Orpheus İlahileri (I-XXX)
Thomas Taylor'ın 1787 tarihli Orpheus İlahileri çevirisinden.

Orpheus İlahileri (I-XXX)

The Mystical Initiations, or Hymns of Orpheus (Thomas Taylor, 1787)
Orpheus'a atfedilen; Thomas Taylor (çev.)· 1787· Özgün: İngilizce· Internet Archive· ~22 dk okuma
Mit ve Kutsal AnlatıTürkçe çeviriAçık erişim

Orpheus İlahileri, geç antik çağda Anadolu'da bir gizem topluluğunun ayin kitabı olarak kullanılmış, seksen yedi kısa manzum duadan oluşan bir derlemedir. Her ilahi tek bir tanrısal güce seslenir, onu sıfatlar yığınıyla kuşatır ve sonunda somut bir dilekle kapanır; başlıkta ise duayla birlikte yakılacak tütsü belirtilir. Metnin en dikkat çekici yanı, bir tanrıyı ötekinden ayırmak yerine hepsini tek bir bütünün yüzleri olarak görmesidir. Aşağıda ilk otuz ilahi yer alıyor.

Türkçe çeviri (tam metin) · Çeviren Şira Nur Uysal

MOUSAIOS'A GİRİŞ

Tütsü belirtilmemiştir.

Dinle Mousaios, kutsal ezgime kulak ver,
ve kurbana hangi ayinlerin yaraştığını öğren.
Zeus'u çağırırım, toprağı, güneşin ışığını,
ayın arı parıltısını, gecenin yıldızlarını;
seni Poseidon, engin denizin efendisi,
kara saçlı, dalgaları katı yeri kuşatan;
bereketli Demeter'i, güzel yüzlü,
ve Persephone'yi, yeraltı kralının eşini;
avcı Artemis'i, parlak Phoibos'un ışınlarını,
uzağa ok atanı, Delphoi övgüsünün konusunu;
göksel koronun onurlandırdığı Dionysos'u,
çılgın Ares'i, ateşin tanrısı Hephaistos'u;
köpükten ışığa yükselen yüce gücü,
ve gece diyarlarında kudretli Hades'i;
genç Hebe'yi, güçlü Herakles'i,
ve doğumların kaygısı size düşenleri;
Adaleti ve yüce Dindarlığı çağırırım,
çok ünlü nympheleri, her şeyin tanrısı Pan'ı.
Hera'ya kutsal olana, güzel Belleğe
ve iffetli Mousalara duamı yöneltirim;
türlü yılı, Kharitleri ve Horaları,
gür saçlı Leto'yu, Dione'nin güçlerini;
silahlı Kuretleri, ocak tanrılarını çağırırım,
ve her şeyin kralı Zeus'tan doğanları;
İda tanrılarını, göklerin habercisini,
ve keskin gözlü, hakkaniyetli Themis'i;
kadim Geceye ve gündüz ışığına yakarırım,
İnanca ve hakkı dağıtan Adalete taparım;
Kronos'u, Rhea'yı ve ulu Thetis'i,
parlak göksel mavi bir peçeye gizlenmiş;
ulu Okeanos'u çağırırım, denizin odalarında
oturan nymphelerin güzel alayını;
güçlü Atlas'ı, hep ilk baharında kalan
dinç Ebediyeti ve sonsuz Zamanı;
Styks gölünü, yanı başındaki dingin tanrıları,
ve insanlara başkanlık eden türlü daimonları;
şanlı İlahî Takdiri, esirî ovayı dolduran
daimon suretlerinin soylu alayını;
havada, suda, toprakta ya da ateşte yaşayanları,
ya da katı yerin derinine çekilenleri.
Dionysos'u ve herkesin dostu Semele'yi,
denizin ak Leukothea'sını çağırırım;
cömert Palaimon'u, ulu Adrasteia'yı,
ve tatlı dilli Zaferi, başarıyla coşkun;
hastalığı gidermekte usta ulu Asklepios'u,
çetin savaşlardan hoşlanan heybetli Athena'yı;
ulu sütunlarda hapsolmuş gök gürültülerini, rüzgârları,
korkunç bir uğultuyla çıkış arayan;
Attis'i, yüce güçlerin anasını,
ve ölmeye yazgılı olmayan güzel Adonis'i —
son ve başlangıç odur, herkese her şeydir.
Bunları uğurlu bir yardımla usulca çağırırım,
ve kutsal kurbanıma davet ederim
en derin cehennemde ve gecede saltanat süren gücü;
Yol tanrıçası Hekate'yi çağırırım, sevimli hanım,
toprağa, suya ve göğe ait bir çerçeveden;
mezarlara ait, safran peçeye bürünmüş,
gölgede dolaşan karanlık hayaletlerden hoşnut;
Pers, yenilmez avcı, selam olsun sana!
dünyanın anahtar taşıyıcısı, hiç şaşmayan;
sarp kayada dolaşmak seni sevindirir;
önder ve dadı, ayinlerimizde hazır ol;
dileklerimize başarı bağışla, saygımızı kabul et,
ve tütsümüzü kutsa. (Taylor'ın 18. yüzyıl İngilizcesi tanrı adlarını Roma karşılıklarıyla verir: Jove, Ceres, Proserpine, Juno, Neptune, Sol, Luna, Bacchus, Diana, Minerva, Venus, Mercury. Bu çeviride adlar Yunanca asıllarına döndürülmüştür: Zeus, Demeter, Persephone, Hera, Poseidon, Helios, Selene, Dionysos, Artemis, Athena, Aphrodite, Hermes.)

I. PROTHYRAİA'YA

Tütsü: storaks.

