Corpus Hermeticum XIV: Yapan ile Yapılan
Mead'in Thrice-Greatest Hermes (Cilt II, 1906) derlemesinde bu risalenin açılış sayfası (s. 258).

Corpus Hermeticum XIV: Yapan ile Yapılan

Thrice-Greatest Hermes, Cilt II
Hermes Trismegistos; G.R.S. Mead (çev.)· 1906· Özgün: İngilizce· Internet Archive· ~6 dk okuma
HermetizmTürkçe çeviriAçık erişim

Corpus Hermeticum'un on dördüncü risalesi, Üç Kere Ulu Hermes'in öğrencisi Asklepios'a yazdığı kısa bir mektuptur. Metnin bütün yükü tek bir ayrım üzerinde durur: yapan ile yapılan. Hermes, var olan her şeyin bu iki terime indirgenebileceğini, aralarında üçüncü bir şey bulunmadığını ve ikisinin birbirinden ayrılamayacağını savunur. Aşağıda risalenin tamamı yer alıyor.

Türkçe çeviri (tam metin) · Çeviren Şira Nur Uysal

Asklepios'a ruhun sıhhati dilerim.

1. Sen yokken oğlum Tat, var olan şeylerin tabiatını öğrenmek arzusuna düştü ve bu işi ertelememe razı olmadı. Bilgi'ye (Gnosis) yeni ermiş genç bir oğula yakıştığı üzere, her bir noktadaki öğretiyi tek tek sormaktan geri durmadı. Ben de ona daha fazlasını anlatmaya mecbur kaldım, tâ ki bunların müşahedesi kendisi için takibi daha kolay olsun.

Şu hâlde, söylenenlerin başlıca fasıllarını seçip sana kısaca yazayım; lâkin bunları daha sırlı bir tarzda açıklayarak, yaşça daha büyük ve Tabiat'ta hayli yol almış birine yazar gibi.

2. Zuhur eden her şey yapılmışsa ve yapılmakta ise, yapılan şeyler de kendi kendilerince değil bir başkasınca yapılıyorsa; yapılan şeyler çoksa, dahası zuhur eden her şey birbirinden farklı ve birbirine benzemez ise; ve yapılmakta olan şeyler kendilerinden başkası tarafından yapılıyorsa, o hâlde bunları yapan biri vardır. Ve O yapılmış olamaz, bilakis yapılabilen her şeyden daha kadîmdir.

Zira yapılabilen şeyler, diyorum, kendilerinden başkası tarafından yapılır. Varlıklarını yapılmış olmalarına borçlu olan şeyler arasında ise, hiçbirinin hepsinden daha kadîm olması mümkün değildir; yalnız yapılması mümkün olmayan O müstesna.

3. Şu hâlde O hem Yüce, hem Bir, hem de Tektir; her şeyde gerçekten hakîm olandır, çünkü kendisinden daha kadîm hiçbir şey yoktur.

Zira O, yapılmakta olan şeylerin hem sayısına, hem büyüklüğüne, hem de birbirlerinden farklılığına hükmeder; yapılışlarının kesintisizliğine de hükmeder.

Yine, yapılabilir olan şeyler görülebilir; lâkin O görülemez.

Zira O bunun için yapar: görülebilir olmasın diye. (Kaynakta bu cümle böyledir ve tuhaflığı çeviriden değil metnin kendisindendir. Kastedilen şu: Tanrı görünür olanı durmadan yaptığı için kendisi görünenin ötesinde kalır, yaratma edimi O'nu perdeler.)

Öyleyse O daima yapar; ve bu yüzden asla görülemez.

O'nu böylece idrak etmek yerindedir; idrak edince hayrete düşmek yerindedir; hayrete düşünce de kendini kutlu saymak yerindedir, zira insan kendi Atası'nı bilmeyi öğrenmiştir.

4. Zira insanın kendi hakiki Atası'ndan daha tatlı ne vardır? Peki kimdir O, ve O'nu bilmeyi nasıl öğreneceğiz?

Tanrı adını, yahut Yaratıcı adını, yahut Baba adını yalnız O'na tahsis etmek doğru değil midir; daha doğrusu üçünü birden? Kudreti sebebiyle Tanrı, Enerjisi sebebiyle Yaratıcı, İyiliği sebebiyle Baba.

Şimdi Kudret, yapılmakta olan şeylerden başkadır; Enerji ise her şeyin yapılmasında kaimdir.

