Confessio Fraternitatis: Övgüye Değer Gül Haç Kardeşliği'nin İtirafı
Gül Haç Kardeşliği'nin alegorik tapınağını (College of the Fraternity) betimleyen gravür. Mirror of the Wisdom of the Rosy Cross, 1618.

Confessio Fraternitatis: Övgüye Değer Gül Haç Kardeşliği'nin İtirafı

Anonim (Rozikrusyen Kardeşliği)· 1615· Özgün: Almanca (Source Library İngilizce çevirisinden)· Source Library· ~21 dk okuma
Sayfaları gör ↓

Confessio Fraternitatis (1615), Fama'nın ardından yayımlanan ikinci Gül Haç manifestosudur. Kardeşliğin inancını, Papalığa karşı tutumunu, kutsal kitap ile doğa kitabını birlikte okuma çağrısını ve yeni yıldızların işaret ettiği yaklaşan çağı açıklar. Aşağıda 1616 baskısındaki önsöz ile Confessio'nun tamamı yer alır. [s. N] işaretleri baskının sayfa numarasını gösterir.

Türkçe çeviri (tam metin) · Çeviren Şira Nur Uysal

Confessio'nun Hikmet Arayan Okuruna Önsöz

[s. 49]

Önsöz. İTİRAF'ın Hikmet Arayan Okuruna.

Lütufkâr okur, niyetimizin ve gayemizin içine dercedilmiş otuz yedi neden bulacaksınız; bunları dilediğiniz gibi arayabilir, birbiriyle kıyaslayabilir ve sizi harekete geçirip bizim tarafımıza çekmeye yetecek kadar mühim olup olmadıklarını da tartabilirsiniz.

[s. 50] Önsöz. 37

Doğrusu, insanın henüz görmediği bir şeyi tetkik etmesi az bir çaba gerektirmez. Fakat bir gün gün ışığına çıkarıldığında, böyle şüphelerden ve spekülasyonlardan haklı olarak utanılacağından hiç şüphemiz yoktur.

Fakat tıpkı şimdi Roma'daki Papa'ya, vaktiyle ölümcül bir günah sayılan ve her yerde hayatla ödenmesi gereken bir baş suçu iken, gayet güvenle, serbestçe ve hiçbir tehlike olmaksızın Deccal dediğimiz gibi; şimdi hâlâ gizli tutulan şeyi, herkesin önünde

[s. 51] Önsöz. 38

serbestçe, alenen ve berrak bir sesle ilan edeceğimiz zamanın geleceğini ve bunu itiraf edeceğimizi kesinlikle biliyoruz; lütufkâr okur da bunun bir an evvel vuku bulmasını muhakkak bizimle birlikte bütün kalbiyle arzu edecektir.

D CON.

Confessio Fraternitatis

[s. 52] 54 Confessio Fraternitatis, veya Kardeşlik

CONFESSIO FRA- TERNITATIS.

Veya

Avrupa'nın âlimlerine yazılmış, pek muhterem Gül-Haç'ın övgüye değer Kardeşliğinin İtirafı.

[Not: Süslü kıvrımlarla bezeli, tezyinatlı "A" başharfi.] Daha önce yayımlanan şöhret/bildiri aracılığıyla kardeşliğimize veya cemiyetimize dair herkesin kulağına ulaşmış ve aşikâr kılınmış olan şeyleri, hiç kimse temelsiz veya uydurma saymasın, hele ki kendi heveslerimizden doğmuş olduğuna hiç inanmasın.

Dünyanın gününün neredeyse akşamına ulaştığı ve tamamlanan bir dönemin ya da döngünün ardından yeniden başlangıcına doğru koştuğu şu zamanda, doğanın gidişatını çeviren Rab Yehova'dır,

[s. 53] Övgüye değer G.H. Tarikatı'nın 48

daha önce büyük bir gayret ve aralıksız bir emekle aranan şeyi, ona değer vermeyen ya da aklından bile geçirmeyen kimselere doğru yöneltip açan, buna arzu duyan diğerlerine ise gönüllü olarak sunan, istemeyenlere de adeta zorla kabul ettiren O'dur; ta ki dindarlar için insan hayatının tüm sefaleti hafiflesin, kararsız talihin çalkantıları ortadan kalksın, fakat kötüler için fesatları ve buna ait cezalar artsın ve üst üste yığılsın.