Saygıdeğer tanrıça, duamı işit,
zira doğum sancıları senin öz kaygındır;
keder yatağına serildiğinde kadın,
ferahlığı bir aynada görür gibi sende görür.
Soyun bekçisi, yumuşak akıllı,
çaresiz gençliğe iyiliksever ve şefkatli;
lütufkâr besleyici; ulu Doğa'nın anahtarı
senden başka hiçbir tanrıya ait değildir.
Görünmez olarak herkesle birlikte oturursun,
ve ağır başlı bayramlar senin sevincindir.
Bakirenin kuşağını çözmek senin işindir,
ve her emekte görülür, bilinirsin.
Doğumlarla duygudaş olursun, gerçi bereketin
sayısız yavrusunu görmek de hoşuna gider;
doğanın sancılarıyla parçalanıp kıvrandığında,
kadın seni çağırır, canın kesin durağı diye;
zira acıya yalnız sen ferahlık verebilirsin —
hüner denemekte, ama boşuna uğraşmaktadır.
Yardım eden tanrıça, saygıdeğer güç,
doğumun korkunç saatinde soluk aldıran;
işit, ey kutlu Artemis, duamı kabul et,
ve bebek soyunu daim kaygın kıl.

II. GECE'YE (NYKS)

Tütsü: meşaleler.

Gece, ana tanrıça, tatlı dinlencenin kaynağı,
başlangıçta hem tanrıların hem insanların doğduğu;
işit, ey kutlu Aphrodite, yıldız ışığıyla bezenmiş,
uykunun derin sessizliğinde oturan abanoz Gece!
Düşler ve yumuşak huzur senin loş alayına eşlik eder,
uzayan karanlıktan ve bayram ezgisinden hoşnutsun.
Kaygıyı çözen, şenliğin dostu,
kararan atlarınla yeryüzünün çevresini dolaşan.
Hayaletlerin ve gölgeli oyunun tanrıçası,
uyuşuk gücün doğal günü ikiye böler:
Yazgının buyruğuyla ışığı hiç durmadan
ölümlünün göremediği en dip cehenneme yollarsın;
zira hiçbir şeyin direnemediği amansız Zorunluluk
dünyayı elmas bağlarla kuşatmıştır.
Hazır ol, ey tanrıça, yalvaranın duasına;
herkesin dilediği, herkesin bir hizada saydığı;
kutlu, iyiliksever, dostça bir yardımla
alacakaranlığın korkunç gölgesindeki korkuları dağıt.

III. GÖK'E (OURANOS)

Tütsü: günnük.

Ulu Gök, kudretli çatısı hiç dinlenme bilmeyen,
her şeyin babası, dünyanın kendisinden doğduğu:
işit, ey cömert ata, her şeyin kaynağı ve sonu,
bu toprak yumağın çevresinde ebediyen dönen;
tanrıların meskeni, koruyucu gücü
ebedî Dünya'yı hiç eksilmeyen sınırlarla kuşatan;
geniş bağrın ve saran kıvrımların
doğanın amansız zorunluluğunu tutar.
Esirî, topraksı, her türden çatın
gök mavisi ve suretlerle dolu, hiçbir güç onu evcilleştiremez.
Her şeyi gören Gök, Zaman'ın atası,
ebediyen kutlu, yüce tanrı,
bir yeni gizemliye lütufla parla,
ve dileklerini ilahî bir hayatla taçlandır.

IV. AİTHER'E

Tütsü: safran.

Ey hiç evcilleşmeyen Ateş, yükseklerde saltanat süren,
Zeus'un mülkünde göğün yöneticisi;
göz kamaştıran ışıltısıyla şanlı güneş,
ay ve yıldızlar ışığını senden alır;
her şeyi evcilleştiren güç, esirî parlayan ateş,
canlı esintileri hayatın sıcaklığını üfleyen:
dünyanın en iyi unsuru, ışık taşıyan kudret,
yıldız parıltısıyla ışıyan görkemli çiçek,
işit yalvaran duamı, ve varlığın
daima zararsız, dingin ve uysal olsun.

V. PROTOGONOS'A (İLK-DOĞAN)

Tütsü: mürrüsafi.

Ey kudretli ilk-doğan, duamı işit,
iki katlı, yumurtadan doğan, gökte gezinen,
boğa böğürten, altın kanatlarınla övünen,
tanrıların ve ölümlülerin soyu kendisinden çıkan.
Erikapaios, çok anılan güç,
söze sığmaz, örtük, her şeyi aydınlatan çiçek;
karanlık gözlerden gecenin bulanıklığını silersin,
her yana yayılan aydınlık, arı ve kutsal ışık;
bu yüzden Phanes denir sana, göğün şanı,
dalgalanan kanatlarla dünyanın içinden uçarsın.
Priapos, kara gözlü ışıltı, seni terennüm ederim,
doğurgan, her şeyi düşünen, ebediyen kutlu kral,
sevinçli bir yüzle kutsal ayinlerimize
ve kutsal kurbanımıza lütufla parla. (Taylor'ın notuna göre Orpheusçu kozmogonide her şeyin ilk ilkesi Bir'dir; ardından Aither ile Khaos gelir. Bu ikisinin birleşimi bir yumurta simgesiyle anlatılır; yumurtadan çıkan tanrı Phanes'tir, bu yüzden «İlk-Doğan» Protogonos adını taşır. «Boğa böğürten» sıfatı ise Phanes'in koç, boğa, yılan ve aslan başlarıyla betimlenmesinden gelir; çeviri hatası değildir.)

VI. YILDIZLAR'A

Tütsü: kokulu otlar.

Kutsal bir sesle yükseklerdeki yıldızları çağırırım,
arı kutsal ışıkları ve göğün daimonlarını,
göksel yıldızlar, Gece'nin döl döşü,
dönen halkalar içinde ışığınızı uzağa saçan.
Parlak ışınlarınızı göklerin çevresine atarsınız,
ebedî ateşler, aşağıdaki her şeyin kaynağı.
Yazgıya işaret eden alevlerle parlar,
ve insanlara ilahî bir yol çizersiniz.
Yedi parlak kuşakta gezgin bir alevle koşarsınız,
gök ile yer sizin ışıklı çatınızı kurar;
yorulmaz bir seyirle, arı ve ateşten parlak,
Gece'nin peçesi ardından ebediyen ışıyarak.
Selam olsun, titreşen, sevinçli, hiç uyumayan ateşler!
Bütün haklı dileklerime lütufla parlayın,
bu kutsal ayinlere bilinçli ışınlarla bakın,
ve övgünüze adanmış emeğimizi sona erdirin.

