Ey İlâhî Kitab'ın Nüshası: Nesîmî'nin Dilinden Kâmil İnsan
Dīvān-i Nesīmī'nin 1844 İstanbul baskısından özgün bir sayfa: çift sütun halinde dizilmiş şiir metni. (Source Library).

Ey İlâhî Kitab'ın Nüshası: Nesîmî'nin Dilinden Kâmil İnsan

Seyyid İmâdüddîn Nesîmî· 1844 (İstanbul baskısı; şair 14.-15. yüzyıl)· Özgün: Osmanlı Türkçesi (Arap harfli, 1844 baskı)· Source Library· ~3 dk okuma
Sayfaları gör ↓

Azîz Nesefî'nin "Kâmil İnsan" (el-insânü'l-kâmil) öğretisiyle aynı mistik teolojiyi paylaşan hakikî bir birincil kaynak: Hurûfî şehîd şair Seyyid İmâdüddîn Nesîmî'nin Dîvân'ı (İstanbul baskısı, 1844). Bu eser zâten Türkçedir (Eski Anadolu Türkçesi / Osmanlı Türkçesi, 14.-15. yüzyıl); aşağıdaki metin, Arap harfli baskının aslından doğrudan günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Nesîmî de tıpkı Nesefî gibi insanı "İlâhî Kitab'ın nüshası" ve Hakk'ın yeryüzündeki sûreti olarak okur. Aşağıdaki pasaj (Dîvân'ın "Beyân" / öğüt kasîdesi bölümünden bir sayfalık kesit), doğrudan kâmil insana seslenen bir hitaptır: Âdem'in iki cihânın sultânı ve maksûdu oluşu, meleklerin ona secdesi, harflerin (hurûf) sırrına erenlerin bu hakikate mahrem kılınması ve insan yüzünde Hakk'ın müşâhedesi.

Türkçe çeviri (önizleme) · Çeviren Şira Nur Uysal

Eğer dünyanın işinden haberdarsan, bu sır sana zâten mâlûmdur: Sana derler ki ey kâmil cihan — Tevrât Kelîm'in (Mûsâ'nın) sözüdür, İncîl bir lafızdır; öyleyse şeytana neden boyun eğip zebûn olursun? Mâdem bu hâli apaçık bilirsin, şu ödünç (geçici) hayâta aldanıp mağrur olma.

Ey Pâdişâhın sırrına mahrem olan kişi, gel, Emîn Muhammed'i ara. O, peygamberlerin mührü ve insanlığın efendisidir. Bu Pâdişâhı tanırsan, bil ki sen Âdem'sin. Âdem iki cihânda sultândır; gel, Hakk'ın sûretini onun yüzünde gör. Onu bilen, var olan her şeyin beyânını bilmiş olur.

Bu anılan Pâdişâhı bilirsen: Âdem iki cihânda asıl maksûddur, istenen odur. Secdeyle meşgûl olanlar sizsiniz — ey sâdık ve edepli âşık, şefâatçi Ahmed'i istiyorsan bilesin ki bu hakîkat ondadır. Bu düşünceye gizli kalmış her nükteyi öğrenmek istersen, gel şu kadîm ve muhkem hakîkati oku.

Yetmiş iki fırka vardır, ama onlardan hiçbiri bu sırdan haberdar olamamıştır. Harflerin (hurûf) hakîkatine eren, doğru yolu bulur; bu sırra mahrem olanlar işte onlardır — onlar o isim ile her şeyin hakîkatini bildiler. Bu hakîkat ehline kul olanlara kim sâkîlik ederse (kim bu bilgiyi onlara sunarsa), o topluluğun adı kurtulmuşlar (nâcîler) arasına yazılır; çünkü onlar derdimize dermân oldular.

Özgün metin (Eski Anadolu Türkçesi / Osmanlı Türkçesi — 1844 baskısından çeviriyazı)
Ger vâkıfsın cihân işinden,
Ki kılınmış uşbu râz ma'lûm.

Her lahza sarîh-i müdârâ,
Derler sana ey cihân-ı kâmil.

Tevrât Kelîm ü lafz-ı İncîl,
Şeytâna niçün zebûn olursun?

Ruşen çü bilürsin uşbu hâli,
Bu âriyet hayâta mağrûr olma.

Ey mahrem-i râz-ı pâdişâhî,
Gel iste Muhammed-i Emîn'i.

Hâtemdür ü seyyidü'l-beşerdür,
Bu şâhı bilürsen Âdem'isin.

Âdemdür iki cihânda sultân,
Hak sûretini yüzünde gör gel.

Bildi beyânını her kim onu bildi,
Ger bilürsin bu yâd şâhı.

Âdemdür iki cihânda maksûd,
Şunlar ki secdededür meşgûl.

Ey âşık-ı sâdık-ı müeddeb,
Dilersen ol şefî'-i Ahmed'i.

Her nükte ki ola bu fikre mestûr,
Gel oku bu muhkem ü kadîmi.

