Hiçbir Şey Yoktan Var Olmaz
"Hiçbir şey yoktan var olmaz" ilkesinin ortaya konduğu sayfa (I. Kitap, 145-160), "Lucretius On the Nature of Things" (1893 basım). Archive.org taraması.

Hiçbir Şey Yoktan Var Olmaz

Lucretius — Şeylerin Doğası Üzerine'den (I. Kitap, 146-166. Dizeler)
Lucretius (Titus Lucretius Carus)· M.Ö. yaklaşık 55 (yazım) / 1893 (J.S. Watson çevirisi)· Özgün: Latince (İngilizce çeviriden)· Archive.org· ~1 dk okuma

Lucretius'un (M.Ö. yaklaşık 99-55) "De Rerum Natura" (Şeylerin Doğası Üzerine) adlı altı kitaplık didaktik şiiri, Epikuros'un atomcu doğa felsefesini Latince manzum biçimde aktaran, antik çağdan bize kalan en kapsamlı materyalist kozmoloji metnidir. Ortaçağ boyunca kaybolmuş, 1417'de Poggio Bracciolini tarafından bir manastır kütüphanesinde yeniden bulunmuş ve Rönesans düşüncesini derinden etkilemiştir. Bu bölüm, J.S. Watson'ın 1893 basımından alınmıştır.

Türkçe çeviri (önizleme) · Çeviren Şira Nur Uysal

Şeylerin Doğası Üzerine, I. Kitap, 146-166

Zihnin bu dehşetini ve karanlığını dağıtacak olan, güneşin ışınları ya da günün parlak okları değildir; doğanın aklı ve seyri dağıtacaktır bunu. İlk ilkemiz de işte buradan başlayacak: hiçbir şey, hiçbir zaman, ilahi bir güçle yoktan var edilmez.

Çünkü korku bütün insanları şu yüzden dizginler: yeryüzünde ve gökte gerçekleşen pek çok şeye tanık olurlar, ama bu olayların nedenlerini hiçbir biçimde göremezler; bu yüzden de onların ilahi bir güç tarafından yapıldığını sanırlar. Bu nedenlerle, hiçbir şeyin yoktan üretilemeyeceğini açıkça gördüğümüzde, aradığımız şeyi çok daha isabetli biçimde kavrayacağız: her bir tek şeyin nereden doğduğunu ve bütün olup bitenlerin tanrıların eli olmaksızın nasıl gerçekleştiğini anlayacağız.

Çünkü eğer şeyler yoktan doğabilseydi, her tür şey her şeyden üretilebilirdi; hiçbir şeyin tohuma ihtiyacı olmazdı. Her şeyden önce, insanlar denizden fışkırabilirdi; pullu soy ile kuşlar topraktan çıkabilirdi; sürüler ve öteki hayvanlar gökten boşanabilirdi; ekili tarlalar da çöller de her tür yabani hayvanı barındırabilirdi, hiçbir belirli üreme yasası olmaksızın. Aynı ağaçlar aynı meyveleri vermezdi, sürekli değişirdi; her ağaç her tür meyveyi taşıyabilirdi.

Her üretim için ayrı üretici öğeler bulunmasaydı, tek tek her şey için değişmez bir ana-üretici nasıl kalabilirdi ki? Ama şimdi, bütün şeyler tek tek belirli tohumlardan üretildiği için, her biri kendi maddesinin ve ilk öğelerinin bulunduğu o noktadan üretilir ve ışığın diyarına çıkar. İşte bu yüzden her şey her şeyden üretilemez: çünkü belirli tözlerde birbirinden ayrı ve kendine özgü yetiler vardır.

Ayrıca, gülün baharda, ekinin yaz sıcağında, asmanın sonbaharın etkisi altında ortaya çıktığını neden görüyoruz? Bunun nedeni, şeylerin belirli tohumlarının kendi zamanlarında bir araya gelmesi değil de nedir?

Özgün metin (İngilizce)

ON THE NATURE OF THINGS, BOOK I, 146-166.

This terror and darkness of the mind, therefore, it is not the rays of the sun, or the bright shafts of day, that must dispel, but reason and the contemplation of nature; of which our first principle shall hence take its commencement, THAT NOTHING IS EVER DIVINELY GENERATED FROM NOTHING.

For thus it is that fear restrains all men, because they observe many things effected on the earth and in heaven, of which effects they can by no means see the causes, and therefore think that they are wrought by a divine power. For which reasons, when we shall have clearly seen that NOTHING CAN BE PRODUCED FROM NOTHING, we shall then have a more accurate perception of that of which we are in search, and shall understand whence each individual thing is generated, and how all things are done without the agency of the gods.