VII. GÜNEŞ'E (HELIOS)

Tütsü: günnük ve manna.

İşit, altın Titan, ebedî gözü
geniş bir bakışla bütün göğü aydınlatan;
kendinden doğan, ışık yaymaktan yorulmayan,
ve her göze bir sevinç aynası olan:
mevsimlerin efendisi, ateşten arabanla
ve uzağa ışık saçan sıçrayan atlarınla;
sağ elinle sabah ışığının kaynağı,
sol elinle gecenin babası.
Çevik ve dinç, saygıdeğer Güneş,
ateşli ve parlak, göklerin çevresinde koşarsın.
Kötüye düşman, iyi insanın kılavuzu,
bütün adımlarına lütufla başkanlık edersin;
türlü ses veren altın lyra senindir,
dünyayı ilahî bir ahenkle doldurmak senin işin.
Çağların babası, uğurlu işlerin kılavuzu,
dünyanın kumandanı, ışıklı atlarla taşınan;
ölümsüz Zeus, her şeyi arayan, ışık taşıyan,
varoluşun kaynağı, arı ve ateşten parlak:
meyve getiren, yılların yüce efendisi,
çevik ve sıcak, her gücün saygı duyduğu.
Doğanın ve yıldızlı göklerin ulu gözü,
ölümsüz alevlerle batıp doğmaya yazgılı:
adalet dağıtan, akarsuyun âşığı,
dünyanın ulu hükümdarı, her şeyin üstünde.
Sadık savunucu ve hakkın gözü,
atların yöneticisi ve hayatın ışığı:
gürleyen kırbaçla dört ateşten atı sürersin,
gündüz arabasında görkemle giderken.
Bu gizemli emeklere lütufla parla,
ve yalvaranlarını ilahî bir hayatla kutsa.

VIII. AY'A (SELENE)

Tütsü: kokulu otlar.

İşit, ey kraliçe tanrıça, gümüş ışık saçan,
boğa boynuzlu, Gece'nin karanlığında gezinen.
Yıldızlarla çevrili, geniş bir kavisle
Gece'nin meşalesini uzatarak göklerde gidersin;
ödünç ışınlarla hem dişi hem erkek parlarsın,
kâh dolunay, kâh sönmeye yüz tutmuş.
Çağların anası, meyve getiren Ay,
kehribar yuvarlağı Gece'ye yansımış öğle veren;
atların âşığı, ışıltılı, Gece'nin kraliçesi,
her şeyi gören güç, yıldız ışığıyla bezenmiş.
Uyanıklığın âşığı, çekişmenin düşmanı,
barıştan ve sağgörülü bir hayattan sevinç duyan:
Gece'nin güzel kandili, süsü ve dostu,
Doğanın işlerine yazgılı sonlarını veren.
Yıldızların kraliçesi, her şeyi bilen Artemis, selam!
zarif bir cübbe ve parlak bir peçeyle donanmış;
gel, ey kutlu tanrıça, sağgörülü, yıldızlı, uysal,
gel, ey ay kandili, iffetli ve ışıltılı ışığınla,
bu kutsal ayinlere uğurlu ışınlarla parla,
ve yalvaranının gizemli övgüsünü hoşnutlukla kabul et. («Hem dişi hem erkek» ifadesi çeviri hatası değildir: Orpheusçu öğretiye göre bütün canlar ve göksel küreler iki katlı bir güçle donatılmıştır — biri bilen, öteki canlandıran; biri erkek, öteki dişi sayılır. Taylor ayrıca Ay'ın tanrıların dilinde Selene, insanların dilinde Mene diye anıldığını aktarır.)

IX. DOĞA'YA (PHYSIS)

Tütsü: kokulu otlar.

Doğa, her şeyin anası, kadim ve ilahî,
ey çok hünerli ana, sanat senindir;
göksel, bereketli, saygıdeğer kraliçe,
hükmünün her köşesinde görülen.
Evcilleşmeyen, her şeyi evcilleştiren, hep ışıltılı,
her şeye hükmeden, onurlu ve son derece parlak.
Ölümsüz, ilk-doğan, hep aynı kalan,
geceye ait, yıldızlı, ışıyan, şanlı hanım.
Ayaklarının durgun izlerini bir çember boyunca
eşsiz bir güçle sen döndürürsün.
Bütün ilahî güçlerin arı süsü,
hem sonlu hem sonsuz olarak parlarsın;
her şeye ortak ve her şeyde bilinen,
yine de paylaşılamaz ve tek başına.
O şaşırtıcı çatının babası olmaksızın,
özünün geldiği babanın kendisisin.
Her yerde açan, bağlayan, karıştıran can,
bu koca bütünün önderi ve yöneticisi;
hayat taşıyan, her şeyi ayakta tutan, çok adlı,
buyurgan lütfu ve güzelliğiyle ünlü.
Adalet, kudrette en yüce, genel hükmüne
dinmeyen derinliğin suları boyun eğer.
Esirî, topraksı, dindarlara sevinç veren,
iyiye tatlı, kötüye acı.
Her şeyi bilen, her şeye cömert, öngörülü, ilahî,
besinin bereketli artışı senindir.
Her şeyin babası, ulu dadı, şefkatli ana,
bereketli, kutlu, her tohumu içeren zihin:
olgun, coşkun; bereketli tohumlarından
ve yoğuran elinden bu değişen sahne çıkar.
Her şeyin anası olan güç, ölümlü göze görünmez,
ebedî, deviniyor, her şeyi sezen kraliçe.
Senin sayende dünya, parçaları hızla akan,
inen ırmaklar gibi hiç dinlenme bilmez;
ebedî bir menteşe üstünde, düzgün bir seyirle
eşsiz, hiç eksilmeyen bir güçle döndürülür.
Dönen bir araba üstünde tahta kurmuş elin
geniş buyruğun dizginlerini tutar ve yönetir.
Özün türlüdür, onurlusun; yargının da
genel sonu ve durağı sensin.
Yılmaz, yazgı gibi, her şeyi boyun eğdiren hanım,
hayatı hiç bitmeyen, Moira, alev soluyan.
Ölümsüz, İlahî Takdir, dünya senindir,
ve sen her şeysin, ey ilahî mimar.
Ey kutlu tanrıça, yalvaranının duasını işit,
ve gelecek hayatımı daim kaygın kıl;
bol mevsimler ve yeterli varlık ver,
ve günlerimi kalıcı barış ve sağlıkla taçlandır.

