Rönesans mimarisinin en etkili ustası Andrea Palladio, 1570 yılında Venedik'te bastırdığı "I Quattro Libri dell'Architettura" (Mimarlığın Dört Kitabı) eserinde, antik yapıların ölçümünden damıttığı bir güzellik öğretisini ortaya koyar. Bu pasajda Palladio, Vitruvius'un üçlü ilkesini yani yararlılık, sağlamlık ve güzelliği anımsatır ve ardından mimari güzelliğin özünü tanımlar. Ona göre güzellik keyfî bir süsleme değil, bütünün parçalarla, parçaların birbirleriyle ve hepsinin yeniden bütünle kurduğu ölçülü karşılıklılıktan doğan bir düzendir. Yapı, tıpkı canlı bir beden gibi, her uzvun ötekiyle uyuştuğu tam ve kusursuz bir varlık olarak görünmelidir. Bu anlayış, kutsal geometrinin mimariye taşınmış hâlidir: kozmik ahengin taş içinde yankılanması.
Yapmaya başlamadan önce, inşa edilecek yapının hem planının hem de cephesinin her parçası özenle düşünülmelidir. Vitruvius'un dediği gibi, her yapıda göz önünde bulundurulması gereken üç şey vardır ve bunlar olmaksızın hiçbir eser övgüye değer sayılamaz. Bu üç şey şunlardır: yararlılık ya da elverişlilik, dayanıklılık ve güzellik. Zira bir eser yalnızca kısa bir süre için yararlıysa kusursuz sayılamaz; uzun süre kalıcı olup da elverişli değilse yine öyle. İkisine birden sahip olduğu hâlde kendinde hiçbir zarafet barındırmıyorsa da mükemmel adını hak etmez.
Elverişlilik, her uzva uygun bir yer ve yerinde bir konum verildiğinde sağlanır; bu yer ne saygınlığın gerektirdiğinden küçük ne de kullanımın istediğinden büyük olmalı, her öge kendi doğru mahalline yerleştirilmelidir. Yani Loggialar, Salonlar, Odalar, Kilerler ve Ambarlar hep kendilerine yaraşan yerlere konulmalıdır. Dayanıklılığa ise şu durumda erişilir: bütün duvarlar tam şakulünde, altta üsttekinden daha kalın ve sağlam, yeterli temeller üzerine oturmuş olsun; üstteki sütunlar alttakilerin tam üzerine gelsin; kapı ve pencere gibi tüm açıklıklar birbirinin üstüne düşsün. Böylece dolu doğrudan dolunun, boşluk da boşluğun üzerinde bulunsun.
Güzelliğe gelince, o güzel biçimden ve bütünün parçalarla, parçaların birbirleriyle, hepsinin yeniden bütünle kurduğu karşılıklı uyumdan doğar. Çünkü yapılar, bir uzvun ötekiyle bağdaştığı, tek ve iyi tamamlanmış bir beden gibi görünmelidir; öyle ki her uzuv, yapılmak istenen şeyin bütünlüğü için gerekli olsun. Bu şeyler çizimde ve maketde iyice tartıldıktan sonra artık inşaya geçilebilir.
Güzellik, bütünün parçalarla, parçaların birbirleriyle ve hepsinin yeniden bütünle kurduğu karşılıklı uyumdan doğar.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Andrea Palladio (1508-1580), antik Roma yapılarını yerinde ölçüp inceleyerek klasik mimarinin ilkelerini yeniden diriltmiş, adı bugün "Palladyan" üslupla anılan bir ustadır. 1570'te Venedik'te yayımlanan Mimarlığın Dört Kitabı, yüzyıllar boyunca Avrupa ve Amerika mimarisini biçimlendiren bir başucu eseri olmuştur. Bu pasaj eserin Birinci Kitabı'nın açılışından alınmıştır ve Palladio'nun tüm sistemini temellendiren düşünceyi barındırır: Roma mimarı Vitruvius'tan devraldığı yararlılık, sağlamlık ve güzellik üçlüsü. Palladio için güzellik matematiksel bir uyumdur; parçaların oranları insan bedeninin oranlarını yankılar, bu oranlar da evrenin ahengini. İşte kutsal geometrinin mimariye taşınan yönü budur: taş ve mekân, kozmik düzenin görünür kılınmış hâline dönüşür.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- I Quattro Libri dell'Architettura (The Four Books of Architecture)
- Neşir
- Venedik, 1570 (Dominico de' Franceschi baskısı); SourceLibrary.org tarafından dijitalleştirilen nüsha
- Konum
- Birinci Kitap, Bölüm I ("İnşaata başlamadan önce göz önünde bulundurulması gereken şeyler"), sayfa 10
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