Rabbimiz İsa Mesih'e karşı hem Doğu'nun hem de Batı'nın (yani Muhammed'in ve Papa'nın) küfrünü lanetlediğimiz ve Roma İmparatorluğu'nun en yüce hükümdarına duamızı, sırlarımızı ve büyük altın hazinelerimizi seve seve takdim edip sunduğumuz için, dünyevi hükümete karşı herhangi bir sapkınlıkla yahut herhangi bir kötü girişim veya niyetle kimse tarafından suçlanamayacak olsak da,

yine de tavsiye edilmeye değer ve

[s. 54] 41 Confessio Fraternitatis veya Kardeşlik makbul görülmüştür ki, âlimlerin hatırına biraz daha fazlası eklensin ve daha iyi açıklansın; şayet söz konusu şöhret/bildiri içinde bir şeyler fazlasıyla derine gizlenmiş, pek karanlıkta bırakılmış veya belirli sebeplerle bütünüyle atlanmışsa, böylelikle âlimlerin bize daha meyilli hale gelmesi ve gayretimiz için çok daha hazır ve istekli olması umulmaktadır.

Doğa biliminin değişimi ve gelişimi konusunda, onun tamamen hasta ve kusurlu olduğunu (şimdilik gerektiği kadarıyla) yeterince izah ettik; nitekim çoğunluk onun sağlıklı ve güçlü olduğunu sahte bir tavırla iddia etse de, can çekiştiğine ve göçüp gitmenin eşiğinde olduğuna aramızda hiçbir şüphe yoktur.

Fakat doğa, yeni yahut alışılmadık bir hastalığın devasını genellikle tam da onun zuhur ettiği yerde nasıl bulup çıkarıyorsa, bu türden türlü hastalıkları için de, doğru ve kâfi derecede

[s. 55] Övgüye değer G.H. Tarikatı'nın 42

uygun vasıtalar belirmektedir; bunların vasıtasıyla sağlığına kavuşturulabilir ve dünyaya, yenilenmiş olacağı şekilde, adeta yepyeni görünebilir.

Oysa bizim, tüm fakültelerin, bilimlerin ve sanatların başı ve özü, temeli ve muhtevası olan o doğa biliminden başka bir doğa bilimimiz yoktur; ki bu bilim, çağımıza bakmak istersek, teolojiden ve tıptan pek çok şeyi, fakat hukuki bilgelikten çok az şeyi kavrar ve göğü ve yeri gayretle araştırır. Kısaca söylemek gerekirse, tekil insanı yeterince inceleyen ve tasvir eden odur; kardeşliğimize seslenen ve ona başvuran tüm âlimler, bugüne dek tecrübe edebildiklerinden, araştırabildiklerinden, inanabildiklerinden ve ifade edebildiklerinden daha harikulade sırları bizim yanımızda bulacaktır.

Bu sebeple, bu konudaki fikrimizi kısaca açıklayacak olursak, bütün bir gayretle çabalamalıyız ki, insan yalnızca davetimize

[s. 56] 43 Confessio Fraternitatis veya Kardeşlik davetimize ve nasihatimize hayret etmekle kalmasın, aynı zamanda bu gibi gizemleri/sırları ve saklı şeyleri değersiz görmediğimizi herkes bilsin. Bunların bilinirliğinin ve bilgisinin pek çok kimseye açık hale getirilmesi yanlış değildir.

Zira gerçekten düşünülmeli ve inanılmalıdır ki, bu beklenmedik ve gönüllü teklifimiz, altıncı çağın harikaları kendilerine henüz malum olmamış veya dünyanın gidişatı yüzünden şimdiki şeyleri gelecekteki şeylerle bir tutan insanlarda pek çok ve türlü düşünceler uyandıracaktır. Her türden engeller yüzünden kendi zamanlarında öyle alıkonurlar ki, parlak günün ortasında bile dokunup hissetmekten başka bir şeyle ayırt etmeyi ve tanımayı bilmeyen körlerden farksız biçimde dünyada yaşar ve yürürler.