X. PAN'A

Tütsü: türlü kokular.

Güçlü Pan'ı çağırırım, bütünün tözünü,
esirî, denizsel, topraksı, genel canı,
ölümsüz ateşi; zira bütün dünya senindir,
ve hepsi senin parçalarındır, ey ilahî güç.
Gel, ey kutlu Pan, kır köşeleri hoşuna giden,
gel, sıçrayan, çevik, gezinen, yıldızlı ışık;
Horalar ve Mevsimler yüce buyruğunu bekler,
ve tahtının çevresinde zarif bir düzende durur.
Keçi ayaklı, boynuzlu, Bakkhosçu Pan,
coşkun güç, dünyanın kendisinden başladığı;
senin esinlediğin türlü parçaları
bitmez bir dansta ve ilahî ezgide birleşir.
Sende korkularımızdan bir sığınak buluruz,
insan cinsine özgü olan o korkulardan.
Çobanlar, su akıntıları, keçiler seninle sevinir;
avı ve Ekho'nun gizli sesini seversin;
oynak nympheler her adımına eşlik eder,
ve bütün işlerin yazgılı sonuna varır.
Ey her şeyi doğuran güç, çok anılan, ilahî,
dünyanın ulu yöneticisi, zengin artış senindir.
Her şeyi bereketlendiren Paian, göksel arı ışıltı,
meyvelerden ve karanlık mağaralardan sevinç duyan.
Gerçek yılan boynuzlu Zeus, korkunç öfkesi
bir uyandı mı ölümlülerin yatıştıramayacağı.
Senin sayende geniş bağırlı, derin ve uzun yeryüzü
kalıcı ve sağlam bir temel üstünde durur.
Yuvarlanan denizin yorulmaz suları,
derinden yayılarak buyruğuna boyun eğer.
Yaşlı Okeanos bile yüce emrine saygı gösterir,
sıvı kollarıyla katı karayı kuşatan.
Besleyici ateşiyle geniş hava,
ve hayatın sıcaklığını üfleyen canlı esintiler;
ateşin daha hafif çatısı, kıvılcımlı gözü
gök mavisi göğün doruğunda parlayan —
hepsi sana boyun eğer; senin genel hükmüne
türlü biçimlenmiş bütün madde uyar.
Doğanın bütün değişimi senin koruyucu kaygınla olur,
ve bütün insanlık cömert bağışlarını paylaşır;
zira sınırsız uzaya dağılmış olsalar da
öngörünün soylarını desteklediğini bulurlar.
Gel, ey Bakkhosçu, kutlu güç, yaklaş,
coşkun Pan, alçakgönüllü yalvaranını işit,
bu kutsal ayinlere lütufla katıl,
ve hayatım uğurlu bir sona ersin;
panik dehşetini de bulunduğu her yerden
insan cinsinden, yeryüzünün en uzak ucuna sür. (Pan Yunanca «bütün» demektir; ilahi boyunca tanrı açıkça evrenin kendisiyle özdeşleştirilir. Taylor'a göre «karanlık mağara» maddî dünyanın simgesidir: girişi hoş, içi karanlık, dibi karanlığın kendisi.)

XI. HERAKLES'E

Tütsü: günnük.

İşit, kudretli Herakles, evcilleşmez ve güçlü,
engin eller ve yüce işler senindir;
her şeye kadir Titan, sağgörülü ve iyiliksever,
türlü suretli, ebedî ve ilahî.
Zaman'ın babası, genel övgünün konusu,
söze sığmaz, türlü yollarla tapılan.
Ulu yürekli, kehanette usta,
ve meydanın atletik emeklerinde.
Senindir, ey güçlü okçu, her şeyi yutmak;
en yüce, her şeye yardım eden, her şeyi doğuran güç;
insanlar kurtarıcıları diye sana yalvarır,
zira kolun yabanıl soyları kovabilir.
Yorulmaz, yeryüzünün en güzel çiçeği, güzel evlat,
dingin barışın ve barışçıl işlerin sevgilisi.
Kendinden doğan, ilk ateşlerle parlarsın,
türlü adlar ve yürek gücü senindir.
Kudretli başın sabah ışığını taşır,
ve evcilleşmeden sessiz kasvetli geceyi.
Doğudan batıya, ilahî güçle donanmış,
on iki şanlı emeği tamamlamak senin işin.
Son derece usta, göğün konaklarında saltanat sürersin,
ölümsüz tanrılar arasında bir tanrı olarak.
Sarsılmaz, sonsuz, ilahî kollarınla
gel, ey kutlu güç, ayinlerimize eğil;
hastalığın hafiflemesini getir,
ve uğursuz illetleri uzağa sür.
Gel, dalı o kudretli kolunla salla,
oklarını bırak ve zararlı yazgıyı silahsızlandır.

XII. KRONOS'A

Tütsü: storaks.

Esirî baba, kudretli Titan, işit,
tanrıların ve insanların ulu atası, herkesin saygı duyduğu:
türlü öğütle donanmış, arı ve güçlü,
tamamlanma da eksilme de sana aittir.
Saat saat ölen bütün suretler sende tükenir,
ve sen onarınca eski yerlerini yeniden alır;
uçsuz bucaksız dünyayı ölümsüz zincirlerle
güçlü ve söze sığmaz gücün tutar;
engin ebediyetin babası, ilahî,
ey kudretli Kronos, türlü söz senindir:
yeryüzünün ve yıldızlı göklerin çiçeği,
Rhea'nın kocası ve öngörülü Prometheus.
Doğum yaptıran Doğa, saygıdeğer kök,
varlığın türlü suretlerinin kendisinden filizlendiği;
hiçbir tikel parça gücünü kuşatamaz,
her şeye yayılmışsın, dünya senden doğdu.
Ey varlıkların en iyisi, ince akıllı,
kutsal dualara eğilmiş, lütufla işit;
kutsal ayinlere iyilikle katıl,
ve kusursuz bir hayat, kutlu bir son bağışla.

