Allah'ın Hakkını Gözetmek: Vefa, Edep ve Mürüvvet
Kirâmen Kâtibîn: İnsanın sağında ve solunda duran, her iyi ve kötü amelini Hesap Günü için kaydeden iki melek. Kazvînî'nin Acâibü'l-Mahlûkât adlı eserinin 1717 tarihli bir nüshasından tezhipli minyatür. El-Muhâsibî'nin nefis muhasebesi ve Allah'ın hakkını gözetme öğretisinin görsel karşılığı.
Mistik Teoloji

Allah'ın Hakkını Gözetmek: Vefa, Edep ve Mürüvvet

Hâris el-Muhâsibî (aktaran Ebû Nasr es-Serrâc)· 857 (vefatı); metin es-Serrâc'ın Kitâbü'l-Lüma'ında, R. A. Nicholson neşri, 1914· Özgün: İngilizce· Source Library
Mistik TeolojiTürkçe çeviriAçık erişim

Erken dönem Bağdat tasavvufunun kurucu simalarından Hâris el-Muhâsibî, adını borçlu olduğu muhâsebe kavramını, yani nefsin sürekli hesaba çekilmesini, bütün bir manevi hayatın merkezine yerleştirmiştir. Onun başyapıtı er-Riâye li-hukûki'llâh, tam da bu başlığın söylediği gibi, kulun Allah'a karşı yükümlü olduğu hakları titizlikle gözetmesini konu edinir. Aşağıdaki pasaj, el-Muhâsibî'nin öğretisini ve sözlerini geniş biçimde aktaran en eski tasavvuf klasiklerinden biri olan Ebû Nasr es-Serrâc'ın Kitâbü'l-Lüma' adlı eserinden alınmıştır. Burada ibadetin arınmışlığının dört bilgiye dayandığı, Allah'ın hakkını gözetmenin ise vefa, edep ve mürüvvet olmak üzere üç kısımda tecelli ettiği anlatılır. Bu üçlü ayrım, el-Muhâsibî geleneğinin kalbindeki o ince iç murakabe anlayışını en veciz haliyle özetler.

Türkçe çeviri · Çeviren Şira Nur Uysal

Aklın bir işareti, hikmetin bir alameti ve ilmin bir şahitliği vardır. İbadetin arınmışlığına ancak dört tür bilginin arınmasıyla erişilir: Yüce Allah'ı bilmek, nefsi bilmek, ölümü bilmek ve ölümden sonra gelecek olanı, Allah'ın vaadini ve tehdidini bilmek. Yüce Allah'ı bilen kimse O'nun hakkı üzere durur; nefsini bilen kimse ona karşı koymaya ve onunla mücadeleye hazırlanır; ölümü bilen kimse onun gelişine hazırlanır; ve Yüce Allah'ın tehdidine şahit olan kimse O'nun yasakladıklarından sakınır ve emirlerine bağlanır.

Yüce Allah'ın hakkını gözetmek üç türlüdür: vefa, edep ve mürüvvet. Vefa, kalbin O'nun birliğinde halvete çekilmesi, O'nun ezeliyetinin nuruyla vahdetine şahitlik etmekte sebat etmesi ve O'nunla yaşamasıdır. Edep, sırları gelip geçici düşüncelerden korumak, insanın vakitlerini muhafaza etmek ve kendini haset ile düşmanlıklardan kesip ayırmaktır. Mürüvvet, sözde ve fiilde zikre devam etmek, dili korumak, bakışı korumak, yiyeceği ve giyeceği korumaktır. Bu, edep ile elde edilir; zira dünyada ve ahirette her hayrın kökü edeptir ve muvaffakiyet Allah'tandır.

Dünyada ve ahirette her hayrın kökü edeptir ve muvaffakiyet Allah'tandır.
Özgün metin (İngilizce)
He said: "The intellect has an indication, wisdom has a sign, and knowledge has a testimony. The purity of worship is not attained except through the purity of four types of knowledge: knowledge of God Almighty, knowledge of the self, knowledge of death, and knowledge of what comes after death, of the promise of God and His threat. Whoever knows God Almighty stands by His right; whoever knows the self prepares to oppose and struggle against it; whoever knows death prepares for its arrival; and whoever witnesses the threat of God Almighty refrains from His prohibitions and commits to His commands." Observing the right of God Almighty is of three kinds: fidelity, propriety, and chivalry. Fidelity is the heart's solitude in His oneness, steadfastness in witnessing His unity through the light of His pre-eternity, and living with Him. Propriety is the guarding of secrets from fleeting thoughts, the preservation of one's times, and severing oneself from envy and hostilities. Chivalry is steadfastness in remembrance through speech and action, guarding the tongue, guarding one's gaze, and guarding one's food and clothing. This is attained through propriety, for the root of all good in this world and the hereafter is propriety, and in God is the success.

Bu metin neden önemli

Hâris el-Muhâsibî (ö. 857), Bağdat'ta yaşamış, tasavvufun oluşum çağında nefis murakabesini ve iç muhasebeyi sistemli bir öğretiye dönüştüren ilk büyük simadır. Gazâlî başta olmak üzere sonraki nesiller üzerinde derin izler bırakmıştır. Aslî eseri er-Riâye li-hukûki'llâh, kulun Allah'a karşı taşıdığı hakları titizlikle yerine getirmesini işleyen bir vicdan ve iç arınma kılavuzudur. Bu pasajın alındığı Kitâbü'l-Lüma', Ebû Nasr es-Serrâc'ın (ö. 988) kaleme aldığı, günümüze ulaşan en eski tasavvuf el kitaplarından biridir; el-Muhâsibî'nin sözlerini ve öğretisini doğrudan aktardığı için onun düşüncesine erken ve sağlam bir tanıklık sunar. Metnin İngilizce çevirisi, ünlü şarkiyatçı R. A. Nicholson tarafından hazırlanan ve 1914'te Gibb Memorial serisinde basılan tenkitli neşre dayanır.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Künye
Kaynak eser
Kitâbü'l-Lüma' fi't-Tasavvuf (Book of Flashes), Ebû Nasr es-Serrâc; nşr. R. A. Nicholson, E. J. W. Gibb Memorial Series, 1914; s. 467. Hâris el-Muhâsibî'nin er-Riâye li-hukûki'llâh geleneğinden aktarılan pasaj.
Neşir
R. A. Nicholson tenkitli neşri, E. J. W. Gibb Memorial Series, Leiden/Londra 1914
Konum
s. 467 (translation alanı)
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin). Kullanım & lisans →
← Kütüphaneye dön