Baharistan'ın yazarı Molla Câmî, Fars tasavvuf şiirinin son büyük ustası sayılır. Aynı kalemin bir başka başyapıtı olan Yûsuf ve Züleyha, görünüşte bir aşk hikâyesi olsa da özünde ruhun ilahî güzelliğe duyduğu özlemin destanıdır. Aşağıdaki pasaj, mesnevinin açılışındaki Münâcât bölümünden alınmıştır. Câmî burada Tanrı'yı yalnızca göklerin kubbesini kuran değil, her zerreyi aydınlatan, her varlığa varlık bahşeden mutlak dayanak olarak anar. Baharı gelinler gibi süsleyen, servi ile gülü var eden aynı el, insanın kalbinde de hikmetin incisini saklar. Bu, kadim mistik teolojinin özüdür: yaratılan her şey, Yaratıcı'nın nakşını taşır.
Âlemleri ayakta tutan Rabbi çağırırım; övgüleri, kılıcı süsleyen mücevherler gibi dili süsleyen O'nu. Dil, lütfunun pınarıyla ıslandığında en yüce coşkusunu ancak O'nun adı anıldığında bulur. Yüce ve her şeyi bilen Tanrı ebediyen hüküm sürer; alçakgönüllüyü yükseltir, güçsüzü ayakta tutar. Dönen göklerin kubbesini O kurdu ve unsurlara duvarlarını yükseltmelerini O buyurdu.
Çalıyı süsleyen güle açılmasını O emreder; ona bahşettiği miskle bezenmiş altın yapraklarını O verir. Baharın gelinleri olan çiçekler, o görkemli libası O'nun parmaklarının dokuduğu kumaştan alır. Irmak kıyısındaki serviye, güzel endamını heybetli bir gururla dimdik yükseltmesini O söyler. Yüce gönüllülere büyük şan verir, kibirliyi ve ahmağı ise yere serer.
O'nun varlığı, güneşin ışıl ışıl küresidir; uzak yakın demeden her zerreyi aydınlatır. Bize, varlık armağanını O'nun lütfu bağışlar; her mahluk O'nun varlığında yaşar. Yukarıda, aşağıda, gözünüzün erişeceği hiçbir nokta yoktur ki O'nun egemen zihninin izini taşımasın. O'nun mahiyetini anlatmak, aklın ve ilmin âcizliğidir; O'nun yollarını araştıran arayış ise umutsuzdur.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Bu metin önemlidir çünkü Doğu tasavvufunun en incelikli ilahî anlayışını tek bir yakarışta toplar. Câmî için evren, Tanrı'nın adeta bir aynasıdır: gül, servi, bahar çiçekleri ve gökyüzü kubbesi hepsi aynı ilahî elin eseridir ve her zerre O'nun izini taşır. Bu görüş, Batı hermetik geleneğindeki mikrokozmos ile makrokozmos düşüncesiyle derin bir akrabalık taşır; yaratılanın Yaratıcı'yı yansıttığı fikri, hem İslam tasavvufunun hem de Rönesans mistik teolojisinin ortak sezgisidir. Baharistan'ın bahçe istiaresi de burada yankılanır: bahar, ilahî lütfun görünür hâle geldiği andır. Griffith'in 1882 tarihli manzum çevirisi, Câmî'nin on bir heceli beyitlerinin ruhunu İngiliz şiirine taşıyan klasik bir aktarımdır.
Eser hakkında
On beşinci yüzyıl Fars edebiyatının ve İslam tasavvuf düşüncesinin yetkin simalarından biri olan Abdurrahman Câmî, klasik İslami ilimler ile tasavvufi metafiziği şiir formunda ustalıkla harmanlayan bir müelliftir. Yaşadığı dönemin fikrî atmosferini yansıtan Câmî, özellikle vahdet-i vücûd mektebinin öğretilerini estetik ve edebî bir dille ifadelendirmiştir. Şiirlerinde felsefi derinlik ile lirik duyarlılığı bir araya getiren yazar, kurucusu olduğu veya mensubu bulunduğu zengin edebî muhit içinde Doğu hikmetinin temel kabullerini mısralara dökmüş, geride felsefi ve mistik açıdan zengin bir miras bırakmıştır.
Yûsuf ve Züleyha, kadim bir kıssayı merkezine alarak maddi aşktan manevi ve ilahî aşka uzanan seyrüseferi işleyen manzum bir mesnevidir. Câmî bu eserinde, zahirî olay örgüsünün gerisinde insanın hakikate ulaşma çabasını, nefs terbiyesini ve nihayetinde mutlak varlığa yönelişini anlatır. Eser, varlık hiyerarşisinin her basamağında tecelli eden ilahî kudreti ve güzelliği sergilerken, insani tecrübeleri evrensel hakikatlerin birer tezahürü olarak konumlandırır. Klasik mesnevi mimarisine sadık kalınarak kaleme alınan yapıt, varoluşun gayesini, yaratılışın nizamını ve bilincin arınma evrelerini alegorik bir anlatımla temellendirir.
Burada sunulan pasaj, eserin açılışını teşkil eden Münâcât kısmından derlenmiştir. Klasik Doğu anlatılarında bir metne başlamadan önce Yaratıcı'ya yöneltilen bu tür niyazlar, yalnızca biçimsel bir gelenek değil, müellifin tüm varlık görüşünü özetleyen kurucu bir zemindir. Ralph T. H. Griffith'in on dokuzuncu yüzyıl sonlarında gerçekleştirdiği İngilizce aktarım üzerinden Türkçeye kazandırılan bu bölüm, kozmik düzen ile tabiatın ahengini doğrudan ilahî iradeye bağlar. Okur, bu satırları incelerken metni yalnızca lirik bir yakarış olarak değil, evrenin işleyişine dair ontolojik bir beyan ve Câmî'nin tefekkür dünyasına açılan bir anahtar olarak değerlendirmelidir.
Bu eser Mistik Teoloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →
- Kaynak eser
- Yusuf and Zuleikha (Yûsuf ve Züleyha), Abdurrahman Câmî; İngilizceye çeviren Ralph T. H. Griffith, Trübner's Oriental Series, Londra: Trübner & Co., 1882. Münâcât (Invocation) bölümü.
- Neşir
- Trübner's Oriental Series, Londra: Trübner & Co., 1882 (Ralph T. H. Griffith'in manzum İngilizce çevirisi)
- Konum
- Münâcât (Invocation), s. 41-42
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
Uysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Yûsuf ve Züleyha: İlahî Yakarış. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/jami-yusuf-zuleyha-ilahi-yakaris-mistik-teoloji@misc{kk_jami_yusuf,
author = {Uysal, Şira Nur},
title = {{Yûsuf ve Züleyha: İlahî Yakarış}},
year = {2026},
publisher = {Kadim Kütüphane},
url = {https://kadimkutuphane.com/jami-yusuf-zuleyha-ilahi-yakaris-mistik-teoloji},
note = {Türkçe çeviri, özgün eser: Abdurrahman Câmî (çeviren Ralph T. H. Griffith)},
}Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