İlk kısma gelince, bunu şöyle kabul ederiz, sevgili Hristiyan Pederimizin [Christian Rosenkreuz] tefekkürleri, incelemeleri ve araştır-

[s. 57] övgüye değer G.H. Tarikatı'nın 44 D iij

maları; dünyanın başlangıcından bugüne kadar ister insan aklıyla, ister ilahi vahiyle, ister meleklerin yahut ruhların hizmetiyle, ister zekânın keskinliğiyle, ister uzun süreli gözlem, tatbikat ve tecrübeyle bulunmuş, tasarlanmış, ortaya çıkarılmış, iyileştirilmiş ve yayılmış ya da ekilmiş olan her şeye nispetle öylesine mükemmel, şanlı ve büyüktür ki, bütün kitaplar yok olsa ve Kadir-i Mutlak Tanrı'nın takdiriyle bütün yazıların ve tüm yazı dünyasının yıkımı [Not: özgünü: "totius rei literariæ interitus"] vuku bulsa dahi, gelecek nesiller yalnızca bunlardan yeni bir temel atabilir ve hakikatin yeni bir kalesini yahut hisarını yeniden inşa edebilir. Bu belki de, eski, biçimsiz binayı yıkıp terk etmeye başlamak ve kısa süre sonra ön avluyu genişletmek,

[s. 58] 45 Confessio Fraternitatis veya Kardeşlik / genişletmek, kısa süre sonra odalara gün ışığını getirmek ve kapıları, geçitleri ve diğer şeyleri niyetimizin gerektirdiği gibi değiştirmek kadar zor olmazdı.

Eğer belirli bir gelecek zaman için özel bir süs olarak saklanıp korunmak yerine herkese malum olabilseydi, bunu kim makbul bulmazdı?

İnsanların bunca dolambaçlı ve eğri yollarla aradığı o tekil hakikatte, Tanrı bizim için altıncı şamdanı/kandilliği yakmaktan hoşnut olsaydı, neden seve seve dinlenip kalmak istemeyelim? İnsanın açlıktan veya yoksulluktan, hastalıktan veya yaşlılıktan endişe etmesi yahut korkması gerekmeseydi, iyi olmaz mıydı?

Dünyanın başlangıcından bugüne kadar yaşamışsınız ve sonuna kadar da yaşamaya devam edecekmişsiniz gibi her saati yaşayabilseydiniz, bu kıymetli bir şey olmaz mıydı?

Oysa

[s. 59] övgüye değer G.H. Tarikatı'nın 46 D ij

Hindistan'da Ganj Nehri'nin ötesinde oturan halkların işlerini sizden gizleyemeyeceği, Peru'da yaşayanların da meclislerini sizden saklayamayacağı bir şekilde bir yerde yaşayabilseydiniz, bu muhteşem olmaz mıydı?

Şimdiye kadar var olmuş ya da bulunacak olan tüm kitaplarda geçmişte kalmış, hâlihazırda var olan veya gelecekte meydana gelip ortaya çıkacak her şeyi aynı anda okuyabilecek, anlayabilecek ve aklınızda tutabilecek biçimde bir kitabı okuyabilseydiniz, bu kıymetli bir şey olmaz mıydı?

Taş kayalar yerine kendinize saf inciler ve değerli taşlar koparacak, vahşi hayvanlar yerine ruhları kendinize çekecek ve cehennemin o yeraltı hükümdarı yerine dünyanın kudretli hükümdarlarını harekete geçirip sarsacak şekilde şarkı söyleyebilseydiniz, bu ne kadar hoş olurdu?

Ey insanlar, Tanrı'nın takdiri bambaşkadır; O, şu şimdiki zamanda kardeşliğimizin sayısını artırmaya

[s. 60] ve onu daha da büyütmeye karar vermiştir. Bizler de bunu, daha önce hiçbir liyakatimiz olmaksızın, hatta kendimize ait hiçbir umut ya da düşünce bulunmaksızın bu büyük hazinelere kavuştuğumuz zamanki sevinçle üzerimize aldık. Bunu öylesine bir sadakatle yerine getirmeyi amaçlıyoruz ki aralarından bazıları kardeşliğimizin içinde yer alan kendi çocuklarımıza duyduğumuz şefkat ve acıma dahi bizi bundan alıkoyamayacaktır; zira biliyoruz ki bu beklenmedik nimetler miras bırakılamaz ya da tesadüfen elde edilemez.

