Kendini Tümüyle Tanrı'ya Bırakmak
Vaazlarını tutan Johannes Tauler; Kutsal Ruh'un ilahi ışığı altında, erdemler ve semboller arasında betimlenmiş Barok frontispis gravürü (Gheestelycke sermoonen, 1685).
Mistik Teoloji

Kendini Tümüyle Tanrı'ya Bırakmak

Johannes Tauler· 1826 (14. yüzyıl vaazlarının çevirisi)· Özgün: İngilizce· Source Library
Mistik TeolojiTürkçe çeviriAçık erişim

On dördüncü yüzyıl Ren mistisizminin en derin sesi olan Dominikan vaiz Johannes Tauler, ruhun Tanrı ile aracısız birleşmesini anlatır. Aşağıdaki pasajda, insanın kendi iradesinden tümüyle sıyrılıp kendini ilahi olana teslim edişini, açık denizin ortasında ne yüzebilen ne de kıyıya varabilen bir kişinin çaresizliğiyle resmeder. Almanca mistik gelenekte "Gelassenheit" yani teslimiyet olarak bilinen bu hâl, Tauler'e göre bütün kutsanmışlığın kapısıdır.

Türkçe çeviri · Çeviren Şira Nur Uysal

Bir kimseye, kendini nasıl bırakması gerektiği bir vahiyde gösterilmişti: Sanki derin denizin ortasında, pelerininin üzerinde oturuyormuş gibi davranmalıydı; bir mil çevresinde ne yakında ne uzakta hiç kara yoktu. Ne yapabilirdi ki? Ne haykırabilir, ne yüzebilir, ne de sığ suda yürüyebilirdi; kendini Tanrı'ya bırakmaktan başka çaresi yoktu.

İşte tıpkı bu şekilde, gerçekten "teslim olmuş" bir insan olmak isteyen kişi, kendini daima Tanrı'ya bırakmalıdır. Şimdi diyorum ki, hiçbir şey arzulamamalısın; sevgili Tanrı'nın bütün aracıları ortadan kaldırmasından ve seni hiçbir aracı olmaksızın tümüyle Kendisiyle birleştirmesinden başka hiçbir şeyi dilememelisin. Bununla birlikte bütün günahlar dökülüp gider ve bütün iyilik ile bütün kutsanmışlık içeri girer.

Ne haykırabilir, ne yüzebilir, ne de sığ suda yürüyebilirdi; kendini Tanrı'ya bırakmaktan başka çaresi yoktu.
Özgün metin (İngilizce)
A person was once shown in a revelation how they should leave themselves: they should act as if they were sitting on their cloak in the middle of the deep sea, and for a mile around there was no land, neither near nor far. What could he do? He could neither call out, nor swim, nor wade; he had to leave himself to God. In this same way, a person should always leave themselves to God if they truly wish to be a "released" person. Now I say, one should not desire; you should desire nothing else except that the dear God take away all means and unite you entirely with Himself without any means. With this, all sins fall away, and all good and all blessedness enter in.

Bu metin neden önemli

Johannes Tauler (yaklaşık 1300-1361), Meister Eckhart'ın izinden giden ve vaazlarında ruhta Tanrı'nın doğuşunu vurgulayan ünlü bir Dominikan mistiğidir. Martin Luther onu Havarilerden bu yana eşi görülmemiş bir öğretmen olarak övmüştür. Bu pasaj, insanın Tanrı'ya giden yolda sırasıyla duyulardan, doğal güçten, akıldan ve arzudan sıyrılması gerektiğini anlatan bir vaazın dördüncü basamağına yakındır. Buradaki merkezi kavram olan Gelassenheit (teslimiyet), kişinin kendi iradesini bırakıp Tanrı'nın iradesine bir kap oluşuna işaret eder.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Künye
Kaynak eser
Johann Taulers Predigten, Band 2 (Sermons of Johannes Tauler, Volume 2)
Neşir
1826 baskısı (14. yüzyıl Almanca vaazlarının derlemesi)
Konum
Cilt 2, sayfa 13
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin). Kullanım & lisans →
← Kütüphaneye dön