Kalbin, artık ne boş bir sevinçle ne de kısır bir kederle sarsılmayacak kadar arınmış hâline eski keşişler tutkusuzluk derlerdi. Bu ruhsal ideal, Doğu keşişliğine çölün ilk babalarından miras kalmıştı ve onu Batı'ya taşıyan en önemli isim Ioannes Cassianus oldu. Aşağıdaki pasaj, Cassianus'un "Kurumlar" (De Institutis Coenobiorum) eserinden alınmıştır ve tutkusuzluğun ne demek olduğunu tek bir sahnede gösterir: on beş yıldır çölde inziva hâlinde yaşayan bir keşişe, ailesinden ve dostlarından koca bir mektup destesi gelir. Keşişin bu deste karşısında verdiği karar, tutkusuzluğun kuru bir kayıtsızlık değil, kalbin özgürlüğü uğruna verilmiş bilinçli bir savaş olduğunu ortaya koyar.
Çölde on beş yıldır inziva hâlinde yaşarken, ona babasından, annesinden ve Pontus eyaletinde yaşayan pek çok dostundan gelmiş kocaman bir mektup destesi getirdiler. Bu büyük paketi aldı ve uzun uzun içinden düşündü: Bu mektupları okumak, dedi kendi kendine, içimde ne çok düşünce doğuracak, bunlar da bana ya boş bir sevinç ya da kısır bir keder verecek! Bana yazanların anısı, günde kaç kez ruhumu aradığı o derin düşünceden alıkoyacak! Ve sonra, bu sıkıntıdan sıyrılmak için ne kadar zamana ihtiyacım olacak, yitirdiğim huzuru yeniden bulmak bana ne kadar acı verecek; eğer zihnim bu okumaya bir kez kapılırsa, öyle uzun zaman önce ardımda bıraktığım o yüzleri, o sözleri anımsamaya başlarsam, onları yeniden görüyor, onlarla yeniden yaşıyormuşum gibi hayal edersem! Onlardan bedenen ayrılmış olmanın ne faydası kalır, eğer kalbim yeniden onlara kavuşmayı arıyorsa? Dünyada bıraktığının anısından vazgeçerek ölmüş olan kişi, onu yeniden canlandırarak yine oraya dönmüş olmaz mı?
İyice düşünüp taşındıktan sonra, yalnızca tek bir mektup dahi okumamaya değil, paketi açmamaya bile karar verdi; kendisine yazanların adını görüp ya da yüzünü anımsayıp, kendisini meşgul eden kutsal düşüncelerden bir an olsun uzaklaşmaktan korkuyordu. Deste eline geçtiği gibi onu ateşe attı. Gidin, dedi, ey vatanımın düşünceleri; bu mektuplarla birlikte yanın ve beni ardımda bıraktığım şeylere geri götürmeye artık çabalamayın.
Onlardan bedenen ayrılmış olmanın ne faydası kalır, eğer kalbim yeniden onlara kavuşmayı arıyorsa?
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Ioannes Cassianus (yaklaşık MS 360-435), Mısır çölündeki keşişlerin yanında yıllarca yaşamış, sonra bu manevi mirası Batı manastırcılığına aktarmış bir azizdir. "Kurumlar" (De Institutis Coenobiorum) adlı eseri, keşiş hayatının kurallarını ve sekiz temel kötülükle (oburluk, şehvet, açgözlülük, öfke, keder, tembellik, kibir, gurur) verilen mücadeleyi anlatır. Bu mücadelenin varış noktası, Yunanca apatheia dedikleri tutkusuzluk hâlidir; Cassianus bunu Latince'de puritas cordis, yani kalbin saflığı olarak ifade etmeyi seçmiştir. Buradaki mektup sahnesi, çöl babaları edebiyatında sıkça geçen bir motiftir ve dünyadan bedenen çekilmenin (anachoresis), kalbin de dünyadan çekilmesiyle tamamlanmadıkça boş kalacağını gösterir. Aynı gelenek çok sonra Sina Dağı'nda Merdivenli Yuhanna'ya (yaklaşık MS 579-649) ulaşacak; o da "İlahi Yükseliş Merdiveni"nde tutkusuzluğu, ruhun Tanrı'ya çıktığı basamakların en üstüne yakın bir yere yerleştirecektir. Ne var ki bu ideali Batı'ya taşıyan asıl köprü, Cassianus'un işte bu çöl anlatılarıdır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- The Institutes of Cassian (De Institutis Coenobiorum), John Cassian — Institutions de Cassien, Fransızca çeviri, 1872
- Neşir
- Institutions de Cassien (Fransızca çeviri baskısı), 1872; SourceLibrary.org dijital nüshası, CC BY-SA 4.0
- Konum
- Kitap içi sayfa 149 (basılı sayfa numarası 121), Beşinci Kitap, "Oburluk Üzerine" bölümü
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
