Aziz Augustinus, Tanrı Devleti'nin sekizinci kitabında, kadim Mısır'ın bilgesi sayılan Hermes Trismegistus'un ünlü ağıtını ele alır. Hermes, bir gün Mısır'ın kutsal tapınımının çökeceğini, tanrılarının yapılmış oldukları topraklardan sökülüp atılacağını önceden görmüş ve bu geleceği hüzünle karşılamıştır. Augustinus bu ağıtı, hem bir kehanetin doğrulanışı hem de yanlış bir tapınmanın itirafı olarak okur: Hermes, insan eliyle yapılan tanrıların yıkılışına yas tutarken, aslında onların ne kadar boş olduğunu ele vermektedir. Aşağıdaki pasaj, Hermetik geleneğin Hıristiyan düşüncesindeki en erken ve en etkili karşılaşmalarından birini gözler önüne serer.
Hermes şöyle yazar: Yine de, her şeyi önceden görmek bilgelere yaraştığından, şunu bilmemeniz doğru olmaz: Öyle bir vakit gelecek ki, Mısırlıların dindar bir yürekle ve büyük bir özenle tanrısallığa sundukları tapınmanın boşuna olduğu ortaya çıkacak; onların bütün kutsal saygısı yıkıma uğrayacak ve hiçe dönecektir. Hermes bu konuyu uzun uzun sürdürür ve bu vakti âdeta önceden haber verir. Ne var ki bunları bildirirken, sanki bu yanılsamaların bir dostu gibi konuşur; bu yüzden gelecek olayları hüzünle karşılar ve onlara kederli bir kehanetle tanıklık eder.
Oysa insanın, kendi uydurmalarının boyunduruğu altına düşmesinden daha büyük bir talihsizlik düşünülemez. Çünkü insanın, kendi yaptığı tanrılara tapınarak insanlıktan çıkması, o yaptığı tanrıların onun tapınmasıyla var olabilmesinden çok daha kolaydır. Böylece insan, kendi eliyle yaptığını kendi üstüne efendi kıldığında, kendisini yaratandan hak ederek uzaklaşmış olur. İşte Hermes, bu boş, aldatıcı, yıkıcı ve kutsala saygısız şeylerin ortadan kaldırılacağı vaktin geldiğini bildiği için onlara yas tuttu; ama bunu, bildiği kadar akılsızca ve yas tuttuğu kadar da yüzsüzce yaptı.
Zira Kutsal Ruh, kutsal peygamberlere açtığı gibi bu gerçeği ona açmamıştı. O peygamberler bu şeyleri önceden görüp coşkuyla şöyle demişlerdi: İnsan kendine tanrılar yapar mı, oysa bunlar tanrı değildir. Ve başka bir yerde: O gün gelecek, diyor Rab, putların adlarını yeryüzünden söküp atacağım, öyle ki anıları bile kalmayacak. Böylece Hermes bunları yas tutarak, peygamber ise sevinerek önceden bildirdi. Çünkü bunları kutsal peygamberler aracılığıyla dile getiren Ruh, üstün gelen Ruh'tur.
Hermes bunları yas tutarak önceden bildirdi, peygamber ise sevinerek. Çünkü bunları kutsal peygamberler aracılığıyla dile getiren Ruh, üstün gelen Ruh'tur.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Bu pasaj, geç antik çağın en tuhaf metinlerinden biri olan Hermetik Asclepius'taki "Mısır kehaneti"nin Hıristiyan düşüncesindeki yankısıdır. Hermes Trismegistus (Üç Kez Ulu Hermes), Mısır tanrısı Thoth ile Yunan tanrısı Hermes'in birleşiminden doğan efsanevi bir bilge figürü olarak, Rönesans'a dek Musa ile çağdaş, hatta ondan da eski bir peygamber sayıldı. Augustinus ise Hermes'i bu saygın konumdan indirir: Ona göre Hermes, gerçek Tanrı'yı bir ölçüde tanımış olsa da, insan eliyle yapılan putların yıkılışına yas tutmakla kalbinin karardığını ele verir. Pasajın çarpıcılığı, Hermes'in ağıtını bir çöküş değil bir kurtuluş müjdesi olarak yeniden okumasında yatar: Mısır'ın putları sökülürken, "bütün yeryüzünde Rab'be yeni bir ezgi" söylenmeye başlanmaktadır. Böylece Hermetik gelenek ile Hıristiyan tarih anlayışı, aynı geleceğe biri ağlayarak biri sevinerek bakan iki tanık olarak karşı karşıya gelir.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- De Civitate Dei (Tanrı Devleti), Kitap VIII, Bölüm 23-24 - Aziz Augustinus
- Neşir
- Venedik: Nicolas Jenson baskısı, 1475 (incunabulum); Latinceden İngilizceye çeviri Source Library, Amsterdam, 2026
- Konum
- Kitap VIII (Octavus), Bölüm 23-24, bu baskının 205. sayfası (Hermes'in Asclepius'tan alınan Mısır ağıtı ve Augustinus'un yorumu)
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