Heftâd ü dü fırka var-ısa da,
Lâkin biri olmamışdur âgâh.

Ger yol bula ol hurûfa ârif,
Şunlardur olan bu râza mahrem.

Ol ism ile bildiler her âdı,
Şunlar ki bu kavme oldılar kul.

Her şahsa ki bunlar ola sâkî,
Adı bu gürûhun oldı nâcî;

Derdimize çünki kıldı dermân.

Çeviriyazı, aşağıdaki "Özgün Sayfalar" galerisindeki 15. sayfanın (metin içi sayfa ۱۱) taranmış Arap harfli baskısından doğrudan okunarak hazırlanmıştır. Bu, Dîvân'ın daha uzun bir kasîdesinin ortasından alınmış bir kesittir; ilk ve son mısralar önceki/sonraki sayfalarda devam eder.

Bu metin neden önemli

Seyyid İmâdüddîn Nesîmî (öl. y. 1417), Hurûfîlik yolunun en büyük şairidir ve inancı uğruna Halep'te derisi yüzülerek şehîd edilmiştir. Şiiri, harflerin (hurûf) ve insan yüzünün ilâhî hakikatin taşıyıcısı olduğu Hurûfî öğretiye dayanır; bu öğreti, Azîz Nesefî'nin geliştirdiği "Kâmil İnsan" tasavvurunun şiirsel bir kardeşidir. Bu pasajda Âdem, iki cihânın hem sultânı hem maksûdu olarak anılır; harflerin sırrına eren, bu hakikate "mahrem" kılınır ve "yetmiş iki fırka"dan hiçbirinin ulaşamadığı bir bilgiye erişmiş sayılır. Metin, tasavvufun merkezî bir fikrini dile getirir: Hakk'ı aramak için göğe değil, insanın yüzüne bakmak gerekir.

Eser hakkında

Ondördüncü ve onbeşinci yüzyıllarda yaşamış olan Seyyid İmâdüddîn Nesîmî, klasik Türk şiirinin ve İslâm mistik düşüncesinin dikkat çekici şahsiyetlerinden biridir. Hurûfîlik hareketinin fikirlerini şiir diliyle geniş kitlelere ulaştıran şair, inançları ve dile getirdiği vahdet-i vücûd yorumları nedeniyle Halep'te trajik bir biçimde hayatını kaybetmiştir. Eserlerini Eski Anadolu Türkçesi ve Farsça kaleme alan Nesîmî, dönemin tasavvufi ve bâtınî çevrelerinde derin izler bırakmıştır. Şiirlerinde ilâhî tecellînin insan varlığında ve özellikle insan çehresinde belirdiğini savunmuş, bu yönüyle İslâm düşünce tarihindeki kâmil insan öğretisinin lirik ve radikal bir temsilcisi olmuştur.

Şairin Türkçe Dîvân'ı, Hurûfî kozmolojisini ve mistik teolojiyi şiir formunda işleyen manzumelerden oluşur. Eserin temel ekseninde, kâinatın ve kutsal metinlerin harfler vasıtasıyla anlaşılması ve yaratılışın nihai gayesi sayılan insanın yüceliği yer alır. Nesîmî'ye göre varlığın bütün sırları insan bedeninde ve yüzünde toplanmıştır. Dîvân boyunca tevhid, peygamberlik, velâyet ve nefsin arındırılması temaları, harflerin sembolik çözümlemeleriyle harmanlanır. Şair, zâhirî dinî bilgilerin ötesine geçerek bâtınî manaya ulaşmayı hedefler ve muhatabını geçici dünyanın aldatıcılığından sıyrılarak kendi ilâhî özünü tanımaya çağırır.

Bu sayfada sunulan pasaj, Dîvân'ın öğüt ve açıklama mahiyetindeki Beyân kasîdesi bölümünden alınmıştır. Metin, kâmil insana doğrudan yöneltilen güçlü bir hitap niteliğindedir; Âdem'in iki cihanın sultanı ve yaratılışın asıl maksadı olduğunu vurgular. Okurun bu metne yaklaşırken harflerin bâtınî anlamına işaret eden sembolik dili ve insan yüzünde Hakk'ın tecellîsini arayan vahdet anlayışını dikkate alması gerekir. Pasaj, sadece dinî bir öğüt metni olarak değil, varoluşsal bir uyanış çağrısı ve insanın kendi hakikatine dönmesi gerektiğini savunan felsefi bir manifesto olarak okunmalıdır.

Bu eser Mistik Teoloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Dīvān-i Nesīmī (Hurûfî şehîd şair, İstanbul baskısı), Osmanlı Türkçesi, 1844
Neşir
İstanbul baskısı, 1844
Konum
Sayfa 15 (metin içi sayfa numarası ۱۱); "Beyân" / öğüt kasîdesi bölümü
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Ey İlâhî Kitab'ın Nüshası: Nesîmî'nin Dilinden Kâmil İnsan. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/nesimi-divan-kamil-insan-ademe-secde
Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

← Kütüphaneye dön