Yirmi Dört Filozof Kitabının (Liber XXIV Philosophorum) en ünlü hükmü şudur: Tanrı, merkezi her yerde, çevresi hiçbir yerde olan sonsuz bir küredir. Geç Antik Çağdan miras kalan bu tanımı Orta Çağ Hristiyan düşüncesine kazandıran ad, Chartres Okuluna bağlı skolastik ilahiyatçı ve şair Lilleli Alandır. Teolojiyi belitsel bir bilim olarak kurmayı amaçlayan Regulae theologicae adlı eserinde Alan, bu formülü bir kural olarak çözümler ve cismani küre ile akılla kavranan ilahi küre arasındaki farkı serimler. Aşağıdaki pasaj, sonsuzluğun geometriye değil akla ait bir imge olduğunu gösterir.
Tanrı, merkezi her yerde, çevresi hiçbir yerde olan akılla kavranır bir küredir. Başlangıçtan ve sondan yoksun oldukları için, Tanrı bir küre diye anılır; zira başlangıçsız ve sonsuz olmak küresel biçimin kendine özgü niteliğidir. Ne var ki bu cismani bir küre değil, akılla kavranan bir küredir. Tanrı bir küredir dediğimizde imgelemin ardına düşmemeliyiz; sanki Onu cisimlerin benzeri bir küre olarak tasavvur edermişçesine değil, aklımızı kılavuz edinerek, sonsuz olduğu için Ona küre denildiğini anlamalıyız.
Cisimlerin küresi ile akılla kavranan küre arasında ne büyük bir fark vardır. Cismani kürede merkez, küçüklüğü yüzünden neredeyse hiçbir yerde algılanamaz, çevre ise pek çok yerde bulunur. Oysa akılla kavranan kürede merkez her yerde, çevre hiçbir yerdedir. Yaratılmış olana merkez denir; çünkü nasıl zaman sonsuzluk karşısında bir an sayılırsa, yaratılmış olan da Tanrının uçsuz bucaksızlığı karşısında bir nokta yahut bir merkezdir. Tanrının uçsuz bucaksızlığına ise çevre denir; çünkü her şeyi düzene koyarak bir bakıma her şeyin çevresinde döner ve her şeyi kendi enginliği içinde kuşatır.
Tanrı, merkezi her yerde, çevresi hiçbir yerde olan akılla kavranır bir küredir.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Merkezi her yerde, çevresi hiçbir yerde olan küre imgesi, kökeni Yirmi Dört Filozof Kitabına dayanan ve Batı düşüncesinin en kalıcı ilahi tanımlarından biri haline gelen bir formüldür. Lilleli Alan bu hükmü on ikinci yüzyılda bir teoloji kuralına dönüştürmüş, ondan sonra Bonaventura, Meister Eckhart, Cusalı Nicolaus, Rabelais ve Pascal gibi adlar aynı imgeyi tekrar tekrar dile getirmiştir. Pasajın değeri, sonsuzluğu bir mekan büyüklüğü değil, aklın kavradığı bir hakikat olarak sunmasında yatar: geometrinin en kusursuz biçimi olan küre, artık cisimlerin değil, başlangıçsız ve sonsuz olanın simgesidir. Alanın buradaki okuyuşu hermetik bir kozmoloji değil, cismani küre ile akılla kavranan ilahi küreyi kesin biçimde ayıran Hristiyan skolastik bir çözümlemedir; imgeyi bir mekan tasavvurundan sıyırıp aklın kavradığı sonsuzluğun işareti kılar.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Alanus de Insulis, De maximis theologiae (Regulae theologicae), yakl. 1160-1170; kullanılan basım [yakl. 1492], Latince, s. 12.
- Neşir
- Source Library dijital nüshası, book_id 69c89d966c6f3cc53c85d88d, çeviri (translation) katmanı, sayfa 12.
- Konum
- Sayfa 12, "God is an intelligible sphere" ile başlayan bölüm (Regula VII şerhi).
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
