede zevceleriyle ihtilafları olacak, bilahare mesut evliliklere sahip olacaklar, `[okunamadı]` umumi mevkilerde bulunacak ve bunlardan saadet nişaneleri elde edeceklerdir.

Lakin bunlar doğum haritasının ölçüsüne, diğer yıldızların karışımlarına ve ışınımlarına göre tayin edilir, bunu bütün doğum haritalarında gözetmen ve hatırda tutman icap eder.

Jüpiter Yengeç'te

Her kim Jüpiter'i Yengeç burcunda bulundurursa, muktedirlerin dostu olacak, onların sırlarını sadık bir sükût ile muhafaza ederek meclislerinde bulunacaklardır, Jüpiter onların vakitlerine hükmetmeye başladığında ise kendilerine miraslar, mansıplar ve şerefli makam nişaneleri bahşedilecektir.

Lakin bunlarda ne saadet ne de dostluğun sadakati baki kalacaktır, bilhassa Satürn doğum haritasının başlıca mevkilerine girdiğinde yahut Kova veya Balık burcuna geldiğinde sıklıkla düşkünlüğe uğrayacaklardır.

O vakit en büyük tehlikelerin meşakkatlerine duçar olurlar, o vakit tehlikeler, kargaşalar, ziyanlar ve marazlar baş gösterir, o vakit muktedir kimselerle yahut hısımlarla husumetler peyda olur, asılsız ithamlara ve halkın dedikodusunun hasedine maruz kalırlar.

Fakat bu tesirler, Satürn ve Jüpiter bu burcun kare açılı kenarlarında bulunduğu vakit hafifler.

Satürn bu burca vasıl olup Jüpiter yıldızına bağlandığında sonsuz fayda sağlar, lakin Aslan burcuna intikal ettiğinde bu menfaat daha da ziyadeleşir.

Zira Aslan burcunda ikinci durağının vakitlerine girdiğinde saadetlere, şanlara ve muayyen bir mevkinin nişanelerine hükmeder.

O vakit pek çok insana hükmedecekler, bütün hasımların şirretliği bertaraf edilecek, mesut bir şöhret onların namını yüceltecek ve başkalarına da arka çıkabilecek bir kudrete malik olacaklardır.

Fakat bahtiyar olduklarında, saadetlerinin bir kısmını yeniden kaybedeceklerdir, lakin bu durum hükmün farklılığına göre tayin edilir.

Kadından yahut zevceden ötürü sevinç duyacaklar, dünyaya gelen evlatlarıyla da mesrur olacaklar, gayrimenkul ve menkul malların mülkiyetine nail olacaklardır.

Türlü yaşlardan ve hayatın istikrarsızlığından sonra saadetin kutlu nimetlerine erişecekler, öyle ki takdire şayan hale gelecekler ve böylesine büyük saadet nişanelerine hangi suretle eriştiklerine bizzat kendileri dahi hayret edeceklerdir.

Jüpiter Aslan'da

Her kim Jüpiter'i Aslan burcunda bulundurursa, Satürn Balık burcunu terk edip Koç burcuna gelinceye değin pek çok zahmet ve meşakkat içinde kalacaktır.

Zira Satürn Aslan'da yerleşmiş Jüpiter'e üçgen açılı (trinus) ışınımıyla baktığında, o vakit kudretlere, şanlara, itibara ve muktedir dostların himayesine nail olurlar, terbiye ve intizam dairesinde bulunarak en yüksek semereleri devşirirler, o vakit her türlü muamelede talihli yükselişlerle mertebe kazanırlar. O vakit lütufkâr bir zamana malik olarak vekâlet ve idare vazifelerini deruhte ederler. Fakat ilk zevceleri kendilerine hayır getirmeyecektir. Bakire zevcelerle de evlenmeyecek, başkalarınca ifsat edilmiş kadınları alacaklardır.

Şüphesiz bahtiyar olacaklar, baba mirası zayi olduktan sonra saadet nişanelerine bizzat kendi gayretleriyle kavuşacaklardır.

Bununla birlikte yürekli, cömert, eli açık ve başkalarının mallarına fena bir tamahla göz diken kimseler olacaklardır.

Jüpiter Başak Burcunda

Jüpiter'i Başak burcunda olanlar temiz, saygın, iyi yetişmiş ve iffetli, dirayetli, sadık, dostlarını daima iyi bir muhabbetle seven, asil tabiatlı, mücadeleci, muktedir, gayretli kimseler olurlar, Satürn, doğum haritasında (genitura) bulunduğu burcun karşıtlığını aşıp geçene dek hayatlarında tek bir istikamete sahip olamazlar. Lakin Satürn Balık burcunda bulunduğunda da fırtınalar, kayıplar, hastalıklar, acılar ve kederler içinde kalırlar. Ancak Satürn Balık burcundan çıktığında şan ve kudret kazanırlar, kocalarının menfaatlerini gözeten iffetli ve lütufkâr zevceler elde ederler. Satürn’ün süreleri tamamlanana dek evlat acısı çekerler. Büyük bir itibar ve geniş yetkiler içinde bulunurlar ki bu yetkiler, doğum haritasının gücüne göre tayin edilir.

Jüpiter Terazi Burcunda

Jüpiter'i Terazi burcunda olanlar, özellikle Satürn Jüpiter’in ya da Ay’ın karşıtlığında (oppositio) yer alıyorsa, ömürlerinin ilk devresinde daima çalkantılar ve kargaşalar yaşarlar. Zira o vakit kayıplar, aile içi çekişmeler, kederler, haksızlıklar, rezillikler, davalar, gurbet yolculukları, kırgınlıklar ve mirasın heba olması mukadder kılınır. Lakin Satürn bu karşıt açıları geçtiğinde ve Jüpiter doğum haritasının elverişli mevkilerinde akmaya başladığında saadetin ilk tohumlarını alırlar, şan ve sevinç takdir edilir, Jüpiter, Satürn’ün tesir sahasından çıktıktan sonra doğum haritasının uygun yerlerine her geldiğinde, servet için layık imkânlara kavuşurlar. O zaman onları ya muktedir kimselerle ya komutanlarla ya da hükümdarlarla bir araya getirir, doğum haritasının gücüne göre şöhret ve asalet bahşedilir, nüfuzlu kişilerin sırları onlara emanet edilir, o güçlü zatların malları ve mülkleri onların eline tevdi edilir. Muhakkak ki yapıcı, toprağı işleyen, menkul malların tasarrufuna sahip kimseler olurlar. Zevcelerinden ve çocuklarından yana sevinç duyarlar, ancak evvela talihsizliklerle hırpalanırlar, ortakları olmaksızın dava açtıkları takdirde bütün davalarda onların lehine hüküm verilir. Zira her türlü ortaklıktan uzak durduklarında her işte bahtiyar neticeler elde ederler. Bedenlerinde belirgin bir işaret taşırlar. Ayrıca ya iki babanın ya da iki annenin evladı olurlar. Başkalarının mirasına sahip kılınırlar, tanrılara hürmet eden dindar kimselerdir, lakin ömürlerinin ilk dönemi pek büyük zorluklarla geçer, son kısmı ise şerefli amellerle onurlandırılır.

Jüpiter Akrep Burcunda

Jüpiter'i Akrep burcunda olanlar, bilhassa Satürn yaz dönencesi burçlarına geldiğinde şanlı ve kudretli olurlar. Zira Satürn diğer burçlarda ve doğum haritasının ilk kare açısında (quadratus) yer aldığında hastalıklar, kargaşalar, ithamlar, çalkantılar, davalar, ihtilaflar ve alçaltıcı işler içinde bulunurlar. Satürn ilk kare açıdan çıktığında, yani Balık burcuna geçiş yaptığında, güçlü kimselerin, komutanların, kralların maiyetinde olurlar, onların sırlarını sadık bir sessizlikle saklarlar. Büyük nehirleri ve denizleri aşarlar, kısır ya da adı çıkmış erkek ve kadınlar vasıtasıyla pek büyük işler başarırlar. Halka karşı müşfik olurlar, toplum içinde iktidar alametlerine sahip kılınırlar, hem ruhen hem bedenen güçlüdürler ve büyük bir servetin tasarrufunu elde ederler. Evvelce yaşanan geçimsizlik yatıştıktan sonra, hanımlarının sevgisinden ve evlatlarından yana sevinç duyarlar. Ayrıca yüksek mevkideki zatlar ve krallar tarafından bir makamın idaresine atanırlar, o vazifedeyken pek çok kimseye fayda sağlarlar. Bunlar ilk gençliklerinde yorulsalar da mutlu bir ihtiyarlıkla ferahlarlar. Ancak burada, Koç burcu bahsinde zikrettiğimiz hususlara da riayet edilmelidir.

Jüpiter Yay Burcunda

Jüpiter'i Yay burcunda olanlar şanlı, kudretli, asil ve meşhur kimseler olurlar, kudretli komutanlar yahut kumandanların ve erk sahiplerinin dostları, varlıklı, zengin ve alimdirler. Ancak Satürn yıldızı doğum haritasının ilk yerlerini aşana kadar elde ettikleri her şeyi kaybederler. Zira o dönemde karışıklıklar, elemler ve tefrikalar içinde olurlar, başarmak istedikleri hiçbir işte hayırlı bir neticeye eremezler. Jüpiter, seyrinin ikinci feleğini (orbis) tamamlayıp uğurlu ışınımıyla kendi yerine kavuşana dek meşakkatler ve darlıklar içinde kalırlar. Zira o vakit, mevkilerin kudretine binaen kademe kademe her türlü refahı tayin eder, o vakit şöhret, şan, iktidar ve güç bahşeder, mirasa bolluk katar, o vakit neşe ve sevinç verir, izdivaç ve evlatlar takdir eder. Fakat Jüpiter’e bu vaziyette sahip olanlar başkalarının mirasına konarlar. Elbette iyiliksever, her türlü insani vazifeye yatkın olurlar. Muhakkak ki ömürlerinin ilk devresinde her hususta sebatsız davranırlar ve eşleriyle anlaşmazlığa düşerler. Ancak ömürlerinin ortasına vardıklarında bahtiyar bir saadetle sevinirler. Şayet doğum haritasında Satürn, Yay burcundaki Jüpiter’i kare yahut karşıt ışınımıyla vurursa, bilhassa da Jüpiter Satürn’ün sınırlarında bulunuyorsa, ya eşleri ya da evlatları olmaz. Yine de büyük bir talihe mazhar, cömert, sevimli, pek çok kimsenin dostu, herkesçe tanınan, temiz, saygın ve her türlü faziletle donanmış olurlar, bilhassa haritanın başlıca noktalarında yer alıp diğer gezegenlerden herhangi birini üçgen açıyla (trinus) selamladığı takdirde bu durum pekişir.

Jüpiter Oğlak Burcunda

Jüpiter'i Oğlak burcunda olanlar, şanlı ve nüfuz sahibi kimselerin dostu olurlar, dostlarının sırlarını sadık bir sükûtla saklarlar. Saadet bulurlar lakin bu ancak Jüpiter ikinci seyrinin müddetini tamamladığında gerçekleşir. Zira bu zamandan evvel hangi makamda bulunurlarsa bulunsunlar, o makamın kudretinden indirilirler, darlıklar, en çetin uğraşlar, kınanmalar ve zillet içinde kalırlar, Satürn aynı burcun ikinci üçgenliğini aşana dek en sefil insanlara hizmet ederler.

Nitekim bu vakitten önce pek çok keder, ziyan, dava ve muhalefet içinde bulunacaklar, yakınlarının ölümlerini görecekler, türlü talihsizliklere bulaşacaklar ve öylesine büyük mutsuzluklar içine düşecekler ki bu kötülüklerin ardı arkası kesilmediğinden ölümle kurtulmayı dileyecekler. Fakat Satürn andığımız bu yerleri aştığında, bütün kötülükler defedilip yatıştırıldıktan sonra saadetin en büyük nimetlerine kavuşacaklar, pek çok kimseyle kurdukları münasebetlerle feraha çıkıp doğum haritasının (genitura) kuvvetine göre büyük servetlerin başına geçecekler.

Böyle kimselerle bir ortaklığa girersen, sırlarını asla onlara emanet etme, saf niyetle hiçbir şeyi onlara tevdi etme. [okunamadı] inkâr edecekler ve hayâsızlıklarını dine sığmaz yalan yere yeminlerle tahkim edecekler. Her türlü haince cürme karşı silahlanmış olacaklar, bilhassa Merkür bu haldeyken Mars yeniden Merkür'ün sınırlarında bulunursa yahut Mars, doğum haritasının düşmüş yerlerinde bulunan Merkür'e üstün gelip kare açıyla (quadratus) darbe vurursa. O vakit işledikleri bu cürümler sebebiyle ya uzun süreli hapis cezasına ya da müebbet sürgüne mahkûm edilirler yahut cürümlerin ağırlığı altında ezilip üzerlerine çöken hükmün şiddetinden korkarak baba ocağını terk eder, kaçak bir avarelikle uzak ve ırak diyarlara sürüklenirler. Şayet Merkür ve Mars bu vaziyetteyken dolunay vaktindeki Ay, kare açı ya da karşıtlıkla Mars'a yönelirse ve uğurlu yıldızlar müspet ışınlarıyla ona kavuşmazsa, Mars yahut Merkür'ün kötülüğü Jüpiter ya da Venüs'ün tanıklığıyla yumuşatılmamışsa, bu cürümleri yüzünden şiddetli bir cezayla cezalandırılırlar.

Merkür Güneş'in Evinde veya Dekanında

Şayet Merkür, Güneş'in evinde (domus) yahut dekanında bulunur ve doğum gündüz gerçekleşmiş olursa, kişileri hem ruh hem zihin bakımından vasat kılar, vasat şeyleri işiten ve tasarlayan kimseler yapar, dahası onları çetin ve fesat yazılarla uğraştırıp meşakkatli kitabet vazifelerine sevk eder yahut kamu hizmetlerine tayin edilmelerini sağlar, onları gizli, gayrimeşru işlere ve faydasız heveslere kapılmış, bir tür tecessüse sahip akıllı kimseler haline getirir. Şayet gece doğumu olursa, ya akıldan noksan kılar yahut kulakları veya dili zayıflatır, ömrün yanılgılarını yahut kusurlarını takdir eder, ya da daima kötü şöhret hükümlerinin peşini bırakmadığı ve güzel sözün doğru takdirine asla nail olamayan kimseler meydana getirir.

Merkür Venüs'ün Sınırlarında

Merkür, Venüs'ün sınırlarında yahut dekanında bulunursa, gündüz ve gece doğumlarında her şeyi aynı nispette takdir eder. Zira o vakit insanların sözlerini letafetin tatlı parlaklığıyla süsler, onları muktedirlere ve krallara sadık bir yakınlık sevgisiyle bağlar, her şeyi doğru akıl yürütmelerle bulmaya alışkın ve her işinin sonu hayırla neticelenen kimseler kılar. İki dilli yazıyla donanırlar, bütün hesap işlerine ve maharet ilimlerine vakıf olurlar, ya bir kudretin onuruyla sporcuların veya insanların başına geçirilirler, ya tatlı nağmelerle musiki makamları bestelerler, ya muhakkak şairlik ilminin peşinden giderler, yahut boya ustası olurlar, ya hoş kokulu ıtriyatın getirilmesini sağlarlar, ya kıymetli mücevher ticaretiyle veya yabancı memleketlerle yapılan ticaret işleriyle uğraşırlar, öyle ki bu meşgalelerden ötürü kendilerine her bakımdan hem servet hem de itibar ihsan edilir. Ne var ki cinsel münasebette şehvet düşkünü olurlar ve zihinlerindeki sapkın arzuyla başkalarının evliliklerini ifsat ederler. Kusurlu kimseler olurlar ve bu kusurlarından ötürü daima kötü bir şöhretle hırpalanırlar.

Merkür'ün Ay'ın evinde ne takdir ettiği ise kitabın ilk kısımlarında söylenmişti.

Ay Kendi Evinde veya Dekanında

Şayet Ay kendi evinde yahut dekanında bulunur ve gece doğumu olursa, büyük bir servet ile yüce bir şerefin nişanelerini takdir eder ve bilhassa doğum haritasının başlıca yerlerinde bulunuyorsa kişiye kudretli bir mevki bahşeder. Kendileri için servetin elverişli imkânlarını temin eden becerikli, halk nezdinde muteber sanatkârlar meydana getirir. Şayet gündüz doğumu olursa, meşakkatli seyyahlar, ömürleri peş peşe gelen tehlikelerle sarsılan yahut acı kederlerin azabıyla illetlerin ve kusurların daima peşlerini bırakmadığı kimseler yaratır. Doğrusu gece doğumunda kendi evinde yahut dekanında bulunup yükselenden (ascendens) itibaren dokuzuncu evi tutarsa, büyük bir iktidarla birlikte saadet, zenginlik, şan ve riyaset takdir eder.

Ay Satürn'ün Sınırlarında

Şayet Ay, Satürn'ün sınırlarında yahut dekanında bulunur ve dolunay halinde olursa, hem ruhen hem bedenen gevşek ve soğuk, her türlü cesaretten mahrum, lakin fıtratlarında delice bir atılganlık ateşi [okunamadı] bulunan ve bağırsaklarını soğuk hıltların ıstırapları tüketen kimseler ortaya çıkarır. Şayet ışığı küçülmüş olursa, arzularının ve işlerinin sonu asla hayırla neticelenmeyen, miras kalan servetlerini kaybedip sefaletin acı yükü altında ezilen, her işlerinde ağırkanlı, hem ruhen hem bedenen mecalsiz kimseler meydana getirir.

Bazılarını veremli, bazılarını dalak hastası kılar, kimilerinin böbreklerine şiddetli ağrılarla azap verir, kimilerini ise vakitsiz kan boşanmalarıyla dermansız bırakır.

Jüpiter'in Sınırlarında Ay

Ay, Jüpiter'in sınırlarında (fines) yahut dekanında (decanus) bulunur ve ışığı tam olursa, insanları saygın, muktedir, her işi daima elverişli şartlarda tamamlayan ve kendi erdemleriyle miras edinen kimseler yapar. Bazılarını ise ticaret amacıyla yabancı diyarlara sürükler.

Şayet ışığı eksilmiş olursa, ana babanın vefatıyla gelen talihsizliklere, evlatsızlığa yahut yetimliğe hükmeder ve mirası azaltır.

Kötücül yıldızların burçlarında bulunursa, bir nevi düşkünlükle geçen sıradan bir hayata hükmeder yahut sinir ağrılarına yol açar.

Mars'ın Sınırlarında Ay

Ay, gündüz vaktinde Mars'ın sınırlarında yahut dekanında ışığı tam olarak bulunursa, insanları terk edilmiş yahut soysuz kılar, bedensel kusur ve hastalığa hükmeder, ya tehlikelerin şiddetine ya da ani felaketlere maruz bırakır.

Şayet gece haritası olursa, ya geçimsizlik illeti yüzünden ana babayı ayırır ya da anneyi soysuz gösterir. Kimilerini ise gurbetin, kimilerini hastalıkların meşakkatleriyle hırpalar.

Şayet gündüz vaktinde bahsettiğimiz bu derecelerde yahut dekanlarda ışığı eksilmiş olursa, mirası tüketir, tehlikeli işlerin mesuliyetine hükmeder, bu işlerden kaynaklanan ani tehlikelere yahut acınası hastalıklara ve bedensel kusurlara hükmeder.

Şayet gece haritası olur ve ışığı eksilirse, insanları muktedir, pek çok vazifeyi idare eden, güçlü, şerefli ve kamu işlerinin idaresi kendilerine emanet edilen kimseler kılar, lakin bunlar yabancı diyarlarda vakit geçirirler ve her girişimlerinde muvaffakiyet daima onların ardınca gelir.

Güneş'in Evinde Yahut Dekanında Ay

Ay, Güneş'in evinde (domus) yahut dekanında ışığı tam olarak bulunur ve gündüz haritası olursa, halkın sevgisini kazanmış fakat kendilerine kamu vazifeleri emanet edilen kimseler meydana getirir. Onları muktedir kılar, öyle ki her neviden işi daima hayırlı bir neticeyle tamamlarlar.

Şayet doğum haritasının (genitura) elverişli yerlerinde bulunursa, yani gökyüzünün ortasını (MC) yahut yükseleni tam dereceli ışınlarıyla zapt eder ve ışığı tam halde Jüpiter'in ışınlarıyla bezenirse, yeryüzünün muhakemeleri yetkilerine emanet edilen kudretli imparatorlar, krallar yahut böylesi yöneticiler ortaya çıkarır.

Şayet ışığı eksilmiş olursa, hiçbir işe yaramayan, hem ruhen hem de yaşantı bakımından düşkün ve asla hiçbir işte sebat gösteremeyen kimseler meydana getirir.

Kimilerinin annelerinin dermansız düşmesine, uzun süren hastalıkların yıpratmasıyla feci bir ölümün tehlikelerine uğramasına sebep olur.

Venüs'ün Sınırlarında Ay

Ay, Venüs'ün sınırlarında yahut dekanında bulunur ve ışığı tam olursa, daima rezil aşkların ağına düşmüş, gayrimeşru şehvet arzularına kapılmış, murdar, nefsine düşkün ve daima başına buyruk aşklara meyleden kimseler yapar.

Şayet ışığı eksilmiş olursa, hayırlı işlere ve büyük bir bahtiyarlık artışına hükmeder, akrabalar arasından hayırlı alametlerle bir evlilik nasip eder.

Merkür'ün Sınırlarında Ay

Ay, Merkür'ün sınırlarında yahut dekanında bulunur ve ışığı tam olursa, hain ve kendilerine emanet edilen şeyleri zihnin dik başlı hezeyanı ve açgözlü ihtiraslarla inkâr eden kimseler meydana getirir.

Hatta haneye tecavüz eden hırsızlar, fesatçılar ve yalanlarını hakikatin bir nevi gölgesiyle süslemeyi adet edinenler yapar, yahut kendi yakınlarını ele veren hainler veya tanrıları dik başlı bir saygısızlığın cinnetiyle hiçe sayanlar ortaya çıkarır.

Şüphesiz zahmetkeş emekçiler olurlar, fakat emeklerinin semeresini asla alamazlar ve bitmek bilmeyen mesainin meşakkatli tasası kendilerine azap verir.

Şayet ışığı eksilmiş olursa, ya veremli ya mecnun ya aklını yitirmiş, kötücül, fesat, her türlü fenalık zehrine hevesle koşan, kötü insanları yahut kötü işleri inatçı bir hırsla müdafaa eden ve her geçen gün her türlü cürüme karşı ahlaksızlığı katmerlenen kimseler kılar. Üstelik kendileri de benzer tabiatta kimselere zarar vermeyi adet edinmişlerdir.

Şayet Mars, Ay ile birlikte aynı derecelerde bulunursa, bu kimseleri kötü bir vicdan ortaklığıyla haydutlara katar, yahut türlü ithamların ağına düşürür, zindana yollar veya ammenin zincirleriyle bağlar.

Şayet bunların hiçbiri olmazsa, bu zavallıları feci bir ölümle yere serer, mirası ve hayatı aynı derecede alçaltır, bedensel kusurlara, hastalıklara ve acı ölüm tehlikelerine, feci bir felaketle birlikte hükmeder.

Ey iftiharımız Mavortius, bunların hepsi sana hususi surette bildirilmiştir, kadimlerin ve bu ilmin kutsal şarihlerinin basiretli bir dikkat ve ehil bir kelamın gayretiyle ortaya koyduğu hiçbir şey tarafımızdan savsaklanmamıştır.

Lakin sıkça dile getirdiğimiz şu hususu senin basiretine bir ihtar olarak yeniden bildirmekteyiz, yıldızların bütün kuvvetini, cümle burçların karışımlarını, hatta derecelerin tesirlerini bulundukları yerlerin güçlerine nispetle kıyaslamalısın, tek bir yıldızın seyrine bakarak doğum haritasının bütün özünü açıklamaya kalkışmamalısın, aksine yükseleni (ascendens) on iki evin (domus) güçleriyle birleştirmeli, yıldızları da tek tek diğer yıldızlarla kıyaslamalısın, hangi yıldızların yükselenle hangi ışın vasıtasıyla bağlandığını, bizzat yıldızların kendi güçlerini ne ölçüde körelttiğini yahut pekiştirdiğini, burçların yahut derecelerin tabii suretinin her bir yıldıza ne gibi biçimler atfettiğini, her bir evin ve köşe noktasının nüfuzunun neye hükmettiğini etraflıca araştırmalısın.

Bütün bunlar ferasetli bir tetkikle bir araya getirildiğinde, ancak o vakit doğum haritasının özü incelenip her bir husus hakkında hüküm ver, lakin bu hükümleri evvelemirde ölçülü bir kıyasla şekillendirmiş olasın.

Burçların doğuşlarını ve yükselişlerini (anaphora) dahi dikkatle tetkik etmelisin.

Nitekim Jüpiter her zaman Venüs'ün bulunduğu eve (domus) girdiğinde eş bahşetmez, çocuklar evine girdiğinde de evlat vermez; bunları ancak bütün bir doğum haritasının (genitura) özü kendilerine eş yahut evlat takdir etmiş olan kimselere verir.

Mars da batıdan yükseleni (ascendens) her dolandığında tehditkâr ışınlarıyla bakmaz, Satürn de yükselen tarafından geldiğinde genel kötülüğün şiddetiyle daima ağır tehlike buhranları takdir etmez; tehlikeler yalnızca doğum haritasının bütün özü gereği kendilerine tehlike takdir edilmiş kimselere, o vakit burçların yükselişleriyle [okunamadı] ilerlemiş ve zamanın yöneticileri kılınmış olarak tüm tehlikelerin tertibini tatbik ederler.

Bu sebeple, sık sık yapılan ihtarlarla uyarılmış olarak, münferit yıldızların karışımları ve derecelerin güçleri vasıtasıyla ilahi nizamla şekillenmiş zihnini mahir bir sezişle donatmalısın.

Zira Jüpiter'in iyiliğini kötü bir burcun konağı sıklıkla değiştirir, Satürn'ün kötülüğünü ise iyi bir derecenin şifalı konağı zayıflatır.

Kötü bir evden de bir felaket beklememelisin, eğer o mezkûr eve şifalı bir yıldız bakmışsa, zira kötücül yıldızların tehditkâr ışınları evin elverişli konumuyla kırılır. İnsanların doğum haritalarında evlerin, derecelerin, burçların ve yıldızların karışımı her şeyi böyle düzenler.

Şayet bütün bunları dengeli bir ölçüyle bir araya getirirsen, insanın tüm kaderini en doğru hükümlerle açıklayabilirsin.

Lakin bu kitap izah edildiğinde sözümüz altıncı kitabın başlangıcına aktarılmalıdır. Zira orada sana bütün yıldız karışımlarını en hakiki yorumlarla açıklayacağım, öyle ki bu kitap bittiğinde gayretimiz kehanetlerin (apotelesmata) özel yorumuna yönelebilsin.

Altıncı Kitap

Sözümüz, ey iftiharımız Mavortius, sana yıldızların karışımları hakkında sıkça ihtarda bulundu; tüm hükümlerde ve takdirlerin özünde, sana karma dengenin tesirinden başka hiçbir şeyi telkin etmedi; bilhassa insanların doğum haritalarında birinci köşe noktaları (cardines) başka, ikinci köşe noktaları başka neticeler meydana getirirken.

Zira birinci köşe noktaları yükselene ve gökyüzünün ortasına (medium caeli) hâkimdir, ikinci köşe noktaları ise gökyüzünün dibini (IMC) ve batıyı içine alır; bu dört köşe noktasının daima değişken ve birbirine zıt gücünden [okunamadı] özü anlaşılır ve bütün yıldızlar kendi tabiatlarının kudretine göre, birinci köşe noktalarında yerleştiklerinde başka, ikincilerde yerleştiklerinde başka hükümler verirler.

Yükselenden itibaren beşinci ve on birinci evler de, yani iyi talih ve iyi ruh (bonus daemon) evleri, atıl evlerin miskin düşüklüğünden ayrılır; tembel ve düşkün evlerle herhangi bir ışın ortaklığı kurmaz, bilakis yükselene kutlu bir ışın bağıyla bağlanırlar.

Hüküm verme hususundaki üçüncü tesiri ise yükselenden itibaren dokuzuncu ve üçüncü evler paylaşır, zira bu evler de yükselen ile gayet kuvvetli bir ortaklık birliği tesis eder.

Yükselenden itibaren ikinci ve sekizinci evler ise yükselenin her türlü bağından çözülerek bu ortaklık bağından koparılır. [okunamadı] Yükselenden itibaren altıncı ve on ikinci evleri her türlü ortaklık bağı büsbütün dışlar ve düşüşün (casus) zeval bulan alçaklığıyla hırpalar.

Evlerin bu değişkenliğinden ötürü yıldızların kudreti ya yükselir ya da düşer, nitekim önceki izahta gösterdiğimiz üzere; zira üçüncü kitapta münferit yıldızların hangi evde bulunduklarında ne takdir ettiklerini hususi olarak ele almıştık.

Lakin sen hangi dualarla olursa olsun yalvar ki, insanların yazgılarında iyicil yahut kötücül yıldızların seyri yükselenden itibaren altıncı veya on ikinci eve, keza ikinci veya sekizinci eve asla denk gelmesin. Zira bu evler bütün yıldızlar tarafından daima düşmanca ışınlarla zapt edilir.

Nitekim bu evlere hangi yıldız yerleşirse yerleşsin, ya iyiliğinin şifalı koruyuculuğunu yitirir yahut habis bir yıldız ise, kötülüğün şiddetlenen gücüyle zarar vermek üzere daha da pekişir.

Bu evlerde Ay ile birlikte bulunan kötücül yıldızlar, genel olarak hiçbir çaresi bulunmayan felaket yıkımları takdir ederler; iyicil yıldızlar ise evlerin adeta gizli düşüklüklerine kapatılmış olarak, güçlerinin şifalı koruyuculuğunu kaybederler.

Ayrıca yıldızların gündüz ve gece doğum haritalarındaki farklı ve değişken halleri de başka başka işler görür; birbirlerine üçgen açı (trinus), kare açı (quadratus) yahut karşıtlık (oppositio) ışınlarıyla bağlandıklarında farklı hüküm güçlerine malik olurlar.

Zira bütün karışımların ahengi buradan dengelenir, takdirlerin tüm kudreti buradan temaşa edilir.

Nitekim yıldızlar kendi tabiatlarına yahut daima karşıt olan konumlarına göre karşılıklı olarak insanların kaderlerini çeşitliliğin dengeli ölçüsüyle tanzim ederler.

Ey iftiharımız Mavortius, bu ilahi hikmetin öğretisini sana eksiksizce aşılayabilmek için, karışımların bu özünü şimdi sana izah edeceğim.

Fakat sözümüz karışımların izahına geçmeden önce, bu kitabın başlangıcı ulu yıldızların açıklamalarıyla bezensin diye, sana parlak yıldızların krallara layık kudretlerinden kısaca bahsedeceğim.

Burçların parlak yıldızları hakkında,

Bütün burçlarda parlak ve ulu bir haşmetin ışıltısıyla parıldayan yıldızlar buluruz, lakin krallara layık olanlar dört tanesindedir, yani Aslan, Akrep, Kova ve Boğa burçlarında. Ancak bu burçların hangi derecelerinde o ulu ışığı bulacağını kısa bir izahatla göstereceğim. Aslan'ın beşinci derecesi parlak bir ışıltıyla ışıldayan bir yıldıza sahiptir.

Ay, ışığı büyürken bu yıldızda bulunursa ve yükselenin yahut gökyüzünün ortasının (MC) köşe noktasını derece derece işgal ederse, krallıklar ve en yüce kudretin hâkimiyetini takdir eder. Fakat Kova'nın yirminci derecesi de benzer bir haşmet ışıltısıyla süslenmiştir.

Zira Ay, bu yıldızda, yani Kova'nın yirminci derecesinde ışıklarla dolu olarak doğmuşsa ve doğum haritasının (genitura) birinci köşe noktalarını işgal ederse, benzer şekilde krallara yakışır bir kudretin ve imparatorluk payesinin nişanelerini vadeder. Lakin Boğa'nın on beşinci, yirmi yedinci ve otuzuncu dereceleri de İkizler'in ışığı ve haşmetiyle benzer şekilde donanmıştır.

Nitekim Boğa'nın on beşinci derecesinde Ay bulunur da doğum haritasının birinci köşe noktalarını tutarsa, pek kudretli [okunamadı] ve bol servetin artışını takdir eder.

Ay şayet Boğa'nın yirmi yedinci derecesinde bulunursa, büyük bir mevkinin nişanelerini bahşeder ve halkın hevesle talep ettiği her şeyi halka bağışlayan, mabetlere muhteşem ve şanlı adaklar adayarak bu ebedi şeref parıltılarıyla onurlandırılan, en büyük halkların hayatını kendi kudretleriyle ayakta tutan kimseler meydana getirir.

Söylediğimiz gibi Boğa'nın otuzuncu derecesi dahi ilahi bir haşmet nuruyla parlar, zira Ay bu derecede bulunursa, büyük bir kudretin nişanelerini ve erki takdir eder.

Şayet bu derecede yerleşip birinci köşe noktalarında bulunursa, bilhassa ışığı büyürken Jüpiter onu uğurlu bir ışın saçımıyla seyrederse, ordu komutanlıkları, mutlak hâkimiyet ve krallık vadeder.

Zira o vakit kudretlerinin serbestliğiyle yücelerek, hem denizin hem karanın hâkimiyetini ellerinde tutarak ordularını denizler ve karalar boyunca kutlu bir biçimde sevk ederler. Bu saydıklarımızın aynısını Akrep'teki yedinci derece de husule getirecektir. Nitekim benzer bir haşmet ışıltısı bu dereceyi de süsler.

Fakat Ay bu derecede, birinci köşe noktalarında yerleştiğinde, evvelce zikredilen paye nişaneleriyle birlikte korkunç bir gaddarlığın ve hadsiz bir dehşetin ürpertisini takdir eder.

Zira Ay'ı bu vaziyette olanlar, en yüce kudret serbestisine kavuştuklarında, bütün insanlara karşı dizginsiz bir ihtirasın hararetiyle saldırırlar.

Sana şimdilik Myriogenesis kitaplarından bu küçük kısımları derledik, lakin bu eser tamamlandığında o vaat edilenleri de yerine getireceğiz.

Şimdi vaat ettiğimiz üzere bütün yıldız karışımlarını bildiriyoruz, ta ki her bir karışım ahengi tertip edildiğinde söz verdiğimiz her şeyi izah etmiş olalım.

Zira bütün burçların parlak yıldızlarına ve onların hükümlerine dair her şeyi sonuncu kitapta, yani sekizinci kitapta sana hususi olarak anlatacağım.

III.

Satürn ve Jüpiter üçgen açıda,

Bütün yıldızlar şayet birbirlerini üçgen açı (trinus) ışınımıyla görürlerse, ister uğurlu ister uğursuz yıldızlar olsunlar, karışımların elverişli dengeleriyle uyuşurlar, öyle ki bu ışın saçımı sayesinde uğursuzların kötülüğü yatışır, uğurluların ise şifa veren iyilikleri kuvvet bulur.

Bu suretle Satürn Jüpiter'e üçgen açıyla bağlanırsa ve bu kavuşum (coniunctio) miskin ve düşkün yerlerden sakınırsa, her ikisi de sevindikleri burçlarda bulunurlarsa yahut biri kendi evinde (domus) yerleşip diğerini üçgen açıyla görürse,

üstelik yükselen ile derece derecesine ışınım bağı kurarlarsa, bilhassa ikisinden biri, yani Satürn yahut Jüpiter, büyüyen Ay'ın ışığını kabul etmişse, büyük bir talihle beraber nihayetsiz zenginlikler takdir ederler.

Zira o vakit Satürn sonsuz servetlerin ve büyük mülklerin hâkimiyetini ihsan eder, o vakit ekin tarlalarını, otlakları [okunamadı] ve ormanlık arazileri vadeder.

Ayrıca bazı kutsal yapıların kamusal mimarları olmalarını sağlar, öyle ki bu yapı ustalığından ötürü en büyük itibar payesi hâsıl olur.

Mali mükellefiyetlerin tahsildarlarını yahut kutsal zahire ambarlarının yöneticilerini meydana getirir ve bu memuriyetlerde azametli bir kudret payesi bahşeder. Onları babalarının itibarından sonsuz derecede üstün kılar, lakin doğum haritasının ölçüsüne ve mahiyetine göre kimine idarecilik vazifeleri, kimine pek büyük miraslardan gelirler, kimine de başkasının emeğinden elde edilen kazançlar sağlar.

Yine de bütün bunları, zedelenmez bir sadakat telkiniyle kudretli ve en nüfuzlu kimselerin nezdinde muteber kılar.

Saturnus ve Jüpiter'in Üçgen Açısı

Şayet Satürn ve Jüpiter, daha önce zikrettiğimiz üzere üçgen açı (trinus) ışınımıyla birleştiğinde Merkür de bu ışınıma eşit derecede dahil olursa, kutsal ve girilmez dinlerin sırlarını bahşeder, öyle ki kişilerin büyük şehirlerin veya kralların vazifelerini idare etmelerini sağlar, onları öyle kimseler kılar ki krallar bütün icraatlarının idaresini kendilerine tevdi eder, ekseriyetle bu kimselere şanlı elçilik vazifeleri yüklerler.

Fakat bu kimseler, evlatlarının felaketleri sebebiyle pek büyük talihsizliklerle yıpranırlar, evlatlarını kaybederek ya başkalarının zürriyetini büyütmek zorunda kalırlar ya da kendi evlatlarına uzun bir zaman geçtikten sonra, başkaları tarafından yetiştirilmiş olarak kavuşurlar. Lakin bu durumlar, şayet gündüz doğum haritası (genitura) olup Mars'ın tanıklığı bulunmadığı takdirde vücut bulur.

Zira Mars bu birleşimi tehditkâr bir ışınımla zorlarsa yahut gece doğum haritası olursa, bütün bu zikrettiklerimiz zeval bulur.

Dahası hasedin kınaması ile muhalefetler [okunamadı] ve gizli haset kötü telkinlerle vurur yahut hükmedilmiş ne kadar hayır varsa Mars'ın düşmanca tanıklığı buna hücum eder.

Satürn ve Mars Üçgen Açıda

Şayet Satürn, Mars ile üçgen açı ışınımıyla bağlanmış olursa, bu ortaklık doğum haritasının elverişli evlerinde (domus) bulunursa, her ikisi de sevinç duydukları burçlarda veya sevinç duydukları derecelerde yahut yücelme (exaltatio) konumlarında yer alırsa, Jüpiter'in yahut Merkür'ün tanıklığı da onlardan eksik olmazsa, en büyük kazançları meydana getirirler, gündelik gelirlerin artmasına hükmederler.

Ayrıca bu kimseleri, bütün işlerinde talihin kendilerine yaver gittiği ve iktidarın serbestliğiyle her icraatta yükselen, kendi gayretleriyle kendilerine en yüksek itibar nişanelerini kazandıran, tanınmış, soylu, buyurgan ve en büyük şehirlerin idari makamlarını yöneten kimseler yaparlar.

Fakat bu kimseler, büyük kardeşlerinin ölümlerine aralıksız bir ışınımla şahit olurlar.

Satürn ve Güneş Üçgen Açıda

Şayet Satürn, Güneş ile üçgen açı ışınımıyla bağlanırsa, her ikisi de doğum haritasının elverişli evlerinde bulunup her türlü alçalmadan uzak kalırsa ve dahi gündüz doğum haritası olursa, hayatın nişanelerini makamın aralıksız yükselişleriyle taçlandırırlar, en büyük izzetin kudretine hükmederler, şöhret ve asalet bahşederler, bilhassa eril burçlarda bulunup bu ışınımla birleştikleri takdirde bu kimselerin ebeveynlerinin de benzer bir itibar artışıyla onurlandırılmasını sağlarlar.

Şayet gece doğum haritası olursa, baba mirasının dağılmasının ardından, kendilerine kendi faziletleriyle bir mülk edinme imkânı sağlarlar.

Satürn ve Venüs Üçgen Açıda

Şayet Satürn, Venüs ile üçgen açı ışınımıyla bağlanırsa, her ikisi de doğum haritasının elverişli evlerinde bulunup her türlü düşüş ve alçalmadan uzak kalırsa, insanların hayatını munis bir itidalle berrak kılarlar, ahlaklarını iffetli ve erdemli bir yaşantının ziynetiyle donatırlar, onları her türlü hayasızlığın kirliliğinden uzaklaştırırlar, iffet ve saffet ile sevimli ve seçkin kılarlar, öyle ki bu seçkinlik yüzünden aşağı tabakadaki kimseler tarafından kendilerine karşı kâfi derecede haset uyandırılır.

Fakat bu kimselerin evlilik bağıyla birleşmelerini geciktirirler.

Satürn ve Merkür Üçgen Açıda

Şayet Satürn, Merkür ile üçgen açı ışınımıyla bağlanırsa, her ikisi de doğum haritasının elverişli evlerinde bulunup her türlü düşüş ve alçalmadan uzak kalırsa, basiretli, zeki ve her türlü ilmin vazifelerine daima yatkın kimseler kılarlar, ahlaklarını erkenden vakarın ağırlığıyla tezyin ederler, onları öyle kimseler yaparlar ki istişareleri daima diri muhakemelerle kuvvet bulur, icraatlarını ya hesap işlerinden verirler yahut onları muhakkak kamu hesaplarının ve maliyenin başına geçirirler ya da kralların katipleri yaparlar, öyle ki bu vazifeler vesilesiyle kendilerine büyük servet imkânları ihsan edilir.

Lakin şu hususu hatırlamamız icap eder ki, yalnızca Merkür yıldızı yükselenden (ascendens) itibaren on ikinci evde bulunduğunda sevinç duyar.

Satürn ve Ay Üçgen Açıda

Şayet Satürn, Ay ile üçgen açı ışınımıyla bağlanırsa, her ikisi de doğum haritasının elverişli evlerinde bulunup her türlü düşüş ve alçalmadan uzak kalırsa ve Ay ışığıyla dopdolu olursa, bu konuma sahip olanları krallara veya hükümdarlara [okunamadı]

kendilerini her daim hükümdarlara yahut kudretli kimselere hayırlı ve uğurlu bir tavassutla takdim ederler, bu kavuşumdan (coniunctio) ötürü kendilerine pek büyük şan nişaneleri takdir olunur. Şayet Ay'ın (Luna) ışığı eksilmiş ise, zikredilen ikbal artışları azalır.

Lakin Ay hususunda şunu da hatırda tutmalıyız ki, gece doğum haritasında (genitura) yükselenden (ascendens) itibaren yalnızca sekizinci evde (domus) bulunması hayra alamettir, bilhassa bu mahalde sevinç duyduğu burçlarda yahut sınırlarda bulunup da ışığı tam ise.

Zira o vakit ikbalin ve mevkiin nişanelerini, servetin en büyük dayanaklarını, makamları ve hâkimiyeti bu evin kudretiyle bahşeder.

Gündüz vakti ise, şayet Jüpiter yükselenden itibaren on birinci evde bulunursa, bu mahalde yerleşmiş olarak yine aynı şeyleri takdir eder.

Jüpiter ve Mars Üçgen Açıda

Şayet Jüpiter ile Mars üçgen açılı (trinus) ışın saçımıyla birleşmiş olursa, her ikisi de doğum haritasının elverişli mevkilerinde yer alıp düşüşlerin (casus) getirdiği her türlü alçalıştan uzak bulunursa, en yüksek makamların idaresini, geniş bir nüfuz kudretini takdir ederler, onları her türlü işi en uğurlu usullerle neticelendiren kimseler kılarlar, ayrıca en mühim idari vazifeleri tayin ederler ve hükümdarların takdiriyle kendilerine peş peşe payeler ihsan edilecek bir mertebeye eriştirirler.

Jüpiter ve Güneş Üçgen Açıda

Şayet Jüpiter ile Güneş üçgen açılı ışın saçımıyla birleşmiş olursa, her ikisi de doğum haritasının elverişli mevkilerinde yer alıp düşüşlerin getirdiği her türlü alçalıştan uzak bulunursa, soyluluğun ziyadesiyle artmasını, gani servetin bereketli dayanaklarını takdir ederler, büyük bir şanın nişanelerini bahşederler, evlatların ikbalinden doğan en büyük sevinçleri sağlarlar ve ömrü her daim şerefli bir mevki haşmetiyle tezyin ederler.

Jüpiter ve Venüs Üçgen Açıda

Şayet Jüpiter ve Venüs üçgen açılı ışın saçımıyla birleşmiş olursa, her ikisi de doğum haritasının elverişli mevkilerinde yer alıp düşüşlerin getirdiği her türlü alçalıştan uzak bulunursa, zarafetin en yüksek lütfunu takdir ederler, onları daima bütün erdemli kimselerle sevimli bir ülfet içinde bir araya getirirler ve zevcelerinin kendilerine sadıkane muhabbet duymasını sağlarlar.

Mirasın artması ve mevki nişaneleri ise onlara ya dostlarının yahut zevcelerinin yardımıyla ihsan edilir.

Jüpiter ve Merkür Üçgen Açıda

Şayet Jüpiter ve Merkür üçgen açılı ışın saçımıyla birleşmiş olursa, her ikisi de doğum haritasının elverişli mevkilerinde yer alıp düşüşlerin getirdiği her türlü alçalıştan uzak bulunursa, onları zeki, basiretli, keskin bir dimağ gücüyle tahkim edilmiş ve her türlü meşgaleyi daima muvaffakiyetle yürüten kimseler yaparlar.

Ayrıca haşmetli ve pek kudretli makamlarının liyakati sebebiyle bütün insanların fevkine geçirirler, onları her fiillerinde daima methedilecek ve hüsnükabul görecek bir mertebeye ulaştırırlar.

Aynı zamanda onları kamu hesaplarına ve maliyeye nezaret eden, amme vazifelerini hiçbir kusura mahal vermeksizin deruhte eden, hükümdara ait icapları kendi tasarruflarıyla nizama koyan kâtipler kılarlar.

Kimilerine de semavi yıldızların sırlarını bildirirler.

Jüpiter ve Ay Üçgen Açıda

Şayet Jüpiter ve Ay üçgen açılı ışın saçımıyla birleşmiş olursa, her ikisi de doğum haritasının elverişli mevkilerinde yer alıp düşüşlerin getirdiği her türlü alçalıştan uzak bulunursa ve dahi Ay'ın ışığı tam ise, insanları şöhretli, soyluluk bilgisiyle bezenmiş kılarlar, onlara iyi bir nam bahşederler, ancak bu doğum haritasının geri kalan kudretine tabidir.

Kimilerine en kudretli idarelerin selahiyetini verirler, kimilerini ordunun başına geçirirler, kimilerine ise en mühim vilayetlerin kaza salahiyetini tevdi ederler.

Lakin bunları lekesiz ve rüşvetsiz hükümleriyle şereflendirirler, öyle ki itimatları her daim nüfuzun bozulmaz kudretiyle süslenir.

Mars ve Güneş Üçgen Açıda

Şayet Mars ve Güneş üçgen açılı ışın saçımıyla birleşmiş olursa, her ikisi de doğum haritasının elverişli mevkilerinde yer alıp düşüşlerin getirdiği her türlü alçalıştan uzak bulunursa, en yüksek iktidarın ve en yüce mevkiin nişanelerini takdir ederler, bilhassa gece doğum haritasında Güneş, Mars'ın sağ cenahında yerleşmiş ise. Zira o vakit şanlı bir nüfuzun iktidarları, şerefli makamların hâkimiyeti takdir olunur.

Şayet bu vaziyet teşekkül etmişken üçgenin diğer cenahından Jüpiter, doğum haritasının başlıca köşe noktalarında yerleşerek bunlara hayırlı bir ışın saçımıyla bakarsa ve iyi bir evden bütün bunlara Ay'ın ışını vasıl olursa, o takdirde en mühim idareleri ve orduları onlara emanet ederler, sınırsız mevki nişanelerini en geniş nüfuz iktidarıyla birlikte takdir buyururlar.

Fakat Mars, Güneş ve Jüpiter eril burçlarda yerleşmiş olursa, bu tesirler daha da kuvvetli olacaktır.

[Mars ve Venüs üçgen açıda.] Şayet Mars ve Venüs üçgen açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa, her ikisi de doğum haritasının (genitura) elverişli yerlerine konulursa ve düşüşlerin tüm alçaklıklarından uzak bulunurlarsa, kazançların aralıksız sürmesiyle her gün gelir bahşederler, bu kavuşum ortaklığından hayırlı bir evlilik bağı meydana getirirler, böyle kimseler daima kendilerine hoş bir vakar katan, kudretin mağrur ruhuyla yükselen, pek çok evlilik peşinde koşup bunlara en zahmetsiz yollarla nail olan kimseler olurlar.

[Mars ve Merkür üçgen açıda.] Şayet Mars ve Merkür üçgen açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa, her ikisi de doğum haritasının elverişli yerlerine konulursa ve düşüşlerin tüm alçaklıklarından uzak bulunurlarsa, kişileri hikmet sahibi kılarlar, tüm işlerden hayırlı tedbirlerin hesaplarıyla sıyrılmalarını sağlarlar, her türlü iş ilişkisinde daima talihli bir neticeye ulaşmalarına önayak olurlar, tüm darlıkların getirdiği sıkıntıları kendi tedbirlerinin yetkisiyle hafifleten, hesap ve kitap ya da yazı işlerini yürüten keskin zekâlı, muktedir kimseler yaratırlar, [Yunanca: ...ise güçlü hükümdarlar yapar. Şayet bunlara ek olarak Jüpiter de üçgen açıda bulunur ve Ay'ın köşe noktasında yer alırsa, o zaman hayatın ve ölümün efendisi olurlar... zenginlik ve meşru bir eş verirler. Zarafet düşkünü, yüce gönüllü ve birçok kadının peşinden koşan kimseler yapar... muktedir, anlayışlı ve kararlarında isabetli, işlerinde keskin kılarlar. Bunlar hayatlarını yazı, eğitim ve söz ile sürdürürler.] arzu ettikleri her şeye en kolay yollarla erişmelerini sağlarlar. [Yunanca: ...istedikleri işleri kolayca elde eden muktedirler kılarlar. Şayet Jüpiter de bakarsa, şerefli ve pek kuvvetli hükümdarlar yapar, gündüz vakti ise hem hayata hem bedene zararlıdır.]

Fakat Mars ile Ay'ın bu karışımına Jüpiter tanıklık ışınımıyla nazar ederse, en büyük makamları ve en yüksek haysiyetin hâkimiyetlerini bahşederler, şan ve büyük bir iktidar serbestliği de bağışlarlar. Şayet Ay'ın ışığı tam olursa, bedeni bitmek bilmeyen hastalıkların sürekliliğiyle zayıflatırlar.

[Güneş ve Ay üçgen açıda.] Şayet Güneş ve Ay üçgen açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa, her ikisi de doğum haritasının elverişli yerlerine konulursa ve düşüşlerin tüm alçaklıklarından uzak bulunurlarsa, [Yunanca: ...sağdaki şekil uğurludur, yine de diğerlerinin tanıklıklarına bakmak gerekir.] ve böylesine hayırlı bir ışınımla birleşmiş olmaları vuku bulursa, ancak diğerlerinin elverişli ortaklık tanıklığıyla bezenmiş olurlarsa yahut eksilen Ay'ın ışığını [okunamadı] büyüyen Ay devralırsa, bunlar aracılığıyla talihin alametleri bahşedilir.

[Luna ve Venüs üçgen açıda.] Şayet Ay ve Venüs üçgen açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa, her ikisi de doğum haritasının elverişli yerlerine konulursa, düşüşlerin tüm alçaklıklarından uzak bulunurlarsa, Ay'ın ışığı eksilmiş ve doğum haritası da geceye ait olursa, bunlar vasıtasıyla en yüce talihin alametleri bahşedilir. O vakit bu kavuşum ortaklığından icraat ve şan tayin olunur, o vakit evlatlara yönelik anne şefkati büyür, o vakit iffetin bozulmamış sadakati evlilikleri korur, o vakit [okunamadı] sevimli bir lütufla evlat sevgisine daima nüfuz ederler, o vakit kardeşler sadık bir muhabbetle sevilir, o vakit zarafetin lütufları, o vakit talihin sevinçleri, o vakit kudretin şanlı terbiyesi devredilir.

[Ay ve Merkür üçgen açıda.] Şayet Ay, Merkür ile üçgen açı ışınımıyla kavuşmuş olursa, her ikisi de doğum haritasının elverişli yerlerine konulursa ve düşüşlerin tüm alçaklıklarından uzak bulunurlarsa, burçların çeşitliliğine göre her şeyi takdir ederler. Nitekim kimilerine fasih hitabet süsü bahşeder, kimilerine bu kavuşumdan parlak sanatların alametleri verilir, kimilerine musikinin tatlı ahengini sunarlar, kimilerini ressam yaparlar, öyle ressamlar ki sanatlarını daima seçkin bir asalet tanıtır. Kimilerine silahların kudretini takdir ederler, kimilerine beden terbiyesi sanatını verirler, tatlı nağmelerle şarkı söyleyen diğerlerini ise halkın eğlencelerine tayin ederler. Fakat bütün bu kimseleri, halkın hükmüne sadık bir övgüyle daima kabul ettirirler. Başkalarını da sıkça ticaret işleriyle uğraşan kimseler kılarlar. Lakin bütün bunları, diğer gezegenlerin tanıklıklarına ve evler ile burçların kuvvetlerine göre sergilerler.

Hangi üçgen açıların sağda, hangi kare açıların (quadratus) ise nerede olduğu ikinci kitapta açıkça izah edilmişti.

Kare Açı Işınımının Hükümleri

Şimdi sana, ortaklığı daima sert ve tehditkâr bir ışınımla vücut bulan kare açı ışınımının hükümlerini açıklayacağım. Zira bu kavuşum sebebiyle kötücül gezegenlerin kuvveti artar ve iyicil gezegenlerin himayeleri bazen alt edilerek [okunamadı] tehditkâr bir ışınım meydana gelir, bu ışınım kötülükleri icra etmede karşıtlık ışınımıyla daima eşit bir kudretle kol gezer.

[Satürn ve Jüpiter kare açıda.] Şayet Jüpiter ve Satürn kare açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa ve Satürn üstün konumda bulunursa, sağ kare açının üstün mevkiine sahip olarak, [Yunanca: Jüpiter Satürn'e kare açıda olduğunda, şayet Satürn üstün konumdaysa yahut sağdaysa...]

Satürn ve Jüpiter Kare Açısı

...tarafı elinde tutan ve Jüpiter sol kare açıda (quadratus) kalarak daha aşağıda görünen bir konumda bulunursa, hayatî tehlikelere hükmederler, baba mirasını eksiltirler, onların bütün kararlarını kötülüğe sevk ederler, eylemlerine engel olurlar, zihinlerini çeşitli içsel çelişkilerle altüst ederler, babaları türlü felaketlerle yıpratırlar ve baba mülkünü de çeşitli kayıplarla dağıtırlar.

Şayet Jüpiter üstün konuma gelir, sağ tarafı elinde tutar ve sol kare açıda yerleşmiş olan Satürn'e bakar ise, önceki felaketlerin getirdiği talihsizlikler hafifler, ebeveynler bir parça şan ve övgü parıltısıyla asilleşir, doğum haritasının (genitura) sınırları ölçüsünde onlara her gün kazanç imkânları ihsan edilir.

[Yunanca] Mülkler eksilir, zira üstün gelen kötücül gezegendir, bu üstünlük sebebiyle işleri köstekler, fikir ayrılıklarına yol açar, babayı yıpratır ve baba mirasını mahveder... Şayet Jüpiter Satürn'e üstün gelirse kötülük hafifler, zira babaya bir parça rahatlık, çocuğa da zaman ilerledikçe hayatında kısmi bir ilerleme bahşeder. Bedenleri ise ürpertilere ve hummalara maruz bırakır.

Satürn ve Mars Kare Açısı

Eğer Satürn ve Mars kare açı ışınımıyla kavuşum (coniunctio) yapmışlarsa, Satürn üstün konuma gelerek sağ kare açıyı tutar ve sol kare açıda yerleşmiş olan Mars'a tehditkâr bir ışınımla bakar ise, bu kavuşum sebebiyle her türlü eyleme daima sonuçsuz bir gayretle ket vururlar, onları zihnin soğuk uyuşukluğuyla her türlü iş ve vazifeden daima uzak tutarlar.

Bedenlerini ürpertici bir süreklilikle sarsacak şekilde, ateşli nöbetlerle karışık soğuklar getirerek daima muhtelif türden hastalıklar verirler.

Bunun yanı sıra bu kavuşum baba mülkünün imkânlarını heba eder ve ağır talihsizliklerin düşüşüyle (casus) daima kardeşlerin ölümlerine delalet eder.

Şayet Mars üstün konuma gelir, sağ tarafı elinde tutar ve daha aşağı bir mevkide bulunan Satürn'e kare açı ışınımıyla bakar ise, bu kavuşum sebebiyle anne için tez bir ölümün yıkımı hazırlanır.

Lakin önceki kötülüğün bütün lekesi dindiğinden, onları bütün eylemlerde daima talihli bir teşebbüsün etkili gayretine sevk eder. Bununla birlikte, yine bu kavuşum sebebiyle baba mülkü dağılır.

Üstelik kendileri de ardı arkası kesilmeyen kayıplarla sarsılırlar ve hane halkının ahlaksızlığı onlara daima lekeleyici bir kötü şöhret yarası açar.

[Yunanca] ...ve sık sık hastalanan, işleri güçleri rast gitmeyen kimseler kılarlar, baba mülkünü yok ederler, ayrıca kendi kadınlarını da yaralayıp hırpalarlar. Mars Satürn'e üstün geldiğinde baba anneden evvel ölür. Dünya işlerindeki eylemlere gelince, böylesi bir konum tesirlidir, ancak baba mirası yine de yok olur, böyle kimseler kendi yakınları tarafından da hasede uğrarlar. Babaya gelince, hayattan bir düşüş yahut sürgün vuku bulur, anneden evvel ölüm gerçekleşir, doğuma yahut doğan çocuğa gelince, hayatta yanılgılar ve pek çok kişiden hakaretler görülür.

Satürn ve Güneş Kare Açısı

Eğer Satürn ve Güneş kare açı ışınımıyla kavuşum yapmışlarsa, Satürn sağ karenin üstün tarafını elinde tutarak sol kare açıda yerleşmiş Güneş'e tehditkâr bir ışınımla bakar ise, bu kavuşum önceki makam ve şerefin nişanelerini zayıflatır, acı bir itibar kaybıyla mevkiden düşüş getirir ve sinirlerin daimi kasılmasıyla bedenlerini sakatlar.

Bununla birlikte ebeveynlerini de aynı talihsizlik lekesiyle sarıp kuşatır, ayrıca bu babaların annelerden önce can vermesine yol açar.

Üstelik kendilerinin de muhtelif günahlar içinde daima yanılmasına sebep olur, zararlı düşüp kalkmaların yıkımına hükmeder, hıltların yakıcı soğukluğundan ileri gelen ağır hastalıklar salar, hem baba mirasını hem de bütün işleri aynı şekilde yerle bir edip kırar döker.

Şayet Güneş üstün konuma gelir, sağ tarafı elinde tutar ve daha aşağı bir mevkide bulunan Satürn'e kare açı ışınımıyla bakar ise, bu kavuşum baba mülkünü dağıtır, ev halkının ağır düşmanlıklarını peydahlar, zihnin bütün atılımını ve bütün eylemlerini karanlık düşüncelerle daima hırpalar.

Üstelik kararların asla hayırlı neticeler vermesine müsaade etmez, ilk gençlik çağında şiddetli ve sık nükseden hastalıkların dertlerini musallat eder, bitkin düşmüş bedeni birbirini izleyen çok çeşitli marazlarla zayıflatır.

[Yunanca] Bedene ürpertiden ve hummadan hastalıklar musallat eder... Giriştikleri eylemlerde de önleri kesilir. Güneş Satürn'e üstün geldiğinde baba mirası dağılır, yakınlarına düşman olurlar, zihnin atılımları ve eylemleri kararır, niyetleri engellenir, ilk gençlik çağında bedensel yanmalar ve türlü türlü hastalıklar belirir. Hayatta düşüşler, zararlar ve kadınlar tarafından kederler vuku bulur.

Satürn ve Venüs Kare Açısı

Eğer Satürn ve Venüs kare açı ışınımıyla kavuşum yapmışlarsa, Satürn sağ karenin üstün tarafını elinde tutarak sol kare açıda yerleşmiş Venüs'e tehditkâr bir ışınımla bakar ise, bu kavuşum baba mirasını çarçur edip ağır bir sefalet yükü yükler, kadınlar eliyle acı felaketlerin yıkımlarını musallat eder, ne bir letafet lütfu bahşeder ne de onların arzularının hayırlı neticelere ermesine müsaade eder.

Şayet Venüs üstün konuma gelir, sağ yanı tutarak daha aşağı bir mahalde bulunan Satürn’e kare açı (quadrata radiatio) ile bakarsa, bu kavuşum (coniunctio) şerefli ve iffetli ahlaka sahip eşler ihsan eder, fakat bu kadınlar evin içindeki bütün idare yetkisini kendilerine mal ederler, kocalarını sadık ve lekesiz bir muhabbetle severler, öyle ki her ikisinin arasındaki evlilik lütfu onları birbirine bağlar, lakin her ikisi de sevgilerini bir tür gizleme çabasıyla örtmeye çalışırlar.

Satürn ve Merkür Kare Açıda

Şayet Satürn ile Merkür kare açı ile birleşir ve sağ karenin üst kısmını tutan Satürn, sol karede yerleşmiş olan Merkür’e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum doğumun ilk gününden itibaren sürgünlere hükmeder, zihnin bütün düşüncelerini ve bütün niyet sıralarını hem haber verir hem onlara hücum eder ve bütün eylemleri daima soğuk bir uyuşuklukla takip eder.

Daima başkalarının kudretine boyun eğmeye mecbur bırakır, bütün işlerde ikinci dereceden hizmetleri yürütürler, fakat kendilerine karşı büyük haset fırtınaları koparır.

Böyle kimseler zarafetten ve iyiliklerden yoksun kalırlar ve eylemlerinde talihsiz olurlar. Venüs Satürn’e üstün geldiğinde, alacakları kadınlar kusursuz olur, lakin sert ve buyurgan bir tabiat taşırlar, kocalarına karşı şefkat beslerler ve ona sadakatle bağlanırlar. Gizlice birbirlerine karşı arzu duyarlar. [Yunanca]

Zihinlerindeki niyetleri kırıp atar, eylemlerine soğukluk getirir, onları başka kimselerin emri altına sokar ve hasetçi olduklarını gösterir. [Yunanca]

Bazılarının dilini bağlayarak kekeme sesler çıkarmasına yol açar, kimilerinin kulaklarını körelterek sağır eder ve bu illetler, şayet evvelki kötülük Mars’ın tanıklığıyla hafifletilmemişse, sürüp gider.

Şayet Merkür üstün konuma gelir, sağ yanı tutarak daha aşağı bir mahalde bulunan Satürn’e kare açı ile bakarsa, bu kavuşum ortaklığından elbette hiçbir hayır çıkmaz, fakat önceki talihsizliklerin kötülüğü az da olsa hafifletilir.

Ve bazıları kekeme, peltek, tutuk dilli, hırıltılı sesli yahut sağır olurlar. Merkür Satürn’e üstün geldiğinde ise bu konum pek iyi olmasa da kötülükler daha az vuku bulur. [Yunanca]

Akıntıları harekete geçirir. Eylemsizliğe sebebiyet veren bir konumdur. Anneye ait malları yok eder ve evlatlar annelerine düşman olurlar. Anne ise kötü bir ölümle can verir. [Yunanca]

Satürn ve Ay Kare Açıda

Şayet Satürn ve Ay kare açı ile birleşir ve sağ karenin üst kısmını tutan Satürn, sol karede yerleşmiş olan Ay’a tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum bedenin habis hıltlarla (humores) hırpalanmasına yol açar, ruhun tembel uyuşukluklarıyla kişileri bütün eylemlerden koparır ve onları asla hiçbir eyleme cüret edemeyecek kimseler haline getirir.

Bununla da kalmayıp, bu kavuşum anne mirasını daima hazin kayıplarla dağıtır yahut evlatların annelerine karşı baba katline varan bir düşmanlık kavgasına girişmelerine neden olur.

Şayet Ay üstün konuma gelir, sağ yanı tutarak daha aşağı bir mahalde bulunan Satürn’e kare açı ile bakarsa, bu kavuşum anneyi feci bir ölümle yere serer, kişinin kendisini ise dinmeyen acı tehlikelerle kuşatır, habis hıltlar sebebiyle ağır hastalık felaketlerine uğratır, türlü yanılgıların getirdiği talihsizliklerle tükenmesine sebep olur ve evlilikte hem itibar kaybına hem daimi zararlara hükmeder.

Fakat başka yıldızların desteğiyle evlilik kararlaştırılmış olsa bile, bu kavuşum eşin gönlünü acı bir nefret ihtilafıyla hiddetlendirir. Dahası, kişiyi dostların ve dahi evlatların her türlü desteğinden mahrum bırakır.

Doğan kimsenin etrafında sık sık hastalıklar ve bilhassa akıntılardan kaynaklanan illetler eksik olmaz, şayet doğum haritasında (genitura) kader başka türlü hükmetmiş ve evlilik vaki olmuşsa bile, kadın ona karşı hayırhah olmaz, evlatlar konusunda ise bu konum son derece tehlikelidir. [Yunanca]

Şöhretin, itibarın, şerefin ve onurun sebebidir, kimileri saray avlularında bulunur, kimileri askerlik hizmetindedir, kimileri ise amme işlerini tedvir eder. [Yunanca]

Jüpiter ve Mars Kare Açıda

Şayet Jüpiter ve Mars kare açı ile birleşir ve sağ karenin üst kısmını tutan Jüpiter, sol karede yerleşmiş olan Mars’a tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum pek büyük şan nişanelerine hükmeder, bu kimseleri daima iyi bir takdimle öne çıkarır ve onurlu mansıplar tayin eder.

Kimilerini askeri vazifelere sevk eder, kimilerini hükümdar saraylarına atar, soylu ve kamusal faaliyetlerin idaresini bahşeder. Bu işlerin getirdiği vazifelerle yükselmelerini sağlar, öyle ki bu makamları azami bir itibar artışıyla elde ederler.

Lakin baba mülkünün servetini asla hakkıyla koruyamazlar.

Evlatların uğradığı felaketler sebebiyle bu kavuşum daima aralıksız kederler getirir yahut evlat sahibi olmayı pek geciktirir.

Şayet Mars üstün konuma gelir, sağ yanı tutarak daha aşağı bir mahalde bulunan Jüpiter’e kare açı ile bakarsa, bu kavuşum zihnin alev almış bütün hamlesini biler, bütün ömür boyunca türlü yanılgılarla günaha sevk eder ve insanları sebepsiz yere büyük zahmetlerin cefasını çekmeye mecbur kılar.

Lakin bu meşakkat ya kamusal işlerden yahut krallara ait hizmetlerden doğar, dahası düşmanların azgın öfkesinden ileri gelen kötü iftiraların ve ağır suçlamaların tehlikelerine hükmeder.

Jüpiter ve Güneş Kare Açıda

Şayet Jüpiter ve Güneş kare açı ile birleşir ve sağ karenin üst kısmını tutan Jüpiter, sol karede yerleşmiş olan Güneş’e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum hem şahsi hem babadan gelen liyakat vesilesiyle haysiyet nişaneleri bahşeder, dahası mülklerin ve büyük hayırların artmasını, makam yükselmelerini temin eder, hüsnükabul şahitliğiyle onları daima öne çıkarır ve liyakatinin getirdiği mevki sebebiyle pek çok kimse onun emri altına girer.

Şayet Güneş üstün konuma gelir...

Lakin baba mülkünün ve geçim vasıtalarının iyi bir muhafızı olamaz. [Yunanca]

[Yunanca] Çocuklar hususunda da keder verir, zira ya kısırlığa ya da az çocuk sahibi olmaya sebebiyet verir. Mars Jüpiter’e üstün geldiğinde öfkelerinde son derece sert, kılıçla can veren ve gerek krallara ait hizmetlerde ve işlerde gerekse kamu işlerinde nafile yere zahmet çeken kimseler meydana getirir ki bunlardan ötürü iftiralar ve ithamlar uyanır. [Yunanca] Babaya ve oğula en büyük muvaffakiyeti ve hayırlı bir itibarı bahşeder, çok kimselere üstün kılmaya vesile olur.

Fakat asla layıkıyla muhafaza edemeyeceklerdir.

Daha üstün bir mevkie gelerek sağ yanı tutan Güneş, daha aşağı bir mevkide bulunan Jüpiter’e kare açı (quadratus) ışınımıyla baktığında, bu kavuşum (coniunctio) babayı asaletinin parlak ihtişamıyla donatır, lakin babanın mülkünün acı bir müsadereyle elden çıkmasına yol açar, kudretli ve kötü düşmanların tehditkâr kalabalıklarını kışkırtır.

Jüpiter ve Venüs Kare Açıda

Şayet Jüpiter ve Venüs kare açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa ve sağ karenin üst kısmını tutan Jüpiter, sol karede yerleşmiş olan Venüs’e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum kişiyi daima pek çok kimsenin dostluğuna eriştirir, kadınların himayesiyle hem işlerin hem de kazançların aynı minval üzere temin edilmesini sağlar, hayatın bütün varlığını daima şerefli bir haysiyetle tezyin eder ve bu kimselerin tanrıların dinî vecibelerini hürmet dolu bir vecd ile ifa etmelerini temin eder.

Lakin şayet Venüs üstün konuma gelir, sağ yanı tutarak daha aşağı bir mevkide bulunan Jüpiter’e kare açı ışınımıyla bakarsa, bu kavuşumdan ötürü aşkın ayartılarını takdir eder, kişinin giyim kuşamına ve bedeninin bakımına düşkün olmasına yol açar, öyle ki bu kavuşum sebebiyle daima istekle süslenir ve sefahate dayalı hazların arzularını sürekli körükler. Ne var ki talihin mesut sevinçlerine her ne vakit nail olsalar, kaderin değişen hükümleri bütün bunları derhal tersine çevirir.

[Yunanca] Eğer Güneş Jüpiter’e onuncu evden kare açı yaparsa, baba pek parlak bir kimse olur fakat mülkleri ziyan görür, zira bunlar ya şehre ya da halka intikal eder, bazen de düşmanları onun payına mirasçı olurlar. [Yunanca] Pek çok kimsenin dostu olurlar, kadınlar vasıtasıyla iş ve kazanç temin ederler, son derece zarif ve pek dindardırlar, lakin eğer Venüs Jüpiter’e üstün gelirse şehvete düşkün olurlar, kadınlara karşı aşırı süslü, zarif ve ziynet düşkünü kimseler haline gelirler, ancak işlere giriştiklerinde aynı derecede muvaffakiyet gösteremezler.

Jüpiter ve Merkür Kare Açıda

Şayet Jüpiter ve Merkür kare açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa ve sağ karenin üst kısmını tutan Jüpiter, sol karede yerleşmiş olan Merkür’e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşumdan kâtiplik, yazı yahut sanat vazifeleri takdir olunur, onları hesaplara ve muhasebelere nezaret eden mevkilere getirir, onlara bir mülk ve kamusal bir müdafaadan hâsıl olan meşgaleler bağışlar.

Lakin şayet Merkür üstün konuma gelir, sağ yanı tutarak daha aşağı bir mevkide bulunan Jüpiter’e kare açı ışınımıyla bakarsa, bu kavuşum kâfi miktarda servet imkânı sağlar, fakat bu kimseler zihinlerindeki meçhul bir korku sebebiyle bütün iyiliklerden adeta fenalıkmış gibi kaçınarak her türlü amellerinde kendi kendilerine daima köstek olurlar, öyle kimseler olurlar ki başkalarının en büyük dualarla elde etmeyi arzuladıkları her ne varsa, kendi başlarına tesadüfen dahi gelse, zihinlerinin inatçı hükmüyle bunu bütünüyle hor görürler. Başkalarından kendilerine bir iyilik yapılmasını arzu etmedikleri gibi, kendileri dahi kendi adlarına iyi bir şey tedarik etmeye gayret etmezler.

[Yunanca] Yazıcılar, taşlarla hesap yapan idareciler ve muhasebeciler olacaklarına delalet eder ki bunların hayatı ve işi müşterek bir himayeden ileri gelecektir. Eğer Merkür Jüpiter’e üstün gelirse, geçim hususunda darlık çekmezler lakin kararsızlıkları yüzünden pek çok aksilikle karşılaşırlar, iyiliklerden fenalıkmış gibi yüz çevirirler, başkalarının temenni ettiği şeyleri elde etmek istemezler ve kendilerine kendiliğinden gelen hayırlardan dahi kaçınarak yapılan iyiliklere karşı nankörlük ederler.

Jüpiter ve Ay Kare Açıda

Şayet Jüpiter ve Ay kare açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa ve sağ karenin üst kısmını tutan Jüpiter, sol karede yerleşmiş olan Ay’a tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum hem anneye hem kişinin kendisine nihayetsiz zenginlikler takdir eder, en büyük işlerin idaresini bahşeder ve hak ettiği en yüksek itibar sebebiyle bütün akrabalarının fevkine çıkarır, [okunamadı] mertebeye yerleşmiş olarak halk nezdinde daima hüsnükabul görmesini temin eder ve şerefli bir şöhretin şahitliğiyle daima mümtaz kılınır.

Lakin şayet Ay üstün konuma gelir, sağ yanı tutarak daha aşağı bir mevkide bulunan Jüpiter’e kare açı ışınımıyla bakarsa, bu kavuşum pek çok bahtiyarlık alameti ihsan eder. Tavsiyeler ve şan şerefler bahşeder, kudret sahiplerine ve krallara hayırlı bir tavsiye ile daima takdim edilmesini sağlar. Fakat bu saadet her zaman boyunca sürüp gitmez. Zira muayyen bir vakitte hem mülk ziyanı hem makam kaybı takdir eder, haysiyetin nişanelerini azaltır ve zihnin uyuşuk bir rehavetine kapılmış olanları önceki işlerinin idaresinden uzaklaştırır.

Mars ve Güneş Kare Açıda

Şayet Mars ve Güneş kare açı ışınımıyla kavuşmuş olurlarsa ve sağ karenin üst kısmını tutan Mars, sol tarafta yerleşmiş olan Güneş’e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum hiçbir talihsizlik felaketini tehir etmez, kaderin şerli hükmü sebebiyle ilerleme fırsatlarına ve terfi mertebelerine daima hücum eder.

[Yunanca] Hem anneye hem kendisine mevki ve maişet temin edecektir, itibar ve halkın reisliği makamında bulunması hasebiyle kendi soyundan üstün kılınacak, şehirde büyük bir nam ve geniş bir şöhrete sahip olacaktır. Eğer Ay Jüpiter’e onuncu evden kare açı yaparsa, hükümdarlık makamındaki şahıslar nezdinde mevki ve itibar vadeder, lakin zamanın ilerlemesiyle muayyen bir vakitte bir miktar gerileme ve işsizlik getirecektir. [Yunanca] Daima zarar verir ve ilerleme yolunda köstek olur.

Şayet Güneş üstün konuma gelir, sağ cenahı elinde bulundurarak daha aşağı bir mahalde yerleşmiş olan Mars’a kare açı (quadrata radiatio) ile bakarsa, bu kavuşumdan (coniunctio) ötürü hem babaya hem de doğan kişinin bizzat kendisine sefil bir helak hazırlanır, üstlerine talihsizlikler yığılır ve felaketlerin türlü mihnetleri takdir edilir, bu durum fitneler körükler, çatışmalar doğurur ve halkın gazabının korku salan badirelerini uyandırır. Lakin zihnin ve kararların sarsılmaz temellerini de daima [okunamadı], başkalarının gözlerine ise körlüğün acı verici ağırlığını yükler.

Fakat bu tehlikeli badireler, bilhassa bu kavuşum yükselen (horoscopus) ile tehditkâr bir ışınımla birleşmişse yahut Mars batışta yerleşip gökyüzünün ortası (MC) mevkiini tutmuşsa veya başka bir köşe noktada (cardo) bulunarak hilal halindeki Ay’ın ışığını almışsa, gündüz doğum haritasında (diurna genitura) daha şiddetli biçimde alevlenir.

O vakit halkın cezalandırmasıyla yere serilenleri acımasız parçalanmalarla dağıtırlar, o vakit halkın gazabıyla uzuvları parçalananlardan hak ettikleri defin ihtiramı esirgenir, öyle ki cezanın tehlikesi ölümden sonra dahi devam ederek felaketin acı sonunu daha da büyütür.

Lakin gece doğum haritasında da bu kavuşumdan ötürü aynı felaketler benzer bir düzen dairesinde icra olunur.

Mars ve Venüs Kare Açıda

Şayet Mars ve Venüs kare açı ışınımıyla birleşir, sağdaki karenin üstün mevkisini tutan Mars tehditkâr bir ışınımla soldaki karede yerleşmiş Venüs’e bakarsa, bu kavuşum her türlü kötülüğü takdir eder.

O vakit kavgalara ve ithamların korkutucu badirelerine yol açar, o vakit bir kadın yüzünden gelen zararlar erkeği sarsar. Şayet bu kavuşum dönence burçlarında vuku bulursa, o vakit erkeklerin kadınsılaşmış bedeninde her türlü hayâsızlığın murdarlığı güç kazanır, o vakit erkekler kadınsı şehvetlerin ateşine katlanırlar, o vakit edep ve haysiyetin batışıyla birlikte hayâsızca bir murdarlığın lekeleriyle lekelenirler.

Üstelik kendi zevcelerini de zinaya mecbur ederler, pezevenklik sabrıyla satılmış iffetlerini yabancı kucaklara terk ederler, meşum alametlerle kurulmuş olan evliliği, felaketin sefil zaruretiyle yabancıların şehvetlerine hizmet etmeye zorlarlar yahut bir muhabbet tellalının zihniyetiyle zevcelerinin gizli zinasını memnuniyetle karşılarlar.

Şayet kadınların [okunamadı] kocaları yüzünden bedenlerinin bu satılmışlık zaruretine zihinlerinde daima yakıcı bir kederle katlansınlar.

Şayet Venüs üstün konuma gelir, sağ cenahı elinde bulundurarak daha aşağı bir mahalde yerleşmiş olan Mars’a kare açı ile bakarsa, aynı şeyleri benzer bir usulle takdir eder.

Lakin Venüs’ü bu halde olanlar cürümlerini gizlice işlerler, öyle ki satılmış iffetin meşum münasebetleri gizli şehvetlerin murdarlığıyla örtülür, zira bozuk bir vicdan, ruhun marazi arzularının buyurduğu her şeyi gizler, bilhassa Jüpiter bunlardan birine ya kavuşum halinde bulunarak ya da üçgen açı (trigonicus) ışınımıyla bakarsa.

Mars ve Merkür Kare Açıda

Şayet Mars ve Merkür kare açı ışınımıyla birleşir, sağdaki karenin üstün mevkisini tutan Mars sol karede bulunan Merkür’e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum bütün şerlerin korku salan akıbetlerini takdir eder, insanı daima zararlı kederlerin sürekliliğiyle zaafa uğratır, bütün fiillerine türlü karşıtlıklarla daima köstek olur, bu kimselerin habis dedikodularla daima kötü anılmasını sağlar ve acı ithamların korkutucu badirelerini körükler, öyle ki bu tehlikelerin felaketlerinden ötürü ya muhafızlara teslim edilirler yahut zindana atılırlar.

Lakin bu şerler gündüz doğum haritasında daha güçlü bir kuvvet kazanır, gece haritasında ise bir nebze hafifler.

Şayet Merkür üstün konuma gelir, sağ cenahı elinde bulundurarak daha aşağı bir mahalde yerleşmiş olan Mars’a kare açı ile bakarsa, bu kavuşum zihinleri daima en berbat ve öldürücü ihtiraslarla donanmış, her türlü hilekârlık vazifesini icra eden, açgözlü, başkalarının mallarıyla zihinlerinin türlü tamahını besleyen fena, habis ve fesat kimseler meydana getirir, bunlar öldürücü ısırıklarının yarasını kime vuracaklarını daima endişeyle arayarak bir kimseden diğerine geçerler, öyle ki habis düzenbazlıklar ve mahirane hilelerle soyulup çaresiz bırakılanlar, daima zararlı bir ahlaksızlıkla donanmış olanların menfaati uğruna, bütün ata mirası varlıklarının habis aldatmacalarla ellerinden çıkmasına katlanırlar.

Mars ve Ay Kare Açıda

Şayet Mars ve Ay kare açı ışınımıyla birleşir, sağdaki karenin üstün mevkisini tutan Mars soldaki karede yerleşmiş olan Ay’a tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum anneye dulluğun acı yükünü vurur, onu kuvvetlerinin tükenmesiyle, kan kaybıyla yahut sefil bir ölümün dehşetleriyle helak eder, doğan kimseleri ise habis ruhların şiddetli musibetlerine duçar kılar, öyle ki can habis bir ruhun kudretiyle zapt olunarak bedende hüküm sürmesi için iblise iktidar verilir, bilhassa Mars Satürn’ün sınırlarında (fines) bulunursa ve Ay da ya Merkür’ün sınırlarında yahut Mars’ın sınırlarında yer alırsa, zira evvelki habisliğin ahlaksızlığı ekseriyetle iyicil yıldızların sınırları sayesinde hafifler.

Fakat böylesi talihsizliklerin felaketiyle kuşatıldıklarında, bu musibetlerin tehlikelerinden kaçınarak ilahi bir kudretin kurtarıcı sığınağına iltica ederler, ta ki bu tehlikenin badiresinden azat olabilsinler.

Şayet Ay üstün kılınmış ve sağ yanı tutmuş olarak, daha aşağı bir konumda bulunan Mars'a kare ışınım ile bakarsa [Yunanca: Dul kalmak anneyi kuşatır... ve bazılarının anneleri kan kaybından yahut feci bir ölümle yok edilir. Bazıları ise cinnet illetine tutulup mabetlere sığınır, bilhassa Mars Satürn'ün sınırlarında, Ay ise Mars'ın yahut Merkür'ün sınırlarında olduğu vakit, zira sınırların gücü ekseriyetle ya şiddetlendirir ya da hafifletir], bu kavuşum (coniunctio) anneyi soysuz ve düşkün bir zümreden kılar, dahası acı bir zaruretten kaynaklanan ömür darlıklarını daima haber verir.

Kader de hayatı ve mal mülkü sefil bir düşkünlüğün zilletiyle yere serer, bu bahtsızlıklar meyanında, talihsizliğin artmasıyla birlikte kötü zevceler de takdir eder.

Güneş ve Ay Kare Açıda

Şayet Güneş ve Ay, ister sağ ister sol yanı köşe noktalarında (cardinaliter) tutarak kare ışınımla birleşmiş olsalar, insanların hükümlerindeki tesirlerini diğer yıldızların tanıklıklarından alırlar.

Zira bu kavuşuma uğurlu yıldızların ışınımı kutlu bir ortaklıkla erişirse, en büyük icraatlar, hayata yetecek bir servet, şerefli bir makamın nişaneleri daima elverişli tavsiyeler sayesinde ihsan edilir.

Şayet uğursuz yıldızlar, uğurluların koruması olmaksızın Güneş ile Ay'ın bu ortaklığına habis ışınımlarıyla varırlarsa, hayatın en büyük tehlikeleri ve talihsizliklerin en ağır sıkıntıları takdir olunur.

Fakat uğursuz yıldızların ışınımları bu minvalde eklenmişken, ışıklarıyla dolun vaziyetteki Ay Jüpiter'e doğru ilerler ve Jüpiter hilal evresindeki Ay'ın kavuşumunu karşılarsa, asalet nişanelerini pek büyük bir haset ile birlikte takdir eder.

Lakin mezkûr kavuşum Jüpiter'in desteğinden mahrum kalırsa, uğursuz yıldızların zararlı kemliği kuvvetle ziyadeleşir [Yunanca: Anneye meşakkat ve hayat darlığı, servet ve talihin de zeval bulmasını takdir eder. Jüpiter tarafından görülürlerse icraata, şana ve itibara vesile olurlar, fakat uğursuzlarca görülürlerse hem geçim hem de hayatın kendisi hususunda çetindirler. Şayet bir yandan uğursuzlarca görülürken diğer yandan Ay Jüpiter ile birleşirse, şerefli lakin kem gözle bakılan kimseler kılarlar].

Venüs ve Merkür Kare Açıda

Şayet Venüs ve Merkür kare ışınımla birleşmiş olsalar, bunlardan hangisi sağdaki kareyi, [hangisi soldakini] tutarsa tutsun, her şeyi denk bir nispette takdir ederler.

Zira bu kavuşum seçkin ve sevimli bir sanatın vazifelerini takdir eder yahut bu kavuşumdan mühim bir talimin disiplini aktarılır, öyle ki bu tedris vazifesi sayesinde meşhur bir muhitin teveccühüne mazhar olurlar.

Kadınlara duyulan aşklar yüzünden kem sözler bunlar hakkında lekeleyici dedikodular yayar [Yunanca: Sanatında yahut tahsilinde maruf ve bu sayede temayüz etmiş kimseler yaparlar, meğerki şehevi işler hususunda kınanmış olsunlar].

Venüs ve Ay Kare Açıda

Şayet Venüs ve Ay kare ışınımla birleşmiş olsalar ve sağ karenin üst tarafını tutan Ay, sol karede yerleşmiş Venüs'e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum pek büyük servet kazançları takdir eder.

Lakin erkekleri kadınlar yüzünden daima muhtelif zararlara uğratır yahut üzerlerine daima bir lekenin hasarlarını yükler [Yunanca: Varlık bahşeder, lâkin erkeklere kadın yüzünden zarar verir, kadınlara ise serzeniş getirir].

Şayet Venüs üstün kılınmış ve sağ yanı tutmuş olarak, daha aşağı bir konumda bulunan Ay'a kare ışınım ile bakarsa, saadetin en büyüğünü daima talihli artışlarla çoğaltır, önceki hayırlardan daha da hayırlısını takdir eder, bu kavuşum hem icraatları hem hayatı dürüst bir maişetle taçlandırır, zevcelerinin bunlara karşı duyduğu sevgiyi lekesiz muhafaza eder, eşlerin halis ve iyi muhabbetlerini takdir eder [Yunanca: İyilik üstüne iyilik verir, icraat, hayatın güzel bir suretini, zevceler arasında muhabbet, sevinç, hoştur bir ömür ve muaşerette tatlılık ihsan eder].

Neşe dolu menfaatleri, seçkin bir sanatın nişanelerini, namuslu bir yaşayış nizamını ve tatlı bir kelamın lütfunu en büyük saadetle takdir eder. Yine de kendileri, sabırsız bir hevesle başkalarıyla gayrimeşru münasebetler arzularlar. Annelerine de iffetin şerefli şanını bahşeder. Lakin bunlar, azat edilmiş yabancı kadınlar arasından kendilerine uysal zevceler edinirler [Yunanca: Yalnız evliliklerinde sebatkâr olmazlar, anneleri ise ahlakça vakur, fakat iki evlilik yapmış kimselerdir].

Ay ve Merkür Kare Açıda

Şayet Ay ve Merkür kare ışınımla birleşmiş olsalar ve sağ karenin üst tarafını tutan Merkür, sol karede yerleşmiş Ay'a tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu kavuşum sayesinde hikmetin ziyneti ve vakur bir kelamla yoğrulmuş belagatin mahir ifadesi takdir edilir. Lakin halk ayaklanmasından ötürü bunların başına sıklıkla bir tehlike gelir [Yunanca: Söz ve idrak hususunda mükemmel kılarlar, lâkin ayak takımının ve kalabalığın öfkesi keder verir].

Fakat bu şekilde yerleşmiş Merkür'e, üstün kılınmış bir uğursuz yıldız kare ışınımla bakar, öyle ki Ay'a karşıt açıdan (diametro), Merkür'e ise kare açıdan baksın, bu durum korkulacak bir sahtekârlık ithamını bunların üzerine yıkar ve bu cürümde yakalananların ya nezarete atılmasına ya zindana tıkılmasına yahut amme hükmünün cezası gereğince prangaya ve sürgüne katlanmalarına sebep olur [Yunanca: Şayet uğursuz yıldız Merkür'e de üstün gelirse, yazılı vesikalar yüzünden tevkif ve prangaya maruz kalacaktır].

Şayet Ay üstün kılınmış ve sağ yanı tutmuş olarak, daha aşağı bir konumda bulunan Merkür'e kare ışınım ile bakarsa, bu kavuşum onları akıl hafifliği yüzünden sebatsız kılar, kararlarını türlü düşüncelerle bir oraya bir buraya sevk eder, zihinleri hiçbir vakit tek bir kararın nizamına bağlanmaz.

İnsanların doğum haritalarında (genitura) kare ışınım işte bunları takdir eder, kaderlerin hükmü kare kenarlardan her bir gün için bu hükümleri çıkarır.

Bu hükümleri her incelemede dikkatle tetkik etmelisin, bilhassa yıldızların sırası değiştiğinde, bu aynı kare açıların belirlenmiş hükümleri dahi değiştirdiği düşünüldüğünde.

Lakin bunları izah ettikten sonra, karşıtlıkların tesirlerini ayrıca şerh edeceğim.

Sağ ve sol kare açıların (quadratus) hangileri olduğunu temel kitabımızda pek açık bir şekilde ifade etmiştik.

Karşıt Açıda Satürn ve Jüpiter, Şayet karşıt (diametra) ışınım daima zıt bir güçle diğerini hırpalar ve aralarında hasmane bir ortaklık türü yükselirse, bu sebeple bu ışınım da tıpkı kare açı gibi tehditkârdır.

Bu yüzden Satürn ile Jüpiter şayet karşıt bir ışınımla birbirlerine bakarlarsa ve zıt konumlara yerleşip güçlerinin azametiyle birbirlerini uzun uzadıya sarsarlarsa, bu kavuşum (coniunctio) her türlü eylemde talihsizliklerin getirdiği nice felaketlere hükmeder ve evlatların düşüşünden (casus) ötürü her daim kederin acı veren ızdıraplarını reva görür.

[Yunanca] Kararlarında havai olurlar, hiçbir şeyi sağlam bir şekilde düşünemezler, bu yüzden onları yönlendirmek isteyenler nereye isterlerse oraya çevirirler. Eylemleri hususunda zararlıdır, anne babayı ise bir ölçüde üzer.

Şayet Satürn yükselen (ascendens) derecesinde veya yükselende köşe noktasına yerleşmişse ve batışta konumlanan Jüpiter ona karşıt bir ışınımla bakarsa, gençliğin ağır talihsizliklerinden sonra, ihtiyarlığın son devrinde saadetin gecikmiş nimetleri bahşedilir.

Karşıt Açıda Satürn ve Mars, Şayet Satürn ile Mars karşıt bir ışınımla birbirlerine bakarlarsa ve zıt konumlara yerleşip güçlerinin azametiyle birbirlerini uzun uzadıya sarsarlarsa, bu ışınım en vahim tehlikelerin ve sayısız endişelerin sıkıntılarına hükmeder.

Nitekim kişiyi pek çok ve habis engellere sevk eder, aynı zamanda hasedin acı lekeleriyle vurulmasına yol açar, sefalet dolu zaruretlerin darlığını getirir ve bedenin dur durak bilmeyen hastalıklarla, bitmek bilmeyen zahmetlerle yıpranmasına sebep olur.

Hayata daima ağır tehlikeler yükler, korkutucu ölümün hayalini sıklıkla gösterir, hanedeki düşmanlıkların hücumuna hükmeder ve korkunç kargaşaların sık fırtınalarını alevlendirir.

Evlat neslini de esirger, babanın tez bir ölümle yere serilmesine yol açar ve meşakkat üstüne meşakkati kesintisiz bir devamlılıkla süreğen kılar.

Şayet Satürn ve Mars sulu burçlarda yerleşip de daha önce söylediğimiz gibi birbirlerine karşıt ışınımla bakarlarsa, o vakit azgın dalgaların suları onları ağır boralar ve fırtınalarla batmış kazazedeler olarak açığa vurur yahut coşkun ırmakların dalgalarında boğularak daha ağır tehlikelere sürüklenmelerine neden olur ya da habis bir hıltla katılaşmış bir illet sebebiyle kuvvetli ve daimi hastalık felaketleri getirir.

[Yunanca] Eğer Satürn ufkun üzerindeyse ve Jüpiter batıyorsa, hayatın ilk evreleri talihsiz, son evreleri ise mesut geçer. Hayatın dönemeçlerinde birbirlerine zıttırlar. Bu şekil hasetleri, yoksunluğu, bedensel zaafları, hayat tehlikelerini, evlatsızlığı, hane halkının düşmanlığını, kargaşayı, babanın tez ölümünü, zahmet üstüne zahmeti veya meşakkat üstüne meşakkati gösterir, nemli burçlarda ise deniz kazalarını ve ırmaklardan yahut akıntılardan gelen tehlikeleri haber verir.

Eğer bu ikisinden biri, yani Mars yahut Satürn vahşi bir burca yerleşip diğerine karşıt bir ışınımla bakarsa, dört ayaklı bir hayvandan yahut yabani bir kurttan veya vahşi bir canavarın darbesinden acı bir tehlike gelir, diğerlerinin ise iliklerine zerk edilen bir zehrin acı helakiyle ağlanacak bir felaket biçilir.

Şayet dört ayaklı burçlarda yerleşirlerse veya onlardan biri dört ayaklı bir burçta bulunup diğerine karşıt bir ışınımla bakarsa, önceki tanımlardan hasıl olacağını söylediğimiz bu şerlerle birlikte, binaların ağır çöküşünün yükü altında ezilip dağılan bedenlerinin parçalanmasıyla helak olurlar yahut ölümün kıyısındaki tehlikeleri göğüslemek zorunda kalırlar.

Lakin bütün bu talihsizlikler, bu şekilde konumlanmış gezegenleri Jüpiter hiçbir ışınımıyla yumuşatmadığında daha büyük bir musibet yığınıyla şiddetlenir.

Zira doğum haritasının (genitura) köşe noktalarını tuttuklarında, herhangi bir köşe noktasında yerleşmiş olan Ay da onlara bu aynı ışınımla yahut kare açıyla bakarsa, o vakit bu kavuşum daha ağır tehlikelere, firari avareliklere, sürgünlere ve aleni ölümlere hükmeder, hürriyetin şerefi ellerinden alınarak boyunlarına sefil bir köleliğin boyunduruğu vurulur.

Şayet yükselenden itibaren beşinci veya on birinci evde (domus) yahut dokuzuncu veya üçüncü evde yerleşip birbirlerine karşıt bir ışınımla bakarlarsa, kutlu saadetin bütün umudunu söndürürler ve geçici bir zilletle sefil bir düşüşün helakine hükmederler, lakin bu talihsizlikler hayatın orta devresinde daha da şiddetlenir.

[Yunanca] Vahşi burçlarda canavarlardan yahut zehir içirilmesinden zarar ve tehlike gelir, dört ayaklı burçlarda ise benzer şekilde düşmeler olur. Ay’ın yöneticileri olduklarında durum daha da kötüdür, köşe noktalarında ölüm getirirler, ardıl evlerde ise iyilikleri söndürürler.

Şayet düşmüş ve atıl yerlere yerleşip birbirlerine karşıt ışınımla bakarlarsa, daha az zarar verirler, lakin bu ışınım acılara ve sefil bir yoksulluğun sıkıntılarına hükmeder.

Fakat şerlerin bu korkutucu tehlikelerinin tamamı Venüs ile Jüpiter’in münasip şehadetleriyle hafifler, nitekim kötücül yıldızların melaneti şifalı tanrının uğurlu tanıklığıyla körelir ve evvelki tehlikelerin tehditkâr akıbetleri dağılıp gider.

Karşıt Açıda Satürn ve Güneş, Şayet Satürn ile Güneş karşıt bir ışınımla birbirlerine bakarlarsa ve zıt konumlara yerleşip güçlerinin azametiyle birbirlerini uzun uzadıya sarsarlarsa ve Jüpiter’in kurtarıcı yıldızı hiçbir taraftan onlara açı yapmazsa (aspicio), ya babanın meşakkatli zaruretlerin içine düşmesine sebep olurlar yahut bilfiil kişinin kendisine zahmetli bir hayatın yükünü yüklerler veya bir nevi darlıkla birlikte yoksulluğun sıkıntılarına hükmederler, kimilerine ise acı bir hastalığın tehlikesini reva görürler.

Kişilerin ellerinde herhangi bir mal mülk dayanağı varsa dahi, bunlar ya henüz onlar hayattayken tükenip gider yahut vefatlarının ardından acıklı yağmalarla heder olur.

Lakin bu ışınım neticesinde fena bir ölümle helak olma hükmü de verilir, [Yunanca] "ümitlerinden mahrum ederler ve hayatın orta demlerinde bir yıkım getirirler, fakat alçalan burçlarda daha az zarar verirler, yine de keder ve düşüşlere sebep olurlar, bazılarını gurbete düşürür yahut hür iken köle ederler, karşıt konumlarda köşe noktalarında bulunduklarında, zira birbirlerine karşıt açı yaptıklarında büyük tehlikelerin müsebbibidirler. Jüpiter görmediğinde, baba zarardadır ve cimri yahut hastalıklıdır, malını mülkünü israf edip tüketir, geride kalanları ve mal mülkü ziyan eder yahut fena bir ölümle ölür, oğul için ise bitimsiz bir meşakkat vardır," ve hayatın tüm varlığını meşakkatlerin türlü ve fena ardışıklığıyla sarsarlar.

Fakat dişil burçlarda yerleşip birbirlerine bu ışınımla baktıkları takdirde, bu şerlerin cüreti daha da kuvvetle artar.

Satürn ve Venüs Karşıtlığı

Satürn ve Venüs birbirlerine karşıt (diametra) ışınımla baktıklarında ve karşıt yerlerde bulunarak güçlerinin uzun süreli kudretiyle birbirlerini sarstıklarında, insanları genelevlere düşkün kılarlar, şehvetin ayrım gözetmeyen arzusuyla fahişelerin peşinden koştururlar, öyle ki bundan ötürü büyük bir lekeyle ağır bir rezilliğe duçar olurlar.

Onları şehvet yüzünden evlilik bağlarından da ayırırlar, lakin doğum haritasının (genitura) diğer unsurları uyarınca bir kimseye evlilik hükmedilmiş olsa dahi, arının zedelenmesi pahasına bir zevceye sahip olur yahut muhakkak ki onlara, uğursuz bir illetin sefil bir bulaşmayla daima kirlettiği bir zevce takdir olunur yahut zevce, kölelere has sefaletin murdarlığıyla kirlenmiş olur yahut kendini, fuhşa düşmüş arın hazzıyla daima kölelerle bir tutar.

Lakin kendileri de her türlü Venüs cilvesinin zarafetinden mahrum bırakılır.

Satürn ve Merkür Karşıtlığı

Satürn ve Merkür birbirlerine karşıt ışınımla baktıklarında ve karşıt yerlerde bulunarak güçlerinin uzun süreli kudretiyle birbirlerini sarstıklarında, bu şekilde konumlandıklarında sesin yavaş çıkışıyla dili öyle bağlarlar ki, ta boğazın içinde, hantal gayretlerle tutulan sözler tükenir yahut dilin tutulmasıyla sözleri birbirine karıştırırlar.

Lakin bu kötülükler, şayet Satürn, dilsiz bir burçta yerleşmiş olan Merkür’e karşıt ışınımla baktığı vakit yahut Merkür Güneş’in ışınları altında gizlenmişken Satürn’ün karşıt ışınımıyla sarsıldığı takdirde daha da güçlenir, [Yunanca] "ve bilhassa dişil burçta ise. Bazılarını fahişe ve haysiyetsiz, bazılarını ise evlenmemiş yahut fahişelerle ve alçaklarla evlenen yahut köle kadınlarla birlikte olan kılarlar, kimileri de her türlü zarafetten yoksundur. Dili ağır, telaffuzu bozuk yahut peltek kimseler yaratırlar," [Yunanca] "bilhassa Merkür Güneş ışınları altında gizlendiğinde yahut dilsiz bir burçta olduğunda, ve şayet bunlara ilaveten Ay da Merkür veya Satürn ile birlikte bulunuyorsa çok daha fena olur. Şayet Mars onları görürse bu kötülük çözülür, ancak kederli, anlayışlı ve bilgili olurlar, ne var ki bu sebepten bir fayda görmezler yahut bir şey elde edemezler, daima mahzun ve kibirli olurlar. Çoğu kez kardeşlerinden daha yaşlı olurlar, şayet kendilerinden önce doğanlar varsa ölürler ve baba anadan evvel vefat eder."

Lakin Satürn, Merkür ile aynı ortaklıkta birleşmiş olan Ay’a karşıt ışınımla baktığı takdirde de söylediklerimiz daha şiddetli bir hal alır, meğerki Mars’ın herhangi bir surette bahşettiği tanıklık, evvelce zikredilen habisliğin getirdiği zararı izale etsin.

Zira zikrettiğimiz diğer hususlarla birlikte, Mars’ın tanıklığı bulunmadığında, meşakkatin helak edici ağırlığı da hükmolunur.

Lakin bu kötülüklerle beraber, akıllı bir zihnin terbiyesi de takdir olunur ve maharetli ilimlerin rehberliği bahşedilir.

Bununla birlikte sanatlarının semeresiz meşgalesi uğruna daima uykusuz kalırlar, çehrelerini sertliğin kederi daima hırçınlaştırır ve kibrin dikleşmiş ruhuyla böbürlenirler.

Ne var ki bu kimselerin kendileri her geçen gün türlü türlü endişeler üretirler ve kardeşlerine yaşça üstün gelirler.

Zira kendilerinden büyük olan kardeşler her kim ise, ya ölümün sonuyla yahut uzak gurbetlerle onlardan ayrılırlar.

Ayrıca anaları da henüz genç yaşındayken helak eder.

Satürn ve Ay Karşıtlığı

Satürn ve Ay birbirlerine karşıt ışınımla baktıklarında ve karşıt yerlerde bulunarak ışınlarının uzun süreli kudretiyle birbirlerini sarstıklarında, evvelemirde anadan kalan mülkün varlığını sarsarlar, dahası ananın kendisini de türlü kederlerin ve sinsi illetlerin sürekliliğiyle dermansız bırakırlar yahut onu pervasız kimselerin kederine daima gark ederler.

Şayet bu ikisinden uğurlu yıldızların ışını uzaklaşırsa ve kurtarıcı yıldızların her türlü tanıklığından mahrum kalırlarsa, o vakit anayı bedenin haysiyetsiz çirkinliği lekeler ve aralıksız gelen musibetler onu sarsar. Ancak bu kimselerin kendilerine de türlü felaketlerin tehlikeleri daima musallat olur. Lakin Satürn ile Ay bunlara burçların çeşitliliğine göre hükmeder.

Zira dört ayaklı burçlarda yerleşmişlerse ve biri diğerine karşıt ışınımla bakarsa, felaketlerin tehlikesi bu kabil hayvanlardan gelir.

Şayet vahşi burçlarda yerleşip birbirlerine bu ışınımla bakarlarsa, vahşi hayvanlardan veya canavarlardan yahut zehirli yılanların sokmasından ötürü pek büyük bir tehlikenin helaki husule gelir.

Şayet bahsettiğimiz bu karşıtlık beşeri burçlarda vaki olursa, insanların kurduğu tuzaklardan türlü felaketlerin helaki doğar.

Şayet sulu burçlarda yerleşerek ışınlarını karşıt bir inatçılıkla vururlarsa, suların taşmasından yahut habis hıltlardan acı bir veba tehlikesi zuhur eder ve şayet uğurlu yıldızların hiçbir inayeti bu tehditkar ışınımın kudretini kırmazsa, [Yunanca] "ana mirasını yok eder ve ananın kendisine de gizli dertler verir yahut o bahtsız ve kederli olur. Şayet uğurlu bir yıldız görmezse, bedeni ilgilendiren hususlarda bu konum pek vahimdir, zira burçların tabiatına göre tehlikeye delalet eder, dört ayaklılarda ise dört ayaklılardan, vahşi burçlarda ise benzerlerinden, sulu burçlarda ise sulardan yahut kötü hıltlardan gelir, şayet bir yardım yetişmezse ölüm getirir,"

...bedenin biçimi meşum bir illetin felaketiyle başkalaşır yahut gözlerin berrak ışığı sefil bir körlüğün karanlığıyla gölgelenir. Bu şekilde konumlandıklarında, tehlikelerin türlü mecburiyetleri sebebiyle başkalarını yurtlarını terk etmeye zorlarlar.

Jüpiter ve Mars Karşıt Açıdayken

Eğer Jüpiter ve Mars birbirlerine karşıt (diametra) ışıma ile bakarlar, karşıt konumlarda yerleşip kendi ışınlarının gücüyle uzun uzadıya birbirlerini karşılıklı hırpalarlarsa, hayatın bütününe bir istikrarsızlık ve miras kalan mülkün aralıksız bir şekilde parça parça dağılmasını takdir ederler.

Dahası bu ışımadan ötürü bütün dostların onlara karşı nefreti bilenir, durmaksızın gücenmeler baş gösterir, çalkantılı münasebetlerden yahut cüretkâr eylemlerden ötürü en büyük tehlikelerin badireleri üzerlerine çekilir.

`[Yunanca]` Zira kiminin gözleri kararır, kiminin uzuvları kırılır, kimi de yurdundan sürülür. Hayatın bütününe dengesizlik ve dağılma getirir, dostları düşman kılar, düşüncesizlikten ve zihnin kargaşasından doğan kederlere işaret eder. Babaya ait mallar için bir yıkımdır ve çocuk daha aşağı mertebedeki bir adamın buyruğu altına girer.

Jüpiter ve Güneş Karşıt Açıdayken

Eğer Jüpiter ve Güneş birbirlerine karşıt ışıma ile bakarlar, karşıt konumlarda yerleşip kendi ışınlarının gücüyle uzun uzadıya birbirlerini karşılıklı hırpalarlarsa, babadan kalan imkânların acı verici yıkımlarla heba olmasına yol açarlar, dahası bütün bir hayatı, varlığı ve evvelce sahip olunan itibar mertebelerini makamlardan acıklı düşüşlerle eksiltirler, öyle ki iktidarın keyfiyetiyle aşağı mertebedekiler daima onlara yeğ tutulur.

Fakat bunlar gündüz doğum haritasında (genitura) hafifler, gece haritasında ise daha şiddetle güç kazanır.

Jüpiter ve Venüs Karşıt Açıdayken

Eğer Jüpiter ve Venüs birbirlerine karşıt ışıma ile bakarlar, karşıt konumlarda yerleşip kendi ışınlarının gücüyle uzun uzadıya birbirlerini karşılıklı hırpalarlarsa, bu ışıma her türlü ilerleme yoluna ve her yükselme arzusuna ket vurur.

Dahası hiçbir vakit dostların sadık sevgilerini nasip etmez, aksine dostları onları sinsi ve vefasız niyetlerle taciz eder, onlarla asla dürüst sözlerle konuşmak istemezler, niyetlerinde habis düşünceler evirip çevirirken, dillerinde sözde bir iyilik taslayarak onları daima aldatıcı bir riyakârlıkla tuzağa düşürmeye çabalarlar.

Üstelik dostlar, içten içe büyüyen ağır husumetlerin öfkesiyle kışkırtılarak onlara karşı türlü türlü ihtilaflarla ayaklanırlar, kendilerine iyilikle ne lütufta bulunulmuşsa derhal bu kimseler ağır düşmanlık ihtilaflarıyla onlara karşı dikilirler, kendi cömertlikleriyle kime ne bahşetmişlerse bu kimseler tarafından kendilerine daima tam zıddı bir karşılık ödenir. Yine de bazı hususlarda talihin en büyük artışlarına mazhar olacaklardır, kâfi derecede miras kalmış servete de sahip bulunacaklardır.

Şayet Jüpiter, Venüs'ün hudutlarında bulunursa, dünyevi heveslerinde daima bahtiyar neticeler elde edeceklerdir, ancak evlilik hususunda asla sebatkâr duygular besleyemezler.

`[Yunanca]` Hayatın terakkisinde bunlar için hayır yoktur, zira bunların hiçbiri hakiki bir dost değildir, bir şeyi söylerken zihinlerinde başka bir şeyi gizlerler yahut baş kaldırırlar ve bunlardan kötü karşılıklar alırlar. Diğer hususlarda ise talihli olacaklar, kâfi bir geçime sahip bulunacaklardır, meşru zevcelere karşı kararsız kalacak, fakat yabancı kadınlarla münasebetlerinde muvaffakiyet bulacaklardır.

Jüpiter ve Merkür Karşıt Açıdayken

Eğer Jüpiter ve Merkür birbirlerine karşıt ışıma ile bakarlar, karşıt konumlarda yerleşip kendi ışınlarının gücüyle uzun uzadıya birbirlerini karşılıklı hırpalarlarsa, bu ışıma bilgili bir hitabet terbiyesi edinmiş kimseleri hedef alır.

Ayrıca halkın korku salan ayaklanmalarını kışkırtır, halk galeyanının getirdiği çekişmeleri sıklıkla davet eder, haset edenlerin gayreti yüzünden daha nüfuzlu kimselerin yahut hükümdarların nezdinde daima fena tanıtılmalarına sebebiyet verir.

Dahası kardeşlerin acı ölümlerini sıklıkla gösterir yahut onları kardeş sevgisinden ağır bir husumetle koparır, onları aynı kan bağı birleştirdiği halde, birbirlerine karşı kardeş katline varan bir nefretin husumetiyle çarpışırlar.

`[Yunanca]` Söz ilmine gayret gösterenler için uğursuzdur, zira ayak takımının isyanına ve öfkesine yahut büyüklere karşı hasetten doğan iftiralara, kardeşlerin ölümüne, akrabalarla davalara ve çekişmelere işaret eder.

Jüpiter ve Ay Karşıt Açıdayken

Eğer Jüpiter ve Ay birbirlerine karşıt ışıma ile bakarlar, karşıt konumlarda yerleşip kendi ışınlarının gücüyle uzun uzadıya birbirlerini karşılıklı hırpalarlarsa, Ay ışıklarıyla tam parıldıyorsa ve Ay'ın derecelerinin sayısı Jüpiter'in derecelerini geride bırakıyorsa, bu ışıma en yüksek makam alametlerini takdir eder, onların ömürlerini şanlı bir iktidarla yüceltir.

Dahası gücün bütün donanımlarını bahşeder, kişiyi hiçbir zaman başkalarının tahakkümü altına girmeyecek, faziletinin lütfu ve ruhunun sebatıyla başkalarının iktidarına daima güvenle karşı koyacak bir tabiata kavuşturur.

Fakat şayet Ay ışığını tüketmiş halde bulunursa, zikredilen hayırların hiçbirisi görülmez, bilakis talihsizliklerin en ağır yıkımları takdir olunur. Bu şerler, doğum haritası bir gece haritası olduğu takdirde daha da şiddetle güç kazanır.

`[Yunanca]` Ay büyürken makamın ve saygın bir hayatın müsebbibidir. Zira amir mevkisinde bulunacak, buyurgan olacak ve başka birine asla boyun eğmeyecektir, bilhassa da Ay dereceler bakımından daha ziyade olup Jüpiter'in üzerinde üstünlük kurduğu vakit. Küçüldüğünde ise mezkûr halleri zayıflatacak ve hayata pek çok yıkım getirecektir.

Mars ve Güneş Karşıt Açıdayken

Eğer Mars ve Güneş birbirlerine karşıt ışıma ile bakarlar, karşıt konumlarda yerleşip kendi ışınlarının gücüyle uzun uzadıya birbirlerini karşılıklı hırpalarlarsa, harita bir gündüz haritası olduğu takdirde bu ışıma babayı korkunç bir ölümün vehametiyle yere serer yahut gözlerdeki ağır bir zaafiyet sebebiyle görme duyusunu daima körleştirir.

Kişilerin kendilerini ise yüksek yerlerden fırlatıp acıklı bir parçalanışla uçuruma yuvarlar yahut farkında olmadıkları halde başlarına daima ağır bir tehlike getirilir, bütün işlerinin ağır tersliklerle engellenmesine sebebiyet verir.

Şayet harita bir gece haritası olursa, kırılmış dökülmüş bir kuvvetle bitkin düşen bedenin zayıflığı içinde bütün varlığı çökertir, miras kalan mülkün parçalanıp dağılmasıyla dilencilik sefaletini sırtlarına yükler.

Mars ve Venüs Karşıt Açıdayken

Eğer Mars ve Venüs birbirlerine karşıt ışıma ile bakarlar, karşıt konumlarda yerleşip kendi ışınlarının gücüyle uzun uzadıya birbirlerini karşılıklı hırpalarlarsa, harita bir gündüz haritası olduğu takdirde kişilerin daima avarece yanılgıların ayıplarına bulaşmasına sebep olurlar, dahası marazların meşakkatlerini aralıksız bir ışımayla takdir ederler.

Bu şekilde yerleşen Venüs ve Mars, evliliklere ve evlatlara da haset dolu bir garezle daima ket vururlar.

Eğer dönence burçlarında bulunarak birbirlerine karşıt (diametra) ışınım ile bakarlarsa, daha önceki kısımlarda kare açı (quadratus) ile baktıklarında hükmettiklerini söylediğimiz şeylere hükmederler, bilhassa da birbirlerini Oğlak ve Yengeç burçlarından bu ışınımla etkilerlerse ve Jüpiter onlara hiçbir tanıklık bahşetmemişse. [Yunanca: Babasının ölümüne yol açar yahut gözlerine zarar verir, yüksekten düşme tehlikesi ve pek çok karşıtlık getirir, bunlar gündüz vakti olur, gece vakti ise güçsüzlük ve hayatın kısalığını getirir. Başıboş ve kararsız kılarlar, bilhassa Venüs hem nemli hem de toprak burçlarındaysa. Eğer dönence burçlarındaysa, kare açıların yaptıklarının aynısını yapar.]

Karşıt Konumda Mars ve Merkür

Mars ve Merkür birbirlerine karşıt ışınımla bakarlarsa ve karşıt konumlarda yerleşip ışınlarının uzun erimli gücüyle birbirlerini etkilerlerse, bu kavuşum (coniunctio) talihsizliklerin en büyüğüne ve felaketin en yıkıcı sonuçlarına hükmeder, Mars ve Merkür’ü bu konumda olanlar, ya senetlerin ve belgelerin doğruluğunu tahrif ederek sahtecilik suçuna maruz kalırlar, ya kötü bir vicdanın ortaklığıyla her türlü melun işe bulaşırlar, ya da büyücüler ve zehirleyicilerle suç dolu bir hayatın ortaklığını kurarlar, yahut ağır borç faizleri altında daima ezilerek haysiyet kaybıyla kamu mahkemelerine sürüklenirler, yahut ihtirasın sapkın ateşiyle kuşatılıp, itimada dayalı mukaddes bağları kirleterek kendilerine emanet edilen yahut korunsun diye bırakılan malları inkâr etmeye kalkışırlar, öyle ki bu vefasızlık veya geçmişteki cürümler sebebiyle aleyhlerinde kamusal bir ceza hükmünün tehlikesi baş gösterir ve yargılayanların erkine boyun eğmiş olarak davaların korku salan dehşetiyle sarsılırlar.

Diğerleri ise geçmişteki cürümlerin dehşetiyle hırpalanıp, kötü vicdanın yükleriyle bitkin düşerek `[okunamadı]` yanılgılarla sürüklenirler, bilhassa da gündüz doğum haritasında (diurna genitura) Merkür, Satürn'ün sınırlarında yahut Satürn'ün evinde veya kendi evinde bulunmuşsa ve Jüpiter onlardan herhangi birine üçgen açı (trinus) ışınımı ile bakmamışsa. [Yunanca: Sahteciler ve zehir hazırlayıcıların suç ortaklarını meydana getirir, onları kefaletler ve davalarla baş başa bırakır. Bu yüzden sık sık, der, adil olanların inancını terk ederler ve bu sebeplerle yöneticiler nezdinde yargılanarak korkulara katlanırlar. Bazıları da vatanlarından sürülür, bilhassa Satürn'ün sınırlarında yahut kendi sınırlarında veya Merkür'ün kendi burçlarında bulunuyorlarsa.]

Karşıt Konumda Mars ve Ay

Mars ve Ay birbirlerine karşıt ışınımla bakarlarsa ve karşıt konumlarda yerleşip ışınlarının uzun erimli gücüyle birbirlerini etkilerlerse, ya ömrü kısa (oligochronios) kılarlar, ya birbirini izleyen ağır tehlikelerle musallat olurlar, ya evliliğe izin vermezler, yahut başka yıldızların desteğiyle evlilik kararlaştırılmışsa, nasip olan eşleri feci ölümlerin dehşetiyle yok ederler.

Lakin onların kendilerini de fena bir ölüm akıbetiyle ortadan kaldırırlar yahut kamusal bir infazla yere sererler, bilhassa Ay ışıklarıyla dolu ise. [Yunanca: Ömrü kısa kılar ve sık sık tehlikeler getirir, zira bazıları bekâr kalır, bazıları ise eşlerini toprağa verir ve bunların sonu kötüdür, nitekim ya delilik ya uzuv kesilmesi yahut hapis getirir.]

Karşıt Konumda Güneş ve Ay

Güneş ve Ay birbirlerine karşıt ışınımla bakarlarsa ve karşıt konumlarda yerleşip ışınlarının uzun erimli gücüyle birbirlerini etkilerlerse, insanın hayatını, durumunu, mal mülk düzenini ve saygınlığın tüm alametlerini muhtelif şekillerde değiştirirler.

Zira kimi zaman toplanan servetin ardından yeniden yoksulluk yükü bindirilir, kimi zaman da yoksulluğun sıkıntıları başka servetlerin tesellisiyle yeniden hafifletilir.

Ayrıca yüzde nahoş bir hastalığın arazlarını peydah ederler, üstelik bedeni de acınası bir felçle takatsiz bırakırlar.

Karşıt Konumda Venüs ve Ay

Venüs ve Ay birbirlerine karşıt ışınımla bakarlarsa ve karşıt konumlarda yerleşip ışınlarının uzun erimli gücüyle birbirlerini etkilerlerse, bu ışınım neticesinde mutsuz evliliklere hükmederler, böyle konumlandıklarında herhangi bir talih düzeniyle feraha çıkılmasına da müsaade etmezler, ya asla evlat vermezler yahut doğan zürriyeti acı bir ölümle yere sererler. Ayrıca bu kimseler bizzat kendileri de ardı arkası kesilmeyen kötülüklere ve eşlerinin pek çok haksızlığına maruz kalırlar. [Yunanca: Evlilik için hayırlı değildir... lakin çocuksuzluğa işaret eder, nitekim çocuklar doğsa bile ölürler. Kadınlar yüzünden hakarete uğrarlar ve korkunç ıstıraplar çekerler.]

Karşıt Konumda Merkür ve Ay

Merkür ve Ay birbirlerine karşıt ışınımla bakarlarsa ve karşıt konumlarda yerleşip ışınlarının uzun erimli gücüyle birbirlerini etkilerlerse, zapt edilemeyen kalabalıkların taşkınlığını ve halk isyanının kanlı tehlikelerini kışkırtırlar, öyle ki halkın kötücül sesi onları kamusal meclislerde daima takip eder. Üstelik hem zihinlerine hem de sözlerine korkunun düşkün bir ürkekliğini zerk ederler. [Yunanca: Kalabalıktan kaynaklanan isyanlar, karışıklıklar ve bağrışmalar uyandırır, onların ise korkak ve zayıf yaradılışlı olduklarını söyler.]

Altmışlık Açılar Hakkında

Yıldızlar birbirlerine altmışlık açı (sextilis) ışınımı ile baktıklarında, üçgen açı ışınımıyla hükmettiklerini söylediğimiz şeylere hükmederler.

Lakin bu hükümlerin etkisi bir dereceye kadar zayıflar ve takatsiz bir kuvvetten mahrum kalan ışınım, bütün doğum haritalarında tesirini daha düşük bir kudretle icra eder.

Fakat şunu aklında tutman gerekir, altmışlık açılar dönence yahut çift bedenli (duplicibus) burçlarla bölündüklerinde kuvvetten düşer, araya sabit (solidum) bir burç girdiğinde ise tamamen etkisiz kalırlar. [Yunanca: Yıldızların altmışlık açıları üçgen açılarla aynı güçtedir, ancak daha siliktir.]

Birlikte Bulunanlar Hakkında

Ey gururumuz Mavortius, üçgen açıların (trinus) ve keza kare açıların (quadratus) karışımları çözüldükten ve çapların her türlü ışınımı ayrıntısıyla açıklandıktan sonra, karışımların bütün tesirlerini her veçhesiyle sana bildirmek üzere, şimdi yıldızların birleşmiş ortaklıklarını açık bir sözlü izah ile belirteceğiz, ta ki karışımların her türlü mizaç dengesi gösterilerek nihai hükümlerin (apotelesma) hususi kaidelerine gelebilelim.

Satürn ve Jüpiter Birlikte

Eğer Satürn ve Jüpiter derecenin bir konağını tutmuş olurlarsa ve aynı yerde birlikte bulunarak eşit bir ortaklık kudretiyle birleşirlerse, doğum haritasının (genitura) elverişli yerlerinde ve sevindikleri burçlarda veya derecelerde bu ortaklık ışınımıyla kavuşmuş (coniunctio) iseler, bu ortaklıktan ötürü kutluluk alametleri, ata mirasının artışı, şan ve şerefin nimetleri, erdemin bozulmaz siperleri ve talihli bir evlat nesli bahşederler, bilhassa gündüz doğumunda ise. Zira o vakit en büyük icraatları, o vakit vekillik vazifelerini, o vakit başkalarının mallarını idare etme salahiyetini yüklerler. Fakat böylesi bir konumdayken üst bir mevkiden Mars tehditkar bir ışınımla onlara çarparsa, söylediğimiz bütün bu hususlar Mars’ın haset dolu ışınımıyla değişir.

[Yunanca] Zira o vakit Satürn ile Jüpiter bir araya geldiğinde... idareciliklere, vesayetlere, başkalarının iş ve mülklerinin emanet edilmesine vesile olur, saygıdeğer kimseler haline gelirler, meğerki Mars onlara nazar etmesin.

[Yunanca] Eğer Enyalios ile Krunos birleşirse, o vakit hoş ve lütufkar işler doğar, zira coşkun olan daima şiddetli ve keskindir, aceleciliğe, aşırı kötülüğe ve akılsız bir hararete sürükler, yavaş olan ise ağırdır, lakin her ikisi bir araya geldiğinde fani için en hayırlı orta yol hasıl olur. Ardından işlerin engelleneceğini ve kara safranın harekete geçeceğini ekler.

Satürn ve Mars Birlikte

Eğer Satürn ve Mars derecenin bir konağını tutmuş olurlarsa ve aynı yerde birlikte bulunarak eşit bir ortaklık kudretiyle birleşirlerse, bu kavuşum doğum haritasının elverişli yerlerinde vuku bulmuşsa, insanların ahlakını dengeli bir vakar ölçüsüyle tanzim eder ve zihnin bütün taşkınlıklarını yumuşak dengelerle yatıştırır. Nitekim Mars’ın düşüncesiz cüreti, hararetinin taşkınlığı ve alevli sıcaklığının sabırsız ateşi, kendisine eklemlenen Satürn’ün soğukluğu ile dengelenir, kendi tabiatındaki sıcaklığın tutuşturduğu ateşler teskin edildiğinden, insanların ahlakını şekillendirmek üzere kendisine katılan soğukluk ortaklığından vakar devşirir, öyle ki ahlakı şekillendirmek adına Mars’ın harareti Satürn’ün ağırkanlı soğuğuyla daima köreltilir. Böylece Satürn’ün soğukluğu Mars’ın hararetiyle ılıklaştırıldığında ve onun alevleri Satürn’ün birleşen soğuğuyla söndürüldüğünde, bu mizaç dengesinin itidali sayesinde insanların ahlakı mükemmel bir vakar zineti kazanır.

Lakin yine de bu yıldızların zıt ihtilafları sebebiyle eylemler engellenir, zira işlerde biri geri çekerken diğeri ileri sürer. Hatta Mars ve Satürn’ü bu halde bulunduranlar istedikleri şeyi hiçbir vakit muvaffakiyetle elde edemezler, bilakis daima ruhun kederi içinde, sonuçsuz bir arzuyla kıvranarak dileklerinin eksik kalmış adaklarını terk ederler. Üstelik türlü hastalık tehlikelerine de bulaşırlar, bedenleri ardı arkası kesilmeyen dermansızlık nöbetleriyle yorulur ve bedenin zararlı hasarlarına karşı onlara musallat olan kara safra sürekli bir yıkım hazırlar.

[Yunanca] Zira kara safrayı ve hummalı titremelerle gelen hastalıkları tahrik ederler... Zira eylemleri sekteye uğratır ve talihsiz kılarlar.

[Yunanca] Zira en sıcak olan Mars, soğuk olanla karıştığında ve Kronos'un en dondurucu darbesi Mars tarafından alttan alta ısıtıldığında...

[Yunanca] Ana ve babanın vaktinden evvel vefatına delalet ederler.

[Yunanca] Babanın mülkünü darmadağın ederler.

[Yunanca] Kendilerinden önce doğan kardeşleri ya helak eder ya da hastalıklı kılarlar.

[Yunanca] Kötülükler merkezlerde yer aldıklarında daha da vahim olur.

[Yunanca] Fikirlerinde ise dönmez ve kinci olurlar.

[Yunanca] Meğerki kalkan taşıyan Jüpiter onların bu yıkıcı kudretini bastırmış olmasın.

[Yunanca] Babaya kötü bir ölüm getirirler... Babadan kalan mülkleri mahvederler ve gece vakti bu daha da beterdir.

Bununla birlikte ansızın gelen ölüm hem babayı hem de anneyi ezer, baba mirası dahi muhtelif ziyanlarla dağıtılır ve bunlar yüzünden kardeşlere daima uğursuz bir helak hazırlanır. Ancak ilk dünyaya gelen kardeşler kimlerse, ya ölümün acı yıkımıyla yerle bir edilirler ya da kutluluğun her türlü desteğinden mahrum kalarak kardeşlik makamının kudretine büyük bir zillet ve hürmetle boyun eğerler. Yine de bunlara sıklıkla en büyük zorlukları ve ağır yanılgıların kaygısını yüklerler.

Fakat aynı derece ortaklığıyla doğum haritasının herhangi bir köşe noktasını (cardo) tutmuşlarsa, bütün bu tesirler daha da kuvvetlenir. O vakit zihinleri değişken mülahazaların kararsızlığıyla asla bükülmez, bilakis her zahmeti ve tehlikelerin bütün hücumlarını sarsılmaz bir ruhun kudretiyle göğüslerler, meğerki Jüpiter ilk köşe noktalarında yerleşmiş olup kendi yücelme (exaltatio) burçlarında yahut kendi evinde (domus) ya da doğum haritasının elverişli yerlerinde bulunarak kötülüklerin bütün bu tehlikelerini yatıştırmış olmasın.

Satürn ve Güneş Birlikte

Eğer Satürn ve Güneş derecenin bir konağını tutmuş olurlarsa ve aynı yerde birlikte bulunarak eşit bir kudret ortaklığıyla birleşirlerse, bu kavuşum babadan kalan bütün mülkü dağıtır, dahası bizzat babaya feci bir ölüm akıbeti biçer, bu şerler gece doğumlarında büsbütün kuvvetlenir, ister Satürn sabah yükselişinde ister akşam yükselişinde bulunmuş olsun. O vakit babaya ağır felaketler yığını hücum eder, o vakit daima sefil tehlikelerin vartalarına düşerler, şayet gece doğumunda Satürn ve Güneş bu tür bir ortaklıkla kavuşmuşsa, kardeşlere acı felaketlerin helakı takdir edilir.

Lakin aynı burçta bulunup da derecelerin farklılığı sebebiyle ayrılmışlarsa, öyle ki Güneş az, Satürn ise daha çok dereceye malik olursa, o vakit sefil bir felaket yıkımıyla birlikte babanın önüne feci bir ölüm tehlikesi konur, söylediğimiz her şey felaketlerin sert bir sürekliliğiyle gerçekleşir, üstelik bütün bu musibetlerle birlikte miras heder edilmiş yahut müsadereye uğramış halde, talihin bütün varlığı dağıtılarak üzerlerine nihai yoksulluk yükü bindirilir. Hatta bozuk hıltlardan (humor) kaynaklanan dermansızlıklar baş gösterir, tükenmiş bedenin zaafı içinde bütün kuvvetler bastırılır. Başkalarının gözlerini ise körlüğün acı akıbeti vurur.

Bununla beraber bu kavuşum onları daima ehil birer çiftçi yapacaktır, öyle ki uzun bir zaman geçtikten sonra tarlaların işlenmesinden kendilerine kafi gelir kaynakları sağlanır. Ne var ki bu kimseler her daim kederle kararmış bir halde bulunacaklardır.

Şayet Güneş ile Satürn, Güneş’in evinde (domus) yahut Satürn’ün evinde birlikte yerleşmiş olurlarsa, babayı şanlı kılarlar fakat zenginliğin her türlü güvencesinden yoksun bırakırlar, Güneş ile Satürn’ün bu şekilde bir arada bulunması, evlatları babalarına karşı baba katline varan düşmanlıkların nefretiyle biler.

Fakat bunlar, [Yunanca] Eğer Güneş daha az derecede, Satürn ise daha çok derecede bulunursa, babanın ölümü daha zahmetli olur ve zikredilenlerin tümü daha da ağırlaşır. Bunlar sıvıların ve gözlerin bozulmasından ötürü hastalıklara yol açarlar. Bu duruma sahip olanlar tarla hayatını severler ve yalnızca bu işte muvaffak olurlar, diğer hususlarda ise bahtsızdırlar. Şayet Satürn Terazi'de ya da Güneş Satürn’ün evinde bulunur da bu suretle kavuşurlarsa, babayı şanlı kılarlar lakin zengin kılmazlar.

bahsettiğimiz bu talihsizliklerin sefil hükümleri aynı kimseleri daima hırpalar. [Satürn ve Venüs birlikte.] Şayet Satürn ile Venüs burcun bir derecesinde aynı konağı paylaşır, aynı yerde birlikte bulunarak eşit bir ortaklık gücüyle birleşirlerse, bu kavuşum (coniunctio) layık olmayan kadınlarla evlilik hükmeder ve evliliklerin sefil talihsizliklerini daima körükler.

Zira ya kusurları bedenlerinin tüm güzelliğini lekeleyen kısır yahut sakat eşler hükmeder ya da ağır bir kötü şöhretle sarsılırlar yahut bu talihsizlikler sebebiyle onlardan çocuk nesli de esirgenir.

Satürn ve Venüs’ü bu konumda olanlar asla çocuk sahibi olamazlar yahut geç sahip olurlar, üstelik kendileri de şehvete karşı daima soğuk olurlar ve zihinleri kararsız bir değişkenlik içinde daima ellerindekine rıza göstermez.

Aynı hükümleri, kadınların doğum haritasında (genitura) bir arada bulunan Venüs ile Satürn eşit ışınım ortaklığıyla da verir.

Fakat Satürn ile Venüs, Oğlak’ta yahut Kova’da birlikte bulunursa bu tesirler daha da güçlenir.

Zira bu burçlar, bilhassa Satürn’ün ortaklığı da eklendiğinde, Venüs’ü daima kötü şekilde zehirler.

Çünkü o vakit bu kavuşumun fenalığı ne Jüpiter’in varlığıyla ne de tanıklığıyla hafifletilebilir. [Satürn ve Merkür birlikte.] Şayet Satürn ile Merkür eşit bir ortaklıkla tek bir derecenin yerini tutarlarsa, dilin peltek karmaşasıyla sesin tınısını daima engellerler ya da sözlerin güçlükle, ağır bir konuşmayla telaffuz edilmesine yol açarlar yahut ağır bir illetle işitmeyi daima zaafa uğratırlar ve Merkür ile Satürn bir arada bulunduklarında bu kimselerin arzularının gerçekleşmesine asla izin vermezler. Ayrıca her türlü işlerinde güvenilirlik şahitliğinden yoksun kalırlar.

Satürn ile Merkür’ü bu konumda olanlar, zihnin katı otoritesiyle hissizleşmiş, inatçı ve kederli bir riyakarlıkla yoğrulmuş olurlar, fakat bu kimseler zihinlerinin tasarılarını kötülüğün derin sessizliğiyle gizlerler.

Zekalarını ise pek çok ilmin meşgalesiyle terbiye ederler. [Satürn ve Ay birlikte.] Şayet Satürn ile Ay burcun bir derecesinde aynı konağı paylaşır, aynı yerde birlikte bulunarak eşit bir ortaklık nispetiyle birleşirlerse, bütün atılımları, zihnin bütün düşüncelerini ve bütün eylemleri korkunun cılız telaşıyla daima zaafa uğratırlar. Üstelik bu ortaklık yüzünden anadan kalan mal mülk de acı kayıplarla heba olur. Bunların annelerini de kendilerini de aralıksız süren ağır hastalıklarla takatsiz bırakırlar.

Şayet gündüz doğum haritası olur da Ay ışığıyla dolu bulunur ve iyicil yıldızların elverişli ışınımı da buna erişirse, bütün kötülüklerin fenalığı önlenir.

Şayet gece doğum haritası olur da Ay ışığını yitirmiş bulunursa, bu kavuşum her türlü talihsizliği ve felaket getiren topyekûn yıkımı hükmeder. Fakat Venüs ile Jüpiter’in tanıklıkları da birlikte erişse dahi, bu kurtarıcı güvence hiçe sayılarak felaketin yıkımı daha da güçlenir.

[Jüpiter ve Mars birlikte] Şayet Jüpiter ile Mars birlikte yerleşir ve aynı burçta bir arada bulunarak eşit bir ortaklık gücüyle birleşirlerse, makamların en büyük alametlerini bahşeder ve alabildiğine geniş bir yetki gücü sağlarlar.

Zira insanları büyük şehirlerin yahut büyük vilayetlerin vazifelerini idare eden ve muazzam halklar üzerinde şanlı bir yetkinin gücünü elinde tutan kimseler kılarlar.

Bunlar, arzu ettikleri her şeye kutlu bir neticeyle nail olan kimseler olurlar, bilhassa doğum haritasının elverişli mevkilerinde bulunup ya köşe evlerde (cardines) yahut yükselenden (horoscopo) itibaren beşinci ya da on birinci evde, Jüpiter’in evinde yahut Mars’ın evinde birlikte yerleşmişlerse durum böyledir.

Zira o vakit hakimiyet alametleri, o vakit silahlar, o vakit en muazzam ordular onların idaresine tevdi edilir, o vakit ulu mansıplara getirilerek görkemli bir iktidarın yetkisine nail olurlar. ## [Jüpiter ve Güneş birlikte] Şayet Jüpiter ile Güneş aynı burçta birlikte yerleşir de Jüpiter Güneş’in ışınları altında gizlenirse, türlü düşüşlerle her türlü saadet düzenini eksiltir.

Şayet Jüpiter, Güneş'in ışınlarından kurtulmuş ve sabah doğuşunda yerleşmiş halde Güneş ile aynı burcun konağında birleşirse, kaderi, varlığı, hayatı ve bu mutluluklardan hâsıl olan meyveleri pek büyük bir onur iktidarıyla tayin eder, bu kimseler ebeveynlerinin hayrına doğmuş görünürler, öyle ki doğdukları günden itibaren ebeveynlerine mutluluğun tüm nişaneleri bahşedilir.

Fakat Jüpiter ve Güneş'e bu şekilde sahip olanların kendileri dahi, kucaklarına alacakları evlatlarla mesut olup sevinç duyacaklardır.

Jüpiter ve Venüs Birlikte

Şayet Jüpiter ve Venüs aynı derecede yahut aynı burçta birlikte yerleşmiş olurlarsa, onur nişanelerini pek büyük bir letafet zarafetiyle takdir ederler, onları daima iyi ve ulu zatların sadık dostluklarıyla bir araya getirirler.

Onları ahlakın mutena muaşeretiyle daima bezenmiş ve sarsılmaz bir sadakatle bütün dinlerin kaidelerine riayet eden kimseler kılarlar.

Jüpiter'i Venüs ile bu halde bulunduranlar, saf bir güzelliğin dürüstlüğüyle parıldayan, hâkimlere ve krallara muhabbetin sevimli bağıyla daima raptolunmuş kimseler olacaklardır.

Lakin iyi bir şöhretin şehadeti bunları bütün izzetlere doğru daima sevk eder, onlara hem en nüfuzlu kadınlar tarafından onur payeleri hem de pek büyük servet imkânları temin edilir. [Yunanca: Bunlar nüfuzlu kimselerden ve kadınlardan ötürü hayatlarını mamur ederler, bilhassa şehvet düşkünüdürler ve birçok kadınla münasebette bulunurlar, şayet Satürn ve Mars görmezse evlilikleri ve çocukları hayırlı olur. Kadınlar için de bu mütalaa aynıdır.]

Fakat Venüs ve Jüpiter'e bu minvalde sahip olanlar, mesut ve bahtiyar bir izdivaca da nail olurlar. Kötücül yıldızların ışını onlara taarruz etmezse, evlatları da olacaktır.

Lakin bunlar, zihnin meyledici ihtirasıyla zührevî teşebbüslere sürüklenirler, arzularını türlü münasebetlerle sıkça elden ele geçirirler.

Kadınların doğum haritalarında (genitura) birlikte bulunan Jüpiter ve Venüs, aynı hükümleri denk bir nispette tayin eder.

Şayet Jüpiter ve Venüs doğum haritasının muhkem mevkilerinde birlikte yerleştiğinde ve Ay'a denk ışınım ortaklıklarıyla baktıklarında, Mars herhangi bir mevkiden tehditkâr bir ışınımla [onlara] bakarsa, bu sebeple hısımlar yüzünden sıkça yayılan şayia ve ağır bir kınamayla lekelenip rezaletin sillesini yerler. [Yunanca: Jüpiter Venüs ile kudretli mevkilerde iken, şayet Ay bunları görür ve Mars da bir yerden şehadet ederse, akraba zevat hususunda cinsi münasebetin ayıbı vaki olur.]

Jüpiter ve Merkür Kavuşumu

Şayet Jüpiter ve Merkür birlikte konaklamış olursa, güçlü, hayırlı istişareler ve hayırlı [okunamadı] ortaya koyan, muazzam bir hitabetin parlaklığıyla ışıldayan, her türlü hikmetle donanmış ve bütün ilimlerin üstatlığıyla yoğrulmuş insanlar meydana getirirler, onları öyle bir mertebeye eriştirirler ki herkes onlara hayranlıkla nazar eder.

Zira hitabet sanatının disiplinleriyle yoğrulan bu kimseler, ilmin ve şerefli kelamın fesahatini nihayetsiz bir kabiliyet kolaylığıyla icra ederler. [Yunanca: Hayırlı meşvereti, sözdeki kudreti ve zihindeki üstünlüğü işaret eder, bu sayede onlar şehirde pek muhterem olurlar, zira kâtipler yahut meliklerin divan kâtipleri, hatipler ve sofistler olurlar.]

Bu kavuşum (coniunctio), fıtratlarındaki zarafet ve hünerli nutkun serbestiyetiyle bezenmiş olan diğer bazı kimselerin ise krallara mahsus tahrirat vazifelerini en yüce payelerle ifa etmelerini sağlayacaktır.

Jüpiter ve Ay Kavuşumu

Şayet Jüpiter ve Ay aynı burçta birlikte yerleşip denk bir ortaklık kudretiyle birleşirlerse, hayatın ve mülkiyetin [okunamadı] ve en büyük saadetlerin ziyadeleşmesini takdir ederler, bilhassa Ay, aynı burçta Jüpiter ile tam derecesi derecesine (partiliter) kavuşursa bu durum ziyadesiyle geçerlidir. [Yunanca: Bahtın ziyadeleşmesini ve bol zenginliği, zira ebeveynlerinden daha üstün kılar, gece doğumunda ise şayet Ay daha fazla dereceye sahipse...]

Zira o vakit hesapsız bir servet yığını hâsıl olur ve ona öyle saadet nişaneleri takdir ederler ki, her bakımdan ebeveynlerinden katbekat üstün bir mertebeye erişir.

Şayet gece haritası olur da Ay daha fazla dereceye malik bulunur, Jüpiter ise daha az sayıda dereceye gerilerse, talihin bütün varlığını pek büyük bir düşüşle daima zayıflatır ve eksiltir.

Mars ve Güneş Kavuşumu

Şayet Mars ve Güneş aynı burçta birlikte yerleşip denk bir ortaklık kudretiyle birleşirlerse, bu ortaklık sebebiyle baba için ya tez yahut muhakkak ki fena bir akıbet hazırlarlar. [Yunanca: Babayı tez ölümlü yahut fena ölümlü işaret eder, şayet Mars bir köşede yahut bir anaforada ise daha fena...]

Şayet birlikte yerleşerek doğum haritasının herhangi bir köşe noktasını tutarlarsa yahut köşe noktasının bir ardılında (anafora) bulunurlarsa, o vakit babaya dair felaketin helakini [okunamadı] bir devamlılıkla tayin ederler, babadan kalan varlığın imkânlarını da sefilce parçalayarak heder ederler.

Başkalarının gözlerine zarar verirler yahut demir ve ateş ile yaralar açarlar. [Yunanca: Bazılarının gözleri dahi sakatlanır yahut...]

Üstelik aklın sebatını bozarak meşveretlerin doğru intizamını da allak bullak ederler.

Mars ve Venüs Kavuşumu

Şayet Mars ve Venüs aynı burçta birlikte yerleşip denk bir ortaklık kudretiyle birleşirlerse, Mars ve Venüs'ün bu kavuşumu, sefihleri ve zânileri peydahlayacaktır, öyle ki sapkın bir arzu ateşiyle kuşatılıp zapt edilmez bir şehvetin dürtüleriyle kışkırtılarak, fuhşiyat irtikâp etmek maksadıyla hilekâr vaatlerle başkasının evlilik hukukuna tecavüze yeltenirler.

Şayet bunların yanında Merkür bulunursa yahut onlara kare açıyla (quadratus) bakarsa, bu ışınımdan ötürü bu cürümler sebebiyle dedikoduları, ithamları, davaları, lakin aynı zamanda fitneleri, kargaşaları ve umumi kelamın içinden çıkılmaz lekelerini takdir ederler.

Fakat şayet bu vaziyetteki gezegenlere münasip yerlerde bulunan Jüpiter, kendi burçlarında yahut yücelimlerinde (altitudo) yerleşmiş halde şifalı ışınımıyla bakarsa, bir iktidar sahibinin himayesi sayesinde bu cürümlerden halas olurlar.

Şayet Jüpiter’in tanıklığı olmaksızın Mars, Venüs ve Merkür ile birlikte konumlanarak doğum haritasının (genitura) köşe noktalarından birini tutarsa veya doğum haritasının diğer yerlerinde büyüyen Ay’ın ışığını alırsa ya da bunlar bu şekilde yerleşmişken Satürn küçülen Ay’ın ışığını alırsa, zina, ırza tecavüz yahut ensest suçu sebebiyle kamusal cezaya çarptırılırlar.

Şayet Mars ve Venüs dönence burçlarında birlikte yerleşmişlerse, onların dönence burçlarında kare açı (quadratus) yaptıklarında meydana getireceklerini gösterdiğimiz şeyleri, dönence burçlarında birlikte bulunduklarında da aynen gerçekleştireceklerdir. [Yunanca] Demir ve ateşten bedenleri mustarip olur, diğerleri ise delilik ve akıl hastalığı çeker. Babadan kalan mülk ise dağılıp heba olur. Venüs ile birlikte olduklarında kare açıların yaptıklarının aynısını yaparlar.

Mars ve Merkür’ün Kavuşumu

Şayet Mars ve Merkür aynı burçta birlikte bulunup eşit bir ortaklık gücüyle birleşirlerse, bu kavuşum (coniunctio) her ne kadar anlayışlı ve en mühim ilimlerin tahsilinde yetkin kimseler meydana getirse de, onları aynı zamanda yalancı ve her türlü fenalıkla donanmış kılacaktır, öyle ki zekalarını her türlü hilekarlığa sarf ederler ve bütün mücadelelerde daima kötü niyetli ayak oyunlarıyla çekişmek isterler.

Fakat bu ortaklığa Jüpiter elverişli bir ışınla bakarsa, atletizm disiplininin şanlı mücadelelerini tayin ederler.

Şayet bütün bunlara Venüs herhangi bir ışınla bakarsa, zihnin sapkın arzusuyla onları oğlan sevgisine sürükler.

Şayet bütün bunlara Satürn’ün ışını erişirse, sözünü ettiğimiz bu kimseler ağır bir rezaletle sarsılacaktır.

Şayet birlikte bulunan Mars ve Merkür’ü Güneş kendi yakın küresiyle örterse ve hepsi doğum haritasının bir köşe noktasında bulunursa, yani birlikte yerleşmiş Mars, Merkür ve Güneş hep beraber doğum haritasının bir köşe noktasına yerleşmiş olan Ay’a bakarlarsa, zihinleri meşum bir ihtirasla silahlanmış, her türlü cürme daima teşne ve bütün sözlerine daima yalan bulaşmış insanlar meydana getirirler. Bunlar aynı zamanda cani niyetleri haydutların cürümleriyle denk tutulan kimseler olacaktır. Bunlar yazılı metinlerin güvenilirliğini kendi keyiflerine göre tahrif edip sahtelikle dönüştürürler. [Yunanca] Yalancı, fakat zeki ve pek çok hususta ziyadesiyle mahir olurlar, çoğunlukla muhakemelerinde hilekarlık bulunup kurnazdırlar, şayet iyicil gezegenler bakarsa bunlardan bazıları jimnastikçi, atlet, arabacı olup bu sayede şöhret bulurlar. Yine de oğlancı olurlar ve şayet Satürn bakarsa, onların üzerine büyük bir kınanma getirecektir. Şayet Mars ile Merkür kavuşumda olup Güneş’in ışınları altında kalır ve bir köşe noktasında bulunurlarsa, Ay da onları görürse, kötü niyetli ve yalancı olurlar, haydutlar gibi yaşarlar, dahası sahtekar olurlar, şayet Jüpiter onlara dokunursa bu işlerde muvaffak olurlar, şayet Satürn görürse, cürümleri meydana çıkar ve feci şekilde acı çekerler.

Fakat Jüpiter doğum haritasının elverişli yerlerine yerleşmiş olarak, sevindiği veya yüceldiği burçlarda yahut kendi evinde (domus) bulunup onlara uğurlu bir ışınla bakarsa, hem cürümleri örter hem de pek büyük zenginlik imkanları tayin eder.

Şayet Jüpiter’in tanıklığı bağışlanmaksızın Satürn onlara tehditkar bir ışınla bakarsa, cürümleri açığa çıkarılıp suçları ilan edilerek, onlar için cezaların en beteri ve en büyüğü olan helaki tayin eder.

Mars ve Ay’ın Kavuşumu

Şayet Mars ve Ay aynı burçta birlikte bulunup eşit bir ortaklık gücüyle birleşirlerse, bu kavuşum ateşli mizaçlı ve özellikle doğum haritasının bir köşe noktasına yerleşmişlerse, her hususta talihi sıklıkla yaver giden insanlar meydana getirecektir.

Fakat bunlara ya kısa bir ömür tayin edilir ya da zamansız bir ölüm hayatlarının akışına kasteder. [Yunanca] Sıcak mizaçlı ve zapt edilmez olurlar, bilhassa köşe noktasında iseler, kimileri kısa ömürlü olur, kimileri kötürüm kalıp tehlikelere düşerler, diğerleri ise feci şekilde ölür yahut kılıçla katledilirler, meğerki Jüpiter baksın.

Kimilerine illetli bir sıhhatin lekesini vurur ve her türlü tehlikenin korkutucu badirelerini tayin eder, şayet bunlardan hiçbiri olmazsa feci bir ölümün ağlatıcı ve sefil helakini hükme bağlar yahut demirin veya kılıcın kudretini onun aleyhine işletir.

Bu kavuşum sebebiyle anaya da sefil hastalıkların dertleri takdir edilir, öyle ki kadının bedeni günden güne hazin bir dermansızlıkla sarsılır. [Yunanca] Ve anası da hasta olacaktır.

Fakat doğum haritasının elverişli yerlerinde konumlanmış yahut birinci köşe noktalarına yerleşmiş Jüpiter, kendi evinde veya kendi yücelme (exaltatio) derecesinde bulunarak onlara şifalı bir ışınla bakarsa, bütün bu uğursuzlukların badireleri hafifler.

Güneş ve Venüs’ün Kavuşumu

Şayet Güneş ve Venüs aynı burçta yan yana yerleşip eşit bir ortaklık gücüyle birleşirlerse, şanlı ve arzuladıkları her şeye en zahmetsiz yollardan erişen kimseler meydana getirirler, lakin bunun için gündüz doğumlarında Venüs’ün sabah yıldızı, gece doğumlarında ise akşam yıldızı olması gerekir. Fakat [okunamadı] bu kimseleri sefil evlilik bağlarıyla birleştirir ya meşakkatle bir eş tayin eder ya nikah yatağının ortaklığına cariyeleri katar ya da nasip edilen eşlerin yüzünü yakışıksız bir çirkinlikle bozar.

Kimilerine fakir, kimilerine yaşı ilerlemiş zevceler tayin eder yahut Venüs ile Güneş’i bu halde olanlar, sefil bir talihsizliğe batmış ve yüz kızartıcı bir düşkünlükle lekelenmiş eşlere duçar olurlar.

Güneş ve Merkür’ün Kavuşumu

Şayet Güneş ve Merkür aynı burçta birlikte konumlanmışsa, bu kavuşum başka kudretlere boyun eğen [okunamadı] memuriyetler tayin eder. [okunamadı] Kamuya mal olmuş icraatlarıyla asla parlayamazlar.

Gerçekten de insanları kendi kararlarında basiretli kılar, kendi sırlarını derin bir suskunlukla her daim gizleyen kimseler yaparlar.

Aynı zamanda her bakımdan vesveseli, hayatın bütün vazifelerini uykusuz bir tefekkürle ele alan, kutsal ayinlerin tamamında batıl bir ürpertiyle kaygılı, şüpheci ve önemsiz meselelerde dahi türlü tereddütlerle her vakit endişe duyan kimseler haline getirir.

Şayet Merkür sabah doğuşunda (matutinus ortus) bulunup hareketinin doğru seyrini korursa, bütün işlerde reislik bahşeder, kişiyi buyurmaya dair her vazifeye hazırlıklı kılar, serbest söz söyleme yeteneğiyle donatır, bahtiyar ve bütün arzularına muvaffakiyetle erişen kimseler yapar. Zira bunlar geleceğin düzenini zihinlerine gelen ilahi bir ilhamla idrak ederler. Kuşkusuz dindar, tanrıların adil kulları ve ekseriyetle mabet rahipleri olurlar. Fakat bu kavuşumdan (coniunctio) ötürü kendilerine hayırlı bir evlat nesli de takdir olunur.

Güneş ve Ay Kavuşumu Şayet Güneş ve Ay aynı burçta birlikte bulunup eşit bir ortaklık gücüyle birleşirlerse ve bu bir gündüz doğum haritası (genitura) olursa, mezkûr kavuşum onları yüksek bir kudret serbestisiyle yücelmiş, buyurmaya dair her vazifeyi en üstün zihin sebatıyla ve muazzam bir kudretle ifa eden kimseler kılar.

Şayet bir gece doğum haritası olursa ve Ay henüz Güneş'in feleği (orbis) dairesinde ışıklarından mahrum halde kapalı kalıp, ışıkları yeniden doğmaksızın ve Güneş'in feleğinden kurtulmaksızın parlayamazsa, insanları hakir, düşkün, her türlü zorbalığın tahakkümü altına girmiş, takatsiz ve her türlü fazilet desteğinden yoksun kılar.

Lakin Güneş'in feleğinden ayrılıp önceki sıkıntısından kurtulur, yeniden doğan ışığının hür ziynetini taşır ve Güneş ile aynı burçta birlikte yerleşirse, muktedir, her türlü işi idare eden ve itibar alametlerinin tamamını kolaylıkla elde eden kimseler yapar.

Şayet Güneş eril bir burçta bulunurken yeniden doğan Ay dişil cinsten bir burcu tutarsa, onları şehirlerin ileri gelenleri yahut reisleri kılar, soyluluğun berrak parlaklığıyla ışıldayan, bilgelikle ve hayırseverlik şöhretiyle bezenmiş, saf ve sadık dostluk hislerini daima sergileyen, iffetli ve lekesiz bir dostluk bağıyla birleşmiş kimseler yapar.

Lakin Güneş ve Ay ışınlarının açılarıyla (aspectus) birbirine karşıt olurlarsa, o vakit ebeveynin hayatı `[okunamadı]` ve evlilik yatağının birliği türlü ihtilaflarla dağılır. Şayet Güneş ve Ay hayırlı bir ışın ortaklığıyla kavuşursa, yani daha evvel zikrettiğimiz üzere üçgen açı (trinus) yaparlarsa, ömürlerinin son gününe değin ebeveynin birliği sadık bir sevgi bağıyla muhafaza olunur. Fakat Güneş ve Ay birbirine karşıt haldeyken orta yerlerini Mars yahut Satürn tehditkar bir ışımayla tutarsa, ebeveyn için bitimsiz bir niza ve ebedi bir ayrılık ihtilafı hazırlanır.

Venüs ve Merkür Kavuşumu Şayet Venüs ve Merkür aynı burçta yerleşip eşit bir ortaklık gücüyle birleşirlerse, insanları hoş bir zarafetle bezerler, onları arzu ettikleri her şeye pek kolayca erişen kimseler kılarlar, ancak meyilli bir zihin arzusu onların gönlünü birçok kadınla düşüp kalkmaya sevk eder.

Birlikte yerleştiklerinde ehil bir söz söyleme kabiliyeti bahşederler, öyle ki terbiyeyle yoğrulmuş kelam, dinleyenlerin kulaklarını tatlı bir ahenkle daima cezbeder yahut musiki nağmelerini ve şiir sanatının eşsiz kaidelerini bahşederler. Dahası bu kimseleri saygın sanatların süsüyle donatırlar.

Şayet kendi burçlarında bir arada bulunup doğum haritasının birinci köşe noktalarını tutarlarsa yahut kendi sınırlarında yerleşip doğum haritasının elverişli mevkilerinde bulunurlarsa, o vakit zikredilen bu hususlar hükümlerin daha yüce bir kudretiyle vuku bulur. Şayet düşüş (casus) yerlerinde birlikte bulunurlarsa, musikişinas yaparlar lakin avamın eğlencelerine hizmet eden kimseler olurlar.

Şayet bir arada yerleşmiş Merkür ile Venüs'ü Mars'ın habis yıldızı görürse, kolay evlilikler lakin bir nebze leke ve kötü şöhret takdir ederler. Zira o vakit hem oğlanlara hem kadınlara aynı şehvetle arzu duyarlar, haddi aşan gayrimeşru münasebetlerin ardına büyük bir zihin hazzıyla düşerler.

Lakin yükselenin (ascendens) bulunduğu burçta Venüs ve Merkür bir arada bulunurlarsa, o vakit insanlara ilahi bir dehâ takdir olunur, kelamları belagatin azametli parlaklığıyla bezenir, şiirlerinin ilahi bir ilhamla yazıldığı söylenir.

Bütün bunlar, eğer yükselende bir arada bulunan yahut doğum haritasının elverişli mevkilerinde yerleşen bu iki gezegeni, Jüpiter ve Ay da bizzat uygun yerlerde bulunarak hayırlı yani üçgen açılı bir ışımayla görürlerse, çok daha büyük bir saadet bereketiyle ziyadeleşir.

Ay ve Venüs’ün Kavuşumu

Ay ve Venüs aynı burçta birlikte bulunup eşit bir ortaklık gücüyle birleşirse, erkeklere pek büyük süsler ve mevkiler tayin ederler.

Aynı kimseleri hoş bir güzellik asaletiyle taçlandırır, onları iyiliğin getirdiği saygınlıkla bezeli kılarlar, ancak bu kavuşum (coniunctio) yüzünden onlara her vakit istikrarsız evlilikler takdir ederler.

Zira Ay ile Venüs’e aynı anda bu şekilde sahip olan hiç kimse, eşine beslediği sevgide kökleşmiş ve sarsılmaz bir muhabbet kararlılığıyla sebat gösteremez.

Dahası, nefsinin arzularının düşkünlüğüyle zihnini eşine olan bağlılıktan uzaklaştırır, büyük bir şehvet ateşiyle başka kadınlarla yatmaya meyleder.

Aynı durum kendi karısını da süfli arzulara kapılmaya zorlar, öyle ki bizzat kendi dağınık heveslerinin peşinde kirlenip lekelenen ne varsa, yoldan çıkmış kocanın işlediği günahlar benzer bir zevk arayışına karısını da sevk eder, kadın dahi kocasının fena arzularla yaptığını öğrendiği her şeyi bizzat icra eder, böylece zina eden koca kendi verdiği derslerle donattığı zevcesini de zaniyeye çevirir.

Ay ve Merkür’ün Kavuşumu

Ay ve Merkür birlikte yerleşip eşitlenmiş bir ortaklık kudretiyle kavuşurlarsa, her türlü ilmi en yüksek derecede zihne yerleştirirler.

Nitekim Ay ve Merkür’ü bir arada bulunduranlar, öğrendikleri her şeyi en zahmetsiz usullerle kavrarlar.

Bununla birlikte, Ay ve Merkür yan yana geldiklerinde hikmete yatkın, öğrenmeye açık bir tabiat bahşederler.

[Yunanca: Eğitime ve sözün kudretine dair... Lakin fiillerinde ve niyetlerinde kaypak, hayat tarzında ise düzensiz olur.]

Fakat şayet yan yana geldiklerinde Jüpiter’in şahitliğinden mahrum kalırlarsa, o kimseleri yalancı yaparlar, onların bütün eylemleri kararsız ve sürekli değişen bir havailikle başkalaşır.

Annelerini ise akıllı kılarlar, lakin onlara aşağı tabakadan insanlarla düşüp kalkmalarından ötürü daima bir rezillik damgası vururlar.

Ancak bu kavuşumda Ay daha az dereceye sahipse ve Merkür daha büyük bir derece sayısında bulunuyorsa durum daha hayırlıdır.

XXVIII

Bütün bunlar tamamlandığına göre, sözümüz yükselen (horoscopus) örneklerine intikal etmeden evvel, sağduyuna kısaca şunu hatırlatırız, her doğum haritasında (genitura), insan dünyaya gelmeden evvel doğmakta olan Ay’ın ilk olarak kiminle kavuştuğunu tetkik etmelisin.

Zira doğan Ay’ı ya onunla birlikte bulunan uğurlu bir yıldız karşılamışsa yahut ona kutlu bir ışınla bakmışsa, yaklaşan doğumun ışığa yaklaştırdığı kimseye hayırlı bir doğum haritası tertibi bahşeder.

Şayet kötücül yıldızların ortaklığına karışmışsa, haritasının mayası vasat ve şereften yoksun kılınır.

Ey övünç kaynağımız Mavortius, sana karışımların bütün kudretlerini izah ettik, münferit yıldızların üçgen açı (trinus) ortaklığında birleştiklerinde ne husule getirdiklerini, kare açılı (quadratus) ışınlarla ne takdir ettiklerini, birbirine zıt düşen karşıt güçle karşı karşıya geldiklerinde neye sebep olduklarını, denk bir eşleşmeyle kavuştuklarında ne ihsan ettiklerini, alçak bir kudretin yetkisindeki altmışlık açıyla (sextilis) neleri meydana getirdiklerini bildirdik.

Fakat bütün bunları senin dirayetine daha vazıh bir surette anlatmak için, yıldız hükümlerinin (apotelesmata) tüm usulü meczedilip güçleri karşılıklı kıyaslanarak ve birleştirilerek, sana hükümlerin bütün sırlarını tevdi edeceğim, öyle ki umumi izahla gösterdiğimiz her şeyi, birleşen hükümler vasıtasıyla yeniden ve hususi surette şerh edelim.

Kölelerin Doğumları Hakkında

Şayet Ay ve Jüpiter tam derecesi derecesine bir ışınla kavuşmuşlarsa ve aynı derecede yerleşmiş olan bu iki gezegene sağ kare açıda bulunan Satürn tam derecesi derecesine bir ışınla bakarsa, Mars da benzer şekilde bu ikisini kare açı vasıtasıyla tehditkâr bir ışınla vurursa ve Güneş altıncı yahut on ikinci evde (domus) bulunursa, bu kavuşum kölece bir doğum haritası takdir eder, her iki cenahtan kuşatılmış olan Jüpiter dahi onları köleliğin zaruretlerinden kurtaramaz.

Şayet Ay gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa ve aynı yerde Jüpiter yerleşmişse, hilal halindeki Ay’ın kavuşumunu Mars karşılar ve Satürn Mars ile Ay’ın kavuşumuna tehditkâr bir ışınla bakarsa, bunlar iyi huylu köleler yaratırlar, ancak üzerleri daima bahtsızlığın yüküyle ağırlaşmış olur.

Şayet Mars ve Satürn Ay’a birlikte karşıt açıdan bakarsa ve uğurlu yıldızların hiçbiri ne Ay’a ne de karşıt açıda duranlara şifalı bir ışınla yönelmezse, bu kavuşum o kimseleri ya köle eder yahut ana baba himayesinden mahrum bırakıp yetimliğin sefil ağırlığı altında ezilmelerine yol açar.

Farklı yerlerde duran Venüs ve Ay’a Satürn ve Mars kare yahut karşıt açılı ışınlarla bakar ve bütün bunlara Jüpiter’in münasip şahitliği verilmezse, bu kavuşum köle ana babadan doğan kimseleri ebediyen kölelik yükünün altında inletir.

Yükselen derecesine Jüpiter ve Venüs uğurlu bir ışınla bakarsa ve aynı dereceyi, yani yükseleni Güneş ve Ay herhangi bir ışınla görürse, Mars ile Satürn de kötücül güçlerinin ışınlarını yükselen derecesinden uzak tutmuşlarsa, talihle doğan kimse daha da büyük bir talihle büyütülür.

Şayet uğurlu yıldızların yardımı veya şahitliği olmaksızın yükselen derecesine Satürn ve Mars tehditkâr bir ışınla bakarsa, yahut kötücüllerden biri yükselende yerleşmişken diğeri batıda bulunarak yükselen saatini karşıt açılı ışınla vurursa, doğanlar ya hayatın henüz ilk eşiğinde ölürler, yahut ışığın ilk izlerine adım atanlara hayat veren gıda esirgenir, ya da annenin taş kalpliliği yüzünden doğan yavru sokağa terk edilir.

Fakat kötücüller dediğimiz gibi yerleştiğinde Venüs yahut Jüpiter yükselene şahitlik ederlerse, terk edilen çocuk bulunup himaye edilir ve yabancı birinin merhameti sayesinde beslenip büyütülür.

Şayet Jüpiter yükselende tam derecesi derecesine yerleşmişse ve karşıt açıya konan Mars yükselen saate ve Jüpiter’e derece derecesine bir ışınla bakarsa, diğer yıldızlar da bunlara hiçbir şahitlikte bulunmazsa, bu kavuşum orta halli bir mülk varlığı takdir eder.

Lakin bunların düşmanlardan yana birçok `[okunamadı]` yardımdan mahrum kalırlar.

Fakat Jüpiter ve Mars bahsettiğimiz gibi yerleştiğinde, yani Jüpiter yükselende, Mars ise batıda dururken, şayet Satürn yahut Merkür Mars’a herhangi bir ışınla bakarsa, bu kimseleri ya saralı yaparlar yahut akıl cinnetine tutulmuş mecnunlara çevirirler.

Eğer Jüpiter yükselenin (horoscopus) derecesinde yerleşmişken batıda, yani karşıtlık (diametros) konumunda bulunan Satürn Jüpiter’e ve yükselen derecesine açı yaparsa, gündüz doğum haritasında (genitura) ve dolunay halindeki Ay Jüpiter’e doğru ilerlemekteyse, zenginlikler, mutluluklar ve en yüksek saadetin artışını takdir ederler.

Şayet Jüpiter yükselende yerleştiğinde Venüs batıda, yani karşıtlık konumunda bulunursa, hem kardeşleri hem de evlatları esirgerler, fakat yine de zenginliğin ve talihin artışını takdir ederler.

Eğer Satürn yükselende tam derecesiyle (partiliter) yerleşmişse ve batıda, yani karşıtlık konumunda tam derecesiyle yerleşmiş Mars’ı karşısına alırsa yahut gökyüzünün alt ucunda (IMC) kendisine ve yükselen derecesine tam dereceli bir ortaklıkla bağlanmışsa, Ay da ya dolunay halinde Mars’a yahut küçülürken Satürn’e doğru ilerliyorsa, bu kavuşum (coniunctio) ağır ve sefil bir ölüm felaketi tayin eder. Zira uzuvları ya vahşi hayvanların ısırıklarıyla parçalanıp hazin yaralarla dağılır, ya uçurumlardan aşağı atılmalarına sebep olurlar, ya bedenleri çöken çatıların enkazı altında ezilir, yahut Satürn ile Mars’ı bu vaziyette olan kişi, acı bir kıyıma mahkûm edilerek haydutların kanlı ellerine terk edilir, yahut azgın fırtınalarda sanki sulara gömülmüşçesine, işitilmedik türden bir ölümle helak olur. Lakin ölümün akıbeti burçların tabiatına göre tespit edilecektir.

Zira vahşi ve yabani hayvan tabiatlı burçlarda yerleştiklerinde, ölüme yazgılı olanların üzerine vahşi hayvan ısırıklarını musallat ederler. Sabit burçlarda yerleştiklerinde ise, sarsılan çatıların tepelerine yıkılmasına yol açarlar.

Sulak burçlarda yerleştiklerinde, ya bir cenk meydanında telef olmalarına sebep olurlar, ya haydutların gaddar hançeri boğazlarına saplanır, yahut bir iktidar erkinin cezalandırmasıyla katledilirler.

Her hâlükârda, Satürn yükselende yerleştiğinde şayet Mars batıda bulunursa, sefil bir ölüm felaketi hükmeder. Ancak bunlara kare açı (quadratus) ile Merkür de dâhil olduğunda, hüküm veren bir makamın cezalandırmasıyla katledilirler.

Şayet Mars yükselende tam derecesiyle yerleşmiş bulunur ve ona batıdan, yani karşıtlık konumundan Jüpiter yıldızı açı yaparsa, bu ışınım ömrün orta çağında tehlikeler, kederler ve acılar getirir, bilhassa isyanlardan ve kargaşalardan doğan tehlikeler takdir eder, ayrıca benzer şekilde davalara ve ziyankârlıklara yol açar. Fakat bunlara, hayatın nice fırtınalarından sonra, yaşlılık devrinde mesut günler tayin edilir. Eş olarak ise ya cariyeleri, ya ileri yaştaki kadınları, ya umumi fahişeleri yahut bir zanaatın hizmetini icra edenleri verir. Üstelik kardeşlerin tam sayısı aynı şehirde muhafaza edilemez, bütün kardeşler bunlardan ya gurbet yahut ölüm sebebiyle ayrılırlar.

Şayet Ay köşe evlerden (cardines) birinde yerleştiğinde Mars karşıtlık konumuna konmuşsa ve Satürn’e `[okunamadı]`, yahut aynı derecede bulunmuşsa, ya da başka bir köşe evden yükselene eşit dereceli ışınımla açı yapıyorsa, Jüpiter ise yükselenden itibaren altıncı, sekizinci yahut on ikinci evde (locus) Ay ile birlikte bulunursa, doğan kişi ancak Ay’ın Jüpiter ile birlikte bulunduğu müddetçe hayatta kalır. Ay, Jüpiter’in bulunduğu dereceyi geçer geçmez, doğan kimse için derhal erken bir ölüm takdir olunur.

Eğer Ay ile Güneş kavuşum ışınımıyla birleşmişlerse ve aynı burçta Güneş ile Ay’ın tam ortasında Mars bulunursa, Satürn de eşit dereceli ışınımla onlara bağlanarak kare açıdan bakarsa, yıldızları bu vaziyette olan kimseler, bozuk beden sıvılarıyla (humores) boğularak helak olurlar, yahut delilik cinnetlerine tutulurlar, deniz sularının taşkınlarıyla sefil bir ölüm akıbetine uğrarlar.

Şayet bunlar, zikrettiğimiz üzere, yani Güneş, Ay, Mars ve Satürn `[okunamadı]` yükselenden itibaren sekizinci evde bulunurlarsa, diğer bütün yıldızlar ise yükselenden itibaren altıncı yahut yedinci evde yerleşmişlerse, cin çarpmış sara hastaları yaparlar, zihinleri gazaplı yahut habis bir ruh tarafından daima hırpalanır, öyle ki aklın bütün nizamı altüst olarak, düşüncesizce ve yersiz yere apansız sözler savururlar.

Bir erkeğin doğum haritasında, zevcesinin Ay’ı yükselenden itibaren on ikinci evde bulunursa, yani zevcenin Ay’ının yerleştiği bu burç kötü ruhta (cacodaemon) `[okunamadı]` yahut Mars bulunursa, zevcenin kocasının her türlü haksızlığına boyun eğmesine sebep olur ve onun zihnine öyle bir itidal bahşeder ki, ömrünün son gününe dek kocasının kötülüklerine sabırla tahammül eder.