XIII. RHEA'YA

Tütsü: kokulu otlar.

Ulu Protogonos'un kızı, ilahî,
şanlı Rhea, duama eğil;
kutsal arabanı hızla süren,
azgın aslanlar çeker onu, korkunç ve güçlü.
Zeus'un anası, kudretli kolu
öç yıldırımını savuran ve dehşetli kalkanı sarsan.
Davul çalan, coşkun, görkemli yüzlü,
tunç sesli, onurlu, Kronos'un kutlu kraliçesi;
dağlardan ve kargaşalı savaştan sevinç duyarsın,
ve insanların korkunç uluması hoşuna gider.
Savaşın anası, kudretli, heybetli çatılı,
hileli kurtarıcı, özgürleştiren hanım.
Tanrıların ve insanların anası, yeryüzü
ve yüce gökler şanlı doğumunu senden alır;
esirî esintiler, derin yayılan deniz,
ey hava suretli tanrıça, senden çıkar.
Gel, gezinmekten hoşnut, kutlu ve ilahî,
emeklerimize barışla eşlik ederek parla;
bol bereket getir, ve nerede bulunursa
korkunç hastalığı yerin en uzak ucuna sür.

XIV. ZEUS'A

Tütsü: storaks.

Çok onurlu Zeus, son derece ulu Zeus,
kutsal ayinlerimizi sana adarız,
dualarımızı ve arınmalarımızı, ey ilahî kral,
zira her şey yüce başının çevresinde parlar.
Yeryüzü senindir, kabaran yüksek dağlar,
derin deniz ve göğün içindeki her şey.
Kronos'un oğlu kral, yukarıdan inen,
ulu yürekli, buyuran, asalı Zeus;
her şeyin babası, her şeyin ilkesi ve sonu,
her şeye kadir gücü bu toprak yumağı sarsan;
Doğa bile kudretli başının işaretiyle titrer,
gür sesli, şimşekle silahlanmış, gürleyen tanrı.
Bolluğun kaynağı, arındıran kral,
ey türlü suretli, bütün doğaların kendisinden fışkırdığı;
duamı lütufla işit, kusursuz bir sağlık ver,
ilahî barışla ve gereken varlıkla birlikte.

XV. HERA'YA

Tütsü: kokulu otlar.

Görkemli yüzlü kraliçe Hera,
hava suretli, ilahî, Zeus'un kutlu eşi,
gök mavisi havanın bağrında taht kurmuş,
ölümlülerin soyu senin daim kaygındır.
Serinleten esintileri yalnız senin gücün üfler,
hayatı besleyen, her hayatın dilediği esintileri.
Bulutların ve rüzgârların anası, her şeyi
yalnız senden doğurarak ölümlü hayat bilinir.
Bütün doğalar ilahî mizacını paylaşır,
ve evrensel hüküm yalnız senindir.
Rüzgârın gürleyen üfleyişiyle kabaran deniz
ve yuvarlanan ırmaklar, sen sarsınca uğuldar.
Gel, ey kutlu tanrıça, ünlü ve her şeye kadir kraliçe,
şefkatli bir yüzle, sevinerek ve dingin.

XVI. POSEIDON'A

Tütsü: mürrüsafi.

İşit, Poseidon, derin denizin yöneticisi,
sıvı kavrayışı katı yeri kuşatan;
fırtınalı ana suyun dibinde,
karanlık ve derin bağırlı su saltanatını sürdüren;
heybetli elin tunç yabayı taşır,
ve okyanusun en uzak sınırı isteğine saygı gösterir;
seni çağırırım, atları köpüğü yaran,
kara buklelerinden tuzlu suların kaydığı;
gür sesi uğuldayan derinlikte çınlayan,
bütün dalgalarını azgın bir yığın hâlinde süren;
kaynayan denizin içinden hızla giderken,
boğuk buyruğuna titreyen dalgalar boyun eğer.
Yeri sarsan, kara saçlı tanrı, sıvı ovaları
— üçüncü bölüm — Yazgı sana ayırdı.
Senindir, ey gök mavisi daimon, okyanusun
canavarlarının oyununu hoşnutlukla seyretmek;
yerin temelini pekiştir, uğurlu esintilerle
gemileri yürüt ve geniş yelkenleri şişir;
yumuşak Barış ve gür saçlı Sağlık kat,
ve kusursuz bir gelgitle bolluk dök.

XVII. HADES'E

Tütsü belirtilmemiştir; yalnızca bir ilahi.

Ulu yürekli Hades, derin ülkeleri
sağlam ve katı toprağın altında sabitlenmiş,
Tartaros ovalarında, gözden uzak,
ve ebediyen gecenin derinliklerine sarılmış;
yeryüzü Zeus'u, kutsal kulağını eğ,
ve gizemlinin ilahî ilahisini hoşnutlukla kabul et.
Yeryüzünün anahtarları sana aittir, ey şanlı kral,
onun gizli kapılarını açan, derin ve sağlam.
Senindir her yıl bol meyve getirmek,
zira muhtaç ölümlüler senin daim kaygındır.
Sana, ey ulu kral, Avernus ayrılmıştır,
tanrıların oturağı ve insanlığın temeli.
Tahtın Hades'in kasvetli ovalarına kurulu,
uzak, dinlenme bilmez, karanlığın saltanat sürdüğü;
soluktan yoksun soluk hayaletlerin oturduğu,
bitmez, korkunç, amansız cehennemde;
ve derinlikleri karanlık korkunç Akheron'da,
yerin sağlam köklerini ebediyen güvenceye alan.
Ey kudretli daimon, korkunç kararın
ölülerin gelecekteki yazgısını belirler.
Tutsak Persephone ile, otlu ovalardan geçerek,
dizginleri gevşetilmiş dört atlı bir arabada,
derinlerin üstünden kapılmış, aşkla sürüklenerek uçtun,
ta ki Eleusis kenti görünene dek.
Orada, karanlık ve derin, şaşırtıcı bir mağarada
kutsal kızı aramalardan uzak tutarsın;
Atthis mağarası, geniş kapıları
gündüzsüz krallıklara giriş sunan.
Görünmeyen işlerin tek dağıtıcısı sensin,
görünür ve bilinir olan.
Ey her şeye hükmeden güç, kutsal, onurlu ışık,
kutsal ozanlar ve ilahileri seninle sevinir:
gizemlinin işlerine lütufla eğil,
sevinerek gel, zira kutsal ayinler senindir. («Yeryüzü Zeus'u» sıfatı Proklos'a dayanır: Hades yeryüzünü ve içindekileri takdiriyle yönettiği için böyle anılır. Anahtarlar da Zeus'un asası ve Poseidon'un yabası gibi ona özgü bir nişandır.)

