Erken dönem Bağdat tasavvufunun kurucu simalarından Hâris el-Muhâsibî, adını borçlu olduğu muhâsebe kavramını, yani nefsin sürekli hesaba çekilmesini, bütün bir manevi hayatın merkezine yerleştirmiştir. Onun başyapıtı er-Riâye li-hukûki'llâh, tam da bu başlığın söylediği gibi, kulun Allah'a karşı yükümlü olduğu hakları titizlikle gözetmesini konu edinir. Aşağıdaki pasaj, el-Muhâsibî'nin öğretisini ve sözlerini geniş biçimde aktaran en eski tasavvuf klasiklerinden biri olan Ebû Nasr es-Serrâc'ın Kitâbü'l-Lüma' adlı eserinden alınmıştır. Burada ibadetin arınmışlığının dört bilgiye dayandığı, Allah'ın hakkını gözetmenin ise vefa, edep ve mürüvvet olmak üzere üç kısımda tecelli ettiği anlatılır. Bu üçlü ayrım, el-Muhâsibî geleneğinin kalbindeki o ince iç murakabe anlayışını en veciz haliyle özetler.
Aklın bir işareti, hikmetin bir alameti ve ilmin bir şahitliği vardır. İbadetin arınmışlığına ancak dört tür bilginin arınmasıyla erişilir: Yüce Allah'ı bilmek, nefsi bilmek, ölümü bilmek ve ölümden sonra gelecek olanı, Allah'ın vaadini ve tehdidini bilmek. Yüce Allah'ı bilen kimse O'nun hakkı üzere durur; nefsini bilen kimse ona karşı koymaya ve onunla mücadeleye hazırlanır; ölümü bilen kimse onun gelişine hazırlanır; ve Yüce Allah'ın tehdidine şahit olan kimse O'nun yasakladıklarından sakınır ve emirlerine bağlanır.
Yüce Allah'ın hakkını gözetmek üç türlüdür: vefa, edep ve mürüvvet. Vefa, kalbin O'nun birliğinde halvete çekilmesi, O'nun ezeliyetinin nuruyla vahdetine şahitlik etmekte sebat etmesi ve O'nunla yaşamasıdır. Edep, sırları gelip geçici düşüncelerden korumak, insanın vakitlerini muhafaza etmek ve kendini haset ile düşmanlıklardan kesip ayırmaktır. Mürüvvet, sözde ve fiilde zikre devam etmek, dili korumak, bakışı korumak, yiyeceği ve giyeceği korumaktır. Bu, edep ile elde edilir; zira dünyada ve ahirette her hayrın kökü edeptir ve muvaffakiyet Allah'tandır.
Dünyada ve ahirette her hayrın kökü edeptir ve muvaffakiyet Allah'tandır.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Hâris el-Muhâsibî (ö. 857), Bağdat'ta yaşamış, tasavvufun oluşum çağında nefis murakabesini ve iç muhasebeyi sistemli bir öğretiye dönüştüren ilk büyük simadır. Gazâlî başta olmak üzere sonraki nesiller üzerinde derin izler bırakmıştır. Aslî eseri er-Riâye li-hukûki'llâh, kulun Allah'a karşı taşıdığı hakları titizlikle yerine getirmesini işleyen bir vicdan ve iç arınma kılavuzudur. Bu pasajın alındığı Kitâbü'l-Lüma', Ebû Nasr es-Serrâc'ın (ö. 988) kaleme aldığı, günümüze ulaşan en eski tasavvuf el kitaplarından biridir; el-Muhâsibî'nin sözlerini ve öğretisini doğrudan aktardığı için onun düşüncesine erken ve sağlam bir tanıklık sunar. Metnin İngilizce çevirisi, ünlü şarkiyatçı R. A. Nicholson tarafından hazırlanan ve 1914'te Gibb Memorial serisinde basılan tenkitli neşre dayanır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Kitâbü'l-Lüma' fi't-Tasavvuf (Book of Flashes), Ebû Nasr es-Serrâc; nşr. R. A. Nicholson, E. J. W. Gibb Memorial Series, 1914; s. 467. Hâris el-Muhâsibî'nin er-Riâye li-hukûki'llâh geleneğinden aktarılan pasaj.
- Neşir
- R. A. Nicholson tenkitli neşri, E. J. W. Gibb Memorial Series, Leiden/Londra 1914
- Konum
- s. 467 (translation alanı)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