Şayet erkeğin Ay’ının yerleştiği bu burç kötü ruhta, zevcenin annesi `[okunamadı]` yerleşmişse, bundan ötürü zevcenin zina ehli olduğunu bildirirsin, öyle ki bu kadın, arsızca her türlü fenalıkla kocasının üzerine yürür, bu meşum kadının nazarında zina ortakları her bakımdan kocasına üstün tutulur.

Fakat kocalar dahi bu haksızlıklara katlanarak, karılarının yaptığı her şeyi sabırla karşılarlar.

Şayet karı ile koca doğum haritalarında (genitura) Ay'ı aynı burca yerleşmiş bulurlarsa, yahut kadının Jüpiter'i erkeğin Ay'ına uğurlu bir ışın saçımıyla bakarsa, ya da bilakis erkeğin Jüpiter'i kadının Ay'ına benzer bir ışın saçımıyla nazar ederse, yahut her iki doğum haritasının Ay'ı üçgen açı (trinus) ışınımıyla birbirine bağlanırsa, onları eşit bir muhabbet bağıyla birleştiren aşk, aralarındaki arzuyu daima dengeli bir iştiyakla ayakta tutar.

Şayet Venüs toprak tabiatlı bir burçta bulunursa ve bu burçta yerleşik halde yükselenden (horoscopus) itibaren yedinci evi (domus) yahut gökyüzünün ortasını (MC) tutarsa, ya da yükselenden itibaren on ikinci evde bulunup Satürn'ün tam karşısında (diametros) yer alarak ışınları derece derecesine karşılar ise, bu ışın saçımı sebebiyle uzun ve bitmek bilmez dulluk felaketlerine hükmeder.

Fakat bu şekilde konumlanmış Venüs sabah doğuşunda (matutinus ortus) bulunursa, gençlik çağında olanlara dulluk talihsizliklerini yükler.

Şayet akşam doğuşunda (vespertinus ortus) bulunursa, `[okunamadı]` çağda dulluğun sıkıntılarına hükmolunur.

Hatta bunlar kimi kimseleri ensest bir şehvet ateşiyle sarıp sarmalayarak, kendi kızlarıyla gayrimeşru cinsel birleşmelere sürüklerler.

Şayet Ay ile Venüs bir gece haritasında derece derecesine yan yana yerleşir, dişil burçlarda bulunarak batı ufkunu yahut gökyüzünün ortasını (MC) tutar ve onlara tam karşıt açıdan Mars ile Satürn bakarsa, onları ensest bir cinnet ateşi ve meşum bir şehvet dürtüsüyle, kızların babalarıyla gayrimeşru evlilik bağları kurmasına sevk ederler.

Şayet izdivaç burcunun yöneticisi dişil bir burçta yerleşip batı ufkunu yahut gökyüzünün ortasını (MC) tutarsa, bakireleri gizlice bekaret kaybına `[okunamadı]` bir arzuyla sürükler. Fakat bu ırz düşmanlıklarının türlerini yıldızların çeşitliliğine göre tespit ederiz.

Nitekim şayet izdivaç burcunun yöneticisi Satürn olarak bulunursa, bakireye yönelik tecavüz ya baba, ya amca, ya üvey baba, yahut bir ihtiyar ya da bir köle eliyle hazırlanır.

Şayet izdivaç burcunun yöneticisi Mars olursa ve o da zikrettiğimiz üzere bu şekilde konumlanmışsa, bekaret çiçeği bir nevi şiddetle koparılıp alınır.

Fakat şayet Venüs izdivaç burcunun yöneticisi kılınmışsa ve o da tıpkı söylediğimiz gibi yerleşmişse, gece vakti yapılan dini ayinlerde rızaya dayalı bekaret kaybı suçu işlenir.

Şayet Merkür izdivaç burcunun yöneticisi olur ve `[okunamadı]` yerleşirse, kızlar vaatlerin iknasına kapılarak bekaretlerini baştan çıkarıcının arzusuna teslim ederler. Ancak bu vesileyle suçlamalar alevlenir ve isyankâr bir sesin kargaşası peyda olur.

Fakat Merkür ile birlikte Mars da bulunursa, tehlikelerin vehameti daha da büyür.

##

Şayet Satürn'ün burcunda Jüpiter ile Venüs birlikte bulunup aynı dereceleri tutarsa ve Satürn komşu burçta, yani ikinci burçta yer alarak yaklaşmakta olan Venüs'ün kavuşumunu (coniunctio) bizzat ilk karşılayan olursa, Mars da Ay'a bakıp her ne şekilde olursa olsun Venüs'e ışın saçımıyla bağlanırsa, keza Satürn de Ay'a aynı surette nazar ederse ve Güneş gökyüzünün ortasında (MC), Ay ile yükselen ise Yengeç burcunda yerleşirse, bunlar ensest bir cinnet ateşiyle ve nüfuz sahibi bir kimsenin himayesiyle desteklenerek kendi öz anneleriyle evlilik bağına girerler, yahut üvey annelerini sapkın bir zihin hararetiyle `[okunamadı]` ve şehvete kapılarak zifaf yatağının ortaklığına davet ederler.

Şayet bu bir kadının doğum haritası olursa, mezkûr kadın izdivaç namına ya babasıyla yahut üvey babasıyla birleşecektir. Eski metinlerin rivayetleri, Oidipus'un da böylesi bir doğum haritasına sahip olduğunu nakleder.

Nitekim yükselen (horoscopus) Yengeç'te, Güneş Koç'ta, Satürn Balık'ta, Jüpiter ile Venüs Kova'da, Mars Terazi'de, Ay Yengeç bulutsusunda, Merkür ise Güneş ile birlikte idi.

2 Şayet Ay, Merkür'ün sınırlarında (fines) bulunur ve eril cinsten bir yıldızın etkisini alırsa, bilhassa da Kova'da bulunursa ve Venüs, Jüpiter ile üçgen açı (trinus) ışınımıyla birleşmezse, bu yıldızlara bu şekilde sahip olanlar asla evlat sahibi olamazlar.

3 Şayet Ay ılım noktası burçlarında (aequinoctialia signa), yani Koç veya Terazi'de yükselende bulunur, Jüpiter ile Mars ise derece derecesine (partiliter) bir ortaklıkla birleşerek gökyüzünün ortasında (MC) veya batışta yerleşirse, Venüs ile Satürn de aynı şekilde Oğlak yahut Kova'da konumlanıp aynı derece sayısına sahip olarak Mars ile Jüpiter'e herhangi bir ışınımla bakarlarsa, dini törenlere hizmet eden hadım edilmiş, kısır ve kadınsılaşmış Gallus rahipleri meydana getirirler.

4 Şayet Satürn ile Mars, Venüs'ün evinde (domus) eşit derecelerin ortaklığıyla kavuşup batışı yahut gökyüzünün dibini (IMC) tutarak birlikte yerleşirlerse ve onların karşıtında, Mars'ın evinde bulunan Venüs, eşit derecenin nispetiyle Satürn ve Mars'a karşıt konumda bulunursa, yıldızların bu dizilimi bize bir hadımın doğum haritasını (genitura) gösterir.

5 Şayet Mars ile Ay, karşıtlık (oppositio) ışınımıyla birbirlerine zıt düşer ve her ikisi de karşıtlıkta yerleşerek aynı dereceleri alırlarsa, Venüs ise onların sağ kare açısında bulunur ve Satürn karşıttan Venüs'e bakıp sol kare açı üzerinden Ay'a ve Mars'a vurursa, öyle ki Venüs'e karşıttan, Ay ve Mars'a ise kare açıdan baksın ve Merkür de gökyüzünün ortasını (MC) tutmuş olsun, yıldızların bu karışımından ya kısırlar, ya hermafroditler yahut muhakkak hadımlar doğar.

6 Şayet Satürn ve Venüs, Venüs'ün burcunda veya sınırlarında birlikte yerleşip gökyüzünün ortasının (MC) derecesini tutarlarsa ve Mars bunlardan uzak kalırsa, bu kavuşum (coniunctio) ya yoksul yahut yaşı ilerlemiş bir zevce takdir eder. Lakin bu şekilde yerleşmiş Satürn ile Venüs'e Jüpiter üçgen açı ışınımıyla bakarsa veya kendisi onlarla birlikte bulunursa, Jüpiter'in bu şahitliğinden ötürü gerçi dul bir zevce, lakin bol ve taşkın bir servet takdir olunur.

7 Şayet Venüs, gökyüzünün ortasında (MC) Jüpiter ile birlikte bulunursa, bu birliktelik zinası bilinen bir zevce takdir eder. Fakat bunlar bu şekilde yerleşmişken Merkür yıldızı bu aynı derece ortaklığına dâhil olursa, bu kadın, araya giren zina sebebiyle nasip olduğu kocasını terk ederek yeniden başka bir kocanın izdivacına geçer, bunu da ya bir gencin aşkına kapılarak yapar yahut yoksul birinin yatağına meyleder veya zihninin düşkün arzusuyla soysuz bir yatağın bayağılığına can atarak her türlü sapkın aşkın ayartmalarıyla daha aşağı mertebeden bir erkeğin nasibine boyun eğer.

8 Şayet Ay, gökyüzünün ortasında (MC) derece derecesine bulunur ve Güneş yükselende derece derecesine yerleşirse, Jüpiter ise yükselenin ardıl evinde (anafora) bulunup Ay ile üçgen açı ışınımıyla birleşirse, bu kavuşumdan parlak soyluluk nişaneleri takdir edilir.

9 Şayet gökyüzünün ortasında (MC) yerleşmiş Venüs'e Jüpiter üçgen açı ışınımıyla bakarsa yahut kendisi onunla birlikte bulunur ve Venüs kötücül yıldızların bütün ışınımlarından uzak kalırsa, bu kavuşumdan, kadınların himayesi vesilesiyle talihin en yüce nişaneleri bağışlanır yahut kadınlara has bir iş vasıtasıyla saadetin başlangıcına ererler. Hatta bu kavuşum, onları musiki nağmelerini tatlılıkla bükmeye, kitara ve lir çalmaya yahut şüphesiz bedenin yumuşak kıvrımlarıyla, hoşa giden bir letafet içinde raks etmeye sevk eder.

10 Jüpiter, gökyüzünün ortasında (MC) tek başına derece derecesine yerleştiğinde, sefil bir şehvet gayretiyle daima sefil kadınlarla yatmaya iter. Şayet onunla birlikte Mars bulunur ve kendisi de aynı dereceye sahip olursa, onun zevcesini bir başkası zorla çekip alır. Fakat bunlara Venüs yıldızı erişirse, umumhaneden çıkarılan bir kadın, seçkin adamlarla evlilik bağıyla birleşir. Şayet bütün bunlara Güneş kare açı ile dâhil olursa, babalarının odalıklarıyla veya üvey anneleriyle gayrimeşru bir arzuyla birleşirler ve babalarının eski eşlerini evlilik bağıyla kendilerine bağlarlar. Fakat izdivaç meşum bir arzuyla tamamlandığında, kadının araya giren firarıyla, uğursuz alametlerle kurulmuş olan bu evlilik dağılır.

11 Şayet Mars, gökyüzünün ortasında (MC) Ay ile birlikte bulunur, Jüpiter yükselende derece derecesine yerleşir, batışta ise Güneş bulunup Jüpiter'e karşıttan, Mars ile Ay'a ise kare açı ışınımıyla bakarsa, bu kavuşum felaketli bir mücadelenin çatışmasıyla dolu evlilikler takdir eder. O vakit dövüşenlerin tehditkâr kılıcı ağır yaralar açar, o vakit vahşi bir hararetin çekişmeleriyle çetin bir kavga alevlenir, o vakit vahşi hararetin hevesleriyle dillere destan cenk mücadeleleri kışkırtılır, o vakit düşenlerin iniltisi ve cenk edenlerin gürültüsüyle, akıtılan kanın acılığı içinde kıyılan nikâhlar kana bulanır.

12 Evliliğinden ötürü dillere destan cenk mücadelelerinin ve vatanının masallara konu olan yıkımlarının vuku bulduğu Paris Aleksandros'un da böyle bir göksel hükme (decretum) mazhar olduğu rivayet edilir. Nitekim Aleksandros Paris'in bütün göksel hükmü şu tertip üzere kurulmuştu, saat Kova'da, Güneş Aslan'da, Ay Akrep'te, Satürn Aslan'da, Jüpiter Kova'da, Mars Akrep'te, Venüs ile Merkür ise İkizler'de idi.

13 Şayet Satürn ile Mars, gökyüzünün ortasında (MC) derece derecesine yerleşir yahut diğer köşe evlerde (cardines) bulunarak bu aynı yere kare veya karşıtlık ışınımıyla bakarlar ve onların kötülüğünü Jüpiter ile Venüs'ün kurtarıcı himayeleri yumuşatmazsa, bu kavuşum, hayatın sefil azığının bedenin gündelik meşakkatleriyle aranması için, fakirliğin acı yükü altında ezilmiş ve aralıksız gündelik emeğin hırpaladığı çilekeş yoksullar meydana getirir. Şayet Mars bu aynı yere karşıttan bakar, Satürn gökyüzünün ortasında (MC), gökyüzünün dibinde (IMC) yahut şüphesiz yükselende yerleşir ve hepsi Jüpiter'in ilahi şahitliğinden mahrum kalırsa, evvelki musibetlerle birlikte amme zindanının muhafazası ve prangaların demir bağları takdir olunur.

Fakat bunlar bu şekilde yerleşmişken Jüpiter, ışık saçan dolunayı merhametli ışınlarıyla görürse, nice meşakkat ve nice tehlikelerden sonra esenliğe kavuşurlar.

14. Şayet Mars, gökyüzünün ortasında (medium caeli) tam derecesiyle (partiliter) bulunur ve ondan sonraki burca komşu konumdaki Satürn yıldızı yerleşirse, bu kavuşum (coniunctio) insanları zahmetkeş, yoksul ve hayatını el emeğiyle kazanan kimseler kılar. Üstelik onların yüzünü daima kederli bir çehre gölgeler.

Fakat Mars gökyüzünün ortasında yerleşip [okunamadı] eşit dereceyle görürse ve Satürn daha önce söylediğimiz gibi gökyüzünün ortasından sonraki ikinci burçta bulunursa, mutsuzluğun yükü daha da ağırlaşır ve daha büyük talihsizlikler birbirine eklenir.

Gezegenleri bu halde olanlar, arzuladıkları şeylere asla erişemezler.

15. Ay, Koç burcunun sınırlarında veya Oğlak burcunda bulunursa yahut Boğa burcunun sınırlarına aynı şekilde yerleşirse, kadınları erkek tabiatlı kılar, erkekleri ise daima her türlü şehvet düşkünlüğüne sürükler, öyle ki sefil bir şehvet dürtüsüyle tahrik olarak murdar ve iffetsiz birleşmelerin hevesine kapılırlar.

Şayet Ay, burçların bahsettiğimiz bu derecelerinde bulunur ve Ay ile birlikte yerleşen Merkür ile Mars da aynı derecelere aynı biçimde sahip olursa ve Ay, Mars yıldızından ayrılıyorsa (defluat), Ay burcun hangi derecesinde bulunursa bulunsun, şehvet düşkünlüğü o dereceden neşet eder. Lakin bunları bu şekilde yerleşmiş haldeyken Jüpiter üçgen açıyla (trinus) görürse veya bizzat kendisi onlarla birlikte bulunursa, zikredilen kötülüklerin ahlaksızlığı örtülür ve hafifletilir.

16. Fakat şayet Venüs, Jüpiter’in tanıklığı olmaksızın bunlarla birlikte bulunursa, her türlü iffetsiz murdarlık baş gösterir.

O vakit erkekler, kendi rızalarıyla kapıldıkları bir cinnet ateşiyle kadınsı muamelelere maruz kalırlar, o vakit sapkın şehvetin hararetiyle murdar fiilleri icra ederler. Şayet bu bir kadının doğum haritası (genitura) olursa, iffetini yitirmiş bir fahişe yaratır ve bu kadın bedenini kötücül şehvet arzularına teslim ederek, gündelik kazanç uğruna namusunu bir muhabbet tellalının buyruğuna bağlar, asil bir soydan doğmuş gibi görünse dahi umumi genelevlerde satılır.

17. Güneş, Ay ve yükselen (horoscopus), doğum haritasında hiçbir surette birbirleriyle irtibat kuramayacak şekilde yerleşmişlerse, öyle ki Güneş yükseleni görmezse, Ay da ne Güneşi ne de aynı şekilde yükseleni görürse ve derecelerin herhangi bir ortaklığıyla birleşmemişlerse, bu kimseler öylesine bir yoksulluk yüküyle ezilirler ki, gezegenleri bu halde olanlar çeşitli bahtsızlıkların ağırlığı altında ezilerek nihayetinde dilenciliğin son raddesine sürüklenirler.

18. Güneş ve Ay dişil burçlara yerleşir, yükselen de dişil bir burçta bulunur ve yükselende tam derecesiyle Merkür bulunursa, kendi elleriyle kendi cinsel uzuvlarını kesmeye mecbur kalırlar.

19. Güneş ve Ay yükselende tam derecesiyle yerleşmişlerse yahut biri yükselenin önünde diğeri ise ardında bulunur da ancak bu durum yükselenin burcunda gerçekleşirse ve yükselenin ardındaki evde (anafora) Mars yerleşip Satürn de bir tanıklık ışınıyla Mars’a bağlanırsa, gözlere körlüğün sefil yükü vurulur.

20. Ay gökyüzünün ortasında bulunur ve gökyüzünün dibinde (IMC) yerleşen Venüs tam dereceli ışınla Ay’ı görürse, bu kavuşum gayrimeşru şehvet ateşiyle kız kardeşleri erkek kardeşlere eş olarak bağlar.

21. Ay’ın sağ kare açısında (quadratus) Venüs yerleşmişse, insanları her türlü iş vazifesine hazır kılar, kendilerine pek çok dostluğun himayesini kazandırır, eşlerinin kendilerini daima sadık bir muhabbetle sevmesini sağlar ve onları bütün dostlarına sevecen bir muhabbetle bağlar.

Fakat Jüpiter ikisinden birini üçgen açıyla görürse, bu tesirler daha da kuvvetlenir.

22. Yükselen Başak burcunda bulunur ve aynı yükselende Mars, Merkür ve Venüs tam derecesiyle yerleşmiş olursa, batan kısımda yerleşen Jüpiter ise Balık burcunda bulunup yükselendekilere tam dereceli ışınla bağlanırsa, Güneş yükselenin ardındaki evde, yani Terazi burcunda yerleşirse, Ay yükselenden itibaren beşinci yeri Oğlak burcunda işgal ederse, Satürn ise yükselenden itibaren dokuzuncu evde yerleşip Boğa burcunu tutarsa, bütün bu gezegenlere bu şekilde sahip olan kimse öyle bir hatip olur ki, sözlerinin manaları yıldırımlar gibi sadır olur, onun iradesine göre kalabalıkların ruhları ya sükunetten galeyana gelir ya da galeyandayken kolayca yatışır.

Onun sözleri öyle olacaktır ki, gelecek kuşaklar bunları kendi dehalarını artırmak ve beslemek için hırslı bir gayretle bütünüyle ezberleyecektir. Böyle bir hatip Makedonyalı Philippos’u silahların gücüyle değil, hitabet serbestisiyle takip ediyordu, daha açık ifade etmek gerekirse, bu doğum haritası Demosthenes’e o ilahi dehasını bahşetmiştir.

23. Yay burcunda, Venüs sınırlarında Mars, Merkür ve Venüs bir arada yerleşir ve yükselen de aynı derecenin sınırına sahip olursa, Jüpiter ise İkizler burcunda...

... sınırlarında yerleşip batıdan hepsine karşıt ışınım ile baksın ve onlarla eşit dereceler ortaklığında birleşsin, Güneş Oğlak burcunda bulunsun ve yükselenden itibaren beşinci yerde bulunan Ay, Koç burcunun başında yer alacak biçimde Koç burcunu tutsun (zira bu derecelerde kör edicidir), yükselenden itibaren dokuzuncu yerde, yani Aslan'da bulunan Satürn yer alsın, bu doğum haritası (genitura), savaş gürültülerini ve dövüşlerin dehşetli çarpışmalarını şanlı bir manzumenin asilliğiyle yazması için kahramanlık destanlarının tanrısal bir ozanını yaratır.

Böyle bir doğum haritası, Homeros'u İlyada destanının tanrısal bir tercümanı kılmıştır.

Yükselen Kova burcunda bulunursa ve yükselenin yirmi dördüncü derecesinde Mars, Merkür ve Venüs tam derece kavuşumunda yerleşmişse, batıda yer alan Jüpiter Aslan burcunda bulunursa, yükselenin takip eden evinde (anaphora) yerleşmiş Güneş Balık burcunu tutarsa, İkizler'e yerleşmiş ve doğum haritasının beşinci evine konulmuş Ay, yükselene üçgen açıyla bakarsa ve yükselenden itibaren dokuzuncu evi tutan Satürn Terazi burcunda yerleşirse, bu doğum haritası, ilahi ve semavi öğretilerin tercümanını ortaya çıkarır, öyle ki bu kimse bilgili bir üslupla ve tanrısal dehasının kudretiyle yoğrulmuş, adeta semavi bir terbiyeyle şekillenmiş olarak, hakiki felsefi münazaraların hürriyetiyle tanrısallığın tüm sırlarına erişir.

Bu doğum haritasının Platon'a ait olduğu ileri sürülür.

Yükselen Terazi burcunda bulunursa ve Mars, Venüs ile Merkür aynı yükselende tam derece kavuşumunda yerleşirse, batıda, yani Koç burcunda bulunan Jüpiter, Mars'a, Venüs'e, Merkür'e ve yükselene karşıt ışınım ile bakarsa, Akrep'te bulunan Güneş yükselenin takip eden evinde yerleşirse, Ay da Kova'da bulunarak yükselenden itibaren beşinci evi tutarsa, yükselenden itibaren dokuzuncu evde yerleşen Satürn İkizler'e konulursa, bu doğum haritası, dinsel bir manzumenin ağırbaşlı ölçülülüğüyle serbest ritimli koro dansları besteleyen tanrısal bir lirik ozanını meydana getirir.

Böyle bir doğum haritası, Pindaros'a ve Arkhilokhos'a tanrısal bir ilham bağışlayarak son derece tatlı nağmeler bahşetmiştir.

Yükselen Koç burcunda, bilhassa Jüpiter'in sınırlarında bulunursa ve Mars, Venüs ile Merkür aynı yükselende tam derece kavuşumunda yerleşirse, Terazi'de, yani batıda bulunan Jüpiter, yükselene karşıt ışınım ile bakarsa, yükselenin takip eden evinde bulunan Güneş Boğa burcunu tutarsa, yükselenden itibaren beşinci evde bulunan Ay Aslan burcunu zapt ederse, yükselenden itibaren dokuzuncu evde bulunan Satürn Yay burcuna sahip olursa, bu doğum haritası mekanik sanatının tanrısal bir mucidini yaratır.

İşte bu kimse, zekâsıyla inşa ettiği gök küresi ile semanın hareketini ve bütün yıldızların dönüşünü tanrısal bir benzetme örneğiyle sergileyen o meşhur yurttaşımızdır.

Bu zat, Roma ordularını mekanik sanatlarıyla defalarca hezimete uğratan Syracusai'lı hemşehrim Arkhimedes'tir.

Zafer kutlamasındaki Marcellus, askerlerinin sevinç naraları ve zafer defneleri arasında dururken onun ardından kederli bir matemle gözyaşı dökmüştür.

Lakin ey övüncümüz Mavortius, seçkin kişilerin doğum hükümlerini sana fazlasıyla anlattık, şimdi başladığımız eserin sırasına geri dönelim.

##

Satürn Terazi'de, bilhassa Jüpiter'in sınırlarında ve kendi yücelmesinde (altitudo) yerleşmiş olur ve yükselen de aynı derecede bulunursa, Koç'ta yerleşen Venüs batıdan yükselene karşıt ışınım ile bakarsa, eşit derece ortaklığıyla birleşen Mars ile Ay gökyüzünün ortasında (MC) tam derece kavuşumunda yerleşirse, İkizler'de bulunan Güneş ve Merkür yükselenden itibaren dokuzuncu evi tutarsa, Kova'da bulunan ve durağan kalan Jüpiter doğum haritasının beşinci evini işgal ederse, bu doğum haritası bir krallığın son derece kudretli hâkimiyetini yahut heybetli bir makamın nişanelerini hükme bağlar.

Ay yükselenden itibaren on ikinci evde, yani kötü cin (kakodaimon) evinde bulunursa ve Satürn'ün üçgeni denilen burçta, yani Kova'da, İkizler'de yahut Terazi'de yer alırsa, yükselenden itibaren altıncı evde bulunan Güneş Ay'a karşıt ışınım ile bakar ve benzer bir derece ortaklığıyla bağlanırlarsa, Jüpiter de doğum haritasının sekizinci evinde yerleşirse, bu doğum haritasından ötürü meşakkatli bir yoksulluğun ve sefil bir dilenciliğin felaketleri hüküm giyer.

Ay ve Mars yükselenden itibaren yedinci evde, yani batıda yerleşirlerse ve Mars'ın üçgeninin bulunduğu burçta, yani Yengeç'te, Akrep'te yahut Balık'ta bulunurlarsa, Jüpiter gökyüzünün ortasında (MC) tam derece yerleşirse ve Güneş onlara üçgen ışınım ile bağlanırsa, bu doğum haritası bir atlet çıkarır, lakin bu atlet kutsal oyunların galibi olarak meşhur çelenk nişanelerini getiren biri olur.

Venüs dişil bir burçta yerleşip doğum haritasının batısında bulunursa, Mars da benzer şekilde dişil bir burçta yer alırsa, Güneş ve Ay da dişil burçları işgal ederse, bu doğum haritası sana efemine bir erkeği gösterir.

Satürn ve Mars yükselen derecesinde birlikte bulunurlarsa ve bu burç dişil cinsten olursa, batıda yer alan Venüs ve Merkür dişil bir burcu tutarsa yahut gökyüzünün ortasında (MC) tam derece kavuşumunda bulunan Mars ve Satürn dişil cinsten bir burca sahip olursa ve gökyüzünün dibinde (IMC) yer alan Merkür ile Venüs dişil cinsten bir burcu çiğnerlerse, bu doğum haritası aleni efemineleri yahut kesinlikle hadım edilmiş Gallus rahiplerini meydana getirir.

Şayet bu bir kadının doğum haritası olursa, iffetini pazarlayan aleni bir fahişe ortaya çıkarır.

Ay ve Mars yükselenden itibaren sekizinci evde birlikte yerleşirlerse ve karşıt açıda duran Merkür onlara tam derece ışınım ile bakarsa, bu doğum haritası ifrat derecede bir gaddarlık ateşiyle haramiler meydana getirir, lakin onların cürümlerini yıldızların çeşitliliklerine göre tespit ederiz.

Nitekim Mars ve Ay toprak burçlarında yerleşmiş olursa, ıssız yerlerde pusu kuran bir haydut hâline gelerek döktüğü kanla haydutluk eden elini lekeleyecektir.

Şayet su burçlarında yerleşmiş olurlarsa, hayvan hırsızları meydana getirirler, peşlerine düşen insanlara daima tehditkâr bir kılıçla karşı koyarlar.

Sabit burçlarda yerleşmiş olurlarsa, ünlü ev soyguncuları var ederler, ancak bunlar kılıç kuşanmış olarak, istirahat hâlindeki insanlara hem mal mülk kaybı hem de can tehlikesi yaşatırlar. Ne var ki bütün bu kimseler mezkûr cürümleri işlerken yakalanıp kamusal cezanın şiddetiyle cezalandırılırlar.

Fakat Mars ile Merkür gökyüzünün dibinde (IMC) yahut batışta birlikte yerleşmiş olursa, Ay ise bunların ya tam karşıtlığında yahut kare açısında bulunursa veya ışığıyla dopdolu hâlde bizzat onlarla birlikte olursa, benzer bir usulle daha önce zikrettiğimiz bu durumların aynısına hükmederler.

Şayet Satürn ve Venüs doğum haritasının (genitura) batışında yerleşmişse, Mars yükselenden (ascendens) itibaren sekizinci evde bulunuyorsa, Merkür ise ya Mars ile ya da Satürn ve Venüs ile birlikteyse ve Jüpiter bunlardan hiçbirine uğurlu bir ışınımla kavuşmuyorsa, bu doğum haritası ya köleler ya da hadımlar meydana getirecektir, üstelik hayasız murdarlığın bütün kusurlarına katlanan kimseler kılacaktır.

Mars yükselen derecesinde bulunursa, Venüs tam derecesiyle batışta yerleşmişse, gökyüzünün ortası (MC) derecesine Satürn yıldızı sahipse ve Ay gökyüzünün dibinde yer alıyorsa, bu doğum haritası murdar bir insan vücuda getirecektir.

Mars gökyüzünün ortasında, bilhassa dişil bir burçta bulunursa, Satürn ile Venüs yükselenden itibaren on birinci evde yerleşmişse, yükselen ise Jüpiter, Ay ve Merkür ile birlikte Venüs'ün burcunda yer alıyorsa, bu yıldızlara bu şekilde sahip olan kimseler ya öz annelerini ya üvey annelerini yahut teyzelerini gayrimeşru bir şehvet arzusuyla baştan çıkarırlar.

Venüs, Satürn ile birlikte yükselende yerleştiğinde, hangi burçta ve hangi derecelerde bulunursa bulunsun, bu doğum haritası, kudret serbestliğiyle ya umumi fahişelere ya da ileri yaştaki kadınlara nikâh hükmeder, bilhassa Jüpiter onları hiçbir ışınımla görmüyorsa.

Jüpiter ve Mars gökyüzünün ortasında aynı derecede birlikte yerleşmişlerse, fazilet övgüsüyle donatılmış ve kendilerine daima kutlu bir saadetin nişaneleri bahşedilen insanlar meydana getirirler, bilhassa bu kavuşum Jüpiter'in evinde yahut Jüpiter'in sınırlarında gerçekleşmişse.

Mars gökyüzünün ortasında bulunursa yahut Ay'ın evinde yerleşmişse ve aynı yerde Jüpiter, Venüs ve Mars ile bir arada bulunuyorsa, üstelik ışığıyla dopdolu olan Ay Jüpiter'e doğru ilerliyorsa, bu birliktelik en yüce saadetin nişanelerine hükmeder.

Gökyüzünün ortasında Merkür, Satürn, Mars, Venüs ve aynı şekilde Ay birlikte duruyor ve eşitlenmiş derecelerin ortaklığıyla kavuşuyorlarsa, yokluk ve sefil bir yoksulluğun yükünü bildirirler, bu kimseleri dilenciliğin zorlamasıyla bu hizmete mecbur kalmış kapıcılar yaparlar, üstelik sık felaketlerin yıkımıyla evlat ölümlerine de delalet ederler.

Yükselenden itibaren beşinci evde Mars ve Venüs birlikte yerleşmiş olursa ve Ay yükselende tam derecesiyle bulunuyorsa, parlak bir soyluluğun nişanelerine hükmedilir ve bu birliktelikten kralların sadık sevgisi müjdelenir. Ancak bu kimseler zina ile bilinen eşlere nail olurlar. Ayrıca bunlara bir şeref payesi olarak işlemeli ve altın kumaştan giysiler ile altın taçların nişaneleri takdir edilir.

Yükselen, kötücül bir yıldızın burcunda bulunursa ve bu kötücül yıldız yükselenden itibaren on ikinci evde yer alırsa, insanların köpeklerin dişleriyle parçalanmasına yol açacaktır.

Fakat yükselenden itibaren on ikinci ev kötücül bir yıldızın burcunda bulunuyorsa ve bizzat o kötücül yıldız (ki on ikinci evin onun mekânı olduğunu söylemiştik) yükselenden itibaren yedinci evde, yani batışta yerleşmişse, aynı ölüm tehlikesini bildirir, meğerki Jüpiter ile Venüs'ün iyi şahitliği, tanrısal güçlerinin şifalı himayesiyle o ağlanacak ölüm felaketini ve ağır talihsizliklerin korkulacak tehlikelerini hafifletmiş olsun.

Mars'ın üçgen açısında Ay ve Güneş birlikte yerleşmiş olursa, yani Yengeç'te, Akrep'te yahut Balık'ta bulunurlarsa ve bizzat Mars ya gökyüzünün ortasında ya da batışta bulunursa, aralıksız gurbetin zahmetlerine hükmedilir, yabancı diyarlarda ve gurbet yerlerinde bulunarak ömürlerinin son gününü tamamlarlar.

Mars yükselenle birlikte kendi üçgen açısında bulunursa, yani Yengeç'te, Akrep'te yahut Balık'ta olursa ve Mars yükselirken Venüs Merkür ile birlikte batışta yerleşmişse, üstelik Mars ile eşitlenmiş derecelerin ortaklığıyla kavuşmuşlarsa, bu yıldızlara bu şekilde sahip olan kimseler zevcelerinin acımasız katilleri olurlar.

Yükselen, Venüs'ün burcunda bulunur ve aynı yükselende Venüs tam derecesiyle yerleşmiş olursa, Mars ile Ay ise batışta, Mars'ın burcunda ve elbette Mars'ın sınırlarında birlikte yerleşirse, o doğum haritasının annesi kılıç darbesiyle vurularak ölecektir.

Ay gökyüzünün ortasında bulunur ve gökyüzünün dibinde Satürn, Mars ve Jüpiter birlikte yerleşirse, bu yıldızlara bu şekilde sahip olan kimse baba ocağının emeklerinden çekilip alınacak ve esaretin ağır boyunduruğunu yüklenecektir.

Ay gökyüzünün ortasında bulunur ve onunla birlikte yerleşen Mars ile Satürn eşitlenmiş derecelerin ortaklığıyla kavuşursa, ya arabulucular yahut yüz kızartıcı şehvetlerin hizmetkârlarını meydana getirirler, öyle ki `[okunamadı]` hayatlarını kazanacakları geçim vasıtaları temin edilsin.

VI, 31

21 Eğer Satürn yükselenden (horoscopus) itibaren altıncı evde (domus) bulunursa, Venüs ile Merkür de yükselenden itibaren on ikinci evde yerleşmiş olurlarsa ve bunların tümü çaprazlama bir ışınımla birbirini etkileyerek derecelerin eşit ortaklığıyla birleşirlerse, bu kimseler öz kızlarını ensest bir şehvet ateşiyle gerdek yatağı birliğine çekerler.

Fakat Venüs, Merkür ve Jüpiter evlerini karşılıklı değiştirmiş olsalar dahi, benzer bir sebeple aynı hükmü verirler.

22 Eğer yükselenden itibaren on birinci evde Venüs, Merkür, Jüpiter ve Satürn aynı anda derece derece yerleşmiş olurlarsa ve tümü derecelerin eşit ortaklığıyla birleşirse, bu konumdaki gezegenler eşlerin pek kudretli adamların cariyeleri olacağına hükmeder.

23 Eğer Satürn ile Venüs gökyüzünün ortasında (medium caeli) derece derece yerleşmiş olurlarsa ve Jüpiter onlara hiçbir ışınım ile bakmazsa, bu da bir kadının doğum haritası (genitura) ise, kadın hadımlarla yahut kısır erkeklerle beyhude bir şehvet arzusu içinde yatar.

24 Eğer yükselenden itibaren beşinci evde yahut on birinci evde Venüs ile Jüpiter birlikte yerleşmiş olurlarsa ve onlara hiçbir hayırlı yıldız herhangi bir cihetten bakmazsa, güç evliliklere yahut evlilikten doğacak ağır husumetlere hükmederler, öyle ki daima şiddetli uyuşmazlıklara kapılarak aralarında habis bir düşmanlığın kavgalarını sürdürürler.

25 Eğer Mars ile yükselen derecelerin eşit ortaklığıyla birleşirse ve Jüpiter’in evinde yerleşmiş olurlarsa, Satürn de Mars’a ve yükselene üçgen açı (trinus) ışınımıyla bakarsa ve Ay yükselenin son derecelerinde yerleşmiş olursa, bu yıldızlara bu şekilde sahip olanlar ya öz anneleriyle yahut muhakkak üvey anneleriyle yatarlar.

Şayet bu bir kadının doğum haritası ise, kadın ya öz babasıyla yahut üvey babasıyla ensest bir şehvet arzusu içinde yatar, dahası bu kadın fuhuşla lekelenmiş hayâsının kusuru yüzünden her türlü şehvete karşı dizginsiz olur.

Fakat Satürn yükselenden itibaren beşinci evde bulunursa ve Merkür ile Venüs yükselenden itibaren on birinci evde olursa, üvey kızlarla melun bir şehvet içinde yapılacak evliliklere hükmederler.

26 Eğer Satürn herhangi bir köşe noktasında (cardo) bulunursa ve karşıtında yerleşmiş Merkür’e tehditkâr bir ışınımla bakarsa, bu ışınım sebebiyle evlat sahibi olmak bahşedilmez.

27 Eğer Güneş yükselende yerleşmişken Mars ile Satürn yükselenin takip eden evinde (anafora) bulunursa, sağ göze bir illet musallat olur.

Şayet Ay yükselende yerleşmiş olursa ve yükselenin takip eden evinde Mars ile Satürn bulunursa, sol göz aynı illete uğrar, fakat bu gece doğum haritasında vuku bulur. Lakin Ay gökyüzünün ortasında bulunursa ve Güneş yükselende yerleşmiş olursa, Satürn yükselenden itibaren dokuzuncu evi tutarsa ve Mars yükselenden itibaren on birinci evde yerleşmiş olursa, şüphesiz `[okunamadı]` ve yükselenden itibaren altıncı evde yerleşmiş Ay’a karşıt açı (diametra radiatio) ışınımıyla bakarsa, Satürn ile Güneş ise dereceleri eşit bir ortaklıkla birleşip yükselenden itibaren sekizinci evde yerleşmiş olurlarsa, körlüğün acı felaketine yol açarlar.

28 Fakat Ay göğün dibinde (IMC) bulunursa, Satürn, Güneş ve Mars da yükselenden itibaren sekizinci evde yerleşip Ay’a üçgen açı ışınımıyla bakarlarsa, körlüğe, bedensel sakatlığa ve sefil bir dilenciliğe hükmederler.

Ayrıca Satürn yükselenden itibaren on ikinci evde bulunursa, birlikte konumlanmış Güneş, Ay ve Mars da Satürn’e üçgen açı ışınımıyla bakarlarsa, bu birliktelikten ötürü dahi körlüğe hükmederler.

29 Eğer Güneş ile Mars yükselenden itibaren sekizinci evde yerleşmiş olurlarsa ve onların karşıtında, insan suretindeki bir burçta yerleşmiş Ay ile Satürn bulunursa, bu ışınım da bedensel zaafiyetle birlikte körlüğe hükmeder.

Fakat Satürn batışta (occasus) yerleşmiş olursa, Mars yükselende, Güneş ise yükselenin takip eden evinde konumlanmış olursa ve yükselenden itibaren altıncı evde Ay yerleşmişse, zamanın akışıyla birlikte körlük `[okunamadı]` katarakt (suffusio) illeti sebebiyle körlük getirirler.

Lakin Ay yükselende yerleşmiş olursa ve Güneş yükselenden itibaren yedinci evde, yani batışta konumlanmış olursa, gözlere pek büyük bir illet gelir.

30 Eğer gökyüzünün ortasında Mars bulunursa ve Satürn yükselenden itibaren on birinci evde yerleşmiş olursa, Güneş de yükselenin takip eden evinde bulunup yükselenden itibaren sekizinci evde yerleşmiş Ay’a karşıt açı ışınımıyla bakarsa, bir göz kör olurken diğer tek gözün ışığı korunur.

31 Eğer Merkür ile Ay birlikte yerleşmiş olurlarsa ve derecelerin eşit ortaklığıyla birleşirlerse, kare açının (quadratus) sol kenarında da Mars ile Venüs yerleşmiş bulunursa, bedeni ya sivri bir kafayla çirkinleştirirler yahut gözlerin biçimsiz yerleşimiyle görme yetisinin keskinliğini bozarlar ya da boynun bir yana eğik kalmasına yol açarlar.

32 Eğer Güneş yükselende bulunursa, Satürn göğün dibinde yerleşmiş olursa ve Ay da yükselenden itibaren sağ üçgen açıyı elinde tutarsa, bu kavuşumun (coniunctio) ortaklığı dahi körlük tehlikesi getirir.

Fakat dönek (tropico) bir burçta Satürn ile Ay birlikte yerleşmiş olurlarsa ve onların karşıtında Mars ile Güneş beraberce yer alırlarsa, bu kavuşum sebebiyle de gözlere daima tehlike gelir.

Fakat gezegenler bu şekilde yerleşmişken Jüpiter gökyüzünün ortasında (MC) (medium caeli) bulunursa, yoksulluğun getirdiği bütün sıkıntıları hafifletir. Yine Satürn ve Ay gökyüzünün ortasında (MC) bulunur, Güneş ve Mars da yükselenden (horoscopus) itibaren sekizinci evde (domus) yerleşirse, bu durumda dahi körlüğün getirdiği sefalete hükmolunur.

Yine Güneş yükselende bulunur ve yükselenin ardılında (anaphora) Satürn yerleşirse, Ay gökyüzünün ortasında (MC) iken Mars yükselenden itibaren on birinci evde bulunursa, bu durumda dahi körlüğün getirdiği sefalete hükmolunur.

Yine Güneş yükselende bulunur ve yükselenin ardılında Satürn yerleşirse, Ay gökyüzünün ortasında (MC) iken Mars yükselenden itibaren on birinci evde bulunursa, bu durumda dahi hazin bir körlüğe hükmolunur.

Eğer Güneş ve Ay bir dönence burcunda kavuşum (coniunctio) ışınımıyla birleşirse ve Ay ışığının tüm parlaklığından yoksun kalırsa, bunlarla birlikte Merkür de `[okunamadı]`, gözlerin körlüğü ve bedenin dermansızlığı ile birlikte en yüce bilgeliğe, parlak bir zekâya ve pek çok şeyin ilmine hükmederler.

Eğer Ay, Satürn ve Mars ılım noktası (aequinoctium) burçlarında bir arada yerleşmişlerse, bedenin tamamını birtakım lekelerle kirletirler yahut beyaz alacalarla çirkinleştirirler, ya da insanların bedenini sinsi bir temriye sarar yahut dökülen ufak pullarla pürüzlenen bedenin biçimi bozulur, ya da insanı süreğen bir uyuz sarsar veya muhakkak ki yüz kızartıcı bir biçim bozukluğuyla cüzama hükmederler.

Eğer Merkür, Satürn ve Güneş yükselenden itibaren yedinci evde, yani batışta birlikte yerleşmişlerse ve yükselenden itibaren sekizinci evde Ay ile Mars eşit dereceli bir ortaklıkla birleşmişse, kişileri ya topal kılarlar ya da kesik eller yüzünden sakat bırakırlar, yahut zihnin düşkünlüğü illetinden muzdarip deliler yaparlar.

Şimdi sana, ey şerefimiz Mavortius, örnek edinerek benzer doğum haritalarını (genitura) da belirleyebileceğin nükteli bir hüküm göstereceğim. Bedeninin orantısız biçimini Homeros’un ilahi dizelerinde bize bildirdiği, akil adamın herkesin alayları eşliğinde sert bir azarlamayla cezalandırdığı o çirkin ve sakat Grek’in hükmü bu tertip üzere kurulmuştu, yükselen Kova’da yerleştiğinde, Güneş ve Satürn Oğlak’ta, yani yükselenden itibaren on ikinci evde eşit dereceli bir ortaklıkla birleşmişse, Jüpiter ise yükselende yahut yükselenin ardılında bulunursa ve Mars yükselenden itibaren dokuzuncu evde Ay ile birlikte Terazi burcuna sahip olursa, Merkür ve Venüs de yükselende, yani Kova’da bulunursa, bu hüküm bize Thersites’in doğum haritasını gösterir. Nitekim o, savaştan kaçan, sakat, gülünç ve geveze lafazanlığıyla daima tahammülsüz biriydi. İşte önceden bildirilen bütün bu durumları bize bu doğum haritası göstermektedir.

Eğer Venüs Oğlak’ta yerleşir ve karşıtlık (oppositio) ışınımıyla Satürn’ü vurursa, öyle kimseler yaratır ki eşleri kendilerinden her bakımdan tiksinir, bedenleri de terle atılan ağır salgılardan ötürü teke kokusunun fena pisliğini yayar. Bu kimseler cinsel birleşmede de tiksinç bulunurlar, şehvani arzuları sebebiyle daima kötü bir şöhrete sahip olurlar ve pervasız bir zihni iştahla karmaşık şehvetin kusurlu cinsel münasebetlerine meyleden kimseler haline gelirler. Fakat Jüpiter, şayet Venüs’e üçgen açı (trinus) ışınımıyla bakarsa bu durumu kısmen yatıştırır yahut diğer kusurlar baki kalsa bile yalnızca kokunun pisliğini temizler.

Eğer Ay, Satürn ve Venüs yükselenden itibaren yedinci evde, yani batışta yerleşmişlerse, kadınsı bir bedenin gevşekliğiyle birlikte, sahnelerde daima dans ederek kadim masalların sonlarını taklit eden eşcinseller (cinaedus) meydana getirirler, bilhassa sözünü ettiğimiz şekilde yerleşmiş olanlara gökyüzünün ortasında (MC) bulunan Mars kare açı (quadratus) ışınımıyla bakarsa. O vakit onları murdar, şehvani çirkinliğin her türlü illetine düşkün ve eşleriyle daima murdar yahut hayâsız bir birleşmeyle bir araya gelen kimseler yapar. Şayet batışta bu şekilde yerleşmiş olanların hepsine Jüpiter gökyüzünün dibi (IMC) yönünden kare açı ışınımıyla bakarsa, bütün bu kusurların yanı sıra onları oğlancılar haline de getirir.

Eğer Jüpiter, Satürn ve Venüs gökyüzünün ortasında (MC) tam dereceleriyle yerleşip aralarında eşit dereceli bir ortaklıkla birleşirlerse ve gökyüzünün dibinde (IMC) yerleşen Mars bütün bunlara karşıtlık ışınımıyla bakarsa, oğlancılar meydana getirirler, fakat bunlar bu şehvet kusurunun bedelini bizzat kendi bedenlerinin kaybıyla öderler.

Eğer yükselenden itibaren yedinci evde, yani batışta Jüpiter, Venüs ve Satürn birlikte yerleşmişlerse, eşin ölümüyle bir miras kalır. Fakat bu kimselerin kendileri süreğen ağır bir hastalıkla sarsılırlar ve onlara güçlükle bir evlat nasip olacağına hükmedilir.

Eğer Merkür gökyüzünün ortasında (MC) yerleşmişse ve onunla birlikte Venüs, Satürn ve Jüpiter bulunuyorsa, yabancı memleketlerden fakat büyük bir servet bolluğuyla zenginleşmiş eşlere hükmederler.

Eğer Satürn yükselende yerleşmişse, Merkür ve Jüpiter ise yükselenden itibaren yedinci evde bulunuyorsa, evlat vermezler.

Fakat bu dizilimin tertibi değişirse, yani Jüpiter ve Merkür yükselende (horoscopus) bulunur ve batıda yerleşmiş olan Satürn bunlara çapraz ışınla, karşıtlık (diametra radiatio) açısıyla bakarsa, benzer bir sebeple aynı hükmü verirler.

Merkür ve Venüs gökyüzünün dibinde (IMC.) birlikte yerleşmiş olur ve gökyüzünün ortası (MC.) derecesini tutan Satürn bu ikisine karşıtlık açısıyla vurursa, kişinin ileri yaştaki bir kadını zevce olarak alacağına hükmeder. Üstelik kendisi de zevcesiyle murdar bir cinsi münasebette bulunur.

Venüs gökyüzünün ortasında (MC.) bulunur ve Satürn de gökyüzünün ortasında eşit derecede ortaklıkla ona bağlanırsa, gökyüzünün dibinde (IMC.) yerleşmiş olan Ay ise bunlara karşıtlık açısıyla bakarsa, ya kısır ya da muhakkak ileri yaştaki zevceler takdir eder, öyle ki bu evlilik birliğinden ebediyen evlat esirgenir.

Merkür yükselenden itibaren beşinci evde (domus) bulunur ve Mars da eşit derece ortaklığıyla onunla kavuşursa, bu konumda olanlar kız kardeşleri zevce olarak takdir ederler.

Satürn gökyüzünün ortasında (MC.) bulunur ve bu konumdaki Satürn'e aynı yerde Jüpiter ile Mars'ın ortaklığı eklenirse, zevcelerden her türlü kederin peyda olmasına sebep olurlar, öyle ki onlara evlilik lütfunun neşesini asla göstermezler.

Venüs akşam doğuşunda batıda, yani yükselenden itibaren yedinci evde bulunur ve Venüs böyle yerleşmişken Satürn gökyüzünün ortasında (MC.) bir derecede konumlanırsa, erkekleri şehvete karşı gevşek kılar, fakat kadınları da zührevi arzuları uyuşmuş ve her türlü şehvet cevheri sönmüş olarak cinsi münasebete karşı daima soğuk yapar.

Gökyüzünün ortasında (MC.) Mars ile Ay eşit derece ortaklığıyla kavuşursa ve bunlara Venüs ile [okunamadı] birlikte konumlanan Merkür karşıtlık açısıyla bakarsa, bu hüküm erkeğin doğum haritasında (genitura) genelev hadımları meydana getirir, kadınları ise her türlü hayâ kalkanından yoksun fahişelere dönüştürür.

Satürn ile Jüpiter gökyüzünün dibinde (IMC.) birlikte bulunursa veya batıda, yani yükselenden itibaren yedinci evde yerleşirlerse, evlatların talihsizlikleri yüzünden ağır bir keder yükü yüklerler. Şayet bunlarla birlikte Merkür de aynı yerlerde bulunursa ve aynı yere yerleşmiş Venüs eşit derece ortaklığıyla onlara bağlanırsa, kadınları kısır kılarlar, erkekleri ise erkeksi arzulardan mahrum edip her türlü cinsi münasebetten uzaklaştırırlar. Fakat dediğimiz gibi dönence burcunda yerleşmiş olurlarsa, kadının fıtri bedenini bozulmamış bir geçitle birbirine yapışık hale getirirler. Şayet bütün bunlarla birlikte Mars da bulunursa, kutsal törenlerin hizmetinde bulunan hadım edilmiş dindarlar yaparlar.

Mars ve Ay birlikte yükselende yerleşmiş olur, bu konumdalarken Merkür gökyüzünün ortası (MC.) derecesini tutar ve batıda bulunan Satürn onlara karşıtlık, Merkür'e ise kare açı (quadrata radiatio) ile bakarsa, körpe çağda bulunan ve henüz dadıların kucağında ağlayan evlatların pek zamansız felaketlerle can vermesine sebep olurlar.

Merkür gökyüzünün dibinde (IMC.) bulunur ve Mars, Satürn ile Venüs eşit derece ortaklığıyla ona bağlanırsa, bu konumdakiler babalarının gözü önünde evlatların sefil ve acı ölüm mecburiyetleriyle helak olmasına yol açarlar.

Mars gökyüzünün dibinde (IMC.) bulunur, Satürn batıda yerleşir ve yükselende bulunan Ay, Mars'a kare açı, Satürn'e ise karşıtlık açısıyla bağlanırsa, bu ortaklıktan ötürü zevceye tez bir ölüm hazırlanır.

Batıda, yani yükselenden itibaren yedinci evde Jüpiter bulunur, yükselende ise Mars ile Merkür eşit derece ortaklığıyla birleşirse, evlat vermezler. Fakat Merkür ve Jüpiter köşe evlerde bulunup birbirlerine karşıtlık açısıyla bakarlarsa, biri yükselende diğeri batıda veya biri gökyüzünün ortasında (MC.) diğeri gökyüzünün dibinde (IMC.) olursa, erkek evlatların feci ölüm dehşetleriyle helak olmasına sebep olurlar. Hatta Merkür herhangi bir köşe evde yerleşip karşıt köşede bulunan Satürn'e karşıtlık açısıyla bakarsa, bundan ötürü de evlat nesli esirgenir.

Yükselen dönence burçlarında veya çift bedenli burçlarda bulunur ve yükselen derecesinde Mars ile Merkür eşit derece ortaklığıyla kavuşursa, Jüpiter ise yükselene ve bunlara karşıtlık açısıyla bakarsa, ya saralı ya da muhakkak zihinleri altüst olmuş daimi mecnunlar yaparlar.

Venüs yükselende tam derecesiyle bulunur ve gökyüzünün dibinde (IMC.) yerleşmiş Satürn kare açıyla Venüs'e bağlanırsa, mabetlerin hizmetine vakfedilmiş, ilahiyatın gizli esiniyle zihin düzeni değişmiş ve mevcut dinin kudretiyle zapt edilmiş, hazır bulunan insanlara geleceği önceden haber veren insanlar meydana getirirler, öyle ki bu birliktelikten kendilerine gündelik hayatın kazançları temin edilir.

Yükselen Başak burcunda bulunur ve aynı yükselende Jüpiter, Mars, Merkür ile Venüs yerleşir, Balık burcunda, yani batıda yerleşmiş olan Satürn bahsettiğimiz bütün bunlara karşıtlık açısıyla bakar, yükselenin ardılında (anafora) yerleşmiş olan Güneş Terazi burcunu tutar, Ay Kova burcunda bulunur ve hepsi, yani Jüpiter, Satürn, Mars, Merkür ve Venüs kendi sınırlarında yerleşmiş olursa, bu doğum haritasından pek kudretli bir imparatorun hükmü aşikâr olur.

Mars yükselende bulunur ve Ay ya Mars'a doğru yaklaşır ya da ondan uzaklaşırsa, bu kavuşum ortaklığından ötürü hayatın düşkünlüğü, ağır sağlık kusurları, tehlikelerin acı buhranları ve sefil felaketlerin hücumları peydahlanır.

Fakat Mars batışta bulunursa ve Ay ondan ayrılırsa, benzer bir usulle bu aynı neticeleri meydana getirirler. Eğer Güneş [okunamadı] yerleşmişse ve yükselen (ascendens) onunla eşit dereceler ortaklığında kavuşmuşsa, Mars, Satürn ve Jüpiter ise doğum haritasının (genitura) elverişli yerlerine konulup birbirlerini üçgen açı (trinus) ışınımıyla görürlerse, zalim, korkunç, kudretli zorbalar var ederler, insan katlinde ve biçarelerin cezalandırılmasında daima vahşi bir yırtıcılıkla saldıran kimseler ortaya çıkarırlar.

Eğer Ay yükselende bulunur ve batışta, yani yükselenden itibaren yedinci evde (domus) yerleşmiş Satürn yahut Jüpiter onu karşıtlık (oppositio) ışınımıyla görürse, bu konuma sahip olanın vicdanı gizli bir cinayetle lekelenir.

Şayet batışta, yani yükselenden itibaren yedinci evde, özellikle bir dönence burcunda Güneş, Mars ve Merkür eşit dereceler ortaklığında kavuşum (coniunctio) halinde bulunurlarsa, yıldızların bu birlikteliği daima insan kanına bulanmış, her türlü gaddarlıkla donanmış bir katil ve haydut meydana getirir. Eğer bunlarla birlikte Satürn de bulunursa, bu durum bizatihi ölümün helakini işaret eder. Zira bu cürümlerde yakalanan kişi, yargılayanın amansız hükmüyle darağacına çivilenip çarmıha gerilir.

Eğer Jüpiter, Balık burcunun Andromeda'nın yerleştiği derecelerinde bulunur ve Satürn yaklaşmakta olan Ay’ın kavuşumunu karşılarsa, bu kavuşumdan ötürü pek büyük talihsizlik felaketleri hüküm giyer. Şayet Mars, bahsettiğimiz şekilde yerleşmiş olan Ay’ı karşıtlık ışınımıyla görürse, haince tasavvurları içinde yakalanan insanların çarmıha gerilmesine yol açar.

Eğer Venüs Boğa burcunda yerleşip Boğa'nın Ülker'in bulunduğu derecelerini tutarsa, Ay ışıklarıyla dolu olur, Merkür ile Mars da ya onunla eşit dereceler ortaklığında kavuşursa ya da kare açı (quadratus) cephesinden üstün gelip onu tehditkar bir ışınımla görürlerse, bu konuma malik olan kimse haydutlarca esir edilip yok edilir, lakin tehditkar bir kılıcın sivri ucuyla vurulur.

Fakat Venüs yükselen ile birlikte Boğa burcunda bulunur ve gökyüzünün ortasında (MC) yerleşmiş ışıklarıyla dolu Ay’ı kare açı ışınımıyla vurursa, bu durum benzer bir usulle az önce zikrettiğimizi husule getirir.

Şayet yükselen Boğa burcunda bulunur ve Aslan burcunda yerleşmiş Mars gökyüzünün alt ucundan yükseleni tehditkar bir ışınımla görürse, kılıçla ölüme sürükler. Eğer yükselen Terazi burcunda bulunur ve Oğlak burcundaki Mars, yani gökyüzünün alt ucuna yerleşmiş olarak yükseleni kare açıdan tehditkar bir ışınımla görürse, yine bu suretle kılıçla vurularak öldürülmeye sebebiyet verir.

Şu da bilinmelidir ki, yükselen Koç yahut Akrep burcunda iken Mars batışta, gökyüzünün ortasında (MC) yahut gökyüzünün alt ucunda bulunursa, uğurlu yıldızların hafif bir tanıklığı dahi varsa, bilhassa gece doğum haritası söz konusu olduğunda hiçbir kötülüğe hükmetmez. Zira Mars kendi evini daima korur ve batışta bulunsa bile onu asla yıkıma uğratmaz.

Eğer yükselen öyle bir burçta yerleşir ki batışta Satürn'ün haneleri bulunur ve bizzat Satürn gökyüzünün ortasında (MC) yerleşirse, insanların istiska illetinden ötürü helak olmasına yol açar. Şayet bu zikrettiğimiz burçlar yükselene malik olur ve Merkür gökyüzünün ortasında (MC) yerleşirse, insanların zehir ile ölmesine sebep olur. Lakin bu burçlar yükselirken Jüpiter gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, kadehler, sofralar arasında, meclistekilerin neşeli gürültüleri ortasında, hazımsızlıktan yahut aşırı içkiden ani bir ölüm hüküm giyer. Eğer bahsettiğimiz bu burçlar yükselirken Mars ve Güneş gökyüzünün ortasında (MC) yerleşirlerse, kişiler ya kılıçla katledilir ya da ateşin alevleriyle yanıp kül olurlar. Şayet bu burçlar yükselirken Ay gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, mukaddes illetlerle sarsılmış kimseleri ölüme götürür. Şayet [okunamadı] Venüs gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, ya bozuk hıltların tasallutuna uğramış yahut azgın sulara gömülmüş kimselere hayat vazifesini tamamlatır.

Eğer Mars ve Merkür yükselenden itibaren sekizinci evde birlikte yerleşirlerse, zihnin sapkın arzusuyla başkalarının mallarına göz diken, aklın taşkın çılgınlığı ve tamahkarlık illetiyle kuşatılıp başkalarının mülkünü haksız ihtiraslarla sürekli kovalayan habis hırsızlar var ederler.

Eğer Güneş yükselende, Ay batışta bulunursa, Satürn ile Mars da ya Güneş ile ya da Ay ile birlikte yerleşirse veya uğursuz yıldızlardan biri Güneş yahut Ay ile birlikte bulunurken diğer uğursuz yıldız izleyen köşe noktalarından birini tutarsa, bu konuma sahip olan kimse terk edilir.

Eğer Mars [okunamadı] yerleşir ve gökyüzünün ortasında (MC) bulunan Merkür kare açı ışınımıyla Mars’a bağlanırsa, cemiyet içinde fitne saçan habis müfteriler meydana getirir. Fakat Merkür batışta bulunup gökyüzünün ortasına (MC) yerleşmiş Mars da Merkür’ü kare açı ışınımıyla görürse, haydutlar var eder, ancak bu haydutlar sıklıkla insan kanına boyanırlar.

VI 31, 67-76

Şayet Mars [okunamadı] bulunursa ve Satürn köşe evlerin (cardines) herhangi bir ardılında yer alırsa, Ay ile Jüpiter ise birlikte düşüşte oldukları bir yerde bulunursa, doğanlar, ancak Ay'ın hızlı hareketiyle Jüpiter'i geçeceği süre kadar yaşarlar.

Fakat Ay, Jüpiter ile güvenilir bir ışın saçımıyla kavuşmuş olursa, Satürn karşısına çıkan ilk köşe evi geçene kadar yaşarlar.

Eğer Ay'ın ışınları kararsız ise, daha önce söylediğimiz gibi, Ay Jüpiter ile kaç gün birlikte bulunmuşsa o kadar gün yaşarlar.

Fakat Mars ve Satürn daha önce söylediğimiz gibi yerleşmiş, Jüpiter de düşüşte olduğu bir yere geçmişken, Ay ana köşe evde, yani yükselen (ascendens) derecesinde bulunursa, feci bir ölüm tehlikesiyle birlikte kısa ömürlü [oligochronios] kimseler meydana getirirler. Şayet Satürn gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa ve göğün dibinde (IMC) yer alan Ay, Satürn'e çaprazlama bir ışın saçımıyla bağlanırsa, Mars ise ya batışta yer alıp ya da gökyüzünün ortasında bulunarak Ay'a tehditkar bir ışın saçımıyla bakar ve Ay'ın derecelerine tamı tamına denk gelirse, çocuk ana rahminin darlığını yırtıp çıktığı anda karşısına çıkan ölüme teslim edilir.

Bununla birlikte Güneş yükselende bulunur, batışta yer alan Ay ise Güneş'e çaprazlama bir ışın saçımıyla bağlanırsa ve Mars yahut Satürn bunlardan biriyle, yani ya Güneş'le ya da Ay'la birlikte bulunursa yahut biri bunlarlayken diğeri herhangi başka bir köşe evi tutarsa, doğan çocuk terk edilecektir.

Şayet Güneş yükselenden itibaren altıncı evde (domus) bulunur ve yükselenden itibaren on ikinci evde yer alan Satürn Güneş'e çaprazlama bir ışın saçımıyla bakarsa, üstelik Ay ile Mars da yükselenden itibaren on ikinci evde Satürn ile eşit derecelerin ortaklığında kavuşarak bizzat kendileri de Güneş'e çaprazlama karşıtlık (oppositio) yaparlarsa, eklem bağları çözülmüş, tüm bedeni kırılıp dağılmış kuvvetleriyle sakatlanmış, kötürüm ve felçli kimseler meydana getirirler.

Şayet Satürn, Mars ve Ay birlikte bulunup eşit derecelerin ortaklığında kavuşarak yükselenden itibaren on birinci evde yer alırlarsa ve Jüpiter onlara üçgen açıyla (trinus) bakarsa, yani ya batışta yahut yükselenden itibaren üçüncü evde bulunursa, Güneş ise tam derecesiyle yükseleni tutarsa, bu doğum haritası (genitura) bize bir tiranı işaret eder.

Şayet yükselenden itibaren on birinci evde toplanmış olan Merkür, Venüs, Satürn ve Mars eşit bir ışın saçımıyla bir araya gelirlerse, sınırsız harcamalar ve şehvetli arzular içine gömülen sefih bir kimse meydana getirirler.

Şayet yükselenden itibaren beşinci evde Mars ile Merkür birlikte yer alır ve daha yukarıda bulunan Satürn onlara kare açıyla (quadratus) bakarsa, yahut onlarla birlikte yerleşip eşit derecelerin ortaklığında kavuşursa, sahtekarlar yahut sahte döküm hileleriyle kamu paralarını taklit eden kimseler meydana getirirler.

Şayet bunlar bu haldeyken Ay da bir şekilde rıza gösterip onaylarsa, sonradan haramiler ve caniler var ederler.

Eğer Mars ve Merkür yükselenden itibaren beşinci evi tutar, Ay ise ya ışığı eksilmiş halde Satürn'e yahut kesinlikle Merkür'e ya da Mars'a tam bir çaprazlama ışın saçımıyla çarparsa, sahtecilik suçu sebebiyle kamusal bir ölüm cezası hükmederler, öyle ki bu suçta yakalananlar yargıcın şiddetli cezalandırmasıyla mahkum edilirler.

Fakat Güneş yükselende bulunurken onunla birlikte Merkür yerleşir, batışta yer alan Satürn ve Mars ise Güneş'e çaprazlama bir ışın saçımıyla bakarlarsa, sahtecilik cürmünde yakalananların çarmıha gerilmesine yol açarlar, Jüpiter'in iyi şahitliği dahi bu tehlikeyi hafifletemez, bilakis onun kurtarıcı himayesi hiçe sayılarak kötücül yıldızların tehditkar ışınları her surette kamusal bir ölüm cezası hükmeder.

Şayet Satürn ve Mars yükselende tam derecesiyle yerleşir, batışta birlikte bulunan Güneş ve Merkür ise onlara çaprazlama bir ışın saçımıyla bakarlarsa, bu ışın ortaklığından ötürü ya bir ayak yahut bir el kesilir.

Daha sonra ise bedenin bu şekilde parçalanmasıyla tükenmiş haldeyken, yine de sefil bir ölüm akıbetine uğrarlar.

Aynı burçta yükselen derecesi Satürn ile Mars'ın tam ortasında bulunursa, yaslı bir talihsizliğin ağlanacak felaketine delalet eder.

Zira ana karnında engellenen doğum sebebiyle parçalanan cenin acıklı yırtılmalarla dağılır, öyle ki rahim parçalarının böylece dilimlenmesiyle tüm azalar acımasız bir ameliyat müdahalesiyle dışarı çıkarılır.

Şayet çift bedenli bir burçta bulunan Ay gökyüzünün ortası derecesine sahip olur, Satürn batışta ve Mars göğün dibinde bulunursa, sara hastaları meydana getirirler.

Eğer Ay Güneş ile kavuşum (coniunctio) halinde olur, Mars da onunla birlikte yerleşir ve Ay, Güneş ile Mars'la birlikte gökyüzünün ortası derecesini tutarsa ve...

VI, 31

[... önceki metnin devamı ...] Mars sabah doğuşunda (matutinus ortus) yerleşmişse ve Satürn ya bunlarla birlikte yahut batışta bulunuyorsa, benzer bir sebeple sara hastaları meydana getirirler ki bunlar zihnin çılgınca öfkesiyle başkalaşıp hayatın düzgün nizamını yitirirler.

Eğer Mars, Ay ve Güneş zikrettiğimiz üzere yerleşmişken Satürn göğün derinliğinde (IMC) bulunursa ve gökyüzünün ortasında (MC) yerleşmiş olan bu gezegenlere çapraz ışınımıyla (diametra radiatio) yani karşıt açıyla bakarsa, zihnin illetiyle ezilmiş ve uçurumlardan aşağı yuvarlanmış kimseleri sefil bir ölümün akıbeti karşılar.

Fakat genel olarak da her zaman Mars ve Satürn çift cisimli burçlarda (duplicia signa) birlikte yerleşip batışta beraber bulunurlarsa, aynı sebeplerle bu sayılanların aynısına hükmederler.

Ve yine Satürn ile Mars batışta yerleşmişken Ay yükselende (horoscopus) bulunursa, benzer bir ışınımla bu sayılanların aynısına hükmederler.

77. Eğer yükselen Güneş ile birlikte İkizler burcunda bulunursa, Ay gökyüzünün ortasında (MC) yani Balık burcunda yerleşirse, Mars ise göğün derinliğinde (IMC) yani Başak burcunda bulunup `[okunamadı]` batış eksenini tutarsa, öyle ki çift cisimli burçlarda yerleşerek doğum haritasının (genitura) tüm eksenlerini tutsunlar, bu birliktelikten sara hastaları meydana getirirler.

78. Çift cisimli bir burçta yerleşmiş olan Jüpiter gökyüzünün ortası (MC) eksenini tutarsa, göğün derinliğinde (IMC) yerleşen Satürn ona karşıt açıyla bakarsa ve Ay da birleşme bağıyla Satürn'e bağlanırsa, yabancılar tarafından evlat edinilen bu kimseler veraset hakkı vasıtasıyla mirasa kavuşurlar, öyle ki doğanın evlat vermediği kimselere kanun yoluyla evlat olurlar.

79. Gökyüzünün ortasında (MC) Mars, Satürn ve Venüs eşit derecelerin ortaklığıyla kavuşmuş olurlarsa ve bunlara dördüncü bir şahit olarak Merkür katılırsa, satılığa çıkarılmış iffetin zedelenmesi ve fahişelik yapan bedenleri sayesinde her gün sefil bir kazanç peşinde koşan fahişeler meydana getirirler. Eğer bu doğum haritası bir erkeğe aitse, kadınsılaşmış bir cinnetin ateşiyle kadınlara özgü şehvet kusurlarına bulaşacaktır.

80. Eğer yükselende Güneş ve Mars bir arada bulunursa ve göğün derinliğinde (IMC) yerleşmiş olan Satürn onlara kare açıyla (quadrata radiatio) bakarsa, gökyüzünün ortasında (MC) yerleşmiş olan Ay ise Satürn'e karşıt açıyla, Güneş ve Mars'a ise kare açıyla bakarsa, ebeveynlerin evlatlarına karşı beslediği evlat katline varan nefretleri daima körükler.

81. Eğer Mars yükselende yerleşmiş olursa, Jüpiter yükselenden itibaren altıncı evde bulunursa ve Ay; Merkür ve Venüs ile birlikte gökyüzünün ortası (MC) derecesini eşit bir kavuşum ortaklığıyla elinde tutarsa, bu kavuşumdan pek parlak bir soyluluğun nişanelerine hükmolunur.

82. Eğer yükselen Koç burcunda bulunursa ve orada Mars, Satürn ve aynı şekilde Venüs `[okunamadı]`, Güneş dahi onlarla aynı burçta `[okunamadı]`, hizmetçi yahut yaşlı bir kadını, ya da muhakkak ki hakir ve her türlü haysiyet desteğinden yoksun birini eş olarak tayin eder. Şayet bu şekilde yerleşmiş gezegenlere Merkür katılırsa, aleni fahişeleri gerdek yatağı evliliğine taşırlar. Eğer bütün bunlar zikrettiğimiz üzere yerleşmişken gökyüzünün ortasında (MC) Ay bulunursa, bu kimseleri ensest bir cinnetin ateşi ve zihnin lanetli şehvetiyle kuşatarak kızlarıyla cinsel münasebete girmeye zorlarlar.

83. Eğer Mars ve Güneş bir dönence burcunda yerleşip batışta bulunurlarsa ve bunlara üçüncü olarak aynı yerde Merkür katılırsa, bir haydut meydana getirirler, ancak gurbet ellerde eşkıyalık yaparak insan kanına bulanan cinsten bir haydut. Fakat yine bu kimse, yıldızların bu birlikteliği sebebiyle aynı cürüm esnasında yakalanıp şiddetli bir cezayla cezalandırılır.

84. Eğer yükselenden itibaren on birinci evde Merkür, Ay ve Venüs birlikte yerleşirse ve burç dişil cinsten olursa, Mars da onlara üçgen açıyla (trigonica radiatio) bakarsa, lirin yahut kitaranın tellerine daima tatlı bir ahenkle vuran müzisyenler var ederler.

85. Eğer yükselende Merkür, Mars, Venüs ve Ay birlikte yerleşirse yahut gökyüzünün ortasında (MC) bulunurlarsa, zarafetin güzelliğiyle donanmış pandomim dansçıları meydana getirirler. Eğer bu şekilde yerleşmiş olanlara Jüpiter uğurlu bir ışınımla bakarsa, bilhassa bu konumdaki gezegenlere Satürn iyi bir şahitlik bahşetmişse, halkın takdiri sayesinde onlara şan ve şeref ihsan eder.

86. Yükselenden itibaren on birinci evde Ay Güneş ile kavuşum halinde bulunursa ve Jüpiter de onlarla birlikte yerleşirse, Satürn ve Mars ise yükselene farklı açılardan bakarlarsa, biri kare açıdan diğeri karşıt açıdan olmak üzere, ve bunlardan biri yani ya Satürn ya da Mars bir ılım noktası (aequinoctium) burcunda yerleşmiş bulunursa, hayatın son gününe dek sürecek uzun ve dermansız bir cüzzam (elephantia) hastalığına hükmederler.

87. Eğer Kova burcunun bir derecesinde Satürn yahut Ay veya Mars zayıf bir şekilde yerleşirse ve Satürn bu aynı dereceye karşıt açıdan bakarsa, çocukların anne babalarından ayrılmasına sebep olur.

88. Eğer Ay Boğa'nın ayaklarında yahut Yengeç'in bulutsusunda, Aslan'ın yelesinde veya Akrep'in alnında sekizinci dereceden onuncu dereceye kadar, yahut Yay burcunda, Oğlak'ın sırt yüzgecinde, Balıklar'ın bağında ya da Koç'un başında bulunursa ve ışığı eksilmişse, yani ışığının tüm parlaklığı tükenmişse, ona da Satürn yahut Mars herhangi bir ışınımla bakarsa, körler meydana getirir. Şayet bu burçlarda ve zikrettiğimiz bu yerlerde doğum haritasının (genitura) eksenlerinden birini tutarsa, gözlerin tüm cevheri harap olarak sefil bir körlük felaketi getirilir.

Eğer Ay ışıklarla dolu ise veya parlaklığını henüz artırmaktaysa, kör etmeyecektir, lakin yüzde ya bir kusur ya bir hastalık ya bir yara izi yahut bir leke bırakır, öyle ki çehreyi çirkin bir görünümle bozar.

Şayet Jüpiter ile Mars gökyüzünün ortasında (MC) derece derecesine bulunursa ve yükselenden (horoscopus) itibaren üçüncü evde Merkür ile Venüs eşit derecelerin ortaklığıyla kavuşmuş olursa, Satürn yükselenden itibaren sekizinci evi tutarsa, Güneş ise İkizler burcunda bulunur, Ay da ya kendi evinde yahut kendi yücelmesinde (altitudo) yerleşmiş olursa, bu hüküm kişiyi kahraman, yiğit ve cana kıyan bir kimse yapar, öyle ki muzaffer sağ eliyle düşman yığınlarını eşsiz bir kırım ile yerle bir eder.

Şayet yükselen dönence burçlarından birinde bulunursa ve Ay yükselenden itibaren on ikinci evde yerleşirse, Jüpiter ile Mars eşit derecelerin ortaklığıyla gökyüzünün ortası köşe noktasını (cardo MC) tutarsa, Merkür ile Venüs ise eşit derecelerle gökyüzünün ortası köşe noktasını zapt ederse, bu doğum haritası (genitura) hilekâr bir fahişenin ruhuna işaret eder, onunla yatmaya pek çok kişiyi güzelliğinin cazibesi davet eder.

Lakin bu kadın yabancı diyarlara sürüklenecek, sık sık davalara, peş peşe ve ağır ithamlara maruz kalacaktır. Onu zindan dahi alacak, sık sık kargaşalara ve daha da sık haksızlıklara katlanacaktır, hatta ikiz çocuk düşürecektir.

Fakat bu kadın kazanç ve şehvet uğruna iffetini iki kardeşe birden satacak, yatağına hem babayı hem oğulu aynı anda davet edecektir.

Zira bütün bunları dizginsiz şehvet ateşi ve gem vurulamaz para hırsı yüzünden yapacaktır.

Lakin orta yaş vaktine girdiğinde, işte o vakit vatanına geri dönecektir, nikâh yatağının ortaklığına yabancı, yoksul ve layık olmayan bir genci eş tutacaktır, onunla evlilik bağıyla bağlanarak hayatının son gününe kadar sefil bir zaruret içinde erişecektir.

Babanın Evine Dair

Mizaç karışımının gösterdiği bütün bu hususlar açıklanıp özenli bir usulle tertip edildikten sonra, sözümüz bu kitabın sonuna doğru acele etmektedir, ey iftiharımız Mavortius.

Lakin bu eserin tam varlığı için gereken bir husus daha vardır ki, onu sana şimdi en hakiki açıklamayla göstereceğim.

Zira ilmin temellerine ait olan her şey önceden özenli bir hesapla toplanmadıkça, yedinci kitabın içereceği astrolojinin (mathesis) sırlarına ve sekizinci kitabın gövdesinin sana göstereceği barbar küresine (sphaera barbarica) başka türlü ulaşamayız.

Bu sebeple, hangi yerde, neyi ve ne dereceye kadar araman gerektiğini göstereceğiz.

Zira yükselenden itibaren dördüncü ev ana babayı ve onların hayatını göstermez, yedinci ev eşi, beşinci ev evlatları, üçüncü ev dostları, altıncı ev ise hastalıkları göstermez.

Bu yüzden, her şeyi söyleyeceğimizi vaat ettiğimizden, hakikatin ve inancın tam bir hesabını kabul et, ta ki bütün bunları özenli bir yöntemle toplayabilesin, burç temelli genel tanımlarla oyalanıp hakikatin tam inancını kaybetmeyesin. Babanın evini her daim derece derecesine bu yöntemle bulacaksın.

Babanın yerini tam derecesiyle hesaplamak istersen ve doğum haritası gündüz haritası ise, Güneş'in derecesinden Satürn'ün derecesine kadar olan bütün derecelerin sayısını, yani Güneş'ten Satürn'e kadar olan tüm burçları hesapla, sayının tam toplamını elde ettiğinde, yükselenin derecesinden başlayarak ulaşılan bu sayıyı bütün burçlara, her bir burca otuzar derece vererek paylaştır, son derecenin düştüğü burç hangisi ise, işte o burç sana babanın yerini gösterir.

Gece haritasında ise aynı işlemi yaparak Satürn'ün derecesinden Güneş'inkine kadar hesapla.

Böylece mahir bir hesaplama ile babanın burcunu gösterilen burçlar arasında bulduğunda, o burcun tabiatından babanın ahvalini tasavvur edeceksin. Bu burcun iyicil yıldızların ışınlarıyla ne ölçüde bezendiğine de bak.

Zira bu burcun içinde iyicil yıldızlar bulunursa yahut ona uğurlu ışınlarıyla bakarlarsa, babanın saadeti aşikâr olur.

Şayet kötücül yıldızlar aynısını yaparsa, bize baba hakkında bütünüyle aksi şeyler haber verilir.

Ayrıca bu burcun kendisine de bak, bir iyicil yıldıza mı yoksa kötücül yıldıza mı aittir, o burcun yöneticisi doğum haritasında nasıl yerleşmiştir, hangi burçta veya hangi sınırlardadır, birinci köşe noktalarında mı yoksa ikinci köşe noktalarında mı durmaktadır, neşelendiği yerlerde mi yoksa tembel ve düşkün yerlerde midir.

Zira bütün bunlardan, doğum haritasında babanın nasıl biri olduğunu bulacaksın.

Şayet babanın yerinin bulunduğu burç Jüpiter'in burcu olursa ve Jüpiter o yerde bulunursa, yahut yüceldiği burçlarda, yahut birinci köşe noktalarında, yahut beşinci veya on birinci evde yer alırsa, hareketinde hız kazanmışsa, sabah doğuşunda bulunup burca üçgen açıdan (trigonus) yahut altmışlık açıdan (exagonus) bakarsa, babanın kutlu itibar nişanlarıyla donandığını gösterir.

Şayet Jüpiter ya ikinci köşe noktalarında bulunursa, ya düşkün ve tembel yerlerde olursa, yahut geri harekette (retrogradus) bulunur veya Güneş'in ışınlarıyla gizlenirse, babanın sıradan biri olduğunu gösterir.

Şayet babanın yerinin bulunduğu bu burcun yöneticisi Venüs olursa, Venüs yıldızının o yerde nasıl yerleştiği araştırılmalıdır.

Zira şayet ya o yerin kendisinde bulunursa, ya başlıca köşe noktalarında, ya sevinç duyduğu burçlarda, ya yüceldiği (exaltatio) burçlarda, ya yükselenden (ascendens) itibaren beşinci yahut on birinci evde (domus) yer alırsa, sabah doğuşunda olup derecelerini artırırsa ve bu yerlerde yahut burçlarda konumlanarak babanın evine uğurlu bir ışınımla bakarsa, babaya en yüksek haysiyet nişanlarını ve lütfun en büyük zarafetini bahşeder.

Fakat şayet düşüşteki yerlerde, alçaldığı burçlarda bulunursa, yahut geri hareketteyse ya da Güneş’in ışınları altında gizlenmişse, bize vasat bir baba gösterir.

Şayet babanın yeri Merkür’ün burcunda bulunmuşsa, Merkür’ün hangi yerde konumlandığını araştır. Zira şayet ya o yerin kendisinde bulunursa, ya kendi yüksekliğinde, ya diğer kendi evinde, ya kendi sınırlarında ve bizzat sevinç duyduğu köşe noktaları ile yerlerde yer alırsa, sabah doğuşunda olup derecelerini artırırsa, babayı her türlü işin vazifeleriyle meşgul, kendisine sıklıkla en büyük kazançlar sağlanan ve evlatlarını daima müşfik bir muhabbetle seven biri kılar.

Şayet Merkür’e, yani babanın yerinin yöneticisine uğurlu yıldızların bereketli ışınımı yardım ederse, zikrettiğimiz hususlarda daha büyük artışlar meydana gelir.

Fakat şayet Merkür düşüşteki yerlerde, sevinç duymadığı köşe noktalarında yahut kendi alçalışlarında bulunursa, geri hareketteyse ya da Güneş’in ışınları altında gizlenmişse, evvelce zikredilen talihin hükümleri değişir, bahsettiğimiz her şey babaya cılız ve vasat bir surette verilir.

Şayet babanın yeri Satürn’ün burcunda bulunmuşsa, Satürn’ün doğum haritasının (genitura) hangi yerinde teşekkül ettiğini araştır. Zira gündüz doğum haritasıysa ve Satürn o yerin kendisinde, kendi sınırlarında yahut kendi burçlarında ya da yüceldiği sınırlarda bulunursa, sevinç duyduğu yerlerde yer alırsa, sabah doğuşunda olup derecelerini artırırsa ve Jüpiter ona uğurlu bir ışınımla bakarsa, babayı vakur, mutedil, olgun, sükûnet dolu bir haşyetle heybetli, toprak işçisi, bu mahsullerden kendisine mirasın en büyük dayanakları sağlanan ve büyük terfilerle yükseltilen biri kılar.

Fakat şayet gece doğum haritasıysa ve Satürn düşüşteki yerlerde, düşüşteki köşe noktalarında yahut kendi alçalışlarında bulunursa, geri hareketteyse ya da Güneş’in ışınları altında gizlenmişse, babayı meşakkatli, sefil, ürkütücü, kederli, gevşek girişimlerinde daima tereddüt eden, köle yahut kölece huylara sahip ya da köleliğin pisliğiyle kirlenmiş biri yapar.

Şayet babanın yeri Mars’ın burcunda bulunmuşsa ve gündüz doğum haritasıysa, Mars’ın kendisi ya o yerin kendisinde, ya köşe noktalarında, ya yükselenden itibaren beşinci yahut on birinci evde ya da dokuzuncu veya üçüncü evde yer alırsa, sabah doğuşunda olup burç derecelerinde doğru hareketle ilerlerse, babayı sert, cüretkâr, türlü meşakkatlere ve türlü tehlikelere bulaşmış, kısa ömürlü ve daima gayritabii arzulara kapılmış biri kılar.

Şayet Mars bu şekilde konumlanarak babanın evini kare açıdan (quadratus) yahut karşıtlıktan (oppositio) görürse, eceliyle ölmeyen bir kimse [biothanatus] yapar.

Fakat şayet gece doğum haritasıysa ve Jüpiter yahut Venüs babanın veya annenin evine uğurlu bir ışınımla bakarsa, bu zikrettiklerimiz bir nebze hafifler, babayı dik duruşlu, asker meşrepli, sert, silahların ve kılıcın kendisini daima cezbettiği biri kılar ve doğum haritasının ölçüsüne göre kumandan yapar.

Şayet babanın yeri Güneş’in burcunda bulunmuşsa ve gündüz doğum haritasıysa, Güneş’in hangi burçta yahut doğum haritasının hangi yerinde konumlandığını araştır. Zira Güneş ya o burcun kendisinde, ya kendi yüksekliğinde, ya başlıca köşe noktalarında, ya da yükselenden itibaren beşinci yahut on birinci evde bulunursa, babayı taşan zenginliklerle dolu, en büyük makam nişanlarıyla donanmış ve büyük bir talihin şanını kazanan biri olarak gösterir.

Fakat şayet düşüşteki yerlerde, ikincil köşe noktalarında yahut kendi alçalışlarında bulunursa ve uğurlu yıldızlardan mahrumken uğursuz yıldızların ışınımı ona taarruz ederse, zikrettiğimiz bütün bu hususlar pek büyük ölçüde azalır, bilhassa gece doğum haritası olduğunda, zira o vakit babayı diğer felaketlerin yanı sıra erken bir ölümle de yere serer.

Şayet babanın yeri Ay’ın burcunda bulunmuşsa, Ay’ın doğum haritasının hangi yerinde konumlandığını araştır. Zira ya o yerin kendisinde, ya yüceldiği burçlarda, ya başlıca köşe noktalarında, ya da yükselenden itibaren beşinci yahut on birinci evde bulunursa, ışığı tamsa, gece doğum haritasıysa, uğurlu yıldızlar ona bereketli bir ışınımla bakarsa ve uğursuz yıldızların her türlü ortaklığından uzaksa, babayı şanlı, muteber, varlıklı, kendisine daima miras ve itibar bahşedilen biri kılar.

Fakat şayet Ay düşüşteki yerlerde, ikincil köşe noktalarında yahut kendi alçalışlarında bulunursa, uğurlu yıldızların himayesinden mahrum kalıp uğursuz yıldızların ışınımı ona taarruz ederse, gündüz doğum haritasıysa, ışığı eksilmişse ve dolunay halindeyken ona Satürn yahut Mars bakarsa, daha önce zikrettiğimiz her şey pek büyük ölçüde azalır, baba ya sürgün ya da eceliyle ölmeyen biri haline gelir, kararsız tabiatıyla hayatın doğru yolunu bilemez.

Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi, bu noktada da bütün yıldızların karışımlarını, durumlarını ve ışınlarını dikkatli bir muhakemeyle her daim gözden geçirmelisin, öyle ki hepsi birbirine karıştığında ve bilgece bir mizaç kaynaşımıyla bir araya getirildiğinde, baba evini (domus) hakiki hükümlerle açıklayabilesin.

Ayrıca bu dereceyi (pars) de özenle araştır, derecenin yöneticisinin kim olduğunu ve ne şekilde konumlandığını gör, nitekim o da kendi tabiatı gereği o haneyi tesir altında bırakır. Kehanetlere (apotelesma) dair bu usulü daha sonraki konularda da muhafaza etmen gerekecektir.

Zira ana hanesinde, kardeşler hanesinde, eş ve çocuklar hanesinde, sıhhat ve illet hanelerinde her şeyi pek sıkı kurallarla dengelemelisin, öyle ki bütün yıldızların ışınları hesaba katılarak, hanelerin ve burçların gücü bir araya getirilerek ve derecelerin, yani sınırların da gücü toplanarak her şeyi doğru hükümlerle açıklayabilesin.

Fakat diğer hanelerde de [okunamadı] haneyi tespit ettik.

Genel olarak ise doğum haritalarında (genitura) Güneş babanın hanesi sayılır, lâkin biz derece hesabı ile bunu daha doğru biçimde bulmaktayız.

Ana Hanesi Hakkında

Eğer ana hanesini derece hesabı yöntemiyle tespit etmek istersen ve harita bir gündüz haritası ise, Venüs’ün derecesinden başlayıp ardışık burçlar boyunca ilerleyerek bütün dereceleri Ay’ın derecesine kadar sayacaksın, bütün derecelerin toplamını elde ettikten sonra, yükselenden (ascendens) başlayarak bu derecelerin tamamını ardışık burçlara paylaştıracaksın ve en son derece hangi burca denk gelirse, gündüz haritasında sana ana hanesini gösteren burç o olacaktır.

Şayet gece haritası ise, Ay’ın derecesinden başlayarak Venüs’ün derecesine kadar toplayacaksın ve geri kalan işlemleri benzer yöntemle tamamlayacaksın.

Böylece bu haneyi derece hesabı yöntemiyle saptadığında, baba hanesinde araman gerektiğini söylediğimiz gibi her şeyi araştıracaksın, yani uğurlu ve uğursuz yıldızların ışınlarını, hanelerin ve burçların güçlerini, ayrıca ışınların karışımlarını ve dengelenmelerini gözeteceksin.

Bütün bunları denk bir kıyaslama ile bir araya getirdiğinde, ana hanesini doğru hükümlerle açıklayabileceksin.

Kardeşler Hanesi Hakkında

Kardeşler hanesini derece hesabı ile bulmak istersen ve gündüz haritası söz konusu ise, Satürn’ün derecesinden başlayıp Jüpiter’in derecesine kadar say ve bu hesap ne kadar tutarsa, aynı toplamı yükselenin derecesinden başlatıp ardışık burçlar boyunca paylaştır, bütün toplamın en son derecesi hangi burca gelirse, kardeşler hanesini sana o burç gösterir.

Şayet gece haritası olursa, benzer usulle bütün dereceleri Jüpiter’den Satürn’e doğru sayacaksın ve böylece yükselenden başlayarak aynı işlemi benzer kuralla icra edeceksin.

Dolayısıyla kardeşler hanesini bu derece yöntemiyle belirlediğinde, uğursuz ve uğurlu yıldızların bu haneye ne şekilde baktığını gözden geçir.

Ayrıca burcun gücünü ve bu burcun doğum haritasının hangi mevkiinde yerleşmiş göründüğünü incele.

Zira uğurlu yıldızlar ya o burcun bizzat içinde bulunursa ya da doğum haritasının elverişli mevkilerinde yer alıp sevindikleri burçlarda yahut yüceldikleri (exaltatio) burçlarda veya kendi yönettikleri burçlarda bulunurlarsa, çok ve hayırlı kardeşlerin birlikteliğine hükmederler.

Şayet uğursuz yıldızlar aynı konumları elde eder de uğurlu yıldızların şahitliğinden mahrum kalırlarsa, bunun tam tersini yaparlar.

Eğer uğurlu ve uğursuz yıldızlar bu aynı haneye eşit bir ortaklık gücüyle bakarlarsa, hem kardeş verirler hem de canlarını alırlar. Lâkin her hususu yıldızların tabiat cinsine göre ele alacaksın.

Zira eril uğurlu yıldızlar erkek kardeşler verecektir, dişil uğurlu yıldızlar ise kız kardeşler verir. Uğursuz yıldızlar da aynı şekilde tesir eder. Böylece her şey tek tek yıldızların kuvvetine göre vuku bulur.

Fakat esaslar kitabımızda belirttiğimiz üzere, genel kural olarak yükselenden itibaren üçüncü hane kardeşleri gösterir.

Lâkin biz derece hesabı üzerinden araştıralım.

Eş Hanesi Hakkında

Eğer eş hanesini derece hesabı ile bulmak istersen, Satürn’ün derecesinden Venüs’ün derecesine kadar say ve yapılan hesap ne kadar bir yekûn tutarsa, o miktarı yükselenden başlatıp ardışık burçlar boyunca paylaştır, paylaştırma esnasında en son dereceyi hangi burçta bulursan, gündüz haritasında sana eşin hanesini o derece gösterir.

Gece haritasında ise Venüs’ten başlayarak Satürn’e doğru sayacaksın ve benzer şekilde toplanan derece adedini yükselenden başlayarak paylaştıracaksın, en son derece hangi burca ulaşırsa, gece haritasında sana eşin hanesini o burç bildirir.

Başkaları ise hem gündüz hem gece haritasında Güneş’ten Ay’a doğru ve aynı miktarı da yükselenden itibaren sayarlar, bunu hem erkek hem kadın haritalarında aynı biçimde hesap ederler ki biz de bunu pek çok doğum haritasında tecrübe edip doğrulamış bulunuyoruz.

İşte bu sebeple eş hanesini bahsettiğimiz bu usul ile tespit ettiğinde, ilk olarak burcun gücünü, yani sabit mi, çift bedenli mi yoksa öncü burç mu olduğunu gözden geçir.

İkinci sırada, burcun yöneticisinin doğum haritasının neresinde konumlandığını araştıracaksın.

Üçüncü sırada, sınırların yöneticisinin bulunduğu bu aynı haneye uğurlu ve uğursuz yıldızların ne şekilde baktığını inceleyeceksin.

Zira eş hanesinin bulunduğu o burcu uğurlu yıldızlar ellerinde tuttuğunda, uygun mevkilerde [okunamadı]

doğum haritasının (genitura) elverişli yerlerine yerleşmiş, hiçbir düşkünlükle alçalmamış ve kendi tabiatlarının gücüne tâbi olmuşlarsa, şanlı ve zengin eşler bahşederler, üstelik onları daima uyum bağlarıyla birleştirirler. Ancak çok sayıda eşle evlilik hükmolunmaz.

Zira her kime nasip olmuşlarsa, o kadın zarafetin lütfu ve neşesiyle hayatın son gününe dek evlilikte sebat eder.

Fakat eşlerin ahlakını burçların tabiatından tayin edeceksin, zira burçların farklılığından evliliklerin türlerini keşfetmen mümkün olacaktır.

Şayet uğursuz yıldızlar aynı şeyi yaparsa, bunların bütünüyle zıddı vuku bulur.

Zira o vakit hakir, o vakit şanssız eşler takdir edilir, evliliklerde ayrılıklar, o vakit husumetlerin acı kavgaları, boşanmaların hazin kargaşası doğar, o vakit kısır ve iffetsiz eşler verilir. Lakin bütün bunları yıldızların güçlerine göre açıklayabilirsin.

Eğer bir kadının doğum haritasında kocanın yerini bulmak istersen, harita gündüz haritası ise Mars’tan Venüs’e, [gece haritasında ise] Venüs’ten Mars’a kadar aynı hesabı benzer bir yöntemle tamamlayacaksın.

Yükselenden (horoscopus) başlayarak birbirini takip eden burçlar boyunca bu miktar kadar böleceksin, en son derecenin sayısı hangi burca denk gelirse, bu burç sana kocanın yerini gösterir.

Kocanın nasıl biri olacağını, erkeklerin doğum haritalarında kadınlar hakkında söylediklerimize benzer bir yolla çıkarabilirsin.

Şunu da hatırda tutmalısın ki, genel olarak karıyı daima Venüs, kocayı ise daima Mars gösterir.

Çocukların Yeri Hakkında

Çocukların yerini bize daima Venüs ve Merkür gösterir.

Doğum haritasında hangisi daha önde yer almışsa, ondan başlayarak diğerine kadar sayacaksın, toplanan tüm derecelerin mecmuunu yükselenden başlayarak takip eden burçlara böleceksin, en son derece hangi burca varırsa, bu burç sana çocukların yerini gösterir. Hangisi önde ise dediğimiz kaidenin ne anlama geldiğini şu örnekle izah edelim.

Venüs Boğa’da, Merkür ise İkizler’de bulunursa, Merkür daha önde bulunur, bu sebeple Merkür’den başlayarak Venüs’e kadar sayacaksın.

Şayet benzer şekilde Venüs önde bulunur ve Merkür sonraki burçlarda olursa, hesabın başlangıcını Venüs’ten yapacaksın.

Eğer aynı burçta bulunurlarsa, daha önceki derecelerde bulunanından başlayarak aynı burcun daha sonraki derecelerinde bulunan diğerine kadar geleceksin.

Şayet aynı derecelerde bulunurlarsa, dakikası daha önde olandan başlayacaksın.

Eğer aynı dakikalarda bulunurlarsa, o zaman bu usulü bir yana bırakıp, gündüz haritasında Jüpiter’den Merkür’e, gece haritasında ise Merkür’den Jüpiter’e aynı esaslarla hesap edeceksin.

Çocukların yerini derece hesabı ile belirlediğinde, benzer şekilde uğurlu ve uğursuz yıldızların bu yere nasıl bir açı (aspectus) ile baktığını incele. Yıldızların durumlarını, burcun tabiatını ve kudretini de son derece dikkatli bir muhakeme ile ele al.

Zira uğurlu yıldızlar, doğum haritasının uygun mevkilerinde ve uğurlu burçlarda yer alıp bu noktaya bakarlarsa, bulundukları yerlerin ve burçların kudretine göre çocuk bahşederler. Uğursuzlar ise bunun aksini yapar.

Fakat uğursuz yıldızlar dahi, şayet doğum haritası kendi tabiatlarına uygun düşerse, yani gündüz haritasında Satürn, gece haritasında Mars ise, çocuk bahşederler. Çocuklar burçların tabiatına göre takdir olunur.

Şunu muhakkak hatırda tutmalıyız ki, çocukların yeri çift gövdeli bir burçta bulunursa iki eşten, şayet sabit bir burç olursa erkek tek bir eşten, kadın ise tek bir kocadan evlat sahibi olacaktır.

Eğer çocukların yerine uğursuz ve uğurlu yıldızlar eşit surette bakarsa, çocuk neslini hem verir hem de çekip alırlar, yahut uğurlu yıldızların kudreti üstün gelirse, uğursuz yıldızların düşmanca ışınları sebebiyle doğan çocuklara bir sakatlık isabet eder, ya da muhakkak ki çocukları büyük bir husumet ile ana babalarından ayırırlar.

Gerek bu yerde gerek diğer bütün hususlarda yıldızların karışımlarını ve mizaçlarını, burçların tabiatını ve yükselenden itibaren gelen evlerin (domus) kendilerine mahsus güçlerini dikkatli bir muhakeme ile tetkik edeceksin.

Genel olarak ise çocukların yerini beşinci ev, o burcun yöneticisi, bizzat o burcun tabiatı ve uğurlu yahut uğursuz yıldızların tanıklıkları gösterir.

Kusurların ve Hastalıkların Yeri Hakkında

Kusurların ve hastalıkların yerini derece hesabı ile bulmak istersen, gündüz doğum haritasında Satürn’den başlayarak Mars’a kadar sayacaksın ve yükselenden itibaren aynı miktarı ekleyeceksin, gece haritasında ise Mars’tan başlayarak Satürn’e kadar sayacaksın ve yükselenden itibaren aynı miktarı ekleyeceksin, toplanan derecelerin en son sayısı hangi burca varırsa, bu burç sana kusurların ve hastalıkların yerini gösterir. Fakat genel olarak kusuru yükselenden itibaren altıncı burç gösterir.

Hastalıkların kusurunu evvelemirde burcun tabiatından tayin edeceksin, zira temel eserimizde her bir burcun vücudun hangi kısımlarına hükmettiğini ifade etmiştik, ikinci sırada ise uğurlu ve uğursuz yıldızların bu noktaya nasıl bir açıyla baktığını inceleyeceksin.

Şayet kendi evlerinde veya yücelmelerinde (exaltatio) yerleşmiş yıldızlar bu noktaya kutlu bir ışınımla bakarlarsa, insanı her türlü hastalık hücumundan muhafaza ederler. Eğer uğursuz yıldızlar bu yere tehditkâr bir ışınımla bakarsa, hazin bir felaketle birlikte hastalıkların acı veren illetlerine hükmederler. Lakin bu illetleri burçların tabiatına ve kendi kudretlerine göre tetkik edeceksin.

Mars zira darbeleri, bedendeki küçük yaraları, uçurumlardan düşmeleri ve yıkımları, bu düşüşlerden ileri gelen sefil yaraların yol açtığı ölümleri hükme bağlar.

Satürn ise zararlı sıvının hücumuyla kasılmaları, titremeleri, görme kararmalarını, sulardan gelen feci tehlikeleri ve bunlara benzer halleri takdir eder. Şayet kötücül yıldızlar kusurları belirlerken tanıklık ederlerse, durum böyledir.

Şayet bu yer, kötücüller tarafından zapt edilmiş ve iyicil yıldızların her türlü korumasından yoksun bırakılmışsa, sıhhatin daimi bozukluklarına ve felaketlerin ölümcül neticelerine hükmolunur.

Kusuru Mars on beş yıl içinde, Satürn otuz yıl içinde, Güneş ise on dokuz yıl içinde verir.

Kusur verenler şayet bu iki yıldız olursa, her ikisinin de yıllarını hesap ederek vakti tayin et, her iki vakitte de kusurun yahut hastalığın hücumunu bekle, zira her iki yıldız da kendi tabiatına göre hüküm verir.

Şehvet ve Arzular Yeri Hakkında Arzular yerini derece hesabıyla bulmak istersen, gündüz doğum haritasında (genitura) Ruh Parsı'ndan (pars Daemonis) Şans Parsı'na (pars Fortunae) kadar hesap et, aynı miktarı yükselenden (ascendens) itibaren say.

Gece haritasında ise pek benzer hesaplarla Şans Parsı'ndan Ruh Parsı'na kadar sayacaksın, aynı miktarı yükselenden itibaren hesap edeceksin, bu yeri derece hesabıyla bulduğun vakit, burçtan ve yıldızların tanıklıklarından bütün ihtiras ve arzular sana aşikâr kılınacaktır.

Lakin Şans Parsı'nı ve Ruh Parsı'nı hangi usulle bulacağını dördüncü kitapta anlatmıştık.

Zorunluluk Yeri Hakkında Zorunluluk yerini derece hesabıyla bulmak istersen, gündüz doğum haritasında Şans Parsı'ndan Ruh Parsı'na kadar hesap edeceksin, gece haritasında ise Ruh Parsı'ndan Şans Parsı'na ve aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, bu mezkûr yeri mezkûr usulle tayin ettiğinde, burçların ve yıldızların niteliğine göre o yere dair her şeyi belirleyeceksin.

İtibar ve Menkıbeler Hakkında İtibar yerini derece hesabıyla bulmak istersen, daima dokuzuncu evden Güneş'e kadar hesap edeceksin, aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, en son derece hangi burca düşerse, bu burç sana hem kendi tabiatından hem de bütün yıldızların tanıklıklarından hareketle itibarın alametlerini gösterir.

Askerlik Hakkında Askerlik yerini derece hesabıyla bulmak istersen, daima Mars'tan Güneş'e kadar hesap edeceksin, aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, en son derece hangi burca varırsa, bu burç sana kendi tabiatına ve yıldızların tanıklıklarına göre askerliğin akıbetini gösterir.

Gurbet ve Seyahat Hakkında Gurbet yerini derece hesabıyla bulmak istersen, daima Güneş'ten Mars'a kadar hesap edeceksin, aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, en son derece hangi burca varırsa, bu burç sana kendi tabiatına ve yıldızların tanıklıklarına göre seyahatin neticesini gösterir.

Şan ve İtibar Hakkında Halk nezdindeki itibarı ve şöhreti derece hesabıyla bulmak istersen, Güneş'ten gökyüzünün ortasına (MC) kadar hesap edeceksin, aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, en son derece hangi burca varırsa, bu burç sana kendi tabiatına ve yıldızların tanıklıklarına göre şöhretin itibarını gösterir.

Beden Kuvveti Hakkında Beden kuvvetini derece hesabıyla bulmak istersen, Ay'dan Jüpiter'e kadar hesap edeceksin, aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, diğer hususları da benzer usulle tetkik edeceksin, nitekim her şeyi sana burcun tabiatına göre yıldızların tanıklıkları gösterecektir.

Mülk Edinme Hakkında Mülklerin varlığını derece hesabıyla bulmak istersen, daima Merkür'den Jüpiter'e kadar hesap edeceksin, aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, en son derece hangi burca düşerse, bizzat o burcun tabiatından ve yıldızların tanıklıklarından mülk edinmenin sırasını bulacaksın.

İthamlar Hakkında İtham yerini derece hesabıyla bulmak istersen, daima Mars'tan Satürn'e kadar hesap edeceksin, aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, en son derece hangi burca düşerse, bu burç sana kendi tabiatına ve diğer yıldızların tanıklıklarına göre ithamın akıbetini gösterir.

Hasımlar ve Düşmanlar Hakkında Hasımlar ve düşmanlar yerini derece hesabıyla bulmak istersen, gündüz Mars'tan Merkür'e kadar hesap edeceksin, gece ise Merkür'den tekrar Mars'a kadar ve aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, en son derece hangi burca varırsa, bu burç sana kendi tabiatından ve yıldızların tanıklıklarından düşmanları gösterir.

Dostlar Hakkında Dostlar yerini derece hesabıyla bulmak istersen, gündüz vakti Jüpiter'den Merkür'e kadar hesap edeceksin, gece vakti ise Merkür'den Jüpiter'e kadar ve aynı miktarı yükselenden itibaren sayacaksın, nihayet son derece hangi burca varırsa, bu burç sana kendi tabiatından ve yıldızların tanıklıklarından en doğru usulle dostları gösterecektir.

Şan parsı gece Venüs'ten Jüpiter'e, gündüz ise tersinedir. Nemesis parsı gece Şans Parsı'ndan Ay'a, kudret parsı gece Satürn'den Güneş'e, temel parsı gece Şans Parsı'ndan Ruha doğrudur.

Şayet Venüs otuz dereceyi aşmış olursa, ister geceleyin olsun ister gündüzün, [okunamadı].

Köleler Hakkında

Kölelerin yerini pay esasına göre tespit etmek istersen, daima Merkür'den Ay'a kadar hesaplayacak, yükselenden (ascendens) de bir o kadar sayacaksın, son pay hangi burca düşerse, bu burç kendi tabiatına ve yıldızların tanıklıklarına göre sana köleleri gösterir.

Mezar Hakkında

Mezarın [okunamadı] sonunu gösterir.

Mavortius, sana astroloji ilminin (mathesis) tüm sırlarını en doğru tanımların hükümleriyle bildirmeye başladık, fakat bunların tamamına ilişkin en geniş incelemeyi yedinci kitap göstermektedir, ta ki her şeyi hiçbir güçlük çekmeden, en kolay ve en doğru araştırmalarla bulabilesin.

Lakin bu kitabın tamamlanması için şu husus eklenecektir, sana hangi yıldız zamanların yöneticisi olduğunda ve on yıllık ve dokuz aylık sürenin bütün cevherini kendisine ve diğer yıldızlara paylaştırdığında, neyi ve hangi sebeple hükme bağladığını göstereyim.

Zamanların yöneticisinin, ki Grekler buna kronokrator [Yunanca] derler, nasıl bulunacağını ilkeler kitabında açık bir yöntemle göstermiştik, tehlikelerin derecelerini ve neticelerini bulabilmek için bu konuyu itinayla araştır.

Şayet Satürn zamanların yöneticisi kılınmışsa, ilkeler kitabında söylediğimiz üzere, bütün zamandan kendisine otuz ay talep eder. Bu sebeple onun doğum haritasında (genitura) nasıl yerleştiğine, doğum haritasının gündüze mi yoksa geceye mi ait olduğuna, doğum haritasının köşe noktalarını tutup tutmadığına, burcun tabiatından yahut bulunduğu yerin kudretinden ötürü neye hükmettiğine dikkatle bak. Bütün bunları özenli bir usulle bir araya getirdiğinde, zamanların yöneticisi olduğunda ne yapacağını işte o vakit bulacaksın.

Zira doğum haritasında onun tarafından tehlikeler takdir edilmişse, o vakit daha önce neye hükmettiyse onu icra eder. Şayet doğum haritasında evlatsızlığa hükmediyorsa, o vakit zavallı evlat neslini zalim bir kudretle ortadan kaldırır. Dul kalmaya hükmetmişse, o vakit evliliği ya ölümle ya da geçimsizlikle ayırır. Şayet ithamlara hükmetmişse, o vakit düşman kalabalıklarını kışkırtır. Hastalıklara hükmetmişse, o vakit sefil bir felaketin illetini vurur. Zararlara hükmetmişse, o vakit mirası çeşitli yıkımlarla sarsar.

Şayet iyi yerleşmişse ve doğum haritasında uğurlu bir şeye hükmediyorsa, kendi tabiatının gücünü takip ederek, daha önce ne vaat ettiyse onu geri verir, bilhassa doğum haritasının yöneticisi iyi yerleşmişse ve doğum haritası gündüze aitse.

Satürn zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi süresinden Jüpiter'e on iki ay ayırır. Dolayısıyla Satürn doğum haritasında kötü yerleşmişse ve onun vasıtasıyla tehlikeye, hastalığa, zarara yahut bir bahtsızlığa hükmedilmişse, o vakit tehlikelerin tüm tehditleri bu kurtarıcı tanrının güçleriyle yatıştırılır. Şayet doğum haritasında iyi konumlanmış halde Jüpiter'e zaman taksim etmişse, en büyük saadetin artışlarını bahşeder, bilhassa harita gündüze aitse ve iyi burçlarda yahut iyi derecelerde yerleşerek Jüpiter'e üçgen açıyla (trinus) bağlanmışsa.

Satürn zamanların yöneticisi kılınıp Mars'a zaman ayırdığında, kendi on yılından on beş ay ayırır. Fakat Mars, Satürn'den kendisine ayrılan zamanı aldığında, bütün fenalıklar yatışmış olarak neşeli bir vaktin sevincine hükmeder, zira zıt kudretlerinden ötürü birbirlerini dindirirler.

Satürn zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yılından Güneş'e on dokuz ay ayırır. Dolayısıyla Güneş, Satürn'den kendisine ayrılan zamanı aldığında, davaları ve çekişmeli kavgaların mücadelelerini kışkırtır. Ancak bu davalar çoğunlukla evlerin yahut mülk temellerinin mülkiyetinden kaynaklanır, bilhassa doğum haritası geceye aitse. Bununla birlikte babaya yönelik bir tehlikeye hükmeder ve itibar kaybına yol açar.

Satürn zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yılından Venüs'e sekiz ay ayırır. Dolayısıyla Venüs, Satürn'den kendisine ayrılan zamanı aldığında, hoş ve her türlü bahtsızlıktan uzak bir zaman meydana getirir, öyle ki başka bir yıldızın kötülüğünün sebep olduğu önceki bahtsızlığın tehlikesi şifalı bir çareyle düzeltilir. Şayet bizzat kendisi evliliğe hükmetmişse, o vakit dul bir kadın nikâh bağıyla bağlanır.

Satürn zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yılından Merkür'e yirmi ay ayırır. Dolayısıyla Merkür, Satürn'den kendisine ayrılan zamanı aldığında, eski davaların uyuyan husumetlerini uyandırır ve çekişmelerin gizli kalan ihtilaflarını yeni davalarla tekrar öne sürer.

Satürn zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yılından Ay'a yirmi beş ay ayırır. Dolayısıyla Ay, Satürn'den kendisine ayrılan zamanı aldığında, bozuk salgılardan ötürü hastalıkları kışkırtacak, yahut sudan gelen büyük bir tehlike yaratacak ya da yeni davaların bildirimiyle ortalığı karıştıracaktır, öyle ki bütün bu zaman daima muhtelif tehlikelere ve muhtelif kaygılara işaret eder. Fakat bu durum, şayet Ay ışıklarıyla dolu ise böyledir, şayet küçülmüşse ve doğum haritasında Satürn'ün ışın darbelerine maruz kalmışsa, sefil felaketlerle birlikte ölümün getirdiği dertlere hükmeder.

XXXIV. Jüpiter

Zamanların sırası Jüpiter'e geldiğinde, ona da on yıl ve dokuz ay verilir. Fakat bütün bu zaman bizzat onun tarafından da benzer bir usulle paylaştırılır.

Bu nedenle bizzat kendisi de zamanların yöneticisi olduğunda, doğum haritasında (genitura) ne şekilde konumlandığına, hangi burçlarda ve hangi derecelerde yerleştiğine, birinci yahut ikinci köşe noktalarda mı (cardines) tesis edildiğine, doğum haritasının uğurlu yerlerinde mi yoksa uyuşuk ve düşüşteki yerlerinde mi bulunduğuna, haritanın gündüz haritası mı yoksa gece haritası mı olduğuna bakılmalıdır.

Zira bütün bu hususlardan hareketle, o zamanların yöneticisi olduğunda kararlarının ne derece etkili olacağını anlarız.

Çünkü doğum haritasında Jüpiter tarafından kararlaştırılan her ne varsa, zamanların yöneticiliğini elde ettiğinde bunu açığa çıkarır. Fakat bu kuralı diğer bütün yıldızlarda da gözetmelisin.

Zira Satürn ve Jüpiter hakkında ne söylediysek, bunu diğer yıldızlarda da benzer bir muhakemeyle çıkarman gerekir.

Çünkü bütün yıldızlar, doğum haritasında ister hayırlı ister şerli ne kararlaştırmışlarsa, zamanların yöneticiliğini elde ettiklerinde bunu yerine getirirler. Jüpiter’e on yıl ve dokuz ay tevdi edildiğinde, bizzat kendisi bütün bu süreden ilk on iki ayı kendi payına ayırır.

İşte Jüpiter’in kendine ayırdığı bu on iki ayda, özellikle de haritanın yöneticisi bizzat kendisi ise, doğum haritasının kapasitesine göre mutluluklar, şan ve sevinçler bahşeder.

O vakit, hangi haritada evlilik yahut evlatlar takdir edilmişse, eğer yaş kemale ermişse, zamanların yöneticisi olduğunda bunu en mükemmel nizamla ikmal eder, daha önce dediğimiz gibi, doğum haritasının kapasitesine göre şan, şerefler ve ata mirasında artışlar bahşeder.

Şayet Jüpiter zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Satürn’e otuz ay ayırır.

Böylece Satürn, Jüpiter tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, insanların yaşantısını uyuşuk kılıp onları daima köreltecek, öyle ki soğuğun tembel uyuşukluğuyla bütün işlerinde zaaf göstereceklerdir, ancak bu durum, şayet gece haritasıysa ve Satürn doğum haritasında iyi konumlanmamışsa vuku bulur.

Şayet Jüpiter zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Mars’a on beş ay ayırır.

Böylece Mars, Jüpiter tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, hayatın ve işlerin bütün düzenini değiştirir ve önceki iş tertibinde yürütülen her ne varsa, başka bir hayat tarzına aktarılacaktır, öyle ki bu dönemde önceki vazifenin usulleri terk edilir, yahut muhakkak ki çeşitli tehlikelerle zarar verecektir.

Şayet Jüpiter zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Güneş’e on dokuz ay ayırır.

Böylece Güneş, Jüpiter tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, hayatın bütün sırlarının açığa vurulmasına yol açar, bütün fiilleri türlü biçimlerde dönüştürür ve zihni çeşitli kaygı türleri içinde türlü düşüncelere sevk eder.

Daha önce düzene konulmuş ne varsa dağıtır da, her şeyin altüst olup karışmasıyla zihin türlü endişeler arasında bölünür, fakat bunlar gündüz haritasında hafifler, gece haritasında ise bilakis artar.

Şayet Jüpiter zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Venüs’e sekiz ay ayırır.

Böylece Venüs, Jüpiter tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, gece haritasında eğer haritanın yöneticisi ise yahut Jüpiter yönetici ise, evlilikler meydana getirir, uğurlu zamanlar ve saadetin nimetlerini takdir eder. Gündüz haritasında ise, bilhassa bulunulan evin (domus) yahut burcun tabiatı Venüs’ü tahrik etmişse, ılımlı lakin daimi aşk cazibeleri bahşeder.

Şayet Jüpiter zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Merkür’e yirmi ay ayırır.

Böylece Merkür, Jüpiter tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, kendilerinden azami kazanç faydaları sağlanacak işler takdir eder, pek çok ve büyük dostlukların himayesini bahşeder, bütün vazifelere uğurlu bir terfinin artışlarını tayin eder, öyle ki her türlü hesaptan ve her türlü işten hem kazancın hem de saadetin hayırlı faydaları temin edilir.

Şayet Jüpiter zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Ay’a yirmi beş ay ayırır.

Böylece Ay, Jüpiter tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, şüphesiz doğum haritasının özüne göre, dingin bir berraklığın sükûnetini ve saadetin en büyük artışlarını takdir eder.

Zira o vakit önceki talihsizliklerin kederi çeşitli teselli türleriyle yatıştırılır, o vakit yoksulluğun darlıkları genişler, hastalıkların illetlerini sıhhat dizginler, tehlikelerin korkuları uğurlu himayelerle bastırılır, bütün çekişmelerde ve davalarda onların lehine hükümler verilir, keder kırılır, endişe başkalaşır, öyle ki önceki felaketlerin pası silinip tertemiz ve arı bir saadet devri başlar, bilhassa haritada Jüpiter, ışıklarla dolu Ay’a uğurlu bir ışınımla (aspectus) nazar ediyorsa.

MARS

On yıllık dönemin, yani on yıl ve dokuz ayın yöneticiliği Mars’a geldiğinde, bütün bu zaman bizzat onun tarafından da aynı esaslarla taksim edilir. Fakat Satürn ve Jüpiter bahsinde olduğu gibi bunda da her şeyi benzer bir muhakemeyle tetkik etmelisin, burcu, dereceyi, koşulu, yeri, tanıklıkları incelemelisin ki, açık araştırmalarla her şeyi bulabilesin.

Böylece Mars zamanların yöneticisi kılındığında, kendi on yıllık devresinden on beş ayı kendine saklar.

Bu on beş ayda, özellikle haritanın yöneticisi ise ve harita bir gündüz haritası ise, doğum haritasının özüne göre pek büyük fiilleri şiddetli bir çalkantıyla takdir eder, öyle ki bu fiillerin kendisinde, her ne türden olurlarsa olsunlar, çeşitli tehlikelerin buhranı doğar.

Şayet Mars zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Satürn’e otuz ay ayırır.

Böylece Satürn, Mars tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, bütün yaşantılara uyuşuk bir ağırlık yükler, öyle ki bütün işler ağırlık yüzünden daima körelir, bereketsiz, kirli, sefil ve bütün faaliyetlerden tecrit edilmiş bir dönem meydana getirir.

Şayet Mars zamanların yöneticisi kılınmışsa, kendi on yıllık devresinden Jüpiter’e on iki ay ayırır.

Böylece Jüpiter, Mars tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, saadetin bütün faydalarını takdir eder ve işlerin daima uğurlu bir neticeyle tamamlanmasını sağlar. Kazançları da

tüm işlerin gereklerini cömertçe bahşeder, zahmet çekenlere istirahat, hastalara şifa, endişelilere emniyet, yolunu şaşıranlara geri dönüş, davalılara netice, darlık içinde bulunanlara ise bolluk ihsan eder.

Eğer Mars zamanların yöneticisi (temporum dominus) kılınmışsa, on yıllık devresinden Güneş'e on dokuz ay tahsis eder.

Nitekim Güneş, Mars tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devraldığında, aralıksız felaketlerden ötürü en büyük tehlikelerin badirelerini takdir eder, hayatın tüm düzenini daima sefil bir değişimle altüst eder, kargaşalar çıkarıp fitneler tertipler, son derece uzun süren bir hastalıkla birlikte göz ağrıları takdir eder. Bütün bir hayatı dahi en büyük tehlikelerle ve en ağır kayıpların hücumlarıyla sarsar, Jüpiter'in hayırlı şahitliği hepsine karşı durmazsa tehlikeler kaçınılmaz olacaktır.

Eğer Mars zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden Venüs'e sekiz ay tahsis eder.

Nitekim Venüs, Mars tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devraldığında, her ne kadar talihli ve her türlü tehlike badiresinden uzak bir dönem kılsa da, birçok kadınla cinsel münasebet sebebiyle tam da bu aylarda daima gizli bir rezalet baş gösterir. Şayet doğum haritasında (genitura) birbirlerine kare açı (quadratus) yapıyorlarsa, o vakit zinaların işlenmesine yol açarlar, lakin Jüpiter'in şahitliğiyle bu cürmü gizlerler, Merkür ve Güneş'in şahitliğinde ise hayatın sefil bir badireye girmesiyle birlikte açığa vururlar.

Eğer Mars zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden Merkür'e yirmi ay tahsis eder.

Nitekim Merkür, Mars tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devraldığında, birtakım yazılardan ötürü tehlikelerin doğmasına yol açar yahut hırsızlık sebebiyle daima acı bir zarar verir, fakat düşmanların sık hesaplaşmalarla dağıtılmasını sağlar. Şayet doğum haritasında birbirlerine kare açı yahut karşıtlık (oppositio) ile bağlanmışlarsa, büyücülük veya kalpazanlık suçu isnat ederler, bilhassa Merkür Satürn'ün sınırlarında yahut evinde bulunmuşsa.

Eğer Mars zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden Ay'a yirmi beş ay tahsis eder.

Nitekim Ay, Mars tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devraldığında, bilhassa Ay ışıkla dolmuşsa, daima en büyük tehlikelerin badirelerine yol açar. Zira o vakit tehlikeli zaman aralıkları takdir edilir, firarlar, sürgünler, tehlikelerin sefil badireleri o vakit alevlenir, o vakit insanları nezaret yahut umumi zindan karşılar, o vakit yangınlar, hummalar, mirasın sefilce yağmalanmasıyla ağır zarar takdir edilir, o vakit ağır hastalıkların musibeti daima erişir. Şayet doğum haritasında Jüpiter'in şahitliği olmaksızın kare açı yahut karşıtlık teşkil etmişlerse, o vakit şüphesiz ya kanlı ya feryat dolu ya da ani bir ölüme sebep olurlar. Şayet doğum haritasında Satürn Ay ile birlikte bulunmuşsa ve Ay, Mars tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devralmışsa, o vakit dahi önceki tehlikelerden ötürü acı bir ölümün helakleri erişir, bu tehlikeler burçların çeşitliliğine göre neticeye ulaşır.

GÜNEŞ

Şayet Güneş zamanların yöneticisi olursa, yani kendisine on yıl ve dokuz aylık zaman tayin edildiğinde, diğerlerinde söylediklerimizi onda da benzer bir usulle mütalaa etmelisin, karışımları, mizaçları, burcu, yeri, dereceleri incelemelisin ki bütün bunların mukayesesinden hükümlerin tüm sırasını bulasın. Lakin bizzat onun tarafından da bütün bu zaman tamamen benzer usullerle bölünecektir.

Nitekim Güneş zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden kendisine on dokuz ay ayırır.

Bu on dokuz ay içinde ondan uğurlu hiçbir şey beklememeli, aksine her türlü talihsizliği beklemeliyiz. Fakat bütün bunlar gündüz doğum haritasında bir dereceye kadar hafifler, üstelik Jüpiter'in şahitliğiyle yatışır, Satürn ve Mars'ın şahitliğiyle ise şiddetlenir, bilhassa doğum haritasında kötü yerleşmişse.

Eğer Güneş zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden Satürn'e otuz ay tahsis eder.

Nitekim Satürn, Güneş tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devraldığında, gece doğum haritasında uğursuz ve ölümcül bir helak tehdidi savurur, gündüz doğum haritasında ise, doğum haritasının gücüne göre ve bilhassa hüküm anında iyi yerleşmişse, en büyük saadetin artışlarını takdir eder.

Eğer Güneş zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden Jüpiter'e on iki ay tahsis eder.

Nitekim Jüpiter, Güneş tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devraldığında, hayatın en büyük sevinciyle birlikte huzurlu saadetin nimetlerini takdir eder, öyle ki tüm kötülüklerin izi silinip onu her bakımdan talihli bir saadet dönemi karşılar. O vakit zararlar diner, o vakit sıhhat geri döner, o vakit önceki badirelerden kurtulurlar.

Eğer Güneş zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden Mars'a on beş ay tahsis eder.

Nitekim Mars, Güneş tarafından kendisine tahsis edilen zamanı devraldığında, ister gündüz ister gece doğum haritasında olsun, mirasın sefil yağmalarla çarçur edilmesiyle aşırı yoksulluğun darlıklarını getirir, aynı zamanda davaların sık sık çatışmasını körükler, gözlerde dahi sık ağrılara sebep olur, ağır bir tehlike badiresi getirir ve aralıksız süregelen zararlarla sarsar.

Eğer Güneş zamanların yöneticisi kılınmışsa, on yıllık devresinden Venüs'e sekiz ay tahsis eder.

Böylece Venüs, Güneş tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, tüm işlerde hayırlı bir netice tayin eder, fakat eşin zihnini daima bir tür kötü niyetli ihtilaf ile tutuşturur, öyle ki eşin gizli niyetleri o vakit hem açığa vurulur hem ifşa edilir, ya da şayet o esnada bir eş yoksa, bir kadın yüzünden tehlike baş gösterir ve bu sebeple kamusal davaları ve adli husumetleri körükler, böylelikle orta dereceli kargaşalar uyandırır.

Güneş zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Merkür’e yirmi ay ayırır.

Böylece Merkür, Güneş tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, işlerde sık faaliyetler ve kazançlardan yana aralıksız menfaatler tayin eder, lakin bu kazançlar en büyük zahmetlerle ve en büyük tehlikelerle getirilir.

Güneş zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Ay’a yirmi beş ay ayırır.

Böylece Ay, Güneş tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, insanın bütün hayatını daima kararsız bir değişkenlikle altüst eder, öyle ki o devirde bir araya getirilmiş ne varsa, daha baskın sebeplerle yeniden elden çıkar ve bu dönemin kendisi de türlü dengesizliklerle değişken olur, öyle ki darlıklar ani zenginliklerle hafifler ve zenginlikleri yeniden yoksulluğun darlıkları takip eder.

XXXVII. VENÜS

Venüs’e de on yıl ve dokuz aylık süreler verilir. Böylece Venüs zamanların yöneticisi olduğunda, diğerlerinde gözetilmesi gerektiğini gösterdiğimiz her şeyi, aynı usulle onda da açıkça görmelisin.

Böylece bütün bu süreden yalnızca sekiz ayı kendine ayırır.

Böylece tüm bu dönem boyunca, evlilik yatağının muhabbetini zarafetin en büyük lütfuyla ferahlatır, fakat aynı zamanda, bilhassa doğum haritasının (genitura) yöneticisi olduğu takdirde, en yüksek emniyetle sevinç de tayin eder.

Venüs zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Satürn’e otuz ay ayırır.

Böylece Satürn, Venüs tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, ya [okunamadı] kadınla şiddetli ayrılık öfkelerini kışkırtır. Zira o vakit eşten ya ölümle ya da husumetlerle ayrılınır.

Venüs zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Jüpiter’e on iki ay ayırır.

Böylece Jüpiter, Venüs tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, şüphesiz iyi ve neşeli bir zaman tayin eder, fakat birtakım kötü şöhretleri akla getirir.

Venüs zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Mars’a on beş ay ayırır.

Böylece Mars, Venüs tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, pek çok fenalık ve sıkıntı veren kederler tayin eder. Zira o vakit zihni türlü aşk ayartmalarıyla daima sarsar ve aşkın çetin eziyetleri yüzünden zihne daima ağır bir keder yükler, öyle ki yoldan çıkmış zihnin bu kusurları sebebiyle davaların tehlikeleri de sıklıkla buna eklenir. Pek fena kadınlar yüzünden yahut pek fena kadınlar tarafından kargaşalar ve tehlikeler de doğurulur, ya zina suçu baş gösterir ya da haram niyetle tasarlanmış bir aşk peydah olur.

Venüs zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Güneş’e on dokuz ay ayırır. Böylece Güneş, Venüs tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, kişilerin daima kendi eşlerinden kaçmalarına sebep olur ve bunu daima hayati bir tehlike ve miras kaybıyla yaparlar. Şayet Jüpiter’in uğurlu ışını erişirse, gurbet zaruretleriyle birbirlerinden ayrılırlar.

Venüs zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Merkür’e yirmi ay ayırır.

Böylece Merkür, Venüs tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, bütün işlerin hayırlı bir neticeyle tamamlanmasını sağlar, aralıksız neşe sevinçleri tayin eder, en büyük kazançların ve servetten yana uygun dayanakların temin edilmesini sağlar.

Venüs zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Ay’a yirmi beş ay ayırır.

Böylece Ay, Venüs tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, zihne gizli bir hasedin feryadını salar. Şayet Ay doğum haritasında bütünüyle aydınlık ise ve Venüs ona zamanları ayırmışsa, tüm talihsizlik illetlerini uyandırarak en mühim meselelerde zarar verir.

XXXVIII. MERKÜR

Merkür’e de on yıl ve dokuz aylık süreler verilir, bu sebeple bunda da diğer yıldızlardaki gibi her şeyi benzer bir usulle toplamalıyız. Böylece Merkür zamanların yöneticisi olduğunda, on yıllık süresinden yirmi ayı kendine saklar.

Böylece tüm bu dönemde, yani yirmi ay boyunca, aralıksız kutluluklardan doğan tüm iyilikler tayin edilir ve bilhassa doğum haritasının yöneticisi olduğu ve iyi konumlandığı takdirde, bütün eylemleri hayırlı bir neticenin izlemesini sağlar.

Merkür zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Satürn’e otuz ay ayırır.

Böylece Satürn, Merkür tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, aralıksız talihsizliklerin felaketiyle hane halkının, ebeveynlerin, hısımların, koruyucuların ve bize fayda sağlamaya alışmış kimselerin ölümlerini tayin eder.

Merkür zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Jüpiter’e on iki ay ayırır.

Böylece Jüpiter, Merkür tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, dingin ve her türlü iş gürültüsünden uzak bir zaman tayin eder, lakin bizzat bu dinginlik içinde övgünün en büyük faydalarını ve sevinçlerin neşesini daima bağışlar, şayet doğum haritasının vaziyeti elverirse, evladı olmayanlara dahi kesin surette evlat tayin eder.

Merkür zamanların yöneticisi kılındığında, on yıllık süresinden Mars’a on beş ay ayırır.

Böylece Mars, Merkür tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, düşmanları kışkırtır, ithamlar getirir, yeni sebeplerden davalar açar.

bildirimiyle hükmeder, bunların hepsini Jüpiter'in her daim olumlu tanıklığı hafifletir. Merkür zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Güneş'e 19 ay ayırır.

Böylece Güneş, Merkür tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, daima mirasın en ağır kayıplarını ve zihne en büyük kaygıları bildirir. Merkür zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Venüs'e 8 ay ayırır.

Böylece Venüs, Merkür tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, aralıksız bir talihten doğan hayırlı menfaatler, emniyet veya doğum haritasının (genitura) ölçüsüne göre bütünüyle dingin, faydalı kazançlar bahşeder. Merkür zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Ay'a 25 ay ayırır.

Böylece Ay, Merkür tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, en ağır hastalıkları ve dermansızlığın en büyük illetlerini takdir eder, yerin ve burcun tabiatına göre, illetli dermansızlığın sıkıntılarına zihnin soğuk uyuşukluğunu ekler, fakat bunları Jüpiter, olumlu tanıklığıyla daima hafifletecektir.

XXXIX. Ay

Ay'a da 10 yıl ve 9 aylık süreler tevdi edilir, nitekim bunda da tıpkı diğer tüm yıldızlarda olduğu gibi, her şeyi dikkatli bir akıl yürütmeyle ele almalısın.

Böylece bu on yıllık süreden Ay, bizzat kendisine 25 ay ayırır.

Ay'ın kendisine 25 aylık süreleri ayırdığı bu zamanda, şayet ışığı eksilmiş halde Satürn'e yönelirse ya da ışığı doluyken Mars'a yönelirse, her türlü ölümü takdir eder.

Fakat ışığı dolu ve uğurlu yıldızların tanıklıklarıyla donanmış olursa, çok büyük meşakkatlerle birlikte mirasın mütevazı artışlarına hükmeder. Zira hem Güneş'in hem de Ay'ın dönemlerinin sonları, bilhassa uğursuz yıldızlar onlara tehditkâr bir ışınla baktıklarında, daima kötü neticeler verir.

Ay zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Satürn'e 30 ay ayırır.

Böylece Satürn, Ay tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, şayet Ay ışığı yönünden eksilmişse, zararlı sıvılardan (humor) yahut sulardan ya da deniz kazalarından doğan tehlikelerin sefil yıkımlarına ve feci ölümlere hükmeder. Fakat ışığı tam ise, gerçi aynı şeyleri yapar, lakin kurtulma imkânı verir.

Ay zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Jüpiter'e 12 ay ayırır.

Böylece Jüpiter, Ay tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, sevinç ve neşeyle birlikte tüm iyilikleri takdir eder, bilhassa Ay ışıkla dolmuşsa, işte o vakit tehlikeler, korkular ve hastalıklar yatışır, o vakit doğum haritasının ölçüsüne göre saadetin artışı vuku bulur.

Ay zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Mars'a 15 ay ayırır.

Böylece Mars, Ay tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, Ay ışıkla doluysa, en büyük karışıklıkları ve en büyük isyanları takdir eder, şayet doğum haritasında Mars'tan kare açı (quadratus) veya karşıtlık (oppositio) ile görülecek şekilde konumlanmışsa, felaketin kanlı ve acıklı yıkımına hükmeder.

Ay zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Güneş'e 19 ay ayırır.

Böylece Güneş, Ay tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, yangınları, kavrulmaları, hastalıkları ve yakıcı hummaların sefil düşkünlüklerini bildirir. Fakat bütün bunları Jüpiter'in uğurlu tanıklığı hafifletir.

Ay zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Venüs'e 8 ay ayırır.

Böylece Venüs, Ay tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, şayet gündüz haritası ise, [okunamadı] kısır bir ıstıraba hükmeder. Fakat gece haritası ise, bilhassa Ay ışık yönünden eksilmişse, kazançların en büyük artışlarını bahşeder.

Ay zamanların hâkimi kılındığında, kendi on yıllık süresinden Merkür'e 20 ay ayırır.

Böylece Merkür, Ay tarafından kendisine ayrılan zamanı devraldığında, bedenin dermansızlığıyla birlikte soğuk hastalıklara hükmeder.

Ey iftiharımız Mavortius, zamanların toplamı bu hesaplarla bölünür. Fakat incelemelerde bu tanımlardan hareketle aceleci hükümler verilmesini istemem. Zira çoğunlukla, uğurlu bir yıldız kendisine ayrılan zamanı devraldığında, o sırada yanında dönemsel bir uğursuz yıldız bulunursa, [okunamadı] o vakit kare veya karşıt ışınla bakarsa, iyiliğinin hükmünü uğursuz yıldızın kudretine terk eder. Aynı durumu, benzer bir akıl yürütmeyle uğursuz yıldızda da bulacaksın. Zira uğursuz bir yıldız kendisine ayrılan zamanı devraldığında, dönemsel bir uğurlu yıldız ya onunla aynı konuma gelerek yahut kutlu bir ışınla tertiplenerek onu hafifletirse, talihsizliklerin tüm hükmü uğurlu yıldızın şifalı himayesiyle yumuşatılır.

Böylece yetkin yapıtın öğretisi, anlaşılsın diye sana bildirilmiştir, artık aranacak başka bir şey yoktur. Çünkü ham zihinleri eğitmek zorunda olduğumuz her şeyi öğretici bir dille anlattık. Şimdi ilk ayinlerle inisiyasyon geçirip sırların eşiğine kadar varmış olan bizler, kulaklar bezginliğe kapılıp söylenen bu sözleri geri çevirmesin ve yoldan sapmış mütalaaların helak edici fikirlerini zihinlere boca etmeyelim diye, geri kalanları pürdikkat dinlemeliyiz. Böylece altıncı kitap tamamlandığında, sözün bütün gayreti yedinci kitabın sırlarına aktarılacaktır.

Orpheus, meçhul kimselere kutsal törenlerin ayinlerini bildirdiğinde, inisiye ettiği kimselerden ilk avluda, bulunup tertip edilmiş ibadetler din dışı kulaklara ifşa edilmesin diye, dinin dehşetli yetkesiyle bir yeminin zorunluluğundan başka bir şey talep etmemiştir. Fakat Platonik [okunamadı], gizli tartışmaların hürmete layık düşüncelerinin hiçbir zaman ehil olmayan kulaklara bildirilmemesi hususunda sık sık mutabık kalmıştır.

Nitekim bütün bunlar, yitip gitmiş ve umutsuz ruhlara boca edildiğinde ziyan olur. Zira Pythagoras ve bizim Porphyrius da ruhumuzun dindar bir sessizlikle takdis edildiğini kabul ederler.

Bundan ötürü ben de bu zatların kuralına uyarak, bizim iftiharımız Mavortius, her şeyi sonsuzluğun zaruretiyle kemale erdiren, Güneş’i ve Ay’ı biçimlendiren, bütün yıldızların akışlarını ve nizamlarını tanzim eden, denizin dalgalarını karanın belirli sınırları içine hapseden, ilahi sonsuzluğun ezeli cevheri için ateşi tutuşturan, ortada yer alan yeri dengeli bir itidal ile ayakta tutan, bütün insanları, yabani hayvanları, kuşları ve tüm canlı türlerini ilahi sanatının azametiyle tertip eden, yeryüzünü tükenmez pınarlarla sulayan, rüzgârların esişini bir zaruret ölçüsüyle değiştiren, her şeyin yaratılışı uğruna dört unsuru farklılıklarıyla bir araya getirerek zıt ve birbirine aykırı olanlardan her şeyi tamamlayan, ruhun inişi ve çıkışıyla, ezeli sonsuzluğun ölümsüz nizamıyla [okunamadı] doğuşunu ve batışını [okunamadı] sağlayan cihanın sanatkârı Tanrı adına seni yeminle bağlıyorum, bu muhterem öğretiler kutsallıktan nasipsiz yahut ehil olmayan kulaklara fısıldanmasın, ancak bozulmamış bir ruhun, aklın lekesiz ve iffetli koruyuculuğuyla doğru bir hayat nizamına erdirdiği, sadakati lekesiz, elleri her türlü cürümden ve melanetten uzak, kusursuz, iffetli, ayık ve ölçülü kişilere aktarılsın ki, zihnin saf parlaklığıyla bezenmiş olanlara gaipten haber verme ilmi (divinatio) eksiksizce nüfuz edebilsin.

Bu sebeple, her bir kısmı mantık dairesinde toplanmış olan her şeyi kabul et, mademki seni yeminin kutsiyetiyle bağladık, büyük bir ruh tedirginliği içinde sana vaat ettiğimiz şeyi kabul buyur.

Sokağa Bırakılan ve Emzirilmeyen Çocuklar Hakkında

Kimin yükselenini (horoscopus) iyicil yıldızlar görmezse ve Ay’ı da herhangi bir köşe noktasında (cardo) bulunup Mars ile Satürn yükselenden yedinci evde (domus), yani batışta yer alırsa, doğan çocuklar derhal anneleri tarafından sokağa terk edilir.

Ayrıca yükselen kısa yükselişli burçlarda bulunursa ve Mars yükselenden yedinci evde, yani batışta yer alır, Ay ise ışığı eksilmiş halde Satürn’e doğru ilerler yahut dolunay halinde Mars’a yönelirse, doğan bebek benzer şekilde terk edilecektir.

Bunun yanı sıra, Şans Noktası’nın yöneticisi, yani Şans Noktası’nın bulunduğu burcun yöneticisi ve yükselen derecesinin yer aldığı burcun yöneticisi Güneş’in ışınları altında gizlenmişse, yahut daha önce andığımız burçlarda bulunurlarsa ve Satürn yahut Mars doğum haritasının (genitura) batışında yer alırlarsa, doğan bebek sokağa bırakılacaktır.

Yine Ay yükselende yahut yükselenin batışında bulunur ve Mars ile Satürn karşıtlık (oppositio) ışınımıyla bağlanmış olursa, yahut ana rahmine düşüş anındaki Güneş’te kötücül bir yıldız yer alırsa, doğan kişi terk edilecektir.

Ayrıca Güneş ve Ay birbirlerine karşıtlık açısıyla bakarsa yahut kare açı (quadratus) yaparlarsa, ancak bu konumları köşe noktalarında teşkil ederlerse ve kötücül yıldızlar her ikisiyle de birlikte bulunursa, yani Güneş yükselende, Ay batışta yer alırsa yahut Ay yükselende, Güneş batışta bulunur da birisiyle Mars, diğeriyle Satürn birlikte olursa, doğumun getirdiği o ilk darlık anında boğularak can verir.

Şayet kötücül yıldızlar üst konuma geçip Ay’a tehditkâr bir ışınımla bakarlarsa, anne de bizzat doğum esnasında ağır bir ölüm tehlikesine maruz kalır.

Güneş yükselende bulunur, ışıklarıyla dolu olan Ay herhangi bir burçta Mars’a doğru ilerler ve Satürn de herhangi bir köşe noktasında yer alırsa, doğan kişi terk edildikten sonra can verecektir.

Fakat Ay Mars ile birlikte herhangi bir köşe noktasında bulunur, karşıtında ise Güneş Satürn ile yer alırsa ve hiçbirine Jüpiter’in tanıklığı (testimonium) erişmezse, doğan kişi ya terk edilecek ya da derhal annesiyle birlikte can verecektir.

Ay herhangi bir köşe noktasında bulunur ve Mars diğer bir köşe noktasından ona karşıt açı ışınımıyla bakarsa, yahut onunla aynı derecede yer alır ve Satürn doğum haritasının bir başka köşe noktasını tutar yahut köşe noktasının takip eden evinde (anaphora) bulunursa, doğan kişi terk edilecektir.

Şayet Jüpiter yıldızı herhangi bir köşe noktasında bulunur ve Mars ona daha üst bir mevkiden bakarsa, sokağa bırakılanların ya bulunmasını ya da geri dönmesini sağlar, bilhassa Venüs Mars’a herhangi bir ışınımla bakmaktaysa.

Güneş Satürn ile birlikte yükselende bulunur, Ay gökyüzünün ortasında (MC) yer alır ve gökyüzünün dibine (IMC) yerleşmiş olan Mars Ay’a karşıtlık açısı ışınımıyla bakarsa, doğan kişi sokağa bırakılacaktır.

Güneş yükselende, Ay ise gökyüzünün ortasında (MC) bulunurken, Satürn batışta ve Mars gökyüzünün dibinde (IMC) yer alırsa, doğan kişi terk edildikten hemen sonra can verir yahut anne de onunla birlikte canından olur.

Daima, ki bu genel bir kaide olarak gözetilmelidir, Güneş ve Ay herhangi bir köşe noktasına yerleştiğinde, Mars ve Satürn’ün her ikisi birden onlara karşıtlık açısı ışınımıyla bakarsa, yahut birine karşıt, diğerine kare açı yaparsa, doğanlar ya terk edilecek ya derhal ölecek ya da anneleri onlarla birlikte feci bir akıbetle can verecektir.

Mars ve Satürn köşe noktalarından (cardo) birinde bulunursa yahut bunlardan biri köşe noktasında yerleşmişken diğeri yükselenin ardındaki evde (anaphora) ya da batanın ardındaki evde (epicataphora) konumlanmışsa, Ay ise bunlardan biri tarafından karşıt veya kare açıyla vurulursa ya da aynı şekilde konumlanmışsa, bu şekilde doğan kimse terk edilecektir.

Fakat bunlar böyle yerleşmişken uğurlu bir yıldız yaklaşmakta olan Ay’ın kavuşumunu (coniunctio) karşılarsa, terk edilenler başkaları tarafından toplanacak, özgürlüklerine kavuşturulup evlat yerine konularak büyütüleceklerdir.

Eğer Ay yükselende (horoscopus) bulunur ve Mars yükselenden itibaren on ikinci evde yer alırsa, yükselenin ardındaki evde konumlanmış Satürn ise Güneş’e herhangi bir ışınla bakarsa, döl ana rahminde hekimler tarafından uzuv uzuv parçalanarak çıkarılacaktır.

Şayet bunlar bu şekilde sıralandığında Jüpiter köşe noktalarından uzak kalırsa, anne bizzat doğum anında ölecektir.

Ay, kendisinden önceki burçta bir uğursuz yıldız, sonrakinde ise başka bir uğursuz yıldız bulunacak şekilde yerleşir ve Ay’ı takip eden yıldız Güneş’e herhangi bir ışınla bakarsa, doğan kimse ya terk edilecek ya da doğar doğmaz yok olacaktır.

Doğum haritasının (genitura) yöneticisi yahut Şans Noktası'nın bulunduğu burcun yöneticisi yükselenden itibaren on ikinci veya altıncı evde, yahut yükselenden itibaren ikinci ya da sekizinci evde bulunur, uğurlu yıldızlardan hiçbiri onlara hayırlı bir ışınla bakmaz ve doğum haritasının yöneticisi kendi sınırlarında (fines) bulunmazsa, doğan kimse derhal terk edilecektir.

Üstelik herhangi bir uğursuz yıldız Ay’ı veya yükseleni görür, uğurlu yıldızların bütün ışınları bunlardan uzak kalırsa, terk edilenler köpekler tarafından parçalanacaktır.

Doğum haritasının yöneticisi dönence burçlarında bulunur, bu burçlarda tembel ve düşkün konumlara yerleşir ve Ay ona karşıt açıyla bakarsa, uğursuz yıldızlar ise eşit derecelerin ortaklığıyla Ay’a ya kare ya da karşıt açı vasıtasıyla bağlanırsa, doğanlar ya denize ya da nehre atılarak derhal yok olacaklardır.

Şayet uğurlu yıldızlar tanıklık ederse, birkaç gün beslendikten sonra atılacaklardır.

Güneş ile Ay herhangi bir burcun otuzuncu derecesini işgal ettiğinde, doğan kimsenin hiçbir yaşam süresi olmayacaktır.

Eğer uğursuz yıldızlar otuzuncu derecede yerleşmiş Güneş ile Ay’a kare açıdan ya da karşıt açıdan bakarsa, doğan kimse terk edilip köpekler tarafından parçalanarak telef olur.

Ay ve Güneş birlikte yükselenden itibaren on ikinci evde yerleşmiş olarak bulunur ve uğurlu yıldızlar ne bunlara ne de yükselen derecesine hayırlı bir ışınla bakmazsa, doğan kimse terk edilecektir. Uğursuz yıldızlar bakarsa, terk edilen kimse köpekler tarafından yutulacaktır.

Dediğimiz gibi uğurlu yıldızların tanıklığı olmaksızın dönence burçlarında yerleşmişlerse, doğan kimse derhal suda can verecektir.

Doğum haritasında uğurlu yıldızlar ne Güneş’e, ne Ay’a, ne yükselene, ne de Şans Noktası'na hayırlı bir ışınla bakmazsa, doğan kimse terk edilecektir. Şayet uğursuz yıldızların ışını erişirse, terk edilen kimse köpekler tarafından yutulacaktır.

Uğurlu yıldızların hiçbiri Güneş ve Ay ile birlikte, yükselende, gökyüzünün ortasında (MC), yükselenden itibaren beşinci, on birinci, dokuzuncu, üçüncü, yedinci yahut dördüncü evde bulunmaz, bu konumlara yalnızca uğursuz yıldızlar yerleşirse, doğan kimse terk edilecektir.

Doğum haritasında uğurlu yıldızlar Güneş’in ışınları altında gizlenmiş, uğursuz yıldızlar ise sabah doğuşunda bulunursa, doğan kimse terk edilecektir.

Üstelik Ay, ışığının tüm varlığını kaybedecek şekilde Güneş ile kavuşum halinde (synodica) olur ve hiçbir uğurlu yıldız ona hayırlı bir ışınla bakmazsa, doğan kimse terk edilecektir.

Böyle konumlanmış Ay’ı bir uğursuz yıldız görürse, ya ölü doğarlar ya da doğduktan sonra köpekler tarafından parçalanırlar.

Bütün yıldızlar Güneş ve Ay ile birlikte yükselenden itibaren altıncı veya on ikinci evde toplanırsa, doğan kimse terk edilecektir.

Diğer yıldızlar bahsettiğimiz bu konumlara yerleşmişken tek bir uğurlu yıldız herhangi bir köşe noktasında bulunursa, terk edilen kimse bir başkası tarafından alınıp beslenecektir. Ancak bu uğurlu yıldız, ona yaşamak için kendi süresinden daha kısa bir ömür tayin eder.

Ay, aynı burçta Mars ile eşit derecelerde kavuşursa yahut karşıt açıda yerleşerek eşit dereceleri tutarlarsa, onlara hiçbir uğurlu yıldız bakmaz ve Satürn de Mars ile böyle konumlanmış Ay’ı herhangi bir açı ilişkisiyle görürse, onların anneleri bizzat doğum anında ölecektir.

Şayet herhangi bir uğursuz yıldız Mars ile böyle konumlanmış Ay’a bakarsa, bebek parçalanıp uzuv uzuv çıkarılarak anne ölüm tehlikesinden kurtulacaktır.

Ay batı ufkunda (occasum) bulunur, Mars da ya onunla aynı derecelerde yahut yükselende tam derecesiyle yer alırsa ve bu bir gündüz doğum haritası ise, doğan kimse terk edilecektir.

Fakat Jüpiter, başka bir köşe noktasında konumlanıp bu şekilde yerleşmiş olanlara bakarsa veya Venüs aynı şeyi yaparsa, terk edilen kimseye başkası vasıtasıyla yaşam imkânları temin edilir, nitekim onlar tarafından alınıp beslenecektir.

Üstelik Ay, yükselenin ardındaki evde yer alır, yükselenden itibaren sekizinci evde yerleşmiş Satürn ona karşıt açıyla bakar, Mars ise yükselen derecesine yahut Ay’a kare açıdan bakar ve bunların hiçbirini uğurlu bir yıldız görmezse, doğan kimse terk edilerek derhal yok olacaktır.

Ay, Mars ve Satürn ile birlikte tek bir burçta bulunur, öyle ki ikisi arasında yer alarak orta yeri tutar ve hiçbir uğurlu yıldız onu görmezse, şayet kötücül yıldızlar ondan uzakta olacak ve yakın bir birliktelikle ona bağlanmayacak şekilde ortada yerleşmişse, doğan çocuk terk edilecektir.

Fakat her iki kötücül yıldız, Ay'ın yan taraflarına bitişecek şekilde konumlanır ve bunlara uğurlu yıldızların hiçbir tanıklığı erişmezse, doğan çocuk derhal annesiyle birlikte can verecektir.

Güneş gökyüzünün ortasında (MC), Ay ise batımda, yani yükselenden (horoscopus) itibaren yedinci evde bulunur, Satürn ve Mars da biri Güneş'in, diğeri Ay'ın ışınlarına bitişecek şekilde yerleşirse, doğan çocuk terk edilecektir.

Şayet bu şekilde yerleşmiş olanlara uğurlu yıldızlar elverişli bir ışınla bakarsa, terk edilen çocuk bir başkası tarafından alınıp büyütülecektir.

Yükselenin ardıl evinde (anafora) Jüpiter bulunur ve Mars'ın karşıtlık ışınıyla vurduğu Ay'a kendisi herhangi bir ışınla bakarsa, terk edilen ve büyütülen çocuklar kölelik bağlarına dolanırlar.

Fakat Güneş batımda bulunur, Satürn onunla birlikte yahut yükselende yer alır, Mars ise yükselenin ardıl evinde yahut düşüş evinde (epikatafora), yani yükselenden itibaren sekizinci evde olursa ve hiçbir uğurlu yıldız köşe noktalarından (cardines) birini tutmazsa, doğan çocuk terk edilecektir.

Yükselenin içinde yerleştiği burcun yöneticisi yükselenin ardıl evinde bulunur, ardıl evin yöneticisi de yükselenden itibaren on ikinci evde, gündüz doğum haritasında (genitura) Güneş ile, gece doğum haritasında ise Ay ile birlikte yerleşirse, doğan çocuk terk edilecektir.

Fakat bunlar daha önce söylediğimiz gibi ardıl evde ve yükselenden itibaren on ikinci evde düzenlendiğinde, şayet Güneş ve Ay birbirine hiçbir ışınla bağlanmazsa, doğan çocuk terk edilecek ve derhal ölecektir.

Ay, yükselenden itibaren üçüncü evde, Güneş on birinci yahut altıncı evde bulunur, Güneş ile Ay'ın yerleştiği burçların yöneticileri de yükselenden itibaren dokuzuncu evde yer alırsa, doğan çocuk terk edilecektir.

Güneş ve Ay batımda, yani yükselenden itibaren yedinci evde yerleşmiş bulunur, Mars ile Satürn sekizinci evde olur, her iki burcun yöneticisi de yükselenden itibaren altıncı evde yer alırsa, doğan çocuk terk edilecek ve köpekler tarafından parçalanacaktır.

Yükselenin içinde yerleştiği burcun yöneticisi gökyüzünün ortasında (MC) bulunur, yükselende kötücül bir yıldız yer alır ve yükselenin derecelerine hiçbir uğurlu yıldızın ışını ulaşmazsa, doğan çocuk terk edilecek ve köpekler tarafından parçalanacaktır.

Hayat bağışlayıcının (dator vitae) burcu yükselenin ardıl evinde yahut yükselenden itibaren altıncı evde yerleşen burç olur, hayat bağışlayıcının kendisi de bir kötücül yıldızla birlikte gökyüzünün ortasında (MC) yahut gök dibinde (IMC) yerleşirse, doğan çocuk derhal köpekler tarafından parçalanacaktır.

Fakat hayat bağışlayıcı, ardıl evin yerleştiği burcun yöneticisi olur, hayat bağışlayıcının kendisi de yükselenden itibaren altıncı evde bulunursa, doğan çocuk büyütülmeyecektir.

Hayat bağışlayıcı gök dibinde (IMC) bulunur, bu burcun yöneticisi yükselenin ardıl evinde yahut yükselenden itibaren altıncı evde yer alır ve köşe noktalarının hiçbirinde herhangi bir uğurlu yıldız bulunmazsa, doğan çocuk büyütülmeyecektir.

Ay ve Güneş ne birbirlerini ne de yükseleni görecek şekilde yerleşirlerse, doğan çocuk büyütülmeyecektir.

Fakat şu genel kural olarak bilinmelidir ki, bütün yıldızları yükselenin ardıl evinde yahut yükselenden itibaren altıncı, sekizinci veya on ikinci evde bulunan kimse ya terk edilecek ya da büyütülmeyecektir.

Şayet diğerleri zikrettiğimiz şekilde yerleştiğinde, herhangi tek bir yıldız, yahut bilhassa gündüzleyin Güneş veya geceleyin Ay, bir köşe noktasında yahut yükselenden itibaren beşinci evde bulunursa, doğan çocuk büyütülecektir, lakin kısa ömürlü [Yunanca: oligochronios] ve talihsiz olacaktır.

Fakat Mars ve Satürn birlikte yükselenin ardıl evinde yerleşir, Güneş ile Ay da bunların evlerinde bulunmazsa, doğan çocuk terk edilecektir.

Şans Noktası'nın (locus Fortunae) bulunduğu burcun yöneticisi ya yükselenin ardıl evinde ya da yükselenden itibaren altıncı evde olur, Şans Noktası gökyüzünün ortasında (MC) bulunur ve doğum haritasının köşe noktalarında hiçbir uğurlu yıldız yer almazsa, doğan çocuk büyütülmeyecektir.

Fakat Şans Noktası gök dibinde (IMC) bulunur ve kötücül yıldızlar bu noktayı tam dereceli bir açıyla zapt eder, bu burcun yöneticisi de ya yükselenin ardıl evinde olur ya da Güneş'in ışınları altında gizlenirse, doğan çocuk büyütülmeyecektir.

Şayet Şans Noktası yükselenden itibaren yedinci evde bulunur, bu burcun yöneticisi de ya o burcun içinde yer alır ya da gökyüzünün ortasında (MC) Güneş'in ışınları altında gizlenirse, doğan çocuk büyütülmeyecektir.

Lakin Talih Noktası (locus Fortunae) hangi burçta bulunursa bulunsun, o burcun yöneticisi yükselenin ardılında (anafora horoscopi) yahut yükselenden itibaren altıncı evde yerleşip Talih Noktası'nı görmezse, doğan çocuk büyütülemez, hayatta kalmaz.

Lakin Talih Noktası yükselenin ardılında bulunur, o burcun yöneticisi ise gökyüzünün ortasında (MC) Güneş'in ışınları altında gizlenirse, doğan çocuk büyütülemez, hayatta kalmaz.

İkiz Doğuma Dair

Şayet Jüpiter ile Merkür yükselende birlikte ve derece derece yerleşmiş olursa, yükselenin kendisi de çift gövdeli bir burçta bulunursa, Ay dahi herhangi bir köşe evde (cardo) yerleşmiş olur ve Güneş bulunduğu burçta yanına başka bir yıldızı kabul etmiş bulunursa, bu ya ikiz bir doğum haritasıdır (genitura) yahut bu şekilde doğan kimsenin ikiz çocukları olacaktır.

Şüphesiz şuna dikkat edilmelidir ki, üstün konumdaki kötücül bir yıldız bunlardan hiçbirine bakış (aspectus) yapmasın. Zira bunlardan birine bakacak olursa, ikizlerden hangisi daha önce ana rahmine düşmüşse, ya doğum sırasında ölecektir yahut vaktinden evvel düşük olacaktır.

Lakin Ay köşe evlerde ya da çift gövdeli bir burçta bulunmazsa, buna karşılık Jüpiter ile Merkür daha önce söylediğimiz üzere çift gövdeli bir burçta yükselende birlikte bulunursa, Ay yahut Güneş başka bir yıldızla kavuşum (coniunctio) yaparsa, ikizler doğacaktır.

Şayet Ay, Merkür yahut Jüpiter ile birlikte bulunursa ve Güneş yanına başka bir yıldızı kabul etmiş olursa, bunlar çift gövdeli burçlarda yerleşerek birbirlerine herhangi bir ışınla bakış yaparsa ve dahası yükselen de çift gövdeli bir burçta bulunup yanına herhangi bir yıldızı almış olursa, ikizler doğacaktır.

Lakin Ay, Jüpiter'in yahut Merkür'ün burçlarında bulunur, Jüpiter ile Merkür de yükselende yahut yükselenin batışında yerleşirse, ikizler doğacaktır. Şayet Ay çift gövdeli bir burçta bulunur, köşe evde yerleşmiş olan Güneş de Ay'dan sonraki ikinci burcu tutarsa yahut kuşkusuz çift gövdeli bir burçta Merkür veya Jüpiter ile birlikte bulunursa, ikizler doğacaktır ya da bu kimseler ikiz evlat sahibi olacaktır. Lakin bunların eril mi yoksa dişil mi doğacağını şu usulle anlarız,

Zira Güneş, Ay ve yükselen eril burçlarda yerleştiğinde, Jüpiter, Satürn ve Mars gibi eril yıldızların tanıklıkları buna eklenirse, eril ikizler doğacaktır.

Şayet yalnızca Venüs dişil bir burçta yerleşerek aynısını yaparsa, Güneş, Ay ve yükselen dişil burçlarda yerleştiğinde, dişil cinsten ikizler [doğacaktır] ve dişil yıldızlar Güneş'e, Ay'a ve yükselene bu söylediğimiz usulle bağlanırsa, farklı cinsiyetlerde ikizler meydana gelecektir.

Şayet Mars ile Satürn kendi evlerinde (domus) yerleşerek Güneşi, Ayı ve yükseleni görürse ve bunlara iyicil yıldızların ışını ulaşmazsa, çocuklar ya vaktinden evvel düşecektir yahut doğar doğmaz helak olacaktır. Lakin bütün bunlar söylediğimiz üzere yerleştiğinde, bu usul dairesinde hem iyicil hem de kötücül yıldızların ışını ulaşırsa, ikizlerden hangisi önce doğarsa o ölecektir.

Şayet Ay herhangi bir köşe evde, doğurgan bir burçta bulunur ve onunla birlikte iyicil bir yıldız yerleşirse, yükselen ise çift gövdeli yahut doğurgan bir burçta bulunursa veya Jüpiter yahut Merkür ile birlikte olursa, ya üçüz ya da beşiz doğacaktır. Şayet çocuk yerinin derece derece içinde bulunduğu burcun yöneticisi çift gövdeli bir burçta bulunursa, yükselenden itibaren beşinci ev de çift gövdeli bir burçta yerleşirse ve Jüpiter yahut Merkür çift gövdeli bir burçta yerleşmiş olan Ay'a herhangi bir ışınla bakarsa yahut onunla birlikte bulunursa, ikizler doğacaktır.

Köle Doğum Haritasına Dair

Şayet Ay'a Mars yahut Satürn karşıtlık (oppositio) ile bakarsa yahut biri karşıtlıkla bakıp diğeri Ay'a kare açı (quadratus) ışınıyla bağlanırsa, bilhassa da Ay göğün dibinde (IMC) yahut batışta bulunursa, doğan kimse köle olacaktır. Şayet böyle yerleşmiş olan bu gezegenlere Jüpiter uğurlu bir ışınla bakarsa, o kimse azat edilme mükâfatına erişecektir.

Şayet Güneş ile Merkür gökyüzünün ortasında birlikte yerleşirse ve kötücül bir yıldız kötü cin evinde (cacodaemon) yerleşerek Ay'a karşıt açıyla bakarsa, doğan çocuk bir köle kadına evlatlık verilecektir. Lakin Jüpiter bahsettiğimiz gezegenlere uğurlu bir ışınla bakarsa, hür bir kadına evlatlık verilecektir.

Şayet Talih Noktası derece derece kötücül bir yıldızın burcunda bulunur ve bu burçta Mars bulunursa, bu doğum haritası köleliğe delalet edecektir. Şayet Mars sabah doğuşunda sözü edilen yerde Satürn ile birlikte bulunursa, talihsiz bir köle olacaktır. Şayet Mars söylediğimiz yerde bir iyicil yıldızla birlikte bulunursa, talihli köleler meydana getirecektir. Lakin Talih Noktası derece derece Aslan'da, Terazi'de, Yay'da, Kova'da yahut İkizler'de bulunursa

VII 3, 7—4, 15

bulunursa ve Mars da aynı burçlarda derecesi derecesine (partiliter) yerleşmiş olursa, köleler meydana getirir.

Şayet burcun yöneticisi Mars ile birlikte aynı burçta bulunursa veya bir başka uğurlu yıldız orada yer alırsa, kölelik durumunda bulunanlar hürriyetin güvencelerine kavuşurlar.

Eğer Güneş ve Ay köşe noktalarında (cardines) bulunur, Mars yahut Satürn de ya onlarla birlikte köşe noktalarında yer alır veya bunlara diğer köşe noktalarından bakarsa, köşe noktalarında hiçbir uğurlu yıldız bulunmadığı takdirde, doğan kimse köle olur.

Fakat Ay gök dibinde (IMC) yahut batışta bulunur, Satürn de ona sağ kare açıdan (quadratus) bakar veya Mars aynı kare açıdan yahut karşıt (diametros) hattan bu ikisini görürse, köleler meydana getirirler.

Lakin Satürn, Mars ile kavuşum (coniunctio) halinde bulunan Ay'a derecesi derecesine bakar, Ay da umumi veçhile bir köşe noktasında yer alırsa, köleler meydana getirir, fakat bu kavuşumu hiçbir uğurlu yıldız görmezse, zahmetkeş ve sefil köleler vücuda getirir.

Mars ve Satürn Ay'a karşıt ışınım ile bakar, hiçbir uğurlu yıldız Ay'ı görmez ve Ay aynı burçta uğurlu bir yıldıza kavuşmazsa, köleler ve ana babalarından ayrı düşen kimseler meydana getirir. Ay gök dibinde bulunur, Mars ise Ay'a herhangi bir ışınım ile bakarsa, köleler meydana getirir.

Güneş ve Ay yükselenden (horoscopus) itibaren on ikinci evde (domus) yahut altıncı evde bulunur, Satürn de bunlara herhangi bir surette tanıklık eder, Güneş ve Ay'a uğurlu yıldızlar bakmazsa, köleler meydana getirirler.

Fakat Ay gök dibinde bulunur, Satürn onunla birlikte olur, Mars ise bunlara ya kare açıdan yahut karşıt ışınımla bakarsa, köleler meydana getirirler.

Şayet Güneş yükselenden itibaren on ikinci evde bulunur, Ay yükselenin ardılında (anafora) yer alır ve köşe noktalarında hiçbir uğurlu yıldız bulunmazsa, benzer şekilde köleler doğar.

Güneş yükselenden itibaren on ikinci evde bulunur, Ay sekizinci evde yer alır ve uğurlu bir yıldız onlara müsait bir ışınımla bakmazsa, köleler meydana getirirler.

Geceye ait bir doğum haritasında (genitura) Ay şayet gökyüzünün ortasında (MC) bulunur, Güneş yükselenden itibaren altıncı evde yer alır, her iki burcun yöneticileri, yani Ay'ın bulunduğu burcun ve Güneş'in bulunduğu burcun yöneticileri, yükselenden itibaren sekizinci evde bulunursa, köleler meydana getirirler.

Eğer Güneş ile Ay'ın bulundukları burçların yöneticileri ya yükselende yahut gökyüzünün ortasında derecesi derecesine yerleşmiş olursa, diğer yıldızlar da daha önce zikrettiğimiz şekilde konumlandığı takdirde, doğan kimse köle olarak dünyaya gelir, lâkin ömrünün ilk çağında hürriyetin mükâfatlarına kavuşur.

Şayet bu yöneticiler zikrettiğimiz üzere yükselende yahut gökyüzünün ortasında veya gök dibinde yahut batışta bulunursa ya da yükselenden itibaren beşinci yahut on birinci evde yerleşirse, daha geç azat edilirler.

Güneş gök dibinde bulunur, Ay yükselenden itibaren altıncı evde yer alır, Jüpiter gökyüzünün ortasında bulunur, Venüs ise Mars'a veya Satürn'e hücum eder yahut düşüşteki yerlerde bulunurlarsa, köle doğanlar azat edilirler.

Lâkin Güneş ve Ay yükselenden itibaren altıncı evde derecesi derecesine yerleşir, diğer yıldızlar da gökyüzünün ortasında bulunursa, kölelikten hürriyete geçilmesini sağlarlar.

Ay yükselenden itibaren altıncı evde bulunur, Mars göğün daha yukarı kısımlarında yer alarak Ay'a kare ışınımla bakar, Güneş ile Ay'ın yerleştiği burçların yöneticileri yükselenden itibaren üçüncü evde bulunur, Satürn ise yükselende derecesi derecesine yerleşirse, ömrün son gününe değin köle olarak kalınmasına yol açar.

Ay gök dibinde bulunur, Güneş Mars ile birlikte batışta yer alır, Satürn ve Jüpiter ise yükselenden itibaren altıncı yahut sekizinci evde bulunursa, meşakkatli, bahtsız ve kölelik yükü altında daima ezilen köleler meydana getirirler.

Fakat Jüpiter Güneş ile birlikte yükselenden itibaren altıncı evde bulunur, Ay Mars ile birlikte batışta yer alır, Venüs gök dibine yerleşir, Satürn de yükselenden itibaren üçüncü evi tutarsa, benzer şekilde köleler doğar.

Satürn yükselenden itibaren on ikinci evde bulunur, Mars yükselenin ardılında yer alır, Ay derecesi derecesine yükselende bulunur, Jüpiter yükselenden itibaren sekizinci evde yer alır ve Güneş yükselenden itibaren üçüncü eve yerleşirse, benzer şekilde köleler dünyaya gelir.

Şayet Mars kendi düşüşünde (casus) yerleşmişse, yani alçaldığı burçta bulunuyorsa ve ışığı azalmış Ay ona doğru ilerliyorsa, Satürn ise yükselenden (ascendens) itibaren üçüncü evde (domus) bulunuyor ve Güneş göğün dibinde (IMC) yer alıyorsa, iyicil yıldızlar da altıncı evde yerleşmişse, bu durum bahtsız köleler meydana getirecektir.

Şayet ışığı azalmış ve alçaldığı burçta bulunan Ay, Satürn ile birlikte yükselenden itibaren yedinci evde derecesi derecesine yerleşmişse, Mars yükselenden itibaren altıncı evde, Güneş ise üçüncü evde bulunuyorsa, benzer bir şekilde doğan kimse köle olacaktır. Lakin Güneş kötücül bir yıldızla birlikte yükselenden itibaren üçüncü evde yahut göğün dibinde bulunursa, iyicil yıldızlar düşüş yerlerine yerleşmişse ve ışığı azalmış Ay da benzer biçimde bir düşüş yerinde bulunuyorsa, bu durum aciz ve zayıf köleler yaratacaktır.

Fakat diğerleri söylediğimiz şekilde sıralanmışken, Ay Mars ile birlikte yükselenden itibaren on ikinci evde yerleşmişse, Satürn ise göğün dibinde bulunursa, aklı gidip gelen köleler doğacaktır.

Şayet Güneş, Mars yahut Satürn ile birlikte yükselenin ardılında bulunursa, Ay yükselenden itibaren on ikinci evde yerleşirse ve iyicil yıldızlar yükselenden itibaren üçüncü evde yer alırlarsa, bahtsız köleler meydana getireceklerdir.

Lakin bunlar söylediğimiz gibi dizilmişken Jüpiter gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, uzun yıllar sonra hürriyetin mükâfatlarına kavuşurlar.

Şayet bütün iyicil yıldızlar yükselenden itibaren altıncı evde bulunursa, kötücüller ise ya dokuzuncu ya da sekizinci evde bulunursa, Ay da yükselenden itibaren üçüncü evde yer alırsa, sefil, hiçbir işte muvaffak olamayan [aprocopi, Yunanca] ve kısa ömürlü [oligochronii, Yunanca] köleler doğacaktır.

V. Kölenin Kaç Efendisi Olduğunu Bulmak İçin Efendilerin Sayısı Hakkında

Şayet Ay, yükselenden itibaren ya ikinci, ya beşinci, ya sekizinci yahut on birinci evde eril bir burçta bulunursa, Ay'ın bulunduğu burcun yöneticisi ise ya kendi alçalışında ya da düşüş yerlerinde bulunursa, üstün konuma geçen Ay, Mars'ı kare açı (quadratus) ışınımıyla görürse, Mars Ay'dan itibaren dördüncü burçta yerleşmiş olduğundan ötürü, böyle doğan kimse dört efendiye hizmet edecektir.

Fakat Ay ile Mars arasında başka bir aracı yıldız bulunursa, evvelki sayıya bir efendi daha eklenecektir.