XVIII. GÜRLEYEN ZEUS'A

Tütsü: storaks.

Ey baba Zeus, ateşten ışıkla sarsarsın
yüce doruğundan derinden uğuldayan dünyayı:
esirî şimşeğin alevi senden çıkar,
çevreye dayanılmaz ışınlar saçarak.
Kutsal gök gürültülerin kutlu konakları sarsar,
ölümsüz tanrıların parlak diyarlarını;
ilahî gücün alevlenen şimşeği
akışkan bulutların kara örtüsüne sarar.
Güçlü ve korkunç gök gürültülerini savurmak senindir,
fırtınalar ve dehşetli ateş okları saçmak;
uğuldayan alevlerle her yanı sararak,
ve müthiş sesli yıldırım yumruklarıyla.
Hızlı okun saçları dimdik ettirir,
ve insanın yüreğini yaban bir dehşetle sarsar.
Ani, yenilmez, kutsal, gürleyen tanrı,
sınırsız bir gürültüyle her yana uçan;
her şeyi yutan güçle, bütün ve kudretli,
korkunç, evcilleşmez, alevleri yuvarlarsın.
Hızlı, esirî yıldırım, inen ateş,
her şeyin anası yeryüzü öfkenden titrer;
her yanı ışıyan deniz; ve o korkunç sesi
duyan her hayvan dehşetle ürperir:
Doğanın yüzü çakan ateşle aydınlandığında,
ve göklerde korkunç gök gürültülerin çınladığında.
Ak gök gürültülerin gök mavisi giysileri yırtar,
ve çepeçevre saran havanın peçesini deler.
Ey her şeyde kutlu Zeus, öfken
derinliğin bağrına savrulmuş görünsün,
ve dağların doruklarında açığa çıksın,
zira güçlü kolun bizden gizli değildir.
Bu kutsal ayinlere lütufla eğil,
ve dileklerimi ilahî bir hayatla taçlandır;
krallara yaraşır sağlık ve yumuşak barış kat,
ve daim kılavuzum olsun dengeli akıl.

XIX. ŞİMŞEĞİN SAHİBİ ZEUS'A

Tütsü: günnük ve manna.

Kudretli, kutsal, görkemli ışığı çağırırım,
havaya ait, korkunç sesli, ateşten parlak;
alevli, esirî ışık, öfkeli sesiyle,
ışıklı bulutlar arasından korkunç bir gürültüyle çakan;
evcilleşmez, korkunç gazaplar senindir,
arı, kutsal güç, her şeyin anası, ulu ve güçlü:
gel ve bu ayinlere iyilikle katıl,
ve günlerime huzurlu, kutlu bir son bağışla.

XX. BULUTLAR'A

Tütsü: mürrüsafi.

Havaya ait bulutlar, göğün ışıltılı ovalarında
gezinen, bereketli yağmurların anaları;
meyveleri besleyen, sulu çatıları
coşkun rüzgârlarla koca dünyanın çevresine savrulan;
her yanda gürleyen, aslan gibi kükreyen, ateş çakan,
Havanın geniş bağrında korkunç gök gürültüleri taşıyan:
her fırtınalı, uğuldayan yelin sürüklemesiyle
hızlı bir seyirle göklerde yol alırsınız.
Esen rüzgârlarla sulu çatılarınızı çağırırım,
susamış Yeryüzü'ne bereketli sağanaklar dökülsün diye.

XXI. DENİZ'E, YA DA TETHYS'E

Tütsü: günnük ve manna.

Tethys'i çağırırım, gök mavisi gözlü,
insan bakışından karanlık bir peçeye gizlenmiş;
ulu Okeanos'un imparatoriçesi, derinlerde gezinen,
ve yumuşak esintilerle yeryüzünü süpürmekten hoşnut;
kutlu dalgaları hızlı bir art ardalıkla giden
ve kayalık kıyıyı hiç durmadan döven;
dingin Deniz'de oynamaktan zevk alan,
gemilerle ve sulu yolla coşan.
Aphrodite'nin anası, karanlık bulutların anası,
hayvanların ulu dadısı, arı pınarların kaynağı.
Ey saygıdeğer tanrıça, duamı işit,
ve hayatımı iyilikle kaygın kıl;
yolla, ey kutlu kraliçe, gemilere uğurlu bir esinti,
ve onları fırtınalı denizlerden esenlikle geçir.

XXII. NEREUS'A

Tütsü: mürrüsafi.

Ey sen ki Okeanos'un köklerini korursun
gök mavisi oturaklarda, derinliğin daimonu,
elli nymphe alayında sana eşlik ederken
— güzel bakire ustalar — ana suda görkemle;
yuvarlanan denizin karanlık temeli
ve Yeryüzü'nün geniş sınırları, ey çok anılan, senindir.
Ulu daimon, her şeyin kaynağı, gücü
Yeryüzü'nün ölçülmez kutsal temelini sarsabilen,
gizli mağaralarda hapsolmuş uğuldayan rüzgârlar
senin kışkırtmanla çıkış için çabaladığında:
gel, ey kutlu Nereus, duamı dinle,
ve yeri sert bir gazapla sarsmaktan vazgeç;
kutsal ayinlerimize bol sağlık yolla,
ilahî barış ve gereken varlıkla birlikte.

XXIII. NEREİDLER'E

Tütsü: kokulu otlar.