Şimdi, öte yandan sağduyumuz konusunda şikâyet edecek biri çıkar da hazinelerimizi herkese böylesine cömertçe ve hiçbir ayrım gözetmeksizin sunduğumuzu, sıradan insan yerine dindarlara, âlimlere, bilgelere veya yüksek mertebeli prenslere daha fazla itibar etmediğimizi söylerse, onlara karşı çıkmayız; çünkü bu basit ya da önemsiz bir mesele değildir. Yine de şunu söyleriz ki

[s. 61] sırlarımız ve gizli şeylerimiz hiçbir şekilde sıradanlaştırılmamış ve ifşa edilmemiştir. Gerçi bu şöhret ve bildiri beş dilde yayılmış ve herkesçe duyulmuş olsa da kaba, anlayışsız ve kıt akıllı zihinlerin bunlara yanaşmadığını, bunlarla pek ilgilenmediğini kısmen bilmekteyiz. Üstelik kardeşliğimize kabul edilecek olanların liyakatini insani bir dikkatle değil, vahiylerimizin ve tezahürlerimizin ölçüsüne göre tartar ve tanırız. Bu nedenle, layık olmayanlar bin kez haykırıp çağırsa da bin kez kendilerini bize takdim edip sunsa da Tanrı kulaklarımıza onların hiçbirini işitmemesini emretmiştir. Gerçekten de TANRI, biz kullarına hiçbir şiddet uygulanamasın veya reva görülmesin diye etrafımızı Kendi bulutlarıyla kuşatmıştır. Bu sebeple, bir kartalın gözlerine sahip olmadıkça hiç kimse bizi göremez veya tanıyamaz.

[s. 62] Bu bildirinin herkesin ana dilinde yayımlanması gerekiyordu; ta ki Tanrı'nın bu kardeşliğin saadetinden mahrum bırakmadığı tahsilsiz kimseler, bu bilgiden hileyle yoksun kılınmasın. Tıpkı Arabistan'daki efsanevi bir şehirde oturanların, diğer Araplardan çok daha farklı bir sivil düzene sahip olması gibi, bu kardeşlik de belirli derecelere ve rütbelere ayrılmalıdır; çünkü orada yalnızca bilge ve anlayışlı insanlar hüküm sürer. Kral, orada özel kanunlar yapmalarına izin vermiştir ve bu örneğe göre idare (Hristiyan Babamız tarafından sağlanan tasvire sahip olduğumuz üzere), bundan önce gelmesi gereken şey tamamlanıp yerine getirildiğinde, Avrupa'da tarafımızca kurulacaktır. O vakit borazanımız berrak bir sesle ve gür bir sedayla alenen yankılanacaktır, yani şu anda pek az kimse tarafından bilinen şey,

[s. 63] şekiller ve sembollerle geleceğe ait olarak üstü kapalı ve gizlice sunulan şey, tüm dünyayı dolduracak, serbestçe ve açıkça ilan edilecektir. Nasıl ki vaktiyle pek çok dindar insan Papa'nın zorbalığıyla gizlice ve derinden yaralanmışsa, ardından Papa büyük bir ciddiyet ve özel bir gayretle Almanya'daki makamından alaşağı edilmiş ve yeterince ayaklar altına alınmıştır. Onun nihai çöküşü bizim zamanımıza saklanmaktadır; öyle ki o vakit bizim tırnaklarımızla kazınacak ve eşek anırması [Not: papalığın akılsız veya dikbaşlı görülen tabiatına bir gönderme] yeni bir sesle sona erdirilecektir. Almanya'daki pek çok âlimin yazıları ve gizli tebrik mesajlarının da yeterince tanıklık ettiği üzere, bunun şimdiden yeterince aşikâr ve bilinir hale geldiğini biliyoruz.

Burada, 1378 yılından

[s. 64] Hristiyan Babamızın doğduğu yıl olan 1378'den günümüze kadar geçen bütün zamanı pekâlâ ortaya koyabilir ve tarif edebilirdik. Yaşamının yüz altı yılı boyunca dünyada gördüğü değişiklikleri ve onun kutlu ayrılışından sonra gerek kardeşlerimiz gerekse kendimiz tarafından tecrübe edilmek üzere bıraktığı şeyleri gerçekten de anlatabilirdik. Ancak burada kendimizi sınırlamak zorunda olduğumuz muhtasarlık bu sefer buna elvermemektedir; belki başka bir zaman daha uygun bir şekilde yapılabilir ve sunulabilir. Şimdilik uyarımızı hor görmeyenler için, bizimle daha yakın bir bağ kurulmasına zemin hazırlayabilecek şeylere kısaca değinmiş olmamız yeterlidir.