For if things came forth from nothing, every kind of thing might be produced from all things; nothing would require seed. In the first place, men might spring from the sea; the scaly tribe, and birds, might spring from the earth; herds, and other cattle, might burst from the sky; the cultivated fields, as well as the deserts, might contain every kind of wild animal, without any settled law of production: nor would the same fruits be constant to the same trees, but would be changed; and all trees might bear all kinds of fruit.

Since, when there should not be generative elements for each production, how could a certain parent-producer remain invariable for all individual things? But now, because all things are severally produced from certain seeds, each is produced, and comes forth into the regions of light, from that spot in which the matter, and first elements of each, subsist. And for this cause all things cannot be produced from all, inasmuch as there are distinct and peculiar faculties in certain substances.

Besides, why do we see the rose put forth in spring, corn in summer heat, and vines under the influence of autumn, if it be not because, when the determinate seeds of things have coalesced in their own time?

Bu metin neden önemli

Lucretius bu pasajda bütün eserinin dayandığı ilk ilkeyi ilan eder: hiçbir şey yoktan var edilmez. Bu önerme onun için yalnızca bir fizik yasası değil, bir kurtuluş aracıdır — insanların korkusu, yeryüzünde ve gökte nedenini göremedikleri olayları ilahi bir güce yormalarından doğar. Nedenleri anlaşıldığında korku dağılır. Ardından gelen çıkarım zinciri de aynı ölçüde çarpıcıdır: eğer şeyler yoktan doğabilseydi, her şey her şeyden çıkabilirdi — insanlar denizden fışkırır, sürüler gökten dökülür, ağaçlar her tür meyveyi verirdi. Tohum ilkesinin varlığı, doğanın düzenli oluşunun kanıtıdır. Bu akıl yürütme, iki bin yıl sonra madde korunumu yasasının felsefi atası sayılacaktır.

Eser hakkında

Titus Lucretius Carus, Roma Cumhuriyeti'nin çalkantılı son döneminde, M.Ö. birinci yüzyılda yaşamış bir şair ve düşünürdür. Helenistik dönemin belirleyici felsefe okullarından Epikurosçuluğun sadık bir takipçisi olan Lucretius, felsefe dilinin henüz tam olarak yerleşmediği bir çağda Latinceyi yetkin bir manzum anlatım aracına dönüştürmüştür. Kendisinden önceki Yunan atomcularının evren tasavvurunu Roma kültür dünyasına aktarma gayesi taşıyan düşünür, dini kaygılar ve doğaüstü açıklamalarla kuşatılmış bir toplumda aklı ve gözlemi temel alan bir doğa anlayışını savunmuştur. Metinleri Ortaçağ boyunca unutturulmuş olsa da Rönesans'ta yeniden keşfedilerek Batı doğa felsefesinin canlanmasında belirleyici bir rol oynamıştır.

Lucretius'un altı kitaptan oluşan didaktik eseri De Rerum Natura, evrenin bütünüyle maddeden ve boşluktan ibaret olduğunu, hiçbir şeyin kendiliğinden veya ilahi bir müdahaleyle açıklanamayacağını temellendirmeyi hedefler. Eser, atomların hareketlerinden gök olaylarına, canlıların oluşumundan insan zihnine ve toplumsal kurumlara kadar uzanan geniş bir kozmolojik sistem kurar. Şair, doğanın kendi iç işleyiş yasalarını sergileyerek insanları tanrı korkusundan ve ölüm kaygısından kurtarmayı amaçlar. Ona göre doğadaki düzenlilik rastlantısal mucizelerin değil, maddenin temel parçacıklarının belirli bir ahenk içinde birleşip ayrılmasının doğal bir neticesidir.

Bu sayfada sunulan pasaj, eserin birinci kitabının kurucu nitelikteki başlangıç bölümünü oluşturur. Lucretius burada bütün fiziğinin ve epistemolojisinin üzerine inşa edildiği ana ilkeyi berrak bir biçimde ortaya koymaktadır. Okur, bu satırları incelerken doğanın keyfi ve değişken bir iradeyle değil, değişmez tohumlar ve belirli yasalarla işlediğini gösteren rasyonel bir metodolojinin kuruluşuna tanıklık eder. Şairin gündelik gözlemlerden yola çıkarak geliştirdiği mantıksal sorgulama, okuru doğanın döngülerini ve mevsimsel düzeni doğaüstü kabuller yerine maddesel süreklilik bağlamında okumaya davet etmektedir.

Bu eser Kozmoloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Lucretius On the Nature of Things (J.S. Watson çevirisi, 1893 basım)
Neşir
M.Ö. yaklaşık 55 (yazım) / 1893 (J.S. Watson çevirisi)
Konum
I. Kitap, 146-166. dizeler, s.10-11
Kalıcı arşiv
DOI: 10.5281/zenodo.21985150 (Zenodo)
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Archive.org
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Hiçbir Şey Yoktan Var Olmaz. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/lucretius-hicbir-sey-yoktan-var-olmaz
Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

← Kütüphaneye dön