Arrian'ın (M.S. yaklaşık 86-160) "Anabasis Alexandri" (İskender'in Seferi) adlı eseri, Büyük İskender'in kampanyalarını anlatan, güvenilirliği ve askeri ayrıntılara verdiği özeniyle tanınan en önemli antik kaynaktır. Arrian, kendisi de bir general ve devlet adamı olarak, İskender'in generalleri Ptolemaios ve Aristobulos'un artık kayıp olan çağdaş anlatılarını temel alarak yazmıştır. Bu bölüm, E.J. Chinnock'ın 1884 çevirisinden alınmıştır.
III. Bölüm — İskender Gordion'da
İskender Gordion'a vardığında, Gordius'un ve oğlu Midas'ın sarayını barındıran kaleye çıkma arzusuyla tutuştu. Ayrıca Gordius'un kağnısını ve boyunduruğu kağnıya bağlayan ipi de görmek istiyordu. Bu kağnı hakkında çevredeki halk arasında pek çok söylenti dolaşıyordu. Söylenceye göre Gordius, eski Frigyalılar arasında yoksul bir adamdı; işleyecek küçük bir toprağı ve iki çift öküzü vardı. Bunlardan birini sabanda, ötekini kağnıyı çekmekte kullanırdı. Bir gün, sabanı sürerken bir kartal boyunduruğun üzerine kondu ve öküzlerin koşumdan çözüleceği vakte kadar orada oturmayı sürdürdü.
Bu görüntüden ürken Gordius, tanrısal işaretin anlamını sormak üzere Telmissoslu kâhinlere gitti; çünkü Telmissoslular ilahi belirtileri yorumlamakta usta sayılırlardı ve kehanet gücü yalnızca erkeklere değil, nesilden nesile kadınlarına ve çocuklarına da bahşedilmişti. Gordius, kağnısını Telmissosluların bir köyüne doğru sürerken, pınardan su alan genç bir kızla karşılaştı ve ona kartal işaretinin nasıl belirdiğini anlattı. Kız, kendisi de kâhinler soyundan olduğundan, ona aynı yere dönüp kral Zeus'a kurban sunmasını öğütledi. Gordius, kızdan kendisine eşlik edip kurbanı nasıl sunacağını göstermesini istedi. Kızın önerdiği biçimde kurbanı sundu ve ardından onunla evlendi. Bu evlilikten Midas adında bir oğulları oldu; olgunluk çağına vardığında hem yakışıklı hem yiğit bir gençti.
O sırada Frigyalılar bir iç kargaşayla sarsılıyordu; kâhine danıştıklarında, bir kağnının onlara bir kral getireceği ve o kralın kargaşaya son vereceği yanıtını aldılar. Tam bu konuyu tartışırlarken, Midas anne babasıyla birlikte, tam da söz konusu kağnıyla meclisin yanına vardı. Kehanetin ona işaret ettiğini yorumlayarak, tanrının onlara "kağnının getireceğini" söylediği kişinin bu olduğuna karar verdiler. Böylece Midas'ı kral ilan ettiler; o da kargaşaya son verdikten sonra, babasının kağnısını, kartalı gönderdiği için kral Zeus'a bir şükran adağı olarak kaleye adadı.
Buna ek olarak, kağnı hakkında şu söylenti de dolaşıyordu: kağnının boyunduruğunu bağlayan ipi çözebilen kişi, Asya'nın efendisi olmaya yazgılıydı. İp, kızılcık kabuğundan örülmüştü ve ne ucu ne de başlangıcı görülebiliyordu. Bazılarına göre İskender, ipi çözmenin bir yolunu bulamayınca, ama onu çözülmemiş bırakmayı da kalabalık arasında huzursuzluk yaratabileceği için istemediğinden, kılıcıyla ipe vurup onu kesti ve "kendisi tarafından çözüldüğünü" söyledi. Ama Aristobulos'a göre, kağnının okunun pimini -- ipi bir arada tutan, doğrudan içinden geçirilmiş ahşap bir çiviyi -- çekip çıkardı. Bunu yaptıktan sonra boyunduruğu kağnının okundan çekip ayırdı. İskender'in bu ipe ilişkin başarıyı tam olarak nasıl gerçekleştirdiğini kesinlikle söyleyemem. Her hâlükârda, hem o hem de askerleri kağnının yanından, ipin çözülmesine dair kehanet gerçekleşmiş gibi ayrıldılar.
