Giordano Bruno'nun 1584 tarihli Spaccio de la Bestia Trionfante (Muzaffer Canavarın Kovuluşu) adlı eserinden, Bilgelik'i temsil eden Sofia ile Saulino arasında geçen bu diyalog, evrenin işleyişine dair Bruno'nun temel kozmolojik öğretisini serimler. Değişim, çeşitlilik ve zıtlıkların çatışması olmadan ne uyumun ne de düzenin var olabileceğini savunan bu pasaj, Nicolaus Cusanus'un "zıtların çakışması" ilkesini evrenin dokusuna nakşeder. Aşağıdaki metin, eserin özgün İtalyanca metninden, Dialogo Primo'dan (Birinci Diyalog) alınmıştır.
Sofia — Doğru söylüyorsun, Saulino. Söylenene şunu eklerim: Giove bazen, sanki Giove olmaktan bıkmış gibi, kimi zaman çiftçi, kimi zaman avcı, kimi zaman asker kılığına bürünüp tatile çıkar; şimdi tanrılarla, şimdi insanlarla, şimdi hayvanlarla birliktedir. Köyde yaşayanlar bayramlarını ve eğlencelerini şehirlerde yapar; şehirde yaşayanlarsa dinlenmelerini, tatillerini köylerde geçirir. Oturmuş ya da uzanmış olana yürümek iyi ve hoş gelir; ayaklarıyla çokça dolaşmış olansa oturmakta ferahlık bulur. Çok fazla dam altında kalmış olan kıra çıkmaktan zevk alır; kırdan bıkan ise dört duvarı özler. Ne kadar hoş olursa olsun aynı yemeği sürekli yemek, sonunda mide bulandırır: öyle ki bir uçtan ötekine geçiş, aracıları vasıtasıyla bir zıttan ötekine hareket, insanı doyurur; ve nihayetinde görürüz ki bir zıt ötekiyle öyle bir alışkanlık kurar ki, biri ötekiyle, benzerin benzerle uyuştuğundan daha iyi uyuşur.
Saulino — Bana da öyle görünüyor; çünkü adalet ancak hatanın bulunduğu yerde iş görür, uyum ancak zıtlığın bulunduğu yerde gerçekleşir; küresel olan küresel olanın üzerinde durmaz, çünkü ikisi yalnızca bir noktada değer, oysa içbükey olan dışbükey olanda huzur bulur; ahlaki planda da kibirli kibirliyle, yoksul yoksulla, açgözlü açgözlüyle bir arada olmaktan hoşlanmaz — biri alçakgönüllüde, öteki zenginde, bir başkası görkemli olanda mutluluk bulur. Fiziksel, matematiksel ve ahlaki açıdan ele alınırsa görülür ki, zıtların çakışması ilkesine ulaşmış olan filozof az bir şey bulmuş değildir; onu nerede arayacağını bilen büyücü de beceriksiz bir uygulayıcı sayılmaz. Söylediğiniz her şey öyleyse tamamıyla doğru. Ama merak ediyorum, ey Sofia, bunu hangi amaçla, hangi maksatla söylüyorsunuz.
Sofia — Bundan çıkarmak istediğim şudur: gördüğümüz her şeyin başlangıcı, ortası ve sonu, doğuşu, artışı ve yetkinliği zıtlardan, zıtlar aracılığıyla, zıtların içinde, zıtlara doğru vücut bulur; ve zıtlığın bulunduğu yerde eylem ve tepki vardır, hareket vardır, çeşitlilik vardır, çokluk vardır, düzen vardır, dereceler vardır, ardışıklık vardır. Bu yüzden, iyi düşünen hiç kimse, an içinde sahip olduğu şeyle ne küçülür ne yücelir — başkalarının hallerine ve talihlerine kıyasla kendisininki iyi ya da kötü, daha kötü ya da daha iyi görünse bile. Ben de böyleyim: benim ilahi nesnem olan hakikat, uzun zamandır kaçak, gizli, ezilmiş ve boğulmuş halde bulunuyor olsa da, kaderin buyruğuyla, tam da bu durumu kendi dönüşümümün, ortaya çıkışımın, yükselişimin ve büyüklüğümün başlangıcı saydım — çünkü karşı çıkışlar ne kadar büyük olduysa, o denli büyük olacaktır bu yükseliş.
Saulino — İşte böyle olur: yerden daha güçlü bir sıçrayışla kalkmak isteyen kişinin önce iyice eğilmesi gerekir; bir hendeği daha etkili biçimde aşmaya çalışan kişi de bazen sekiz on adım geri çekilerek hız alır.
Sofia — O hâlde, şimdiye dek kendimi en kötü durumda bulmuş olmam ölçüsünde, kaderin lütfuyla gelecekte daha iyi bir sonuç umuyorum.
Adalet ancak hatanın bulunduğu yerde iş görür, uyum ancak zıtlığın bulunduğu yerde gerçekleşir; içbükey olan dışbükey olanda huzur bulur.