Ayrıca gündüz doğum haritasında (genitura) Güneş burç yahut konum bakımından düşüşte olarak Mars'tan kaç burç uzaklaşmışsa, o kadar efendi verecektir.

Gece doğum haritasında ise düşüşteki Ay, Mars'tan yahut Satürn'den kaç burç uzakta bulunuyorsa, kendisinden başlayıp en sondakine dek sayarsın `[okunamadı]`, o kadar efendi bulursun, çift bedenli burçları iki efendi yerine sayarsın.

Şayet bir köle doğum haritasında Güneş ve Ay düşüşte bulunursa, Güneş ve Ay'ın yerleştiği burçların yöneticileri ise doğum haritasının köşe noktalarında yer alırlarsa yahut yabancı burçlarda veya kendi alçalışlarında bulunurlarsa, güçlü efendilerin köleleri olacaklardır.

Şayet Jüpiter, köşe noktalarında bulunduğunu söylediğimiz bu göstergeleri uğurlu bir ışınımla görürse, hürriyetlerine kavuşarak şerefin en büyük nişanelerine nail olurlar.

Şayet Güneş ve Ay ya yükselenin ardılında ya yükselenden itibaren altıncı evde ya sekizinci evde yahut on ikinci evde, ister derece derecesine ister ayrı ayrı olsunlar, kendi düşüşlerinde yerleşmişlerse ve aynı burcun önlerindeki derecelerinde kötücül yıldızlar bulunuyorsa, kamusal alanlara atılmış vaziyette hayatlarını dilenerek sürdüren aciz, kör köleler yaratırlar.

VI. Anne Babanın Köle Olup Olmadığını Nasıl Bulursun

Jüpiter ile Satürn birlikte göğün dibinde yerleştiklerinde ve Güneş yükselenden itibaren altıncı evde bulunduğunda, babanın köle olduğunu söyle.

Venüs göğün dibinde bulunur ve Güneş Mars ile birlikte yükselenden itibaren üçüncü evde yerleşirse, benzer şekilde babanın köle olduğuna işaret eder.

Güneş Satürn'ün evinde bulunur ve Satürn yükselenden itibaren altıncı evde yer alırsa, babanın köle olduğunu gösterir.

Şayet Ay, Mars ile birlikte yabancı burçlarda eşit derecelerde yükselende bulunursa, şüphe yok ki anneyi cariye yapacaktır.

Lakin Ay'ın bulunduğu burcun yöneticisi ya kendi alçalışında yahut düşüş yerlerinde bulunursa, benzer şekilde annenin cariye olduğuna işaret eder.

Işığı azalmış Ay, Mars ile birlikte yükselende bulunur ve Satürn yükselenin ardılında yer alırsa, anneyi cariye yapacaktır.

Şayet Ay göğün dibinde ışığı azalmış olarak bulunur ve aynı burçta kötücül bir yıldızla kavuşum (coniunctio) halinde olursa, anneyi cariye yapacaktır.

Lakin Ay göğün dibinde yerleşir ve bu mahallin yöneticisi de yükselenden itibaren altıncı evde bulunursa, anneyi cariye olarak gösterir.

Güneş ile Jüpiter'i düşüş yerlerinde ister birlikte ister ayrı olsun, öyle ki biri yükselenden itibaren on ikinci evde, diğeri altıncı evde yerleşmiş olarak görürsen, babanın köle olduğunu söyle.

Şayet Ay'ı benzer biçimde Venüs ile düşüş yerlerinde ya bir arada yerleşmiş ya da ayrılmış olarak görürsen, yahut biri yükselenden itibaren altıncı evde, diğeri on ikinci evde bulunursa, annenin cariye olduğunu söyle.

Yabani Hayvanlara ve Dört Ayaklılara Dair Doğum Haritaları Üzerine

Ay ve Venüs batışta, yani yükselenden (ascendens) itibaren yedinci evde (domus), şüphesiz dönenceli bir burçta bulunur ve kötücül yıldızlardan biri yükselenden itibaren altıncı evde, diğeri ise sekizinci evde yer alırsa, Jüpiter de ana köşe noktalarında (cardines) bulunmaz yahut ana köşe noktalarına üçgen açı (trinus aspectus) ışımasıyla bakmazsa, bu durum annelerin cariye olduğunu ve kendilerine kapı muhafızlığının emanet edildiğini gösterir.

Güneş ve Ay yükselenden itibaren altıncı evde bulunur ve o burcun yöneticisi de aynı yerde birlikte konumlanırsa, bunların ebeveynleri köleliğin ve talihsizliğin ağırlığı altında ezilir.

Şayet iyicil yıldızlar köşe noktalarında bulunursa, bilahare ebeveynlere bir nebze talih bahşedilecektir.

Güneş ve Ay yükselene nazaran düşüşte olan yerlerde (deiectis locis) bulunur ve Satürn köşe noktalarından birinde konumlanmış olan Venüs’e karşıtlık (oppositio) ışımasıyla yahut kare açıyla (quadratus) bakarsa, veya onunla bir arada bulunursa, köleler meydana getirirler.

Lakin Mars da söylediğimiz veçhile Venüs ile birlikte olursa, aynı netice benzer bir nizamla vuku bulur.

Ayrıca Güneş ve Ay düşüşte olan yerlerde bulunur ve kötücül yıldızlar ya aynı burçta, ya Talih Noktası’nın (locus Fortunae) bulunduğu yerde, ya yükselende, ya diğer köşe noktalarında, yahut köşe noktalarının ardıllarında (anaforalar) yer alırsa, benzer biçimde köleler husule getirirler.

Fakat Satürn yükselenden itibaren sekizinci evde yahut yükselenin ardılında bulunur, Ay da ya ardıllarda ya da köşe noktalarının öncüllerinde (epikataforalar) yer alır, Venüs ise Güneş’in ışınları altında gizlenmiş olur yahut yükselenden itibaren on ikinci evde bulunursa, tutsak köleler meydana getirecektir.

Güneş ve Ay düşüşte olan yerlerde bulunurken, kötücül yıldızlardan biri köşe noktasında derece mertebesinde (partiliter) yer alır, diğeri ise ya ardıllarda ya da öncüllerde bulunursa, köleler husule getirirler.

Şayet bunlar zikrettiğimiz biçimde yerleştiğinde iyicil yıldızlar hilal evresindeki Ay’ın kavuşumunu (coniunctio) karşılar yahut köşe noktasında derece mertebesinde veya öncüllerde bulunursa, köle doğanlar hürriyet mükafatına nail olur ya da evlat mertebesinde büyütülürler.

Şayet Güneş ve Ay düşüşte olan yerlerde bulunmaz, lakin Satürn yahut Mars köşe noktalarından birinde derece mertebesinde yer alır, bunlardan diğeri ise ardıllarda veya öncüllerde mevzilenir ve her ikisi, yani Satürn ve Mars, herhangi bir ışımayla Güneş’e ve Ay’a bakarsa, tutsaklar husule getirirler.

Fakat bütün bunlar bu şekilde sıralandığında iyicil bir yıldız, ya köşe noktalarına yahut köşe noktalarının ardıllarına yerleşerek hayırlı bir ışıma ile onlara bakarsa, esaretten kutlu bir koruma sayesinde azat edilirler.

Şayet birden fazla iyicil yıldız daha üst konumlarda bulunarak hilal evresindeki Ay’ın kavuşumunu kabul eder ve diğerleri de belirttiğimiz veçhile tertiplenirse, esaretin bizzat tehlikeli anlarına vardıklarında dahi kurtulacaklardır.

Yabani Hayvanlara ve Dört Ayaklılara Dair Doğum Haritaları Üzerine

Ay büklümlü yahut yabani burçlarda, yani Boğa’da, Yengeç’te, Akrep’te, Oğlak’ta veya Balık’ta bulunur, Ay’ın içinde bulunduğu burcun yöneticisi de Ay ile derece mertebesinde bir birliktelik kurmaz ve diğer kötücül yıldız ona ya karşıtlık ya da kare açı ışımasıyla bakar yahut onunla bir arada bulunursa, ikinci kötücül yıldız ise yükselenin ardılında yer alıp Talih Noktası’nın yöneticisine bakarsa, dört ayaklı bir hayvandan dört ayaklı yavrular doğacaktır, bilhassa yükselenin yöneticisi ve Talih Noktası’nın yöneticisi bu zikrettiğimiz burçlarda bulunursa bu hüküm kuvvet kazanır.

Şayet Talih Noktası’nın yöneticisi yahut yükselenin yöneticisi insan suretli bir burçta, şüphesiz yükselenden itibaren altıncı evde bulunur ve diğer tüm unsurlar belirttiğimiz şekilde tertiplenirse, bir insandan ucube bir mahluk doğacaktır.

Kötücül yıldızlar köşe noktalarında derece mertebesinde yahut köşe noktalarının ardıllarında bulunursa, köşe noktalarında yerleşen Güneş ve Ay birbirini karşıtlık ışımasıyla vurur, iyicil yıldızlar ise ne köşe noktalarında ne de köşe noktalarının ardıllarında bulunur veya Güneş’in ışınları altında gizlenirse, ya dört ayaklı bir hayvan yahut bir ucube dünyaya gelir.

Şayet Mars; Güneşe, Ay’a veya yükselene kare yahut karşıtlık ışımasıyla bakar ve doğan mahluk dört ayaklı olursa, kamusal kurban ibadetlerine tahsis edilecektir.

Lakin diğer unsurlar belirttiğimiz nizam üzere iken Jüpiter ve Venüs köşe noktalarının haricinde bulunup Güneş’i, Ay’ı veya yükseleni görürse, doğan dört ayaklı hayvan ya insanlar tarafından tazim görecek yahut mabetlerin ve kutsal suretlerin takdisine adanacaktır.

Fakat bütün bunlar sana, tarafımızdan ömrün nihayetine dair kaleme alınmış olan o kitapta, dik açılı üçgen (orthogonus) vasıtasıyla daha açık biçimde bildirilmektedir. Zira orada kimi Greklere muğlak labirentlerle sarılmış gibi görünen dik açılı üçgenin hesabı, vazıh ve gayet muhtasar izahlarla şerh edilmiştir.

VIII. Körler, Sakatlar ve Kusurlular Hakkında

Eğer Güneş yükselende (horoscopus) ve Ay gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, kötücül yıldızlar da biri Güneş’in, diğeri Ay’ın anaphorasını (anafora) tutacak şekilde ayrılmış olursa ve iyicil yıldızlar bunlardan uzak kalırsa, kör veya gözleri kusurlu kılarlar.

Fakat Ay da Güneş ile kavuşum ışınımıyla (synodica radiatio) birleşmiş olursa ve köşe noktalarının (cardines) anaphoralarında veya epikataphoralarında (epicatafora) yerleşmiş bulunurlarsa, Satürn ve Mars da köşe noktalarında derece derece yerleşmişlerse, gözlere körlük illeti isabet eder.

Fakat daima ve genel olarak, Güneş ve Ay kötücül yıldızların anaphorasında bulunursa, gözlerin zarar görmesine sebep olurlar.

Eğer Güneş ve Ay kavuşum ışınımıyla birleşip herhangi bir köşe noktasında bulunurlarsa ve Mars da aynı yerde bulunup onlarla tam dereceli bir ışınımla birleşirse, gözlere körlük illeti isabet eder.

Fakat Güneş ve Ay yükselende bulunursa ve Mars da yükselenden itibaren `[okunamadı]` konumlanmışsa, iyicil yıldızlar da Güneş ve Ay’ı herhangi bir ışınımla görmezlerse, gözlere kusur isabet eder.

Fakat Güneş yükselende Satürn ile aynı derecede bulunursa ve Mars onları ya kare açıyla (quadrata radiatio) ya da karşıt açıyla (diametra radiatio) görürse, benzer şekilde gözlere kusur isabet eder.

Şayet bu şekilde sıralanmış olanlara iyicil yıldızlar üst bir makamdan uğurlu bir ışınımla bakarsa, körlük ya ilahi bir korumayla ya da hekimliğin müdahalesiyle iyileşecektir.

Eğer Satürn yükselende iken Ay yükselenden itibaren sekizinci evde bulunursa veya Ay yükselende iken Satürn yükselenden itibaren sekizinci evde bulunursa, katarakt illetiyle gözleri kör eder.

Fakat Güneş, Mars veya Merkür ile birlikte yükselenden itibaren yedinci evde bulunursa, şaşı kılarlar, ancak bu kimseler bazen bir cinayet fiiline maruz kalırlar.

Eğer Güneş herhangi bir köşe noktasında tam derecesiyle yerleşmiş olursa ve Satürn yahut Mars onun anaphorasında bulunursa, sağ göz sakatlanacaktır.

Şayet Ay bir köşe noktasında yerleşmiş olur ve onun anaphorasında Satürn veya Mars bulunursa, sol göz aynı dertten muzdarip olur.

Fakat Güneş ve Ay birlikte bir köşe noktasında bulunursa veya ayrı köşe noktalarına yerleşip birbirlerini karşıt veya kare açıyla görürlerse ve her ikisinin de anaphoralarını, yani Güneş’in ve Ay’ın anaphoralarını kötücül yıldızlar zapt ederse, her iki göze birden körlük illeti isabet eder.

Şayet bunlar bahsettiğimiz şekilde sıralandığında Merkür ya köşe noktalarında ya da köşe noktalarının anaphoralarında yahut epikataphoralarında bulunursa, sakat, esir ve eceliyle ölmeyen kimseler (biothanati) meydana getirir.

Şayet bunlar bahsettiğimiz şekilde yerleştiğinde Satürn veya Mars, Jüpiter’e üst bir konumdan bakarsa, gladyatörler var ederler, ancak bunlar mahkûm edilerek bu akıbete sürüklenen kimselerdir.

Topallar ve inmeler hakkında, eğer Mars herhangi bir köşe noktasında tam derecesiyle yerleşmiş olursa, Satürn de ya onun anaphorasında yahut başka bir köşe noktasında bulunursa ve her ikisi de Ay’ı kare veya karşıt açıyla görürlerse yahut Ay bunlardan biriyle aynı burçta eşit derecede birleşmiş bulunursa, kişiler ya topal ya da inme hastası olurlar.

Fakat Satürn herhangi bir köşe noktasına yerleşmiş olur, Mars da onun anaphorasında bulunursa ve Ay’ı ya Mars yahut Satürn görürse, aynı sebebi benzer biçimde meydana getirirler. Zira ya yüksek bir yerden yahut dört ayaklı bir hayvandan düşerek veya bu türden tehlikelere maruz kalarak bedensel kayıplara uğrayacaklardır.

IX. Anne Babadan Hangisinin Önce Öleceğinin Tespiti

Kimin doğum haritasında (genitura) Güneş veya Güneş’in içinde bulunduğu burcun yöneticisi kötü yerleşmişse, baba daha önce ölecektir, şayet Ay bu duruma uğramışsa, anne önce vefat eder. Demek istediğimiz şudur,

Yükselen Koç’ta, Güneş Kova’da bulunursa ve Güneş’in burcunun yöneticisi olan Satürn Balık’ta veya Balık’ın kare açılı burçlarında zarar görmüşse, bu doğum haritasının sahibi olan kimsenin babası önce ölecektir, çünkü Güneş zarar görmüş, kötücül ve öldürücü olanın yerine düşmüştür. Bu durum Ay’ın başına gelirse, önce annenin öleceğini söyleriz.

Şayet bunlar bahsettiğimiz gibi sıralandığında Mars, Satürn’e kare açıyla bakarsa, baba hükümdarın emri yahut öfkesi sebebiyle eceliyle olmaksızın (biothanatus) ölecektir.

Şayet bunlar bahsettiğimiz gibi sıralandığında Jüpiter köşe noktalarında bulunursa, babanın talihsizlikleri hafifler, ancak bu, gündüz doğumunda Güneş’e, gece doğumunda ise Ay’a bakması halinde geçerlidir. Zira bahsettiğimiz bu duruma gece doğumunda Ay uğramışsa, anne de benzer şekilde ölecektir. Bahsettiğimiz bu tertip vuku bulduğunda, şayet iyicil yıldızlar düşüşteki yerlerde bulunursa yahut Güneş’in ışınları altında gizlenmişse, bu kötülükler daha da şiddetlenir.

Eğer köşe noktalarından birine yerleşmiş olan Güneş’e Mars karşıt veya kare açıyla bakarsa yahut onunla aynı burçta eşit bir derece ortaklığında bulunursa, baba hükümdarın emriyle eceliyle olmaksızın katledilerek ölecektir.

Şayet Güneş bu tertip üzere bulunduğunda, Mars ile aynı ışınımı paylaşarak Satürn ona kavuşursa, baba ya suda boğularak, ya bedendeki hıltlar sebebiyle, yahut zehirlenerek can verecektir.

Eğer Güneş yükselenin ardıl evinde (anaphora) bulunursa ve Mars ona kare açı (quadratus) ile bakarsa, baba kan kusarak ölecektir.

Fakat Güneş yükselenden itibaren altıncı evde yahut üçüncüde ya da on ikincide bulunur da uğursuz yıldızlar ona kare açı ile bakarlarsa, yahut onunla birlikte bulunurlarsa, babanın başına feci bir ölüm felaketi gelir.

Şayet Güneş az evvel belirttiğimiz veçhile yerleşmişken Satürn’ün ışınımı kare açı ile ona ulaşırsa yahut Satürn onunla birlikte bulunursa, baba dizanteri, verem ve benzeri gizli ve sinsi hastalıklar yüzünden helak olacaktır.

Lakin Güneş batışta (occasu) bulunur, Mars ile Satürn de gökyüzünün dibinde (IMC) yer alırsa, aynı akıbet benzer bir sebeple babanın başına gelecektir.

Şayet Ay, tıpkı Güneş için söylediğimiz şekilde konumlanır ve uğursuz yıldızların ışınımlarıyla böyle bir tesire maruz kalırsa, benzer felaketlere anne uğrayacaktır.

Fakat bütün bu terkiplerde, uğurlu yıldızların ışınımlarını dikkatli bir muhakeme ile hesaba katmamız icap eder. Zira diğer unsurlar söylediğimiz gibi dizilmişken, Jüpiter ve Venüs köşe evlerde (cardinibus) yahut doğum haritasının (genitura) elverişli mahallerinde bulunup Güneş’e hayırlı bir ışınımla bakarlarsa, babanın daha evvel zikredilen talihsizliği hafifler, Ay’a bakarlarsa, annenin felaketi hafifler.

Fakat uğurlu bir yıldız yardım ederken ve zikrettiğimiz şekilde yerleşmişken, bu uğurlu yıldızın içinde bulunduğu burcun yöneticisi uğursuz yıldızlarla yahut Güneş ile birlikte, yani daha evvel bahsettiğimiz o düşüş vaziyetinde bulunursa, baba yahut anne hakkındaki mezkûr felaketler daha şiddetli bir kuvvet kazanır.

Lakin çoğunlukla, geçiş halindeki (temporalis) Jüpiter doğum haritasındaki Mars’a ulaştığında yahut onu kare açı ile gördüğünde, babaya ölüm gelecektir.

Doğum haritasında yerleşmiş olan Güneş’e, geçiş halindeki Satürn kare açı yahut karşıtlık (oppositio) ışınımı ile baktığında da aynı şeyi yapacaktır.

Şayet geçiş halindeki Satürn bu tesiri Ay’a yaparsa, anne ölecektir, lakin bu her zaman değil, daha evvel ele aldığımız yıldız yöneticiliklerine göre, zamanın icabı bunu gerektirdiği vakit vuku bulur.

Eğer bunu derece derece (partiliter) bulmak istersen, [okunamadı] derinlemesine tetkik etmelisin, zira bunlar sana gizli kalmış olup birçok veçhile doğrulanmış hakikati gösterirler.

Gündüz haritası ise, Güneş’ten başlayarak Ay’a kadar sırasıyla dizilmiş olan bütün burçları hesapla, burçların toplam sayısı ne çıkarsa, yükselenden itibaren yine o kadar say, son burcun sayısı eril bir burca denk gelirse önce baba ölecektir, şayet dişil bir burca denk gelirse önce anne ölecektir. Gece haritasında ise aynı neticeye tersine bir hesapla varılır.

Şayet gece haritası ise, Ay’dan başlayarak Güneş’e kadar aynı şekilde sırasıyla dizilmiş bütün burçları hesapla, burçların sayısı ne çıkarsa, yükselenden başlayarak o kadar say, son sayı dişil bir burca denk gelirse önce baba ölecektir, şayet eril bir burca denk gelirse önce anne ölecektir, zira gündüz haritasında başka türlü, gece haritasında başka türlü işaret verir.

Ayrıca, Güneş ve Ay eril burçlarda bulunup yükselen de eril bir burçta teşekkül ettiğinde, gökyüzünün ortasını (MC) Mars yahut Satürn tutarsa, önce baba ölecektir.

Şayet Güneş, Ay ve yükselen aynı şekilde dişil burçlarda yer alır da gökyüzünün ortasında Mars yahut Satürn bulunursa, önce anne ölecektir. Lakin bu hüküm hem bizim tarafımızdan hem de pek çok kimse tarafından reddedilmektedir.

Evvelki hesaplamadan elde edilen netice ise, ölümü sahih delillerle göstermektedir.

X. EBEVEYNLERİNE DÜŞMAN OLAN EVLATLAR HAKKINDA

Doğum haritasında Mars yahut Satürn yükselenden itibaren yedinci evde, Güneş ise yükselenden itibaren sekizinci evde bulunursa, evlat ya babadan uzaklaşacak ya da aralarında şiddetli husumet kavgaları vuku bulacaktır.

Fakat Mars yükselenin ardıl evinde yahut gökyüzünün ortasının ardıl evinde bulunursa, aynı şey benzer bir sebeple meydana gelir.

Ayrıca Mars yükselende yahut gökyüzünün ortasında derece derece bulunur, Güneş ise batışta yahut gökyüzünün dibinde yer alırsa, aynı şey benzer şekilde gerçekleşir.

Uğursuz yıldızların zikrettiğimiz bu dizilimleri Ay ile birlikte vuku bulursa, anne ile evlatlar arasında düşmanlık kavgaları körüklenir, bilhassa böyle konumlanmış bir Ay’a Satürn bakarsa bu durum daha da pekişir.

Bununla birlikte, gündüz haritasında Güneş’i Mars’ın sınırlarında (finibus), gece haritasında ise Satürn’ün sınırlarında bulunduran ve gündüz Güneş’e Mars’ın, gece ise Satürn’ün kare açı yahut karşıtlık ışınımıyla baktığı ve bütün bu tesirleri uğurlu yıldızların hiçbir ışınımının yumuşatmadığı kimselerde, evlatlar kendi babalarını katledecektir, şayet Ay bu vaziyette bulunursa, annelerini katlederler.

Güneş uğursuz yıldızların sınırlarında yahut evlerinde (domus) yerleşip yükselenden itibaren altıncı yahut on ikinci evde bulunur ve böyle yerleşmişken uğursuz bir yıldız ona kare açı yahut karşıtlık ışınımıyla bakarsa, evlatların babaları tarafından mirastan mahrum edilmelerine yol açar.

Şayet böyle konumlanmış bir Güneş’e herhangi bir taraftan uğurlu bir yıldız bakarsa, pederane cezanın şiddeti yumuşar.

Şayet Güneş, yükselenin (ascendens) ardılında veya yükselenden itibaren sekizinci evde (domus) bulunursa, kişi babası tarafından mirastan yoksun bırakılmaz lakin baba mülkünün her türlü yolla dağılıp gitmesine sebep olur.

Şayet Güneş az evvel zikrettiğimiz konumdayken hayırhah yıldızlar ona bakarsa, baba servetinden pek azı heba olur.

Bunu tıpkısıyla Ay da anneler yahut anne mirası hususunda husule getirir, üstelik doğum haritasında (genitura) Ay öyle bir konumda bulunur ki dönek burçta (tropicum signum) on beşinci yahut on yedinci dereceyi tutar ve şerhah yıldızlar kare açı (quadratus) yahut karşıtlık (oppositio) ışınlarıyla ona bakarsa, anne mülkü dağılıp gider.

Şayet böylesi bir konumdaki Ay’a hayırhah yıldızlar herhangi bir ışınla bakarsa, anne servetinden geriye ne kalmışsa muhafaza edilir.

Lakin Güneş ile Mars dönek bir burçta aynı köşe noktada (cardo) birlikte bulunurlarsa, baba servetinin dağılmasına sebebiyet verirler. Şayet bu konumdakilere hayırhah bir yıldız bakarsa, baba servetinden ne varsa korunur.

Aynı şeyi, annenin doğum haritasında böylesi bir konuma sahip olan Ay da husule getirir.

Ana Babalarının Ölümüyle Öksüz Kalanlar Hakkında

Yükselenden itibaren yedinci ev çift bedenli bir burçta (duplex signum) bulunduğunda, ki çift bedenli burçlara Terazi (Libra) burcu da dâhil edilir, Venüs ise herhangi bir köşe noktada bulunursa, ana babanın ayrılıkla bölünmesi üzerine evlatlar yapayalnız bırakılır.

Lakin batı noktasında (occasum) benzer şekilde çift bedenli bir burç bulunur ve yükselen de çift bedenli burçta olursa, Satürn de bir köşe noktaya yerleşmişken Güneş ile Ay, şerhah yıldızların burçlarında yerleşip yükselene göre düşük evlere (deiectus locus) konulmuşlarsa, ana babanın her ikisi de tez vakitte gelen ölümlerle yok olup gider.

Şayet yalnızca Güneş zikrettiğimiz şekilde konulmuşsa, yalnız baba göçüp gider, şayet Ay ise anne göçüp gider. Lakin bu felaketler on beşinci ve on altıncı yaşa kadar tecelli eder.

Bu mühlet zarfında zikrettiğimiz üzere tertip edilen yıldızlar, bizlere ana babanın vefatını haber verir.

Ölüm vaktini ise, zamana hükmeden Satürn evvelki izahatımızda işaret ettiğimiz bu menzillere vasıl olduğunda bulursun.

Lakin köşe noktalar çift bedenli burçlarda bulunur ve Güneş ile Ay batı noktasında yahut gökyüzünün ortasında (MC) (medium caeli) yer alırsa, üstelik doğum haritasının yöneticisi de ya batı noktasında ya da gökyüzünün dibinde (IMC) bulunursa, ebeveynler evlatlarının ilk gençlik çağında ölürler.

Şayet gökyüzünün ortası eril bir burçta bulunursa, bu doğum haritasının anası iki koca nasip edinir, öyle ki doğan şahıs ikinci kocadan dünyaya gelir, şayet dişil bir burçta ise ikinci zevceden doğacaktır, bilhassa gökyüzünün ortası çift bedenli yahut dönek burçlarda bulunursa bu hüküm kuvvet bulur.

Evlat Edinilenler Hakkında

Şayet Venüs İkizler (Gemini) burcunda yahut İkizler’in üçgen açı (trinus) burçlarında yahut Balık’ta (Pisces) yahut Boğa’da (Taurus) bulunursa, kişinin evlat edinilmesini sağlar.

Lakin Balık’ta ve Boğa’da köşe noktalarda bulunmasa dahi aynı tesiri gösterir, zikrettiğimiz diğer burçlarda ise ancak köşe noktalarda yer aldığında evlat edinilmeyi temin eder.

Kardeşler Hakkında

Satürn’den Jüpiter’e kadar hesap et ve yükselenden itibaren de aynı miktarda say, nihai sayı hangi burca denk gelirse, o burç sana kardeşlerin sayısını gösterir.

Bu menzile şerhah yıldızlar bakarsa kardeşler helak olur yahut ölümcül düşmanlar kılınırlar, şayet hayırhah yıldızlar bakarsa çoğalırlar.

Lakin Satürn yükselende derecesi derecesine bulunursa ve bu dereceler bizzat Satürn’ün kendi sınırları (partes) olursa, ömrün ilk yılları zarfında bütün kardeşler vefat eder.

Başkaları ise Merkür’den Güneş’e ve yükselenden itibaren de aynı miktarda hesaplayarak kardeşler menzilini tayin eder, mezkûr menzil hakkında da benzer bir usulle hüküm verirler. Bu bahis dahi astrolojik hükümlerde (apotelesmata) pek büyük bir tesire haizdir.

Çok Sayıda Zevce Alanlar Hakkında

Bütün doğum haritalarında Satürn ile Venüs aynı burçta bulunursa, şayet Satürn daha fazla dereceye sahipse tek bir zevce takdir eder, lakin Venüs daha fazla dereceye sahipse pek çok zevce tayin olunur. Bunun aynısını kadınların doğum haritalarında dahi bulursun.

Batı noktasında, yani yükselenden itibaren yedinci evde yerleşen Venüs, başkaları tarafından ırzına geçilmiş bir zevce verir yahut resmi evlilik akdi olmaksızın bir araya gelirler. Şayet [okunamadı] Mars bakarsa, zinası aşikâr olmuş kadınları nikâhlarına alırlar.

Şayet böylesi bir konuma sahip Venüs Boğa’da yahut Terazi’de bulunursa hür soydan kadınlar bağışlar, sair burçlarda ise soylu olmayanları verir.

Kız Kardeşleri Yahut Hısımlarıyla Nikâh Kıyılanlar Hakkında

Erkeğin doğum haritasında gündüz haritası ise Satürn’den Venüs’e kadar say ve yükselenden itibaren de aynı miktar ekle, gece haritasında ise bunun tam aksini yap, sıkça zikrettiğimiz üzere bu burç sana zevcenin menzilini gösterir.

Yeniden kardeşler menzilini Satürn’den Jüpiter’e kadar hesap et ve yükselenden itibaren de aynı miktar ekle. İmdi, derecesi derecesine tayin olunan zevce menzili zikrettiğimiz üzere hesaplanan kardeşler menziline düşerse, kişiler kendi kız kardeşlerini yahut akrabalarını zevce edinirler. Benzer durumu kadınların doğum haritasında da bulursun.

Lakin Venüs ile haritanın yöneticisi aynı burçta bir arada bulunursa, ya kız kardeşlerin ya da akrabaların zevce alınacağını takdir eder.

Üstelik zevce menzili derecesi derecesine hesaplandığında, aynı şekilde derecesi derecesine toplanmış olan anne yahut baba burçlarına isabet ederse, kişiler ya annelerini yahut üvey annelerini yahut sütannelerini zevce edinirler.

Kadınların doğum haritasında dahi benzer ahvali bulursun, bilhassa bu menzillere Mars, Venüs yahut Merkür bakmışsa bu durum pekişir.

Gayrimeşru Nikâhlar Hakkında

Mademki gayrimeşru ve haram nikâhlardan (incestae nuptiae) bahsetmeye başladık, diğer hususları bir yana bırakıp bunları ele alalım.

Doğum haritasında Satürn, Jüpiter’in burcunda yahut Jüpiter’in sınırlarında (fines) bulunur, Jüpiter ve Venüs ise

Satürn'ün evinde (domus) bulunurlar, bu şekilde yerleşmiş olanlara Mars ve Ay kare açı (quadratus) ışınımıyla bakarsa, ya anneleriyle yahut üvey anneleriyle cinsel birliktelik yaşarlar.

Şayet bunlara Merkür de eklenirse, ya oğullarıyla ya kızlarıyla yahut üvey evlatlarıyla cinsel birliktelik yaşarlar.

Fakat Ay da Jüpiter, Satürn ve Mars ile birlikte Satürn'ün evinde bulunursa, gizlice ya anneyle ya üvey anneyle yahut babayla cinsel birliktelik kurarlar.

Şayet bütün bunlar zikrettiğimiz üzere yükselenden (ascendens) itibaren altıncı yerde bulunursa, babanın ölümünden sonra kişi annesini zevce edinir yahut annenin ölümünden sonra kız evlat aynısını babasıyla yapar.

Eğer Merkür bunlarla birlikte bulunursa, kadınlar oğullarını koca, erkekler ise kızlarını zevce olarak alırlar.

Fakat şayet Ay, Yengeç burcunun son derecelerinde yerleşip Jüpiter'e doğru ilerlerse veya Satürn'ün evinde bulunursa, Venüs de benzer şekilde Satürn'ün evinde, Satürn ise Venüs'ün evinde bulunursa, aynı durum benzer bir surette vuku bulur.

Pek Çok Zevce Edinenler Hakkında

Bütün doğum haritalarında (genitura) Venüs değişken (duplicibus) yahut dönencel (tropicis) burçlarda bulunur, Venüs'ün yerleştiği bu burçların yöneticileri de benzer şekilde değişken veya dönencel burçlarda yer alırsa, erkeklere pek çok zevce, kadınlara ise pek çok koca hükmederler.

Şayet Venüs ne dönencel ne de değişken burçlarda yerleşmişken Ay ona benzer şekilde bakarsa, erkeğe tek bir zevce, kadına ise tek bir koca hükmedilir.

Eğer dönencel veya değişken burçlara yerleşmiş olan Venüs Ay'ı görürse, erkeklere pek çok zevce, kadınlara ise pek çok koca hükmeder.

Karılarını Öldürenler Hakkında

Eğer Venüs, Mars’ın evinde (domus) yahut yine Mars’ın sınırlarında (fines) bulunur ve Venüs’ün evinde yahut Venüs’ün sınırlarında yerleşmiş olan Mars, kendi burçlarında yahut kendi sınırlarında bulunan ve ışıkla dolmuş olan Ay’a karşıt açı (diametra radiatio) ile bakarsa, kocalar karılarını kendi elleriyle öldürürler, şayet Mars köşe evlerde [okunamadı] kılıç ile can vermelerine yol açar.

Fakat bir kadının doğum haritasında (genitura) Mars kendi evinde yahut kendi derecelerinde yerleşmiş halde gökyüzünün ortasında (MC) (medium caeli) bulunur ve Venüs’e karşıt açı ile bakarsa, kocalar karıları tarafından katledilerek can verirler, lakin bunlar Jüpiter’in tanıklığı olmaksızın vuku bulur.

Karılara Dair Venüs’ün Bütün Hallerini Bulasın

Şayet kadının konumu, önceki kitapta gösterdiğimiz usulle tam derecesiyle tespit edilip Jüpiter’in burcunda bulunursa, koca şehvetin her türlü ayartmasından uzak duracaktır.

Fakat Jüpiter’in burcunda yer alan bu aynı konumu bizzat Jüpiter görürse yahut bizzat o konumda bulunursa, iffet fazileti daha da kuvvetlenir. Şayet Satürn’ün evinde bulunursa, şehvete düşkün kılacaktır.

Lakin bu konumu Satürn görürse, kocaları kadınlarına karşı haşin ve soğuk yapar.

Şayet Mars’ın burcunda bulunur da Mars yahut Jüpiter bu aynı konuma bakarsa yahut bunlardan biri mezkûr konumda bulunur, diğeri ise bu aynı konuma bakarsa, kocaların karılarını daima sadık bir muhabbetle sevmelerini sağlar.

Fakat şayet bu konum Merkür’ün burcunda bulunur ve Merkür o konuma bakar yahut orada yerleşmiş olursa, edilgen âşıklar meydana getirir, Güneş azametli, Ay ise makbul ve [okunamadı] kılar.

Ay, Mars ile birlikte Mars’ın evinde (domus) bulunur ve Satürn de bunlara kare açı (quadratus) yahut karşıt ışınım ile bakarsa, insanları zayıf yapılı, ne bir eşi ne evladı olan ve verem illetine tutulmuş kimseler kılar.

Şayet Jüpiter, Venüs ile birlikte batışta bulunursa, erkekler seve seve daha yaşlı kadınlarla, kadınlar ise yaşlı adamlarla birleşir.

Lakin yükselende (horoscopo) bu minvalde bulunurlarsa, erkekler daha genç kadınlarla, kadınlar ise genç delikanlılarla daha büyük bir arzuyla birleşir.

XV. OĞLAN ÂŞIKLARI HAKKINDA

Merkür ve Mars tam derecesiyle yükselende yerleştiğinde oğlan âşıkları meydana getirir, şayet yabancı evlerde konaklamışlarsa bu şehveti daha da şiddetli kılarlar.

Lakin Venüs Merkür’ün evinde yerleşmiş olup da Merkür doğum haritasında (genitura) fena bir konumda bulunursa, kimseleri marazi bir arzuyla daima oğlanlarla münasebete sevk ederler.

Daha açık anlaşılması adına, Venüs Merkür’ün evinde bulunduğunda, yani Merkür gökyüzünün ortasında (IMC) [okunamadı], yahut batışta, yahut yükselenden itibaren sekizinci evde, yahut altıncıda, yahut on ikincide, yahut yükselenin ardıl evinde (anaphora), yahut kendi düşüşlerinde (casus), yani alçaldığı konumlarda yer alırsa, o vakit dile getirdiğimiz bu hüküm vuku bulur.

Eşin yeri tam derecesiyle hesaplandığında Merkür’ün evine düşerse ve Merkür de köşe noktada (cardo) eril bir burçta yerleşirse, oğlan âşıkları meydana getirecektir, lakin

...kadınlarla cinsel ilişkiyi asla arzu etmeyen, buna en azından bir heves dahi duymayan kimseler.

Fakat Mars ve Merkür konaklarını karşılıklı değiştirmişlerse, yani Mars Merkür'ün evinde (domus), Merkür de Mars'ın evinde bulunuyorsa, oğlan sever kimseler meydana getirirler, bilhassa bu vaziyette yükselenden (ascendens) düşüşe geçmiş bir mahalde yerleşmişlerse. Şayet Mars'ın evinde birlikte bulunurlarsa da aynı neticeyi doğururlar.

Fakat Merkür Mars'ın evinde bulunur ve Mars ona kare açı (quadratus) yahut karşıtlık (oppositio) ışınımıyla bakarsa, kişiyi oğlan sever kılar. Benzer şekilde Mars Merkür'ün evinde bulunur ve Merkür ona kare yahut karşıtlık ışınımıyla bakarsa, aynı kudretle bu şehvet illetine hükmeder.

Fakat Ay Merkür'ün evinde yahut Merkür'ün sınırlarında, Merkür ise Ay'ın evinde bulunursa, oğlan sever kimseler meydana getirecektir.

Bir Kimsenin Kaç Eş Alacağının Bulunması Hakkında

Venüs gökyüzünün ortasında (MC) (medium caeli) bulunur ve Ay ona üçgen açı (trinus) ışınımıyla bakar, ayrıca diğer yıldızların da tanıklıklarını haiz olursa, tek bir zevceye hükmeder.

Şayet başka herhangi bir mahalde bulunursa, bizzat Venüs'ten zevce mahallinin derecesi derecesine bulunduğu burca değin hesap et, Venüs'ten zevce burcuna kadar kaç burç varsa, o kadar zevceye hükmolunur. Kadınların doğum haritalarında (genitura) da zevcler hakkında aynı usulle bulursun.

Fakat bu hesabı başkaları tasvip etsin, tarafımızdan tasvip edilmemektedir.

Umumun Malı Fahişeleri Zevce Olarak Alanlar Yahut Bu Kabilden Kadınlarla Zina Edenler Hakkında

Venüs Mars ile birlikte yükselenden altıncı mahalde bulunursa, hem erkekleri hem de kadınları zani kılar.

Şayet Satürn'ün evinde yerleşmiş ve bizzat Satürn ile aynı burçta derece derecesine bir ortaklıkla kavuşmuş olurlarsa, yani yükselenden altıncı mahalde, kadınların doğum haritasında onları umumun malı fahişeler yaparlar, erkeklerin doğum haritalarında ise ya fahişeleri zevce edineceklerine yahut murdar bir şehvet arzusuyla umumun malı pasif eşcinsellerle (cinaedus) birleşeceklerine hükmedilir.

Bir Kimsenin Kaç Evlilik Elde Edeceğinin Bulunması Hakkında

Zevce mahallini derece derecesine bulursan ve mezkûr burcun yöneticisi aynı burçta bulunursa, mezkûr burcun ilk yılları tamamlandığında evliliğe hükmedilir. Şayet burcun yöneticisi, zevce mahalline yani kendi burcuna hiçbir ışınımla bakmayacak tarzda yerleşmişse ve mezkûr burca bir başka yıldız konulmuşsa, aynı burçta, yani zevce mahallinde bulunan o yıldızın ilk dönemleri tamamlandığında, o vakit evliliğe hükmedilir. Şayet mezkûr burca hiçbir yıldız konulmamışsa, o burcun anaphorasından sonra zevceye hükmedilir.

Fakat derece hesabı üzere kurulmuş daha dakik bir başka hesap da vardır, bütün yıldızların cevherini hesap et ve bütün sayıdan tek bir yekûn teşkil eyle, zevce mahallinin derece derecesine bulunduğu bu burçtan başlayarak bu aynı yekûnu diğer burçlara, bütün burçlara otuzar pay verecek surette paylaştır, en son sayı hangi burca denk gelirse, Jüpiter mezkûr burca ulaştığı vakit, işte o zaman evliliğe hükmedilir. Söylediğim şey şöyledir, nitekim biraz kapalı ifade edildiğinden, bu aynı hususu sana tekrar daha vazıh biçimde bildireceğim.

Güneş'in 19, Ay'ın 25, Satürn'ün 30, Jüpiter'in 12, Mars'ın 15, Venüs'ün 8, Merkür'ün 20 payını hesap et, bu hesabın mecmuu 129 eder. Zevce mahallinin derece derecesine bulunduğu burçtan başlayarak bu mezkûr sayıyı ardından gelen bütün burçlara paylaştır ve her birine otuz ver, en son sayı hangi burca denk gelirse, Jüpiter ikinci dönüşünden sonra bu burca ulaştığında, o vakit sarsılmaz bir evliliğe hükmedilir, zira bundan önce kim bir kısmet bulmuşsa, evlilik ya boşanmayla dağılır ya semeresiz bir ölümle ayrılır yahut muhakkak bu vakte kadar türlü husumetlerle ihtilaf ederler.

Zevcelerini Toprağa Verenler Hakkında

Mars, Venüs ve Jüpiter batışta, yani yükselenden yedinci mahalde bulunur ve bizzat yerleştikleri bu burcun yöneticisi gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, koca karısını helak eder. Fakat Mars batışta tek başına bulunur ve Venüs gökyüzünün ortasında (MC), Ay ise ya yükselende ışıklarıyla dolun vaziyette yahut gökyüzünün dibinde (IMC) (imum medium caeli) olursa, kadın kocasının elleriyle öldürülerek can verir.

Erkeğin doğum haritasında Jüpiter ve Mars rastgele bir mahalde yerleşmiş olur ve Mars ile Jüpiter'in yerleştiği bu burçların yöneticileri, biri doğum haritasının batışında, diğeri gökyüzünün dibinde (IMC) olacak tarzda yerleşirse, benzer surette zevcenin ölümüne hükmedilir. Fakat Venüs gökyüzünün dibinde (IMC) bulunur ve Jüpiter doğum haritasının batışında olursa, yine aynı akıbet hazırlanır.

Fakat Venüs batışta yerleştiğinde, Venüs'ün yerleştiği mezkûr burcun yöneticisi gökyüzünün dibinde (IMC) bulunursa, yine aynı şeye hükmedilir. Venüs ve Jüpiter yükselenden yedinci mahalde bulunur, mezkûr burcun yöneticisi ise ya gökyüzünün dibinde (IMC) yahut batışta onlarla birlikte derece derecesine yerleşmiş olursa, zevcenin ölümüne hükmedilir. Şayet bunlar bu minval üzere dizilmişken Güneş, Satürn ve Mars yükselenden ya altıncı ya da sekizinci mahalde yerleşirse, kadın kocasının elleriyle katledilerek yok olup gider.

Kendilerinden Yaşça Büyük Kadınlarla Evlenenler Hakkında

Satürn ve Venüs eşit derecelere sahip olup farklı burçlarda yer alırlarsa veya zevce burcunda fakat aynı derecede bulunurlarsa veya Venüs Satürn'ün sınırlarında (fines), Satürn de Venüs'ün sınırlarında olursa, birbirlerini görmeseler dahi karşılıklı olarak birbirlerinin sınırlarını tutarlarsa, erkekler için ileri yaşta zevceler, kadınlar için ise ileri yaşta kocalar hükmolunur.

Anne veya Baba Soyundan Kadınlarla Evlenenler Hakkında

Jüpiter, Venüs ve Ay herhangi bir burçta birlikte bulunurlarsa veya birbirlerine karşıtlık (oppositio) yahut kare açı (quadratus) ışınlarıyla bakarlarsa, bilhassa Jüpiter Venüs'ün sınırlarında, Venüs de Jüpiter'in sınırlarında bulunursa, her ikisi ya da içlerinden biri Ay'a karşıtlık açısının ışınıyla bakarsa, anne soyundan bir zevce hükmolunur. Şayet Güneş, Venüs veya Jüpiter ile birlikte bulunup Ay için söylediğimiz konumda yer alırsa, baba soyundan bir zevce hükmolunur.

Kız Kardeşleriyle Evlenenler Hakkında

Güneş ve Ay birlikte bulunursa ve yanlarında Venüs yahut Jüpiter yer alırsa ya da birbirlerine kare açının ışınlarıyla bağlanmışlarsa, öyle ki Venüs Jüpiter'in sınırlarında, Jüpiter ise Venüs'ün sınırlarında olursa, erkek kardeşler kız kardeşleriyle birleşirler.

Anneleriyle Birleşenler Hakkında

Satürn ve Venüs tek bir burçta ve aynı derecede bulunurlarsa veya karşıtlık yahut kare açıda yer alıp aynı derecelere sahip olurlarsa ve Ay da onlara tanıklık ederse yahut onlarla birlikte konumlanmışsa, Jüpiter ise Venüs'ün sınırlarında yerleşip onlara herhangi bir ışınla bakarsa, annelerin ve oğulların evlilik bağı kurmasına yol açarlar.

Kadınların doğum haritalarında (genitura) ise, diğer unsurlar zikrettiğimiz şekilde dizilmişken, Ay'ı yerleştirdiğimiz mahalde Güneş bulunursa, kız çocukları evlilik amacıyla babalarıyla birleşirler.

Fakat Venüs Jüpiter'in sınırlarında, Jüpiter de Venüs'ün sınırlarında yerleşirse ve Mars onlara kare yahut karşıtlık açısının ışınıyla bakarsa, kızları babalarıyla birleşmeye mecbur kılarlar.

Üvey Anneleriyle Evlenenler Hakkında

Jüpiter ve Venüs köşe noktalarında (cardines) yerleşip eşit derecelere sahip olarak birbirlerine kare açının ışınıyla bakarlarsa ve Ay da onlara kare yahut karşıtlık açısının ışınıyla bakarsa, üvey annelerini zevce olarak alırlar.

Venüs ve Jüpiter bu vaziyette iken, erkek doğum haritasında Ay'ı yerleştirdiğimiz konumda Güneş bulunursa, kadınlar da üvey babalarıyla evlenirler.

Hem Kardeş Hem Evlat İle Birleşenler Hakkında

Venüs, Ay ve Jüpiter köşe noktalarında bir arada yerleşirlerse veya köşe noktalarında bulunup birbirlerine kare yahut karşıtlık açısının ışınıyla bakarlarsa ve Satürn hepsine herhangi bir ışınla bakacak şekilde konumlanmışsa, hem anne hem de kız evlat ile birleşilmesine sebep olurlar.

Fakat Satürn yalnızca Ay'ı ve Venüs'ü görürse, bu cürüm gizlice işlenir, şayet hepsine bakarsa, her ikisini de alenen zevce olarak alırlar.

Kadının doğum haritasında ise, Ay'ı koyduğumuz yerde Güneş bulunursa, kadın hem baba hem de erkek evlat ile birleşir.

Şayet Merkür Venüs'ün sınırlarında, Venüs de Merkür'ün sınırlarında olur ve bu şekilde yerleşerek birbirlerine kare yahut karşıtlık açısının ışınıyla bakarlarsa, Jüpiter de onlara kareden yahut karşıtlıktan bakarsa, oğulların babaları yüzünden kadınsı şehvet lekesine maruz kalmasına yol açar.

Zina Yapanlar Hakkında

Mars ve Venüs birlikte bulunursa veya Mars Venüs'ün sınırlarında, Venüs de Mars'ın sınırlarında yerleşip birbirlerine herhangi bir ışınla bakarlarsa, zina yapan kimseler meydana getirirler.

Şayet Merkür onlara eşit derecelere sahip olarak kare yahut karşıtlık açısının ışınıyla bakarsa, bu cürümler üzerinde yakalanmalarını sağlar. Ancak bu başlık hakkında önceki kitaplarda pek çok kez söz ettik.

Kısır Kadınlar Hakkında

Güneş ve Ay yükselende (ascendens) eril burçlarda bulunursa, Satürn ise batan burçta yahut gök dibinde (IMC) yer alırsa, kadınlar çocuk doğurmazlar, bilhassa yükselen Aslan'da, Başak'ta, Oğlak'ta, Balık'ta, Akrep'te, Yengeç'te veya Boğa'da bulunursa.

Şayet bunlar zikrettiğimiz üzere dizilmişken, birinci köşe noktalarında uğurlu bir yıldız bulunursa, doğan tek bir evlat yahut iki evlat beslenip büyütülür.

Ay eril bir burçta yahut kesinlikle Aslan, Başak veya Oğlak'ta bulunur, Güneş de eril bir burçta ya da andığımız burçlarda yer alırsa, Satürn ise köşe noktalarında yahut yükselenden itibaren on ikinci evde bulunursa, ne bakireye ne de kadına [çocuk] hükmolunur.

Fakat bunlar bu şekilde dizilmişken, birinci köşe noktalarında yerleşmiş olan Jüpiter onlara elverişli bir ışınla bakarsa, tek bir çocuğun hükmolunmasını sağlar.

Ayrıca Güneş ve Ay dişil burçlarda yer alır, yükselen de dişil bir burçta konumlanırsa, Satürn ise yükselenden itibaren yedinci evde yahut gökyüzünün ortasında (MC) yerleşir ve köşe noktasında hiçbir uğurlu yıldız bulunmazsa, çocuklar hükmolunmaz.

Satürn ve Ay köşe noktalarında konumlanıp aynı derecelere sahip olarak birbirlerine kare açının ışınıyla bakarlarsa, üstelik çift cisimli burçlarda bulunurlarsa ve Jüpiter onlara herhangi bir ışınla bakmaz, köşe noktalarında da yerleşmemiş olursa, çocuklar hükmolunmaz.

Şayet Jüpiter ve Ay yükselenden itibaren yedinci evde veya gök dibinde bir arada bulunurlar ve başka bir köşe noktasında yerleşmiş olan Satürn onlara kare yahut karşıtlık açısının ışınıyla bakarsa, çocukların hükmolunmamasına sebebiyet verir.

Kadınlarla Birleşmeyenler Hakkında

Venüs ve Ay birlikte konumlanır ve Satürn kendi sınırlarında yerleşerek onlara kare yahut karşıtlık açısının ışınıyla bakarsa, buna bir de Güneş'in tanıklığı eklenirse, gündüz doğum haritasında Satürn sabah doğumunda (matutinus) yer alırken Venüs köşe noktalarında fakat eril bir burçta bulunur veya gece doğum haritasında akşam

...doğuşta yerleşmişse, asla eş sahibi olamazlar.

Şayet her şey söylediğimiz şekilde sıralanmışken, Satürn, Ay ve Venüs Aslan yahut Başak burcunda, zikrettiğimiz derecelerde yerleşmiş bulunursa, hiçbir surette kadınlarla cinsel münasebette bulunamazlar.

Lakin Satürn'ün sınırlarında (fines) bulunan Venüs'e hiçbir yıldız bakmazsa, Ay ise Aslan, Başak yahut Oğlak burcunda olup Satürn'ün sınırlarında bulunursa, asla kadınlarla cinsel münasebette bulunamazlar.

Zayıf, Saralı, Kör, Sakat ve Ay Çarpıklığına Uğramış Olanlar Hakkında

Güneş ve Ay çift cisimli (duplicia) burçlarda bulunup doğum haritasının köşe evlerinde (cardines) yerleşmişse, Mars ve Satürn de bu şekilde yerleşmiş olan ışıklara kare açıyla (radiatio quadrata) bakarsa, güçsüz ve ay çarpıklığına uğramış kimseler meydana getirirler.

Lakin Mars yükselende (horoscopus) bulunup Satürn gökyüzünün ortasında (MC) yer alırsa, Ay ise ya onlarla bir arada yahut kare açılı kenarlarda yerleşmişse, benzer bir hükümle aynı durumu meydana getirir.

Fakat Satürn gökyüzünün ortasında (MC) bulunup Mars gökyüzünün dibinde (IMC) yer alırsa, aynı hal benzer biçimde husule gelir.

Şayet Güneş ile Ay kavuşum ışınımıyla (radiatio synodica) birleştiğinde, Mars ve Satürn yıldızları bunlara yaklaşmışsa ve her ikisine, yani Güneş'e ve Ay'a derece birliğiyle eşit derecede bağlanmışlarsa, bu uğursuzluğun illetleri ilk yaşlarda kendini gösterir.

Şayet yalnız Mars bulunursa, şiddetli bir vakıadan ötürü gözlere körlük gelir, yalnızca Satürn bulunursa, akıntı illetinden ileri gelir.

Fakat Ay'a kare açıyla bakarlarsa, bu durum aynı şekilde meydana gelir.

Satürn, yükselenden itibaren on ikinci evde `[okunamadı]` gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa ve Mars onunla birlikte yahut gökyüzünün ortasının ardıl evinde (anaphora) yerleşirse, tek gözün nurunu söndürürler.

Şayet her ikisi, yani Mars ve Satürn, yükselenden itibaren sekizinci evde yerleşip geri harekette (retrogradus) iseler ve Ay'a kare açıdan bakarlarsa, bedeni hem kötürüm hem de kör kılarlar.

Şayet Ay'a sağ taraftan bakarlarsa, sağ gözü kör ederler ve sağ uzuvları zayıflatırlar, şayet sol taraftan bakarlarsa, aynı şeyi bedenin sol azalarında yaparlar.

Eğer Güneş ile Ay arasında zararlı bir yıldız, ister kavuşumda ister aynı burçta olsun, yahut Güneş ve Ay farklı yerlerde bulunurken bu burçların tam ortasında zararlı bir yıldız yerleşmiş bulunursa, gözlere körlük gelir.

Lakin bu şekilde yerleşenlere faydalı bir yıldız uğurlu bir ışınımla bakarsa, bu uğursuzluğun tehlikeleri hafifler.

Fakat bilhassa Ay'ı Yay'ın üçüncü derecesinde, Aslan'ın on altıncı derecesinde, Yengeç'in on dördüncü derecesinde yahut Boğa'nın beşinci derecesinde bulunduran kimseler kötürüm olurlar.

Şayet Mars yükselenden itibaren yedinci evde, Ay da sekizinci evde yerleşmişse, Mars'ın içinde bulunduğu burcun tabiatına göre bedenin bir azası kesilecek yahut kırılacaktır.

Ay dönenceli (tropica) burçlarda, yani Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak burcunda bulunur, Mars da ona kare açıyla bakarsa, ya bir ayağı ya da bir eli keser.

Şayet bu şekilde yerleşmiş olanlara Güneş kare açıyla bakar ve Satürn de onlara ya kare yahut karşıt açıyla (radiatio diametra) darbe indirirse veya ışıklardan biri yükselenden itibaren yedinci evde yerleşmişse, yahut Satürn bizzat o evde bulunursa, mide illetine müptela kimseler kılar.

Lakin Güneş, Ay, Mars ve Merkür yükselenden itibaren altıncı evde yerleşip Satürn onlara kare açıyla bakarsa yahut bunlar yedinci evde yerleşmişken Satürn yükselende bulunursa, yüzü çarpılmış, dili tutuk ay çarpıklığına uğramış kimseler meydana getirir.

Bununla birlikte Satürn yedinci evde yerleşmişken Mars ona kare açıyla bağlanırsa, deliler meydana getirir. Kendisi ve Merkür yükselende yerleşmişken, Mars batışta (occasus) bulunursa ve Satürn de ya batışta yahut gökyüzünün ortasında (MC) yer alırsa, kimi zaman adam öldürme cürmüne karışacak deliler hasıl eder.

Oğlak, Balık, Koç yahut Boğa burcunda Mars ve Satürn birlikte bulunurlarsa, burcun tabiatına göre bedenin bir azasını keserler.

Satürn ile Mars herhangi bir burçta bir arada yerleştiklerinde, gizli ve örtülü yerlerin sancılarını husule getirirler.

Şayet sabit (solida) burçlarda bulunup birbirlerine karşıt açıyla bakarlarsa, yahut biri yükselende, diğeri batışta olursa, ya da biri gökyüzünün dibinde (IMC), diğeri gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, saralı kimseler meydana getirirler.

Şayet dönenceli burçlarda yerleşip birbirlerine bu açıyla bakarlarsa, hiçbir surette şifa bulamayacak saralılar kılarlar.

Şayet çift cisimli burçlarda yerleşip birbirlerine bu açıyla bakarlarsa, zikrettiğimiz bu illetlerin yanında, dinsiz, merhametsiz ve esir düşen kimseler yaparlar.

Fakat bu vaziyette yerleşenlere faydalı bir yıldız bakarsa, esirler vatanlarına dönerler. Şayet zikrettiğimiz bu burçlarda zararlılar durağan (statio) vaziyette bulunursa, daha şiddetle zarar verirler, fakat faydalı yıldızlar bulunursa, daha kuvvetle yarar sağlarlar.

Satürn ile Mars köşe evlerde bulunup birbirlerine karşıt açıyla bakarlarsa ve başka bir köşe evde yerleşmiş olan Ay'ı, bilhassa Terazi'nin, Oğlak'ın ve Koç'un son derecelerinde kare yahut karşıt açıyla görürlerse, ayakları kötürüm ederler.

Mars yabancı burçlarda yerleşip yükselende derece bakımından bulunursa, ya yaratılışa yahut kulaklara zarar verir.

Dönenceli burçlarda yerleşip Ay'ı kare açıyla vuran Mars ve Satürn, istiska (hydropicos) hastaları meydana getirirler.

Lakin Mars ile Satürn birbirlerine karşıt açıyla bakarlarsa, kan tüküren kimseler hasıl ederler.

Mars Yengeç'te, Akrep'te, Oğlak'ta veya Balık'ta bulunup Ay'a karşıt (diametra) ışınla bakarsa, temriye, sarılık ve cüzzam meydana getirir.

Satürn, ne Ay'ın evinde ne de Satürn'ün evlerinde yerleşmiş olan Ay'a karşıt ışınla bakarsa, basur illetine tutulanları veya fistül hastalığına uğrayanları ortaya çıkarır.

Aynı şekilde köşe noktalarında yerleşmiş Mars da Venüs'e karşıt ışınla bakarsa, benzer etkiler hasıl eder.

Şayet Mars, Venüs ve Ay ekinsel (tropicis) burçlarda yerleşip birbirlerine karşıt ışınla bakarlarsa ve Aslan'da, Boğa'da, Yay'da veya Balık'ta yerleşmiş olan Satürn onları geceleyin görürse, gut hastaları peydahlar, şayet gündüz görürse, fil hastalığına tutulmuş kimseler meydana getirir.

Fakat Boğa'da Ay ve Akrep'te Satürn bulunursa veya Akrep'te Ay ve Boğa'da Satürn yer alır da Ay'a uğurlu bir yıldız herhangi bir ışınla bakmazsa, fil hastaları doğacaktır.

Şayet Merkür, Başak'ta veya Balık'ta bulunup yükselende derece bakımından yerleşirse ve Satürn ile Mars ona kare açıyla (quadrata radiatione) bakarsa, deliler var ederler. Şayet Mars ve Satürn yükselenin takip eden evinde (anafora) veya yükselenden itibaren sekizinci evde bulunurlarsa, burundan, ağızdan yahut makattan kan gelmesine sebebiyet verirler.

Şayet Mars ve Satürn, biri gökyüzünün ortasında (MC), diğeri gökyüzünün dibinde (IMC) bulunacak tarzda yerleşmişse, bozuk hıltlardan ileri gelen illetli bir maraz meydana getirirler. Fakat Merkür bunlara kare açıyla bakarsa, tanrıların inayetiyle onlara şifa temin edilir.

Şayet bu yerlerde bulunup eşit derecelere sahip olacak biçimde derece derecesine kavuşmuşlarsa, cinnet buhranlarından asla kurtulamayacak mecnunlar meydana getirirler. Fakat kendi sınırlarında (finibus) yerleşmişlerse, yahut Satürn Mars'ın sınırlarında ve Mars Satürn'ün sınırlarında bulunur da zikrettiğimiz yerlerde yerleşmiş olurlarsa, Mars'ın on beş yılı yahut Satürn'ün otuz yılı tamamlandıktan sonra delilik illetinden azat edilirler.

Bununla birlikte Jüpiter ve Mars da birbirlerine benzer bir ışınla bakarlarsa, sara hastaları peydah ederler. Şayet dediğimiz gibi yerleşip kendi derecelerinde bulunurlarsa yahut Jüpiter Mars'ın sınırlarında ve Mars Jüpiter'in sınırlarında olursa, bu marazın başlangıcında şifaya kavuşurlar, lakin bu durum yıldızın ilk dönemleri, yani Mars'ın on beş yahut Jüpiter'in on iki yılı geçtiğinde gerçekleşir.

Şayet Merkür [okunamadı] karşıt veya kare açıyla irtibata geçer ve aynı derecelerde yerleşirse, kişinin mabetlerde kehanette bulunmasını sağlar.

Kellikler Hakkında

Ay köşe noktalarında yerleşip burçların kılsız derecelerinde bulunduğunda yahut Ay Yay'da yerleştiğinde, uğursuz yıldızlar da sabit yahut ekinsel burçlarda, illetlerin ve marazların mahallinin derece derecesine tespit edildiği konumlarda bulunurlarsa, dazlak kimseler var ederler.

Uğursuz yıldızların ışınıyla vurulan bu durum da aynı sonucu verir [okunamadı]. Fakat Venüs de kendi evinde yerleşmiş halde gökyüzünün ortasını derece derecesine tutarsa, keller meydana getirecektir.

Güneş ile Ay arasına yerleşmiş Satürn ise erken yaşta saçları ağarmış kimselerin doğmasına sebebiyet verir.

Bedenin Kusurları ve Marazlar Hakkında

Mars Yengeç'te, Akrep'te, Oğlak'ta, Balık'ta yahut Boğa'da bulunur ve bu burçlarda yerleşmiş olarak doğum haritasının bir köşe noktasında yer alır da böyle konuşlanarak Ay'a kare yahut karşıt açıyla bakarsa, yahut onunla birlikte bulunursa, kambur, kötürüm, topal yahut bedeninin bir kısmı felçli kimseler meydana getirir.

Mars ve Satürn yükselenden itibaren altıncı yahut on ikinci evde bulunurlarsa, yahut ikisinden biri yer alır da bu burç çift bedenli veya ekinsel olursa, yahut Talih Noktası bu burçta derece hesabıyla bulunursa, bilhassa Güneş'e ve Ay'a kare veya karşıt ışınla baktıkları takdirde, hem bedene hem de ruha kusurlar biçilir.

Şayet Mars ve Satürn böyle konuşlanıp yahut köşe noktalarında bulunup, yahut dediğimiz gibi yükselenden itibaren altıncı veya on ikinci evde yer alıp Ay'ı [okunamadı] yahut kavuşum halinde görürlerse, ya hıltlardan kaynaklanan illetler peydah ederler yahut sara illetine tutulmuş mecnunlara dönüştürürler.

Fakat uğursuz yıldızlar yükselenden itibaren yedinci, on birinci, altıncı veya on ikinci evde bulunan Ay'a her daim kare yahut karşıt ışınla bakarlarsa, yahut onunla birlikte bulunurlarsa, bilhassa yükselen ve Talih Noktası uğursuz yıldızların burçlarında yerleşmişse, kasılmalar ve spazmlar doğururlar, yahut çehreyi türlü şekillerde çarpıtırlar.

Lakin bu marazları burçların cinsine göre tespit ederiz. Nitekim bu kavuşum kimilerine midevi saralar, kimilerine delilikler, kimilerine cüzzam, kimilerine temriye, kimilerine istiska, kimilerine verem, kimilerine de fil hastalığı hükmeder.

Şayet böyle sıralanmış bu yıldızlara uğurlu bir yıldız hayırlı bir ışınla bakarsa, bu kusurlar hafifler. Şayet uğurlu yıldızların hiçbir şehadeti bulunmazsa ve uğursuz yıldızlar maraz mahalline sabit bir burçta yerleşmişken kuvvetli bir ışınla bakarlarsa, hükmedilen marazlar daha da şiddetlenir. Fakat bu aynı mahalle uğurlu ve uğursuz yıldızlar denk kuvvetlerle bakarlarsa, illetler bir yandan zeval bulurken bir yandan da artar.

Eğer uğursuz yıldızın hücumuna karşılık uğurlu yıldızların şehadetleri daha kuvvetli olursa ve uğurlu yıldızlar Ay'ın kavuşumunu karşılarsa, kimi tanrısal güçler vasıtasıyla bu tehlikelerin girdabından felaha erdirilirler. Şayet uğurlu bir yıldız Ay'ın kavuşumunu karşılarken uğursuz yıldızlar kusurların mahalline daha kuvvetli bir ışınla bakarsa, bir tanrısal gücün himayesiyle marazlarda muvakkat bir teskin vuku bulur. Şayet uğurlu yıldızlar daha kuvvetli iken Merkür yaklaşan Ay'ın kavuşumunu karşılarsa, ya efsunlar ya şifalı devalar ya da tılsımlar (filakteriler) vasıtasıyla bu tehlikelerden halas olurlar.

Şayet iyicil yıldızlar daha kuvvetli iken Mars onlara herhangi bir ışın saçımıyla bağlanırsa, takdir edilmiş olan kusur hekimlik marifetiyle sağaltılır.

Şayet Satürn, yükselenden (horoscopus) itibaren yedinci evde bulunursa ve bu mevkideyken başka bir köşe evde bulunan Ay’ı herhangi bir ışın saçımıyla görürse, bedenlerinin gizli yerleri hekimler tarafından kesilip açılır.

Şayet Ay’ın ışığı küçülmekteyse ve Jüpiter köşe evlerden uzakta kalarak Ay’a herhangi bir ışın saçımıyla bakarsa, hekimlerin cerrahi müdahalesi esnasında can verirler.

Şayet Ay ve Satürn belirttiğimiz veçhile dizilmişken, Mars ile Merkür tam derecesi derecesine (partiliter) bir ortaklıkla birleşir ve dönencel burçlarda yerleşip Ay ile Satürn’e herhangi bir ışın saçımıyla bağlanırlarsa, sara illetine tutulmuş, aklını yitirmiş ve yere yıkılan kimseler meydana getirirler.

Şayet bunlar bu şekilde sıralandığında, Jüpiter üstün bir konumdan Merkür’e bakar ve Ay’ın kavuşumunu (coniunctio) karşılarsa, apse sebebiyle ameliyat edilip şifa bulurlar.

Şayet Mars, yükselenden itibaren altıncı yahut on ikinci evde bulunur ve böyle konumlanmışken Güneş ile Satürn ona bakarsa, acıklı bir felaketle birlikte hastalıklar ve illetler takdir ederler.

Şayet Mars böyle yerleşir, eril bir burçta bulunur ve üstün bir konumdan Güneş ile Ay’a kare açıyla (quadratus) bakarsa, bedenin yaradılışında ağır bir sakatlık meydana getirir.

Şayet bir kadının doğum haritası (genitura) söz konusu ise, düşükten yahut doğum eyleminden ötürü daima ağır tehlikeler haber verir, yahut rahim içindeki ceninin kesilerek çıkarılması sebebiyle döl yatağında dinmeyen ağrılara yol açar.

Şayet Jüpiter yükselende bulunur ve onun karşıtlığında yerleşen Mars, Güneş ve Ay’a herhangi bir ışın saçımıyla bakarsa, ya akıl hastası ya da meczup kimseler meydana getirir.

Fakat şayet yeniay veya dolunay evresindeki Ay köşe evlerde bulunup Mars’a kare açıyla bakar ve Satürn de ona kare açı yahut karşıtlık (oppositio) ile bağlanırsa, aynı illetler takdir olunur.

Hükümdar Doğum Haritaları Üzerine

Şayet Güneş ve Ay eril burçlarda bulunup asli köşe evlerde yerleşmişse, iyicil yıldızlar da gündüz doğumunda Güneş’i sabah doğuşundayken, gece doğumunda ise Ay’ı akşam doğuşundayken koruyacak surette konumlanmışsa, korku salan, iktidar sahibi, koca diyarları yahut ulu şehirleri boyunduruk altına alan krallar meydana getirirler.

Şayet gökyüzünün ortasında (MC) belirttiğimiz şekilde yerleşmiş olurlarsa, nihayetsiz bir kudret ve güçle yabancı kavimleri ve dış diyarları dahi boyunduruk altına alırlar.

Şayet bunlar belirttiğimiz şekilde dizilmişken onların ardıl evinde (anafora) Mars bulunur ve diğer bir köşe evde de Satürn yerleşirse, saltanatlarından alaşağı edilerek başkalarının boyunduruğuna girerler.

Şayet Jüpiter, Mars ve Satürn’e üstün gelip onlara uğurlu bir ışın saçımıyla bakar ve büyüyen Ay’ın ışığını karşılarsa, esaretin ardından yeniden iktidarlarına kavuşurlar, öyle ki sonradan kendilerine daha büyük bir saadet ve itibar payı erişir.

Şayet Güneş, gökyüzünün ortasında yahut yükselende derece derecesine bulunur ve eril bir burçta yer alırsa, Ay da Güneş’in ardıl evinde bulunursa ve iyicil yıldızlar sabah doğuşunda Güneş’i korursa, benzer bir biçimde krallar doğar.

Şayet bunlar böyle dizilmişken Mars gökyüzünün ortasında, Jüpiter ise göğün dibinde bulunursa, tehlikeli, dehşetengiz, muzaffer ve bütün cihanın hâkimiyetini ellerinde tutan kimseler olurlar.

Şayet Güneş, doğum haritasının temel mevkilerinde yerleşik vaziyette eril bir burçta bulunur ve Ay da doğum haritasının temel mevkilerine kurulup dişil bir burcu tutarsa, yahut ikisinden biri belirttiğimiz şekilde konumlanıp asli köşe evlerde bulunursa, meşhur, asil, muktedir ve şehirlerin muhafazası kendilerine emanet edilen kimseler meydana getirirler.

Şayet bu şekilde dizilmiş olanlara Jüpiter’in tanıklığı da erişirse, imparatorun takdiriyle orduların idaresi onlara tevdi edilir.

Şiddetli Ölümle Ölenler Üzerine

Şayet Ay köşe evlerde, köşe evlerin ardıllarında yahut düşüş evlerinde (epicatafora) dolunay evresinde bulunur, Mars da ardıllarda veya düşüş evlerinde yerleşip onunla birlikte yer alır yahut ona kare açıyla veya karşıtlıkla bakarsa, keza belirttiğimiz veçhile yerleşip ışığı küçülmekte olursa ve Satürn de benzer surette ardıllarda veya düşüş evlerinde yerleşip Mars’ı yahut Ay’ı belirttiğimiz konumdalarken görürse, şayet Satürn Güneş’e kare açıyla yahut karşıtlıkla bakarsa, eceliyle ölmeyen, şiddetle can veren kimseler (biothanati) doğar.

Fakat Satürn ve Mars, iyicil yıldızların tanıklığı olmaksızın, başka herhangi bir yerde Ay’a kare açıyla yahut karşıtlıkla baksalar dahi, yine şiddetli ölümlere sebebiyet verirler.

Bununla birlikte, şayet Mars köşe evlerde bulunur, Ay köşe evlerin ardıllarında yer alır, Jüpiter köşe evlerden uzakta kalır veya Güneş ışınları altında gizlenir ve Satürn de köşe evlerde yahut köşe evlerin ardıllarında yerleşip Güneş’i herhangi bir ışın saçımıyla görürse, şiddetli ölümle can verecek olanlar doğacaktır.

Şayet Mars köşe evlerde yahut köşe evlerin ardıllarında bulunup üstün bir mevkiden büyüyen Ay’ı kare açıyla görür ve iyicil bir yıldızın ışını da buna erişmezse, benzer şekilde şiddetli bir ölümü netice verir. Zira sıkça zikrettiğimiz üzere, ölümün ne surette vuku bulacağı burçların farklılığına göre tayin olunur.

Nitekim insan suretindeki burçlarda ölüm kılıçla, haydutlar marifetiyle, muharebede yahut bir hâkimiyet yetkisinin icrasıyla gelir.

Toprak burçlarında ise benzer biçimde ıssız yerlerde helak olmayı yahut türlü felaketlerin cenderesinde can vermeyi intaç eder.

Su burçlarında fırtınalarla, deniz kazalarıyla, girdaplarla ve ırmaklarla boğar, öyle ki ölüm daima sudan gelen acı bir sonla hâsıl olur.

Sabit burçlarda uçurumlardan atılmak suretiyle yahut yüksek yerlerden düşürülerek ölüme sürükler.

Ateş burçlarında alev alev yangınların içine atar, bu yangınlar ya bir kaza neticesinde baş gösterir yahut bir iktidar sahibinin buyruğuyla yakılmıştır.

Nemli burçlarda ise hazımsızlık, verem, kara safra, kan kusma yahut cerahatli bir maraz ile helak eder.

Şayet Mars herhangi bir köşe evde, yahut yükselenden itibaren on birinci veya sekizinci evde bulunur ve Satürn bu mevkilerde bulunan Mars’a karşıtlıkla bakarsa, yahut Mars bu konumdayken Satürn yükselenden itibaren yedinci evde yer alırsa, bilhassa Jüpiter Mars’ı ne üstün bir mevkiden görür ne de onunla birlikte bulunursa, ömür boyu karşılaşılan nice badirenin ardından bu kimseleri şiddetli bir ölümle helak ederler. Ne var ki ölümün şekli, burçların çeşitliliğine göre takdir olunur.

Lakin eğer bunlar bu minvalde dizilmişken, şüphesiz Jüpiter'in şahitliği olmaksızın, Merkür Mars ile yahut Satürn ile birlikte bulunursa veya onlara kare açı (quadrata radiatio) ile bakarsa, Ay da köşe noktalardan birinde (cardo) yahut anaforada (anaphora) veya epikataforada (epikataphora) yerleşmişse, sahte belge düzenleyiciler, büyücüler, sahte para basanlar meydana getirirler, öyle ki bu suçlarından ötürü yargıcın şiddetli cezasıyla cezalandırılırlar.

Fakat eğer Satürn dördüncü yahut on birinci evde (domus) bulunur ve Merkür onunla birlikte olursa veya ona kare yahut karşıt açı (diametra radiatio) ile bağlanırsa, Mars ise ya bizzat onlarla birlikte bulunursa yahut onlara kare veya karşıt açı ile bakarsa, ya da bu vaziyette Satürn'ün evinde yerleşmiş olan Mars, köşe noktalarda bulunan Ay'a kare yahut karşıt açı ile bakarsa, zikredilen cürümler yüzünden helak olmayı takdir eder.

Şayet bütün bunlar bu şekilde sıralandığında Jüpiter yukarıdaki bir mevkiden Mars'a uğurlu bir ışınımla bakarsa veya bizzat onunla birlikte bulunursa yahut Ay'ın dolunay ışınlarını kabul ederse, mezkûr suçlarla itham edilenler kurtarıcı bir hükümle beraat ederler.

Eğer Ay batışta bulunur, Mars yahut Satürn yükselende (horoscopus) derece derece yerleşmiş olursa ya da bunlardan biri yükselende bulunurken diğer kötücül yıldız gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, feci bir ölümle can verenler (biothanati) doğar.

Lakin Ay diğer herhangi bir köşe noktada bulunur ve Mars yahut Satürn onunla aynı burçta derece derece yerleşmiş olursa, yahut bunlardan biri ona karşıt veya kare açı ile bakar, diğeri ise üst bir mevkiden Merkür'ü kare açı ile görürse, yahut köşe noktalarda ya da köşe noktaların anaforalarında veya epikataforalarında bulunup derecelerin ortaklığıyla ona karşıt açı ile bağlanırsa, feci şekilde ölenler meydana getirir. Fakat Mars veya Satürn Güneş'e kare yahut karşıt açı ile bakarsa, bu şer daha da kuvvetlenir.

Güneş su burçlarında bulunur, Mars da Ay ile birlikte aynı burçta yahut mevkide derece derece yerleşmiş olursa, yahut Ay ile beraber yükselenden itibaren on ikinci veya altıncı evde bulunur ve Satürn de yükselene karşıt açıdan bakarsa, feci şekilde ölecek olanlar doğacaktır, zira bunlar ya bir iple asılarak can verirler yahut sularda boğularak ölümün nihai felaketine uğrarlar.

Eğer Ay, Satürn ile derece ortaklığıyla kavuşup yükselenden itibaren sekizinci evde bulunur ve köşe noktalarda hiçbir iyicil yıldız yer almazsa, aşırı kan kaybından ölüm gelir. Şayet bunlar bu minvalde dizilmişken başka bir köşe noktada iyicil bir yıldız bulunursa, ümit kesilmişken tıbbın çareleriyle şifa bulurlar. Eğer Ay, Mars ile birlikte yükselenden itibaren yedinci evde bulunursa, basur illetine duçar olanları ölüme sürükler.

Fakat umumi olarak gece doğum haritasında (genitura) Satürn, gündüz doğum haritasında ise Mars yükselenden itibaren yedinci evde yerleştiğinde hemorajilere, yani kan fışkırmalarına sebebiyet verirler. Lakin yükselenden itibaren yedinci ev yahut Talih Evi (locus Fortunae) olan burçlarda bulunurlarsa, demirle kesilip beden zaafına uğrarlar. Eğer bunlar zikrettiğimiz şekilde dizilmişken iyicil bir yıldız onlara ışınımının uğurlu şahitliğini bahşederse, demirle kesilseler dahi bu hastalıktan kurtulurlar. Şayet her ikisi, yani Satürn ve Mars yükselenden itibaren yedinci evde yerleşir, yükselen yahut Talih Evi de bahsettiğimiz bu burçlarda, yani Mars'ın yahut Satürn'ün burçlarında bulunursa, ya da bunlardan biri yükselenden itibaren yedinci evde yerleştiğinde diğeri ona kare yahut karşıt açı ile bakarsa, hekimler tarafından kesilerek can verirler.

Eğer Ay batışta bulunur, Merkür ile Mars derece ortaklığıyla kavuşup gökyüzünün ortasında (MC) yerleşirse, katiller ve ana baba katilleri yahut menfur bir cinnet sevkiyle kardeş kanına bulanan kimseler meydana getirirler. Fakat bunların, mezkûr cürümlerin uyandırdığı infial ve korkutucu ithamlarla sarsılarak, yargıçların şiddetli cezalarıyla can vermelerine sebep olurlar.

Eğer Ay ve Mars yükselenden itibaren dokuzuncu evde, Güneş ile Merkür ise yükselenden itibaren üçüncü evde yerleşmiş bulunursa, mukaddesata saygısızlık eden ve mabetleri yağmalayan kimseler meydana getirirler, ancak bunlar bu cürümleri sebebiyle yargıcın şiddetli cezasıyla cezalandırılırlar. Fakat Güneş; Satürn, Mars ve Merkür ile birlikte yükselenden itibaren on birinci evde yerleşir ve Ay da Jüpiter'in şahitliği olmaksızın yükselenden itibaren üçüncü evde bulunursa, anılan cürümler yüzünden feci bir ölümle can vermelerine yol açarlar.

Şayet Güneş yükselende bulunur, Mars ve Satürn eşit derecelerle birleşip yükselenden itibaren on ikinci evde yer alır ve yükselenden itibaren altıncı evde bulunan Ay'a karşıt açı ile bakarlarsa, feci şekilde can veren köleler meydana getirirler.

Yükselen, Satürn'ün burcunda yahut Mars'ın burcunda bulunursa veya Talih Evi [okunamadı]. Şayet yükselende derece derece yerleşir ve Merkür eşit derecelerin ortaklığıyla onunla birleşirse, Satürn ile Mars ise yükselenden itibaren yedinci evde bulunursa, saralı lakin feci şekilde can veren kimseler meydana getirirler.

Eğer Ay gökyüzünün ortasında (MC) derece derece yerleşir, Mars yükselende derece derece bulunur ve Satürn de Ay'ın anaforasında yer alırsa, feci şekilde ölenler meydana getirirler. Lakin Ay, Merkür ile birlikte yükselenden itibaren sekizinci evde bulunur, Mars ise Satürn ile beraber yükselenden itibaren ya beşinci yahut on ikinci evde yerleşirse, feci şekilde ölenler meydana getirirler.

Fakat Mars ile Satürn birbirlerine kare açı ile bakar, Mars herhangi bir köşe noktada yerleşir ve bunlardan biri Ay'a kare yahut karşıt açı ile bakar ya da onunla birlikte bulunursa, feci şekilde ölenler meydana getirirler. Lakin Ay, Mars ile birlikte yükselenden itibaren sekizinci evde bulunur, Güneş yedinci evde, Satürn ise gökyüzünün ortasında (MC) yahut herhangi bir köşe noktada yer alırsa, feci şekilde can veren kimseler meydana getirecektir.

Şayet Mars ve Satürn yükselenden (horoscopus) itibaren on birinci evde bulunursa, yahut bunlardan biri bu evde yerleşip diğeri Ay ile birlikte konumlanırsa, veya ona kare açı ile bakarsa ve Merkür [okunamadı] veya Mars ile herhangi bir ışın saçımıyla birleşirse, delileri, saralıları ve zamansız ve şiddetli bir ölümle ölenleri (biothanatos) meydana getirir.

Fakat Mars yükselenden itibaren on birinci evde, Satürn ise beşinci evde bulunursa bu durum daha da vahim olacaktır.

Bununla birlikte Güneş yükselenden itibaren sekizinci evde bulunur ve Ay gökyüzünün ortasında (MC) derece bakımından tam olarak yerleşirse, yükselen yahut Talih Noktası (locus Fortunae) Güneş burcunda ya da Ay burcunda olursa, delileri ve zamansız ve şiddetli ölenleri meydana getirir.

Şayet arzu evinde, yani şehvet evinde Mars ve Satürn birlikte bulunursa ve bu ev doğum haritasının köşe noktalarından birinde yer alırsa, bahsettiğimiz bu gezegenler Venüs'e herhangi bir ışın saçımıyla bakarsa belsoğukluğundan ölümlere yol açarlar, eğer Ay'ı da görürlerse mecnun kılarlar, eğer Merkür'ü de görürlerse sahtekarlıkta yahut sahte parada yakalanıp zamansız ve şiddetli ölümle helak olan kimseler yaparlar.

Şayet bu şekilde yerleşmiş olanların hepsine Jüpiter bakarsa, bu sayılan bütün tehlikelerden kurtulurlar.

Eğer Mars ve Satürn yükselende bulunur ve Ay bunların anaphorasında yer alırsa, gözleri sakatlanmış kimseleri zamansız ve şiddetli ölümle helak ederler.

Lakin Ay veya Güneş yükselende olur da Mars ve Satürn bunların anaphorasında bulunursa, benzer şekilde gözleri sakatlanmış kimseleri zamansız ve şiddetli ölümle helak ederler.

Bununla beraber şayet Ay Mars ile birlikte yükselende bulunur ve Satürn Güneş ile birlikte gökyüzünün ortasında (MC) yer alırsa, havaleleri yahut sara nöbetlerini veya cinnetleri ve şiddetli ölümle gelen helaki meydana getirirler.

Lakin Ay ve Güneş köşe noktalarında bulunur ve bu ışık kaynaklarıyla birlikte Mars ve Satürn yer alırsa, yahut diğer köşe noktalarında bulunurlarsa, zamansız ve şiddetli ölümle helak ederler.

Şayet Mars veya Satürn Talih Noktası'nda bulunur ve kavuşum (synodus) yükselenden itibaren beşinci yahut on birinci evde gerçekleşirse, zamansız ve şiddetli bir ölümü netice verirler.

Eğer Mars Ay ile birlikte yükselenden itibaren on ikinci evde yerleşirse, yükselenden itibaren ikinci evde, yani anaphorada Satürn ve Güneş bulunursa, zamansız ve şiddetli bir ölümle can verdirir.

Hatta çoğu kez doğdukları anda annelerinin rahminden parça parça kesilerek çıkarılırlar, bilhassa hepsi aynı derecelerde bulunmuşsa.

Şayet Ay gökyüzünün ortasında (MC) yahut gök dibinde (IMC) bulunursa, bir diğer uğursuz yıldız başka bir köşe noktasında yerleşirse ve başka bir uğursuz yıldız Ay'a karşıtlık açısıyla bakarsa, yahut yükselene benzer şekilde yönelirse, ya da Ay yükselenden itibaren beşinci yahut on birinci evde bulunursa, zamansız ve şiddetli ölümle ölen kimseler meydana getirirler.

Zira böyle doğanlar ya yüksekten atılırlar yahut kendi kendilerini öldürürler.

Ayrıca karşıt konumdaki yıldızın tabiatına ve burcun tabiatına göre ölüm çeşitleri tamamlanır.

Şayet Ay yükselenden itibaren sekizinci evde bulunursa, Mars ise kendi evinde yerleşip yükselende derece bakımından tam olarak bulunursa ve onunla birlikte Venüs, Merkür ve Güneş'in hepsi eşit ya da yakın derecelerde birleşirse, Ay'ın kavuşumunu da derece bakımından tam olarak Mars yahut Satürn karşılarsa, vahşi hayvanların dişleriyle parçalanarak can verirler.

Şayet Ay ışığını yitirmiş halde yükselenden itibaren sekizinci evde bulunursa, ona Satürn herhangi bir ışın saçımıyla bakarsa yahut onunla birlikte bulunursa, zamansız ve şiddetli ölüme uğratır, öyle ki sulara gömülerek sefilce bir ölümün helakine duçar olurlar.

Şayet Ay batışta bulunur, Satürn ise yükselenden itibaren altıncı evde olursa, yahut Talih Noktası Satürn'ün evinde veya Ay'ın evinde bulunursa, dizanteriden helak ederler.

Şayet Ay yükselende bulunur, Satürn ise Merkür ile birlikte yükselenden itibaren yedinci evde yerleşirse, ahmak, mıymıntı, budala ve saralı kılarlar.

Fakat bu nizam kurulmuşken Mars herhangi bir köşe noktasında bulunursa, budala, saralı ve fakat zamansız ve şiddetli ölümle ölen kimseler meydana getirirler.

Eğer Satürn yükselenden itibaren üçüncü yahut dokuzuncu evde bulunur ve Mars ona kare açı ile bakarsa, büyük işlerin yahut büyük vazifelerin başına geçirirler, ancak kendileri tarafından toplanan her ne miras varsa dağılıp gider.

Ayrıca çok büyük hastalıklara müptela olurlar ve gurbet ellerde bulunurken pek çok kötülüğün pençesine düşerler, bazılarının ana babalarını sakat bırakırlar, yahut muhakkak ki zamansız ve şiddetli ölümle helak ederler.

Şayet Merkür bunlardan biriyle bulunursa ve Ay da ya onlarla birlikte olursa yahut onlara kare açı (quadratus) veya karşıt (diametra) ışınla bakarsa, mabetleri soyan saygısız kimseler, haydut reisleri ve katiller meydana getirir, fakat bunlar fena bir ölümle yok olurlar.

Şayet Güneş, Satürn ve Merkür gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, gizli mektuplardan, sahte resmi evraktan veya tağşiş edilmiş paradan ötürü itham tehlikeleri doğururlar.

Şayet Mars bunlara kare açı veya karşıt ışınla bakarsa yahut kendileriyle birlikte bulunursa, haydutlar ve katiller, bununla birlikte sürgünler ve firariler var ederler.

Şayet bunlar böyle dizilmişken Jüpiter başka bir köşe noktasında (cardo) bulunursa, muayyen bir vakit sonra bu felaketlerden kurtulup büyük bir iktidarın lütfuna eriştirilirler.

Şayet bütün bunlar bu haldeyken Ay, ya köşe noktalarından birinde yahut ardıl (anafora) veya düşüşteki (epicatafora) yerlerde bulunursa, bütün bunlardan sonra gayritabii bir ölümle (biothanata mors) ölürler. Şayet Merkür ve Satürn yükselenden (horoscopus) itibaren altıncı veya on ikinci evde (locus) yerleşmiş bulunurlarsa, faydasız ve sefil hesapların başına geçirilirler, fakat bunlar mezkûr kimseleri her hususta daima ağırkanlı ve dermansız kılarlar.

Şayet Mars bunlara kare açı veya karşıt ışınla bakarsa, günahkâr haydutlar, yalancı şahitler, gammazlar ve yakınlarını satan hainler meydana getirirler.

Nitekim bazıları köleler yahut mahkûm edilmiş kimseler sebebiyle tehlikelere veya zindanlara atılırlar, bilhassa Mars Ay'a herhangi bir ışınla bakarsa bu vuku bulur.

Şayet Satürn yükselenden itibaren sekizinci evde bulunursa yahut yükselenin ardılında yerleşmiş olursa, Ay ise ardıllarda veya düşüşteki yerlerde yerleşmiş bulunur ve Mars da yükselenden itibaren yedinci evde bulunursa, her türlü dini kaygıdan uzak kalırlar.

Şayet bütün bunlar böyle tertip edilmişken Satürn ve Ay bunların kare açılı veya karşıt konumlarında bulunursa, mabet hırsızları var ederler, lakin bunlar bu fiillerinden ötürü alenen infaz edilirler.

Eğer bütün bunlar bu şekilde tertip edilmişken Jüpiter ve Venüs onlarla birlikte bulunursa, rahipler, peygamberler ve mabet bekçileri [neokoros, Yunanca] meydana getirirler, fakat bunlar da gayritabii bir ölümle can verirler.

Şayet Ay batışta Mars ile birlikte bulunursa, öyle ki derecelerde Mars önde gelsin, Satürn ile Merkür ise göğün dibinde (IMC) birlikte yerleşsin, gayritabii ölüme maruz kalan kimseler meydana getirirler. Lakin ölümün nevi burçların tabiatına göre anlaşılır.

Gündönümü burçlarında (tropicis signis) veya su burçlarında yerleştiklerinde, ya istiska illetine duçar ederek can alırlar yahut dalgalara ve nehirlere batırıp boğarlar.

Çift bedenli burçlarda veya sabit burçlarda bahsettiğimiz şekilde yerleştiklerinde ise saralılar meydana getirirler, lakin bunlar da gayritabii ölümle can verirler.

Şayet Jüpiter ve Venüs bunlara herhangi bir taraftan bakarsa, evvelki uğursuzluğun vahameti hafifler.

Mahkûmlar Hakkında

Şayet zaruret yeri Merkür'ün evinde (domus) bulunur, Ay da Satürn'ün yahut Mars'ın evinde bulunursa ve Mars yahut Satürn Merkür'e kare açı veya karşıt ışınla bakarsa yahut onunla birlikte bir köşe noktasında yer alırlarsa veya köşe noktalarının ardıllarında yahut düşüşteki yerlerinde bulunurlarsa ya da yükselende, Talih yerinde veya zaruret yerinde bulunurlarsa, her türlü mahkûmiyete sebep olurlar.

Şayet zaruret yeri Merkür'ün veya Ay'ın evinde bulunursa, yahut Mars'ın ya da Satürn'ün evinde bulunur ve mezkûr yer doğum haritasının (genitura) herhangi bir köşe noktasında tamı tamına yerleşirse ve bahsini ettiğimiz bütün bu yıldızlardan biri ardıllarda veya düşüşteki yerlerde bulunursa, benzer surette mahkûm kılarlar. Mahkûmiyetler ise maden ocağı, amelelik, sürgün ve gladyatör oyunlarıdır.

Bununla birlikte zaruret yeri zikrettiğimiz yıldızların evlerinde bulunur, bunlardan bazıları ardıllarda yahut düşüşteki yerlerde olup diğerleri de köşe noktalarında bulunursa, adil bir mahkûmiyet tehlikesine uğratırlar.

Şayet bütün bunlar dediğimiz gibi dizilmişken gökyüzünün ortasında bulunan Jüpiter uğursuz yıldızlara elverişli bir ışınla kavuşursa, bütün mahkûmiyetlerin vahametini hafifletir.

Zira o vakit muayyen bir müddet sonra mezkûr mahkûmiyetlerden kurtulurlar, imparatorun hükmüyle hem itibarlarına hem de vatanlarına iade edilirler.

Fakat bütün bunlara Jüpiter'in şahitliği menedilmişse, adil surette mahkûm edilen kimseleri ağır bir cezaya maruz bırakırlar.

Zaruret yerinin içinde bulunduğu burcun yöneticisi Mars'ın, Satürn'ün yahut Merkür'ün evinde bulunarak yükselende veya zaruret yerinde yerleşirse, mahkûmiyete hükmettirir.

Zaruret yeri de kendi yöneticisiyle birlikte evvelce zikredilen yerlerde bulunursa, keza mahkûmiyete hükmettirir.

Zaruret yeri Merkür'ün evinde bulunur ve Merkür de herhangi bir köşe noktasında yerleşmiş olursa, Mars ile Satürn ise köşe noktalarının ardıllarında veya düşüşteki yerlerinde bulunursa, mahkûmiyete uğratırlar.

Eğer bütün bunlar dediğimiz şekilde dizilmişken Ay da köşe noktalarında yahut köşe noktalarının ardıllarında veya düşüşteki yerlerinde bulunursa, mahkûmlar gayritabii bir ölümle ölürler.

Zaruret yeri benzer biçimde Merkür'ün evinde bulunur ve Merkür Satürn'ün evinde veya köşe noktalarının ardıllarında ya da düşüşteki yerlerinde bulunursa, Mars ile Satürn köşe noktalarında tamı tamına yerleşmişken ve Jüpiter de bunlara bigâne kalmışken, adil bir mahkûmiyet kararı herkesin rızasıyla tefhim edilir.

Zaruret yeri Talih yerine düşerse yahut Talih yerinin yöneticisi zaruret yerinde bulunursa veya zaruret yerinin yöneticisi Talih yerinde bulunursa, adil bir mahkûmiyet hükmünün verilmesine sebep olurlar.

Hadımlar ve Çift Cinsiyetliler Hakkında

Şayet Güneş ve Ay dişil burçlarda bulunur, ya birlikte yerleşir yahut farklı mevkilere konur ve dişil burçta yerleşen Venüs de köşe noktalarından birinde bulunursa, Ay ise

Firmicus Maternus, Mathesis

...ve Mars herhangi bir köşe noktasında (cardo) derece derece yerleşmişse, hadımlar veya erdişiler meydana getirirler.

Şayet Güneş ve Ay bahsettiğimiz surette eril burçlarda bulunursa ve Venüs de bir eril burçta yer alırsa, şayet bu bir kadının doğum haritası (genitura) ise, erkek tabiatına bürünmüş, erkekler misali kadınlarla cima etmeyi arzulayan kadınlar doğar.

Venüs Merkür'ün evinde (domus), Merkür de Venüs'ün evinde bulunursa veya bu durumu kendi sınırlarında (fines) gerçekleştirirlerse, Ay ise Başak'ta, Oğlak'ta, Boğa'da ya da Aslan'da yerleşmişse, diğer eril yıldızlar dişil burçlarda, dişil yıldızlar ise eril burçlarda bulunursa, iki biçimli kimseler ve erdişiler dünyaya gelir.

### Lekeli Kimseler Hakkında

Merkür ve Venüs birlikte Koç'un otuzuncu derecesinde yerleşmişlerse, ağızlarıyla kirlenen habis kimseler yaratırlar. Lakin Venüs ve Ay da herhangi bir burcun otuzuncu derecesini tutar, birbirlerine kare açı (quadratus) veya karşıtlık (oppositio) ile bakarlarsa, bu cürümlerin gizlice işlenmesine sebebiyet verirler. Şayet Ay ile Venüs'ün otuzuncu derecesini işgal ettikleri o burçların yöneticileri bu burçlara herhangi bir ışın saçımıyla (radiatio) bakarsa, bu cürümleri haya duygusundan yoksun biçimde, alenen icra ederler.

### Kısırlar ve Sineydler Hakkında

Mars ve Venüs sabah doğuşunda (ortus matutinus) eril bir burçta birlikte bulunurlarsa, erkekleşmiş ve kısır kadınlar meydana getirirler. Lakin erkeklerin doğum haritalarında akşam doğuşunda (ortus vespertinus) dişil burçlarda bir arada yerleşirlerse ve Satürn onlara herhangi bir ışın saçımıyla bakarsa, mabet ilahilerine hizmet eden sineydler (cinaedi) ortaya çıkarırlar. Bu yıldız kavuşumu (coniunctio) Koç veya Oğlak burcunda vuku bulursa, şehvet düşkünlüğünün bu marazları daha şiddetli hüküm sürer.

Lakin Venüs'e [Satürn veya Mars] karşıt veya kare ışın saçımıyla bakar ve tüm bunlardan Jüpiter'in tanıklığı mahrum kalırsa, kadınların doğum haritalarında fena mizaçlı kimselerin doğacağını, erkeklerin doğum haritalarında ise hadım edilmiş Gallos rahipleri ve sineydler olacağını bildir.

Ay Satürn'e karşıt ışın saçımıyla bakarsa, Mars ise bu ikisini kare açıyla, Venüs'ü ise karşıtlıkla görecek şekilde yerleşirse ve bu dört gezegen kendi evlerini karşılıklı değiştirmiş bulunurlarsa, kadınları kısır ve erkek tabiatlı, erkekleri ise sineyd kılarlar.

Satürn de Ay ile birlikte tek bir burçta, burcun aynı derecesinde yerleşirse sineydler var eder. Ay ve Venüs de aynı derecede yerleştiğinde sineydler meydana getirir, Venüs ile Güneş de yükselenden (horoscopus) itibaren sekizinci evde yer aldıklarında sineydler doğururlar. Merkür ve Venüs kötücül yıldızların (stellae malivolae) evlerinde yerleşmişse, Mars ve Satürn de Venüs'ün evinde bulunuyorsa, aynı durumu benzer bir veçhiyle meydana getirirler.

Bu hükmü derece hesabıyla kavrayabilmen için kısaca izah edeyim, Ay'dan Venüs'e kadar say ve yükselenden itibaren de o kadar ilerle. Sayı bir dişil burca düşerse ve Ay da dişil bir burçta yirmi beşinci dereceden otuzuncu dereceye kadar yerleşmiş bulunursa, bu marazı gizlice icra eden sineyd erkekler bulursun, kadınlar ise benzer biçimde fahişe olur.

Önceki sayı mevcutken Venüs'ten Ay'a kadar say ve yükselenden itibaren de o kadar ilerle, şayet sayı dişil bir burca rastlarsa, erkeklerin bu şehvet cürümleriyle ifşa olacağını söyle. Kadınlar için de aynı hükmü bildireceksin.

İki sayı bahsettiğimiz üzere tâyin edildiğinde, Ay ve Venüs dişil burçlara yerleşmiş ve burçların son derecelerinde bulunuyorsa, önceki sayılar da dişil burçlarda yer aldığında, bu rezillikleri umumi bir leke ile açığa vururlar.

Şayet Venüs Ay ile birlikte olmayıp akşam doğuşunda bulunur ve dişil bir burcun son derecelerine yerleşmiş olarak, burcun son derecelerindeki Ay'a kare ışın saçımıyla bakarsa, bu şehveti daima gizlice sürdüren sineyd erkekler ve fahişe kadınlar var eder.

Önceki hesaptan dişil burçlar elde edersen ve durum anlattığımız gibiyken dişil bir burçta bulunan Satürn, Ay'a veya Venüs'e kare ışın saçımıyla bakarsa, çirkin ve yoksul sineydler yaratır.

Bütün bunlar zikrettiğimiz üzere tertip edilmişken Mars Satürn ile birlikte bulunursa, uzuvları kesilmiş Gallos rahipleri meydana getirir.

Her şey anlatıldığı şekilde düzenlenmiş ve her iki sayı da derece esasına göre toplanmışken, son derecelerde bulunan Venüs Satürn ve Mars'a bakarsa, mabet vazifelerinin emanet edildiği talihli sineydler var eder veya asil kadınların fahişelik ayıplarına bulaşmasına yol açar.

Mars, Merkür, Venüs ve Ay gündönümü burçlarında (signa tropica) ya bir arada bulunur ya da birbirlerine kare ışın saçımıyla bakarlarsa fahişeler meydana getirirler, fakat onların meşgaleleri burçların çeşitliliğine göre değişir. Nitekim belirttiğimiz gibi dişil burçlarda bulunurlarsa fahişeler, eril burçlarda bulunurlarsa erkekleşmiş kadınlar var ederler. Ay, Mars ve Venüs ile birlikte...

VII 25, 8—14

yükselende (horoscopus) bulunmuşsa ve Güneş yükselenden itibaren on ikinci evde (domus) yerleşmişse, Satürn ise yükselene kare açı (quadratus) yahut karşıtlık (oppositio) ışınımıyla bakmaktaysa, hadım edilmiş galluslar [kendilerini hadım eden Kybele rahipleri] ve sefihler meydana getirir, fakat bu durum, şayet hepsinden Jüpiter’in tanıklığı eksik ise vuku bulur.

Şayet Venüs ile Satürn ya bir arada bulunurlarsa ya da birbirlerine kare açı ışınımıyla bakarlarsa yahut Güneş’in ışınları altında gizlenmiş olurlarsa ve Ay dişil burçlarda yerleşip yükselen de dişil bir burca konulmuşsa, gizli sefihler meydana getirirler.

Fakat Satürn ve Venüs sabah doğuşunda (ortus matutinus) yerleşmişlerse, bu şehvet lekesi içinde alenen rezil olmalarına yol açarlar.

Şayet Mars akşam doğuşunda (ortus vespertinus) bulunup onlara kare açı yahut karşıtlık ışınımıyla bakarsa, aleni sefihler meydana getirir.

Fakat bütün bunlar dediğimiz şekilde dizilmişken Mars köşe evlerde (cardines) bulunursa, hadım edilmiş galluslar peydahlar.

Şayet bir kadının doğum haritası (genitura) söz konusu ise ve bütün bu yıldızlar dediğimiz gibi eril burçlarda yerleşmişlerse, şehvet düşkünü bir kadın-erkek (virago) meydana getirirler.

Genel olarak, şayet Ay, Güneş ve yükselen Oğlak’ta yahut Koç’ta yahut Boğa’da yahut Aslan’da bulunur ve bu burçların ön yüzünde yahut sırtında yer alırlarsa, bedenin aşırı derecede kadınsılaşmasıyla birlikte her türlü şehvet murdarlığına hükmederler.

Her doğum haritasında, şayet Ay Aslan’ın kuyruğunda bulunursa, tanrıların anasının teflerine hizmet eden sefihler meydana getirir. Fakat Aslan’ın yüzünde yahut Oğlak’ın yüzünde yahut Koç’un yüzünde yahut Boğa’nın yüzünde bulunursa, hem kadınları hem erkekleri murdarlığın her türlü illetine sürükler.

VII 25, 15—21

Fakat bu burçlarda bulunan Ay’a, Satürn ve Venüs birlikte yerleşip, yani doğum haritasının yedinci evinde bulunarak kare açı ışınımıyla bakarlarsa, sefihler meydana getirirler. Şayet bunlara Mars da herhangi bir ışınımla katılırsa, onları aleni sefihler kılarlar.

Aynı şekilde Boğa’da yahut Aslan’da yahut Başak’ta yahut Oğlak’ta yerleşmiş olan Venüs’e, Mars ve Satürn herhangi bir ışınımla bakarlarsa, benzer bir sebeple sefihler var ederler.

Şayet gece haritasında Ay, yükselenden itibaren on ikinci yahut altıncı evde bulunursa, gündüz haritasında ise Güneş aynı yerlere yerleşmişse ve gece haritasında Ay Venüs’ün hudutlarında (fines), gündüz haritasında ise Güneş Venüs’ün hudutlarında yer alıp Venüs de yükselenden itibaren yedinci evde yahut gökyüzünün ortasında (MC, medium caeli) kendi hudutlarında bulunursa, sefihler doğar.

Şayet dediğimiz şekilde dizilmiş olan bunlara Mars kare açı yahut karşıtlık ışınımıyla bakarsa, hadım edilmiş galluslar peydahlar.

Yine de her durumda Jüpiter’in tanıklığını ara, zira şayet bu mevcut olursa, söz konusu kusurlar kısmen hafifler yahut gizlenir.

[Hadımlar Hakkında.] Şayet Ay kısır burçlarda bulunursa ve Satürn derece derece (partiliter) onunla birlikte yerleşmişse, Venüs ise bunlara herhangi bir ışınımla bakmaktaysa, ayrıca Satürn Venüs’ün hudutlarında, Venüs de Satürn’ün hudutlarında bulunur ve Jüpiter Ay’a hiçbir ışınımla bakmazsa, hadımlar meydana gelir.

Fakat şayet yersel burçlarda Ay, Satürn ile birlikte dediğimiz şekilde bulunursa, Venüs de Satürn ile hudutları değiş tokuş etmişse ve benzer biçimde Jüpiter’in tanıklığı yoksa, kadınlarla cinsel ilişkide bulunabilen hadımlar meydana gelir.

[Sefihlerin Tespit Edilmesi Hakkında.] Şimdi sana, her türlü şehvet kusurunu doğru hesaplarla bulabilesin diye, şehvet yerini derece derece bildireceğim.

Ay’dan Satürn’e kadar say ve kaç burç bulunursa, yükselenden itibaren yine o kadar say, en son sayı hangi burca denk gelirse, işte o burç sana kusurların ve şehvetlerin yerini gösterir.

Buna göre, şehvet yerinin derece derece düştüğü burç dişil bir burç olursa ve uğursuz bir yıldız bu aynı yere ya kare açı ya da karşıtlık ışınımıyla bakarsa, Venüs de köşe evlerden birinde yerleşmiş bulunursa, sefihler doğar, fakat bunlar gizli kalırlar.

Fakat derece hesabıyla çıkarılan şehvet yeri yükselene göre düşüşteki evlerde (deiecta loca) ve dişil bir burçta bulunursa, her türlü murdarlık lekesiyle kirlenmiş kimseler meydana getirir.

Şayet bu yer dediğimiz gibi yerleştiğinde Ay Balık’ın yahut Oğlak’ın yahut Aslan’ın ilk derecelerinde yahut Boğa’nın son derecelerinde bulunursa, murdar şehvet kusurlarına bulaşmaya yol açar.

Fakat şehvet yeri düşüşteki evlerde yer alıp uğursuz yıldızların tanıklıklarıyla hırpalandığında, Güneş ve Ay yükselene göre düşüşteki evlerde yahut uğursuz yıldızların burçlarında yahut kendi düşüşlerinde (humilitas) bulunurlarsa, her türlü şehvetin murdar kusurlarına bulaşmış aleni sefihler meydana getirirler.

Şehvet yeri Oğlak’ta yahut Koç’ta yahut Boğa’da bulunursa, bu durumlar daha da kuvvetlenir.

Şayet doğum haritasının yöneticisi Venüs olarak bulunur ve yöneticiliğe sahip olarak Mars ile birlikte yerleşirse, yani dişil bir burçta ve yükselene göre düşüşteki evlerde bulunursa, Satürn ise eril bir burçta yerleşip yükselene üçgen açıdan (trinus), `[okunamadı]` ise kare açıdan bakarsa, kendi burçlarında veya kendi derecelerinde yer alıp Ay da düşüşteki evlere yerleşmiş olursa, sefihler doğar.

Ay, Venüs, Mars ve Satürn dişil burçlarda, yani yükselenden (ascendens) düşüşteki evlerde (domus) yerleşmiş olur, birlikte bulunur yahut kare açı (quadratus) yaparlarsa, alenî gulâmperestler meydana getirirler.

Şayet bu sayılanların tümünden yalnızca biri iyi bir konuma yerleşmişse, bu kusurları gizlice icra eden kimseler ortaya çıkarır.

Venüs ile Satürn dişil bir burçta yerleşip yükselene göre yedinci evde bulunursa, Güneş, Jüpiter, Ay ve Mars ise yükselene göre düşüşteki evlerde yer alırsa, şüphe götürmez biçimde gulâmperestler meydana getirirler.

Eğer bütün bu sayılanlar zikrettiğimiz üzere dizilmişken yalnızca Jüpiter başlıca köşe noktalarında (cardines) yerleşmiş bulunursa, yine gulâmperestler meydana getirirler, lakin bunlar en yüksek makamların şerefine erişmiş ve kendilerine krallık hizmetlerinin vazifeleri emanet edilmiş kimseler olurlar.

Bütün bunlar zikrettiğimiz üzere dizilmişken Ay başlıca köşe noktalarında bulunursa, zengin gulâmperestler meydana getirir.

Venüs ile Mars dönencel burçlarda yerleşir, kare açı yahut karşıtlık (oppositio) ışınımıyla birbirlerine bakarsa, bilhassa dişil burçlardalarsa, gulâmperestler meydana getirirler, fakat bunlar mezkûr kusurlara gizlice bulaşan kimseler olurlar.

Şayet durakta (statio) bulunup Jüpiter’in tanıklığı olmaksızın zikrettiğimiz burçlara sahip olurlarsa, kadınları alenî fahişeler, erkekleri ise alenî gulâmperestler kılarlar.

Harflerde Mahir Olanlar Hakkında

Merkür ile Güneş, tek bir burçta eşit dereceler ortaklığıyla birleşecek surette bir arada yerleşir, Ay da onlara herhangi bir ışınımla bakmaz yahut yükselende bulunmazsa, harflerde mahir kimseler meydana getirir.

Şöhretli Gladyatörler Hakkında

Jüpiter herhangi bir burçta Mars’ın hudutlarında (fines), Mars ise Jüpiter’in hudutlarında bulunur, köşe noktalarında yerleşerek kare açı yahut karşıtlık ışınımıyla birbirlerine bakarlarsa ve gündüz doğum haritasında (genitura) Güneş yükselene göre düşüşteki evlerde, gece doğum haritasında ise Ay düşüşteki evlerde yer alırsa, şöhretli gladyatörler doğacaktır.

Atletler Hakkında

Şayet Mars, hangi burçta olursa olsun Merkür’ün hudutlarında, Merkür de benzer biçimde Mars’ın hudutlarında bulunur, Venüs ise bu ikisine herhangi bir ışınımla bakarsa, atletler doğacaktır.

Şayet köşe noktalarında yerleşmiş olurlarsa, bütün mücadelelerin çekişmesinde muzaffer atletler doğacaktır.

Merkür ve Mars, Venüs’ün tanıklığından mahrum kalırsa, zırhlı gladyatörler (hoplomachi) yahut güreş meydanının ya da atletlerin muallimleri doğar, fakat bunlar hiçbir vakit kendilerini müsabakalara atmazlar.

Şayet Mars Merkür’ün hudutlarında, Merkür de yine Mars’ın hudutlarında yerleştiğinde Jüpiter ile Venüs’ün tanıklığı herhangi bir ışınım ortaklığıyla bunlara erişirse, boksörler olacaktır, şayet yalnızca Venüs tanıklık bahşederse, koşucular meydana getirir.

Fakat Talih evi ve amel evi köşe noktasında bulunup yukarıda geçen yıldızlar birlikteliğine katılırsa, bu tesirler daha da kuvvetlenir.

Dava Vekili Hatipler Hakkında

Merkür kendi hudutlarında yahut Mars’ın hudutlarında bulunur, düşüşteki evlerde yerleşir ve Mars da Merkür’ün evinde yahut hudutlarında yerleşerek ona herhangi bir ışınımla bakarsa, dava vekili hatipler meydana getirirler.

Şayet Merkür zikrettiğimiz üzere yerleştiğinde gündüz doğum haritasında düşüşteki evlerde bulunmaz ve köşe noktalarında yerleşen Mars zikrettiğimiz derecelerden ona uğurlu bir ışınımla bakarsa, büyük ve şöhretli hatipler vücuda getirir.

Hekimler Hakkında

Mars ile Venüs tam kavuşumla (coniunctio) birleşip kare açı ışınımıyla birbirlerine bakar ve amelin bulunduğu yere nazar ederlerse, hekimler doğacaktır.

Şayet hudutlarını karşılıklı değiştirirlerse, yani Mars Venüs’ün hudutlarında, Venüs de Mars’ın hudutlarında olur ve bunlara Merkür’ün uğurlu tanıklığı erişirse, zeki hekimler doğacaktır.

Şayet Merkür onlara katılmamışsa, aşçılar doğacaktır.

Musikişinaslar Hakkında

Merkür Venüs ile birlikte yerleşir, ister geceleyin ister gündüzün olsun kendi hudutlarında yahut Venüs’ün hudutlarında bulunursa, çalgıları tatlı nağmelerle icra eden musikişinaslar meydana getirir.

Fakat bir arada bulunmasalar dahi, Merkür Venüs’ün hudutlarında, Venüs ise Merkür’ün hudutlarında yer alırsa, benzer kaideyle aynı neticeyi verirler.

Şayet Venüs Merkür’ün hudutlarında bulunur, Merkür ise yabancı bir burçta yahut yabancı derecelerde yerleşmiş olursa, seslerinde musiki ahengi bulunacaktır, lakin soysuzca bir düşkünlük içinde hor görüleceklerdir.

Bütün harita kısımlarında evvela Talih evini, ardından amel evini araştır, bu yer Talih evinin yükseliminde (anaphora) bulunacaktır.

Böylelikle amel evini bulduğunda, o burcun yöneticisinin de hangi mevkide yerleştiğine bak.

Aynı usulle, Talih evinin bulunduğu burcun yöneticisine de nazar eyle ve onun da hangi mevkide yerleştiğini gör, bunları dikkatli bir hesapla bulduğun vakit, hangisinin daha elverişli yerleştiğine, yani hangisinin bizzat o burcun içinde bulunduğuna bak, şayet her ikisi tek bir mevkide bulunursa, hangisinin daha münasip düştüğüne dikkat et.

Şayet Talih evinde bulunmazlarsa, amel evinde yerleşip yerleşmediklerine bak, şayet bu mevkide birlikte bulunurlarsa, hangisinin daha münasip düştüğünü gör.

Şayet bu mevkide de değillerse, bunlardan hangisinin yükselene köşe noktası ışınımıyla baktığını incele, işte o vakit bu inceleme neticesinde mesleğin ne olacağını izah edebilirsin.

Zira Venüs bu şekilde bulunmuşsa, burçların çeşitliliğine göre ressamlar, sıvacılar, kuyumcular, gümüşçüler ve müzisyenler meydana getirecektir, Jüpiter ise burçların çeşitliliğine benzer şekilde tüccarlar, çiftçiler, tefeciler ve gemi kaptanları var edecektir, Mars hekimleri, berberleri ve sanatı demir yahut ateş cevherinden olan kimseleri yaratacaktır, Merkür kamışla, dille yahut hitabetle vazifelerini icra edenleri, Satürn ise zahmetkeş dalgıçları ve talihsizliğin her türlüsüyle ezilen gemi kaptanlarını ortaya çıkaracaktır.

Fakat bütün bunları, sıklıkla söylediğimiz üzere, burçların çeşitliliğine göre tayin edeceksin. Kararlaştırılan sanatlarda sebat edip etmeyeceklerini bilesin diye, sana bunu kısa bir usulle göstereceğim.

Merkür'ün hangi burca yerleştiğine bak, o burcun yöneticisini araştır, onu bulduğun vakit iyi bir konumda olup olmadığını incele.

Şayet iyi bir konuma yerleşmişse, sanatlarda sebat ederler ve bunlardan pek büyük kazançlar sağlarlar, şayet kötü bir konumdaysa, sanatlarının vazifelerini meyvesiz bir biçimde yürüterek zahmet çekerler ve yorgun düşüp aynı sanatları terk ederler. Şerefimiz Mavortius, bu ilahi sanatın bütün sırlarını vasatlığımız açık izahlarla sana bildirsin diye, bu hususları tikel bir usulün derlemesiyle sana açıkladık.

Fakat bunlar açıklandığına göre, sözün tamamı Barbar Küresi'nin (Sphaera Barbarica) izahına aktarılsın.

SEKİZİNCİ KİTAP

Hayatın bu kısalığında bizim için, şerefimiz Mavortius, topraktan olan bedenin lekesini temizlemekten, mümkünse bütün kusurları yahut hiç değilse pek çoğunu kesip atmaktan ve ruhun bozulmamış, hiçbir cürmün bulaşmasıyla kirlenmemiş ilahiliğini yaratıcımız olan Tanrı'ya geri vermekten gayrı çaba sarf edilecek hiçbir şey yoktur, ta ki ilahi yaratılışı unutan ve şehvetlerin kusurlu tuzaklarına dolanan ruhumuzu, sanki uçurumlardan atılmışcasına helak etmeyelim.

Zira topraktan olan beden, kendi ilahi ruhunu hem sapkın arzuların hazlarıyla zapt edilmiş hem de ayartıcı kandırmacalarla aldatılmış halde kendi geçici zayıflığına daima bağlamak için her gün buna çabalar, öyle ki dibe batmış ve helak olmuş ruh kendi kökeninin ilkelerini asla bulamasın, bilakis daima karanlıklara ve balçığa atılmış olarak kendi azametinin kökeninden bir nevi korkulu gizlenmelerle utanç duysun.

Zira toprağa ait hiçbir şey düşünmemeliyiz, bilhassa Yaratanımız Tanrı'nın ilahi sanatının ölçüsüyle bizi öyle kıldığını bildiğimizde, dik bedenimizin sureti her türlü bayağı alçalıştan uzak tutulmuşken, gözlerin keskinliği açıldığında Güneş'ten, Ay'dan, yıldızlardan ve bütün bunların pek güzel ve ölümsüz meskeni olan âlemden başkasını ilkin görmeyelim diye.

Nitekim doğa diğer canlıları öyle düzenlemiştir ki, toprağa doğru eğilmiş ve geçici bir alçaklığa terk edilmiş vaziyette hem ruh hem de beden bakımından daima yeryüzü hallerine yapışıp kalırlar, bizi ise büyük bir zaruret dengesiyle öyle kamil kılmıştır ki, beden zayıflığı kendisi için başka bir şeyi, ölümsüz ruhun ilahiliğiyse başka bir şeyi talep eder, nitekim canavarlarla ortak göründüğümüz beden, ruha hizmet ederek onun ilahiliğinin buyruğuna daima tabi olsun.

O halde kökenimizin ilkelerini göz önüne alarak ve ruhumuzu kendi azametinin himayesiyle tahkim edilmiş bularak kendimizi öyle donatmalıyız ki, ruh kendi uluhiyetinin kudretiyle kendi başına toparlanıp yaratıcısına layık bir şeyi daima düşünsün ve yapsın, böylece eğitilip biçimlenerek, kökenine geri dönecek olan kişi olarak ölümsüzlüğün doğru ve bozulmamış yolunu bulsun, şaşkın adımlarla, kayan ve titreyen izlerle yeryüzü zayıflığının kusurlarına doğru ebedi yanılgılarla geri yuvarlanmasın.

Bu yüzden şerefimiz Mavortius, açık gözlerle gökyüzüne bak, zihnin bu ilahi eserin pek güzel yapısına daima baksın.

Zira o vakit zihnimiz kendi azametinin hatırlanışıyla biçimlenerek bedenlerin sapkın ayartılarından kurtulur ve ölümlülüğün sıkıntılarından sıyrılarak acele eden bir adımla yaratıcısına yönelir, saatlerin bütün anlarında uyanık ve daima tetikte bir araştırmayla ilahi meselelerden gayrı hiçbir şeyi aramaz.

O halde bu öğretiler bize ilahi ilmin ne kadarcık olursa olsun bir kavranışını bahşedecek ve bizi kökenimizin sırlarına ulaştıracaktır. Zira daima ilahi müzakerelerle meşgul olarak, ruhumuzu semavi güçlere bağlayarak ve onu ilahi ayinlerle başlatıp erdirerek, bütün sapkın heveslerin arzularından ayrılırız.

Bu durum, insan işlerinde kötü yahut uğurlu sayılan her şeyi hiçe sayıp fıtri erdem ve vakarla donanmış ruhumuzu bozulmamış ve el değmemiş olarak kendi kökenine geri vermemizi pek ziyade sağlar.

Zira gelecek sıkıntıları öğrendiğimizde, başımıza gelecek kötülüklerin korkusunu, bunların geleceğini öğrenmiş olmamız sebebiyle zihnin dik başlı cesaretiyle hiçe sayarız, haber verilen kötülük tehlikelerinden dehşete düşmeyiz.

Şayet ruhumuz bunları karşılamak üzere kendi azametinin hatırlanışıyla kendini biçimlendirirse, ne talihsizliğin sıkıntılarına kapılırız ne de makamın alametleriyle böbürleniriz, zira bütün bunların bize kader hükmünün bildirisiyle vaat edildiğini bilmiş oluruz.

Böylece sarsılmaz bir akılla daima donanmış vaziyette ne felaketlerle ezilebiliriz ne de mutluluğun sevinciyle havalara uçabiliriz.

Bu sebeple, bu kitaplarda geriye kaldığına inandığım şeyi açıklamaya gayret edeceğim. Zira sayısız doğum haritasının açıklanması için kendime başka bir zaman ayırdım.

Şimdi bu kitabın başlangıcında, hangi burçların birbirini gördüğünü, hangi burçların birbirini duyduğunu, hangilerinin ise ne gördüğünü ne de duyduğunu söyleyeceğiz. Zira bütün bunlar Barbar Küresi'nin izahına ait olacaktır. Derecelerin ölçülerini de söyleyeceğiz.

Burçların bedenlerinde hangi derecelerin aranması gerektiğini, Yunanlarca eneneconta- [Yunanca] diye adlandırılan doksanıncı derecenin ne iş gördüğünü de buna ekleyeceğiz.

...meris denir, böylece her şey açıklandığında Barbar Küresi'ne (Sphaera Barbarica) ve parlak yıldızların tesirli kudretinin yetkesine daha kolay erişebilelim.

Doksanıncı Derece Hakkında

İlk olarak enenecontameris, yani doksanıncı derece hakkında söz söyleyeceğim.

Bu mesele pek çok kimse tarafından bilinmemekte, pek azı tarafından da üstünkörü ele alınmış görünmektedir, nitekim bana öyle geliyor ki Petosiris dahi bu bahsi kıskanç bir fısıltıyla gizlemek istemiştir. Bütün doğum haritalarında (genitura) doksanıncı derece, keskin bir dikkat ve araştırmayla incelenmelidir.

Zira hayatın sonu, ölüm, talihsizlikler, tehlikeler, saadetler ve doğum haritasının bütün özü bu derecelerden çıkarılır.

Bu sebeple yükselenden (ascendens) başlayarak diğer burçlar boyunca doksanıncı dereceyi ara, bu dereceyi bulduğunda hangi burçta yerleştiğine, yani iyicil bir yıldızın evinde mi (domus) yoksa kötücül bir yıldızın evinde mi bulunduğuna bak.

Ayrıca bu burcun yöneticisinin doğum haritasında nasıl yerleştiğini gör, iyicil yıldızların ve kötücül yıldızların bu dereceye ne derece açı (aspectus) yaptıklarını da dikkatle incele.

Zira bu dereceye bakan her bir yıldız kendi tabiatına göre her şeyi kemale erdirir, şayet yalnızca kötücül yıldızlar olursa mahvederler, şayet iyiciller olursa saadetin en yüce nişanelerini takdir ederler, şayet hem iyicil hem de kötücül yıldızlar birlikte bulunursa, her birinin takdir ettiği şey dengelenir.

Bu derecenin kimin hâkimiyeti ve kudreti altında olduğuna, yani kimin hudutlarında bulunduğuna ve derecenin yöneticisinin hangi mevkide yerleştiğine de bak, böylece yıldızın tabiatından ve mevkinin kudretinden her şeyi açıkça göreceksin.

Zira doksanıncı derecenin içinde bulunduğu burcun tabiatına göre, yıldızların karışımları hem kötü hem de uğurlu olan her şeyi meydana getirir.

Aynı şeyi benzer biçimde Ay üzerinden de araştıracaksın, Ay'ın bulunduğu dereceden başlayarak doksanıncı dereceyi arayacaksın.

Zira bu derecede de her şeyi benzer usullerle çıkaracaksın, yani burcun nasıl olduğu, derecenin niteliği, burcun ve derecenin yöneticisinin kim olduğu, yöneticilerin hangi mevkide yahut hangi burçlarda yerleştikleri, kötücül ve iyicil yıldızların bu dereceye hangi ışınla açı yaptıkları gibi hususları tetkik edeceksin.

Ay büyümekte ise, Mars'ın yahut Satürn'ün bu dereceye ne derece açı yaptığına bak, küçülmekte ise yine aynı şekilde incele.

Zira kötücül yıldızlar doksanıncı dereceye tehditkâr bir ışınla baktıklarında yahut iyicil yıldızlar uğurlu bir şehadetle onu desteklediklerinde, her şeyi kendi tabiatlarının kudretine göre meydana getirirler. Ölümün akıbetini böyle bulacaksın, hayatın intizamını ve doğum haritasının bütün özünü böyle keşfedeceksin.

Birbirini Gören ve İşiten Burçlar Hakkında

Şimdi hangi yıldızların birbirini gördüğünü, hangilerinin işittiğini açıklayacağım. Koç, Aslan'ı görmez lakin onu işitir. Aslan, Koç'u görür lakin onu işitmez.

Koç, Yengeç'i hem görür hem de işitir. Yengeç, Koç'u görmez lakin onu işitir. Boğa, Aslan'ı hem görür hem de işitir, benzer şekilde Aslan da Boğa'yı görür ve işitir. İkizler, Başak'ı görür ve hafifçe işitir. Başak, İkizler'i hafifçe görür lakin bütünüyle işitir.

Yengeç, Terazi'yi hem görür hem de işitir. Terazi ise Yengeç'i görmez lakin işitir. Aslan, Akrep'i ne işitir ne de görür. Akrep ise Aslan'ı hem işitir hem de görür. Başak, Yay'a eğik bir açıyla bakar, lakin onu istekle dinlemez. Yay, Başak'ı hem işitir hem de görür.

Terazi, Oğlak'ı hem işitir hem de görür, Oğlak tarafından da hem işitilir hem de görülür. Kova, Akrep'i görmez lakin işitir. Benzer şekilde Akrep de Kova'yı görmez lakin işitir. Yay, Balık'ı ne görür ne de işitir. Balık ise Yay'ı hem görür hem de işitir. Balık, İkizler'i görmez lakin onları işitir. Oğlak ile Koç birbirlerini ne işitirler ne de görürler.

Kova ile Boğa birbirlerine eğik bir açıyla bakarlar ve işitirler. [okunamadı] İkizler, Terazi'yi hem görürler hem de işitirler.

Benzer şekilde Terazi de İkizler'i hem işitir hem de görür. [okunamadı] Yay ile Aslan birbirlerini hem işitirler hem de görürler. Başak, Oğlak'a bakar gerçi, lakin onu işitmez. Benzer şekilde Oğlak da Başak'ı görür lakin işitmez.

Terazi, Kova'yı görür, fakat kendisi Kova tarafından görülmez, yine de karşılıklı olarak birbirlerini işitirler. Akrep, Balık'ı görür gerçi, lakin onları işitmez. Balık ise Akrep'i görür, lakin işitmez.

Yay ile Koç öyle yerleşmişlerdir ki, birbirlerini ne görebilirler ne de işitebilirler. Fakat Oğlak ile Boğa da birbirlerini ne işitebilirler ne de görebilirler. Kova...

ve İkizler birbirlerini görürler lakin işitme bakımından bütünüyle ayrı düşmüşlerdir.

Balık ve Yengeç ise birbirlerini görmezler fakat işitirler. Düzenlenişin eksiksiz biçimlerini kavraman ve Zodyak (zodiacus) dairesinde burçların nasıl yerleştirildiğini bilmen gayesiyle, bu meselenin gizemlerini ele aldık.

Zira bu on iki burç ne belirli bir düzen ve muayyen bir dereceye göre dizilmiş, ne de sonraki mevkide yükselen burçlar kendilerinden önce gelen yahut sonra gelen burçlara daima bakacak biçimde yerleştirilmiştir.

Bunu sana delillerle değil, bizzat hakikatin kendisiyle göstermek için, İbrahim'in kitaplarından derlenen bu risaleyi neşrettik, öyle ki sözümüz, dile getirdiğimiz bu hususu sarih izahlarla sana bildirsin.

IV. [Koç'un Taksimatı.] Şimdi hangi dereceleri burçların hangi uzuvlarında arayacağını sana bildirmeye gayret edeceğim. Zira otuz derecenin tamamı, burçların bütün gövdelerine taksim edilir.

Böylece birinci derecenin nerede, ikincinin nerede ve diğerlerinin nerede olduğunu bilesin diye, bütün bunları sana veciz bir surette beyan edeceğim. Koç'un 1. ve 2. dereceleri boynuzlarında yer almıştır, 3, 4. ve 5. dereceleri başında, 6. ve 7. dereceleri yüzünde, 8, 9. ve 10. dereceleri ağzında, 11. ve 12. dereceleri göğsünde, 13, 14. ve 15. dereceleri bütün boynunda, 16. ve 17. dereceleri kalbinde, 18. ve 19. dereceleri sağ omzunda, 20, 21. ve 22. dereceleri sol omzunda, karnında ise 23, 24. ve 25. dereceleri bulunur, en arkadaki ayakları 26. ve 27. dereceyi haizdir, böbreklerinde 28. ve 29. dereceleri, kuyruğunda ise 30. dereceyi barındırır.

Böylece otuz derece, Koç'un bütün gövdesine taksim edilir.

[Boğa'nın Taksimatı.] 1. ve 2. dereceler Boğa'nın boynuzlarında teşekkül etmiştir, 3, 4. ve 5. dereceler bütün yüzünde, 6. ve 7. dereceler ensesinde, 8, 9. ve 10. dereceler alnında, 11. ve 12. dereceler kalbinde, 13, 14. ve 15. dereceler omuzlarında, 16. ve 17. dereceler Boğa'nın ön ayaklarında tanzim edilir, 18, 19. ve 20. dereceler karnındadır, 21. derece dizlerindedir, 22, 23, 24. ve 25. dereceler arka ayaklarına yerleştirilmiştir, 26. ve 27. dereceler Boğa'nın cinsel uzvundadır.

Kalçalarda 28. ve 29. dereceler, kuyrukta ise yalnızca 30. derece bulunur. Böylece derecelerin adedi, Boğa'nın bütün gövdesine taksim edilir.

Lakin Yabancı Küre (Sphaera Barbarica) derecelerin düzenini başka türlü tertip etmiştir.

[İkizler'in Taksimatı.] 1. ve 2. dereceler, İkizler'den kuzeye meyledenin başında yer almıştır, 3, 4. ve 5. dereceler mezkûr İkiz'in yüzündedir, 6. ve 7. dereceler mezkûr İkiz'in kalbindedir, 8, 9. ve 10. dereceler göğsünde, 11. ve 12. dereceler ellerinde, 13, 14. ve 15. dereceler ayaklarındadır. Güneye meyleden İkiz'de ise şu dereceleri buluruz. Lakin evvelemirde şunu bilmeliyiz ki, her iki İkiz arasında kalan bu boşluk, İkizler'in 16. ve 17. derecelerini ihtiva eder, 18, 19. ve 20. dereceler cenubi İkiz'in başına yerleştirilir, yüzünde 21, 22. ve 23. dereceler, karnının altında 24, 25. ve 26. dereceler, dizlerinde 27, 28. ve 29. dereceler, ayaklarında ise yalnızca [okunamadı]

Yengeç'in dereceleri buraya kadar taksim edilir. Yengeç'in 1. ve 2. dereceleri başına yerleştirilmiştir, 3, 4. ve 5. dereceleri boynunda, boğazında ise 6. ve 7. dereceleri bulunur, müteakip üç dereceyi gözlerinde buluruz. Kendisinden sıkça bahsettiğimiz Yengeç bulutsusu buradadır.

11. ve 12. dereceler sırttadır, müteakip üç derece ise mideden kasığa kadar uzanır, sonraki üç dereceyi Yengeç'in her iki kolunda buluruz, sonraki yedi derece Yengeç'in sağ ayaklarına yerleştirilmiştir, 26. ve 27. dereceler Yengeç'in sol ayaklarındadır, en uç ayaklarda ise 28. ve 29. dereceler bulunur, kuyrukta yalnızca 30. derece yer alır.

Aslan'ın dereceleri buraya kadar taksim edilir.

1. ve 2. dereceler (partes) Aslan'ın (Leo) başında yer alır, izleyen üç derece hem bütün yüzde hem de burun deliklerinde, izleyen diğer üç derece Aslan'ın ağzına yerleştirilmiştir, kalbinde ise bir o kadar, üçü omuzlarda, üçü ayaklarda, izleyen ikisi karında, 20., 21. ve 22. dereceleri ise sırtta buluruz, göğüste 23. ve 24. dereceleri ararız, izleyen üç derece dizlerde kalır, 28. derece Aslan'ın cinsel uzvundadır (natura), 29. derece böbreklerde, tek başına 30. derece ise kuyrukta bulunur.

Başak'ın Derecelerinin Taksimi

Başak'ın (Virgo) dereceleri şu şekilde taksim edilir, 1. ve 2. dereceler Başak'ın başına yerleştirilir, izleyen üç derece yüzde, 6. ve 7. dereceler ellerde, izleyen üç derece omurgada, 11. ve 12. dereceler kürek kemiklerinde, sırasıyla izleyen üç derece göğüste, 16. ve 17. dereceler sağ memede, izleyen üç derece sağ ayağa yerleştirilir, [okunamadı] 26. ve 27. dereceler sol ayağa yerleştirilir, böbreklerde 28. ve 29. dereceler, bedenin cinsel uzvunda ise yalnızca 30. derece bulunur.

Terazi'nin Derecelerinin Taksimi

Terazi'nin (Libra) dereceleri şu şekilde taksim edilir, 1. ve 2. dereceler başa yerleştirilir, 3., 4. ve 5. dereceler terazinin sol kefesine, 6. ve 7. dereceler terazinin sağ kefesine yerleştirilir, 8., 9. ve 10. dereceler [okunamadı] içine yerleştirilir, 11. ve 12. dereceler terazinin boyunduruğunun (iugum) sol tarafında bulunur, izleyen üç dereceyi boyunduruğun sağ tarafında buluruz, 16. ve 17. dereceler Terazi'nin kalbinde, sırasıyla izleyen dört derece Terazi'nin sağ elinde bilinir, göğüste 22. ve 23. dereceler yerleştirilmiştir, izleyen üç derece onun böbreklerindedir, 27. ve 28. dereceler ayakların uçlarına kadar uzanır. Kalan dereceler 30. dereceye kadar omuzlara yerleştirilir. Bu kısımlarda, yani arka tarafta yeryüzünün teşekkül ettiği söylenir.

Akrep'in Derecelerinin Taksimi

Akrep'in (Scorpius) dereceleri şu şekilde taksim edilir, 1. ve 2. dereceler Akrep'in başına yerleştirilir, izleyen üç derece alında, 6. ve 7. dereceler yüzde, sırasıyla izleyen üç derece boyunda teşkil edilir, bunları izleyen iki derece sırta konur, ardından gelen [okunamadı], izleyen üç derece sırasıyla sağ ele yerleştirilir, sol elde iki derece, izleyen iki derece sağ ayaklara dizilir, sol ayaklarda üç derece, kuzeye doğru uzanan iğnesinde ise son beş derece yer alır.

Yay'ın Derecelerinin Taksimi

Yay'ın (Sagittarius) dereceleri bütün bedeni boyunca şu şekilde taksim edilir, Yay'ın başına 1. ve 2. dereceler yerleştirilir, izleyen üç derece sırasıyla yüze konur, önceki dereceleri takip eden iki derece ise Yay'ın ağzına yerleştirilir, sıradaki üç derece Yay'ın ensesine konacaktır, izleyen iki derece sol elde, diğer üç derece yayda, iki derece ayaklarda ve diğer 3 derece sırtta yer alır, at karnında 2 derece, tırnaklara kadar arka ayaklarda izleyen üç derece yerleştirilir, 26. ve 27. dereceler Yay'ın cinsel uzvuna yerleştirilir, izleyen iki derece sağ ele konur, tek başına 30. derece ise kuyruğa yerleştirilir.

Oğlak'ın Derecelerinin Taksimi

Oğlak'ın (Capricornus) dereceleri bütün bedeni boyunca şu şekilde taksim edilir, onun 1. ve 2. dereceleri boynuzlara yerleştirilir, izleyen üç derece başta, 6. ve 7. dereceler yüze konur, sırasıyla izleyen üç derece Oğlak'ın ağzında teşkil edilir.

Oğlak'ın ağzındaki bu derecelerde şayet bir kimsenin Ay'ı bulunursa, o Ay iyicil gezegenlerin şehadetleriyle bezenmiş olsa dahi, o kimseleri ağızlarıyla murdar, kadınsı şehvetlerin lekesiyle kirlenmiş kılar.

Kadınlar dahi şayet Ay'a bu derecelerde sahip olurlarsa, hayasız bir kirliliğin her türlü illetiyle malul olacaklardır.

Oğlak, Kova ve Balık Burçlarının Derecelerinin Taksimi

XI. derece Oğlak'ın boynunda yer alır, XII. ve XIII. enselerde, sonraki iki derece omuz başlarında, takip eden üç derece ise sırasıyla sağ elde bulunur, bunları izleyen iki derece sırtta, sonraki üç derece karında, bunları takip eden dört derece ise her iki böğürde konumlanmıştır, son üç derece kuyrukta, Oğlak'ın yüzgecinin en ucuna kadar sırasıyla yerleştirilmiştir.

Kova'nın dereceleri bütün gövdesi boyunca şu şekilde taksim edilir,

Başında I. ve II. dereceler yer alır, sonraki üç derece yüzde, VI. ve VII. sırtta, bunlardan sonra gelen üç derece sırasıyla göğüste bulunur, sağ elde ise XI. ve XII. dereceler konumlanır.

Kova'nın bunlardan sonra gelen üç derecesi suda yer almaktadır, XVI. ve XVII. sol ele yerleştirilmiştir, bunları takip eden iki derece [okunamadı], diğer iki derece karında bulunur, sonraki üç derece ise ayakların ucuna kadar uzanır, diğer üç derece böbreklerde, son üç dereceyi ise Kova'nın testisinde buluruz.

Balık'ın dereceleri bütün gövdeleri boyunca şu şekilde taksim edilir,

Lakin bilmeliyiz ki, Balıklar'dan biri güneye, diğeri ise kuzeye yönelmiştir.

Böylece I. ve II. dereceler güneydeki Balık'ın ağzında yer alır, III, IV. ve V. dereceler aynı Balık'ın başına konulmuştur, iki derece gırtlakta, sırayı takip eden üç derece boyunda yer alır, XI. ve XII. dereceler sırt kılçığının nihayetinde bulunur, takip eden üç dereceyi ise sırasıyla aynı Balık'ın sırtı alır. XVI, XVII. ve XVIII. dereceleri Balıklar'ın bağında buluruz.

Kuzeye yönelen Balık'ta ise, XIX. derece başta yer alır, takip eden üç derece göğüste, sıradaki diğer üç derece ensede, en sondaki iki derece ise kuyrukta konumlanır.

Lakin Balık'ın Koç ile Balık arasında kalan son üç derecesini daima koyu bir karanlık bürür.

Bu sebepten ötürü, şayet bir kimsenin bu derecelerde Güneş'i yahut Ay'ı bulunursa ve iyicil yıldızların tanıklığından mahrum kalırsa, ya ebedi bir körlükle ya da gözlerin acınası illetleriyle malul olur.

Bu derece taksimatından hareketle kusurların ve hastalıkların yerini araştırmaya başladığında, bütün bunları pek açık ve son derece kolay bir biçimde bulabileceksin.

Lakin o ilahi Nekhepso, hastalıkların çarelerini bulmak arzusuyla bu mevkiyi araştırmış ve böylesine büyük bir zatın ilahi dehasının elverdiği ölçüde, açık incelemelerle pek titizce izah etmiştir.

Bu kitapların tercümesini başka bir vakit sana, ey iftiharımız Mavortius, bildirmeye gayret edeceğim. Şimdi her bir derecenin ölçülerini izah edeceğim.

Bu izahattan, Zodyak dairesinin bütün ölçüsünü bulabileceksin.

Burçların Ölçüsü ve Büyüklüğü Hakkında

İlahi zihnin gayretinin uluhiyetin bütün sırlarına eriştiğini bilesin diye, sana burçların ölçüsünü ve büyüklüğünü de izah edeceğim.

Zira ölümsüz ruh, kendi celaletinin ilkelerini hatırlayarak bunları öğrenmemiş, bilakis yeniden tanımıştır.

Bir burç için söylenecek olanı, on iki burç üzerinden hesap edeceksin. Bunu yaptığında, Zodyak dairesinin bütün ölçüsü sana ayan olacaktır. Bir burcun bir derecesi yirmi bir bin kırk stadyumdur.

Şayet bu hesabı otuz derece ile çarparsan, bu hesaplamadan bir burcun sahasının altı yüz otuz bir bin iki yüz stadyum tuttuğunu anlayacaksın.

Küre-i Berberi'nin Hükümleri (Apotelesmata Sphaerae Barbaricae)

Şimdi, ey iftiharımız Mavortius, pek çok Grek'e ve bütün Romalılar'a meçhul kalmış, bugüne dek hiç kimsenin dehasının erişemediği bu ilmin en kamil kaidelerini telakki edeceksin.

Zira biri imparatorluğun dümenini tutmuş olan o ilahi zatlar ve en mukaddes dinin rahipleri Petosiris ile Nekhepso dahi, bu ilmin kaidelerine dair her şeyi son derece titiz ve hakiki yorumlarla izah etmiş olsalar da, bizim neşredeceğimiz bu hususu bulamamışlardır. Bu sebeple tertibimizi uzun bir kelam uzatmasın diye, sana vaat edilen eserin sırlarını muhtasaran bildireceğim.

Giriş mahiyetindeki kitabımızda zikrettiğimiz üzere, Zodyak dairesine on iki burç maliktir. Bu burçların yan taraflarına başka yıldızlar bitiştir, fakat bunlar asla başıboş bir seyirle kendilerine tahsis edilen yerleri terk etmezler, bilakis kendilerine tevdi edilmiş sahaları tutarak, feleğin dönüşüyle daima değişmez bir hareket içinde dönerler.

Bunlar burçların komşu mıntıkalarına yerleştirilmiş olup, on iki burçla birlikte doğar ve onlarla birlikte batarlar, hareketlerinin intizamını daima değişmeksizin muhafaza ederler. Lakin kadim devirler bu yıldızlara eski efsanelerin isimlerini vermiştir.

Pek beliğ bir şair olan Aratos bu yıldızların sayısını Yunanca, Caesar ve belagatin iftiharı Tullius ise Latince olarak nazmetmiştir.

Fakat onlar bu yıldızların yalnızca isimlerini ve doğuşlarını bildirmiş, astrolojik hükümlerinin (apotelesma) salahiyetini kaydetmemişlerdir, öyle ki bana kalırsa bu zatlar bunları bir astroloji vukufiyetiyle değil, şairane serbestinin tesiriyle ve fasih bir üslup hevesiyle ortaya koymuşlardır.

Biz ise bütün astrolojik hükümlerin kaidesini tetkik ederek, bu yıldızların da insanların doğum haritalarında pek büyük bir pay sahibi olduğunu gördük.

Böylece vaat ettiğimiz hususu izah etmek üzere, hükümlerin bütün hakikati bir araya getirilebilsin diye hem yerlerini hem de isimlerini söyleyeceğiz.

Bu yıldızlar, sabah doğuşu halindeyken yükselende veya batışta bulundukları takdirde hüküm sahibidirler.

Argo Gemisi'nin Doğuşu Hakkında

Koç'un sağ böğründe, yani Koç'un dördüncü derecesinde Argo Gemisi (Navis) doğar.

Şayet bir kimse bu derece doğarken dünyaya gelirse, yani doğumu bu yükselişe tesadüf ederse, dümenci, gemi kaptanı yahut gemi sahibi olacaktır, lakin ömrü boyunca denizlerde bulunmayı arzu edecek,

Mathesis, Kitap VIII, Bölüm 6-7

Daima meşgalelerle iç içe bulunurlar. Koç burcunun sol tarafında, Koç'un onuncu derecesinde Orion doğar.

Eğer Orion tam derecesiyle yükselende (horoscopus) yahut gökyüzünün ortasında (MC) bulunursa, bedenlerinin çevik hareketliliğiyle dikkat çeken ve zihinleri türlü endişelere dalarak uykusuz düşünceler içinde daima çalkalanan insanlar meydana getirir.

Konutlarını durmaksızın değiştirirler, evlerini ve yurtlarını terk edip dururlar, sabah tebrikleri için herkesin eşiğine koşarak uğrarlar.

Koç'un on beşinci derecesinde, kuzeye doğru Arabacı (Auriga) doğar.

Bu yıldız doğarken dünyaya gelen kimse ya bir arabacı yahut bir at terbiyecisi olur, ya dört atlı arabaların üzerinden sıçrayarak geçer ya da atların sırtında ayakta durup hayranlık uyandıran bir dengeyle kendini taşır ve ata mükemmelen binerek askeri talimleri icra eder. Bu takımyıldız yükselirken Salmoneus ile Bellerophontes'in doğduğu rivayet edilir.

Koç'un yirminci derecesinde, kuzeye doğru, Arabacı'nın taşıdığı Oğlak (Haedus) doğar.

Bu yıldız doğarken dünyaya gelenler, çehreleriyle başka bir şey vadeder, ahlaklarında ise gizlice başka bir şey saklarlar.

Zira çatık kaşlı, uzun sakallı, dik başlı bir çehreye sahiptirler, öyle ki Cato'nun tavrını bütünüyle taklit eder görünürler. Lakin bütün bunları yapmacık bir edayla uydururlar.

Zira tabiatları gereği küstahtırlar, şehvet düşkünüdürler, daima arzuların sapkın ve azgın zevklerine kapılmışlardır ve gizlice aşk hevesleriyle yanıp tutuşurlar.

Ayrıca erdemin her türlü vazifesinden uzak, korkak, aciz ve dövüşün her tehlikesinden dehşetle kaçınan kimseler olurlar. Bunlar çoğunlukla kusurlu şehvetlerin esiri olup, sapkın aşk heveslerine daldıklarından kendi canlarına kıymak zorunda kalırlar.

Bu yıldızın etkisiyle koyun çobanları da doğar, lakin bunlar kaval ile köy ezgilerinin tatlı nağmelerini terennüm eden kimselerdir. Koç'un yirmi yedinci derecesinde Hyades doğar.

Bu yıldız doğarken dünyaya gelen kimse huzursuz, kargaşa yanlısı, halk avcısı olur ve halkı daima çalkantılı isyanlara kışkırtır, avamın zihnini bağırıp çağıran, çılgınca çekişmelerle ateşler, sükûnetin ve barışın düşmanı kesilir, iç ve ailevi savaşları zihninin azgın arzusuyla diler. Fakat bitmek bilmez endişelerinden ötürü çoğu defa çeşitli kazançlar elde eder. Bu yıldız sığır güdücüleri, sürü çobanlarını ve koyun güdücülerini de ortaya çıkarır.

Koç'un otuzuncu derecesinde, ki bu kısım bütün burcu yerin üzerinde daima gösterir, efsane şairlerinin Jüpiter'i besleyici sütüyle emzirdiğini söyledikleri Keçi (Capra) doğar.

Bu yıldız doğarken dünyaya gelenler, zihinlerinin aşırı ürküntüsüyle telaşlı olurlar ve bedenleri aralıksız bir titremeyle sarsılır.

Bunlar hafif sarsıntılarla ezilirler, hafif havadislerin ağır korku hücumuyla sarsılırlar.

Ayrıca her şeyi merak ederler ve söylenmiş yeni ne varsa bunu sabırsız bir iştiha ile arzularlar, öyle ki her yeni ve tuhaf şeyin ardına meraklı bir arzu hevesiyle düşerler.

Bu yıldızların doğuşta ne gibi etkiler meydana getirdiğini anlattığımıza göre, bundan sonra batışta bulunduklarında neye hükmettiklerini söylemek gerekir. Zira ışığın karşıtı karanlık olduğu gibi, yaşamın karşıtı da ölümdür. Dolayısıyla yaşam doğuşta, ölüm ise batışta bulunur.

Böylece, sıklıkla söylediğimiz üzere doğuş yükselende ise, batış yükselenin tam karşısında, yani yükselenden itibaren yedinci evdedir.

Eğer batışta Gemi (Navis Argo) bulunursa yahut batış tam derecesiyle Gemi'ye denk gelirse ve bu eve uğursuz yıldızlar kare açı veya karşıtlık ışınıyla bakarsa, gemi kazalarının acı felaketlerine hükmolunur.

Şayet bu yıldızın, yani Gemi'nin üzerinde Satürn yerleşmiş olursa, denizde ve nehirlerde boğularak feci ölümlerle yok olurlar.

Eğer doğum haritasının (genitura) batışında Orion bulunursa, zihinlerini çeşitli endişelerin daima kemirdiği insanlar doğar.

Bunlar yurttaşları tarafından elçi olarak gönderilip yolculuk esnasında gurbette ölürler, arkalarından yurttaşlarının ebedi onurlar, büstler, kitabeler ve heykeller bahşetmesi ise yeraltı dünyasına götürdükleri nafile bir teselli olur.

Doğum haritasının batışında Arabacı bulunur ve uğursuz yıldızların ışını ona hücum ederse, dört atlı arabalardan fırlatılarak acıklı biçimde parçalanırlar, öyle ki kırılmış bir bedenle acı ölümün ızdıraplarını çekerler, yahut yıldırım çarpmasıyla ansızın gelen bir ölümle yok olurlar, ya çarmıha gerilirler ya da kamusal bir ceza infazıyla bacakları kırılır.

Eğer batışta Arabacı'nın taşıdığı Oğlak bulunur ve Satürn ona kare açı yahut karşıtlık ışınıyla bakarsa, doğanlar hayatın tam o ilk anında ölürler, ya doğumun eşiğinde annenin gücünün tükenmesiyle boğulurlar yahut boğazlarının şişmesiyle kendilerine feci bir ölüm intikal eder.

Şayet Mars bu yıldızla birlikte batışta bulunur ve uğurlu yıldızların her türlü şahitliğinden yoksun kalırsa, [okunamadı] cezalandırılmalarına yahut dehşet verici dinsel törenlerle sunakta kurban edilmelerine yol açar.

Şayet Hyadeler batışta bulunur ve bu konumu uğursuz yıldızların ışını vurursa, ani ve beklenmedik bir ölümle yok oluş hükmolunur.

Zira çalkantılı isyanlarla ezilip ayak takımının rastgele elleriyle parçalanarak can vereceklerdir, öyle ki ölümlerinin müsebbipleri hiçbir vakit ne bulunabilecek ne de söylenebilecektir. Şayet Keçi batışta bulunursa, mülklerinden servet imkânları elde edeceklerdir. Fakat bunlar, çiğnenen dinî vecibeler sebebiyle ağır bir hasede maruz kalacaklardır.

Ayrıca ya gemi kazalarından toplanmış ya da nehirden temin edilmiş bir servete malik olacaklardır.

VII. BOĞA

Boğa'nın altıncı derecesinde Ülker (Pliades) bulunur.

Bunlar yükselirken doğanlar, daima ölçüsüz ve azgın zevklere kapılırlar.

Kokulu yağlara bulanmış ve aşırı şarap düşkünlüğüne kapılmış bu kimseleri arsızlığın kusurları daima öyle yüceltir ki, şölenlerde ve insanların meclislerinde başkalarının kusurlarına acı sözlerin nüktebazlığıyla hücum ederler.

Şüphesiz her türlü şehvet cürmüne meylederler ve iğneli sözlerin ısırıcı nükteleriyle insanları güldürmeye alışkındırlar.

Daima cilalı, düzgün alınlı ve itinalı giysiler içinde hazır bulunurlar, kıvrılmış saçları daima bukleler halinde bükülür, öyle ki çoğu kez başkalarının saçlarını ekleyerek sahte ve yapmacık bir güzellik yalanına başvururlar, türlü türlü boyalarla bütün bedenlerinin suretini yumuşatırlar.

Bunlar kıllarını dökerek bedenlerini kadın bedeninin suretine dönüştürürler, giysileri de kadın süsüne benzeyecek biçimde işlenir.

Bunlar nazikçe yürür, adımlarını çıtkırıldım bir itidal ile askıya alırlar.

Lakin bunları kibir kışkırtır ve bu illete öyle can atarlar ki, bundan kendilerine bir erdem ve talihin en büyük hazzının erişeceğini zannederler.

Daima sevecekler yahut seviyormuş gibi görüneceklerdir ve erkek doğduklarına esef edeceklerdir.

Şayet bu konumu uğursuz bir yıldız güçlü bir ışınla vurursa, ani körlüklerle yere serilirler.

Ülker batarken, yani Boğa'nın altıncı derecesinde iken bu dereceye uğursuzlar tarafından ışın gönderilirse, doğan kimseler deniz kazasıyla can verirler.

Şayet uğurlu yıldızlar uğursuzlarla birlikte eşit bir ışınla bu aynı konuma bakarlarsa, zührevi bir zevkten yahut şölenler ve kadehler arasında aşırı yemekten ötürü kendilerine feryatsız, latif bir ölüm nasip olur.

Yükselen (horoscopus) Boğa'nın tırnağının yarığında bulunur ve uğurlu ile uğursuz yıldızlar bu aynı konuma beraberce, eşit bir ışınla bakarlarsa, bir ressam ortaya çıkarırlar, lakin bu uğraşın şöhretli bir onurla yücelttiği bir kimse olur.

Şayet uğurlu yıldızların tanıklığı olmaksızın bu konuma yalnızca uğursuzlar tehditkâr bir ışınla bakarlarsa, meşhur gladyatörler doğacaktır, lakin bu dövüş tutkusu içinde, sayısız zafer ve pek çok palmiye ödülünden sonra, seyircilerin büyük alkışı ve tezahüratı altında tehditkâr bir kılıçla can verirler.

VIII. İKİZLER

İkizler'in yedinci derecesinde Tavşan (Lepus) yükselir.

Bu yıldız yükselirken doğan kimseler, öylesine bir beden hafifliğine malik olacaklardır ki, koşmaya başladıklarında süratli koşularının hızıyla kuşları dahi aşar gibi görünürler.

Şayet bu konuma Mars bakarsa koşucular yapar, şayet Ay ile Mars birlikte bakarsa boksörler ve kılıç dövüşçüleri, Merkür bakarsa hokkabazlar yahut top oyuncuları, Venüs bakarsa pandomimciler yahut mim oyuncuları yaratır, şayet Venüs ile Merkür beraberce bakarsa, aşırı bir itina gayretiyle yeni sanatlar icra ederler, bilhassa zikrettiğimiz bütün bu tesirlerde (apotelesma) Jüpiter uğurlu bir ışın tanıklığıyla bunlara yardım ederse.

Şayet bu konumu Satürn kare açı (quadratus) yahut karşıtlık (oppositio) ile görürse, kaçakları intaç eder; bunlar uzak diyarlara göçerek ocaklarını gözü kara bir öfke gayretiyle terk ederler.

Şayet Tavşan batışta bulunursa ve daha önceki hükümlerde zikrettiğimiz üzere uğurlu yıldızların ışınlarına malik olursa, hayatın azığı büyük bir zahmetle aranır.

Şayet yalnızca uğursuz yıldızların tanıklığı erişirse, vahşi hayvanlar tarafından parçalanıp tüketilerek can verirler.

IX. YENGEÇ

Yengeç'in birinci derecesinde Boyunduruk Yıldızları (Iugulae) yükselir.

Bunlar yükselirken doğan kimse, her ne kadar dinsiz ve hain olsa da avcılığın her türüne meyleder.

Bu kimse vahşi hayvanları ağlarla tutar yahut çukurlarla aldatır veya türlü korkuluklar ve demirle peşlerine düşer yahut yabani hayvanları yakalamak maksadıyla köpeklerle ormanların kuytularını araştırır.

Bir kadın da bu şekilde doğarsa, bir amazon ruhuyla benzer usullerle bu işleri tamamen denk biçimde yürütür.

Lakin Mars, uğurlu yıldızlarla birlikte bu aynı konuma herhangi bir ışınla bakarsa bunları yapar.

Şayet Satürn bu aynını icra ederse, balıkçılığın her türüne yöneleceklerdir, öyle ki incelikli balık avlarıyla deniz canavarlarını dahi yakalarlar.

Şayet zikrettiğimiz bu yıldız batışta bulunursa ve konuma uğurlu yıldızlar bakarsa, bu şekilde doğan kimse uykusunda can verir.

Şayet Mars bu konumu görürse, gerçi bütün tehlikelere sıklıkla maruz kalır, fakat uykusunda acı bir ölümle boğazlanır.

Yengeç'in yirmi yedinci derecesinde Procyon yükselir.

Bu yıldız yükselirken doğanlar, kendileri avcılık gayretinin her türünden uzak dururlar, lakin avcılar için silahlar yapar yahut tedarik ederler, yani ağlar, av mızrakları, oklar ve bu meşgalenin donanımına ait her ne varsa temin ederler.

Ayrıca yabani hayvanların yataklarını ve gizli sığınaklarını sezgili burunlarıyla takip eden köpekler yetiştireceklerdir.

Şayet bu yıldız batışta bulunursa, Mars da Jüpiter'in uğurlu tanıklığından yoksun olarak bu mevkiye kare açı veya karşıtlık ışınımıyla bakarsa, kudurmuş bir köpeğin ısırığıyla parçalanarak benzer bir cinnet deliliğiyle helak olacaklar, öyle ki suyun görüntüsünden kaçıp kadehlerin her türlü yudumundan dehşete düşerek, kuruyan boğazlarıyla sürekli su arzulamaktan korkacaklar yahut yabani hayvanlara tuzak kurarken bizzat onların ısırıklarıyla parçalanıp dağıtılacaklardır.

X. ASLAN

Aslan'ın birinci derecesinde, Grekler tarafından Seirios [Yunanca] olarak adlandırılan Küçük Köpek (Canicula) doğar. Bu yıldız doğarken dünyaya gelen her kim olursa, dizginsiz ruhunu her türlü uygunsuz cürmün hevesine adayacaktır. Bunlar ayrıca her türlü insanlık zarafetinden uzak, şiddetin her türlü uğraşına istekle bağlanan, öfkeli, gazap dolu, korkunç, tehditkâr ve tüm insanların hem nefret ettiği hem de korktuğu kimseler olacaklardır.

Aynı zamanda cüretkâr, geveze söz bolluğuyla daima kibirli ve düşüncesiz konuşmaları onları her türlü hakarete sevk eden, yeni ve duyulmamış davaların çekişmelerini körükleyen kimseler olacaklardır. Bunların yüreği sık çarpıntılarla atar ve sesleri kuruyan boğazlarıyla köpek havlamasını taklit eder, öyle ki hiddet ve öfkeyle galeyana gelip ya dişlerini gıcırdatırlar ya da birbirine sürterek daima bilerler. Fakat bu mevkiyi Mars görürse, zikrettiğimiz bu hususlar daha da kuvvetlenir.

Bunlar ormanların tenha yerlerinden asla korkmazlar, bilakis tüm yabani hayvanların ısırıklarını gözü kara bir cesaretle hiçe sayarlar, onların başına sıklıkla hem yabani hayvanlardan hem de yangınlardan tehlikeler gelecektir.

Bu mevkiye kötücül yıldızlar ışın salarsa, Ay da Satürn'ü görürken, halkın gözü önünde kafeslerde yabani hayvanlarla dövüşen arenacı avcılar, cüretkâr gladyatörler doğacaktır. Bunlar gladyatör de olurlar. Ayrıca bir tavşanı koşarak yakalayacak kadar beden çevikliğine sahip olacaklardır.

Şayet bu yıldız batışta bulunursa ve Mars ya bizzat o mevkide yer alırsa ya da o mevkiye tehditkâr bir ışınımla bakarsa, kişinin kurtlar tarafından yenilmesine yahut köpekler veya yabani hayvanlar tarafından acımasızca parçalanarak telef edilmesine yol açacaktır.

Aslan'ın otuzuncu derecesinde Kupa (Cratera) doğar. Bu yıldız doğarken dünyaya gelen her kim olursa, sulak ovaları sevecek, çeşmeleri, dereleri veya nehirleri kendi yataklarından başka yerlere akıtacaktır. Bağların hem aşığı hem yetiştiricisi olacak, verimsiz ağaçlara verimli sürgünler aşılayıp kaynaştıran, şimşir ağaçlarını budayarak canavar biçimleri veren yahut asmaları çember gibi bükerek yeşil çardaklar yapan biri olacaktır. Bu kimse şarabı içine hiçbir şey katmadan zevkle içer.

Eğer iyicil yıldızların ışınımı onun eylemlerine hükmederse, sıvı malların ticaretini yapacaktır.

Şayet bu yıldız batışta bulunursa, kötücül bir yıldızın tanıklığı olmaksızın, doğan kişi ziyafetler ve kadehler arasında, ömrünün ortasında ölecektir. Eğer kötücül yıldızların ışınımı erişirse, ya bir şarap fıçısına ya da bir kuyuya batarak boğulup ölecek yahut nehirde, gölde, bataklıkta, denizde veya muhakkak bir havuzda yahut hamam teknesinde ölü bulunacaktır.

XI. BAŞAK

Başak'ın beşinci derecesinde Taç (Corona) doğar. Bu yıldız doğarken dünyaya gelen her kim olursa, türlü türlü sefahat zevkleriyle meşgul, kadınsı zanaatların hevesine düşkün, çiçeklerin ve çelenklerin mucidi, bahçelerin latif hazlarına bağlanan, kokuları, merhemleri ve baharatları düşkün bir arzuyla isteyen, bedenini güzellik cilvesiyle süsleyen, gizlice zina ve gayrimeşru münasebetlerde bulunan, güzel bakirelerin ve oğlanların yatağına şehvetinin taşkın hevesiyle koşan biri olacaktır.

Şayet bu yıldız batışta bulunursa ve Satürn ya bizzat o mevkide olursa ya da başka bir mevkiden bu aynı dereceye tehditkâr bir ışınımla bakarsa, kötücül yıldızlar ölüm hükmü verir yahut kişiyi ilk gençliğinde yok eder. Zira onu kamu cezasıyla vurulmuş, gömülmeden bir kenara atılmış halde yabani hayvanların, köpeklerin veya yırtıcı kuşların ısırıklarıyla parçalanmaya terk eder.

Başak burcunun onuncu derecesinde Başak Yıldızı (Spica) doğar. Spica'nın doğuşunda dünyaya gelen her kim olursa, daima kır işleriyle uğraşacak, emeğin sabrıyla tarlaların sürülmesine bağlanacak ve her yıl yeni tohumlarla ürünlere tazelik kazandıracaktır, hayatın idamesi için ambarlara çokça mahsul yığacaktır. Diğer yıldızların tanıklığına göre ayrıca tatlıcı fırıncılar ve benzerlerini meydana getirir.

Şayet bu yıldız batışta bulunursa, ya sıcakların aşırı hararetiyle yahut geçim darlığıyla ya da bir baskınla huzurları kaçacaktır.

Eğer Satürn bu mevkiye tehditkâr bir ışınımla bakarsa, doğan kişinin sefil bir yoksulluk yükü altında ezilmesine yol açacak, öyle ki hayatı boyunca dökülen paçavralar içinde yarı çıplak kalacak ve onu ömrünün son gününe dek kamusal merhametin desteğiyle yiyecek dilenen biri haline getirerek, hem ruhunun hem de bedeninin azabıyla hayatın mecburi vazifesini tamamlamasına sebep olacaktır.

Şayet Mars bu mevkiye ışın salarsa, zahirenin kesintiye uğraması, kötü idare edilmesi veya hilekâr bir hırsla çalınması sebebiyle, ağır bir cezaya maruz kalacaktır.

hiddetlenmiş halkın hasedinin hışmına uğrayarak darmadağın edilecek ve yurttaşların elleriyle parçalanmış uzuvları, acı bir ölümün korku verici ibretlerini gösterecektir.

XII. TERAZİ

Terazi (Libra) burcunun sekizinci derecesinde Ok (Sagitta) yükselir. Bu burçta doğan kimse, ok atan biri olacak, uçan kuşları maharetinin hususi ölçüsüyle vuracak yahut dalgaların arasından korkusuzca zıpkınla veya mızrakla balıkları avlayacaktır. Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa ve aynı yere uğurlu yıldızlar uğursuzlarla eşit bir ışınımla (radiatio) bakarsa, orduda vazifelendirilip saf tutmuşken, düşmanların amansız yığınları arasında, hadsiz hesapsız düşman kanına bulanmış olarak bizzat hasmın sağ eliyle katledilip ölürler.

Şayet bu yeri Merkür'ün şahitliğiyle yalnız Mars görürse yahut kendisi bizzat bu mahalde bulunursa, başkalarının rızasını kazanmak uğruna satılığa çıkardıkları kanlarını dökerek kendilerini bir ölüm temaşasına satan kimseler meydana getirir. Şayet bunu Satürn yaparsa, yargıcın hükmüyle gladyatör okuluna mahkûm edilirler.

Bu kısımda Styks’in bulunduğu rivayet edilir, yani bu yerin Styks toprağı olduğuna hiçbir şüphe yoktur. İlahi buyrukları ibret alarak korkanlar, gökten düşüp dünyevi bedenlerin idamesine bağlanmış olan bu hal karşısında dehşete düşerler.

Terazi'nin on beşinci derecesinde Oğlak (Haedus) yükselir. Bu burç yükselirken doğan her kim olursa olsun, daima kararsız bir zihne ve endişeli niyetlere sahip olacaktır, muhtelif düşüncelere dolanıp kaldığından huzurlu bir sükûnetin lütfundan asla istifade edemez. Aynı zamanda memurların hizmetine verilecek, kâtip, arşivci olup kamu vergilerinin idaresinde bulunacaktır, lakin ahlaksız adetlere ve ölçüsüz aşk heveslerine kapılmış, şaraba ve ziyafetlere düşkün, kamu işlerine meclislerin zevkini yeğleyen, dans etmeye kabiliyetli ve sahne sanatlarını heveskâr bir gayretle öğrenen biri olacaktır.

Şayet bu burç batışta bulunursa ve uğursuz yıldızlar tehditkâr ışınımlarla bu yere bakarsa, ya uçurumlardan atılır ve böylece can verirler, yahut dans ederken bedenlerinin boşlukta asılı kalıp düşmesiyle feci bir ölüm felaketiyle parçalanırlar, ya da zifiri karanlıkta genç kızlarla yatmanın peşine düşüp sabırsızlığın aşırı ateşiyle kendilerinden geçerek bilmedikleri yerlerde gezinirken yahut kocaların uykusuna pusu kurmak üzere damda beklerken ansızın düşüp ölürler. Şayet uğurlu yıldızlar görürse, nefes darlığından ölürler.

XIII. AKREP

Akrep (Scorpius) burcunun birinci derecesinde Sunak (Ara) yükselir. Bu yıldız yükselirken doğanlar, uğurlu yıldızların şahitliği de varsa, kâhinler, tapınak bekçileri (neocori), fevkalade mukaddes bir dinin rahipleri olacak, ilahi sanatları gayretli yorumlarla açıklayacaklardır.

Şayet bu yıldız batışta bulunursa ve Mars yahut Satürn tehditkâr bir ışınımla aynı yere bakarsa, mukaddesata karşı işlenen bir suç sebebiyle kamu cezasına çarptırılırlar. Şayet bunlara Jüpiter'in şahitliği eklenirse, ya tanrılara kurban edilirler ya da bir din uğruna katledilip ebedi merasimlerle kutsanırlar.

Akrep'in on ikinci derecesinde Sentor (Centaurus) yükselir. Bu yükselirken doğan kimse, ya araba sürücüsü ya at yetiştiricisi ve bakıcısı, yahut muhakkak ki at terbiyecisi veya baytar, ya da atlı muhafız olacaktır. Şayet Mars bu yere uğurlu bir ışınımla bakarsa, süvariler arasında askerlik yaptırır. Eğer Merkür bu yeri görürse, dertli hayvanların şifası için maharetle toplanmış otları muhafaza eden aktarlar meydana getirir.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa ve uğursuz yıldızlar bu yere bakarsa, ya yüksekten atılarak ya dört ayaklı bir hayvanın saldırısıyla ya bir atın çifte atmasıyla ya da attan düşerek ölecektir, yahut arabanın devrilmesiyle atlar tarafından sürüklenip feci bir ölümle parçalanacaktır.

XIV. YAY

Yay (Sagittarius) burcunun beşinci derecesinde Arcturus yükselir. Bu burç yükselirken doğan kimse, dostlarının sırlarını sadık bir ketumlukla saklayan biri olacaktır. Hükümdarın hazineleri yahut halkın hazinesi veya kamu binaları ona emanet edilecektir.

Şayet bu yere uğursuz yıldızlar ışınım gönderirse, ya onlara halkın idaresi emanet edilir ya hükümdar sarayının kapıcıları olurlar ya da sarayda huzura kabul ve karşılama vazifeleri kendilerine tevdi edilen kimseler haline gelirler.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa ve Satürn Merkür ile birlikte herhangi bir ışınımla bu yere bakarsa, ağır bir cürmün hasediyle itham edilen, umumi zindana atılan ve zincire vurulup sefil işkenceler içinde can veren kimseler meydana getirir.

Yay'ın onuncu derecesinde Kuğu (Cygnus) yükselir.