İpin boyunduruğunu çözebilen kişi, Asya'nın efendisi olmaya yazgılıydı.
Bu sayfa şimdilik bir önizlemedir. Eserin tam çevirisi yayımlandığında haberdar olmak isterseniz, bültene katılabilirsiniz ↓
Özgün metin (İngilizce)
CHAPTER III. — ALEXANDER AT GORDIUM.
When Alexander arrived at Gordium, he was seized with an ardent desire to go up into the citadel, which contained the palace of Gordius and his son Midas. He was also desirous of seeing the wagon of Gordius and the cord which bound the yoke to the wagon. There was a great deal of talk about this wagon among the neighbouring population. It was said that Gordius was a poor man among the ancient Phrygians, who had a small piece of land to till, and two yoke of oxen. He used one of these in ploughing and the other to draw the wagon. On one occasion, while he was ploughing, an eagle settled upon the yoke, and remained sitting there until the time came for unyoking the oxen.
Being alarmed at the sight, he went to the Telmissian soothsayers to consult them about the sign from the deity; for the Telmissians were skilful in interpreting the meaning of Divine manifestations, and the power of divination has been bestowed not only upon the men, but also upon their wives and children from generation to generation. When Gordius was driving his wagon near a certain village of the Telmissians, he met a maiden fetching water from the spring, and to her he related how the sign of the eagle had appeared to him. As she herself was of the prophetic race, she instructed him to return to the very spot and offer sacrifice to Zeus the king. Gordius requested her to accompany him and direct him how to perform the sacrifice. He offered the sacrifice in the way the girl suggested, and afterwards married her. A son was born to them named Midas, who, when he arrived at the age of maturity, was both handsome and valiant.
At this time the Phrygians were harassed by civil discord, and consulting the oracle, they were told that a wagon would bring them a king, who would put an end to their discord. While they were still deliberating about this very matter, Midas arrived with his father and mother, and stopped near the assembly with the very wagon in question. They, interpreting the oracular response to refer to him, decided that this was the person whom the god told them the wagon would bring. They therefore appointed Midas king; and he, putting an end to their discord, dedicated his father's wagon in the citadel as a thank-offering to Zeus the king for sending the eagle.
In addition to this the following report was current concerning the wagon, that whosoever could loosen the cord with which the yoke of the wagon was tied, was destined to be the ruler of Asia. The cord was made of cornel bark, and neither end nor beginning to it could be seen. It is said by some that when Alexander could find out no way to loosen the cord and yet was unwilling to allow it to remain unloosened, lest it should exercise some disturbing influence upon the multitude, he struck the cord with his sword and cut it through, saying that it had been untied by him. But Aristobulus says that he pulled out the pin of the wagon-pole, which was a wooden peg driven right through it, holding the cord together. Having done this, he drew out the yoke from the wagon-pole. How Alexander performed the feat in connection with this cord, I cannot affirm with confidence. At any rate both he and his troops departed from the wagon as if the oracular prediction concerning the untying of the cord had been fulfilled.
Bu metin neden önemli
Gordion Düğümü efsanesi, Batı kültüründe "karmaşık bir sorunu cesur, dolaysız bir hamleyle çözmek" anlamına gelen bir deyimin kaynağıdır. Arrian, önce düğümün kökenini anlatır -- yoksul çiftçi Gordius'un kağnısına konan bir kartal, bir kehanet, ve oğlu Midas'ın krallığa yükselişi -- sonra da düğümü çözebilecek kişinin "Asya'nın efendisi" olacağı kehanetini aktarır. İskender düğümü çözemeyince (ya da çözmeye tenezzül etmeyince) kılıcıyla kesip "işte çözüldü" der. Arrian, tarihçi dürüstlüğüyle, bu olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğinden emin olmadığını da itiraf eder -- antik tarih yazımında nadir görülen bir kaynak eleştirisi örneği.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
Bu eser Gizli Cemiyetler Koleksiyonu'nun parçasıdır →
- Kaynak eser
- The Anabasis of Alexander (E.J. Chinnock çevirisi, 1884 basım)
- Neşir
- M.S. yaklaşık 150 (yazım) / 1884 (E.J. Chinnock çevirisi)
- Konum
- II. Kitap, III. Bölüm, s.82-83
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Archive.org
Uysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Gordion Düğümü: Asya'nın Efendisi Olacak Olan. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/arrian-gordion-dugumu-iskender-kilicla-kesme