Michael Maier'in (1568-1622) 1618'de Oppenheim'da bastırdığı Atalanta Fugiens, Batı sanat ve simya tarihinin en özgün eserlerinden biridir: elli alegorik bakır gravürü, elli epigramı ve elli üç sesli müzikal fügü tek bir kitapta birleştirir — göze, kulağa ve zihne aynı anda seslenmesi amaçlanmıştır. Bu Yale nüshası, eserin 17. yüzyılda yapılmış bir İngilizce el yazması çevirisidir. "Okura Önsöz", teknik emblemlerden önce insanın evrendeki yerini tanımlayan felsefi bir girişle açılır.
Okura Önsöz
Sevgili Okur! Hiç kimsenin yadsımadığı bir gerçektir ki, insan kendi bileşiminde evrenin bir özetini temsil eder, ve üç türlü hayat sürmeye yazgılıdır: birincisi bitkisel hayattır — annesinin rahminde, orada gerçekten büyür ve bir bitki gibi çoğalır; ikincisi duyusal hayattır — yani bu dünyada, burada çoğunlukla duyularınca yönetilir, tıpkı diğer bütün hayvanlar gibi, ama onlardan farklı olarak, kusurlu da olsa anlama yetisini kullanmaya başlar; ve son olarak akılsal hayattır — öteki dünyada, Tanrı'yla ve kendisine yardımcı olan Akıllarla ya da iyi Meleklerle birlikte.
Bu hayatta, insan ilahi doğaya ne kadar yaklaşırsa, o kadar çok haz duyar ve anlayış yoluyla ince, harika ve nadir şeyleri araştırmaktan o kadar zevk alır; buna karşılık insan ne kadar hayvani bir türe doğru gerileyip yozlaşırsa, bu şeylerden o kadar az etkilenir ve daha bedensel bir duyuya bağlı kalır. Şimdi, anlayışı eğitmek ve mükemmelleştirmek için, Tanrı doğada sonsuz sırlar gizlemiştir — bunlar sayısız sanat ve bilim yoluyla keşfedilir, tıpkı çakmaktaşından ateş çıkarıp kullanıma sunmak gibi: bu sırlar arasında Kimyasal olanlar en önemsizi değildir, tersine, ilahi şeylerin araştırılmasından hemen sonra gelen, en başta ve en değerli olanlarıdır — bunlar gezgin dolandırıcılar ve sahte-kimyacı asalaklar tarafından (ki bunlar bu konularda tam bir cahildir, çünkü iyi öğrenim ve niyete tümüyle yabancıdırlar) değil, daha yüce zihinler tarafından araştırılmalıdır — soylu bir eğitim almış, daha büyük şeyler için doğmuş kişiler tarafından; çünkü bu sırlar çok incedir, narindir, gizlidir, nadirdir ve derindir, bu yüzden duyudan çok anlayışla kavranmalıdır — derin bir tefekkürle...
İnsan kendi bileşiminde evrenin bir özetini temsil eder.
Bu sayfa şimdilik bir önizlemedir. Eserin tam çevirisi yayımlandığında haberdar olmak isterseniz, bültene katılabilirsiniz ↓
Özgün metin (İngilizce)
The Preface to the Reader.
Candid Reader! It is a truth denyed by none that man in his composition represents a compendium of the universe, and is destinated to live three kinds of life, namely a vegetable, in his mothers wombe, where indeed he growes and increases like a plant; a sensible, to witt in this world, where for the most part he is led by the senses, as all other animalls, from which he differs, in beginning to exercise the understanding, though imperfectly; and lastly an intelligible, in the other world with God, and the Intelligences, or good Angells assistant to him.
In this life, the nearer a man comes to the divine nature, the more doth he enjoye, and is delighted in searching out things subtile, wonderfull and rare, by the understanding: and on the contrary the more a man declines and degenerates to a bestiall kind, the lesse is he affected with them, and is bound to a more corporall sense. Now to instruct and perfect the understanding, God hath hidden infinite secrets in nature, which are found out by innumerable art and sciences, as fire out of a flint, and transferred to use: amongst these Chymicall secrets are not the meanest, but next to the indagation of divine things, the principall and most precious of all, not to be investigated by circumforaneous impostors, and pseudo-chymicall drones (who in these things are as ignorant as Syrians, because altogether strangers to all good learning and intention) but by more lofty wits, generously educated, and borne to greater things, they being very subtile, tenuous, latent, rare, and abstruse, and therefore to be comprehended by the understanding sooner than by sense, rather by profound contem[plation]...
Bu metin neden önemli
Bu önsöz, simyanın kendini nasıl meşrulaştırdığını gösteren klasik bir örnektir: insanın üç düzeyde yaşadığı fikri (bitkisel, duyusal, akılsal) üzerinden, simyasal sırların 'ilahi şeylerin araştırılmasından sonra gelen en değerli ve en kıymetli' bilgi olduğu savunulur. Maier, sahte simyacıları ("circumforaneous impostors") gerçek araştırmacılardan ayırırken, gerçek bilginin duyudan çok anlayışla, 'derin tefekkürle' kavranacağını vurgular — bu, Atalanta Fugiens'in neden yalnızca teknik bir tarifler kitabı değil, aynı zamanda bir tefekkür/meditasyon aracı olarak tasarlandığını açıklar.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
Bu eser Gizli Cemiyetler Koleksiyonu'nun parçasıdır →
- Kaynak eser
- Michael Maier — Atalanta Fugiens'in "Okura Önsöz"ünden (İngilizce el yazması çevirisi)
- Neşir
- El yazması çeviri, 1618 (bu çeviri nüshası: 17. yy)
- Konum
- s. 4
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Yale University Library, Beinecke Rare Book & Manuscript Library
Uysal, Ş. N. (Çev.). (2026). İnsan: Evrenin Küçük Bir Özeti. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/michael-maier-atalanta-fugiens-okura-onsoz