Bu sebeple laf kalabalığını ve boş konuşmayı bir yana bırakıp şu ikisini anlamamız gerekir: yapılan ile Yapan. Zira bu ikisinin arasında bir orta terim yoktur; üçüncü diye bir şey yoktur.

5. Bu yüzden tasavvur ettiğin her şeyde, işittiğin her şeyde bu ikisini hatırla; ve her şeyin bunlar olduğunu düşün. Ne yukarıdaki şeylerden, ne aşağıdaki şeylerden, ne ilahî şeylerden, ne değişime uğrayan şeylerden, ne de karanlıkta kalan şeylerden hiçbirini şüpheli sayma. («Karanlıkta kalan şeyler» için kullanılan Yunanca sözcük, kapalı oda, mahzen, mağara gibi içine kapanmış yerleri anlatır. Mead bunu Pherekydes'e bağlar: ruhların dünyaya doğuşu ile geri çekilişi bu «in»lerle simgelenir. Yani metin, faal hâlde olan şeylerle uykuya çekilmiş hâlde olan şeyleri ayırıyor.)

Zira her şey bu ikisidir, Yapan ve yapılan; ve birinin ötekisiz olması imkânsızdır. Nitekim «Yapan»ın «yapılan» olmaksızın var olması da mümkün değildir, zira bunların her biri bir ve aynı şeydir.

Bu yüzden birinin ötekinden ayrılması, kendinin kendinden ayrılmasından daha mümkün değildir.

6. Şimdi Yapan, yapan şeyden başka bir şey değilse, yani Tek, Yalın ve Mürekkep olmayan ise, bu yapma işini kendine yapması gerekir; öyle ki O'nun için Yapan'ın yapması ile «yapılmış olmak» aynı şeydir.

Yapılmakta olan her şeye gelince: hiçbiri kendi kendisince yapılarak yapılmış olamaz, bilakis bir başkasınca yapılarak yapılmış olması gerekir. «Yapan» olmadan «yapılan» ne yapılmıştır ne de vardır; zira biri ötekinden mahrum kalınca kendi asıl tabiatını yitirir.

Şu hâlde her şeyin iki olduğu kabul edilmişse, yani «yapılmakta olan» ile «yapan» ise, o zaman bunların birleşmesiyle hepsi birdir: «önde giden» ile «ardından gelen».

Yapan Tanrı «önde giden»dir; yapılmakta olan ise, ne olursa olsun, «ardından gelen»dir.

7. Ve yapılmış şeyleri, çeşitlilikleri yüzünden hor görme; Tanrı'ya düşük bir mertebe yahut şansızlık isnat etmiş olma korkusuyla da hor görme.

Zira O'nun Şanı birdir: her şeyi yapmak. Ve bu, âdeta Tanrı'nın Bedeni gibidir, yani yapma edimi. (Metin burada Tanrı'nın bedenini bir cisim olarak değil, kesintisiz yaratma faaliyeti olarak tarif ediyor. Hermetik külliyatın en cesur ifadelerinden biridir: görünen âlem Tanrı'nın örtüsü değil, eylemidir.)

Lâkin Yapan'ın kendisince kötü yahut alçak hiçbir şey düşünülmüş değildir.

Bunlar, yapma sürecine eşlik eden ârızalardır; tıpkı pasın tunca, kirin bedene eşlik ettiği gibi. Lâkin ne tunç ustası pası yapar, ne bedeni doğuranlar kiri, ne de Tanrı kötülüğü yapar.

Yapılmış hâlde kalmayı sürdürmektir onları, tabir caizse, tazeliklerini yitirten. İşte bu yüzden Tanrı değişimi var etmiştir; sanki oluşun temizlenmesi gibi bir şey olarak.

8. Öyleyse bir ve aynı ressam insanın hem göğü, hem tanrıları, hem yeri, hem denizi, hem insanları, hem bütün hayvanları, hem cansız şeyleri, hem de ağaçları yapması mümkün olsun da, Tanrı'nın her şeyi yapması imkânsız mı olsun?

Ne müthiş bir anlayışsızlık; Tanrı hakkında ne büyük bir bilgisizlik!

Zira böyleleri hepsinin en garip hâline düşerler. Takva ile ibadet ettiklerini ve Tanrı'ya hamd ettiklerini söyleseler de, her şeyin yapılmasını O'na atfetmedikleri için Tanrı'yı bilmezler. Ve bu bilmezliğe ek olarak O'na karşı en beter küfrün de suçlusudurlar, zira O'na ârızalar isnat ederler, yahut kibir, yahut acz.