Nitekim Rab Tanrı'nın göğün ve yerin yapısına nakşettiği ve hükümetlerin değişmesiyle durmaksızın yenilediği o büyük harfleri ve işaretleri görmesine izin verilen ve bunları kendi talimi için kullanabilen kişi, kendisi henüz

[s. 65] bunun farkında olmasa da çoktan bizden biri olmuştur. Bizim çağrımızı hor görmeyeceğini bildiğimiz gibi, o da hiçbir aldatmacadan korkmamalıdır; zira gizlilik mührü altında kendini bize sunacak ve dostluğumuzu arzulayacak hiç kimsenin samimiyetinin ve umudunun boşa çıkarılmayacağını vaat ediyor ve açıkça söylüyoruz.

Fakat sahte münafıklara ve hikmetten başka bir şey arayanlara, burada açıkça söyler ve tanıklık ederiz ki, Tanrı'nın iradesi olmadan açığa çıkarılamaz veya ele verilemeyiz, hele hele yıkımımıza hiç yol açılamaz. Bununla birlikte onlar, bildirimizde bahsi geçen cezaya kesinlikle ortak olacaklardır; öyle ki Aslan gelip de hazinelerimizi kendisi için talep edene, onları teslim alıp kabul edene ve krallığının pekiştirilmesinde kullanana dek hazinelerimize dokunulmazken, kendi tanrısız düzenleri bizzat kendilerini vuracaktır.

Bu nedenle burada şunu iyi kavramalıyız, [Not: Metin sonraki sayfa başı kelimesiyle kesilmiştir.]

[s. 66] 73 Kardeşliğin ya da Cemiyetin İtirafı dünyanın çok geçmeden gerçekleşecek olan çöküşünden önce Tanrı'nın, ilk insanın, yani Âdem'in, soyu daha sonra kendisiyle birlikte perişanlığa sürülüp bir kenara atıldığında Cennet'te kaybettiği ve çarçur ettiği Hakikati, Işığı, Yaşamı ve İzzeti yeniden bahşetmeye ve görünür kılmaya kesinlikle ve hakikaten karar verdiğini fark etmeli [Not: müşahede etmeli] ve bunu herkesin anlamasını sağlamalıyız.

Böylece, büyük yerkürenin kararmasıyla birlikte insanların tüm sanatlarına, eserlerine ve hâkimiyetlerine yavaş yavaş sızmış ve onları büyük ölçüde gölgelemiş olan her türlü kulluk, sahtelik, yalan ve karanlık geri çekilmeli ve son bulmalıdır; zira buradan her türden yanlış kanaatin ve sapkınlığın sayılamaz bir çokluğu doğmuş, bunlar en bilge kişiler için bile seçimi zorlaştırmış ve kolayca ayırt edilemez hale gelmiştir, çünkü bir yandan

[s. 67] Övgüye Değer R.C. Düzeninin 54 filozofların ve âlimlerin itibarıyla, diğer yandan ise deneyimin hakikatiyle alıkonulmuş ve işe yaramaz kılınmışlardır. Günün birinde tüm bunlar ortadan kaldırıldığında ve bunların yerine doğru ve kesin bir kuralın getirildiğini gördüğümüzde, şükran elbette bu uğurda çalışanlara ait olacaktır, fakat bütün bu eserin bizzat kendisi çağımızın/yüzyılımızın kutluluğuna atfedilmelidir.

Pek çok seçkin insanın yazılarıyla gelecekteki ıslahata azımsanmayacak bir destek sunduğunu memnuniyetle kabul ettiğimiz gibi, sanki böyle bir çalışma yalnızca bize emredilmiş ve üzerimize yüklenmiş gibi bu şerefi kendimize mal etmeyi de asla arzu etmeyiz. Bunun yerine Rab Mesih'le birlikte açıkça itiraf ve tanıklık ederiz ki, İlahi Takdir'in uygulayıcılarının ve yerine getiricilerinin eksik kalmasındansa, taşların ayağa kalkıp hizmetlerini sunması çok daha çabuk gerçekleşecektir.