Bu takımyıldız yükselirken doğan kimse ya kuş avlayacak, ya kuş ticareti yapacak, ya hünerli bir gayretle kuşlara insan sesi fısıldayacak ya da özenle yaban güvercinleri besleyecektir.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa, başkalarının muhafazasından kendilerine kazanç imkanları tedarik ederlerken düşmanlarca esaret yükü altında ezilirler ya da yağma hırsızlıkları sebebiyle kamusal ceza ile cezalandırılırlar.

XV. OĞLAK

Oğlak'ın ilk derecelerinde Yılancı (Ophiuchus) yükselir. Bu takımyıldız yükselirken doğanlar, zehirli yılanları iğnelerini yatıştırıp uyuşturarak dize getiren Marsiler gibi olacaklardır.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa ve bu noktaya [okunamadı] herhangi bir ışın saçımı ile bakarsa, zehirli bir yılanın sokmasıyla ölürler. Oğlak'ın sekizinci derecesinde Yunus (Delphinus) yükselir.

Her kim bu takımyıldız yükselirken doğarsa yüzmeye meraklı olacaktır, lakin Satürn'ün tanıklığıyla bir dalgıç, Mars ve Merkür'ün tanıklığıyla ise akrobatlar, sıçrayıcılar, ip canbazları, tramplen göstericileri ya da muhakkak ki seyir çeviklikleriyle göze çarpan denizciler olacaktır. Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa ve bu noktaya Satürn tehditkar bir ışın saçımıyla bakarsa, denizde veya nehirde fırtınalar ve anaforlarla boğulacaktır. Oğlak'ın onuncu derecesinde Çalgı (Lyra) yükselir.

Her kim bu takımyıldız yükselirken doğarsa hakka ve doğruluğa düşkün, her türlü adalet vazifesine yatkın, kamu mahkemeleri ve soruşturmaların kendilerine emanet edildiği suç intikamcıları olacaklardır.

Şayet bu noktaya Satürn herhangi bir ışın saçımıyla bakarsa, kötü insanları kontrolsüz bir arzunun şevkiyle kovalayan işkenceciler, cellatlar olacaklardır.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa, özellikle bu noktaya Mars ya da Satürn bakarsa, kamusal işkencelerle parçalanarak veya ateşlerde yakılarak yahut yasal soruşturmada işkence görerek can verirler. Oğlak'ın on beşinci derecesinde Kefeus (Cepheus) yükselir.

Her kim bu takımyıldız yükselirken doğarsa ağırbaşlı, sert, tüm ciddiyet otoritesiyle korku salan, yüz ifadesini daima ahlaki bütünlükten alan ve Stoacı öğretiyi hakiki bir bağlılıkla takip eden kimseler olacaklardır.

Eski zamanlarda Catolar böyleydi, bizim devrimizde ise ciddiyetinin liyakatiyle olağan konsüllük nişanlarını da elde etmiş olan Tullianus böyleydi.

Şayet bu noktada Venüs ve Merkür şahitlik ederse, trajedi sanatıyla şiirleri daima ya okurlar ya da yazarlar.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa, vaktiyle tehlikeye düştükleri kayalıklarda bedenlerinin acı kaybıyla ölürler, ya doğar doğmaz can verirler yahut ensest sebebiyle kamusal ceza ile cezalandırılırlar ve böylece bunlara görülmemiş, işitilmemiş bir ölümün helaki getirilir.

XVI. KOVA

Kova'nın on ikinci derecesinde Kartal (Aquila) yükselir. Bu takımyıldızın yükselişinde doğanlar, insanların katlinden ve ganimetlerden geçimlerini sağlayacaklardır. Yabani hayvanları hem yakalayacak hem de ehlileştireceklerdir.

Bundan başka yiğit askerler olacaklar, savaşların korkulacak taarruzları onların cesareti ve muhafazasıyla yatışacaktır.

Hatta öylesine bir cesarete sahip olacaklardır ki, çıplak bir göğüsle düşmanı takip edecekler, eğer ölümü tereddütsüz bir cesaretle hiçe sayarlarsa bunun kendi şanlarına yarayacağına inanacaklardır.

Şayet bu noktaya uğurlu yıldızlar talihli bir ışın saçımıyla bakarlarsa, vatanlarını kurtaracaklar, başka şehirler de kuracaklar ve hezimete uğratılmış ya da boyunduruk altına alınmış kavimlere karşı zafer kutlayacaklardır.

Şayet Mars ya da Satürn bu noktaya bakarsa, ordu komutanları, askeri tribünler, imparatorların bendeleri ya da kralların muhafızları ve imparatorluk idaresinin yahut silahların muhafazasının emanet edildiği kimseler yapacaktır. Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa, doğanların boğularak ölmesine yol açacaktır. Kova'nın yirminci derecesinde Kraliçe (Cassiepia) yükselir.

Bu takımyıldız yükselirken doğanlar, kuyumcular, altın varakçılar, altın kaplamacılar, yaldızcılar, inciciler olacak ve tüm bu sanatları hünerli bir meşgale ile icra edeceklerdir. Geçimlerinin en büyük dayanağını bu sanatlardan temin edeceklerdir.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa, doğan kimseler ya bir yıkıntı altında can verecek ya da katledilerek öleceklerdir.

XVII. BALIK

Balık'ın on ikinci derecesinde Andromeda yükselir. Her kim bu takımyıldız yükselirken doğarsa, insanlara karşı daima zalimce bir vahşetle saldıracaktır.

Ayrıca ya kamusal cezaların uygulayıcısı, ya hapishane muhafızı, ya da öldürülecek insanların vazifesi kendisine emanet edilen cellat olacaktır.

Şayet bir uğurlu yıldız, uğursuz yıldızlarla birleşerek bu noktayı görürse, onları çalışma kamplarının ya da madenlerin başına yönetici yapar.

Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa ve bu noktaya uğursuz yıldızlar bakarsa, yırtıcı hayvanlara atılmaya ya da çarmıha gerilmeye sebep olurlar.

Şayet uğursuz yıldızlar böyle dizilmişken uğurlu yıldızların lütfu da eklenirse, gladyatör okuluna verilmelerine ya da zincirlerin ebedi bağlarıyla bağlanmalarına yol açarlar. Balık'ın yirmi birinci derecesinde Kanatlı At (Equus) yükselir.

Her kim bu takımyıldız yükselirken doğarsa, gayretli araba sürücüleri, yarışçılar, süvariler, ulaklar, gözcüler, kimi zaman da insanlara ve hayvanlara otlardan şifalı ilaçlar hazırlayan hekimler olacaklardır.

Şayet bu takımyıldız (sidus) kötücül yıldızlarla birlikte batışta yer alırsa, ya bir çifte darbesiyle ya da bir düşmeyle sakatlanacak veya aracın devrilmesiyle, bedenleri sefilce parçalanıp ezilerek can verecektir. Balık burcunun (Pisces) son derecelerinde, Yunanlar tarafından Engonasin [Yunanca] olarak adlandırılan Diz Çöken (Ingeniculus) yükselir. Bu takımyıldız yükselirken doğan kimseler, akıllı, kurnaz, türlü hilelerle donanmış, insanlara çeşitli tuzaklarla saldıran ve dizginsiz bir öfkeyle daima cüretkarlık gösteren yalancılar olacaktır.

Mars ve Ay’ın şehadetiyle birlikte ise ip cambazları, yüksekte yürüyenler ve tel cambazları olacaklardır. Bu takımyıldız batarken doğanlar, türlü tuzaklar sebebiyle tehlikeye düşeceklerdir. Şayet Mars bu konuma ışınlarını gönderirse, diri diri yakılacaklardır.

Balık burcunun son derecelerinde sol tarafta, Yunanların Ketos [Yunanca] dediği Deniz Canavarı (Belua) yükselir. Bu takımyıldız yükselirken doğan kimseler, balıkçı, ancak büyük balıkların avcısı olacaklardır. Nitekim bunlar fokları, köpekbalıklarını, kılıçbalıklarını, ton balıklarını ve timsahları avlayacaklardır. Ayrıca tuzdan ya da salamuradan ve balık sosundan gelen meslekleri icra edecek, bunların ticaretini yapacaklardır. Şayet bu takımyıldız batışta bulunur ve Mars da bu noktaya ışınlarını gönderirse, nehirde veya denizde yüzerlerken timsahlar, köpekbalıkları ve bu türden canavarlar tarafından parçalanıp yutulacaklardır.

Balık ile Koç burcu (Aries) arasında, yani âlemin başlangıcı ile sonu arasında yer alan, tek bir yere sabitlenip bizzat âlemin kutup noktasına yerleştirilmiş olarak âlemin eksenini durmaksızın bir hızla döndüren Kuzey Yıldızı (Septentrio) yükselirken doğan kimseler, vahşi hayvan eğiticileri olacaklardır, yani ayıların, boğaların ya da aslanların vahşiliğini giderip onları insanların arasına karıştıran kimseler haline geleceklerdir. Şayet Kuzey Yıldızı batışta bulunur ve buna Mars da tanıklık ederse, yırtıcı hayvanların pençesinde can vereceklerdir.

En sonda ise iki Ayı arasında yer alan, bir ırmak misali kıvrımlı bükülüşlerle süzülen Yılan (Anguis) bulunur. Bu takımyıldız yükselirken doğan kimseler, yılan oynatıcıları veya zehirlerle ve şifalı otların özleriyle yararlı devalar hazırlamayı adet edinen kimseler olacaklardır. Şayet bu takımyıldız batışta bulunursa, yılan sokmasıyla zehirlenerek veya kesin surette içtikleri bir zehirle öleceklerdir.

Kuğu (Cygnus) da bu burcun payına aittir. Bu takımyıldız yükselirken doğanlar, altının, gümüşün ve diğer maden cinslerinin gizli damarlarını mahir araştırmalarla arayıp bulan maden kaşifleri olacaklardır. Aynı zamanda sikke basıcıları olacaklardır. Şayet bu takımyıldız batışta bulunur ve Mars da tam o mahalde yer alırsa, yahut karşıtlık (diametros) veya kare açı (quadratus) yaparsa, ya evlerinin tutuşmasıyla yanacaklar ya da kamusal bir hükümle intikam alevleri içinde yakılacaklardır.

Şunu da bilmemiz gerekir ki, doğumun tamamlandığı o saatte bir deprem vuku bulursa veya gök gürlerse, doğan kimse daima titrek bir bedenle dengesizleşecek, kararsız adımlarla ve ürkek ayaklarla her an tepesine çökecek damların yıkılmasını hem bekleyip hem bundan korkacaktır. Gözleri parıldayacak, korku dolu bakışlarla her şeyden dehşete düşecek, sözleri belirli bir düzen izlemeyecek, aksine sesin engellenen yankısı titrek bir fısıltı çıkaracak yahut boğazı sıkışarak tam çıkış noktasında kelimeleri daima tükenecektir. Daima göğün gürlediğini, yerin daima sarsıldığını, her şeyin durmaksızın çöktüğünü sanacaklar ve fani yanılgılarla sarsılarak doğru yaşayışın intizamını yitireceklerdir.

İşte şerefimiz Mavortius, Yabancı Küre’nin (Sphaera Barbarica) temel ilkeleri bunlardır, Keldani sanatının öğretisi budur. Şimdi tüm incelemeyi, bir bakıma Myriogenesis’i taklit eden Yabancı Küre’nin sonraki kısımlarına aktaracağım. Zira Myriogenesis her bir dakika için ne bildiriyorsa, biz de her bir derece için aynısını yapacağız. Bu bakımdan, yükselenin göstergesi (gnomon) eksiksizce konulmalıdır ki hakiki derece mahir bir hesaplamayla elde edilip nihai kehanet (apotelesma) güvenilir bir bildirimle sunulabilsin. Aksi takdirde, vadedilen ne varsa bütünüyle kusurlar ve yalanlarla gölgelenir.

Şimdi bu suretle Koç burcundan başlayarak her bir derecenin kuvvetlerini ve bunların nihai etkilerini Yabancı Küre’ye göre bildireceğiz.

KOÇ

Koç burcunun 1. derecesinde yükseleni (horoscopus) bulunan kimseler, şayet iyicil yıldızların ışını ulaşırsa, orduyu daima muvaffakiyetle sevk eden krallar ve komutanlar olarak doğacaklardır. Koç burcunun 2. derecesinde yükseleni bulunanlar, dikbaşlı hırsızlar, daima akıl almaz bir çılgınlıkla zorbalık eden ve meskenlerini yabancı diyarlara taşıyan kimseler olacaklardır. Şayet yükselen bu derecede bulunurken Mars şehadette bulunur ve Ay’ı kare açıdan veya karşıtlıktan görürse, adı geçen cürümleri açığa çıktığında kamusal bir cezayla cezalandırılacaklardır. Koç burcunun 3. derecesinde yükseleni bulunan kimseler, sağır olacaklardır.

VIII, 19, 2–12

...tek gözlü, ahmaklığın sersemletici uyuşukluğuyla bitap düşmüş kimseler olurlar.

Koç burcunun (Aries) dördüncü derecesinde yükseleni (horoscopus) bulunan kimseler hırsız olur ve bu cürüm esnasında yakalanıp öldürülürler.

Koç burcunun beşinci derecesinde yükseleni bulunan kimse, büyük bir halkı yönetir, en mühim meselelerde hüküm verir ve itibarının liyakati sebebiyle emsalinin hepsinin üstüne çıkarılır. Adil, dürüst ve itidalli bir kimse olup atalarının dinlerini büyük bir hürmetle muhafaza eder. Ancak iyiliğin her türlü övgüsüyle donanmış olarak, kendi tabii eceliyle ölür.

Koç burcunun altıncı derecesinde yükseleni bulunan kimse, kralların ve kudretli, ulu yargıçların dostu olur, itibarın seçkin nişaneleriyle donatılır ve şerefin her türlü süsünü üzerinde taşır. Kimisini icra ettiği bir sanatın meziyetleri över, kimisi ise askeri vazifelerin başında bulunur. Lakin bunlar kendi tabii ecelleriyle ölürler.

Koç burcunun yedinci derecesinde yükseleni bulunan kimse, Jüpiter'in tanıklığıyla bir atlet, Mars'ın tanıklığıyla ise kambur ve şiddet yoluyla ölen biri (biothanatus) olur.

Koç burcunun sekizinci derecesinde yükseleni bulunan kimseler, kötücül yıldızların tanıklığıyla, seçkin faziletlerin liyakatiyle ünlenen atletler olurlar. Ancak bunlar, birçok şerefli dereceden sonra şiddetli bir ölümle can verirler. Şayet bu dereceye iyicil yıldızların ışını ulaşırsa, ruhlarında ilahi kudretin en büyük nişanelerini taşıyan biliciler olurlar.

Koç burcunun dokuzuncu derecesinde yükseleni bulunan kimseler, ömürlerinin ilk çağında şiddet yoluyla ölürler.

Koç burcunun onuncu derecesinde yükseleni bulunan kimseler hain, dinsiz ve yalancı yere yemin eden kişiler olurlar, lakin türlü fesat illetleriyle ezilerek ömürlerinin ilk çağında can verirler.

Koç burcunun on birinci derecesinde yükseleni bulunan kimsenin haritasında Jüpiter ya bu derecede bulunur yahut tam derecesi derecesine üçgen açı (trigonus partilis) ışınıyla bağlanırsa, o kimse kudretli, muazzam bir itibarın nişanelerini taşıyan, krallarla veya iktidar sahibi kimselerle sarsılmaz bir dostluk bağı kuran, engin arazilere ve mülklere hükmeden zengin ve refah içinde biri, itibarın tüm şerefiyle taçlandırılmış ve şöhretin hayırlı şahitlikleriyle bezenmiş namlı bir komutan olur. Ancak bu kimse kendi eceliyle ölür.

Koç burcunun on ikinci derecesinde yükseleni bulunan kimsenin haritasında Jüpiter ve Venüs Ay'ın tanıklığıyla bu derecede yer alırsa veya Ay bu dereceyi üçgen ışınla görürse, o kimse asalet parıltısıyla bezenmiş, zengin, itibarın tüm payeleri kendisine kolayca bahşedilen meşhur biri olur, uzun bir ömür sürerek ölür.

Koç burcunun on üçüncü derecesinde yükseleni bulunan kimseler kısır olurlar, arzuladıkları zürriyet kendilerinden daima esirgenir. Ancak bunlar ömürlerinin ortasında vefat ederler.

Koç burcunun on dördüncü derecesinde yükseleni bulunan kimse, taşkın servetlerle donanmış bir tüccar, kamu masalarından büyük servet birikimleri toplayan bir tefeci, herkesçe bilinen ve daima göz önünde olan biri olur. Bu mahal aynı zamanda dokumacıları ya da yün ve erguvan kumaş işleyenleri meydana getirir, yaşlılıkta ölürler.

Koç burcunun on beşinci derecesinde yükseleni bulunan kimse, şehvetin hayasız lekesiyle kirlenmiş, daima murdar rezilliklere bağlanmış ve kamuoyu önünde lanetlenmiş bir meful (cinaedus) olur. Şayet kadın olursa, benzer bir murdarlık şehveti onu da vurur.

Koç burcunun on altıncı derecesinde yükseleni bulunan kimse, bağırsakların dinmeyen ıstıraplarıyla kıvranır ve bu parçalanış içinde can verir. Şayet kadın olursa, doğum esnasında ömrünün son vazifesini tamamlar.

Koç burcunun on yedinci derecesinde yükseleni bulunan kimse, kuşbaz, avcı yahut kuş veya vahşi hayvan besleyicisi olur. Şayet yükselene Mars'ın tanıklığı erişirse, yırtıcılar yahut köpekler tarafından parçalanarak ölür.

Koç burcunun on sekizinci derecesinde yükseleni bulunan kimse, katırcı yahut katır çobanı olur, lakin küçük bir mahluk tarafından, yani zehirli bir örümcek (phalangion), sivri burunlu fare (mus araneus) yahut bir akrep tarafından sokularak ölür. Şayet yükseleni Mars tehditkar bir ışınla görürse, kurt tarafından yenilerek ölür.

Koç burcunun on dokuzuncu derecesinde yükseleni bulunan kimse, ömrün henüz ilk eşiğindeyken vefat eder.

Koç burcunun yirminci, yirmi birinci ve yirmi ikinci derecelerinde yükseleni bulunan kimseye şayet Jüpiter'in uğurlu tanıklığı erişirse ya da Jüpiter'in kendisi bu derecede bulunursa, o kimse zengin, çok sayıda ve seçkin evlatlarla bezenmiş yahut pek çok kardeşin himayesiyle tahkim edilmiş olur. Krallarla veya kudretli kimselerle güvenilir dostluğun meziyetleri bu kimseyi birleştirir. Tanrılara hürmet eden, iyiliğin her türlü övgüsüyle bezenmiş, hayırlı, müşfik, adil, uzun ömürlü, yaşlılığında bahtiyar ve kendi tabii eceliyle ölen biri olur.

Koç burcunun yirmi üçüncü derecesinde yükseleni bulunan kimse, yaralı urların lekesine tutulmuş sıracalı yahut cüzamlı olur.

Koç burcunun yirmi dördüncü derecesinde yükseleni bulunan kimse `[okunamadı]`.

Koç burcunun yirmi beşinci derecesinde yükseleni bulunan kimse, kuyumcu, altın varakçı, mücevheratçı veya bunlara benzer biri olur.

Koç burcunun yirmi altıncı derecesinde yükseleni bulunan kimse, her an boş vehimlerden dehşete düşecek denli korkak olur.

Koç burcunun yirmi yedinci derecesinde yükseleni bulunan kimse, yüncü, ipekçi, dokumacı olur.

Koç burcunun yirmi sekizinci derecesinde...

Koç burcunun yirmi sekizinci derecesinde yükseleni olan kimse, daima helaları ve lağımları temizleyecek yahut yargıcın hükmüyle kamu hizmetine mahkûm edilecektir. Koç burcunun yirmi dokuzuncu derecesinde yükseleni olan kimse berber olacaktır. Koç burcunun otuzuncu derecesinde, yani kuyruğun en ucunda yükseleni olanlar ise mecnun, sara hastası, cinnet getiren ve kısa ömürlü [Yunanca: oligochronioi] kimseler olacaklardır.

XX. BOĞA

Boğa burcunun birinci derecesinde yükseleni olan kimse, ilahi esinle coşmuş bir kâhin olacaktır, ancak tapınaklarda kehanette bulunmayı itiyat edinmiş bir kimse olacaktır. Boğa burcunun ikinci derecesinde yükseleni olanlar dışkı taşıyacaklar, helaları ve lağımları temizleyeceklerdir. Boğa burcunun üçüncü derecesinde yükseleni olanlar, rençperler ve çiftçiler olacaklardır. Boğa burcunun dördüncü derecesinde yükseleni olanlar, kutsal müsabakalarda çelenk nişaneleri kazanan şöhretli sahne sanatkârları olacaklardır. Boğa burcunun beşinci derecesinde yükseleni olan kimse, şayet Mars orada konumlanmışsa yahut tehditkâr bir ışınımla kavuşum yapmışsa, ağır cürümler yahut hiddetler neticesinde ölecektir. Boğa burcunun altıncı derecesinde yükseleni olanlar, her türlü necaset illetine müptela olmuş sefihler, gevşek tabiatlı pasif eşcinseller olacaklar, lakin üzerlerine daima ağır bir rezillik çökecektir. Boğa burcunun yedinci derecesinde yükseleni olan kimse, kurban ciğeri okuyucusu (haruspex), kâhin (augur) ve gözbağcı olacaktır.

Boğa burcunun sekizinci derecesinde yükseleni olan kimse, yeni ve beklenmedik payelerle yükseltilip ansızın ölecektir. Boğa burcunun dokuzuncu derecesinde yükseleni olanlar, bütün kabahatlerin lekesiyle kirlenmiş, yüz kızartıcı ve rezil kimseler olacaklardır. Boğa burcunun onuncu derecesinde yükseleni olanlar, kötü, hasetçi, fesat ve talihsizliğin her türlü meşakkatiyle sarsılan kimseler olacaklardır. Fakat bunlar daima şiddetli ve vakitsiz bir ölümle [Yunanca: biothanatos] can vereceklerdir. Boğa burcunun on birinci derecesinde yükseleni olanların bedenleri kötü hıltlar sebebiyle bozulup şişecek ve bunlar istiska (hidropi) illetinden öleceklerdir. Boğa burcunun on ikinci derecesinde yükseleni olanlar, ateşlerde yanarak helak olurlar. Boğa burcunun on üçüncü derecesinde yükseleni olan kimse, atletlerin amiri yahut güreş mektebinin (palaestra) muallimi olacaktır. Boğa burcunun on dördüncü derecesinde yükseleni olan kimsenin bedeni çirkin kokuların istilasına uğrayacaktır, öyle ki daima teke kokusunun o sefil zehrini terleyecektir.

Boğa burcunun on beşinci derecesinde yükseleni olanlar, yalancı ve hakikatin her türlü sadakatinden uzak kimseler olacaklardır. Aynı zamanda boğazına düşkün, obur ve midenin şehvetine kul köle olmuş kimseler olacaklardır. Boğa burcunun on altıncı derecesinde yükseleni olanlar, her türlü günah ve rezillikle kirlenmiş olacaklardır. Boğa burcunun on yedinci derecesinde yükseleni olanlar, demirci ustaları olacaklardır. Boğa burcunun on sekizinci derecesinde yükseleni olanlar, daima hakir köleler ve fırıncılar olacaklardır. Boğa burcunun on dokuzuncu derecesinde yükseleni olanlar kısır olacaklar ve kendilerine evlat daima esirgenecektir. Şayet Mars bu derecede bulunursa, ya yüksek bir mevkiden düşerek yahut rutubetli bir yerde ya da suda can vereceklerdir. Boğa burcunun yirminci derecesinde yükseleni olanlar, iğrenç bir necasetle kirlenmiş, sefil heveslere hizmet eden pasif eşcinseller olacaklardır. Şayet bu bir kadının doğum haritası (genitura) ise, umumi bir genelevde alenen fahişelik yapacaktır. Boğa burcunun yirmi birinci derecesinde yükseleni olanlar, mızrakla delinerek öleceklerdir. Boğa burcunun yirmi ikinci derecesinde yükseleni olanlar, kambur, maskara ve eceliyle ölmeyen kimseler olacaklardır. Boğa burcunun yirmi üçüncü derecesinde yükseleni olanlar, boğuk sesli muhabbet tellalları, daima leke ve rezillikle kirlenmiş pasif eşcinseller olacaklardır.

Şayet uğurlu yıldızlar bu mahalde bulunursa yahut aynı bu mahalle üçgen açı (trinus) ışınımıyla bakarlarsa, bunlar tragedya oyuncuları, komedya oyuncuları ve borazanlar olacaklardır. Boğa burcunun yirmi dördüncü derecesinde yükseleni olanlar, musikişinaslar olacaklardır. Fakat aynı bu mahalle uğursuz yıldızlar ışınım gönderirse, şiddetli ve vakitsiz bir ölümle can vereceklerdir. Boğa burcunun yirmi beşinci derecesinde yükseleni olanlar, çırpıcılar yahut muhakkak ki berberler olacaklardır. Boğa burcunun yirmi altıncı derecesinde yükseleni olanlar, bir gözlerini kaybettikten sonra ayrıca sağır da olacaklardır. Boğa burcunun yirmi yedinci derecesinde yükseleni olanlar, pandomim oyuncusu lakin pasif eşcinseller olacaklardır. Boğa burcunun yirmi sekizinci derecesinde yükseleni olanlar pek çok şeye malik olacaklar, hadsiz hesapsız kazançlarla elde edilmiş bir servet yığını onlara nasip olacaktır. Lakin ömürlerinin sonraki devresinde sefil düşeceklerdir.

Boğa'nın boynuzları arasında yükseleni olan kimse, kral yahut kumandan olacaktır. Sağ boynuzda yükseleni olan kimse ise, ulu, şanlı, heybetli, kendisine deniz kuvvetlerinin idaresi emanet edilen yahut kara ordusunu sevk ve idare eden bir hükümdar veya kumandan olacaktır. Kimi şehirleri boyunduruk altına alacak, kimilerini ise azat edecektir. Ne var ki bu kimseye zürriyet ebediyen esirgenecektir. Bu kimsenin maiyetinde gayet talihli hadımlar doğacak ve krallığın muhafazası bunlara emanet edilecektir. Pek çok kimseye sayısız ihsanda bulunacaklardır. Bunlar adına heykeller ve kitabeler dikilecek, fakat daha sonra hükümdarın gazabına uğrayarak feci bir ölümle can vereceklerdir. Boğa ile birlikte Gemi (Navis) takımyıldızı da yükselmektedir. Orada yükseleni olanlar, daima neşeli ve sevinçli tüccarlar olacaklardır. Şayet orada uğurlu bir yıldız bulunursa, kudretli gemi sahipleri olacaklardır.

Şayet hem Mars'ın hem de Ay'ın tanıklığı buna dâhil olursa, hem denizde hem karada orduya kumanda edecekler, süvarilerin ve piyadelerin başına geçeceklerdir. Lakin bunlar hükümdarın öfkesi yahut infiali sebebiyle öleceklerdir. Doğrudan bu Gemi takımyıldızında yükseleni olanlar ise gemiciler, dümenciler, tüccarlar yahut gemi inşa ustaları ve mimarları olacaklardır.

XXI. İKİZLER

İkizler burcunun birinci derecesinde yükseleni olanlar, şayet bu derecede Satürn bulunmuşsa yahut Satürn oraya herhangi bir ışınımla bakmışsa, kudretli, ulu, kendi vilayetlerinin ileri gelenleri olacaklar, yurttaşları nezdinde fevkalade bir hürmetle birlikte korku uyandıracaklardır, lakin hükümdarın nihayetsiz infiali neticesinde can vereceklerdir. İkizler burcunun ikinci derecesinde yükseleni olan kimse, şayet Jüpiter orada Satürn ile birlikte bulunursa,

Satürn yerleşmiş olduğunda, bilhassa doğum haritasının (genitura) elverişli yerlerine konulmuş olan Ay ışıkla dolu halde onlara doğru yönelirse, atlı ve yaya ordusuna komuta eden, deniz kuvvetlerinin idaresi kendisine tevdi edilen bir önder olacaktır. Pek çok kimseyi boyunduruk altına alacak, kendisine meçhul yerler görecek, öyle ki uzak diyarlara kadar iktidar nişaneleri dahi uzanacaktır. Şüphesiz adil ve dindar olacak, pek çok kimseye sayısız ihsanda bulunacaktır. Evlat sahibi olduktan sonra kendi eceliyle ölecektir.

İkizler burcunun üçüncü derecesinde yükseleni (horoscopus) olan kimseler, kâhinler veya önderler yahut kutsal törenlerin kralları olacaklardır.

İkizler burcunun dördüncü derecesinde yükseleni olan kimseler, bedenlerinin fevkalade güzelliğiyle göz alıcı olacaklar, beden güzelliği onları krallara sevdirecek, öyle ki kralların arzuları onların aşkıyla daima alevlenecektir.

İkizler burcunun beşinci derecesinde yükseleni olan kimseler, soylu ve mağrur bir kibir ruhuyla yücelmiş olacaklardır.

İkizler burcunun altıncı derecesinde yükseleni olan kimseler, ilahi esinle coşmuş kâhinler [Yunanca] olacaklardır.

İkizler burcunun yedinci derecesinde yükseleni olan kimseler, zindan ve muhafaza yerlerinin bekçileri olacaklardır.

İkizler burcunun sekizinci derecesinde yükseleni olan kimseler, şayet Merkür bu derecede yer tutmuşsa müzisyen, şayet Mars yer tutmuşsa borazancı olacaklardır, lakin bunlar savaşta can vereceklerdir.

İkizler burcunun dokuzuncu derecesinde yükseleni olan kimseler, Mars’ın mevcudiyetinde, sürekli bir talihsizlik yükü altında ezilen kerpiç işçileri olacaklardır.

İkizler burcunun onuncu derecesinde yükseleni olan kimseler, akciğer sancısıyla can vereceklerdir.

İkizler burcunun on birinci derecesinde yükseleni olan kimseler, gladyatörler [hoplomakhos] olacaklardır.

İkizler burcunun on ikinci derecesinde yükseleni olan kimseler, Mars’ın mevcudiyetinde, bir silahın saplanmasıyla can verecekler, kadınlar ise doğum esnasında tükeneceklerdir.

İkizler burcunun on üçüncü derecesinde yükseleni olan kimseler, karınları şişerek istiska hastalığından öleceklerdir.

İkizler burcunun on dördüncü derecesinde yükseleni olan kimseler, Mars’ın mevcudiyetinde, yüksek bir mevkiden düşerek feci bir ölümle can vereceklerdir.

İkizler burcunun on beşinci derecesinde yükseleni olan kimseler, hamam uşakları ve ayak takımından kimseler olacaklardır.

İkizler burcunun on altıncı derecesinde yükseleni olan kimseler, pandomim oyuncusu olacaklar, lakin açık beden güzellikleri onları daima pek çok kimsenin sevgisine mazhar kılacaktır, ancak yumuşak ve narin bir bünyeye sahip olacaklardır.

İkizler burcunun on yedinci derecesinde yükseleni olan kimseleri, bedenlerinin büyüklüğü ve güzelliği dikkat çekici kılacaktır. Şüphesiz haya sahibi ve bu sebeple kralların dostu olacaklardır.

İkizler burcunun on sekizinci derecesinde yükseleni olan kimseler, daima güreş meşklerine vakfedilmiş, atlet çalıştırıcıları olacaklardır.

İkizler burcunun on dokuzuncu derecesinde yükseleni olan kimseler, Mars’ın mevcudiyetinde, demirle katledileceklerdir. Şayet Satürn bu derecede bulunursa, su çekerek aralıksız zahmetlerle yıpranacaklardır. Şayet pullu burçlarda yerleşmiş olan Ay ışıkla dolu halde Mars’a yönelirse veya ışığı eksilmiş halde Satürn’e doğru giderse, cüzzam illetine uğrayacaklardır.

İkizler burcunun yirminci derecesinde yükseleni olan kimseler, Mars’ın mevcudiyetinde, halkın yönetim erkini ellerinde bulunduracaklar ve halka dair yargı yetkisi kendilerine tevdi edilecektir, lakin vahşi ve zamansız bir ölümle [biothanatos] can vereceklerdir.

İkizler burcunun yirmi birinci derecesinde yükseleni olan kimseler, şayet Satürn aynı mevkide bulunursa ve şayet Ay iyi konumlanmışsa, taşkın servetlerle zenginleşmiş, kralların soylu dostu, az evlat babası yahut az kardeşe sahip bir kardeş olacaktır, lakin uzun bir ömrün ardından vefat edecektir.

İkizler burcunun yirmi ikinci derecesinde yükseleni olan kimseler, lirik bir müzisyen olacak, bundan ötürü soyluluğun en yüce nişanelerini taşıyacak ve krallara sarsılmaz bir dostluk bağıyla bağlanacaktır, lakin bu kimse vahşi ve zamansız bir ölümle can verecektir.

İkizler burcunun yirmi üçüncü derecesinde yükseleni olan kimseler, faziletiyle gayretli, cenk meydanında nam salmış ve bu sebeple şöhretin uğurlu şahitliğiyle herkese methedilmiş olacaktır, lakin geride çocuk bırakmadan ölecektir.

İkizler burcunun yirmi dördüncü derecesinde yükseleni olan kimseler, haberciler ve bitmek bilmeyen zahmet yükü altında ezilen kimseler olacaklardır.

İkizler burcunun yirmi beşinci derecesinde yükseleni olan kimseler, Mars oraya yerleştiğinde, karşıt açıdan (diametros) yahut kare açıdan (quadratus) baktığında, yüksekten düşüp helak olacaklar, bacakları kırılarak can verecekler yahut yırtıcı canavarlar tarafından parçalanarak telef olacaklardır.

İkizler burcunun yirmi altıncı derecesinde yükseleni olan kimseler, kâhinler, bağırsak falcıları ve peygamberler olacaklar, lakin krallara sadık bir dostlukla bağlanacaklardır. Şayet Satürn bu derecede bulunursa, sefihler peydahlayacaktır, fakat bunlar kralın gazabıyla öldürüleceklerdir.

İkizler burcunun yirmi yedinci derecesinde yükseleni olan kimseler, mabet hademeleri ve tapınak muhafızları yahut kutsal vazifelere tayin edilenler veya tapınak köleleri [hieroduloi] olacaklardır.

İkizler burcunun yirmi sekizinci derecesinde yükseleni olan kimseler, sara illetine tutulmuş, akıldan mahrum ve kısa ömürlü [oligokhronios] olacaklardır.

İkizler burcunun yirmi dokuzuncu derecesinde yükseleni olan kimseler, kavgacı, çekişmeci [okunamadı]

her daim davalar ve çekişmeler içinde bocalayan fesat kimseler olurlar.

Şayet Mars bu derecede bulunursa yahut mezkûr yere kare açı (quadratus) veya karşıtlık (oppositio) ışınlarıyla bakarsa, köpekler tarafından parçalanarak çocuksuz ölürler. İkizler burcunun 30. derecesinde yükseleni (ascendens) olanlar, Ay da aynı derecede bulunuyorsa, soylu ve tanınmış kimseler olurlar, lakin ömürlerinin ilk çağında vefat ederler.

Şayet yükselen İkizler burcunun son sınırında bulunur ve Mars da aynı yerde yer alırsa, bir vahşi hayvan yahut engerek tarafından vurularak ayaklarını veya uyluklarını kaybederler.

XXII. YENGEÇ

Yengeç burcunun gözleri arasında yükseleni olanlar, kör yahut tek gözlü olurlar.

Yengeç burcunun 1. derecesinde yükseleni olanlar, Ay da aynı derecede yerleşmişse, soylu tüccarlar olurlar, Satürn ışın gönderiyorsa, denizciler, balıkçılar, meyhaneciler, hancılar ve benzeri işlerle uğraşan, her daim hakir ve düşük mertebeli kimseler olurlar. Yengeç burcunun 2. derecesinde yükseleni olanlar, aşırı nüfuz ve soylulukla temayüz ederler, fesatça bir hırs ile başkalarının mülkünü zapt eden zorba kimseler olurlar. Muhakkak ki sayısız yolculuklara çıkarlar, lakin ansızın gelen bir ölümle can verirler.

Yengeç burcunun 3. derecesinde yükseleni olanlar, tek bir mekânda sebat etmeyen zahmetkeş tüccarlar olurlar. Yengeç burcunun 4. derecesinde yükseleni olanlar, düşmanlarıyla her surette daima cenk ederler ve her mücadelede her daim üstün gelirler.

Yengeç burcunun 5. derecesinde yükseleni olanların gözleri taşlaşmış yaralarla dolar. Yengeç burcunun 6. derecesinde yükseleni olanların bakışları daima şaşı bir keskinlikle kayar. Yengeç burcunun 7. derecesinde yükseleni olanların başlarında urlar husule gelir. Lakin şayet Ay yükselene doğru yönelirse, kurnaz ve dinsiz olurlar.

Şayet Mars, Ay’a ve yükselene herhangi bir ışınla bakarsa, eşkıyalık edip gaddarca bir vahşetle saldırırlar. Lakin bunlar ya çarmıha gerilirler yahut kamunun verdiği ceza ile helak olurlar. Yengeç burcunun 8. derecesinde yükseleni olanlar âmâ olurlar. Bu derece, Yengeç burcunun gözleri arasındadır. 4. derecede ise hakkında pek sık bahsettiğimiz bulutsu yer alır.

Yengeç burcunun 9. derecesinde yükseleni olanlar, gemileri tüm engin denizlerde mahir bir sanat idaresiyle sevk eden dümenci denizciler olurlar. Yengeç burcunun 10. derecesinde yükseleni olanlar, her işi tesirli bir münasebetle [okunamadı]

Yengeç burcunun 25. derecesinde doğanlar, Ay orada hazır bulunuyorsa yahut ışınlarını lütfediyorsa, her türlü saadetle payidar olurlar. Lakin bunlar kendilerini gayrimeşru münasebetler ve zinalarla lekelerler, öyle ki gençlikleri övülür, sonraki yaşları ise rezillikle anılır.

Bu derece, kadınların doğum haritalarında (genitura) dahi aynı hükmü verir. [okunamadı]

XXIII. ASLAN

Aslan burcunun 1. derecesinde yükseleni olanlar, boğuk sesli, ağzı pis muhabbet tellalları olurlar. Ağızda bulunan diğer derecelerde de benzer bir kaideyle aynı durum vuku bulur. Aslan burcunun 2. derecesinde yükseleni olanlar, kudretli hükümdarlar olurlar. Lakin Mars yahut Satürn mezkûr yere her ne vakit gelirse, onlar için ağır savaş mücadeleleri alevlenir. Bu derecede, evvelce bahsini ettiğimiz berrak bir yıldız mevcuttur.

Aslan burcunun 3. derecesinde yükseleni olan kimse, pek çok eyaleti kendi erdeminin kudretine bağlayan, çifte hükümranlık sahibi bir kral olur. Lakin bu derecede dahi bu aynı yıldız ışınlarını gösterir. Aslan burcunun 4. derecesinde yükseleni olan avcı olur. Aslan burcunun 5. derecesinde yükseleni olan, atletlerin terbiyecisi yahut yağlayıcısı olur. Aslan burcunun 6. derecesinde yükseleni olan, atlet olarak doğar.

Aslan burcunun 7. derecesinde yükseleni olan, ilahi şairi olur. Aslan burcunun 8. derecesinde yükseleni olan kimse, şayet hayırhah yıldızlar [okunamadı] icra ederse, muteber bir sanat sayesinde meşhur ve soylu olur, [şayet şerir yıldızlar bakarsa], bunlar zenne ve pandomimci olurlar, kadınlar ise iffetlerini rastgele şehvet düşkünlerinin sohbetlerine satan fahişeler olurlar.

Aslan burcunun 9. derecesinde yükseleni olanlar, başkalarının evlatlarını besleyen ebeler olurlar.

Şayet Ay yükselende (ascendens) ışığı büyür halde bulunur ve iyicil yıldızlar da buna tanıklık ederse, kralların yahut kudretli kimselerin evlatlarını besleyip büyütürler. Aslan'ın onuncu derecesinde her kimin yükseleni olursa, soylu bir önder ve okçu olur.

Şayet Mars yükselen derecesine ve Ay'a bakarsa, gladyatör olurlar. [okunamadı]

XXIV. BAŞAK

Başak'ın birinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, şayet Ay dolunay halinde ise yahut yükselene uğurlu bir tanıklıkta bulunursa, büyük bir soylulukla temayüz eder, sonrasında ilim ve edebiyat alanındaki liyakati sayesinde kralın yahut kraliçenin maiyetine girer, pek çok kimseyi kendi idaresi altında tutar. Fakat Mars bu dereceye ışın salarsa, sefih bir cinaedus olur. Nemli yerlerde can verir.

Başak'ın ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci yahut altıncı derecesinde her kimin yükseleni olursa, güzel endamlı rahipler, peygamberler, büyük soyluluklarıyla temayüz eden kâhinler (haruspices), dindar, kudretli ve tanrısallığın en yüce nişanelerine sahip kimseler olurlar.

Başak'ın yedinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, Ay büyürken yahut yükselende yerleşmişken, rahipler, kâhinler, ilahi, dindar, kudretli ve hasımlarını her daim en üstün otoriteyle ezen kimseler olurlar. Şayet Jüpiter ve Mars bu aynı dereceye ışın salarsa, önder olurlar, lakin barbarlara karşı ordu sevk ederken helak olurlar. Fakat Merkür tanıklık ederse, hazine nazırları ve tefeciler olurlar. Satürn bu dereceye ne vakit gelse, büyük bir darlık içine düşerler. Şayet Jüpiter bu derecede yalnız bulunursa, talihin bütün nişaneleri takdir olunur. Şayet ışığı büyüyen Ay ışınlarını Jüpiter'e sunarsa, güzelliklerinin meziyeti vesilesiyle kudretlilerle aralarında sadık bir dostluk bağı kurulur. Şayet Venüs bu derecede bulunursa, kadınları iffetsiz kılar. Şayet yükselen derece tam Spica yıldızının altında olursa, fırıncı olurlar, lakin meslektaşları arasında reislik makamını elde ederler. Şayet yükselen Spica'nın hemen bitişiğinde bulunursa, bahtsız, yoksul ve sefil olurlar.

Başak'ın sekizinci derecesinde, yani bizzat Spica'da her kimin yükseleni olursa, dindar, adil, muhteşem bir soylulukla temayüz etmiş, taşkın servetlerle donanmış ve evlatlarının kutlu nesliyle sevinç bulan kimseler olurlar. Lakin bunlar ileri yaşta ölürler.

Başak'ın dokuzuncu derecesinde her kimin yükseleni olursa, güreşçi olurlar, lakin bütün müsabakalarda zafer taçlarının nişanelerini kazanırlar.

Başak'ın onuncu derecesinde her kimin yükseleni olursa, dizginsiz bir tamahkarlıkla daima murdar kalacak haydutlar olurlar.

Başak'ın on birinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, şanlı bir soyluluğun nişanelerine erişen bir atlet, zengin ve varlıklı kadınların zevcesi olur, lakin şiddetli bir ölümle can verir.

Başak'ın on ikinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, adil, dindar, en yüce itibar nişanelerini taşıyan kimseler olurlar. Peygamberler ve rahipler olurlar. Ya ulu mabetlerin, ya şehirlerin yahut eyaletlerin yöneticileri olurlar. Lakin halkların davaları sıklıkla bunlara emanet edilir. Bununla birlikte evlatlarının talihsizliklerinden ötürü pek büyük kederler çekerler.

Başak'ın on üçüncü derecesinde her kimin yükseleni olursa, kithara çalan saz şairleri yahut ilahi okuyucuları olurlar.

Başak'ın on dördüncü derecesinde her kimin yükseleni olursa, müzisyen olurlar.

Başak'ın on beşinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, zarif ve bakirelerle vuslat peşinde sıkça koşan kimseler olurlar. Uyluklarında bir illet bulunur ve bozulmuş hıltlarla yoğunlaşmış kan onları sıklıkla rahatsız eder.

Başak'ın on altıncı derecesinde her kimin yükseleni olursa, büyük ve pek çok işi çekip çeviren kimseler olurlar. Lakin zamansız ve şiddetli bir ölümle (biothanatos) can verirler.

Başak'ın on yedinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, kamusal eğlencelere tahsis edilmiş gladyatör olur.

Başak'ın on sekizinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, bahtiyar ve en muteber rahipler, alimler, kralların dostları ve kadınlar tarafından daima sevilen kimseler olurlar. Şayet Mars bu derecede yahut derecenin batışında yer alırsa, bir kadın yüzünden kamusal bir cezayla katledilirler.

Başak'ın on dokuzuncu derecesinde her kimin yükseleni olursa, mimar, duvar ustası yahut mermer ustası olur.

Başak'ın yirminci derecesinde her kimin yükseleni olursa, tatlı ses ahengiyle şarkılar terennüm eden müzisyenler, kithara şairleri olurlar. Lakin bunlar hami kimselerin maiyetine girer, bağlılık ve hürmetle daima kendilerine sevgi ve lütuf temin ederler.

Başak'ın yirmi birinci derecesinde, yani en uçtaki ayağında her kimin yükseleni olursa, kendilerini pek çok iş türüne bulaştıran insanlar olurlar. Lakin davalar sıklıkla bunlara emanet edilir. Bazıları ise yargıçların dostluğunu kazanmaya heves eder.

Başak'ın yirmi ikinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, [okunamadı] Başak'ın [okunamadı] en uç sınırındaki derecesinde yükseleni olan kimse bir cinin tasallutuna uğrar. Şayet Mars bu derecede yahut derecenin batışında yer alırsa, korsanlarca esir edilip denizde öldürülürler.

XXV. TERAZİ

Terazi'nin birinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, güzel bir bedene sahip olur, sevimli bir zarafetin lütfuyla donanır. Şayet Satürn bu derecede bulunursa, bütün bedeni tastamam selamette kalır.

Terazi'nin ikinci derecesinde pek çok yıldız vardır ki bunların kimi eril, kimi dişildir. Eril yıldızlarda her kimin yükseleni olursa, tanrıların sırları kendilerine tevdi edilen soylu ilahi okuyucuları olurlar. Dişil yıldızlarda yükseleni olanlar ise daima şehirli bir zarafetle temayüz eden sefihler olurlar.

Terazi'nin üçüncü derecesinde her kimin yükseleni olursa, adil, uzun ömürlü rahipler olurlar.

Terazi'nin dördüncü derecesinde her kimin yükseleni olursa, tatlı sedalı seslerle donanmış müzisyen bir kithara şairi olur.

Terazi'nin beşinci derecesinde her kimin yükseleni olursa, varlıklı ve bol imkana sahip kimseler olurlar, lakin ömürleri boyunca mahkemelerde uğraşırlar.

Terazi'nin altıncı derecesinde her kimin yükseleni olursa, büyük ticaret işlerini sevk ve idare eden zenginler olurlar.

Her kim Terazinin yedinci derecesinde yükselene (ascendens) sahip olursa ve Mars da bu derecede bulunursa, korsanlar tarafından yakalanarak feci bir ölümle ölür ya da büyük vahşi hayvanlar tarafından parçalanır. Terazinin sekizinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, hamamcı veya ayak işlerine bakan hamam hizmetkârı olur. Terazinin dokuzuncu derecesinde yükselene sahip olan kimse, halk arasında tanınan meşhur bir kumarbaz olur, ancak bu derece aynı zamanda kişiyi edebiyatta son derece mahir kılar. Terazinin onuncu derecesinde yükselene sahip olan kimse, kamuoyunun yüz kızartıcı ayıplamasına maruz kalmış bir pasif eşcinsel (cinaedus) olur, şayet bu doğum haritası (genitura) bir kadına ait ise, her türlü dizginsiz şehvet düşkünlüğüne alet olan bir fahişe olur. Terazinin on birinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, istiska (hydropica) hastalığından ölür. Terazinin on ikinci derecesinde yükselene sahip olanlar, herkesin gözü önünde mahkemelerde ve adli işlerde yer alırlar. Terazinin on üçüncü derecesinde yükselene sahip olan kimse, kamusal yargı işlerinin kendisine tevdi edildiği dindar ve adil bir kimse olur ve kral onu her daim dostane bir muhabbetle sever, lakin bu kişi ileri yaşta tabii eceliyle ölür. Terazinin on dördüncü derecesinde yükselene sahip olan kimse, heykeltıraş olur ve tanrıların suretlerini hayranlık verici bir sanat ihtişamıyla vücuda getirir. Terazinin on beşinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, evlatsız ve kısa ömürlü [Yunanca: oligochronios] bir kraliçe olur, zamansız ve feci bir ölümle [Yunanca: biothanatos] ölür. Terazinin on altıncı derecesinde yükselene sahip olan kimse tüccar olur, fakat daima uzak diyarlardan gelen malları taşır. Terazinin on yedinci derecesinde, özellikle de kuzey kısmında yükselene sahip olan kimsenin doğumunda Ay iyi bir konumda ve ışığıyla dolu halde hayırlı yıldızlara doğru ilerliyorsa, bu konum kişiyi kralların edip kâtipleri veya kendilerine resmî metinleri kaleme alma vazifesi verilen, büyük soyluluk şerefiyle temayüz etmiş kimseler haline getirir. Terazinin on sekizinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, imparatorun emriyle çarmıha gerilir veya imparatorun huzurunda işkence görür yahut hükümdarın buyruğuyla asılır, lakin bu durum Mars bizzat bu derecede bulunduğu vakit gerçekleşir. Terazinin on dokuzuncu derecesinde yükselene sahip olan kimse, düşmanların ani bir baskınıyla esir edilir. Terazinin yirminci derecesinde, bilhassa kuzey kısmında yükselene sahip olanlar, sanatlarının şöhretli asaletiyle seçkinleşen hekimler olurlar, şayet Mars bu derecede bulunursa, ölçü ve tartı işleriyle meşgul olurlar, fakat evlatsız ölürler. Terazinin yirmi birinci derecesinde yükselene sahip olanlar, kısa ömürlü geometricalar olurlar. Terazinin yirmi ikinci derecesinde yükselene sahip olanlar, şayet Mars bu derecede bulunursa, yüksek bir mevkiden düşerek ya da uçurumdan yuvarlanarak feci bir ölümle can verirler. Terazinin yirmi üçüncü derecesinde yükselene sahip olan kimse, ya bir kral yahut bir kraliçe olur, ancak geride pek çok hayatta kalan kişi bırakarak kılıçla öldürülür. Terazinin yirmi dördüncü derecesinde yükselene sahip olanlar, gemilerle yabancı diyarların mallarını taşıyan tüccarlar olurlar, şayet Mars bu derecede yahut batışta bulunursa, korsanlara esir düşerek ölürler. Terazinin yirmi beşinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, demirci ustası yahut maden işleriyle uğraşan biri olur. Terazinin yirmi altıncı derecesinde yükselene sahip olan kimse, dokumacı olur, fakat zihni cinnet illetleriyle sık sık sarsılır. Terazinin yirmi yedinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, ıtriyatçı veya buhurcu olur. Terazinin yirmi sekizinci derecesinde yükselene sahip olanlar, zengin din adamları olurlar. Terazinin yirmi dokuzuncu derecesinde yükselene sahip olanlar, her türlü faziletle donanmış, dindar, adil ve iyiliksever kimseler olurlar. Terazinin otuzuncu derecesinde yükselene sahip olanlar, laf kalabalığıyla şişinmiş, yalancı ve geveze kimseler olurlar, şayet hayırlı yıldızlar buraya yerleşmişse, feci bir ölümle can veren, diyar diyar gezen büyük tabipler çıkacaktır. Çoban (Bootes) takımyıldızında yükselene sahip olanlar, Keldani sanatında mahir, ilahi vasıflı astrologlar olurlar.

XXVI. AKREP

Akrebin birinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, gizli acıları sözlerin kudretiyle dindiren bir efsuncu olur. Akrebin ikinci derecesinde yükselene sahip olanlar, fahişelik düşkünlüğünün murdarlığıyla sıkça kirlenen rezil kimseler olurlar. Akrebin üçüncü derecesinde yükselene sahip olanlar, cüce, kambur ve gülünç kimseler olurlar. Akrebin dördüncü derecesinde yükselene sahip olanlar, kralların yahut imparatorların eğlencesine tahsis edilmiş nedim cüceler olurlar. Akrebin beşinci derecesinde, Ay iyi konumdayken yükselene sahip olanlar, seçkin bir akrabalık bağıyla donanmış, soylu, adil ve dindar kimseler olurlar, pek çok evlat sahibi olurlar, fakat bunlar hayatlarının maişetini muallimlikten yahut metin tercümelerinden temin ederler, tahrirat vazifelerini yürüten kral kâtipleri olurlar, kralların sadık dostluğu onları itibarlı kılar. Akrebin altıncı derecesinde yükselene sahip olanlar, zengin ve çok çocuklu kâhinler olurlar, ancak ekseriyetle kralların gazabından ötürü hayatlarını kaybederler. Akrebin yedinci derecesinde yükselene sahip olan kimse, vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak ölür. Akrebin sekizinci derecesinde yükselene sahip olanlar,

zanaatkârlar, fakat bunlar ya bir engerek ya da bir kobra tarafından sokularak öleceklerdir. Akrep burcunun dokuzuncu derecesinde yükseleni (horoscopus) olan kimse, kendini daima bahçe işlerine adamış bir bahçıvan olacaktır. Akrep burcunun onuncu derecesinde yükseleni olan kimse, genç yaşta ölecektir.

Akrep burcunun on birinci derecesinde yükseleni olan kimse, danışanlara kehanette bulunan, esrime halindeki bir kâhin olacaktır. Akrep burcunun on ikinci derecesinde yükseleni olan kimse, tapınakların hizmetkârı yahut mukaddes ayinlerin icrasına adanmış biri olacaktır. Akrep burcunun on üçüncü derecesinde yükseleni olanlar, Ay da köşe evlerden birinde konumlanmışsa, başka yargıçların hükümleri hakkında hüküm veren, hayat ve ölüm üzerinde mutlak yetkiye sahip, makamlarının şanlı nişanelerini taşıyan yargıçlar olacaklardır, fakat bu kudret onlara otuzuncu yahut otuz beşinci yaştan itibaren bahşedilir. Ayrıca bunlar evlenecek ve erkek evlat sahibi olacaklardır. Yirmi yedinci, kırk ikinci ve elli sekizinci yaşlarında tehlikeler ve buhranlı yıllar (climacter) yaşayacaklardır, şayet bu tehlikeler altmış altıncı yaşta vuku bulursa öleceklerdir. Fakat bedenlerinde bir kusur bulunacaktır, kılıçla yahut demir bir aletle veya suda yahut aniden öleceklerdir. Akrep burcunun on dördüncü derecesinde yükseleni olanlar `[okunamadı]` Akrep burcunun on altıncı derecesinde yükseleni olanlar fırıncı olacaklardır. Şayet Ay herhangi bir burçta parlak bir yıldızla bulunursa, fevkalade geniş yetkilere sahip yargıçlar olacaklardır. Şayet Mars düşüşteki (deiectus) mahallerde bulunursa, cellatlar meydana getirecektir, ancak bunların kendi boyunları da kılıçla vurulacaktır. Akrep burcunun on yedinci derecesinde yükseleni olan kimse, kuyumcu, yaldızcı ve varakçı olacaktır. Akrep burcunun on sekizinci derecesinde yükseleni olan kimse, vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak ölecektir. Akrep burcunun on dokuzuncu derecesinde yükseleni olan kimse, Ay iyi konumlanmışsa, büyük bir ikbal kudretiyle donatılacak, hayat ve ölüm üzerinde en üstün yetkiye sahip olacaktır. Şayet Jüpiter yükselene herhangi bir ışınla açı yaparsa, kudreti krallık hâkimiyetiyle kıyaslanacak kadar büyük olacaktır, lakin devlet işlerinde fazlasıyla ihmalkâr davranacaktır. Bu kimse hükümdarı öfkelendirerek ölecektir. Akrep burcunun yirminci derecesinde yükseleni olan kimse, ordusunu muzaffer kılan güçlü bir komutan, bir savaşçı olacaktır. Erdemi ve şanı krallık hâkimiyetleriyle kıyaslanacak sayısız zaferler kazanacaktır. Aşırı talih artışıyla kibri kabarıp, isyankâr niyetlerle iktidarı ele geçirmeyi tasarlayacaktır. Cesur, cüretkâr olacak ve ardından hayatta kalan evlatlar bırakacaktır. Ateşle yahut kralı öfkelendirdiği için ölecektir.

Akrep burcunun yirmi birinci derecesinde, Akrep'in ön sağ ayağında yükseleni olan kimse, deniz süngerleri toplayan bir balıkçı olacaktır. İkinci ayakta yükseleni olan, bir canavar yahut dört ayaklı bir hayvan tarafından öldürülecektir. Üçüncü ayakta yükseleni olanlar bahçıvan olacaklardır. Dördüncü ayakta yükseleni olanlar şehvet düşkünü pasif eşcinseller (cinaedi), kadınlar ise hayâsını satmış fahişeler olacaklardır. Akrep burcunun yirmi ikinci derecesinde, ön sol ayakta yükseleni olan kimse bahçıvan olacaktır, ikinci ayakta olan vahşi hayvanlar tarafından öldürülecektir, üçüncü ayakta olanlar berber olacaklardır, dördüncü ayakta olan ise korsanlar tarafından katledilecek yahut sulak yerlerde vahşi hayvanlarca öldürülecektir. Akrep burcunun yirmi üçüncü derecesinde yükseleni olan kimsenin, şayet Ay, Venüs ve Mars bu derecede yerleşmişse, ilerleyen yaşlarında ikbalinde artışlar tayin edilen, güçlü, zengin ve uzun ömürlü biri olacaktır. Üstelik kalabalık bir evlat soyuyla sevinecektir. Akrep burcunun yirmi dördüncü derecesinde yükseleni olanlar, açgözlü bir hırsın sevki ve kardeş katline vardıran bir cinnetle kardeşlerini öldürecekler, lakin kendileri de şiddetli bir ölümle can vereceklerdir. Akrep burcunun yirmi beşinci derecesinde yükseleni olan kimse, şayet Mars bu derecede bulunursa, yahut karşıtlık (per diametrum) ya da kare açı (per quadratum) ile bağlanmışsa, ateşle yakılacaktır.

Akrep burcunun yirmi altıncı derecesinde yükseleni olanlar, mesleklerinin dehâsıyla soylulaşan hatipler, avukatlar ve hekimler olacaklardır. Uğurlu yıldızların şahitliğiyle bunlara memleketlerinin elçilik vazifesi tevdi edilecektir, fakat kralı öfkelendirerek öleceklerdir. Akrep burcunun yirmi yedinci derecesinde yükseleni olan kimse, Venüs ve Jüpiter'in mevcudiyetiyle zengin, adil, sevimli, uzun ömürlü ve pek çok kadının aşkına mazhar olmuş biri olacaktır. Yaşının ilerlemesiyle ikbalindeki artışlar ziyadeleşecektir. Bu kimse memleketinde şan ve itibarın en büyük mertebelerine erişecektir. Akrep burcunun yirmi sekizinci derecesinde yükseleni olanlar, şaşı gözlerine hoş bir cazibe zarafeti bahşedilmiş kimseler olacaklardır. Kuşkusuz ihmalkâr tabiatlı olacaklardır. Şayet Mars bu derecede bulunursa, kan kaybına maruz kalacaklardır. Kimi cüzzamlı (elephantici), kimi cinnet ehli (frenetici) olacaktır. Lakin dolunay evresindeki Ay Mars'a doğru ilerlerse `[okunamadı]` Akrep burcunun yirmi dokuzuncu derecesinde yükseleni olanlar, bilge avukatlar olacaklardır. Şayet bu derecede uğurlu bir yıldız bulunursa, imparatora elçi olarak gönderilecekler ve elçilik vazifesinde kendilerine buyrulan her şeyi ikmal edeceklerdir. İhsanlara nail olacaklar, fakat bedenlerinin hayati uzuvlarında bir sakatlık taşıyacaklardır. Akrep burcunun otuzuncu derecesinde yükseleni olanlar, bu uğraşla pek çok cana kıymak maksadıyla insanları öldürmek için zehir satan, Marsi kavminden zehirbazlar olacaklardır. Doğrusu bunlar yalancı, kötü ve fesat kimseler olacaklardır. Şayet Mars bu derecede bulunursa, avcı olacaklar, lakin şiddetli ve zamansız bir ölümle (biothanati) can vereceklerdir.

Akrep burcuna sağ tarafta Yılancı (Ofiuchus) ve Tilki (Vulpes), sol tarafta ise Köpek Başlı (Cynocefalus) ve Sunak (Ara) bitişiktir.

Yılancı burcunda doğanlar cesur, ilahi esinle dolu (enthei), tanrısallığın önceden bildiren sezgisiyle geleceği bilen kimseler olacaktır.

Tilki burcunda doğanlar kurnaz, hilekâr, son derece zeki dolandırıcılar olacak, geçimlerini `[okunamadı]` toprağı işleyerek temin edeceklerdir. Şayet Satürn bu mevkide bulunursa, anıtların bekçileri olacaklardır, ancak bunlar bir hile neticesinde öleceklerdir. Köpek Başlı burcunda doğanlar cinnet getiren, hastalıklı, evlatsız ve kısa ömürlü (oligochronii) olacaklardır.

Sunak burcunda doğanlar, kurban sunularından geçimlerini sağlayan din adamları olacaklar, fakat yalan yere yemin eden ve kötü bir ölümle can veren kimseler haline geleceklerdir.

XXVII. Yay (Sagittarius)

Yay burcunun 1. derecesinde her kimin yükseleni (horoscopus) bulunursa, o kimse soylu, dindar, adil ve kendisine şerefin en büyük nişaneleri tevdi edilen biri olacaktır.

Şayet bu derecede iyicil bir yıldız bulunursa, krallar yahut kralların en yakınlarını meydana getirecek, bunlar da her işi dirayetle tamamına erdireceklerdir.

Yay burcunun 2. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, bunlar öfkeli, yalan yere yemin eden, kutsala saygısız kimseler olacaklardır.

Yay burcunun 3. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, herhangi bir sebepten ötürü tek gözlerini yitireceklerdir.

Yay burcunun 4. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, anıtların bekçileri olacaklardır.

Yay burcunun 5. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, mundar, hayâsız, sefil ve utanç verici bir rezilliğin lekesiyle kirlenmiş kimseler olacaklardır.

Yay burcunun 6. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, çarpık bacaklı, baldırları varisli ve şiddet veya cinayet yoluyla ölen (biothanati) kimseler olacaklardır.

Yay burcunun 7. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, bu sıfatla adil, dindar ve kendisine kamusal yargıların emanet edildiği, öyle ki başkalarının kararları hakkında hüküm veren biri olacaktır.

Yay burcunun 8. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, şayet Jüpiter bu derecede bulunmuşsa, bunlar uzun ömürlü, dindar olacak ve hısımları arasında çocuk sahibi olan ilk kimseler kılınacaklardır. Kralların tercümanları yahut kutsal yazıların vazifelerini idare eden kâtip başları olacaklardır. Yaşları ilerledikçe kendilerine mutluluk nişaneleri verilecek, hayırlı bir ölümle hayatları nihayete erecektir.

Yay burcunun 9. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, bunlar müneccimler, kâhinler, tanrısal esinle dolu ve tanrılara tapan kimseler olacaklardır.

Yay burcunun 10. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, ağır silahlı gladyatör (hoplomachus) veya bir atlet olacaktır.

Yay burcunun 11. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, savaşta vurularak ölecektir.

Yay burcunun 12. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, tehlikeli, cüretkâr ve uygunsuz bir ihtiras ateşiyle her türlü cürme gönüllüce koşan kimseler olacaklardır.

Yay burcunun 13. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, `[okunamadı]` ebeveyn katli cinnetine kapılıp can alacak ve kendisi de şiddet yahut cinayet kurbanı (biothanatus) olarak helak olacaktır.

Yay burcunun 14. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, halkın eğlencesine tahsis edilmiş kitara icracıları (citharoedi) olacaklar, gözlerinde bir kusur bulunacaktır.

Yay burcunun 15. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, savaşlar için gerekli aletleri imal eden bir zanaatkâr (mechanicus) olacak, üstelik savaşta ölecektir.

Yay burcunun 16. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, şayet Mars bu derecede bulunursa, mızrakla vurularak ölecektir, kadın ise doğum sırasında can verecektir.

Yay burcunun 17. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, atlet olacaklardır, şayet Mars tanıklık ederse avcı, Jüpiter tanıklık ederse at yetiştiricisi olacaklardır.

Yay burcunun 18. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, hırsız, yalancı şahit, kötü niyetli ve fesat biri olacak, evlatsız kalıp eceliyle olmayan feci bir ölümle (biothanatus) ölecektir.

Yay burcunun 19. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, çocuksuz bir pankrasyon güreşçisi (pancratiastes) olacaktır.

Yay burcunun 20. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, cüce, kambur ve gülünç kimseler olacaklardır.

Yay burcunun 21. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, oburca yiyecekler ve başkalarının mallarını inkâr edip gasbedeceklerdir.

Yay burcunun 22. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, şayet Jüpiter bu derecede bulunmuşsa, uçsuz bucaksız topraklara malik, kendilerine yaya ve atlı orduların komutası tevdi edilen büyük ve kudretli kimseler olacaklardır. Sıklıkla donanma komutanlığı da onlara emanet edilecek, nice savaşlar verecek, barbarları boyunduruk altına alacak, kimi şehirleri ihya ederken kimilerini yerle bir edeceklerdir. Zevceleri ve evlatları olacaktır, fakat zevcelerinin mahrem yerlerinde kusurlar yahut yara izleri bulunacaktır. Ancak bunlar gurbet ellerde, cenk meydanında öleceklerdir.

Yay burcunun 23. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, ıssız ve kuytu yerlerde vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak öleceklerdir.

Yay burcunun 24. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, at terbiyecisi yahut araba sürücüsü olacaktır. Şayet Jüpiter bu mevkide yer alırsa, ya bir katırcı ya da kraliyet arabacısı olacak, lakin bu sayede şerefin en büyük nişanelerine nail olacaktır. Fakat Mars tanıklık ederse, feci bir ölümle can verecektir.

Yay burcunun 25. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, bilhassa Mars bu derecede yer almışsa, ayyaş ve sarhoş biri olacaktır. Şayet Venüs tanıklık ederse, kamusal bir rezillikle lanetlenen bir cinsi sapık (cinaedus) olacaktır, kadınlar ise fahişeliğe sürüklenecektir.

Yay burcunun 26. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, kusurların sirayetiyle kirlenmiş olacaklardır, kadınlar ise erkek tavırlı fahişeler haline gelecek ve her türlü şehvani cürme yöneleceklerdir.

Yay burcunun 27. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, ıssız yerlerde can vereceklerdir. Şayet Mars bu derecede bulunmuşsa, kısa ömürlü, bahtsız olacaklar ve `[okunamadı]` bir darbeyle öleceklerdir.

Yay burcunun 28. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, eşekçi veya katırcı olacak ve aralıksız meşakkatlerle boğuşacaktır.

Yay burcunun 29. derecesinde her kimin yükseleni bulunursa, cüce, kambur ve esir bir kimse olacaktır.

Yay burcunun 30. derecesinde yükselene (horoscopus) sahip olan her kim olursa, hasetçi, veremli ve sevimsiz olur, ölümleri ise yırtıcı hayvanların elinden gelir.

Şayet Mars bu 30. derecede bulunursa, kısa ömürlü [Yunanca: oligochronios] ve çocuksuz olurlar.

Fakat yükselen, Yay burcunun en uç hattında, yani kuyruğun üzerinde bulunursa çömlekçiler doğar; şayet kuyruğun altında bulunursa tek gözlü, şaşı, çok hızlı koşan, daima başkalarının iktidarına boyun eğmiş kimseler olurlar ve kan dolaşımı rahatsızlıklarıyla huzursuz edilirler. Uzun bir yüze sahip olurlar ve dört ayaklı bir hayvan sebebiyle ölürler.

Yay burcunun sağ yanında Argo Gemisi, sol yanında ise Köpek yükselir. Dolayısıyla her kim bu gemide yükselene sahip olursa gemi sahibi, dümenci, tüccar olur, ancak batıya yelken açanlardan olurlar. Fakat Mars bu mevkii görürse, doğuya dönerlerken korsanlar tarafından öldürülürler.

Köpek takımyıldızında yükselene sahip olanlar kavgacı ve gürültücü olurlar. Eğer Merkür bu mevkide bulunursa, fevkalade vekiller ve kralların dostları olurlar.

Köpeğin ağzında yükselene sahip olan kimse ise rezil bir hayat sürer, ağzı bozuk olur, fakat boş laf kalabalığıyla böbürlenir.

XXVIII. OĞLAK

Oğlak burcunun 1. derecesinde yükselene sahip olan kimse, kral veya imparator olur.

Oğlak burcunun 2. derecesinde yükselene sahip olanlar, ordu talimcileri ve savaşların idaresi kendilerine tevdi edilen kimseler olurlar, fakat bu kişiler şiddetli bir ölümle (biothanatus) can verirler.

Oğlak burcunun 3. derecesinde yükselene sahip olanların haritasında, şayet Mars bu derecede bulunur ve Ay da onunla kavuşum yaparsa, büyük, kudretli ve azami kılıç yetkisine sahip kimseler olurlar, fakat yargı yetkilerini daima sert ve acımasızca kullanırlar. Merhametsiz, zeki, daima cüretkâr ve pek çok cana kıyan kimseler olurlar. Büyük orduların komutanları haline gelirler, ancak savaşta ölürler.

Oğlak burcunun 4. derecesinde yükselene sahip olanların haritasında şayet Merkür bu derecede bulunursa, müzisyenler yahut sanatkârlar meydana getirir, fakat bunlar kadınların peşinden çarpık şehvet hevesleriyle koşan kimseler olurlar. Doğrusu ihmalkâr kimselerdir. Şayet Ay iyi konumlanmışsa, asil kâtipler ve kendilerine büyük işlerin vazifeleri emanet edilen kimseler meydana getirir. Doğrusu varlıklı, adil ve dindar olurlar, fakat bu kimseler ileri yaşta ölürler.

Oğlak burcunun 5. derecesinde yükselene sahip olanlar sefil, murdar ve her türlü şehvet düşkünlüğüne kapılmış olurlar.

Oğlak burcunun 6. derecesinde yükselene sahip olanlar cüzzamlı (elefanticus) olurlar.

Oğlak burcunun 7. derecesinde yükselene sahip olanlar, maharetlerinin asaleti kendilerini takdir ettiren meraklı sanatkârlar ve kralların dostları olurlar. Ayrıca bu mevkide hekimler de doğar. Kötücül yıldızların tanıklığıyla [okunamadı].

Oğlak burcunun 8. derecesinde yükselene sahip olanların haritasında şayet Venüs bu derecede bulunursa, azami soyluluk alametlerine malik olurlar. Ay iyi konumlanmış bulunursa, çok faal olup ticaretin her türlü işini yürütürler, bazıları ise kamu vergilerinin başına geçer.

Oğlak burcunun 9. derecesinde yükselene sahip olanların haritasında şayet Mars bu derecede bulunursa, ilk gençlik çağında ölürler. Eğer Merkür tanıklık ederse, zengin tefeciler olurlar, ancak para yüzünden can verirler.

Oğlak burcunun 10. derecesinde yükselene sahip olanların haritasında şayet Mars bu derecede bulunursa, sevimli bir zarafet lütfuna sahip zâniler meydana getirir. Fakat bunlar, dostlarının zevcelerini çarpık bir aşk arzusuyla ayartırlar, ne var ki bu cürüm içinde asla yakalanıp ifşa edilmezler. Bunlara herhangi bir meslek sayesinde hayatın en büyük imkânları sağlanır, ancak zinaları bilinen kadınlarla evlenirler. Ani bir ölümle hayatlarını kaybederler.

Oğlak burcunun 11. derecesinde yükselene sahip olan kimse kuyumcu olur.

Oğlak burcunun 12. derecesinde yükselene sahip olan kimse, üstün cesarete sahip bir atlet olur ve şiddetli bir ölümle can verir.

Oğlak burcunun 13. derecesinde yükselene sahip olanların haritasında şayet Mars bu derecede bulunursa, kazanç uğruna her türlü zalimce cürme kalkışan kimseler olurlar. Bunlar yılanların zehirli iğnelerini uyuşturarak besleyen, zehir satan Marsi kavminden olurlar. Bunların yüzünden çok insan ölür, bunlar yalancı şahitler, kalpazanlar, zâniler, kötü niyetli kimseler veya şehvet tellalları olurlar. İnce bir sesle tatlı ezgiler söylerler, sahte bir sadelik ardına saklanıp herkesi aldatırlar, ağzı bozuk ve gürültücüdürler, ne zevcelerinden ne de evlatlarından sevinç bulurlar. Yaşları ilerledikçe ayaklarından topallarlar, fakat hayatlarını ticaretten yahut kamudan sağlarlar.

Oğlak burcunun 14. derecesinde yükselene sahip olanların haritasında şayet Jüpiter yahut Venüs bu derecede bulunursa, kralların zengin hizmetkârları ve en mühim meselelerin muhafazası sadakatlerine emanet edilen kimseler olurlar, kendi halkları içinde hükümdarlarının vazifelerini ifa ederler. Doğrusu ihmalkâr olurlar ve bolca ziyafetten hoşlanırlar. Şayet Merkür bu mevkide bulunursa, hane halkının tavsiyesiyle yükselerek kralların teveccühüne ve dostluğuna erişirler.

Oğlak burcunun 15. derecesinde yükselene sahip olanlar cüce, kambur ve gülünç kimseler olurlar.

Oğlak burcunun 16. derecesinde yükselene sahip olanlar altı parmaklı ve kambur olurlar.

Omurga ile boynun birleştiği yerde yükselene sahip olanların haritasında Mars burada konumlanmışken, Ay da tanıklık eder ve iyi bir ışın yayarak kavuşum yaparsa, soylu, uzun ömürlü [Yunanca: polychronios], asil evlatlar sahibi ve kralların dostu olurlar; ancak şiddetli bir ölümle can verirler.

Oğlak burcunun 17. derecesinde yükselene sahip olan kimse omuriliğin delinmesiyle ölür.

Oğlak (Capricornus) burcunun 18. derecesinde yükseleni (horoscopus) olan kimselerin haritasında şayet Mars, Venüs ve Merkür aynı derecede yahut aynı burçta yerleşmişse, bunlar zevcelerini katledecek, lakin kendileri de kamu cezasıyla cezalandırılacaktır.

Oğlak burcunun 19. derecesinde yükseleni olan kimsenin haritasında şayet Merkür bu derecede bulunursa, daima krallık vazifelerine bağlanmış bir yazıcı olacaktır, sulak yerlerde ölecek yahut canavarlarca parçalanarak can verecektir.

Oğlak burcunun 20. derecesinde yükseleni olan kimse, yazı levhalarına ve mahkeme işlerine bağlanacaktır.

Oğlak burcunun 21. derecesinde yükseleni olan kimse, soylu, kralların dostu ve imparatorluk ihsanından kendisine pek çok şey bağışlanan, halka sevimli gelen biri olacaktır (ancak bu haysiyet alametleri ona ömrünün orta çağında verilecektir), öfkelenmeye meyyal olup öfkesini erkin en şiddetli hamlesiyle icra edecektir, lakin evlatlarının başına gelen talihsizlikten ötürü felaketlere uğrayacaktır, eceliyle ölecektir.

`[okunamadı]` Oğlak burcunda yükseleni olanlar, gevşek ruhlu, uyuşuk duyulu ve sık sık delilik illetine maruz kalan kimseler olacaktır.

Oğlak burcunun 25. derecesinde yükseleni olan kimse, canavarlarca parçalanarak ölecektir.

Oğlak burcunun 26. derecesinde yükseleni olan kimse, hoşa giden bir zarafetle temayüz etmiş bir pandomim sanatçısı olacaktır.

Oğlak burcunun 27. derecesinde yükseleni olanlar, adil, muktedir, diğer yargıçların hükümleri hakkında hüküm veren, kralların dostu kimseler olacaktır, lakin bunlara evlatlarının talihsizliklerinden ötürü büyük keder zahmetleri takdir olunur.

Oğlak burcunun 28. derecesinde yükseleni olan kimse `[okunamadı]`

Oğlak burcunun 29. derecesinde yükseleni olan kimse, zalim bir tiran, her türlü cürme hazır, tehlikeli, cüretkar olacak, lakin ölümü kalabalığın ellerinden gelecektir. `[okunamadı]`

XXIX. Kova

Kova (Aquarius) burcunun 1. derecesinde yükseleni olan kimsenin haritasında Jüpiter ve Satürn birlikte bulunursa yahut yükselene üçgen açı (trinus) ışınımıyla bakarlarsa ve Ay iyi yerleşmişse, büyük, şanlı, uzun ömürlü, bütün yeryüzünün dairesine malik bir kral olacaktır, fakat en büyük kudret ona zamanın akışı içinde takdir edilecektir, gelgelelim bu kişi suda boğularak ölecektir.

Kova burcunun 2. derecesinde yükseleni olanlar, süslemeye yahut resme taalluk eden bir sanata malik olacak, geride evlatlar bırakarak öleceklerdir.

Kova burcunun 3. derecesinde yükseleni olan kimsenin haritasında şayet Jüpiter bu derecede bulunursa yahut oraya herhangi bir ışınımla bakarsa, büyük, muktedir ve pek çok toprağa malik biri olacaktır, fakat miras kalan mülkünün ziyanına katlanacaktır, gerçi kendi gayretiyle servetinin en büyük dayanakları kendisine temin edilecektir, kendi kavmine galebe çalacak, her türlü gaddarlık cürmüne meyledecek ve pek çok insanın kırımıyla sevinecektir, cariyelerden de evlatları olacak, lakin bunları vakitsiz yaşta kaybedecektir, şüphesiz her türlü kederden uzak bulunacak, herkese nahoş gelecek, herkesi çekiştirecektir, öyle ki bu sebeple bütün dostları ondan kaçınacaktır, obur, çok yemek yiyen, çok toprağa sahip biri olacaktır, ancak zamanın ilerlemesiyle kudretin bütün alametleri ona bahşedilecektir, gelgelelim ihtiyarlık eşiğine adım attığında dermansız düşen bedeniyle tarla sürecektir.

Kova burcunun 4. derecesinde yükseleni olan kimse, tanrıların adil bir kulu olacak, diğer yargıçların hükümleri hakkında hüküm verecektir, lakin bu kimse şiddet ve musibet dolu bir ölümle (biothanatus) ölecektir.

Kova burcunun 5. derecesinde yükseleni olan kimse, kendini iple asacaktır.

Kova burcunun 6. derecesinde yükseleni olan kimse, su çekerek sefil bir zahmet yükü altında ezilecektir, soylu bir atlet olacaktır.

Kova burcunun 7. derecesinde yükseleni olan kimse `[okunamadı]`

Kova burcunun 8. derecesinde yükseleni olanların haritasına Venüs herhangi bir ışınımla kavuşum (coniunctio) yaparsa, uzun ömürlü, zengin, adil ve ihtiyarlıklarında muvaffak olan kimseler olacaklardır, lakin geride evlatlar bırakarak öleceklerdir.

Kova burcunun 9. derecesinde yükseleni olan kimse, inşaatçı, heykeltıraş, mimar olacaktır.

Kova burcunun 10. derecesinde yükseleni olan kimsenin haritasında Mars herhangi bir ışınımla bağlanmışsa, genç yaşta ölecek hamamcılar meydana getirecektir.

Kova burcunun 11. derecesinde yükseleni olanlar, sulak yerlerde yahut nemli mahallerde öleceklerdir, şayet yükselen testinin ağzında yer alırsa hekim olacaklardır, eğer Satürn herhangi bir ışınımla bağlanmış olursa, defnetme vazifeleri kendilerine emanet edilen ölü yıkayıcıları ve cenazeciler olacaklardır.

Kova burcunun 12. derecesinde yükseleni olan kimse, geçim vasıtalarını denizden temin eden bir balıkçı olacaktır.

Kova burcunun 13. derecesinde yükseleni olanlar, bahçıvan yahut lağım temizleyicisi olacaklardır, şayet Mars tanıklık ederse hamamcı, Satürn tanıklık ederse su çekici olacaklardır.

Kova burcunun 14. derecesinde yükseleni olan kimselere şayet Mars tanıklık ederse, dalgıçlar yahut denizciler meydana getirecektir, lakin bunlar her türlü zahmet yükü altında ezileceklerdir.

Kova burcunun 15. derecesinde yükseleni olanlar, nemli yahut sulak yerlerde yaşayan zahmetkeş ameleler olacaklardır.

Kova burcunun 16. derecesinde yükseleni olan kimse, iffetsiz bir zampara (cinaedus) olacaktır, lakin bu şehvet illetini gizlice icra edecektir.

Kova burcunun 17. derecesinde yükselene (horoscopus) sahip olan kimse, şayet Mars herhangi bir ışın açısıyla ona kavuşmuşsa, kargı ile delinerek ölecektir.

Kova burcunun 18. derecesinde yükselene sahip olan kimse, [okunamadı], Kova burcunun [19. derecesinde] yükselene sahip olan kimse, akciğer rahatsızlıkları çekecektir. Kova burcunun 20. derecesinde yükselene sahip olanlar, istisrakastı (hydrops) illetinden ölecektir. Kova burcunun 21. derecesinde yükselene sahip olan kimse, kuyumcu olacaktır.

Kova burcunun 22. derecesinde yükselene sahip olan kimse, güzel yüzlü, güzel bedenli, sevimli biri olacak, fakat ömrünün ilk çağında ölecektir.

Kova burcunun 23. derecesinde yükselene sahip olanlar, zengin ıtriyatçılar olacaktır.

Kova burcunun 24. derecesinde yükselene sahip olan kimse, şayet bu dereceye Jüpiter herhangi bir ışın açısıyla kavuşmuşsa, güzel endamlı, iri cüsseli, sevimli, cana yakın biri olacaktır. Şayet ona Venüs herhangi bir ışın açısıyla kavuşmuşsa, bedeninin güzelliği sayesinde hükümdarın yakını olacak, ikbale erecek, lakin ilk gençliğinde ölecektir.

Kova burcunun 25. derecesinde yükselene sahip olanlar, kısır ve çocuksuz kalacak, daima kararsız şehvet hevesleriyle yanıp tutuşacaktır.

Kova burcunun 26. derecesinde yükselene sahip olanlar, geçimlerini toprağı işleyerek yahut şifalı otlardan temin edeceklerdir. Ancak bunlar bitmek bilmeyen zahmetler altında ezilecektir. Şüphesiz uzun ömürlü ve geçimsiz kimseler olacaklardır.

Kova burcunun 27. derecesinde yükselene sahip olanlar, mabet hizmetkârları (hieroduli), mabet köleleri olacak, kutsal ayinlerde ilahiler okuyacaklardır. Kova burcunun 28. derecesinde yükselene sahip olan kimse, nikris (podagra) hastası olacaktır.

Kova burcunun 29. derecesinde yükselene sahip olan kimse, ıssız yerlerde canavarlar tarafından parçalanarak katledilir. Şayet Mars bu derecede bulunursa yahut herhangi bir ışın açısıyla ona kavuşursa, yüksek bir yerden atılarak sakat kalacaktır, eğer Satürn de görürse ölecektir.

Kova burcunun 30. derecesinde yükselene sahip olanlar, şayet yükselen derecesine, yani karşıt duran Ay'a Satürn herhangi bir ışın açısıyla kavuşmuşsa, uzun ömürlü, asil ve zaman içinde kendilerine saadetin bütün nişaneleri bahşedilen kimseler olacaktır. Bazıları ticaret maksadıyla engin denizleri aşacaktır. Kuşkusuz çocuksuz kalacaklar, üvey evlatlarını öz evlatlarının yerine koyacaklardır.

Yay burcunun derecelerinin haricinde Tırpan (Falx), Kurt (Lupus), Küçük Kova (Aquarius minor) ve Sunak (Ara) doğar.

Tırpan burcunda yükselene sahip olan kimse, tarlaları ekip biçerek bol miktarda zahire toplayan bir çiftçi olacaktır. Kurt burcunun ağzında yükselene sahip olan kimse, dansçı olacaktır, Mars tanıklık ederse köpekler tarafından parçalanacaktır. Kurt'un bizatihi kendisinde yükselene sahip olanlar, hem kendi yakınlarına hem de yabancılara vahşi bir gaddarlıkla saldıran hilekâr hırsızlar, acımasız katiller olacaktır. Kendileri dahi meşum bir ölümle (biothanatus) can verip gömülmeden bir kenara atılacaktır. Kurt'un sol ayağında yükselene sahip olanlar, Mars tanıklık ettiğinde, haydutların darbesiyle ayaklarından sakatlanacaktır. Kurt'un sağ ayağında yükselene sahip olanlar, cinnet getirerek ömürlerinin ilk devresinde ölecektir. Küçük Kova'nın başında yükselene sahip olan kimse, ıssız yerlerde yolculuk ederek çokça yolunu kaybedecek, çöllerde yaşayacaktır. Bazıları ise kuşbaz olacaktır. Küçük Kova'nın sağ elinde yükselene sahip olanlar, at terbiyecisi olacaktır. Şayet uğurlu yıldızlar tanıklık ederse, hükümdarın arabacısı yahut katırcısı olacaklardır. Küçük Kova'nın karnında yükselene sahip olan kimse, bahçıvan, faizci, dertli ve meşum bir şekilde can veren biri olacaktır. Sağ ayağında yükselene sahip olan kimse, sulak ve nemli yerlerde ölecektir. Sunak burcunda yükselene sahip olanlar, kurban sunularından geçimlerini sağlayacaktır, lakin bunlar yanarak ölecektir. Kovanın döktüğü suda yükselene sahip olan kimse, ilk çağından itibaren zengin ve mülk sahibi olacak, babasından kalan mirası türlü israflarla tüketecektir. Cömert bir kimse olacak, fakat pek çok insan ona karşı sıklıkla nankörlük edecektir. Ne var ki bu kimse, yaşının ilerlemesiyle hem servetini hem de itibarını fevkalade artıracak, düşmanlarının her bakımdan kendi boyunduruğu altına girdiğini görecektir.

XXX. BALIK

Balık burcunun 1. derecesinde yükselene sahip olan kimse, meraklı, terbiyeli, hükümdarın ihsanlarıyla geçimini temin eden biri olacaktır. Ancak bu kimse, kız kardeşlerinin yahut hısımlarının çocuklarını evlat edinecektir.

Balık burcunun 2. derecesinde yükselene sahip olan kimse, hırçın mizaçlı, şüpheci ve kıskanç olacaktır. Balık burcunun 3. derecesinde

Her kim yükseleni (ascendens) bu derecede bulundurursa, şehvetin murdar kusurlarına batmış, fahişelik pisliğiyle lekelenmiş olacak ve ömrü daima kamuoyu nezdindeki rezillikle hırpalanacaktır.

Balık’ın dördüncü derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, kadınsı tavırlara sahip bir cinaedus olacaktır. Eğer bir kadın olursa, iffetini şehvetin gelişigüzel ticaretine alet ederek pazarlayacaktır.

Balık’ın beşinci derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, şayet Merkür ve Venüs ona herhangi bir ışın açısıyla kavuşursa, zengin, soylu ve uzun ömürlü olacak, geçimini bir sanattan sağlayacaktır. Kralın nezdine kabul edilecek ve hayırlı bir ihtiyarlığa erişip geride evlatlar bırakarak huzur içinde ölecektir.

Balık’ın altıncı derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak ölecektir.

Balık’ın yedinci derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, şayet Mars bu derecede yer almışsa, vahşi hayvanlar yahut suda bir balık tarafından parçalanacak ve bu suretle ölecektir.

Balık’ın sekizinci [yahut dokuzuncu] derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, Venüs ve Merkür hazır bulunduğunda doğanlar, dindar, adil, uzun ömürlü ve edebiyat vazifeleriyle meşgul kimseler olacaktır. Kralların katibi, hükümdarlarca tanınan kimseler olacaklar, geride evlatlar bırakarak öleceklerdir.

Balık’ın onuncu derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, Ay iyi konumlanmışsa ve Venüs yükselen derecesinde yerleşmişse, ulu, kudretli, herkesçe bilinen, krallarla yakınlık kuran, pek çok diyar gezen, büyük denizler aşan bir kimse olacak ve liburnaların başına geçirilecektir. Donanmanın idaresi ona emanet edilecek, savaşta üstün ve muzaffer olacak, sevgide en yüksek teveccühe mazhar bulunacak, adil ve dindar olacaktır, ancak kadınlarla cinsel münasebet konusunda daima sabırsız davranacak, büyük işler başarıp her muradına erecektir. Lakin ya kralın öfkesi ya da kini sebebiyle ölecektir.

Balık’ın on birinci derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, ıssız yerlerde ya da sulak mahallerde vahşi hayvanlar eliyle canından olacak yahut kesinlikle genç yaşta, evlatsız bir biçimde eceliyle olmayan feci bir ölümle (biothanatus) yok olup gidecektir.

Balık’ın on ikinci derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, çılgın bir balıkçı olacak ve genç yaşta ölecektir.

Balık’ın on üçüncü derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, Venüs ve Jüpiter hazır bulunduğunda, zengin, soylu olacak, maişetini ve geçim varlığını bir sanattan temin edecektir. Şayet Merkür ona herhangi bir ışın açısıyla kavuşursa, zengin ve talihli bir ıtriyat tüccarı olacak, geride evlatlar bırakarak ölecektir.

Balık’ın on dördüncü derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, onlara en yüksek makam alametleri bahşedilecektir. Sulak yahut nemli yerlerde veya korsanların elinde öleceklerdir.

Balık’ın on beşinci derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, Mars hazır bulunduğunda, yeryüzünün ıssız bölgelerine gidecek ve bilinmeyen denizlerde yelken açacaklardır. Eziyet çekecekler ve ömürlerini daima gemilerde geçireceklerdir.

Balık’ın on altıncı derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, zengin ve uzun ömürlü olacak, hısımları arasında başta gelecektir.

Balık’ın on yedinci derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, tatlı bir ahenkle ezgiler söyleyeceklerdir. Şayet Mars bu derecede yer almışsa, kendilerini iple asacaklardır.

Balık’ın on sekizinci derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, cüretkar, çok yemek yiyen ve marazi mizaçlı biri olacaktır.

Balık’ın on dokuzuncu derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, bilgili bir hitabetin zenginliğiyle bezenmiş bir hatip ve dava vekili olacaktır. Şayet uğurlu bir yıldız buna tanıklık ederse, sarayda sözü dinlenen, vakar ve edebiyle saygı uyandıran, daima dürüst bir hayat tarzıyla temayüz eden biri olacaktır.

Balık’ın yirminci derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, genç yaşta boğularak öleceklerdir.

Balık’ın yirmi birinci derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, sünger toplayan zahmetkeş balıkçılar olacaklar ve genç yaşta öleceklerdir.

Balık’ın yirmi ikinci derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, engin diyarları ve pek çok kavmi aşarak diyar diyar gezeceklerdir. Şayet Mars tanıklık ederse, genç yaştan itibaren esir düşeceklerdir.

Balık’ın yirmi üçüncü derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, geçimini kuşlardan sağlayan bir kuşbaz olacaktır.

Balık’ın yirmi dördüncü derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, denizde ölecektir.

Balık’ın yirmi beşinci derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, kuyumcu, hakkak veya nakkaş olacaktır.

Balık’ın yirmi altıncı derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, Mars ve Satürn tanıklık ettiğinde, hamamcılar, aşağı tabakadan uşaklar, bahtsız gemiciler, eceliyle ölmeyen feci maktuller ve mekanik düzeneklerin idaresi kendilerine emanet edilen kimseler olacaklardır.

Balık’ın yirmi yedinci derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, pek çok diyarda gezinen bir kaçak olacaktır. Ancak bu kimse bir dikenin batmasıyla ölecektir.

Balık’ın yirmi sekizinci derecesinde her kimler yükseleni bulundurursa, şayet Mars bu derecede bulunursa, nemli yahut sulak yerlerde vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak öleceklerdir.

Balık’ın yirmi dokuzuncu derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, şayet Jüpiter ve Venüs bu derecede yerleşmişse ve Ay iyi bir konumdaysa, soylu, zengin ve ömrü boyunca talihli olacaktır. Kendi eceliyle hayata veda edecektir.

Balık’ın otuzuncu derecesinde her kim yükseleni bulundurursa, ömrünü denizde tüketecek, daima zahmetli işlerle meşgul olacaktır. Şayet Mars herhangi bir ışın açısıyla kavuşursa, bir yılan terbiyecisi, büyücü olacak ve feci bir ölümle can verecektir.

Kuyruğun en ucunda, yani Balık ile Koç burcunu birbirinden ayıran hat üzerinde her kimler yükseleni bulundurursa, Mars da aynı hat üzerinde yerleştiğinde, hadım edilmiş ve erkeklik uzuvları kesilmiş kimseler olacaklardır.

Kuzeydeki Balık’ta Geyik ile Tavşan, güneyde ise Balina, yani deniz canavarı doğar.

Böylece yükseleni (horoscopus) Geyiğin boynuzlarında bulunan kimse, şayet Mars bu derecede bulunursa, silahların amiri olur, orduları sevk eder, gurbette savaşır, cenk meydanında ölür.

Yükseleni Geyiğin ağzında bulunanlar, yılanların izini sürüp onları yakalayan büyücüler (marsi) olurlar, feci bir ölümle (biothanati) can verirler. Yükseleni Geyiğin ayaklarında bulunanlar, pek çok diyar gezip feci bir ölümle ölürler. Yükseleni Tavşanda bulunanlar, mahir dümenciler olurlar.

Yükseleni Balinanın (Cetus) kuyruğunda bulunanlar, şayet Mars bu derecede bulunursa, vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak ölürler.

Yükseleni Balinanın ikinci derecesinde bulunanlar, Venüs ve Merkür hazır bulunduğunda, kudret sahiplerine tabi olurlar ve bundan faydalanarak hayatlarında yükselme elde ederler.

Diğerleri ise, kulluklarının dürüst ve asil liyakati sayesinde büyük bir itibara erişen köleler olurlar.

Yükseleni Balinanın üçüncü derecesinde bulunanlar, denize açılırlar ve pek çok karayı dolaşırlar. Şayet Mars bu derecede bulunursa, korsanların elinden ölürler.

Burçların Hangi Derecelerinde Parlak Yıldızlar Bulunur

Burçların pek çoğunda parlak yıldızlar bulunduğunu ve bunların krallara layık bir ışık azametiyle parıldadığını altıncı kitapta söylemiştik. Bu sebeple parlak yıldızların bulunduğu bu derecelerde yükselenin ne hüküm verdiğini (ki altıncı kitapta Ay hakkında söylediklerimizi) açıklamaya gayret edeceğim.

Koçun on birinci derecesinde parlak bir yıldız görünür. Bu yıldızda yükseleni bulunan kimse, Jüpiter hazır bulunduğunda yahut üçgen açı (trinus) ışınımıyla kavuştuğunda, kralların dostu olan kudretli ulu bir önder olur, pek geniş topraklara hükmeder, şerefli bir şöhretin şahitliğiyle yüceltilir. Lakin eceliyle ölür.

Boğanın boynuzlarında, onun otuzuncu derecesinde parlak bir yıldız vardır. Boğanın tam da bu boynuzlarında yükseleni bulunan kimse, kral yahut önder olur.

Sağ boynuzda yükseleni bulunan kimse ise, kendisine deniz ve kara kuvvetleri emanet edilen büyük bir hükümdar olur, heybetli, meşakkatlere göğüs geren, pek çok şehri savaş kuşatmalarından kurtaran biri haline gelir. Bu kimse tek çocuk olarak doğar ve çocuksuz kalır. Kendisine uluorta unvanlar, suretler ve heykeller bahşedilir, fakat daha sonra kralları gücendirdiğinden ötürü ölür.

Boğanın hangi yıldızında bunların hüküm olunduğunu yahut Ayın bu aynı hükümleri verdiğini altıncı kitap sana zaten göstermişti.

Aslanın ikinci derecesinde berrak bir yıldız bulunur. Bu yıldızda yükseleni bulunan kimse, çifte krallığa sahip kudretli bir kral olur, fakat Satürn ve Mars bu yıldıza her ne vakit varsalar, o kadar kez aleyhine pek büyük savaşlar kışkırtılır.

Akrebin on üçüncü derecesinde berrak bir yıldız vardır. Bu yıldızda şayet berrak Ay bulunur ve yükseleni derece derece tutarsa, bu konumda doğanlar, ölüm kalım yetkisine sahip ulu kudret sahipleri olurlar ve kendilerine hükümdarlığın en büyük payı emanet edilir.

Akrebin on dokuzuncu derecesinde yine berrak bir yıldız vardır. Eğer Ay iyi konumlanmışsa ve yükselen bu derecede bulunuyorsa, kudretli biri olur. Şayet Jüpiter uğurlu bir ışınımla kavuşmuşsa, krala en yakın kimse haline gelir, ilahi payeler elde eder, cömert ve iyi, lakin ihmalkar olur. Bunun ölümü kralın gazabından ötürü gerçekleşir.

Yayın yirmi ikinci derecesinde berrak yıldızlar vardır. Jüpiter bu burçta yerleşmişken bu yıldızlarda yükseleni bulunan kimse, ulu, kudretli ve geniş topraklara sahip biri olur, yaya ve atlı orduları sevk eder, dahası deniz kuvvetleri de onun emrine verilir. Bütün savaşlarda muzaffer olur, barbarları boyunduruk altına alır. Bazı şehirleri yeniden imar eder, bazılarını ise yerle bir eder. Vücudunun mahrem yerlerinde kusuru olan bir zevcesi olur. Geride kalan evlatları bulunur, lakin cenk meydanında can verir.

Oğlağın üçüncü derecesinde parlak bir yıldız vardır. Şayet Mars bu burçta bulunursa ve Ay iyi konumlanmışsa, bu derecede doğan kimse ulu ve kudretli olur, azami ölüm kalım yetkisini elinde tutar. Lakin zalim ve çokça kan dökmekten zevk alan biri haline gelir, ordu sevk eder, dirayetli, ulu ve cüretkar olur, savaşta ölür.

Kovanın birinci derecesinde parlak bir yıldız vardır. Jüpiter ve Satürn uğurlu bir ışınımla kavuşmuşken, Ay da iyi konumlandığında yükseleni burada bulunan kimse, ulu, şanlı, dindar, adil ve uzun ömürlü bir kral olur, fakat yaşlandıkça iktidarın en muazzam gücü kendisine tevdi edilir.

Balığın onuncu derecesinde, bilhassa güney Balığında parlak bir yıldız vardır. Şayet Venüs bu yıldızda yükselen ile birlikte bulunursa ve Ay iyi yerleşmişse, bu konumda doğan kimse ulu, kudretli ve kralın yakından tanıdığı biri olur, pek çok diyarı dolaşır, büyük denizleri aşar. Kendisine Liburna filosu ve deniz kuvvetleri emanet edilir. Cenk meydanlarında muzaffer olur, herkes tarafından sevilir, adil ve dindar olur, kadınlarla yatmaya pek meyleder, pek çok ihsanda bulunur ve daha da üstünlerini elde eder. Kralın öfkesi yahut kini sebebiyle can verir.

Yabancı Küre (Sphaera Barbarica) münferit dereceler hakkında bunları bildirmektedir. Lakin yıldızların dengelenmiş karışımları ve ışınımları kıyaslanmadıkça bir doğum haritası (genitura) layıkıyla izah edilemez, ki bunu pek sık zikrettiğimizi hatırlarsın. Nitekim ateşli yıldızlara diğer yıldızların soğukluğu karşıt düştüğünde ve soğuğun buzu ateşli hararetin aleviyle mutedil kılındığında, karışım da bir denge kazanır. Bu sebeple her şey hem mevkilerin hem de yıldızların kudretine göre bir araya getirilip değerlendirilmelidir.

Zira yıldız, alçalmış konumlarda yahut kendi düşüşlerinde yerleştiğinde gücünden kayba uğrar, hüküm verme serbestisini ise en çok, gerek yerinden gerekse kendi yücelmesinden bu serbestinin yetkisini elde ettiği vakit kazanır.

Yıldızlar, pek sık dile getirdiğimiz üzere, en başta kendi yücelmelerinde bulunduklarında, ikinci derecede kendi sınırlarında, üçüncü derecede ise kendi evlerinde yer aldıklarında sevinirler. Dolayısıyla her şey derecesi derecesine bir hesapla bir araya getirildiğinde, doğum haritasının (genitura) bütününü incelemeliyiz ki tüm yıldızların güçlerinden insanların yazgılarını derleyip, hükmedilmiş her ne ise, hakiki yargılarla açıklayabilelim.

İmdi, ey iftiharımız Mavortius, büyük bir zihni çekingenlikle sana vadettiğimiz, yedi yıldızın sırasına ve sayısına göre tertip edilmiş bu yedi kitabı kabul buyur. Zira birinci kitap yalnızca bir müdafaa himayesini üstlendi, diğer kitaplarda ise Romalılara yeni bir eserin öğretisini sunduk.

Sen ise evvelki ihtarla uyarılmış, yeminin kutsal yetkisiyle tembihlenmiş olarak, bu kitapları pak bir can ve pak bir zihinle muhafaza et ki bu eserin ilmi ehil olmayan kulaklara ve hürmetsiz canlara açılmasın.

Eşyanın tabiatı başlangıçtan itibaren gizlenmeyi ve örtünmeyi arzu etmiş, uluhiyetin tabiatı da kolayca erişilmesin, her yana serilmiş azametinin kökeni apaçık meydana dökülmesin diye kendini sayısız örtüyle saklamıştır.

Eskilerin hürmete şayan yorumlarını saygısızca neşriyatla bir bakıma kirletmemek adına, bu kitaplarda bizim de aynını yapmamız, bunların okunuşunu dindarlara açıp mukaddesat bilmeyenlere ve hürmetsizlere daima men etmemiz icap eder.

Bu sebeple onları evlatlarına emanet et, zira onları ilk gençliklerinden itibaren faziletin her türlü vazifesine göre yetiştirdin, bir de onları sadık bir sevgi bağının sana bağladığı, faziletinin timsallerini örnek aldığını bildiğin dostlarına emanet et.

Sana ısmarladığımız bu kitapların maharetini yalnızca senin için meydana getirmiş olmamız bize kâfidir. Bizim uykusuz bir dikkatle, zihnin ve bedenin ortak emeğiyle, en büyük endişe ve çekingenlikle tamamladığımız bu eseri, hakiki bir müfessir, sadık bir muhafız, dindar bir rahip sıfatıyla, yalnız sen kendi faziletlerinin liyakatiyle tezyin edebilirsin.

Cimbri Savaşı 268, Augustus Constantinus 3 23, tanrısal Constantinus'un oğlu 37 25 38 21 Crassus triumvir 30 5 Kroton 2 24 Demosthenes II 146 22, Dionysios 21 18 Galyalılar 6 24, Galya 37 15, Galya'ya ait 7 7, Germania 6 8 II 15 13, Gradivus Mars 38 17, Grekler 6 24 29 37 12, Grekçe II 295 9, Grek II 158 12, Yunanistan 2 23 29 22 Hellespontos 54 22, İspanyollar 6 26 7 6 37 18 Troya'ya ait, bkz. carmen, İtalyanlar 6 23 28 37 21, İtalya 2 26, Iugurtha 29 7, Jüpiter II 297 16 Kartaca 29 13 21 Latin, bkz. sermo, Latince II 295 10, Latinler 40 12 Lethe Nehri 8 23 Liber 8 15 Lokri 2 25 Lollianus 4 6 34 16 37 1 196 5, övüncümüz Lollianus 10 1 84 24 90 8 II 18 21, krş. Mavortius Lucretius 27 21 Makedon, bkz. Philippus, Marcellus II 148 15 36 4

II. MATEMATİK DIŞINDAKİ ÖZEL İSİMLER DİZİNİ

Marius 26 9 29 6 14 15, Genç M. 26 24 Marsus, bkz. dizin IV Martius, bkz. strepitus Tanrıların Anası II 273 24 Mavortius 3 10 II 13 190 4, övüncümüz M. 1 3 II 3 21 64 7 Miltiades 25 1 Minturnae bataklıkları 29 11 Murinus 258 11 Naissus 38 2, Nil Nehri 30 9, Numantia 29 21 Oceanus 37 27 14, Oidipus'un doğum haritası (genitura) II 140 4, Optatius 13 23, Orpheus, bkz. dizin I Palikoi Gölü 2 10, Paris Aleksandros'un hükmü II 143 3 6, Paulinus 13 23, Başkomutan Paullus 29 15, Pers kralları 30 4, Makedonyalı Philippos II 146 20, Pindaros II 148 8, Pompeius 30 8, Porcia kanunları 27 17, Pythagoras 21 19 II 208 12 Regulus 30 1, Rodos 54 17 Roma 25 25 29 8 (55 6) 81 19, Romalı, bkz. eloquentia, exemplum, exercitus, fasces, imperator, imperium, ingenium, litterae, orbis, populus, sermo, Romalılar 19 6 27 II 2 28 294 14 360 14 Salmoneus II 296 14, Scipio 29 20, Scylla 2 2 İskitler 6 22 27 37 14, Sempronia kanunları 27 18, Servilius Gölü 27 24, Sicilya 1 20 2 16, Sicilyalılar 6 25 7 2 37 20, Sidonius, bkz. Dorotheus (dizin I), Sokrates 18 14 20 30 21 8 24 3, Sulpicius 26 17, Sybaris 2 24 Sulla 25 15 28 1 5 6 12 29 14 16, Sulla dönemi 27 24 (krş. zeyl), Sullacı 25 26 29 2 6 13 17 25, Symaithos Nehri 2 9, Sirakuzalı, bkz. Archimedes, Suriyeliler 6 24 7 3 37 18, Suriye 29 23 Tarentum 2 26, Tarpeius, bkz. rupes, templum, Themistokles 25 2, Thersites II 158 23, Thrakia 6 8 11, Tullianus II 310 19

III. MATEMATİK VE ASTROLOJİYE DAİR İSİMLER VE KAVRAMLAR DİZİNİ

Şayet bu dizinde bir şeyi bulamazsan, diğer dizinlere de bak. ableptum 69 2 5, bkz. signum abscondo, Güneş, Ay'ı kendi feleğiyle örter 200 4, komşu felekle II 125 16, Güneş feleğiyle örtülmüş 13 8, Güneş'in ışınlarıyla örtülmüş II 105 3 120 25 176 17 177 2 18 229 14 233 8 259 11 273 7, krş. I Acha dekanı 270 23 akroniktik yıldızlar 50 13 18 eylemler ele alınır 260 18 vd., krş. dizin IV ekinoks burcu, bkz. signum görünmez [Yunanca: aphaneis] yıldızlar Apheliotes rüzgârı 55 19 Africus rüzgârı 55 20 Afut dekanı 268 27 agathe, bkz. tyche agathos, bkz. daemon yabancı, yıldız yıldızdan 121 11 126 10 219 1 II 14 18 212 19 230 5, konumlardan 140 27, köşe noktalarından 146 25 II 21 24 256 28, kavuşumlardan (coniunctio) 236 11, ortaklıklardan 202 20 22, bkz. domicilium, domus, fines, locus, pars, radiatio, signum, existo yıldızların yükseklikleri nedir 43 14 vd., krş. 52 18 53 20 66 20 74 16 ve diğer yerler, Ay'ın 235 9 243 23, bkz. dominus şişkin ay, bkz. Luna anafora 60 8 24 128 26 212 22, köşe noktasının (noktalarının) 97 25 128 11 129 14 19 22 27 130 2 202 19 II 123 23 167 2 ve diğer yerler, Şans noktasının II 279 1, yükselenin (horoscopus) 12 18 241 26 29 242 1 II 141 27 145 22 146 9 ve diğer yerler, Ay'ın 129 13 II 230 5 231 13 263 7 264 13, gökyüzünün ortasının (MC) 139 29 II 235 20 250 30, burçların 52 11 53 24 259 7 II 106 64 27 65 10, Güneş'in II 230 5 231 13 258 12 264 13, yıldızların II 230 11 264 10, bkz. dominus, conpleo, possideo, teneo anaforik 175 4 anatole 58 18 androklas 258 22 259 4 Andromeda takımyıldızı II 164 22 312 2 vd. Yılan takımyıldızı II 313 26 yıl, buhran yılları (climacterici) 257 22 vd., yedililer ve dokuzlular 258 27 II 28 4 31 2 33 4 39 13 41 18 43 4 46 1 48 14, büyük yıl 2 25 (krş. apocatastasis), yedişerli ve dokuzarlı 258 27 II 48 14, yedinci ve dokuzuncu 258 17, bkz. ratio, intro antiscium 41 3 8 10 77 17 vd. 191 21, Hipparkhos'un 40 8 41 4, burçların 78 23 28, bkz. radius, ratio, tractatus, vis, excipio, mitto, respicio, suscipio apokatastasis 94 1 95 31, büyük olanı 93 28 uzaklaşan, bkz. synapha yargı (apotelesma) 9 16 29 41 15 55 17, derecelerin II 315 13, tam dereceli 278 15, bkz. auctoritas, decretum, definitio, intentio, interpretatio, liber, mendacium, principium, ratio, sententia, substantia, veritas, explico, profero Kova (Aquarius) 41 25, Satürn'ün evi 43 3, onun dekanları 45 21, sınırları (fines) 48 26, Apheliotes rüzgârına tabidir 55 20, insanın kaval kemiklerini yönetir 73 7, onun dolu ve boş dereceleri 270 10 vd., onun eril ve dişil dereceleri 273 7 vd., yükselirken II 15 17 vd., onun taksimatı II 292 18 vd., onunla birlikte doğan takımyıldızlar II 311 1 vd., münferit derecelerinin neye hükmettiği II 347 16 vd., sayısız yerde zikredilir Küçük Kova II 351 16 28 vd. Kartal takımyıldızı II 311 2 vd. kuzey rüzgârı (aquilo) 3 4 14 4 53 19 55 17 108 12 112 25 II 288 17 293 18 296 9 16, rüzgâr 53 23 Sunak takımyıldızı II 307 20 vd. 339 10 18 Arcturus yıldızı II 308 18 Büyük Ayı takımyıldızı II 313 27 Argo Gemisi takımyıldızı II 34 3 [?] Koç (Aries) burcu 41 24, Mars'ın evi 43 7 52 18 (Güneş'in 44 21), Güneş'in yücelmesi (exaltatio) 44 7 52 18, Satürn'ün düşüşü (casus) 44 10, onun dekanları 45 8, sınırları 47 1, tasvir edilir 52 14 vd., Kuzey rüzgârına tabidir 55 18, insanın başını yönetir 73 2, burçların başlangıcı 96 15, onun dolu ve boş dereceleri 266 29 vd., onun eril ve dişil dereceleri 272 1 vd., yükselirken II 4 1 vd., onun taksimatı II 287 15 vd., onunla birlikte doğan takımyıldızlar II 295 23 vd., münferit derecelerinin neye hükmettiği II 315 15 vd., pek çok yerde zikredilir, bkz. caput, facies, labrum, latus, krş. II 287 15 vd. Aryo dekanı 267 13 astroloji 4 26 5 30 9 15, bkz. fides, scientia astrolog 159 1 162 3 165 25 185 26 252 12 263 18 25 II 24 12 25 8, gayet mahir 265 1, ilahi II 335 6 340 21, kendinden geçmiş II 340 21 yıldız II 296 14 Arabacı takımyıldızı II 296 10 vd. 298 14 vd. güney rüzgârı (auster) 3 4 14 4 53 18 55 18 108 12 112 24 II 288 22 293 1, güneye ait, bkz.

Matematik Dizini

Ters dönmüş İkiz Balık, bakınız mahal kaide, bakınız mahal Canavar takımyıldızı, II 313 8 ve devamı uğurlu (yani yıldız), 261 12, II 165 16, 206 23, 213 22, bakınız himaye, ışınım, yoksun kalmış, korumak iyi talih, bakınız talih iyi cin, bakınız cin iyi koruyucu ruh (bonus genius), bakınız koruyucu ruh Çoban takımyıldızı, II 335 5 kötü talih [Yunanca], bakınız talih, kötü cin [Yunanca], bakınız cin, kötü cin (cacodaemon), 60 16, 82 11 II batmak, yani batıya inmek, 51 3 Yengeç burcu, 41 24, Ay'ın evi, 42 16, Jüpiter'in, 44 20, Jüpiter'in yücelmesi (altitudo), 44 11, Mars'ın düşüşü (deiectio), 44 13, onun dekanları, 45 11, sınırları, 47 17, lodos rüzgarına tabidir, 55 21, insanın kalbini tutar, 73 4, onun dolu ve boş dereceleri, 268 1 ve devamı, eril ve dişil dereceleri, 272 10 ve devamı, yükselen derecesini belirleyen, II 7 10 ve devamı, taksimatı, II 289 8 ve devamı, onunla birlikte doğan yıldızlar, II 301 22 ve devamı, münferit derecelerinin ne hüküm verdiği, II 326 11 ve devamı, yüzlerce kez zikredilir, bakınız bulutsu, karşılaştırınız II 289 8 ve devamı Akyıldız (Canicula) takımyıldızı, II 303 4 ve devamı Büyük Köpek takımyıldızı, II 343 8, 12, bakınız ağız [okunamadı], II 297 15 ve devamı, 299 7 ve devamı

Oğlak burcu, 41 25, Satürn'ün evi, 43 3, Mars'ın, 44 20, Jüpiter'in düşüşü, 44 12, Mars'ın yücelmesi, 44 13, onun dekanları, 46 19, sınırları, 48 21, kıble rüzgarına tabidir, 55 19, insanın dizlerini tutar, 73 6, onun dolu ve boş dereceleri, 270 1 ve devamı, eril ve dişil dereceleri, 273 4 ve devamı, yükselen derecesini belirleyen, II 14 16 ve devamı, taksimatı, II 222 1 ve devamı, onunla birlikte doğan yıldızlar, II 309 10 ve devamı, münferit derecelerinin ne hüküm verdiği, II 343 18 ve devamı, pek sık zikredilir, bakınız yüz (facies), omurga, karşılaştırınız II 292 1 ve devamı

Doğum haritası köşe noktasının (cardo geniturae) ne olduğu, 58 15 ve devamı, hükümlerinki, 59 9, yükseleninki, 127 26, II 5 18, batışınki, II 171 18, karşıt olanı, II 162 26, düşüşteki, II 178 2, farklı olanı, II 231 12, asli olanı, 84 7, 240 27, 248 22, II 39 26, 167 12, 178 27 ve diğer yerler, birincisi, 66 19, 67 16, 20, 25, 28, 203 12, 247 12, II 67 8, 8, 13, 69 26, 70 6, 17, 25 ve diğer yerler, ikincisi, II ardıl ev (anafora), yetke, düşüşteki ev (catafora), meyil evi (epicatafora), sıra, güç, burç, konum, yabancı, kabul etmek, girmek, kuşatmak, mülk edinmek, tutmak, geçmek, yüzlerce kez zikredilir köşesel (cardinalis), bakınız ışınım, köşesel tarzda, 240 6, 28, II 97 11, 101 2 Kassiopeia takımyıldızı, II 311 18 tufan (cataclysmus), 93 29, 94 3, 96 1 düşüşteki ev (catafora), 140 29, 212 22, köşe noktalarınınki, 128 26, 129 19, 23, 28, 130 2 boşlukta koşan (kenodromos), 207 17 Kentaور takımyıldızı, II 308 5 ve devamı Kefeus takımyıldızı, II 310 11 ve devamı Geyik takımyıldızı, II 356 7, 8 ve devamı Balina (Cetus) takımyıldızı, II 313 9, 356 7, 16 ve devamı

Khenene dekanı, 269 26 zaman yöneticisi (chronocrator), 75 2, 199 7, 258 11, 15, II 190 14 çember, 17 4, felek hareketi, II 27 22, 30 5, 35 11, 40 7, 44 6, 48 26, 56 21, yeryüzünün, II 347 21, çemberler ve felekler, 17 13, bakınız Zodyak, doldurmak, bükmek, tamamlamak, yetkin kılmak iklim kuşakları tasvir edilir, 54 7 ve devamı, 261 29, bakınız tabi olmak kritik dönemler (climacteres), 258 17, II 336 16 kritik, bakınız yıl gebelik anına ait, bakınız Güneş

Yıldızların durumları izah edilir, 49 6 ve devamı, karşılaştırınız 56 20, 22, 65 26, 74 17, 91 21, 243 8 ve diğer yerler, vaziyetleri, 67 9, gündüz ve geceye ait olanlar, 257 17, farklı ve değişken, II 68 24, eşit, 92 21, bir ve aynı, 126 17, bakınız başkalaşım, ruhsat, kudret, oran, yıldız, bağlanmak, gözetlemek, tabi olmak kavuşum, 237 9, II 71 19, 76 2, 82 3, 19, 83 18, 84 3, 7, 19, 85 10, 22 ve diğer yerler, Ay'ın kavuşumu, 99 23, 31, 103 10, 108 7, 123 25, 199 5, 24, 208 23, 235 8, 9, 11, 278 9, II 97 23, 133 16 ve diğer yerler

Güneş'in kavuşumu, 235 24, Venüs'ün, II 139 20, Mars'ın, 236 11, Mars ve Ay'ın, II 133 17, münferit bir yıldızın, 109 31, 126 11, yıldızların, 126 22, 149 20, ortaklık kavuşumu, II 170 24, rüzgarların kavuşumu, 108 26, kesintisiz, 198 19, hayırlı, 157 7, karmaşık, 138 5, en büyük, 62 23, tam dereceli (partilis), 277 26, pek kuvvetli, 102 29, bakınız mukayese, tesir, şer, orantı, ortaklık, iştirak, yakınlık, yabancı, kabul etmek, bezemek, yanaştırmak, hariç tutmak, bağlamak, nazar etmek, birleştirmek, üstlenmek, görmek dönüşlü olarak yönelme haliyle bağlanmak, 49 19, 104 5, 24, 106 4, 11 ve diğer yerler, birleşme yoluyla, 200 2, II 132 25, ışınım yoluyla, 49 19, 109 2, 29 ve diğer yerler, orantı yoluyla, 98 32, 108 28, 164 28, ortaklık yoluyla, 62 2, 12, 21, 63 14, 20, 29, 72 9, 109 2, 113 26 ve diğer yerler, duruma göre, 92 17, karışım ile, 130 26, ortaklığa, 209 3, kuvveti (veya kuvvetleri) bağlamak, 152 16, II 133 1, altmışlık açıdan (kare açıdan), 133 13, 138 1, rüzgar vasıtasıyla, 199 26, tam derece derecesine, II 123 9, bağlanırım, 94 25, bağlanmış, bakınız ışınım, karşılaştırınız Dizin IV uyumlu, bakınız burç yıldız kümesi, 7 20

karşı koymak, 92 3, 63 12, 108 26, 27, 109 7 karşıt, 50 2, 103 23, 112 30, II 49 20, ışınım bakımından, 274 10, II 140 29, oran bakımından, II 140 26, karşıt konumda, 112 10, 30, 265 13, doğum haritasına zıt şeyler, II 49 20, bakınız köşe noktası, hareket, mahal ışınım yoluyla bir araya gelmek, 207 24 Kuzey Tacı takımyıldızı, II 304 20 ve devamı evrensel, bakınız takımyıldız Kupa takımyıldızı, II 304 2 ve devamı Krateio dekanı, 270 16 Kraumonis dekanı, 268 14 büyüyen, bakınız Ay, ışık Koç [Yunanca], 53 5 Ay'ın hareketi, 13 10, 194 1, 197 2, 256 1, 273 16, 278 8, II 3 4 ve diğer yerler

Satürn'ün hareketi, 12 17, Güneş'in, 2 22 ve diğer yerler, takımyıldızların hareketi, 9 22, 13 1, 159 2, 211 4, 233 18, II 224 32, 148 22, 208 18, burçların, 75 11, yıldızların, 6 5, 8 16, 12 11, 86 15, 88 7 ve diğer yerler, ilahi iradenin, 208 28, ışığın, 199 18, karşıt hareket, 109 12, günlük hareketler, 222 17, 26, ileri hareket, 14 6, ilahi hareketler, 18 2, tesadüfi hareketler, 20 5, 29 3, hızlanmış hareket, 13 1, uğursuz seyir, 88 7, aylık seyir, 11 34, yavaş seyir, 12 20, 38 15, geri hareket, 14 6, bakınız devinim, çember, nizam, nitelik, ışınım, çeşitlilik, eklemek, yöneltmek, tanzim etmek, hariç tutmak, izah etmek, taşınmak, yorumlamak, derinden kavramak, bilmek, tabi olmak, geçmek, karşılaştırınız Dizin IV Kuğu takımyıldızı, II 309 2 Köpek Başlı takımyıldızı, II 339 10, 17 cin (daemon), II 187 7, 15, 16, iyi cin [Yunanca], 59 19, 60 2, 64 25, iyi cin, 59 18, 27, 60 23, 64 24, 65 21, kötü cin [Yunanca], 65 3, kötü cin, 60 11, 13, 15, 61 1, 60 3, 21, bakınız mahal, pay hayat bahşeden, 73 12, 74 22, 103 22, 24, 28, 109 7, 127 2, 3, 5, 155 11, 199 5, II 216 14, 16, 18, 20, 21 Tanrıça, 59 17, 19, 60 24, 61 28, 65 20

dekan (decanus) 44, 23 vd., 96, 19, 264, 23 vd., 266, 23 vd., bkz. ilahi kudret (numen), nitelik (qualitas) hükmetmek (decerno), ithamlar (accusationes) 177, 26, II 40, 3, 124, 14, 191, 1, eylemler (actus) 141, 12, 174, 13, 181, 11, 191, 4, 196, 18, 204, 14, 210, 21, 218, 8, 220, 10, 228, 8 ve diğerleri, hisler (adfectus) II 98, 24, 108, 6, idareler (administrationes) 191, 25, hasımlar (adversarios) II 31, 18, hastalıklar (aegritudines) 46, 5, 125, 6, 126, 13, 142, 7, 11, 209, 25, 216, 28, II 33, 17, 172, 21, 191, 2, 14, 204, 18, 206, 12, 257, 9, humma (aestus) 125, 12, yaş (aetatem) 127, 7, tarlalar (agros) II 72, 7, kayıp (amissionem) 124, 22, aşk (amorem) II 152, 18, kederler (angores) 125, 12, darlıklar (angustias) 224, 4, II 40, 3, 103, 19, yıllar (annos) 73, 12, 74, 2, 14, 103, 24, 109, 3, sanatlar (artes) 211, 25, 261, 8, II 279, 26, zanaatlar (artificia) 137, 26, ölümün vahameti (atrocitatem mortis) 152, 7, artışlar (augmenta) 67, 26, 107, 19, 165, 21, 167, 19, 170, 3, 208, 12, 213, 11, II 45, 4, 70, 5, 77, 1, 114, 20, 338, 2, hayırlar (bona) 104, 11, 124, 28, (155, 7), 237, 8, 243, 11, II (98, 21), 203, 8, 205, 18, körlük (caecitatem) 121, 5, 220, 3, II 156, 159, 157, 17, felaketler (calamitates) 110, 10, 210, 8, düşüşler (casus) 46, 5, 122, 16, 129, 32, sebepler ya da davalar (causas) 145, 9, II 33, 17, 40, 3, 54, 24, 124, 14, mücadeleler (certamina) II 125, 10, cinsi münasebet (coitus) 236, 15, övgüler (conmendationes) 219, 25, II 92, 11, menfaatler (conmoda) II 99, 3, 114, 20, 195, 1, 196, 25, 199, 24, 200, 21, 204, 11, ortak paylaşılan (conmunicatum) 254, 5, ortaklık (consortium) II 181, 24, çekişmeler (contentiones) II 50, 23, zıtlıklar (contrarietates) 133, 5, 144, 10, servet yahut kuvvetler (copias) II 72, 2, taçlar (coronas) 261, 27, ihtiraslar (cupiditates) 216, 8, muhafaza (custodiam) II 143, 23, zararlar (damna) 124, 22, 125, 12, 145, 9, II 33, 17, 37, 3, mahkûmiyetler (damnationes) 223, 31, dermansızlıklar (debilitates) 126, 13, II 156, 1, makamdan indirilmeler (deiectiones) 264, 2, zararda olma halleri (detrimenta) II 92, 16, günler (dies) 73, 12, 74, 2 vd., payeler (dignitates) II 76, 11, israflar (dilapidationes) II 54, 24, talim (disciplinam) 141, 12, II 105, 11, tehlikeler (discrimina) 104, 20, 211, 27, II 39, 12, 62, 9, 64, 5, 65, 8, 83, 2, 97, 20, 126, 18, 186, 19, 197, 8, ihtilaflar (dissensiones) II 54, 24, zenginlikler (divitias) 63, 30, II

60, 29, 92, 3, 135, 2, acılar (dolores) 46, 5, 200, 11, II 37, 3, 103, 6, 136, 7, 197, 12, hâkimiyet (dominium) 244, 22, 245, 20, 248, 25, 249, 4, komutanlıklar (ducatus) 128, 6, 191, 25, II 70, 18, yanılgılar (errores) II 59, 17, 102, 22, akıbet (eventum) II 200, 11, sürgünler (exilia) 124, 25, II 86, 16, 102, 22, helak (exitium, exitia) 203, 10, 223, 6, 234, 17, 235, 14, 16, 21, 236, 6, 248, 20, 274, 15, II 29, 2, 37, 3, 68, 20, 85, 4, 100, 22, 102, 10, 103, 2, 23, 109, 24, 111, 7, 116, 23 ve diğerleri, neticeler (exitus) 255, 3, II 95, 10, 186, 23, 259, 19, cürümler (facinora) 227, 2, imkânlar (facultates) 182, 21, 183, 19, 26, 218, 8, 219, 7, 25, II 134, 20, fesahat (facundiam) II 99, 14, şöhret (famam) 262, 19, iktidar alametleri (fasces) 213, 18, kader (fatum) II 12, 15, saadetler, saadet (felicitates, felicitatem) 49, 17, 63, 30, 112, 9, 21, II 37, 10, 52, 28, 60, 29, 135, 2, 193, 24, hummalar (febres) 46, 5, II 198, 15, evlatlar (filios) 147, 4, II 56, 27, 65, 4, 185, 5, 7, 8, 193, 26, 203, 24, 249, 11, 15, 20, 24, son (finem) 24, 28, 187, 16, soğuk (frigus) 46, 5, semereler (fructus) II 12, 15, sevinçler, sevinç (gaudia, gaudium) II 191, 24, 202, 20, doğum haritası (genituram) 240, 16, 29, 241, 2, II 133, 12, şan (gloriam) 68, 30, 115, 31, 191, 25, 192, 15, 213, 10, 219, 25, 262, 19, 263, 31, II 52, 28, 54, 27, 60, 29, 81, 13, 92, 11, 193, 24, lütuf (gratiam) II 77, 9, 99, 3, miraslar (hereditates) 106, 8, 226, 3, faziletler (honestates) II 49, 23, şerefler (honores) 234, 25, II 80, 16, 298, 13, saatler (horas) 73, 12, 74, 2 vd., dehşet (horrorem) II 70, 27, düşkünlükler (humilitates) 264, 2, zayiat (iacturam) 142, 7, 191, 4, rezillikler (ignominias) II 54, 24, hükümranlık, hükümranlıklar (imperium, imperia) 38, 24, 112, 23, 128, 6, II 69, 23, 70, 18, 76, 20, 79, 2, 80, 16, 149, 14, eşitsizlik (inaequalitatem) II 107, 10, yangınlar (incendia) 152, 1, 248, 20, II 198, 15, elverişsiz durumlar (inconmoda) 122, 16, 27, 193, 3, II 23, 19, 22, 35, 21, 39, 28, 45, 1, 48, 29, 93, 7 ve diğerleri, çoğalmalar (incrementa) 67, 17, 154, 20, 229, 21, 236, 27, 241, 12, II 23, 4, 73, 21, hücumlar (incursus) II 101, 17, kötü şöhretler (infamias) 153, 8

264, 2, mutsuzluklar (infelicitates) 102, 31, 110, 1, 113, 4, 165, 8, 190, 2, II (120, 2), talihsizlikler, talihsizlik (infortunia, infortunium) 77, 14, 115, 9, 154, 25, 210, 8, 264, 26, II 19, 19, 46, 17, 61, 20, 138, 10, 191, 14, deha (ingenium) II 23, 25, 130, 20, 157, 24, haksızlıklar (iniurias) II 46, 16, 50, 23, 54, 24, ayartmalar (inlecebras) 153, 15, 210, 19, II 90, 19, engeller (inpedimenta) 133, 5, murdarlıklar (inpuritates) 221, 3, II 273, 22, delilikler (insanias) 167, 4, 203, 27, II 20, 17, 256, 2, nişanlar (insignia) 43, 22, 261, 2, 22, 263, 31, II 23, 2, 35, 25, 43, 12, 52, 28, 60, 18 ve diğerleri, pusular (insidias) 223, 31, müdahaleler (interpellationes) 133, 5, hasetler (invidias) 177, 26, 190, 2, hükümler (iudicia) 263, 20, hukuk (ius) 122, 25, leke (labem) 153, 15, meşakkatler (labores) 110, 1, II 50, 23, parçalanma (lacerationem) II 107, 10, neşe (laetitiam) II 49, 12, serbestiyet (licentiam) 190, 26, 261, 2, II 70, 16, davalar (lites) II 204, 1, kazançlar (lucra) II 79, 15, 98, 15, 204, 11, kötülükler (mala) 49, 15, 103, 8, 25, 235, 16, 21, 236, 17, II 94, 8, 126, 9, 202, 1, habislik (malignitatem) 192, 9, fenalık (malitiam) 192, 9, zevceler (maritos) II 240, 24, 27, 29, 246, 20, anne (matrem) 188, 28, evlilikler (matrimonia) II 56, 27, 63, 8, 104, 13, 245, 10, aylar (menses) 73, 12, 74, 2 vd., askerlik (militiam) 192, 15, 220, 10, sefaletler (miserias) 110, 1, 264, 2, II 157, 10, 13, sıkıntılar (molestias) 133, 5, ölüm, ölümler (mortem, mortes) 12, 25, 13, 24, 133, 2, 142, 7, 148, 4, 250, 17, II 22, 21, 46, 16, 102, 22, 136, 24, 196, 1 ve diğerleri, değişimler (mutationes) 139, 28, katil (necem) 152, 7, işler (negotia) 228, 8, II 200, 21, asalet (nobilitatem) 213, 10, 262, 19, II 55, 3, lekeler yahut işaretler (notas) II 124, 14, tanınırlık (notitiam) II 65, 3, sayı (numerum) 78, 22, 26, 243, 11, 247, 23, II 16, 23, izdivaçlar (nuptias) 144, 10, 236, 10, II 35, 15, 88, 6, 244, 15, 20, 30, meşguliyetler (occupationes) II 37, 4, kırgınlıklar (offensas) II 54, 24, vazifeler (officia) 163, 15, II 27, 7, 62, 7, 76, 23, 88, 19, 91, 8, 92, 4, 98, 6, 127, 19, yükler (onera) II 144, 8, eser (opus) 261, 10, yoksunluklar (orbitates) 219, 11, II 61, 20.

MATEMATİK DİZİNİ

düzen, süsler, bezenme, palmiyeli giysiler, otlaklar, paralar, yolculuklar, yabancılık, tehlikeler, darbeler, kudret, iktidar, uçurumlar, korumalar, kenarları erguvani giysiler, önderlik, ilerleme, talihli olanlar, sükûnet, hesaplar, krallıklar, yıkımlar, bilgelik, ilim, emniyet, ayaklanmalar, ekimler, kölelikler, husumetler, nesil, kaygılar, aralıklar, yardımlar, töz, fırtınalar, zaman (zamanlar), işkenceler, kederler, kargaşalar, sarsıntılar, zevceler, sıhhat durumları, beyhudelik, zarafet, giysiler, dulluklar, uykusuzluklar, bağlar, hayat, kusurlar, sesler, yaralar, iyi, kötü, orta, bkz. tesir, serbesti, tabiat, iktidar.

hüküm, kehanetlerin hususi hükümleri, doğum haritasının (genitura) hükmü, yükselenin hükmü, ışınımın hükmü, kararlaştırılanların hükmü, yıldızların hükmü, insanların, imparatorun, meşhur adamların hükmü, iyiliğin, talihin, bahtsızlıkların sefilce olanı, talihsizliklerin hükmü, haşin, şakacı, şiddetli, bkz. köşe noktası, bileşim, cisim, fark, netice, tesir, serbesti, sıra, sebat, iktidar, koruma, bildiri, sır, töz, yekûn, çeşitlilik, birleştirmek, salıvermek, açımlamak, yatıştırmak, göstermek, değiştirmek, nakletmek, sergilemek, çeşitlendirmek.

Güneş ile Ay tutulması.

eksilen (ışığı eksilen), bkz. ışık, Ay, Venüs.

aşağı fırlatmak, fırlatılmak, düşürülmüş, alçalış sebebiyle, burçtan yahut mevkiden, bkz. köşe noktası, mevki, Ay, Güneş.

yıldızın düşüşünün (deiectio) ne olduğu, burçların yahut derecelerin düşüşü, alçak, bkz. alçalış.

vefat etmiş.

Yunus (Delphinus) takımyıldızı.

Tanrı.

çaprazlama olan, bkz. inat, iktidar, ışınım, ortaklık, çapa doğru, evlerin çapı, burcun çapı, Güneş'in çapı, batı yönü, çap boyunca, çapta, çaptan, bkz. tesir, ışınım, sahip olmak, ışımak, direnmek, bakmak, görmek.

ikiye bölünmüş, bkz. Ay.

üçüncü günün ne getirdiği, yedinci gün, on birinci gün.

zamanların dağıtımı.

kısımların bölünmesi.

yıldızların konakları, yabancı konak, bkz. yerleştirmek, sahip olmak, değiştirmek, mülk edinmek, çeşitlendirmek.

burcun hâkimesi, doğum haritasının, yükselenin, zamanın (zamanların) hâkimesi, krş. hâkim.

burcun hâkimi, yüceliğin, yükselişin, on yıllık devrin, sınırların hâkimi, Talih'in hâkimi, doğum haritasının hâkimi, yükselenin hâkimi, mevkinin hâkimi, parçanın hâkimi, zamanın (zamanların) hâkimi, hayatın hâkimi, bkz. hâkimiyet, iktidar, talep etmek.

yıldızların evleri (domus), yabancı ev, bkz. çap, mukim, konuk, değiştirmek, altüst etmek, girmek, başkalaştırmak, korumak.

on ikide bir kısımlar (duodecatemoria), bkz. tesir, sınırlar, göndermek.

batış (dysis), batıya dair olan, bkz. çap.

yedili devreye dair, bkz. yıl.

büyük yangın (ekpyrosis) [Yunanca].

doksanda bir kısım.

Diz çökmüş Adam (Engonasin) takımyıldızı.

dokuzlu devreye dair, bkz. yıl.

alçalış yönü (epicatafora), köşe noktalarının alçalışı.

Epiemu dekanı.

At (Equus) takımyıldızı.

Eregbuo dekanı.

altıgen, bkz. kenar, ışınım, altmışlık açı, sağ altmışlık açı, sol altmışlık açı, bkz. bağlamak, ışımak, bakmak.

yücelmek (exaltor).

Satürn'ün haddi aşması.

karşıt gölgeyi karşılamak, Ay'ın (yahut başka bir yıldızın) kavuşumunu karşılamak, Ay'ın hareketini karşılamak, Ay'ın ışığını karşılamak, Ay'ı karşılamak, Ay'ın doğuşunu karşılamak, Ay'ın ışınlarını karşılamak, Mars'ın ışınlarını karşılamak, Satürn'ün ışınlarını karşılamak.

yıldızın bir mevkide bulunması, yabancı mevkide bulunması, daha kuvvetli bulunması.

şafakta doğmak.

Phaenon = Satürn, Phaethon = Jüpiter.

DİZİNLER

Orak yıldızı, dişil, bakınız doğum haritası, dâhi (genius), burç, yıldız, yırtıcı hayvan, bakınız doğum haritası, burç, taşınmak, koşmak, seyirde, göğün derinliklerinde, benzer şekilde, yıldızların sureti, Ay'ın sureti, yıldızların sınırları (fines) açıklanmaktadır, pek sık zikredilir, on ikide birler (duodecatemorii), yabancı sınırlar, yükselenler, bakınız hâkim, güç, nitelik, değiş tokuş etmek, girmek, değiştirmek, sahip olmak, tutmak, parçanın sınırı, Talih açıklanmaktadır, İyi Talih, Kötü Talih, bakınız anaphora, hâkim, yer, parça, Phosphoros, Venüs, Futile dekanı, yıldızlar sevinir (gaudent), yıldızın sevinci (gaudium), İkizler (Gemini) burcu, Merkür'ün evi (domus), dekanları, sınırları, Afeliotes rüzgârına tabidir, insanın omuzlarını tutar, dolu ve boş dereceleri, eril ve dişil dereceleri, yükselirken, taksimatı, kendisiyle birlikte yükselen yıldızlar, her bir parçasının neye hükmettiği, pek sık zikredilir, bakınız hat, Güney İkizi,

doğum haritası (genitura), hadım haritası, kadınların haritası, insanların haritası, erkeğin haritası, kadınların haritası, dünyanın haritası (genitura mundi), erkeklerin haritası, gündüz haritası, gece haritası, dişil harita, yırtıcı hayvan haritası, çifte harita, eril harita, anne haritası, kadın haritası, dört ayaklı haritası, köle haritası, erkek haritası, uğurlu, uğursuz, büyük, vasat, mutedil, sefil, soylu, bakınız köşe noktası (cardo), bağ, beden, hüküm, hanım, egemenlik, hâkimiyet, hâkim, temel, yer, kötülük, anne, ölçü, tertip, sıra, parça, baba, nitelik, oran, sır, burç, töz, toplam, inceleme, güçler, karşıt, önceki, yardım etmek, hükmetmek, sınırlandırmak, alçaltmak, açıklamak, teftiş etmek, göstermek, hazırlamak, ele almak, dâhi (genius), İyi Dâhi (Bonus Genius), burçların cinsi, yıldızların cinsi, yükselenin tam gnomonu,

Oğlak (Haedus) yıldızı, Arabacı'nın taşıdığı Oğlak yıldızı, altıgen, bakınız altıgen, saat, yükselen,

yükselende bulunmak, yükselen (horoscopus), yüzlerce kez, tek tek burçlarda neye hükmettiği, tek tek yıldızların sınırlarında neye hükmettiği, doğum haritası, bakınız anaphora, köşe noktası, hüküm, hanım, hâkim, örnek, gnomon, yer, parça, burç, ortaklık, bağ, kuvvet, yerleştirmek, sahip olmak, elde tutmak, önce gelmek, kararlaştırmak, ardından gelmek, tutmak, alçalma, yıldız alçalır, yıldızın düşüşü (humilitas), düşüşleri (deiectio), bakınız düşürmek, ayırmak, yıldız düşürülür, alçakça, Hyades yıldızı, göğün dibi (IMC, imum caelum), doğum haritasının köşe noktası, ve pek sık, bakınız kabul etmek, Diz Çöken (İngeniculus) yıldızı, engellemek, ışınlarıyla, yıldızların hücumu (inpugnatio), bakınız vurmak, hücum etmek, ışığa hücum etmek, ışınlarıyla, gün tün eşitliği [Yunanca], bakınız burç, Iugulae yıldızı, Jüpiter gezegeni, pek sık zikredilir, yakarılır, Mısırlılara göre Phaethon, evi, yücelir (exaltatur), düşer, dekanları, sınırları, sevinir,

gündüzleyin sevinir, üçgen açısı (trigonum), on iki burç boyunca neye hükmettiği, Merkür ile birlikte, Ay ile birlikte, haritanın hâkimi, Ay ile birlikte köşe noktalarında, tek tek burçlarda, diğer yıldızların sınırlarında, diğer yıldızlarla üçgen açıda, kare açıda (quadratus), karşıt açıda (diametrus), birlikte, zamanların hâkimi, bakınız iyilik, hayır, hazır bulunma, koruma, ışın, ışın yaymak, Aslan (Leo) burcu, Güneş'in evi, dekanları, sınırları, Aquilo rüzgârına tabidir, insanın göğsünü ve midesini tutar, dolu ve boş dereceleri, eril ve dişil dereceleri, yükselirken, taksimatı, kendisiyle birlikte yükselen yıldızlar, her bir parçasının neye hükmettiği, pek sık zikredilir, bakınız kuyruk, çehre, yele,

Tavşan (Lepus) yıldızı, Terazi (Libra) burcu, Venüs'ün evi (Satürn'ün evi), Güneş'in düşüşü (casus), Satürn'ün yücelmesi (altitudo), dekanları, sınırları, Afeliotes rüzgârına tabidir, insanın böbreklerini ve omurlarını tutar, dolu ve boş dereceleri, eril ve dişil dereceleri, yükselirken, çifte burçtur, taksimatı, kendisiyle birlikte yükselen yıldızlar, her bir parçasının neye hükmettiği, çok sık zikredilir,

Libs rüzgârı, hat, İkizler'in son hattı, uç hat, liturglar, ev (locus), çoğulu evler (loca), ve yüzlerce kez, yükselenden itibaren ikinci, üçüncü, dördüncü ve benzeri evler, birinci, dördüncü, yedinci, onuncu evler doğum haritasının köşe noktalarıdır, diğerlerinin genel tesiri hakkında, bakınız, yüz çevirmiş evler, iyi evler, karşıt evler.

MATEMATİK DİZİNİ

düşük (deiecta, karş. tembel/ağırkanlı), alt (inferior), kötü (malus), zorunlu (necessaria), elverişli (oportuna), tembel/ağırkanlı (pigra, karş. düşük), dolun (plena), birinci (prima), başlıca (principalia), en yakın (proximus), kare açıda olan (quadrata), ikinci (secunda), sabit (solida), üst (superior), boş (vacantia), yükselene yabancı (alienus ab horoscopo), muhtelif (diversa), suçlama (accusationis), fiil (actus), hasımlar ve düşmanlar (adversariorum et inimicorum), dostlar (amicorum), temel (basis), eş (coniugis), arzu (cupidinis), tutkular (cupiditatum), (iyi) daimon (daemonis), istekler (desideriorum), çocuklar (filiorum), (iyi) Talih (Fortunae), kardeşler (fratrum), soy (generis), sıfatla birlikte doğum haritası (geniturae) (düşük, başlıca vb. gibi), şan (gloriae), onurlar (honorum), gök dibi (IMC. = imi caeli), şehvetler (libidinum), Ay (Lunae), koca (mariti), anne (matris), askerlik (militiae), ölüm (mortis), tabiat (naturae), zorunluluk (necessitatis), Nemesis (Nemesis), evlilik (nuptiarum), besinler (nutrimentorum), ebeveyn (parentum), tek kısım (unius partis), doğum (partus), babaya ait (paternus), baba (patris), yolculuk (peregrinationis), kudret (potestatis), köleler (servorum), zürriyet (sobolis), Güneş (Solis), umut veya para (spei vel pecuniae), zevce (uxoris), sıhhat (valitudinis), hayat (vitae), kusur veya kusurlar (vitii[-orum]), bkz. otorite, iyilik, tanım, alçalış, kötülük, karışım, tabiat, ad, elverişlilik, kudret, nitelik, anlam, töz, çeşitlilik, güç, kuvvetler, kusur, yabancı, düşük, bakmak, toplamak, hesaplamak, belirlemek, koşmak, tanımlamak, açıklamak, sahip olmak, girmek, yerleşmek, incelemek, girmek, göstermek, kaydetmek, elde etmek, işgal etmek, sergilemek, malik olmak, vurmak, aramak, ışın saçmak, tutmak, ele almak, geçmek, kaçınmak.

Işık (lumen), Ay'ın (Lunae), Güneş'in (Solis), yıldızın (stellae), gözlerin (oculorum), haşmetin (maiestatis), beyazlığın/parlaklığın (candoris), pırıltının ışıltılı halleri (fulgida splendoris), ulu (augustum), berrak (clarum), parıldayan (coruscum), büyüyen (crescens), küçülen/azalan (deficiens), muhtelif (diversum), ilahi (divinum), pek tatlı (dulcissimum), eksilmiş (inminutum), aylık (menstruum), ufak (minutum), parlak (nitidum), sönük/ağır (pigrum), dolun (plenum), yeniden doğmuş (renatum), bkz. büyüme, parıldama, seyir, zarar, şekillenme, inayet, Ay, haşmet, ölçülülük, süs, ışın, ışıltı, töz, yoksun kalmış, tutuşmuş, fakirleşmiş, dolu, eksiltmek, azalan, kabul etmek, köreltmek, hücum etmek, parıldamak, tahkim etmek, gölgelemek, süslemek, geri vermek, saklamak, birleştirmek. Işık = Güneş veya Ay, Işık = göz, bkz. keskinlik, körlük, tertip, kör etmek, engellemek, sakatlamak.

Ay (Luna), safhaları hakkında, tutulması hakkında, yakarılır, evi, yücelir (exaltatur), düşer (deicitur), dekanları (sınırları yoktur), Venüs'e karşıttır, anneyi gösterir, ışıktır, on iki burç boyunca, Talih noktasında, diğer yıldızlarla, doğum haritasının yöneticisiyle, köşe evlerde diğer yıldızlarla, hangi suretle ışıktan ayrıldığı ve kavuştuğu, her bir burçta düşer, her bir yıldızın sınırlarında, diğer yıldızlarla üçgen açıda (trigona), kare açıda (quadrata), karşıt açıda (diametra), birlikte, zamanların hâkimesi, zevcenin, erkeğin, kadının, insan bedenlerinin annesi, iki yanı şişkin [Yunanca], büyüyen, ışığı (ışıkları) büyüyen, seyreden, rüzgârla seyreden, küçülen, ışığı (ışıkları) küçülen, düşmüş, ışıklardan yoksun kalmış, ilk dördün veya son dördün halinde [Yunanca], hilal şeklinde [Yunanca], eksilmiş, ışığı (ışıkları) eksilmiş, doğan, dolun, ışıkla (ışıklarla) dolu, kavuşum halinde (synodica), gelen, bkz. yükseklik, büyüme, kavuşum (coniunctio), tamamlanma, boynuz, seyir, ayrılma (defluxio), tesir, şekil, biçim, yan, yer, boylam, ışık, ilahi kudret, felek (orbis), doğuş, kudret, oran, şema, suret, şekillendirmek, ışın saçmak, kapmak, görmek.

Kurt takımyıldızı (Lupus sidus). Kuğu takımyıldızı (Lygnus sidus). Çalgı takımyıldızı (Lyra sidus). Kötü talih, bkz. talih, Kötü daimon, bkz. daimon, Dizinler.

III. MATEMATİK DİZİNİ

kötücül (malivolus), bkz. ışınım (radiatio), takımyıldız (sidus), yıldız (stella), kötücül [yıldız] (malivola [stella]) 66 14, 247 21, II 134 8, 206 18, 210 14, 227 27, ışın (radius) Mars 67 9, 14 7, 20 ve pek sık, yakarışta bulunulur 38 19, Mısırlılarda Pyrois 42 12, ev (domus) 43 7, 44 20, 52 18, yücelir (exaltatur) 44 12, düşüşe geçer (deicitur) 44 13, dekanlar (decani) 45 8 ve devamı, sınırlar (fines) 47 5, 12, 16 ve devamı, üçgen açı (trigonum) 53 20, kocayı gösterir 65 10, XII ev vasıtasıyla ne tayin ettiği 114 1 ve devamı, Merkür ile 175 1 ve devamı, Ay ile 202 1 ve devamı, doğum haritasının (genitura) yöneticisi 247 28 ve devamı, eylemleri tayin eder 260 26 ve devamı, Ay ile köşe noktalarında 275 1, 5 ve devamı, [tek tek burçlarda ve diğer yıldızların sınırlarında metinden düşmüştür, krş. II 58 4], diğerleriyle üçgen açı II 73 15, 76 16, 78 19 ve devamı, kare açı (quadratus) II 84 20, 88 11, 92 20 ve devamı, karşıtlık (diametrus) II 101 6, 107 6, 110 1 ve devamı, birlikte (simul) II 114 26, 120 7, 123 17 ve devamı, zamanların yöneticisi II 196 1 ve devamı, bkz. hırs (ardor), sıcaklık (calor), alev (flamma), ateş (ignis), fenalık (inprobitas), kötülük (malitia), cüretkarlık (temeritas) eril (masculinus), bkz. doğum haritası, cins (genus), burç (signum), yıldız matematikçi (mathematicus) 4 22, 8 20, 10 4, 11 2, 13 24, 29, 69 3, 85 4, 86 12, 94 8, 263 18, II 25 9 astroloji bilimi (mathesis) 4 3, 11, 5 27, 29, 10 16, 11 6, 40 3, bkz. kitap (liber), sır (secretum), risale (sermo), töz (substantia) sabah vakti (matutinus) 50 8 ve devamı, 51 19 ve devamı, 17 ve diğerleri, bkz. doğuş (ortus) MC. = gökyüzünün ortası (MC) (medium caelum) 58 17, 24 ve devamı, 64 12, 25, 65 21 ve çok sık, bkz. yükselen ardı ev (anaphora), sahip olmak (possideo), tutmak (teneo) Merkür 6 17, 7 8, 19, 8 1 ve yüzlerce kez, yakarışta bulunulur 38 21, Mısırlılarda Stilbon 42 14, ev 43 11, 44 21, yücelir ve düşüşe geçer 44 16, 53 21, dekanlar 45 9 ve devamı, sınırlar 51 5, 10, 14 ve devamı, XII burç vasıtasıyla ne tayin ettiği 155 20 ve devamı, Güneş ile 165 13 ve devamı, Satürn ile 167 23 ve devamı, Jüpiter ile 171 3 ve devamı, Mars ile 175 1 ve devamı, Venüs ile 181 20 ve devamı, Ay ile 205 25 ve devamı, doğum haritasının yöneticisi 251 27 ve devamı, eylemleri tayin eder 263 9 ve devamı, Ay ile köşe noktalarında 276 19 ve devamı, [tek tek burçlarda metinden düşmüştür, krş. II 58 4], diğer yıldızların sınırlarında II 58 7 ve devamı (başlangıcı eksiktir), diğer yıldızlarla üçgen açı II 75 6, 77 15, 79 21, 81 21, kare açı II 86 12, 91 3, 95 5, 98 2, 99 9, karşıtlık II 104 20, 108 24, 111 3, 113 7, birlikte II 118 24, 122 15, 125 1, 127 17, 129 22, 131 20, zamanların yöneticisi II 203 1 ve devamı, bkz. kötülük, ilahi güç (numen), yıldız gökyüzünün ortası (mesuranima) 58 18, 59 4, 64 13 dakika (minutum) 9 21, 46 17, 56 10, 12, II 18 6 ve devamı, 184 18, 20, 315 7 küçük (minutus), bkz. ışık (lumen), Ay, ışınım karışım (mixtio) (yıldızların) II 73 8 [burçların tabiatları 52 9] yıldızların hareketi (motus stellarum) 1 2, 17, hızlı (velox) 2 23 cömertlik edenler (munifices) 45 25, 27, 46 12 Myriogenesis II 18 22, 26, 71 4, 283 19, 315 5, 6, Asklepios'un 91 25, II 18 3, bkz. kitap [doğum (nativitas) 39 5, kölelerin II [okunamadı]] tayin etme tabiatı 263 6, yerin (tabiatı) II 204 18, burçların tabiatı 52 9, 10, 53 25, 109 13, 119 4, 121 13, 128 22, 129 30, 135 25 ve diğerleri, yıldızların tabiatı 134 16, 257 15, II (32 2) Gemi (Navis) takımyıldızı II 295 24 ve devamı, 298 2 ve devamı, 322 10 ve devamı Yengeç bulutsusu (nebula Cancri) II 140 7, 172 28 Nemesis, bkz. ev (locus) doksanıncı kısım (nonagesima pars) II 283 26

karşı koymak (obsisto) 122 12 yıldızların batışı (occasus siderum) 1 2, 12, II 209 10, doğum haritasının [batış noktası] (köşe noktası) 58 16, 23, 59 15 ve sıkça, yükselenin batışı II 218 25, bkz. köşe noktası (cardo), sahip olmak (habeo), kabul etmek (suscipio) batı (occidens) 33 11, 343 10 batmak (occido) 50 16, 237 18, II 296 6 batıya ait (occidualis) 50 12 ev sahibi gösterge (oecodespotes) 103 27, 196 16 Yılancı (Ofiuchus) takımyıldızı II 309 11 ve devamı Omot dekanı 270 9 yerin elverişliliği II 65 20 elverişli (oportunus), bkz. ev, ışınım, tanıklık (testimonium), elverişli surette (oportune) 72 4, 96 28, bkz. düşmek (cado), yerleşmiş (collocatus), konumlanmış (positus), daha elverişli surette (oportunius) II 279 7, 12, çok daha elverişli surette (magis oportunius) II 279 9 Ay'ın feleği (orbis Lunae) 13 11, 17 2, 46 17, 51 13, Güneş'in feleği 13 5, 8, 17 1, 46 17, 50 16, 18, 51 11, (200 3), 235 19, II 128 23, 24, 27, Samanyolu (lacteus) 3 1, bkz. daire (circulus), biçimlenme (figuratio), Zodyak, gizlemek (abscondo), terk etmek (desero), bağlamak (glutino), tamamlamak (perficio), önde gitmek (praecedo), sürüklemek (rapio) doğum haritasının tertibi (ordinatio geniturae) 80 27, yıldızların tertibi II 140 26, yalın tertip 80 32, bkz. bileşim (conpositio), biçim (forma), düzenlemek (conpono) düzenli (ordinatus) 255 11, II 21 24, 215 27, 233 17, 17, 23, 234 1, 237 16 ve diğerleri, iyi düzenli köşe noktalarının sırası (ordo cardinum) 57 29, hareket sırası II 128 7, 295 6, hükümlerin sırası II 199 3, doğum haritalarının sırası II 18 7, 132 17, evlerin sırası 57 29, 60 17, derecelerin sırası II 288 14, takımyıldızların sırası II 208 19, burçların sırası 35 14, yıldızların sırası 76 12, II 100 9, 360 12, krş. Dizin IV sınırlar [Yunanca] (oria) 46 23 Avcı (Orion) takımyıldızı II 296 2 ve devamı, 298 7 ve devamı doğmak (orior) 50 16, 18, 52 1, 54 2, 6, 8, 12 ve diğerleri, doğan (oriens) II 343 11, bkz. Güneş, yıldız Oro dekanı 270 14 dik açılı üçgen (orthogonus), bkz. üçgen açı burçların veya yıldızların doğuşu (ortus) 7 2, 12 11, 35 13, 55 12, 74 23, II 64 27, 209 10, 295 11, 25, 297 5, 305 10, Ay'ın doğuşu II 132 14, sabah doğuşu 13 7, 51 8, 10, 52 3, 108 21, 156 24, 158 4, 16, 172 21, 262 25 ve diğerleri, akşam doğuşu 13 7, 51 12, 154 17, II 117 1, 138 13, 161 7, 250 1, 257 29 ve diğerleri, bkz. gün (dies), almak (excipio), doğuş köşe noktası (cardo) 58 16, 18, 59 14 birlikte konulmuş ya da yerleşmiş yahut teşkil etmiş (pariter positus vel collocatus vel constitutus) 130 19, 137 26, 138 8, 172 3, 6, 18, 174 18 ve diğerleri, II 114 4-132 8 zamana bağlı (parodicus) II 28 14 derece (pars) = göğün 360'ta bir parçası ("Grad") 46 14 ve devamı, 9 21, 41 14, 43 29 ve yüzlerce kez, cin derecesi (pars daemonis) II 187 5, Talih derecesi (pars Fortunae) II 187 5, doğum haritası derecesi 58 23, yükselen derecesi 102 20 ve diğerleri, gökyüzünün ortası (MC) derecesi 38 7, 274 3, 275 7, 20, II 93 16, 151 14, 162 6, 169 28, 171 14, yıldız derecesi 277 14, ömür derecesi 83 6, eşit dereceler II 214 6, 7, 226 10, 246 14, 247 25, 254 4, 262 24, 265 18, eşdeğer dereceler II 147 2, düzeltilmiş derece II 144 6, 167 18, 173 25, 248 22, yabancı derece II 278 27, uğurlu derece 73 22, II 65 17, 191 18, uç dereceler II 312 22, 313 8, dişil dereceler 196 20, 271 15 ve devamı, eril dereceler 196 20, 271 14 ve devamı, doksanıncı derece bkz. doksanıncı, en son derece 277 16, 19, II 154 27, 175 19, 184 6 ve diğerleri, dolu dereceler 196 18, 265 14 ve devamı, sonraki derece II 184 16, 291 2, 11, 292 15, 293 11, en sondaki dereceler II 292 27, ilk dereceler 277 21, kuzey derecesi II 333 24, 334 7, göğün yukarı derecesi II 83 1, 84 17, 85 20, 86 14, 87 12 ve devamı, 223 6, dönence dereceleri II 33 24, 28, 44 1, son derece 239 3, 12, 241 5, 242 15, 19, II 189 4, 18, 29, boş dereceler 196 18, 265 14 ve devamı, komşu dereceler 189 26, II 265 18, bkz. netice (apotelesma), ortaklık (consortium), tarif (definitio), düşüş, çeşitlilik (diversitas), bölünme (divisio), tesir (efficacia), sınır, basamak (gradus), konak (hospitium), ev, ölçü (mensura), karışım (mixtura), DİZİNLER.

ilahî iradenin düzeni, kudreti, niteliği, hesabı, ortaklığı, sureti, tözü, toplamı, kuvvetleri, önce gelmek, toplamak, aşmak, araştırmak, sahip olmak, girmek, incelemek, donatmak, tasarrufunda bulundurmak, önde gitmek, ışın yaymak, geri vermek, bırakmak, nazar etmek, izlemek, tutmak, geçmek. kesin dereceli (partilis), bakınız hüküm (apotelesma), kavuşum, akış (defluxio), ışınım, hesap, ortaklık, kesin dereceli olarak, bakınız kavuşmak, incelemek, bildirmek. ışınımla çarpmak, darbeler vurmak, ışınlarla. tanıklık getirmek, beyan etmek, tanıklık edilmek, bildirilmek. ağır, yavaş, bakınız hareket, yer, ışık, hamle (molitio), burç. Balık burcu, pek çok yerde, Jüpiter’in evi, Venüs’ün, Venüs’ün yücelmesi (altitudo), Merkür’ün düşüşü (deiectio), onun dekanları (decani), sınırları (fines), betimlenişi, lodos rüzgârına tâbi oluşu, insanlarda ayakları idare edişi, onların dolu ve boş kısımları, onların eril ve dişil kısımları, yükseleni oluşturanlar, onların taksimatı, onlarla birlikte hangi takımyıldızların doğduğu, onların her bir derecesinin neye hükmettiği, güneydeki, kuzeydeki, bakınız bağ (linum). gezegen, çağrılırlar, Mısır dilindeki isimleri. Ülker (Pleiades) yıldız kümesi. yeraltı kapısı. tasarrufunda bulundurmak, bakınız dizin IV. Güneş’in yahut Ay’ın feleğinden önde gitmek, derecenin önünde olmak, önde giden, bakınız dizin IV. zamanların hâkimiyeti. Küçük Köpek (Procyon) yıldızı. Pyrois, yani Mars. ateşli olma hali [okunamadı]. kare açı, bakınız kenar, yer, karışım, ışınım, kare açı, sağ, sol, ilk, bakınız kenar, kavuşmak, karşıt durmak, tasarrufunda bulundurmak, ışın yaymak, direnmek, nazar etmek, görmek. ışınım, hareketin ışınımı, çapların, heybetin, ortaklığın, yıldızların, tanıklığın, üçgen açının bütünüyle, denk, eşitlenmiş, yabancı, herhangi bir, ulu, hayırlı, temel (cardinalis), yumuşak başlı, kavuşmuş, zıt, çaplamasına (karşıt), ince çaplamasına, dolu, türlü, altıgen (altmışlık), talihli, sadık, güçlü, düşmanca, haset dolu, oynak, daha büyük, fena, kötücül, kötü niyetli, azami, vasat, tehditkâr, katlanmış, zararlı, hiç olmayan, elverişli, en hayırlı, denk, kesin dereceli, kendine has, uğurlu, kare, herhangi bir, her ne türlü ise, şifalı, benzer, ortak kılınmış, muhkem, kavuşumsal (synodica), üçgen, zorlayıcı, şiddetli, kusurlu, bakınız karışım, hüküm, kudret, ortaklık, tanıklık, karşıt, ayrılmış, süslemek, toplamak, kavuşmak, telif etmek, bağlamak, uyuşmak, açıklamak, şekil vermek, parlamak, incelemek, donatmak, temaşa etmek, birleştirmek, yatıştırmak, değiştirmek, mecbur kılmak, tutmak, vurmak, tasarrufunda bulundurmak, korumak, çarpmak, nazar etmek, ortak etmek, desteklemek, itidale getirmek, görmek. ışın yaymak, Jüpiter’e, bir yere, Ay’a, dereceye, üçgen açıdan (altmışlık açıdan, çaplamasına karşıtlıktan, kare açıdan). Jüpiter’in ışını, Ay’ın, Güneş’in, karşı-gölgenin (antiscium), uğurlu yıldızların, ışığın, uğursuz yıldızların, kudretin, yıldızların, düşmanca, fena, tehditkâr, Ay’ın dolunay ışınları, uğurlu, ışın yaklaşır, erişir, bakınız karışım, kudret, ortaklık, parlaklık, itidal, gizlenmiş, hasım, ayrılmış, yaklaşmak, yapışmak, tezyin etmek, bakmak, fayda sağlamak, bağışlamak, kabul etmek, kırmak, engellemek, çarpmak, mücadele etmek, kurtarmak, göndermek, değiştirmek, itiraz etmek, baskılamak, donatmak, göstermek, çarpmak, vurmak, yıldızların geri hareketi, direnmek, kare açı yahut çaplamasına karşıtlık vasıtasıyla. nazar etmek, karşı-gölgeye, kavuşuma, karmaşıklığa, karışıma, dereceye, ışınıma, kavuşum ile, kudret ile, ışınım ile, ve defalarca, nispet ile, çaplamasına (kare açıdan, üçgen açıdan, altmışlık açıdan), karşıtlık yoluyla (kare açı, üçgen açı, altmışlık açı vasıtasıyla), sağ cenahtan. retrograd (gerileyen), bakınız hareket, Roma’nın dekanı. DİZİNLER.

SAGITTA – SOCIETAS

Sagitta takımyıldızı (sidus) II 806 5 ve devamı.

Yay burcu (signum) 41 25 ve pek çok yerde, Jüpiter’in evi (domus), 48 5, dekanları (decani), 45 18, sınırları (fines), 48 16, Kuzey rüzgârının (Aquilo) altındadır, 55 18, insanın uyluklarını yönetir, 73 6, dolu ve boş dereceleri (partes), 269 19 ve devamı, eril ve dişil dereceleri, 272 30 ve devamı, yükselende bulunması, II 131 4 ve devamı, kısımlara ayrılması, II 291 13 ve devamı, kendisiyle birlikte doğan takımyıldızlar, II 308 17 ve devamı, her bir derecesinin neye hükmettiği, II 339 21 ve devamı.

Sagon dekanı, 209 24.

Satürn, 67 11 13 29 73 7 ve pek çok yerde, kendisine yakarılır, 38 13, evleri, 43 2 44 19, yücelmesi (exaltatio), 44 9, düşüşü (deiectio), 44 10 52 19, dekanları, 45 10 ve devamı, sınırları, 47 6 11 17 ve devamı, gündüz vaktinde sevinir, 49 11, on iki eve göre neye hükmettiği, 97 15 ve devamı, Merkür ile birlikte, 167 23 ve devamı, Ay ile birlikte, 200 7 ve devamı, doğum haritasının (genitura) efendisi, 244 20 ve devamı, köşe evlerde (in cardinibus) Ay ile birlikte, 214 10 ve devamı, tek tek burçlarda, II 27 19 ve devamı, diğer yıldızların sınırlarında eksik kalmıştır, karşılaştırınız II 584 1, diğer yıldızlarla üçgen açısı (trigonus), II 71 12 ve devamı, kare açısı (quadratus), II 82 24 ve devamı, karşıt açısı (diametrus), II 100 15 ve devamı, birlikte bulunması, II 114 12 ve devamı, zamanların efendisi, II 190 18 ve devamı, ayrıca bakınız soğukluk, kötülük.

Şema (schema), 203 22 II 210 17, Ay şeması, 284 13, yıldızların şeması, II 235 24.

Akrep burcu, 41 25 ve pek çok yerde, Mars’ın evi, 48 7, Ay’ın düşüşü, 44 9, dekanları, 45 17, sınırları, 48 11, Güneybatı rüzgârının (Africus) altındadır, 55 21, insanın üreme uzuvlarını yönetir, 78 6, dolu ve boş dereceleri, 269 9 ve devamı, eril ve dişil dereceleri, 272 25 ve devamı, yükselende bulunması, II 12 14 ve devamı, kısımlara ayrılması, II 291 3 ve devamı, kendisiyle birlikte doğan takımyıldızlar, II 307 19 ve devamı, her bir derecesinin neye hükmettiği, II 335 7 ve devamı, ayrıca bakınız alın, bitişik olmak, karşılaştırınız II 291 3 ve devamı.

Senacher dekanı, 267 4. Senator dekanı, 267 2. Senichut dekanı, 269 3. Senta dekanı, 269 7. Sentacer dekanı, 269 13. Sentacher dekanı, 267 6. Sentinou dekanı, 269 17. Sepisent dekanı, 269 5.

Septentrio takımyıldızı, II 313 18 ve devamı. Kuzey (septentrio / septentriones), 82 II 291 10. Kuzeye ait, bakınız derece, Balık burcu.

Barbar küresi (sfaera barbarica), 278 15 II 174 25 284 1 288 14 294 12–359 11 (294 12 315 2 4 14) 359 13, ayrıca bakınız açıklama, yorumlama, Arkhimedes’in küresi, 216 II 148 21.

Sic dekanı, 268 16.

Satürn’ün, Jüpiter’in ve benzerlerinin yıldızı (sidus), muhtelif yerlerde, yıldızların yıldızı, II 68 15, iyicil (benivolum), 207 6 II 182 15, semavi, 233 18 II 78 4, kozmik, 82 22, ateşli, II 359 17, kötücül (malignum), 246 3 II 68 16 130 13, kem niyetli (malivolum), 14 18, ebedi, II 3 2, uğurlu (salutare), 7 6 II 65 19 103 15 106 7, bilge, 7 8, ayrıca bakınız hareket, tesir, soğukluk, taklit, başlangıç, karışım, sayı, düzen, hükümdar, sır, tanıklık, kabul etmek.

Zodyak burcu (signum zodiaci), 22 1 12 15 41 20 ve devamı, 52 9 ve devamı ve sayısız yerde, bedenin hangi kısımlarını yönettikleri, 72 24 ve devamı, birbirini gören veya işiten burçlar, 285 21–287 13, köşe evlere ait burçlar, 24 1 11, doğum haritasına ait, 58 23, yükselene ait, 58 2 130 10 11 21 13 13 230 18, yükselenden itibaren, 58 24 26 59 21, körelmiş (ableptum), 72 23, ılım noktasına (aequinoctium) ait, 52 14 20 263 23 II 140 14 157 26 172 20, yabanıl, II 135 20, yabancı, 119 25 234 15 262 8 II 225 17 226 11 252 28 278 26, sulu, 53 17 109 22 120 18 121 26 143 14 II 101 22 106 21 135 23 150 23 259 23 261 7 267 24, iyicil, 240 25, iki biçimli (biforme), 53 17 154 5, iyi, 73 22 154 19 155 10 241 6 II 191 18, uyumlu, 52 17, sebatkâr, 143 5, bükülmüş, II 228 22, cismani, 52 16, eğri, 119 4, muhtelif, II 246 15, çift gövdeli (duplex), 53 16 70 21 145 8 205 11 263 24 II 37 1 114 1 162 29 218 4 ve diğer yerler, değişken (erraticum), 52 16 147 7 150 12 154 5 205 14 228 10, doğurgan, 53 17 II 185 4 219 21 23, dişil, 41 27 42 17 43 4 6 9 10 13 53 16 ve diğer yerler, vahşi hayvan tabiatlı, II 102 6 106 15 135 20 228 22, insani, 109 14 120 19 121 14 142 23 252 22 II 106 18 156 7 229 7 259 19, nemli, 53 16 II 259 29, ateşli, 121 31 II 259 27, tutuşmuş, 52 15 53 12, içe bükük, 53 18, boyun eğmez, 52 17, saf olmayan, 52 17, gündüz burcu (iaemerinon) [Yunanca], 53 2, şehvetli, 52 17, lekeli, 53 17, kötü, II 65 16, eril, 41 27 42 17 22 43 4 6 8 10 13 52 14 ve diğer yerler, anneye ait, II 239 18, öncü (mobile), 53 18, zayıf sesli, 143 5, dilsiz, 53 18 II 106 1, evliliğe ait, II 138 23 139 14 6 10, babaya ait, II 239 18, tembel, 72 23, dört ayaklı, 52 15 109 17 121 25 143 16 II 102 10 106 13, krallara yaraşır, 52 15, sabit (solidum), 70 21 120 17 121 29 145 10 263 19 II 114 2 254 25 256 6 259 26 267 26, gündönümüne (solstitium) ait, 52 15 20, pullu, 53 17 147 7 150 12 154 5 205 14 II 324 22, kısır, II 274 19, topraksı (terrenum), 109 20 120 16 II 138 5 150 20 274 24, karasal (terrestre), 121 22 143 13 II 259 21, üçgen açıya ait, II 238 3, dönencel (tropicum), 53 2 (-con) 9 70 21 145 8 147 7 148 24 150 12 151 5 154 5 205 14 228 10 263 21 II 35 20 23 94 6 110 22 ve diğer yerler, yaz dönencesine ait, II 55 21, boş, 208 6, sesli, 155 28 252 22, ayrıca bakınız anaphora, karşıt gölge (antiscium), bir araya getirmek, beden, hareket, düşüş, düşüş yönü, farklılık, çeşitlilik, sırt, yüz, biçim, dizler, konaklama, zayıflık, başlangıç, değişim, yan taraf, büyüklük, ölçü, karışım, mizaçlar, doğa, sayı, düzen, doğuş, güç, nitelik, bölge, uzam, tür, töz, çeşitlilik, kuvvetler, çiğnemek, toplamak, sahip olmak, girmek, içine girmek, işgal etmek, donatmak, malik olmak, tutmak, geçmek.

