Tanrı Eri: Şarapsız Sarhoş Olan
Şeyh San'an ve Hıristiyan Kız, Fars minyatürü, yaklaşık 1250. Attâr'ın anlattığı, aşkın dinin sınırlarını aşmasını konu alan ünlü tasavvuf kıssasından bir sahne.
Mistik Teoloji

Tanrı Eri: Şarapsız Sarhoş Olan

Celâleddin Rûmî; çeviren ve derleyen Reynold A. Nicholson· 1898· Özgün: İngilizce· Source Library
Mistik TeolojiTürkçe çeviriAçık erişim

Fahreddin Irâkî'nin Lemaât'ı, Şems-i Tebrîzî Dîvânı'nın büyük gazellerinden birinde en saf ifadesini bulan aynı Fars tasavvuf geleneğinin kalbinden doğar. Reynold Nicholson'ın 1898 tarihli klasik çevirisinden aldığımız bu ünlü kaside, ilâhî aşkla dolan ve böylece kendi varlığının sınırlarını aşan "Tanrı eri"ni tasvir eder. İnkâr ile dinin, hata ile sevabın ötesine geçen bu portre, vahdet-i vücûd düşüncesinin şiire dökülmüş en çarpıcı örneklerinden biridir.

Türkçe çeviri · Çeviren Şira Nur Uysal

Tanrı eri şarapsız sarhoştur, Tanrı eri etsiz de tokdur. Tanrı eri şaşkın ve hayran gezer, Tanrı erinin ne yiyeceği vardır ne uykusu. Tanrı eri derviş hırkası altında bir hükümdardır, Tanrı eri bir viranede gizli bir hazinedir.

Tanrı eri havadan ve topraktan değildir, Tanrı eri ateşten ve sudan değildir. Tanrı eri sınırsız bir denizdir, Tanrı eri bulutsuz inciler yağdırır. Tanrı erinin yüzlerce ayı ve göğü vardır, Tanrı erinin yüzlerce güneşi vardır.

Tanrı eri hikmetini Hak'tan almıştır, Tanrı eri kitaptan öğrenmiş değildir. Tanrı eri küfrün ve dinin ötesindedir, Tanrı erine göre doğru ile yanlış birdir. Tanrı eri yokluktan atına binip uzaklaşmıştır, Tanrı eri görkemli bir alayla gelmiştir.

Tanrı eri gizlidir, o Şemseddîn'dir; Sen o Tanrı erini ara ve bul.

Tanrı eri küfrün ve dinin ötesindedir, ona göre doğru ile yanlış birdir.
Özgün metin (İngilizce)
The man of God is drunken without wine, The man of God is full without meat. The man of God is distraught and bewildered, The man of God has no food or sleep. The man of God is a king 'neath darvish-cloak, The man of God is a treasure in a ruin. The man of God is not of air and earth, The man of God is not of fire and water. The man of God is a boundless sea, The man of God rains pearls without a cloud. The man of God hath hundred moons and skies, The man of God hath hundred suns. The man of God is made wise by the Truth, The man of God is not learned from book. The man of God is beyond infidelity and religion. To the man of God, right and wrong are alike. The man of God has ridden away from Not-being. The man of God is gloriously attended. The man of God is concealed, Shamsi Din; The man of God, do thou seek and find!

Bu metin neden önemli

Bu kaside, Nicholson'ın Şems-i Tebrîzî Dîvânı'ndan yaptığı seçkinin sekizinci gazelidir ve derlemenin en tanınmış parçasıdır. "Tanrı eri" (merd-i Hudâ), tasavvufun kâmil insanını, benliğini ilâhî hakikatte yitirmiş ârifi simgeler. Rûmî ile aynı yüzyılda yaşayan Fahreddin Irâkî'nin Lemaât'ı da tıpkı bu şiir gibi, Muhyiddin İbn Arabî'nin metafiziğini lirik bir aşk dilinde damıtır. Kasidenin son beytindeki "Şemseddîn" hem Şems-i Tebrîzî'ye hem de "dinin güneşi" anlamına gelen bir imâya işaret eder.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Künye
Kaynak eser
Selected Poems from the Dīvāni Shamsi Tabrīz (Şems-i Tebrîzî Dîvânı'ndan Seçme Şiirler), Kaside VIII, s. 30-31
Neşir
Reynold A. Nicholson tarafından derlenip çevrilmiştir; Cambridge University Press, 1898
Konum
Kaside VIII, basılı sayfa 30-31 (İngilizce çeviri metni)
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin). Kullanım & lisans →
← Kütüphaneye dön