[s. 68] Kardeşliğin ya da Cemiyetin İtirafı, vb. Rab Tanrı, iradesine tanıklık eden birkaç elçiyi, yani göklerde Yılancı ve Kuğu takımyıldızlarında beliren birkaç yeni yıldızı şimdiden göndermiştir. Yüce ve mühim meselelerin kudretli mühürleri/işaretleri olan bunlar, herkese tanıklık etmekte ve insanlar tarafından keşfedilen her şey için gizli, saklı yazıların ve karakterlerin ne denli faydalı olduğunu bildirmektedir; nitekim Doğa'nın o muazzam kitabı tüm insanlara açık durduğu halde, onu okuyabilen ve anlayabilen pek az kişi vardır.

Zira insana işitmesi için iki uzuv verildiği gibi, görmesi için de iki, koklaması için de iki uzuv verilmiştir, fakat konuşması için yalnızca bir uzuv verilmiştir; dilden söz etmeyi kulaklardan beklemek, seslerin ve işitmenin ayrımını ise gözlerden beklemek ne kadar boşunaysa, gören çağlar da öylece var olmuştur. İşitmiş, koklamış

[s. 69] Övgüye Değer R.C. Düzeninin 16 ve tatmış olanlar da var olmuştur. Şimdi ise zamanın daralmasıyla birlikte şerefin dile de verilmesi ve onun vasıtasıyla, geçmiş zamanlarda görülmüş, işitilmiş ve koklanmış olanların nihayet açıkça dile getirilmesi kalmıştır; yani dünya ağır uykusundan uyandığında, açık bir yürekle, başı açık ve yalın ayak, yeni doğan güneşe doğru sevinçle ve mutlulukla ilerlediğinde.

Tanrı'nın Kutsal Kitap'ın orasına burasına yerleştirdiği bu tür karakterleri ve harfleri, O, göğün ve yerin harika yaratıklarına, evet, tüm hayvanlara da gayet açık bir şekilde nakşetmiştir. Bir matematikçi ve gökbilimci, gelecekteki tutulmaları gerçekleşmelerinden çok önce nasıl görebiliyorsa, bizler de kilise meselelerindeki kararmaları ve bunların ne kadar süreceğini layıkıyla çıkarabilir ve bilebiliriz,

[s. 70] 57 Kardeşliğin ya da Cemiyetin İtirafı, büyülü yazılarımızı bu harflerden ödünç aldık ve tüm şeylerin tabiatının aynı anda hem ifade edildiği hem de açıklandığı yeni bir dil icat edip meydana getirdik. Bu nedenle, ilk babamız Âdem'in ve Hanok'un diliyle hiçbir şekilde kıyaslanamayacağını bildiğimiz, Babil karmaşasıyla tamamen örtülmüş olan diğer dillerde pek mahir olmamamız şaşılacak bir şey değildir.

Bununla birlikte, şunu da ihmal etmemeliyiz, yolumuzda duran ve amacımızı engelleyen bazı kartal tüyleri [Not: muhtemelen engeller veya kibir için bir metafor] hâlâ bulunduğundan, herkesi Kutsal Kitap'ı gayretle ve sürekli olarak okumaya davet ediyoruz. Zira onda tüm hazzını bulan kişi bilmelidir ki, kardeşliğimize gelmek için kendisine görkemli bir yol açmıştır.

Çünkü dünyadaki hiçbir kitabın

[s. 71] Övgüye Değer R. C. Düzeninin 18

iyice kavranmamış ve hesaba katılmamış tek bir harfi bile olmaması kuralımızın bütün özü ve içeriği olduğu gibi, yegane Kitap olan Kutsal Kitap'ın yaşamlarının kuralı, tüm öğrenimin gayesi ve maksadı, hatta bütün dünyanın muhtasarı ve içeriği olmasına izin verenler de bize neredeyse denk ve yakından hısımdır; ancak bu, onu daima dudaklarında taşımalarıyla değil, onun gerçek anlamını dünyanın tüm zamanlarına ve çağlarına nasıl uygulayıp yönelteceklerini bilmeleriyle olur. Zira sayısız yorumcu bulunduğu için bazılarının onu kendi kanaatine çekmesi, bazılarınınsa ona iftira atıp kötü niyetli bir şekilde onu ilahiyatçılara, filozoflara, hekimlere ve matematikçilere aynı şekilde hizmet edebilen balmumundan bir buruna [Not: Herakleitos'un her argümana uyacak şekilde bükülebilen veya şekillendirilebilen bir şeyi ifade eden "balmumu burun" tabirine bir gönderme] benzetmesi sebebiyle Kutsal Yazıyı rezil etmek ve bayağılaştırmak bizim adetimiz de değildir.