Nereus'un kızları, mağaralarda oturan,
Okeanos'a derin gömülmüş, dalgalarda oynayan;
coşkun elli nymphe, ana sudan geçerek
Triton'un alayını izlemekten hoşlanan,
arabalarının hemen ardında sevinçle giden;
yarı yabanıl çatıları derinlikle beslenen,
başka basamaklardan başka nymphelerle birlikte
akışkan denizde sıçrayan ve gezinen:
parlak, sulu yunuslar, tınlayan ve neşeli,
Bakkhosçu bir oyunla eğlenmekten hoşnut;
güzel gözlü nympheler, kurbandan sevinç duyan,
gizemli ayinlerimize bol bereket yollayın;
zira ilahî ayinleri ilkin siz açtınız —
kutsal Dionysos'un ve Persephone'nin ayinlerini,
ve doğduğum güzel Kalliope'nin,
ve Mousaların kralı parlak Apollon'un.

XXIV. PROTEUS'A

Tütsü: storaks.

Proteus'u çağırırım, Yazgı'nın buyruğuyla
derinliğin odalarını kilitleyen anahtarları koruyanı;
ilk-doğan, yalnız onun şanlı gücüyle
Doğanın bütün ilkeleri açıkça gösterilir.
Maddeyi türlü suretlerle değiştirmek senindir,
biçimlenmemiş, geniş ve ilahî madde.
Her yönden onurlu, sağgörülü, keskin zihni
her türden olmuş ve olan her şeyi bilen,
gelecek zamanda olacak her şeyle birlikte;
öyle engindir bilgeliğin, şaşırtıcı ve yüce.
Zira Doğa her şeyi ilkin sana emanet etti,
ve senin her sureti kuşatan özünde sınırladı.
Gel, ey kutlu ata, ayinlerimize katıl,
ve mutlu hayatımıza uğurlu bir son bağışla.

XXV. TOPRAK'A (GAIA)

Tütsü: bakla ve kokulu otlar dışında her türden tohum.

Ey tanrıça Toprak, tanrıların ve insanların kaynağı,
bereketli ve her şeyi yok eden bir güçle donanmış;
her şeyin anası, sınır koyan, doğurgan güçleri
güzel meyve ve çiçek yığınları çıkaran.
Her surete giren kız, ebedî dünyanın güçlü temeli,
ölümsüz, kutlu, her lütufla taçlanmış;
geniş rahminden, bitmez bir kökten olduğu gibi,
çok suretli meyveler olgun ve hoş fışkırır.
Derin bağırlı, kutlu, otlu ovalardan hoşnut,
kokusu tatlı, bereketli yağmurlarla dolu.
Her yanı çiçekli daimon, dünyanın merkezi,
yuvarlağının çevresinde güzel yıldızlar savrulur,
hızlı bir dönüşle, ebedî ve ilahî,
çatıları eşsiz bir hüner ve bilgelikle parlayan.
Gel, ey kutlu tanrıça, duamı dinle,
ve meyvelerin artışını daim kaygın kıl;
bereketli Mevsimler alayınla yaklaş,
ve lütufkâr bir zihinle yalvaranını işit.

XXVI. TANRILARIN ANASI'NA

Tütsü: türlü güzel kokulu maddeler.

Tanrıların anası, herkesin ulu dadısı, yaklaş,
ilahî bir onurla anılan, duama bak:
aslanların çektiği bir arabada taht kurmuş,
boğa öldüren aslanlar, hızlı ve güçlü;
ilahî kutbun asasını sen sallarsın,
ve dünyanın orta oturağı, ey çok anılan, senindir.
Bundandır ki yeryüzü senindir, muhtaç ölümlüler
daim besinlerini koruyucu kaygından alır:
başlangıçta hem tanrılar hem insanlar senden doğdu,
senden akar deniz ve her ırmak.
Hestia, iyiliğin kaynağı, adının
ölümlülere şefkatli olmaktan sevinç duyduğunu biliriz;
her iyiliği bağışlamak canını sevindirir;
gel, ey kudretli güç, ayinlerimize lütufla;
her şeyi evcilleştiren, kutlu, Phrygialı kurtarıcı, gel,
Kronos'un ulu kraliçesi, davulla sevinen.
Göksel, kadim, hayat taşıyan kız,
coşkun tanrıça, yalvaranına yardımını ver;
tütsümüze sevinçli bir yüzle parla,
ve hoşnutlukla kabul et ilahî kurbanı.

XXVII. HERMES'E

Tütsü: günnük.

Hermes, yaklaş ve duama eğil,
Zeus'un habercisi ve Maia'nın ilahî oğlu;
yarışmalara düşkün, insanlığın yöneticisi,
her şeye kadir bir yürek ve sağgörülü bir zihinle.
Göksel elçi, türlü hünerde usta,
güçlü sanatları uyanık Argos'u öldürebilen;
kanatlı ayaklarınla havada koşmak senindir,
ey insanın dostu ve sözün peygamberi.
Ulu hayat destekçisi, sevinmek senindir,
güreş sanatlarında ve ilahî hilede:
her dili açıklama gücüyle donanmış,
kaygıyı çözen ve kazancın kaynağı,
eli kusursuz barışın asasını tutan,
Korykoslu, kutlu, faydalı tanrı:
türlü sözlü, yardımını işlerde buluruz,
ve zorda kalınca ölümlülere şefkatlisin;
insanların saygı duyduğu korkunç dil silahı —
hazır ol, Hermes, ve yalvaranını işit;
işlerime yardım et, hayatımı barışla bitir,
zarif bir söyleyiş ve belleğin artışını ver.

XXVIII. PERSEPHONE'YE

Tütsü belirtilmemiştir; yalnızca bir ilahi.

