Sebastian Franck, on altıncı yüzyılın en bağımsız ve en yalnız seslerinden biriydi. Ne Katolik kilisesine ne de Luther'in kurduğu yeni düzene sığdı; onun için hakikat, dış törenlerde, harflerde ya da kurumlarda değil, ruhun içinde konuşan görünmez Söz'de yatıyordu. Aşağıdaki pasaj, "Paradokslar" adlı başyapıtından, Yedinci Paradoks'tan alınmıştır: Tanrı, ancak yine Tanrı tarafından bilinebilir. İnsan, kendi keskin aklıyla, çok okumakla ya da yazının harfleriyle Tanrı'ya varamaz; onu tanımanın tek yolu, içimizdeki Kuzu'nun sessiz sesine teslim olmaktır.
Şu halde, Tanrı'nın kendisinden ve Tanrı'dan gelen kişiden başka hiç kimse Tanrı'yı bilemez; Tanrı ancak kendi öz gücüyle, yani Kutsal Ruh dediğimiz o güçle bilinir. Bu yüzden şu söz sonsuza dek geçerli kalır: Tanrı'yı Tanrı ile, Tanrı yoluyla ve Tanrı içinde aramayan kişi, sonsuza kadar arar da yine de hiçbir şey bulamaz.
Onu yalnızca yüksek ve keskin bir hüner ile, yazının harflerinden, çok okumaktan öğrenmek isteyen kişi, gerçekten de sevgisiz ve tanrısız bir Tanrı bilgisi edinir. Bu bilgi onu daha bilgili kılabilir ama daha iyi bir insan yapmaz; ne var ki ölümsüz yaşam olan, Tanrı'nın hayat veren o yüce sanatına asla erişemez. Çünkü Tanrı'nın ne olduğunu ve ne dilediğini Tanrı'dan ve Tanrı'dan gelenden başka hiç kimse bilmez.
Böylece Tanrı, kendini yine kendisi öğretmeli, övmeli, bilmeli, kendine yakarmalı, kendini işitmeli ve tanımalıdır; yoksa hepsi büsbütün yitip gider. İşte bu yüzden Kutsal Yazı'da her yerde defalarca yazılmıştır ki, Tanrı'nın sanatını yalnızca Tanrı'dan, onun gücüyle, her şeye kadir Söz'üyle ve içimizdeki Kuzu'nun sesiyle öğrenmeliyiz. Bu Kuzu, ta başlangıçtan beri, Habil'de kurban edildiği gibi, kendini bırakmış bütün yüreklere böyle öğretmiş ve vaaz etmiştir.
Ve bu, Rab'bin Günü ve onların Mesih'i olmuştur; onlar bu Mesih'i görmüş, işitmiş ve onun aracılığıyla Baba'nın huzurunda Tanrı'ya getirilmiştir. Kısacası: Tanrı, insanın kendisi olmadığı ve kendi başına yapamadığı her şeyi, insanın içinde bizzat kendisi olmalıdır.
Tanrı'yı Tanrı ile, Tanrı yoluyla ve Tanrı içinde aramayan kişi, sonsuza kadar arar da yine de hiçbir şey bulamaz.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Sebastian Franck (yaklaşık 1499-1543), Almanya'nın radikal Reform hareketinin en özgün düşünürlerindendi. Papazlıktan ayrılıp bağımsız bir yazar ve tarihçi olarak yaşadı; hem Roma'ya hem de Luther'in kurumsallaşan kilisesine karşı çıktığı için ömrünü sürgünden sürgüne geçirdi. "Spiritüalizm" denen akımın öncüsü sayılır: Bu görüşe göre kurtarıcı hakikat, görünür kiliselerde, ayinlerde ya da yazının ölü harfinde değil, her insanın ruhunda konuşan içsel ve görünmez Söz'dedir. 1534'te Ulm'da yayımladığı "Paradoxa" (İki Yüz Seksen Paradoks), Kutsal Kitap'tan derlediği, dünyanın aklına aykırı görünen ama ruhani bakımdan derin hakikatler içeren yargılardan oluşur. Buradaki Yedinci Paradoks, onun mistik teolojisinin çekirdeğini verir: Tanrı bilgisi, insanın bir kazanımı değil, Tanrı'nın insan içindeki kendi eylemidir.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Paradoxa CCLXXX. Das ist: zweyhundert und achtzig Wunder-Reden (Sebastian Franck)
- Neşir
- 1690 baskısı (ilk baskı 1534, Ulm); Almanca aslından İngilizce çeviri
- Konum
- Yedinci Paradoks, "Deum nemo novit, nisi Deus" (Tanrı'yı Tanrı'dan başka hiç kimse bilmez), s. 63 (metin numarası 15)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