Bütün bunlara karşı, dünyanın başlangıcından bu yana bundan daha üstün, daha iyi ve daha harika hiçbir

[s. 72] 59 Kardeşliğin ya da Cemiyetin İtirafı

insanlara Kutsal Kitap’ın kendisinden daha üstün bir kitap verilmemiştir. Ona sahip olan ne mutludur, onu gayretle okuyan daha da mutludur, fakat onu derinlemesine inceleyen her kesten daha mutludur; onu doğru anlayan kişi ise Tanrı’ya en denk ve en benzer olandır.

Bununla birlikte, Fama’da [Not: Fama Fraternitatis kastedilmektedir] aldatıcılar hakkında, metallerin dönüşümüne ve dünyadaki en yüce ilaca karşı söylenmiş olanların şu şekilde anlaşılmasını arzu ederiz: Tanrı’nın bu en mükemmel armağanı tarafımızdan hiçbir şekilde yok sayılmamakta ya da küçümsenmemektedir. Fakat bu armağan her zaman beraberinde doğanın bilgisini getirmediğinden, buna karşılık bu [Not: doğanın bilgisi] hem söz konusu ilacı hem de sayısız diğer sırrı ve harikayı açığa çıkardığından, bir kimsenin her şeyden önce doğa biliminin anlayışına ve ilmine ulaşmak için çabalaması doğrudur. Ve buna uygun olarak, üstün yetenekler, öncelikle doğanın bilgisinde kendilerini iyice geliştirmedikçe, metallerin dönüşümünde kullanılan maddeye yönlendirilmemelidir.

[s. 73] Övgüye değer R. C. Kardeşliği’nin

Hiçbir yoksulluğun, zorluğun ya da hastalığın kendisine zarar veremeyeceği bir noktaya gelmiş bir insan, gerçekten doymak bilmez bir ruha sahip olmalıdır; nitekim diğer insanların eziyet çekmesine, sıkıntıya ve acıya düşmesine neden olan şeye hükmederek tüm insanlardan daha yükseğe çıkarılmış olan ve elinin altında tükenmez bir altın ve gümüş kaynağı varken dönüp değersiz şeylerle uğraşmak, evler inşa etmek, savaş yürütmek ya da başka yollarla gösteriş yapmak isteyen kişi böyledir.

Tanrı’nın muradı ise bambaşka olmuştur, zira O alçakgönüllüleri yüceltir, fakat kibirlileri hor görerek hasta eder. Sessiz ve az konuşan kimselere, kendileriyle hasbihal etsinler diye kutsal melekleri gönderir; fakat boşboğazları yabanın ve ıssızlığın içine fırlatıp atar ki bu da Mesih’e karşı küfrünü var gücüyle haykırmış olan ve iğrençlikleri ile tiksinç inlerinin bulunduğu Almanya’da gün ortasında bunu yapmayı sürdüren Romalı aldatıcının [Not: Dönemin risalelerinde Papa’ya ya da Katolik Kilisesi’ne yönelik sıkça kullanılan bir ifade] hak ettiği cezadır.

[s. 74] ve Kardeşliğin İtirafı

yalanlarıyla, günahlarının kadehini doldurduğu iğrençlikle açığa çıkarılmıştır, öyle ki cezalandırılmaya hazır hale gelmiştir. Bu nedenle, toplantımızdan sonra daha kapsamlı ve ayrıntılı bir biçimde ele alınacağı üzere, günün birinde bu fermanın susturulacağı ve üç katlı boynuzun [Not: Papalık tacına bir gönderme] hiçe indirileceği zaman gelecektir.

İtirafımızın sonunda, kutsal ve ziyadesiyle övülen Teslis’i faydasız işler için kötüye kullandıklarında ya da insanları acayip şekillerle ve karanlık, üstü kapalı sözlerle aldatıp saf kimselerin parasını dolandırdıklarında bunu bir şaka ve eğlence sayan sahte dönüşüm uygulayıcılarının kitaplarının tümü olmasa bile çoğunun ortadan kaldırılması gerektiğini gayretle hatırlatmak zorundayız. Zira insanlığın esenliğinin düşmanı olan varlığın, iyi tohumların arasına karıştırdığı bu tür pek çok kitap bu dönemde ortaya çıkmış ve yayılmıştır; ta ki

[s. 75] Övgüye değer R. C. Kardeşliği’nin

gerçeğe inanmak daha da zorlaşsın, çünkü gerçek sade, gösterişsiz ve yalındır, oysa yalanlar görkemli, heybetli, saygıdeğerdir ve ilahi ile insani bilgeliğin özel bir görüntüsüyle bezenmiştir.