Sirius yıldızı, II 303 5.

Sith dekanı, 268 7.

Birleşme (sociatio), II 73 17 141 15 152 8, kavuşum (coniunctio) birleşmesi, II 157 1.

Yıldız ortaklığı (societas), 106 12 165 2 193 30 215 9 II 118 21 161 4 ve diğer yerler, Güneş ve Ay ortaklığı, II 97 18 ve diğer yerler, yıldızların ortaklığı, 63 26 147 15 148 24 150 17 237 24 256 20 ve diğer yerler, kavuşum ortaklığı, 7 26 II 79 16 81 13 87 7 163 25 171 15, yükselen ortaklığı, 202 20 22, karışımların ortaklığı, II 69 1, derece veya derecelerin ortaklığı, II 116 11 140 22 145 11 147 2 149 9 21 152 10 153 13 25 154 4 11 24 ve diğer yerler, yetki ortaklığı, II 116 21, ışınım ortaklığı, 70 26 71 12 29 72 9 116 7 18 18 118 17 122 12 169 15 277 24, ışınların ortaklığı, II 129 14, tanıklık ortaklığı, 180 11, ortaklık ve ışınım, 109 1, adil, 71 17 II 263 3, dengeli, II 116 21 154 24 158 6, eşit, II 122 12, eşitlenmiş, II [okunamadı], herhangi bir, 63 20 180 11 193 19 ve diğer yerler, bütünü kapsayan, 193 30, karşıt açıya ait, II 26 12, kutlu, II 67 18, düşmanca, bakınız cins, birleşik, II 114 8, en büyük, 62 12 21 71 20, hükümsüz, 60 5 63 1 65 8 ve diğer yerler, elverişli, 113 25, tam dereceli (partilis), 228 14 II 155 23 244 6 261 14 262 9, azımsanmayacak, 64 27, uğurlu, II 97 11 129 11, zayıf, 62 2, üçgen açıya ait, II 129 15, üçgen biçimli, 125 1 1 II 132 23, pek kuvvetli, 71 29, yakın, 228 14 II 215 2, şiddetli, 63 14, ayrıca bakınız kavuşum, uyuşma, ortaklık, cins, itidal, güç, ışınım, oran, tanıklık, bağ, yabancı, ayrılmış, ortak olmak, birleştirmek.

taşıyorum, kavuşturuyorum, karıştırıyorum, düzenliyorum, inceliyorum, bakıyorum, bağlıyorum, serbest bırakıyorum, ılımlaştırıyorum ortak ediyorum, kavuşumla (coniunctio) (kavuşumlarla) 62 23, 157 7, 198 19, 199 25, kıyasla 68 3, ortaklıkla II 132 19, ışık saçanlarla (luminibus) 155 3, ışın yayımıyla (radiatio) II 72 1 20, 74 11, yıldızlarla 198 19, ortak edilmiş, bkz. ışın yayımı Güneş (Sol) 2 22 26, 3 2 6, 15 28, 7 25 ve pek çok yerde, tutulması hakkında 13 20, yakarışta bulunulur 38 6, evi (domus) 42 15, 44 20, yücelir (exaltatur) 44 7, 52 18, düşüşe geçer (deicitur) 44 8, dekanları (decani) 45 8 ve devamı, {sınırları yoktur}, gündüz sevinir 49 11, üçgen açılar (trigona) 52 19, babayı gösterir 65 10, ışıktır 92 3, on iki burç boyunca neyi hükme bağladığı 127 11 ve devamı, Merkür ile 165 13 ve devamı, Ay ile 203 20 ve devamı, doğum haritasının yöneticisiyle 254 12 ve devamı, köşe noktalarında Ay ile 273 26 ve devamı, [münferit burçlarda ve diğer yıldızların sınırlarında metin düşmüştür, krş. II 58 4], diğer yıldızlarla üçgen açıda (trigonus) II 74 6, 76 25, 78 19, 80 21 ve devamı, kare açıda (quadratus) II 84 15, 89 11, 92 20, 97 9 ve devamı, karşıt açıda (diametrus) II 103 12, 107 15, 110 2, 112 12 ve devamı, bir arada II 116 19, 120 23, 123 18, 127 3 ve devamı, zamanların hâkimi II 198 25 ve devamı, döllenmeyle ilgili II 210 11, düşüşe geçmiş II 225 11, alev saçan 23 11, en iyi, en ulu 38 6, II 3 5, doğan 50 17, bkz. anaphora, hararet, kavuşum, mahal, ışık, ilahi kudret, felek (orbis), ışın, yakınlık, biçimlendiriyorum Solanus rüzgârı 55 19 sabit, bkz. mahal, ışın yayımı, burç gündönümüne (solstitium) dair, bkz. burç Sothis dekanı 268 5 Spica yıldızı II 305 10 ve devamı, 330 11

stadia II 294 7 9 duraklama (statio) [okunamadı] 95 26, 252 22, 276 23, yıldızların duraklaması 12 1 19, ikinci duraklama II 52 28, bkz. zaman, yapıyorum, çözüyorum

yıldız (stella) 2 21 26, 3 15, 6 3 ve yüzlerce kez, Jüpiter’in 55 11, 56 28, 103 7, 117 23, 129 21, 133 13 ve diğer yerlerde, hürmete şayan Merkür’ün II 18 5, kendi tabiatında 200 1, kutlu II 69 11, iyicil (benivola) 56 28, 57 26, 65 28, 66 2 6 ve diğer yerlerde, hayırlı 256 20, parlak II 69 11, 71 9, 284 2, 336 24, 357 1, 359 11, hükmeden 34 10, gündüze ait 65 26, seyyare (errans) 12 10, 35 15, dişil II 182 1, 219 12, 332 12 15, berrak II 328 8, 357 24 29, 358 4 10, kötücül (maligna) 103 2, fenalık getiren (malivola) 57 6 27, 63 26, 66 1 6 ve diğer yerlerde, eril II 182 1, erkeksi II 219 7, 332 12 13, geceye ait 65 27, doğan 51 15, hükümdar tabiatlı II 69 16, ışıltılı II 69 10 11 ve devamı, bkz. ekleme, çalkantı, yetki, artış, iyilik, kavuşum, karışma, düzenleniş, ortaklık, seyir, hüküm, düzen, uyuşmazlık, egemenlik, sapma, açıklama, lütuf, biçim, kıvılcım kaynağı, suret, cins, ateş, tabiyatsızlık, hücum, yasa, ışık, fenalık, karışım, hareket, tabiat, ad, sayı, tertip, düzen, pay, kudret, mevcudiyet, himaye, nitelik, ışın yayımı, ışın, oran, geri hareket, takımyıldız, birlik, duraklama, töz, ılımlaşma, tanıklık, çeşitlilik, erdem, güç, bitiştiriyorum, ortak ediyorum, bakıyorum, bağlıyorum, paylaştırıyorum Stilbon, Merkür 42 11 Styx II 306 19 20 Suo dekanı 267 11 uzaklaşan kavuşum (synapha aporrhoica) [Yunanca] 277 4 kavuşumsal (synodicus) 50 13, 138 6, bkz. Ay, birleşme, ışın yayımı, kavuşumsal olarak II kavuşum (synodus) 235 13, II 25 18, 264 23 Boğa (Taurus) burcu 41 24 ve pek çok yerde, Venüs’ün evi 43 9, {Ay’ın 44 21}, Ay’ın yükselimi 44 8, dekanları 45 9, sınırları 47 7, Güney Rüzgârı’na tabidir 55 19, insanın boynuna hükmeder 73 3, dolu ve boş dereceleri 267 7 ve devamı, eril ve dişil kısımları 272 5 ve devamı, yükselen olarak II 5 19 ve devamı, taksimatı II 288 3 ve devamı, kendisiyle birlikte doğan yıldızlar II 299 11 ve devamı, her bir derecesinin neyi hükme bağladığı II 319 13 ve devamı, bkz. çehre, dudak, ayak, toynak, krş. II 288 3 ve devamı

Tepibui dekanı 270 25, Tepis dekanı 267 24, 270 18, Tepisen dekanı 269 15, zamana ait II 28 15, 206 18 24, tanrıça (thea) [Yunanca] 59 19, tanrıçalar 59 22 harita (thema) 75 25, evren haritası (thema mundi) 91 11, Themeso dekanı 270 5, tanrı (theos) [Yunanca] 59 19 25, Thesogar dekanı 267 20, Thiumis dekanı 268 9, Thumis dekanı 268 23, Tophicus dekanı 268 25, geçiş, bkz. yapıyorum, üçgen açıyla ilgili, bkz. ışın yayımı, ortaklık, üçgen açılı, bkz. karışım, ışın yayımı, burç, ortaklık, üçgen açı (trigonum) 52 19, 53 20, 69 1 14 ve devamı, 71 18 ve devamı, II 149 18 27, sağ, sol 69 6, 18 ve devamı, 260 24, II 44 28, 82 14, dik açılı II 229 24 26, ikincil II 57 22, bkz. kenar, ışın yayımı, ışın yayıyorum, bakıyorum, geçiyorum, görüyorum, dönenceye dair, bkz. kısım, burç, iyi talih (tyche agathe) [Yunanca] 59 19 26, kötü talih (tyche kake) [Yunanca] Uiu dekanı 270 27 Rüzgârlar, hangi burçları yönettikleri 55 11 ve devamı, 53 23, 108 7, bkz. Ay, kavuşum, esinti, birleştiriyorum, tabi kılıyorum Venüs yıldızı 74 8 20 ve pek çok yerde, yakarışta bulunulur 88 21, Mısırlılara göre Phosphoros [Yunanca] 42 13, evi 43 9, 44 21, yücelir 44 14, 53 21 ve diğer yerlerde, düşüşe geçer 44 15, dekanları 45 9 ve devamı, sınırları 47 4 9 16 ve devamı, Ay’a zıttır 50 2, üçgen açısı 53 20, zevceyi gösterir 65 10, on iki burç boyunca neyi hükme bağladığı 142 16, Ay ile 204 1 ve devamı, doğum haritasının yöneticisi 249 18 ve devamı, eylemleri hükme bağlar 261 16 ve devamı, köşe noktalarında Ay ile 276 9 ve devamı, [münferit burçlarda ve diğer yıldızların sınırlarında metin düşmüştür, krş. II 58 4], diğer yıldızlarla üçgen açıda II 74 18, 77 6, 79 11, 81 7 ve devamı, kare açıda II 85 18, 90 7, 93 25, 98 1 ve devamı, karşıt açıda II 104 5, 108 1, 110 15, 112 22 ve devamı, bir arada II 118 3, 121 10, 124 3, 127 4, 129 21 ve devamı, zamanların hâkimesi II 201 4 ve devamı, ışığı eksilen 49 16, yaklaşan II 139 20, bkz. kavuşum, ilahi kudret Venüs, şehvet anlamında, bkz. soğuk, dermansız Ver dekanı 267 22 akşam yıldızları 50 8 ve devamı, 51 19 ve devamı, 93 11, 101 2, 135 14, 150 26 13 ve diğer yerlerde, bkz. doğuş görüyorum 80 28, 121 12, 259 17 ve diğer yerlerde, 78 2, II 285 20 ve devamı, kavuşumu 236 14, II 221 16, kare açıdaki Ay’ı II 205 27, ışın yayımıyla II 134 2, oran dahilinde II 214 10, üçgen açıdan (kare açıdan, karşıt açıdan, altmışlık açıdan) 62 24, 63 15, 154 11 ve diğer yerlerde, üçgen açı vasıtasıyla (karşıt açı, kare açı vasıtasıyla) 62 14, 98 16, 127 11 ve diğer yerlerde Başak (Virgo) burcu 41 24 ve pek çok yerde, Merkür’ün evi 43 12, 44 21, Venüs’ün düşüşü 44 15, Merkür’ün yükselimi 44 16, dekanları 45 14, sınırları 48 1, Güney Rüzgârı’na tabidir 55 18, insanın karnına hükmeder 73 5, dolu ve boş dereceleri 268 19 ve devamı, eril ve dişil kısımları 272 19 ve devamı, yükselen olarak II 9 25 ve devamı, taksimatı II 290 5 ve devamı, kendisiyle birlikte doğan yıldızlar II 304 19 ve devamı, her bir derecesinin neyi hükme bağladığı II 329 8 ve devamı Tilki (Vulpes) takımyıldızı II 339 9 12 yer altı noktası (ypogeon) [Yunanca] 58 18, 59 5

Zodyak dairesi (zodiacus circulus) 265 8, II 287 5, 294 24, felek 41 20, bkz. ölçü, tasarruf ediyorum kuşak (zona) 2 20, 34 25 29, 35 19 23 25, 36 4, 37 7, buz tutmuş kuşaklar 36 1, ateşli kuşak 35 7, bkz. bitişiğinde yer alıyorum

a(b), pek sık, karşılaştırmadan sonra. sürü hırsızı (abactor pecorum). önden, önceden (abante). gizli, bakınız yer (locus), şey (res). düzenden sapmak (aberro ab ordine). aşağılık, bayağı (abiectus), bakınız kadın (femina). başkasına ait şeyleri inkâr etmek (abnego res alienas), emanet edilmişleri, inanılmışları, tevdi edilmişleri inkâr etmek. çocuk düşürmek (aborto), evlatları düşürmek. çocuk düşürme (abortus). kesik, dik, sarp (abruptus), bakınız hüküm (sententia). kesilmiş (abscisus), erkeklik uzuvları (virilia), bakınız hadım rahip (gallus). saklamak, gizlemek (abscondo), kötülüğü ve cürmü gizlemek. — saklanmış, gizli (absconditus), bakınız mektuplar, yazılar (litterae). gizlenmiş, örtülü (absconsus), bakınız hastalık (aegritudo), sanat (ars), acı (dolor), servet (facultas), alçakgönüllülük (humilitas), murdarlık (inpuritas), mektuplar (litterae), yer (locus), kısım (pars), din (religio), şey (res), yazı (scriptura), sağlık (valitudo), kusur (vitium), dizine bakınız. altın ve zenginlik saklayıcısı (absconsor auri et divitiarum), para saklayıcısı. uzak olmak (absum), öyle olmaktan uzaktır ki (abest ut). saçmadır (absurdum est). hıltların bolluğu (abundantia humorum), zaruri şeylerin bolluğu, kara safranın bolluğu, cürümlerin bolluğu, bakınız bol (copiosus), kılmak (reddo). bol olmak (abundo), iyiliklerle, zenginliklerle, servette bol olmak, pek bol olarak (abundantissime). ac edatı I. ila III. kitaplarda bulunur, seslilerden önce asla bulunmaz, b harfinden önce 4 yerde, d'den önce 21 yerde, t harfinden önce 14, g harfinden önce 1, h harfinden önce 0, i (ünsüz) harfinden önce 8, l harfinden önce 16, m harfinden önce 24, n harfinden önce 6, p harfinden önce 25, q harfinden önce 0, r harfinden önce 11, s harfinden önce 27, t harfinden önce 18, v harfinden önce 13 yerde, c harfinden önce. yaklaşmak (accedo), darlıklara, menfaatlere, ortaklığa, tehlikeye, yıkıma, cürme, mutluluğa, rezilliklere, her türlü mutluluğa, mertebeye, taklide, saldırıya, eşiğe, tanrıların uluhiyetine, iktidara, ışınlarla, ışınlara, sırlara, benzerliğe, zehre yaklaşmak, bakınız ışın (radius). kötülüğü tutuşturmak (accendo malitiam). kabul görmüş, makbul (acceptus). artış, ilave (accessio). yaklaşma, erişim (accessus), bakınız kolay (facilis). vuku bulmak, başa gelmek (accido). almak, kabul etmek (accipio), mutlak anlamda, erzakları, artışları, köşe noktasını (cardo), lakabı, Ay kavuşumunu, on yıllık devreyi, günleri, talimi, hakimiyeti, mülkiyeti, meyveleri, konukluğu, sureti, artışları, başlangıcı (başlangıçları), alametleri, boyunduruğu, kitapları, Ay'ı, ayları, adı, sırayı, kısımları (kısmı), himayeyi, ağırlığı, yetkiyi, ilerlemeyi, ilmi, takımyıldızı (sidus), aralığı, zamanı, eşi, kusuru, yaraları almak. özenli (accuratus), bakınız giysi (vestis). itham, suçlama (accusatio), acı, asılsız, sık ve büyük, en büyük, tehditkâr, muhtelif ithamlar, bakınız tehlike (discrimen), akıbet (exitus), haset (invidia), yer (locus), tehlike (periculum), tasarlamak (concipio), mahkûm etmek (damno), hükmetmek (decerno), yöneltmek (infero), bulaştırmak (inplico), ezmek (opprimo), vurmak (pulso), maruz kalmak (subeo). ithamcı, suçlayıcı (accusator), kamu ithamcıları ve habis kimseler. suçlamak, itham etmek (accuso), alenen suçlamak. sert, keskin (acer), bakınız yetki, iktidar (potestas). cezanın şiddeti (acerbitas animadversionis), ağır kederin şiddeti, kötülüğün şiddeti, belaların şiddeti, hastalığın şiddeti, kusurun şiddeti, bakınız bitirmek (conficio), dermansız bırakmak (debilito), yatıştırmak (mitigo), tutulmuş, zapt edilmiş (possessus). acı, çetin (acerbus), bakınız felaket (calamitas), esaret (captivitas), talihsizlik, düşüş (casus), aralıksız devam etme (continuatio), işkence (cruciatus), yığın (cumulus), karar (decretum), ihbar (delatio), zararda olma (detrimentum), tehlike (discrimen), tefrika (dissensio), keder (dolor), yıkım (exitium), soğuk (frigus), elverişsizlik (inconmodum), hücum (incursio), kavga (iurgium), çöküş (labes), ölüm (mors), zorunluluk (necessitas), katl (nex), nefret (odium), ağırlık (pondus), israf (profusio), fırtına (tempestas), eziyet (tormentum), sağlık, illet (valitudo), kusur (vitium), yara (vulnus). düşman yığını (acervus hostium), bakınız ikmal etmek, tamamlamak (perficio). keskinlik, ordu safları, göz feri (acies), ışıkların keskinliği, gözlerin feri, yanan, parlayan, kılıç ucunun tehditkâr keskinliği, bakınız dermansız bırakmak (debilito), lekelemek (dedecoro), telef etmek (deperdo), hücum etmek (inpugno), açığa vurmak (patefacio), saptırmak (perverto). elde etmek, iktisap etmek (acquiro), servet, miras, zenginlik yığını elde etmek. resmi zabıtlar (acta publica), bakınız sahtecilik yapmak (falso). yenilenen davalar, eylemler (actiones redivivae), ani, beklenmedik davalar, bakınız yükseltmek, canlandırmak (erigo). vekil, dava vekili, fail (actor), çiftlik kâhyası (actor villarum). eylem, uğraş, icraat (actus), sayısız defa, suya dair, demire ilişkin, demirden, ateşten, mektuplara, yazıya dair, fahişelik eylemi, madenden, işlerin icrası, paraların idaresi, hükümdarın icraatı, hesapların tutulması, kralların icraatı, borç verilmiş şeylerin idaresi, eşin eylemi, erkeklerin eylemi, hayat uğraşları, suyla ilgili, sulu, iyi, parlak, sık, zorlu, muhtelif, tatlı, kararsız, başıboş, kutlu, demirli, şanlı, şerefli, nemli, sefil, ateşli, uğursuz, şanssız, şerefsiz, adaletsiz, gayrimeşru, zahmetli, şehvet dolu, büyük eylemler.

kötü, hilekâr, denizle ilgili, sefil, kadınsı, katmerli, meşum, asil, hepsi, tehlikeli, açık, tembel, halktan, önceki, uğurlu, kamusal, krallara layık, gizli, kölece, aşağılık, tabi olan, yavaş, cüretkâr, yüz kızartıcı, muhtelif, zührevi, erkeksi, bakınız müsabaka, bekçi, tür, yer, vazife, âmir, hükümdarlık, çeşitlilik, kolay, hilekâr, vasat, zaruri, açık, tembel, yavaş, arzu etmek, icra etmek, bir araya getirmek, birleştirmek, tevdi etmek, tamamlamak, tayin etmek, döndürmek, inanmak, hükmetmek, vakfetmek, yöneltmek, tanzim etmek, dağıtmak, bölmek, vermek, düşmek, yerine getirmek, tahrif etmek, kırmak, idare etmek, malik olmak, onurlandırmak, taklit etmek, yapışmak, oyalanmak, engellemek, dolamak, karşı koymak, takip etmek, ihdas etmek, değiştirmek, zapt etmek, bastırmak, ikmal etmek, sebat etmek, saptırmak, sunmak, yarar sağlamak, kamulaştırmak, ayırmak, çeşitlendirmek.

Akrep'in iğnesi, zehirlerin iğnesi, delillerin sivriliği, kıyasların sivriliği, bakınız yatıştırmak, dindirmek.

Sicilyalıların zekâ keskinliği, zihnin keskinliği, bakınız köreltmek.

keskin, zekâca keskin, bakınız baş, araştırma, ruh.

altı yüz defaya kadar, bakınız takdir, en son, en yüksek, nihai, pek sevmek.

fayda ve neşe bahşetmek.

kucaklaşmalara teslim etmek, ibadete adamak, muhafızlara teslim etmek, arzuya bekâreti teslim etmek, oyuna terk etmek, yüke teslim etmek, kudrete iffeti teslim etmek.

iyice öğrenmek, kısaca öğrenmek.

yıldızların zammı.

eklemek, sayıya eklemek, devirlere sayıları eklemek.

sevk etmek, ortaklığa çekmek, haksızlığa sürüklemek, evliliğe götürmek, devlete yöneltmek.

cinsel birleşmeye yaklaşmak, makamlara erişmek, tehlikelere atılmak.

bir şeye talip olmak, bir şeye yönelmek.

dostların sevgisi, eşlerin muhabbeti, evlat sevgisi, kadınların sevgisi, ana babanın sevgisi, zevcenin sevgisi, erkeklerin muhabbeti, dostluk sevgisi, aşk sevgisi, evlilik yatağının muhabbeti, birine yönelik sevgi, yabancı, dostane, tatlı, iyi, aziz, zevceye dair, sadık, sağlam, kardeşçe, sahte, makbul, bozulmamış, saf, anneye dair, nikâha dair, babaca, meyilli, temiz, latif, hakiki, bakınız yabancı, yüz çevirmiş, yabancılaştırmak, bağlamak, hükmetmek, sevmek, ayırmak, lanetlemek, izhar etmek, mükellef kılmak, rahatlatmak, tefrik etmek.

getirmek, düşüş getirmek, körlük getirmek, buhran getirmek, ısırık getirmek, ölüm getirmek, yük getirmek, tehlike getirmek, teselli getirmek, kusur getirmek.

ziyana uğratmak, buhranlara maruz bırakmak.

akraba, hısım, bakınız yazılı vesika, miras, ölüm, birinci, birleşmek, boğazlamak, bitiştirmek, himaye etmek.

hısımlık, bakınız ortaklık.

bol, bereketli, bakınız servet, talih, töz, zengin.

servet bolluğu, servetin muazzam zenginliği, sözün akıcılığı, sözün asil fesahati, sözün tumturaklı lafazanlığı, büyük fesahat, bakınız kolaylık, vafir, şişkin, süslü, bahşetmek.

girişmek, zahmete girişmek, işe başlamak.

sohbetlere katılmak, yanlarında durmak.

zevk ve sefalara kapılmak, yan taraflara yapışmak, ışınlara tutunmak.

şahitlik getirmek.

henüz, şimdiye kadar.

denize, nehir veya durgun sulara bitişik olmak, Akrep burcuna bitişik olmak, kuşaklara komşu olmak.

ışığı elinden almak.

nikâha kavuşmak, bozulmamış giriş yolu.

bağlamak, ortaklıklar kurmak, cürme ortak edilmiş.

yardımcı.

yardım etmek, doğum haritasına (genitura) yardım etmek, yıldıza kuvvet vermek, şahitlikle desteklemek.

temsil, elçilik görevi.

idare, kudretin idaresi, işlerin tedviri, büyük idare, en büyük idare, fena idare, kudretli idare, pek kudretli idare, özel idare, kamusal idare, bakınız ihtimam, tür, ruhsat, liyakat, vazife, kudret, yabancı, boşta olan, tevdi etmek, elde etmek, hükmetmek, vazgeçmek.

idareci, vilayetlerin yahut şehirlerin idarecisi, konsül rütbesinde vali, metin, itidalli, muktedir, büyük idareci, en büyük idareci, kudretli idareci, devleti idare etmek.

hayranlık uyandırıcı, harikalar.

hayranlık, bakınız layık, övmek, şüphe duymak.

hayran kalmak.

kabul etmek, suç işlemek, cürüm işlemek, bakınız vazife, karışma, suyun karışması, yabancı karışım.

ihtar etmek, öğüt vermek, bakınız uyuşmak, bağlamak, suç isnat etmek, zihni zaafa bağlamak, rıza göstermek, gençlik.

büyümek, erişkin, bakınız söz, vakit, evlat edinme, evlat edinmek, oğul edinmek.

saçlarla donatmak, bantlarla süslemek, ışınlarla bezemek, parıltılarla donatmak, kavuşumlarla tezyin etmek, birlikteliklerle süslemek, izahatlarla donatmak, tahkikatlarla zenginleştirmek, yükselmelerle süslemek, ışın saçmayla bezemek, şehadetlerle donatmak.

görünmek.

isimlendirmek, hitap etmek, adıyla çağırmak, nutuklarla anmak.

arzulamak, yönelmek, fiilleri arzulamak, büyük şeylere talip olmak, hastalığa davetiye çıkarmak, pek çok şeyi arzulamak, hayırlı şeyleri talep etmek, pusularla saldırmak, itham etmek.

renk sureti vermek.

yanaştırmak, bağlamak, zihnini birine veya bir şeye yöneltmek.

SÖZCÜK DİZİNİ

sanatlara, kendimi kavuşuma (coniunctio), kendimi tartışmalara, yargılara, zahmetlere, ölüme, meşgalelere, bana muhafızlar, bana yıldız, kendimi yıldıza, tarıma adanmış, tanrılara, vazifelere, görevlere, aletlere, yazı levhalarına ve incelemelere, bir şeye doğru, tehlikeye doğru, cürme doğru, gayrete doğru, kusura doğru, zinalara dair.

saç eklemek, ad koymak, yerleştirilmiş.

mutluluğu kavramak. özellikle. kaydetmek. erişmek, güçlükler, öğreti. yargıçların yardımcısı. basur hastalığının sürekliliği, inatçı, bkz. sakatlamak, ebediyen. sürekli, bkz. çalkantı, kayıp, artış, felaket, düşüş (casus), kavuşum, menfaat, değişim, çekişme, kesintisizlik, büzülme, muaşeret, arzu, zarar, alaşağı edilme, keder, yanılgı, tahsilat, yorgunluk, mutluluk, soğuk, hasar, elverişsizlik, çoğalma, akın, kötü şöhret, ayartmalar, tuzaklar, yol kesme, söz kesme, araştırma, haset, zahmet, parçalanma, dermansızlık, okuma, elçilik, oyun, zayıflık, ticaret, ihtiyar, ölüm, deniz yolculuğu, gözlem, gücenme, vazife, yük, iş, gurbet, yola çıkış, terfi, hesap, söylenti, endişe, göz kararması, işkence, titreme, şişlik, değişkenlik, dulluk, uykusuzluklar, kusur, yara, sürekli olarak. tahsis etmek, artışlar, yer, tezyinat, zaman. yanında durmak. kendimi veya bana bağlamak, birine, dostluklara, kölelere, yıldıza, vilayetleri, kavuşuma doğru, ortaklığa doğru, muaşeret ile, cemiyet ile. can atmak. dostluklarla bağlamak, kullukla, yasaları bağlarla. yeltenmek. dikkat etmek. hükümranlığa kalkışmak. muaşeret ile yıpratmak. tanıklık etmek. dokunmak, kısma (hafifçe), hesaba. atfetmek. yıpranmış. aşınma (dişlerin), taşların, bkz. bilemek. zina yapan, bkz. zanaat, koca, kadın, para, zevce, erkek. tağşiş eden, paraları tağşiş eden. tağşiş edilmiş, bkz. para. düzmece, bkz. lakırdı. zina, gizli, bkz. cürüm, ihtiras, sanık, malum, yönelmek, lekelemek, işlemek, doldurmak, arzulamak, icra etmek, ika etmek. yetişkin, bkz. büyümek. gölgelemek. hararetle yakmak. hararetin yanığı, dağlamaların (ateşli) yanığı, ateşin ebedi yanığı. malları taşımak, gemilerle. geliş, kötülüklerin, ölümün vakitsiz gelişi. karşı duran, bkz. insan. hasım, en büyük hasım, bkz. ahlaksızlık, yer, güruh, korkunç, hükmetmek, takip etmek, alt etmek. karşıt, ışınlarla. dava vekilliği. dava vekili, en iyi, bilge. kutsal makam (adytum), Mısır makamı. kamu binaları, kutsal mabetler, bkz. mimar, inanmak. mabet bekçisi. hasta. hastalık, uzun süreli fil hastalığı, gizli, sıcak ve ateşli, dillere düşmüş, soğuk, ağır, hıltlara bağlı, saklı, uzun, büyük, pek büyük, daimi, kutsal hastalık, cerahatli, illetli, bkz. felaket, düşüş, kesintisizlik, tehlike, mahvoluş, elverişsizlik, akın, zahmet, şifa, işkence, kusur, tahrik etmek, hükmetmek, yormak, bildirmek, bulaştırmak, helak olmak, kurtarmak, alt etmek, çekmek, sarsmak, hırpalamak, iyileştirmek, dindirmek. basurlu, bkz. süreklilik, sağlık durumu. hasım, rakip. dengeli, bkz. birleşme, arzu, ılımlılık, güç, ışınım, oran, ortaklık, şehadet. denge, bkz. ılımlılık, oran. eşit, bkz. ılımlılık, kısım, ortaklık, tabi olmak, eşit olarak. hakkaniyet, bkz. ılımlılık, edep, vazife. eşitlemek, eşitlenmiş, bkz. kıyas, karışım, ılımlılık, kısım, güç, ışınım, oran, ortaklık. eşit, denk, bkz. kısım, güç, benzerlik, ortaklık, istekli.

hava, bkz. ılımlılık. halk hazinesi, bkz. inanmak. bakırcı, sikke basıcı. havai, bkz. cin. keder, bkz. felaket. kederli. tunç. yaz mevsimi. yaza ait, bkz. burç. aşklarla kaynamak, ihtiraslarla, arzularla, yorgunluklarla. dalgalanma, ruhun dalgalanması, kederin dalgalanması, bkz. hararet, hükmetmek. yaş, çağ, ihtiyarlık çağı, zamanın çağı, ömrün çağı, başkasına ait, büyüyen, eksilen, ham, en ileri, orta, en yeni, sonraki, ilk, ilerleyen, kamil, bkz. koca, zevce, büluga eren, çocukluk çağı, körpe, değişken, meyleden, bkz. yıl, seyir, derece, inayet, ilerleme, ihtiyarlık, müddet, zaman, eşik, iz, hükmetmek, lekelemek, bahşetmek. ebedi, bkz. niza. çağ, devir, bütün devirler boyunca. aff... için bkz. adf... tarla, bkz. çiftçi, tarım, ziraat, ekip biçmek, hükmetmek, malik olmak. çevik. seyrin çevikliği, bkz. mutluluk, vazıh. agg... için bkz. adg...

SÖZCÜK DİZİNİ

hareket (agitatio), yıldızların hareketi, aralıksız, kesin ve belirli, sık, tanrısal, ateşli ve ebedî, değişmez, devingen, eğik, daimi, sonsuz, yavaş, hızlı, bkz. çarpmak (palpito), taşımak (sustento), döndürmek (volvo) sürücü (agitator) yanılgılarla çalkalanmış (agitatus erroribus), bkz. seyir (cursus) tanımak (agnosco) eylemek, sürmek (ago), sürgüne sürmek (in exilium), edim (actus), sanatlar, pek çok şey, işler, hiçbir şey kırsal, köylü (agrestis), bkz. ilişki (conversatio), yer (locus), davar (pecus), burç (signum), gayret (studium), zaman (tempus) çiftçi (agricola), saygın, elverişli derler (aiunt) beyaz (albus), bkz. leke (macula), alacalılık (varietas) kumarbaz (aleator) kuş (ales), bkz. ısırık (morsus), düzenlemek (conpono), kuşların (alituum) başka yerde (alibi) yabancılaşma (alienatio), bkz. elverişsizlik (inconmodum) yabancılaştırmak, uzaklaştırmak (alieno), gönülleri sevgiden, evden, soydan, ana babadan, babadan, kendi yakınlarından yabancı, başkasına ait (alienus), sevgiden, yönetimlerden, aşklardan, soydan, yoksulluğun hücumundan, edebiyattan, vazifeden, bilgiden, sevgilere dair, hezeyanlı, deli, bkz. duygu (adfectus), karışma (admixtio), yaş (aetas), darlık (angustiae), talih, tesadüf (casus), cinsel birliktelik (concubitus), kucaklaşma (conplexus), saç (crinis), haz (delectatio), imkân (facultas), oğul (filius), lütuf (gratia), insan (homo), insanlık (humanitas), buyruk (imperium), talihsizlik (infortunium), çekişme (iurgium), hak (ius), emek (labor), cömertlik (largitio), şehvet (libido), üstatlık (magisterium), azat etme (manumissio), evlilik (matrimonium), merhamet (misericordia), ölüm (mors), kadın (mulier), zorunluluk (necessitas), iş, eser (opus), ata mirası (patrimonium), para (pecunia), kudret (potestas), sığınak (praesidium), vekillik (procuratio), mülk, nesne (res), soy (soboles), nişanlı kadın (sponsa), varlık (substantia), koruma (tuitio), fayda (utilitas), söz (verbum), yaşam (vita), kusur (vitium), zevk (voluptas), bağlı olmak (inhaereo), yabancıdır, aykırıdır (alienum est), yaşamın besinleri (alimenta vitae), gündelik, sefil, besleyici, bkz. talep etmek (deposco), içine sağmak (inmulgeo), istemek (posco), sunmak (praesto), aramak (quaero), yardım etmek (sublevo), temin etmek (subpedito) bazen, bir vakit (aliquando), olumsuz cümlede herhangi bir (aliqui, a, od), bkz. kısım (pars), ışıma (radiatio), akıl, oran (ratio), ortaklık (societas), olumsuz cümlede biri, bir şey (aliquis, id), olumsuz cümlede, herhangi bir yerine, bir miktar hediye, büyük bir şey diğeri, başka (alius), defalarca, bir başkası, başkasına ait anlamında, bkz. zorunlu (necessarius), hiçbiri (nullus), bir (unus), bağlamak (iungo), desteklemek (sustento), başka türlü (aliter) all... bkz. adl... öteki, diğeri (alter), bkz. bir (unus) dünyevi yükseklik (altitudo terrena), krş. dizin yüksek (altus), bkz. müzakere (disputatio), mutluluk (felicitas), basamak, derece (gradus), zahmet (labor), yer (locus), kuyu (puteus), suskunluk (taciturnitas), düşmek (cado), aşağı atmak (deicio), taşınmak (feror), yükseltmek (levo), uçuruma atmak (praecipito), fırlatmak (proicio) yatak, tekne (alveus) sevimli, cana yakın (amabilis), halka, bkz. sanat (ars), sevgi, şefkat (caritas), muaşeret (conversatio), zarafet, sevimlilik (gratia), hoşluk (venustas), bağ (vinculum) acı (amarus), bkz. söz (sermo) âşık, düşkün kimse (amator), silahlara, atletlere, yabanıl hayvanlara, çeki hayvanlarına, kadınlara, temizliğe ve süse, müziğe, müzisyenlere, gemilere, güreş meydanına, davara, oğlanlara, bağlara, bakirelere, edilgen karanlığın dolambaçları (ambages obscuritatis), bkz. sarmak, örtmek (involvo) etrafında dönmek, çabalamak (ambio) makam düşkünlüğü, hırs (ambitio) her ikisi (ambo, ae), her ikisine kırıtarak, nazikçe yürümek (ambulo molliter) cinnet cinneti, ata katilliği cinneti (amentia furoris) dostluk (amicitia), yargıçların, çok kimsenin, güçlülerin, kralların, adamların, sadık, güvenilir, büyük, saf, arı, bkz. duygu (adfectus), ortaklık (consortium), sadakat (fides), avuntu (fomentum), zarafet, minnet (gratia), zarar (inconmodum), hak (ius), liyakat (meritum), yakınlık (necessitudo), dayanak (praesidium), bağ (vinculum), birleşmek (adsocio), bağlamak (adstringo), bitiştirmek (copulo), sergilemek (exhibeo), birleştirmek (iungo), payına düşmek (sortior) dost (amicus), kumandanların, hükümdarların, yargıçların, muktedirlerin, kralların, ulu kimselerin, sadık, saygın, kudretli, bkz. şefkat (adfectus), lütuf (gratia), makam (locus), dayanak (praesidium), sır (secretum), mülk (substantia), eş (uxor), sevmek (amo), birleştirmek (coniungo), muhabbet beslemek (diligo), destek olmak (sublevo) kayıp, yitim (amissio), evlatların, ana babanın yahut kardeşlerin, baba mirasının, sürekli, aralıksız, bkz. talihsizlik (infortunium), hükmetmek (decerno), yıpratmak (fatigo) yitirmek, kaybetmek (amitto), yetkeyi, imkânı, itimadı, evlatları, hakimiyeti, kocayı, baba mirasını, evvelki her şeyi, krallığı, mülkiyeti, eşi, yaşamı, parçalanarak ırmak (amnis) sevmek (amo), dostları, kırları, kardeşleri, sevilmiş (amatus), bkz. oğul (filius) hoş, latif (amoenus), bkz. haz (delectatio), ölüm (mors), toprak (solum), lezzet (voluptas) sevgi, aşk (amor), genç adamın, kadınların, oğlanların, kralların, eşlerin, şehvetlerin, yakınlığın, halktan gelen, bir kimseye yönelik, değişken ve avare, sadık, gayrimeşru, lekesiz, adı çıkmış, bozulmamış, çarpık, sapkın, çirkin, bkz. eğilim (adfectus), ateş, tutku (ardor), birleşme (copulatio), arzu (cupiditas), zarafet (gratia), yangın (incendium), ayartmalar (inlecebrae), sevk-i tabii (instinctus), yargı (iudicium), akrabalık (necessitudo), heves (studium), ıstırap (tormentum), kusur (vitium), haz (voluptas), yabancı, kaynamak (aestuo), esir almak (capio), gizlemek (celo), hürmet etmek (colo), birleştirmek

SÖZCÜK DİZİNİ

almak (cipio), birleştirmek (coniungo), bağlamak (copulo), karara bağlamak (decerno), kaynamak/coşmak (exaestuo), sergilemek (exhibeo), bildirmek (indico), yapışmak (inhaeresco), sarmak/bulaştırmak (inplico), bolca vermek (largior), takip etmek (persequor), sebat etmek (persevero), önce davranmak (praevenio), korumak (servo), uzaklaştırmak (amoveo) 145, 13, 180, 4, kucaklamak (amplector) II, 14, fll 298, 28, ensest kucaklaşması (amplexus incesti) 233, 8, bkz. haz duymak (delecto), geniş (amplus), bkz. sayı (numerus), düzen (ordo), senato (senatus), bundan fazlası (hoc amplius) II, 73, 10, 89, 11, kesip ayırmak (amputo), boyunları kılıçla (cervices gladio) n, 336, 27, dili (linguam) 26, 27, elleri (manus) II, 158, 7, 169, 15, 251, 22, uzvu (naturam) II, 145, 18, bedenin bir parçasını (partem corporis) 127, 9, 138, 18, (202, 14), 220, 4, 275, 19, II, 251, 17, 252, 9, ayağı (pedem) II, 169, 15, 251, 22, erkeklik organlarını (virilia) 136, 10, kusurları (vitia) II, 28, 15, acaba (an), soru cümlesinin başında 15, 23, 80, 28, 239, 29, 240, 11, 241, 28, II, 280, 3, sorunun ikinci kısmında önünde bir edat olmaksızın 14, 8, 86, 21, 211, 19, [okunamadı], sorunun üçüncü kısmında 107, 57, 27, 66, 19, 257, 11, acaba... yoksa (an — an), hangisi (utrum), hizmetçi kadın (ancilla) 151, 28, 152, 2, 184, 4, 217, 26, II, 127, 11, 136, 11, 154, 12, 171, 19, 348, 7, bkz. anne (mater), kadın (mulier), iç daralması (angor), bkz. karara bağlamak (decerno), uğursuz/zehirli yılanlar (angues pestiferi) II, 309, 13, bkz. yatıştırmak (mitigo), darlık/sıkıntı (angustia / angustiae) 12, 17, 157, 4, 1139, 15, itirafın (confessionis) 21, 15, yokluğun (egestatis) 24, 13, II, 103, 18, 195, 20, dilenciliğin (mendicitatis) II, 29, 25, zorunlu ihtiyaçların (necessariorum) 230, 9, zaruretin (necessitatis) II, 80, 2, 101, 13, doğumun (partus) II, 210, 22, mirasın (patrimonii) 224, 4, yoksulluğun (paupertatis) 207, 10, II, 29, 25, 200, 4, 201, 2, korunma imkanlarının (praesidiorum) II, 305, 18, Latin dilinin (sermonis Latini) 196, 29, rahmin (uteri) II, 167, 18, iç organların (viscerum) 32, 16, hayatın (vitae) 224, 4, II, 29, 14, 97, 3, başkasına ait (alienae) II, 34, 12, eve dair (domesticae) II, 44, 13, sayısız (innumerae) II, 36, 21, sefilce (miserae) II, 101, 13, şunlarla birlikte, yaklaşmak (accedo), belirlemek (constituo), karara bağlamak (decerno), bastırmak (deprimo), bağışlamak (dotero), bildirmek (indico), maruz bırakmak (infero), kurtarmak (libero), yatıştırmak (mitigo), katlanmak (patior), gevşetmek (relaxo), hafifletmek (relevo), kırmak (rumpo), dindirmek (sublevo), desteklemek (sustento), altüst etmek (turbo), dar (angustus), bkz. beden (corpus), geçit (meatus), nutuk (oratio), alan (spatium), soluk soluğa kalmak (anhelo) 28 (bkz. ekler), ruh/can (anima) 27, 5, 33, 17, II, 36, 18, 20, krş. II, 306, 22 ve devamı, kaçan (fugiens) 32, 19, ölümsüz (inmortalis) II, 3, 8, huzur içinde uyuyanların (securae quiescentium) 8, 23, bkz. yükseliş (ascensus), iniş (descensus), ölümsüzlük (inmortalitas), töz (substantia), hayat (vita), ayırmak (divido), sarf etmek (erogo), uyandırmak (excito), dışarıda bırakmak (excludo), malik olmak (possideo), dikkat/ceza/kınama (animadversio) 25, 26, 86, 5, vicdanın (conscientiae) 19, 18, mahkumiyetin (damnationis) 176, 24, vahşiliğin (feritatis) 28, 22, talihin (fortunae) 24, 26, yargılayanın (iudicantis) 164, 23, 216, 10, II, 136, 2, 260, 13, yargıcın (iudicis) 226, 18, II, 169, 3, 262, 11, 18, ölümün (mortis) 169, 21, buyruğun (praecepti) 26, 19, hükmün (sententiae) 178, 18, II, 99, 22, fena/günahkar (nefanda) 26, 19, babaya dair (paterna) II, 236, 13, halka dair (popularis) II, 93, 9, 19, özel (privata) 30, 1, kendine has (propria) 19, 13, kamusal (publica) 227, 21, 248, 18, 275, 27, II, 93, 17, 112, 9, 124, 21, 150, 29, 298, 19, 346, 9, sert/şiddetli (severa) 8, 19, *178, 18, 216, 10, 226, 18, 227, 20, II, 59, 5, 169, 3, 172, 2, 260, 13, 262, 14, 18, 268, 29, şunlarla birlikte, sertlik (acerbitas), kriz/tehlike (discrimen), vazife (officium), hüküm (sententia), sertlik (severitas), tamamlamak (conficio), mahkum etmek (damno), kurtarmak (libero), vurmak (percutio), yok olmak (pereo), cezalandırmak (plecto), yere sermek (prosterno), cezalandırmak (punio), boyunduruk altına almak (subiugo), fark etmek/cezalandırmak (animadverto) = gözlemlemek (observo) 65, 25, = cezalandırmak (punio) 9, 3, 21, 4, bkz. serbestlik (licentia), iktidar (potestas), hüküm (sententia), töz (substantia), hayvan/canlı varlık (animal) 90, 15, 91, 1, II, 106, 14, dört ayaklı (quadrupes) 216, 16, II, 308, 14, kralın (regis) 143, 18, bkz. atılım (impetus), yönetici (praepositus), bir araya getirmek (conpono), eşlik etmek (prosequor), canlı/can taşıyan (animans) 96, 31, 9, 15, 33, 3, hepsi (cunctae) 17, 20, II, 3, 7, bkz. beden (corpus), cins (genus), bir araya getirmek (conpono), bedene can vermek (animo corpus) 198, 16, canlandırılmış (animatus), öfke/cesaret/hiddet (animositas) 22, 16, güvenin (confidentiae) 24, 7, böbürlenmenin gururu (elata iactantiae) 6, 26, şehvetin (libidinis) II, 305, 2, zihnin (mentis) 16, 28, 88, 15, II, 283, 10, kavgacı (contentiosa) II, 146, 19, dizginsiz (effrenata) II, 313, 3, yücelmiş (erecta) II, 283, 10, inatçı (obstinata) 16, 28, 22, 10, II, 63, 23, eğilimli (prona) II, 303, 20, 305, 2, pervasız/kaygısız (secura) 88, 15, II, 311, 9 (krş. 24, 7), gayretli (studiosa) II, 307, 9, ahmakça (stulta) 111, 12, bkz. gayret (studium), tersine dönmüş (praeposterus), ileri atılmak (grassor), böbürlenmek (iacto), cesur/hiddetli (animosus) II, 303, 11, zihin/can/ruh (animus) 4, 19 ve diğer yerlerde, 197, 19 ve devamı, krş. ruh (anima), dinleyicilerin (auditorum) 5, 15, öğrenenin (discentis) 96, 20, insanların (hominum) 123, 10, fahişenin (meretricis) II, 174, 1, kalabalığın (multitudinis) II, 146, 16, avamın (plebis) II, 297, 8, kararsız halkın (populi levis) 206, 4, hainin ve benzerlerinin (proditoris sim.) 10, 11, II, 94, 15, 302, 5, eşin (uxoris) II, 131, 9, 200, 12, 13, iki dilli/ikiyüzlü (bilingues) 7, 5, semavi (caelestis) 17, 3, çevreye yayılmış (circumfusus) 197, 27, galeyana gelmiş (concitatus) 6, 18, 206, 4, 6, sebatkar (constans) II, 116, 14, soysuzlaşmış (degener) 26, 9, batmış/gömülmüş (demersus) II, 281, 15, arzulayan (desiderans) II, 1, 18, ümitsiz (desperatus) II, 208, 12, dağılmış (diffusus) 197, 22, ilahi (divinus) 16, 30, 21, 17, 27, II, 34, 20, dizginsiz (effrenatus) II, 303, 6, yanılan (errans) 7, 27, II, 202, 4, alevlenmiş (flagrans) II, 1, 9, çılgına dönmüş (furens) 206, 6, namuslu (honestus) II, 34, 20, tutuşmuş (incensus) II, 146, 16, bozulmamış (incorruptus) II, 36, 7, 209, 14, 283, 5, lekesiz (inlibatus) II, 283, 5, ölümsüz (inmortalis) 11, 29, 17, 17, 197, 21, II, 282, 7, 294, 2, tam/kusursuz (integer) II, 36, 7, odaklanmış (intentus) 264, 21, II, 19, 4, 207, 5, zahmet çeken (laborans) 18, 27, bezgin/halsiz (languidus) II, 346, 25, gizlenen (latens) II, 200, 13, cömert/özgür (liberalis) 195, 20, yüce (magnus) 246, 13, inatçı (obstinatus) II, 134, 12, meşgul (occupatus) 88, 22, küçük/dar (parvus) II, 142, 1, mahvolmuş (perditus) II, 208, 12, alçalmış/fırlatılmış (proiectus) II, 281, 8, 17, saf (purus) II, 360, 17, dingin (quietus) 264, 21, dinlenen (quiescens) II, 146, 16, ham/eğitimsiz (rudis) 96, 20, II, 207, 2, kutsala saygısız (sacrilegus) II, 360, 18, bilge (sapiens) *II, 105, 11, gıcırdayan/öfkeli (stridens) II, 352, 24, hayatta kalan (superstes) 24, 19, değişken (varius) II, 307, 1, mert/erkeksi (virilis) II, 270, 6, bkz. dalgalanma (aestus), yükseliş (ascensus), düşünce (cogitatio), uydurma/tasarım (conmentum), niyet/karar (consilium), sebat (constantia), azap (cruciatus), zalimlik (crudelitas), arzu (cupiditas), ziyan (damnum), sevinç (delectatio), iniş (descensus), hasret (desiderium), terbiye/disiplin (disciplina), ayrılık (dissensio), ilahilik (divinitas), acı (dolor), yorgunluk (fatigatio), mutluluk (felicitas), kıvılcım/tutuşturucu (fomes), atılım (impetus), içtürtü (instinctus), niyet/dikkat (intentio), muhakeme (iudicium), zahmet (labor), devingenlik (mobilitas), kısım (pars), kir/pislik (sordes), parlaklık (splendor), üstlenme (susceptio), korku (timor), işkence (tormentum), uyuşukluk (torpor), ürperme (trepidatio), keder (tristitia), erdem (virtus), kusur (vitium), güçlü (fortis), soğuk (frigidus), alçakgönüllü (humilis), bezgin (languidus), vasat (mediocris), yoksul (pauper), yalın (simplex), derli toplu (succinctus), böylesi (talis), kusurlu (vitiosus), bağlamak (adnecto), bitiştirmek (adplico), yabancılaştırmak (alieno), ayırt etmek (cerno), tasarlamak (concipio), zapt etmek (conpesco), düzenlemek (conpono), adamak (consecro), uyuşmak (convenio), azap çekmek (crucio), zayıflatmak (debilito), kışkırtmak (exagito), hiddetlendirmek (exaspero), uyandırmak (excito), bükmek (flecto), biçimlendirmek (formo), alevlendirmek (inflammo), akıtmak (infundo), sokmak/yığmak (ingero), yapışmak (inhaereo), başlatmak (initio), itmek (inpello), bulaştırmak (inplico), kurmak (instituo), donatmak (instruo), yatıştırmak (mitigo), mahvetmek (perdo), batırmak (pessumdo), kirletmek (polluo), sarsmak (quasso), çalkalamak (quatio), güçlendirmek (roboro), hizmet etmek (servio), aktarmak (transfero), yıllık vergi/tahıl payı (annona), maliyeye ait (fiscalis) 188, 10, en yüksek (maxima) 143, 11, 177, 5, kamusal (publica) 188, 10, krallığa ait (regia) 173, 3, kutsal (sacra) II, 72, 11, bkz. vergi memuru (exactor), yönetici (praepositus), ifa/tedarik (praestatio), kabul etmek (accipio), bir araya getirmek (confero), düzenlemek (dispono), önünü kesmek (intercipio), geri çekmek (subtraho), yıl (annus) 22, 8, 54, 1, 73, 11 ve diğer yerlerde, ömür/yaş yılı (aetatis) 104, 11, 15, 109, 10, II, 33, 4, 34, 25, 41, 19, 46, 1, 25, 48, 16, 238, 16, uzun (longus) 109, 2, daha genç olanlar (minores) 200, 20, her yıl (per annos singulos) II, 305, 13, bkz. sayı (numerus), başlangıç (principium), süre (spatium), töz (substantia), alıp götürmek (aufero), tamamlamak (conpleo), karara bağlamak (decerno), sunmak (defero), doldurmak (inpleo), eksiltmek (minuo), geri çekmek (subtraho), geçip gitmek (transeo), yıllık (annuus), bkz. ifa/tedarik (praestatio), gelir (reditus), önceden/önce (ante), zarf 85, 26, 100, 8, 104, 11, 202, 11, 217, 2, II, 19, 17, bkz. biraz (paulum), demek (dico), ...-den önce (ante — quam) II, 46, 15, 85, 2, edat 120, 24, daha önce (antea) 201, 13, önüne geçmek/üstün gelmek (antecedo), tarafları (partes) II, 109, 16, önceki/önde gelen (antecedens) II, 128, 27, ...-den önce (antequam) II, 69, 8, 132, 10, 13, ön/öndeki (anterior), bkz. ayak (pes), eski çağ/kadim zaman (antiquitas) II, 295, 8, gayet basiretli (prudentissima) 18, 27, eski/kadim (antiquus), bkz. örnek (exemplum), kitap (liber), hatıra (memoria), başrahip/başrahibe (antistes) 85, 21, tanrının / tanrıçanın / tanrıların (dei / deae / deorum) 88, 10, 188, 12, II, 128, 14, dinin (religionis) II, 294, 17, 307, 23, dindar (religiosus) II, yaşlı kadın (anus) 217, 26, II, 91, 1, 169, 171, 19, bkz. himaye (tuitio), makat (anus) 101, 2, II, 253, 27, bkz. boşaltım (deiectio), açmak (aperio), kapıları (ianuas) II, 3, 9, açık (apertus), bkz. boyunduruk/dağ sırtı (iugum), söz sonu düşmesi (apocopus) II, 356, 6, inmeli/felçli (apoplecticus) 12, 26, inme inmiş kişi (apoplectus) 185, 8, inme/felç (apoplexis) 147, 30, çıban/apse (apostema) 101, 5, II, 257, 5, kiler/eczanelik (apotheca), bkz. sorumlu (praepositus), app...

DİZİNLER IV. SÖZCÜK DİZİNİ

bakınız *adp . . .* *aprocopus* (haddım edilmemiş köle), bakınız *servus* (köle) *aptus ad* (şuna uygun), *apte* (uygun şekilde), *apud* (yanında, nezdinde) *aqua* (su), kaynayan sular, Kova’nın [suları], bakınız *actus* (eylem), *admixtio* (karışım), *aspectus* (bakış/açı), *cura* (ihtimam), *discrimen* (tehlike), *distributor* (dağıtıcı), *effusio* (dökülme), *fomentum* (pansuman/hafifletme), *inundatio* (su baskını), *haustor* (su çeken), *mors* (ölüm), *periculum* (tehlike), *tuitio* (koruma); *desidero* (arzulamak), *haurio* (içmek/çekmek), *intereo* (yok olmak), *levo* (kaldırmak/hafifletmek), *morior* (ölmek), *pereo* (mahvolmak), *submergo* (batmak), *aquarius* (sakacı/su taşıyıcısı), *aquaticus* (suya dair), bakınız *actus*, *aquosus* (sulak/sulu), bakınız *actus*, *delectatio* (zevk), *locus* (yer), *negotium* (uğraş), *signum* (burç/işaret); sulak olanlardan (cinsiyetsiz) *ara* (sunak) *araneus* (örümceksi), bakınız *mus* (fare) *arator* (çiftçi/saban süren) *arbitrium ipsorum* (kendi takdirleri), *proprio* (kendi [takdiriyle]); *pro arbitrio* (keyfince/takdirine göre), *ad arb.* (takdire göre) *arbores buxeae* (şimşir ağaçları), *infecundae* (kısır ağaçlar), bakınız *fingo* (şekil vermek), *tondeo* (budamak) *arcanum litterarum* (harflerin/yazının sırrı), *religionis* (dinin sırrı), bakınız *conmitto* (emanet etmek) *archiatrus* (başhekim) *archigallus* (büyük rahip/başgalyalı)

*architectus* (mimar), gemi mimarı *arcus Sagittarii* (Yay burcunun yayı) *ardeo vitio cupiditatis* (ihtiras illetiyle yanmak), *ardens* (yanan/ateşli), bakınız *acies* (keskinlik), *vena* (damar) *ardor amorum* (aşkların harareti), *caloris* (sıcaklığın harareti), *crudelitatis* (zalimliğin hırsı), *cupiditatis* (ihtirasın harareti), *desperationis* (çaresizliğin ateşi), *febrium* (hummanın harareti), *fulgorum* (şimşeklerin parıltısı), *furoris* (öfkenin cinneti), *inimicorum infestus* (düşmanların amansız öfkesi), *inpatientiae* (sabırsızlığın ateşi), *libidinis (-num)* (şehvetin/şehvetlerin harareti), *malitiae* (kötülüğün hırsı), *Martis* (Mars’ın harareti), *mentis* (zihnin coşkusu), *Solis* (Güneş’in harareti), *temeritatis* (cüretkârlığın ateşi), *venerationis devotus* (bağlılıkla dolu tazim ateşi); sık, daha kuvvetli, tutuşmuş, gayrimeşru/fücur dolu, hadsiz, tahammülsüz, haset dolu, doğal, meşum, aşırı, çarpık/yersiz, fesat, meyleden, saygısız/dine aykırı, vahşi, ezeli/ebedi, kendiliğinden doğan, ağır/yavaş, muhtelif; bakınız *adustio* (yanık), *certamen* (mücadele), *cupiditas* (ihtiras), *flagrantia* (alev alev yanma), *fomentum* (hafifletme), *inprobitas* (ahlaksızlık); *aduro* (yakmak), *armo* (silahlandırmak), *capio* (yakalamak), *concito* (kışkırtmak), *desero* (terk etmek), *desidero* (arzulamak), *excito* (uyandırmak), *grassor* (ilerlemek/saldırmak), *inflammo* (ateşlemek), *patior* (katlanmak), *possessus* (tutulmuş), *sepositus* (ayrılmış), *tempero* (ılımlı kılmak) *arduus* (sarp/güç) *arenarius* (gladyatör/kumcu) *aresco* (kurumak), kuruyan, bakınız *fauces* (boğaz) *argentarius* (sarraf/gümüşçü) *argentum* (gümüş), bakınız *custos* (bekçi), *vena* (damar); *repono* (koymak/saklamak)

*argumentatio* (kanyorumlama/akıl yürütme), fikirlerin akıl yürütmesi, bakınız *licentia* (serbestlik) *argumentum* (kanıt/sav/konu), tartışmaların konusu, bakınız *aculeus* (iğne/sivrilik), *licentia* (serbestlik), *vires* (kuvvet) *argutus* (açık/keskin/nükteli), bakınız *murmur* (mırıltı) *arma* (silahlar), bakınız *amator* (seven), *custodia* (muhafaza), *custos* (bekçi), *potestas* (iktidar), *praepositus* (başkan/komutan), *vis* (kuvvet); *dedico* (adamak), *conmitto* (emanet etmek) *armatura militaris* (askeri teçhizat), bakınız *exerceo* (idman yapmak) *armentarius* (sığırtmaç) *armo* (silahlandırmak), hararetle silahlandırmak, ihtirasla, her türlü zalimlikle, kılıçla, korumayla; cürme doğru, yıkıma doğru, kıyımlara doğru, kötülüğün zehrine doğru; yıldız yıldızı [silahlandırır], yalın olarak silahlanmış, bakınız *armonia* (uyum), *peritus* (mahir) *armus Arietis dexter* (Koç’un sağ omzu), *sinister* (sol [omzu]) *aromata* (güzel kokulu baharatlar/ıtriyat), bakınız *ars* (sanat), *inventor* (mucit), *mercator* (tüccar), *odor* (koku), *praepositus* (nezaretçi), *repertor* (kâşif); *desidero* (arzulamak), *mercor* (ticaretini yapmak), *tracto* (işlemek) *arripio uxorem* (kadını/zevceyi alıkoymak/tutmak) *ars* (sanat/zanaat), sanat ve nizam; boyaların, ıtriyatın yahut taşların ve incilerin [sanatı], disiplinlerin [sanatı]; ateşten ve demirden [sanat]; gizli, sevimli, şanlı, ilahi, dilbilgisi [sanatı], şerefli, ateşli, haysiyetsiz, gayrimeşru, meşakkatli, serbest [sanatlar], büyü sanatı, yüce, fena, mekanik, madencilik/metalurji sanatı, sefil, kadınlara mahsus, saf, asil, yeni, hitabet sanatı, şiir sanatı, fevkalade, kamusal, sahne sanatı, saklı sanat, mahir, adi, sefil/kirli, trajik; bakınız *auctor* (müellif), *disciplina* (öğreti), *doctrina* (talim), *ingenium* (kabiliyet), *insignia* (alametler), *interpres* (tercüman), *inventor* (mucit), *investigatio* (araştırma), *magister* (üstat), *medicina* (tıp), *meritum* (hak ediş), *nobilitas* (asalet), *officium* (vazife), *ornamentum* (ziynet), *repertor* (kâşif), *scientia* (bilim/marifet), *secretum* (sır), *sequester* (aracı), *studium* (şevk/gayret), *suffragium* (tasvip); adanmış, mahir, bilen, haberdar, meraklı; uygulamak, icra etmek, tamamlamak, erişmek, hükmetmek, bırakmak, vermek, idman etmek, telkin etmek, bahşetmek, iyice öğrenmek, sebat etmek, devam ettirmek, meslek olarak ikrar etmek, işlemek, nakletmek *articulus* (eklem/mafsal), bakınız *dolor* (ağrı), *eiectio* (çıkık), *fractura* (kırık); *inlapido* (taş bağlamak/kireçlenmek), *obligo* (bağlamak) *artifex* (sanatkâr/usta), meraklı/titiz, kamuya ait; bakınız *deus* (tanrı), *natura* (doğa), *pictor* (ressam) *artificiosus* (ustaca/sanatlı) *artificium* (ustalık/hüner/sanat), yapım ustalığı, dökmelerin hileli sahteliği, kitapların tertibi, kötülüğün hüneri, ilahi kudretin sanatı; zalimane, ilahi, kusursuz/temiz, mahirane, ince; bakınız *maiestas* (azamet), *moderatio* (ölçülülük), *nobilitas* (asalet), *praesidium* (koruma), *ratio* (akıl/yöntem), *splendor* (ihtişam); takdir etmek, meydana getirmek, taklit etmek, kudretli olmak *artuatim* (uzuv uzuv/parça parça), bakınız *concido* (doğramak) *artuo* (uzuvlarına ayırmak), iç organların cüzlerini uzuvlara ayırmak *artus, a, um* (dar/sıkı), bakınız *vinculum* (bağ) *artus rei publicae* (devletin uzuvları), bakınız *consumo* (tüketmek), *dissipo* (dağıtmak), *lacero* (parçalamak) *ascensus animi* (zihnin yükselişi), *animae* (ruhun [yükselişi])

*asinarius* (merkepçi) *aspectus aquae* (suyun görünüşü/açısı), *hominum* (insanların bakışı/gözü), bakınız *rapio* (kapmak), *vito* (sakınmak) *asper* (sert/kaba) *aspernatio fastidii* (kibrin hor görmesi) *aspernor* (küçümsemek/hor görmek) *aspicio* (bakmak/görmek), bir yere bakmak, ışınları görmek; yıldızlar hakkında [bakmak/açı (aspectus) yapmak] *aspis* (kobra/engerek yılanı), bakınız *venor* (avlamak) *astutus* (kurnaz), bakınız *conmentum* (uydurma/hile) *at vero* (lakin hakikaten) *ater* (kara), bakınız *color* (renk), *imber* (sağanak) *athleta* (atlet/güreşçi), insan, namlı, yenilmez, soylu; bakınız *amator* (hayran), *exercitator* (eğitmen), *magister* (hoca), *princeps* (önder), *unctor* (yağlayıcı); *praepono* (önde tutmak) *athleticus* (atletik), bakınız *certamen* (mücadele), *disciplina* (disiplin) *atque* (ve/dahi), ünlülerin önünde sıklıkla; ünsüzlerin önünde sadece cümle sonlarında (ritmik kapanışlarda), (ünlü önünde hece düşmesi olmaksızın), bakınız ekler *atquin* (oysaki/kaldı ki) *atrocitas* (gaddarlık/korkunçluk), zalimliğin uykusuz gaddarlığı, vahşetin gaddarlığı, kötülüğün gaddarlığı, ölümün korkunçluğu, zalim kıyımın korkunçluğu; zalimane, umumi, pek büyük, acıklı; bakınız *famosus* (kötü şöhretli); hükmetmek, IV. SÖZCÜK DİZİNİ, ilerlemek/saldırmak, helak olmak, ortadan kaldırmak, yerle bir etmek, çözmek/dağıtmak bakınız *att . . .*

Dizin

kuşbaz (auceps), 169, 19; 229, 1; II 318, 3.

müellif, kurucu (auctor), 17, 19; II 282, 24, sanatların, 176, 22, meclislerin veya kararların, 159, 24, öğretinin, 149, 26, edebiyatın veya mektupların, 169, 15, ölümün, II 299, 6, kökenin, 23, 23, kadimler, 84, 23, bkz. tanrı (deus), layık (dignus).

otorite, yetki (auctoritas), cevapların ve nihai astrolojik hükümlerin (apotelesma), 9, 17; II 295, 11, köşe noktalarının (cardo), II 64, 23, şiirlerin veya kehanetlerin, 229, 23, meclislerin veya kararların, II 80, 3, ilahiyatın veya tanrısallığın, 10, 23, kaderlerin, 19, 7; II 100, 7, yargılamanın, 39, 5, yeminin kutsal yetkisi, II 60, 16, buyruğun, 123, 16, hürriyetin, 266, 11, serbestliğin veya ruhsatın, II 359, 25, yerlerin veya evlerin, II 64, 23, haşmetin, 12, 20; 26, 11, zihnin, II 144; 119, 8, ilahi iradenin veya gücün (numen), II 282, 13, kudretin, 45, 2; 170, 22; 218, 5; II 132, 26, basiretin veya sağduyunun, 18, 19, hakiki aklın, 24, 21; II 32, 8, dehşet verici dinin, II 208, 6, sözün veya nutkun, 4, 15, ciddiyetin veya sertliğin, II 310, 16, yıldızların, II 49, 14, erdemlerin, 18, 19, hayat ve ölüm üzerindeki, 117, 25, ilahi, 9, 17, dikilmiş veya yüce, II 144, aşikâr, 9, 17, en büyük, 263, 31, doğal, II 283, 6, soylu, 213, 5, kamusal, 216, 2, krallara layık, 12, 20, katı veya tavizsiz, 39, 5; II 119, 8, en yüksek, II 329, 23, ulaç ile birlikte, 10, 29, bkz. alametler (insignia), kudret (potestas), kâtip (scriba), katılaşmış (duratus), korkulacak (metuendus), parıldayan (praefulgidus), kaybetmek (amitto), ikaz etmek (conmoneo), düzenlemek (conpono), tasdik etmek (conprobo), elde etmek (consequor), uyuşmak (convenio), süslemek (decoro), vermek (do), göstermek (monstro), soylulaştırmak (nobilito).

cüretkârlık, küstahlık (audacia), bkz. ayrılmış (separatus).

cüretkâr (audax), 114, 20; 176, 2; 248, 2, 10; II, bkz. önder (ductor).

cüret etmek (audeo), 114, 22, bir şeye karşı, 132, 1; II 87, 17, mastar ile, 3, 11; 16, 18; II 35, 28.

işitmek, dinlemek (audio), 108, 22; II 3, 8; II 59, 10; II 105, 16 ve diğer yerler, hafifçe, II 286, 3, gayet eksiksiz, II 286, 4, bkz. borçlu olmak (debeo), burç veya işaret (signum), dinleyen (audiens), bkz. kulak (auris), kalabalık (turba).

dinleyici (auditor), lis veya dava bahsinde, bkz. can veya ruh (animus).

işitme duyusu (auditus), bkz. saldırmak (inpugno), ayırmak (separo).

alıp götürmek, mahrum etmek (aufero), II 200, 29, yılları, 109, 10, imkânı veya gücü, II 28, 1, zevceyi, 215, 16.

artırmak, çoğaltmak (augeo), 31, 26; 256, 6; II 238, 13, akıbeti veya sonucu, II 93, 22, imkânı, II 13, 4, saadeti, II 98, 20, kötülükleri, 246, 5, mirası veya baba mülkünü, 255, 16, parayı, 161, 19, vakti, 255, 3, erdemi veya kudreti, II 82, 20, artışlarla, II 98, 20, yığınla, II 130, 23, ışıklar ile, 38, 12.

artış, büyüme (augmentum), hayırların veya malların, 208, 13, itibarın veya mevkiin, 141, 22; 182, 7; 247, 2; II 31, 11; 89, 1; 338, 19; 352, 16, zenginliklerin aralıksız artışı, 189, 5, öğretilerin, 164, 9, imkânların veya servetlerin, 230, 10; II 43, 19, saadetin, 38, 5; 67, 25; 107, 19; 139, 30; 141, 22; 155, 7; 167, 19; 171, 19; 176, 12; 204, 16 ve diğer yerler, şanın, II 338, 19, şerefin veya makamların, 15, 17; 170, 3, zekânın veya yeteneğin, II 146, 18, bedbahtlığın, II 97, 6, sevincin, II 5, 23; 49, 28, ışığın, 22, 4; 199, 20, Ay’ın, 198, 6, kötülüğün veya fenalığın, 57, 6, soyluluğun, II 77, 2, baba mülkünün, 98, 20; 101, 10; 111, 6; 117, 18; 192, 28 ve diğer yerler, paranın, 87, 11, 21; II 45, 20, terfinin veya yükselmenin, II 195, 11, parlaklığın veya görkemin, II 173, 9, yıldızların, 12, 11, mal varlığının, 242, 22; II 70, 5, ömrün, 145, 25; II 163, 11; 356, 21, kutlu artışlar, 19, 27; 67, 2, daha kuvvetli, 155, 7, büyük artışlar, 107, 19; 117, 18; 204, 16, daha büyük, II 177, 15, en büyük, 67, 25; 139, 30; 149, 5; 171, 19; 247, 2; II 43, 19; 45, 19; 77, 2; 89, 1; 108, 19; 338, 19; 352, 16, sefil veya acıklı, 87, 21, pek aşırı, II 337, 14, talihli, II 98, 21, bkz. gururlanmış veya yücelmiş (elatus), kabul etmek (accipio), tahsis etmek (adsigno), artırmak (augeo), sunmak veya bir araya getirmek (confero), elde etmek (consequor), büyümek (cresco), hükmetmek veya belirlemek (decerno), vermek (do), bolca bahşetmek (largior), kavramak veya almak (percipio), aramak (quaero), hafifletmek (relevo), yukarı kaldırmak (sublevo), bahşetmek (tribuo).

kâhin, falcı (augur), 16, 23; 165, 25; 173, 9; 185, 26.

ulu, yüce (augustus), bkz. ışık (lumen), hafıza (memoria), ışıma veya ışınım (radiatio), yıldız (stella).

esinti, nefes (aura), ruhun esintisi, 32, 17, hayati esinti, 197, 6.

yaldızlı, altın işlemeli (auratus), bkz. giysi (vestis).

altından (aureus), bkz. taç (corona), kutsal başlık şeritleri (infulae), palmiye işlemeli tunik (palmata), erguvani kenarlı toga (praetexta), giysi (vestis).

kuyumcu, altın ustası (aurifex), 110, 22; 113, 21; 158, 11; 262, 10; II 279, 16; 311, 19; 319, 1; 337, 1.

sürücü, araba yarışçısı (auriga), II 296, 10; 308, 6; 312, 16; 342, 9, kralın arabacısı, II 352, 5, krallığa ait, II.

sarılık illetine tutulan [?] (aurigo), II 253 [?].

kulak (auris), 18; II 207, 6, dinleyenlerin, II 130, 3, hüküm verenlerin, 15, 21, tecrübesiz veya cahil kulaklar, II 208, 10; 209, 13; 360, 18, dindışı veya ehil olmayan, II 208, 7; 209, 13, bkz. muhakeme veya yargı (iudicium), kavramak (capio), zayıflatmak (debilito), ayartmak (inlicio), zarar vermek (noceo), köreltmek veya sersemletmek (obtundo), kirletmek (polluo).

altın (aurum), 113, 22, bükülmüş veya eğrilmiş iplik, 110, 23, bkz. saklayıcı (absconsor), muhafız (custos), efendi veya sahip (dominus), zanaatkâr (fabricator), madenci veya kazıcı (fossor), damar (vena), saklamak veya yerine koymak (repono).

kehanet işaretleri (auspicia), kötü, II 94, 13, hayırlı veya uğurlu, 38, 4; II 63, 8.

fal bakmak, kehanetle başlamak (auspicor), 20, 16.

sert, haşin, çatık (austerus), II 178, 13; 310, 15, bir kimseye karşı, II 241, 23, bkz. çehre veya yüz (facies).

veya, ya da (aut), pek sık, ya... ya da (aut... aut), pek sık, ya... yahut (aut... vel), 63, 27, yahut muhakkak ki (aut certe), 222, 13; 230, 29; 261, 3; II 9, 28; 15, 15; 16, 14; 20, 17; 23, 23; 28, 25 ve diğer yerler.

fakat, ise (autem), sayısız defa, bkz. ve (et).

yardım, imdat (auxilium), II 38, 24, yakınlığın veya hısımlığın sığınağı, 252, 16, bkz. korumak (protego).

tamahkârlık, açgözlülük (avaritia), 37, 19, bkz. kusur veya kabahat (vitium), dizginlenmek (tempero).

açgözlülük (avarities), 7, 3.

haris, açgözlü (avarus), 6, 13, 24; II 19, 22, bkz. arzu veya ihtiras (cupiditas), sevk veya dürtü (instinctus).

yüz çevirmiş meyil veya duygu (aversus adfectus), 227, 7.

paraya haris (avidus pecuniarum), 99, 5.

kuş (avis), II 309, 4; 355, 12, uçan, II 306, 7, bkz. besleyici (nutritor), yakalamak (capio), satın almak (mercor), vurmak (percutio), üstün gelmek (supero).

dünya ekseni (axis mundi), II 313, 21, bkz. döndürmek veya bükmek (contorqueo).

gübre veya pislik taşımak (baiulo stercora), II 319, 17.

ayinlerin veya merasimlerin taşıyıcısı (baiulus caerimoniarum), 170, 13.

tanrıların, 171, 27, suretlerin veya heykellerin, 182, 6.

peltek (balbus), 224, 12, bkz. karışıklık (confusio), ses (sonus).

hamamcı (balneator), II 324, 8; 333, 2; 349, 3.

uzun sakal (barba prolixa), II 296, 20.

barbarlar (barbari), II 330, 2, bkz. boyunduruk altına almak (subiugo).

barbarlara özgü (barbaricus), bkz. küre (sphaera).

en yüksek saadet (beatitudo summa), II 135, 2, bkz. çoğalma veya büyüme (incrementum).

kutlu, bahtiyar (beatus), 8, 23; 16, 16; 162, 7; 173, 1; 192, 4; 193, 10; 215, 15, bkz. saadet (felicitas), rahip (sacerdos), ihtiyarlık (senectus).

savaşçı (bellator), II 337, 12.

savaş, harp (bellum), 26, 8; II 323, 22; 340, 25; 341, 8; 358, 24, dahili ve haneye dair, II 297, 10, en büyük, II 357, 27, bkz. mücadele (certamen), kumandan (dux), talih (fortuna), taarruz (impetus), zorunlu (necessarius), soylu (nobilis), kışkırtmak (concito), çarpışmak (confligo), arzulamak (desidero).

canavar veya yırtıcı hayvan (belua), II 28, 28, deniz canavarı, II 302, 10; 356, 7, bkz. yakalamak (capio), tüketmek (consumo), şekil vermek (fingo), beslemek (nutrio).

ihsan, lütuf, iyilik (beneficium), 25, 8; 83, 19, saadetin, 219, 19, uğurlu güçlerin şifa verici ihsanları, II 71, 17, bkz. lütuf veya minnet (gratia), bağışlamak (confero), donatmak (orno), ifa etmek (praesto).

Jüpiter’in lütufkârlığı veya iyiliği (benignitas Iovis), 56, 21, 23; 57, 1.

lütufkâr, kerim (benignus), 6, 14; 38, 17; 145, 21; 185, 11; 213, 27; II 21, 1; 22, 24.

uğurlu, iyicil (benivolus), 105, 13; 134, 29; 162, 26; 240, 25; II 22, 24; 36, 5; 318, 21; 334, 30, bkz. takımyıldız (sidus), burç veya işaret (signum), yıldız (stella), zevce (uxor).

canavar, yabani hayvan (bestia), 259, 25; II 38, 19; 106, 17; 354, 3, vahşi hayvan, II 325, 17, büyük, II 333, 1, bkz. darbe (ictus), terbiye edici veya usta (magister), avcı (venator), helak etmek (conficio), tüketmek (consumo), parçalamak (lacero), parçalara ayırmak (lanio), önüne atmak (obicio).

küçük hayvan, böcek (bestiola modica), II 318, 8.

şarap içmek (bibo vinum), II 304, 10.

ikiSuretli, çifte biçimli (biformis), II 270, 12, bkz. ilahi güç (numen), burç veya işaret (signum).

çift dilli, riyakâr (bilinguis), bkz. can veya ruh (animus).

ikişer, çifter (bini), 42, 6, 20.

feci veya zorlu bir ölümle ölen (biothanatus), 98, 1; 101, 20; 110, 4; 113, 11; 119, 15, 23; 121, 12; 125, 26; 126, 9; 129, 10, 16 ve diğer yerler, II 258, 26 ile 267, 30 arası, eceliyle veya ölüm tarzıyla, 232, 17; 251, 24, bkz. ölüm (mors), köle (servus), son bulmak (finio), helak olmak (intereo), ölmek (morior), mahvolmak (pereo).

dalkavukluk etmek, yaranmak (blandior), II 7, 20; 10, 25; 11, 2; 13, 2; 29, 11, tevazu veya alçakgönüllülük ile, II 4, 19.

okşayıcı, tatlı dilli (blandus), bkz. meyil veya duygu (adfectus), ayartma veya teşvik (sollicitatio).

iyilik, letafet (bonitas), zekânın veya tabiatın letafeti, 171, 13, Jüpiter’in, II 65, 16, mahallin veya yerin doğal letafeti, 133, 18, zihnin, II 24, 26, ahlakın, II 24, 11, sözün yapmacık letafeti, II 108, 11, seçkin veya şanlı letafet, 171, 26, bkz. hüküm (decretum), itibar (dignitas), soy veya cins (genus), lütuf (gratia), vazife (officium), övgü (praeconium), koruma veya siper (praesidium), donatmak (orno), üstün gelmek (polleo).

hayır, iyilik, mülk (bonum), 5, 19; 76, 9; 77, 11; II 91, 15; 98, 21; 109, 23; 121, 5, daha kuvvetli hayırlar, 237, 8, büyük, 235, 26, en büyük, 152, 27, orta dereceli, 104, 11, bkz. artış (augmentum), saadet (felicitas), semere veya kazanç (fructus), alametler (insignia), ani (repentinus), bol olmak (abundo), hükmetmek (decerno), bolca bahşetmek (largior), eksiltmek (minuo).

iyi, hayırlı (bonus), 3, 10; 6, 14; 7, 26 ve diğer yerler, iyiler, yani iyi yurttaşlar anlamında, 20, 7; 22, 11; II 23, 12; 77, 10, yani iyicil tanrılar, yıldızlar anlamında, 100, 25; 106, 20; 122, bkz. fiil veya icraat (actus), meyil (adfectus), müneccim (astrologus), kavuşum (coniunctio), tavsiye veya övgü (conmendatio), fayda (conmodum), karar (consilium), ülfet veya muamele (conversatio), şöhret (fama), saadet (felicitas), kardeş (frater), lütuf (gratia), şeref veya mevki (honor), hüküm (iudicium), yer veya ev (locus), ölüm (mors), ahlak veya adet (mos), hiçbir şey (nihil), evlilik (nuptiae), meşgale (occupatio), kanaat (opinio), hatip (orator), mertebe veya sıra (ordo), kısım veya pay (pars), ışıma (radiatio), şey veya mesele (res), rahip (sacerdos), ihtiyarlık (senectus), söz (sermo), köle (servus), burç (signum), yıldız (stella), mal varlığı (substantia), vakit (tempus), şahadet (testimonium), er veya adam (vir), hayat (vita). — iyi bir biçimde (bene), 18, 21; 115, 6; II 89, 1; 353, 11, bkz. düşmek (cado), yerleştirilmiş (collocatus), tayin edilmiş (constitutus), koşmak veya seyretmek (curro), hükmetmek (decerno), yapmak (facio), hak etmek (mereo), beslemek (nutrio), konulmuş veya yerleşmiş (positus).

luleler, kıvrık saçlar (bostrychi), II 299, 22, kıvırcık saç lüleleri, 249, 26, bkz. uzun saçlı (comatus).

kol (brachium), 14, 23; 26, 26, Yengeç burcunun kolu.

varakçı, altın yaprak ustası (bractearius), 262, 10; II 337, 2.

altın varak kaplayıcı (bracteator), II 311, 19; 319, 1.

kısa, tanım, örnek, yorum, söylev, hesap, anlam, aralık, zaman, kısaca, bkz. iyice öğrenmek, söylemek, açıklamak, bildirmek, duyurmak, göstermek kısalık, ömrün kısalığı sığırtmaç şimşir, bkz. ağaç ölü ceset, bkz. muhafız düşmek, yüksekten, bir parça (yıldız, yer, sayı) bir mahalde (burçta), iyi bir şekilde, daha elverişli olarak, düşen, doruk, inilti, pul, çatı fanî (geçici), bkz. düşüş, karışıklık, alaşağı edilme, tehlike, yanılgı, kırılgınlık, alçakgönüllülük, zihin, ölümlülük, töz körlük, ışıkların (gözlerin) sakatlanması, gözlerin körlüğü, acınası, daimi, ani, bkz. tehlike, mahvoluş, sefalet, yük, tehlike, ağırlık, karanlık, kusur, getirmek, tedavi etmek, tayin etmek, bildirmek, üzerine salmak, ezmek kör, zihnen kör, bkz. gece, köle insan kıyımı, meşum kıyımlar, bkz. sevinmek, beslenmek kesmek (katletmek) oymacı (nakkaş) semavî, bkz. ruh, münazara, ateş, öğreti, zihin, kudret, din, nesne, sır, yıldız, ele almak gök, gökyüzünün ortası (MC), göğün dibi (IMC), bkz. seyir, kayma, parça, bölge, sır, doruk, dönme hareketi, seyretmek, yorulmak balçık, bkz. fırlatıp atmak ayin (tören), dinlerin kutsal ve saygıdeğer ayinleri, kutsal ayinler, ilahî, ilk, kutsal, ebedî ayinler, bkz. hamal, takdis etmek, inisiye etmek, duyurmak, alenileştirmek, hizmet etmek gök mavisi, bkz. renk felaket, şiddetli hastalık felaketleri, sıkıntıların, yoksulluğun felaketi, talihsizliklerin felaketi, tehlikelerin felaketi, acı, aralıksız, ardı arkası kesilmeyen, sık vuku bulan, feryat figan ettiren, daha şiddetli, mütemadi, meşum, fena, en büyük, acıklı, ölümcül felaket, babadan kalma, daimi, şimdiki, kamusal felaket, muhtelif felaketler, bkz. düşüş, yığın, mahvoluş, son, cenaze, tür, zahmet, artış, hücum, talihsizlik, tuzak, sefalet, zorunluluk, kusur, fevkalade güçlü, yığmak, hükmetmek, batmış, alçaltmak, yok etmek, bildirmek, başa sarmak, bulaştırmak, kurtarmak, zapt edilmiş burcu çiğnemek taşlı, bkz. yara küçük taş (hesap taşı), mesane taşı, bkz. mucit, tertiplenmiş sıcak, bkz. hastalık kunduracı zifirî karanlık, koyu karanlık kurnaz (becerikli), bkz. aldatma hararet, pınarların harareti, Mars harareti, zihnin harareti, alevlenmiş, ani hararet, bkz. yakıcı sıcak, soğuk, doğa, itidal, yersiz, köreltmek iftiracı kel atın tekmesi, bkz. darbe sulak ova, bkz. muallim, sevmek, ekip biçmek beyaz (parlak), bkz. beden, suret, leke beyazlık (parlaklık), mutedil, göz alıcı, bkz. ışık, parlaklık köpeğe dair, bkz. çekişme köpek, deniz köpeği (köpekbalığı), kuduz köpek, bkz. havlama, ısırık, yakalamak, yemek, tüketmek, parçalamak, yırtmak, beslemek kamış şarkı söyleme (büyülü ezgi) Kova burcunun testisi ezgi, bkz. şarkı söylemek ezgiler terennüm etmek, şiirler okumak, ahenk ile mabetlerin ilahisi, bkz. hizmet etmek ak saçlı uzun saçlı, bkz. filozof saç, gür yahut kıvırcık saçlar, kızıl saçlar, bkz. zülüf, seyreklik, tarayıp düzeltmek, beslemek yakalamak (tutmak), kulakları cezbetmek, kuşları yakalamak, canavarları, yiyecek almak, vahşi hayvanları avlamak, fok balıklarını, köpekbalıklarını, kılıçbalıklarını, ton balıklarını, timsahları yakalamak, ürün almak, tecrübe edinmek, hararetle tutulmak, çılgınlıklara kapılmak, şehvetlere tutulmak, haydutlar tarafından yakalanmak, korsanlar tarafından esir alınmak, aşka tutulmuş, dertlere uğramış, cazibeye kapılmış, zihnen tutulmuş, iltifatlarla büyülenmiş, ikna edilmiş can alıcı, bkz. düşmanlıklar, düşman, hüküm aldatıcı, bkz. hilekârlık, sahtelik, vaat esaret, acı esaret, şerefsiz, sefil esaret, bkz. ziyan, tehlike, leke, talihsizlik, boyunduruk, yük, kulluk, kurtarmak esir, bkz. köle baş (tepe), insan başı, sivri baş, güzel baş, Koç burcunun başı, İkizler burcunun başı, Yengeç burcunun ve diğer burçların başı, tehlike, açığa vurmak, yormak, yüklemek zindan, müebbet zindan, kamu zindanı, bkz. hapislik, muhafız, şöhret, ceza, amir, sefalet, bukağı, koymak, tıkmak, bağlamak, teslim etmek, itelemek yürek çarpıntısı çeken, bkz. sıhhat duyudan ve iradeden yoksun olmak evlat sevgisi, sevimli sevgi, bkz. bağ, birleştirmek şiir (şarkı, ezgi), ilahî ezgi, pek tatlı, meşhur, kahramanlık şiiri, İlyada şiiri, lirik şiir, müzikli ezgi, melun şiir (büyü), dindarca ezgi, çoban şiiri, bkz. otorite, müfessir, ölçülülük, vezin, asalet, şair, parlaklık, terennüm etmek, kaleme almak, bestelemek, bildirmek, okumak, yüceltmek, yakarmak

KELİME DİZİNİ

cellat (carnifex), vatan haini, kamu celladı, bkz. amir (praepositus) koparmak (carpo) sevgili (carus), bkz. sevgi (adfectus), eş (uxor) cezalandırmak (castigo), azarlamayla iffet (castitas), bkz. şan (gloria) iffetli (castus), bkz. birliktelik (consortium), koruma (praesidium) düşüş (casus), hastalıkların düşüşü, felaketlerin, deliliğin, evlatların zamansız düşüşü, talihsizliklerin, sefaletlerin, ölümlü olanların, ölümün (ölümlerin), tehlikelerin, eşlerin, acı, aralıksız, başkasına ait, sık görülen, alçaltılmış, acıklı, çok sık, ağır, insani, vakitsiz, sefil ve türlü türlü, ani, bkz. getirmek (adfero), birleştirmek (comgo [corr. coniungo]), hükmetmek (decerno), bulaştırmak (inplico), göstermek (monstro), tesadüfen (casu), herhangi bir tesadüfle kamu zincirleri (catenae publicae), bkz. bağ (nexus), pranga (vinculum), zincire vurulmuş (vinctus) Koç'un kuyruğu (cauda Arietis), Boğa'nın, Yengeç'in, Aslan'ın, Yay'ın, Oğlak'ın, Balık'ın, Balina'nın (Cetus), en uç noktası hancı (caupo, copo) dava, sebep (causa), ölüm sebebi, kadının davası, kadınlar yüzünden, sık görülen davalar, haklı sebep, şahsi, kamu davası, eski davalar, bkz. çekişme (certamen), çatışma (conflictatio), tehlike (discrimen), zabıt kâtibi (exceptor), münakaşa (iurgium), amir (praepositus), düşmanlık (simultas), dehşet (terror), kışkırtmak (concito), hükmetmek (decerno), söylemek (dico), tahrik etmek (exagito), uyandırmak (excito), var olmak (existo), içeri sokmak (infero), bulaştırmak (inplico), talep etmek (requiro), sebebiyle (causa ile tamlayan), sebepsiz yere (sine causa) dava vekili (causidicus), bkz. hatip (orator) kızgın dağlama aletleri (cauteria ignita), bkz. dağlama (adustio), iyileştirmek (sano) ihtiyatlı (cautus) kafes (cavea) sakınmak (caveo ab), olmasın diye (ne) ce, bkz. tarz (modus), bu (hic) çekilmek, boyun eğmek (cedo) hızlı (celer), bkz. acele (festinatio), ölüm (mors) aceleci hız (celeritas festina), daimi, baş döndürücü gizlemek (celo), aşkı, planları, suçu, sırları, müzakereyi, kusurları, ahlaktaki kusurları, suskunlukla düşünmek, saymak (censeo) vergi memuru (censualis), bkz. amir (magister) çizgileri ayırt etmek (cerno liniamenta), kusurları, zihinle, işaret yoluyla, araştırma ile, akılla çekişme, yarışma (certamen), eylemlerin ve davaların, hırsın, savaşların ağır çekişmeleri, kavgacı sürtüşmeler, öğretinin şerefli çekişmesi, düşmanlıkların ölümcül çekişmesi, ağız kavgalarının, savaşların dillere destan çekişmesi, dövüşlerin korkulan çekişmesi, atletizm müsabakaları, mahkeme çekişmeleri, büyük, azımsanmayacak, kamusal, kutsal, çalkantılı, bkz. çatışma (conflictatio), çekişme (contentio), taç (corona), kıyasıya dövüş (depugnatio), zafer palmiyesi (palma), amir (praepositus), önder (princeps), galip (victor), yenilmez, üstün, kışkırtmak (concito), girişmek (conmitto), karar vermek (decerno), atamak (deputo), yöneltmek (destino), uyandırmak (excito) mücadele etmek (certo), çatışmayla, çekişmelerle, aralıksız sürdürmeyle belirli (certus), kesin ve belirli, bkz. hareket (agitatio), seyir (cursus), gün (dies), biçim (forma), derece (gradus), düzen (ordo), hüküm (sententia), süre (spatium), zaman (tempus), sınır (terminus), kesinlikle (certe), bkz. veya (aut, vel) üstübeç (cerussa) boyun (cervix), Koç'un boynu, Boğa'nın, Yay'ın, Oğlak'ın, Balık'ın, eğilmiş, yenilmez ve muazzam, bkz. kesmek (amputo), dikleştirmek (erigo) diğerleri (ceteri), diğer herkes, diğer şeylerin yanı sıra, bkz. üstün tutmak (praefero), geri kalan (ceterus, a, um) cerrah (chirurgus), bkz. hekim (medicus) koro dansı (chorea) koroya dair (choricus) az yemek (cibus modicus), çok yemek, aşırı, pek bol, bkz. almak (capio), sindirmek (digero), tüketmek (sumo) yara izi (cicatrix), belirgin, çok büyük, bkz. vurmak, açmak (infligo) oğlancı (cinaedus), çirkin, yoksul, zengin, talihli, gizli, alenî, kamuya mal olmuş, bkz. birleşmek (iungo) kül ve köz (cinis favillaeque), bkz. dönüşmek (converto) etrafında (circa), harfiyen, mecazi olarak, bkz. bulunmak (versor) dönüş, dairevi hat (circuitus) çevrelemek (circumdo) yıldızlar hakkında dönmek, devretmek (circumeo de stellis), yeryüzünü dolaşmak süsleri üzerinde taşımak (circumfero ornamenta) soluğun kuşatması (circumfusio spiritus), suların, kuşatılmış, bkz. zihin (animus) sınırlandırmak, dolandırmak (circumscribo) hile, dolandırıcılık (circumscriptio), kurnazca, kötü niyetli, bkz. vazife (officium), mahrum bırakmak (destituo), soymak (nudo) dolandırıcı (circumscriptor) kuşatmak, alt etmek (circumvenio) suçlamalarla kurulan asılsız kumpaslar (circumventiones falsae criminum), bkz. bağlamak (obligo) kitara (cithara), bkz. kiriş, tel (nervus), vurmak (percutio) kitara çalgıcısı (citharoedus) çabuk (citus), bkz. seyir (cursus), yanıp kül olma (deflagratio), dağılma (dissipatio), yok oluş (exitium), son (exitus), kayıp (iactura), ölüm (mors), çabucak (cito), bkz. devingen (mobilis) yurttaşa dair (civilis), bkz. tarz (modus), görev (munus), kan (sanguis) yurttaş (civis), bkz. kıyım (strages) kent, site (civitas), Campania kenti, büyük, pek büyük, soylu, bkz. idareci (administrator), ihtimam (cura), denetçi (curator), savunucu (defensor), yıkıcı (eversor), inşa eden (fabricator), dümen (gubernaculum), iş (negotium), görev (officium), amir (praepositus), vali (praeses), önder (princeps), vekil (procurator), yönetici (rector), alan (spatium), koruma (tuitio), birinci, esas, korkutucu, kurmak (condo), dağıtmak (dissipo), bölmek (divido), yıkmak (everto), kurtarmak (libero), elde etmek (obtineo), mülk edinmek (possideo), onarmak (restauro), boyunduruk altına almak (subiugo), yükseltmek (sublevo), korumak (tueor) en yüksek feryat (clamor summus) gürültücü, bağırgan (clamosus), bkz. çekişme (contentio) şan, parlaklık (claritas), bkz. hücum etmek (inpugno) parlak, meşhur (clarus), hayatta meşhur, bkz. amel (actus), sanat (ars), yaşayış (conversatio), nişanlar (insignia), ışık (lumen), soyluluk (nobilitas), iktidar (potestas), ihtişam (splendor), yıldız (stella), erdemli kişi (vir), yaşam (vita), ses (vox) topallamak (claudico), ayaklardan kapatmak (claudo, cludo), sınırla kapatmak, alçak yerlere kapatmak, hapis cezasıyla kapatmak topal (claudus) göğüs kafesi (claustrum pectoris) gardiyan (clavicularius) merhametli (clemens), bkz. ılımlılık (moderatio), ışınım (radiatio) insaniyete has merhamet (clementia humanitatis) hamilerin maiyeti (clientela patronorum) lağım kanalı (cloaca, cluaca), bkz. temizlemek (mundo, purgo) kapatmak (cludo), bkz. kapatmak (claudo) daraltmak, sıkıştırmak (coarto), dalgaları sınırların içine hapsetmek cinsel ilişkide bulunmak, birleşmek (coeo), hısımlarla, kız evlatlarla, erkek evlatlarla, kardeşlerin erkek çocuklarıyla, kız kardeşlerin erkek çocuklarıyla, erkek kardeşlerle, gençlerle, annelerle, kadınlarla, üvey annelerle

gelinlerle yahut üvey evlatların karılarıyla, babayla, ana babayla yahut amca oğullarıyla yahut kızların kocalarıyla yahut amcalarla yahut kendi oğullarının amcalarıyla yahut üvey evlatlarla, amcalarla, üvey evlatlarla, yaşlılarla, kız kardeşlerle, erkek kardeşlerin karılarıyla. başlamak (coepi). sert cezalandırma (coercitio severa), bakınız cezalandırmak (plecto). halk meclisi (coetus publicus). zihnin düşüncesi (cogitatio animi), etkili, hilekâr ve emniyetsiz, murdar, kötü niyetli, karanlık, uykusuz, isyankâr, katı, meşum, kaygılı, sessiz, muhtelif, bakınız gebe kalmak (concipio), doldurmak (conpleo), yakalamak (deprehendo), kaynamak (exaestuo), sarmak (inplico), hücum etmek (inpugno), etraflıca ele almak (pertracto), aramak (quaero), işlemek (tracto). layık olanı düşünmek (cogito), kötülükleri, dünyevi olanı, bakınız borçlu olmak (debeo). akrabalık (cognatio), bakınız birleştirmek (coniungo). akraba (cognatus). müşkül idrak (cognitio difficilis). lakap (cognomen), bakınız almak (accipio). tanımak (cognosco), kadını, ölümü, gizleri, hesaptan, zina yahut ırza geçmeyle tanınmış, bakınız zevce (uxor). zorlamak (cogo), sevk etmek, mastarla birlikte. pisliklerle lekelemek (coinquino), kusurlara doğru.

cinsi münasebet (coitus), kadınların, erlik çağına ermiş kadınların, oğlanların, gayrimeşru, murdar ve hayâsız, çirkin ve sefil, fıtri, meşum, muhtelif, zührevi münasebetler, erkeğe has, bakınız adak (votum), soğuk, şehvetli, pasif, birleştirmek (coniungo), hükmetmek (decerno), arzulamak (desidero), sevinmek (gaudeo), sevk etmek (inpello), davet etmek (invito), bağlamak (iungo), karıştırmak (misceo), takip etmek (sector), ayırmak (separo), insanların bir araya gelişi. baba katline yaraşır para toplama (collatio pecuniarum paricidalis), bakınız zenginleştirmek (dito). asıl anlamıyla toplamak (colligo), orduları, terk edilmiş çocuğu, imkânları, otları, mirası, süngerleri, yardımları, mal varlığını, arzuyu, kederi, beden sıvılarını, sayıyı, yekûnu, mecazi anlamıyla, kaderleri, yeri, parçayı veya parçaları, kudreti, ışınımı, hesabı, burcu, özü, illetleri ve hastalıkları, hakikati, hesaplama yoluyla, tefekkürle, soruşturmayla, tahkikatla, ölçülülükle, akıl yoluyla, doğurganlık, bakınız borçlu olmak (debeo). dalgaların çarpışması (collisio undarum).

yerleştirmek (colloco), ikametgâhı, makamı, yıldızlar hakkında pek sık kullanılır, iyi yerleşmiş, kötü yerleşmiş, daha elverişli surette. Yengeç burcunun boynu (collum Cancri), Akrep burcunun, Balık burcunun, bakınız kavuşum (coniunctio). ekip biçmek veya hürmet göstermek (colo), tarlayı sürmek, kırları sürmek, tanrılara tapmak, babalara sevgiyle hürmet etmek, dinlere hürmet etmek. renk (color), ateşlerin muhtelif rengi, kızıllığın, kara, gök mavisi, ateş rengi, siyah, alacalı, bakınız çirkinlik (foeditas), biçim (forma), boyacı (infector), gölgeleme (inumbratio), mucit (inventor), kâşif (repertor), tür (species), boyacı (tinctor), birlik (unitas), ılımlı kılmak (tempero). renklendirmek (coloro). saç (coma), bakınız saç (crinis), tıraş etmek (tondeo). lülelerle saçlı (comatus bostrychis). köpekler tarafından yenilmek (comedor a canibus), kurtlar tarafından yenilmek. Güneş’in sadık yoldaşları (comites fidi Solis). comm... için bakınız conm... komedya oyuncusu (comoedus). comp... için bakınız conp... gayret veya teşebbüs (conatus), talihsizliklerin, uyuşuk, muvaffak, yavaş, zührevi, bakınız heves (studium), tereddüt etmek (haesito). ateşle yakıp kül etmek (conburo igni). yanma (conbustio). izin vermek veya teslim etmek (concedo), iktidarı bahşetmek. dünyevi döllenme (conceptio terrena). gebe kalma (conceptus). bedeni parçalayarak kesip doğramak (concido), sütçocuğunu, davarı uzuv uzuv. insan cinsinin uzlaşması (conciliatio generis humani), insani uzlaşma.

kazanmak veya barıştırmak (concilio). tuzaklar hazırlamak (concinno), fitneler tertiplemek. üremeyle gebe kalmak (concipio), anlamak, ithamı zihinde kurmak, sevgiyi içine sindirmek, bedeni kavramak, cürmü tasarlamak, tohumların doğurganlığını almak, yangınları içine çekmek, yaratılışı kavramak, ziyneti benimsemek, iktidarı kavramak, hesabı derk etmek, yolu tutmak, adakları kabul etmek, zihinde tasarlamak, düşüncede tasavvur etmek, üremeyle kavramak, çoğalmayla.

kargaşa kışkırtıcısı (concitator turbarum), hastalıkları kışkırtmak veya uyandırmak (concito), savaşları, davaları, çekişmeleri, cürümleri, tehlikeleri, kaçışları, sürgünleri, helaki, rezillikleri, talihsizlikleri, hasedi, ihtilafları, meşgaleleri, nefreti, tehlikeyi, kavgayı, çılgınlığı, kahkahaları, fitneleri, kargaşaları, kusuru, hararetle, dürtüyle, daha şiddetle, infialle galeyana gelmiş, fitnelerle kışkırtılmış, bakınız zihin (animus). kapatmak veya kuşatmak (concludo). netice veya bağlama (conclusio). uyuma dair (concordialis), bakınız bağ (vinculum). alevlerle tamamen yakmak (concremo flammis), ateşlerle. katılaşmak veya pıhtılaşmak (concresco), habis beden sıvısıyla veya sıvılarıyla katılaşmış, buzla donmuş, bakınız veba (pestis), kan (sanguis). bozuk katılaşma veya birikim (concretio prava), dünyevi katılaşma. babanın kapatması (concubina patris), bakınız ayartmak (corrumpo), birleştirmek (iungo).

kızların cinsi münasebeti (concubitus) II 138 15, 171 25, aşağı tabakadan insanların II 132 5, kusurlu şehvetin II 159 7, kadınların II 104, 130 16, 131 11, 142 11, yoksulun II 141 21, genç kızların II 307 11, oğlan çocuklarının II 22 5, 130 16, 242 16, 305 2, bakirelerin II 305 2, 331 8, yabancının II 99 4, soysuzun II 141 21, gayrimeşru II 22 5, 138 15, kadınsı II 353 28, 359 10, bkz. humilitas, inpatiens, pronus, adeo, desidero, inpello, invito, sector, sequor hadımlarla yahut kısır erkeklerle cinsi münasebette bulunmak (concumbo) II 154 17, anneyle yahut muhakkak ki üvey anneyle II 155 1, kendi babasıyla yahut kendi üvey babasıyla II 155 3 birlikte koşmak, karşılaşmak (concurro) 22, 258 25 sarsmak (concutio) 11, 94 5, bedeni II 84 2, hayatı tehlikeler ve hücumlarla II 197 13, (106 10) süreklilikle süslemek, donatmak (condecoro) 37 17, 255 13, muaşeretle II 98 23, vakar ile II 131 5, ziynet ile II 130 6, zarafet ile II

mahkûmiyet (condemnatio) 124 23, ağır 164 16, bkz. genus, incurro kölelik durumu (condicio servilis) II 9 11 (karşılaştırınız Dizin III) kurmak, saklamak (condo) 192 2, şehirler II 311 12, mahsulleri ambarlara II 305 14 kiralama (conductio) bkz. ius, negotium işleri deruhte eden (conductor negotiorum) 163 19, vergileri mültezim sıfatıyla toplayan 209 11 hasbihal etmek (confabulor) 11 9 deri tabaklayıcısı (confector coriorum) 166 30 bir araya getirmek, bahşetmek (confero) 26 15, 30 27, 32 11, 34 7, 261 15, düzenlemek (conpono) anlamına gelir 84 23, 261 26, kendimi 44 2, 113 19, 163 27, yönelirim (conferor) 177 4, fiilleri II 90 13, 91 11, 97 17, bolluğu II 24 3, bir miktar ihsanı 111 25, zahireleri 177 5, artışları

(augmenta) 87 21, 151 8, 164 8, 171 20, 192 28, 204 16, 230 11, 262 22, iyilikleri II 91 20, faydaları II 72 15, 83 13, 101 5, 195 9, 13, itibarı 112 13, 113 1, 141 27, II 60 7, 72 12, 179 19, zenginlikleri 106 23, 112 13, 143 13, 213 31, II 17 28, 112 17, masalları 88 1 (bkz. zeyil), saadeti (saadetleri) 144 7, 175 13, 192 28, 213 31, 218 10 ve diğer yerler, talihi 149 24, semereyi II 22 3, şerefi 145 13, 149 24, lütfu 222 27, II 108 14, mirası 174 4, 182 27, 219 1, II 160 5, makamları 23 20, 112 4, 13, 113 1, 133 16, 140 8, II 9 13, 25 12, 52 13, 76 24, hükümranlığı II 359 2, çoğalmaları 213 24, bedbahtlığı 148 22, talihsizlikleri 188 22, nişanları 276 11, II 11 21 ve diğer yerler, sevinci 250 15, kazançları 133 7, 160 4, II 72 15, 90 13, 177 11, 202 21, üstatlıkları II 105 12, şifayı 209 27, liyakati 153 11, 213 21, taşınır malları II 47 25, soylulukları 172 15, II 74 12, şöhreti II 74 12, vazifeleri II 72 15, ata mirasını 145 13, 146 1, 151 8, II 13 16, 52 13, 60 7, 74 17, 77 14, 91 11, 179 19, paraları 28 27, II 47 25, pek çok şeyi 185 13, 254 7, kudretleri 172 15, II 120 11, mükâfatları 145 28, himayeleri 57 4, II 51 1, 122 2, 177 31, 214 20, ışınları 262 21, ortaklıkları 262 21, yardımları 186 12, II 75 16, 117 20, 202 21, 344 20, 348 4, varlığı 90 19, 152 17, 167 9, 184 25, 187 21, 209 13, 253 9, II 7 18, 10 14, II 127 3, 28 2, 36 14, 97 17, şahitliği II 277 24, azığı II 6 26, kusurları II 250 23, mukayese ile II itiraf (confessio) 18 18, 31 24, bkz. angustiae, professio, confirmo tüketmek, bitirmek (conficio), ikmal etmek (perficio) anlamına gelir 18 2, takatsiz bırakmak yahut helak etmek (debilito vel perdo) anlamına gelir 1 12, 229 30, 28 31, 16, 67 7, 157 4, II 6 16, acılıkla 24 29, 101 7, 214 22, cezalandırmayla

30 1, hastalığın sürekliliğiyle 24 19, paralanmayla II 102 15, 169 16, zayıflıkla 207 13, yük ile 103 12, ihtiyarlıkla 20 14, uyuşuklukla II 316 1, vahşi hayvanlarca parçalanmış II 353 13, bkz. corpus güvenle (confidenter) II 109 21, daha büyük bir cüretle 57 19 sebatın (dikleşmiş) güveni (confidentia constantiae) 34 15, 195 11, azametin 17 18, zihnin 23 6, bkz. animositas sağlamlaştırmak (confirmo) 4 27, 5 23, 9 24, 30 14, 29 18 11, ikrar ile 20 6 ikrar etmek (confiteor) 4 2, 11 28, 18 17, 31 22 tamamen yanmak (conflagro) II 314 13 davaların çatışması (conflictatio causarum) 195 3, II 33 13, 200 4, mücadelelerin 217 12, II 142 27, 277 18, çekişmelerin 20 3, 36 21, ihtilafların hırçın çatışması 146 11, sık sık vuku bulanlar II 200 4, kararsız 36 21, helak edici II 142 27, muhtelif II 31 20, bkz. victor, certo, exagito, iacto, iurgo savaşlara tutuşmak (confligo bella) II 342 1 haset uyandırmak (conflo invidiam) 25 7, erimiş, bir araya gelmiş (conflatus) bkz. corpus bedenin bir uzvunu kırmak (confrango partem corporis) II tanrılara sığınmak (confugio ad deos) 139 13, ilahi kudretin himayesine II 96 22 karıştırmak, allak bullak etmek (confundo) 14 8, 36 18, II 194 23, aklı, düzeni II 132 28, sözleri II 104 26, karışık (confusus) 9 7, bkz. mos, similitudo yanılgının fani karışıklığı (confusio caduca erroris) 97 9, dalgaların çalkantılı karışıklığı 2 3, dilin kekeme karışıklığı II 119 1, kararsız 194 13, dolaşık 86 12, bkz. obscuritas, conturbo, turbo karşılaşma, çatışma (congressio) bkz. victor muhafaza altına atmak, hapsetmek (conicio in custodiam) 178 28 usta tahmin (coniectura sollers) II 65 15, bkz. intentio, interpretatio, ratio, instruo evlilikle alakalı (coniugalis) bkz. adfectus, gratia, torus evlilik (coniugium) 72 12, bkz. praesidium

kavuşum (coniunctio) ve ortaklık 11 22, ortaklığın 35 27, omurganın ve boynun II 345 28, mizacın mahirane kavuşumu II 179 30, zifaf yatağının II 154 5, mutedil 90 14, bkz. societas, adsocio, conpono, karşılaştırınız Dizin III bağlamak, birleştirmek (coniungo) 2 5, 18 8, 87 26, II 109 10, 330 10, dostlarla II 146 2, dostları II 36 13, imparatorlarla 241 10, II 23 3, krallarla II 317 5, 318 20, 325 7, 353 24, erkeğe (yahut kocaya) 136 3, II 23 3, 317 5, 318 20, aşk ile II 59 26, muhabbet ile II 146 2, akrabalık ile 17 24, cinsi münasebetle 136 3, (153 20), dostluk lütfuyla 117 21, dostluk hatırıyla II 23 3, 24 8, mecburiyet cihetiyle 197 31, ortaklıkla 31 10, II 142 19, soğukluğu (sıcaklığa) II 115 8, kendimi işlere 157 20, karşılaştırınız Dizin III eş, zevce yahut zevç (coniunx) 68 6, 238 12, bkz. adfectus, locus, sanguis, diligo, lanio meslektaş (conlega) II 330 12 fuhşiyat ve zinalarla lekelemek (conmaculo stupris adulteriisque) II 327 21 lütfun tavsiyesi (conmendatio gratiae) 26 2, kadınların 229 25, erkeklerin II 24 9, hayırlı II 88 16, haneye ait II 345 23, talihli II 76 1, sadık II 82 10, müsaadekar II 24 9, 76 1, 92 13, 97 16, bkz. custos, testimonium, decerno, enitesco, insinuo, proveho tavsiye etmek, emanet etmek (conmendo) II 24 21, 58 9, 131 16, 325 10, 344 13, vazifeleri II 59 12, krallara II 323 12, erkekler katında yakınlık vesilesiyle II 72 18, bkz. res zabıt kâtibi (conmentariensis) 136 28 eskilerin uydurması yahut tefsiri (conmentum veterum) II 360 25, zihnin ilahi tasavvurları 21 22, terkibin 94 11, münakaşaların II 208 10, kurnaz ve iftiracı 15 17, kavgacı 5 25, masalsı 93 16, cüretkar II 125 22, kötü niyetli 7 5, hürmete layık II 208 10, 209 13, 360 25, bkz. intimo, polluo ticaret, münasebet (conmercium) II 345 15, imanın kutsal bağı II 111 15, maden ticareti 215 10, satılmış iffetin ticareti II 94 23

sadıkane, bakınız sunmak, lekelemek, ele almak ortaklığı karıştırmak, harmanlamak, karışık, bakınız mizaç zina işlemek, cürüm, cinayetler, karşılaştırınız, fiiller, idareler, sırlar, hâkimiyet alametleri ve silahlar, tasarılar, ihtimam, düzenleme, ordu, sevk ve idare, buyruk, hükümler, serbestiyet, işler, vazifeler, miraslar, erkler, şeyler, gizler, bağlar, sadakate ve tertibe, himayeye, muhafazaya, kendimi mücadelelere vermek unsurların karışımı, muhtelif ışın saçımı, yıldızların, bakınız itidal, bağlamak, tanzim etmek, teftiş etmek, çarpmak, nazar etmek kulakların muhakemesine sunmak, himayeler, ışınlar, şahitlik saadetin nimeti, şanın, neşe dolu, övgünün (gündelik), kazançların, refahın, faydanın, aralıksız, hayırlar, en büyük, elverişli, gecikmiş, bakınız uyarlamak, yanaşmak, bahşetmek, nail olmak, hükmetmek, hissetmek, hizmet etmek

yeminin kudretiyle ihtar etmek ihtar, bakınız mutabık olmak, bildirmek ikamet etmek, bölgelerde kıpırdanış, yolculukların türlü ve ebedi kıpırdanışları, hafif, sefil, bakınız mecnun, bastırmak, nakletmek harekete geçirmek, arzuyla, şiddet ve hiddetle iştirak, bakınız ortaklık paylaşılmış, pek çok, bakınız hükmetmek savunma ile tahkim etmek müşterek, bakınız sahip olmak (yerlerin) daimi tebeddülü, bakınız çeşitlendirmek terkibi değiştirmek, evin, sınırları, hesabı gayret etmek bedenin çatısı, doğum haritasının (genitura), sinirlerin, tam ve bozulmamış, bakınız çözmek mukayese, (kavuşumun) dengelenmiş mukayesesi, ihtimamlı, ölçülü, bakınız kıyaslamak, tanzim etmek, şekillendirmek, ortak etmek tedarik etmek, mukayese etmek, helak hazırlamak, imkanlar, saadet, talih, keder nevzuhuru, şan, lütuf, nişaneler, zahmet, fahişe, kendi tabiatı, miras, erk, himayeler, çareler, sıhhat, dayanaklar, mevcudiyet, mizaçlar ile, bakınız maraz mecbur etmek, zaruret ile, mastar ile kusuru telafi etmek zihinleri dizginlemek, sıhhatsizlikleri ihata etmek kitabın ikmali, Ay'ın kutlu zamanları, bakınız taşmak tamamlamak, fiiller, zinalar, anaphora (anafora), yılları, sanatlar ve vazifeler, çemberi, seyri, arzuları, günü, farklılığı, sadakati, sonu, kitabı, mükellefiyeti, işleri, sayıyı, evlilikleri, eseri, doğumu, vakti (vakitleri), ömrün nihayetini, tefekkür ile, erk ile, hesap ile oğlanların kucaklaşması, yabancı, bakınız hüküm giymek, yapışmak tanzim etmek, kanatlıları, canlı varlığı, nefes alanları, zihni otorite ile, saçları, taçları, bedeni, hükmü, disiplinleri, farklılığı, tesiri

kaderleri, vahşi hayvanları, insanı, kitapları, şifaları, itidali, tarzları, hesabı, dini vecibeleri, ortaklığı, mizacı, kavuşum (coniunctio) ile, karışım ile, mukayese ile, düzenleme ile, tecahül ile, kendimi fazilet ile, kaide ile, yorum ile, üstatlık ile, itidal ile, nizam ile, erk ile, ışın saçımı ile, hesap ile, ortaklık ile, eşitçe, bir şeye doğru, bakınız eser hükmün habis tertibi, ışık saçanların (luminum) sapkın tertibi, nizamın, yıldızların umumi tertibi, ilahi, bakınız kurgu, tebeddül etmek tanzim edilmiş, bakınız halita, itidal, nizam, güzellik, mizaç kavramak, yaban tavşanını koşuyla, suçüstü, cürümde (cürümlerde), izah etmek, bilhassa kötülükleri bastırmak, kusurları, yıkım ile tasdik etmek, sadakati, hesabı, otoriteler ile, hakikatin hükmüyle, dosdoğru muhakemeyle, akıl yürütmelerle, şahitliklerle, mastar ile tasdik olunmak hesaplama, mali, mahirane, geniş açılı (platica)

kamusal, mahir, bakınız bidayet, müşahede, vazife, basiret, ihtiyat, tanımak, toplamak, başlamak, evveline koymak hesap etmek, yeri hesap, bakınız donanımlı, nail olmak, icra etmek, bilmek tehlikelerle sarsmak, badirelerle araştırmak, artışları, himayeleri cürüm şuuru, menşe ve tohum şuuru, kötü bakınız kınama, ortaklık, yük, cemiyet, birleştirmek, lekelemek kendinin farkında olan, bir şeyin, haydutların, bir şeyde

conscribo, şiirler kaleme almak, conscriptio, kız kardeşlerin yahut hısımların kaydı, consecratio, dini takdis, mabetlerin ve heykellerin takdisi, bakınız dedico, destino, consecrator, heykelleri takdis eden, consecro, zihni adamak, adakları adamak, törenlerle, dini vecibelerle, consensio, yorulmak bilmez uyuşmalar, consensus, herkesin mutabakatı, ortaklığın mutabakatı, güç kazanan, tatlılıkla elde edilmiş, tabii, bakınız adnuo, tempero, consentio, kısmen uyuşmak, akıl ile uyuşmak, zevce ile,

consequor, vazifeleri elde etmek, sanatları, artışları, itibarı, menfaatleri, hesapları, konsüllükleri, prokonsüllükleri, arzulanan şeyleri, dilekleri, haysiyeti, ilimleri, zenginlikleri, hâkimiyeti, ihsanları, kumandanlıkları, helaki, kudreti, evlatları, mahsulleri, sevinçleri, şerefi, mirasları, payeleri, çoğalmaları, alametleri, sevinci, övgüleri, hürriyeti, makamı, kazançları, vazifeleri, işleri, hiçbir şeyi, malumatı, evlilikleri, süsleri, baba mirasını, iktidarı, erkleri, mükâfatları, himayeleri, reislikleri, krallıkları, huzuru, rahipliği, ilmi, ömrün müddetini, yardımları, mal varlığını, şahitliği, zevceyi, kusuru, consero, masallar uydurmak, conservo, muhafaza etmek, considero, etraflıca düşünmek, consilium, kendi kararı, kararsızca, zihnin kararı, iyi karar, yüce ve ilahi, sarsılmaz, fena, değişken ve kararsız, doğru, endişeli, bakınız auctor, auctoritas, fundamentum, ordo, ratio, secretum, fortis, celo, conmitto, defero, derelinquo, erro, formo, profero, suspendo, transverto, consisto, durmak, yerleşmek, consocio, birleşmeyle ortak etmek, consors, ortak, consortium, hısımlığın parlak ortaklığı, dostluğun iffetli ve temiz ortaklığı, paydaşlığın, fena vicdanın, kardeşlerin, kadınların, ana babanın, hissenin, cemiyetin en büyük ortaklığı, yıldızların ortaklığı, gerdek yatağının ortaklığı, erkeğin, hayatın ortaklığı, bakınız accedo, adduco, adsocio, copulo, decerno, dissolvo, invito, iungo, orno, separo, servo, socio, sortior, conspectus, ataların huzuru, halkın huzuru, conspicio, görmek, temaşa etmek, constans, bakınız animus, iudicium, signum, constantia, zihnin en büyük sebatı, cömertliğin sebatı, yüce sebat, bakınız confidentia,

consto, aşikâr olmak, constituo, mesken kılmak, yükseleni (horoscopus) tayin etmek, yeri belirlemek, tahtı kurmak, hayatı tesis etmek, icraatların içinde, darlıkların içinde, zindanda, gözetimde, tehlikelerin içinde, serbestlik içinde, zaruret içinde, meşgalelerde, vazifelerde, gurbette, beni böyle kılmak, kurulmak, yerleşmiş bulunmak, ilk başlangıçlarda, ilk adımlarda, yerlerde, makam artışlarında, constringo, sözü bağlamak, kusurları dizginlemek, leke ile, ışın saçımı ile, consuetudo, bakınız ratio, consuevi, alışkın olmak, consul, konsül, asil konsül, seçilmiş asil konsül, consularis, konsül rütbeli kimse, bakınız administrator, fasces, consulatus, çifte konsüllük, asil konsüllük, bakınız insignia, consequor, consulo, bana danışmak, consumo, azaları ısırıkla tüketmek, parçalanmayla yok olmak, timsahlar ve canavarlar tarafından, vahşi hayvanlarca, köpeklerce, yırtıcılarca, consurgo, ayağa kalkmak, contagio, cürümlerin bulaşması, kusurların bulaşması, sefil sirayet, bakınız inmaculo, polluo, contemno, kayıpları hiçe saymak, tanrıları, acıları, korkuyu, yırtıcıların ısırıklarını, ölümü, sığınağı hor görmek, contemplatio, dikkatli temaşa, bakınız colligo, contendo, çekişmek, diretmek, ayak diremeyle, bakınız gladius, contentio, mücadelelerin çekişmesi, durmaksızın sürenler, köpekçe çekişme, yaygaracı ve çılgınca, bakınız certamen, conflictatio, iurgium, certo, decerno, versor, contentiosus, kavgacı, bakınız animositas, certamen, conflictatio, conmentum, contentus, kanaatkâr, hoşnut, contineo, kısımları ihtiva etmek, sırları, bütünü, bir şeyde bulunmak, kapsanmak, contingo, dokunmak, vuku bulmak, nasip olmak.

hastalığın (hastalıkların) sürmesi, zararların sürmesi (zararlı), acıların, makamların, düşkünlüğün, ağır talihsizliklerin, (sefil) meşakkatlerin, dermansızlığın, kötülüklerin, sefaletlerin, marazın, nefretlerin, tehlikelerin, kazançların sürmesi, çağların sonsuzcasına, (zamanların) uzun sürmesi, kusurların sürmesi, acı, aralıksız, güçlü, sık, ağır, dehşet verici, fena, pek büyük, çok, türlü, çeşitli, [okunamadı], sarsmak, bitirmek, zayıflatmak, yormak, bastırmak, yıpratmak, uzatmak, tüketmek, üzerine yürümek, aralıksız takip etmek, yerle bir etmek, sarsalamak, titretmek. Akışı sürdürmek, makamları sürdürmek, öfkeleri sürdürmek, sürdürülmüş, felaket maddesine bakınız. Nutuk (contio). Bükmek, eğmek (contorqueo), cihanın eksenini bükmek, yüzü buruşturmak, gözleri yahut zihni eğriltmek. Bükülme, burulma (contortio). Bükülmüş (contortus), burç (signum) maddesine bakınız. Karşı, zıddına (contra), zarf. Karşı, aksine fakat, edat, diğer yerler, fihriste bakınız. Kasılma, büzülme (contractio), sinirlerin aralıksız büzülmesi, sefil, dermansız bırakmak, biçimsizleştirmek maddelerine bakınız. Sözleşme (contractus). Karşı çıkmak, itiraz etmek (contradico). Sert itiraz (contradictio). İtiraz eden, muhalif (contradictor). Zararları üzerine çekmek, leke sürmek, evlilik akdetmek, düğün yapmak, kusur edinmek, kederle kasılmak, kusurlarla tutulmak. Zıtlık (contrarietas), ağır zıtlıklar, kötü, pek büyük, çeşitli, sakınca maddesine bakınız, hükmetmek, engel olmak, içine çekmek, hücum etmek. Zıt, karşıt (contrarius), sahte, sözcük fihristine bakınız, söz, ihtilaf, başkalık, lütuf, karışım, doğa, kudret maddelerine bakınız, yapmak, çevirmek, fihriste bakınız. Uyuşmazlık, dava (controversia). İnatçı, dik başlı (contumax). Huzurunu kaçırmak, allak bullak etmek (conturbo), karışıklıkla, zihinleri ayrılıklarla sarsmak, düzeni değişimle bozmak, hayatı çeşitlilikle çalkantıya sürüklemek. Annelerin evliliği (conubium), hissesine düşmek maddesine bakınız. İyileşmek, güçlenmek (convalesco), daha güçlü biçimde, ittifak maddesine bakınız. Birine rastlamak, birinin huzuruna varmak (convenio), zihne ilahi kudretin otoritesiyle erişmek, öğütle, ihtarla, yeminle, tabiatı kanunlarla uzlaştırmak, hitap ile, ibadet ile varmak, uygun düşmek, akılda tutmak gerekir, bilmek gerekir, muhafaza etmek gerekir. Düşüp kalkma, münasebet (conversatio), insanların muaşereti, şehvetlerin başıboşluğu, ahlak ilişkisi, insan soyunun münasebeti, meşgalelerin münasebeti, pek çoğunun, mabetlerin ziyaret edilişi, hayat tarzı, aralıksız, kaba, sevimli, iyi, seçkin, gündelik, çetin, tesirli, saygın, insani, hünerli, zahmetli, uyuşuk, halka dönük, kamusal, iffetli, doğru, dünyevi muaşeret, çalkantılı, yüz kızartıcı, makamdan düşme, yıkım, tanışıklık, düzen, ziynet, gürültü patırtı maddelerine bakınız, yapışmak, donatmak, yanaşmak, yıpratmak, süslemek, alıkoymak, körleştirmek, tezyin etmek, kirletmek, sarsmak, ayırmak, ortak etmek, hafifletmek, teslim etmek, vakit geçirmek. Dönüş, döngü (conversio). Mekanlarda bulunmak, ömür sürmek (conversor), mabetlerde vakit geçirmek. Döndürmek, çevirmek (converto), işleri başka tarafa yöneltmek, sadakati değişiklikle bozmak, başkalık sebebiyle, küle ve kora döndürmek. Sövgü, hakaret (convicium). Suçunu ortaya çıkarmak, alt etmek (convinco). Ziyafet arkadaşı, şamata maddesine bakınız. Ziyafet, meclis (convivium), lütuf maddesine bakınız, neşelenmek. Bolluk (copia), zahire bolluğu, kelime dağarcığı, sınırsız, toplamak, hükmetmek maddelerine bakınız. Varlık içinde, bol (copiosus), bollukla dopdolu, feyizli zenginlik içinde, servetçe zengin, hitabet, muhafaza, zevce maddelerine bakınız. Meyhaneci (copo), meyhaneci (caupo) maddesine bakınız. Aşk bağı (copulatio), sefil evliliklerin birleşmesi, zifaf döşeği bağı, dengeli, güçlü, kavuşum kaynaklı (synodica), bağlamak, birleştirmek maddelerine bakınız. Aşkı bağlamak (copulo), evliliği rabtetmek, rabıtayı pekiştirmek, kadınlarla rabtetmek, evlilik muhabbetiyle, dostluklarla, ortaklıkla, evlilik vesilesiyle, zevcelik muhabbetiyle, misafirlikle, izdivaçla, rabıtalarla bağlamak. Aşçı (coquus). Kalp (cor), Koç burcunun kalbi, Boğa burcunun, İkizler burcunun, Aslan burcunun, Terazi burcunun, Oğlak burcunun kalbi. Timsah, tutmak, tüketmek maddelerine bakınız. Yürekler, talim maddesine bakınız. Sağduyulu, basiretli (cordatus). Sepici, tabak (coriarius). Deri, kösele (corium), işleyen, boyayan maddelerine bakınız. Kıdemli subay katibi (cornicularius). Küçülen Ayın uç boynuzu, sağ boynuz, Koç burcunun boynuzu, Boğa burcunun boynuzu, Oğlak burcunun boynuzu, Geyik boynuzu. Mücadele tacı (corona), altın taç, taç kurdeleleri, alametler, mucit maddelerine bakınız, tanzim etmek, taçlandırmak, hükmetmek, ayırmak, ihsan etmek. Çelenklerle ve taç kurdeleleriyle donatmak (corono), taçlarla yahut kordonlarla, soy ağaçlarıyla taçlandırmak, taç giymiş. Cismani, burç, benzerlik maddelerine bakınız. Cisimlendirmek (corporo), cisimleşmiş. Beden, gövde (corpus), canlıların bedeni, hükmün heyeti, doğum haritasının (genitura) yapısı, insanın (insanların) bedeni, kitabın bütünü, cihanın bedeni, burcun (burçların) gövdesi, Koç burcunun (Boğa, Yay, Oğlak, Kova, Balık burçlarının gövdesi), dar beden, beyaz tenli, bitap düşmüş, kaynaşmış, zayıf, dermansız, narin, gövdenin son kısmı, yorgun ve halsiz, kadın bedeni, biçimli, ince, orta yapılı, insan bedeni, gizli kalan beden.

geniş, uzun, büyük, daha az, yumuşak, ölümlü, ölü, çıplak, küçük, sarkık, güzel, çürük, dik, ince, zayıflamış, dünyevi, titrek, bedenin bir parçası, doğal, bkz. eklem (conpago), eziyet (cruciatus), bakım (cultus), kaygı (cura), kayıp (damnum), güçsüzlük (debilitas), biçimsizleşme (deformatio), zarar (detrimentum), acı (dolor), kadınsılaşma (effeminatio), yorgunluk (fatigatio), şekil (figura), yüz kızartıcı suç (flagitium), bükülme (flexus), form (forma), kırılganlık (fragilitas), dehşet (horror), ziyan (iactura), imge (imago), dermansızlık (inbecillitas), zafiyet (infirmitas), ayartmalar (inlecebrae), leke (labes), emek (labor), parçalanma (laceratio), hafiflik (levitas), arzu (libido), hatların belirmesi (liniamentatio), çizgi (liniamentum), yer (locus), büyüklük (magnitudo), anaç (mater), devingenlik (mobilitas), yumuşaklık (mollities), zorunluluk (necessitas), parça (pars), güzellik (pulchritudo), nitelik (qualitas), yıkım (ruina), yaşlılık (senium), işaret (signum), benzerlik (similitudo), durum (status), töz (substantia), destek (sustentatio), işkence (tormentum), çirkinlik (turpitudo), sıhhat (valitudo), hız (velocitas), cazibe (venustas), bağ (vinculum), erdem (virtus), kusur (vitium), yara (vulnus), zayıf, güçlü, soğuk, esen, bitkin, uzun, büyük, ılımlı, solgun, kusurlu, zihinde tasarlamak, yere yığılmak, sarsmak, düzenlemek, güçten düşürmek, lekelemek, biçimsizleştirmek, saçmak, dağıtmak, çözmek, tahakküm etmek, kadınsılaştırmak, şiddetlendirmek, geliştirmek, inşa etmek, yormak, kırmak, var etmek, içine dökmek, kirletmek, hücum etmek, incelemek, karşı koymak, bastırmak, sahip olmak, üretmek, ileri atmak, fahişe kılmak, hırpalamak, sallamak, güçlendirmek, mühürlemek, taşımak, teslim etmek, alçaltmak, çeşitlendirmek, sakatlamak, düzeltici, düzeltmek, düşüşler, tehlike, yanılgı, talihsizlik, taşkınlık, işler, düzeltilmek,

bozmak, nikahsız kadınları, çehreyi, anneleri yahut üvey anneleri yahut teyzeleri, evlilikleri, eşleri, bozulmuş, bkz. kan (sanguis), zevce (uxor), baştan çıkarıcı, bkz. arzu (desiderium), ışığın tehditkar parıltısı, parlak, bkz. ışık (lumen), kaburga, gündelik, bkz. gıda (alimentum), fayda (conmodum), akış (cursus), zahmet (labor), kazanç (lucrum), ücret (merces), iş (opus), meslek (quaestus), yaşam (vita), her gün, Boğa’nın kalçası, karanlık kalınlık, tıknaz, kalın, bkz. haset (invidia), sık, bkz. eylem (actus), kaynaşma (agitatio), hararet (ardor), felaket (calamitas), çöküş (casus), çarpışma (conflictatio), damgalama (denotatio), keder (dolor), yıkım (eversio), talim (exercitatio), şöhret (fama), onur (honor), meşakkat (inconmodum), rezalet (infamia), haksızlık (iniuria), pusu (insidiae), kötülük (malum), seyahat (peregrinatio), iktidar (potestas), yükselme (promotio), fırtına (tempestas), inceleme (tractatus), kargaşa (turbatio), inanmak, emanet etmek, icraatları, serveti yahut hazineyi yahut mülkleri, her şeyi, dikkati, muhafazayı, emanetleri, arzuları, sadakati, idareyi, buyruğu, belgeleri, yargıları, elçiliği, yazıları, işleri, vazifeleri, erki, sorgulamaları, hesapları, şeyleri, kutsalları, gizleri, varlığı, himayeyi, sadakate, bana inan, inanılmış, bkz. mesele (res), safdillik, ateşte yakmak, yaratmak, evlatlar edinmek, rıhtım payandası, büyümek, serpilmek, gelişmeyle, güç bakımından, güçlü bir şekilde, daha kuvvetle, büyüyen, bkz. yaş (aetas), ışık (lumen), Ay, habislik (malitia), söz (sermo), cürüm, zina suçu, tahrifat suçu, adam öldürme suçu, ensest suçu, haset suçu, büyücülük yahut sahte para suçu, ırza tecavüz suçu, ağır, korkulması gereken, kendiliğinden vuku bulan, bkz. aldatma (circumventio), başkalık (diversitas), şekavet (facinus), garez (invidia), kemlik (malitia), kabul etmek, eklemek, kışkırtmak, yakalamak, açığa çıkarmak, uğramak, ihbar etmek, yüklemek, azat etmek, itham etmek, ifşa etmek, suçlu, bkz. yaşam (vita), ayırmak, saç lülesi, sık, sarı, saçların, yabancı, kıvrılmış, kesilmemiş, bkz. bukle (bostrychus), kir (inluvies), pislik (sordes), donatmak, eklemek, parlamak, bükmek, kıvırcık, bkz. bukle (bostrychus), kritik, kölelere işkence eden, ruhun ve bedenin azabı, ıstırapların azabı, ölümün acı eziyeti, sefillerin, zihne endişelerle işkence etmek, kederle, gaddar, bkz. sanat (artificium), vahşet (atrocitas), fiil (factum), yırtıcılık (feritas), vefat (mors), iktidar (potestas), müstebit (tyrannus), zalimce, ruhun yıkıcı gaddarlığı, yırtıcılığın, korkunç, müstebitçe, bkz. hırs (ardor), kıyıcılık (atrocitas), kolaylık (facilitas), melanet (facinus), soy (genus), dehşet (horror), haset (invidia), saldırganlaşmak, hazımsızlık, eli kana bulamak, nikahları kana bulamak, kan akıtarak, kanla, kanlı, kanla lekelenmiş, bkz. hırs (cupiditas), tehlike (discrimen), felaket (exitium), el (manus), ecel (mors), akçe (pecunia), kudret (potestas), koyun (sinus), insan kanı, bkz. dökmek (perfundo), bacak, bkz. çarpmak (elido), kırmak (frango), çarmıh, bkz. kaldırmak (tollo), gizli, vahşi hayvanların inleri, çatıların zirvesi, düşen, sarkan, bkz. göçük (ruina), çarpmak (inpingo), tarla işçisi, tanrıların hürmetkârı, tanrıların dindar kulu, at yetiştiricisi, binek hayvanı güdücüsü, ibadetlerin koruyucusu, putların hadimi, bağ budayıcısı, toprağın işlenmesi, bahçelerin işlenmesi, yeryüzünün işlenmesi, bkz. bağlı (adplicatus), tarlaların bakımı, libasın ve gövdenin zarafeti, tanrıların ve inançların tazimi, kadınların süsü, tapınakların ihtişamı, kadına mahsus, bkz. benzerlik (similitudo), vakfetmek (addico), işlenmiş, bakımlı, süslü, ile, edat, pek sık geçer, onun ile, yıldızlar hakkında bir arada olmak,

SÖZCÜK DİZİNİ

... ile, sebep, ödün ve geçmiş zaman bağlacı olarak, dilek kipiyle sayısız yerde, denk düşme, zaman bildiren belirteç olarak, haber kipiyle, dilek kipiyle, bakınız, sonradan, o vakit.

Yığmak, felaketlerle, onur ile, nişanlarla, nişanlar, yığılmış, bakınız, sır.

Yığın, talihsizliğin amansız yığını, mutluluğun ve itibarın daha büyük yığını, büyük zenginlik yığını, onurların, düşmanların acı yığını, dertlerin ağır yığını, tehlikelerin, sınırsız, bakınız, edinmek, artırmak, yüklemek.

Bütün, bakınız, cemiyet, bütün olanlar, canlılar, insanlar, ahaliler, faniler, bakınız, uzlaşma, yargı, her şey, bütün şeyler, bakınız, inanmak, öğrenmek, etraflıca öğrenmek, bildirmek.

Yeraltı geçidi (cuniculus).

Arzu (cupiditas), ruhun arzusu, insanların, zihnin, gözlerin, zinaların, kaçmanın, paranın, erdemin, aşkın arzuları, tutkunun, heveslerin, teveccühün, şehvetlerin, daimi, mutedil, haris, kanlı, meraklı, kadınsılaşmış, dizginsiz, yoldan çıkaran, başıboş, nifakçı, hilekâr, çılgınca, gayrimeşru, etkisiz, adaletsiz, yasak, ölçüsüz, sabırsız, murdar, delice, haset dolu, şehvetli, gizli, ihtiraslı, habis, sefil, meşum, inatçı, dağınık, batmış, sapkın, pek fena, meşum, akıl almaz, çarpık, taşkın, gelişigüzel, meyleden, kutsala saygısız, cüretkâr, hevesli, rezil, müstebit, türlü, şehvani, erkeksi, kusurlu, bakınız, hararet, arzu, netice, hiddet, sevk, mahal, gayret, kusur, haz, düşkün, mahrum, kirli, kararsız, bilinen, tutulmuş, ters yüz edilmiş, kaynamak, donatmak, hükmetmek, aldatmak, arzulamak, taşmak, alevlenmiş, işaret etmek, dolamak, takip etmek, bağlamak, kirletmek, peşine düşmek, dindirmek, hafifletmek, teslim etmek.

Şehvet (cupido), gayrimeşru ve yasak, bakınız, mahal, adak.

Hak ve adalete arzulu olan kimse.

İstemek, arzu etmek.

Niçin, neden, bakınız, o.

İhtimam (cura), idare ihtimamı, suların, kentin, bedenin, posta menzilinin, nöbet yerlerinin, zevklerin, devletin, kadınların, ilahiyatın, halkın, erklerin, vilayetlerin, iffetin, inançların, başkalarının işlerinin, kabirlerin, kaygının, erkeklerin, hazların, ihtimam ve kaygı, muhafaza ve ihtimam, uykusuz, ihtimam göstermek, bakınız, ayrılmış, boş, havale etmek, inanmak, buyurmak, çözmek, üstlenmek, taşımak.

Vasi (curator), kentlerin vasisi, reşit olmayanların vasisi.

Merak (curiositas), meşum merak.

Meraklı (curiosus), her şeyin meraklısı, bakınız, sanatkâr, arzu.

İhtimam göstermek, tedavi etmek, körlüğü iyileştirmek, insanlara bakmak, sıhhatle alakadar olmak, kusuru düzeltmek, yaraları sarmak, açıklamak için çaba sarf etmek, izhar etmek, göstermek.

Koşmak, yerler boyunca koşmak, boşlukta koşmak, doğru şekilde koşmak, bakınız, Ay.

Araba, bakınız, devirmek.

Ulak (cursor), pek süratli.

Seyir (cursus), ömrün orta devresi, göğün seyri, günlerin mukarrer devri, saadetin akışı, insan nev'inin seyri, bahtsızlığın seyri, sayının intizamı, zamanın ilerleyen akışı, hayatın seyri, ömürdeki seyir, çalkantılı, hızlı, başıboş, ilk, umumi seyir, doğru seyir, değişken, süratli, bakınız, çeviklik, ihtimam, nizam, feza, sürat, ikmal etmek, kavramak, sürdürmek, değiştirmek, ilerletmek, muhafaza etmek, karşılaştırınız dizin III.

Eğri, bakınız, burç.

Sivri uç, bakınız, saplamak.

Muhafaza (custodia), silahların muhafazası, zindanın gözetimi, kapıların nöbeti, mezarların korunması, mabetlerin muhafazası, uzun süreli, serbest nezaret, umumi muhafaza, ebedi koruma, bakınız, ihtimam, bekçi, sefalet, muhafaza, bağ, teslim etmek, atmak, tayin etmek, itimat etmek, mahkûm etmek, karar vermek, havale etmek, borçlandırmak, sebat etmek, getirmek, devretmek.

Muhafaza etmek, kitapları korumak, servet ve hazineleri korumak, nizamı gözetmek, sırları saklamak.

Bekçi (custos), endişelerin, emanetlerin yahut fiillerin ya da vesikaların sadık ve sarsılmaz muhafızları, silah bekçisi, altın ve gümüş muhafızı, cesetlerin bekçisi, zindan gardiyanı, nezarethanelerin muhafızı, mahkûmların bekçisi, abidelerin muhafızı, paraların bekçisi, mezarların bekçisi, mabetlerin hadimi.

Deri (cutis).

İfrit (daemon), zorba ifrit, semavi, yersel, yeraltına ait, habis ifrit, bakınız, taarruz, araya girme, ruh, dehşetli.

SÖZCÜK DİZİNİ

cin çarpmış (daemoniacus) lanetlenesi (damnabilis) mahkûmiyet (damnatio), sürgün, maden ocağı, kamu işi, sürgün ve oyunlar mahkûmiyeti, haklı mahkûmiyet, en büyük, acıklı, bkz. ceza, tehlike, elverişsizlik, yük, hüküm, hüküm vermek, azat etmek, ezmek mahkûm etmek (damno), suçlama ile, ceza ile, ihbar ile, hapis veya sürgünlerle, kötü şöhret ile, kamu işine, haklı surette, mahkûm edilmiş, bkz. muhafız, insan ziyan (damnum), ruhun, bedenlerin, imkânların, miras ve itibarın, ışığın, feleğin (orbis), mirasın, hayânın, ardı arkası kesilmeyen, akıp giden, sık vuku bulan, ağır, pek büyük, acıklı, muhtelif, bkz. süreklilik, akın, cins, tasa, işkence, maruz bırakmak, hiçe saymak, hükmetmek, yormak, bildirmek, yüklemek, beslemek, katlanmak, hafifletmek, hissetmek, göğüslemek hakkında, altı yüz defa (de) en yüce tanrıça (dea maxima) bir kavmi savaşta alt etmek (debello gentem) zorunda olmak, borçlu olmak (debeo), işitmek, düşünmek, derlemek, öğretmek, açıklamak, teftiş etmek, tertip etmek, donatmak, bildirmek, temaşa etmek, bulmak, anımsamak, göstermek, riayet etmek, arzulamak, yakarmak, gözler önüne sermek, inceden inceye araştırmak, açıkça kavramak, aramak, bilmek, korumak, bakmak, ummak, itidal getirmek, işlemek, görmek, borçlu olunan, bkz. onur, armağan mecalsiz, zayıf düşmüş (debilis), bedence, bkz. beden, ana, köle, zevce bedenin mecalsizliği (debilitas corporis), acıklı göz zaafı, pek büyük, bkz. hüküm vermek, musallat etmek, ezmek, sarsmak zayıf düşürmek, takatten kesmek (debilito), gözlerin keskinliğini, korku ile ruhları, kulakları veya dili, bedeni, tesiri, kusur ile oğulu, kardeşleri, omuzları, unvanları, kötülüğü, anayı, gözleri, ana babayı, bedenin bir uzvunu, babaları, ayakları, mideyi, varlığı, kuvvetleri, katılıkla, mütemadiyen, süreklilikle, kasılma ile, düşüş ile, yorgunluk ile, takatsizlikle

en büyük borçlar (debita maxima), bkz. faiz, dolaştırmak, bağlamak övgüler terennüm etmek (decanto laudes) çekilmek, ayrılmak (decedo) kentlerin ileri gelen on kişisi (decem primi civitatum) on yıllık süre (decennium), mülkiyete değin, bkz. hâkimiyet, malik, varlık, almak, payına düşmek yakışık alan (decens) yanıltıcı (deceptivus) hükmetmek, tayin etmek (decerno), heykeller ve tasvirlere, tasvirlere, kitabelere ve heykellerin unvanlarına, kitabelere, tasvirlere ve heykellere, krş. dizin III düşmek, sapmak (decido), niyetinden aldatmak (decipio), ihtirası sahte vaatle, yabanıl hayvanları, gizleme ile, akıl ile, sadelik ile, kışkırtma ile eritmek, tüketmek (decoquo) kelamı süslemek (decoro sermonem), nüfuz ile, onur ile, debdebe ile, libas ile yakışık, münasip (decorus) küçülmek, eksilmek (decresco) hüküm, takdir (decretum), kaderin hükmü, talihin, en ulu zümrenin, Roma senatosu ve halkının, pek haşin, bkz. değiştirmek, krş. dizin III belagatin şerefi, Cicero (decus eloquentiae), bkz. Lollianus Mavortius, dizin II gözlerin keskinliğini lekelemek (dedecoro aciem oculorum), bedeni lekelerle, çehreyi, sureti, anayı, gözleri yara ile yüz kızartıcı, bkz. sıhhat (dedecorosus) kötü şöhretin ağır utancı (dedecus grave infamiae), hayatın, en büyük, bkz. vurmak silahlara adamak (dedico armis), suretleri takdise adamak tenezzül etmemek, mastar ile (dedignor) kendini işlere hasretmek (dedo me actibus), sanatlara ram olmuş, ihtiraslara, şaraba ve ziyafetlere, zahmetlere, neşeye, genelevlere, meşgalelere, seyahatlere, dinî vecibelere, ilmî gayretlere, ayyaşlığa, zevklere açlıkla veya darbelerle ya da işkencelerle yahut işlerin zorbalıkla talep edilmesiyle takatten düşürmek (defatigo fame aut plagis aut tormentis), meşakkatlerin peş peşe gelmesiyle, fakirliğin yüküyle savunmak (defendo), insanları yahut meseleleri şefaatin müdafaası (defensio intercessionis), andı bozmanın meşum müdafaası, kamusal, bkz. himaye, sığınak, ortaklık, üstlenmek, satmak kentlerin müdafii (defensor civitatum), kadınların, çocukların sunmak, aktarmak (defero), yılları ve ayları, kazançları, aralıkları, suçlamak manasında, niyetleri ihbar yoluyla bildirmek, bkz. ruhsat tükenmek, eksilmek, güçten düşmek (deficio), engellenme ile, ölüm ile, hissizlik ile, kuvvetten, eksilen, tükenen, bkz. yaş, krş. dizin III sınırlandırmak, belirlemek (definio), kaderleri, doğum haritalarını (genitura), mahalli, musibetleri, seciyeleri, vakti, geniş kapsamlı olarak tanım, belirleme (definitio), kehanetlerin, tahkikatın, yerlerin geniş kapsamlı tanımı, isimlerin, eserin, fikirlerin hakiki tanımı, kısımların dakik tanımı, sözün, muhtasar, bkz. şerh, hüküm, şerh etmek, göstermek, zapt etmek, ileri sürmek, işaret etmek belirlenmiş, sınırlı, bkz. hareket, şey, kesin (definitus) yanan damarların tez kavrulması (deflagratio cita ardentium venarum) yolundan sapmak, boyun eğdirmek (deflecto), bükülmüş, eğrilmiş, bkz. boyun feryat etmek, yas tutmak (defleo), keder içinde Ay'ın ışığını eksiltmesi (defluctio Lunae), tam derecesiyle, meninin dökülmesi akıp gitmek (defluo), ellerden, yıldızlardan dökülmek

SÖZCÜK DİZİNİ

bedenin biçimsizleşmesi (deformatio corporis), bkz. biçim (species) biçimsiz (deformis), iğrençlikle, solgunlukla, pislikle, sefaletle, bkz. cinaedus, eş (uxor) biçimini bozmak (deformo), bedeni kasılmayla, kusurla vefat etmiş (defunctus) soysuzlaşmış (degener), bkz. can (animus), kadın (mulier), baba (pater), ebeveyn (parentes), eş (uxor) ömür sürmek (dego vitam) aşağı fırlatmak (deicio), güçten, iktidardan, yüksekten yahut dört ayaklı bir hayvandan, yüksek yerlerden, attan, hükümdarlıktan, dört atlı arabadan, aşağı fırlatılmış, bkz. düşüş (casus), soy (genus), alçalış (humilitas), titreme (trepidatio) aşağı atılma (deiectio), canın, düşük bir hayat tarzının, haysiyetin, makamların acıklı biçimde yitirilmesi, alçalmanın, aralıksız, geçici, pek büyük, kölece, türlü türlü, bkz. yıkım (exitium), alçalış (humilitas), sefil (miser), zayıflatmak (debilito), hükmetmek (decerno), düşmek (delabor), eksiltmek (minuo), yere sermek (prosterno) bundan sonra (deinde), bkz. ilk önce (primum), önceki (prior) düşüşle kayıp gitmek (delabor deiectione) ihbar (delatio), acı, kamusal, bkz. haset (invidia), mahkûm etmek (damno), bildirmek (defero), ezmek (opprimo) muhbir (delator) hoş (delectabilis) haz (delectatio), canın en büyük hazzı, bahçelerin latifliği, bölgelerin sulaklığı, başkalarına ait, musiki hazzı, krallara layık, bkz. endişe (cura), kaygı (sollicitudo), yapışmak (adhaeresco), bağlanmak (inhaeresco), sevinmek (laetor) hoşnut etmek (delecto), haz almak (delector), kucaklaşmalardan, beden idmanlarından ortadan kaldırmak (deleo) enine boyuna düşünmek (delibero) nazik (delicatus), bkz. beden (corpus), ölçülülük (moderatio) en büyük zevkler (deliciae maximae), kralların yahut hükümdarların zevkleri, bkz. haz (voluptas), tahsis etmek (deputo), beslemek (nutrio) sayıklayan (delirus), bkz. insan (homo) akılsız (demens), sefil bir hezeyanla akıl yitimi (dementia), bkz. düşüş (casus) batmış (demersus), felakete, talihsizliklere, zahmete, sefalete, yere doğru, bkz. can (animus), batmış hâlde kılları dökmek (demo pilos) ispat (demonstratio), bkz. üstatlık (magisterium), işaret etmek (signo) göstermek (demonstro), örnekleri, örnekle, akıl yoluyla, delaletle esirgemek (denego), imkânları, evlatları, kardeşleri, lütfu, şerefi, buyrukları, dersi, ışığı, evliliği, yemi, himayeyi, zürriyeti, yardımları, varlığı, tanıklığı onar (deni) sık kınamalar (denotationes crebrae), bkz. sefil (miser) diş (dens), bkz. bilemek (exacuo), sallamak (quatio) başını açmak (denudo caput) dava ihbarı (denuntiatio litium), yeni, bkz. kargaşa (turbo) tehlikeleri bildirmek (denuntio pericula) defetmek (depello) aracılıkla borcunu ödemek (dependo res intercessione) tamamen yitirmek (deperdo), görme yetisini perde inmesiyle, ziynetleri, varlığı israfla, canı ölümle, parçalanmayla tükenmek (depereo), israfla, kötü bir sonla, delilikle, ölümle kaderleri tasvir etmek (depingo fata) bir yana bırakmak (depono), vahşeti, hiddeti, buyrukları, hasedi, vazifeyi, yükü, iktidarı, idarecilikten çekilmek, makamlardan feragat etmek, erkten feragat etmek, tevdi edilmiş (depositus), bkz. nesne (res), biçim (species), emanet (depositum), bkz. inanmak (credo) yiyecek talep etmek (deposco alimenta) en büyük yağma (depraedatio maxima) suçüstü yakalamak (deprehendo), düşüncelerde, cürüm yahut cürümlerde, sahtelikte yahut kalp parayla bastırmak (deprimo), doğum haritasını (genitura) kötülüklerin birbirini izlemesiyle, canı, darlıkla, felaketlerle, talihsizliğin türlü yahut her çeşidiyle, dengesizliklerle, meşakkatle, esaretin yüküyle, talihsizliğin yüküyle, zahmetin yüküyle, dilenciliğin yüküyle, yoksunluğun yüküyle, yoksulluğun yüküyle, köleliğin yüküyle, yıkımla, sefaletle mücadelelerin vuruşması (depugnatio certaminum) kıyasıya savaşmak (depugno), düşmanlıkla tahsis etmek (deputo), ayları, zamanı, süreleri, mücadelelere, zevklere, evlere (domus), itaatlere, vazifelere, erklere, hazlara terk etmek (derelinquo), vatanı, noksan ve tamamlanmamış niyetleri pınarları, çayları yahut nehirleri akıtmak (derivo fontes aut rivos aut fluvios) eksiltmek (derogo) inmek (descendo) canın inişi (descensus animi), ruhun inişi yazmak (describo), kaderleri bırakmak (desero), sanatı, orduyu, adetleri, ocakları, makamı, vatanı, gayreti, tamamlanmamış adakları, yıldızlar hakkında, Güneş feleğini (orbis), hararetten yanıp kavrulmuş, bkz. yer (locus), bölge (regio), ormanların ıssızlıkları, yeryüzünün ıssızlıkları arzu (desiderium), canın, ayartıcının, zenginliklerin arzusu, imkânların, faziletin, hazların ölçüsüz arzusu, şehvetin arzusu, dengeli, bkz. şehvet (cupiditas), netice (effectus), yer (locus), haz (voluptas), adak (votum), adamak (addico), kaynamak (aestuo), toplamak (colligo), harekete geçirmek (conmoveo), doldurmak (conpleo), erişmek (consequor), inanmak (credo), beyan etmek (indico), ayırmak (separo), aktarmak (transfero) şiddetle arzu etmek (desidero), zinaları, başkalarına ait şeyleri, iyi şeyleri, suyu, savaşları, birleşmeyi, cinsel birleşmeleri, alçakgönüllülüğü, kokuları, merhemleri, ıtriyatı, her şeyi, himayeyi, zürriyeti, hararetle, şehvetle, dualarla, arzulayan (desiderans), bkz. can (animus), arzulanan (desideratum), bkz. erişmek (consequor)

DİZİNLER

desidia bkz. torpor designatio, biçimlerin farklı gösterilişi 16 10, kolay 68 13, bkz. cerno, monstro designo 239 20, kaderleri 45 2, kötülükleri 156 8, açıklama ile 68 9, designatus bkz. consul desino 61 27, 63 8, 18, 64 10, 78 17 desperatio 32 1, tereddüdün 9 19, saygısızca cüretin 16 24, muhtelif 4 4, bkz. ardor, genus desperor II 34 10, desperatus II 261 18, insanlar tarafından 11 15 25, himayeden 118 28, bkz. animus despondeo II 45 7, 1 destino 19 16, 81 17, 86 11, eylemlere II 34 26, mücadelelere 180 26, 217 14, 228 1, kutsanmaya II 21 9, 23, ölüme II 135 16, mukaddesata yahut dinî vecibelere 137 11, kurbanlara II 229 18, temaşalara 186 4 destituo 28 12, destitutus 98 17, 208 19, 266 1, iyi niyetlilerden II 179 5, hileler ve hudut aşımları ile II 96 2, ihtiraslardan II 161 25, ışıklardan 198 9, II 128 23, her türlü zaruri şeyden 207 8, himayeden 243 10, II 3 18, 88 9, 116 6, yardımdan 156 26, tanıklıktan 298 27, 302 25, kuvvetlerden II 113 20, bkz. Ay (Luna) desubito 110 25 desudatio 96 6 desudo 110 25, hıltlar II desum 21 24, 111 7, 145 5, 276 14, II 14 19, 73 20, 210 31, 273 4, 277 19 detego, suçu (suçları) 11 20 2, 126 7, 315 25, gizlenenleri 18 18, maksadı II 20 2, beni II 200 14, cürümde II 169 2, suçta II 99 20, 172 2, şehvetlerde II 1 detergeo, sefaleti 37 30, II 47 12, 195 26, izi II 199 24 detero, darlıklarla II 44 13, sürekliliklerle 220 18, meşakkatlerle 216 18, zahmetlerle II 324 21, sıkıntılarla 116 31, yük ile 203 3, II 21 22 deterreo 11 11, kudret ile 113 5 detineo 22 5, 26 4, 57 3, ayları II 199 6, sohbetlerde 200 12, 274 19, seyahatlerde 231 21, diyarlarda II 13 17 detraho II 142 15, bir kimseye II 348 9 detrimentum (zararda olma), esaret ve kölelik zararı II 46 4, bedenin muzır zararları II 115 25, itibarın (acı) zararı II 84 20, 92 15, rezaletin zararı II 98 17, hayânın zararı II 104 14, 171 1, bkz. decerno, inpono deturpo 276 3, çirkinlikle çehreyi II 127 13 deus 5 2, 8 9, 102 10, 107 4, 111 28, 256 25 ve diğerleri, sanatkâr 57 2, müessis II 28 18, yaratıcı (fabricator) 90 11, 197 19, II 208 17, 281 20, her şeyin yöneticisi ve önderi, yegâne hükümdar ve efendi II 2 15, her şeyin babası olduğu kadar anası, babası ve oğlu II 2 20, her kim isen II 2 4, kurtarıcı II 103 9, 191 15, en yüce 16 20, 38 24, 86 17, intikamcılar 28 14, 19, yıldız ile bir 97 20, bkz. antistes, baiulus, cultor, cultus, fabricator, felicitas, interpres, ira, iudicium, laus, maiestas, mater, minister, monitio, monitus, natura, numen, officium, ordo, ornator, potestas, praesentia, praesidium, reditus, religio, secretum, simulacrum, sors, vestitor, voluntas, rahatsız edici, dehşetli, raptetmek, hürmet göstermek, sığınmak, hakir görmek, kurban adamak, soymak, kul olmak, yağmalamak, saygıyla bakmak, galebe çalmak devenio 176 20 devinco, kavimleri II 311 12 devoco 154 3 devoveo 8 14, devotus bkz. ardor

IV. SÖZCÜK DİZİNİ

dexter bkz. armus, cornu, latus, mamilla, manus, oculus, pars, pes, Küçük Kova'nın (Aquarius) sağ eli II 352 2, düşmanca sağ el II 306 13, muzaffer sağ el II 173 19 diadema bkz. corono dialecticus 161 26 dico 1 4 dico 5 3, 11 17, 27 ve diğerleri, bana söyle 12 2, de II 226 5, 25, 28, 271 27, söyleyesin II 27 15, denilirim 25 18, 42 10, 12, 43 28, 50 13, 52 21, 53 5, 7, 9, 12 ve diğerleri, denilen kimse 55 21, 58 19, 59 4, 5, 123 13 ve diğerleri, Sulla'yı kastederim 25 15, söylediğimiz (söylemiş olduğumuz) kimse 20 21, 31 8, 55 19, 63 29 ve diğerleri, söylediğimiz gibi 42 20, 47 1, 59 21, 63 11, 70 5, 102 21 ve diğerleri, evvelce söylediğimiz (ve benzeri) gibi 71 13, 102 21, 112 4, 5 ve sıklıkla, tabir caizse 24 18, 195 4, söylenmelidir 51 1, sebepleri II 47 5, misali 56 9, 247 9, ilahileri II 351 2, usulleri II 297 4, 345 12, isimleri II 295 18, hükmü 8 29, 84 16, kısaca 276 25, gayet aşikâr biçimde II 100 13, daha kapalı olarak II 245 1, bilhassa 254 11, II 71 10, kâfi derecede 68 11 dictatura 29 23, ömür boyu 28 24, bkz. insignia dicto II 333 26 dictum II 125 21, 146 17, 207 6, zıt sözler 5 19, iğneleyici nükteli sözün kırıcı ifadeleri II 299 19, bkz. sententia, perdisco dies 73 11, 76 20 ve diğerleri, gündüz vakti 97 15, 20, 24, 98 19, 99 4, 20 ve diğerleri, bütün günler boyunca 24 13, her bir gün 12 17, 21 30, 26 22, 28 18, 179 3, 195 5, 215 30, 226 13 ve diğerleri, ölüm günü 32 12, doğum günü 32 28, 199 21, 207 20, II 86 16, doğuş günü 93 22, II 12 16, muayyen gün 93 22, hayatın son günü 235 7, II 153 8, 305 22, bayram ve kutsal günler 262 14, bugünkü gün II 294 15, hayatın son günü 120 24, 151 19, 199 5, 210 11, 241 24, II 18 9, 26 6, 32 6, 129 16, bkz. cursus, hora, spatium, tempus, kabul etmek, tamamlamak, hükmetmek, hissesine düşmek differentia, hükmün farkı II 53 7, burçların farkı 138 19, 156 21, II 183 8, 259 18, azımsanmayacak fark 264 3 differo 19 3, 77 19 difficilis 4 5, 11 15, 28, 12 1, 14 15, 196 28, 199 14, izahı güç II 1 6, bkz. actus, cognitio, inquisitio, littera, nuptiae, tempus, mastar ile zordur 141 15, II 25 23, 37 20, zorlukla 9 7, 108 11, 127 17, 144 29, 217 25 ve diğerleri, pek güçlükle II 39 14 difficultas 11 14, 113 9, 23, 190 7, tehlikelerin güçlüğü II 52 19, büyük 128 5, 146 17, II 41 15, pek büyük II 48 24, 55 17, 116 8, bkz. adsequor, inplico, inpono, patior diffusus bkz. animus digero, gıdayı sindirmek 248 4, 250 1 digitus 14 22, II 345 27 dignitas 7 25, 130 8, iyilik mertebesi II 13 15, şeref mertebesi 1 10, miras mertebesi II 47 14, iktidar mertebesi II 72 12, şanlı II 97 16, muazzam II 356 22, muhterem II 90 14, hükümdarlık mertebesi II 70 1, büyük 112 31, 51 1, 70 7, daha büyük II 17 2, en büyük 1 10, 124 29, II 72 12, 78 23, 80 16, 92 5, görkemli II 77 22, 81 7, 3, daha küçük 124 3, mutedil 108 24, babadan kalma II 72 13, kudretli (en kudretli) 7 25, 213 22, II 36 4, 77 22, 149 15, bkz. augmentum, cumulus, deiectio, gradus, gratia, habitus, honor, iactura, imperium, incrementum, insignia, locus, memoria, meritum, ornamentum, ornatus, praesidium, promotio, splendor, donanmış, bahşetmek, nail olmak, hükmetmek, bezemek, yüceltmek, donatmak, iade etmek, gelmek dignus 1 7, 10 19, 85 23, 86 6, hayranlığa layık 4 29, 91 4, II 53 12, müellifine layık II 282 14, bkz. cogito

DİBİ KAZINMA, MÜSRİFLİK (DILAPIDATIO)

dilapidatio patrimonii (baba mirasının çarçur edilmesi), bkz. decerno dilapido (çarçur etmek), facultates (imkânları, serveti), patrimonium (baba mirasını), substantiam (varlığı, mülkü), laceratione (parçalayarak, heba ederek), profusione (saçıp savurarak) dilectus (seçme, sevilen) diligens (özenli, dikkatli), bkz. conparatio, contemplatio, disciplina, expositio, inquisitio, interpretatio, ratio, significatio; diligenter (özenle), bkz. exquiro, inquiro, inspicio, intueor, invenio; diligentissime (büyük bir titizlikle) diligentia (özen, dikkat), nimia (aşırı özen), bkz. studium diligo (sevmek), amicos (dostları), coniugem (eşi), filios (oğulları, evlatları), fratres (kardeşleri), maritos (kocaları), uxores (karıları), adfectu (muhabbetle, sevgiyle), maxime (en çok) diluvium (tufan) dimitto (salıvermek, terk etmek), decretum (kararı terk etmek) dirigo (yöneltmek, doğrultmak), cursus (yolu, seyri), imperium (hükmü, emri), ad (doğru) directus (doğru, düz), bkz. cursus diruo (yıkmak, yerle bir etmek) dirus (korkunç, uğursuz), bkz. crudelitas discidium (ayrılık, bozuşma), discidium dissensionis (ihtilaf ayrılığı), bkz. turbatio, praeparo, separo disciplina (disiplin, öğreti, sanat), animi (zihnin disiplini), artis (sanatın disiplini), athleticae (atletizm disiplini), cordarum (tellere [çalgı tellerine] dair öğreti), doctrinae (öğretinin disiplini), hominum (insanların disiplini), ingenii (kabiliyetin terbiyesi), magisterii (üstatlık, idare disiplini), operis (amelin, işin disiplini), poeticae (şiir sanatının disiplini), gloriosa potentiae (kudretin şanlı disiplini), prudentiae (sağduyunun disiplini)

scientiae (ilmin disiplini), sermonis (kelamın disiplini), sollertiae (maharetin disiplini), athletica (atletik), diligens (özenli), inmortalis (ölümsüz), maxima (en büyük), plenissima (en kâmil), praeclara (pek parlak), sacrae (kutsal olanlar), venerabilis (hürmete layık), bkz. ars, auctor, certamen, interpres, officium, repertor, scientia, secretum, studium, veritas, scius, accipio, adsequor, conpono, consequor, decerno, exero, inbuo, initio, insinuo, intimo, relinquo, sequor, tracto, trado disco (öğrenmek), cuncta (her şeyi), multa (pek çok şeyi), omnia (bütün şeyleri), secreta (sırları), bkz. animus, ingenium discordor (uyuşmazlığa düşmek) discrimen (tehlike, ayrım, buhran), accusationis (itham tehlikesi), aegritudinum (hastalıkların buhranı), animadversionis (ceza tehlikesi), caecitatis (körlük tehlikesi), captivitatis (esaret tehlikesi), causarum (davaların buhranı), damnationis (mahkûmiyet tehlikesi), exitii (mahvoluş tehlikesi), incommodorum (sıkıntıların tehlikesi), incursionum (baskınların tehlikesi), infelicitatis (talihsizlik tehlikesi), infortunii (-orum) (uğursuzluğun, felaketlerin tehlikesi), insaniae (delilik tehlikesi), malorum (kötülüklerin tehlikesi), mortis (ölüm tehlikesi), vicina mortis (ölüme yakın tehlikeler), periculorum (tehlikelerin buhranı)

pestilentiae (veba tehlikesi), scelerum (cürümlerin buhranı), seditionis cruenta (kanlı isyan buhranı), sententiae (hüküm tehlikesi), tumultus (kargaşa tehlikesi), valetudinis (sağlık buhranı), vitae (hayat tehlikesi), acerba (acı), caduca (geçici, yıkılmaya yüz tutmuş)

extrema (en uç, nihai tehlike), flebile (ağlanası), grave (ağır tehlike), manus (el [tehlikesi]), malum (kötü tehlike), maximum (en büyük tehlike), metuenda (korkulacak tehlikeler), miserum (sefil, kederli), periculosa (tehlikeli durumlar), publicum (kamusal tehlike), varia (türlü türlü tehlikeler), ex aquis (sulardan gelen tehlike), bkz. difficultas, exitus, incommodum, periculum, separatus, accedo, adfero, adficio, adplico, concito, conquasso, constituo, corrigo, decerno, evado, incurro, indico, infero, infligo, inpingo, inplico, inpono, inrogo, libero, mitigo, noceo, spero, subeo, suscito, venio, vito discrucio (işkence etmek, kıvrandırmak), dolore (acıyla kıvrandırmak) discursio frequens (sık sık koşuşturma) discussio (soruşturma, tetkik), bkz. praepositus discussor (tetkikçi, hesap sorucu) discutio (dağıtmak, incelemek), ratione (akıl yoluyla dağıtmak, çözmek) disertus (fasih, beliğ), bkz. poeta, versus disiunctus (ayrılmış, ayrı) dispar (farklı, denk olmayan), bkz. elementum dispendium (ziyan, masraf) disperdo (mahvetmek, saçıp savurmak), res alienas laceratione (başkalarının mallarını heba ederek), calamitate et nece (felaket ve ölümle), undis fluctibusque (dalgalar ve sularla) dispergo (dağıtmak, saçmak), corpus laceratione (bedeni parçalayarak dağıtmak), substantiam (malı mülkü dağıtmak) displiceo (hoşa gitmemek) dispono (düzenlemek, tanzim etmek), actus intercessione (eylemleri müdahale yoluyla düzenlemek), annonam male (zahireyi fena tanzim etmek), cursus (yolları, seyirleri düzenlemek), fata (kaderleri tanzim etmek), ordinem (-nes) (nizamı, sıraları tanzim etmek), bkz. potestas dispositio (düzenleme, nizam, tertip), sine dispositione (düzensiz, tertipsiz)

iudicii (hükmün tanzimi), perpetua legis (kanunun ebedi nizamı), negotiorum (işlerin idaresi), proeliorum (muharebelerin tertibi), stellarum (yıldızların tertibi, konumlanışı), divina (ilahi nizam), bkz. secretum, conmitto, conpono, sustento, tracto dispositor pecuniarum (paraları tanzim eden, mali idareci) disputatio (münazara, tartışma, mütalaa), verae rationis (hakiki aklın mütalaası), alta (yüksek münazara), caelestes ac divinae (semavi ve ilahi mütalaalar), inepta (yersiz, ahmakça tartışma), platica [okunamadı] (genel, yaygın mütalaa), sacrilega (kutsala saygısız tartışma), secretae (gizli mütalaalar), subtilis (ince, dakik mütalaa), supervacua (fuzuli tartışma), bkz. argumentum, conmentum, effectus, licentia, oratio, secretum, adplico, monstro, occupo disputo (münazara etmek, tartışmak) dissensio (anlaşmazlık, ihtilaf), variae (animi) (zihnin türlü türlü ihtilafları), graves inimicitiarum (düşmanlıkların ağır ihtilafları), malitiae (kötülüğün ihtilafları), odiorum (nefretlerin ihtilafları), contrariae stellarum (yıldızların karşıt uyuşmazlıkları), cum mulieribus (kadınlarla olan ihtilaflar), cum uxoribus (eşlerle olan ihtilaflar), in matrimoniis (evliliklerdeki ihtilaf), acerba (acı ihtilaf), domestica (aile içi, evdeki ihtilaf), misera (kederli ihtilaf), perpetua (daimi ihtilaf), bkz. discidium, genus, incommodum, indignatio, iurgium, vitium, conturbo, decerno, dissocio, inplico, separo, sopio dissentio (hemfikir olmamak, ihtilafa düşmek), cum uxore (karısıyla ihtilafa düşmek), iurgiis (ağız kavgalarıyla çekişmek), simultate (-ibus) (husumetle, husumetlerle ayrışmak), varietate (farklılıkla uyuşmamak) dissimilis (benzemez, farklı), bkz. forma, varietas, vultus dissimilitudo maxima vultuum (çehrelerin pek büyük benzemezliği) dissimulatio (gizleme, olduğundan farklı görünme), captiosa (aldatıcı gizleme), obstinata ac tristis (inatçı ve kasvetli gizleme), subdola (hilekârane gizleme), cum dissimulatione (rol yaparak, gizleyerek), bkz. fastidium, trepidatio, conpono, decipio

dağılma (dissipatio), sık ve tez, sefilce, muhtelif, bkz. yitirmek (deperdo), helak olmak (depereo), eksiltmek (minuo) dağıtmak (dissipo), eylemleri, uzuvları, kentleri, bedeni, sureti, imkanı (yahut imkanları), düşmanları, mirası (patrimonium), davarı, tözü (substantia), kuvvetleri, hayatı, parçalamalarla, ellerle, ısırıklarla ayırmak (dissocio), evliliği ölümle yahut uyuşmazlıkla, ana babayı uyuşmazlıkla, evlatları ana babadan husumetle, duygulardan husumetle çözülme (dissolutio), faniliğin çözülmesi, bkz. son (terminus) çözmek (dissolvo), ortaklığı, bedeni, ateşi, evliliği, tözü, çözülmüş (dissolutus), ayrılmış (distinctus) parçalamak (distraho), çelenkleri pay etmek (distribuo), yekunu ... vasıtasıyla su dağıtıcısı (distributor aquarum) bağlamak (distringo), hizmet ile paraların toplanmasıyla geciktirmek (distringo) uzun süre (diu), bkz. ne kadar (quantum), daha uzun süre (diutius) gündüze ait (diurnus), bkz. hal (conditio), münasebet (conversatio), doğum haritası (genitura), saat (hora), yıldız (stella) uzun süren (diuturnus), bkz. hastalık (aegritudo), muhafaza (custodia), uyuz (scabies), dulluk (viduitas) farklılık (diversitas), cürümlerin, unsurların, karışımların, ölümlerin, kısımların, şeylerin, kanaatlerin zıt farklılığı, burçların, değişken, muhtelif, bkz. değişken (mutabilis), endişeli (sollicitus), doldurmak (conpleo), düzenlemek (conpono), dönüştürmek (converto), ayırmak (separo), çeşitlendirmek (vario) farklı (diversus), eylem, köşe noktası (cardo), renk, hal, karışım, işaret etme, biçim, cins, mahal, ışık, iş, ışın saçma, kanaat, cinsiyet, burç, konum, tür, çeşitlilik, çehre, muhtelif (varius) zengin (dives), zengin ve varlıklı, bkz. kadınsı erkek (cinaedus), tefeci (fenerator), anne (mater), kadın (mulier), rahip (sacerdos), zevce (uxor) bölmek (divido), eylemleri, ruhu, evliliği, sayıyı, ana babayı, kısımları, mirası, vakitlerin aralıklarını, hayatın müddetini, tözü, yekunu, zamanları (yahut zamanı), bir kimseye, ... vasıtasıyla, sayı vasıtasıyla, ana babadan, kentlerde, ölüm ile, gurbet yolculuklarıyla, boşanma ile kehanet (divinatio), bkz. bilim (scientia)

