İblislik Üzerine: Pavia'lı Kadının Hikâyesi
"Cauchemar" (Kâbus), Louis Le Breton, 1863. Collin de Plancy'nin "Dictionnaire Infernal" adlı eserinden bir gravür; uyuyan bir kişinin göğsüne çökmüş küçük kanatlı bir iblisi tasvir eder ve kâbus (incubus) sözcüğünün kökenini görselleştirir.
Büyü ve Okült

İblislik Üzerine: Pavia'lı Kadının Hikâyesi

Ludovico Maria Sinistrari· 1879· Özgün: İngilizce· Source Library
Büyü ve OkültTürkçe çeviriAçık erişim

On yedinci yüzyıl Fransisken rahibi ve engizisyon danışmanı Ludovico Maria Sinistrari, "Demoniality" başlıklı incelemesinde incubus ve succubus denen varlıkları yalnızca kâbusun bir gölgesi olarak değil, akıl sahibi ve cismani varlıklar olarak ele alır. Aşağıdaki bölüm, yazarın kendi tanıklığına dayanarak birinci ağızdan aktardığı bir anlatıdır. Pavia'da yaşayan, ahlakı lekesiz Hieronyma adlı evli bir kadının bir gece yarısı işitilen incecik bir sesle nasıl karşılaştığını anlatır. Sinistrari, insan aklının kolayca inanamayacağı bu olayı naklederken doğruluğuna Tanrı'yı şahit tutar.

Türkçe çeviri · Çeviren Şira Nur Uysal

Bundan yaklaşık yirmi beş yıl önce, Pavia'daki Kutsal Haç Manastırı'nda Kutsal İlahiyat hocalığı yaptığım sıralarda, o şehirde ahlakı lekesiz, evli bir kadın yaşıyordu. Kendisini tanıyan herkes, özellikle de rahipler nezdinde büyük itibar görürdü. Adı Hieronyma idi ve Aziz Mikael cemaatinde otururdu. Bir gün bu kadın evinde ekmek hamuru yoğurdu ve pişirilmek üzere dışarı verdi. Fırıncı, hazır olduklarında somunlarını kendisine geri getirdi; yanında da o şehirde âdet olduğu üzere tereyağı ve Venedik hamur işiyle yapılmış, tuhaf biçimli iri bir çörek vardı. Kadın çöreği içeri almaya yanaşmadı, böyle bir şey yapmadığını söyledi.

Yine de ikna oldu ve çöreği kocası, üç yaşındaki kızı ve hizmetçisiyle birlikte yedi. Ertesi gece, kadın kocasının yanında yatarken ve ikisi de uykudayken, son derece cılız bir sesle uyandı; kulağına fısıldayan, tiz bir ıslığı andıran, ama sözcükleri gayet açık seçik bir sesti bu. Ses, çöreğin hoşuna gidip gitmediğini soruyordu. Korkudan tir tir titreyen kadın, kendisini Haç işaretiyle korumaya ve durmadan İsa ile Meryem'in adlarını anmaya başladı. Ses ona karşılık verdi; korkmamasını, kendisine zarar vermek istemediğini, aksine onu hoşnut edecek her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyledi. Güzelliğine tutulduğunu, onun kucaklaşmasının tadını çıkarmaktan başka bir şey arzulamadığını dile getirdi. O anda kadın, birinin yanaklarını öptüğünü hissetti; ama bu dokunuş öylesine hafif ve yumuşaktı ki, en ince taranmış pamukla okşanıyormuş gibiydi.

Güzelliğine tutulduğunu ve onun kucaklaşmasından başka bir şey arzulamadığını söyledi. O anda kadın yanaklarının öpüldüğünü hissetti; ama bu dokunuş öylesine hafif ve yumuşaktı ki, sanki en ince taranmış pamukla okşanıyordu.
Özgün metin (İngilizce)
About twenty-five years ago, when I was a lecturer on Sacred Theology in the Convent of the Holy Cross in Pavia, there lived in that city a married woman of unimpeachable morality. She was held in high regard by everyone who knew her, especially by the friars; her name was Hieronyma, and she lived in the parish of St. Michael. One day, this woman kneaded bread at home and gave it out to be baked. The baker brought her loaves back to her when they were finished, and with them a large cake of a peculiar shape, made of butter and Venetian pastry, as is common in that city. She refused to take it in, saying she had not made anything of the kind. The woman agreed and ate the cake with her husband, her three-year-old daughter, and her maidservant. The following night, while the woman was lying in bed with her husband and both were asleep, she was awakened by an extremely faint voice, like a very shrill whistling whispering in her ears, yet with distinct words. It asked the woman whether the cake had pleased her. Trembling with fear, the woman began to protect herself with the sign of the Cross and repeatedly call upon the names of Jesus and Mary. The voice replied, telling her not to fear, for he did not wish to harm her; on the contrary, he was ready to do whatever pleased her. He said he was captivated by her beauty and desired nothing more than to enjoy her embrace. Then the woman felt someone kissing her cheeks, but the touch was so light and soft, it was as if she were being touched by the finest carded cotton.

Bu metin neden önemli

Ludovico Maria Sinistrari (1622-1701), Ameno doğumlu bir Fransisken rahibi, ilahiyat hocası ve Roma Engizisyonu danışmanıydı. "Demoniality; Or, Incubi and Succubi" adlı incelemesi, uzun süre kayıp sayılan Latince el yazmasının on dokuzuncu yüzyılda Londra'da bulunmasının ardından 1879'da Isidore Liseux tarafından Latince aslı ve İngilizce çevirisiyle birlikte yayımlandı. Eser, incubus ve succubus varlıklarını skolastik bir titizlikle akıl sahibi cismani yaratıklar olarak tanımlamasıyla döneminin genel demonoloji anlayışından ayrılır. Buradaki Pavia anlatısı, Sinistrari'nin soyut tartışmasını canlı bir tanıklıkla desteklediği, kitabın en çok anılan bölümlerinden biridir.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Künye
Kaynak eser
Demoniality; Or, Incubi and Succubi
Neşir
Isidore Liseux baskısı, Paris/Londra, 1879 (Latince asıl ve İngilizce çeviri); Source Library dijital nüshası
Konum
Sayfa 37-38 (kitap sayfaları), tarama sayfaları 68-69; "28." numaralı paragraf
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin). Kullanım & lisans →
← Kütüphaneye dön