Kelâbâzî'nin "Sûfîlerin Öğretisi" (et-Taarruf) adlı eseri, sûfî itikadını sahtelerden ve dünyevî bozulmadan ayırmak için kaleme alınmış klasik bir doktrin elkitabıdır. Kaynak kütüphanesinde bu eserin İngilizce çevirisi mevcut olmadığından, aynı erken sûfî doktrin geleneğinin en yakın ve en özdeş birincil kaynağı olan el-Kuşeyrî'nin "er-Risâletü'l-Kuşeyriyye"sinden bir pasaj seçtik. İkisi de aynı gaye ile yazılmıştır: hakiki sûfî yolunu, çürümeye ve iddiacılara karşı korumak ve yazıya geçirmek. Aşağıdaki pasaj, tam da bu niyeti dile getiren giriş bölümüdür. Kuşeyrî burada yolun büyük şeyhlerinin göçüşünü, verânın silinişini ve şeriat hürmetinin kalplerden çekilişini yaslı bir dille anlatır, ardından risalesini neden derlediğini beyan eder.
Biliniz ki, Allah size rahmet eylesin, bu topluluğun hakikat ehli üstatlarının çoğu artık dünyadan göçüp gitmiştir. Zamanımızda bu topluluktan geriye yalnızca onların izleri kalmıştır. Nitekim şöyle denilmiştir: Çadırlar onların çadırları gibi durmaktadır lâkin görüyorum ki kabilenin kadınları onların kadınları değildir. Bu yolda bir eksilme baş göstermiştir hatta yol gerçekten kaybolmuştur. Kendileri vasıtasıyla hidayet bulunan şeyhler göçüp gitmiş, onların yolunu ve âdetlerini izleyen gençler ise azalmıştır.
Verâ, yani takva ve sakınma ortadan kalkmış, onun sergisi dürülmüş, buna karşılık tamah şiddetlenmiş ve prangaları güçlenmiştir. Şeriatın hürmeti kalplerden çekilip gitmiş, öyle ki insanlar dine karşı kayıtsızlığı en emin dayanak saymışlardır. İşte bu sebeple bu risaleyi sizin için derledim. İçinde bu yolun şeyhlerinin âdablarına, ahlâklarına, muamelelerine, kalplerinin itikadına ve manevi hallerine dair işaret ettikleri bazı hususları, ayrıca başlangıçtan sona kadar katettikleri mertebeleri zikrettim. Tâ ki bu risale, bu yolun müritleri için bir kuvvet ve onu mütalaa eden herkes için bir şahit olsun.
Çadırlar onların çadırları gibi durmaktadır lâkin kabilenin kadınları onların kadınları değildir.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Ebü'l-Kâsım el-Kuşeyrî (öl. 1072), Nişabur'da yaşamış, kelâm ile tasavvufu birleştiren büyük bir sûfî müellifidir. "er-Risâletü'l-Kuşeyriyye", çağdaşları arasında gördüğü manevi seviye düşüşüne bir cevap olarak, hakiki tasavvufun iç arınma ile Sünnete sıkı bağlılık arasındaki dengeye dayandığını göstermek üzere kaleme alınmıştır. Bu yönüyle eser, Kelâbâzî'nin et-Taarruf'u ile aynı doktrin ailesine mensuptur: her ikisi de sûfîlerin itikadını, hallerini ve makamlarını sistematik biçimde ortaya koyar ve yolu iddiacıların istismarından korumayı gaye edinir. Seçtiğimiz pasaj, risalenin girişinde yer alan ve müellifin yazma sebebini açıkladığı bölümdür. Burada dile getirilen kaygı, tasavvuf literatürünün ortak bir mazmunudur: altın çağın büyükleri göçmüş, geriye yalnızca onların adları ve suretleri kalmıştır. Bu sebeple metin, bir çürüme mersiyesi olduğu kadar, geleneği yazıyla muhafaza etme iradesinin de beyanıdır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Al-Risala al-Qushayriyya (Treatise on Sufism), Ebü'l-Kâsım el-Kuşeyrî; giriş bölümü (Sûfîlerin İtikadına dair fasıldan önce). Kaynak: Source Library (sourcelibrary.org), CC BY-SA 4.0.
- Neşir
- Source Library dijital nüshası; Arapça asıl metnin İngilizce çevirisi (translation alanı), sayfa 8. Yayın kaydı: 1287 (nüsha).
- Konum
- Kitap kimliği 69b63e7f2a1dde00d5a9e314, sayfa 8 (content=translation); Sûfîlerin itikadına dair fasıldan hemen önceki giriş.
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
