Plinius'un (M.S. 23-79) otuz yedi kitaplık "Naturalis Historia" (Doğa Tarihi) adlı eseri, antik dünyanın en kapsamlı ansiklopedisidir; astronomiden mineralojiye, botanikten zoolojiye uzanan bilgiyi tek bir eserde toplar. Yazar, M.S. 79'da Vezüv Yanardağı'nın patlamasını incelemeye giderken hayatını kaybetmiştir. Bu bölüm, VIII. Kitap'ın açılışından, kara hayvanları arasında en akıllısı sayılan file ayrılan bölümden alınmıştır.
Doğa Tarihi, VIII. Kitap, 1. Bölüm — Filler; Kapasiteleri
Şimdi öteki hayvanlara geçelim, önce de kara hayvanlarına. Fil, bunların en büyüğüdür ve zekâ bakımından insana en yakın olanıdır. Kendi ülkesinin dilini anlar, komutlara uyar ve kendisine öğretilen bütün görevleri hatırlar. Aşkın ve şanın hazlarını da duyumsar; insanlar arasında bile nadir görülen bir ölçüde, dürüstlük, sağgörü ve adalet kavramlarına sahiptir; yıldızlara karşı da dinsel bir saygı, güneşe ve aya karşı da bir hürmet besler.
Bazı yazarlara göre, yeni ayın ilk görünüşünde bu hayvanların sürüleri Mauritania ormanlarından adı Amilo olan bir nehre inerler ve orada bedenlerine su serperek törensel bir biçimde arınırlar; bu şekilde göksel cismi selamladıktan sonra, yorgun düşmüş yavrularını önlerine katıp ormanlara geri dönerler. Aynı zamanda din farklılıklarına dair de bir kavrayışları olduğu düşünülür; denizi geçmek üzere oldukları zaman, bakıcıları eve geri döneceklerine dair yemin etmedikçe gemiye binmeye ikna edilemezler.
Hastalıktan bitkin düştüklerinde de -- çünkü bu denli devasa gövdeler bile hastalığa açıktır -- sırt üstü yatıp otu havaya fırlattıkları görülmüştür; sanki toprağı, kendileri için dua etmesi üzere aracı kılıyorlarmış gibi. Aşırı uysallıklarının bir kanıtı olarak, krala hürmet gösterirler, diz çöküp ona taç sunarlar. Hindistanlıların "melez" dediği daha küçük boydakiler ise, çift sürmede kullanılır.
Fil, kara hayvanlarının en büyüğüdür ve zekâ bakımından insana en yakın olanıdır.
Bu sayfa şimdilik bir önizlemedir. Eserin tam çevirisi yayımlandığında haberdar olmak isterseniz, bültene katılabilirsiniz ↓
Özgün metin (İngilizce)
NATURAL HISTORY, BOOK VIII, CHAP. 1. — ELEPHANTS; THEIR CAPACITY.
Let us now pass on to the other animals, and first of all to the land animals. The elephant is the largest of them all, and in intelligence approaches the nearest to man. It understands the language of its country, it obeys commands, and it remembers all the duties which it has been taught. It is sensible alike of the pleasures of love and glory, and, to a degree that is rare among men even, possesses notions of honesty, prudence, and equity; it has a religious respect also for the stars, and a veneration for the sun and the moon.
It is said by some authors, that, at the first appearance of the new moon, herds of these animals come down from the forests of Mauritania to a river, the name of which is Amilo; and that they there purify themselves in solemn form by sprinkling their bodies with water; after which, having thus saluted the heavenly body, they return to the woods, carrying before them the young ones which are fatigued. They are supposed to have a notion, too, of the differences of religion; and when about to cross the sea, they cannot be prevailed upon to go on board the ship, until their keeper has promised upon oath that they shall return home again.
They have been seen, too, when worn out by disease, (for even these vast masses are liable to disease,) lying on their back, and throwing the grass up into the air, as if deputing the earth to intercede for them with its prayers. As a proof of their extreme docility, they pay homage to the king, fall upon their knees, and offer him the crown. Those of smaller growth, which the Indians call bastards, are employed by them in ploughing.
Bu metin neden önemli
Plinius, fili yalnızca en büyük kara hayvanı değil, zekâ bakımından insana en yakın varlık olarak tanımlar: kendi ülkesinin dilini anlar, komutlara uyar, öğretilen görevleri hatırlar, aşk ve şan duygularını bilir, hatta -- Plinius'a göre -- birçok insanda bile nadir rastlanan bir dürüstlük, sağduyu ve adalet anlayışına sahiptir. Yıldızlara duyduğu saygıyı, ayın ilk görünüşünde nehirde arınma törenine benzer bir davranışı, deniz yolculuğuna çıkmadan önce dönüş sözü almadan gemiye binmemesini ve hastalandığında toprağa dua eder gibi ot fırlatmasını anlatır. Bu gözlemler bilimsel doğrulukla değil hayranlıkla yazılmıştır -- Plinius'un doğaya duyduğu şaşkınlığın tipik bir örneğidir ve fil imgesinin Batı edebiyatındaki "asil hayvan" konumunu antik çağdan itibaren belirlemiştir.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
Bu eser Gizli Cemiyetler Koleksiyonu'nun parçasıdır →
- Kaynak eser
- The Natural History of Pliny (Bostock-Riley çevirisi, 1855 basım)
- Neşir
- M.S. 77 (yazım) / 1855 (Bostock-Riley çevirisi)
- Konum
- VIII. Kitap, 1. Bölüm, s.244-245
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Archive.org
Uysal, Ş. N. (Çev.). (2026). İnsana En Yakın Zekâ: Filin Doğruluk ve Adalet Duygusu. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/plinius-fillerin-akli-ay-gunese-saygi