DİZİNLER

ilahilik (divinitas), zihnin ilahiliği, bozulmamış, asli, [Yunanca] τὸ θεῖον (tanrısal olan), bkz. yetke (auctoritas), suret (imago), taklit (imitatio), buyruk (imperium), alametler (insignia), sevk (instinctus), tabiat (natura), kudret (potestas), himaye (praesidium), inayet (providentia), bilim (scientia), sır (secretum), benzerlik (similitudo), töz (substantia), tanıklık (testimonium), inkar etmek (nego) ilahi (divinus), duyular bakımından, bkz. hareket (agitatio), zihin (animus), sanat (ars), zanaat (artificium), astrolog (astrologus), yetke (auctoritas), merasim (caerimonia), şiir (carmen), kurgu (conmentum), tertip (conpositio), niyet (consilium), seyir (cursus), düzenleniş (dispositio), tartışma (disputatio), öğreti (doctrina), delil (documentum), imal (fabricatio), teselli (fomentum), cins (genus), onur (honor), taklit (imitatio), fıtrat (ingenium), esin (inspiratio), dürtü (instigatio), nizam (institutio), tercüman (interpres), yorumlama (interpretatio), muhakeme (iudicium), kanun (lex), edebiyat (litterae), ışık (lumen), üstatlık (magisterium), ululuk (maiestas), hekim (medicus), akıl (mens), adet (mos), ilahi kudret (numen), eser (opus), ebediyet (perpetuitas), şair (poeta), kudret (potestas), himaye (praesidium), basiret (prudentia), akıl (ratio), din (religio), kaşif (repertor), şey (res), rahip (sacerdos), bilgelik (sapientia), bilim (scientia), sır (secretum), tohum (semen), kanaat (sententia), suret (simulacrum), ortaklık (societas), tin (spiritus), töz (substantia), tanıklık (testimonium), kahin (vates), araştırma (vestigatio), erdem (virtus), kadimler (veteres) (Dizin I) zenginlik (divitiae), imkanların zenginliği, taşkın, nihayetsiz, umulmadık, pek büyük, kudretli, ansızın gelen, bkz. gizleyen (absconsor), bolluk (adfluentia), artış (augmentum), yığın (cumulus), arzu (desiderium), hakimiyet (dominium), semere (fructus), çoğalma (incrementum), alametler (insignia), kazanç (lucrum), zan (opinio), himaye (praesidium), teselli (solacium), yardımlar (subsidia), töz (substantia), bol (copiosus), zengin (locuples), taşmak (abundo), bahşetmek (confero), erişmek (consequor), hükmetmek (decerno), donatmak (instruo), cömertçe vermek (largior), süslemek (orno) ilahi olan (divus) vermek (do), eylemleri, sanatları, yetkeyi, artışları, kederleri, hakimiyeti, emsali, başlangıcı, imkanı, kaderi, oğulları (yahut kızları), sonu, kardeşleri, semereyi, şanı, mirasları, zahmetleri, başlangıçları (yahut başlangıcı), alametleri, kazançları, elleri, emeği, bana daha fazlasını, iktidarı, cevapları, zürriyeti, yardımları, tözü, zamanı, zevceyi, müsamahayı, sürgüne vermek, mektebe vermek, mastarla birlikte verilmek öğretmek (doceo), her şeyi, misalle, daha sarih biçimde, bkz. kudret (potestas), mecbur olmak (debeo) öğrenmeye yatkın (docilis), bilgeliği öğrenmeye yatkın, bkz. izah (explicatio), fıtrat (ingenium), kanaat (sententia), nutuk (sermo) talim meydanı muallimi (doctor campi) öğreti (doctrina), sanatların öğretisi, bilgeliğin öğretisi, ilahi, büyük, çok yönlü, bkz. artış (augmentum), disiplin (disciplina), batıllık (falsitas), lütuf (gratia), üstatlık (magisterium), sır (secretum), ihtişam (splendor), dolu (plenus), bilen (scius), zihne sokmak (insinuo), güçlü olmak (polleo) öğrenimli (doctus), bkz. kolaylık (facilitas), fesahat (facundia), nizam (institutio), muhakeme (iudicium), hatip (orator), nutuk (sermo)

IV. SÖZCÜK DİZİNİ

ilahi delil (documentum divinum) 1085, bkz. profero acı çekmek (doleo ex) II 389 şarap fıçısı (dolium vinarium) II 304 15 acı, keder (dolor) 72 3, 281 5, 46 4, 76 24, 140 2, 148 3, 185 15 ve diğerleri, eklemlerin 188 4, ruhun (animi) 245 8, II 8 10, 94 18, bedenin 100 19, 29, 119 26, 120 3, II 35 6, talihsizliklerin II 195 19, bağırsakların II 317 28, uzuvların (locorum) 200 11, II 252 11, rahmin II 257 15, sinirlerin 101 1, D 40 20, 61 22, gözlerin II 197 11, 200 5, organların (partium) 210 1, akciğerlerin II 323 26, 350 4, illetlerin (vitiorum) 231 26, evlatsızlığın (orbitatis) 103 9, kaygının II 24 4, hüznün 151 26, yaranın II 22 15, gizli (abconsus) 120 3, II 8 9, 17 24, şiddetli (acerbus) 103 9, 212 18, II 60 25, 61 12, 94 18, aralıksız (adsiduus) 151 26, 200 11, 210 1, 245 8, II 38 13, 42 12, 43 22, 49 8, 10, 51 23, 89 3, 317 28, sık tekrarlayan II 200 5, ağır II 43 26, 202 4, sonsuz II 8 10, engin (inmensus) 120 3, gizli (latens) 99 14, 100 19, 231 26, II 35 7, 335 9, pek büyük II 33 14, tabii 66 22, süreğen (perpetuus) 99 17, II 257 15, muhtelif II 4 16, bkz. acerbitas, aestus, continuatio, cruciatus, inconmodum, tormentum, vitium, colligo, contemno, contraho, crucio, decerno, discrucio, do, fatigo, frango, indico, infero, inplico, inpono, lanio, mitigo, perfero, prodo, sopio, sustineo, torqueo, tristor türlü hile (dolus varius) II 313 2, hile ile (per dolum) II 339 16, bkz. instructus evcil, eve ait (domesticus) bkz. angustiae, bellum, conmendatio, dissensio, facinus, homo, inimicitiae, inprobitas, insidiae, malum, mors, periculum, ev halkı, hane halkı (domestici) 29 24, 121 16, II konut, menzil (domicilium) 64 15, 68 7, 177 4, gayet güzel ve ölümsüz II 282 1, bkz. constituo, habeo, muto, transfero, vario tahakküm (dominatio) 124 17, Sulla tahakkümü (Syllana) 29 19, bkz. imperium doğum haritası (genitura) üzerindeki hâkimiyet (dominatus) 253 30, zamanların II 33 7, bkz. accipio, teneo hükümranlık, tasarruf hakkı (dominium) 53 13, II 285 1, ve kudret (ac potestas) 44 27, başkalarının malları üzerindeki II 17 11, on yıllık sürenin (decennii) II 196 2, zenginliklerin II 7 26, efendinin (domini) 244 9, temellerin 219 9, II 32 21, 47 25, 53 9, doğum haritasının 244 5, 250 5, 257 10, kölelerin (mancipiorum) II 40 26, denizin ve karanın II 70 21, taşınırların 106 10, II 53 9, 55 7, feleğin (orbis) II 258 17, miras mülklerinin (patrimoniorum) II 55 15, mülklerin 106 10, II 40 26, 72 6, kudretin ve onurun 116 10, yıldızların II 234 17, varlığın (substantiae) II 56 5, zamanların 199 9, erkeklerin ve kadınların II 47 25, bkz. accipio, consequor, decerno, do, exero, habeo, largior, nanciscor, possideo, sortior, suscipio hüküm sürmek (dominor) 25 12, 30 18, 96 10, 148 28, bedende II 96 15, bkz. licentia, potestas, tempus efendi, yönetici (dominus) 32 2, 37 23, 38 22, II 224 24, 225 28, efendi ve kral 128 14, altının 172 31, evin (domus) 67 1, temellerin 171 19, 201 6, ölümün ve yaşamın 114 15, feleğin 86 17, 123 29, 167 14, miras mülkünün 99 28, II 50 7, paraların 172 31, mülklerin 201 6, cevherlerin (specierum) 171 19, hayatın ve mematın 123 23, muktedirler II 225 18, bkz. deus, servio, krş. Dizin III atların (ve kısrakların) terbiyecisi (domitor equorum) 135 23, II 296 11, 342 9 yabani hayvanları evcilleştirmek (domo feras) II 31 15 ev (domus) 87 8, evde (in domo) II 86 7, kudretli adamların 149 1, büyük II 49 25, baba ocağı (paterna) 105 23, 106 2, hükümdara ait (regalis) II 88 19, saray, hanedan evi (regia) 225 20, II 4 28, 49 25, 308 23, 355 1, bkz. dominus, effractor, ianitor, proprietas, alieno, deputo, incendo, ingredior, muto, krş. Dizin III tapınak adakları (donaria templorum) 179 17, azametli ve pek şerefli II 70 11, bkz. consecro bağış (donatio) bkz. titulus bağışlamak (dono) 114 6, II 70 10 tapınaklardan gelen hediye (donum ex templis) 148 18, en büyük hediyeler 183 20, 209 7, bkz. consequor, largior uyumak (dormio) II 302 13, 15 sırt, arka kısım (dorsus) 224 24, atların II 296 12, burcun II 273 21, Yengeç burcunun II 289 12, Aslan, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık burçlarının II 289 24 şüphe, tereddüt (dubitatio) 26 21, değişken (erratica) 206 21, hiçbir 15 3, II 306 20, muhtelif II 128 6, şüphe duymaksızın (sine dubitatione) 113 11, II 198 18, 226 11, 276 12, bkz. desperatio, trepidatio, sollicitus şüphe etmek (dubito) 16 1, şu sebeple ki (quod) 16 29 yanılgı içinde kararsız (dubius errore) 206 19, bkz. gressus, trepidatio komutanlık, önderlik (ducatus) 261 1, bkz. consequor, decerno sevk etmek, çekmek, götürmek (duco) 35 7, 36 24, II 58 20, 61 19, 122 7, ordu sevk etmek (exercitum duco) 21 9, 25 17, 122 26, 217 6, II 70 22, 315 18, 322 4, 14, 323 3, 330 2, 337 12, 356 10, 358 13, 23, evlenmek, zevce almak (uxorem duco) 144 15, 217 27, II 14 13, 15, 30 17, 35 7, 37 25, 243 17, 244 1, soylara göre II 12 17, 194 21, mahallere göre II cüretkâr, tehlikeli, tez hareket eden rehberler veya kumandanlar (ductores) 264 4 şekerlemeci, tatlıcı (dulciarius) II 305 16 tatlı (dulcis) bkz. actus, carmen, lumen, modulatio, modus, organum, sermo, sonus, vox, tatlılıkla (dulciter) II 14 27 tatlı sesli (dulcisonus) bkz. vox yalnızca, hiç olmazsa (dumtaxat) 108 16 on iki defa (duodecies) 56 3, 10, 11 çifte, ikili (duplex) bkz. littera, natura, regnum, signum ikileme, katlama (duplicatio) 72 19 iki katına çıkarmak (duplico) 72 12 sertlik (duritia) bkz. fabricor kendini katılaştırmak, alıştırmak (duro me) 94 23, nüfuz ile pekişmiş II 119 8, bkz. nix sert, katı (durus) bkz. conversatio, tormentum, vita önder, komutan (dux) 99 20, 102 18, 107 1, 24, II 61 8, 123 22, 128 19, 28, 129 4, 9, 15 ve diğerleri, herkesin önderi ve başı 38 8, savaşların 114 13, ordunun II 343 29, kumandanların (imperatorum) 175 10, eşkıyaların II 266 15, daha küçük mevkinin 124 2, güreşçilerin (palaestricorum) 158 14, 159 3, vilayetlerin 124 2, şöhretli 157 26, II 317 6, kudretli 123 29, 134 29, 165 15, 176 30, II 337 12, 357 10, ziyadesiyle kudretli ve heybetli 117 24, asil II 329 5, büyük, şanlı, korku salan II 322 2, bkz. nuntius dizanteri (dysenteria) II 233 19 dizanteriye tutulmuş (dysentericus) 100 20, 231 25, bkz. intereo nefes darlığı çeken (dyspnoicus) II 307 18 idrar zorluğu çeken (dysuriacus) 231 25 dalkavuklukla elde edilmiş (eblanditus) bkz. consensus şehvetli sarhoşluk (ebrietas lasciva) II 22 8 sarhoş (ebriosus) II 342 13 işte (ecce) 8 25, 12 14, 17, 30, 13 18, 19 8, 24, 28, 21 23, 22 7, 23 23 ve diğerleri obur (edax) 248 3, II 320 23, 348 10 dine saygısızca neşriyat (editiones sacrilegae) II 360 26, bkz. polluo meydana geliş, doğum (editus partus) II 257 13 dünyaya getirmek, meydana çıkarmak, yayımlamak (edo) 31 3, 90 6, 196 24, II 294 21, çocuk doğurmak (partum edo) 46 7, 97 17, 136 4, 146 19, zürriyet getirmek 163 26, kitapların sanatını sergilemek II 36 14, inceleme sunmak II 287 12, adları bildirmek II 295 12 çocukları yetiştirmek (educo filios) II 73 6 [okunamadı] (efelmator) II 309 20 tesir, netice (effectus) 10 30, kararların II 113 19, besinlerin ve arzuların 239 18, tartışmaların 276 28, ahlakın gizli tesiri 264 14, uğurlu netice II 62 20, 85 15, 86 3, geç tesir edenler II 19 18, bkz. minuo

bedenin aşırı kadınsılaşması (effeminatio extrema corporis), bedeni kadınsılaştırmak, kadınsılaşmış, bkz. arzu (cupiditas), cinnet (furor), adet (mos), oğulu toprağa vermek, eşi toprağa vermek, yabanıl düşmüş, hoyrat bir ülfet içinde, etkinlik (efficacia), kavuşumun (coniunctio) etkinliği, hüküm vermenin etkinliği, hükümsüz, hükmün etkinliği, çapların etkinliği, on iki parçanın (duodecatemorion) etkinliği, Ay’ın etkinliği, karışımların bütünüyle olan etkinliği, kısımların etkinliği, yıldızların etkinliği, itidalin etkinliği, kendisinin etkinliği, pek büyük etkinlik, bkz. terkip etmek (conpono), zayıflatmak (debilito), izah etmek (explico), haiz olmak (habeo), tahkik etmek (inquiro), bildirmek (intimo), zayi etmek (perdo), temin etmek (praesto), pay almak (sortior), etkili (efficax), bkz. yönetici (administrator), tefekkür (cogitatio), ülfet (conversatio), serbestiyet (licentia), akıl (ratio), gayret (studium), etkili bir surette (efficaciter), meydana getirmek (efficio), ve benzerleri, yüklem belirten ismin yalın haliyle, meydana gelmek (efficior), daha üstün hale gelmek, hırsız (effractor), hanelerin azılı hırsızları, gem vurulmamış (effrenatus), bkz. can (animus), gözü karalık (animositas), arzu, havailik (levitas), kalabalık (multitudo), kuduzluk (rabies), suyun boşanması (effusio aquae), aşırı kan dökülmesi, dışarı atmak (egero), yokluk (egestas), dilencilik yokluğu,

sefil bir yokluk, bkz. darlıklar (angustiae), felaket (calamitas), sefalet kirliliği (squalor), işaret etmek (indico), yüklemek (inpono), ben (ego), müstesna (egregius), bkz. şahitlik (testimonium), hayat (vita), cenini düşürmek, vaktinden evvel cenin düşürmek, eklemlerin yerinden fırlaması (eiectio articulorum), sıyrılıp kurtulmak (elabor), saadetin artışıyla mağrur kılınmış (elatus), ilimle gururlanmış, serbestiyetle gururlanmış, bkz. gözü karalık, hitabet (oratio), nutuk (sermo), fil hastalığı (elefantia), bkz. hastalık (aegritudo), fil hastalığına tutulmuş (elefantiacus), fil hastalığına dair (elefanticus), fil hastalığından muzdarip (elefantiosus), zarif (elegans), uyuşmaz unsur (elementum dispar), bkz. karışma (conmixtio), başkalık (diversitas), töz (substantia), kuvvet (vis), bacakları kırmak (elido crura), seçmek (eligo), fahişeleri kiraya vermek (eloco meretrices), fesahat (eloquentia), Roma fesahati, bkz. asalet (nobilitas), iktidar (potestas), parlaklık (splendor), dile getirmek (eloquor), zamanı ölçmek (emetior tempus), yakıcı uygulayıcı (emplastrator), sözle nakletmek (enarror sermone), zira (enim), pek çok yerde, ilgi cümlesinde, düzeltilmelidir, bkz. çünkü (quod), parlamak (enitesco), övgülerle parlamak, zahmetle gayret etmek (enitor), ilahi vecdle dolu (entheus), bkz. müneccim (astrologus), rahip (sacerdos), kahin (vates), sayıp dökmek (enumero), o dereceye dek (eo usque), gitmek (eo, ire), sara (epilempsia), sara hastası (epilempticus),

ziyafetler (epulae), bkz. düşkün (deditus), kısrak (equa), bkz. terbiyeci (domitor), at uşağı (equarius), bkz. çoban (pastor), süvari (eques), bkz. ordu (exercitus), âmir (praepositus), ata ait (equinus), bkz. karın (venter), süvari neferi (equitiarius), at (equus), bkz. topuk (calx), bakan (cultor), terbiyeci, sırt (dorsus), talimci (exercitator), üstat (magister), yetiştirici (nutritor), yere fırlatmak (deicio), binip taşınmak (vehor), cezaevi (ergastulum), bkz. âmir, bu halde (ergo), boyunları doğrultmak (erigo cervices), iktidarı yükseltmek, dehşeti dikleştirmek, kuvvetleri canlandırmak, hayatı doğrultmak, ayağa kalkmak, fiillerle yükselmek, nişanlarla yücelmek, yücelik içinde yükselmek, bir şeye doğru yönelmek, dikilmiş, dik, bkz. gözü karalık, nüfuz (auctoritas), itimat (confidentia), serbestiyet, zihin (mens), ruh (spiritus), çekip almak (eripio), çiçeği koparmak, itibarı çekip almak, bolca harcamalar (erogationes profusae), sarf etmek (erogo), canı teslim etmek, iktidarı sarf etmek, malları dağıtmak, haşmeti saçmak, masraf etmek, bağsız, serkeş (erraticus), bkz. aşk (amor), çekişme (conflictatio), kargaşa (confusio), arzu, seyir (cursus), şüphe (dubitatio), adet, cevap (responsio), burç (signum), yanılmak, gezinmek (erro), tedbirlerde yanılmak, yolculuklarda avare dolaşmak, ziyadesiyle yanılmak, avare dolaşan, bkz. amel (actus), can, arzu, adım (gressus), insan (homo), zevç (maritus), kanaat (sententia), yıldız (stella), bahis (tractatus), yanılgı (error), havailik yanılgısı, zihnin yanılgısı, yıldızların gezinimi, hayatın sapması, aralıksız yanılgılar, düşkün yanılgılar, firari yanılgı, ağır yanılgılar, pek büyük yanılgılar, inatçı yanılgı, kutsala saygısız yanılgı, ebedi yanılgı, muhtelif yanılgılar, bkz. kargaşa, talihsizlik (infortunium), tasa (sollicitudo), kusur (vitium), çalkantılı, şüpheli, tersine dönmüş, düzeltmek (corrigo), hükmetmek (decerno), sarmak (inplico), azat etmek (libero), hata etmek (pecco), sarsmak (quatio), allak bullak etmek (turbo), kökeninden utanmak (erubesco originem), talimlerle eğitmek (erudio institutionibus), tetebbularda yetiştirmek, patlak vermek (erumpo), kan fışkırması (eruptio sanguinis), ve (et), pek çok yerde, bağlaçsız dizinin son unsurundan evvel, dahi anlamına gelir, hem... hem..., ve lakin, bkz. dahi (etiam), bizzat (ipse), fakat (sed), dahi (etiam), öne konmuş, sona konmuş, dahi ve dahi,

bizzat kendisi dahi, bkz. bilakis (quin), şayet dahi (etiamsi), hadım (eunuchus), talihli hadım, bkz. doğum haritası (genitura), cinsi münasebette bulunmak (concumbo), tehlikeyi savuşturmak (evado discrimen), tehlikelerden sıyrılmak, bkz. imkân (facultas), buharlaşmak (evaporo), pisliği buharlaştırmak, vuku bulmak (evenio), arzunun neticesi (eventus cupiditatis), askerliğin neticesi, ölümün neticesi, işlerin neticesi, kavgaların neticesi, hayırlı netice, muhtelif ve değişken neticeler, bkz. hükmetmek, haiz olmak, göstermek (monstro), ardından gelmek (sequor), pay almak,

neslin helaki (eversio generis), mirasın ziyanı, sıkça helak, en büyük helak, şehirleri yıkan (eversor civitatum), hükümdarların yahut hakimlerin yıkıcısı, yıkmak (everto), şehirleri yerle bir etmek, arabayı devirmek, evi yıkmak, den, dan (ex), pek çok yerde, sonra manasında, işlerin durmaksızın tahsili (exactio adsidua operum), bkz. yormak (defatigo), erzak veyahut akçe tahsildarı (exactor annonarum vel pecuniarum), imparatorların tahsildarı, mükellefiyet tahsildarı, bilemek (exacuo), sürtünmeyle dişleri bilemek, atılımı kışkırtmak, tefekkürle kaynamak (exaestuo cogitatione), arzularla kaynamak, şiddetle feveran etmek, aşka kapılıp coşmak, harekete geçirmek, çalkalamak (exagito), canı ayartmalarla tahrik etmek, davaları ve husumetleri kışkırtmak, çekişmeleri alevlendirmek, öfkeleri azdırmak, zihni hırpalamak, nefretleri tahrik etmek, ahaliyi isyanlarla kışkırtmak, isyanları azdırmak, fırtınaları koparmak, dehşetlerle sarsmak, inceden inceye tetkik etmek (examino), yabanıllığın insanlık dışı sertleşmesi (exasperatio inhumana feritatis), canı hiddetlendirmek (exaspero animum), bedeni pullarla nasırlaştırmak, kötülüğün iktidarını azgınlaştırmak, çehreyi sertleştirmek, nefretlerle hırçınlaşmak, ışıkları kör etmek (excaeco lumina), gözleri körleştirmek, hadleri aşmak (excedo partes), katip (exceptor), dava zabıt katibi, hükümdarların sır katibi, hükümleri derleyen katip, bahsi ayıklayıp almak (excerpo tractatum), vatanın dilden dile düşen helaki, mirası ve amelleri heba etmek,

kabul etmek (excipio), nihayete erdirmek, tecavüzleri göğüslemek, toplamı devralmak, karşılaştırınız dizin.

III

harekete geçirmek, canları, zihinleri, davayı, mücadeleleri, tehlikeleri, talihsizlikleri, düşmanları, husumetleri, kargaşaları, hararetle dışarıda bırakmak, defetmek, canı, kötülükleri, eşi, kusurları tasarlamak işlemek, geliştirmek, kendini şuna, bedeni süslemeyle, ahlakı, elbiseleri şuna nöbet, karakol nöbet tutmak biri namına mazur göstermek (doğrusu x) silkmek, sarsmak lanetlemek, duyguları, nefretle cürümleri icra eden örnek, doğum haritalarının (horoscoporum) örneği, taklit örneği, ölümün korkulacak örnekleri, erdem örneği, daha eski örnekler, kısa örnek, mevcut örnek, yakın tarihli örnek, Roma örnekleri, bkz. göstermek, söylemek, vermek, öğretmek, yapmak, taklit etmek, donatmak, işaret etmek, öne sürmek, tekrarlamak, izlemek, korumak dışarı çıkmak, kare açıyı (quadratum) terk etmek, vakti aşmak yerine getirmek, icra etmek, eylemleri, cürümleri, işleri, vazifeleri, sayıyı icra etmek, yürütmek, uygulamak, ırza tasaddileri ve zinaları, silah donanımlarını, sanatı, hesaplamaları, disiplini (?), cürmü, hitabeti, faizciliği, infialleri, kabiliyeti, düşmanlıkları, yargıları, ihtilafları, hukuku, haydutlukları, şehvetleri, hizmetleri, vazifeleri, güreş sanatını, kudreti, sıçramayı, güçleri, zehri, kusurları sık talim, bkz. hoşlanmak, sahip olmak talimci, atletlerin talimcisi, atların talimcisi talimli, tecrübeli ordu, süvari ve piyade ordusu, Roma ordusu, büyük ordu, en büyük ordu, yaya ordusu, bkz. komutan, savaşa tutuşmak, terk etmek, sevk etmek, başına geçirmek, yere sermek ortaya koymak, disiplini, hâkimiyeti, kudreti, güçleri, kendini oğlunu mirastan mahrum etmek göstermek, sunmak, duyguları, dostluğu, sevgiyi, ticareti, yakınlığı, hamiliği kovmak, sürmek, talep etmek, sadakati, yemini, yemin zorunluluğunu, ifaları ıslıklamak, uğultuyu ıslıkla karşılamak ince zayıflık sürgün, adı çıkmış, müebbet, bkz. mahkûmiyet, sürmek, kışkırtmak, mahkûm etmek, hüküm vermek, vermek, azat etmek, göndermek, katlanmak seçkin, bkz. güzellik, yıkım mucit, hesap ve alet mucidi itibar, bkz. şöhret, batkı saymak, takdir etmek, kendini

var olmak, ortaya çıkmak, sebep olmak, nankör olmak, benzer şekilde, böyle ölümcül, bkz. çatışma, ağırlık helak edici, bkz. akıbet helak, hastalık helaki, körlük helaki, felaket helaki, birlikte yaşamanın helaki, makamdan düşürülme helaki, cürümlerin helaki, kara safranın helaki, talihsizliklerin helaki, kötülüklerin helaki, dilencilik helaki, ölüm helaki, tehlikelerin helaki, cezaların helaki, esenliğin helaki, yaraların helaki, acı, çabuk, kanlı, en uç, feryat ettirici, ağır, umulmadık, yaklaşan, kötü, en büyük, sefil, vebalı ve öldürücü, akraba katline dair, ani, muhtelif, şiddetli, bkz. tehlike, yaklaşmak, silahlandırmak, kışkırtmak, hazırlamak, erişmek, hükmetmek, uğramak, bildirmek, reva görmek, indirmek, tehdit etmek, yatıştırmak, değiştirmek, göstermek, katlanmak, yok etmek, hazırlamak, yere sermek, ılımlaştırmak, aktarmak akıbet, suçlamanın akıbeti, felaketin daha büyük akıbeti, tehlikelerin tehditkâr akıbeti, masalların akıbeti

kötülüklerin korkulacak akıbetleri, ölümlerin akıbeti, yolculuğun akıbeti, tehlikelerin akıbeti, defin akıbeti, Platon'un akıbeti, hayatın akıbeti, çabuk, helak edici, kutlu, vakitsiz, kötü, acıklı, uğurlu, şiddetli ve kamuya açık, muhtelif, bkz. artırmak, hükmetmek, taklit etmek, bildirmek, helak olmak, öldürmek, bağışlamak, göstermek, hazırlamak, çözmek yaşını başını almış, zampara şeytan çıkarıcı hesaplamanın başlangıcı, tedrisatın başlangıcı, bkz. vermek, yapmak, almak donatmak, tezyin etmek, ahlakı ziynetle, hayatı ihtişamla, vakarla şüphelerden dehşete düşmek beklemek deneyim, bkz. almak harflerde yetkin, edebiyatta bilgili mabetleri soymak şehvetleri doyurmak, vakti tamamlamak açıklama, şerh, kolay bir tanımın açıklaması, karışımların açıklaması, hakiki yöntemin açıklaması, öğretici sözün açıklaması, yıldızların açıklaması, umumi, evvelki, yukarıdaki, bkz. işaret etmek, göstermek açıklamak, şerh etmek, sonuçları (apotelesmata), seyirleri, hükümleri, tesiri, kaderleri, doğum haritasını (genitura), kitabı, mahalli, karışımları, kehanet alametlerini, eseri, dizilimleri

tanıklıklar II 132, 21, meseleyi 96, 17, ışınımı 11, 114, 7, uslamlamayı 78, 6, sırları 264, 16, tözü 52, 9, 86, 25, 191, 18, 197, 11, 28, 237, 15, 257, 7, 264, 11, 271, 13, II 64, 16, 69, 6, risaleyi 194, 15, tanım ile 39, 3, 238, 15, yorumlar ile 196, 31, II 66, 1, 229, 28, 294, 20, 307, 24, bildirimler ile 59, 12, hükümler ile 78, 6, 257, 18, 278, 11, II 65, 24, 133, 4, 180, 10, 181, 5, 360, 7, risaleler ile II 293, 22, kısaca 70, 25, 71, 21, 78, 7, 199, 14, 254, 9, daha açıkça 88, 4, 171, 2, II 146, 22, bilhassa 43, 2, 46, 28, 165, 9, 258, 12, 272, 1, II 100, 12, 114, 7, 133, 4, daha incelikle 45, 24, bir şeye dair 52, 11, kendimi bir şeyden II 79, 26, bkz. güç, özen göstermek, borçlu olmak araştırırım (exploro) 200, 4 yağmalarım (expolio) 223, 10 terk ederim (expono), yeni doğanları 110, 13, 115, 17, 175, 21, 187, 14, II 209, 23, 217, 28 (krş. II 166, 20, 167, 25), dölü II 134, 12, suya batırılmışı II 102, 1, açıklarım anlamında 14, 2, 49, 7, 61, 8, 139, 10, II 174, 19, terk edilmiş (expositus) 21, 21, 23, 26, II 61, 27, herkesin zevkine sunulmuş 150, 7, bkz. oğul, toplarım şiddetle dilerim (exposco) 246, 16 açıklama (expositio) 57, 10, 96, 20, yabancı kürenin (sphaera) II 280, 12, özenli 93, 20, açık 52, 12, en hakiki II 174, 23, bkz. bildiririm, gösteririm başa kakarım (exprobro) 88, 8 zapt ederim (expugno) II 133, 13 özenle payı araştırırım (exquiro) II 180, 2, seçkin (exquisitus) bkz. balıkçılık exa... bkz. ex... iç organlar (exta) 86, 10 kendimi uzatırım (extendo) 93, 25, devamlılığı II 48, 16, ilahi kudreti 266, 12, nutku II 294, 22, iktidarı 14, 13, güçleri 61, 16, 20, uzanırım (extendor) 62, 17, 27, 63, 8, 18, 64, 3, 10, II 291, 11

DİZİNLER

incelmiş (extenuatus) 24, 9 dış (externus) bkz. tehlike yabancı (exterus) bkz. diyar söndürürüm (extinguo) 57, 5, 96, 10, alevleri II 115, 15, ışığı II 250, 30, gözleri 121, 5, II 156, 22, 321, 22, umudu II 103, 1, şehvetin tözünü II 161, 11, kılıçla 210, 5, şiddetli bir ölüm biçimiyle 228, 6, sönerim (extinguor), ölürüm anlamında II 210, 22, 213, 4 yüceltirim (extollo) II 299, 16, kendimi 26, 13 sürgün edilmiş (extorris) 22, 1 dışında (extra) 72, 22, 258, 17, II 229, 19 yabancı (extraneus) 106, 8, 171, 17, 214, 10, II 170, 24, bkz. sınırlar, soy, miras, yer, diyar, vururum en uçtaki (extremus) II 313, 26, bkz. kuyruk, boynuz, beden, gün, dönüm noktası, kadınsılaşma, yok oluş, hat, kıyı, dilencilik, yük, kısım, yoksulluk, ayak, kanat, açıklık, omurga, hayat kurtarırım (extrico) II 114, 6 dışarıdan (extrinsecus) 17, 5, 197, 22 sürüp çıkarırım (exturbo) 9, 20 zehir salgılarım (exudo) II 320, 20 sürgün (exul) 21, 6, 22, 14, 29, 1, 114, 17, 129, 10, 163, 1, II 179, 26, 266, 22, bkz. kılarım yaralanma (exulceratio) 24, 16, yaraların II 29, 15, bkz. ızdırap çekerim yaralanmış (exulceratus) bkz. leke zahmetlerden soyutlarım (exuo) II 282, 24, tuzaklardan 196, 2 doğarım (exurgo) II 100, 17, 106, 20, 202, 8 yakarım (exuro) 121, 31, 126, 7, canlı canlı 120, 22, II 313, 7, ateşin harlığıyla II 166, 4, alevlerle 164, 25, ateşlerle II 310, 12, yanmış (exustus) 94, 4, II 352, 11 yanma (exustio) 94, 2, kamusal 248, 20, bkz. bildiririm zanaatkâr (faber) II 322, 17, demirci II 320

ilahi eserin pek güzel yapısı (fabrica) II 282, 21 inşa etme (fabricatio) II 7, 29, her şeyin II 209, 8, nesnelerin 149, 2, tapınakların 132, 16, ilahi 90, 17, II 28, 18, bkz. hüner, tezyinat inşa eden (fabricator) II 55, 6, kamuya ait kutsal yapıların II 7, 28, altının 184, 10, kentlerin 124, 10, tanrıların 139, 21, insanın 90, 11, âlemin II 208, 16, heykellerin 23, 18, tapınakların 139, 23, 230, 28, bkz. tanrı inşa ederim (fabrico) II 148, 21, bedeni 197, 13, sertlikten imal edilirim 137, 25 masal (fabula) II 24, 13, lakırdıların 1, 18, şerefli 1, 17, muhtelif 1, 17, kadim 1, 21, II 159, 14, 295, 7, bkz. son, ad, karşılaştırırım, birleştiririm, örerim masalsı (fabulosus) bkz. uydurma, yıkım, şair çehre (facies) 36, 17, birliğin 35, 21, zevcenin II 127, 12, burcun II 273, 20, Koç'un II 273, 26, 287, 21, Aslan'ın II 273, 25, 289, 21, Boğa'nın II 273, 26, 288, 5, İkizler'in II 288, 18, 289, 4, Başak'ın, Akrep'in, Yay'ın, Kova'nın II 290, 7, 291, 5, 16, 292, 20, Oğlak'ın II 273, 25, 292, 3, sert II 296, 19, güzel II 350, 8, kara 36, 30, eski 94, 5, uzun II 343, 5, bkz. bükerim, bozarım, küçük düşürürüm, çirkinleştiririm, dağıtırım, bulutlandırırım, morartırım, tersyüz ederim kolay (facilis), yaklaşımı 85, 14, öfkelenmeye II 346, 19, eylemlerde 172, 16, işlerde 172, 22, bkz. işaret etme, açıklama, soruşturma, hafiflik, üstatlık, evlilik, ikna, akıl yürütme, anlam, kolayca (facile) 1, 22, 123, 16, 133, 10 ve diğer yerler, daha kolaylıkla (facilius) 40, 5, 58, 20, 199, 16, II 284, 2, pek kolaylıkla (facillime) 8, 13, 249, 29, II 7, 15, 129, 26 kolaylık (facilitas), bolluğun en yükseği II 122, 22, saflığın 5, 16, sözün mahir 159, 13, kararsız ve değişken II 13, 23 cani (facinorosus) bkz. uydurma, hile, vazife cürüm (facinus) 7, 16, 25, 22, 28, 13, 205, 3

SÖZCÜK DİZİNİ

215, 30, 226, 13, 19, II 20, 11, 59, 5, 63, 24, 125, 20, 150, 18, suçların II 58, 16, gaddarlığın II 345, 7, 348, 5, adam öldürmenin II 231, 1, şehvetlerin II 299, 18, 342, 20, hıyanetin II 58, 11, kötülüklerin 227, 2, ailevi 19, 10, dehşetli 27, 26, murdar II 144, 28, en büyük 116, 2, meşum 179, 7, tehlikeli 220, 8, akıl almaz II 303, 7, bkz. vicdan, fail, mahvoluş, tahrik, mucit, haset, gösteriş, cürüm, gayret, dehşet, iliştirilmiş, bitiştirilmiş, gizlerim, yanaşırım, kabul ederim, silahlandırırım, saklarım, tasarlarım, işlerim, kavrarım, hükmederim, suçüstü yakalarım, açığa çıkarırım, icra ederim, tatbik ederim, yöneltirim, bağlarım, ilan ederim, örterim yaparım (facio) 26, 21, 31, 5, 11, 66, 13, 82, 1, 13, 16 ve diğer yerler, hesaplamada 56, 11, 11, 12, 71, 5, 9, 72, 13, yalın belirtme hali ve eylemlik ile 18, 4, 38, 25, 50, 1, 67, 29, 82, 20, 84, 16, 97, 16, 21, 99, 17, 109, 13, 111, 25, 112, 7, 115, 10, 17, 17 ve diğer yerler, sağlasın diye (facio ut) 17, 21, 25, 18, 116, 5, II 80, 12, 202, 11, insanı 57, 2, hakkında 28, 20, haksızca 10, 25, iyi 246, 21, sürgün kılarım, sanık kılarım 84, 10, şiirler yazarım II 310, 23, karşıtını yaparım II 181, 26, 183, 11, 185, 5, örnek teşkil ederim 78, 27, başlangıç yaparım 266, 25, başlarım 58, 5, 78, 16, yolculuk ederim II 35, 28, 352, 1, eser veririm 113, 23, duraklama yaparım 236, 21, II 41, 26, 42, 2, 43, 12, 149, 13, toplamı bulurum 238, 25, 239, 8, II 175, 15, 182, 9, 244, 25, geçiş yaparım 92, 9, 20, 93, 3, 244, 5, II 163, 36, 27, 45, 16, 52, 27, 55, 27, zaferler kazanırım II 337, 13, bkz. anma hizipçi (factiosus) 193, 17, bkz. arzu, insan zalimce eylemler (facta) 29, 19 kurtulma imkânı (facultas) II 205, 14, kudret 246, 16, 11, 17, 186, 26, II 133, 27, 25, 47, 27, ebeveynin imkânı II 37, 12, mirasın 6, 29, 116, 7, 121, 3, 246, 16, II 61, 9, 108, 20, servetin 158, 18

gizli, başkasına ait, elverişli, varlıklı, büyük, en büyük, anaya ait, acınası, pek ziyade, babaya ait, krallara layık, kafi, bkz. artış, zarar, arzu, zenginlikler, büyüme, muhafaza, tasa, ihtişam, yardım, töz (substantia), vasat, bol olmak, edinmek, yitirmek, alıp götürmek, artırmak, toplamak, karşılaştırmak, nail olmak, hükmetmek, saçıp savurmak, dağıtmak, vermek, sahip olmak, bahşetmek, eksiltmek, telef etmek, üstün tutmak, aramak, korumak, ayakta tutmak.

Dillere destan, sözün talimli fesahati, lakırdının fesahati, bkz. hükmetmek, icra etmek. Fesahatli, bkz. nutuk. Aldatıcı. Aldatmak, yanılmak. Sahtelikle, yanılmaktayım. Evrakta sahteci. Tahrifçi, öğretinin sahteliği, hilekar sahtelik, bkz. aldatmak. Senetleri, yahut muameleleri, yahut resmi zabıtları, mektupları tahrif etmek. Sahte, bkz. itham, dolandırıcılık, mektup, yalan, tebdil, kanaat, vaat, lakırdı, rüya, şehadet, cevap vermek, sahte olan, bkz. itham, cürüm, suçüstü yakalamak, kemale erdirmek.

Şöhret, haysiyet şöhreti, iyi şöhret, yaygın şöhret, talihli şöhret, fena şöhret, bkz. hüküm, şehadet, hükmetmek, telkin etmek, çalmak. Açlık, bkz. bitap düşürmek. Aile, bkz. baba. Meşhur, kötülüğüyle meşhur, bkz. maraz, kaside, müsabaka, kumandan, haneye tecavüz eden hırsız, sürgün, gladyatör, paye, alametler, hüküm, mahal, büyük, meta, ölüm, asalet, hatip, kudret, sahne sanatkarı, cürüm. Eczacı. Fasces (iktidar alameti demet), konsüllere mahsus demetler, prokonsüllere mahsus demetler, Roma'ya mahsus demetler, bkz. alametler, asalet, iktidar, tevdi etmek, hükmetmek. İğrenme, bıkkınlık, tecahülün bıkkınlığı, bkz. tahkir. Kadere müteallik (fatalis), bkz. kanun, zaruret, feleğin hissesi. Yorgunluk, zihnin kesintisiz yorgunluğu, bedenin yorgunluğu, sefil yorgunluk, bkz. hararet basmak, dermansız bırakmak, takatsiz düşmek. Yormak, başı yormak, bedeni yormak, hayatı ter dökerek tüketmek, marazlarla, zayiat ve hasarlarla, birbirini izleyen dertlerle, sancılarla, talihsizliklerle, ayartmalarla, meşakkatlerle, takatsizliklerle, sefaletlerle, yüklerle, tehlikelerle, ur ile yormak, bitap düşmüş, bkz. beden. Ahmaklık, bkz. hissizlik. Kader (fatum), kader ve feleğin hissesi, insanın kaderi, imparatorun kaderi, bozulmamış kader, meşum kader, bkz. salahiyet, ferman, talih, hakimiyet, hüküm, kanun, zaruret, nizam, kudret, töz, kuvvet, derlemek, telif etmek, hükmetmek, tayin etmek, resmetmek, tasvir etmek, işaret etmek, tertip etmek, vermek, şerh etmek, bulmak, yere sermek. Ahmak. Boğaz, kuruyan boğaz, şişen boğaz, Yengeç'in boğazı, Balık'ın boğazı, bkz. sıkmak. Hami, taraftar. Kıvılcım, bkz. kül, toz, dönüştürmek. Haşmetin teveccühü, ilahi kudretin teveccühü, temaşa edenlerin büyük teveccühü, yıldızların teveccühü. Sıtma, yakıcı sıtma, bkz. hararet, takatsizlik, hükmetmek. Tohumların derlenmiş bereketi, bkz. gebe kalmak. Bereketli, bkz. burç, zürriyet, filiz. Kara safra, bkz. bolluk, helak. Saadet (felicitas), çevikliğin saadeti, ruhun saadeti, hayırlı şeylerin saadeti, tanrıların saadeti, evlatların saadeti, dehanın saadeti, babanın saadeti, bollaşan, kesintisiz, en yüce, kutlu, hayırlı, nihayetsiz, büyük, daha büyük, en büyük, mutedil, daha az, ebedi, payidar, kamil, kudretli, müspet, sükun dolu, krallara layık, ani, dingin saadet, bkz. artış, menfaat, yığın, cereyan, ferman, inanç, sevinç, soy, şan, mertebe, inayet, büyüme, bidayet, alametler, sefer, neşe, ihsan, nizam, ziynet, tezyinat, hisse, iktidar, muhafaza, ümit, töz, vakit, sarih, pek muktedir, komşu, vasıl olmak, kavramak, artırmak, bahşetmek, temin etmek, hükmetmek, teskin etmek, sevinmek, eksiltmek, yüceltmek, tezyin etmek, vaat etmek, ferahlatmak. Talihli (felix), ihtiyarlıkta talihli, bkz. amel, artış, muhannes, tavsiye, hadım, nihayet, şöhret, evlat, doğum haritası (genitura), alametler, ruhsat, evlilik, baba, terakki, ışınım, akıl, ihtiyarlık, köle, zürriyet, ortaklık, vakit, talihlice, bkz. vuku bulmak. Kadın, soysuz ve hakir kadın, asil kadın, pek muktedir kadın, bkz. cinsi münasebet, müdafi, doğum haritası, malumat, muhafaza, vekil, cima eylemek. Kadına mahsus, bkz. beden, amel. Müennes, bkz. Dizin III. Uyluk, bkz. telef etmek. Tefecilik, bkz. meşgale. Tefeci, zengin tefeci. Faiz, borçluların ağır faizi, para faizi, ağır tefecilik faizi, bkz. ticaret, vazife, icra etmek, bulaştırmak, ezmek, sarsmak. Vahşi hayvan, kudurmuş vahşi hayvan, bkz. aşık, canavar, inler, darbe, gizlenme yerleri, terbiye edici, ehilleştirici, ısırık, besleyici, kudurganlık, vazifelendirilmiş, yakalamak, teskin etmek, tüketmek, aldatmak, itaat ettirmek, parçalamak, beslemek, önüne atmak, dövüşmek, peşine düşmek.

Dizin

feritas (yabanilik), zalimce, amansız, Sulla tarzı, bakınız, animadversio (ceza), atrocitas (gaddarlık), crudelitas (zalimlik), exasperatio (öfkelendirme), bir kenara bırakmak, saldırmak, teslim etmek. fero (taşımak, getirmek), yardım getirmek, teselli getirmek, sabırla katlanmak, teslim etmek, naklettikleri üzere, sürüklenmek, koşmak, koşarak. ferox (hırçın). ferramentarius (demirci). ferrarius (demire ilişkin), bakınız, faber (zanaatkâr). ferratus (demir kaplı), bakınız, actus (hareket). ferreus (demirden), bakınız, vinculum (bağ). ferrum (demir, kılıç), akkor demir, bakınız, actus, ars (sanat), potestas (kudret), vulnus (yara), ölmek, kesmek, işlemek, meşgul olmak. fervescens (kaynayan), alevlenmeyle kaynayan, bakınız, aqua (su), vulnus. fervor (hararet), sıcakların aşırı harareti, bakınız, turbo (kasırga). festinatio (acele), tez acele, vakitsiz acele. festino (acele etmek), acele edilmiş, bakınız, gressus (adım). festinus (aceleci), bakınız, celeritas (çabukluk). festus (bayram niteliğinde), bakınız, dies (gün). fideiussio (kefalet). fideiussor (kefil). fidelis (sadık, güvenilir), bakınız, amicitia (dostluk), conmendatio (tavsiye), conmercium (ticaret), iudicium (yargı), officium (vazife), patrocinium (himaye), pronuntiatio (hüküm), radiatio (ışınım), ratio (akıl, hesap), secretum (sır), taciturnitas (ketumluk), tutatio (koruma). fides (güven, sadakat, inanç), dostluk sadakati, astrolojiye duyulan inanç, talihin vefasızlığı, yemine sadakat, vaatlerin tutulması, iffete bağlılık, yazıların güvenilirliği, cetvellerin güvenilirliği, hakikatin güvencesi, şerefli, bozulmamış, lekesiz, tam ve eksiksiz, sadakatle, bakınız, conmercium, insinuatio (ima), ornamentum (ziynet), ratio, secretum, testimonium (tanıklık), dolu, yitirmek, emanet etmek, yerine getirmek, teyit etmek, yöneltmek, inanmak, talep etmek, sahip olmak, değiştirmek, başkalaştırmak, vaat etmek, ayırmak, muhafaza etmek, sıkı tutmak. fidus (güvenilir), bakınız, adfectus (meyil), amicitia, amicus (dost), amor (sevgi), auxilium (yardım), comes (yoldaş), custos (bekçi), fomentum (teselli), meritum (liyakat), necessitudo (yakınlık). figo (saplamak), balıkları üç dişli zıpkınla yahut sivri uçla şişlemek, sabitlenmiş, bakınız, gradus (derece). figulus (çömlekçi). figura (şekil, suret), bedenin sureti. figuratio (şekilleniş), ışığın şekillenişi, feleğin (orbis) şekillenişi, edepsiz şekilleniş. figuro (şekil vermek), ahlakı şekillendirmek, tözü biçimlendirmek, mizaçların karışımından. filacterium (muska). filia (kız evlat), rahibin kızı, kız kardeşlerin kızı, bakınız, concubitus (cinsel birliktelik), maritus (koca), mors (ölüm), cinsel ilişkide bulunmak, vermek, iffetine tecavüz etmek. filius (erkek evlat), kardeşlerin oğlu, iki babalı yahut iki analı, amca oğulları, güçlü kimselerin oğlu, kralların oğlu, yabancı soydan oğul, başka soydan evlat, sevilen evlat, terk edilmiş evlat, talihli evlatlar, ikiz erkek evlatlar, erkek çocuklar, soylu evlatlar, yitip gitmiş evlatlar, kaçırılmış evlat, geride kalan evlatlar, çocuksuz, bakınız, adfectus, amissio (kayıp), caritas (sevgi), casus (düşüş, talih), deus (tanrı), felicitas (talih), honor (şeref), infortunium (talihsizlik), inimicus (düşman), interemptor (katil), locus (yer, ev), mors, numerus (sayı), parentes (ebeveyn), pater (baba), patruus (amca), praesidium (dayanak), kısırlık, uxor (eş), düşük yapmak, evlat edinmek, yitirmek, cinsel ilişkide bulunmak, elde etmek, meydana getirmek, sakatlamak, tayin etmek, esirgemek, sevmek, ayırmak, vermek, eğitmek, toprağa vermek, mirastan mahrum etmek, beslemek, mahvetmek, öldürmek, türetmek, yere sermek, geride bırakmak, payına düşmek, kabullenmek, bahşetmek. fingo (biçimlendirmek, hayal etmek), ağaçları canavar suretine sokmak, ahlakı şekillendirmek, hikmet taslamak, yapmacık yüz takınmak, uydurma, bakınız, bonitas (iyilik), pulchritudo (güzellik), simplicitas (sadakat, saflık). finio (sonlandırmak), talihi sonlandırmak, şiddetli ve zamansız ölümle ölen (biothanatus). finis (son, sınır), kitabın sonu, ölümün nihayeti, dünyanın sonu, hayatın sonu, yaşamanın nihayeti, şiddetli ve zamansız ölüm, kötü son, tabii son, benzer son, bakınız, claudo (kapatmak), conpleo (tamamlamak), decerno (karar vermek), depereo (yok olmak), do (vermek), excipio (karşılamak), incurro (uğramak), monstro (göstermek), perimo (öldürmek), reddo (geri vermek), sınırlar, yeryüzünün sınırları, harici sınırlar, yabancı sınırlar. fio (olmak, meydana gelmek), hesaplamada olmak, şöyle vaki olmak, eğer mümkünse. firmo (pekiştirmek, güçlendirmek), korkuyu vakarla yatıştırmak, hitabetle güçlendirmek, kudretle kuvvetlendirmek, akıl ile tahkim etmek, yönünde tahkim etmek, daha güçlü kılmak. firmus (sağlam, sarsılmaz), bakınız, adfectus, consilium (karar), praesidium, sententia (hüküm). fiscalis (hazineye ilişkin), bakınız, annona (zahire), conputatio (hesaplama), instrumentum (senet, belge), pecunia (para), pondus (ağırlık), praestatio (tediye), ratio. fiscopatronus (hazine avukatı). fiscus (devlet hazinesi), hazineye tayin edilmiş, hesap. fissio ungulae Tauri (Boğa burcunun toynağının yarılması). fistula (fistül, yara), anüs çevresinde, bakınız, valitudo (sağlık durumu). flagellum (kırbaç), bakınız, lacero (parçalamak). flagitium (yüz kızartıcı suç, cürüm), bedenin yüz karası, suçların rezaleti, bakınız, labes (leke), yaklaşmak, aşılamak, bulmak, teslim etmek. flagrans cupiditate (arzuyla tutuşan), bakınız, animus (ruh), febris (humma), incendium (yangın), Güneş (Sol). flagrantia ardoris (hararetin şiddeti), ateşin parıltısı, bakınız, exuro (yakıp kül etmek). flamma Martis (Mars'ın alevi), azgın alev, intikam alan alevler, bakınız, concremo (yakmak), extinguo (söndürmek), exuro. flammifer (ateş taşıyan, alevli). flatura (maden dökümü, ergitme). flatus ventorum (rüzgârların esişi), rüzgârların şifalı esintileri, bakınız, vario (çeşitlendirmek), vegeto (canlandırmak). flavus (sarı), bakınız, crinis (saç). flebilis (ağlanası, kederli), bakınız, calamitas (felaket), casus, exitium (yıkım), laceratio, mors, nex (katil, ölüm). flecto (eğmek, bükmek), aklı türlü sebeplerle bükmek, makamları değiştirmek, asma dallarını çember şeklinde bükmek, yumuşakça kıvrılmış, bakınız, capillus (saç). flegma (balgam), bakınız, vitium (kusur, hastalık). fletus lugubris miserque omnium (herkesin acıklı ve sefil feryadı). flexus mollis corporis (bedenin narin bükülüşü), dalgalı kıvrımlar. flos (çiçek), bekaretin baharı, bakınız, inventor (mucit), varietas (çeşitlilik), koparmak. fluctus maris (deniz dalgası), suların azgın dalgası, bakınız, confusio (kargaşa), sıkıştırmak, helak etmek, devam ettirmek. flumen (nehir, ırmak), Lethe nehri, Nil, bakınız, submergo (sulara gömmek). fluo (akmak), akan, bakınız, submergo. fluvius (nehir, çay), büyük ırmak, coşkun nehir, bakınız, unda (dalga), kıyısında bulunmak, yönünü çevirmek, gemiyle seyretmek, batırmak. foca (fok balığı), bakınız, capio (tutmak). foeditas coloris (rengin çirkinliği), kokunun ağır pisliği, edepsiz iğrençlik, bakınız, deformis (biçimsiz), kirletmek, berbat etmek. foedus (iğrenç, pis), bakınız, inpuritas (murdarlık), odor (koku).

Dizin (Indices)

Teke kokusu (foetor hircinus), bkz. zehir (virus). Dostluğun sadık tesellisi (fomentum fidum amicitiae), suların şifalı tesellisi, hararetin tesellisi, ilahi teselli. Ruhun ebedi kıvılcımları (fomites perpetui animi), ebediyetin kıvılcımları, yıldızların kötücül kıvılcımları. Kurgulayan kaynaklar (fontes fingentes), doğrusu fışkıran kaynaklar (fontes surgentes), bkz. ekler, tükenmez pınarlar, bkz. dalga (unda), yöneltmek (derivo), sulamak (rigo). Mahkemeye ait (forensis), bkz. çekişme (certamen), kazanç (lucrum), husumet (simultas), gayret (studium). Biçim (forma), rengin biçimi, bedenin biçimi, insanların biçimi, taklidin biçimi, Ay'ın (Luna) biçimi, eserin biçimi, düzenlenişin biçimi, burçların doğal biçimi (formae signorum naturales), yıldızların biçimi, temiz, güzel, parlak biçim, belirli, benzemez, farklı, bozulmamış, kadim biçim, bkz. işaret (designatio), tür (species), çeşitlilik (varietas), biçimsizleştirmek (dedecoro), biçimlendirmek (formo), yumuşatmak (mollio), değiştirmek (muto), ayakta tutmak (sustento), çeşitlendirmek (vario). Benzerliğin teşekkülü (formatio similitudinis), yuvarlak teşekkül. Çeşitli korkular (formidines variae). Biçimlendirmek (formo), ruhu biçimlendirmek, kararı, biçimi, Güneş'i (Sol) ve Ay'ı (Luna) biçimlendirmek, zihni, ahlakı, iktidarı, ilkeleri, hükmü, kelamı, cevheri (substantia) biçimlendirmek, kıyaslama ile, esinlenme ile, eğitim ile, üstatlık ile, itidal ile, ihtar ile, hatırlama ile, bilgi ile, gayret ile, ışınım (radiatio) altında, -e doğru. Güzel (formosus), bkz. beden (corpus), çehre (facies), biçim (forma). Kemer (fornix). Belki de (forsitan). Tesadüfen (forte). Güçlü (fortis), ruhen güçlü, bkz. yönetici (administrator), hararet (ardor), artış (augmentum), iyilik (bonum), felaket (calamitas), süreklilik (continuatio), birleşme (copulatio), yığın (cumulus), düşman (inimicus), kötülük (malum), ışınım, cevher, tanıklık (testimonium), er kişi (vir), kusur (vitium), güçlü bir şekilde (fortiter), bkz. büyümek (cresco), daha güçlüce (fortius), bkz. kışkırtmak (concito), güçlenmek (convalesco), büyümek, kuvvetlendirmek (firmo), zarar vermek (noceo), yaramak (prosum). Kuvvet (fortitudo). Tesadüfi (fortuitus), bkz. gidişat (cursus). Talih (fortuna), talih ve kader (fortuna ac fatum), savaş talihi, hüküm veren, büyük, en yüce talih, yaver giden talih, hiddetlenen talih, bkz. dikkat (animadversio), karar (decretum), hamle (impetus), artış (incrementum), alametler (insignia), haset (invidia), yargı (iudicium), serbestlik (licentia), tehditler (minae), hüküm (sententia), cevher, kudret (vis), yöneltmek (confero), kıyaslamak (conparo). Meydan (forum). Altın kazıcısı (fossor auri). Isıtmak, beslemek (foveo). Çukur (foveus). Eklem kırığı (fractura articulorum). Kırılgan (fragilis), bkz. konukluk (hospitium), ölümlülük (mortalitas), cevher. Kırılganlık (fragilitas), bedenin kırılganlığı, yaradılışın kırılganlığı, fani kırılganlık, insani kırılganlık, dünyevi kırılganlık, bkz. kusur, bağlamak (adnecto), idare etmek (guberno), taşımak (sustento). Kırmak (frango), eylemleri, bedeni, bacakları kırmak, acıyı dindirmek, boğazı dizginlemek, taşkınlığı kırmak, gençliği tehlikelerle yıpratmak, bedenin bir uzvunu kırmak, mirası heba etmek, ayakları kırmak, iktidarı kırmak, ışınları kırmak, cevheri kırmak, güçleri kırmak, kırılmak (frangor). Erkek kardeş (frater), hayırlı kardeş, büyük kardeş, pek çok kardeş, önceki kardeşler, bkz. kayıp (amissio), ortaklık (consortium), oğul (filius), düşman, mahal (locus), ölüm (mors), sığınak (praesidium), eş (uxor), sevmek (amo), bir araya gelmek (coeo), sakat bırakmak (debilito), mahrum etmek (denego), değer vermek (diligo), vermek (do), öldürmek (interficio), bağlamak (iungo), yok etmek (perimo), üstün tutmak (praefero), öne geçirmek (praepono), ortadan kaldırmak (tollo). Kardeşlik (fraternitas), bkz. sayı (numerus). Kardeşe ait (fraternus), bkz. sevgi (adfectus), şan (gloria), ateş (ignis), katil (nex), kan (sanguis). Hilekâr (fraudulentus), bkz. hırs (cupiditas). Hile (fraus), bkz. kusur. Cinnet nöbetine tutulmuş (freneticus). Sık (frequens), bkz. itham (accusatio), felaket, vaka (casus), sebep (causa), süreklilik, koşuşturma (discursio), dağılma (dissipatio), sevinç (gaudium), zarar (iactura), sıkıntı (incommodum), kötü şöhret (infamia), sefalet (miseria), hesap (ratio), delalet (significatio), kalabalık (turba), sıhhat (valitudo), sıklıkla (frequenter), daha sık (frequentius), pek sıklıkla (frequentissime). Boğaz (fretum). Güvenen (fretus). Soğuk (frigidus), ruhen ve bedenen soğuk, cinsi münasebete karşı soğuk, Venüs'e karşı soğuk, bkz. hastalık (aegritudo), ürperti (horror), beden sıvısı (humor), zaman (tempus), uyuşukluk (torpor), karın (venter). Soğukluk (frigus), hıltların keskin soğukluğu, Satürn'ün ağır soğukluğu, yıldızların soğukluğu, aralıksız soğukluk, sıcaklıklarla karışık soğukluk, bkz. buz (glacies), doğa (natura), birliktelik (societas), ılımanlık (temperies), uyuşukluk, birleştirmek (coniungo), hükmetmek (decerno), bağlamak, ılıtmak (tepefacio). Alın (frons), dikbaşlı alın, pürüzsüz alın, Akrep'in (Scorpius) alnı, Boğa'nın (Taurus) alnı, alından. Semere (fructus), iyiliklerin semeresi, zenginliğin, sevincin semeresi, mülklerin en büyük semeresi, semeresiz, bkz. kabul etmek (accipio), almak (capio), hasıl etmek (confero), elde etmek (consequor), hükmetmek, vermek, sahip olmak (habeo). Mahsuller (fruges), saklamak (condo), doğurmak (pario). Tahıl (frumentum), bkz. bolluk (copia), yönetici (praepositus). Eminliğin tadını çıkarmak (fruor securitate). Beyhude (frustra). Düzmece (fucatus), bkz. duygu (adfectus). Kaçış (fuga), kadının kaçışı, bkz. kışkırtmak, kaçırmak (subtraho), yönünü çevirmek (verto). Kaçmak (fugio), eşten kaçmak, bkz. hırs, kaçan (fugiens), bkz. ruh (anima). Kaçak (fugitivus), bkz. sapkınlık (error). Desteklemek (fulceo). Işıldamak (fulgeo), çoğunlukla parıldayan (fulgens), dürüstlükle, payelerle parıldamak, serbestlikle, ışığın haşmetiyle ışıldamak, asaletle parıldamak, ışınımla, parlaklıkla parıldamak, bkz. göz (oculus). Işıldamaya başlamak (fulgesco). Parıldayan (fulgidus), bkz. parlaklık (splendor). Işıltı (fulgor), bkz. hararet. Dinkici (fullo). Yıldırım (fulmen), bkz. darbe (ictus). İp cambazı (funambulus). Doğum haritasının (genitura) temeli (fundamentum), zihnin ve kararların sarsılmaz temeli, vaadin en büyük temeli, bilimin temeli, bkz. kuvvet (robur), temel atmak (iacto), mülk (fundus) anlamında, büyük mülkler, bkz. hakimiyet (dominium), mülk sahibi (dominus), mülkiyet (proprietas). Temellenmiş (fundatus), bkz. yargı. Kökünden (funditus). Cenazeci (funerarius). Uğursuz (funestus), bkz. felaket, elçilik görevini ifa etmek (fungor legatione), görevi ifa etmek. Felaketler cenazesi (funus calamitatum). Hırsız (fur), azılı hırsız, yağmacı hırsız. Öfkeli (furens), bkz. ruh. Çılgın (furiosus), bkz. çekişme, hırs. Cinnet (furor), hırs cinneti, divanelik cinneti, şehvet cinneti, zihin cinneti, cüret cinneti, kadınsılaşmış cinnet, hadsiz cinnet, divanece, dikbaşlı, baba katline vardıran cinnet, yıkıcı cinnet, sapkınca cinnet, kutsala saygısız cinnet, mukaddesat çiğneyen cinnet, bkz. akıl yitimi (amentia), hararet, hırs, infial (indignatio), cinnet (insania), sevk-i tabii (instinctus), dikbaşlı (obstinatus), sapkınca (praeposterus), tutulmak (capio), sarsılmak (conmoveo), bir kenara bırakmak (depono), saldırmak (grassor), değişmek (muto), ezilmiş (oppressus), tutulmuş (possessus), kapıp götürmek (rapio). Hırsızlık (furtum), ganimet hırsızlığı, muazzam hırsızlıklar. Galya pabucu imalatçısı (gallicarius). Horoz (gallus), hadım edilmiş horoz. Meyhaneci (ganeo). Geveze (garrulus), bkz. lafazanlık (verbositas). Sevinmek (gaudeo).

SÖZCÜK DİZİNİ

katliamlarla, cinsel birleşmeyle, ziyafetlerle, içki âlemiyle, içkiyle, zürriyetle, yıkımlarla, sevinç, talihin sevinci, neşenin sevinci, mesut vaktin sevinci, pek sık, en büyük, kutlu, bkz. neşe, erişmek, hükmetmek, ödünç almak, hafifletmek, ayaz, ikiz, bkz. doğum haritası (genitura), İkizler, bkz. oğul, çocuk sahibi olmak, inilti, düşenlerin iniltisi, mücevher, değerli mücevherler, bkz. tüccar, meta, cilacı, yönetici, işlemek, genel, bkz. dehşet, düzen, açıklama, genel olarak, öz kökenin doğumu (generatio), bkz. yayılma, gebe kalmak, meydana getirmek, beden meydana getirmek, köleler meydana getirmek, zürriyet meydana getirmek, evliliğe dair, bkz. yatak, Boğa burcunun dizi, İkizler burcunun dizi, Aslan burcunun dizi, üremeye dair, bkz. meni, kavim, insan kavmi, yabancı kavim, insan ırkı, düşman kavim, bkz. savaşta yenmek, alt etmek, boyunduruk altına almak, dizcikler, tür, soy (genus), eylemlerin yahut idarelerin türü, canlıların türü, iyiliğin her türü, felaketin muhtelif türü, kayıpların yahut mahkûmiyetlerin ağır olanları, acımasızlığın türü, çaresizliğin muhtelif türü, nifakın muhtelif türü, talihin türü, ziyanların muhtelif türü, talihsizliğin türü, uğursuzlukların türü, haksızlıkların türü, tuzakların muhtelif türleri, kötülüğün bütün türleri, evliliklerin türü, annenin soyu, ölümün türü, meşgalelerin türü, soyluluğun parlak türü, nefretlerin muhtelif türü, tecavüzlerin muhtelif türü, günahların muhtelif türü, tehlikelerin türü, yalan yere yeminlerin türü, boyaların muhtelif türü, güzelliğin türü, cemiyete düşman tür, tesellilerin muhtelif türleri, kaygıların muhtelif türleri, fuhşiyatın türü, kederin her türü, soysuz ve düşkün, muhtelif türde, ilahi soy, dişil cins, insan nev’i, hakir soy, işitilmedik tür, eril cins, anne soyu, çok yönlü tür, meşum tür, baba soyu, pek çok tür, muayyen bir tür, herhangi bir tür, kölece tür, sefil tür, muhtelif tür, zorba tür, bkz. uyuşma, gidişat, devrilme, mahal, köken, yayılma, nitelik, cevher, yabancı, yaklaşmak, yabancılaştırmak, silahlandırmak, mukayese etmek, bastırmak, sevk etmek,

hücum etmek, [okunamadı], ezmek, doğmak, donatmak, göstermek, çocuk sahibi olmak, doğurmak, ayırmak, umut etmek, geometrici, dokumacı, taşımak, davranmak, kaygı taşımak, kambur kimse, kambur, meydana getirmek, doğurmak, buzul, bkz. kuşak, soğuğun buzu, bkz. katılaşmış, ılıtmak, gladyatör, meşhur gladyatör, kılıç, dövüşenlerin tehditkâr kılıcı, bkz. hak, serbestlik, sivri uç, iktidar, kesmek, silahlandırmak, söndürmek, helak olmak, ölmek, vurmak, katletmek, cezalandırmak, direnmek, kınından çekmek, küresel, bkz. yuvarlaklık, küre, şan, bekâretin dürüst şanı, talihin şanı, makamların şanı, erklerin muazzam şanı, ilmin şanı, kardeş şanı, büyük şan, pek ulu şan, kalıcı şan, bkz. menfaat, lütuf, artış, nişaneler, övgü, mahal, ad, süs, iktidar, haşmet, cevher, bağışlamak, mukayese etmek, erişmek, hükmetmek, vermek, sahip olmak, bahşetmek, geri getirmek, kurayla kazanmak, şanlı, bkz. eylem, atlet, yarışma, haysiyet, disiplin, önder, nişaneler, serbestlik, asker, ölüm, meşgale, soyluluk, vazife, baba, iktidar, kral, nutuk, soy ağacı, vakit, zevce, hayat, yapıştırmak, Güneş feleğinin, belsoğukluğu (gonorrhoea), belsoğukluğuna tutulmuş, bkz. ölüm, narin, bkz. beden, nutuk, derece derece, adım adım,

derece (gradus), yaşın derecesi, yaşın ilk dönemi, yaşın son dönemi, mevkinin en büyük derecesi, haysiyetin en yüce derecesi, talihin derecesi, kısımların doğru açısı, belirli derece, sabit derece, en alt derece, en yüksek derece, derece derece, her bir derece boyunca, bkz. yaklaşmak, azaltmak, ilerlemek, gelmek, dil bilgisi uzmanı, bkz. sanat, büyük, bkz. yığın, haysiyet, nehir, şan, makam, artış, açık deniz, tehlike, husumet, mesafe, toprak, kusur, yol kesici, haydut, saldırmak, hiddetle saldırmak, hararetle hücum etmek, dehşetle ilerlemek, ardı ardına saldırmak, acımasızlıkla ilerlemek, vahşetle ilerlemek, cinnetle hücum etmek, zorba bir hükümranlıkla hüküm sürmek, delilikle azmak, her türlü yolla saldırıya geçmek, muhtelif şekillerde saldırmak, lütuf, zarafet, çocukluk çağının cazibesi, dostluğun lütfu, dostların zarafeti, aşkın cazibesi, iyiliklerin lütfu, salahiyetin zarafeti, meclislerin neşesi, makamın itibarı, öğretinin inayeti, saadetin ve şanın lütfu, insanlığın inceliği, zekânın zarafeti, sevincin bereketi.

SÖZCÜK DİZİNİ

ışığın, evliliğin, gayretkeş bağlılıkların, eserin, hitabetin, gösterişin, kudretin, iffetin, hikmetin, emniyetin, (şerefli) sözün, parlaklığın, tanıklığın, nezaketin, zarafetin, erdemin, başka türden, yabancı, sevimli, iyi, evlilikle ilgili, karşıt, pek büyük, denk, lütuftan yoksun, bakınız, övgü, neşe, ihtişam, zarafet, irade, açık, dolgun, bağışlamak, birleştirmek, karşılaştırmak, bağlamak, hükmetmek, esirgemek, lekelemek, raptetmek, bahşetmek, donatmak, tadını çıkarmak, yeğlemek, geri vermek, karşılığını ödemek, iade etmek, ayırmak, hafifletmek, sakınmak.

hoş, makbul, hoş (ve) zarif, iffet, zarafetle, bakınız, meyil, dürüstlük, göz, mükâfat, söz, zürriyet, ihtişam, zaman, zarafet.

ağır, bakınız, acılık, keder, düşüş (casus), mücadele, mahkûmiyet, süreklilik, karşıtlık, suç, yığın, ziyan, yüz karası, tehlike, ihtilaf, keder, yanılgı, helak, faiz, çirkinlik, soy, hılt, kayıp, saldırı, infial, rezalet, talihsizlik, düşmanlık, delilik, sevk-i tabii, haset, boyunduruk, münakaşa, dermansızlık, hastalık, ölüm, koku, gücenme, vazife, yük, baba, tehlike, ağırlık, fırtına, cenk, kınama, hüküm, husumet, pislik, kasırga, azap, sıhhat, yara, şiddetle, bakınız, öfkelenmek.

ağırbaşlılık (gravitas), ahlakın, ılımlı, bakınız, sevk-i tabii, itidal, ziynet, ağırlık, ödünç almak, süslemek.

ağırlaştırmak, yüklemek.

kucak.

tereddütlü adım, şaşkın, aceleci, bakınız, çabalamak.

kentlerin idaresi, insanların, imparatorluğun, bütün cihanın, Doğunun, kavmin, bakınız, tevdi etmek, inanmak, malik olmak, tutmak, devretmek.

idare, sevk, bakınız, itidal.

dümenci, sevk eden, gemilerin, herkesin, mahir olanlar, bakınız, tanrı.

yönetmek, sevk ve idare etmek, amelleri, bedenin zayıflığını, hükümranlıkları, gemileri, vazifeleri, paraları veya defineleri, cevheri.

oburluk, boğaz, bakınız, şehvet, kırmak.

jimnasiarkhos, beden eğitimi yöneticisi.

sahip olmak, pek çok defa, eylemlere, müşterek, eve (domus), hâkimiyete, tesire, akıbete, imkânlara, güvene, semereye, şerefe, makamlara, yükselene (ascendens), iktidara, hakka, yere, kazanca, ölçüye, bilgiye, batışa, kısımlara, güce, kudrete, reisliğe, hesaba, burca, yardımlara, cevhere, zamana (zamanlara), kuvvete, hayata, kusura (kusurlara), çapraz açıda veya bir yıldıza, yanında bir yıldıza, bu suretle bir yıldıza, sahip olunmak.

sakin, oturan, evin (domus) sakini.

mevkinin şerefli vaziyeti, bakınız, giydirmek.

oraya buraya.

buraya kadar.

kanama.

basur illetine tutulmuş, bakınız, basurlu.

yapışmak, takılıp kalmak.

teşebbüslerde tereddüt etmek.

kehanet.

ahenk, bakınız, armoni.

haruspeks, kurban ciğerinden kehanette bulunan kâhin.

su çekmek, kitapları yutarcasına okumak, zehir içmek.

su çekici, suların çekicisi.

kadehlerin yudumlanması, bakınız, ürpermek.

kuvvetten düşmek, takatsiz kalmak.

sıcağı köreltmek, ışığı, kötülüğü, işleri ağırlıkla köreltmek, kuvveti ve cevheri, muaşeret ile.

karaciğer hastası.

ot, nebat, bakınız, boya, kudret, toplamak, muhafaza etmek.

otacı, nebat ehli.

hısımların mirası, yabancı, pek büyük, azımsanmayacak, ani, bakınız, unvan, bahşetmek, elde etmek, hükmetmek, vermek, lütfetmek.

kadınların varisi, yabancı mirasa (miraslara) varis olan.

erdişi, hünsa (hermafroditus).

epik, kahramanca, bakınız, şiir, mısra.

kahraman (heros).

bu, şu, o, pek çok defa, bu aynı, bu şeref, bu kimse ki, bunlar ki, bu her kimse, şu husus ki, bu vesileyle, bundan ötürü (çünkü), bunun, bakınız, tarz.

burada.

kışa ait, kışlık, bakınız, kırağı.

kış, bakınız, kuvvet.

tapınak kölesi (hierodulos).

şen, neşeli.

şenlik, ferahlık.

yazgı, kader (himarmene) [Yunanca].

buradan, bundan, bir o yandan bir bu yandan.

tekeye ait, bakınız, fena koku, rayiha.

bugüne ait, bakınız, gün.

DİZİNLER.

Dizin

katil (homicida) 119, 11; 188, 25; 226, 15; 275, 24; II 2, 24; 164, 14; 168, 24; 173, 19 cinayet (homicidium) 120, 27; 149, 18; 178, 14, gizli cinayet 164, 11, aleni cinayet 136, 25, bakınız suç (crimen), cürüm (facinus), amir (praepositus) insan (homo) yüzlerce kez, karşı duran II [okunamadı], 24; yabancı II 17, 15; mahkûm edilmiş 227, 13; II 267, 7; hezeyan içinde 195, 15; evcil, haneden II 84, 13; 85, 10; yoldan sapan 87, 25; fesatçı 195, 7; hakir, alçakgönüllü 11, 57, 21; adı çıkmış II 56, 1; aşağı mertebede II 13, 24; tecrübesiz 13, 19; ahlaksız 195, 13; 196, 4; meşakkat çeken 123, 7, 15; 164, 5; 167, 8; 183, 7; 195, 21; II 36, 16; kem niyetli II [okunamadı], 24; kötü II 63, 23; 310, 9; küçük âlem (minor mundus) 90, 22; sefil 195, 10; bütün insanlar 15, 25; kâmil 197, 6; hain 196, 4; kudretli II 26, 1; sapkın 196, 9; kutsala saygısız 264, 20; hadım, yarım erkek (semivir) 30, 11; II 242, 3; köle ruhlu 177, 16; kısır II 56, 1, bakınız ruh (animus), açı (aspectus), katil (caedes), baş (caput), cinsi münasebet (concubitus), birliktelik (conversatio), beden (corpus), arzu (cupiditas), hüküm (decretum), terbiye (disciplina), yaratıcı (fabricator), kader (fatum), biçim (forma), doğum haritası (genitura), soy (gens), idare erkleri (gubernacula), pusu (insidiae), yargı (iudicium), haset (livor), töre (mos), tabiat (natura), ölüm (nex), şöhret (notitia), iktidar (potestas), sevk ve idare (regimen), nutuk (sermo), mevki (status), yıkım (strages), töz (substantia), tanıklık (testimonium), ömür (vita), kusur (vitium), tanınmış, düzene koymak, kayırmak, müdafaa etmek, ümidini kesmek, parçalamak, öldürmek, üstün kılmak, sarsmak, defnetmek, kulluk etmek güzelliğin şerefi (honestas pulchritudinis) 253, 7; II 121, 18; 131, 4, makbul II 179, 17; 131, 4, en yüce 254, 25, kusursuz II 121, 18, bakınız nişaneler (insignia), taçlandırmak, düzene sokmak, tayin etmek, parıldamak, bahşetmek, tezyin etmek şereflendirmek (honesto), başlangıçlarla II 42, 1; tezyinatla şerefli (honestus) 145, 5; 166, 1; 182, 19; 230, ahlakça 112, 17; 156, 15, bakınız amel (actus), çiftçi (agricola), dost (amicus), ruh, zanaat (ars), muaşeret, haysiyet (dignitas), masal (fabula), sadakat (fides), izzet (gloria), lütuf (gratia), kılık (habitus), liyakat (meritum), töre, ebeveyn (parentes), meslek (professio), basiret (provisio), güzellik (pulchritudo), kelam, haşmet (splendor), şehadet onur, mevki makamı (honor) 20, 7; 68, 7; 225, 24; 250, 29; II 12, 29; 31, 24, makam (magistratus) 86, 26 ve aşağıya bakınız, haysiyet onuru II 317, 6; evlatların onuru 247, 3; hürriyet onuru II 102, 23; asalet onuru II 333, 27; iktidar onuru 204, 10; II 60, 1; defin merasimi onuru II 81, 8; 93, 19; hayırlı II 8, 18; 89, 19; mükerrer II 76, 24; hak edilmiş II 93, 19; ilahi onurlar II 358, 8; namlı II 300, 22; büyük onurlar 184, 26; ulu II 54, 14; 89, 19; 120, 21; 333, 27; pek yüce 84, 16; 107, 7; 112, 4; 133, 15; 204, 10, 14; II 9, 13; 49, 2; 51, 2; 80, 16; 123, 3; 322, 24; yeni ve ansızın gelen II 320, 6; babadan kalma 140, 8; ebedi II 298, 12; hakiki 23, 19, bakınız çoğalma (augmentum), devamlılık (continuatio), yığılma (cumulus), ziyan (damnum), düşürülme (deiectio), zararda olma (detrimentum), haysiyet, hâkimiyet (dominium), izzet, kayıp (iactura), buyruk erki (imperium), artış (incrementum), alametler, mevki (locus), asalet, tezyinat, talep (petitio), kudret, erdem, ilerleme (processus), yükselme (promotio), idare, haşmet, şehadet, bu açıkça görülür, bu dereceye varmak, bahşetmek, nail olmak, sürdürmek, yığmak, hükmetmek, süslemek, mahrum etmek, indirmek, söküp almak, parıldamak, malik olmak, mâni olmak, cömertçe vermek, asil kılmak, zilyet olmak, üstün tutmak, yoksun bırakmak, terfi ettirmek onurlandırmak (honoro) 149, 29; 186, 1, fiillerle II 55, 18; debdebelerle II 70, 12, onurlandırılmış (honoratus) 107, 20; 133, 10; 244, 23; 255, 11, bakınız vazife (officium) saat (hora) 12, 18; 73, 11; II 314, 15, gecenin ve gündüzün saati 52, 21; doğum saati 244, 3; gündüz ve gece saatleri 53, 3; her saat boyunca 24, 13, bakınız an (momentum), müddet (spatium), hükmetmek iğrenmek, ürpermek (horreo), içmekten ürpermek II 302, 27 zahire ambarı (horreum) 214, 3, bakınız kâhya (praepositus), saklamak (condo) korkunç (horribilis) II 178, 5, bakınız önder (dux) dehşetli, kaba saba (horridus) 94, 16, bakınız devamlılık, vakit (tempus) bedenin soğuk titremesi (horror frigidus corporis) 99, 8, gaddarlık ve dehşet ürpertisi II 70, 27; sefalet ürpertisi 94, 25, kızıl ürperti 38, 19, bakınız hükmetmek kelamın teşviki (hortatio sermonis) 3, 20 teşvik etmek (hortor) 22, 17 bahçıvan (hortulanus) 168, 19; 222, 8; II 336, 3 bahçe (hortus), bakınız ziraat (cultura), zevk (delectatio), amele (operarius), amir konuk, misafir (hospes) 36, 12; 66, 25; 67, 34; II 262, 12, evin konuğu 67, 9 konukseverlik, menzil (hospitium) 67, 1, parçanın (şifalı) menzili II 65, 17; 114, 13; 115, 1; 116, 20; 118, 4; 119, 13; burcun menzili II 65, 16; 121, 3, dayanıksız menzil 90, 21, bakınız kabul etmek, bağlamak düşmanca (hostilis), bakınız el (manus), sağ el düşman (hostis) II 309, 7, bakınız küme (acervus), yığın, akın (incursus), kan (sanguis), takip etmek oraya buraya (huc et illuc) II 27, 10 yabancıya gösterilen insanlık (humanitas aliena) II 33, 26, incelmiş insanlık 94, 19, bakınız merhamet (clementia), inayet, itidal (moderatio), vazife, akıl (ratio) insani (humanus) 254, 19; II 10, 7; 34, 12; 38, 27; 42, 22, bakınız talihsizlik (casus), uzlaşma (conciliatio), muaşeret, ten, dökülen kan (cruor), zayıflık (fragilitas), zürriyet, cins, muhakeme, kanun (lex), ecel (mors), millet (natio), fıtrat, nesne (res), kan, burç, nida (vox) omuz (humerus) 26, 27; 73, 3; 224, 23, Boğa'nın omuzu II 288, 7; Aslan'ın omuzu II 289, 24, bakınız sakatlamak (debilito), boyun eğdirmek (subicio) rutubetli (humidus), bakınız amel, mahall, emtia (merx), meşgale (negotium), burç, töz mülkü ve ömrü alçaltmak (humilio patrimonium ac vitam) [okunamadı], 1 düşkün, alçakgönüllü (humilis) 176, 14; 191, 5; 193, 25; 211, 26; 245, 16; II 37, 12; 52, 15; 128, 24, ruhta ve hayatta düşkün II 62, 26; hayatta sefil II 20, 26, bakınız amel, düşürülme, zürriyet, insan, kudret, köle (servus), zevce (uxor) alçaklık, düşkünlük hali (humilitas) 176, 20; II 46, 4; 57, 20; 61, 22, vuslatın düşkünlüğü II 141, 21; düşürülmenin zilleti 274, 14; II 68, 4; mekanların atıl veya gizli düşkünlüğü II 67, 16; 68, 21; işlerin sefaleti II 55, 25; ömrün zilleti 263, 2; II 163, 22, geçici zillet II 5, 5; 68, 4; 103, 2; 282, 3; yerle bir edilmiş düşkünlük 223, 26; soysuz zillet II 278, 28; kederli zillet 274, 14; II 61, [okunamadı]; 97, 5, bakınız devamlılık, azil, hürmet (veneratio), atılmış, yaltaklanmak, menetmek, tayin etmek, arzulamak, hücum etmek, yere sermek, tefrik etmek ebeveyni alçaltmak (humilito parentes) 234, 7, ömrü alçaltmak salgı, hılt (humor) 170, 8; 253, 22, mesanede toplanan hılt 211, 13, soğuk salgı II 6, 16, ağır salgılar II 159, 4, habis hılt 24, 11; 207, 14, 16; 222, 3; 245, 5; 255, 28; II 20, 1; 88, 2; 102, 3; 106, 23; 320, 13, fesat hılt 138, 10; 207, 2; II 87, 14, veba getiren hılt II 186, 17, bozuk hıltlar II 253, 29, illetli hıltlar II 10, bakınız bolluk (abundantia), maraz (aegritudo), soğuk (frigus), hücum, seylap (inundatio), ölüm, sebat (perseverantia), azap (tormentum), kusur, donmuş, toplanmak, terlemek, yok olmak, kabarmak, ağırlaşmak, ezilmek, büzüşmek, bozulmak istiska illetine tutulmuş (hydropicus) 210, 9; 211, 11; 231, 25; 245, 25; II 20, 16; 165, 22; 253, 3; 267, 24; 320, 14; 324, 4; 350, 5, bakınız ecel istiska, su toplanması marazı (hydrops) 138, 16; II 256, 1 ilahici (hymnodicus) II 332, 14 ilahi şairi (hymnologus) 139, 24; 171, 26; II [okunamadı] ilahi (hymnus), bakınız söylemek (dico) yatmak, serilmek (iaceo) 30, 23, yatan 131, 25 böbürlenme (iactantia) 7, 6, bakınız hiddet (animositas), çalım satma (ostentatio), kusur çalkantı, sarsıntı (iactatio) II 54, 18 öfke savurmak (iacto animositatem) 111, 12, temeller atmak 19, 5; II 1, 4, laf atmak 98, 29, çalkantıyla savrulmak II 31, 21, uçurumlardan aşağı atılmak 33, 16; 120, 13, 18; II 135, 14 kayıp, ziyan (iactura) 2, 8, beden kaybı II 160, 1; 310, 25; itibar kaybı 135, 7; II 36, 10; 84, 20; 192, 4; ululuk kaybı 13, 12; evlilik ve itibar kaybı II 88, 5; miras kaybı 131, 28; 142, 6; 144, 27; 191, 3; II [okunamadı]

kanın, sürekli, çabuk ve sık, ağır, pek büyük, sefil, iradi, bkz. soy, hükmetmek, bildirmek, indirmek, maruz kalmak, dayanmak çömlek parçası atımı (ostrakismos) ok atıcı artık, çoktan kapıcı, evin, mezarların yüce makamın kapısı, hayatın, bkz. muhafaza, açmak, aralamak orada aynı yerde sarılık hastası vahşi hayvanın veya canavarın darbesi, topuğun, yılanın yıldırım çarpması, ısırıkla aynı, aynı ve eşit, aynı ve benzer, bkz. oran, bu bu yüzden, bundan ötürü uygun, bkz. çiftçi, imkân, yardım, töz, güçler böylece, binaenaleyh tembel, miskin ateşli, bkz. ölümsüzlük, burç, ruh, kuşak ateş, Mars'ın, yıldızların, semavi, kardeşçe, kışkırtıcı, ezeli, en yüce, bkz. eylem, dağlama, hastalık, zanaat, renk, alev, kıvılcım, yara, yakıp kül etmek, tamamen yakmak, yakmak, eritmek, kavurmak, tutuşturmak, alevlendirmek, yatıştırmak, sönmek, ödünç almak, bezemek, ılımlaştırmak, işlemek, meşgul olmak

ateşli, bkz. eylem, dağlama, hastalık, hareket, hararet, zanaat, dağlama aletleri, renk, demir, yargı, yıldız, burç soysuz, bkz. cinsel birleşme, kadın, soy, alçakgönüllülük, anne, vazife, baba, zevce soysuzluk, pek büyük onursuzluk, bkz. hükmetmek, reva görmek bilinmeyen, bkz. yer oradan, bkz. buradan o, şu kimse ki, şu sebeple ki, şu ki, ardından soru cümlesi gelen şu şey orada oraya, bkz. buraya suret, bedenin, tanrısallığın, ölümün, âlemin, iradenin, bkz. kabul etmek, hükmetmek, göstermek, aktarmak kara yağmurlar aşılamak, zihne gayretleri, disiplinleri, yüz kızartıcı suçu, edebiyatı, üstatlıkları, dini inançları, kutsal törenleri, sırları, yaralarla taklit, tanrısallığın, âlemin, kulluğun, yıldızın, benzerliğin, ilahi, tedbirsiz, bkz. örnek, biçim, yaklaşmak taklit etmek, eylemleri, örnekleri, kıssaların akıbetlerini, âdeti, köpeklerin havlamasını, paraları zanaat yoluyla bilakis, aksine hükümdar (imperator), önder, Romalı, yenilmez, en adil, en büyük, en kudretli, pek kudretli, bkz. dost, karar, gözde, tanrı, komutan, yıkıcı, tahsildar, kader, tercüman, yargı, buyruk, mektuplar, üstat, hizmetkâr, iş, nefret, vazife, iktidar, haberci, muhafız, muhafız eri, sır, durum, hürmet eden, bağlamak, sevdirmek hükümdara ait, bkz. haysiyet, ihsan buyurgan hükümranlık (imperium), mevkinin, tanrısallığın, hâkimiyetin, kaderlerin, makamların, zorunluluğun, iktidarın, krallığın, yeryüzünün, başkasına ait, Liburna tarzı, en büyük, donanmaya ait, piyadeye ait, sürekli, pek kudretli, prokonsüllük, krallığa ait, Roma'ya ait, en yüce, tiranlığa ait, bkz. ihtimam, dümen, kısım, iktidar, yeltenmek, yitirmek, bahşetmek, havale etmek, inanmak, hükmetmek, alaşağı etmek, reddetmek, bırakmak, yöneltmek, saldırmak, idare etmek, malik olmak, ihsan etmek, mecbur kılmak, geri vermek, tabi olmak, payına düşmek, boyun eğmek, teslim etmek emretmek, bkz. tarz, adak

atılım, canlının, ruhun, savaşların korkulacak, talihe ait, kötülüklerin, Mars'ın, zihnin, kalabalığın, tehlikelerin tehditkâr, iktidarın en büyük, pervasızlığın, bkz. yaklaşmak, sarsmak, bilemek, kırmak, hücum etmek, yatıştırmak, dindirmek, hafifletmek, uyandırmak, göğüs germek içinde, bkz. yer erişilmez, bkz. yer, ibadet istikrarsızlık, hayatın, muhtelif, bkz. zahmet, değişken eşitsiz, bkz. itidal, akıl, hayat talihsizliklerin eşitsizliği, hayatın, muhtelif, bkz. çeşitlilik, değişken, hükmetmek, alçaltmak hiçe dönmek cansız işitilmedik, bkz. soy, kavga, kötülük, ölüm yaldızcı zayıf, güçsüz dermansızlık, bedenin, bkz. acizlik zayıf, bkz. telaş savaşçı olmayan ısınmak efsun efsuncu tedbirsiz, bkz. taklit, lakırdı, pervasızlık ilerlemek yangın, aşkın, alev alev, bkz. tutuşmak, hükmetmek, bildirmek, teslim etmek yakmak, ateşleri, evi, tutuşmuş, gözlerle, bkz. ruh kışkırtıcı, bkz. ateş belirsiz, bkz. mesele gayrimeşru, bkz. aşk, kucaklaşma, hararet, ihtiras, arzu, evlilik, fücur, bkz. cürüm başlamak, hesaba, başlangıca düşmek, kusura başlamak, esere harekete geçirmek, öfkeyle, dürtülerle, hızlandırılmış, bkz. gidişat kapatmak, kapatılmış bilinmeyen, meçhul, bkz. yol, yer, deniz, mesele bütün ahali ikamet etmek sağ salim, bedence zahmet sıkıntı, hastalıkların, yabancılaşmanın, dostluğun, felaketlerin, zıtlıkların, mahkûmiyetin, tehlikelerin ve kaygıların, ayrılığın, acının, istikrarsızlığın, bahtsızlığın, talihsizliklerin, meşakkatin, dermansızlığın, fenalığın, kötülüklerin, dilenciliğin, faniliğin, ölümün, deniz kazalarının, evlatsız kalmanın, yoksulluğun, gurbetin

IV. SÖZCÜK DİZİNİ

gurbetin (peregrinitas), tehlikelerin (periculum), sürgünün (proscriptio), kargaşanın (turbatio), dulluğun (viduitas), hayatın (vita), acı (acerbus), aralıksız (adsiduus), sık (creber), mükerrer (frequens), en büyük (maximus), sefil (miser), türlü (varius), gelen (veniens), bkz. tehlike (discrimen), tutmak (capio), çekmek (contraho), hükmetmek (decerno), yıpratmak (detero), vermek (do), soymak (exuo), bildirmek (indico), zahmet çekmek (laboro), katlanmak (patior), sarsmak (quasso), gevşetmek (relaxo), çözmek (solvo), hafifletmek (sublevo), taşımak (sustineo) tamamlanmamış (inconpletus), bkz. terk etmek (derelinquo) kararsız (inconstans), bkz. erdem (virtus) kararsızlık (inconstantia), telaşın (trepidatio), hicabın (verecundia) düşüncesiz (inconsultus), bkz. vaat (pollicitatio), öfke (rabies), söz (sermo), pervasızlık (temeritas), kelam (verbum) bozulmamış (incorruptus), bkz. meyil (adfectus), sevgi (amor), zihin (animus), bağ (conpago), tanrısallık (divinitas), sadakat (fides), sezdirme (insinuatio), yol (iter), hüküm (iudicatio), yasa (lex), serbestlik (licentia), zorunluluk (necessitudo), iktidar (potestas), sığınak (praesidium), bilgelik (sapientia) artış (incrementum), mutluluğun (beatitudo), felaketin (calamitas), makamın (dignitas), zenginliğin (divitiae), imkanların (facultates), bahtiyarlığın (felicitas), talihin (fortuna), şerefin (gloria), payelerin (honores), kazançların (lucra), mirasın (patrimonium), umudun ve mülkiyetin (spes ac possessio), iradın (quaestus), neslin (soboles), terekeden kalan varlığın (substantia), aralıksız, büyük (grandis), sonsuz (infinitus), en büyük, azımsanmayacak (non modicus), bkz. kabul etmek (accipio), bağışlamak (confero), aramak (conquiro), nail olmak (consequor), hükmetmek (decerno), sevinmek (laetor), ihsan etmek (largior), eksiltmek (minuo), donatmak (orno) işlenmemiş (incultus)

kılıcın üzerine atılmak (incumbo gladio) hayatın ilk beşikleri (incunabula prima vitae) uğramak (incurro), mahkumiyetlere (condemnationes), suça (crimen), tehlikeye (discrimen), yıkıma (exitium), sona (finis), ayartmalara (inlecebrae), tuzaklara (insidiae), meşgalelere (negotia), tehlikelere (pericula), fırtınalara (tempestates), hastalığa (valitudo) hücum (incursio), hastalığın (aegritudo), ifritlerin acı (daemonum acerba), en büyük ziyanların (damna maxima), sefaletlerin ve bedbahtlığın (miseriae atque infelicitas), ağır korkunun (gravis timor), illetin veya hastalığın (vitium vel valitudo), aralıksız, bkz. tehlike, sarsmak (concutio), sarmak (inplico), zahmet çekmek, kurtarmak (libero), ezmek (opprimo), sarsmak (quatio), ummak (spero), karıştırmak (turbo) baskın (incursus), felaketin (calamitas), düşmanların ani (repentinus hostium), salgının (humor), husumetlerin (inimicitiae), kötülüğün (malitia), yoksulluğun (paupertas), hastalıkların, yabancı (alienus), hükmetmek, kurtarmak eğri (incurvus), bkz. burç (signum) oradan (inde), bkz. buradan (hinc), ilerlemek (proficio) yakışıksız (indecorus), bkz. hastalık savunmasız (indefensus) hakikatin delili (indicium veritatis) kısaca bildirmek (indico breviter) işaret etmek (indico), hastalıkları, sevgiyi, darlıkları (angustiae), körlükleri (caecitates), felaketleri, suçu, arzuyu (cupiditas), zararları (damna), hasretleri (desideria), tehlikeyi, kederleri (dolores), yokluğu (egestas), yıkımları, akıbeti (exitus), yangınları, kavrulmaları (exustiones), bitkinlikleri (languores), telefatı (iactura), sıkıntıyı (inconmodum), talihsizlikleri (infortunia), husumetleri, ayartmaları, kavgayı (iurgium), meşakkatleri (labores), neşeyi (laetitia), sefaletleri, nefreti (odium), yükü (onus), evlatsızlığı (orbitas), tehlikeleri, ağırlığı (pondus), dövüşleri (pugnae), münakaşaları (rixae), kaygıları (sollicitudines), gıcırtıyı (stridor), fırtınaları, azapları (tormenta), telaşı, hastalıkları, kusurları (vitia) muhtaç olan (indigens) hiddet (indignatio), ağır ayrılığın (gravis dissensio), galeyanın (furor), ağır düşmanlıkların (graves simultates), hükümdarın (princeps), kralların (reges), büyük, en büyük, daimi (perpetua), halkın (popularis), şiddetli (severus), bkz. kavga, tahrik edilmiş (concitatus), kışkırtmak (exagito), icra etmek (exerceo), alevlendirmek (incito), yatıştırmak (mitigo), takip etmek (persequor) içerlemek (indignor), bkz. kolay (facilis) layık olmayan (indignus), dativus ile, bkz. genç adam (iuvenis), evlilik (matrimonium), kadın (mulier) koymak (indo) ele avuca sığmaz (indomitus), bkz. şehvet (libido), burç müsamaha (indulgentia), hükümdara mahsus (principalis) giysileri kuşanmak (induo vestibus) tesirsiz (inefficax), zührevi fiiller hususunda (circa venerios actus), bkz. arzu, akıl (ratio), söz, gayret (studium), zaman (tempus) yersizlik (ineptia) münasebetsiz (ineptus), bkz. tartışma (disputatio) uyuşuk (iners), bkz. acziyet (humilitas) kaçınılmaz (inevitabilis), bkz. fenalık (malum), tehlike, hüküm (sententia) içinden çıkılmaz (inexplicabilis), bkz. sefaletler, işaret (nota) dillere düşme (infamia), esaretin (captivitas), cürmün (sceleris), aralıksız, mükerrer, sık, ağır, gizli (latens), en büyük, türlü türlü (multiplex), umumi (publica), yüz kızartıcı (turpis), muhtelif, bkz. ayıp (dedecus), ziyan (detrimentum), leke (labes), kirlenme (maculatio), kınama (reprehensio), sefalet (squalor), yara (vulnus), tasarlamak (cogito), tahrik etmek, çekmek, mahkum etmek, hükmetmek, getirmek (infero), indirmek (infligo), zahmet çekmek, icra etmek, kirletmek (polluo), kapısını çalmak (pulso), yaymak (spargo) adı çıkmış (infamis), adı çıkmış şehvet düşkünü (infamis libidinosus), bkz. sevgi, insan (homo), kadın, oy pusulası (testula), zevce (uxor), erkek (vir) adını lekelemek (infamo), gençliği (iuventus), sonraki yaşları (posterior aetas), dedikodularla (rumores) sübyan (infans), bkz. kesmek (concido), ileri sürmek (profero), yarmak (seco) ağlayan bebeklik (infantia vagiens), bkz. başlangıç (initium) yorulmak bilmez (infatigabilis), bkz. uyuşma (consensio), hareketlilik (mobilitas), mecburiyet (necessitas), kudret uğursuz (infaustus), bkz. kehanet (omen) boyacı (infector), renk boyacısı (infector colorum), deri boyacısı (infector coriorum) verimsiz (infecundus), bkz. ağaç (arbor) lekelemek (infedo) bedbahtlık (infelicitas), ağır, büyük, en büyük, sefilce, meyyal (prona), bkz. artış (augmentum), akış (cursus), ferman (decretum), tehlike, nevi (genus), sıkıntı, baskın, talihsizlik, ahlaksızlık (inprobitas), yük, sefalet, bağışlamak, hükmetmek, batırmak (demergo), bastırmak (deprimo) bedbaht (infelix), bkz. fiil (actus), doğum haritası (genitura), izdivaç (nuptiae), köle (servus) cehennem ehlî (inferi) aşağıda bulunan (inferior), yıldızlar hakkında (de stellis), bkz. insan, mahal (locus), kadın, erkek, en alttaki (infimus), bkz. basamak (gradus), kadın yeraltına ait (infernus), bkz. ifrit, kapı (porta)

SÖZCÜK DİZİNİ

itham etmek (infero), suçlamalar getirmek II 203 28, darlıklar vermek II 39 17, körlük getirmek II 250 25, 251 11, felaket getirmek II 39 17, davalar açmak II 192 2, zayıflık vermek II 185 18, tehlikeye sokmak 227 14, II 107 14, 198 9, keder vermek II 22 15, yıkım getirmek 227 6, II 62 9, 198 22, 233 16, 259 25, 298 25, 310 28, cürüm işletmek II 231 5, utanç getirmek II 39 17, rezillik getirmek II 197 21, tuzak kurmak 176 18, kavgalara sürüklemek II 192 18, dermansızlık vermek II 117 15, birine ölüm getirmek 147 30, 253 27, II 259 20, 261 16, 347 14, bana ölüm getirmek 135 10, II 46 19, 265 12, 297 2, bana katil getirmek 125 27, 30, tehlikeler getirmek II 30 7, 202 7, 266 18, 303 22, kargaşa çıkarmak II 139 13, karışıklıklar yaratmak II 202 7, kusur getirmek II 230 11

musallat olmak (infesto) 222 3 düşmanca (infestus), bkz. hararet (ardor) lekelemek, tesir altına almak (inficio), konumu tesir altına almak (yıldızlar hakkında) 66 8, III 80 4, renk ile 30 1, zarafet ile 256 14, lekeler ile 20 8, fena halde II 118 20 güvenilmez (infidus), bkz. düşünce (cogitatio) en alttaki (infimus), bkz. daha alttaki (inferior) sonsuz (infinitus) 121 68, bkz. süreklilik (continuatio), bolluk (copiae), yığın (cumulus), zenginlik (divitiae), keder (dolor), artış (incrementum), talihsizlik (infortunium), alametler (insignia), yolculuk (iter), serbestlik (licentia), kazanç (lucrum), can alma (nex), iktidar (potentia), kudret (potestas), kan (sanguis), feza (spatium), kırım (strages), zafer (victoria), kusur (vitium), sonsuz (infinitum) 207 12, II 52 26, 72 12, 123 11 (bkz. ilaveler), sonsuza değin (in infinitum) zayıflık (infirmitas) 41 6, bedenin zayıflığı II 156 8, burcun zayıflığı 56 21 çakılı (infixus) 41 20, tek bir yere çakılı II `[okunamadı]` tutuşturmak (inflammo) 8 3, ruhları galeyana getirmek II 200 13, 297 9, ateşi tutuşturmak II 209 2, hararetler ile 8 25, alevlenmiş (inflammatus), bkz. hararet (calor)

bükülmüş (inflexus), bkz. saç (crinis) indirmek, vurmak, getirmek (infligo) 138 16, yara izi bırakmak II 173 11, zarar vermek II 197 30, tehlikeye sokmak II 103 19, 150 28, yıkım getirmek II 155 25, ziyan vermek II 150 28, rezillik getirmek II 13 25, leke sürmek II 173 11, tehlike getirmek II 157 2, sıhhatsizlik vermek II 173 11, kusur vermek 212 19, 217 19, II 155 15, 173 11, 191 3, yara ya da yaralar açmak 120 1 kabarmak (inflor), meylederek kabarmak 246 15, kabarmış (inflatus) 97 22, 244 23, 264 7, varlık sebebiyle böbürlenmiş II 303 12, 335 3, 343 17, bkz. soluk (spiritus), karın (venter) şekil vermek (informo), başlangıçları şekillendirmek 58 8 talihsizlik (infortunium) 118 4, 180 6, 208 13, II 54, 44 23, 97 6, 102 17, 103 2, 118 11, 284 12, 346 21, felaket talihsizliği 120 10, II 83 10, esaret talihsizliği 214 20, türlü yanılgıların talihsizlikleri II 88 3, evlatların talihsizliği II 17 21, 38 9, 40 1, 43 22, 161 20, 331 3, 347 8, mutsuzlukların talihsizliği 43 25, gençliğin talihsizliği II 101 4, musibetlerin getirdiği talihsizlik 120 10, 154 25, 241 31, evliliklerin getirdiği talihsizlik II 118 7, ölümün talihsizliği II 32 16, evlatsızlığın talihsizliği II 19 18, eşin talihsizliği II 17 21, dulluğun getirdiği talihsizlik II 138 9, 12, kayıptan kaynaklanan II 12 27, başkalarının talihsizliği II 15 4, ağır talihsizlikler II 101 4, 152 30, sonsuz talihsizlikler 67 20, matem verici talihsizlik II 169 19, büyük talihsizlikler 115 9, 235 16, pek büyük talihsizlikler II 144 9, azami talihsizlikler 50 1, 165 5, 188 21, 210 7, kötü talihsizlikler 190 29, acıklı talihsizlikler II 166 11, 8 7, haddinden fazla talihsizlikler II 73 3, bkz. felaket (calamitas), yıkım (casus), gayret (conatus), süreklilik (continuatio), yığın (cumulus), hüküm (decretum), tehlike (discrimen), keder (dolor), yıkım (exitium), nevi (genus), eşitsizlik (inaequalitas), zahmet (incommodum), ahlaksızlık (improbitas), leke (labes), ağırlık (pondus), sefalet (squalor), eziyet (tormentum), kusur (vitium), ayrılmış (separatus), harekete geçirmek (concito), yüklemek (confero), düzeltmek (corrigo), hükmetmek (decerno), uyandırmak (excito), tüketmek (fatigo), bildirmek (indico), bulaştırmak (implico), muzdarip olmak (laboro), kurtarmak (libero), hafifletmek (mitigo), ezmek (opprimo), icra etmek (perpetro), sürdürmek (perpetuo), yatıştırmak (sopio), ummak (spero), ılımlaştırmak (tempero) aşağıda (infra) II 343 3 kırmak, hafifletmek (infringo) 10 24, yarayı hafifletmek II `[okunamadı]`

taçların altın şeritleri (infulae) 250 9, II 6 11, bkz. süslemek (adorno), taçlandırmak (corono) akıtmak (infundo), bedene ruhu yahut soluğu zerk etmek 17 1, 197 7 karartmak (infusco) 35 29 yetenekli (ingeniosus) 163 13, 18, 171 18, II 4 22, 8 8, 13 22, 14 6, 16 25, 22 7, 27 8, 75 10, 77 18, 343 28, 358 23, bkz. münasebet (conversatio), hekim (medicus), gayret (studium) kabiliyet, tabiat (ingenium) 9 13, 13 29, 252 24, II 6 15, 148 20, 294 16, sanatın incelikli kabiliyeti II 23 26, öğrencinin kabiliyeti 97 7, mesleğin tabiatı II 338 12, ekinin tabiatı 8 12, ilahi fıtrat 2 18, 21 24, 40 17, 142 18, 170 20, II 130 20, 146 23, 147 23, 293 21, öğrenmeye yatkın tabiat II 131 26, değişken mizaç 95 14, parlak kabiliyet II 157 22, Roma fıtratı II 8 1, narin kabiliyet 4 19, 26, bkz. artış (augmentum), iyilik (bonitas), terbiye (disciplina), saadet (felicitas), kırılgınlık (fragilitas), lütuf (gratia), ilham (inspiratio), besin (nutrimentum), hatip (orator), kudret (potestas), basiret (prudentia), töz (substantia), keskin (acutus), böyle (talis), tasavvur etmek (concipio), hükmetmek (decerno), tatbik etmek (exerceo), aşılamak (imbuo), ilham etmek (inspiro), bahşetmek (largior) tasavvur eden (fingens) 23 16 (bkz. ilaveler) hür doğumluluk (ingenuitas) 115 18, 189 2, bkz. alametler (insignia) hür soylu (ingenuus) 86 25, 130 10, II 9 1, 16 3, ahlakça asil 115 14, bkz. kadın (mulier), doğum haritası (natalis), kan (sanguis), zevce (uxor) sokmak, zerk etmek (ingero) 28 3, düşünceler aşılamak II 207 7, zehir zerk etmek II 102 9, zihne sokmak II `[okunamadı]` şerefsiz, şanssız (ingloriosus) 245 17 (bkz. ilaveler) şerefsiz, silik (inglorius), bkz. amel (actus), töz (substantia), zevce (uxor) nankör (ingratus) 148 22, II 4 14, 15 23, 17 20, 352 15, bkz. var olmak (existo) girmek, adım atmak (ingredior), eve (domus) girmek 67 1, yola koyulmak 94 29, ihtiyarlık eşiğine adım atmak 100 27, II 10 17, 14 2, 348 13, izlerden yürümek 94 18, 194 3, II 134 11, yıldızlar hakkında, köşe evlere girmek II 39 27, eve girmek II 40 4, sınırlara girmek 277 9, mahalle girmek II 44 27, 52 17, 65 1, 2, dereceye girmek 53 12, 277 14, II 43 7, burca girmek 243 27, II 35 21, 36 12, 37 1, 39 22, karşılaştır II 45 16

yapışmak, bağlı kalmak (inhaereo) 35 3, başkalarına ait olana yapışmak 195 9, sarılmalara bağlanmak 8 26, zihne kazınmak 88 23, işlere bağlanmak 215 22 tutunmak, dadanmak (inhaeresco), eylemlere dadanmak 218 31, aşklara tutulmak II 63 5, hazlara bağlanmak `[okunamadı]` onursuz, yakışıksız (inhonestus), bkz. sanat (ars), esaret (captivitas), suret (figuratio), çirkinlik (foeditas), görünüş (species), yüz kızartıcılık (turpitudo) merhametsizce (inhumanus), bkz. hiddetlenme (exasperatio) adaletsiz (inicus), bkz. iniquus ev halkının düşmanlıkları (inimicitiae) II 85 10, amansız ve ölümcül düşmanlıklar 87 14, ailevi düşmanlıklar II 101 17, ağır husumetler II 85 10, bkz. cenk (certamen), ayrılık (dissensio), taarruz (incursus), çekişme (iurgium), nefret (odium), düşmanlık gütmek (exerceo), husumet bildirmek (indico) düşman (inimicus) 19 12, 149 9, 238 13, 276 5, II 7 2, 16 12, 28, 134 21, evlatların düşmanı 149 10, kardeşlerin ve ebeveynin düşmanı 246 10, gariplerin düşmanı II 36 5, sükunun ve barışın düşmanı II 297 9, baş düşman II 238 12, güçlü ve habis düşmanlar II 90 5, en büyük düşmanlar 111 9, kudretli düşmanlar 113 5, bkz. hararet (ardor), soy (gens), nevi (genus), yer (locus), nitelik (qualitas), ışınım (radiatio), ışın (radius), töz (substantia), şahitlik (testimonium), kalabalık (turba), dağıtmak (dissipo), kışkırtmak (excito), hücum etmek (impugno), yere sermek (prosterno), boyunduruk altına almak (subiugo), uyandırmak (suscito) haksız, adaletsiz (iniquus) 7 1, 8 22, 14, adaletsizce (inique) 10 25, öyle olması adaletsizceydi (inicum erat ut) 24 29 inisiyasyon yapmak, vakfetmek (initio) II 208 4, zihni ayinlere vakfetmek 88 21, II 207 4, 283 2, öğretilere inisiye etmek II 1 11, dinlere bağlamak 171 28, kutsal sırlara erdirmek 85 7, başlamak anlamında (= incipio) 53 11, 69 14 başlangıç (initium) 40 5, 62 5, 63 8, 65 17, 78 7, II 360 20, saadetin başlangıcı 182 26, II 41 27, 42 3, 43 11, 54 26, 142 6, çocukluğun başlangıcı 32 1, 8, kitabın girişi II 283 20, alemin başlangıcı II 313 19, işlerin başlangıcı II 42 1, yıldızların doğuşu 97 2, burçların başlangıcı 96 15, zamanların başlangıcı 75 3, 199 9, hastalığın başlangıcı II 254 14, hayatın başlangıcı 32 11, 94 21, II 6 20, yaşamanın başlangıcı 32 8, ilk başlangıçlar

SÖZCÜK DİZİNİ

...başlangıçlar arasında, başlangıç şuradandır, bakınız, kabul etmek (accipio), tayin edilmiş (constitutus), vermek (do), yapmak (facio), şereflendirmek (honesto), başlamak (inchoo), şekil vermek (informo), üstlenmek (suscipio) yüklemek (iniungo) haksızlık (iniuria), kocanın, evlilik yatağının, eşlerin, erkeğin, sık rastlanan, bakınız, tür (genus), sevk etmek (adduco), hükmetmek (decerno), hariç tutmak (excipio), uygulamak (inrogo), katlanmak (patior), tabi olmak (subiaceo), göğüs germek (sustineo) haksız, adaletsiz (iniustus), bakınız, eylem (actus), arzu (cupiditas) içeri kaymak (inlabor), bakınız, ekler (additamenta) zarar görmemiş (inlaesus) eklemleri taşlaştırmak (inlapido articulos) baştan çıkarıcılıklar, çekicilikler (inlecebrae), aşkın (veya aşkların), bedenlerin, şehvetlerin (aşırı), nutkun, gösterilerin, hazların, aralıksız, ılımlı, yozlaşmış, muhtelif, bakınız, ayrılmış (separatus), tutmak (capio), hükmetmek (decerno), kışkırtmak (exagito), yormak (fatigo), uğramak (incurro), beyan etmek (indico), kurtarmak (libero), dizginlemek (tempero) bozulmamış, lekesiz (inlibatus), bakınız, ruh (animus), sadakat (fides) kulakları ayartmak (inlicio aures) hukuka aykırı, yasak (inlicitus), bakınız, eylem (actus), sanat (ars), çiftleşme (coitus), cinsel temas (concubitus), arzu (cupiditas), şehvet (cupido), edebiyat (litterae), kutsal törenler (sacra), bağ (vinculum) aydınlatmak (inlumino) seçkin, meşhur (inlustris), bakınız, alametler (insignia), adam (vir), erdem (virtus) kir, sefalet (inluvies), kırkılmamış saçların, kasvetli kokunun, bakınız, buharlaşmak (evaporo), silip temizlemek (tergeo) lekelemek (inmaculo), bulaşma ile, bedeni izlerle korkunç, vahşi (inmanis), bakınız, suç, alçaklık (facinus), vahşet (feritas) olgunlaşmamış, vakitsiz (inmaturus), bakınız, geliş (adventus), yaş (aetas), düşüş (casus), son, ölüm (exitus), acele (festinatio), dışarı atmak (eicio) hatırlamayan, unutkan (inmemor) uçsuz bucaksız, ölçüsüz (inmensus), bakınız, acı (dolor), mutluluk (felicitas), hırsızlık (furtum), tehlike (periculum)

haksız yere (inmerito) tehdit etmek, üzerine sarkmak (inmineo), tehdit eden, bakınız, zirve (culmen), kötülük (malum), ölüm (mors), doğum (partus), tehlike (periculum), hüküm (sententia) azalmış, eksilmiş (inminutus), bakınız, ışık (lumen) içeri salmak (inmitto) tiranvari taşkınlıklar, ölçüsüzlükler (inmoderationes tyrannicae), bakınız, ekler aşırı, ölçüsüz (inmodicus), bakınız, ateş, hararet (ardor), arzu (cupiditas), cinnet (furor), dehşet (terror) kurban etmek (inmolo), tanrılara vakit geçirmek, oyalanmak (inmoror), eylemlerde, kavimler arasında, ticari işlerde, eserler üzerinde, bölgelerde, dönemlerde ölümsüz (inmortalis), bakınız, can (anima), ruh (animus), disiplin, öğreti (disciplina), konut (domicilium), ruhsat, serbestlik (licentia), düzen (ordo), töz (substantia) ruhun ölümsüzlüğü (inmortalitas animae), tanrısallığın ateşli ölümsüzlüğü, sürekliliğin ölümsüzlüğü, bakınız, yol (iter), süslemek (orno) hareketsiz, sarsılmaz (inmotus), bakınız, güç, metanet (robur) besinleri sağmak, akıtmak (inmulgeo alimenta) arzu sebebiyle murdar, kirli (inmundus cupiditate) değişmez (inmutabilis), bakınız, hareketlilik (agitatio), akıl, nizam (ratio) durumun başkalaşımı (inmutatio conditionis), burçların değişimi (inmutatio signorum) değişmemiş (inmutatus), bakınız, düzen (ordo) evleri değiştirmek (inmuto domus), sadakati değiştirmek, düzeni değiştirmek, usulü değiştirmek masum (innocens) masumiyet (innocentia), bakınız, şahitlik (testimonium) bilinmeyen, kayda geçmemiş (innotus) bulutlandırmak, karartmak (innubilo), çehreyi sayısız (innumerabilis), bakınız, zafer (victoria) hesapsız, pek çok (innumerus), bakınız, darlıklar, sıkıntılar (angustiae) sabırsız, tahammülsüz (inpatiens), cinsel temas hususunda, şehvet hususunda, gevezelikte, bakınız, hararet (ardor), arzu (cupiditas) sabırsızlık (inpatientia), bakınız, hararet (ardor) büyük engel (inpedimentum magnum), en büyük engel, bakınız, hükmetmek (decerno) engellemek (inpedio), fiilleri engellemek, ahlaksızlığı, dili, gözleri veya ışıkları, doğumu, sesin tınısını, kelimeleri, güçleri, beni, eylemlerde, zıtlıklarda, mevkilerde, takatsizliklerde, tuzaklarda, engellerde, dili tutulmuş, peltek, bakınız, dizin itmek, sevk etmek (inpello), zihni bir şeye, birleşmeye, cinsel ilişkiye, kusurlara harcamak, sarf etmek (inpendo) kusurlu, tamamlanmamış (inperfectus), bakınız, geride bırakmak (derelinquo), terk etmek (desero) tecrübesizlik, bilgisizlik (inperitia) acemi, tecrübesiz (inperitus), bakınız, kulak (auris), insan (homo) egzama, kabuklanma (inpetigo), sinsice ve hafifçe yayılan hücum etmek (inpeto) elde etmek, nail olmak (inpetro) suç isnat etmek (inpingo crimen), felaketleri veya zirveleri başa sarmak, tehlikeye sürüklemek, kusur yüklemek, beni ışınlara çarpmak, elleriyle çarpmak, bir şeye doğru, katillere doğru, gayrete doğru dinsiz, saygısız (inpius), bakınız, cürüm (scelus) yılları doldurmak (inpleo annos), dönemi veya çemberi tamamlamak, yaşam vazifesini tamamlamak, aralıkları doldurmak, vakitleri ikmal etmek, tamamlamak, ifa etmek (perficio) anlamında zihni meşgul etmek, dolamak (inplico animum), suçlamalarla sarmak,

eylemlere batmak, hastalıklarla sarılmak, aşklarla örülmek, felaketlere boğulmak, kazalara bulaşmak, davalar içine girmek, düşüncelere dalmak, karşıtlıklar içinde kalmak, arzulara sarılmak, borçlara batmak, güçlüklerle kuşatılmak, tehlikelere sürüklenmek, ayrılıklar ve nifaklarla dolanmak, acılarla kaplanmak, yanılgılara düşmek, faiz borcuna batmak, baskınlara uğramak, talihsizliklere dolanmak, pusulara düşmek, zahmetlerle kuşatılmak, tuzaklara yakalanmak, şehvetlere kapılmak, kötülüklere bulaşmak, ahlaka sarılmak, zorunluluklarla çevrilmek, meşgale ile bağlanmak, işlerle dolanmak, vazifelerle yüklenmek, tehlikelere sürüklenmek, ayaklanmalar içine girmek, endişelerle sarmalanmak, gayretlerle örülmek, masraflara boğulmak, bedensel zafiyetlere düşmek, zorbalıklarla karşılaşmak, kusurlara batmak, hazlara kapılmak yalvarmak (inploro), yakarışlarla yükseklik veya fazlalık bindirmek (inpono cumulum), zararlar vermek, güçlükler dayatmak, tehlike arz etmek, keder yüklemek, yoksulluğa maruz bırakmak, boyunduruk vurmak, leke sürmek, görev yüklemek, zorunluluklar getirmek, yük bindirmek, ağırlık koymak...

ikrar, kölelik, kaygı, sefalet

uygunsuz, bkz, cömertlik; sahtekâr; iktidarsızlık, bkz, ahlaksızlık; üstün gelinemez; öncelikle, bkz, birinci; ahlaksızlık (inprobitas), hasımların ahlaksızlığı, Mars’ın hırsı, ev halkının ahlaksızlığı, talihsizliğin ahlaksızlığı, uğursuzlukların ahlaksızlığı, iktidarsızlığın ahlaksızlığı, kötülüğün ahlaksızlığı, kötücül yıldızların ahlaksızlığı, kötülüklerin ahlaksızlığı, kusurların ahlaksızlığı, zararlı ahlaksızlık, bkz, engellemek, yatıştırmak, değiştirmek, yasaklamak, üstün gelmek, gizlemek, ılımlaştırmak; ayıplamak, reddetmek

ahlaksız (inprobus), bkz, insan, irade

tedbirsiz; beklenmedik, bkz, güç; yüzsüz (inpudens), yüzsüzce; yüzsüzlük; iffetsizlik, bkz, murdarlık; iffetsiz (inpudicus), bkz, cinsi münasebet, murdarlık, leke, şehvet; murdar; iffetsizce

hücum etmek (inpugno), gözlerin keskinliğine perde inmesiyle hücum etmek, eylemlere karşıtlıkla hücum etmek, işitmeye hücum etmek, berraklığa hücum etmek, düşüncelere hücum etmek, bedene hücum etmek, hamleye hücum etmek, düşmanlara hücum etmek, gözlere hücum etmek, saflara ve adağa hücum etmek, ilme hücum etmek, kuvvetlere hücum etmek, alçakgönüllülükle hücum etmek, çatırtıyla hücum etmek

cürüm dürtüsü

cezasızca

murdarlık (inpuritas), iffetsizliğin murdarlığı, gizli şehvetlerin murdarlığı, iğrenç murdarlık, iffetsiz murdarlık, bkz, leke, şehvet, kusur; hükmetmek, kirletmek, ayırmak

murdar (inpurus), ağzı murdar, murdar ve iffetsiz, murdar ve şehvet düşkünü, bkz, düşünce, cinsi münasebet, arzu, cürüm, şehvet, nesne, burç, kusur; murdarca

huzursuz etmek

huzursuz

lekelenmiş, bkz, ağız

araştırmak (inquiro), etkinliği araştırmak, gayretle araştırmak

araştırma (inquisitio), güç araştırma, gayretli araştırma, pek kolay ve pek hakiki araştırma, apaçık araştırma, uykusuz araştırma, basiretli araştırma, keskin kavrayışlı araştırma, gizli araştırma, maharetli araştırma, incelikli araştırma, hakiki araştırma, bkz, tanım, akıl yürütme; fark etmek, toplamak, derinlemesine araştırmak, takip etmek, etraflıca ele almak, işlemek

dedi

dinsiz (inreligiosus), bkz, savunma, söz

sessizce sokulmak

kusursuz

sıhhati tazelemek

sulak, bkz, ova

tehlikelere sürüklemek, haksızlık etmek, hastalıklara yol açmak

delilik (insania), cinnet deliliği, ağır delilik, babayı katletme deliliği, bkz, tehlike, cinnet, musibet, hastalık, kusur; hükmetmek, telef olmak, saldırganlaşmak, kalkışmak

deliren, bkz, ahali

deli (insanus), zihnen deli, bkz, arzu, cinnet

bilgisizlik (inscientia)

cehalet (inscitia)

defnedilmemiş, bkz, fırlatıp atmak

takip etmek (insequor), eylemleri takip etmek, hasımları takip etmek, mirası arzularla takip etmek, ardışıklıklarla takip etmek, isyan ile takip etmek

filiz aşılamak

tuzaklar (insidiae), insanların tuzakları, aralıksız tuzaklar, sık tekrarlanan tuzaklar, hane içi tuzaklar, en büyük tuzaklar, türlü tuzaklar, bkz, soy; arzu duymak, tertip etmek, hükmetmek, başına gelmek, yöneltmek, bulaştırmak, parçalamak, ezmek, hazırlamak, maruz kalmak

uykuya pusu kurmak

bir mekâna yerleşmek

seçkin, meşhur (insignis), bkz, yara izi, serbestlik, zafer alayı, kusur; nişanlar, alametler (insignia), sanatların nişanları, nüfuzun nişanları, mülklerin nişanları, konsüllüğün nişanları, taçların nişanları, diktatörlüğün nişanları, mevki ve itibarın nişanları, tanrısallığın nişanları, zenginliklerin ve hür doğmuşluğun nişanları, hâkimiyet alametlerinin nişanları, bahtiyarlığın nişanları, talihin nişanları, şanın nişanları, dürüstlüğün nişanları, makamın nişanları, talimin nişanları, soyluluğun nişanları, kudretin nişanları, iktidarın nişanları, terfinin nişanları, itidalin nişanları, heykellerin nişanları, hayatın nişanları; berrak nişanlar, şöhretli nişanlar, kutlu nişanlar, şanlı nişanlar, sınırsız nişanlar, parlak nişanlar, lekesiz nişanlar, pek büyük nişanlar, hükümdarlık nişanları, bkz, kabul etmek, bahşetmek, karşılaştırmak, nail olmak, yığmak, zayıflatmak, hükmetmek, vermek, yüceltmek, ihsan etmek, eksiltmek, değiştirmek, tezyin etmek, yeğlemek, geri getirmek, hak iddia etmek

telkin (insinuatio), sadakatin bozulmamış telkini, kötü telkin, bkz, haset, tehlike; tavsiye etmek

telkin etmek, aşılamak (insinuo), sanatları aşılamak, disiplini aşılamak, öğretileri aşılamak, şöhreti aşılamak, ilmi aşılamak, sırları telkin etmek, sesi duyurmak; imparatorlara telkin etmek, ahaliye telkin etmek, krallara telkin etmek, kudretli kimselere telkin etmek; tavsiye ile telkin etmek, liyakat ile telkin etmek, söylentilerle telkin etmek, şahitlikle telkin etmek; bir şeye doğru yönelmek; fena halde aşılamak

beklenmedik, bkz, zenginlikler, ölüm, tehlike

incelemek, temaşa etmek (inspicio), şartları incelemek, karışımları incelemek, bedeni incelemek, doğum haritasını (genitura) incelemek, mevkiyi incelemek, mizaçları incelemek, payı incelemek, güçleri incelemek, ışınımı incelemek, ortaklığı incelemek, cevheri incelemek

SÖZCÜK DİZİNİ

özenle (diligenter), bakınız borçlu olmak (debeo). zihnin ilahi esini (inspiratio divina mentis), dehanın ilahi esini (divina ingenii), ilahi esin, bakınız biçimlendirmek (formo), ayakta tutmak (sustento). esinlemek (inspiro), dehayı esinlemek. kararsız (instabilis), arzularda kararsız, hafiflik sebebiyle, hakkında, bakınız kolaylık (facilitas), evlilikler (nuptiae), değişkenlik (varietas). yakın, bastıran (instans), bakınız mahvoluş (exitium), tehlike (periculum), dindarlık (religio). zihnin ilahi teşviki (instigatio divina mentis), bakınız etraflıca öğrenmek (perdisco). sevgi dürtüsü (instinctus amoris), ruhun dürtüsü (instinctus animi), hırsın dürtüsü, tanrısallığın önceden sezdiren dürtüsü, öfkenin dürtüsü, vakarın dürtüsü, şehvetin dürtüsü, zihnin dürtüsü, açgözlü, ağırbaşlı, gizli, kötü niyetli, günahkâr, değişken dürtü. öğretmek, tesis etmek (instituo = doceo), zihni eğitmek, öğretilerle eğitmek, fiilleri düzenlemek, bakınız borçlu olmak (debeo). öğreti, kurum (institutio), öğretinin kusursuz bütünü, hitabetin öğretisi, semavi öğretiler, ilahi öğreti, yetkin, ilk öğreti, bakınız başlangıç (exordium), alametler (insignia), tercüman (interpres), kitap (liber), üstatlık (magisterium), görev (officium), düzen (ordo), sır (secretum), düzenlemek (conpono), eğitmek (erudio), biçimlendirmek (formo). kural, ilke, adet (institutum), sanatın kuralı, görevin kuralı, çeşitli ilkeler, bakınız sanat (ars), vazgeçmek (decido), terk etmek (desero), taklit etmek (imitor). çalışma gayreti hazırlığı (instructio studii). kamusal veya mali belgeler (instrumenta publica vel fiscalia), savaş için gerekli donanımlar, bakınız bekçi (custos), iş (negotium), yönetici (praepositus), inanmak (credo).

donatmak, düzenlemek, öğretmek (instruo), zihni donatmak, aklı örnekle tanzim etmek, tahminle donatmak, ışınımlarla (radiationibus) donatmak, göreve hazırlamak, beni hazırlamak, bakınız borçlu olmak (debeo), hesap veya sayımla donatılmış, zenginliklerle donatılmış, hilelerle donatılmış, kötülükle donatılmış. ada (insula). başkaldırmak, yükselmek (insurgo). tam, bozulmamış, yetkin (integer), bütün, hep, bakınız duygu (adfectus), sevgi (amor), ruh (animus), bağ (conpago), tesir (efficacia), kader (fatum), inanç (fides), biçim (forma), temel (fundamentum), gnomon, alametler (insignia), öğreti (institutio), hüküm (iudicatio), yakınlık (necessitudo), sayı (numerus), süs (ornamentum), sığınak (praesidium), hazne (receptaculum), bilgi (scientia), benzerlik (similitudo), aralık (spatium), suret (species), töz (substantia), toplam (summa), kuvvetler (vires), yaşam (vita), iffetli (pudicus), tam ve dürüstçe (integre). ahlakın bozulmamışlığı (integritas morum). anlamak, kavramak (intellego), daha kolay kavramak, daha açık biçimde kavramak. denenmemiş, el değmemiş (intemptatus). niyet, dikkat, yönelim (intentio), zihnin dikkati, astrolojik tesirlerin (apotelesmata) kastı, tahminin gayesi, zihnin körelmiş dikkati, soru soranların niyeti, söylemin maksadı, endişenin dikkati, keskin niyet, bakınız aktarmak (transfero). dikkat kesilmiş, gayretli (intentus), bakınız ruh (animus). arasında (inter), bakınız diğerleri (ceteri). kesilme, engellenme (interceptio), sürekli kesilme, bakınız eksilmek (deficio). aracılık, şefaat (intercessio), bakınız savunma (defensio), ödemek (dependo), düzenlemek (dispono). zahireyi kesmek, el koymak (intercipio annonam). bazen, ara sıra (interdum). karısını ve oğullarını katleden (interemptor uxoris et filiorum). ölmek, yok olmak (intereo), hastalıklardan ölmek, feci şartlar yüzünden ölmek, acı sonla ölmek, kılıçla ölmek, ölüm veya ölümlerle yok olmak, kaçınılmaz dertlerle ölmek, zehirle ölmek, suda yahut vücut sıvılarından ölmek, vahşi bir ölümle can vermek (biothanatus), dizanteriden ölmek. katil (interfector), eşlerin kötü katili. öldürmek, katletmek (interficio), kardeşleri katletmek, kocayı öldürmek, babaları yahut anneleri öldürmek, kadını öldürmek, karısını katletmek, kendini öldürmek. araya girmiş, bakınız aralık (spatium). bu arada, geçici olarak (interim). ortadan kaldırmak, öldürmek (interimo), ebeveyni öldürmek, feci bir sonla ortadan kaldırmak. kesinti, ara (intermissio), fasılasız (sine intermissione). rahatsız etme, müdahale (interpellatio), habis ruhun (daemon) sürekli tacizi, pek çok taciz, bakınız hükmetmek (decerno), kapıyı çalmak, dürtmek (pulso). tercüman, yorumcu (interpres), tıp sanatının uygulayıcısı, şiirin ilahi yorumcusu, tanrıların tercümanı, öğretinin yorumcusu, imparatorların yahut yargıçların sözcüsü, kuralların yorumcusu, hukukun yorumcusu, kanunların tercümanı, edebiyatın ve yazıların açıklayıcısı, işlerin aracısı, kralların tercümanı, ilahi rüya tabircisi, gerçek tabirci. yorumlama, tefsir (interpretatio), astrolojik tesirlerin özel yorumu, tahminin ilahi tefsiri, kitapların şerhi, söylemin tefsiri, yabancı gök kürenin (sphaera barbarica) yorumlanması, kelimelerin izahı, en kısa tefsir, son derece özenli izah, apaçık yorum, karanlık tefsir, gayretli şerh, ince izah, en doğru tefsir, bakınız düzen (ordo), düzenlemek (conpono), açıklamak (explico), bildirmek (intimo), işaret etmek (signo), aktarmak (transfero). yıldızların hareketlerini yorumlamak (interpretator cursus siderum). sormak, sorgulamak (interrogo), bakınız cevap vermek (respondeo). arasında bulunmak, iştirak etmek (intersum). araya girmek, vuku bulmak (intervenio). tıbbın müdahalesi (interventus medicinae), ölümün araya girmesi. dahili, içsel (intestinus), bakınız iç savaş (bellum intestinum), bağırsaklar, iç organlar (intestina), bakınız keder, ağrı (dolor). bildirmek, duyurmak, açıklamak (intimo), dini törenleri bildirmek, kuramları açıklamak, öğretiyi aktarmak, tesirleri bildirmek, tefsiri duyurmak, bilgiyi öğretmek, sırları bildirmek, hükümleri aktarmak, dizeler vasıtasıyla aktarmak, ihtarlarla açıklamak, şerhlerle izah etmek, tefsirlerle öğretmek, üstatlıklarla talim etmek, vahiylerle bildirmek, kısaca açıklamak, daha açık biçimde beyan etmek, derece derece bildirmek, özel olarak bildirmek, bakınız özen göstermek (curo), borçlu olmak (debeo), herkese bildirilmiş. tıraş edilmemiş (intonsus), bakınız saç (crinis), pasak (inluvies), kir (sordes). içinde, dahilinde (intra). korkusuz (intrepidus). içeriden, iç taraftan (intrinsecus). içeriye girmek (intro), yılları tamamlamak, yerlere girmek, aralıklara girmek, vakitlere girmek, bir burca girmek. zindana atmak (intrudo in carcerem). gökyüzünü seyretmek, göğe bakmak (intueor caelum), bakınız [okunamadı].

IV. KELİME DİZİNİ

tanrıların fikrini 155 25 yıldızı 260 4, ışın saçımlarıyla 205 20 254 4 birlikteliklerle II 122 12, özenle II 284 18, bkz. debeo intumesco salgılarla şişmek II 320 13 inumbratio açık siyah rengin gölgelenmesi 36 29 inundatio sel basması II 137 3, suların taşması II 106 22 salgıların (bozulup) taşması 96 5 inundo eklentilerle taşmak 198 12 yağmurlarla boğulmak 35 4 inustus dağlanmış 35 28 inutilis yararsız 11 46 12 invalidus güçsüz 116 29 132 5, yaşın ve ihtiyarlığın zayıflattığı 32 26, bkz. vires invenio bulmak 12 15 142 2 8 13 14, 62 18 28 63 21 644 16 65 6 70 15 73 2 76 11 13 77 8 81 3 ve diğerleri, kaderleri II 1 14 cürümleri 95 18 yolu II 282 16 kazançları 223 1 önderliği 229 19 dinleri II 208 7 emanet edilmiş ve gizlenmiş şeyleri 226 4 ömür süresini 258 14 defineleri 107 9, özenle 134 25, bilhassa 277 17 invenior bulunmak 45 27 46 25 56 14 58 26 ve diğerleri, (eğer yıldız vb.) bulunmuşsa yüzlerce kez, bkz. debeo inventio buluş 178 30 inventor baharatların mucidi 220 26 sanatların 144 5 (hesap yahut müzik yahut işaretler ya da) harflerin 161 3 170 25 218 28 renklerin 148 22 çiçeklerin ve taçların II 304 23 cürümlerin 119 12 179 7 kanunların 182 1 madenlerin II 8 14 8 müzik makamlarının 186 3 işlerin 163 23 boyaların 143 29 184 15 en mühim meselelerin 170 18 hikmetin investigatio sanatların araştırılması 1 1 24 I keskin bir zihnin II 8 8 hünerin sagax ferasetli 278 12, aralıksız II 10 20, bkz. adorno colligo perquiro investigo akıl yoluyla araştırmak 238 22 invicem karşılıklı olarak 116 7 12 7 80 5 84 12 179 19 197 31 240 6 II 69 3 86 9 ve diğerleri.

invictus yenilmez 248 1 II 11 11, mücadelelerde 177 2, bkz. athleta cervix imperator liberi licentia invideo haset etmek 116 2, bkz. studium invidia haset 20 1 140 13, suçlamanın hasedi II 6 6 ithamın II 308 28 merhametsizliğin 11 23 15 ihbarın 21 3 cürümlerin II 262 12 talihin 21 10 23 3 sinsice sokulmanın II 73 12 kötülüklerin 88 29 yıldızların 141 17, aralıksız II 34 24 koyu 196 4 ağır II 177 27 II 299 9 306 1 gizli II 8 6 73 12 büyük 146 6 pek büyük 128 4 II 97 24 halktan gelen 252 29, hasetsiz 273 22, bkz. crimen labes laqueus livor onus reprehensio stridor tempestas, bir kenara bırakılmış, tahrik etmek körüklemek hüküm vermek azat etmek defetmek maruz kalmak sakınmak invidus hasetçi 99 1 169 12 II 342 29, bkz. ardor cupiditas radiatio stridor taciturnitas invigilo gayretle sabahlamak II 105 13 invito gönülleri celbetmek 5 16, cinsel birleşmeye çağırmak II 174 10 yatağa çağırmak II 174 2 ortaklığa davet etmek II 140 1 invitus gönülsüz 32 26 invoco tanrılara yakarmak 8 11 18 10 ilahi kudrete involvo dolambaçlara sarmak 264 18 II 17 229 27 işlere bulaştırmak II 331 29 karanlıklara gömmek 271 1 kedere boğmak II 106 6 kusurlarla sarmak 178 22, involutus sarılmış, bkz. confusio coniunctio (karşılaştırınız dizin III) iocularis bkz. decretum ipse bizzat, kendisi, yüzlerce kez, ve kendisi 17 19 40 14 45 3 81 15 ve diğerleri. ira öfke II 21 15 tanrıların gazabı 10 28 188 21 önderin öfkesi II 322 15 kralın öfkesi II 232 18 345 1 359 11, bkz. continuo persevero profero iracundus öfkeli 11 12 16 36 5 303 9 irascor şiddetle öfkelenmek II 7 13 iratus bkz. numen irr . . . bkz. inr . . . is o, pek sık, id est yani, şu demektir ki 66 14 27 24 1 25 4 26 45 26 50 10 52 1 54 9 56 17 57 24 ve diğerleri. iste bu, yüzlerce kez, bkz. Moore s. 14 ita öylece 6 20 45 26, şu şartla ki 35 21 ita . . . tamquam tıpkı . . . gibi 40 9 ita . . . ut öyle ki . . . 72 18, sıfatların yanında 16 11 118 19 3, bkz. dico itaque cümlenin ilk kelimesi olarak bir kez (88 26), ikinci kelimesi olarak yüzlerce kez (114 3 16 26 41 17 28 42 14 43 21 49 11 ve diğerleri.) iter yol 259 23 II 298 11, mutluluk yolu II 47 3 ölümsüzlüğün bozulmamış yolu II 282 16 deniz yolu 12 2 hayatın doğru yolu 94 29 II 179 27 (107 5 II 282 16), bilinmeyen 14 20 uçsuz bucaksız yollar II 326 21 uzun 1 11, bkz. facio ingredior invenio nescio iterum tekrar II 18 10 88 22 51 8, tekrar tekrar 278 2 itidem aynı şekilde II 358 4 iuba Leonis Aslan’ın yelesi II 172 28 iubeo emretmek 8 28 160 9 181 25 222 7 12, bkz. officium potestas votum iudex yargıç 10 27 125 2 187 12 198 18 212 9 II 121 18 336 11 24, davaların yargıcı 226 1, meşhur 180 5 pek ulu 118 17 180 27 II 316 11 kudretli 130 27 156 20 II 316 11, bkz. adsessor amicitia amicus animadversio eversor interpres iussus nuntius praepositus scriba sententia iudicatio hüküm verme 189 4, tam ve lekesiz II 78 16 iudicium hüküm, yargı 4 1 20 26 ve diğerleri, sevginin temellenmiş ve pekişmiş hükmü II 13 19 zihnin yargısı 9 8 kulakların 10 22 şarkı söyleyenlerin 218 25 222 14 en yüce tanrının 38 24 86 17 insanların ve tanrıların 21 23 şöhretin II 59 18 kaderin 32 12 talihin 29 17 34 7 imparatorun II 258 25 268 26 aklın (sebatkâr) hükmü 89 3 II 34 5 91 19 kadının II 137 21 soyluluğun dillere destan hükmü 26 15 gözlerin 4 20 16 4 herkesin 26 24 cihanın (orbis) 249 8 II 62 25 halkların II 82 10 33 17 gelecek nesillerin II 24 18 eyaletlerin II 78 14 basiretin en bilgece hükümleri 4 7 hakiki aklın 34 4 hitabetin II 59 3 9 yıldızların (ateşli) hükmü 7 17 24 28 hakikatin makul hükmü 31 1, iyi 213 27 beşeri ve ilahi 28 12 doğru ve sadık 237 25 pek büyük 263 20 inatçı II 91 19 halkın verdiği II 172 12 324 25 umumi 224 26 II 111 13 310 7 333 14 340 13 doğru 31 1 244 24 25 II 11 18 25 4 59 19 hükümdara yaraşır II 76 24 hürmete layık 3 24, bkz. dispositio metus ratio, bağlamak havale etmek onaylamak inanmak karara bağlamak icra etmek karşı koymak bezemek sürüklemek meşgul olmak iudico hükmetmek, yargılamak 18 4 15 10 29 118 15 21 28 9 53 7 9 II 316 5, kararlar hakkında hüküm vermek II 336 13 340 14 347 7 348 16, iudicans yargılayan, bkz. animadversio auris potestas sententia iugulo hısımların boğazını kesmek 227 6, ölümle 11 iugulum bkz. persequor iugum esaretin (ağır) boyunduruğu 37 31 II 153 23 Terazi’nin boyunduruğu II 290 18 19 köleliğin II 102 23, açık boyunduruklar 8 13, bkz. accipio inpono iumentum bkz. amator cultor stabulum iungo kendini bağlamak 14 5 108 13 135 13 hısımları kendine bağlamak 205 13 vicdanı birleştirmek 206 26 ortaklık kurmak II 58 7 111 12 soğuğu katmak II 115 15 fikirleri birleştirmek II 133 3 kız kardeşleri erkek kardeşlerle evlendirmek II 145 28, başkalarına bağlanmak II 42 7 (55 2) metreslerle yahut üvey annelerle birleşmek II 142 18 cürümlere bulaşmak II 111 11 eşkıyalarla ortaklık kurmak II 63 28 babaya yahut üvey babaya bağlanmak II 140 3 krallarla dostluk kurmak II 325 20 cemiyete katılmak 211 17 II 277 28 yıldızlara kavuşmak 200 1 cengaver kadınlarla birleşmek 178 21, efeminelerle II 244 11, cinsel ilişkiyle II 159 19 kavuşumla (coniunctio) II 170 24 çiftleşmelerle II 127 10 soy bağıyla 116 11 dostluk hatırına II 47 21 evliliklerle 152 3 tanışıklıkla

DİZİN (INDEX VERBORUM)

kudretinde, ışınımıyla (radiatio), akıl/hesap ile, ortaklıkla, bağ ile, on iki kez, birleşmiş (iunctus), kavgacı (iurgiosus), kavga/çekişme (iurgium), davaların yeni ve duyulmamış olanı, çekişmelerin gizli olanı, anlaşmazlık kavgası, öfke kavgası, düşmanlık kavgası, husumet kavgası, acı, ebedi, başkasına ait, ağır, kışkırtmak, ayrılığa düşmek, icra etmek, bildirmek, üzerine salmak, hazırlamak. Kavga etmek (iurgo), eşlerle çekişerek. Hukuk adamı (iuridicus). Hak, hukuk (ius), dostluk hakkı, kira/iltizam hakkı, ilahiyat hakkı, kılıç hakkı, evlilik hakkı, dinlerin/ibadetlerin hakkı, başkasına ait hak, ehil/uzman, bağlamak, hükmetmek, icra etmek, sahip olmak, iade etmek, buyurmak, takip etmek, korumak, yemin (ius iurandum), anlaşmak, talep etmek. Emir, buyruk (iussio), kudretin buyruğu, korumak. Emriyle (iussu), komutanların, imparatorun, yargıçların, önderlerin, kralın, hükümdarın. Adalet (iustitia), eşsiz adalet. Adil, haklı (iustus), en büyük, sürekli, dindar, kendine has/özgü, ebedi, çeşitli, haklı olarak (iuste). Genç adam (iuvenis), yabancı, yoksul, layık olmayan. Gençlik (iuventus), ilk gençlik. Sarsmak, yıkmak (labefacto), mirası, mal varlığını, öz varlığı. Leke, kusur, düşkünlük (labes), bedenin lekesi, alçaklıkların lekesi, lekelenmenin lekesi, talihsizliklerin lekesi, murdarlığın lekesi, hasedin acı lekesi, şehvetlerin hayasız lekesi, lekelerin cerahat bağlamış olanı, kötülüğün lekesi, mirasın ziyanı, saçıp savurmanın lekesi, kusurların lekesi, sınırlandırmak, hükmetmek, kirletmek, kamuya geçirmek, vurmak, arındırmak, yatıştırmak. Düşüş, kayma (labor), yüksekten, yüksek bir yerden, gökten, uçurumlardan, kayarak düşen. Emek, zahmet, meşakkat (labor), hastalığın zahmeti, zihnin uykusuz emeği, bedenlerin zahmeti, işin zahmeti, yazma emeği, aralıksız, başkasına ait, gündelik, büyük, en büyük, sürekli, ebedi, çeşitli, kendini vermiş, batmış, girişmek, uygulamak, hazırlamak, hükmetmek, bastırmak, yıpratmak, yormak, bildirmek, bulaştırmak, kurtarmak, ezmek, boyun eğdirmek, taşımak/katlanmak, meşgul olmak. Zahmetli, meşakkatli (laboriosus). Zahmet çekmek, mustarip olmak, hastalanmak (laboro), hastalıktan, çıbanlardan/yaralardan, sıkıntılardan, akından, lekelerden/kötü şöhretten, talihsizliklerden, tehlikelerden, illetten/kusurdan, mustarip olan. Dudak, kenar (labrum), Koç burcunun kenarı, Boğa burcunun kenarı. Parçalanma, hırpalanma (laceratio), bedenin parçalanması, demirin hırpalaması, mirasların dağıtılması, aralıksız, ağlatıcı, acıklı, sefil, saçılmış, çeşitli. Parçalamak, hırpalamak (lacero), uzuvları, mirası, davarı, iç organları, insanları, kırbaçlarla, ellerle parçalanmak, ısırıklarla, ölümle, işkencelerle, yırtıcı hayvanlar tarafından, köpekler tarafından, vahşi hayvanlar tarafından, balık tarafından. Gözyaşı (lacrima). Samanyolu (orbis lacteus). Çukur, boşluk (lacuna). Göl, havuz (lacus). İbadetleri/kutsalları çiğnemek, zedelemek (laedo). Neşelendirmek (laetifico). Neşe, sevinç (laetitia), mutluluk sevinci, hazların sevinci, lütfun sevinci, berraklığın dingin sevinci, zarafetin sevinci, hayatın en büyük sevinci, büyük, kendini vermiş, uyarlamak, sunmak, erişmek, hükmetmek, bildirmek, bağışlamak. Sevinmek (laetor), zevkle, mutlulukla, artışlarla, yaşlılıkla, zürriyetle. Neşeli, sevinçli, bereketli (laetus). Sol (laevus), sol taraf, sol kısım. Feryat, ağıt (lamentatio). Yün (lana). Yüncü, yün işçisi (lanarius). Mızraklı (lanceatus). Güçten düşen (languens), güçten düşen beden. Güçten düşmek, takatsiz kalmak (languesco), yorgunluktan. Halsiz, dermansız (languidus), zihnen ve bedenen, Venüs'e karşı, zayıf zihin, halsiz beden, sönük göz, uyuşmuş duyu, tükenmiş kuvvetler. Halsizlik, dermansızlık, maraz (languor veya langor), hummaların acı dermansızlığı, yoksunluğun/evlatsızlığın marazı, aralıksız, ağır.

en büyük, kusurlu, bakınız aralıksız devam etme, elverişsiz durum, kusur, yormak, işaret etmek, üzerine yüklemek, engel olmak. parçalamak, eşi parçalamak, davarı parçalamak, vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak parçalanmak, köpekler tarafından, kederler vasıtasıyla, tuzaklar vasıtasıyla. taş yontucusu, taş ustası. kıymetli taş, bakınız aşınmış, sanat, kaşif. göğün alçalması, kayması, baş aşağı düşüş. felaket tuzağı, haset tuzağı, kusurlu şehvetlerin tuzağı, sefaletlerin tuzağı, en büyük tehlikelerin tuzağı, kölece tuzaklar, yeryüzünün kirli tuzakları, bakınız soyunmak, dolamak, koparmak, çözmek, asmak. baba ocağı tanrıları (lares paterni), ataların koruyucu ruhları (lares patrii), bakınız terk etmek. bolca bağışlamak, bahşetmek, cömertçe vermek, ömür bahşetmek, sevgiler, sanatlar bahşetmek, artışlar, çoğalmalar bahşetmek. iyilikler, çelenkler, zenginlikler, hâkimiyetler, ihsanlar bahşetmek, sonuçlar, imkân bahşetmek, şan, itibar, miraslar bahşetmek, saygınlıklar, onurlar, kudretler, artışlar, zihni kabiliyet, alametler, nişaneler, dinlenme, sıhhat, neşe, hayat düzeni bahşetmek, serbestlik bahşetmek, kazançlar, tanışıklıklar, vazifeler, zafer hurmaları, kudret ve yetki bahşetmek. korumalar, makam yükselmeleri, genişlikler, destekler, varlık bahşetmek, hazineler, eşler bahşetmek. başkasına ait cömertlik, imparatorluk bağışı. cömert, bol. Asya usulü zevk düşkünlüğü, bakınız düzeltmek. zevk düşkünü, azgın, bakınız arzu, sarhoşluk, mizaç, ışıma, haz. yırtıcı hayvanların gizli inleri. gizlenmek, saklanmak, gizli olan, bakınız zina, hastalık, zihin, efemine kişi, beden, arzu, keder, tesir, adam öldürme, kötü şöhret, sevk, haset, ağız kavgası, gizli sığınak, yer, akıl, sır, hazine, damar, kusur, kıskançlık, gizlice. saklanmak, gizlenmek. kanun koyucu. köpeklerin havlaması, bakınız taklit etmek. hela, abdesthane, bakınız temizlemek, arındırmak. haydut, eşkıya, çapulcu, bakınız önder, el, kılıç ucu, yataklık eden, cürüm, suç ortağı, yakalamak, birleşmek. haydutluk, eşkıyalık, bakınız icra etmek. haydutluk yapmak, eşkıyalık yapmak, haydutluk eden, bakınız el. [okunamadı]. yan, kenar, kol, Koç burcunun kolu, Oğlak burcunun kenarı, Ay'ın kenarı, karenin kenarı, burcun kenarı, üçgenin kenarı, sağ kenar, sol kenar, altıgen, kare, her iki kenar, tüm kenarlardan, bakınız kusur, yapışmak, bağlanmak, sahip olmak, bakmak. geniş, en, bakınız beden, mülkiyet, genişlemesine, enlemesine. övmek, takdirle övmek. zafer defnesi. övgü, sena, tanrıların övgüsü, şanın övgüsü, bakınız fayda, parlaklık, erişmek, dile getirmek, terennüm etmek. gevşetmek, salmak. okuma, kitapların okunması, durmaksızın devam eden okuma, bakınız üstatlık, hafıza, reddetmek. kötü niyetli okuyucu. yatak, bakınız şehvet. elçilik, vatanın elçiliği, aralıksız elçilik görevi, pek parlak elçilik, bakınız mevki, vazife, inanmak, icra etmek. elçi, sefir, bakınız göndermek. büyük lejyonlar, bakınız komutan, tribün. meşru, hukuki, kanuna uygun, bakınız tahkikat. okumak, toplamak, şiirler okumak, kitaplar okumak, sünger toplamak. muhabbet tellalı, pezevenk, kadın pazarlayıcısı, bakınız kiraya vermek. güzellik tellallığı, cilve, cazibe, bakınız bezemek. ağır, yavaş, uyuşuk. aslan. nükteli, zarif. acı sözün nüktesi, zarafeti, bakınız dolu, dokunmak. cüzzam, lepra, bakınız yara. tavşan, bakınız yakalamak. hafif, bakınız zihin, kaynaşma, haberci, teselli, şahitlik, hafifçe, bakınız dokunmak, ele almak, görmek. hafiflik, hoppalık, beden hafifliği, zihin hafifliği, kolay oynaklık, dizginsiz hafiflik, bakınız yanılgı, kararsız. suları yükseltmek, yukarı kaldırmak, daha yükseğe kaldırmak. kanun, gereklilik kanunu, kaderlerin kanunu ve gerekliliği, yıldızların kanunu, Porcia ve Sempronia kanunları, beşerî ve ilahî kanun, kader kanunu, bozulmamış kanunlar, bakınız düzen, yorumcu, kanun koyucu, zorunluluk, başa getirilmiş, uymak, ilan etmek, tabi olmak. küçük kitap, risale. memnuniyetle, seve seve, daha büyük bir memnuniyetle. kitap, yedi kitap, birinci kitap, ikinci kitap, yani talimat kitabı, üçüncü kitap, dördüncü kitap, beşinci kitap, altıncı kitap, yedinci kitap, sekizinci kitap, en son yani sekizinci kitap, astrolojik hükümler (apotelesmata) kitabı, astroloji bilimi (mathesis) kitabı, sonraki kitaplar, önceki kitaplar, On Bin Doğum Haritası (Myriogenesis) kitabı, kadim kitaplar, müstakil kitap, bakınız zanaat, tamamlayıcı, gövde, son, başlangıç, tefsir, okuma, bölüm, ilke, sır, sınır, kabul etmek, tamamlamak, telif etmek, muhafaza etmek, açıklamak, özümsemek, emanet etmek, yazmak. hür, serbest, bağımsız, bakınız muhafaza, savunucu, ziynet, kudret, ritim, söylem. çocuklar, evlatlar, en yenilmez Konstantinos'un çocukları, çocuksuz. hür insana yakışır, cömert, asil, bakınız zihin, sanat, liyakat, cömertlik, haddinden fazla cömertlik, bakınız sebat. kurtarmak, azat etmek, serbest bırakmak, şehirleri kuşatmalardan kurtarmak, vatanı kurtarmak, hastalıktan kurtarmak, darlıklardan, cezalardan, felaketlerden, esaretten, ithamlardan, mahkûmiyetlerden, badirelerden, tehlikelerden, yanılgıdan, sürgünden kurtarmak, hücumdan, akından, uğursuzluklardan, baştan çıkarmalardan, hasetten, zahmetlerden, kötülükten, korkudan, çaresizliklerden, tehlikelerden kurtarmak.

DÖRDÜNCÜ KISIM, SÖZCÜK DİZİNİ (INDEX VERBORUM)

Işınlardan, ortaklıktan, kaygılardan, kusurlardan, koruma ile, hürriyet (libertas), endişesiz, bkz. yetke, onur, vazife, mükâfat, koruma, elde etmek, geri vermek, aktarmak. Hoşa gitmek (libet). Şehvet düşkünü (libidinosus), cinsel birleşmede, bkz. eylem, arzu, işaret, alçaklık, erkek fatma, haz, rezil, murdar, şehvet (libido), bedenin, oburluğun ve karnın, murdarlığın, yatağın, başkasına ait, zapt edilmez, murdar ve iffetsiz, sefil, kadınlara özgü, yüz kızartıcı, şehvani, kusurlu, bkz. aşk, cesaret, ihtiras, cinsel ilişki, düşüp kalkma, arzu, cürüm, cinnet, ayartmalar, murdarlık, sevk, leke, tuzak, yer, leke, hizmetkâr, ticaret, aracı, dürtü, gayret, varlık, kusur, haz, adak, sabırsız, ele geçirmek, açığa çıkarmak, icra etmek, doyurmak, bulaştırmak, bağlamak, boyun eğmek. Dengelenmiş (libratus), bkz. itidal. Liburna gemisi (liburna), bkz. başına getirmek. Liburna gemisine ait (liburnicus), bkz. hâkimiyet. Serbestlik (licentia), idarelerin, akıl yürütmenin, delillerin, şartların, kararın, hakiki tartışmanın, talihin, kılıcın, nutkun, yetkilerin, Roma sözünün, kuranın, pervasızlığın, ceza verme yetkisi, hüküm verme, sunma, hükmetme, zarar verme, tesirli, dik başlı, kutlu, şanlı, bozulmamış, sınırsız, ölümsüz, seçkin, yenilmez, en yüce, şairane serbestlik, kavgacı, bkz. yetke, yetki, güçler, gururlu, emanet etmek, tesis etmek, hükmetmek, bahşetmek, ödünç almak, süslemek, algılamak, sebat etmek, mahrum etmek, kurayla almak, boyunduruk altına almak, hafifletmek, vermek, talep etmek. Mümkündür (licet), mastar ile, şart kipi ile, hüküm olmaksızın. Bağlamak (ligo), bağlarla. Eşik (limen), doğumun eşiği, sırların, yaşlılığın, bkz. yaklaşmak, girmek. Berrak (limpidus), bkz. yıldız. Dil (lingua), bkz. karışıklık, bağlanma, kesip atmak, zayıflatmak, mani olmak, bağlamak. Bedenin hatları (liniamentatio corporis). Bedenlerin çizgisi (liniamentum corporum), uzuvların çizgisi, bkz. ayırt etmek, açıkça belirtmek. Keten kumaşla örtülü (linteo). Balık burcunun bağı (linum Piscium). Sıvı çeşni (liquamen). Sıvı (liquidum). Dava (lis), yeni, şahsi, bkz. bildirim, yargıç, hükme bağlamak, meşgul olmak. Kavgacı (litigiosus). Dava etmek (litigo). Harf veya mektup (littera), imparatorların mektupları, kralın, resmî, krallara layık, Attika ve Roma yazıları, gizlenmiş, saklı, çetin, tanrısal, çift anlamlı, sahte, gayrimeşru, zahmetli, art niyetli, felsefi, dini, kutsal harfler, mahrem yazılar, bkz. eylem, sır, müellif, tercüman, kâşif, hoca, liyakat, değişim, bilgi, vazife, bilim, gayret, yabancı, yetkin, tayin edilmiş, bilen, inanmak, tahrif etmek, aşılamak, baştan sona okumak, ele almak. Mürekkep yalamış (litteratus). En uç kıyı (litus extremum). Morarma (livedo). Morarmak (liveo). Yüzü morartmak (livido faciem). Mor (lividus), bkz. solgunluk. İnsanın hasedi (livor hominis), kötü niyetli haset, bkz. bir kenara bırakmak. Fahişeleri pazarlayan (locator meretricum). Kiralamak (loco), kendini pezevenge teslim etmek. Varlıklı (locuples), zenginlik bakımından zengin, bkz. servet, eş. Yer (locus), sorgulamanın yeri, bedenin, haysiyetin, makamın en başı, huzurlu ikametin, gizli yerler, saklı, kırsal, yüksek, sulak, ıssız, yabancı, ulu ve meşhur, nemli, bilinmeyen, ayak basılmamış, tanınmayan, gizli kalan, uzak, daha küçük, kadınlara ayrılmış, lüzumlu, yabancı memleketlere ait, umumi, hükümdara mahsus, dini, ırak, pis, çeşitli, sonraki mevkide, birinci mevkide, ikinci mevkide, üçüncü mevkide, müteakip mevkide, yerler ve mertebeler, mekândan mekâna, bkz. değişim, keder, önder, memur, amele, kusur, tesis edilmiş, tahsis etmek, elde etmek, düşüp kalkmak, yere sermek, terk etmek, yönlendirmek, sahip olmak, girmek, kaymak, yuvarlanmak, başına getirmek, peşinden gitmek, taşımak. Uzun ömürlü (longaevus). Uzak (longinquus), bkz. yer, seyahat, diyar. Ayın boylamı (longitudo Lunae). Uzun (longus), bedence uzun, bkz. maraz, yıl, süreklilik, beden, meşgale, nutuk, seyahat, ağırlık, yetki, dualar, yaşlılık, varlık, sağlık, dulluk, ömür, uzatmamak gerek, uzaktan. Konuşmak (loquor), doğruyu söylemek, daha doğruyu söylemek. Işıldamak (luceo). Aydınlanmak (lucesco), saç ile parıldamak. Parlak (lucidus), bkz. parlaklık, gece, haşmet. Kazanç (lucrum), servet kazancı, gündelik, mahkeme işlerinden doğan, nihayetsiz, büyük, en yüksek, bkz. menfaat, artış, bir araya getirmek, nail olmak, tayin etmek, sunmak, vermek, malik olmak, bulmak, bahşetmek, aramak. Güreşçi (luctator). Gülünç (ludibriosus). Toplarla oynamak (ludo pilis). Oyun (ludus), bkz. mahkûmiyet, mahkûm etmek, vermek. Matem dolu (lugubris), bkz. ağlayış, talihsizlik, keder, hüzün. Karanlığı aydınlatmak (lumino obscuritatem). Ay çarpmasına uğramış (lunaticus), bkz. köle. Genelev (lupanar), bkz. kendini kaptırmış. Kurt (lupus), bkz. yemek. Kurşun rengi (luridus), bkz. kalınlık. Tek gözlü (luscus). Arındırmak (lustro). Aralıksız oyun (lusus adsiduus), bkz. vakit ayırmak. Çamur (lutum). Işık (lux), bkz. yük, iz, komşu. Ayaklarını incitmek (luxo pedes). Sefahat (luxuria), bkz. haz. Sefih (luxuriosus), bkz. arzu, cazibeler, haz. Lir (lyra), bkz. kiriş, tellere vurmak. Lirik (lyricus), bkz. şiir.