Çünkü O her şeyi yapmıyorsa, ya kibrinden yapmıyordur ya da yapamadığından; ki böyle düşünmek küfürdür.

9. Tanrı'nın tek bir Tutkusu vardır, o da İyilik'tir; ve İyi olan ne kibirlidir ne de âciz. (Buradaki «tutku» sözcüğü, hemen yukarıda insanların Tanrı'ya yanlışlıkla isnat ettiği «ârızalar» ile aynı Yunanca kökten gelir. Metin sözcüğü bilerek tersine çeviriyor: Tanrı'ya yakışan tek edilgenlik İyilik'tir.)

Zira Tanrı budur: her şeyi yapmaya muktedir olan İyilik.

Ve yapılabilen her şey Tanrı tarafından yapılır; yani İyi olan ve her şeyi yapabilen O'nun tarafından.

Lâkin O'nun nasıl yaptığını ve yapılan şeylerin nasıl yapıldığını öğrenmek istersen, bunu öğrenebilirsin.

10. Pek güzel ve pek benzer bir suret seyret: toprağa tohum saçan bir çiftçi. Şuraya buğday, şuraya arpa, şuraya da tohumların bir başkası!

Bir ve aynı adamın asmayı, elmayı ve bütün öteki ağaçları diktiğini seyret!

İşte tam bu tarzda Tanrı da Gökte Ölümsüzlüğü, Yerde Değişimi, kâinatta ise Hayatı ve Hareketi eker.

Bunlar çok değildir; azdır ve sayılması kolaydır. Zira hepsi dörttür; bir de Tanrı'nın kendisi ile Oluş, ki var olan her şey onlardadır. (Sayılan dört şey Ölümsüzlük, Değişim, Hayat ve Hareket'tir. Risale bu kısa listeyle biter; Hermetik metinlerin çoğu gibi sonucu okura bırakır.)

Zira O bunun için yapar: görülebilir olmasın diye.
Özgün metin hakkında
G.R.S. Mead, Thrice-Greatest Hermes, Cilt II (1906), s. 258-263: "Corpus Hermeticum XIV. (XV.): Unto Asclepius, Good Health". Tam İngilizce metin kamu malıdır ve Internet Archive'de mevcuttur (thricegreatesthe02hermuoft).

Bu metin neden önemli

XIV. risale, külliyatın en kısa ve en yoğun parçalarından biridir. Diyalog biçiminde değil mektup biçiminde yazılmış olması onu Corpus içinde ayrıksı kılar; Hermes burada oğlu Tat'a sözlü olarak anlattığı bir dersin özetini, daha olgun bir muhataba yazılı ve «daha sırlı» bir dille aktardığını söyler. Metnin özünü oluşturan Yapan ile yapılan ayrımı, kötülüğün Tanrı'ya değil oluş sürecine ait bir ârıza olduğu fikriyle tamamlanır; tunçtaki pas benzetmesi bu düşüncenin en bilinen Hermetik ifadesidir. Risalenin büyük bölümü İskenderiyeli Kyrillos tarafından «Contra Julianum» adlı eserinde alıntılanmıştır, bu da metnin geç antik çağda tanınırlığını gösterir. Kapanıştaki çiftçi imgesi ise Tanrı'nın yaratma edimini bir ekim işine benzeterek risaleyi soyut muhakemeden somut bir tasvire bağlar. Çeviri, G.R.S. Mead'in Thrice-Greatest Hermes (Cilt II, 1906, kamu malı) eserindeki İngilizce çeviriden yapılmıştır.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Bu eser Hermetizm Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Thrice-Greatest Hermes, Cilt II, çev. G.R.S. Mead, Londra: Theosophical Publishing Society, 1906, sayfa 258-263, "Corpus Hermeticum XIV. (XV.): Unto Asclepius, Good Health"
Neşir
University of Toronto nüshası, 1906; İngilizce çeviri G.R.S. Mead
Konum
Risalenin tamamı (39 paragraf) — Cilt II, sayfa 258-263
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Internet Archive
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Corpus Hermeticum XIV: Yapan ile Yapılan. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/corpus-hermeticum-xiv-yaratan-ile-yaratilan
← Kütüphaneye dön