Herat topraklarının büyük mutasavvıfı Hâce Abdullah el-Ensârî'nin Münâcât'ı, kulun doğrudan Rabbine seslendiği o mahrem yakarış geleneğinin kurucu metnidir. Aradığımız o eserin İngilizce tercümesi bu kütüphanede bulunmadığından, aynı Fars tasavvuf geleneğinin ve aynı Horasan irfanının içinden konuşan, gönül diliyle Hakk'a nida eden en yakın birincil kaynağı seçtik. Ferîdüddîn Attâr'ın İlâhî-Nâme'sinin açılış münâcâtı, Ensârî'nin yakarışlarıyla aynı derûnî makamda titrer. Aşağıdaki pasaj, kulun bütün varlığını ikinci şahsa, yani doğrudan Yaradan'a döndürdüğü kesintisiz bir hitaptır. Evvel de sen, âhir de sen, zâhir de sen, bâtın de sen. Bin asır boyunca aklın koştuğu ve bir zerresini dahi tanıyamadığı yol, işte bu yakarışın yoludur.
Yücedir Allah, benzeri ve dengi olmayan Bir olan; O ki sana Rablerin Rabbi diye seslenir. Evvel olan sensin, âhir olan sensin, yüce olan sensin. Bâtın olan sensin, zâhir olan sensin, yüce olan sensin. Bin asır boyunca ihtiyar akıl koştu durdu; lâkin bu yolun bir zerresini bile tanıyamadı. Sensiz aradı, ama seni göremedi. Sözün ve kelâmın peşine düşüp orada kaldı.
Bütün yaratılışta nûr olan sensin. Görüş gözünün hakikati ancak seninle görür. Ne şaşılası şeydir ki hem zâhir kaldın hem gizli. Canın içindesin, yine de candan münezzeh kaldın. Ey Dost, bütün canlar seninle âşikâr olur. Öz sensin, bütün âlem ise kabuktan ibarettir. Her varlığın canındaki öz sensin. Bunun için hem âşikârsın hem de gizlisin.
Evvel olan sensin, âhir olan sensin. Bâtın olan sensin, zâhir olan sensin. Öz sensin, bütün âlem ise kabuktan ibarettir.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Bu pasaj, Ferîdüddîn Attâr'ın (öl. 1221) İlâhî-Nâme adlı mesnevîsinin açılışındaki münâcâttan alınmıştır. Metin, Fars tasavvuf edebiyatının klasik bir ögesi olan tevhîd ve na't makamında ilerler. Kul, Rabbine doğrudan ve mahrem bir dille seslenir. Buradaki hitap örgüsü, Kur'ân'ın Hadîd sûresindeki Evvel-Âhir-Zâhir-Bâtın isimlerini ve ünlü bir Hadîs-i Kudsî'de geçen gizli hazine motifini yankılar. Öz ile kabuk istiaresi, ilâhî hakikatin görünen âlemin ardında gizli oluşunu anlatan tasavvufî bir imgedir. Attâr'ın bu derûnî yakarış üslûbu, Herat'ın büyük şeyhi Hâce Abdullah el-Ensârî'nin Münâcât geleneğiyle aynı manevî kökten beslenir. İkisi de aynı Horasan irfanının, kulun bütün benliğini silip yalnızca Hakk'a nida ettiği o mahrem sesin taşıyıcısıdır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- الهی نامه (Ilāhī-Nāma) — Farid ud-Din Attar (yaklaşık 1200), Farsça. Açılış münâcâtı, s. 35. Ensârî'nin Münâcât'ı kütüphanede bulunmadığından, aynı Fars tasavvuf geleneğinin en yakın birincil kaynağı olarak seçilmiştir.
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