DİZİNLER

SÖZCÜK DİZİNİ

zayıf, kuru (macer) 231 24 kasap [?] (macharius) II 301 7 kötü niyetli hile, tertip (machinatio facinorosa) 95 18, alçakça olanlar (nefariae) II 95 27, mekanik düzenek (organica) II 355 19, bkz. vazife (officium), mahrum bırakmak (destituo) sürekli zayıflık, erime (macies adsidua) 207 13, bkz. tüketmek (conficio) leke (macula) 138 15, 179 28, şehvet lekesi (libidinis) II 248 15, ayıp ve rezillik lekesi (turpitudinis) II 281 3, sağlık lekesi, kusuru (valitudinis) II 126 18, beyaz lekeler (albae) 159 6, parlak beyaz lekeler (candidae) 255 24, kölelik lekeleri (serviles) 20 8, bkz. leke, kusur (labes), çeşitlilik, alacalık (varietas), bulaştırmak (inficio), yüklemek (inpono), taşımak (sustineo), alacalamak (vario) şerefsizlik lekesi (maculatio infamiae) 25 14, 188 7, bkz. kirletmek (polluo) lekelemek (maculo) 19 26, şerefsizlikle lekelemek (infamia) 155 15, lekeli (maculosus), bkz. işaret (signum) yaslı keder (maeror lugubris) II 148 27, bkz. ağlayıp yas tutmak (defleo) büyüsel, sihirli (magicus), bkz. sanat (ars), kanaat, zann (opinio) daha ziyade uygun, daha elverişli (magis oportunius) II 279 9 usta, muallim, önder (magister) 158 28, 164 3, sanatın veya sanatların ustası (artis [-tium]) 155 23, 158 5, 12, 168 24, 170 21, 211 6, 253 12, atletlerin eğiticisi (athletarum) 220 28, II 277 20, 328 16, davarların yahut vahşi hayvanların çobanı (pecorum vel bestiarum) 228 29, nüfus ve tahrir işlerinin amiri (censualium) 170 23, atların bakıcısı, terbiyecisi (equorum) II 35 24, vahşi hayvan terbiyecisi (ferarum) 116 22, imparatorların muallimi (imperatorum) 263 14, edebiyat, yazı muallimi (litterarum) 170 26, 253 14, güreş meydanının, idmanhanenin ustası (palaestrae) II 277 20, 320 17, kralların hocası (regum) 225 21, II 340 18, tahsilin, meşgalelerin üstadı (studiorum) 170 23, kamusal muallim (publicus) 181 28 öğreticilik, rehberlik, idare (magisterium) 40 11, 141 14, 224 15, II 335 19, kolay gösterim rehberliği (facile demonstrationis) 3 11, öğreti rehberliği (doctrinae) 3 16, II 122 19, talimin kolay yolu (facile institutionis) 97 7, derslerin ve okumaların idaresi (lectionum) 89 4, ilahi kudretin idaresi (numinis) II 18 16, inayetin rehberliği (providentiae) 95 8, basiretin idaresi (prudentiae) 23 20, aklın rehberliği (rationis) 265 7, bilgelerin öğreticiliği (sapientium) 39 2, ilmin rehberliği (scientiae) 91 6, çalışmaların, meşgalelerin mahir rehberliği (perita studiorum) II 105 12, erdemlerin idaresi (virtutum) 7 22, yabancı idare (alienum) 157 19, ilahi rehberlik (divinum) 21 8, 23 20, 39 2, 91 6, gurbete dair olan (peregrinum) 21 25, önceki rehberlik (praecedens) 14 18, son derece basiretli (prudentissima) 53 27, bkz. disiplin, terbiye (disciplina), eğitim, talim (institutio), meşgale, ihtimam (studium), bağışlamak (confero), tertip etmek (conpono), şekil vermek (formo), aşılamak, eğitmek (imbuo), kurmak, tayin etmek (instituo), aktarmak (trado) memuriyet, hâkimlik (magistratus) 9 2, alt makamdan memuriyet (minoris loci) 99 27, bkz. boyun eğme, itaat (obsequium) yüceltmek, methüsena etmek (magnifico) 185 22 muazzam, ulu, görkemli (magnificus), bkz. bolluk (adfluentia), mevki, onur (dignitas), adaklar, bağışlar (donaria), şan, şeref (gloria), soyluluk (nobilitas), hitabet (oratio), iktidar (potestas), ihtişam (splendor), libas (vestis) bedenlerin cesameti (magnitudo corporum) II 324 14, işaretlerin büyüklüğü (signorum) II 293 28, bkz. yücelik (sublimitas) büyük (magnus) 134 21, 162 7, 21 24, 175 9, 180 13, 189 28, 203 10, 210 15, 211 18, 222 19, 230 16, II 26 28, 40 12, bedence büyük (corpore) 255 11, bkz. itham (accusatio), eylem, muamele (actus) bolluk (adfluentia), idare (administratio), yönetici (administrator), hastalık (aegritudo), bir kimse (aliquis), dostluk (amicitia), can, zihin (animus), sanat (ars), artış (augmentum), hayır, iyilik (bonum), mücadele (certamen), şehir (civitas), öğüt, niyet (consilium), beden (corpus), meşakkat (difficultas), mevki, vakar (dignitas), öğreti (doctrina), ev (domus), komutan, reis (dux), ordu (exercitus), imkân, iktidar (facultas), teveccüh (favor), saadet (felicitas), talih (fortuna), temel (fundamentum), doğum haritası (genitura), şan (gloria), onur (honor), hiddet, infial (indignatio), talihsizlik (infelicitas), uğursuzluk, cefa (infortunium), mani (inpedimentum), haset (invidia), zahmet (labor), neşe (laetitia), kazanç (lucrum), şer, fenalık (malum), deniz (mare), tabip (medicus), zihin, akıl (mens), liyakat, fazilet (meritum), taşınır mallar (mobilia), itidal (moderatio), sıkıntı (molestia), kadın (mulier), zaruret (necessitas), meşgale, iş (negotium), soyluluk (nobilitas), alamet (nota), malumat (notitia), ilahi kudret (numen), vazife (officium), eser, amel (opus), hatip (orator), akçe, para (pecunia), darlık, kıtlık (penuria), tehlike (periculum), balık (piscis), alkış, takdir (plausus), kavim, halk (populus), mülk (possessio), güç (potentia), iktidar (potestas), önder, prens (princeps), terfi (promotio), vilayet (provincia), cenk (pugna), akıl, nizam (ratio), bölge (regio), din (religio), nesne, iş (res), kral (rex), yardım, dayanak (subsidium), varlık, cevher (substantia), mabet (templum), er kişi (vir), kuvvetler (viribus), kusur, kötülük (vitium), arzulamak (adpeto), bahşetmek (praesto), büyük şekilde (magne) 174 21, ziyadesiyle, gayretle (magnopere) II 283 3 daha büyük (maior) 97 18, 141 23, 237 1, daha büyük şey (maius) 13 18, daha büyük şeylerde (in maioribus) 31 26, bkz. yıl (annus), kavuşum döngüsü (apocatastasis), artış (augmentum), mevki (dignitas), buhran (discrimen), akıbet (exitus), saadet (felicitas), birader (frater), uğursuzluk (infortunium), şer, fenalık (malum), kadın (mulier), sefine (navis), adet, sayı (numerus), vazife (officium), yük (onus), eser (opus), cüz, pay (pars), şahsiyet (persona), iktidar (potestas), ışınım (radiatio), er kişi (vir) en büyük (maximus) 37 25, 38 21, kudretçe en büyük (potentia) 130 4, bkz. itham (accusatio), eylem (actus), idare (administratio), yönetici (administrator), hasım (adversarius), hastalık (aegritudo), çağ, yaş (aetas), zahire (annona), vahşet (atrocitas), nüfuz, salahiyet (auctoritas), artış (augmentum), harp (bellum), hayır (bonum), felaket (calamitas), yara izi (cicatrix), şehir (civitas), fayda (conmodum), ortaklık (consortium), sebat (constantia), süreklilik (continuatio), zıtlık (contrarietas), mahkûmiyet (damnatio), ziyan (damnum), tanrıça (dea), zaaf (debilitas), borç (debitum), düşüş, azil (deiectio), haz (delectatio), zevkusefa (deliciae), yağma (depraedatio), güçlük (difficultas), mevki (dignitas), terbiye (disciplina), tehlike, buhran (discrimen), benzemezlik (dissimilitudo), servet (divitiae), keder, elem (dolor), ihsan (donum), tesir gücü (efficacia), yanılgı (error), yıkım (eversio), ordu (exercitus), helak (exitium), kolaylık (facilitas), cürüm (facinus), imkân (facultas), saadet (felicitas) talih (fortuna), semere (fructus), temel (fundamentum), sevinç (gaudium), şan (gloria), basamak, derece (gradus), lütuf (gratia), miras (hereditas), fazilet, dürüstlük (honestas), şeref, paye (honor), kayıp, zayiat (iactura), soysuzluk (ignobilitas), imparator (imperator), hükümranlık (imperium), hücum, şevk (impetus), külfet, zarar (inconmodum), artış (incrementum), akın, tasallut (incursio), hiddet (indignatio), şerefsizlik (infamia), talihsizlik (infelicitas), cefa (infortunium), düşman (inimicus), engel (inpedimentum), pusu, hile (insidiae), nişanlar (insignia), haset (invidia), hâkim (iudex), muhakeme, hüküm (iudicium), meşakkat (labor), sürur (laetitia), bitkinlik (languor), kemend, tuzak (laqueus), serbestlik, cüret (licentia), kazanç (lucrum), haşmet (maiestas), fenalık (malum), liyakat (meritum), eziyet (molestia), hediye, mükellefiyet (munus), zaruret (necessitas), iş, gâile (negotium), soyluluk (nobilitas), vazife (officium), hatip (orator), tezyinat, libas (ornatus), pay (pars), ata mirası (patrimonium), tehlike (periculum), halk (populus), mülk (possessio), güç (potentia), erki (potestas), mükâfat (praemium), muhafaza, kale (praesidium), önderlik, emirlik (principatus), eyalet (provincia), ışınım (radiatio), yağma (rapina), akıl, hesap (ratio), memleket (regio), din (religio), nesne (res), hikmet (sapientia), ilim (scientia), emniyet (securitas), isyan, fitne (seditio), tasa, endişe (sollicitudo), mesafe, meydan (spatium), debdebe, nur (splendor), yardım, dayanak (subsidium), varlık, cevher (substantia), ter dökme (sudor), fırtına (tempestas), boyacı (tinctor), işkence (tormentum), risale, müzakere (tractatus), ürperme, telaş (trepidatio), güruh (turba), kargaşa (turbatio), fayda (utilitas), sıhhat (valitudo), hürmet (veneratio), letafet (venustas), şiddet (violentia), er kişi (vir), kuvvet (vis), melekeler, takat (vires), kusur, fesat (vitium), en iyi (optimus), bilhassa, en çok (maxime) 65 16, 151 11, 166 2, 179 18, 189 5, sıfat ile beraber 124 9, 166 4 âlicenap, ulu himmetli (magnanimus) II 20 21 mecusi, kâhin, büyücü (magus) 157 17, 162 15, 171 25, 183 6, 185 26, II 356 2, namlı (famosus) 101 27 haşmet, azamet (maiestas) 38 17, sanatın ilahi haşmeti (divina artificii) (21 29) II 209 5, tanrıların haşmeti (deorum) 185 8, ışığın hükümdarane haşmeti (regia luminis) II 357 4, ilahi zihnin azameti (divinae mentis) 17 14, ilahi kudretin azameti (numinis) 95 8, en büyük haşmet (maxima) 265 19, geleceği bildiren haşmet (praesaga) 88 33, krallara yakışır azamet (regalis) 26 11, bkz. nüfuz (auctoritas), itimat (confidentia), inayet (favor), zayiat (iactura), ışık (lumen), itidal (moderatio), tabiat (natura), köken (origo), hami, siper (praesidium), başlangıç (principium), ışınım (radiatio), hatırda tutma (recordatio), ihtişam (splendor), kuvvet (vis), berkitmek (firmo), parıldamak (fulgeo) kötülük, cürüm, sihirbazlık (maleficium) 175 6, 253 2, bkz. cürüm (crimen) kötülük eden, uğursuz, büyücü (maleficus) 164 13, 14, 17, 227 17, 246 9, II 111 11, 260 12 habaset, garez (malignitas), bkz. hükmetmek, tayin etmek (decerno) habis, kötü niyetli (malignus) 256 11, II 341 15, kötü niyetli (malitiosus) 159 23, 169 29, 206 18, 215 29, II 26 9, 95 21, bkz. müfteri (accusator), hilekârlık (circumscriptio), tertip (conpositio), habis cin (daemon), fitne kaynağı (fomes), hılt (humor), haset, hınç (livor), uluhiyet (numen), ışınım (radiatio), ışın (radius), şayia (rumor), kelam (sermo), burç, yıldız (sidus), husumet (simultas), ruh (spiritus), yıldız (stella), ses (vox), yara (vulnus), kötü (malus) habaset, fenalık, garez (malitia) II 25 18, cürümlerin habaseti (criminum) 164 15, kavuşumun uğursuzluğu (coniunctionis) II 118 21, mahalin habaseti (loci) 63 3, yıldızın veya yıldızların habaseti (stellae [-arum]) II 103 9, 192 10, Mars'ın habaseti (Martis) 5 14, II 59 3, 143 14, Merkür'ün fenalığı (Mercurii) II 59 3, Satürn'ün fenalığı (Saturni) 56 23, II 65 16, 143 11, artan habaset (crescens) 226 12, önceki habaset (praecedens) 152 26, II 96 19, 106 8, daha önceki (prior) II 84 10, bkz. acılık (acerbitas), hararet (ardor), sanat, maharet (artificium), gaddarlık (atrocitas), artış (augmentum), tefrika (dissensio), nevi (genus), sıkıntı (inconmodum), akın (incursus), alçaklık (inprobitas), leke (labes), kudret (potestas), imtiyaz (praerogativa), sükût (taciturnitas), zehir (virus), donanmış (instructus), tecrit edilmiş (sepositus), gizlemek (abscondo), tutuşturmak (accendo), zayıflatmak (debilito), hükmetmek (decerno), köreltmek (hebeto), yumuşatmak (mitigo), dindirmek (sopio), hafifletmek (sublevo) kötü niyetli, sinsi, fesat (malitiosus) 98 28, 99 1, 135 17, 161 9, 28, 164 13, 169 11, 15, 176 1, II 63 14, her türlü fiilde fesat (in omnibus actibus) 136 20, bkz. eylem (actus), düşünce (cogitatio), uydurma (conmentum), ihtiras (cupiditas), hılt (humor), sevk-i tabii (instinctus), yazı (littera), fahişe (meretrix), kudret (potestas), ışınım (radiatio), ketumluk (taciturnitas), hilekârca kaçınma (tergiversatio), ömür (vita), habis (malignus), kötü (malus) kemhâh, kem niyetli (malivolus) 7 18, 99 1, 135 17, 169 15, II 341 15, bkz. insan (homo), krş. Dizin III şer, kötülük, musibet (malum) 5 20, 8 27, 10 19, 19 17, 27 20, 28 23, 28, 49 15, 76 10, 26, II 91 16, 96 16, 105 11 ve diğerleri, doğum haritasının musibeti (geniturae) 103 8, sık musibetler (crebra) 117 5, ev içi dert (domesticum) 37 28, zorlu musibetler (fortia) 235 16, daha zorluları (fortiora) 103 25, 117 5, 119 24, 205 21, 245 18, II 36 25, işitilmedik musibetler (inaudita) 236 17, kaçınılmaz dert (inevitabile) 160 21, kapıda bekleyen, yaklaşan şer (inminens) II 283 9, büyük şerler (magna) 120 9, 154 24, 236 5, daha büyük dertler (maiora) 102 11, 113 12, en büyük felaketler (maxima) 103 8, 110 12, 115 8, 119 10, 165 8, 169 16, aşikâr şer (manifestum) 119 24, daha kuvvetli şerler (potentiora) 236 21, önceki musibet (praecedens) 241 31, II 33 29, 39 11, 87 3, 143 22, bkz. acılık (acerbitas), vuku bulma (adventus), süreklilik (continuatio), buhran (discrimen), helak (exitium), akıbet (exitus), hücum (impetus), sıkıntı (inconmodum), talihsizlik (infortunium), fenalık (inprobitas), korku (metus), tehlike (periculum), eser, iz (vestigium), artırmak (augeo), bastırmak (conprimo), hükmetmek (decerno), sınır çizmek (definio), işaret etmek (designo), hariç tutmak (excludo), bulaştırmak (inplico), azat etmek (libero), dindirmek (mitigo), bağlamak, mecbur etmek (obligo), çekmek, katlanmak (patior), tamamlamak (perficio), tahammül etmek (perpetior), irtikâp etmek (perpetro), yatıştırmak (sopio), ılımlaştırmak (tempero) kötü, fena, uğursuz (malus) 7 20, 99 1, 155 3, 168 25, 246 10, kötü ve fesat (malitiosus) II 19 11, 26 8, 63 21, 339 7, 345 10, kötü niyetli ve fesat (malignus malitiosus) II 95 21, 320 9, kötüler (mali) 207 24, II 22 11, 33 26, bkz. amel (actus), idare (administratio), hüner (ars), kehanet (auspicium), felaket (calamitas), vicdan (conscientia), niyet (consilium), süreklilik (continuatio), zıtlık (contrarietas), cereyan, seyir (cursus), buhran (discrimen), helak (exitium), netice (exitus), şöhret (fama), son (finis), hırsız (fur), adam, fert (homo), uğursuzluk (infortunium), düşman (inimicus), telkin (insinuatio), katil (interfector), mevki (locus), zihin (mens), ölüm (mors), ahlak, adet (mos), iş (negotium), vazife (officium), gurbetlik (peregrinitas), meram (propositum), nesne, hadise (res), burç (signum), refika (uxor), kusur (vitium), hiçbir şey (nihil), takip etmek (persequor), uğursuz yıldız (stella) 106 20, 165 11, fena surette, uğursuzca (male) 87 4, II 95 13, bkz. konulmuş (collocatus), hükmetmek (decerno), tanzim etmek (dispono), lekelemek (inficio), sokulmak (insinuo), asılı olmak (pendeo), yerleşmiş (positus) Başak burcunun sağ memesi (mamilla dextra Virginis) 11 köle, mülk (mancipium), bkz. hâkimiyet, mülkiyet (dominium) ömrü tehlikelere teslim etmek (mancipo vitam periculis) 20 26 havale etmek, emanet etmek (mando) II 339 2, ihtimamı emanet etmek (curam) 106 30, 135 22, 151 12, 182 25, muhafazayı havale etmek (custodiam) 135 22, kitapları emanet etmek (libros) II 36 15, hafızaya nakşetmek (memoriae) yemek, çiğnemek (manduco) II 341 20 kalmak, beklemek (maneo) 139 14, 148 8 aşikâr, zahir (manifestus), bkz. nüfuz (auctoritas), şerh, açıklama (expositio), tahkikat (inquisitio), tevil (interpretatio), musibet (malum), hüccet, akıl (ratio), keşif, ifşa (revelatio), hüküm, rey (sententia), bahis (tractatus), daha aşikâr şekilde (manifestius), bkz. talim etmek (doceo), izah etmek (explico), idrak etmek (intellego), bildirmek (intimo), gayet açık surette (manifestissime) II 293 18, bkz. söylemek (dico) vahşi hayvan terbiyecisi (mansuetarius ferarum) 11 uysal, mülayim (mansuetus) 264 7, II 22 25, bkz. itidal (moderatio), mizaç dengesi, ılımlılık (temperatio)

başkalarına ait azat etmeler; azat ederim; el, haydutların kanlı elleri, kocanın elleri, kalabalığın elleri, yurttaşların edilgen elleri, sağ el, sol el, düşman elleri, haydutluk eden el, meşum eller, halkın elleri, kendi elleri, yalvaran eller, İkizler'in, Başak'ın, Terazi'nin, Akrep'in, Yay'ın, Oğlak'ın, Kova'nın elleri, celladın eliyle, bkz. kesip ayırmak, kana bulamak, dökülüp gitmek, dağıtmak, vermek, paralamak, aramak, uzatmak, teslim etmek deniz, bilinmeyen denizler, denizler; bkz. hâkimiyet, dalga, bitişiğinde yer almak, ölmek, denize açılmak, batmak inci, bkz. zanaat, tüccar, gözetmen, işlemek; inci tüccarı, denizle ilgili, denize ait, bkz. eylem, deniz canavarı, sünger; koca, kızların kocası, kadınların kocası, kız kardeşlerin kocası, ileri yaştaki koca, zina eden koca, yoldan çıkmış koca, bkz. haksızlık, mahal, el, evlilik, uyku, yitirmek, cinsel birleşmede bulunmak, hükmetmek, sevmek, öldürmek, terk etmek, payına düşmek mermer ustası; Marsus kabilesine mensup kişi; eril, eril, karş. Dizin III, eril, bkz. oğul, doğum haritası (genitura), yıldız; eriller muhabbet tellalı anne, insan bedenlerinin annesi, doğum haritasının annesi, her şeyin annesi, köle anne, zayıf düşmüş anne, soylu ve zengin anne, soysuz anne, yabancı memleketten gelen anne, bkz. evlilik bağı, oğul, soy, mahal, Ay, ölüm, kız kardeş, iç organlar, cinsel birleşmede bulunmak, koynuna girmek, baştan çıkarmak, zayıflatmak, hükmetmek, lekelemek, katletmek, yok etmek, yere sermek anneye ait, anneye ilişkin, bkz. şefkat, yetenek, doğum haritası, soy, miras, mülk, burç, töz, iç organlar evliliğe ilişkin, bkz. evlilik akitleri evlilik, gerdek yatağı evliliği, başkasına ait evlilik, mesut evlilik, layık olmayan evlilik, uğurlu evlilik, sarsılmaz evlilik, bkz. birleşme, zarar, ihtilaf, soy, lütuf, kayıp, hak, talihsizlik, nikâh, ortaklık, bağ, sevk etmek, akdetmek, birleştirmek, bozmak, hükmetmek, ayırmak, feshetmek, bölmek, bağlamak, sebat etmek, malik olmak, peşinden gitmek, korumak, çözmek, payına düşmek rahim, bkz. sancı saygıdeğer kadın, matron olgun, vaktinde olan, bkz. baba, vaktinde sabaha ait, bkz. selamlama beni, benim, bana, pek sık geçer dar geçit zanaatkâr, teknisyen, bkz. zanaat hastalıkların devası, davarların şifası, bkz. sunmak, düzenlemek iyileştiririm, sağlık durumları iyileştirilir

SÖZCÜK DİZİNİ

aşağı dereceden hizmetkâr ilaç, bkz. kâşif; tıp sanatı, tıp, marifetli tıp sanatı, bkz. tabip, müdahale, deva; tıbbi, hekimliğe ait, bkz. boyar madde hekim, cerrah, ilahi hekim, maharetli hekim, büyük hekim orta hâlli, zihnen ve fikren orta hâlli, işlerde ve eylemlerde orta hâlli, kudret bakımından orta hâlli, mirasta orta hâlli, tözde orta hâlli, hayatta orta hâlli, bkz. iyilik, doğum haritası, ayartı, itidal, baba, akıl, töz, kalabalık, hayat, vasat surette bizim tevazumuz orta, ortadaki, bkz. yaş, beden, seyir, saadet, doğum haritası, itidal, kısım, ışın saçma, aralık, zaman, ortada, vasat bir surette ilikler, insan bedeninin ilikleri iliklerine kadar melankolik daha iyi, daha iyi şeyler, bkz. zaman, adak, daha iyi biçimde uzuv, insanın uzvu, bkz. hat, öne çıkarmak hatırlarım, hatırlar, bkz. bir araya gelmek, icap etmek hatırlayan, unutmayan itibarın ebedi hatırası, kadim okumaların hatırası, ulu ve saygıdeğer hatıra, kuvvetli hafıza, bkz. emanet etmek, geride bırakmak, geri çağırmak, aktarmak astrolojik neticelerin (apotelesmata) düzmece yalanları, kehanetlerin yalan sözleri, bkz. donatmak, ayrılmış yalancı, düzmeci, bkz. kehanet cevabı sefil dilencilik, bkz. geçindirmek dilencilik, aşırı yoksulluk, sefil dilencilik, bkz. darlık, yokluk, helak, sıkıntı, zaruret, yük, geçindirmek dilenci zihin, akıl, âlemin aklı, fani zihin, semavi zihin, ilahi zihin, dik ve yüce zihin, büyük akıl, kötü niyet, mahvolmuş akıl, çarpık zihin, kutsala saygısız akıl, saf zihin, günahkâr akıl, hilekâr zihin, bkz. cesaret, hararet, nüfuz, iyilik, sıcaklık, itimat, arzu, yanılgı, temel, cinnet, atılım, esinlenme, kışkırtma, sevk, kasıt, tahkik, muhakeme, hafifmeşreplik, haşmet, itidal, nizam, koruma, akıl, ruh, ihtişam, sebat, sükûnet, korku, uyuşukluk, titreme, iz sürme, kuvvet, kusur, kör, mecnun, vasat, kavramak, allak bullak etmek, galeyana getirmek, şekillendirmek, zarar vermek masalar, kamu masaları, sarraflar, bkz. iş, gözetmen ay, bkz. aralık, töz, kabul etmek, hükmetmek, tevdi etmek, tahsis etmek, alıkoymak, saklamak, muhafaza etmek, payına düşmek, hak iddia etmek aylık, bkz. seyir, ışık ölçü, doğum haritasının ölçüsü, derecelerin ölçüsü,

DİZİNLER

burçların ölçüsü, Zodyak dairesinin ölçüsü, bahsini açarım yalan söylerim, güzellik taslarım aralıksız ticaret, bkz. satmak baharat yahut kıymetli taş veya inci tüccarı gündelik ücret herkesçe bilinen ve umumi olan ticaret malları, bkz. başında bulunmak satın alırım, baharatlar satın alırım, kuşlar satın alırım hak ederim, müstahak olurum, iyi muameleye layık olmuş fahişelere yakışır, bkz. sefalet fahişe, edepsiz fahişe, kendini satmış fahişe, umumi fahişe, bkz. eylem, niyet, kiralayan kimse, kusur, tedarik etmek, kiralamak, gözetmen kazanç getiren yer, genellev, umumi genelev liyakat, pay, idarenin liyakati, dostluğun mükâfatı, sanatın liyakati, mansıp ve itibar liyakati, ilmin ve edebiyatın liyakati, günahların cezası, güzelliğin bahşettiği üstünlük, dürüst ve hür kişiye yaraşır kölelik liyakati, ciddiyetin ve katılığın liyakati, erdemin mükâfatı, hayatın liyakati, güvenilir liyakat, büyük liyakat, en yüce liyakat, babadan geçen meziyet, kendine has liyakat, bkz. bahşetmek, bitiştirmek, aşılamak, donatmak kıymetli taş ticareti malı, sıvı ticari mallar, yabancı diyar malları

SÖZCÜK DİZİNİ

n 279 333 22 334 19, ?, negotium [iş, uğraş], adveho [taşımak], negotior [ticaret yapmak], tracto [ele almak] met bakınız se meta [dönüm noktası, hedef] 13 17 metallicus [madene ilişkin], bakınız ars [sanat], res [şey] metallum [maden], bakınız actus [eylem], conmercium [ticaret], damnatio [mahkûmiyet], inventor [kâşif], praepositus [amir] metuo [korkmak] 23 26, II 8 11, II 58 18, 303 10, ruinas [yıkımlardan] II 314 20, secreta [gizlerden] II 303 19, metuendus [korkulması gereken] 38 19, II 322 24, auctoritate [nüfuzundan ötürü] II 310 16, bakınız certamen [mücadele], crimen [suçlama], discrimen [tehlike], exemplum [örnek], exitus [akıbet], impetus [saldırı], mors [ölüm], religio [dini inanç], seditio [isyan], terror [korku] metus [korku], iudiciorum [yargılanma korkusu] 195 10, malorum [kötülüklerin] II 283 9, periculorum [tehlikelerin] II 195 22, bakınız contemno [küçümsemek], debilito [zayıflatmak], libero [özgür kılmak], opprimo [bastırmak], sopio [yatıştırmak] meus [benim], muhtelif yerlerde mico [parıldamak] II 314 20, lumine [ışıkla] II 70 14 migro [göç etmek] II 301 15 miles [asker] 29 15, 115 27, 180 27, 203 2, 17, 212 12, 215 27, 223 22, 227 27, gloriosus [övüngen asker] 217 16, miser [sefil asker] 232 22, bakınız strepitus [patırtı], tribunus [tribunus] militaris [askeri] 114 4, II 6 20, II 178 20, 131 15, bakınız armatura [teçhizat], officium [vazife] militia [askerlik hizmeti], bakınız eventus [sonuç], locus [mevki], onus [yük], decerno [kararlaştırmak] milito [askerlik yapmak] II 9 22, 308 9 mille [bin] 22 7, milia [binler] 166, 252 5 ve diğer yerlerde mimologus [güldürü taklitçisi] II 301 8 minae [tehditler], fortunae [talihin tehditleri] 23 4, periculorum [tehlikelerin tehditleri] II 191 14, bakınız mitigo [yatıştırmak] minax [tehditkâr] II 303 9, bakınız accusatio [itham], acies [saf], coruscatio [şimşek parıltısı], exitus [akıbet], gladius [kılıç], impetus [hücum], radiatio [ışınım], radius [ışın], turba [kalabalık] minister [hizmetkâr, memur], deorum [tanrıların hizmetkârı] 179 15, imperatorum [imparatorların] II 311 14, libidinum [şehvetlerin] II 153 26, necis [ölümün] 19 16, poenarum [cezaların] II 312 5, regum [kralların] II 345 19, templorum [mabetlerin] ministerium [hizmet, kulluk], servile [kölece hizmet] 132 19, 189 14, secunda negotiorum [işlerin yaver gitmesi] II 86 21, bakınız exerceo [icra etmek], tracto [yürütmek]

minor [tehdit etmek], exitium [yıkımla tehdit etmek] II 199 17 minor [daha küçük], 3 23, Marius 26 24, bakınız annus [yıl], corpus [beden], curator [vasi], dignitas [itibar], felicitas [talih], locus [mevki], mulier [kadın], mundus [dünya], numerus [sayı], pars [kısım], potestas [güç], procurator [vekil], spatium [alan], tutor [koruyucu], vulnus [yara], praesto [sağlamak], minus [daha az], zarf II 103 5, nihilo minus [yine de, buna rağmen] minuo [azaltmak, eksiltmek] 31 25, 43 20, 105 18, 112 14, 27, 141 7, 173 24, 201 11, 250 6, II 29 8, 73 10, 107 23, 179 7, 25, 194 24, annos [yılları] 127 6, 155 14, bona [malları] 237 9, effectum [etkiyi] II 113 19, facultatem [kudreti, imkânı] II 27 25, felicitatem [saadeti] 66 12, vitam [ömrü], gradus [mertebeleri] II 107 21, incrementa [artışları] II 76 5, insignia [nişaneleri] II 92 16, ordinem [düzeni, makamı] II 121 1, patrimonium [mirası, aile mülkünü] 192 20, 202 25, 219 11, 220 14, 255 17, II 46 16, 61 21, substantiam [varlığı] 187 25, II 27 24, 44 16, 83 3, 107 21, 123 16, deiectionibus [düşüşlerle] II 107 21, 121 1, 123 16, dissipationibus [dağılmalarla] minutatim [azar azar, parça parça] 27 6 minutus [ufak, önemsiz] 24 14, bakınız squama [pul] mirificus [harikulade], bakınız moderatio [itidal, ölçü] miror [hayret etmek] 19 23, II 53 12 mirus [şaşırtıcı], bakınız splendor [ihtişam] misceo [karıştırmak] 6 13, II 179 29, venena [zehirleri] 8 22, sexies [altı kez] 71 16, misceor [cinsel ilişkide bulunmak, karışmak], feminis [kadınlarla] II 37 28, mulieribus II 42 7, coitu [cinsel ilişkiyle], cura [kaygıyla], uxore [eşle] II 160 23, mixtus [karışık], bakınız frigus [soğukluk], temperatio [karışım, mizaç], temperies [itidal] miser [sefil, bahtsız] 22 8, 44 1, 83 27, 98 17, 169 28, 179 24, 191 5 ve diğer yerlerde, deiectione [düşkünlükten sefil] 221 21, denotationibus [kınamalarla] 132 23, humilitate [aşağılanmayla] 223 26, in vita [hayatta] 157 3, bakınız actus [eylem], alimentum [nafaka], angustiae [darlıklar], ars [sanat], atrocitas [vahşet], augmentum [artış], caecitas [körlük], calamitas [felaket], captivitas [esaret], casus [talihsizlik], coitus [birleşme], conmotio [çalkantı], contagio [bulaşma], continuatio [süreklilik], contractio [kısalma], copulatio [bağlanma], cruciatus [işkence], cupiditas [ihtiras], damnatio [mahkûmiyet], damnum [zarar], debilitas [güçsüzlük], decretum [yargı], deiectio [düşkünlük], discrimen [tehlike], dissensio [anlaşmazlık], egestas [yoksulluk], exitium [yıkım], facultas [imkân], fatigatio [yorgunluk], fletus [gözyaşı], genitura [doğum haritası], homo [insan], humilitas [düşkünlük], iactura [kayıp], inconmodum [sıkıntı], infelicitas [talihsizlik], infortunium [bahtsızlık], laceratio [parçalanma], languor [halsizlik], libido [şehvet], mendicatio [dilenme], mendicitas [dilencilik], miles [asker], mors [ölüm], mulier [kadın], mutatio [değişim], necessitas [zorunluluk], officium [vazife], onus [yük], orbitas [yetimlik, evlatsızlık], parentes [ebeveynler], paupertas [fakirlik], peregrinatio [gurbet], poena [ceza], pondus [ağırlık], proscriptio [mülkten mahrum etme], publicatio [müsadere], quaestus [kazanç], ratio [hesap, usul], servitus [kölelik], servus [köle], soboles [nesil], squalor [perişanlık], stimulus [dürtü], stips [sadaka], studium [gayret], timor [korku], tormentum [eziyet], turbatio [kargaşa], valitudo [sağlık durumu], virus [zehir], vitium [kusur], vulnus [yara] miserabilis [acıklı], bakınız exitus [akıbet] miseratio [merhamet], publica [kamusal merhamet] II 305 23, bakınız praesidium [yardım, güvence] miseria(e) [sefalet, dertler], caecitatis [körlüğün sefaleti] II 157 9, 13, calamitatum [felaketlerin sefaleti] 118 24, orbitatis [evlatsızlığın sefaleti] 202 26, frequentiores [daha sık görülen] 109 27, inexplicabiles [içinden çıkılmaz] 260 15, bakınız casus [talihsizlik], continuatio [süreklilik], incursio [hücum], laqueus [tuzak], onus [yük], ratio [nizam], decerno [karar vermek], fatigo [tüketmek], indico [bildirmek], mitigo [hafifletmek] misericordia [merhamet], aliena [başkalarının merhameti] II 134 15, bakınız praesidium [dayanak] mitesco [yatışmak, yumuşamak] 122 17, II 26 16 mitigo [yatıştırmak, hafifletmek] 110 22, 125 12, 136 17, 255 30, II 20 28, 52 23, 159 8, 178 30, 199 9, 204 2, 20, acerbitatem [sertliği] 139 3, aculeos [iğneleri] II 309 13, angues [yılanları] II 309 13, angustias [darlıkları] II 80 3, animos [ruhları] 206 8, II 146 17, decretum [hükmü] II 206 26, discrimina [tehlikeleri] 232 29, 260 13, II 32 11, 33 10, dolorem [acıyı] II 116, 42 15, 195 20, 335 9, exitia [yıkımları] 234 19, II 153 2, ignes [ateşleri] II 115 9, impetus [hücumları] 122 18, II 115 6, indignationem [öfkeyi] II 7 16, infortunium [talihsizliği] 66 12, inprobitatem [kötülüğü] II 71 16, 87 8, 96 19, 144 24, mala [kötülükleri] 104 28, 115 4, 122 9, 134 10, 236 8, II 87 3, 95 18, malitiam [habaseti] 11 59 4, 118 22, 143 15, ruinas [yıkımları] II 191 15, miserias [sefaletleri] 118 24, periculum [tehlikeyi] II 169 8, rabiem [kudurganlığı] 6 27, 37 15, severitatem [katılığı] II 236, stellam [yıldızı] 100 21, 102 12, 125 19, 256, 12, 17, II 102 18, 191 25, 206 25, 236 5, valitudines [rahatsızlıkları] 139 ?, II 42 15, vitia [kusurları] II 42 15, 256 4, 274 18, radiationibus [ışınımlarla] II 102 18, rationibus [ölçülerle] II 26 11, temperationibus [itidallerle] II 115 6, testimoniis [şahitliklerle] 249 17, II 204 20 mitis [mülayim, yatışmış] 139 7, 104 28 mitto [göndermek, salmak] 107 2, II 298 10, antiscium [karşı gölgeyi] 78 11, 18, 23, 25, 29... 84 14'e kadar, duodecatemorion [on ikide bir payı] 56 17, legatos [elçileri] II 338 29, radium [ışını] 41 15, 97 1, sanguinem [kan dökmek, kan aldırmak] II 253 27, in exilium [sürgüne göndermek] 82 20 mixtura [karışım], ac radiatio [ve ışınım] 36 27, II 359 15, Martis Lunaeque [Mars ile Ay'ın karışımı] II 80 14, locorum partium [yerlerin derecelerinin] II 65 22, radiorum [ışınların] II 18 12, sideris [yıldızın] 250 17, signorum [burçların] II 64 13, 65 22, stellarum [yıldızların] 6 3, II 52 7, 65 13, 22, 66 1, 67 3, 71 6, 141 4, 359 15, (aequata) temperationis [mizacın dengeli karışımı] II 174 19, 359 19, conposita [düzenli] 36 27, contrariae [karşıt karışımlar] 198 20, trigonae et quadratae [üçgen açı ve kare açı karışımları] II 114 6, bakınız diversitas [farklılık], efficacia [tesir], explicatio [izah], potestas [güç], ratio [nizam], societas [ortaklık], substantia [öz, cevher], temperatio [itidal, mizaç], explico [açıklamak], inspicio [incelemek], perspicio [kavramak], respicio [dikkate almak] mobilis [hareketli, değişken] 248 2, cito mobilis [hızla değişen] 264 4, bakınız agitatio [hareket], ductor [önder], ingenium [yaradılış], sententia [fikir], signum [burç], mobilia [değişkenler] 62 8, magna [büyük değişkenler] 106 9, bakınız dominium [hâkimiyet], confero [bir araya getirmek], repono [yerleştirmek] mobilitas [devingenlik, değişkenlik], animi [ruhun değişkenliği] 6 18, velox corporis [bedenin hızlı devingenliği] II 296 4, perpetua atque infatigabilis [ebedi ve yorulmak bilmez] 17 11, bakınız levitas [hafiflik], perspicuus [açık], turbulentus [çalkantılı] moderatio [itidal, denge, ölçü] 38 23, aequabilitatis librata [dengelenmiş eşitlik ölçüsü] 36, aequabilitatis mediocris [vasat eşitliğin] 66 13, aequitatis [hakkaniyetin] 254 18, aeris [havanın] 23 12, (specialis) artificii [özel sanatın ölçüsü] II 281 21, 306 7, 327 15, severa religiosi carminis [dini ezginin haşin ölçüsü] II 148 8, tranquilla conmixtionis [karışımın dingin dengesi] 35 11, gravitatis [ağırbaşlılığın] II 115 4, salubris gubernationis [hayırlı idarenin] 38 6, humanitatis [insaniyetin] 94 30, flammifera luminis [ışığın alev saçan dengesi]

Sözcük Dizini

haşmetin, zihnin, zorunluluğun, sözün, ortaklığın, yavaşlığın, itidalin, çeşitliliğin, dengeli, eşit, denkleştirilmiş, merhametli, düzenli, narin, eşitsiz, büyük, uysal, orta, harikulade, zorunlu, sakin, ölçülü, zalimane, bakınız vazife, açık, derlemek, düzenlemek, biçimlendirmek, askıya almak, ayakta tutmak ölçülü, bakınız karşılaştırma, haysiyet yönetmek (edilgen) hakkaniyetin ölçülülüğü ölçülü, vakar, baba bedence ölçülü, bakınız küçük yaratık, beyazlık, yarışma, yiyecek, farklılık, miras, artış, tehlike, içecek, şey, sağlık, kır evi, hayat, ses kah, kah tatlı ezgi (sesin), bakınız şarkı söylemek şarkı makamı, musiki makamı, sivil yönetim tarzı, tatlı, bunun gibi, müzikal, eşit tarzda, bir tarzda, benzer tarzda, tarzında, tarzında, pek ziyade tarzda, ölçüsüz, bakınız bulucu, düzenlemek, söylemek, bükmek, malik olmak, ötesinde zina yapan büyük sıkıntı, en büyük, pek çok, bakınız karar vermek, aşındırmak dualardan bıkkın tanrılar çabalamak ağır işleyiş biçimi yumuşatmak yumuşak, bakınız beden, bükülme, yumuşakça, bakınız yürümek, bükülme, sürünmek bedenin yumuşaklığı saatlerin ânı, hayatın ânı darphaneci tanrıların sürekli ihtarı, bakınız biçimlendirmek öğüt uyarılmış tanrıların öğüdü dağ göstermek, düşüşü, kararı, sonucu, akıbeti, sonu ve özü, yeri, vazifeyi, sırayı, yolu, otorite ile, tanımla, işaretle, münakaşa ile, örnekle, izahla, sergilemeyle, hitabetle, akıl ile, delalet ile, bakınız ihtimam göstermek, mecbur olmak, canavar, canavarca, bakınız doğum, ürkeklik, abide, bakınız bekçi, ahlaklı, bakınız zevce

ağır hastalık, yayılan, bakınız devamlılık, arzulamak ısırıcı, bakınız söz uyum sağlamak kocasına uysal, bakınız zevce ölmek, suda, demir ile, kılıçla, ateşle, denizde, ölüm ile, kendi eceliyle, vahşi ölümle ölen bir şey etrafında gecikmek ölüm, ev halkının, hısımların ve hamilerin, evlatların, kardeşlerin, annenin, kadınların, ebeveynin, babanın, bozulmuş kanın, zevcelerin, katlin, sulardan yahut sıvılardan gelen, acı, aralıksız, başkasının, tatlı, vahşi ölüm, iyi, çabuk, tez, zalim, kanlı yahut feryatlı, meşhur, şanlı, belsoğukluğundan gelen, ağır, insani, istiskaya bağlı, görülmedik ve işitilmedik, yaklaşan, kötü, korkulacak, sefil, tanınmış, erkene alınmış, kamusal, ani, bedel olan, şiddetli, ölüm ve yaşam, bakınız geliş, ceza, vahşet, müellif, tesadüf, sebep, işkence, gün, tehlike, başkalık, efendi, sonuç, örnek, yıkım, akıbet, son, tür, suret, uygunsuzluk, talihsizlik, araya girme, yer, zorunluluk, batış, tehlike, nitelik, benzerlik, temaşa, zaman, çeşitlilik, vahşi ölümle ölen, komşu, getirmek, bağlamak, tanımak, hor görmek, karar vermek, tükenmek, yitirmek, mahvolmak, ayırmak, bölmek, maruz bırakmak, helak olmak, boğazlamak, parçalamak, ölmek, bildirmek, mahrum bırakmak, göstermek, yok olmak, katletmek, cezalandırmak, hazırlamak, yere sermek, ayırmak, bağlamak, teslim etmek, görmek, yoksun bırakmak, sakınmak kuşların ısırması, köpeklerin, vahşi hayvanların, yılanların, veba saçan, zehirli, bakınız yara, getirmek, tüketmek, hor görmek, dağıtmak, darbe, parçalamak ölümlü, bakınız beden, bütün ölümlüler ölümlülük, kırılgan ve fani, bakınız çözülme, uygunsuzluk ölümcül, bakınız felaket, yıkım ölü, bakınız ceset, beden, doğmak âdet, insanların, zevcelerin

II 183 8, iyiler 173 22, *183 2, *II 21 3, karışık olanlar 95 16, tanrısal olanlar 158 19, kadınsılaşmış olanlar II 35 35, kararsız dolaşanlar II 179 26, saygın olanlar 102 33, 108 24, II 86 6, şehvet düşkünleri II 307 5, kötüler 218 17, iffetliler II 86 6, köle tabiatlılar II 19 24, 178 6, benzer tarzda II 181 14, bkz. iyilik, hal ve gidiş, tesir, vakar, lekesizlik, birlik, hür doğmuş, ılımlı, gizlerim, tanımlarım, yetkinleştiririm, donatırım, şekil veririm, biçimlendiririm, oluştururum, sarıp sarmalarım, tezyin ederim, kirletirim, arındırırım deprem (motus terrae) II 120 9, 10, 314 16 hareket ettiririm (moveo) 122 8, 2, II 314 25 yakında, tez vakitte (mox) 139 7, II 136 22 kılıcın ucu (mucro gladii) II 165 3, haydutların amansız kılıç ucu II 135 25, bkz. keskin uç, vururum dişi katır (mula) bkz. çoban kadına özgü, kadına dair (muliebris) bkz. fiil, zanaat, birleşme, bakım, doğum haritası (genitura), şehvet, yer, şahıs, kusur, kadına özgü haller 99 16, bkz. maruz kalırım kadın (mulier) 27 9, 109 16, 145 10, 12, 30, 146 15, 147 14, 148 21, 21 ve diğer yerler, zina yapan kadın II 244 4, başkasının kadını II 131 11, cariye II 220 10, aşağı ya da soysuz kadınlar II 34 3, zengin kadın 160 30, II 330 26, layık olmayan kadın 186 21, II 40 6, 118 6, adı çıkmış kadın II 56 1, en aşağı tabakadan kadın II 12 13, hür doğmuş kadın II 220 18, ulu kadın 148 2, daha büyük, daha küçük kadın II 242 5, 8, zavallı kadın 183 11, doğuran kadın 163 26, yabancı kadın II 40 6, pek kudretli ve pek soylu kadın II 24 2, 272 22, fahişe kadın II 330 11, 333 9, umumi kadın 221 12, tiyatrocu kadın 151 4, cürüm işlemiş kadın II 137 21, köle tabiatlı kadın 183 11, II 40 6, sefil kadın II 142 11, kısır kadın II 56 1, 161 23, 270 25, 271 9, dul yahut ırzına geçilmiş yahut boyun eğdirilmiş kadın (160 17), II 9 10, gaipten haber veren kadın *185 21, bkz. meyil, aşık, aşk, dava, cinsi münasebet, birleşme, tavsiye, ortaklık, özen, endişe, ihtilaf, tasarruf, kaçış, doğum haritası, mirasçı, hüküm, koca, ölüm, iş

SÖZCÜK DİZİNİ

evlilik, fırsat, düşman, hami, şahıs, muhafaza, vekil, mülk, koruma, cenkçi kadın, Jüpiter, Ay, bir araya gelirim, birleştiririm, öldürürüm, karıştırırım, takip ederim, kışkırtırım, yerine koyarım katırcı (mulio) II 318 7, 342 10, 25, kralın katırcısı katır hekimi (mulomedicus) II 308 7 çok yönlü, çeşitli (multiplex) 186 24, bkz. fiil, devamlılık, öğreti, soy, kötü şöhret, değişim, akıl, meşgale, çeşitlilik çoğaltılmış (multiplicatus) bkz. süs, ışınım, oran, yekun kalabalık, çokluk (multitudo) 25 28, halkın kalabalığı 16 2, zapt olunmaz kalabalık II 113 10, bkz. can, hamle, el, lütufkar, ikna ederim çok, pek çok (multus) 5 10, 245 6, 27 25 ve diğer yerler, bkz. dostluk, gıda, süreklilik, tanışıklık, içki meclisi, içecek, şey, zürriyet, ara, yeryüzü, arzu duyarım, icra ederim, öğrenirim, bilirim ince fısıltı (murmur argutum) 21 3, titrek uğultu II 314 23, bkz. ıslıkla kovalarım sivrifare (mus araneus) II 318 9 musikişinas, müzikal (musicus) 143 4, 181 27, 184 12, kamusal müzisyen 149 29, bkz. aşık, ezgi, haz, makam, ses, musiki 142 8, bkz. aşık, mucit, makam, seda, bilirim, icra ederim mozaik ustası (musivarius) 113 22 değişken (mutabilis) II 4 15, 11 16, muhtelif başkalıkla 106 16, muhtelif dengesizlikle II 201 1, bkz. hal, niyet, başkalık, akıbet, suret, zaman, çeşitlilik değişim (mutatio) 263 21, harflerin sahteliği II 126 1, zamanların değişimi 95 24, hayatın muhtelif ve pek çeşitli değişimleri 139 28, zavallıca değişim II 197 9, bkz. altüst ederim, dönüştürürüm, tayin ederim, üstün tutarım, sağlarım sakat bırakırım, kesip eksiltirim (mutilo) 27 2 değiştiririm (muto) 37 19, 113 2, 122 14, 16, 258 5, II 44 2, 65 16, fiilleri 222 10, II 13 23, kararları II 91 1, 100 10, 177 18, meskeni 118 4, 169 1, II 154 7, 243 3, yıkımı 233 1, levhaların itibarını 8 22, sınırları II 278 14, biçimi II 107 1, 157 30, haksızlığı 256 12, alametleri II 112 17, tertibi II 112 17, 163 8, ata mirasını II 84 12, 7, evleri ve mekanları 112 9, 6, 7, kaygıyı II 195 25, kararlılığı II 124 2, hali 106 14, II 112 17, uğraşları II 272 27, hayatı 255 15, II 11 14, 15, II 112 17, iradeyi 256 21, yoldan saptırarak 216 12, suretler vasıtasıyla 199 18, öfkeyle II 170 3, ışınımla II 114 25, akıl yoluyla 165 6, 255 15, II 12 7, 35 26, 112 17, muhtelif tarzda II 11 11 ödünç alırım (mutuor), sevinci 67 4, vakarı II 115 11, ateşi 35 28, serbestliği 256 9, parçayı 66 25, soluğu 17 16, cevheri 198 21, kuvveti 152 16,

DİZİNLER

kudreti 110 29, edilgen olarak ödünç alınmış dilsiz (mutus) bkz. burç ıtır satıcısı, attar (myropola) 184 11, 262 13 zira, çünkü (nam) 1 8, 3 22, 5 8, 19 16, 19, 18 14, 25, 22 5, 23 10, 34 26, 37 11 ve diğer yerler nam son eki, bkz. acaba hangisi nitekim, çünkü (namque) 4 21, 22 27, 31 8 elde ederim, nail olurum (nanciscor) 38 4, 114 24, II 41 10, hakimiyeti 251 15, II 193 13, 19 cüce (nanus) 104 2, II 335 13, 15, 341 18 burun deliği (nare) II 253 26, Aslan'ın burun delikleri II 289 21, önceden sezen burun delikleri II 302 22 anlatırım, beyan ederim (narro) 24 3, hükümleri II 149 3, sözle *II 207 3, anlatılırım 23 11 doğarım (nascor) 3 2, 11, 27, 97 18, 19, 21, 22, 98, 105 20, 21, 28, 107 20 ve diğer yerler, doğum anları itibarıyla 36 23, ölü doğmuş II 213 29, ilk doğan 131 14, 274 17, II 19 18, doğan, doğmakta olan, bkz. Ay, doğmuş 110 12, bkz. eşik, nesil, terk ederim, beslerim, helak ederim doğum, ad olarak (natale) bkz. gün, saat, hür doğumlardan 36 23 kavim, millet (natio), insan soyu *34 1, yabancı kavim *206 16, II 7 3, bkz. düşüp kalkma, ikamet ederim yüzerim (nato) 14 23, II 313 15, bkz. meşgale tabiat, doğa (natura) 2 7, 20, 15 26, 35 19, 90 11, 18, II 5 19, 69 3, 170 26, 282 2, ısının tabiatı II 115 9, tanrıların tabiatı 4 30, ilahiyatın tabiatı 1 25, II 360 21, soğuğun tabiatı 12 31, insanların tabiatı 3 19, 197 11, haşmetin tabiatı 21 28, alemin tabiatı 9 18, uluhiyetin tabiatı 21 28, sanatkar tabiat 96 12, zıt tabiat 265 6, çifte tabiat 136 7, insan tabiatı 109 21, tabiatıyla II 296 22, tabiata aykırı II 23 10, bkz. kudret, keyfiyet, mukaddesat, töz, kuvvet, takat, kıyaslarım, uyarım, açığa vururum, yok ederim, galebe çalarım, üreme organı manasında 7 35, II 262 29, 257 12, Boğa'nın, Aslan'ın, Yay'ın üreme organı II 288 11, 290 2, 291 23, bkz. mahal, kesip atarım tabii, doğal (naturalis) 5 13, muayyen bir kimse 43 18, 50 2, 66 22, tabii haller 250 16, bkz. hararet, yetki, iyilik, cinsi münasebet, uyuşma, cisim, keder, gaye, suret, akıl, ilim, nevi, töz, erdem gemi kaptanı (nauclerus) 184 9, 209 11, 229 3, II 279 18, 23, 295 26, 343 9 gemi kazası (naufragium) II 205 12, 299 10, Pisagor'un felaketi 21 20, devletin felaketi 25 18, hayanın ve itibarın zevali II 94 9, hayatın batışı II 136 9, bkz. sıkıntı, tehlike, mahvolurum, sulara gömülürüm kazazede (naufragus) II 101 24 gemici, denizci (nauta) 222 8, II 309 21, 322 17 denizciliğe dair (nauticus) 229 3, II 355 18 donanmaya dair (navalis) bkz. komuta gemi sahibi, armatör (navicularius) II 295 26, 322 12 deniz yolculuğu (navigatio) 259 22, aralıksız deniz yolculuğu tekne, gemi (navigium) 120 15 denize açılırım, gemiyle seyrederim (navigo) 214 16, II 343 10, 356 24, nehirlerde ve denizlerde seyrederim 11, (13 18), 35 26, 55 29, açık denizde yol alırım II 13 18, 353 25, 359 7, denizde yahut nehirlerde II 50 27, denizler boyunca II 354 17 gemi (navis) II 354 18, daha büyük gemi 187 7, bkz. aşık, mimar, Argo burcu temizlik (munditia) bkz. aşık temizlerim (mundo), lağımları II 319 8, 349 13, helaları II 319 8, ahırları 222 12 temiz, pak (mundus, a, um) 250 2, II 27 1, 54 2, 57 10, bkz. sanat, maharet, suret, şeref, zaman alem, kainat (mundus) 17 9, 10, 38 16, 90 21, 91 9, 93 22, II 282 1, 295 3, küçük alem, yani insan (mundus minor) 90 22, bkz. eksen, cisim, yaratan, son, doğum haritası, suret, taklit, başlangıç, akıl, tabiat, köken, cüz, benzerlik, tür, töz, itidal, tepe noktası tahkim ederim (munio) 22 23, 71 1, ışıkla 112 16, muhafaza ile II 318 18, reylerle kendimi tahkim ederim 8 7 ihsan, vazife (munus), saadetin ihsanı 38 28, hitabetin ihsanı II 73 2, hürriyetin ihsanı 37 30, hayatın borcu yahut vazifesi 2 10, 2, II 166 9, 305 2, sivil vazife II 8 12, en büyük vazifeler 137 13, umumi vazifeler 173 20, krallara layık vazifeler II 276 17, bkz. herhangi biri, memuriyet, bağlarım, sunarım, tamamlarım, elde ederim, doldururum, yüklerim, vazifeli kılınmış, iade ederim

dümenci, sevk etmek, yönetmek. ... olmasın diye. sık sık değil, bkz. ut, tesadüfen şayet. ve ne de, defalarca, ... haricinde asla, zira ... değil, ne de ... bile. gerekli, zaruri, hayata dair, başkaları için lüzumlu, savaşlar için, ... hususunda, icraatlara yönelik, icraatlarda, zaruri şeyler, tüm zaruri unsurlar, akraba, hısım, bkz. bolluk, darlıklar, vasıta, mahal, itidal, ticaret, cüz, kıtlık, şey, mahrum, zorunlu olarak. gerekir ki, şarttır ki, istek kipi ile. zorunluluk, zaruret, felaketin mecburiyeti, bedenin mecburiyeti, kaderlerin zorunluluğu, yeminin bağlayıcılığı, yasanın icbarı, dilencilik zarureti, ölümün mukadderatı, gurbetin mecburiyeti, tehlikelerin zorunluluğu, bekânın gereği, hayatın icbarı, acımasız, yabancıya ait, kadere matuf, yorulmak bilmez, meşakkatli, büyük, pek büyük, acıklı, sefil, kamusal, krallara yaraşır, kölece, muhtelif, bkz. sıkıntılar, buyruk, yasa, yer, ölçü, akıl, cebir, zorlamak, tesis etmek, talep etmek, dolamak, yüklemek, helak olmak, kurtarmak, meşgul etmek, tanzim etmek, ayırmak, kulluk etmek, katlanmak. yakınlık, hısımlık, dostluk bağı, sevgi bağı, kan bağı, sadık, lekesiz ve bozulmamış, saf, bkz. sevgi, imdat, rabıta, sergilemek. menfur, meşum, bkz. ceza. lanetli, meşum, bkz. icraat, ihtiras, katl, şiir, cinsi münasebet, arzu, marazi merak, cürüm, soy, sevk-i tabii, desise, el, cinayet. ihmal etmek, savsaklamış olmak, ihmalkâr. inkâr etmek, reddetmek, tanrısallığı inkâr etmek. ticaret, iş görme, faiz ticareti, ecnebi diyarlarla ticaret, bkz. iş, vazife, kaygılı, zaman harcamak, meşgul olmak, tayin edilmiş, amir. tüccar, ıtriyat tüccarı, boyacı. ticaret yapmak, emtia ticareti yapmak. işi başından aşkın, faal, meşgul. iş, meşgale, mesele, kentlerin idaresi, imparatorların işleri, kadınların işleri, büyük ve benzeri zatların işleri, kira veya alet edevat yahut vergiler ya da ticaretler yahut sarraflık ve tefecilik işleri, emtia, suya dair meşgaleler, muhtelif, şerefli, rutubetli, meşakkatli, uzun, büyük, en büyük, fena, muzır, tehlikeli, kamusal, cebrî, bkz. eylem, idare, müstecir, muaşeret, tertip, netice, zümre, acziyet, mebde, tercüman, mucit, hizmetkârlık, vazife, nizam, velvele, kolay, başa geçmiş kimse, önder, icra etmek, kışkırtmak, tevdi etmek, tamamlamak, nail olmak, buyurmak, tashih etmek, inanmak, hükmetmek, savunmak, ikmal etmek, köreltmek, duçar olmak, müdahil kılmak, sarmak, zapt etmek, işlemek, sebat etmek, üstlenmek, ele almak, intikal ettirmek. hiç kimse. tapınak koruyucusu, mabed hadimi. torun, yeğen, hovarda. ve ne de, zira asla, nitekim değil. lir veya kitara teli, kiriş, bkz. eklem, büzülme, sızı, vurmak, çalmak. bilmemek, tanımamak, yolu bilmemek, babasını tanımamak, meçhul biri. eğrilmiş, bkz. altın. ip cambazları. katl, cinayet, ölüm, insanların katli, acımasız katl, feryat ettiren ölüm, kardeş katli, nihayetsiz ölümler, bkz. vahşet, efendi, hadim, ölüm, silahlandırmak, hüküm vermek, tahsis etmek, tertip etmek, getirmek, çarpmak, hazırlamak. zincirlerin kamusal bağı, mahkûmiyet bukağısı, bkz. bağlamak. kara, siyah, bkz. renk, çehre, safra. esmerce, karaya çalan. hiçbir şey, hayırdan yana hiçbir şey, bunlardan hiçbiri, şunlardan hiçbiri, kötülük namına hiçbir şey, büyük bir şey, ... haricinde başka hiçbir şey, bkz. daha az, işlemek, elde etmek. fazlasıyla, ziyadesiyle. haddi aşan, aşırı, bkz. hararet, artış, taam, itina, saçıp savurma, iktidar, coşkunluk, uğursuzluk, cömertlik, kudret, içki, vehim, ayyaşlık, gayretkeşlik, sıfatlarla birlikte aşırı derecede. şayet ... değilse, meğerki, sayısız defa, bkz. ne de, hiçbir şey, değil, hiçbiri, kim, şu kadar var ki. parlak, ışıldayan, bkz. ışık. berrak parlaklık, ışıltı. adımla gayret etmek, güç kullanarak çabalamak, dayanmak. kar, ayazla sertleşmiş karlar, kırağının dinmeyen karları. soylu, asil, meşhur, harpte namlı, bkz. eylem, bolluk, sanat, atlet, salahiyet, kent, kumandan, kadın, evlat, doğum haritası (genitura), anne, avrat, ebeveyn, peder, kâtip, ömür, meşhur. soyluluk, asalet, sanatın asaleti, marifetin dillere destan asaleti, şiirin şerefi, fesahatin zirvesi, hâkimiyet alâmetlerinin yüceliği, payenin şerefi, parlak, şanlı, ulu, pek büyük, pek azametli, seçkin, krallara yaraşır, bkz. artış, nesep, paye, nişaneler, hüküm, malumat, ziynet, debdebe, aşikâr, bahşetmek, ihsan etmek, parıldamak, tezyin etmek. şereflendirmek, soylu kılmak, şiirleri ihtişamla yüceltmek, valideynini şan ile donatmak, hayatı mümtaz kılmak, salahiyet ile, haysiyetle, saadetle, paye ile, iktidar ile. zarar vermek, incitmek, kulaklara zarar vermek, zihinleri tahrif etmek, gözleri bozmak, tehlikelerde hırpalamak, daha şiddetle helak etmek, bkz. müsaade, irade, temenni, zararlı, muzır. zarar vermeye meyilli, şirret. zararlı, muzır, bkz. devamlılık, ziyan, ahlaksızlık, meşgale, ışın saçılımı. geceye ait, gece vakti olan, bkz. vaziyet, doğum haritası (genitura), saat, kurban, uyku, yıldız, nöbetler. istememek, arzu etmemek, mastarla, nesne ve mastarla, istek kipi ile, ... olmamasını istemek. ad, isim, masalların adı, şan ismi, mahallerin adları, yıldızların isimleri, bkz. tarif, kabul etmek.

DİZİNLER

adpello, adpono, dico, edo, nomino, persequor, profero kelimelerine bakınız nomino, adlandırmak, 46 23, 59 18, nomine, adıyla non sescenties, altı yüz kez değil, non, nisi, -den başka değil, 40 6, nondum, henüz değil, 32 13, 138 5, nonnunquam, bazen, II 312 17 nos, nobis, biz, bize, sıkça nosco, bilmek, tanımak, 47 1, 61 14, 21, II 290 21, futura, geleceği, II 339 12, novi, bildim, 31 6, 102 7, 36 13, 139 5, 172 10, optime, en iyi şekilde, 84 24 noster, bizim, sıkça, nostrum est, bizimdir, 31 18, Fronto, Mavortius, Navigius, Porphyrius adlarına bakınız nota, işaret, leke, II 130 15, inexplicabilis publici sermonis, halkın diline düşmüş izahı imkânsız leke, II 124 13, in vultu, yüzde, II 173 11, magna, büyük, II 104 10, publica, kamusal, II 27 26, inventor kelimesine bakınız, decerno, infligo, inmaculo kelimelerine bakınız notabilis, kayda değer, göze çarpan, vita, votum kelimelerine bakınız notarius principum, hükümdarların yazmanı, 174 19 notatio, işaretleme, kınama, II 57 20 notio rerum caelestium, semavi şeylerin idraki, 23 1 11, scientiae, bilginin, II 282 29, popularis, halka mahsus, II 333 4, perspicuus kelimesiyle karşılaştırınız notitia, bilgi, tanışıklık, 228 2, II 251 2, 53 3, 92 6, feminae, kadının, II 37 28, hominum, insanların, 264 20, multorum, birçoklarının, II 17 4, omnium, herkesin, II 333 12, regum, kralların, II 345 24, maiorum virorum, önde gelen adamların, II 16 7, carceris, zindanın, 177 13, conversationis, sohbetin, II 98 9, litterarum, edebiyatın, 135 18, nobilitatis, soyluluğun, II 78 10, magna, büyük, 112 21, popularis, halka ait, II 261 8, confero, consequor, decerno, habeo, iungo, largior, orno, perfero, pervenio kelimeleriyle kullanılır noto, işaret etmek, belirtmek, 10 13, 25 1, 117 10, locum, yeri

notus, bilinen, tanınmış, 21 21, 140 13, notus et nobilis, tanınmış ve soylu, 204 8, 276 10, II 14 11, 56 13, 74 2, 326 6, hominibus, insanlarca, II 10 24, omnibus, herkesçe, 186 17, II 8 27, 11 2, 38 8, 57 10, 317 20, 353 23, popularibus, yurttaşlarca, II 26 2, principibus, hükümdarlarca, 107 2, regibus, krallarca, II 353 20, 359 6, potentibus similibus viris, muktedir ve benzeri adamlarca, 145 29, 116 1, 34 18, cupiditatibus, ihtiraslarıyla

221 18, peregrinationibus, seyahatleriyle, II 17 4, mors kelimesine bakınız novellus, taze, yeni, mors kelimesiyle karşılaştırınız, noveni, dokuzar, 258 23, annus, ratio kelimelerine bakınız noverca, üvey anne, II 139 26, 142 17, 239 19, 247 27, coeo, concumbo, corrumpo, iungo kelimelerine bakınız novies, dokuz kez, 258 22 novitas, yenilik, pario kelimesine bakınız novus, yeni, II 297 22, 23, ars, denuntiatio, honor, iurgium, lis, opus, semen kelimelerine bakınız, sector kelimesine bakınız, novissimus, en son, en yeni, 60 10, 68 4, 95 10, II 225 12, aetas, numerus, pars, pes, tempus kelimelerine bakınız nox, gece, 53 4, 6, caeca, kör, zifiri, II 307 14, lucida, aydınlık, 13 27, nocte, geceleyin, 111 27, 122 23, 131 3, per noctem, gece boyunca, 49 9, 52 20, 53 20, 102 7, 30, 103 4, 7 ve diğer yerler, hora kelimesine bakınız nubes obscura suffusionis, kataraktın karanlık bulutu, 255 23, inpugno kelimesine bakınız nubo vitricis, üvey babalarla evlenmek, II 247 28, ilavelere bakınız nudo, soymak, mahrum bırakmak, deos, tanrıları, 179 17, circumscriptionibus, aldatmalarla, 119 64, proscriptione, mülksüzleştirme ile, 121 4, 147 27, 175 25, ilavelere bakınız nudus, çıplak, yoksun, 16 13, 168 13, 207 25, 233 9, II 305 22, a praesidio, korumadan yoksun, II 2 2, 186 21, a testimoniis, tanıklıklardan yoksun, II 325, 39 6, corpus, sermo, substantia kelimelerine bakınız, relinquo kelimesine bakınız nullus, hiçbir, 3 24, 15 3, 199 10, 201 2, 23 21 ve diğer yerler, nullus nisi, -den başkası değil, 63 22, nullus alius nisi, -den başka hiç kimse değil, 16 17, 77 24, nullus alius sed, başka kimse değil ancak, 25 26, radiatio, ratio, res, societas kelimelerine bakınız numen, ilahi irade, tanrısal kudret, 18 10, 45 25, II 22 6, 266 13, decanorum, dekanların tanrısal kudreti, 265 16, deorum, tanrıların, 18 4, 241 22, potestatis, iktidarın, 265 12, Lunae, Ay'ın, 273 18, Mercurii, Merkür'ün, 91 11, Solis, Güneş'in, 51 9, Veneris biforme, Venüs'ün iki biçimli tanrısal kudreti, 250 13, divinum, ilahi, 86 27, iratum vel malignum, öfkeli yahut kötücül, II 137 9, laetum, neşeli, 95 7, magnum, ulu, 264 25, potentissimum, pek kudretli, 91 14, 273 18, propitium, lütufkâr, II 18 23, providum, tedbirli, öngörülü, 16 15, 21 29, 30, 93 24, salutare, şifalı, kurtarıcı, 21 30, 95 7, venerandum, saygıdeğer, hürmete layık, II 18 15, artificium, auctoritas, cura, cursus, favor, magisterium, maiestas, natura, origo, potestas, praesidium, providentia, secretum kelimelerine bakınız, accedo, extendo, invoco kelimelerine bakınız numero, saymak, hesap etmek, 238 2, II 225 12, 14, 235 3 numerus, sayı, 56 7, 62 18, 68 24, 71 5, II 63 8, 181 11, 244 24, 271 21, 25, 27, 272 25, 13, filiorum, evlatların sayısı, II 11 17, fraternitatis, kardeşliğin, II 238 10, annorum, yılların, 7 3, partis, derecenin (pars), II 183 21, partium, derecelerin, 52 7, 71 9, 16, 24, 72 3, 5, 12, 20, 271 10, II 109 16, 182 15, 185 32, 288 13, siderum, takımyıldızların, II 295 8, signorum, burçların, 238 1, 265 9, II 234 22, 24, 235 2, 275 4, stellarum, yıldızların, II 360 12, temporis, zamanın, II 16 23, amplior, daha geniş, II 132 7, integer, tam sayı, 71 9, 16, 24, 72 3, 12, 14, 20, 73 23, 26, 243 11, 247 24, II 11 17, 16 23, 136 13, maior, daha büyük, 74 21, minor, daha küçük, II 123 14, 132 6, novissimus, en sonuncu, 238 3, 271 10, II 186 32, 235 4, 238 10, 244 29, 245 8, 275 7, totus, tüm, tam, 239 2, 12, in numero esse, sayılmak, hesaba katılmak, 86 19, cursus, summa kelimelerine bakınız, addo, colligo, conpleo, decerno, divido, exequor, possideo, praesto, respicio, subtraho kelimeleriyle kullanılır numquam, asla, hiçbir zaman, 3 2, 6 27, 243 26, 138 2, 56 31, 83 16, 98 31, 100 16, 108 25 ve diğer yerler, non kelimesine bakınız nunc, şimdi, 5 21, 20 1, 22 9, 21, 24 23, 25 13 ve diğer yerler, nunc, nunc, kâh, kâh, bir, bir, 14 4, 17 4, 22 5, 37 4, II 15 12, 37 12, nunc quia, şimdi mademki, 65 15, nunc cum, şimdi ise, 17 23 nundinatio passiva libidinum, şehvetlerin edilgen ticareti, fuhşiyatı, II 353 6 nundino pudorem, namusunu satmak, II 174 9, sanguinem, kan ticareti yapmak, II 306 16, nundinatus, pudor kelimesine bakınız nuntio, bildirmek, haber vermek, 28 19, 148 11, II 176 2, mortes, ölümleri, II 23 7, 17, potestas kelimesine bakınız nuntius regum vel ducum vel iudicum, kralların yahut komutanların yahut hâkimlerin ulakları, 106 28, regum, kralların, 180 29, 225 22, leves, önemsiz, güvenilmez haberciler, II 297 20 nuptiae, evlilik, izdivaç, 186 5, 237 5, II 20 30,

194 30, mariti, kocanın evliliği, II 141 19, mulieris, kadının, II 242 1, 18 6, privignarum, üvey kızların, II 155 8, uxorum, eşlerin, II 35 15, 183 4, matrimonii, nikâhın, II 79 16, bonae, hayırlı, 246 10, difficiles, meşakkatli, II 154 20, faciles, kolay, külfetsiz, II 130 11, incestae, gayrimeşru, ensest, II 239 24, infelices, mutsuz, bedbaht, II 112 26, instabiles, kararsız, istikrarsız, II 13 16, tardae, gecikmiş, geç vuku bulan, 144 9, virginales, bekâret evliliği, bakirelerin evliliği, II 28 8, locus, qualitas, quantitas kelimelerine bakınız, adipiscor, conpleo, consequor, contraho, cruento, decerno, denego, transeo, vito kelimeleriyle kullanılır nuptialis, evliliğe dair, zifafa dair, adfectus, signum, vinculum kelimelerine bakınız nurus, gelin, coeo kelimesine bakınız nusquam, hiçbir yerde, 229 12 nutans, sallanan, çökmeye yüz tutmuş, tectum kelimesine bakınız nutricius, besleyici, süt veren, alimentum kelimesine bakınız nutrimentum, besin, gıda, II 13 1, ingenii, dehanın, zekânın gıdası, II 146 18, effectus, locus kelimelerine bakınız nutrio, beslemek, büyütmek, 97 21, II 11 21, 134 5, 15, 249 3, feras beluas, vahşi canavarları, 180 28, canes, köpekleri, II 302 21, capillos, saç uzatmak, II 32 11, damna, zararları büyütmek, 13 12, alienos filios, başkalarının evlatlarını, II 329 1, 4, natos, öz evlatları, 175 22, palumbos, yaban güvercinlerini, II 309 5, pestem, vebayı, musibeti, 24 11, serpentes, yılanları, II 345 9, sobolem, nesli, zürriyeti, II 73 5, deliciis, zevk ve sefa içinde, II 41 13, bene, iyi şekilde, 105 24, II 54 2, nutrior primus, ilk olarak beslenirim, 274 17 nutritor avium aut ferarum, kuşların yahut vahşi hayvanların besicisi, II 318 4, equorum, atların bakıcısı, II 308 6 nutrix, sütnine, bakıcı, II 239 20, sinus kelimesine bakınız ob, -den dolayı, uğruna, 19 13, 43 29, 60 5, 81 16, 82 21 ve diğer yerler, hic kelimesine bakınız obatresco, kararmak, siyahlaşmak, 2 12 oberro, başıboş dolaşmak, sapmak, 162 12 obesus, şişman, kaba, crassitudo kelimesine bakınız obicio bestiis, canavarların önüne atmak, 120 12, feris, yırtıcılara atmak, 120 17, II 312 11, crimen, suç isnat etmek, 268 8, 22 4, me radiis, kendimi ışınlara maruz bırakmak, 110 4, 142 28 obiurgatio severa orationis, nutkun sert azarı, paylaması, 3 18, 23, 27, II 158 14, castigo kelimesine bakınız obligatio linguae, dil tutulması, dil bağı, II 104 26

bağlamak (obligo), mafsalları 207 16, dili 233 24 II 87 1, muhafızlarla, zindanla ve bağlarla 276 3, bukağılarla 197 22 II 2 21, tutkularla 250 11 II 17 19, hilekârlıklarla 177 15, ihtiraslarla II 307 6, borçlarla 169 28, zorunluluğun buyruğuyla 197 24, şehvetlerle II 14 24, kötülüklerle 112 6 6 10, kusurlarla 209 19 217 30 224 5 II 29 17 317 25, ışımalarla kendini 157 25, karşılıklı olarak birbirini 71 2 259 3, zirvede eğik (obliquus) 35 13, çalkantı, eğik olarak (ex obliquo) II 286 8 18, merhemlerle sıvanmış (oblitus) II 299 11, unutuş (oblivio) 8 24, boğmak ya da ezmek (obruo) 21 3

karışıklığın karanlığı (obscuritas confusionis) 61 9, muhtelif karanlıklar 271 1, bkz. dolambaçlar, sarmalamak, aydınlatmak, çözmek

karanlık (obscurus) 156 25 170 2 211 1, suskunlukla II 19 10, kederle II 117 21, bkz. zifiri karanlık, düşünce, yorum, bulut, söylemek

itaat ya da kulluk (obsequium) 133 11 152 12 331 25, memurların II 307 3, kutsal törenlerin II 336 9, mabetlerin II 163 7 336 9, önden gitmenin 13 6, güreş okuluna dair II 324 17, bkz. inayet, elde etmek, tayin etmek

boyun eğmek (obsequor) 16 23 38 24

hesaplamanın durmaksızın müşahedesi (observatio adsidua conputationis) 14 12

gözetmek ya da müşahede etmek (observo) II 66 10 201 8 218 8, bkz. mecbur olmak

kuşatmak ya da işgal etmek (obsideo) 35 6, temel eksen noktalarını (cardines) 207 6, kusurlarla kuşatılmış 26 4

savaşların muhasarası (obsidio bellorum) II 357 19, bkz. azat etmek, paçavralarla örtülü 225 4, mani (obstaculum), bkz. mani olmak, ebe (obstetrix) II 329 11

çaprazlama inat (obstinatio diametra) II 106 21, bkz. kakmak

cinnetle inatlaşmış (obstinatus furore) II 63 16, bkz. hiddet, can, ihtiras, riyakârlık, yanılgı, alın, cinnet, hüküm

itaat etmek (obtempero) II 10 19

elde etmek ya da tasarrufunda bulundurmak (obtineo) 252 26, II 186 16, şehirleri yahut vilayetleri 18 15, 211 19 219 18 249 7, makamı II 68 13, hâkimiyeti 240 24

keskinliği köreltmek (obtundo acumen) 7 3, kulakları 211 9 II 87 1, körelmiş (obtusus), bkz. gayret

ışığı karanlıkla gölgelemek (obumbro lumen tenebris) II 107 3, yalanlarla 10 21 78 20 II 315 12, kusurlarla II 315 12

isabet etmek ya da başa gelmek (obvenio) 77 8 163 11 II 91 18

fırsat ya da vesile (occasio) 160 4 206 11 213 30 226 24 231 13 233 20, kadınlara dair 175 5, terakki etme vesilesi II 93 1, zevke dair 161 1, vesilesiyle II 139 12

ölümün ani batışı (occasus repentinus mortis) II 298 18, bkz. bastırmak, maruz kalmak, krş. fihrist III

öldürmek (occido) 27 21 121 17 23 28 248 16 II 316 3 337 28 361 6, insanları II 312 6, zevceleri II 24 12

meşguliyet (occupatio) 180 2 13, hayırlı meşguliyetler II 37 4, umumi meşguliyetler 11 34 19, bkz. tatbik etmek, tayin etmek, müdahil kılmak, vakfetmiş

işgal etmek ya da meşgul eylemek (occupo, sıklıkla occupatus) 186 24 248 16, bir makamı ışımalarla II 68 14, burcu II 129 6, işlerle 166 12 163 8 166 27 182 13, 183 15 191 7 218 2 II 11 20, tariflerle II 175 8, münazaralarla II 282 30, zaruretlerle II 7 19, işler ve ticaretle 183 15, seyahatlerle 187 26 231 21, hesaplarla 264 21, dinî vecibelerle 21 13, ilimlerle 218 2 II 297 2, hazlarla 6 26 II 281 13 304 22, meşgul olan, bkz. can

rast gelmek (occurro) 1 10 277 20 II 167 7 19

göz (oculus) 24 4 27 2 69 10 254 27 255 21 274 12 II 17 13 38 20 93 11, Yengeç'in gözü II 289 11 326 12 327 11, sağ göz II 155 14 231 8 26 15, sol göz II 166 17 231 10, latif ve parıldayan 249 23, süzgün 52 16, faltaşı gibi II 282 20, güzel 246 24, kanlı 248 5, bkz. basiret, körlük, ihtiras, zaaf, keder, muhakeme, ışık, cevher, sıhhat, rüyet, yara, sakatlamak, lekelemek, kör etmek, söndürmek, saldırmak, zarar vermek, tezyin etmek, mahvetmek, saptırmak, döndürmek, bozmak

nefret etmek (odi) II 303 10

hükümdarların nefreti (odium imperatorum) 10 28, melikin II 354 1 359 11, düşmanlıkların II 29 3 117 26, şiddetli nefret 25 7 159 27 II 23 12 29 3, hısımları katletmeye varan II 117 26 171 10, civarında II 171 10, bkz. devamlılık, tefrika, nevi, husumet, kışkırtmak, alevlendirmek, azdırmak, lanetlemek, ilan etmek, takip etmek

latif ıtırların kokusu (odor aromatum suavitatis) II 60 4, iğrenç koku II 320 19, ağır koku 166 29 173 12, teke kokusu II 159 3, bkz. çirkinlik, pasak, koku maddesi, sefil, arzu etmek, malik olmak

gücendirmek ya da çarpmak (offendo) 174 21 26 226 26, hükümdarı II 322 9 337 10, meliki II

sürekli incinmeler (offensae adsiduae) II 107 12, ağır incinmeler II 319 24, bkz. nevi, tayin etmek

vazife ya da memuriyet (officium) 163 9 174 26 216 14 228 2 II 195 10 313 12, eylemlerin vazifesi II 26 21 73 1 88 20, idare vazifeleri 181 26 II 49 26 50 10 76 23, hakkaniyet vazifesi II 310 6, teftiş vazifesi 227 21, sanatların vazifesi II 27 7 91 8 98 6 136 12 280 6, iyilik vazifesi 112 0 30, kısıtlamaların vazifesi II 95 23, vilayetlerin vazifesi II 72 22 74 3 120 13, hesaplama vazifeleri II 80 4, ilahların vazifesi 229 23, ilimlerin vazifesi II 75 10, faiz vazifesi 233 19 276 24, insanlık vazifesi II 57 1, hükümdarların vazifesi 229 23, talim vazifesi II 98 8, elçilik vazifesi 252 14, tahrirat vazifesi II 15 28 59 12 80 4 91 8 123 3 335 21 340 18 353 1 9, mühendislik vazifesi II 355 19, itidal vazifesi II 23 15, memuriyetlerin vazifesi II 276 17, ticaret vazifeleri 233 19 253 15 276 21 II 10 1 13 60 6 82 11 332 24, işlerin vazifeleri 228 1 21 II 62 7 12 83 20 88 20 92 4 129 3 145 30 177 10 197 1, baş memuriyet vazifeleri II 345 21, vekâlet vazifesi II 6 10 53 23 72 14 114 21, muhasebe vazifeleri 276 24 II 80 4, mıntıkaların vazifesi II 120 13, meliklerin vazifesi II 72 22, dinî vecibelerin vazifesi II 15 28, büyük işlerin vazifesi II 344 6, mukaddesatın vazifesi II 15 28 325 24, defin vazifesi 229 5 II 349 9, ortaklık vazifesi II 24 26, yıldızların vazifesi 14 14, mabetlerin vazifesi 185 23 II 272 22, mabetlerdeki vazife 148 17 231 1, vergi vazifeleri II 307 5, fazilet vazifesi 7 11 II 25 10 296 26 361 2, hayatın vazifesi II 10 23 128 2, kabul etme yahut selamlama vazifesi II 308 25, buyurma vazifesi II 128 9 20, aralıksız vazifeler 216 17, cüretkâr vazifeler 181 5, sadık vazife II 253 7, şanlı vazifeler 215 28, ağır ve kederli vazifeler 228 26, muteber vazifeler 223 2, alçak vazifeler 132 18 189 14, ulu vazifeler 231 1 II 332 24, daha büyük vazifeler 163 15, en büyük vazifeler 182 31 II 92 4, fena vazifeler 179 2, askeri vazifeler II 88 18 316 14, umumi vazifeler 215 28 II 59 13 62 18 78 2, melike layık vazifeler II 346 11, kırsal vazifeler II 305 11, meşum vazifeler 181 5 228 26, kölece vazifeler 173 11 276 8 II 16 4, memuriyet ve kudret 14 14, bkz. kaide, bağlanmış, yabancı, ayrılmış, bahşetmek, tevdi etmek, emanet etmek, ifa etmek, tesis etmek, inanmak, hükmetmek, bırakmak, tayin etmek, yerine getirmek, icra etmek, ifa etmek, idare etmek, müdahil kılmak, donatmak, ihsan etmek, göstermek, tezyin etmek, tetkik etmek, hazırlamak, başa getirmek, riyaset etmek, takip etmek, hafifletmek, tahammül etmek, ele almak

feda edilmiş olanlar (olibatae) II 313 5

kısa ömürlü (oligochronius) [Yunanca] 119 16 18 124 11 175 4 200 21 202 16 216 30 221 29 232 8 II 11 24 167 13 178 14 217 5 319 12 325 27 333 20 334 11 339 18 342 23 31, bkz. köle

vakaktiyle (olim) 13

Dizin

zeytin ağacı (oliva) uğursuz alamet (omen infaustum), bkz. açıklıyorum (explico) geleceği haber vermek (omino futura) ihmal etmek, atlamak (omitto) her bakımdan, her suretle (omnifariam) bütünüyle, tamamen (omnino) her, bütün (omnis) yüzlerce kez, bkz. inşa (fabricatio), cins (genus), dümenci (gubernator), insan (homo), bilgi (notitia), akıl (ratio), şey (res), yaşam (vita), irade (voluntas), diğerleri (ceteri), bilinen (notus), yitirmek (amitto), arzulamak (desidero), öğrenmek (disco), öğretmek (doceo), bildirmek (intimo), yeğlemek (praefero), sunmak (praesto), bilmek (scio), her şeyde (in omnibus) (nötr), her şeyin üzerinde her şey (omnia super omnia) hasetle yüklenmiş (oneratus invidia) başı salgılarla doldurmak, ağırlaştırmak (onero caput humoribus) körlük yükü (onus caecitatis), esaret yükü (captivitatis), vicdan yükü (conscientiae), mahkûmiyet yükü (damnationis), talihsizlik yükü (infelicitatis), haset yükü (invidiae), meşakkat yükü (laboris), dilencilik yükü (mendicitatis), askerlik yükü (militiae), dertlerin daimi yükü (adsiduum miseriarum), evlatsızlık ve yoksunluk yükü (orbitatis), yoksulluk yükü (paupertatis), gurbet yükü (peregrinationis), yaşlılık yükü (senectutis), kölelik yükü (servitutis), nihai yük (extremum), ağır yük (grave), daha büyük yükler (maiora), sefil yük (miserum), daimi yük (perpetuum), ebedi yük (sempiternum), türlü yük (varium), bkz. mahkûm etmek (addico), getirmek (adfero), tamamlamak (conficio), kararlaştırmak (decerno), yormak (defatigo), bırakmak (depono), bastırmak (deprimo), yıpratmak (detero), yormak (fatigo), ağırlaştırmak (gravo), bildirmek (indico), yüklemek (inpono), ezmek (opprimo), haddinden fazla yüklemek (praegravo), katlanmak (sustineo) emek, iş (opera), bkz. vermek (do) işçi, ırgat (operarius), kırlık yerlerin yahut bahçelerin işçisi (agrestium locorum vel hortorum) işlemek, amel etmek, icra etmek (operor), pek çok kez (plurimum), amacıyla (ut), işleyen (operans) zanaatkâr, usta (opifex) iyi kanaat (opinio bona), yanlış kanaat (falsa), büyüsel kanaat (magica), zenginlik zannı (divitiarum) zannetmek, kanaat beslemek (opinor), meşhur zannolunan (opinatus), bkz. filozof (philosophus) yardım etmek (opitulor) ağır silahlı gladyatör (oplomachus) gerekir, icap eder (oportet), bilmek gerekir (scire), amacıyla (ut) karşı koymak, karşıt duruma getirmek (oppono), bedeni zahmetlerin karşısına koymak (corpus operibus), hükümlere karşı durmak (iudiciis), kendini karşıt konuma getirmek, karşıt açı yapmak (me de stellis) (yıldızlar hakkında), çaprazlama karşıt (oppositus de diametro), kendi çaprazlama kudretiyle ezmek, baskılamak (opprimo) (çoğunlukla edilgen), hasımları alt etmek (adversarios), bedeni halsiz bırakmak (corpus), korkuları bastırmak (metus), güçleri tüketmek (vires), ithamlarla ezilmek (accusationibus), fiillerle (actibus), illetlerle (aegritudinibus), körlükle (caecitate), sarsıntılarla (conmotionibus), mahkûmiyetlerle (damnationibus), kötürümlüklerle (debilitatibus), ihbarlarla (delationibus), faizle (fenore), cinnetle (furore), ölüm şekliyle (genere mortis), salgılarla (humoribus), akınlarla (incursionibus), talihsizliklerle (infortuniis), pusularla (insidiis), meşakkatlerle (laboribus), batış ile (occasu), yük ile (onere), tehlikelerden (a periculis), ağırlık ile (pondere), ışınlarla (radiis), yıkımla (ruina), isyanlarla (seditionibus), sefaletle (squalore), uyuşuklukla (torpore), hastalıklarla (valitudinibus), kusurlarla (vitiis) kudret, yardım, zenginlik (ops), bkz. getirmek (fero), servetler, zenginlikler (opes), küçük servetler (parvae), krallara layık servetler (regiae), bkz. inanmak (credo), korumak (custodio) en iyi (optimus), bkz. savunucu (advocatus), ışınım (radiatio), en iyi ve en yüce (opt. maximus), bkz. Güneş (Sol), en iyi şekilde (optime), bkz. bilmek (nosco) dilemek, arzu etmek (opto), mastar ile, bkz. borçlu olmak, mecbur olmak (debeo) iş, eser, zahmet (opus), daimi iş (adsiduum), başkasına ait iş (alienum), tertip edilmiş eser (conpositum), gündelik emek (cottidianum), ilahi eser (divinum), kadına has iş (femineum), daha büyük eser (maius), yeni eser (novum), kusursuz, tamamlanmış eser (perfectum), kesintisiz meşakkat (perpetuum), eksiksiz eser (plenum), vaat edilmiş eser (promissum), kamuya ait iş (publicum), kutsal iş (sacratum), muhtelif işler (varia), büyük gayretle (magno opere), bkz. mahkûmiyet (damnatio), tanım (definitio), disiplin (disciplina), tahsilat (exactio), yapı (fabrica), biçim (forma), inayet (gratia), meşakkat (labor), düzen (ordo), bilgi (scientia), sır (secretum), kaygı (sollicitudo), tür (species), töz (substantia), doldurmak (conpleo), mahkûm etmek (damno), kararlaştırmak (decerno), açıklamak (explico), başlamak (incipio), bağlı kalmak (inhaereo), oyalanmak (inmoror), karşı koymak (oppono), vadetmek (promitto), geri vermek (reddo) kıyı, kenar (ora) kehanet, gaipten gelen haber (oraculum) söylev, hitabet, söz (oratio), münazara sözü (disputationis), dar kapsamlı söylev (angusta), kısa söylev (brevis), tumturaklı ve bol sözlü (copiosa), yüksek, mağrur söylev (elata), fasih, tatlı dilli söylev (facunda), uzun söylev (longa), azametli söylev (magnifica), kusursuz söylev (perfecta), halka hitap eden söylev (popularis), hitabet ve lakırdı (oratio ac sermo), hitabet ve üslup (oratio ac stilus), bkz. fesahat (facundia), letafet (gratia), cazibe (inlecebrae), serbestlik (licentia), azarlama (obiurgatio), nizam (ordo), tezyinat (ornatus), kısım (pars), ağırlık (pondus), sığınak (praesidium), konuşma (sermo), haşmet (splendor), methal (vestibulum), uymak (convenio), genişletmek (extendo), pekiştirmek (firmo), göstermek (monstro), takip etmek (persequor), ikna etmek (persuadeo), aktarmak (transfero), satmak (vendo) hatip (orator), iyi hatip (bonus), dava vekili (causidicus), bilgili hatip (doctus), meşhur hatip (famosus), büyük hatip (magnus), en büyük hatip (maximus), ilahi kabiliyete sahip hatip (divino ingenio) hitabete dair (oratorius), bkz. sanat (ars) yeryüzü (orbis terrarum), Roma dünyası (Romanus), bütün dünya (totus), bkz. hâkimiyet (dominium), efendi (dominus), dümen (gubernaculum), muhakeme (iudicium), saha, feza (spatium) sefil evlatsızlık yahut yoksunluk (orbitas misera), daimi yoksunluk (perpetua), bkz. keder (dolor), zahmet (inconmodum), talihsizlik (infortunium), dermansızlık (languor), sefaletler (miseriae), yük (onus), kararlaştırmak (decerno), bildirmek (indico) ölümle yoksun kılmak (orbo morte), ana babadan yoksun bırakılmak (a parentibus) yoksun, öksüz, yetim (orbus), ana babasından yoksun kalmış (a parentibus) danslı güreş sahnesi dövüşçüsü (orchestopalarius) olağan, nizamî (ordinarius), bkz. konsül (consul), konsüllük (consulatus) düzene koymak, tanzim etmek (ordino), zaruretleri düzene sokmak (necessitates) nizam, sıra, zümre (ordo), meşveretlerin nizamı (consiliorum), muaşeret tarzı (conversationis), tanrıların başlıca zümreleri (principales deorum), kaderlerin sırası (fatorum), saadet derecesi (felicitatis), gelecekteki şeylerin sırası (futurorum), nizam intizam sırası (institutionis), tefsir usulü (interpretationis), hukukun nizamı (iuris), zihnin nizamı (mentis), meşgalelerin sırası (negotiorum), eserin düzeni (operis), lakırdının ve hitabetin nizamı (sermonis atque orationis), tehlikelerin sırası (periculorum), ölümsüz ebediyetin nizamı (perpetuitatis inmortalis), mülkiyetin intikal sırası (possessionis), kudret makamı (potestatis), tenasül sırası (procreationis), mevki yükselme sırası (promotionis), basiret tertibi (provisionis), aklın nizamı (rationis), semavi yahut mukaddes şeylerin nizamı (caelestium aut sacrarum rerum), töz nizamı (substantiae)

zamanların (temporum), damarların (venarum), sözlerin (verborum), hayatın (vitae), ilerlemenin (proficiendi), doğru yaşamanın (rectus vivendi), en geniş (amplissimus), iyi (bonus), kesin (certus), düzenli (conpositus), değişmemiş (inmutatus), doğru (rectus), benzer (similis), sıraya göre (ad ordinem), sırasıyla (per ordinem), sırada (in ordine), ikinci veya üçüncü sırada (secundo vel tertio ordine), bkz. sapmak (aberro), kabul etmek (accipio), karıştırmak (conturbo), gözetmek (custodio), hükmetmek (decerno), düzenlemek (dispono), açıklamak (explico), değiştirmek (inmuto), saldırmak (inpugno), ihsan etmek (largior), eksiltmek (minuo), göstermek (monstro), dönüştürmek (muto), iyice öğrenmek (perdisco), yok etmek (perdo), saklamak (reservo), korumak (servo), hissesine düşmek (sortior), hafifletmek (sublevo), altüst etmek (turbo) organ yapımcısı veya çalgıcısı (organarius) organik, aletsel (organicus), bkz. düzenek (machinatio) tatlı çalgı, hoş organ (organum dulce), bkz. mucit (exinventor), uygulanan (adplicitus), ele almak (tracto) doğan, doğu (oriens), bkz. dümen (gubernaculum) köken, menşe (origo), tanrıların (deorum), insan soyunun (generis humani), yüceliğin (maiestatis), âlemin (mundi), uluhiyetin (numinis), ilk menşe (prima origo), bkz. müellif, kurucu (auctor), bilinç, vicdan (conscientia), türeyiş (generatio), başlangıç unsurları (primordia), ilke (principium), giz (secretum), utanmak (erubesco), açığa çıkarmak (patefacio) doğmak (orior), soydan doğmak (genere), kökeninden gelmekteyim (oriundo sum) foriputi, foriputri [okunamadı] ziynet, süs (ornamentum), sanatların (artium), muaşeretin (conversationis), mevkinin, haysiyetin (dignitatis), imalatların (fabricationum), saadetin (felicitatis), sadakatin, inancın (fidei), şerefin (gloriae), vakarın yetkin ziyneti (perfecta gravitatis), mevkilerin (honorum), ışığın ziyneti (luminis), asaletin apaçık, berrak ziyneti (perspicua nobilitatis), kudretin (potentiae), yetkilerin (potestatum), basiretin (prudentiae), kanın (sanguinis), hikmetin (sapientiae), nutkun (sermonis), parlaklığın (splendoris), erdemin (virtutis), hayatın ziyneti (vitae), eksiksiz (integra), çoğaltılmış (multiplicata), bkz. taşımak (circumfero), kavramak (concipio), bezemek (condecoro), erişmek (consequor), belirlemek (decerno), kaybetmek (deperdo), tezyin etmek (exorno), donatmak (orno), idrak etmek (percipio), üstün tutmak (praefero) donatan, süsleyen (ornator), tanrıları donatan (deorum), suretleri, putları bezeyen (simulacrorum) ziynet, donanım, libas (ornatus), en büyük mevki donanımı (maximus dignitatis), saadet donanımı (felicitatis), şeref (honoris), hitabet (orationis), iffet (pudicitiae), hikmet (sapientiae), kelam ziyneti (sermonis), bkz. tahsis etmek (adsigno), hükmetmek (decerno), onurlandırmak (honesto) donatmak, tezyin etmek (orno, ekseriya ornatus), yalanları hakikatin gölgesiyle bezemek (mendacia umbra veritatis), ahlakı vakarın ağırlığıyla donatmak (mores pondere gravitatis), gözleri erdemle, vakarla donatmak (oculos honestate), bolluk ile (adfluentia), iyilik, lütuf ile (beneficio), hayırhahlık ile (bonitate), iyilik türü ile (genere bonitatis), ortaklık, arkadaşlık ile (consortio), muaşeret, ülfet ile (conversatione), mevki ile (dignitate), zenginlikler ile (divitiis), saadetin türlü nevileri ile (vario genere felicitatis), inayet ile (gratia), ateşler ile (ignibus), büyüme, artış ile (incremento), ölümsüzlük ile (inmortalitate), alametler, nişanlar ile (insignibus), muhakeme ile (iudicio), serbestiyet, ruhsat ile (licentia), ışık ile (lumine), liyakat ile (merito), ahlak ile (moribus), asalet türü ile (genere nobilitatis), şöhret, marifet ile (notitia), vazife ile (officio), ziynetler ile (ornamentis), kısım, pay ile (parte), iktidar ile (potentia), övgü, methiye ile (praeconio), iyiliğin övgüsü ile (praeconio bonitatis), himaye ile (praesidio), ışınlar ile (radiis), hikmet ile (sapientia), işaret ile (signo), zürriyet ile (sobole), ruh, nefes ile (spiritu), debdebe, parlaklık ile (splendore), gayretler ile (studiis), töz, varlık ile (substantia), şehadet, tanıklık ile (testimonio), sesler ile (vocibus), donatılmak (ornor), donatılmış (ornatus) dua etmek, yalvarmak (oro), bkz. icap etmek (debeo) doğuş, tulû (ortus), hayatın doğuşu (vitae) ağız, yüz, çehre (os, oris), murdar kılınmış, kirlenmiş (inquinatum), Koç’un, Aslan’ın, Yay’ın, Oğlak’ın, Balık’ın, Köpek’in, Kurt’un, Geyik’in ağzı veya yüzü (Arietis, Leonis, Sagittarii, Capricorni, Piscium, Canis, Lupi, Cervi), bkz. murdar (inpurus), lekelemek, kirletmek (turpo) kadın düşmanı (osor mulierum) sağlam, güçlü kemikler (ossa valida) göstermek, beyan etmek (ostendo), hükmü göstermek (decretum), helaki, mahvoluşu göstermek (exitium), doğum haritasını (genitura) göstermek, cinsi göstermek (genus), tasviri, sureti göstermek (imaginem), yeri göstermek (locum), ölümü göstermek (mortem), ışınları göstermek (radios), kısaca (breviter), bilhassa (specialiter), bkz. icap etmek (debeo) kendini gösterme, nefsini teşhir (ostensio sui) gösteriş, caka (ostentatio), cürmün teşhiri (facinoris), böbürlenmenin gösterişi (iactantiae), bkz. lütuf, inayet (gratia) dinginlik, ferağat, boş vakit (otium) sevinçle haykıran (ovans), bkz. uğultu, gürültü (strepitus) koyun (ovis), bkz. çoban (pastor) hayat veren gıda, dirilik rızkı (pabulum vitale), bkz. esirgemek, menetmek (denego) neredeyse, takriben (paene) pişmanlık duymak (paenitet) güreş meydanı, talim yeri (palaestra), bkz. muhip, âşık (amator), muallim (magister) güreş meydanına ait, talimle ilgili (palaestricus), bkz. önder (dux), itaat (obsequium), amir, nazır (praepositus), talim idmanları (palaestrica), bkz. icra etmek (exerceo) açıkça, alenen (palam) saray (palatium), kralların sarayı (regum) bedence solgun (pallidus corpore) kurşuni, morumsu solgunluk (pallor lividus), zayıf, hafif solgunluk (tenuis), bkz. biçimsiz, çirkin (deformis) zafer simgesi, avuç içi (palma), müsabaka zaferi (certaminis), bkz. bahşetmek (largior) altın işlemeli zafer libasları (palmatae aureae), boyalı ve altın işlemeli (pictae aureaeque), bkz. hükmetmek (decerno) asma filizi (palmes) çarpmak, seğirmek (palpito), çırpınışlarla (agitationibus) kumru, yaban güvercini (palumbus), bkz. beslemek (nutrio) bataklık, sazlık (palus) pankras güreşçisi (pancratiastes) açmak, sermek, yaymak (pando), kapıyı açmak (ianuam), tabiatı ifşa etmek (naturam), sırları açığa vurmak (secreta) fena halde sarkan paçavralar (pannae male pendentes), bkz. kaplanmış, bürünmüş (obsitus) pandomim sanatçısı (pantomimus) eşit, denk (par), bkz. hal, şart (conditio), lütuf (gratia), ölçü, tarz (modus), kudret (potestas), ışınım (radiatio), akıl, nispî bağ (ratio), bağ, bukağı (vinculum), denk olanlar (paria), eşit şekilde, aynı derecede (pariter), eşit ve (par et), eşit ve keza (par ac, atque), denk veya (par aut) canını tehlikeye atan, canbaz (parabolarius) inme inmiş, felçli (paralyticus), bedenin bir uzvundan (parte corporis) ebeveyn, ana baba (parentes), evlatların ana babası (filiorum), yozlaşmış, soysuzlaşmış (degeneres), muhterem, namuslu (honesti), zavallı, sefil (miseri), asil (nobiles), pek haşmetli, parıldayan (praefulgidi), köleler (servi), bkz. sevgi, bağlılık (adfectus), kayıp, zeval (amissio), ortaklık (consortium), imkan, servet (facultas), düşman (inimicus), konum, yer (locus), ölüm (mors), peder mirası (patrimonium), himaye (praesidium), hayat (vita), yoksun, öksüz (orbus), yabancılaştırmak (alieno), bir araya gelmek (coeo), takatsiz bırakmak (debilito), ayırmak (dissocio), bölmek (divido), alçaltmak (humilito), canına kıymak (interimo), yüceltmek, asilleştirmek (nobilito), mahrum bırakmak (orbo), helak etmek (perimo), yere sermek (prosterno), geri vermek (reddo), tefrik etmek (separo)

boyun eğmek (pareo) 235 20 baba katili (paricida) 11 262 10 baba katline dair (paricidalis) 26 18, II 341 1, bakınız, akıl yitimi (amentia), çekişme (certamen), karşılaştırma (collatio), yıkım (exitium), cinnet (furor), delilik (insania), nefret (odium), cürüm (scelus), husumet (simultas) duvar (paries) 29 24 duvar fesleğeni (parietarius) II 331 21 mahsullere tazelik vermek (pario novitatem frugibus) II hazırlamak (paro) 194, 90 21, 195 13, II 302 19, pusu kurmak (insidias) II 303 1, kendime tedbir hazırlamak (mihi subsidia) II 309 7, bir şeye hazır olmak (paratus ad) 256 13, II 386 parça (pars) 155, 34 21 ve diğer yerler, II 88 10, ruhun (animi) 17 15, bedenin (corporis) 27 2, 72 24, 26, 202 13, 220 4, 248 14, 255 1 ve diğer yerler, saadetin (felicitatis) 66 24, 100 4, II 53 5, iktidarın (imperii) II 358 3, kitabın (libri) 41 13, 196 12, 235 23, 276 25, II 60 13, âlemin (mundi) 35 3, 7, 64 13, sözün (orationis) 23 24, 339, 34 12, felsefenin (philosophiae) 22 23, meselenin (quaestionis) 15 16 (46 8), bölgenin (regionis) 23 10, arzın (terrae) 3 4, sakatatın (viscerum) 24 14, II 169 22, beyan etmenin (pronuntiandi) 11 9, gizli olanlar (absconsae) 209 27, II 45 13, 49 7, sağ (dextera) 238 27, II 25 15, 290 16, 19, 339 9, 348 7, sol (laeva) II 290 18, 313 8, sol (sinistra) II 25 17, 290 16, 339 9, 343 7, uç kısımlar (extrema) 35 3, 248 14, II 42 11, 45 13, 49 7, en büyük (maxima) 43 23, 26, 122 14, 138 18, II 10 19, 358 3, ekseriyetle (ex maxima parte) 105 18, 122 8, 127 23, 133 5, II 179 7, 25, 192 1, orta (media) 35 3, 5, 7, 64 13, lüzumlu olanlar (necessariae) II 45 13, 339 3, 358 17, arka (posterior) 196 12, 273 17, yukarıdaki (superiores) II 110 24, son kısımlar (ultimae) 196 20, bir cihetten (ex aliqua parte) 9 18, 16 12, 17 19, 18 12, 104 23, 27, 105 16, 106 13 ve diğer yerler, her ne cihetten olursa olsun (ex quacumque parte) 115 3, her ne suretteki cihetten olursa olsun (ex qualicumque parte) 125 17, 196 8, şu kısımda (in ista parte) 11 27, daha küçük yahut daha büyük kısımlarda (in minoribus - maioribus partibus) 31 25, bakınız, acı (dolor), kabul etmek (accipio), temas etmek (adtingo), kesip ayırmak (amputo), uzuvlarına ayırmak (artuo), kırmak (confrango), muvafakat etmek (consentio), zayıflatmak (debilito), taksim etmek (divido), kırmak (frango), ödünç almak (mutuor)

hissedar (particeps) 67 2 iştirak etmek (participo) 66 29, 67 6 kısım kısım (particulatim) II 214 13, 265 3 doğurmak üzere olmak (parturio) 163 25, bakınız, kadın (mulier) doğum (partus) 163 25, II 210 24, 212 5, II 167 19, yaklaşan (inminens) II 132 17, ucube nevinden (monstruosus) 46 7, bakınız, darlık (angustiae), vuku bulma (editas), mahal (locus), tehlike (periculum), tamamlamak (conpleo), meydana getirmek (edo), mani olmak (inpedio), yarıp çıkmak (rumpo) küçük (parvus) 37 5, küçük şeyler (parva) II 7 14, bakınız, ruh (animus), beden (corpus), servet (opes), meşrubat (potus), himaye (praesidium), mesafe (spatium), yardım (subsidium), mal varlığı (substantia), vakit (tempus), maişet (victus), ömür (vita) davar otlatmak (pasco pecora) 137 12, katliamlarla beslenmek (pascor caedibus) 287 14, başkalarının mallarıyla beslenmek (de rebus alienis) otlaklar (pascua), bakınız, hüküm vermek (decerno) cinsî münasebette edilgen olan (passivus in coitu) 233 6, bakınız, âşık (amator), muaşeret (conversatio), arzu (cupiditas), el (manus), ticaret (nundinatio) bağ belleyen kimse (pastinator) II 55 7 çoban (pastor) 135 23, katır çobanı (mularum) II 318 8, koyun çobanı (ovium) II 297 3, 13, at çobanı (equarius) 222 11, domuz çobanı (porcarius) 135 24 aşikâr kılmak (patefacio) 5 26, 90 5, gözlerin ferini (oculorum aciem) II 281 23, menşei (originem) II 360 22 açık durmak (pateo) II 360 24, açık olan (patens), bakınız, göz (oculus) baba (pater) 16 8, 65 9, 81 23, 82 8, 12, 15, 104 13 ve diğer yerler, II 175 11 ve devamı, 232 5 ve devamı, aile reisi (familias) 185 11, 253 18, el oğlu olan evlatların (alienorum filiorum) II 34 15, 325 2, doğum haritasının babası (geniturae) 81 14, II 176 8, 232 14, umumun babası (omnium) 11 2, 20, yabancı zürriyetin babası (alienae sobolis) 214 11, soysuz ve düşük rütbeli (degener et ignobilis) 165 16, bahtiyar (felix) 139 27, şanlı (gloriosus) 107 11, II 117 24, vakur, mutedil, kemale ermiş (gravis modestus maturus) II 177 28, vasat (mediocris) II 176 18, 177 2, asil (nobilis) 107 11, köle (servus) II 226 1-228 19, bakınız, cariye (concubina), nazar (conspectus), saadet (felicitas), oğul (filius), mahal (locus), ölüm (mors), mal varlığı (substantia), zevce (uxor), yabancılaştırmak (alieno), birleşmek (coeo), ihtiram göstermek (colo), birlikte yatmak (concumbo), zayıf düşürmek (debilito), öldürmek (interficio), bağlamak (iungo), bilmemek (nescio), helak etmek (perimo), yere sermek (prosterno) babaya ait (paternus), bakınız, muhabbet (adfectus), ceza (animadversio), felaket (calamitas), haysiyet (dignitas), hane (domus), imkân (facultas), soy (genus), şeref (honor), ocak (lar), mevki (locus), liyakat (meritum), baba mirası (patrimonium), mal (res), burç (signum), varlık (substantia), intikal (successio) darağacı (patibulum), bakınız, çivilemek (subfigo) sabırla (patienter) II 137 16, bakınız, tahammül etmek (fero) zahmete tahammül (patientia laboris) II 305 12, ayaklar altına alınmış hayânın tahammülü (prostituti pudoris) II 94 12 katlanmak (patior) 18 23, 21 7, 25 2, 34 6, 68 25, 109 21, 114 7 ve diğer yerler, mastar ile, II 113 1, faili meful halinde mastar ile, 208 5, II 30 17, hastalıklara ve meşakkatlere (aegritudines et inconmoda) II 36 25, darlıklara (angustias) II 29 14, hararete (ardores) II 94 8, zararlara (damna) II 232 4, güçlüklere ve tehlikelere (difficultates et pericula) 146 17, prangalara ve sürgüne (vincula et exilium) II 99 22, yıkımlara (exitia) II 233 25, zayiata (iacturam) 11 21, 88 24, II 208 11, 359 21, meşakkatlere (inconmoda) 140 2, II 298 17, fenalıklara ve haksızlıklara (mala et iniurias) II 113 4, pusulara (insidias) II 16 11, kadınsı muameleye (muliebria) 221 28, II 144 28, batışa (occasum) 33 22, israfa (profusionem) II 338 24, işkencelere (tormenta) 133 22, II 17 22 vatan (patria) 22 2, 25 5, 64 15, 118 11, 239 19, 242 25, II 174 13, 252 20, 338 19, bakınız, cellat (carnifex), yıkım (excidium), elçilik (legatio), dâhili azalar (viscera), terk etmek (derelinquo), yüzüstü bırakmak (desero), azat etmek (libero), bırakmak (relinquo), iade etmek (restituo) baba mirası (patrimonium) 6 27, 112 18, 121 3, II 6 27, ebeveynin (parentum) 116 24, kudretli adamların (potentium virorum) II 55 5, başkasına ait olan (alienum) 161 14, 22, 170 17, 171 17, 185 10, II, anne mirası (maternum) 192 20, 212 16, 26, II 236 19, pek büyük (maximum) 99 28, 145 30, II 49 26, baba mirası (paternum) 99 7, 192 20, 212 16, 26, II 53 27, 352 13, bakınız, zayiat (amissio), darlıklar (angustiae), artış (augmentum), zarar (damnum), haysiyet (dignitas), saçıp savurma (dilapidatio), mülkiyet (dominium), malik (dominus), inkıraz (eversio), iktidar (facultas), varis (heres), kayıp (iactura), çoğalma (incrementum), leke (labes), parçalanma (laceratio), koruma (praesidium), imdat (subsidium), mal varlığı (substantia), vasat (mediocris), iktisap etmek (acquiro), kaybetmek (amitto), artırmak (augeo), biriktirmek (colligo), bir araya getirmek (confero), emanet etmek (conmitto), temin etmek (conparo), nail olmak (consequor), heba etmek (dilapido), dağıtmak (dissipo), bölüştürmek (divido), mahrum kalmak (excido), kırmak (frango), alçaltmak (humilio), takip etmek (insequor), sarsmak (labefacto), hırpalamak (lacero), eksiltmek (minuo), tebdil etmek (muto), ziyan etmek (perdo), malik olmak (possideo), müsadere etmek (proscribo), aramak (quaero), sarsmak (quatio), deruhte etmek (suscipio) atadan kalma (patrius), bakınız, ocak (lar), itikat (religio) himaye (patrocinium) 22 22, müdafaanın halis ve sadık olanı (defensionis purum ac fidele) 195 22, II 360 13, kadınların yahut zevcelerin himayesi (mulierum aut uxorum) 146 1, bakınız, kabul etmek (accipio), bahşetmek (conmodo), arz etmek (exhibeo), idare etmek (tracto) hami (patronus), bakınız, tabi kılınanlar (clientela), ölüm (mors) amca (patruus) 204 27, II 139 2, oğulların amcası (filiorum) 154 1, bakınız, oğul (filius), birleşmek (coeo) az sayıda kimseler (pauci) 40 13, II 117 8, 212 27, 284 7, 325 2, az sayıda şeyler (pauca) 25 23, 40 18, II 69 9, 1236 18, daha az sayıda olanlar (pauciores) 73 11 yavaş yavaş (paulatim) 24 9, 33 18, II 47 11 pek az (paululum) 14 24, 32 28 bir parça (paulum), mukayese ile biraz önce (paulo ante comp.) II 245 1, az evvel (paulo ante) 20 25, 24 15, 32 21, 33 25, 36 22, 77 19, 103 6, az sonra (paulo post) 57 14 fakir (pauper) 44 1, 98 17, 113 15, 167 21, 170 6, 207 7, 208 18, 225 4, 229 10, 232 4, 25, 233 9, 11, 266 1, II 143 15, 144 3, 330 14, ruhen fakir (animo) 98 21, bakınız, ahlaksız (cinaedus), genç adam (iuvenis), zevce (uxor) ışıklardan mahrum kalmış (pauperatus luminibus) 13 12 fakirlik (paupertas) 176 20, nihai fakirlik (extrema) II 200 3, zahmetli (laboriosa) II 149 23, perişan edici (misera) II 152 11, bakınız, darlıklar (angustiae), meşakkat (inconmodum), hücum (incursus), yük (onus) sulh (pax), bakınız, düşman (inimicus) günah (peccatum) 18 25, 285 18, II 131 15, bakınız, nevi (genus), liyakat (meritum) hata etmek (pecco) 9 2, 22 18, yanılarak (errore) II 89 9 Yengeç burcunun tarağı (pecten Cancri) II 289 13 göğüs (pectus) 73 4, çıplak göğüs (nudum) II 31 18, Koç, İkizler, Aslan, Başak, Terazi, Kova, Balık burçlarının göğsü (Arietis, Geminorum, Leonis, Virginis, Librae, Aquarii, Piscis) II 293 9, bakınız, set (claustrum), malik olmak (praeditus) hususi surette (peculiariter) II 52 16 para (pecunia) 87 23, II 344 24, sahte para (adultera) II 198 3, hile karıştırılmış (adulterata) 253 3, II 264 6, 266 19, başkasına ait lakin büyük miktarda (alienae sed magnae) 158 19, kanlı (cruentae) 252 1, 282 6, hazineye dair (fiscalis)

Dizin Sözlüğü (Index Verborum)

kamusal (publicus), krallığa ait (regius), bakınız, saklayıcı (absconsor), eylem (actus), tağşişçi (adulterator), artış (augmentum), katkı (collatio), suç (crimen), hırs (cupiditas), muhafız (custos), düzenleyici (dispositor), efendi (dominus), tahsildar (exactor), faiz (fenus), yer (locus), koruma (praesidium), bağış (stips), haris (avidus), artırmak (augeo), bir araya getirmek (confero), hüküm vermek (decerno), yakalamak (deprehendo), yönetmek (guberno), taklit etmek (imitor), amir (praepositus), saklamak (repono), muhafaza etmek (servo) varlıklı (pecuniosus) küçükbaş ve büyükbaş hayvan (pecus), yaban hayvanları (agrestia), çalışan hayvanlar (laborantia), kutsal hayvanlar (sacra), bakınız, hayvan hırsızı (abactor), hayvansever (amator), çoban başı (magister), deva (medela), otlatmak (pasco), doğum (partus) manasında, bakınız, kesip parçalamak (concido), saçmak (dissipo), yırtmak (lacero), parçalamak (lanio), öne çıkarmak (profero) piyade (pedes), bakınız, ordu (exercitus), amir (praepositus) yaya (pedester), bakınız, ordu (exercitus), komuta (imperium) adım adım, yavaşça (pedetemptim) daha kötü (peior) deniz, enginlik (pelagus), büyük enginlik (grande pelagus), bakınız, denize açılmak (navigo), geçmek (transeo) kürk satıcısı (pellarius) kürkçü (pellio) defetmek, bertaraf etmek (pello), makam yükselmelerini defetmek (pello promotiones) asılı olmak (pendeo), kötü vaziyette asılı, bakınız, panna sarkık, asılı (pendulus), bakınız, gövde (corpus) nüfuz etmek, sırların içine sızmak (penetro ad secreta) kıtlık, yokluk (penuria), büyük kıtlık (magna penuria), elzem şeylerin yokluğu (penuria necessariorum) aracılığıyla, boyunca (per), defalarca, bakınız, düzen (ordo), batmış (demersus), yan (latus), durmak (sto) ve diğerleri dolaşmak, adım adım gezmek (peragro), yeryüzünü dolaşmak (peragro terram) idrak etmek, elde etmek (percipio), artışları elde etmek (percipio augmenta), ruhsat edinmek (percipio licentiam), payeleri elde etmek (percipio ornamenta), gizemleri kavramak (percipio sacramenta), dikkatle kavramak (intentione percipio), akılla kavramak (ratione percipio) baştan sona koşmak, incelemek (percurro) çarpmak, vurmak, canına kıymak (percutio)

kuşlara vurmak, kitaraya ve lire vurmak, hem kendininkilere hem yabancılara vurmak, kirişlere dokunmak, cezayla vurulmak (animadversione percuti), kılıçtan geçirilmek (gladio percuti), hançer ucuyla vurulmak (mucrone percuti), diken batmasıyla yaralanmak (spina percuti), karşılaştırınız, indeks

III iyice öğrenmek (perdisco), zanaatları derinlemesine öğrenmek (perdisco artes), her şeyi etraflıca kavramak (perdisco cuncta), söylenilenleri öğrenmek (perdisco dicta), geleceği öğrenmek (perdisco futura), teşvik yoluyla geleceğin düzenini iyice öğrenmek, gizli ve örtülü şeyleri derinlemesine kavramak (perdisco res absconsas et abditas), sırları etraflıca öğrenmek (perdisco secreta)

kaybetmek, yitirmek (perdo), cesaretini yitirmek (perdo animum), tesirini yitirmek (perdo efficaciam), kabiliyetini kaybetmek (perdo facultatem), ayağını yahut bacağını yitirmek, evlatlarını kaybetmek, tabiatını yitirmek, gözünü kaybetmek, düzenini yitirmek, mirasını tüketmek (perdo patrimonium), gücünü kaybetmek, himayesini yitirmek, dölünü tüketmek, mal varlığını kaybetmek, yitmiş, sapmış, helak olmuş (perditus), bakınız, can (animus), ihtiras (cupiditas), evlat (filius), cinnet (furor), zihin (mens) ulaştırmak, vardırmak (perduco), gizlere erdirmek (perduco ad secreta) gurbette, yabancı diyarlarda (peregre), gurbetten (de peregre)

gurbet yolculuğu, seyahat (peregrinatio), sürekli gurbet hali, sık seyahatler, uzun gurbetler, uzak diyar yolculuğu, ıstıraplı gurbet, bakınız, çıkış (exitus), sıkıntı (incommodum), mahal (locus), mecburiyet (necessitas), yük (onus), kendini adamış (deditus), tanınan (notus), tesis etmek (constituo), hükmetmek (decerno), alıkoymak (detineo), bölmek (divido), sapmak (erro), zapt etmek (occupo), sürüklemek (pertraho), ayırmak (separo), geri çekmek (subtraho) seyyah, yabancı diyarlarda gezen kimse (peregrinator) yabancılık hali, gurbette bulunma (peregrinitas), uğursuz gurbet halleri, bakınız, sıkıntı (incommodum), hüküm vermek (decerno) yabancı diyarda bulunmak, seyahat etmek (peregrinor) yabancı, garip (peregrinus), gurbete çıkışla ilişkili (profectione peregrinus), Dizinler, bakınız, sınır (finis), hasım (inimicus), genç adam (iuvenis), üstatlık (magisterium), valide (mater), meta (merx), hatun (mulier), kavim (natio), ticaret (negotiatio), vilayet (regio), zevce (uxor) ebedi, daimî (perennis), bakınız, hareketlilik (agitatio), saadet (felicitas), kaynak (fons), üreme (procreatio), daimi surette (perenniter) tohumların daimiliği (perennitas genitalium seminum) yok olmak, helak olmak, ölmek (pereo), infaz yoluyla helak olmak (animadversione perire), eceliyle ölmek (morte perire), deniz kazasında batmak (naufragio perire), suda boğularak yok olmak (in aqua perire), meşum bir ölümle can vermek (biothanatus perire) yetkin, kamil (perfectus), bakınız, insan (homo), eser (opus), hitabet (oratio), ziynet (ornamentum), tam (plenus) katlanmak, taşımak, eriştirmek (perfero), kederleri göğüslemek (perfero dolores), malumata erdirmek (ad notitiam perferre), ilme ulaştırmak (ad scientiam perferre) tamamlamak, yerine getirmek, ikmal etmek (perficio), hesaplamayı hitama erdirmek (in computatione perficio), yekuna eriştirmek (summam perficio), düşman yığınlarını ortadan kaldırmak (acervos hostium perficio), fiilleri yerine getirmek (actus perficio), çemberleri ve felekleri (orbis) tamamlamak, batıl olanı nihayete erdirmek, kötülükleri icra etmek hıyanet, sadakatsizlik (perfidia), bakınız, cürüm (facinus), teslim etmek (trado) hain, sadakatsiz (perfidus), bakınız, insan (homo) kırmak, yarıp geçmek (perfringo) lütfun tadını çıkarmak (perfruor gratia) kana bulanmış (perfusus cruore) ilerlemek, yoluna devam etmek (pergo), koşarak ilerlemek (cursu pergo), adımlayarak gitmek (gradu pergo) dehşete düşmek, ürpermek (perhorresco), tehlikeler karşısında titremek (pericula perhorresco) tehlikede olmak, tehlikeye maruz kalmak (periclitor) tehlikeli, muhataralı (periculosus), bakınız, eylem (actus), buhran (discrimen), kılavuz (ductor), cürüm (facinus), meşgale (negotium), ara (spatium), vakit (tempus), tehlikelidir (periculosum est) tehlike (periculum), itham ve jurnalleme tehlikesi, körlük tehlikesi, can tehlikesi (periculum capitis), buhran tehlikesi, delilik tehlikesi, kötülük tehlikesi, ölüm tehlikesi, harplerin tehlikesi, sulardan yahut deniz kazalarından gelen tehlike, doğum tehlikesi, harici ve dahili tehlikeler, azim tehlike, ağır tehlike, kaçınılmaz tehlikeler, hadsiz tehlike, kapıda beliren tehlike, umulmadık tehlike, mevcut tehlike, büyük tehlike, en büyük tehlikeler, azımsanmayacak tehlikeler, apansız gelen tehlike, muhtelif tehlikeler, yaklaşan tehlike, şiddetli tehlike, bakınız, felaket (calamitas), vaka (casus), kesintisizlik (continuatio), yığın (cumulus), buhran (discrimen), yıkım (exitium), akıbet (exitus), nev (genus), hücum (impetus), sıkıntı (incommodum), tuzak (laqueus), korku (metus), tehditler (minae), zaruret (necessitas), sıra (ordo), boran (procella), mal varlığı (substantia), fırtına (tempestas), vakit (tempus), şiddet (violentia), maruz kalmak (adeo), getirmek (adfero), tahrik etmek (concito), sarsmak (concutio), sarsıp dağıtmak (conquasso), hüküm vermek (decerno), bildirmek (denuntio), kurtulmak (evado), yormak (fatigo), kırmak (frango), içine düşmek (incurro), beyan etmek (indico), başına getirmek (infero), indirmek (infligo), bulaştırmak (implico), zahmet çekmek (laboro), azat etmek (libero), teslim etmek (mancipo), yatıştırmak (mitigo), ezmek (opprimo), tahammül etmek (patior), dehşete düşmek (perhorresco), sarsmak (quatio), ayırmak (separo), teskin etmek (sopio), tevdi etmek (trado), Dizin Dört, Kelimeler Dizini (Index Verborum).

Dizin

öldürmek (perimo), oğulları, kardeşleri, anneyi, doğanları, ebeveyni, babaları, karıyı, ölümün dehşetiyle, yok oluşla, son ile, kılıçla, ölümle son derece haksızdır ki (periniquum est ut) usta, mahir (peritus), ahenkte, sanatlarda, hukukta, hukuk ile, edebiyatta, harflerde, edebiyat alanında, bkz. zanaat, hesaplama, dümenci, üstatlık yalan yere yemin (periurium), bkz. savunma, tür yalan yere yemin eden (periurus) baştan sona okumak (perlego), mektupları sürmek, kalıcı olmak (permaneo), sanatlarda izin vermek (permitto), iktidarı, izin verilmek (permittor) pek az (permodica) yıkıcı, meşum (perniciosus), bkz. zalimlik, iktidar, kusur sözü bağlama, kapanış nutku (peroratio) kötülüklere katlanmak (perpetior mala) işlemek, irtikâp etmek (perpetro), zinaları, talihsizliği, kötülükleri, işleri, ırza geçmeyi, kargaşayı ebedilik (perpetuitas), sonsuz, ilahi, bkz. kıvılcım, ölümsüzlük, zorunluluk, düzen, töz sürekli kılmak (perpetuo), dalgaları, talihsizlikleri aralıksızlıkla, yakarışları devamlılıkla

ebedi, sürekli (perpetuus), bkz. hastalık, körlük, felaket, çabukluk, diktatörlük, düzenleniş, anlaşmazlık, keder, sürgün, bahtiyarlık, kıvılcım, onur, buyruk, öfke, emek, hareketlilik, kar, yük, eser, evlatsız kalma, döl, kızarma, kölelik, parlaklık, sıhhat, uykusuzluklar, bağ, kusur, sonsuza dek (in perpetuum) derinlemesine araştırmak (perquiro), sırları, gizli şeyleri tahkikatla, ilahi şeyleri soruşturmayla, akıl yoluyla, bkz. borçlu olmak ayrıntısıyla yazmak (perscribo) kovuşturma, eza (persecutio) takip etmek, peşine düşmek (persequor), boğazı, kötüleri öfkelerle, kadınları aşklarla, adı, nesli zalim bir iktidarla, damarları araştırmalarla, nefretlerle, nutuk ile

sebatkârlık (perseverantia), hıltların durulması, hükmün sebat etmek (persevero), öfkelerde, makbul, eylemlerde, aşklarda, sanatlarda, muhafazada ve zincirlerde, serbestlikte, evlilikte, işte, aynı durumda, sebat eden (perseverans), bkz. şan hatları belirtmek (persigno liniamenta) şahıs, kişi (persona), kadınların, büyükler, kadınlara mahsus, daha kudretliler şahsi (personalis), bkz. dava açıkça görmek (perspicio)

yıldızların akışını, karışımları ve mizaçları, aklı, kusurları, akıl yoluyla, bkz. borçlu olmak açıklık, berraklık (perspicuitas) açık, aşikâr (perspicuus), eylemlerle, çeviklikle, bahtiyarlıkla, zarafetle, onurla, devingenlikle, itidalle, soylulukla, şöhretle, kudretle, iktidarla, saflıkla, güzellikle, bkz. eylem, süs, güzellik, ömür kısa bir sözle dokunmak (perstringo brevi oratione)

ikna etmek (persuadeo), kalabalığı nutukla ikna (persuasio), vaatlerin, pek kolay, bkz. tutmak, aktarmak inatçı (pertinax), bkz. devamlılık ilişkin olmak, ait olmak (pertineo), aittir, aittirler, ilgili olduğu kadarıyla (quod pertinet) inceden inceye ele almak (pertracto), yünleri ve erguvan kumaşları, vazifeleri, düşünceyle, soruşturmayla, akıl yoluyla yolculuğa sürüklemek (pertraho peregrinatione), mahkemelere sevk etmek huzurunu bozmak, karıştırmak (perturbo) varmak, ulaşmak (pervenio), malumata, sırlara sapmış, ters (perversus), bkz. tertip, ihtiras, kusur yönünü çevirmek, bozmak (perverto), safı, çehreyi, gözleri

tözü ve eylemleri iyice görmek (pervideo) hep uyanık (pervigil), bkz. dehşet, düşünce, kaygı, soruşturma, emek uçup geçmek (pervolo) ayak (pes), ön ayaklar, sağ, sol, en uç kısımlar, en sonuncular, arka ayaklar, Koç'un, Boğa'nın, İkizler'in, Yengeç'in, Aslan'ın, Başak'ın, Terazi'nin, Akrep'in

Yay'ın, Kova'nın, Küçük Kova'nın, Kurt'un, Geyik'in, bkz. kesmek, topallamak, zayıflatmak, kırmak, burkmak, yitirmek pek fena, en kötü (pessimus), bkz. ihtiras, zevce batırmak, mahvetmek (pessumdo), ruhu vebalı, meşum (pestifer), bkz. yılan, ihtiras, yok oluş, hılt, düşmanlıklar, ısırık, zehir, kusur salgın hastalık (pestilentia), bkz. tehlike yoğunlaşmış bela (pestis concreta), bkz. beslemek ip cambazı (petaminarius) tulum cambazı (petauristarius) onur talebi (petitio honoris), praetorluk talebi hayasız, azgın (petulans) hayasızlık (petulantia), bkz. kusur örümcek (phalangio) filolog, dilbilimci (philologus) felsefe (philosophia) filozof (philosophus), uzun saçlı, şöhretli, bkz. harf

ressam (pictor), usta resim (pictura) dindarlık, vazifeşinaslık (pietas) tembel, uyuşuk (piger), eylemlerde, bkz. eylem, girişim, muaşeret, ağırlık, uyuşukluk ıtriyatçı, boyacı (pigmentarius), bkz. tüccar boya, ıtriyat (pigmentum), otların, kokuların, tıbbi, bkz. sanat, tür, mucit, kâşif top (pila), bkz. oynamak kıl (pilus), bkz. çekip almak benzerlikleri resmetmek (pingo similitudines), elbiseleri altınla işlemek, işlenmiş (pictus), bkz. palmiye işlemeli toga Oğlak'ın en uç yüzgeci (pinna extrema Capricorni) korsan (pirata), bkz. esir almak balık avı (piscatio), seçkin, bkz. heves balıkçı (piscator), büyük balıkların havuz (piscina) büyük balık (piscis magnus), bkz. balıkçı, zıpkınlamak, parçalamak fırıncı (pistor) dindar, saygılı (pius) hoşa gitmek (placeo), uygun görülürse (si placet) mülayim, sakin (placidus), bkz. sertlik bölge, yara (plaga), bkz. hükmetmek, yormak heykeltıraş, kalıpçı (plasta) geniş açılı (platicus), bkz. hesaplama, tanım, tartışma, geniş açıyla (platice), bkz. tanımlamak, seyircilerin büyük alkışı, avam (plebs), bkz. ruh, halk tribünü cezalandırmak (plecto), cezalandırma ile

Dizin

zorlama, kılıç, ölüm, cezalandırıcı kudret, sertlik,

öğreti ve bilgelikle dolu, sadakatle, zarafetle, incelikle (ışıkla, bkz. Ay), güzellikle, tam yetkin, bkz. yarar, terbiye, bahtiyarlık, yer, ışık, Ay, yapıt, kısım, kudret, ışın saçma, ışın, oran, ilim, töz (substantia), risale, pek bol, en yetkin surette, bkz. işitmek, çoğunlukla,

akciğerden muzdarip, zatürreli, nakışçı, daha çok, daha fazla bir şey, bkz. vermek, pek çokları, bkz. kardeş, pek çok, ekseriyetle, pek çok kimse, bkz. gıda, paylaşılan, muaşeret, soy, araya girme, tarz, zahmet, son derece, bkz. getirmek, yanılmak, işlemek, ilerletmek, hak iddia etmek, pek çok şey, bkz. getirmek,

kadeh, bkz. yudum,

gut hastası (podagricus),

zindan cezası, sefillerin cezası, kamusal cezalar, bkz. helak, hizmetkâr, kapatmak,

şair, şiir şairi, pek beliğ şair, ilahi şair, masalcı şairler, şiire dair, şiirsel, bkz. sanat, serbestiyet, poetika, bkz. terbiye,

mücevher yontucusu,

düzgün, kibar, zarif, bkz. çehre, insaniyet,

hünerde üstün olmak, iyilikte üstün olmak, öğretide üstün olmak,

söz vermek, vaat etmek,

düşüncesizce vaat, aldatıcı vaatler, bkz. söz vermek,

cenaze levazımatçısı (pollinctor),

kirletmek, lekelemek (sıkça, lekeli), nefsi tamahla lekelemek, kulakları kirletmek, tefsirleri tahrif etmek, münasebetleri kirletmek, vicdanı kirletmek, sirayetle lekelemek, düşüp kalkmayla kirletmek, rezilliklerle lekelemek, murdarlıkla kirletmek, leke ve kusurlarla kirletmek, kirlilikle, necasetle lekelemek, kanla kirletmek, sefalet ve pislikle kirletmek,

uzun ömürlü,

ağırlık, yük, körlüğün ağırlığı, vekarın ağırlığı, talihsizliklerin yükü, zahmetin helak edici ağırlığı, nutkun vekarı, yıkıntıların ağır yükü, ihtiyarlığın uzun süren ağırlığı, uyuşukluğun atıl ağırlığı, hüznün ağır yükü, dulluğun acı yükü, meşakkatli bir ömrün yükü, maliye vergileri, sefil yük, kamusal yükler ve mükellefiyetler, bkz. almak, bildirmek, yüklemek, donatmak, ezmek, başa getirmek, hafifletmek,

koymak, yerleştirmek, ayak basmak, eklemek, bırakmak, bir yana koymak, farz et, tut ki, konulmak, yerleştirilmek, başlangıçlarda yerleşmiş, iyi yerleşmiş, fena yerleşmiş, münasip şekilde yerleşmiş, bir arada yerleşmiş,

aşçı, meyhaneci,

halka dair, halktan, avama ait, bkz. eylem, ceza, muaşeret, hiddet, haset, muhakeme, şöhret, nutuk, isyan, haşmet, gayret, haz, halktan kimseler, bkz. el, malum,

halk, Roma halkı, çıldıran halk, büyük halk, en büyük halk, gazaba gelen halk, bkz. hazine, muhabbet, can, nazar, ihtimam, dümen, muhakeme, kalabalık, yönetici, önder, hiddet, akıl, isyan, hayat, ses, sevimli, tahrik etmek, sokulmak, yönetmek,

domuz çobanı, bkz. çoban,

uzanmak, tevsi edilmek,

uğursuzluk, alamet,

yeşil revaklar,

pay, hisse,

azık istemek, nafaka talep etmek,

mülk, sahiplik, gayet geniş mülkler, büyük mülkler, en büyük mülkler, bkz. hakimiyet, malik, semere, artış, sıra, saha, töz,

malik, mülk sahibi,

sahip olmak, zilyet olmak, tarlaya sahip olmak, ruha sahip olmak, bedene sahip olmak, hakimiyete sahip olmak, iktidar erkine sahip olmak, şereflere haiz olmak, evlilik akitlerine sahip olmak, mirasa, ata mülküne sahip olmak, reisliğe sahip olmak, eyaletlere ve şehirlere hükmetmek, krallığa sahip olmak, kulluğa, köleliğe sahip olmak, töze, mala sahip olmak, toprağa sahip olmak, yükselime (anafora) sahip olmak, köşe noktasına (cardo) sahip olmak, haneye sahip olmak, sınırlara sahip olmak, yükselene (horoscopus) malik olmak, kenara, vecheye sahip olmak, yere, konuma sahip olmak, gökyüzünün ortasına (MC) yahut gök dibine (IMC) sahip olmak, dereceye, sayıya malik olmak, parçaya, paya malik olmak, kare açıya sahip olmak, burca sahip olmak, sahalara sahip olmak, toplama malik olmak, zamanlara sahip olmak, Zodyak'a malik olmak, meşkle tasarruf etmek, kokulara sahip olmak, kudretle elde tutmak, ışın saçmayla sahip olmak, acıyla sarılmış, tutulmuş, hararetle tutulmuş, felaketle sarılmış, hırs ve tamahla tutulmuş, cinnetle tutulmuş, lekeyle sarılmış, erkle tutulmuş, korku ve titremeyle tutulmuş, kusurla illetli,

muktedir olmak, yapabilmek (pek çok defa),

sonra, ardından, bkz. biraz,

bilahare, daha sonra, ardından, olunca,

-den sonra (belirtme kipiyle), -den sonra (istek kipiyle),

sonrakiler, ahlaf, gelecek nesiller, sonra gelenlerin,

sonraki, daha sonraki, bkz. çağ, kitap, yer, kısım, ayak, mıntıka, hayat,

gelecek nesiller, ahlaf, bkz. muhakeme,

-den sonra,

en son, nihai, bkz. kitap, kısım, mıntıka, zaman, nihayetinde, neticede, son olarak,

talep etmek, çareler aramak, af dilemek, dualarla,

çok içki içme, işret, bkz. sevinmek,

muktedir, güçlü, kudretli, bkz. idare, yönetici, dostluk, dost, itibar, malik, komutan, bahtiyarlık, kadın, insan, imparator, hakimiyet, düşman, yargıç, kötülük, hatun, uluhiyet, şahsiyet, kudret, din, kral, er, hizmet etmek, boyunduruk altına almak, bulunmak, isim olarak muktedir kimse.

IV. KELİME DİZİNİ

...oğul (filius), boyun eğmek (subiaceo) maddelerine bakınız güç (potentia), mutluluğun (büyük) gücü, onurun, erkin (potestas), sınırsız, faziletin, en büyük, aşırı, başlıca, krallara layık, makam (dignitas), öğreti (disciplina), yetenek (facultas), onur (honor), alametler (insignia), süs (ornamentum), erk (potestas), tin (spiritus), en büyük (maximus), açık seçik (perspicuus) maddelerine bakınız, yanaşmak (accedo), elde etmek (consequor), hükmetmek (decerno), alaşağı etmek (deicio), sahip olmak (habeo), bahşetmek (largior), donatmak (orno), yükseltmek (sublevo) fiillerine bakınız erk (potestas), vazifelerin erki, silahların, yetkenin, Tanrı'nın, ilahiyetin, hitabetin, fasces demetlerinin, kaderlerin (fata), kılıcın, kılıcın (kanlı) erki, şanın, şifalı otların, insanların, onurun, imparatorun, hükümdarlık erki, zekânın (en keskin) erki, kılıç hakkı (ius gladii), serbestliğin erki, kötülüğün erki, tabiatın, ilahi kudretlerin (numina), gücün, dinin, tinin, cevherin, sözlerin, faziletin, yaşam ve ölüm üzerindeki erk, köşe noktalarının (cardines), durumun, kararın, efendinin, sınırların, mahallerin,

Ay'ın, karışımların, kısımların, ışınımın (radiatio), ışınların uzun erki,

burçların, denk ortaklığın, eşitlenmiş ortaklığın, yıldızların, zamanların, kuvvetlerin uzun erki, cezalandıranların sert erki, yargılayanların sert erki, hüküm verme erki, öğretme erki, tahakküm etme erki, buyurma yahut tanzim etme erki, bildirme erki, yönetme erki, eşit, başkasına ait, cezalandırıcı, semavi, parlak, zıt, sık, acımasız, çaprazlama (diametros), ilahi, meşhur, şanlı, alçakgönüllü, lekesiz, yorulmak bilmez, sınırsız, serbest, büyük, daha büyük, en büyük, muhteşem, kötü niyetli, daha küçük, denk, helak edici, tam, muktedir, kamusal, krallara layık, hükümdara yaraşır, benzer, zorba, muhtelif, vazife (administratio), yetke (auctoritas), ihtimam (cura), hâkimiyet (dominium), şan (gloria), lütuf (gratia), hükümdarlık (imperium), hücum (impetus), alametler (insignia), buyruk (iussio), serbestlik (licentia), mahal (locus), ilahi kudret (numen), vazife (officium), düzen (ordo), süs (ornamentum), güç (potentia), himaye (praesidium), ışın (radius), ortaklık (societas) maddelerine bakınız, açık seçik (perspicuus), zapt edilmiş (possessus), pek kuvvetli (praevalidus), elverişli (secundus), tabi (subiectus) sıfatlarına bakınız, almak (accipio), tahsis etmek (addico), toplamak (colligo), bahşetmek (concedo), kavramak (concipio), sunmak (confero), birleştirmek (coniungo), emanet etmek (conmitto), kıyaslamak (conparo), doldurmak (conpleo), düzenlemek (conpono), elde etmek (consequor), inanmak (credo), alaşağı etmek (deicio), hükmetmek (decerno), bir yana bırakmak (depono), tayin etmek (deputo), caydırmak (deterreo), vermek (do), yüceltmek (erigo), sarf etmek (erogo), hiddetlendirmek (exaspero), icra etmek (exerceo), öne sürmek (exero), izah etmek (explico), yaymak (extendo), pekiştirmek (firmo), biçimlendirmek (formo), kırmak (frango), sahip olmak (habeo), yüklemek (inpono), gözden geçirmek (inspicio), bitiştirmek (iungo), bahşetmek (largior), yüceltmek (nobilito), kaybetmek (perdo), izin vermek (permitto), takip etmek (persequor), cezalandırmak (plecto), elinde tutmak (possideo), yeğlemek (praefero), uzatmak (prorogo), vurmak (pulso), direnmek (resisto), geriye bakmak (respicio), izlemek (sequor), kurayla elde etmek (sortior), boyun eğmek (subcumbo), altında bulunmak (subiaceo), boyunduruk altına almak (subiugo), yükseltmek (sublevo), yukarı bakmak (suspicio), teslim etmek (trado), pay etmek (tribuo), hak iddia etmek (vendico) fiillerine bakınız daha üstün (potior), akıl (ratio), kargaşa (turbatio) maddelerine bakınız, daha üstün olan şeyler (potiora), daha ziyade (potius), bilhassa (potissimum) içecek (potus), ölçülü, bol, aşırı, az, sevinmek (gaudeo), almak (sumo) fiillerine bakınız tanıklık etmek (praebeo testimonium) büyülü sözler terennüm etmek (praecanto carmina) önde gitmek (praecedo), yükselenden (horoscopus) önde gitmek, felekten (Güneş'in yahut Ay'ın feleğinden) önde gitmek, dereceden yahut kısımdan (pars) önde gitmek, önde giden (praecedens), izahat (explicatio), kitap (liber), üstatlık (magisterium), kötü niyet (malitia), şer (malum) maddelerine bakınız, evvelce zikredilenlerde (in praecedentibus) baş aşağı (praeceps), sürat (celeritas), düşüş (lapsus) maddelerine bakınız buyruk (praeceptum), ilahi ilmin buyrukları, ceza (animadversio) maddesine bakınız uçurum (praecipitium), hükmetmek (decerno), savurmak (iacto), çabalamak (labor), fırlatmak (proicio) fiillerine bakınız uçurumdan yuvarlamak (praecipito), yüksekten, yüksek mevkilerden, kusurlara yuvarlamak, parçalayarak kesip alma (praecisio) pek meşhur (praeclarus), sanat (ars), iyilik (bonitas), ortaklık (consortium), öğreti (disciplina), adaklar (donaria), deha (ingenium), elçilik (legatio), soyluluk (nobilitas), zürriyet (soboles) maddelerine bakınız iyiliğin medhi (praeconium bonitatis), sadeliğin medhi, tezyin etmek (orno) fiiline bakınız [erkenci (praecoquis)] ganimet (praeda) önceden bildirmek (praedico), her şeyi, geleceği, evvelce zikredilmiş olan (praedictus) geleceği önceden öğrenmek (praedisco futura) makamla donatılmış (praeditus dignitate), bağrı açık (nudo pectore) mülk (praedium) önden gitmek (praeeo), itaat (obsequium) maddesine bakınız Roma şehri valiliği (praefectura urbi Romae) praetorluk muhafız alayı komutanı (praefectus praetorio) üstün tutmak (praefero), diğerlerine, kardeşlerine, pek çoklarına, herkese, onurlara, lütuf göstermek, alametleri önde taşımak, süsleri, erki erke üstün tutmak, birine ömür süresi bağışlamak parlaklıkla ışıldamak (praefulgeo nitore) ışıl ışıl parlayan (praefulgidus), yetkesiyle göz kamaştıran yükle ezmek (praegravo onere) peşin hüküm vermek (praeiudico) hürriyet mükâfatı (praemium libertatis), zaferlerin hoşa giden mükâfatları, en büyük mükâfatlar, bahşetmek (confero), elde etmek (consequor) fiillerine bakınız daha önce ölmek (praemorior) önden parlamak (praeniteo) geleceği önceden bilmek (praenosco futura) imparatorların müjdecisi (praenuntius imperatorum) hazırlamak (praeparo), ayrılığı hazırlamak, yıkımı, ölümü, sonu, doğum haritasını (genitura) hazırlamak, kavgayı, tecavüzü, ölüme hazırlamak, vazifeye hazırlamak önüne koymak yahut üst mevkiye getirmek (praepono), hesaplamaların başına getirmek

SÖZCÜK DİZİNİ

orduya, kardeşlere, insanlara, kadırgalara (liburna), yerlere, memuriyetlere, ağırlıklara, hesaplara, kendininkilere, amir (praepositus), işlere, hayvanlara, zahireye, depolara, silahlara, kokulu baharatlara, atletlere (veya atletlerin), zindana, cellatlara, davalara, yarışmalara, kentlere, soruşturmaya, süvarilere ve piyadelere, cezaevi işliklerine (ergastulum), servetlere, vahşi hayvanlara, maliyeye (fiscus), tahıllara, değerli taşlara, cinayetlere, ambarlara, bahçelere, aletlere, yargıçlara, kanunlara, lejyonlara, yazılara, yerlere, incilere, masalara, fahişelere, madenlere, vazifelere, ticari işlere, meşgalelere, güreş alanı işlerine, paralara, halklara, eyaletlere, hesaplara, şeylere, bölgelere, dinlere (veya dinlerin), rahiplere, tapınaklara, dokuma atölyelerine, hazinelere, zevklere, ters (praeposterus), hiddetle, arzuyla, hararetle, yanılgıyla, cinnetle, bakınız, aşk, şevk, talihsizlik, arzu, cürüm, cinnet, zihin, kusur, mutluluk ve adalet bakımından pek kudretli (praepotens), bakınız, önder, buyurgan, kötülüğün önceliği (praerogativa malitiae), önceden sezen (praesagus), bakınız, seziş, heybet, koku duyusu, gelecekleri önceden bilen (praescius futurorum), önceden buyuruyorum (praescribo), önceden yazılmış, yukarıda yazılmış, hazır bulunan (praesens), yıldıza dair, bakınız, felaket, misal, durum, tanrıların hazır bulunuşu (praesentia), Jüpiter’in, yıldızın, bakınız, temaşa etmek, bilhassa (praesertim), vali (praeses), kentlerin (veya eyaletlerin), kıyıların, himaye ya da sığınak (praesidium), dostlukların, dostların, zanaatın, iyiliksever kadınların, iyiliğin, evliliğin, kararın, savunmanın, tanrıların (veya tanrının), makamın, uluhiyetin, bol servetlerin, imkanların, mutluluğun, kadınların, evlatların, erkek kardeşlerin, hürriyetin, heybetin, zihnin pak ve iffetli oluşunun, acımanın, merhametin, zevcelerin, ilahi iradenin (numen), herkesin, hitabetin, ebeveynin, babadan kalan mirasın, paraların, kudretin, hayânın, yıldızların, eşlerin, faziletin, hayatın, Jüpiter’in, yabancı, ilahi, sağlam, bozulmamış, eksiksiz, en büyük, ufak, uğurlu, ani, kurtarıcı, bakınız, darlıklar, ümitsiz, yoksun, çıplak, bitiştirmek, bağışlamak, sığınmak, emanet etmek, hazırlamak, araştırmak, elde etmek, hor görmek, hükmetmek, esirgemek, arzulamak, bolca vermek, kurtarmak, tahkim etmek, donatmak, telef etmek, mahrum etmek, korumak, aramak, pekiştirmek, ummak, hafifletmek, üstün gelmek, zahirelerin temini (praestatio annonarum), mali yükümlülüklerin yıllık olanı, mali ödemeler, bakınız, tahsildar, talep etmek, geri istemek, hilebaz ya da gözbağcı (praestigiator), öne çıkmak ya da sağlamak (praesto), ameli yüklemi ile, işleri, nafakayı, iyilikleri, tesiri, büyük şeyleri, kimi daha küçük şeyleri, pek çok şeyi, herkese her şeyi, sayılarda, üstün gelen, başında bulunmak (praesum), ticari malların, memuriyetlerin, halkın, kutsal törenlerin, vergilerin, bundan başka (praeterea), ihmal etmek ya da atlamak (praetermitto), altın işlemeli resmî toga (toga praetexta), bakınız, giysi, buyurmak, karargâh veya valilik konağı (praetorium), bakınız, vali, praetorluk yapmış zat (praetorius vir), praetorluk makamı, bakınız, adaylık, pek tesirli (praevalens), felaketle pek sarsılmış, pek güçlü (praevalidus), cevherce, faziletçe, nitelikçe, kudretçe, aşkla vaktinden evvel davranmak (praevenio), geleceği önceden görmek (praevideo), yozlaşmış (pravus), bakınız, aşk, hararet, yoğunlaşma, hırs, insan, beden sıvısı, ayartmalar, ruh veya soluk, haz, dönüştürmek, dualar, uzun ve ayrıntılı, en yüce, bakınız, can sıkıcı, arzulamak, yalvarmak, kesintisiz sürdürmek, talep etmek, manzum yakarışlarda bulunmak (precor carmina), yılanları yakalamak (prehendo), bastırmak ya da ezmek (premo), yıkımla, kıymetli (pretiosus), bakınız, değerli taş, taş, khiton veya tunika, kökenin ilk evreleri (primordia originis), ilk unsurların, birinci (primus), yüzlerce defa, hısımlar arasında, kendi eyaletinin, kentlerin önde gelen ilk on kişisi, bilhassa, bakınız, yaş, dinî merasim, akış, basamak, beşlik, başlangıç, kurum, köken, kısım, rahip, burç, zaman, giriş veya avlu, iz, hayat, doğmak, beslenmek, evvela (primum), ilkin sonra, evvelce (primo), önde gelen kimse ya da hükümdar (princeps), Sezar manasında, atletlerin, yarışmanın, kentlerin, Roma hitabetinin, soylu

işlerin 112 3, tümünün II 216, halkların 173 21, rahiplerin 142 24 225 23 230 29, kutsal şeylerin II 323 9, yıldızların II 34, büyük II 357 17, bkz. eylem, tanrı, önder, istisna tutan, hiddet, öfke, emirle, yer, kâtip, esenlik, tanınmış, incitmek başlıca (principalis), kentlerin II 255 129 6, bkz. köşe noktası (cardo), ilahiyat, lütuf, nişanlar, emirle, yer, vazife, mertebe, kudret önderlik (principatus) 38 18, eylemlerin 165 22, en büyük 193 26 206 12, bkz. elde etmek, hükmetmek, sahip olmak, bulmak, ele geçirmek, tasarrufunda tutmak, devretmek, hak iddia etmek başlangıç (principium) 155 9 19 II 315 2, yılın *77 2, astrolojik hükümlerin (apotelesmatum) 257 26, kitabın 194 15 197 2 273 16 278 13 II 1 16 65 27 69 11, haşmetin II 294 3, kökenin II 281 16 282 10, bkz. başlangıç ilkeleri, yerleşmiş, biçimlendirmek, hatırlamak, geride bırakmak, ardınca gitmek önceki (prior) 83 20 II 27 27 49 11 194 14 232 5 vd., herkes arasında II 8 20, doğum haritasında (in genitura) II 184 3 8, bkz. kardeş, kötülük, kaybetmek, önceden 77 8 121 23 165 10 II 64 26 174 27, önce sonra 26 26 eski (pristinus) 12 19 94 25, bkz. eylem, çehre, biçim, durum özel (privatus) 27 21 29 24 86 9, bkz. idare, cezalandırma, dava, mülk, kurban üvey kız çocuk, bkz. evlilik üvey erkek çocuk (privignus) 205 11 II 351 14, bkz. eş, birleşmek yoksun bırakmak (privo) 17 25 20 11, makamdan 129 17, serbestlikten 247 22, himayeden II 133 24, ihtişamdan II 157 21 uğruna (pro) 37 32 42 18 66 8 77 13 101 29 ve diğerleri, bkz. takdir kabul edilebilir (probabilis), bkz. yargı onaylamak (probo) 4 16 11 3 19 7 21 23 41 11 75 5 95 30 II 9 17 182 22, aklı II 243 26 27

ilerlemek (procedo) 10 19 III 13 E 205 21, bkz. yaş, seyir tehlikeler fırtınası (procella) 195 12, şiddetli II 101 23, bkz. batırmak ilerleme (processus) 1 18, yaşın 100 3 193 32 213 10 II 13 2 338 18 340 19 345 14 352 15, makamların 263 30, zamanın 107 16 141 21 193 25 ve diğerleri, talihli 181 15, yavaş II 14 8, bkz. kabul etmek, hükmetmek prokonsül (proconsul) 32 6 140 9 20 190 9 prokonsüllükle ilgili (proconsularis) 128 1, bkz. fasces, hâkimiyet prokonsüllük makamı (proconsulatus) 81 18 19, bkz. elde etmek kesintisiz üreme (procreatio) 16 21, bkz. düzen üretmek (procreo) 6 9 17 7 31 11 32 4 36 6 108 9 201 22, bedenleri 198 22, erkek evlatları II 248 28, ikizleri II 219 13, soydan 13 14 19 16 vekillik (procuratio) 136 12, başkalarının işlerinin 156 29, başkasına ait 11 69, bkz. vazife, üstlenmek, ayakta tutmak, taşımak vekil (procurator) 17 19 209 8, kentlerin 132 6, kadınların 220 23, reşit olmayanların 214 11, hanımların 148 30 160 30, kralların 107 26 111 18 157 26, kudretli adamların 168 11 170 19 idare etmek (procuro) 5 3 öne çıkmak (prodeo) 16 8 hain (proditor) 119 13, kendininkilerin 179 8 181 7 II 63 16 267 6, bkz. can açığa vurmak (prodo) 2 1 2 14 56 1, kederi 28 16, inançları II 208 7, beni 12 5 öne çıkarmak (produco) 3 25 muharebe (proelium) II 356 11, bkz. mücadele, düzen, fatih kutsal olmayan (profanus) II 360 24, bkz. kulak, cinnet, insan, zihin sürekli yola çıkış (profectio) 23 23, bkz. sarsıntı, yabancı

öne sürmek (profero) 3 12 33 25 102 3 271 15 II 3 15 64 11 265 4 295 14, çocuğu II 214 13 257 15, uzuvları II 169 23, davarı 146 20 II 21 24, -e doğru 11 1, astrolojik hükmü II 315 10 14, kararları II 122 17, tanımı 238 9, delilleri 108 5, örneği 21 14 37 23, öfkeleri 114 18, adları 266 24, söylevi 252 6, hükmü (hükümleri) 22 27 34 22 40 9 120 12 136 27 II, sözleri 132 25 138 14 188 20 II 119 3, beyanla II 315 10 ikrar mesleği (professio) 33 10, namuslu 78 19, bkz. yaratılış müderris (professor) 11 6 88 25 fayda sağlamak (proficio) 7 31 II 25 16 31 15 41 28 49 22 348 25, eyleme 216 2, eylemlerden II 45 27, eylemde 204 9, pek çok II 1 5, oradan II 356 21, nereye 54 3, nerede 199 11, bkz. fırsat, düzen yola çıkmak (proficiscor) 28 126 21 6 26 63 7 17 64 2 22 65 1 71 22 72 1 10 II 94 5 meslek olarak icra etmek (profiteor) 104 16 161 27 II 18 5, sanatı 150 1 kan akıntısı (profluvium) II 96 11 dalgaları dökmek (profundo) II 21 4 kan dökülmesi (profusio) 26 23 II 61 13 143 2 150 22 338 24, acı II 143 2, zamansız II 61 13, ansızın 37 19, çeşitli II 352 13, bkz. yıkım, kanatmak, saçıp savurmak, maruz kalmak savurgan (profusus) 114 7 II 22 6 53 28, bkz. harcama, parçalama, masraf neslini devam ettirmek (progenero) 35 12 20 36 4 II 24 15 meydana getirmek (progigno) II 12 16, soydan II ahlaksızlığı menetmek (prohibeo) II

fırlatıp atmak (proicio) II 35 17, bedeni 19 24, doğanları II 212 25 28, yüksekten II 308 13 35 17, karanlığa ve çamura II 281 17, uçurumlardan 19 24 II 259 26 281 10 307 12, gömülmeden II 305 8 351 24, uyuşukluğu II 120, sözleri II 137 10, sevk edilmiş II 38 6, zillet içinde II 278 28 282 3, bkz. can, arzu yaşamın uzunluğu (prolixitas) 32 24, uzun (prolixus), bkz. sakal, çehre, yolculuk, dualar, söylev ayrım gözetmeyen, bkz. arzu, şehvet, haz vaat (promissio) 3 17 45 10 19, asılsız II 1 19, bkz. temel, yalanlar, ikna, aldatmak verilen söz (promissum) 3 19 27, bkz. sadakat, geri vermek söz vermek (promitto) 1 4 3 13 18 10 29 15 134 16 39 1 196 12 197 3 251 14 266 21 24 II 7 16 8 175 6 191 7 *209 22 295 17 315 11 360 11, mutluluğu 257 4, sadakati 87 22, eseri II 1 23, vaatte bulunarak 3 26, beyanla II 283 15, vaat edilmiş, bkz. eser hükmü ortaya koymak (promo) 9 8 II 64 25 terfi (promotio) 162 31, sürekli itibarın II 74 10, makamların sık sık 217 17 II 89 20, büyük II 15 23 177 31, talihli II 53 22 195 11, bkz. artış, nişanlar, mertebe, adak, tayin edilmiş, donatmak, bahşetmek, defetmek, yükseltmek, desteklemek ilerletmek (promoveo) 55 13 II 16 26 hazır (promptus) II 299 21 yasaları ilan etmek (promulgo) 8 17 kararın tebliği (pronuntiatio) II 283 15, sadık II 315 10, hakikinin 59 11, bkz. hüküm, açıklamak, öne sürmek, vaat etmek hüküm vermek (pronuntio) 5 12 96 9 II 315 7, II 27 14 272 2 359 13, eşi II 137 19, bkz. ilim cinsel birleşmeye meyilli (pronus) II 359 9, bkz. eğilim, hiddet, şevk, arzu, talihsizlik, düşüş, heves

neslin kesintisiz sürmesi (propagatio) 17 22, soyun kesintisiz sürmesi 35 18 II 18 15, bkz. gebe kalmak yakın (prope), zarf olarak 68 22 127 22, edat olarak 2 0 163 9 9 10 II 13 11 acele etmek (propero) *271 15 *II 174 21, hızlandırılmış, bkz. ölüm kâhin (propheta) 144 24 170 12 182 30 225 22 II 267 18 307 22 325 19 329 akraba (propinquus) 159 27 kalabalığa lütufkâr (propitius) II 56 2, bkz. ilahi kudret niyet (propositum) 9 14 85 19 20 87 7, kötü II 20 1, bkz. açığa çıkarmak evlerin yahut temellerin mülkiyeti (proprietas) II 192 2 özgü (proprius) 6 21 13 13 16 18 17 6 25 19 13 22 25 23 23 ve diğerleri, kendi hakkına sahip 46 22, bkz. cezalandırma, takdir, emek, el, liyakat, ışınım, kuvvetler ötürü (propter) 9 21 87 23 23 118 4 177 27 227 12 12 13 14 ve diğerleri iktidarı uzatmak (prorogo) 56 26 (karşılaştırınız ekler) büsbütün (prorsus) 91 25 II 250 4 296 21 hukuken mahrum etmek (proscribo) 145 1, mirası kamulaştırarak II 90 5 117 13, haklarından mahrum edilmiş 170 6 274 6 haklardan mahrumiyet (proscriptio) 124 23 II 39 28, acıklı 12 14, bkz. elverişsiz durum, levha, soymak hayvanlara vazifeleriyle refakat etmek (prosequor) uğurlu (prosper) II 193 18 283 5, her şey uğurlu 49 17 264 26 II 56 23 285 4, bkz. eylem, artış, hayırlı alamet, girişim, övgü, yarar, netice, vukuat, akıbet, mutluluk, talih, sevinç, evlilik, himaye, terfi, ışınım, ışın, oran, iş, zürriyet, ortaklık, itidal, zaman, hükmetmek, ummak, uğurla 2 19 25 17 51 2 II 16 5 20 30 28 22 49 3 50 12

IV. SÖZCÜK DİZİNİ

prosperius, daha uğurlu, prosperitas, talih, refah, bkz. commodum, prosterno, yere sermek, devirmek, yerle bir etmek, orduyu, kaderi, hayatı, malı mülkü, evlatları, düşmanları, anneleri, ebeveyni, babayı, soyu, cezalandırma ile, gaddarlıkla, süreklilikle, düşüşle, yıkımla, haysiyetsizlikle, ölümle, korku ile, prostituo, fahişelik yaptırmak, peşkeş çekmek, bedeni, iffeti, alenen, satılmış, bkz. meretrix, mulier, pudor, prosum, fayda sağlamak, yaramak, daha güçlü şekilde, protector imperatorum, imparatorların muhafızı, protego, korumak, hısımları, yardım ile, muhafaza ile, yıldızlar hakkında, ışınım ile, tanıklık ile, iyicil olanlarca korunurum, prout, -e göre, nispetinde, provectus, us, ilerleme, proveho, öne çıkarmak, yükseltmek, ilerletmek, tavsiye ile, mutluluk ile, makamlar ile, terfiler ile, yaşlılıkta, ilerlemiş, bkz. aetas, provenio, meydana gelmek, hasıl olmak, uğurla, providentia, basiret, öngörü, inayet, ilahiyatın, uluhiyetin, bkz. magisterium, ratio, providus, tedbirli, öngörülü, bkz. numen, provincia, vilayet, Campania, Sicilya, büyük, pek büyük, bkz. administrator, cura, dux, iudicium, praeses, rector, sacerdos, praepositus, primus, terribilis, adsocio, possideo, subiugo, provisio honesta, şerefli tedbir, bkz. ordo, proximus regi, krala en yakın, kralların en yakını, bkz. locus, prudens, basiretli, tedbirli, bilge, bkz. antiquitas, Babylonii, inquisitio, magisterium, ratio, responsio, sollertia, vir, pek basiretli, prudentia, basiret, sağduyu, bilgelik, hesaplamanın, zekânın, bilgeliğin, ilahi olan, bkz. auctoritas, disciplina, iudicium, magisterium, ornamentum, pruinae hiemales, kış kırağıları, ebedi olanlar, bkz. nix, rigor, psefopaecta, taşlarla fal bakan, hilekâr, [Yunanca], pgychrocoelios, midesi soğuk olan, hazımsız, [Yunanca], pthisicus vel thisicus, veremli, pthisis vel thisis, verem, tüberküloz, pubescens, bıyığı terlemiş, ergen, bkz. aetas, publicanus, mültezim, vergi tahsildarı, publicatio misera, acınası müsadere, bkz. proscribo, publico, halka açmak, ifşa etmek, müsadere etmek, fiilleri, merasimleri, suçları, cürmü, gizli şeyleri, ilmi, sırları, fiillerde, cürümde, lekelemede, publicus, kamusal, amme, bkz. accusator, acta, actus, administratio, aedes, animadversio, annona, ara, artifex, auctoritas, calamitas, carcer, carnifex, catena, causa, certamen, cinaedus, coetus, conputatio, conversatio, cursus, custodia, defensio, delatio, discrimen, exitus, exustio, fabricator, gallus, homicidium, infamia, instrumentum, iudicium, littera, locus, magister, mensa, mercimonia, meretrix, meritorium, miseratio, mors, mulier, munus, musicus, necessitas, negotium, nexus, nota, occupatio, officium, opus, pecunia, poena, pondus, potestas, ratio, res, sacra, sacrificium, sententia, sermo, spectaculum, tabellio, tormentum, uxor, vectigal, vinculum, voluptas, amme, kamusal alan, alenen, bkz. accuso, prostituo, pudicitia, iffet, hayâ, bkz. fides, gratia, gratus, pudicus, iffetli, hayâ sahibi, iffetli ve mutedil, iffetli, lekesiz, mutedil, bkz. consortium, conversatio, mos, praesidium, uxor, pudor nundinatus, pazarlanmış iffet, satılmış, bkz. commercium, cura, damnum, detrimentum, iactura, naufragium, patientia, praesidium, verecundia, vitium, voluptas, addico, nundino, prostituo, vendo, puella, kız çocuğu, genç kız, bkz. concubitus, puer, oğlan çocuğu, bkz. amator, amor, coitus, concubitus, complexus, puerilis, çocukça, sübyan, bkz. aetas, pugna, dövüş, cenk, savaş, çetin, büyük, bkz. certamen, eventus, periculum, studium, victor, superior, concito, indico, pugnax, kavgacı, cengâver, bkz. licentia, studium, pugno, dövüşmek, savaşmak, vahşi hayvanlarla, savaşan, bkz. strepitus, pulcher, güzel, bkz. caput, corpus, domicilium, fabrica, oculus, virgo, pulchritudo, güzellik, bedenin, dürüst, fevkalade, aşikâr, sahte ve yapmacık, bkz. genus, honestas, lenocinium, meritum, venustas, speciosus, mentior, pulmo, akciğer, bkz. dolor, pulso, vurmak, çarpmak, sarsmak, yıldızlar hakkında, hayatı, kusurları nükte ile, itham ile, rezalet ile, şöhret ile, kötü şöhretler ile, söz kesme ile, haset ile, leke ile, muaheze ile, gıcırtı ile, karışımı, makamı tanıklıklar ile, ışınları inat ile, hücum ile, kudret ile, ışınım ile, pulvinar, mukaddes döşek, pulvis favillarum, kül tozu, punctus spinae, omurga batması, dikenin batması, silahın, punio, cezalandırmak, ceza ile, pupillus, yetim, vesayet altındaki, bkz. tutor, purgo, temizlemek, arındırmak, lağımları, çukurları, helaları, ahırları, lekeyi, ruhun kirlerini, kusurları, ahlakı, soruşturmayı, kaba meşgaleleri, temizlenmiş, puritas, arılık, saflık, bkz. perspicuus, purpura triumphalis, zafer erguvanı, bkz. pertracto, purpureus, erguvani, bkz. vestis, purus, saf, lekesiz, katıksız, bkz. affectus, amicitia, animus, mens, necessitudo, patrocinium, splendor, tempus, puter, çürük, kokuşmuş, bkz. corpus, puteus, kuyu, derin, pek derin, puto, saymak, addetmek, düşünmek, farz et, bkz. ut, pycta, boksör, yumruk dövüşçüsü, [Yunanca], quadriga, dört atlı araba, bkz. deicio, transeo, quadrupes, sıfat olarak, dört ayaklı, bkz. animal, doğum haritası (genitura), burç, isim olarak, dört ayaklı hayvan, bkz. deicio, quadruplicatio, dört katına çıkarma, quadruplico, dört katına çıkarmak, quaero, aramak, araştırmak, talep etmek, yeri, sırları, şahadeti, fikir ile, bir şey hakkında, tedarik etmek, kazanmak, yiyecekleri, artışları, imkânları, kazançları, mirası, himayeleri, kazancı, destekleri, malı mülkü, hayatı.

(el ile), bkz. niyet (intentio), borçlu olmak (debeo), cevap vermek (respondeo) soru, mesele (quaestio) 9? 15,16 19,2 34,11, meşru 113,10,12, bkz. yer (locus), inanmak (credo), açıklamak (explico), arındırmak (purgo), işkence etmek (torqueo) kazanç (quaestus) II 153, 27 174,8, günlük II 73, 21 sefil II 17,13 muhtelif II 297, 11, bkz. devamlılık (continuatio), artış (incrementum), aramak (quaero) nasıl, ne nitelikte (qualis) 29, 21,20 41,13 57,21,25 25 73,14 15 ve diğer yerlerde, her nasıl (qualiscumque) 147, 27 203,22 111,5,19 196,12, ne şekilde (qualiter) 199,29 259, 28 II 284, 17, bkz. kısım (pars), akıl, nizam (ratio) bedenin niteliği (qualitas corporis) 26,6 seyrin 19,7, 8 soyun 42, 18 62, 18 düşmanların 65,4 ölümün 63, 21 tabiatın 243,11 evliliğin 63, 15 hayatın 239, 13, sınırların yahut dekanın 56, 24 doğum haritasının (genitura) 68, 1, 5 yerin 56,24 65, 15 66, 8 77,9, 13 215,11 278,7 kısımların 274,8 275,2 burcun (yahut burçların) 52,10 56,24 77,9 120, 15 127, 9 142,22 ve diğer yerlerde, yıldızların II 187,19, bkz. pek kuvvetli (praevalidus) ne kadar, -den daha (quam) 15,1 36, 16 16 42,16 16 44,6 72,3 89,4 ve diğer yerlerde, bkz. önce (ante), -dığı müddetçe (quamdiu) II 25,20 33,4 35,10 49,19 51,23 53,16 54,5, 13 56, 20, bkz. o kadar müddet (tamdiu), her ne kadar (quamvis) 97,5 123,9 ne vakit (quando) 12,16, 18, 19, 21 137, 7, 8, 8, 11 ve diğer yerlerde, = -dığında (cum) 104, 11, belgisiz 86,1 236,18 II 68,10 evliliğin niceliği (quantitas nuptiarum) 63,13 ne kadar küçük olursa olsun (quantuluscumque) 100,3 174, 25 251,9 II 87, 8 282,28 ne kadar, ne büyüklükte (quantus) 22,4 42,5, 30 5,1 ve diğer yerlerde, kaç tane (quanti) = quot 51,17, ne kadar çok ... o kadar çok (quanto ... tanto) 42,5 198, 25 ne kadar ... o mertebede (quanto ... in tantum) 262,20, her ne büyüklükte (quantuscumque) 35,21 238,12,24 II 18,19 234,23 235,1 275,4, her ne sayıda (quanticumque) = quotcumque II 225,8 II 243,23 bu sebepten ötürü (quapropter) 11,26 II 360,26 neden, niçin (quare) 17,23 85, 13 86,29 91,3 198,3 dördüncü olarak (quarto) 83,10 sanki, adeta (quasi) cümle ile 6,9 45,5 80,32, bkz. böylece (sic), cümlesiz 42,3 64, 13, 15, 21 102, 2 148,10 164,16, 17 II 91,16 sarsmak, hırpalamak (quasso) (ruhu ve) bedeni 208, 9 II 126,24 insanı II 158, 1 hayatı II 60,24, hastalıklarla II 166, 6 kesintisiz sürüşle 208,9 II 7, 6 160, 6 çetin bir hayat ve meşakkatli bir yaşayış ile II 16, 2 dermansızlıkla II 126, 24 zahmetlerle II 6,24 320, 10 parçalanmayla 24,22 II 312,21 fırtınayla -e kadar, ne ölçüde (quatenus) 3,7 57,22 58,9 67, 12,14 243,13 260,18 II 64,19 175,24 176,4 180,3 ve diğer yerlerde sarsmak, titretmek (quatio) (bedeni) ve ruhu 123,10 II 334,25 dişleri II 303, 17 mirası parçalanmalarla II 19,14 mal varlığını II 104,2 hastalıklarla II 30,26 kesintisiz tekrarlarla 208,1 II 84,13 104,2 yanılgılarla 189,13 faizle 180,8 saldırıyla II 297, 20 tehlikelerle 189, 13 II 30,26 kırılmalarla 208, 1 dehşetle II 111, 19 sıhhatsizlikle II 334,25 ve (que) 2,23 3,3, 19, 21 4,14, 17, 25 5,5, 11 8,1,10 9, 8, 14, 16 21,22, 29 10,18 12,12, 18 14, 10 15, 28 15, 20, 25, 28 ve diğer yerlerde, ekseriyetle cümle sonu ritmini (clausula) teşkil etmeye yarar ve kitaplarda şu sıklıkta rastlanır, I, 64 yerde cümle sonunda, 19 cümle sonu haricinde II, 15 yerde cümle sonunda, 5 cümle sonu haricinde IV, 47 yerde cümle sonunda, 1 cümle sonu haricinde VI, 41 yerde cümle sonunda, 11 cümle sonu haricinde VII, 19 yerde cümle sonunda, [okunamadı] VIII, 34 yerde cümle sonunda, [okunamadı] 307 yerde cümle sonunda, 51 cümle sonu haricinde, yani bu sayılar yüzdeye vurulacak olursa, %85,75 cümle sonunda, %14,25 cümle sonu haricinde.

