Nizâmî Gencevî'nin XII. yüzyılda kaleme aldığı Leylâ ile Mecnûn, bir çöl efsanesini tasavvufun en derin meselesine dönüştürür: beşerî aşkın, ilâhî aşkın bir aynası oluşuna. Aşağıdaki pasajda Mecnûn, oğlunu bu tutkudan kurtarmak için yakaran babasının karşısında durur ve tam tersini ilân eder. Ömrünün, aşkın hakikatini ve kutsallığını ispat edeceğini söyler. Ardından şair, gökten doğan mübarek aşk ile değişimle beslenen kirli tutkuyu birbirinden ayırır. Bu, tasavvufun kalbindeki ilkedir: Mecnûn'un sevgisi yeryüzünden bir nesneyle tutuşmuş olsa da, ilhamı semâdan gelmiştir.
Bunun üzerine Mecnûn, o zavallı, yolunu şaşırmış çocuk, babasının yüzüne baktı ve gülümsedi. Açık yüreklilikle, ömrünün aşkın hakikatini ve kutsallığını ispat edeceğini söyledi. “Kalbim güzelliğin büyüsüne bağlanmıştır, aşkım yıkılmaz ve bozulmazdır. Kendi öz varlığımdan, uğruna nefes aldığım o sevgiliden ayrılabilir miyim hiç? Hangi dost, benimki kadar saf, benimki kadar sadık bir aşktan vazgeçmemi dileyebilir? Bir mum gibi yanıp neredeyse bir gölgeye dönsem de, hür kalan yüreğe imrenmem. Ruhu çepeçevre saran o aşk zincirleri bana yeter!”
Gökten doğan aşk mübarektir; kirli tutkular ise geri kalan her şeyi lekeler. O, aşk değildir; değişimle beslenen, hiçbir zaman sebat etmeyen çılgın bir hayalin ürünüdür. Oysa Mecnûn'un aşkı yeryüzünden değildi; ebediyen semâvî bir hakikatle ışıldıyordu. Bir dünyevî nesne alevi tutuşturmuştu, lâkin o ilham gökten geliyordu.
Gökten doğan aşk mübarektir. Mecnûn'un aşkı yeryüzünden değildi; bir dünyevî nesne alevi tutuşturmuştu, lâkin o ilham gökten geliyordu.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Nizâmî Gencevî (yakl. 1141-1209), Fars edebiyatının en büyük mesnevî şairlerinden biridir ve beş büyük eserini topladığı Hamse'siyle tanınır. Leylâ ile Mecnûn, kadim bir Arap çöl efsanesini alıp onu Fars tasavvuf şiirinin doruğuna taşır. Kays adlı gencin Leylâ'ya duyduğu ve onu çılgına (mecnûn) çeviren aşkı, tasavvufta beşerî aşkın (aşk-ı mecâzî) ilâhî aşka (aşk-ı hakîkî) açılan bir köprü oluşunun timsali kabul edilmiştir. James Atkinson'ın 1894 tarihli manzum İngilizce çevirisinin önsözünde de belirtildiği gibi, Sir William Jones bu şiirin “mistik ve esrarengiz” olduğunu, girişinin “İlâhî Aşk üzerine kesintisiz bir vecd” taşıdığını ve Leylâ adının Hâfız'ın gazellerinde de ilâhî sevgiliye işaret ettiğini söyler. Bu pasaj, işte o okumanın çekirdeğini verir: Mecnûn babasına, aşkının onu bir gölgeye çevirse dahi terk edilemez bir kutsallık taşıdığını anlatır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- The Loves of Laili and Majnun (Leylâ ile Mecnûn) — Nizâmî Gencevî; İng. çev. James Atkinson
- Neşir
- 1894 baskısı (özgün Farsça mesnevî yakl. 1188)
- Konum
- Sayfa 41-42 (“Lailí and Majnún” bölümü)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