Zeus'un kızı, her şeye kadir ve ilahî,
gel, ey kutlu kraliçe, bu ayinlere eğil;
tek-doğan, Hades'in onurlu eşi,
ey saygıdeğer tanrıça, hayatın kaynağı;
senindir yeryüzünün derinliklerinde oturmak,
cehennemin geniş ve kasvetli kapılarının yanı başında;
Zeus'un kutsal döl döşü, güzel yüzlü,
yazgısal, sevimli buklelerle, yeraltı kraliçesi:
Erinyslerin kaynağı, kutlu çatın
Zeus'un söze sığmaz ve gizli tohumlarından çıkar:
Dionysos'un anası, tınlayan, ilahî,
ve çok suretli, asmanın anası:
dans eden Horalar sana eşlik eder, ey parlak öz,
her şeye hükmeden bakire, göksel ışığı taşıyan.
Şanlı, boynuzlu, cömert akıllı,
ölümlü cinsin biricik arzusu.
Ey bahar kraliçesi, otlu ovaların sevindirdiği,
kokusu tatlı, görünüşü hoş:
kutsal suretini tomurcuklanan meyvelerde görürüz,
Yeryüzü'nün türlü renkli dinç yavrusunda.
Sonbaharda evlenmiş: hayat ve ölüm
zavallı ölümlülere yalnız senin gücünden bilinir;
zira senin işindir, dilediğin gibi,
hayatı doğurmak ve yaşayan her şeyi öldürmek.
İşit, ey kutlu tanrıça, yerden türlü meyvenin
bol artışını yolla, sevimli Barış'la birlikte;
Sağlık'ı yumuşak elinle yolla ve hayatımı
kutlu bir bollukla taçlandır, gürültülü çekişmeden uzak;
en son, ileri yaşta Ölüm'e av olunca,
beni razı olarak aşağıdaki diyarlara gönder,
güzel sarayına ve mutlu ovalarına,
bahtlı canların oturduğu ve Hades'in saltanat sürdüğü yere. («Sonbaharda evlenmiş» garip bir ifade gibi görünür ama kaynağa sadıktır: Orpheusçu ilahiyatçılar tanrısal nedenler arasındaki birleşmeyi «kutsal evlilikler» diye adlandırırdı. Persephone, yeryüzü canının canlandıran yanı olarak sonbaharda üretimden çekilir ve Hades ile — yeryüzü canının düşünsel yanıyla — gizlice birleşir.)

XXIX. DIONYSOS'A

Tütsü: storaks.

Dionysos'u çağırırım, gür sesli ve ilahî,
coşkun tanrı, iki katlı bir suret senindir:
türlü adlarını ve niteliklerini terennüm ederim,
ey ilk-doğan, üç kez doğan, Bakkhosçu kral:
kırlara ait, söze sığmaz, iki suretli, örtük,
iki boynuzlu, sarmaşık taçlı, euios, arı:
boğa yüzlü, savaşçı, asmanın taşıyıcısı,
sağgörülü ve ilahî bir öğütle donanmış:
üç yılda bir kutlanan, asma yaprakları süsleyen,
Zeus ile Persephone'den örtük biçimde doğan.
Ölümsüz daimon, yalvaran sesimi işit,
kusursuz bir bollukta sevinmeyi bana ver;
ve gizemli duamı lütufla dinle,
güzel dadılarının korosuyla çevrili.

XXX. KURETLER'E

Tütsü belirtilmemiştir; yalnızca bir ilahi.

Sıçrayan Kuretler, dans eden ayaklarla
ve dönen ölçülerle silahlı adımlar vuran;
bağırları çılgın, coşkun kendinden geçişleri tutuşturan,
tınlayan lyranın ritmiyle devinen:
hafifçe sıçrayarak bastıklarında izleri duyulmayan,
silah taşıyanlar, güçlü savunucular, heybetli yöneticiler:
uğurlu işaretler, Persephone'nin bekçileri,
gizemli ve ilahî ayinleri koruyanlar:
gelin ve iyilikle sözlerimi dinleyin,
— sürülerde sevinerek — ve hayatımı savunun. (Kuretler için Taylor Proklos'u tanık gösterir: Persephone'nin bekçileridir. Bu derlemede Hades, Persephone ve Kuretler ilahileri gibi bazı ilahilerde tütsü kaydı yoktur; kaynakta yalnızca «bir ilahi» yazar.)

Ölümsüz, İlahî Takdir, dünya senindir, ve sen her şeysin, ey ilahî mimar.
Özgün metin hakkında
Orpheus İlahileri — çev. Thomas Taylor, The Mystical Initiations, or Hymns of Orpheus, Londra, 1787 (kamu malı). Tam İngilizce metin kamu malıdır ve Internet Archive'de mevcuttur.

Bu metin neden önemli

Derleme, Orpheus'a atfedilmekle birlikte muhtemelen İ.S. 2. ya da 3. yüzyılda, Batı Anadolu'da yaşayan bir Dionysos topluluğunun kullanımı için düzenlenmiştir. Yapısı bir ayin kitabınınkidir: ilk ilahi bizi hayata sokan kapı tanrıçası Prothyraia'ya, sonuncusu Ölüm'e yazılmıştır, ve bu simetri derlemenin eksiksiz olarak elimize ulaştığının kanıtı sayılır. İlahileri çeviren Thomas Taylor (1758-1835), Platon ve Proklos'u İngilizceye kazandıran Neoplatoncu bir yorumcuydu; metne düştüğü notlarda ilahileri Proklos ve Damaskios üzerinden okur, böylece Orpheusçu simgeleri Platoncu bir ilahiyat şeması içine yerleştirir. Taylor 18. yüzyıl geleneğine uyarak tanrıları Roma adlarıyla verir; bu çeviride adlar Yunanca asıllarına döndürülmüş, Taylor'ın uzun önsözü ile dipnotları alınmamış, yalnızca anlamı kilitleyen birkaç nokta metin içinde kısa notlarla açıklanmıştır. Çeviri, Thomas Taylor'ın 1787 tarihli kamu-malı İngilizce çevirisinden yapılmıştır.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Bu eser Mit ve Kutsal Anlatı Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Orpheus İlahileri — çev. Thomas Taylor, The Mystical Initiations, or Hymns of Orpheus, Londra, 1787 (kamu malı)
Neşir
Theosophical Publishing Society, Londra ve Benares, 1907; kamu malı
Konum
Mousaios'a Giriş ve İlahi I-XXX'un tamamı (87 ilahilik derlemenin ilk otuz ilahisi — derlemenin tamamı değil)
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Internet Archive
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Orpheus İlahileri (I-XXX). Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/orpheus-ilahileri-1-30-taylor
← Kütüphaneye dön