-ebilmek, muktedir olmak (queo) II 286,28 ki o (qui, quae, quod) yüzlerce defa, belgisiz 27, 20 70, 16 76,8 84, 26 93, 16,17, soru sıfatı/zamiri 71, 12 çünkü, zira (quia) sebep bildiren 7, 19 9, 3, 15 119, 26 ve diğer yerlerde, bkz. bu (hic), şimdi (nunc) her ne ki (quicquid) 3,13 10,25 14,18 24,15 ve diğer yerlerde, bunlardan her ne 9,9 kusurdan her ne 18, 20, babadan kalma II 45, 25 her kim, her ne (quicumque) 13,31 23,19 35,22 37, 14 53, 13 56, 2, 6 58, 22 59, 2 ve diğer yerlerde, cümlesiz 98,32 104,26 106,4 115,3 134,4 135,12 187, 21 160, 11 177,13 ve diğer yerlerde, bkz. bu (hic), kısım (pars), ışın saçma (radiatio), akıl, nizam (ratio), her kim olursa olsun (quicumquelibet) 126,6 belirli biri, bazı (quidam) isim 3,7 45,24 51,2 ve diğer yerlerde, belirli bir şey (quiddam) 5, 15 185, 13, bazılarında (cinsiyetsiz) II 108, 18, sıfat 4,23 64 43, 18 ve diğer yerlerde, bkz. cins (genus), tarz, kip (modus), tabii, doğal (naturalis) doğrusu, şüphesiz (quidem) 5,3 9,13, 20 10,3 15,15, 22 16,13 18,22 314,27 ve diğer yerlerde sükunet, dinlenme (quies) II 203,21 204, 12, berraklığın sükuneti II 195,17, bkz. düşman (inimicus), hüküm vermek (decerno) sükunette olan, dinlenen (quiescens) II 150,27, bkz. can (anima), ruh (animus) sakin, dingin (quietus) 12, 22, bkz. ruh (animus), kutluluk (felicitas), ölçülülük (moderatio), emniyet (securitas), makam, mahal (sedes), vakit (tempus) herhangi biri (quilibet) 98,15 124,15 125, 15, 15 252,19 275,5 II 27,16, bkz. cins (genus), ışın saçma (radiatio) hatta, dahası (quin etiam) II 34,29 her biri, her kim (quique) = quicumque 238,3, o şeylerin her biri 80,5 her şeyin hepsi kim, ne (quis, quid) soru zamiri pek çok yerde, kim ... -den başka (quis ... nisi) 12,5 19,15 20,18 25,7, hangi tanrı (quis deus) 29, 13, belgisiz 7, 14, 21, 24 88, 9 95, 28 97,18 111,7 ve diğer yerlerde herhangi biri (quisquam) (sıfat) 8,15 her bir, herkes (quisque), gelecekteki her şey II 11,23 yeni olan her şey II 297, 23, krş. quique nereye, ne maksatla (quo) 54,2 ki, şu ki (quod) bağlaç 7, 10, 11, 13, 18, 22, 24 31,18, 19 37, 7 84, 13, söyleme yahut sezme fiilinden sonra, haber kipi ile 11,29 14, 12, 15, 28 16, 29 58, 11, 13 68,16 126,23 263,28 II 76,6 113,22 292,30 294,1 314,15, dilek kipi ile 243, 30 244,7 271,16 277, 18, nitekim şu ki (quod enim) 77, 25, sebep bildiren 10, 20 34,23 52,21 53, 6, 7, 10 60,5 61,23 62, 11, bkz. bu (hic) şayet, eğer (quodsi) 88, 15 102, 28 103, 10, 15, 22 112,10 ve diğer yerlerde çünkü, mademki (quoniam) 14,27 de, da, dahi (quoque) 5,34 71,28 73,18 II 80,17 kaç tane (quot) 73,10 77,4, bkz. o kadar (tot) kaç defa, her ne vakit (quotiens) 2,15, 6 25, 19 51,11 83,1 118,12 277,18, bkz. o vakit (tunc), her kaç defa (quotienscumque) 51,6,9 86,8 II 13, 10 328, 6, bkz. o kadar defa (totiens), o vakit (tunc) kaçıncı (quotus) 54,1 kudurgan, kuduz (rabidus), bkz. köpek (canis) vahşi hayvanların düşüncesiz kudurganlığı (rabies inconsulta ferarum) 33, 21 halkın 25, 6 II 306, 1, dizginsiz 37, 14, bkz. kışkırtmak (concito), yatıştırmak (mitigo) yırtıcı, açgözlü (rapax) II 21,24 95,24, bkz. hırsız (fur) en büyük yağma (rapina maxima) 13,12 kapıp götürmek, zorla almak (rapio) 81,17 196,4, başkasının mallarını 130,29, cinnetle II 23, 10, bakıştan, açıdan (aspectus) 235, 20 (Güneş) feleği (orbis) ile Ay'ı 200,3 saçların seyrekliği (raritas capillorum) 245,21 akıl, nizam, ölçü (ratio) 3,15 4,19 7,27 16,27 17,17, 20 17 30,29 II 75,14, dengenin nizamı 66, 13 sanatın, zanaatın 197, 20 hayranlık uyandıran tahminin 94, 12 danışmanın (yahut kararların) 252,19 II 26, 24 59,27 79,26 100,4 alışkanlığın II 35, 16 sadakat dolu II 175,6 insanlığın, insaniyetin 94,19 II 26, 10

Dizin Sözlüğü (Index Verborum)

araştırmanın, yargının, zihnin, sefaletlerin, zorunluluğun, öngörünün, bilginin, sırrın en bilgesi, hayatın ve ruhun, hakikatin (aklın hakikati), yılların yedilisi yahut dokuzlusu, gölge karşıtlıklarının (antiscia), astrolojik sonuçların (apotelesmata), dengelenmiş durumun, kavuşumun, doğum haritasının, Ay'ın, karışımların, dengelenmiş payın, ortaklığın, yıldızların, zamanların, hazinenin veya halkın, sürekli, denk, dengelenmiş, herhangi bir, kısa, dikkatli, ilahi, aynı, etkili, kolay, pek talihli, sadık, maliye ile ilgili, sık, eşitsiz, etkisiz ve sefil, değişmez, gizli, büyük, en büyük, aşikâr, vasat, çok yönlü, katlanmış, doğal, hiçbir, hepsinden, eşit, derece bazında tam (partilis), daha üstün, elverişli, basiretli, kamusal, her ne şekilde olursa olsun, hangi nitelikte olursa olsun, doğru, krallara layık, pek sık, benzer, yalın, benzersiz, sabit, ince, muhtelif, gerçek (en gerçek), uzun ömürlü, ayrıca bakınız eylem, otorite, tartışma, açıklama, yargı, üstatlık, vazife, düzen, çeşitlilik, karşıt, meşgul, tayin edilmiş, temas etmek, fark etmek, toplamak, kavramak, karıştırmak, birleştirmek, değiştirmek, tamamlamak, düzenlemek, tasdik etmek, uyuşmak, inanmak, kararlaştırmak, yanıltmak, göstermek, tartışmak, açıklamak, pekiştirmek, sahip olmak, başkalaştırmak, donatmak, araştırmak, bitiştirmek, hafifletmek, işaret etmek, değiştirmek, idrak etmek, derinlemesine soruşturmak, açıkça görmek, etraflıca ele almak, kanıtlamak, sarsmak, bulmak, geriye dönüp bakmak, takip etmek, korumak, incelemek, karıştırmak, kullanmak, görmek.

akli, makul, kralların. kısık sesli, boğuk sesli, ayrıca bakınız ses. isyankâr, ayrıca bakınız düşünce. geri çekilmek, uzaklaşmak, yıldızlar hakkında, taze, yeni, ayrıca bakınız örnek, bozulmamış sığınak, haydutları barındıran.

kabul etmek, geri almak. hatırlamak, yeniden canlandırmak. azametin hatırası, ayrıca bakınız biçimlendirmek. başlangıçları anımsamak. uykularla dinlendirmek. yönetici, şehirlerin yöneticisi, tapınakların yahut şehirlerin yahut eyaletlerin yöneticisi. doğru, dürüst, ayrıca bakınız danışma, muaşeret, beden, seyir, derece, yolculuk, yargı, düzen, akıl, yol, hayat, arzulu, doğru biçimde. geri vermek, teslim etmek, sunmak, yüklem tamamlayıcısı olarak, istirahat, esenlik, güvence, geri dönüş, son, bolluk ihsan etmek, şükran sunmak, hürriyeti bahşetmek, ışığı geri getirmek, hürriyetin armağanlarını vermek, eseri teslim etmek, burçlara paylarını geri vermek, vaatleri yerine getirmek, yanıtlar sunmak, sağlığı geri kazandırmak, çeşitlilik sunmak, adakları yerine getirmek, iktidara teslim etmek, hürriyete iade etmek, ebeveyne geri vermek. geri dönmek. gözaltına almak, muhafaza altına almak. kurtarmak, bedelini ödeyip geri almak. yıllık gelirler, tanrıların geri dönüşü, krallara layık gelirler, ayrıca bakınız geri vermek. yeniden canlanan, ayrıca bakınız eylem. yenilenme, eski haline getirme. geri götürmek, bildirmek. gücü tazelemek, kuvvet toplamak. yerinden sökmek, çözmek. çürütme. çürütmek. krallara layık, kraliyetle ilgili, ayrıca bakınız otorite, ev, hükümdarlık, azamet, armağan, asalet, vazife, erk, kudret, burç, yıldız. idaresi, yönetimi, insanların idaresi, iktidarın ve onurun idaresi, ayrıca bakınız emanet etmek, payına düşmek. kraliçe. bölge, memleket, rüzgârların bölgesi, yerdeki yüksekliklerin bölgesi, göğün son bölgeleri, burçların civarındaki bölgeler, terk edilmiş, ıssız bölgeler, dış bölgeler, yabancı bölgeler, uzak diyarlar, büyük bölgeler, en büyük bölge, gurbet diyarları, arka kısımdaki bölgeler, muhtelif bölgeler, ayrıca bakınız hoşnutluk, vazife, kısım, koruma, ikamet etmek, alıkoymak, vakit geçirmek, elde bulundurmak, başına getirmek, boyunduruk altına almak, nakletmek. krallara yakışır, krala dair, ayrıca bakınız eylem, zahire, arabacı, boyun, zevk, hane, imkân, talih, hüküm, yazı, mahal, azamet, zorunluluk, servet, para, kudret, akıl, gelir, yazıcı, hazine, lütuf. çifte krallık, hükümranlık, ayrıca bakınız iktidar, muhafaza, kaybetmek, elde etmek, belirlemek, mülkiyetinde tutmak. idare etmek, yönetmek. kan tükürme, kan çıkarma. geri püskürtmek, dışarı atmak, kan kusmak. darlıkları hafifletmek, zararları telafi etmek, sıkıntıları teselliler ile yatıştırmak. ıstırabı hafifletmek, darlıkları ferahlatmak, büyüme ile gidermek, pansumanlar ile rahatlatmak. dindarlık, inanç, din, tanrıların hürmeti, yeminin kutsallığı, ayinlerin kutsiyeti, gizli ayinler, göksel inançlar, ilahi dinler, kutsal ve erişilmez ayinler, mevcut, büyük, en büyük, korkulması gereken, atalardan kalma inanç, pek kudretli, mukaddes.

...dindarca, bakınız, başrahip, giz, yetke, tören, ibadet eden, ibadet, özen, hak, vazife, kudret, rahip, kutsal tören, sır, adanmış, öne çıkarılmış, hürmet etmek, düzenlemek, takdis etmek, uyuşmak, tayin etmek, aşılamak, inisiye etmek, bulmak, incitmek, işgal etmek, açığa vurmak, hizmet etmek, korumak, kuşku duymak, savunmak

dindar, bakınız, başrahip, yetke, şarkı, münasebet, takdis, hürmetkâr, yazı, yer, sessizlik, telaş, adil, dindarca

terk etmek, geride bırakmak, öğretimi, kocayı, hatırayı, yurdu, kısımları, başlangıçta, çıplak, yalnızca oğulları, hayatta kalan oğulları

kalıntılar

kalan, geriye kalan

kalmak, geride kalmak

çare, deva, tıbbın, sağlığın, şifalı, bakınız, tedarik etmek, talep etmek

yeniden doğmak, yeniden doğmuş, bakınız, ışık

böbrekler, Koç, Aslan, Başak, Terazi, Kova burçlarının

yenilemek

şükran sunmak, karşılığını ödemek

ansızın

ansızın gelişen, bakınız, eylem, körlük, ateş, düşüş, zenginlikler, mahvoluş, mutluluk, miras, şeref, hücum, ölüm, batış, tehlike, muhafaza, israf, ayaklanma, kaygı, kargaşa, kargaşalık, yara, iyiliklerden ansızın gelen bir şey

bulmak, bakınız, bulmak, sanatın kaşifi, ilahi, rengin, öğretilerin, ıtıriyatın yahut boyaların yahut renklerin yahut ilaçların yahut taşların

örnekleri tekrarlamak, edimleri

katlamak, cevaplamak

parayı, altını, gümüşü, taşınırları saklamak, saklanmış, şan getirmek, nişanlar

bulmak, keşfetmek, sanatları, sırları, akıl yoluyla güçleri, bulunmak (yıldızlar hakkında)

ayıplamak, kınamak

kınama, ağır, rezilliğin, hasedin, bakınız, çalmak, boşanma, bakınız, bölmek, ayırmak, çözmek

karşı gelmek, çekişmek, karşı gelen, kötülüklerin geçici istirahati, bakınız, erişmek, bahşetmek, geri vermek, payına düşmek

aramak, sormak, sebepleri, efendiyi, mevcudiyeti, özü, şey, iş, karısının şeyleri, gizli şeyler, saklı, başkasına ait, bakınız, özen, egemenlik, vekillik, reddetmek, arzulamak, telef etmek, beslenmek, çekip almak, zorlu, iyi, semavi, bakınız, tanıma, düzen, araştırmak, emanet edilmiş, bakınız, reddetmek, inanılmış, itimat edilmiş, belirlenmiş, tevdi edilmiş, ilahi şeyler, beşeri şeyler, belirsiz, bilinmeyen, murdar, büyük, pek büyük, kötü, baba ve anaya ait, madenlere ilişkin, ılımlı, çok, lüzumlu, hiçbir şey, her şeyde, şahsi, talihli, kamusal, devlet, bakınız, deniz kazası, durum, yara, sevk etmek, idare etmek, mukaddes şeyler, bakınız, düzen, tek tek olanlar, zevke ve aşka dair, hakiki, eski, bakınız, eylem, çeşitlilik, imal, mucit, vazife, bilim, himaye, meraklı, gözetmen, reddetmek, arzulamak, tevdi etmek, inanmak, ödemek, harcamak, bulmak, etraflıca öğrenmek, inceden inceye aramak, ifşa etmek, ele almak

saklamak, muhafaza etmek, ışığı, ayları, düzeni, vakti

yerleşmek, oturmak

bakiye, arta kalan, bakınız, inceleme

karşı durmak, direnmek, kılıçla, iktidarlara, karşılaştırınız dizin üç

çözmek, sonuçları

bakmak, nazarı dikkate almak, sayıyı, akıl yoluyla, karşılaştırınız dizin üç

cevap vermek, yanlış şeyler, doğru şeyler, soru sorana, arayana

cevap, hikmet sahiplerinin, hatalı, vahşi ve sert

yanıt, kehanet, yalancı, bakınız, yalan, vermek, geri çevirmek

reddetmek, püskürtmek

şehirleri ihya etmek

eski haline getirmek, iade etmek, teşekkürleri, hakları, sağlığı, adakları, makamlara ve vatana

geciktirmek

alıkoymak, tutmak, ayları

yeniden ele almak, gözden geçirmek

geri çekmek, eşleri

geri, geriye doğru, ismin belirtme durumu ile

akıntı, nezle

akıntılı, romatizmalı

suçlu, davalı, zinanın, bakınız, yapmak

aşikar ifşaat, vahiy, bakınız, bildirmek

dönmek, geri dönmek

geri çağırmak, hafızaya getirmek

yeniden dönmek, devretmek

kral, ulu, şanlı, kudretli, korkunç, kurban işlerinin kralı (rex sacrorum), bakınız, eylem, dostluk, dost, sevgi, hayvan, arabacı, hazlar, efendi, oğul, infial, tercüman, öfke, emirle, mektup, üstat, hizmetkâr, katırcı, malumat, ulak, nefret, vazife, saray, vekil, hesap uzmanı, muhafız, yazıcı, dokuma tezgâhı, ulak atı sürücüsü, bilinen, yakın, birleştirmek, emanet etmek, telkin etmek, raptetmek, kırmak, incitmek. Dizin dört, Kelimeler Dizini.

Dizin

rhythmus (ritim), serbest, ridiculus (gülünç), rigeo (kaskatı kesilmek), rigidus (sert, katı), rigo (sulamak), toprağı pınarlarla sulamak, rigor (soğukluk, sertlik), kırağıların sertliği, ripa (nehir kıyısı), nehir kıyısı, bakınız praeses, risus (kahkaha, gülüş), herkesin kahkahası, bakınız concito, rivus (dere, ırmak), bakınız derivo, rixa (kavga, çekişme), bakınız indico, roboro (güçlendirmek, pekiştirmek), zihni bir sığınak ile, bedeni güçler ile, sağlamlığı kuvvet ile, robur (güç, sağlamlık), temellerin sarsılmaz gücü, bakınız roboro, rotatus (döndürülmüş), bakınız vertigo, rotunditas (yuvarlaklık), kürevi yuvarlaklık, bakınız species, rotundus (yuvarlak), bakınız formatio, rubeus (kızıl), bakınız capillus, rubor (kızarıklık, mahcubiyet), daimi kızarıklık, bakınız color, trepidatio, rudis (ham, kaba, eğitimsiz), bakınız animus, ruginosus (paslı), ruina (yıkım, çöküş), asılı bedenin düşüşü, dorukların çöküşü, damların yıkılışı, bakınız pondus, conprimo, decerno, deprimo, metuo, opprimo, premo, spero, rumores (söylentiler), sürekli söylentiler, kötü niyetli söylentiler, bakınız infamo, insinuo, rumpo (kırmak, parçalamak), darlıkları aşmak, kementi koparmak, doğumu yarıp çıkmak, bağı koparmak, ruo (yıkılmak, çökmek), rupes (kaya, sarp kayalık), Tarpeia Kayası, ruralis (kırsal, köye ait), bakınız officium, rursus (tekrar, yeniden), rusticus (köylü, kaba), bakınız carmen, rutilus (kızıl, parlak), bakınız horror.

sacer (kutsal), bakınız aedes, aegritudo, annona, caerimonia, carmen, certamen, dies, disciplina, littera, pecus, religio, simulacrum, stemma, valitudo, sacra (kutsal törenler, ayinler), tabiatın kutsal sırları, yasak ayinler, kamusal ayinler, bakınız caerimonia, obsequium, officium, princeps, religio, res, rex, sacramentum, secretum, vigiliae, credo, destino, imbuo, initio, praesum, sacerdos (rahip, din adamı), rahibe, vilayetlerin rahibi, dinin rahibi, tapınakların rahibi, mesut ve muteber rahipler, iyi rahipler, ilahi rahipler, zengin rahipler, tanrısal esinle dolu rahip, bakınız filia, praepositus, princeps, sacerdotium (rahiplik makamı), bakınız consequor, sacramentum (kutsal ant, sır), mukaddesatın yemini, dinlerin kutsal yemini, bakınız secretum, percipio, sacratus (kutsanmış), bakınız opus, sacrificium (kurban, kurban töreni), gece kurbanları, özel kurbanlar, kamusal kurbanlar, bakınız destino, sacrilegium (kutsala saygısızlık), sacrilegus (kutsala saygısızlık eden, saygısız), bakınız animus, ardor, cupiditas, desperatio, disputatio, editio, error, furor, verbum, saeculum (asır, çağ), bakınız continuatio, saepe (sıkça, ekseriya), saepius (daha sık), saepissime (pek sık), saepissimus (en sık), saeviens (öfkelenen, kuduran), kudurmuş zihin, bakınız fera, flamma, fluctus, fortuna, populus, saevus (zalim, hiddetli), bakınız ardor, mucro, sagax (sezgili, uyanık, keskin zekalı), bakınız coniunctio, inquisitio, intentio, investigatio.

sagino (semirtmek, beslemek), sagitta (ok), sagittator (okçu), sal (tuz), salpista (borazan çalan), salsamenta (tuzlu balık, salamura), salsus (tuzlu, nükteli), bakınız sermo, saltatio (dans, raks), saltator (dansçı, rakkas), saltem (hiç olmazsa, en azından), salto (dans etmek, sıçramak), saltus (ormanlık dağ yolu, sıçrama), bakınız exerceo, saluber (şifalı, sıhhatli), bakınız moderatio, vegetatio, salus (kurtuluş, esenlik, sıhhat), hükümdarın esenliği, bakınız exitium, reddo, servo, salutaris (şifalı, hayırlı), bakınız beneficium, deus, flatus, fomentum, hospitium, numen, praesidium, radiatio, remedium, sententia, sidus, voluntas, salutatio (selamlama), sabah selamlaması, saluto (selamlamak), bakınız officium, sancio (hükme bağlamak, kanunlaştırmak), hakları teyit edip kanunlaştırmak, sanctus (mukaddes, aziz), bakınız caerimonia, religio, sane (şüphesiz, muhakkak, elbette), sanguinolentus (kanlı), bakınız oculus, sanguis (kan), eşin kanı, düşmanların hadsiz hesapsız kanı, yurttaş kanı, pıhtılaşmış kan, bozulmuş kan, kardeş kanı, insan kanı, soylu kan, hürmete layık kan, bakınız effusio, eruptio, iactura, mors, necessitudo, ornamentum, profluvium, profusio, reiectio, torpor, cruentus, cruento, mitto, nundino, polluo, reiecto, vomo, sanitas (sağlık, sıhhat), bakınız conparo, largior, reddo, restituo, tribuo, sano (iyileştirmek, şifa vermek), marazları iyileştirmek, dağlamalar ile yaraları iyileştirmek, sapiens (bilge, akil), bakınız advocatus, animus, magisterium, sidus, vir, sapientia (bilgelik, hikmet), ilahi hikmet, bozulmamış hikmet, en yüce hikmet, bakınız doctrina, gratia, ornamentum, ornatus, prudentia, secretum, docilis, plenus, decerno, fingo, orno, sarcina (yük, ağırlık), ışığın yükü, satelles (muhafız, bendegân), imparatorların muhafızı, kralların bendesi, satietas (doygunluk, bıkkınlık), bakınız vitium, satio (doyurmak, tatmin etmek), kan dökülmesiyle doymak, kırımla doymak, satis (yeterince, kâfi derecede), sıfat ile birlikte, scabies (uyuz, kaşıntı), müzmin kaşıntı, scaena (sahne), scaenicus (sahneye ait, tiyatrocu), meşhur sahne sanatkârları, bakınız ars, mulier, scaenica, scapulus (omuz, kürek kemiği), Başak burcunun omzu, Oğlak burcunun omzu, sceleratus (günahkâr, melun), bakınız cogitatio, cupiditas, mens, mulier, officium, scelestus (alçak, lanetli), scelus (cürüm, cinayet, fenalık), haydutların cürmü, meşum cürümler, dillere düşmüş cürüm, menfur ve meşum cürümler, akraba katli cürmü, bakınız abundantia, contagio, discrimen, facinus, flagitium, infamia, invidia, vindex, separatus, conmitto, scientia (ilim, bilgi), sanatın ilmi, astroloji ilmi, tabiat ilimlerinin bilgisi, kehanet ilmi, ilahiyat ilmi, edebiyat ve yazı bilgisi, ameli sanat bilgisi, birçok şeyin ilmi, hitabet ilmi, ilahi ilim, noksansız ilim, pek muazzam ve çeşitli ilim, kâmil ilim, hürmete layık ilim, hakiki ilim, bakınız disciplina, fundamentum, gloria, magisterium, notio, ratio, secretum, substantia, alienus, elatus, accipio, consequor, decerno, formo, inpugno, insinuo, intimo, perfero, publico, trado, scilicet (tabiatıyla, besbelli, anlaşılacağı üzere), scintilla (kıvılcım), ateş kıvılcımı, scio (bilmek), hesapları ve musiki ilmîni bilmek, yıldızların hareketlerini bilmek, pek çok şeyi bilmek, her şeyi bilmek, sırları bilmek, bakınız convenit, debeo, oportet, volo, bilinmelidir ki (sciendum est), bileceğim (scibo), sanatları bilen (sciens artium), sciscitor (soruşturmak, sual etmek), scitum (karar, ferman), scius (vakıf, bilen), sanata veya sanatlara vakıf, disiplinlere vakıf, öğretilere vakıf, edebiyata vakıf, her şeye vakıf, scopulus (sarp kayalık, falez), scorpio (akrep), scortum (fahişe), bakınız sector, scriba (kâtip, yazıcı), hâkimlerin veya resmî mercilerin yahut senatonun kâtibi, kralın veya kralların kâtibi, ulu zevatın kâtibi, asil kâtipler, krallık kâtipleri, scribo (yazmak), kitap veya kitaplar yazmak, bilhassa yazmak, bakınız labor, studium, scriptura (yazı, metin, kutsal yazı), gizli yazılar, bakınız fides, scrutor (tetkik etmek, derinlemesine araştırmak), semavi meseleleri tetkik etmek, gizli sırları araştırmak, sculptor (heykeltıraş, oymacı), putların veya tasvirlerin oymacısı, scurra (dalkavuk, soytarı), scutarius (kalkan muhafızı, kalkancı).

IV. SÖZCÜK DİZİNİ

kendisi, kendilerine, yüzlerce defa, kendisinin, bizzat kendilerini, kendilerine, onun yerine ayırmak (secerno) kesmek (seco), çocuğu, demir ile, kesilmiş sır (secretum), dostların, sanatların, göğün, danışmaların, kararların, tanrıların, öğretinin, düzenin (dispositio), tartışmanın, tanrısallığın, hürmete layık öğretinin, inancın, doğum haritasının (genitura) [doğum haritalarının], imparatorların, kaidenin, kitapların, astrolojinin (mathesis), tanrısal kudretin, eserin, kökenin, dinlerin, kutsal yeminin yahut ayinlerin, bilgeliğin, ilmin, yıldızların, ormanların, kudretli adamların, hayatın, semavi, tanrısal, sadık, gizli, hürmete layık, bkz. eşik, ilke, yaklaşmak, gizlemek, tanımak, tevdi etmek, içermek, inanmak, muhafaza etmek, öğrenmek, açıklamak, doldurmak, ima etmek, bildirmek, korkmak, açığa vurmak, içine işlemek, iyice öğrenmek, ulaştırmak, araştırmak, varmak, yayımlamak, aramak, bulmak, bilmek, incelemek, korumak, ele almak, gelmek, daha gizli olanlar gizli (secretus), bkz. eylem, sanat, tartışma, araştırma, mektup, gizlice fırka (secta), Stoacı, bkz. takip etmek izlemek (sector), yabanıl hayvanları, yerleri, izleri, birleşmeyi, cinsel ilişkiyi, evlilik hukukunu, evlilikleri, yeni bir hevesle, fahişeleri, meşgaleleri, gayrimeşru münasebetleri göre (secundum) ikinci (secundus), sanatlarda, iktidarlarda, bkz. yer, zaman güvenlik (securitas), en büyük, dingin, bkz. lütuf, hükmetmek, geri vermek endişesiz (securus), bkz. can, cesaret, hürriyet fakat (sed), pek sık, fakat aynı zamanda, bağlar, zıtlık bildirmez, bkz. yalnızca makam (sedes), dingin, yüce, bkz. kapı, yerleştirmek, tesis etmek, değiştirmek kargaşa (seditio), halkın korkulacak, en büyük, halk kargaşası, ani, dehşetli, çalkantılı, bkz. tehlike, fırtına, tertiplemek, kışkırtmak, hüküm vermek, tahrik etmek, bulaştırmak, takip etmek, bastırmak isyankâr (seditiosus), bkz. ses gayretli (sedulus), bkz. lütuf ekin (seges) bir defa (semel) tohum (semen), tanrısal, tenasül tohumları, yeni, bkz. vicdan, akıntı, verimlilik, süreklilik, tohumsuz ekim (sementis), bkz. hükmetmek hadım (semivir), bkz. insan ayrılmış (semotus), bkz. yer daima (semper), yüzlerce defa, sıklıkla cümle sonunda ebedi (sempiternus), bkz. yanma, hareket, hararet, merasim, sarsıntı, muhafaza, yanılgı, ateş, zahmet, hafıza, yük, kırağı, töz senatör (senator) pek yüce senato (senatus amplissimus), bkz. kararname, kâtip yaşlılık (senectus), uzun ve mesut, iyi, bahtiyar, kusurlu, bkz. yaş, eşik, yük, ağırlık, müddet, zaman, bahtiyar, sevinmek, eriştirmek yaşlı adam (senex), bkz. birleşmek bedenin çöküşü (senium corporis), tükenen yaşın duyu (sensus), bitkin, bkz. tanrısal hüküm (sententia), talihin, yargıcın, cezalandıranın katı hükmü, yargılayanın, cezanın katı hükmü, astrolojik hükümlerin (apotelesma), mahkûmiyetin, tanımların, sözlerin, ilanın, ani, ölümcül, gayet kesin, muhtelif ve değişken, tanrısal, uysal, ağırbaşlı ve sarsılmaz, kaçınılmaz, kapıda olan, sarih, yok olan, umumi, kurtarıcı, hakiki, en hakiki, bkz. ceza, muhakeme, tanım, ayrım, çeşitlilik, istisna, katılık, açıklamak, şekillendirmek, yüklemek, bildirmek, hükmetmek, bağlamak, öne sürmek, dile getirmek hissetmek (sentio), faydaları, zararları ayrıca (separatim) ayırmak (separo) [çoğunlukla ayrılmış], ebeveyni, cemiyeti anlaşmazlıklarla, eşi, ışınları, ayrılık ile, farklılıklarla, ölüm ile, mecburiyetlerle, gurbet ile, boşanma ile, husumetler ile, eylemlerden, ihtiraslardan, cüretten, işitmeden, cinsel birleşmeden, ortaklıktan, arzulardan, tehlikeden, inançtan, soydan, lütuftan, düşkünlüklerden, talihsizlikten, ayartmalardan, yalandan, vazifeden, ebeveynden, tehlikelerden, ışınımdan, cürümden, kölelikten, cemiyetlerden, endişelerden, gürültüden, gayretten, kederden, eşlerden, bağdan insanları defnetmek (sepelio homines) kenara ayırmak (sepono), hararetten ayrılmış, düşüp kalkmaktan, meşguliyetten, düşkünlükten, murdarlıktan, hasetten, lekeden, fenalıktan, hazdan

Dizin (Index)

yedili (septeni), bakınız yıl (annus), oran/akıl (ratio); yedi kez (septies) 258, 23. mezar (sepulchrum), bakınız ihtimam (cura), muhafaza (custodia), muhafız (custos), kapıcı (ianitor). cenaze/defin (sepultura), bakınız son (exitus), onur (honor), vazife (officium). arabulucu (sequester), sanatların arabulucusu 176, 22, şehvetlerin arabulucusu II 153, 26, 345, 10. takip etmek/uymak (sequor) 10, 13, 13, 5, 21, 31, 22, 24, 28, 24, 32, 30, 34, 4, 40, 8, 41, 5 vd., cinsel birleşmeyi takip etmek II 141, 20, durumu takip etmek 49, 9, 10, 12, 92, 5, 6, öğretiye uymak II 60, 3, örneği izlemek 94, 9, 95, 27, düşmanları takip etmek II 31, 18, yasaya uymak II 208, 15, tarafa uymak 189, 25, güce/hükme uymak 84, 19, 92, 19, 241, 30, II 16, 21, 183, 2, 191, 6, akla uymak 77, 24, 238, 7, 243, 27, 244, 2, fırkaya uymak II 310, 18, sonuç birini takip eder 28, 24, şu netice çıkar ki (sequitur ut) 15, 8, takip eden (sequens) 33, 8, 180, 5, 17, 20, 181, 10, 182, 10, 183, 20, 184, 5, 212, 8, 245, 6 vd., bakınız yer (locus). dinginlik/berraklık (serenitas) 13, 28, sakin/huzurlu dinginlik II 195, 17, bakınız sevinç (laetitia), sükunet (quies). berrak/dingin (serenus) 3, 23. söz/nutuk/konuşma (sermo) 9, 11 vd., insanların konuşması II 59, 24, astrolojinin/matematiğin (matheseos) dili 90, 3, hitabet dili 9, 27, keskin söz II 12, 24, sahte söz 15, 17, yetkin söz II 1, 5, acı söz II 299, 17, iyi söz II 59, 19, gelişen söz II 1, 5, uysal/öğrenmeye açık söz 40, 20, 86, 31, 147, 22, 207, 3, 295, 14, bilgili söz 95, 5, 253, 10, II 10, 12, 64, 10, 109, 3, 123, 12, 130, 1, 354, 27, tatlı söz II 99, 3, kibirli/yüce söz 4, 15, asılsız/yanlış söz II 1, 25, 21, övüngen söz II 123, 1, zayıf/ince söz II 3, 10, hoş söz 25, 24, dürüst/namuslu söz II 99, 14, tedbirsiz söz II 303, 13, düşüncesiz söz 3, 12, etkisiz söz 9, 27, Latince söz 196, 29, özgür/serbest söz II 51, 4, 128, 10, kötücül söz II 98, 10, sığınaktan yoksun söz II 2, 2, uzun uzadıya söz II 294, 22, kamusal söz II 52, 22, 124, 13, Romalı sözü 196, 30, nükteli söz II 299, 18, ince/zarif söz 4, 2, yavaş söz II 119, 2, kederli söz 29, 20, son söz 276, 26, boş söz II 343, 17, hakikatin sözü II 108, 9, bakınız bolluk (adfluentia), darlık (angustia), yetke (auctoritas), iyilik (bonitas), tanımlama (definitio), vecize (dictum), öğreti/disiplin (disciplina), açıklama (explicatio), masal/öykü (fabula), kolaylık (facilitas), inayet/hoşluk (gratia), teşvik (hortatio), usul/kurum (institutio), niyet/çaba (intentio), yorum (interpretatio), haset (invidia), yargı (iudicium), letafet (lepor), serbestlik (licentia), ılımlılık (moderatio), işaret (nota), söylev (oratio), düzen (ordo), süs eşyası (ornamentum), ziynet (ornatus), gayret/öğrenim (studium), kuvvetler (vires); hitap etmek (adpello), süslemek (decoro), etraflıca anlatmak (enarro), şekillendirmek (formo), hikaye etmek (narro), öne sürmek (profero), aktarmak (transfero). ekmek/saçmak (sero), masallar uydurmak/saçmak 1, 18. zehirli yılan (serpens venenatus) 33, 22, II 309, 16, bakınız vuruş (ictus), ısırık (morsus); beslemek (nutrio), yakalamak (prehendo), izini sürmek (vestigo). sürünmek/yayılmak (serpo) 24, 13, usulca/tatlılıkla yayılmak II 157, 28, bakınız temriye (inpetigo). köleye özgü/kölece (servilis), bakınız eylem (actus), koşul/durum (condicio), aşağılanma (deiectio), doğum haritası (genitura), soy/tür (genus), insan (homo), kement/tuzak (laqueus), leke (macula), hizmet (ministerium), adet (mos), kadın (mulier), zorunluluk (necessitas), vazife (officium), sefalet/pislik (sordes), hukuki durum (status), gayret (studium), kargaşa (tumultus). hizmet etmek/kölelik etmek (servio) 36, 22, 86, 27, 197, 24, II 21, 7, 273, 24, ruha/isteğe boyun eğmek II 28, 29, ayinlere riayet etmek II 140, 21, 16, 23, şarkılara/büyülü sözlere hizmet etmek II 270, 29, çıkarlara hizmet etmek II 54, 12, tanrılara kulluk etmek 179, 16, efendilere hizmet etmek II 225, 5, insanlara boyun eğmek II 57, 21, emre itaat etmek 27, 15, şehvetlere köle olmak II 94, 14, 320, 23, 321, 6, zorunluluğa boyun eğmek 19, 6, daha güçlü olanlara boyun eğmek 266, 9, güçlü adamlara hizmet etmek 168, 1, dini vecibelere hizmet etmek II 11, 19, 50, 30, tapınaklarda hizmet etmek 225, 5. hizmetkarlık/kölelik hali (servitium) II 50, 21, 189, 30, bakınız bağlamak (adstringo), meşgul etmek/bölmek (distringo), elinde tutmak (possideo), ayrılmış (separatus). kölelik/esaret (servitus) 115, 24, 183, 9, 212, 3, II 223, 4, esaret köleliği 212, 29, sefil kölelik 225, 11, II 102, 24, ebedi kölelik 142, 12, bakınız zararda olma (detrimentum), taklit (imitatio), boyunduruk (iugum), hak/liyakat (meritum), yük (onus), sefalet (squalor); hükmetmek (decerno), yüklemek (inpono), sürüklemek (traho), aktarmak (transfero). korumak/muhafaza etmek (servo), sevgiyi korumak II 98, 23, ortaklığı sürdürmek II 129, 16, akışı/rotayı korumak 95, 15, örneği korumak 80, 4, yeteneği muhafaza etmek II 89, 1, sadakati korumak II 36, 7, otları saklamak II 308, 12, hakları muhafaza etmek II 121, 16, buyrukları tutmak II 13, 26, evlilikleri muhafaza etmek II 81, 15, düzeni korumak II 128, 8, paraları saklamak 158, 23, dini inançları gözetmek II 90, 16, selameti korumak 181, 24, sırları saklamak II 50, 8, 52, 11, 55, 29, 57, 16; riayet etmek/gözetmek manasında (observo) 194, 2, II 52, 8, 156, 10, hesabı/aklı muhafaza etmek II 180, 5, bakınız uygundur (convenit), borçlu olmak/gerekmek (debeo). köle (servus) 36, 23, 104, 19, 125, 6, 8, 9, 142, 5, 27, 27, 212, 19, 227, 12, 274, 6, II 13, 3, tapınak köleleri 168, 13, 233, 27, II 351, 1, talihsiz/gelişmemiş [Yunanca aprokopos] II 224, 23, eceliyle ölmeyen/şiddetle ölen [Yunanca biothanatus] II 262, 27, iyi köle II 133, 18, kör köle II 225, 26, esir düşmüş köle II 227, 26, aciz/sakat köle II 224, 10, 225, 26, talihli köle II 220, 24, aşağı tabakadan köle II 320, 28, talihsiz köle II 220, 22, 223, 14, 224, 1, 17, zahmetkeş/çalışkan köle II 221, 17, 223, 14, ayın tesirindeki/deli köle (lunaticus) II 224, 13, sefil köle II 221, 17, 224, 23, kısa ömürlü [Yunanca oligochronius] II 224, 23, bakınız işkenceci (cruciator), yer/ev (locus), doğum haritası (nativitas), ana baba (parentes), baba (pater), mülk/öz varlık (substantia); birleştirmek (adsocio), meydana getirmek (genero). sertlik/katılık (severitas), cezalandırmanın sertliği II 150, 29, 236, 13, hükmün kesinliği II 58, 18, ılımlı/sakin ciddiyet II 177, 29, bakınız yetke (auctoritas), liyakat (meritum), keder/ağırlık (tristitia); korkunç (terribilis); yatıştırmak (mitigo), cezalandırmak (plecto). sert/ciddi (severus) 10, 9, II 178, 21, bakınız ceza/ikaz (animadversio), zapturapt (coercitio), kararname/hüküm (decretum), hiddet (indignatio), ılımlılık (moderatio), azarlama (obiurgatio), iktidar/güç (potestas), cevap (responsio), hüküm (sententia). cinsiyet (sexus) 26, 2, 42, 19, 109, 3, farklı cinsiyet. eğer (si), altı yüz kez, sonra bakınız 240, 2, 5, eğer yine de (si tamen) 119, 6, 153, 2, II 41, 2, bakınız o vakit (tum, tunc). böyle/şöyle (sic) 14, 19, 20, 21, 15, 31, 10, 45, 4, 46, 26, 57, 1, 75, 18 vd., sanki... gibi (sic... quasi) 102, 2, bakınız sahip olmak (habeo). kiralık katil/suikastçı (sicarius) 178, 16. tıpkı/nasıl ki (sicut) 1, 20, 3, 16, 4, 15 vd., bakınız benzer (similis); aynen/tıpkı (sicuti) 24, 5, II 68, 6. çökmek/oturmak (sido) 83, 10 (oturdu). evlerin (locorum) manası/delaleti (significatio) 6, 17, kısa delalet 65, 17, özenli delalet 208, 23, kolay delalet 65, 5, sık görülen delalet 107, 0, özel delalet 249, 15, 266, 30, bakınız göstermek (demonstro, monstro). işaret etmek/göstermek (significo) 56, 1, 97, 26, 274, 3. işaretlemek/damgalamak (signo) 35, 4, 235, 23, 266, 17, bedeni çeşitlilikle işaretlemek 255, 24, tanım ile belirlemek 58, 6, ispat yoluyla göstermek II 237, 20, yorum ile belirtmek II 114, 9. bedendeki işaret (signum in corpore) II 55, 13, ağız etrafındaki işaret II 50, 6, harflerin ilk unsurları 14, 19, karşılaştırınız Dizin III. dini/kutsal sessizlik (silentium religiosum) II 208, 14. orman (silva), bakınız çöl/ıssız yer (desertum), gizli yer (secretum). ormana ait/yabani (silvester) II 7, 27. benzer (similis) 12, 27, 16, 11, 42, 18, 90, 21, 91, 2, 212, 3 vd., bakınız sınır/amaç (finis), tarz/ölçü (modus), adet (mos), düzen (ordo), güç/etki (potestas), ışınım/veçhe (radiatio), akıl/oran (ratio); aynı (idem), bir (unus); bunlara benzer olanlar (his similes) 135, 24, 137, 5, 166, 31, 173, 14, 178, 17, 184, 21, II 305, 16, 319, 1, 326, 16, bunlara benzer şeyler 104, 2, tıpkı... gibi benzer 70, 5, benzer şekilde (similiter) II 21, 15, 17, 51, 12, bir arada/aynı anda manasında (simul) 274, 3. benzerlik (similitudo) 36, 19, 234, 13, bedenlerin tam/kusursuz benzerliği 250, 7, ibadet benzerliği II 300, 4, ilahilik benzerliği 85, 8, ölüm benzerliği II 46, 6, alem benzerliği 91, 8, 95, 30, eşit benzerlik 36, 18, karışık benzerlik 36, 24, cismani benzerlik 152, 13, tek biçimli benzerlik 36, 25, bakınız biçimlendirme (formatio), taklit (imitatio); yaklaşmak (accedo). saf/yalın (simplex) 246, 20, saf ruhlu II 34, 12, bakınız düzenleme (ordinatio), akıl/yöntem (ratio); yalın şekilde (simpliciter). sahte saflık (simplicitas ficta) II 345, 12, bakınız övgü (praeconium); aldatmak (decipio). birlikte/aynı anda (simul) 16, 8, birlikte kurulmuş veya benzeri 15, 153, 13, 154, 15, II 114, 4, 132, 8, ... ile birlikte (simul cum) 118, 8, 131, 7, 164, 12, bakınız yerleştirilmiş (positus). tanrıların sureti/heykeli (simulacrum deorum) 132, 14, II 333, 18, ilahi suret 139, 22, 170, 13, kutsal suret 169, 4, 182, 6, bakınız taşıyıcı (baiulus), kutsama (consecratio), takdis eden (consecrator), tapan kişi (cultor), yapan/zanaatkar (fabricator), süsleyen (ornator), heykeltıraş (sculptor), giydiren (vestitor); adamak (dedico). taklit etmek/gibi görünmek (simulo) II 300, 9. husumet/çekişme (simultas) II 31, 7, 329, 9, 52, 21, nefretlerin baba katline vardıran çekişmesi II 109, 11, davaların/sebeplerin çekişmesi II 192, 16, adli/mahkeme çekişmesi II 200, 16.

SÖZCÜK DİZİNİ

büyük (grandis), ağır (gravis), kötü niyetli (maligna), muhtelif (varia), bakınız, öfke (indignatio), kavga (iurgium), hükmetmek (decerno), sonuna kadar savaşmak (depugno), ayrışmak (dissentio), ayırmak (dissocio), kışkırtmak (exagito), uyandırmak (excito), ayırmak (separo), çözmek (solvo) şayet (sin) -sız, olmaksızın (sine) tekil, eşsiz (singularis), bakınız, adalet (iustitia), kitap (liber), akıl (ratio), erkek (vir) teker teker, münferit (singuli), bunların her biri (singula horum), bakınız, yıl (annus), gün (dies), derece (gradus), şey (res) sol (sinister), bakınız, omuz (armus), kader (fatum), yan (latus), el (manus), göz (oculus), ayak (pes) kıvrımlı (sinuosus), bakınız, bükülme (flexus) dadıların kucağı (sinus nutricum), kanlı (cruentus) nitekim (siquidem) ipekçi (siricarius) Sicilya'nın konumu (situs Siciliae), köşe noktalarının (cardines) farklı konumları gerek... gerekse (sive — sive), dilek kipi ile, bağımsız ifade bulunmaksızın evlat nesli, zürriyet (soboles filiorum), yabancı (aliena), velut, bereketli (fecunda), talihli, mutlu (felix), makbul, hoş (grata), sefil, bahtsız (misera), çok, kalabalık (multa), doğmuş (nata), pek meşhur, güzide (praeclara), uğurlu (prospera), bakınız, oğul (filius), büyüme (incrementum), yer, mevki (locus), baba (pater), hükmetmek (decerno), inkâr etmek (denego), arzulamak (desidero), vermek (do), doğurmak (edo), terk etmek (expono), sevinmek (gaudeo), meydana getirmek (genero), sevinç duymak (laetor), beslemek (nutrio), süslemek (orno), kaybetmek (perdo), takip etmek (persequor), yere sermek (prosterno), kabul etmek, evlat edinmek (suscipio), kaldırmak, ortadan kaldırmak (tollo) ölçülülük (sobrietas), bakınız, alametler (insignia) ölçülü, ayık (sobrius), bakınız, itidal (moderatio), iffetli (pudicus) tanrısal ve dünyevi birleşme ortaklığı (societas divina ac terrena coniunctionis), vicdan ortaklığı (conscientiae), soğuk ortaklığı (frigoris), evlilik ortaklığı (matrimonii), gerdek yatağı ortaklığı (tori genialis), komşu (vicina), bakınız, kavuşum, birleşme (coniunctio), vazife (officium), iktidar (potestas), akıl (ratio), katmak (adiungo), bağlamak (coniungo), düzenlemek (conpono), birleştirmek (iungo), ayırmak (separo), karşılaştırınız, dizin III muhabbetle yoldaş etmek (socio conversationibus), bağa, zincire doğru (ad vinculum) teselli (solacium), zenginliklerin tesellisi (divitiarum), hafif teselli (leve), bakınız, cins, tür (genus), getirmek (adfero), taşımak (fero), gevşetmek (relaxo) âdet edinmek (soleo) yerin sağlamlığı (soliditas terrae), bakınız, kuvvetlendirmek (roboro) taht (solium) resmî, mutat (sollemnis), bakınız, tamamlama (conplementum), ikmal (supplementum) hünerli, mahir (sollers), bakınız, sanat, zanaat (ars), tahmin (coniectura), hesaplama (conputatio), araştırma (inquisitio), tıp (medicina) hesaplama mahareti (sollertia conputationis), basiretli (prudens), bakınız, disiplin, öğreti (disciplina), tahkik (investigatio), gayret, meşgale (studium) tatlı ayartma (sollicitatio blanda), bakınız, aldatmak (decipio) kışkırtmak, tedirgin etmek (sollicito), kadınları ayartmak (mulieres) endişe, kaygı (sollicitudo), zarar kaygısı (damni), zevk ve sefaların kaygısı (voluptatum et delectationum), yanılgıların kaygısı (errorum), mülk, varlık kaygısı (facultatum), meşakkatli iş endişesi (operis laboriosa), aralıksız, daimi (adsidua), en büyük (maxima), ani (repentina), muhtelif (variae), merak ve keder (cura sollicitudoque), bakınız, ihtimam, tasa (cura), bekçi (custos), elem (dolor), kayıp türü, sıkıntı cinsi (genus inconmodum), niyet, yönelim (intentio), eziyet etmek (crucio), hükmetmek (decerno), yürütmek (gero), bildirmek (indico), bulaştırmak (inplico), yüklemek (inpono), kurtarmak (libero), değiştirmek (muto), ayırmak (separo), yatıştırmak (sopio), göğüs germek (sustineo) endişeli, huzursuz (sollicitus), şeylerin farklılığından ötürü (rerum diversitate), tereddüt ile (dubitatione), telaş, çarpıntı sebebiyle (trepidatione), ticarette (in negotiatione), korkudan ötürü (ex timore), bakınız, düşünce (cogitatio), niyet, karar (consilium), ömür (vita), endişeyle (sollicite) latif toprak (solum amoenum) yalnız, tek (solus), bakınız, geride bırakmak (relinquo), yalnızca, sadece (solum), sadece değil, aynı zamanda (non solum sed etiam), yalnızca, sırf (solummodo) çözmek, gidermek (solvo), gaddarlığı defetmek (atrocitatem), eklem yerini dağıtmak (conpaginem), zahmeti savmak (inconmodum), bağı, düğümü çözmek (laqueum), boşanma ile evliliği feshetmek (matrimonium repudio), karanlığı aydınlatmak (obscuritatem), mevkiyi terk etmek (stationem), tasayı gidermek (cura) rüyalar görmek (somnio somnia) rüya, düş (somnium), asılsız düş (falsum), bakınız, tabirci (interpres), rüya görmek (somnio) kocaların uykusu (somnus maritorum), bakınız, pusu kurmak (insidior) tatlı musiki nağmesi (sonus dulcis musicae), ses seda (vocis), peltek ses (balbus), ağırkanlı ses (tardus), bakınız, mani olmak (inpedio), aşılamak, ima etmek (insinuo) bilgelik (sophia), bakınız, mucit (inventor) dindirmek, yatıştırmak (sopio), iğneleri köreltmek (aculeos), tehlikeleri, korkuları ve marazları defetmek (pericula metus aegritudines), ihtirası teskin etmek (cupiditatem), tefrikayı bastırmak (dissensionem), acıları, kederleri ve kaygıları dindirmek (dolores et tristitias et sollicitudines), hücumları savuşturmak (impetus), talihsizlikleri yatıştırmak (infortunia), lekeyi, düşüşü gidermek (labem), kötülükleri dindirmek (mala), fenalığı bastırmak (malitiam), husumetleri yatıştırmak (simultates) gece rehavetleri (sopores nocturni), bakınız, canlandırmak (recreo) pislik, sefalet (sordes), ruhun kirleri (animi), kırkılmamış saçların pasaklılığı (crinium intonsae), ağır sefaletler (graves), kölece alçaklıklar (serviles), bakınız, tuzak (laqueus), sefalet, kir (squalor), biçimsiz (deformis), pasaklı (squalidus), lekelemek (coinquino), kirletmek (polluo), arındırmak (purgo) kirlenmek, itibarını yitirmek (sordesco) kirletmek (sordido), sefaletler ile (squaloribus) alçak, kirli (sordidus), bakınız, eylem (actus), zanaat (ars), soy, tür (genus), mahal (locus), kadın (mulier), vakit (tempus) kız kardeş (soror), annelerin kız kardeşi, teyze (matrum), bakınız, tahrifat, rüşvet (corruptio), kız evlat (filia), koca (maritus), cinsi münasebette bulunmak (coeo), lekelemek (corrumpo), birleştirmek (iungo), ırzına geçmek (stupro) kader, pay, kur’a (sors), tanrıların takdiri (deorum), mukadder talih (fatalis), bakınız, kader (fatum), serbestlik (licentia), çeşitlilik (varietas) kura ile nasip olmak, payına düşmek (sortior), şan ve şereflere, dostluklara ermek (glorias amicitias), ortaklığa nail olmak (consortium), izdivaca kavuşmak (conubium), on yıllık devreyi devralmak (decennium), günleri pay almak (dies), hâkimiyet elde etmek (dominium), tesir ve kifayet kazanmak (efficaciam), akıbete uğramak (eventum), evlatlara nail olmak (filios), iktidara ermek (imperium), serbestlik elde etmek (licentiam), kocaya varmak (maritum), evlilik nasip olmak (matrimonium), vakit yahut ayları devralmak (tempus aut menses), mertebeye erişmek (ordinem), kudret kazanmak (potestatem), idareye nail olmak (regimen), huzur bulmak (requiem), eş edinmek, evlenmek (uxorem) hadım edilmiş kimse (spadaster) kötü şöhret yaymak (spargo infamiam) dağınık halde, yer yer (sparsim) spazm, kasılma (spasmus) spastik, kasılmalı (spasticus) ömür süresi, yaş haddi (spatium aetatis), en uzun ömür (maxima), yılların müddeti (annorum), şehrin sahası (civitatis), devrin seyrüseferi (cursus), günlerin müddeti (dierum), saatlerin vüsati (horarum), ayların mühleti (mensium), feleğin dairesi, gök sahası (orbis), mülklerin arazisi (possessionum), ihtiyarlık çağı (senectutis), burcun sahası (signi), zamanın müddeti (temporis), yerlerin sahası (terrarum), dalgaların enginliği (undarum), hayat müddeti (vitae), ömrün dar imkânları (angusta vivendi), kısa (breve), muayyen mühlet (certum)

[öncesi eksik] aşırı, büyük, sınırsız, tam, araya girmiş, en büyük, orta, daha küçük, çok, az, tehlikeli, dünyevi, son, bkz. kabul etmek, erişmek, hükmetmek, sevk etmek, tahsis etmek, koşturmak, bölmek, doldurmak, girmek, bulmak, bahşetmek, malik olmak, üstün tutmak, teslim etmek, geçmek. özel, bkz. karar, yorum, ölçü, anlam, özel olarak, bkz. kavramak, söylemek, açıklamak, bildirmek, bulmak, göstermek, yazmak. tür (species), rengin, bozulmanın, biçimlerin değişken türleri, Ay’ın, âlemin, eserin kusursuz türü, burçların yahut doğal kısımların türü, yuvarlaklığın türü, bir kenara bırakılmış, çeşitli, şerefsiz, bkz. efendi, resmetmek. görkemli, güzellikle görkemli. ölüm temaşası, umumi temaşa, bkz. ayartmalar, tayin etmek. seyirci. bunun olması için gözetmek, bakmak, bkz. borçlu olmak, seyredenler, bkz. lütuf, alkış. gözlemci. ayna. ummak, yardım ummak, tehlike, talihsizlik türleri, akın ummak, uğurlu olanı ummak, yıkımlar ummak, bkz. borçlu olmak, umulmak. umut, mutluluk umudu, bkz. artış, yer, söndürmek. cellat.

Başak’ın dikeni (spina Virginis), Oğlak’ın dikeni, Balık’ın uç noktaları, bkz. kavuşum, nokta, vurmak. ruh (spiritus), cinlerin ruhu, kötü niyetli, ilahi zihnin ruhu, kudretin mağrur ruhu, kibrin ruhu, keskin, ilahi, dik başlı, ateşli, şişinmiş, habis, hayati ruh, bkz. esinti, çepeçevre dökülme, güç, akıl, töz, akıtmak, ödünç almak, süslemek, yükseltmek. sık, gür, bkz. saç, zülüf. parlak, bkz. ak paklık, soy, yıldız. parıltı (splendor), ruhun parıltısı, zanaatın hayret verici parıltısı, ak paklığın, şiirin, mevkinin, öğretinin, fesahatin, kudretin, şerefin, lütfun, dürüst, en büyük şerefin, övgünün, ışığın parıltısı, celaletin, zihnin, soyluluğun, hitabetin, ışının, letafetin parıltısı, berrak, ışıl ışıl, makbul, aydınlık, muhteşem, daimî, halka mal olmuş, saf, bkz. artış, lütuf, ışık, ziynet, süslemek, bezemek, sarf etmek, donatmak, parlamak, onurlandırmak, soylulaştırmak, mahrum etmek. dalak hastası. dalağa dair. mabet yağmacısı. tanrıları soymak, vilayeti soymak. ganimet, bkz. hırsızlık. deniz süngerleri, bkz. toplamak, devşirmek. başkasına ait nişanlı. kefalet. kendiliğinden, bkz. hararet, cürüm. köpükler, dalgaların tepeleri. kokular ve kirler içinde sefil, bkz. zanaat, zaman. zindanın ve muhafazaların sefaleti, yoksulluğun sefaleti, lekelenmişliğin, bedbahtlığın, talihsizliklerin, köleliğin sefaleti, kirlerin sefaleti, kederin sefaleti, fahişelere has, perişan, bkz. dehşet, biçimsiz, batmış, bastırmak, silmek, yüklemek, ezmek, kirletmek, murdar etmek. dökülen ufak pullar, bkz. kabalaştırmak. pullu, bkz. burç. sabit, metin, bkz. muhafız, evlilik, akıl. zihnin sebatı. sağlamlaştırılmış, bkz. hüküm. yük hayvanlarının ahırı, bkz. temizlemek, arındırmak. koşucu. durgun su, bataklık, bkz. bitişiğinde yer almak, batırmak. derhal, ansızın, tıpkı, kavuşum. durağan, bkz. sebat, ağırlık. heykel, bkz. alametler, hükmetmek. heykeltıraş. dikmek, yerleştirmek, doğum haritasını (horoscopus) çıkarmak, kendimi yerleştirmek, bedenin durumu, insanın durumu, hükümdarın durumu, devletin durumu, gelecekteki ve şimdiki durumlar, evvelki durum, kölelik durumu, bkz. hâl, değiştirmek, sebat etmek. nizam, kural, bkz. karar. kutsal ve şanlı secereler, bkz. taçlandırmak. dışkı, tezek, bkz. taşımak. kısır, bkz. insan, kadın, burç, gıcırtı, eş, koca, cima etmek. çocukların kısırlığı. üslup, hitabet ve üslup. dürtmek, kışkırtmak. şehvetin sefil dürtüsü, bkz. harekete geçirmek, kışkırtmak. sefil para sadakası. durmak, ayakta kalmak, benim sayemde ayakta durur. Stoacı, bkz. fırka. ahmaklık. ahmak, bkz. uyuşukluk. ağız iltihabı (stomacaca). mide rahatsızlığı çeken. mide, Yengeç’in midesi, bkz. zayıflatmak. şaşı. yurttaşların sınırsız kırımı, insanların kırımı, pek büyük kırım, bkz. sevinmek, doymak. boğmak. gayretli, cesur, faziletle cesur, gayretlice. gümbürdeyen, şamatacı. muhasebetin gürültüsü, ziyafet ehlinin neşeli gürültüleri, askerlerin zafer çığlıkları, işlerin velvelesi, dövüşenlerin velvelesi, Mars’a has velvele, bkz. ayırmak. dar, sıkı, kısıtlı. gıcırdayan, bkz. ruh. hasedin gıcırtısı, kıskançlığın gıcırtısı, haset dolu gıcırtı, kısır gıcırtı, bkz. işaret etmek, hücum etmek, vurmak.

stridulus, tiz sesli, ıslık çalan, stringo, boğazı sıkmak, dostluk bağını pekiştirmek, kılıcı çekmek, nemi tutmak, damarları ölüme sürüklemek, zincirlerle bağlamak, structor, yapı ustası, mimar, strumaticus, sıracalı, guatrlı, studiosus, sanata meraklı, hevesli, bkz. animositas, cupiditas, interpretatio, hevesle, gayretle, studium, heves, gayret, uğraş, haset edenlerin hırsı, sanat gayreti, tesirli çaba, ihtimam gayreti, disiplinler, ilimler hevesi, cürüm arzusu, edebiyat merakı, balıkçılık hevesi, dövüş merakı, maharet ve lakırdı hevesi, av merakı, haz tutkusu, aşk hevesi, öfkeye meyil, arzu hevesi, şehvetin zavallı düşkünlüğü, üstatlık, yetke gayreti, şiddet meyli, krş. söz söyleme gayreti, hitabet hevesi, yüzme gayreti, yazma hevesi, köylüce, kırsal uğraşlar, mahkemeye, foruma dair işler, tesirsiz gayret, zekice meşgale, çok yönlü uğraş, halka dair işler, kavgacı, kölece gayret, çeşitli uğraşlar, bkz. instructio, magister, magisterium, adplicatus, deditus, desero, erudio, formo, imbuo, inpingo, inplico, invigilo, muto, occupo, ornatus, purgo, sector, separo, transfero, stultitia, budalalık, ahmaklık, stultus, ahmak, budala, budalaca öfke, stupor, sersemlik, ahmakça bir akıl tutulması, bkz. conficio, stuprator, ırza geçen, tecavüzcü, stupro, kız kardeşlerin yahut kız kardeşlerin kızlarının yahut oğulların eşlerinin yahut üvey oğulların eşlerinin ırzına geçmek, kadınların ırzına geçmek, ırzına geçilmiş, tecavüze uğramış, bkz. mulier, stuprum, ırza geçme, tecavüz, bkz. crimen, genus, tanınan, bilinen, leke sürmek, işlemek, irtikâp etmek, hazırlamak, peşine düşmek, suavis, tatlı, hoş, suavitas, tatlılık, hoşluk, bkz. odor, sub, altında, subcumbo, kudret karşısında boyun eğmek, subdolus, hilekâr, sinsi, kurnaz, bkz. cogitatio, dissimulatio, mens, subeo, ithamları ve hasedi göğüslemek, tehlikelere göğüs germek, subfigo, darağacına asmak, çarmıha germek, subiaceo, tabi olmak, altında bulunmak, emsallere tabi olmak, iklime tabi olmak, yıldızların hareketlerine tabi olmak, buyruğa tabi olmak, haksızlıklara maruz kalmak, kudret sahiplerine tabi olmak, erke, iktidarlara tabi olmak, rüzgârlara maruz kalmak, subicio, boyun eğdirmek, tabi kılmak, omuzları zahmetlere koşmak, tabi kılınmış, boyun eğmiş, erk altında, iktidarlar altında, bkz. actus, mulier, subigo, kavimleri boyunduruk altına almak, subito, ansızın, birdenbire, subiugo, boyunduruk altına almak, barbarları boyunduruk altına almak, eyaletleri ve kentleri zapt etmek, kavimleri boyunduruk altına almak, düşmanları dize getirmek, bölgeleri zapt etmek, cezaya boyun eğdirmek, daha güçlü olana boyun eğdirmek, iktidarlara dize getirmek, serbestlik ile, sublevo, hafifletmek, desteklemek, dostları nafaka ile desteklemek, sıkıntıları hafifletmek, kentleri kalkındırmak, hücumları savuşturmak, zahmetleri hafifletmek, kötülüğü dindirmek, artışlarla, münasebetlerle, arzularla, talihlerle, sevinçlerle, lütufla, ruhsat ile, vazifelerle, intizam ile, bir ağırlıktan kurtarmak, güç ile, iktidarlarla, muhafaza ve destek ile, yükselmelerle, gurur ve kibir ruhuyla, şahitlik ile, desteklenmiş, hafifletilmiş, sublimis, yüce, yüksek, bkz. constantia, sublimitas, azametin yüceliği, doruğu, bkz. erigo, submergo, sıkça batmış, boğulmuş olarak, sularda boğulmak, akıntılarda, nehirlerde batmak, ırmaklarda batmak, denizde batmak, gemi kazasında boğulmak, fırtınalarda batmak, göllerde batmak, boralarda batmak, kasırgalarda boğulmak, dalgalarda batmak, submersio, batma, boğulma, bkz. trepidatio, subministro, tedarik etmek, sağlamak, submitto, boyun eğmek, indirmek, subpedito, nafaka temin etmek, yiyecek sağlamak, subpono, kadının altına vermek, gayrimeşru yanaştırmak, subpuratus, irinli, cerahatli, bkz. aegritudo, subruo, temelinden yıkmak, çökertmek, subsequor, ardından gelmek, izlemek, yükseleni (ascendens) izlemek, başlangıcı izlemek, subsidium, yardım, destek, zenginliklerin sağladığı imkân, servetlerin desteği, mirasın sağladığı destek, hayatın dayanağı, yaşamanın desteği, elverişli imkânlar, büyük yardımlar, en büyük destek, en büyük imkânlar, mütevazı destek, kâfi gelen imkân, bkz. colligo, confero, conparo, consequor, decerno, denego, destituo, do, habeo, largior, paro, quaero, subsido, çökmek, sinmek, dibe çökmek, subsisto, durmak, dayanmak, substantia, töz (substantia), varlık, cevher, dostların ve düşmanların varlığı, canın tözü, bedenin tözü, ilahlığın tözü, zenginliklerin varlığı, unsurların tözü, imkânların, servetin cevheri, kaderin tözü, bahtiyarlığın varlığı, talihin cevheri, insan nevzâdının varlığı, şerefin, şanın tözü, insanın özü, cılız bir zekânın özü, şehvetin maddesi, ışığın cevheri, kadınların varlığı, insan tabiatının tözü, gözlerin cevheri, eserin, işin özü, mirasın tözü, pederin varlığı, tehlikelerin mahiyeti, ebediyetin tözü, astroloji ilminin (mathesis) esası, karışımların tözü, âlemin tözü, kısımların tözü, burçların tözü, tabii töz, yıldızların cevheri, bol ve taşkın varlık, başkasına ait varlık, iyi varlık, kırılgan ve fani varlık, ilahi ve ölümsüz töz, metin ve kuvvetli töz, nemli töz, münasip, elverişli varlık, şanssız, düşkün varlık, tastamam, eksiksiz töz, büyük varlık, pek büyük töz, anadan kalan miras, mütevazı varlık, çıplak, korunmasız varlık, küçük bir varlık, babadan kalan miras, dopdolu varlık, ebedi töz, hakiki töz, bkz. augmentum, dominium, facultas, incrementum, ordo, potestas, vis, mediocris, praevalidus, amitto, colligo, confero, conparo, consequor, credo, debilito, decerno, denego, deperdo, dilapido, dispergo, dissipo, dissolvo, divido, do, explico, extinguo, figuro, formo, frango, guberno, habeo, hebeto, inspicio, labefacto, largior.

Dizin

oturumların, ilmin, kölelerin, ruhun, adamın, ömrün, (uzun ömrün), fark etme kabiliyetinin, yaşamanın, yılların ve ayların, astrolojik hükümlerin (apotelesma), astrolojinin, on yıllık dönemin, kararın (kararların), doğum haritasının (genitura), yerin (yerlerin); göstermek, ödünç almak, süslemek, mahvetmek, saptırmak, mülk edinmek, yere sermek, aramak, sarsmak, talep etmek, aktarmak, canlandırmak. ince, derin, zarif, beden, tanım, tartışma, mizaç, araştırma, yorumlama, akıl yürütme, söylem; açıklamak. eksiltmek, çıkarmak, tahılı, yılları, sayıyı, kaçış ya da sürgünlerle, eksiltilmiş, çıkarılmış, oğul bahsine bakınız. yardıma yetişmek. ardılı olmak, yerine geçmek. ardıllık, veraset, babadan kalma. ruhen kuşanmış, kararlı. ter bezi, ter bezi bezi. büyük zahmetler, ter dökmeler, muhtelif zahmetler, yormak bahsine bakınız. yetmek, kafi gelmek, yetişmek, söylemiş olmak yetsin, yayımlamış olmak yetsin, yeten, kafi, imkan, yardım bahsine bakınız, kafi derecede, yeterince, söylemek bahsine bakınız. boğmak, nefesini kesmek. sanatların desteği, gayretin desteği, tahkim etmek bahsine bakınız. sürekli katarakt (suffusio), bulut, sağlık durumu, kusur bahsine bakınız, yitirmek. sunulmak, teslim edilmek. sabankerti, yarık. olmak fiili, şu biçimler bulunmaktadır, sum, es, est, sumus, sunt, sit, simus, sint, esto, esse, esses, esset, fui, fuit, sit ve sint yerine klasik Latinceye aykırı olarak yüzlerce kez fuerit ve fuerint, fuisse, fuerat, fuerant, erat ve erant yerine, esset yerine fuisset, fore, mülkiyet belirten genitivus ile, nitelik belirten genitivus ile, gelecek olan, düzen, durum bahsine bakınız, önceden bilen, bilmek, önceden sezinlemek, etraflıca öğrenmek, önceden bildirmek, önceden öğrenmek, önceden bilmek, önceden görmek. özetle, kısaca. en yüksek, en yüce, otorite, kutluluk, feryat, ayıp, tanrı, derece, egemenlik, soyluluk, dualar, köpük, telaş, tepe noktası bahsine bakınız, en nihayetinde, nihayet, toplam, meblağ, nihai hüküm, kararların yekûnu, doğum haritasının toplamı, sayının yekûnu, parçaların yekûnu, zamanların yekûnu, tam, katlanmış ve karşılıklı olarak birbirine bağlanmış, toplamak, kapsamak, paylaştırmak, bölmek, hariç tutmak, yapmak, tamamlamak, malik olmak, pay etmek bahsine bakınız, özetle, netice itibarıyla. almak, kabul etmek, gıda almak, içecek almak, başlamak, başlangıç yapmak, adakta bulunmak. masraflı, pahalı. savurgan harcamalar, masraflar, sarf etmek, bulaştırmak bahsine bakınız. üzerinde, üstünde, hepsi bahsine bakınız. kibir, gurur, ruh bahsine bakınız. kibirli, mağrur, ruh bahsine bakınız. üstün, yukarıdaki, mücadelede üstün, kavgada üstün, yıldızlar hakkında, açıklama, yer, kısım bahsine bakınız, meydana getirmek, yukarıda, daha önce, yukarıda söylediğimiz gibi. yüce, semavi, makam bahsine bakınız. üstün gelmek, aşmak, galebe çalmak, süratte kuşları aşmak, kötülüğe üstün gelmek. sağ kalan, geride kalan, ruh, oğul bahsine bakınız, terk etmek, geride bırakmak. batıl inançlı, telaş bahsine bakınız. hayatta kalmak, artakalmak. lüzumsuz, yersiz, tartışma bahsine bakınız. ansızın çıkagelmek, baskın yapmak. Ay'ın mutad dolumları, tamamlanmaları. yalvaran, yakaran, el, hürmet bahsine bakınız. yalvarırcasına, acizane. endişeli yakarış, hürmet etmek bahsine bakınız. ceza, eziyet. yukarıda, üzerinde, evvelce. en yüce, son, ateş bahsine bakınız. verimli filizler, aşılamak bahsine bakınız. sağır. fışkıran pınarlar. zihnin üstlenmesi, kavrayış. üstlenmek, kabul etmek, çocuk sahibi olmak, mücadeleye girişmek, kaygı ve ihtimamı üstlenmek, savunmayı üstlenmek, evlat edinmek, evlat sahibi olmak, işi üstlenmek, mirası kabul etmek, vekaleti üstlenmek, zürriyeti kabul etmek, himayeyi üstlenmek, antiskion almak, kavuşumu kabul etmek, zamanların başlangıcını ve yöneticiliğini üstlenmek, gökyüzünün ortasını (MC) ve batışı üstlenmek, vakti kabul etmek. harekete geçirmek, hiddet ve tehlikeleri kışkırtmak, düşmanları kışkırtmak, kargaşa çıkarmak. asmak, tehir etmek, kendini iple asmak, niyetleri askıya almak, ölçüyle, itidalle. şüphe, vehim, boş şüpheler, dehşete düşmek bahsine bakınız. yukarı bakmak, tazim etmek, tanrılara tazim etmek, kudrete hürmetle bakmak, dini vecibelere titreyerek bakmak, hayranlıkla bakmak, hürmetle bakmak. şüpheci, kuşkucu. şüphelenmek, kuşkulanmak. bedenin, bedenlerin beslenmesi, bakımı. desteklemek, beslemek, ayakta tutmak, başkalarını geçindirmek, darlığa göğüs germek, bedeni beslemek, mal varlığını korumak, sureti muhafaza etmek, kırılganlığı solukla ayakta tutmak, toprağı taşımak, hayatı idame ettirmek, hareketle, tertiple, dilenerek, yoksullukla, itidalle, vekaletle, ışın saçarak, ışınımla. katlanmak, dayanmak, tahammül etmek, ihtimam ve idareyi yüklenmek, zararlara katlanmak, acılara tahammül etmek, kayba göğüs germek, saldırılara direnmek, meşakkatlere dayanmak, haksızlıklara tahammül etmek, zahmete katlanmak, lekeye dayanmak, mecburiyete katlanmak, vazifeyi üstlenmek, yükleri taşımak, kaygıyı taşımak, işkencelere katlanmak, çalkantılara göğüs germek, utanca dayanmak, hayatı sürdürmek, kusurlara katlanmak. kendi, kendisinin, kendisininkiler, yabancılaştırmak, vurmak, öne geçirmek bahsine bakınız. fitneci, gammaz (sykophantes). kıyas (syllogismos). levhalar, eklenmiş bahsine bakınız. yazıcı, noter, kamu noteri. meyhaneci, dükkâncı. erimek, zayıflamak, helak olmak. levhalar, kütükler, vatandaşlıktan çıkarma ve müsadere levhaları, evlilik akitleri, güven, tahrif etmek bahsine bakınız. arşiv memuru, yazman. kötülüğün suskunluğu, zihnin suskunluğu, derin sükût, sadık sükût, haset dolu ve sinsi sükût, kusur, karanlık, gizlemek bahsine bakınız. sessiz, suskun, düşünce bahsine bakınız. usandırıcı, can sıkıcı. böyle, bu kabilden, ruhen ve bedenen böyle, mizaç bakımından böyle. öylesine, bu kadar, o denli, o kadar zaman, şu kadar zaman, ne kadar ki. yine de, bununla birlikte, böylesine, eğer bahsine bakınız. sanki, imiş gibi, tam bir ifadeyle, tam ifade olmaksızın, öylece bahsine bakınız. yalnızca, sadece, sadece değil, aynı zamanda. bir o kadar, aynı miktarda.

SÖZCÜK DİZİNİ

o kadar, pek çok, bkz. adam; o kadar = bunca; o dereceye kadar; o nispette bkz. ne nispette ağırlık, yavaşlık; sabit, durgun, bkz. ölçülülük, sıklet; köreltmek ağır, yavaş; eylemlerde; bkz. eylem, kaynaşma, hararet, gayret, fayda, tesir, soğuk, evlilik, ilerleme, söz, ses; yavaşça; daha yavaş Boğa (Taurus) çatı; yıkılan, sendeleyen, sallanan; bkz. doruk, çöküş, harabe örtmek, gizlemek; cürümleri; alçaklığı, ahlaksızlığı örtü, kılıf silah, ok, bkz. nokta, sokma cüretkâr, düşüncesiz; bkz. eylem cüretkârlık, düşüncesizlik; Mars'ın basiretsiz cüreti, tedbirsiz; bkz. hararet, umutsuzluk, cinnet, atılım, serbestlik, kuvvet, ılımlaştırmak itidal, ölçülülük karışımların dengelenmesi (temperatio), ışınların, yıldızların; karışık, munis, uysal, talihi açık, bkz. kavuşum (coniunctio), etkinlik, karışım, ölçülülük, kıyaslamak, tanzim etmek, tasvir etmek, yatıştırmak, kavramak soğuk ve sıcağın karışık itidali, âlemin; nizama koyulmuş ılımlaştırmak (tempero), dengelemek; cüretkârlığı, alçaklığı ve harareti; tamahı, renkleri, helaki, buzu, ateşleri, talihsizlikleri, ayartmaları, fenalığı, kusurları; ışımayı uyum yoluyla, ortaklığı; ılımlı kılınmış, itidalli; ahlak bakımından, bkz. idareci, kavuşum; borçlu olmak, icap etmek fırtına, kasırga; en büyük haset fırtınası, tehlikelerin, sık nükseden kargaşa fırtınaları, zamanın, ömrün en büyük kasırgası; acı, ağır, bkz. hükmetmek, kışkırtmak, uğramak, bildirmek, sarsmak, batırmak tapınak; Tarpeia kayalığının tapınağı, büyük tapınak; bkz. ezgi, takdis, munasebet, ibadet, muhafaza, bekçi, adaklar, hediye, inşa, yapan, hizmetkâr, itaat, vazife, âmir, yönetici, rahip, kul, yağmacı, kavalcılık eden; düşüp kalkmak, yağmalamak, hizmet etmek geçici, zamana bağlı; bkz. istirahat zaman (tempus); ömrün dönemi (orta dönemi), günün ortası (saf ve berrak), kutluluk zamanı (ilk dönemi), gençlik dönemi, ölümler vakti, tehlikeler zamanı (son dönemi), ihtiyarlık çağı, duraklama vakti, ömür müddeti, hayatın kısa müddeti, orta vakit bkz., en son, en nihai vakit bkz., hüküm sürme vakti, yaşama vakti; olgun, yabanıl ve haşin, başka bir vakitte, hayırlı, iyi, kısa, belirli, müşkül, kutlu, talihli, soğuk, şanlı, makbul, hoşa giden, semeresiz, sefil, perişan, sevinçli, daha iyi, değişken, pek az, tehlikeli, en son, ilk, müreffeh, uğurlu, asude, sakin, ikincil, Sulla devrine ait, muhtelif, bahara ait; vaktinden önce; vaktinden sonra; bkz. çağ, devamlılık, seyir, paylaştırma, hâkimiyet, mülkiyet, hâkim, sevinç, başlangıç, başkalaşım, sayı, nizam, kudret, reislik, ilerleme, tertip, nispet, aralık, yekûn, fırtına, çeşitlilik, nöbetleşme, hayat; kabul etmek, tahsis etmek, artırmak, doldurmak, hükmetmek, tarif etmek, bağlamak, bölmek, vermek, katetmek, çıkmak, ikmal etmek, malik olmak, eğleşmek, doldurmak, girmek, zilyet olmak, saklamak, kurayla payına düşmek, üstlenmek, teslim etmek, geçmek, bahşetmek sarhoş tutuculuk, cimrilik, mukayyet olma güçlü, sadık, bkz. hafıza elleri uzatmak karanlık; körlüğün karanlığı; bkz. gölgelemek, fırlatıp atmak tutmak, zilyet olmak; dümende durmak, idare etmek; anaforayı [Yunanca] tutmak, köşe noktasını tutmak, hâkimiyeti elinde bulundurmak, sınırları (termini) elinde tutmak, yükseleni (ascendens) tutmak, mevkii tutmak, gökyüzünün ortasını (MC) tutmak, dereceleri tutmak, burcu (signum) tutmak; tutulmak, raptolunmak körpe, narin, nazik; bkz. meyil, duygu, yaş cinnetle yoklanmak, sarsılmak; incelmiş, zayıflamış bkz. gövde; ince, cılız bkz. yetersizlik, kabiliyet, gölgelenme, solgunluk, ortaklık, töz, cevher, ses; zayıfça, belli belirsiz; -e kadar soğuğu ılıtmak kiri, pası silip temizlemek (temizler) kötü niyetli kaçınma, ayak direme; bkz. çekişmek sona erdirmek, sınırlandırmak sınır (terminus); çözülme sınırı, kitabın sınırı, arzın kesin sınırları, hayatın sınırı; bkz. ikmal etmek üçer, üçerli yer, toprak, arz; engin, büyük kara, pek çok yer; bkz. daire, çember, ziraat, çöl, mülkiyet, sınırlar, hükümranlık, hareket, kısım, parça, katılık, mesafe, sınır, bölge; batmış, batırılmış; tavaf etmek, baştan başa dolaşmak, zilyet olmak, sulamak, ayakta tutmak yere ait, dünyevi, bkz. irtifa, anlayış, mefhum, somutlaşma, muaşeret, beden, demon (daemon), fanilik, zaaf, kemend, tuzak, burç (signum), ortaklık, saha, aralık; düşünmek, zihinde kurmak; cümle dünyevi şeyler

IV. KELİME DİZİNİ

terreo [korkutmak], 123, 12 terrester [yeryüzüne ait], bakınız signum terribilis [korkunç, dehşetli], 12, 30; 130, 7; 176, 10; 190, 10; 195, 10; 203, 10; 217, 8; 223, 17; 226, 22; 228, 1; 249, 6; II 164, 4; 258, 16; 303, 9; 357, 18, hasımlara, 177, 6, eyaletlere ve şehirlere, 123, 23, ifritlere (daemon), 123, 6, tanrılara, 123, 4, bilhassa, 124, 9, sertlikle, II 177, 29, bakınız auctoritas, dux, rex, seditio terror [korku, dehşet], II 46, 3, davaların korkulacak olanı, II 111, 19, cürümlerin, II 111, 20, titremenin, 85, 16, ölçüsüz, II 70, 27, bakınız horror, trepidatio, exagito, quatio tertio [üçüncü olarak], 26, 27; 83, 9 testimonium [tanıklık, delil], övgülerin tanıklığı, II 89, 21, tanrısallığın, 20, 30, şöhretin, II 78, 11; 92, 7; 121, 20; 317, 7; 325, 10; 357, 12, sadakatin, II 119, 6, insanların, 85, 24, masumiyetin, 19, 20, büyük adamların, 246, 29, seçkin bir hayatın, 20, 15, ışınımın (dengeli) tanıklığı, 92, 2, 12; II 301, 12, yıldızların, II 106, 8, ortaklığın, II 81, 4, yıldızların, 57, 27; 181, 6; 42, 5; 205, 23 ve diğer yerler, hayırlı, 74, 18; 122, 18; 167, 16; II 26, 5; 89, 21; 153, 1; 169, 8; 172, 13; 197, 14; 204, 2, 20, ilahi, II 143, 21, sahte, 87, 19, daha güçlü, II 256, 11, şerefli, II 357, 12, düşmanca, II 73, 13, hafif, II 165, 16, elverişli, 205, 23; II 81, 4; 103, 8; 133, 28, uğurlu, II 103, 9; 206, 2; 317, 7; 318, 16; 325, 10; 329, 11, bakınız gratia, radiatio, societas, yoksun kalmış, çıplak, başvurmak, yardım etmek, süslemek, sunmak, yarar sağlamak, onaylamak, elde etmek, reddetmek, aşılamak, yatıştırmak, donatmak, göstermek, sağlamak, korumak, sarsmak, aramak, hafifletmek testis [tanık], II 186, 20, yıldız tanık, II 171, 1 testula infamis [kötü şöhretli sürgün levhası], 20, 29, bakınız iactus

texo vestes [giysiler dokumak], 143, 15 textor [dokumacı], 143, 28; II 317, 21; 319, 6; 334, 24, tunik dokumacısı, 181, 2 textrina regis [kraliyet dokuma atölyesi], 144, 1, bakınız praepositus theatrum [tiyatro], 16, 3 thesauri regii [kraliyet hazineleri], 157, 13; 181, 24; 225, 19, gizli hazineler, 17, 29, bakınız praepositus, via, korumak, yönetmek, bulmak, bolca bahşetmek thisicus [veremli], bakınız pthisicus thisis [verem], bakınız pthisis thynnus [orkinos balığı], bakınız capio tibiae hominis [insanın kaval kemikleri], 73, 7, bakınız vatius tibicen templorum [mabetlerin kaval çalgıcısı], 231, 10 timeo [korkmak], II 306, 21, tanrılardan korkmak, 18, 4 timiditas monstruosa [akıl almaz korkaklık], 13, 20 timidus [korkak, ürkek], 176, 2; II 296, 26; 319, 3 timor animi [ruhun korkusu], 26, 9, zihnin korkusu, II 91, 16, sefil korku, 27, 17, bakınız incursio, trepidatio, kaygılı, yere sermek, kaçınmak tinctor [boyacı], 143, 22; 181, 3; 215, 10; 220, 26; 228, 18, renk boyacısı, 184, 12, baş boyacı, 143, 16 titulus [unvan, hak belgesi], 28, 3, 11; 248, 23, bağış belgesi, II 19, 25, miras hakkı belgesi, II 170, 25, bakınız decerno tollo [ortadan kaldırmak, yukarı kaldırmak], 7, 12; 8, 18; II 16, 13, kardeşleri ortadan kaldırmak, II 181, 29, dölü yok etmek, II 185, 15, çarmıha germek, II 164, 20, 27; 169, 7; 298, 18 tondeo arbores [ağaçları budamak], II 304, 7, saç kesmek, 148, 9 tono [gürlemek], II 314, 17, gürlediğinde, 24 tonsor [berber], II 279, 20; 319, 10; 321, 20 tormentum [işkence, eziyet], 24, 20; 120, 27; 148, 3; 185, 15, hastalığın eziyeti, 209, 18, aşkın çetin eziyetleri, II 20, 23, ruhun aralıksız işkenceleri, II 48, 19, bedenin, II 35, 4, kaybın sefil ıstırabı, II 32, 17, acının işkenceleri, 67, 7; 133, 22; II 8, 10; 17, 21; 100, 23, beden sıvısının (humor) eziyeti, II 61, 6, talihsizliğin eziyeti, 67, 7, acı veren, II 100, 23, ağır, 179, 11; II 17, 21, en büyük, 133, 22; 177, 18, kamusal işkence, II 310, 11, bakınız decerno, yormak, ilan etmek, parçalamak, maruz kalmak, dayanmak tornator [çıkrıkçı, tornacı], 22, 14 torpor piger (animi) [ruhun uyuşuk tembelliği], II 87, 16; 92, 17, ataletin uyuşukluğu, II 1, 20, soğukluğun tembel uyuşukluğu, II 194, 5, zihnin uyuşukluğu, II 83, 20; 92, 17; 204, 19, kanın soğuk uyuşukluğu, 24, 8; II 83, 20; 86, 19; 204, 19, bakınız deficio, opprimo, proicio torqueo [bükmek, işkence etmek], 41, 22; II 334, 2; 354, 17, saçları kıvırmak, II 299, 21, acılarla kıvranmak, 231, 26, sorgulamayla işkence etmek, II 310, 12 torrens [azgın akarsu], bakınız fluvius, unda torridus [kavrulmuş, kurak], 35, 1 tortor [işkenceci, cellat], 119, 12; 179, 8; 181, 6; 228, 26 torus coniugalis [evlilik yatağı], II 201, 10, gerdek yatağı, 15, 24; 205, 11; 221, 13; 227, 7; II 127, 11; 129, 12; 140, 1; 154, 6; 171, 22; 174, 14, bakınız adfectus, coniunctio, consortium, copulatio, iniuria, matrimonium, societas tot [o kadar çok], 27, 4; 29, 21; 309, 28, 29, o kadar çok ki, ne kadar ise totidem [aynı sayıda], II 289, 22 totiens [o kadar kez], 25, 17; 30, 10, her ne zaman olsa o kadar kez, II 8, 5; 44, 4; 90, 23; 357, 27 totus [bütün, tüm], 1, 20; 3, 22; 4, 11, 24 ve diğer yerler, bakınız numerus, orbis, vita, bütün, 23, 29; 34, 5; 46, 27; 76, 12, her ne var ise tamamı, 158, 24; 191, 15; 251, 13; 258, 4; II 17, 9; 50, 4; 71, 8 ve diğer yerler, hepsi manasında bütünü, 73, 8; 238, 25; 239, 7; 242, 19; II 180, 20; 248, 8 tractatus [inceleme, risale, bahis], 46, 11; 77, 23; 264, 22; 278, 1; II 100, 8; 206, 15; 238, 19; 279, 15, karşı gölgeler bahsi (antiscium), 77, 18, doğum haritası (genitura) incelemeleri, 88, 4, sık yinelenen, 199, 16, değişken, II 207, 7, açık, II 293, 22, gayet büyük, 3, 29, pek eksiksiz, II 190, 6, geriye kalan, 278, 13, bakınız celo, edo, excerpo, explico, transfero tracto [ele almak, uğraşmak, idare etmek], 34, 9; 84, 25; 85, 1; 140, 8; 199, 21; 200, 4; 278, 10; II 181, 30, güzel kokular, mücevherler veya incilerle uğraşmak, 181, 4, zanaatlarla meşgul olmak, II 311, 21, göksel şeyleri ele almak, 155, 24; 183, 6, ticaretle uğraşmak, 215, 11, müzik ilmi ve terbiyesiyle uğraşmak, 182, 18, ateş yahut demirle çalışmak, 203, 2, doğum haritasını tetkik etmek, 238, 21; 257, 23; 278, 3, edebiyatla iştigal etmek, II 59, 11, bir yeri ele almak, 235, 5, mallarla ticaret yapmak, II 60, 6, vazifeleri ifa etmek, II 86, 21, işleri yürütmek, 186, 10; II 27, 9; 331, 12, memuriyetleri idare etmek, 181, 6; II 15, 28; 26, 22; 53, 23; 60, 6; 62, 11; 72, 22; 78, 3; 80, 4; 82, 11 ve diğer yerler, aletleri kullanmak, II 278, 22, hamilikleri üstlenmek, 195, 3, hesabı yürütmek, 197, 15, kamu hesaplarını idare etmek, 132, 7, maden işleriyle uğraşmak, II 334, 23, sırları ele almak, II 287, 6, tefekkür yoluyla, II 50, 4; 108, 10; 337, 15, tertip yoluyla, II 194, 12, araştırma yoluyla, 78, 19, akıl yoluyla, 196, 17; 278, 1; II 204, 24, yüzeysel olarak, II 284, 8, hakkında bahsetmek, II 11; 234, 17; 337, 15, bakınız debeo tractus terrarum [yeryüzü parçası, kıtalar], 14, 10 trado [teslim etmek, devretmek, aktarmak], 2, 16; 11, 26; 12, 8 ve diğer yerler, bedeni heveslere terk etmek, II 145, 2, öğretiyi devretmek, 21, 19; II 8, 27; 98, 8; 130, 4; 360, 15, alçaklıkları nakletmek, 95, 19, idareyi teslim etmek, 3, 24, iktidarı devretmek, 140, 6, reislikleri tevdi etmek, 14, 19, bilgiyi aktarmak, 88, 32, zamanların tasarrufunu vermek, 94, 28, zamanların hakimiyetini devretmek, 94, 15, aralıkları teslim etmek, II 295, 2, vakti devretmek, 95, 20, zindana atmak, II 20, 11; 64, 1; 95, 16; 308, 28, ilişkilere bırakmak, II 8, 13, gözaltına vermek, II 20, 11; 95, 16; 267, 7, kendini vahşete ve ihanete terk etmek, 7, 16, yangınlara teslim etmek, II 259, 27, ellere bırakmak, II 135, 17, hafızaya emanet etmek, 88, 31, ölüme terk etmek, II 167, 19, tehlikelere maruz bırakmak, II 267, 7, iktidarlara teslim etmek, 21, 19; 248, 17, bağlara mahkum etmek, 226, 17, üstatlıkla aktarmak, 3, 11, 16; 53, 27; 77, 22 tragicus [facia yazarı, trajik], bakınız ars tragoedus [trajedi oyuncusu], II 321, 15 traho [çekmek, sürüklemek], 36, 19, 24; II 308, 16, köleliğe sürüklemek, 115, 18 tranquillus [sakin, dingin], bakınız felicitas, laetitia, moderatio, serenitas transeo [geçmek, aşmak], 92, 27; 178, 3; II 36, 19; 44, 10; 54, 10; 56, 17; 95, 25; 96, 4, geçtim

yıl, deniz, dört atlı araba, köşe noktası (cardo), çap, yerler, kısımlar, burçlar, aralıklar, yıldız, vakitler, üçgen açı (trigonum), evliliğe, hareket ile, gizleme ile, aktarırım (transfero), zihni, sanatı, arzuyu vasıtasıyla, evi, dikkati şuraya, hitabı, sözü, gayreti, mülkü başkalarına, risaleyi, sarsıntılar ile, tefsirler ile, iknalar ile, mahva doğru, hürriyete doğru, bölgelere doğru, köleliğe doğru, yerlerden ve işlerden, surete, beni,

ömrü tüketirim, ömür müddeti, niyetleri tersine çeviririm, titreme, aralıksız,

titrek, bkz. beden, mırıltı, ürkek, bkz. ayak izi, zihin titremesi, gizlemelerin, tereddüdün, zihnin aşırı titremesi, kızarmanın, batmanın, muhtelif, dehşetin, korkunun, düşmüş, zayıf, şüpheli, en büyük, dindarca, en yüksek, batıl inançlı, bkz. kararsızlık, şüphe, dehşet, kapılmış, endişeli, doğrulturum, sağlamlaştırırım, bildiririm,

titrersin, bkz. yakarış,

tribunus, lejyonların, askerlerin, pleblerin,

veririm (tribuo), artışları, çocukları, ruhsatı, yetkiyi, sıhhati, toplamı, vakti,

otuzar,

üç dişli mızrak, bkz. saplarım,

üçleme (triplicatio),

üç katına çıkarırım (triplico),

hüzünlü, bkz. gizleme, pislik, söz, çehre,

keder (tristitia), zihnin, ciddiyetin, matemli, bkz. acı, tür, ağırlık, sefalet, karanlık, ayrılmış, hükmederim, sararım, dindiririm,

acı ile kederlenirim,

zafere dair (triumphalis), bkz. defne, erguvani urba,

zafer kutlarım (triumpho),

zafer alayı (triumphus), zaferin, seçkin,

zindana atarım,

Terazi'nin kefesi,

vahşi, bkz. cevap,

sen, sana, seni, her yerde,

boru,

korurum (tueor), şehirleri, evi, dinleri,

muhafaza (tuitio), yaşlı kadınların yahut bakirelerin, suların yahut muhafızların, şehrin, kadınların, bölgelerin, krallığın, en mühim meselelerin, şahsi işlerin, erkeklerin, başkasına ait, bkz. ihtimam, havale ederim, inanırım, üstlenirim,

o vakit, şayet,

şişen, bkz. boğaz,

Kelime Dizini

sürekli yara şişliği, bkz. yorarım,

fitnekar sesin kargaşası, köle kargaşası, bkz. tehlike, içeri taşırım,

o vakit, dığında, ne vakit, her ne vakit, şayet,

kıymetli elbise (tunica), bkz. dokumacı,

günlükçü (turarius),

kalabalık (turba), hasımların, dinleyenlerin, tehditkar, düşmanların, en büyük ve kesif, vasat, ani, bkz. kışkırtıcı, kışkırtırım, hükmederim, uyandırırım, sokarım, ayaklandırırım,

karışıklık (turbatio), ayrılıkların sefil karışıklığı, sık, en büyük, daha yeğ, ani, bkz. zahmet, hükmederim, işlerim, katlanırım,

kasırga, bkz. batırırım,

karıştırırım (turbo), safları, aklı, hararet yahut darlık yahut akın ile, kargaşa ile, ihtar ile, hatalar ile,

çalkantılı, değişkenliklerle, bkz. mücadele, kargaşa, muaşeret, isyan,

çirkin (turpis), bkz. fiil, aşk, cinsi münasebet, muaşeret, arzu, kötü şöhret, şehvet, hayat, çirkin surette,

bedenin uygunsuz çirkinliği, şehvetli, bkz. leke, kusur,

bedeni yahut yüzü çirkinlikle bozarım,

sadık muhafaza,

küçüklerin vasisi, yetimlerin,

güvenli,

senin, her yerde, sana aittir ki,

tef (tympanum),

zorbace, bkz. zalimlik, arzu, buyruk, ölçüsüzlük, itidal, kudret,

zorba (tyrannus), zalim,

nerede,

her yerde,

herhangi bir,

en son, bkz. gün, derece, çizgi, kısım, söz, müddet, vakit, nihayetinde,

öteye, haddinden fazla,

öç alıcı, bkz. tanrı, alev,

hakikatin gölgesi, bkz. tezyin ederim,

bir arada,

atletlerin yağlayıcısı,

dalga, pınarların ve nehirlerin, azgın ırmaklar, bkz. kuşatma, çarpışma, kabarma, mesafe, köpük, mahvederim, dökerim, batırırım,

nereden, hakiki manada, mecazi manada,

merhem, bkz. arzularım, sürünmüş,

Yay'ın tırnağı,

Boğa'nın tırnağı, bkz. yarılma,

yegane,

tek biçimli, bkz. benzerlik,

tek gözlü,

renk birliği, ahlak birliği, bkz. çehre,

bütün,

tek gözlü, bkz. tek gözlü,

bir, her yerde, bir ve benzer, bir ve farksız, biri, diğeri, biri, öteki,

her bir kimse,

incelik, bkz. lütuf,

şehir, yani Roma, Roma,

dalgıç,

testi, bkz. tepe noktası,

ayı,

kadar, şuraya değin, bkz. oraya,

faiz, bkz. tefecilik,

gibi, haber kipi ile mukayese, cümlesiz, sözgelimi, soru için bkz. görürüm, dilek kipi ile gaye yahut netice, her yerde, hiçbir şey olmasın diye, hiç kimse, bkz. caizdir, icap eder, haksızdır ibaresinden sonra, son derece haksızdır, ki manasında,

her ikisi, bkz. yan,

rahim, bkz. darlıklar,

faydalı,

fayda, başkalarının, en büyük, bkz. menfaat,

kesinlikle,

aklı kullanırım,

acaba, yoksa mı,

zevc, kadın, eş.

dostların, oğulların, kardeşin, babaların, üvey oğlun, ileri yaşta, başkasının hâkimiyeti altında (alieni iuris), zina yapan kadın, iyi niyetli, pek sevgili ve edepli, zina yahut ırza geçmeyle bilinen, varlıklı, yoldan çıkmış, zayıf, sakat, soysuzlaşmış, şerefli ve zenginler, alçakgönüllü, soylu olmayan, adı çıkmış, hür doğmuş, şanssız, zengin, kötü, uysal, yoksul, yabancı, en kötü, fahişe, iffetli, kısır, dul, bakire, eylem, meyil, sevgi, can, talih, anlaşmazlık, çehre, uğursuzluk, haksızlık, cana kıyan, katil, yer, Ay (Luna), ölüm, âdet, evlilik, koruma, himaye, mülk, kabul etmek, yitirmek, ele geçirmek, alıp götürmek, birleşmek, rıza göstermek, ardınca gitmek, bozmak, hükmetmek, ayrışmak, vermek, evlenmek, dışarı taşımak, kaçmak, öldürmek, çekişmek, bağışlamak, karışmak, canına kıymak, yok etmek, bildirmek, geri çekmek, ayırmak, kurayla payına düşmek, ırzına geçmek

boş olmak, kendine vakit ayırmak, oyuna dalmak, bkz. yer

boş, yönetimden yoksun, kaygıdan uzak, bkz. tesir, parça, burç

boşluk, bkz. koşmak, yönelmek

ağlamak, feryat etmek, ağlayan, bkz. çocukluk

kararsız, bkz. kusur

pek çok, ziyadesiyle

ne kadar muktedirse

güçlü, bkz. kavuşum (coniunctio), kemikler, ortaklık, kuvvetler

sağlığı bozuk

sağlık durumu (valitudo), kalple ilgili rahatsızlıklar, bedenin, fistülün, deliliğin, gözlerin, kataraktın, illetlerin, gizli, acı veren, basurla ilgili, yüz kızartıcı, sık görülen, ağır, yakışıksız, uzun süren, son derece büyük, perişan, azımsanmayacak, daimi, kutsal, muhtelif, marazi, çevresinde, sıhhatsiz, bkz. şiddet, süreklilik, kriz anı, hücum, akın, başlangıç, yer, leke, deva, kusur, toplamak, bastırmak, sağaltmak, hükmetmek, uğramak, bildirmek, vurmak, içine düşürmek, yüklemek, şifa vermek, dindirmek, ezmek, sarsmak

boşluk, kuruntu, bkz. hükmetmek

boş, faydasız, bkz. söz, şüphe

varisli

çeşitlilik (varietas), eylemin, gidişatın, çiçeklerin, biçimlerin, eşitsizliğin, lekelerin, ölümlerin, usavurmaların değişken türleri, bahtın, mevsimlerin, benzemeyen çehre, hükümlerin türlü türlü olması, yerlerin, burçların, yıldızların, aralıksız, beyaz, kararsız, çok katmanlı, bkz. itidal, altüst etmek, lekelemek, ayrışmak, bükmek, değiştirmek, geri vermek, işaretlemek, eylemleri çeşitlendirmek, bedenleri, hükümleri, konakları, esintileri, biçimleri, benzerliği, değişmeyle hayatı, başkalıktan ötürü, lekelerle, çeşitlenmiş, bkz. kolaylık

türlü ve muhtelif, bkz. itham, eylem, yaş, can, hararet, felaket, talih, düşünce, cinsel birleşme, renk, çekişme, kargaşa, öğüt, süreklilik, zıtlık, ihtiras, akış, kayıp, düşüş, umutsuzluk, gün, kriz, ayrılık, dağılma, farklılık, acı, keder, tereddüt, yanılgı, hadise, yıkım, akıbet, masal, dehşet, dâhiler, dengesizlik, eşitsizlik, sıkıntı, kötü şöhret, uğursuzluk, ayartmalar, tuzaklar, içtürtü, nizam, emek, parçalanma, yer, başkalaşım, mecburiyet, karanlık, yük, eser, tehlike, erk, saçıp savurma, kazanç, akıl, bölge, bilgi, husumet, endişe, gayret, zaman, kaygı, sağlık durumu, dönüşümler, kusur, haz, çehre

kâhin, ilahi, vecde gelmiş (entheus), gaipten haber vermek, haber veren, bkz. kadın, çarpık bacaklı, bağlaç olarak "-ve", cümle sonunda, cümle haricinde, kamu vergileri, bkz. mültezim, iş, vazife, başında bulunmak

vergi tahsildarı

şifalı canlanma

canlandırmak, nefeslerle varlığı beslemek, canlanmış

şiddetli, pek şiddetli, daha da şiddetli, son derece şiddetli

taşıt, bkz. döndürmek

at sırtında taşınmak

yahut, ya da şöyle, yahut kesinlikle, bkz. veya

bedenin çevikliği, seyrin sürati, bkz. aşmak

çevik, bkz. kıpırdanış, koşucu, seyir, devingenlik, hareket, süratle

kaynayan damar, altının ve gümüşün gizli damarları, bkz. alev alma, sıra, izini sürmek, sıkmak

av kargısı

avcılık, bkz. gayret

avcı, vahşi hayvan avcısı

hak talep etmek veya sahip çıkmak, nişanları kendime mal etmek, serbestliği kendime hak görmek, ayları kendi payıma almak, en çoğunu kendime ayırmak, iktidarı üzerime almak, önderliği kendime mal etmek, bir kimseden

satmak, söylevleri ve savunmaları ticaret yoluyla, arını satmak, zehirleri, hayatı satmak, kendini

zehirci

zehir hazırlayan

zehirli, bkz. ısırık, yılan

zehir, bkz. iğne, agu, içmek, can vermek, karıştırmak, satmak

muhterem, saygıdeğer, bkz. ayin, öğreti, yargı, kan, sır, yıldız

saygı, hürmet, pek büyük alçakgönüllülük hürmeti, yakarı dolu, bkz. hararet, şüphe

imparatorlara hürmet eden kimse

şehvetli yahut Venüs'e dair, bkz. eylem, cinsel birleşme, girişim, arzu, şehvet, fırsat, iş, zarafet, haz

Güneş'e (Sol) hürmet etmek, yakarışla, saygı duyulası, bkz. icat, hatıra, ilahi kudret, bilgi, sır

hükümdar affı, bkz. vermek, talep etmek

gelmek, makama erişmek, buhranlara düşmek, mertebelere varmak, sırlara ermek, gelen, bkz. sıkıntı, tehlike, Ay, Venüs

engerek avlamak

karın, Koç'un (Aries), Boğa'nın (Taurus), İkizler'in (Gemini), Aslan'ın (Leo), Yay'ın (Sagittarius) at karnı, Oğlak'ın (Capricornus), Kova'nın (Aquarius), Küçük Kova'nın karnı

SÖZCÜK DİZİNİ

soğuk, şişkin, bkz. şehvet, kusur çekicilik (venustas), bedenin, zarafetin, güzelliğin, sevimli, makbul, en yüksek, şehvete dair, bkz. zarafet, sevinç, ihtişam, makbul, açık, dolu, süslemek, hükmetmek çekici (venustus), bkz. makbul ilkbahar (ver) geveze lafazanlık, bkz. sabırsız lafazan, çok konuşan, bkz. bolluk söz (verbum), başkalarının, düşüncesizce söylenmiş, dine aykırı, kutsala saygısız, bkz. bolluk, yorum, düzen, kudret, güç, karıştırmak, savurmak, engellemek, öne sürmek, fırlatıp atmak haya (verecundia), utancın, bkz. kararsızlık, katlanmak hayalı, utangaç (verecundus) ulak (veredarius), kralların korkarım ki meyletmek (vergo), meyleden, bkz. yaş olası, muhtemel (verisimilis) hakikat (veritas), astrolojik hükümlerin (apotelesma), öğretinin, bkz. güven, işaret, yargı, akıl, gölge, güçler, derlemek bahara ait (vernus), bkz. mevsim fakat, lakin, gerçekten (vero), bkz. ama, bilakis döndürmek (verso), taşıt, bulunmak, bir kimse ile bulunmak, daha güçlü kişilerle bulunmak, çekişmelerde, mahkemelerde, zahmetlerde, davalarda bulunmak, ateş ve demir etrafında, muaşeretle mısra (versus), kahramanlık mısraları, en hakiki ve en beliğ omurlar (vertebrae) zirve, tepe noktası (vertex), Etna'nın, göğün en yüksek yeri, alemin, testinin, birinci göğün dairesel dönüşü, girdabı (vertigo rotata caeli) çevirmek (verto), firara çevirmek, aksine çevirmek, kötüye çevirmek, gözleri çevirmek, -e doğru yönelmiş Fakat (verum), bağlaç doğru, hakiki (verus), bkz. his, tanım, açıklama, onur, araştırma, yorumcu, yorum, yargı, bildirim, akıl, şey, ilim, hüküm, söz, töz, mısra, doğru yahut doğrular, bkz. konuşmak, cevap vermek, hakikaten, daha doğru olarak, en doğru surette beslenmek (vescor) mesane (vesica), bkz. taş, sıvı giriş, eşik (vestibulum), ömrün eşiği, hitabetin, hayatın, ilk zihnin ilahi araştırması, iz sürmesi iz (vestigium), yaşın izi, ışığın, kötülüklerin, kayan ve titreyen, ilk izler, bkz. tesis etmek, silmek yılanların izini sürmek kıyafet ile giydirmek giysi (vestis), özenli, erguvani yahut altın işlemeli, altın, görkemli, kenarı şeritli resmi toga (praetexta), bkz. zinet, hükmetmek, süslemek, donatmak, giyinmek, işlemek, dokumak tanrıları giydiren, suretleri giydiren eski (vetus), bkz. müellif, sebep, masal, nesne, eskiler, kadimler yol (via), kökenin yolu, definelerin, ikna etmenin, doğru yaşamanın, bkz. kavramak, göstermek vekil, bedel (vicarius), bkz. ölüm mevsimlerin muhtelif nöbetleri, dönüşümleri yakınlık (vicinitas), kavuşum (coniunctio) yakınlığı, Güneş'in yakınlığı komşu, yakın (vicinus), mutluluklara, ışığa, ölümün eşiğinde, bkz. tehlike, kısım, bölge, ortaklık, gizlemek, civarda, yakında karşılıklı olarak (vicissim) kurban kesici, kurban görevlisi mücadelenin galibi, yarışmalarda, çatışmada, karşılaşmada, muharebelerde, cenk içinde muzaffer muzaffer (kadın/sağ el), bkz. sağ el zafer (victoria), nihayetsiz, sayısız, bkz. mükafat, zafer alayı, yapmak iaşe, geçim, yaşam tarzı (victus), kıt kanaat, bkz. sağlamak görmek (video), ölümleri görmek, yere serilmiş, hafifçe, gör, bakınız, görüyorsun ki, bkz. korkulur ki, burç, işaret, gerekmek, görünmek, hakkında ne düşünülür, eğer uygun görülürse, bana öyle geliyor ki dul kadın (vidua), bkz. kadın, zevce dulluk (viduitas), kesintisiz, uzun ve süregelen, bkz. sıkıntı, talihsizlik, yük, hükmetmek ölümlerle mahrum bırakmak, sıcaklıklardan yoksun kalmış uyanık, tetikte (vigilans) kutsal törenlerin gece nöbetleri, kesintisiz, ebedi, bkz. hükmetmek değersiz, adi (vilis) mütevazı çiftlik evi (villa modica), bkz. kahya yenmek, galebe çalmak (vinco), tanrıyı, tabiatı, muhafızları zincirlerle bağlanmış bağ (vinculum), dostluk bağı, muhafaza ve zindan bağı, şefkat bağı, sevimli, denk, zincirlerin bağı, demirden, kamusal, ebedi, bedenin bağı, yükselenin (horoscopus) bağı, evlilik bağı, gayrimeşru, hısımlık bağı, ortaklık bağı, pek sıkı, ahenkli, nikah bağları, bkz. bağlamak, tevdi etmek, birleştirmek, hükmetmek, rabtetmek, yükümlü kılmak, maruz kalmak, sebat etmek, koparmak, ayırmak, ortak etmek, sıkmak, teslim etmek suçların öç alıcısı hakkını aramak, hak iddia etmek bağ, asma, bkz. aşık, bakıcı, yetiştirici aşırı şarap düşkünlüğü, sarhoşluk, bkz. müptela şaraba düşkün (vinosus) şarap (vinum), bkz. içmek, müptela şiddetli, bkz. hüküm, ışınım, şiddetle şiddet (violentia), hararetin, tehlikelerin, en yüksek, bkz. gayret, galeyana gelmek, dolaşmak şiddetli, zorba (violentus), bkz. cin (daemon), helak, akıbet, soy, ölüm, meşgale, tehlike, ışınım, ortaklık bayağı engerek (vipera) adam, er, koca (vir), zina yapan, iyi, meşhur kişiler, ilahi kişiler, cesur, kötü şöhretli, aşağı mertebeden, şanlı, büyük, daha büyük, en büyük, muktedir, praetorluk yapmış, pek basiretli, pek bilge, müstesna, kısır, böylesine büyük bir zat, vasıf tamlaması ile, bkz. eylem, his, dostluk, dost, tavsiye, ortaklık, ihtimam

Dizin

[Önceki maddelerin devamı] mülkiyet (dominium), ev (domus), doğum haritası (genitura), haksızlık (iniuria), Jüpiter, Ay, meşgale (negotium), şöhret (notitia), miras (patrimonium), vekil (procurator), kâtip (scriba), sır (secretum), töz (substantia), tanıklık (testimonium), koruma (tuitio), itaatkâr (morigerus), malum (notus), cinsel ilişkide bulunmak (concumbo), birleştirmek (coniungo), emanet etmek (conmendo), sokulmak (insinuo), hizmet etmek (servio), meşgul olmak (versor) sözcüklerine de bakınız.

**virago** (erkeksi kadın) 205, 13; II 144, 11; 272, 29; 302, 5; 342, 19, şehvet düşkünü (libidinosa) II 273, 17, kadın (mulier) 136, 2; II 270, 25; 271, 9, birleştirmek (iungo) sözcüğüne de bakınız. **virginalis** (bakireye dair), evlilik (nuptiae) sözcüğüne bakınız. **virginitas** (bekâret), çiçek (flos), mahkûm etmek (addico) sözcüklerine bakınız. **virgo** (bakire, kız) II 138, 24; 139, 2; [124, 98], güzel kızlar (pulchrae) II 305, 1, âşık (amator), cinsel ilişki (concubitus), koruma (tuitio), eş (uxor) sözcüklerine de bakınız. **viridis** (yeşil), revak (porticus) sözcüğüne bakınız. **virilis** (eril, erkeğe özgü) 177, 2, eylem (actus), zihin (animus), birleşme (coitus), arzu (cupiditas), doğum haritası (genitura) sözcüklerine de bakınız, **virilia** (erkeklik uzuvları), kesilip koparılmış (abscisus), ampute etmek (amputo) sözcüklerine bakınız. **virtus** (erdem, güç, tesir) 21, 21; 24, 25; 30, 6; 223, 18; II 10, 13; 300, 7; 311, 6, 7; 337, 13, zihnin erdemi (animi) 21, 16; 157, 29; 266, 5; II 116, 14, bedenin (corporis) II 188, 19, yıldızların (stellarum) II 82, 20, tanrısal (divinae) 7, 22, kararsız (inconstans) 100, 4, parlak (inlustres) II 316, 20, büyük (magna) II 345, 4, doğal (naturalis) II 283, 6, kendine has (propria) 254, 22; II 12, 10; 61, 18; 74, 16, otorite (auctoritas), arzu (cupiditas), örnek (exemplum), lütuf (gratia), üstatlık (magisterium), liyakat (meritum), vazife (officium), süs (ornamentum), iktidar (potentia), kudret (potestas), sığınak (praesidium), kuvvetler (vires) sözcüklerine de bakınız, pek kuvvetli (praevalidus), gayretli (strenuus), artırmak (augeo). **virus** (zehir, ifrazat), iğrenç koku ifrazatı (miserum foetoris) II 320, 20, kötülük zehri (malitiae) II 9, 2; 204; 63, 22, ölümcül zehir (pestiferum veneni) 33, 18; II 25, 19; 102, 9, silahlanmış (armatus) sözcüğüne de bakınız, yaklaşmak (accedo), uygulamak (exerceo), sızdırmak (exsudo), boca etmek (ingero). **vis** (kuvvet, tesir, zor) 30, 4, silahların kuvveti (armorum) II 146, 20, tanrısallığın (divinitatis) 5, 2, unsurların (elementorum) 90, 18, kaderin tesiri (fati) 20, 21; 23, 31; 24, 21; 27; 30, 2; 31, 4; 34, 10, ayrıca kaderin mecburiyeti ve tesiri (necessitasque fati) 19, 15; 25, 11; 29, 18, talihin tesiri (fortunae) 31, 4, kışın şiddeti (hiemis) 23, 13, heybetin büyüklüğü (maiestatis) 11, 32, ilahî aklın kuvveti (divinae mentis) 18, 28, zorunluluğun şiddeti (necessitatis) 23, 25; 25, 24, cüretkârlığın öngörülemeyen kuvveti (inprovisa temeritatis) 21, 14, sözlerin gücü (verborum) 123, 8, antiskionların tesiri (antisciorum) 81, 7; 84, 25, yükselenin kuvveti (horoscopi) *27, 18, evlerin kuvveti (locorum) 68, 2; *27, 18, yıldızların tesiri (stellarum) 3, 15; 22, 10; 23, 31; *27, 18; II 64, 13, en büyük kuvvet (maxima) 9, 20, bütün kuvvet (tota) 4, 11; 5, 2, kuvvet ve doğa (vis atque natura) 35, 19, kuvvet ve kudretler (ac potestates) 3, 15; 24, 21; 82, 9, kuvvet ve töz (atque substantia) 11, 22; 41, 6; 90, 18, kuvvetler (viresque) 6, 10, köreltmek (hebeto), ödünç almak (mutuor) sözcüklerine de bakınız, **vires** (kuvvetler, güçler) 211, 19; 247, 26; 253, 18; II 34, 25; 37, 11 ve diğer yerler, kanıtların kuvveti (argumentorum) 4, 28; 15, 10, serbestliğin gücü (licentiae) 256, 29, doğanın kuvvetleri (naturae) 198, 1, hitabetin gücü (sermonis) 15, 17, hakikatin kuvveti (veritatis) 15, 19, doğum haritasının kuvvetleri (geniturae) II 58, 3, yerlerin ve burçların kuvvetleri (locorum ac signorum) II 82, 13, kısımların (partium) II 315, 13, yıldızın kuvvetleri (stellae) 113, 28, elverişli (idoneae) 11, 22, 19, eksiksiz (integrae) 19, 9, geçersiz (invalidae) 266, 9, zayıf (languidae) II 113, 19, pek büyük (maximae) 110, 28; II 128, 21, kendine has (propriae) 230, 23; 252, 25; II 12, 10; 29, 7; 30, 3; 31, 11; 348, 3, gayet kuvvetli (validissimae) II 36, 8, kuvvetler ve erdemler (vires et virtutes) II 12, 10; 16, 13; 32, 27, kudret (potestas), kuvvet (vis) sözcüklerine de bakınız, mahrum (destitutus), aciz (inbecillis), bu türden (talis), büyümek (cresco), zayıflatmak (debilito), tükenmek (deficio), dağıtmak (dissipo), dikmek (erigo), işletmek (exerceo), öne sürmek (exero), uzatmak (extendo), kırmak (frango), körelmek (hebeo), engellemek (inpedio), hücum etmek (inpugno), ödünç almak (mutuor), bastırmak (opprimo), tazelemek (reficio), bulmak (repperio), pekiştirmek (roboro). **viscera** (iç organlar, rahim, bağır) 146, 19; II 257, 14, annenin rahmi (matris) II 169, 20; 21, 23; 265, 4, ana rahmi (materna) 32, 14, 16, vatanın bağrı (patriae) 25, 19, darlıklar (angustiae), kısım (pars) sözcüklerine de bakınız, parçalamak (lacero). **visio oculorum** (gözlerin görme yetisi) 15, 4. **vita** (hayat, ömür) 5, 11; 19, 23; 68, 5; 85, 3; 86, 2; 112, 6; 122, 20; 189, 12 ve diğer yerler; II 9, 15, ruhun hayatı (animae) 32, 19, insanların hayatı (hominum) 94, 26, ebeveynin hayatı (parentum) 116, 24; II 41, 10; 129, 12; 175, 2, halkların hayatı (populorum) II 70, 9, kısa süreli ömür (parvi temporis) 160, 27, başkasının hayatı (aliena) II 14, 25, iyi hayat (bona) 101, 23; 236, 13, parlak yahut soylu ömür (clara aut nobilis) II 41, 11, gündelik hayat (cotidiana) 103, 13; 168, 25; 192, 12; 207, 8; 233, 10; II 4, 20; 39, 16; 41, 16; 163, 11, suç dolu hayat (criminosa) II 111, 12, çetin hayat (dura) II 16, 2, seçkin hayat (egregia) 20, 15, ömrün sonu (extrema) II 318, 2, şanlı ve kayda değer ömür (gloriosa notabilis) 246, 25, inişli çıkışlı hayat (inaequalis) 109, 27, lekesiz ve dürüst hayat (integra ac recta) II 10, 22, zahmetli (laboriosa) 245, 6; II 103, 17, uzun ömür (longa) 173, 21; II 29, 18, kötücül hayat (malitiosa) 245, 6, vasat (mediocris) II 61, 21, ılımlı hayat (modica) 124, 11, bütün bir ömürde (in omni vita) 106, 16; 131, 17; 203, 24; 250, 1; II 19, 23; 35, 26; 89, 8, ehemmiyetsiz hayat (parva) 131, 18, açık ve berrak ömür (perspicua) II 74, 21, ömrün ikinci kısmı (posterior) II 213, 13, ilk kısmı (prima) II 34, 3, endişeli hayat (sollicita) 245, 6, bütün ömür (tota) 112, 8, utanç verici hayat (turpis) II 343, 16, eylem (actus), yaş (aetas), rızık (alimentum), darlıklar (angustiae), otorite (auctoritas), artış (augmentum), kısalık (brevitas), ortaklık (consortium), muaşeret (conversatio), seyir (cursus), bahşeden (dator), yüz karası (dedecus), günler (dies), tehlike (discrimen), efendi (dominus), yanılgı (error), son (exitus), nihayet (finis), kapı (ianua), kararsızlık (inaequabilitas), meşakkat (inconmodum), beşikten başlama (incunabula), başlangıç (initium), nişaneler (insignia), yolculuk (iter), sevinç (laetitia), konum (locus), liyakat (meritum), an (momentum), ölüm (mors), ihsan (munus), değişim (mutatio), deniz kazası (naufragium), mecburiyet (necessitas), vazife (officium), düzen (ordo), süs (ornamentum), doğuş (ortus), kısım (pars), ağırlık (pondus), kudret (potestas), sığınak (praesidium), nitelik (qualitas), akıl ve yöntem (ratio), sır (secretum), mühlet (spatium), dayanak (subsidium), töz (substantia), fırtına (tempestas), zaman (tempus), sınır (terminus), tanıklık (testimonium), methal (vestibulum) sözcüklerine de bakınız, şanlı (clarus), hakir (humilis), vasat (mediocris), sefil (miser), zaruri (necessarius), yitirmek (amitto), sarsmak (concutio), tesis etmek (constituo), kargaşaya boğmak (conturbo), hükmetmek (decerno), ömür sürmek (dego), mahvetmek (deperdo), alçaltmak (deprimo), dağıtmak (dissipo), yüceltmek (erigo), tezyin etmek (exorno), tüketmek (fatigo), sahip olmak (habeo), alçaltmak (humilio), boyun eğdirmek (humilito), bahşetmek (largior), teslim etmek (mancipo), eksiltmek (minuo), değiştirmek (muto), şereflendirmek (nobilito), farkına varmak (perspicio), yere sermek (prosterno), vurmak (pulso), aramak (quaero), hırpalamak (quasso), desteklemek (sustento), katlanmak (sustineo), çeşitlendirmek (vario), satmak (vendo). **vitalis** (yaşamsal), esinti (aura), gıda (pabulum), tin (spiritus) sözcüklerine bakınız. **vitio** (sakatlamak, bozmak) II 186, 23; 25; 232, 12, bedeni hıltlarla ifsat etmek (corpus humoribus) II 20, 15; 320, 13, gözleri sakatlamak (lumina) II 264, 11, gözü bozmak (oculum) II 23, 18; 264, 14, gözleri illetli (luminibus) II 230, 6, sakatlanmış (vitiatus) II. **vitiosus** (kusurlu, illetli, ahlaksız) 161, 16; 166, 33; 167, 2; 169, 29; 200, 21; 202, 10; 207, 1; 222, 21; 233, 11; II 60, 10, zihnen ve bedenen illetli (animo et corpore) 174, 6; 185, 5, hastalık (aegritudo), körlük (caecitas), cinsel ilişki (concubitus), ihtiras (cupiditas), salgı (humor), taşkın (inundatio), mecalsizlik (languor), tuzak (laqueus), şehvet (libido), ışınım (radiatio), ihtiyarlık (senectus), sıhhat (valitudo), haz (voluptas) sözcüklerine de bakınız. **vitis** (asma) 8, 14, bükmek (flecto) sözcüğüne bakınız. **vitium** (kusur, illet, fısk) 7, 19; 9, 4; 24, 6; 26, 4; 65, 6; 139, 19; 149, 18; 179, 27, 28 ve diğer yerler, hastalık illetleri (aegritudinum) II 195, 21, aşk zaafları (amorum) 186, 16; 204, 19; 217, 30; *224, 5, zihin kusuru (animi) 7, 27; 64, 17; 153, 15; 186, 20; 196, 8; II 20, 25; (255, 15), tamahkârlık illeti (avaritiae) II 166, 13, körlük illeti (caecitatis) II 230, 11, 16; 231, 15, felaket illeti (calamitatis) II 19, 12, beden kusuru (corporis) II 30; 18, 29; 83, 3; (II 255, 15), ihtiras zaafı (cupiditatis) 153, 22; II 131, 10, nifak illeti (dissensionis) II 62, 2, keder illeti (doloris) 212, 18, yanılgıların kararsız kusurları (vaga errorum) II 110, 19, balgam illetleri (flegmatum) 231, 24, zaafiyet illeti (fragilitatis) II 282, 19, hilekârlık illeti (fraudis) 226, 6, insan kusuru (hominum) 88, 3, böbürlenme zaafı (iactantiae) 37, 18, talihsizlik illetleri (infortuniorum) II 202, 28; 250, 23, murdarlık kusuru (inpuritatis) II 144, 26; 151, 12; 273, 27; 292, 10; 320, 1, delilik illeti (insaniae) 179, 12; II 254, 9, mecalsizlik kusuru (languorum) II 204, 17, böğür illetleri (laterum) 203, 7, şehvet illeti yahut illetleri (libidinis, libidinum) II 23, 8; 144, 15, 22; 160, 1; 171, 5; 243, 12, yerin kusuru (loci) 110, 29, akıl illeti (mentis) 145, 6; II 158, 8; 170, 7, fahişelerin rezilliği (meretricum) II 272, 23, hayasızlık illeti (petulantiae) II 299, 15, utanç kusuru (pudoris) II 155, 5, doymuşluk illeti (satietatis) II 26, 12, perde inmesi kusuru (suffusionis) II 156, 14; 231, 2, dilsizlik veya suskunluk illeti (taciturnitatis) II 1, 23, kepazelik illeti (turpitudinis) II 159, 17, sıhhat illetleri (valitudinis, valitudinum) 99, 15; 119, 6; 138, 3; 184, 10; 203, 26; 225, 7; II 7, 23; 15, 16; 21, 9; 112, 20; 163, 23; 186, 3, 12; 261, 25, mide veya karın illeti (ventris) 170, 5, hıltlardan neşet eden (ab vel ex humoribus) 233, 22; 253, 24; II 255, 21, hususunda (circa) 250, 15; 254, 27; 255, 21, gizli (absconsum) II 17, 24; 34, 15, acı veren (acerba) 153, 15; II 186, 12, süreğen (adsidua) 203, 26, başkasına ait (aliena) II 299, 17, daha şiddetli (fortiora) 147, 17; 175, 26, büyük (grande) II 7, 23, ağır (gravia) 160, 15, sayısız (infinita) 231, 24; 236, 16, murdar (inpura) II 275, 18, 24; 317, 24; 353, 2, bariz (insigne) II 118, 9, saklı (latens) 202, 15; 217, 19; II 12, 4; 35, 6, büyük illetler (magna) 178, 22, en büyük kusur (maximum) 10, 9; II 29, 16; 156, 17; 204, 17, fena kusur (malum) 125, 6, sefilce (misera) *224, 5, kadınlara has (muliebria) II 17, 15, yıkıcı (perniciosa) 18, 29, daimi (perpetua) II 186, 22, sapkın (perversa) 152, 22, ölümcül (pestiferum) II 10, 4.

Dizin

praepostera, varia, sine v., v. acerbitas contagio continuatio dolor incursio inprobitas labes locus requies valitudo, accipio adfero adplicatus amputo ardeo celo ceino coinquino colligo concito confero conprimo consequor constringo contraho curo debilito decerno deformo excludo exerceo habeo incido indico infero infligo inpello inpingo inplico involvo laboro libero mitigo obligo obsessus obumbro opprimo perspicio possessus praecipito pulso purgo sustineo tempero. vito, aspectum, discrimina, gratiam, invidiam, locum, mortem vel periculum, nuptias, timore, vitupero. vitricus, v. concumbo iungo nubo. vitupero. vivax, v. ratio. vivesco. vivo, v. finis initium ordo prolixitas spatium subsidium substantia tempus via votum. vivus, v. exuro. vix. vocabilis. vocalis, v. signum. voco, quem vocant, qui vocatur. volans, v. avis. volo, scire, vellem pro velim, existimo, ut volunt. voluntarius, v. iactura. voluntas, deorum, omnium, alienae gratiae, nocendi, inproba, salutaris, v. muto. voluptas, promiscuae amorum, cupiditatum, deliciarum, amoenae, variae, desideriorum libidinosae, libidinum, vitiosae, luxuriarum, pudoris, alienae, luxuriosae et lascivae, populares, pravae, publicae, venerea, v. cura desiderium inlecebrae sollicitudo studium, deditus deputo expositus inplico occupatus praepositus sepositus. volvo agitatione. vomo sanguinem. votum, coitus, cupidinum, desideriorum, libidinis, promotionis, iubendi et imperandi, melius decernendi, vivendi, notabilia, v. concipio desero inpugno reddo restituo sumo. vox, maligna populi, clara, dulcis, dulcisonae, humana, modica, musica, rauca, seditiosa, tenuis, v. modulatio signum sonus tumultus, raucus, decerno orno. vulgus. vulnero. vulnus, corporum minora, adsidua ferri, malignum infamiae, maligna leprae, morsu, repentina oculorum, rei publicae, ex ferro, ex igni, acerbum, calculosum, fervescens, gravia, misera, v. dolor exitium exulceratio tumor, accipio curo decerno dedecoro imbuo infligo infringo sano. vultus, varii, diversique, tristis, v. dissimilitudo nota varietas, exaspero fingo. xifia, v. capio. zelotypus, zelus latens, nimius, v. stridor.

Ekler ve Düzeltmeler

Metne yeniden konulması gerektiğine kanaat getirdiğimiz okumaları, rakamların daha koyu dizilmesiyle belirttik, karşılaştırınız ayrıca önsöz.

conuitio Jahnii hdbet N, ordinibusque, notitia permodica, orationum Stangl, conentur, recensere N. luxuriosis N, öyle ki hiçbir şey eklenmesine gerek kalmaz. Saturnus obtundet, böylece cümle sonu ritmi (clausula) meydana gelir, karşılaştırınız MPV, Iovi bona coniunctus societate Nemethy, Egyetemes Philologiai Közlöny 1898, s. 1 ve devamı, muhakkak ki cümle sonu ritmi herhangi bir şeyin araya sokulmasını yasaklar, talia Kroll yanlış zira öncesinde atque gelir, bakınız dizin, simili ratione doğru, bakınız dizin, desperatione dubitationis cümle sonu ritmi dolayısıyla öne sürülmektedir ayrıca N, cümle sonu ritmiyle onaylanmıştır, contradicendi, karşılaştırınız 119, 3 inscitia N, cümle sonu ritmi uğruna tahmin etmişti, rursus yerine cursus N, terrenorum halituum N, sanguinis (et N) cümle sonu ritmiyle desteklenmektedir.

perpetuat, cümle sonu ritmiyle onaylanır (nesne cuncta sözcüğüdür). Karşılaştırınız Cicero, Scipio'nun Rüyası 3, 4, Edw. Mueller, Poseidonios Üzerine, Manilius'un kaynağı, Leipzig.

patimur et yerine petimus ea Nemethy (yanlış, zira patimur demek paschomen [Yunanca] yani ıstırap çekiyoruz demektir). ordo quaestionis, cümle sonu ritmi gerektirmektedir. inimicus yerine vicinus Stangl, hata eseri N metninde atlanmış (acaba doğru mu?). splendore Nemethy, improvisa vis. Vis ergo aliud N, vis inprovisa cümle sonu ritmi dolayısıyla. innocentium pericula, nocentium securitates Nemethy, bilakis ve nocentium ifadesinin bu mevkide doğru durmadığını cümle sonu ritmi öğretmektedir. ostenderetur MPQ, cümle sonu ritmiyle doğrulanmaktadır. exerere, cümle sonu ritmiyle doğrulanmaktadır. neque yerine nec N.

ingentium yerine surgentium, ingenito Boll, kendisi dahi dönüştürdü, gentibus, post peragratum orbem atque possessum, extremum etiam Oceani litus inventum N, ya bunu kabul edeceğim ya da inventum sonrasına est ekleyeceğim, Syllanis, dearum N, sunt gesta, dixisse doğru, paludibus nec si Minturnensibus N metninde bulunmaktadır, tristi sermone (kuşkusuz sermone sözcüğünü cümle sonu ritmi talep eder), exitum N. contra demunt ut lex Nemethy, bilakis cümle sonu ritmi fatorum sözcüğünden sonra noktalama yapılması gerektiğini öğretmektedir, buradan hareketle contradicit öncesinde bir boşluk varsayılmalı ve et non posse yerine ut non posse şeklinde N metninin sunduğu okumanın onaylanması gerektiği kanaatindeyim, revertamur, cümle sonu ritmi dolayısıyla. ille puer ille N, ille puerili (zira fragilitate sözcüğü için bir sıfat aranmaktadır), vitiosae torpore senectutis örneğin, coruscis. quacumque yerine quandoque N, longa, karşılaştırınız 19, 8 Constantini yerine Constantii Boll. inmoderationibus N, propriae yerine propiciae N ve devamı.

Nec... discussa yerine Haec... discutias N, divinationis N, Solis Leo N ve Nemethy, quam apte quam absconsum quam secretum quam secundum naturam ut ve benzeri N, doğru mu? faciunt beatos felices splendidos potentes divites. In ipsorum vero humilitatibus faciunt miseros ve benzeri N, karşılaştırınız önsöz, suis esse collocatas N, suis constitui Nemethy, singulis, constituti omnes Boll, N metninin kenarında şu okunmaktadır, burada düğüm eksiktir, geri kalanını mücellit kesip atmıştır. Açıkça görülmektedir ki deficit ve örneğin inveni sözcükleriyle tamamlanmalıdır. Bundan ötürü bizzat yazıcı, N nüshasının sunduğu eklerin, kendisi tarafından derlenen diğer el yazmalarından alındığını ikrar etmektedir. eius silindi (14. satırdan sızmıştır), N ile öğretilmektedir, prorogatam, loca singula Nemethy, singula horum, diametron N. illic imus caeli locus idest angulus terrae N, signo yerine loco N, discemus N, doğru mu? peregrinationis N metninde vardır, pertinet. invenimus, cümle sonu ritmi dolayısıyla, quaerimus N, cümle sonu ritmiyle doğrulanmaktadır. moderatione?, hospitis N (tahmin edildiği üzere), stellas N, buradan 8. satırı tamamlardım, erigunt, cum vero male fuerint collocati, sit. demus N, cümle sonu ritmini teşkil eder, in N metninde atlanmıştır. et 21 radiatione el yazmalarında doğru şekilde bulunmaktadır, bakınız dizin, [okunamadı].

curae habebo] curabo ^ {krş. ritmik kapanış (clausula)} ipse] iste N attingit ritmik kapanışla doğrulanır initium ante fecerimus (= - ^ - u) t araya eklenmesini yeğler semetipsos N videt Q ritmik kapanışla tavsiye edilir fallet N disciplinam perdidiceris Nemethy ritmik kapanış kuralı uyarınca reddedilmiştir exequere] exquire N dicamus {et N) haklı olarak ^, krş. Kallimakhos'un Zeus İlahisi üzerine, Mus. Bhen. 68 poteris et N krş. ^ aynı yerde conseras cl. 1, ts t exerce N exposuit ritmik kapanışla tavsiye edilir transit, nam in] transitum faciens N hem 94, 3 hem 95, 31'de büyük yangın (ekpyrosis) N (94, 3 metinde cyrosi biçimindedir fakat kenar notunda, başka nüshada ecpyrosi) varsayımsal x N'de bulunur devingen y., NW nüshalarında bulunur vitae] varia ^ plenam N'de bulunur primum] ipsum a {cl. II

singulae N {a'nın tahmin ettiği gibi} fuerint öne geçer N patrimoni x ritmik kapanışla doğrulanır eum N'de bulunur patrimonii augmenta a yerleştirilmiş olanlar x N'de bulunur Sittel'in durgun suları N'de bulunur ve daha ulu şahsiyetlerin N Venüs'ün N'de bulunur biri N'de bulunur ince hastalıklı olanlar (phthisici) N 106, 11 106, 25 116, 16

se'', ritmik kapanış bağlanan kısımdan ötürü bozulmasın diye, sözgelimi ex'in önüne aktarılır ^, ya da sonraki bir konuma, Nb'de bulunur (Na'da dahi) separabit et] separatim yahut -te Stangl ve separatis t kendisi iyi konumlanmışsa, iyi a N'de bulunur bilakis N'de bulunur Sittel'in pek çoğu N'de bulunur maximis] eylemlerle (actionibus) N fiillerle J taşan bir talihin bezemesi N ei Sittel'de N'de bulunur gösterir x N'de bulunur bu şer . . . yatıştırılır, şayet ondan bu şekildeyse N kötü niyetlilerin ^ ter dökecektir N evi (locus) N'de bulunur terbiyeli] uysal N mirasın artışları a ve devamında, ahmakça bir böbürlenmenin hırsıyla tersyüz olmuşlar ve saire?_ sövecekler ritmik kapanışın desteğiyle yerleşmiş olanlar N'de bulunur aşındırsınlar a, ritmik kapanış bunu reddeder ex x N'de bulunur diğer daha uzunları] diğer insanlardan daha cömert olanlar N' diğerleri] karalar a bilhassa N değişirler ve ^ yöneticileri N'de bulunur Sittel'in en büyüğü N'de bulunur bedenin zarafetiyle x a N'de bulunur boyun eğmesi için a N'de bulunur hararetiyle a N'de bulunur, kavrulmuşların N, Jüpiter * + * ♦ ışınımıyla t

ZEYİLLER VE DÜZELTMELER

eğriliklerde ağrılar ve hararetler N, vero N'de bulunur, Satürn Sittel'de N'de bulunur, in jt N'de bulunur, takip eder x N'de bulunur, cum — scilicet N'nin metninde atlanmıştır, Mars'ın kendisiyle birlikte birinci el tarafından kenar notuna eklenmiştir, derece derece (partiliter) x N'de bulunur, efendileri, tribünleri, korkunçları ^ yerleşmiş a N'de bulunur, yaşamın ve ölümün ^ (yaşamın ve ölümün N) yapıcılar] yükselticiler Nemethy cl. 129, 25 yanlışlıkla aşklar] onurlar N W, doğru mu? öyle kimseler ki onlara . . . ve onların tümüne N [NW talihsizliklerin cinsinden başka bir köşe noktasında ve Mars başka bir köşe noktasında olursa N, öyle görünüyor ki V'nin kenar notunda sunduğu varsayım metne sızmıştır, aşkların ayartıcılığı N'nin metninde bulunur, şerlerin ikinci el tarafından kenar notunda herhangi bir . . . köşe noktasında N, nasıl istenirse N (her ne surette [istenirse] t) çocukları esirger.

Eğer çocukların evi N, buradan şu şekilde düzeltilmelidir, çocukları esirger. <(Eğer çocukların)> evi ^ esirgeyecektir v N'de bulunur, ışın yaklaşsın N {daha önce yanlış biçimde Güneş'te bulunan}, tüm dünyada hüküm sürdürecektir (t VI. 2'yi ekler) N'de bulunur, derece derece x NW'de bulunur

in] yahut N, buradan veya içinde ^ sürer N bunları Sittel N'de bulunur hırsızlıklar Nemethy'nin N'de bulunur yıkım yerine] altüst eder N kamuya N ziyan v N'de bulunur tanrıların yapıcıları yahut yontucuları Nemethy derece derece v N'de bulunur o evde N zarar verir N, bununla ritmik kapanış sağlanır kıyaslansın N doğum haritasının (genitura) herhangi bir köşe noktasını a N'de bulunur kamusal ^ krş.

II 64, 1 kamburlar N bedenlerin N dizginlenmek yahut yatıştırılmak N her bakımdan a N'de bulunur ışıkla v.6 N'de bulunur bu kusurlardan N babadan gelen itibar gereğince N donanmışları Sittel NW'de bulunur sıklıkla v N'de bulunur Venüs'e . . . yerleşmiş olan N yükselende (horoscopus) V N'de bulunur ve o şeyler ki v N'de bulunur afları] şehvetleri Nemethy imparatorlara N, ritmik kapanışla doğrulanmıştır nakışçılar v N'de bulunur Venüs [okunamadı] yerleştiğinde Satürn N tatlılara N, çirkinlere Nemethy sevimli gençleri N (cinsel konularda metinde atlanmış, kenar notuna birinci el tarafından eklenmiştir) Ay da olursa N Fakat onunla birlikte Merkür de bulunursa N sıklıkla dahi Nemethy'ninkinden ötürü N gösterişlileri Nemethy

ZEYİLLER VE DÜZELTMELER

a 6 N'de bulunur asla istemesinler] muktedir olamasınlar N ve dahi atlanmıştır

N meşhur kılacaktır N'de bulunur soyluluk onuruyla parıldayanlar N, buradan yazılması gereken, soyluluk onuruyla parıldayanlar ^ makbul N kendilerine a N'de bulunur doğmuş olanların, açıkta bırakılmış N, bozulmuş sözcükler ve derhal kılarlar ifadesi atlanarak, ki bunların nati fuerint'ten türediği görülmektedir (kılacaklar ve derhal yok olmasını sağlayacaklar Nemethy) ve niteliğini v N'de bulunur ve haysiyetsizleri 6 ritmik kapanış sebebiyle murdar ve iffetsiz N doğru mu? ve a N'de bulunur öyle ki N yahut Winterfeld'e göre aktarılır N, hakikate diğerlerinden daha yakın büyük N aşılansınlar ve N, ritmik kapanışın desteğiyle kadınlar tarafından N, doğru mu? akıllıları ve N metinde, fakat kenar notunda, başka nüshada telli çalgıların pek haklı olarak, aynı kenar notunda belirsiz harfler takip eder & Inst gerisi kesilmiştir {krş. önsöz) meslek edinirler Sittel'de N'de bulunur kadın a N'de bulunur olacaktır a N'de bulunur pullu [burçlarda], zikrettiğimiz üzere yerleştiğinde böylesi bir kadın meydana getirir. Şayet bu burçlarda hakikaten, zikrettiğimiz gibi ve saire N

tahrik edilmişler N {ritmik kapanış gereği concit. yahut suscit. tahmininde bulunmuştu g ve eril biçim beklemişti %6) onurların x N'de bulunur yapar a^ bilhassa arzulayanlar dahi Nemethy liyakatler {bu şekilde N dahi} ritmik kapanışla doğrulanır, binaenaleyh yazılmalıdır ki sadık {a ile birlikte} dostluğun liyakatlerini birleştirsinler ve belki de onları meçhul bir yere eklemelidir ^ Venüs'e v N'de bulunur bedensel y.a N'de bulunur kılar N nail olacaklar v N'de bulunur ter bezlerini] zinakâr Nemethy, onların kirlenmesini sağlar ve Boll talihsizlikle (yazmalarda talihle)] çirkinlikle W (sahtelikle N) aşkların N yerleşmiş olanlar a N'de bulunur diğerini a N'de bulunur Mars'a kendini a N'de bulunur yahut v.a N'de bulunur aletlerin Sittel'de N'de bulunur dilbilimcileri V N'de bulunur bizzat fiillerde N kendi] yerleşmiş ve N, öz kendi haklı olarak Nemethy yani gökyüzünün ortasında (MC) Boll ilahilere v N'de bulunur çocukların bereketi N, doğru mu? sarmaş dolaş olanlar ve N, doğru mu? takip etsinler N malik olur ve N, ritmik kapanışın onayıyla Merkür yerleştiğinde kâhinler N {W hakkında krş. önsöz)

ZEYİLLER VE DÜZELTMELER

Eklemeler ve Düzeltmeler

N elyazması, 179,12 yerinde *stultos* [ahmaklar] okumaktadır. 179, 20 yerinde *heredes* [varisler] N'de bulunmaktadır. *cogitatione* yerine N'de *ratione* [akıl ile]. 179, 27 yerinde (*cogitatione gemitiatione*...) 180, 20 yerinde harflerin, önceki sesin tesirli doğumu. 181, 6 yerinde N, Sittl'in önerdiği üzere *publicari* [halka açılmak] dersine sahiptir. 181, 12 yerinde N'de *constitutus aut conductorem* [tayin edilmiş yahut müstecir]. 181, 18 yerinde *actus* yerine N'de *effectus* [sonuçlar]. N diğerini içerir, *suas* kelimesini atlar. N'de *Sol cum* [Güneş ile] şeklindedir. N'de *manifeste* [açıkça]. N'de Satürn'ün evinde Güneş ile bu şekilde bulunursa. N, Sittl'in okuduğu gibi *malos* [kötüler] kelimesini verir. *simulacrorum* [tasvirlerin] kelimesini x içerir, lakin *et sacrorum* [ve kutsalların] ihmal edilmiştir. N'de *volent* [isteyeceklerdir]. N'de *maleficos, sed qui* [kötülük edenler, lâkin onlar ki]. N'de *nepereuntes et*; clausula ritmi, önceki ablatifin *-one* ile bitmesi sebebiyle Firmicus'un *pereuntes* [yok olanlar] yazdığını gösterir. *stultiores* yerine N'de *sculptores* [heykeltıraşlar]. N'de *nobilitates* [soyluluklar]. N'de *caligarios* [çizmeciler]. Cümle sonu ritmiyle de uyumlu olarak N'de *decreverant* [hükmetmişlerdi]. N'de *nudari* [soyulmak], karşılaştırınız clausula. ve Boll *et audaces* yerine *edaces* [oburlar] teklif eder, yahut metinde *aut edaces*. N'de *et . . . plectuntur et* [ve cezalandırılırlar]. *deferantur* [götürülsünler]. N metin içinde *fiant* [olsunlar] kelimesini taşır, kenar notunda *aliter patiant*; Nemethy ise *accidant* teklif eder. v nüshasında *exactionibus* [tahsilatlarla] vardır, kenar notunda *aliter exactoribus*. Cümle sonu ölçüsüne daha uygun olarak N'de *perseveranti . . . animadversione et* [sebatkâr bir tecziye ile]. 182, 15 ve 183, 2 yerinde N, arzuladıkları şeylerden hiçbirini elde edemesinler diye onları böyle kılacaktır, der. *finiunt* yerine x'te *fiunt* [olurlar], *in* ihmal edilmiştir.

N'de *arte* yerine *praesertim* [bilhassa], buradan hareketle *sed tunc praesertim*; Sittl *causa* dersini kabul eder, N'de *consueverint* [alışmışlardır]; N şüphesiz sahih olan tamamlama olarak yükselenden (*ab horoscopo*) ibaresini muhafaza eder. N'de *Mars et* kelimesinden sonra, diğer yazmalarda bulunan ifade yer almış, ardından kazınmış ve bu ibareler kısmen kazıntı boşluğuna ve sonraki satıra, zira başlık boş bırakılarak atlanmıştır, kısmen de kenara pek çok kısaltmayla yazılmıştır; bunlar hiç şüphesiz Firmicus'un en muteber kaynaktan devralınmış özgün sözleridir, talihsizliklerin en büyüklerini ve felaketin en şiddetli yıkımlarını takdir ederler.

Zira Mars ve Merkür'ü bu minvalde konumlanmış olanlar, sahtecilik suçuna maruz kalırlar, yahut kötü bir vicdan ortaklığıyla her türlü cürme bulaşırlar, veya daima ağır borç faizleri altında ezilerek, haysiyet kaybıyla amme mahkemelerine sürüklenirler, öyle ki habis bir tamah hırsıyla itimadın mukaddes bağlarını kirleterek, kendilerine emanet edilen malları inkâra kalkışırlar ve bu hıyanetten yahut evvelki cürümlerden ötürü aleyhlerine amme hükmünün tehlikesi baş gösterir. N ve x benzer şekilde iyi yahut terbiye edilmiş ahlakla donanmış dersini verir.

Eklemeler ve Düzeltmeler

a nüshasında *consueverint*; N'de *et felicitatis* [ve saadetin] kısmı yoktur. N ve W'de *colorum* yerine *lanarum* [yünlerin]. N'de daima zaman (*tempus semper*). N'de *maxima* [en büyük]. N'de *negotiis* [işlerle]; binaenaleyh daima meşakkatli işlerle (*laboriosis semper negotiis*) şeklinde yazılmalıdır. N'de *apopletici* [inme inmiş olanlar]. N'de *consequentur* [takip edeceklerdir]. x nüshasında *vaticinantes* [kehanette bulunanlar]. N'de *consueverint*. Sittl ve N'de *et* [ve] bulunmaktadır. *meretrices aut publicas* [yahut umumi fahişeler]. N'de pek çoğuna katlanacak yahut yapacaktır, karşılaştırınız önsöz. *iustitiis* yerine *studiis* [gayretlerle], 143, 7 ve 218, 2 paralelinde.

Cilt II, 297, 2 yerinde N'de *decedant* [ayrılsınlar], cümle sonuna daha uygundur. V nüshasında *faciet* [yapacaktır]. N'de *temperamenta* [mizaçlar]. t nüshasında, kısmen N ile birlikte, *claris et perspicuos* [şanlı ve aşikâr]. *aemorroicae* [basur illetine müptela olanlar].

v nüshasında gayet kudretli bir dinin rahipleri (*potentissimae religionis sacerdotes*). a nüshasında *omnibus* [hepsine]. v ve N nüshalarında gökyüzünün ortası (MC) manasında *imo*. N'de *augmenta* [artışlar]. *respexerit* kelimesinden sonra N, v nüshasında da eklenmiş olarak okunan ve Firmicus'un üslubuna bütünüyle aykırı olan kısımları sunar, N metni hatalarla doludur, bu uydurma eklemenin N kodeksinin aslına bilgili fakat pek dikkatli yazmayan bir tahrifçi tarafından dercedilmiş olması muhtemeldir. N haklı olarak *posita ac Saturnus* okur. 190, 12 yerinde her ikisi gökyüzünün ortası (MC) kısmında.

N'de *sed et si* [lakin şayet dahi]. N'de gece doğum haritasında (*in nocturna genitura*) Ay. a ve H nüshalarında *procreari* [doğurulmak]. N'de daima meşakkatli fiillerle (*laboriosis semper actibus*). N'de şayet (*si vero*). N'de *vel a*. N'de *homines quos* [o adamlar ki]; doğrusunun v'deki gibi *honores quos* [o şerefler ki] olduğu kanaatindeyim. N'de yükselende (*id est in horoscopo*) mevkisi. Yazmaların cümle sonu kabul görmektedir; Reitzenstein *Poimandres* eserinde *einhnus vix* yerine *et Chnubis* teklif eder. W'de *scii* yerine *antistites* [mabet reisleri]. v ve N'de *dominium* [hâkimiyet]. V ve N'de *societ*, buradan hareketle diğer yazmalardaki bozulmanın menşei anlaşılmaktadır; N'de ışığı büyüyen ve şu (*et sit crescens lumine et ista*). N'de bağlansın yahut Satürn'e doğru hareket etsin (*iungatur vel ad Saturnum feratur*). N, Sittl'in belirttiği gibi kusur ile muzdarip olanlar (*vitio laborantes*) dersini verir. N'de bedenin her bir cüzünü sakat yahut uzvu kesilmiş kılacaktır (*omni faciet parte corporis debiles aut parte corporis amputatos*); binaenaleyh Nemethy'nin bedenen sakat yahut bir uzvu kesilmiş kılacaktır (*faciet corpore debiles aut parte c. a.*) tahmini hakikate pek yaklaşmıştır. 202, 22 yerinde a ve Sittl ortaklıktan uzak olmak (*aliena esse a societate*) okur; N'de *aut* yerine *et*. N ve W'de yaralar (*vulnera*) yerine çıbanlar (*ulcera*). 203, 1 yerinde N'de dağlamalardan sonra *possint* [muktedir olsunlar] gelir. 204, 15 yerinde ebeveynlere (*parentibus*) yerine muktedirlere (*potentibus*). b nüshasında *concitantur* [tahrik edilirler]. N'de bakar ve ışıklarla dolu olursa (*respexerit et sit plena luminibus*).

Eklemeler ve Düzeltmeler

a'nın düzeltmesi N'de tamah hatası (*cupiditatis errore*) şeklinde yer alır, şöyle ki, tamahlara kapılmış yahut tamah hatasıyla şüpheye düşmüş kimseler fakirliğin darlığında bir hayat sürerler. N metinde *illapidat articulis obligatus* [eklemlerinden bağlanmış olarak taşa çevirir], kenar notunda ise *illabitur* [akar], x ile karşılaştırınız. v nüshasında *pulsetur* [vurulsun]. *rationibus* yerine t'de *incursionibus* [baskınlarla], 113, 2 paralelinde. Nemethy hayatın dayanakları (*vitae praesidia*) teklif eder. v nüshasında *aetati* [yaşa]. N'de hünerler (*artibus*) yerine fiiller (*actibus*). birleşsin (*se iungat*) yerine sürüklensin (*feratur*). b, N ve W'de tarafların (*partium*). N'de Ay Merkür'e yönelirse ve Merkür'ün (*Luna ad Mercurium feratur et Mercurii*). x ve N'de *sit* [olsun]. N'de *conscios* [ortaklar]. 213, 2 ihmal edilmiştir.

Nemethy şehirlerin önde gelen on adamı (*civitatum decem primos*) tamamlama teklifinde bulunur. Nemethy dediğimiz şeyler tamamlanır (*diximus complentur*) der. N'de *bonos iudices* [iyi hâkimler]. N'de saadetin artışları (*felicitatis incrementa*). N'de zevklere dair (*venereis*). a nüshasında kışkırtacaklardır (*sollicitabunt*). N'de yahut mecbur edilirler ve olurlar (*aut . . . coguntur . . . fiunt*). N'de *depugnare* [sonuna kadar savaşmak]. N'de sonsuza ve nihayetsizliğe doğru (*in infinitum et inmensum*). Lakin şayet gece doğum haritasında ışığı eksilmiş olursa (*Si vero minuta lumine fuerit in nocturna genitura*). N'de açlıklar (*fames*) yerine dillere düşmüş kadınlar (*famosas*). x nüshasında *omni* [her]. *patet* yerine Nemethy muktedirler (*potentes*) teklif eder. İkinci *aut* yerine v. Winterfeld *ac* teklif eder. N'de mültezimler (*publicanos*). N'de sanatlarla (*artibus*). Gündüz doğum haritasında Ay Güneş'ten Satürn'e yönelirse, N pederle ihtilaf takdir eder ve saire.

219, 24 yerinde Nemethy ömrün ilerlemiş çağında (*provectae tempore aetatis*) okur; N metinde *provectu*, kenar notunda *aliter profectu*. N'de iyilikler (*bonitates*). N'de ve sıhhatler (*valitudinesque*). N'de zira yahut (*aut enim*). Gündüz doğum haritasında Ay Venüs'ten ayrılıp ışığı eksilmiş halde Satürn'e yönelirse. N'de kısa ömürlüler (*oligochronii*). mahrum bırakılmak (*exspoliari*) yerine kovulmak (*expelli*). Cümle sonu ritmi icabı makamlardan (*potestatibus*). N'de aşkın sarılışlarına dolansınlar (*amorum amplexibus implicentur*). N'de arzuladıkları şeyleri kolayca elde etsinler (*desideraverint, facile consequantur*). Sittl ve N'de diğer suların (*alii aquarum*). saçlılar (*comatos*) yerine N'de kirlenmişler (*coinquinatos*); binaenaleyh baskı altında kalanlar (*oppressos*) kelimesinden sonra noktalama yapılmalıdır, bu sayede kâfi derecede makbul bir clausula teşekkül eder. koyar ve emreder yerine N'de emreder ve koyar (*indicit . . . inponit*). N'de muhafaza ve (*tuitione et*). üstatlar (*magistros*) yerine x'te hizmetkârlar (*ministros*); Nemethy cellatların vazifeleri (*tortorum officia*) teklif eder. meşgul olanlar, lakin şayet bu kavuşum Mars'ın evinde vaki olursa amme işlerine nezaret etmeyi sağlarlar ve her türlü icraatta reisliği elde ederler, yahut amme işlerinin başına geçirilirler.

230, 22 yerinde N'de ve onlar arasınlar ki (*et qui . . . quaerant*). 231, 9 yerinde efsunlayanlar (*praecantantes*), clausula ile teyit edilmektedir. 232, 8 yerinde N'de ve sıhhatlere (*valitudinibusque*). 232, 16 yerinde N'de kusurlar ve sıhhatler (*vitia valitudinesque*).

Eklemeler ve Düzeltmeler

245, 17 yerinde N'de *in* hazfedilmiştir. N'de lakin onlar ki daima haram ilişkilerle. N'de hakir kılar, keza babaya da. N'de aynı şeyleri Satürn'e. 245, 27 ve 247, 4 yerinde N'de zira Jüpiter eğer hayırlı ise yıkımları. N'de talep etmek (*expetere*). 247, 21 yerinde N'de feleğe (*orbi*). Nemethy mevkilerin kudretine göre yahut feleğin tabiatına göre (*secundum locorum potestatem aut secundum sphaerae naturam*) teklif eder. 248, 10 yerinde N'de büyük talihsizlikler (*magnas infelicitates*). 249, 2 yerinde N'de hakikatin tarifi neticelerden çıkarılacaktır. 249, 15 ve 249, 28 yerinde N'de ölümü, bu minvalde seferleri yahut dini, amelleri bu suretle. 251, 7 yerinde N'de burcu ve cevheri (*signum substantiamque*), karşılaştırınız clausula. 251, 15, 251, 22 ve 251, 23 yerinde N'de *ostenditur* [gösterilir], ritim teyit etmektedir, binaenaleyh evvelce keyfiyet ve cevher (*qualitas . . . substantia*) yazılmalıdır. 252, 30 yerinde Sittl ve N'de bakınız acaba (*vide an*). a nüshasında doğru olarak çıplak (*nuda*), fihriste bakınız.

V. çıplak ve bırakıyorum cümle sonu ritmi (clausula) nedeniyle, 253, 16 N el yazması Sittelius'un tümüne sahiptir, belki de doğru böleceksin, krş.

185, 21 ve diğerleri. 256, 16 tartış ve bulacaksın N, ya tartışacaksın ya da özenli bir akıl yürütmeyle tartışmalısın, krş. 258, 8; 257, 11 konulmuş olan bulunabilir N bulunabilsin, 258, 26 Başak burcu (signum Virginis) N 259 doğum haritası (genitura) Sittelius'unkinde vardır N 262, 1 mevkilerle <(nadir gülenler ve öfkelerini uzun süre saklayanlar)> 262, 6 iyileri N 262, 12 ki onlar <yiyecekleri> N 263, 27

şerefsizleri (krş. 191, 7, burada V el yazmasında şerefsizlere biçimindedir), kederin <(acılarıyla)> Nemethy, x nüshasından daha kötü (J, krş. 160, 24.

ona V, N'de vardır, azalan v, N'de vardır, karaciğer civarında rahatsızlıklar husule getirecektir N kötücül ışınımla olmuşlarsa x nüshasında vardır N, bundan sonra ya vuruşla vurulmuş olanlar % nüshasında vardır N, yerleşmiş Sittelius'ta vardır N, Mars'a v, N'de vardır, özel a, N'de vardır, dişler tarzı atlanmış N, daima şehvet düşkünü N, soylulaştırır Nemethy NW (krş. ve cümle sonu ritmi), aşağı atılmış olanlarla v, N'de vardır, yahut V, N'de vardır, zinanın -ao N'de vardır, bakan 260, 1 yönetici atlanmış.

ff. 85 ile 86 arasında 2 yaprak kesilmiş olan N'de, morartır yerine lekeleyebilir a, verenleri cümle sonu ritmi korur (krş. Ziegler basımı De errore profanarum religionum, s.

XXX notu), A'nın tamamlamasının doğru durmadığını cümle sonu ritmi gösterir, muhtelif şeyler denenebilir, başka bir yere konulmalı mıdır, örneğin eğer <olsa> hepsi a, burç ve yer kötücül yıldızı yumuşatır a, yeri değiştirilmeli midir, örneğin yerlerden önce, büyük yerine ağır, ve yerine ve dahi, krş. dizin, Sittelius'un düzeltisinin pek doğru olmadığını düşünüyorum, bunlara X a, N'de vardır, aşağı atılmış olanlarla v, N'de vardır, ve yerine bu N. EKLER VE DÜZELTMELER (ADDENDA ET CORRIGENDA).

264, 6 serbestlikle boyunduruk altına alınsınlar N, insanların ahlakı şekillenir, ...e doğru v, N'de vardır (krş. 264, 17 <ve ilahi> sırlar N, fakat ilahi olanın atlanmış, nitelikle x, NW'de vardır, XII yerine 11, IX ve VI yerine 5 N, yoksa Terazi otuz bir dereceye sahip olurdu 272, 21 <(13'ten 20'ye kadar dişil, 21'den 30'a kadar eril)> N, görülürler el yazmalarında cümle sonu ritmiyle doğrulanır 276, 27 bütün risalelerin Nemethy

çok mu? aktarılan okuma belki de doğrudur, keskin sözcüğü nutuk kelimesinin nitelemesidir, bu yüzden virgülü sil, kabul edeceksin T doğru, bağlı olsunlar yerine tanzim etsinler, d.

I 173, 2 tahmini, belirsiz, sürekli olanları yaz, birleşecekler D doğru, krş.

nöbet tutacaklar x doğru, değişken çağı yerine çeşitliliği, ortaklaşmanın t kendilerine, yükseltsinler [yükselsinler] yaz, <içinde> silinmeli, krş. dizin, kralların yerine bölgelerin, krş.

II karışımı, evliliğin yerine mirasın, değişken yerine açgözlü mü? düşünceyle doğru, seçkin kimselerin t, akılla değiştirilir, yükselir ve yazılmalıdır

115, 8 birleşmiş soğuklarla mı? t, 123, 11 <içinde> silinmeli, krş. dizin, 127, 19 başkalarına yerine yabancılara, 132, 19 doğum haritasının (geniturae) tözü, 136, 22 hemen bir kez denmiş ve şüpheli, 145, 5 doğruya yerine bölgeye mi? 158, 3 şekilsizleşmeyle f, 158, 14 sözün sert azarlamasıyla, krş. I 23, 27, 162, 1 satın alınmış (krş. a), 163, 11 artışlar yerine besinler (al, au gibi telaffuz edildiğinden) 167, 18 derhal olduğu gibi, krş. 1142, 1; 212, 1 (rahmin önünde .Q 178, 6 ahlak yerine pisliklerle, doğurgan olanlarla, büyük yerine ağır mı? en büyük, zehirden 6 (krş. cümle sonu ritmi), evlenenler yerine cinsel ilişkiye girenler, krş. dizin içinde, cümle sonu ritmi sebebiyle silinmiştir, -den sonra, krş. dizin, XII yerine XI düzeltilmelidir, zira böylece hükme uygun düşen kare veya karşıt, yani düşmanca ışınım meydana gelir. 276, 1 yükseleni (horoscopum), en alt saati 278, 29 sanatlarla x doğru, sanatlarla yanlış, 280, 1 nutukla, krş. II 69, 19 284, 28 hayırseverden sonraki virgül silinmeli 300, 19 bir x şüpheli, krş. dizin, 306, 2 halka dair olanların t, krş.

II 299, 5; 312, 6 bekçi a doğru, krş. dizin 318, 19 sadık olanlar mı? 331, 30 dostluklara doğru, krş. dizin 332, 20 sesin tatlı nağmeleriyle (krş. J) 352, 21 yozlaşmayla 356, 20 muktedir olanlara yerine iktidarlara, DİZİNE EKLER (ADDENDA AD INDICEM).

Dizine ekler. n 373 Jüpiter, ekle, kadının II 137 26, erkeğin II 138 1 386 keskin, ekle, bkz. nutuk 394 başrahip, ekle, sanatın 196 25 396 sanat, ekle, bkz. başrahip 401 ilahi, ekle, kutsal 23 19 415 araya ekle, kız kardeşlerin yahut hısımların yozlaşması II 352 21 424 günler, ekle, muhtelif 54 7 425 yöneltirim, ekle, boşluk boyunca 231 17; 232 3, 12, 25; 233 6, 16 426 araya ekle, koşuştururum 35 16; 198 18, fezalarda II 26 20; 432 gezinen, sil, fikir 436 çehre, ekle, bkz. boyarım, sil, kurşuni renk 443 horoz, ekle, kamusal II 161 16 450 yitim, ekle, hayânın 221 24; II 111 13 454 leheylerim, ekle, çehreyi 253 6 463 haset, ekle, kamusal nutkun II 52 22 466 kayma, ekle, dönen baş dönmesinin göğünün eğimi 9 23 469 şehvet, ekle, ayrım gözetmeyenin 205 6; 215 23; II 159 6 469 kurşuni renk, silinmeli 475 yalanlar, ekle, vaadin 10 17

Aldus Baskısı ile Bu Baskının Bölümlerinin Karşılaştırılması

Aldus Baskısı / Bu Baskı Kitap I, Önsöz = Kitap I, Giriş Kitap I, Bölüm I = Kitap I, Bölüm I Kitap I, Bölüm I = Kitap I, Bölüm III, 1-3 Kitap I, Bölüm II = Kitap I, Bölüm III, 4-8 Kitap I, Bölüm IV = Kitap I, Bölüm IV Kitap I, Bölüm III = Kitap I, Bölüm V-IX Kitap I, Bölüm IV = Kitap I, Bölüm X Kitap II, Önsöz = Kitap II, Önsöz Kitap II, Bölüm I-IX = Kitap II, Bölüm I-IX Kitap II, Bölüm X, XI sahtedir Kitap II, Bölüm XII-XV = Kitap II, Bölüm X-XIII Kitap II, Bölüm XVI = Kitap II, Bölüm XIV, 1-2 Kitap II, Bölüm XVII = Kitap II, Bölüm XIV, 3-4 Kitap II, Bölüm XVIII-XXXIII = Kitap II, Bölüm XV-XXX

Aldus Baskısı ile Bu Baskının Bölümlerinin Karşılaştırılması 557

Aldus Baskısı / Bu Baskı Kitap III, Önsöz = Kitap III, Giriş Kitap III, Bölüm [okunamadı] = Kitap III, Bölüm X sahtedir Kitap IV, Önsöz = Kitap IV, Giriş Kitap IV, Bölüm I = Kitap IV, Bölüm III-VIII Kitap IV, Bölüm [okunamadı] = Kitap IV, Bölüm XVIII, XIII Kitap IV, Bölüm [okunamadı] = Kitap IV, Bölüm XXI-XXII Kitap IV, Bölüm [okunamadı] = Kitap IV, Bölüm XXIII, 14-XXIV Kitap V, Önsöz = Kitap V, Giriş Kitap V, Bölüm II, 2'den III, 1'e kadar olan kısımlar sahtedir Kitap VI, Önsöz = Kitap VI, Önsöz Kitap VI, Bölüm IV-VIII = Kitap VI, Bölüm IV-VIII Kitap VI, Bölüm XVII = Kitap VI, Bölüm XVII Kitap VI, Bölüm XVIII-XXIII = Kitap VI, Bölüm XVIII-XXIII Kitap VI, Bölüm XXVI başı = Kitap VI, Bölüm XXIII, 1-4 (121, 14) sahtedirler

558. Aldus Baskısı ile Bu Baskının Bölümlerinin Karşılaştırılması

Aldus Baskısı / Bu Baskı Kitap VI, Bölüm XXIII, 4'ten XXX, 1'e kadar olanlar Aldus baskısında yoktur Kitap VI, Bölüm XXXI = Kitap VI, Bölüm XXX, 2-XXXI Kitap VI, Bölüm XXXII = Kitap VI, Bölüm XXXII Kitap VI, Bölüm XXXIII = Kitap VI, Bölüm XXXIII, 1 Kitap VI, Bölüm XXXIV = Kitap VI, Bölüm XXXIII, 2-9 Kitap VI, Bölüm XXXV-XXXIX = Kitap VI, Bölüm XXXIV-XXXVIII Kitap VI, Bölüm XL = Kitap VI, Bölüm XXXIX-XL Kitap VII, Önsöz = Kitap VII, Bölüm I Kitap VII, Bölüm [okunamadı]

I, VI = VII, II, VII VII, VII = VII, XXV 1-2, 17 VII, VIII = VII, VIII

VII, IX = VII, X VII, X = VII, IX VII, XI = VII, XII 1-3 VII, XII = VII, XI 4 VII, XIII = VII, XI 5-6; VII, XVII = VII, XIII 4, XII 1,

XVI 1 VII, XVIII = VII, XIV 2, 4

VII, XXVI = VII, XXIV VII, XXVII = VII, XXIII 10-29, XXVI 12 Kitap VIII Önsöz = Kitap VIII Bölüm I VIII Bölüm

I-II = VIII, II, III VIII, III = VIII, IV 1-14 VIII, IV = VIII, IV 15-16 VIII, V, XXXIII = VIII, V, XXXIII; VII, XIV = VII, XII 2, XIII 3,

XVI 2 VII, XV = VII, XV VII, XVI = VII, XXV 3, 16, 18, 23

VII, XIX = VII, XVI 2-5 (245, 5) VII, XX = VII, XIV 1 VII, XXI = VII, XXVI 1 VII, XXII = VII, XXVI 2, 4 VII, XXIII = VII, XXVI 5 VII, XXIV = VII, XXVI 6 VII, XXV = VII, XXVI 7, 11

[okunamadı] nitekim bütün fani tabiatımız gevşektir [okunamadı] günah yoluyla fakat adet üzere [okunamadı] [okunamadı] erguvani yahut [okunamadı] Montpellier H 180 muhtelif el yazıları,

I. varak 21 arkası son kısım (= I s. 39, 5 ve devamı) II. varak 62 arkası satır 10, 14 (= I s. 142, 22 ve devamı) III. varak 99 arkası satır 2 ve devamı (= I s. 217, 22 ve devamı) IV. varak 122 arkası son kısım (yazmanın sonu = I s. 265, 10, 13).

Talih, Alcibiades'i kaç kez komutan yaptı, kaç kez sürgüne gönderdi?

Bu metin neden önemli

Mathesis'in bu ikinci cildi, Firmicus Maternus'un birinci ciltte kurduğu kaderci çerçeveyi somut tekniğe dönüştürür. Beşinci Kitap'tan başlayarak gezegenlerin evlerdeki ve burçlardaki etkileri sistematik biçimde ele alınır, Sekizinci Kitap'a kadar bu teknikler doğum haritası örnekleriyle sınanır; kişinin mesleğini ve talihini belirleyen gezegen konumları ayrıntılandırılır. Kroll ve Skutsch'un 1913 tarihli Teubner baskısı, editörün el yazması tanıtımını ve metin tenkidi aygıtını (apparatus criticus) da içerir; çeviri bu tenkit notlarına ait iki parçayı (gerçek bir boşluk değil, aygıtın kendisi olduğu için) olduğu gibi bırakır.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Bu eser Astroloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Matheseos Libri VIII (Mathesis) — Latince tenkitli baskıdan, İkinci Cilt: Kitap V-VIII
Neşir
Iulius Firmicus Maternus, Matheseos Libri VIII, ed. W. Kroll ve F. Skutsch, Cilt II (Leipzig: Teubner, 1913), Latince
Konum
İkinci cildin tamamı: Kitap V (astrolojik teknikler), VI, VII, VIII (doğum haritası örnekleri, meslek ve kader belirleyicileri), editörün el yazması tanıtımı ve metin tenkidi aygıtıyla birlikte
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Archive.org
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Firmicus Maternus, Mathesis İkinci Cilt: Beşinci-Sekizinci Kitaplar. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/firmicus-maternus-mathesis-ikinci-cilt-bes-sekiz-kitap
>