Lewis Spence'in 1920 tarihli "Bir Okültizm Ansiklopedisi" adlı yapıtı, okült geleneğin kavramlarını, adlarını ve uygulamalarını maddeler hâlinde derleyen kapsamlı bir başvuru eseridir. Aşağıdaki bölüm, "Simya" maddesinin ilk sayfalarından alınmıştır ve bu gizemli sanatın nasıl doğduğunu, hangi yollardan geçerek Avrupa'ya ulaştığını anlatır. Yazar, simyanın kaynağını Mısır geleneğine ve İskenderiye'nin Yunan bilgi birikimine bağlar; ardından Arapların katkısıyla İspanya'da nasıl bir çiçeklenme yaşadığını izler.
Simya biliminin ilk biçimini almış olduğu yer, büyük olasılıkla dördüncü yüzyıl Bizans'ıydı. İskenderiye'de Yunan kaynaklarından süzülerek gelen Mısır geleneğinin, bu yeni doğan bilimin üzerine kurulduğu temel olduğuna dair pek az kuşku vardır. Bu görüşü destekleyen bir kanıt da sanatın Hermes Trismegistos'a atfedilmesi ve bütünüyle onun yapıtlarında saklı olduğunun düşünülmesidir. Araplar, yedinci yüzyılda Mısır'ı fethettikten sonra İskenderiye okulunun araştırmalarını daha da ileri götürdüler. Onların çabalarıyla bu sanat önce Fas'a, ardından sekizinci yüzyılda İspanya'ya taşındı ve orada olağanüstü bir gelişme gösterdi. Nitekim dokuzuncu yüzyıldan on birinci yüzyıla dek İspanya, simya biliminin hazine sandığı hâline geldi. Sevilla, Kordoba ve Granada'nın kolejleri, bu bilimin bütün Avrupa'ya yayıldığı merkezler oldu.
İlk uygulamalı simyacının, 720 ile 750 yılları arasında yaşamış olan Arap Câbir olduğu söylenebilir. Onun 'Yetkinliğin Özeti' adlı yapıtından yola çıkarak simya biliminin daha o günlerde olgunlaşmış olduğunu ve esinini kendisinden çok daha eski, kesintisiz bir uzmanlar zincirinden aldığını varsaymakta haklı sayılabiliriz. Onu İbn Sînâ, Mesna ve Râzî izledi; Fransa'da Lilleli Alain, Villanovalı Arnold ve ozan Jean de Meung; İngiltere'de Roger Bacon; İspanya'da ise Raymond Lully geldi. Daha sonra Fransız simyasında en parlak adlar Nicolas Flamel ile Bernard Trevisan oldu. Bunun ardından ilginin merkezi Almanya'ya, bir ölçüde de İngiltere'ye kaydı.
Dokuzuncu yüzyıldan on birinci yüzyıla dek İspanya, simya biliminin hazine sandığı hâline geldi.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
İskoç folklorcu ve okült yazarı Lewis Spence, yirminci yüzyıl başının en geniş kapsamlı okült başvuru eserlerinden birini kaleme almıştır. "Bir Okültizm Ansiklopedisi", simya, büyü, spiritizma, kabala ve mitoloji gibi alanları alfabetik maddeler hâlinde bir araya getirir. Bu bölümde Spence, simyanın büyüsel bir uygulamadan çok, kadim bir bilgi geleneğinin taşıyıcısı olduğunu vurgular. Bilimin coğrafi yolculuğunu Mısır'dan İskenderiye'ye, oradan Arap dünyasına ve Endülüs İspanyası'na uzanan bir hat üzerinden izlemesi, dönemin okült tarih anlayışının tipik bir örneğidir.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- An Encyclopaedia of Occultism
- Neşir
- Lewis Spence, An Encyclopaedia of Occultism (1920)
- Konum
- "Alchemy" maddesi, s. 26 (Source Library sayfa numaralandırması)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
