Simyanın en gizemli metinlerinden biri olan Yükselen Şafak, kutsal bilgeliğin neden herkesin gözü önüne serilmediğini anlatır. Aşağıdaki pasaj, sırların bir sandıkta saklanması gerektiğini ve Tanrı sözünün daima benzetmeler yoluyla ilerlediğini hatırlatır.
Zıt olan şeyler bir araya geldiğinde, eserinizi daha çok bozarsınız. Sırların sırrının ve hazinelerin hazinesinin yolun ortasına konmadığını binlerce kez okumadınız mı? Çünkü eğer bu denli açıkça ortaya konsaydı, kutsal adından yoksun kalırdı.
Bu güç üzerine, Aziz Gregorius şöyle der, altını herkesin önünde açıkça yolda taşıyan kişi soyulmak ister. Zira bir sır, o vakit bir sandığın içine kapatılmalıdır. Ve şöyle sorar, bütün Kutsal Sayfanın benzetmeler yoluyla ilerlediği bilinmez mi?
Nitekim Tanrı'nın Oğlu da aynı yolu izledi ve dedi ki, gerçek asma benim, Babam ise bağcıdır. Şimdi sözlerin sesine kulak verin, biz de içteki anlamı açığa çıkaralım. Tanrı'nın Oğlu asla harfi harfine bir asma değildir, bir asma da tam anlamıyla Tanrı'nın Oğlu değildir, çünkü aralarında büyük fark vardır.
Onun göksel bağcısı da tam anlamıyla bir bağcı değildir, biz bunu sözlerin örtük anlamı içinde, resmedildiği biçimiyle kavrarız. Nasıl ki başka bir yerde de bir benzeşim kurulur, tıpkı öyle.
Sırların sırrı ve hazinelerin hazinesi, yolun ortasına konmaz.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Bu satırlar, Tanrı bilgeliği olan Sapientia'nın kendine bir ev kurduğu Süleyman'ın Meselleri ve İncil imgeleriyle örülmüştür. Simyacı için gizlilik bir kaprisi değil, kutsalın korunması gereğidir, tıpkı hakikatin benzetmelerle örtülü kalması gibi.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Aurora Consurgens (Zürich, Zentralbibliothek, Ms. Rh. 172)
- Neşir
- Zentralbibliothek Zürich, Ms. Rh. 172 (yak. 1420)
- Konum
- Sayfa 23
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