Bu sayfa şimdilik bir önizlemedir. Eserin tam çevirisi yayımlandığında haberdar olmak isterseniz, bültene katılabilirsiniz ↓
Özgün metin (İtalyanca)
Dici bene. A quel che è detto, aggiungo, che Giove qualche volta, come gli venisse tedio di esser Giove, prende certe vacanze ora di agricoltore, ora di cacciatore, ora di soldato; adesso è con li dei, adesso con gli uomini, adesso con le bestie. Coloro che sono ne le ville, prendono la lor festa e spasso ne le cittadi; quei, che sono ne le cittadi, fanno le loro relassazioni, ferie e vacanze ne le ville. A chi è stato assiso o colcato, piace e giova il camminare; e chi ha discorso con li piedi, trova refrigerio nel sedere. Ha piacer ne la campagna chi troppo ha dimorato in tetto; brama la stanza chi è satollo nel campo. Il frequentar un cibo, quantunque piacevole, è cagione di nausea al fine: tanto che la mutazione da un estremo a l'altro per li suoi participj, il moto da un contrario a l'altro per li suoi mezzi viene a soddisfare; e in fine veggiamo tanta famigliarità di un contrario a l'altro, che uno più conviene con l'altro, che il simile con il simile.
Così mi par vedere, per che la giustizia non ha l'atto, se non dove è l'errore, la concordia non s'effettua, se non dove è la contrarietade, lo sferico non posa nello sferico, perché si toccano in punto, ma il concavo si quieta nel convesso; e moralmente il superbo non può convenire col superbo, il povero col povero, l'avaro con l'avaro; ma si compiace l'uno ne l'umile, l'altro nel ricco, questo col splendido. Però, se fisica-matematica-e moralmente si considera, vedesi, che non ha trovato poco quel filosofo, che è dovenuto a la ragione de la coincidenza de' contrarj, e non è imbecille pratico quel mago, che la sa cercare, dove ella consiste. Tutto dunque, che avete profferito, è verissimo. Ma vorrei sapere, o Sofia, a che proposito, a che fine voi lo dite.
Quello che da ciò voglio inferire, è, che il principio, il mezzo ed il fine, il nascimento, l'aumento e la perfezione di quanto veggiamo, è da contrarj, per contrarj, ne' contrarj, a contrarj; e dove è la contrarietà è l'azione e reazione, è il moto, è la diversità, è la moltitudine, è l'ordine, son li gradi, è la successione. Per ciò nessuno, che ben considera, giammai per l'essere ed aver presente si dismetterà o s'inalzarà d'animo, quantunque in comparazion d'altri abiti e fortune gli paia buono o rio, peggiore o megliore. Tal io con il mio divino oggetto, che è la verità, tanto tempo, come fuggitiva, occulta, depressa e sommersa, ho giudicato quel termine per ordinanza del fato come principio del mio ritorno, apparizione, esaltazione, e magnificenza tanto più grande, quanto maggiori son state le contradizioni.
Così avviene, che, chi vuol più gagliardamente saltando alzarsi da terra, gli fia mestiero, che prima ben si recurve; e chi studia di superar più efficacemente trapassando un fosso, accatta tal volta l'empito, sé ritirando otto o diece passi a dietro.
Tanto più dunque spero nel futuro miglior successo, per grazia del fato, quanto sin al presente mi son trovata al peggio.
Bu metin neden önemli
Muzaffer Canavarın Kovuluşu (Spaccio de la Bestia Trionfante, 1584), Bruno'nun Londra'da yazdığı ahlak felsefesi diyaloglarından biridir. Eser, tanrıların bir meclis toplayarak gökyüzünü yeniden düzenlemesi alegorisi üzerinden erdemin ve hakikatin, geleneksel ilahi figürlerin yozlaşmışlığına karşı üstünlüğünü savunur. Bu pasajdaki zıtların uyumu öğretisi, Bruno'nun sonsuz evren ve sayısız dünya tasavvurunun felsefi zeminini oluşturur; Sofia'nın burada kendi kaderine dair söylediği son sözler ise (karşı çıkışların büyüklüğünün, hakikatin nihai yükselişinin de o denli büyük olacağının işareti sayılması) Bruno'nun kendi zulüm görmüş konumuna dair bir öz-yorumu gibi de okunabilir. Bruno bu ve benzeri görüşleri yüzünden 1600'de Roma Engizisyonu tarafından Campo de' Fiori'de yakılmıştır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
Bu eser Kozmoloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →
- Kaynak eser
- Spaccio de la bestia trionfante (özgün İtalyanca metin), Dialogo Primo
- Neşir
- Biblioteca Rara, Vol. XXVI, Milano: G. Daelli e Comp., 1863 (yeniden basım; özgün eser: Giordano Bruno, Spaccio de la bestia trionfante, Londra 1584)
- Konum
- Dialogo Primo (Birinci Diyalog), Sofia ve Saulino'nun söyleşisi (s. 26-28)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Archive.org
Uysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Zıtların Uyumu: Muzaffer Canavarın Kovuluşu. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/bruno-muzaffer-canavarin-kovulusu-zitlarin-uyumu