Ey bilge olanlar, bu kitaplardan sakının ve kaçının, sizden paranızı talep etmeyip aksine büyük hazinelerimizi sizlere seve seve sunan bizlere yönelin. Düzmece, yalan dönüşüm maddeleriyle mülkünüzün peşine düşmüyoruz, aksine sizleri kendi nimetlerimize ortak etmek istiyoruz. Sizlerle meseller ardına gizlenerek konuşmuyoruz, bilakis sizleri tüm sırların sade, yalın ve bütünüyle anlaşılır yorumuna, açıklamasına ve ilmine memnuniyetle ulaştırmak isteriz. Sizin tarafınızdan kabul edilmeyi ve ağırlanmayı arzulamıyoruz, aksine sizleri krallara layık olanın da ötesindeki evlerimize ve saraylarımıza davet ediyoruz ve tüm bunları kendi keyfimize göre değil, (bilesiniz diye) Tanrı’nın Ruhunun sevkiyle,

[s. 76] 63 Kardeşliğin İtirafı / Tanrı’nın uyarısıyla ve şimdiki zamanın vaziyetinin zorlamasıyla yapıyoruz.

Şimdi ne düşünüyorsunuz, ey sevgili insanlar ve kendimizi saf ve açık bir şekilde Mesih’e adadığımızdan, Papa’yı lanetlediğimizden, hakiki doğa bilimine/bilgeliğine bağlandığımızdan, Hristiyan bir hayat sürdüğümüzden ve Tanrı’dan gelen bu aynı ışığın kendilerine de göründüğü pek çok kişiyi her gün topluluğumuza çağırdığımızdan, davet ettiğimizden ve rica ettiğimizden emin olup bunu öğrendikten sonra ne hissediyorsunuz? İçinizdeki yetenekleri ve Tanrı’nın kelamındaki deneyiminizi göz önünde bulundurarak, tüm sanatların kusurluluğunu ve içlerindeki pek çok tutarsız şeyi gayretle tefekkür etmenin yanı sıra, nihayetinde bizimle birlikte düzelme için çabalamaya, Tanrı’yı sükut içinde tutmaya ve kendinizi içinde yaşadığınız zamana doğru bir şekilde uyarlamaya nasıl başlayabileceğinizi düşünmez misiniz?

Doğrusu, eğer bunu yaparsanız, şu fayda sizin için büyüyecektir: Doğanın dünyanın dört bir yanına mucizevi bir şekilde dağıttığı tüm nimetler

[s. 77] 64 Övgüye değer R. C. Kardeşliği’nin

bir anda size bahşedilecek ve paylaştırılacaktır, tıpkı insan aklını karartan ve onun işleyişine engel olan her şeyi kolayca bir kenara atabileceğiniz ve tüm dışmerkezli daireleri (eksantrik) ile ilmekleri (episikl) dünyadan kaldırıp atabileceğiniz gibi.

Fakat işgüzar olanlar ile altının ışıltısıyla körleşmiş bulunanlar veya (daha açık söylemek gerekirse) şu an için dindar olsalar da bu kadar çok nimetin beklenmedik gelişiyle kolayca yozlaşıp tembelliğe sürüklenebilecek ve lüks, kibirli bir hayata başlayabilecek kimseler, zamansız feryatlarıyla bizi rahatsız etmesinler. Bunun yerine şunu düşünsünler: Tüm hastalıkları bir kerede iyileştirebilecek bir ilaç var olsa dahi, Tanrı’nın hastalıklarla cezalandırmaya ve burada değnek altında tutmaya karar verdiği kimseler, o ilaca asla erişemez ve kavuşamazlar.

[s. 78] 65 Kardeşliğin İtirafı, vb.

[Not: Tıpkı bunun gibi, bütün dünyayı zengin ve bilgili kılabilsek, onu sayısız dertten kurtarabilsek de, Tanrı'nın özel inayeti olmaksızın hiçbir insana asla malum olamayız ya da açılamayız. Doğrusu, Tanrı'nın iradesi dışında ve ona karşı gelerek herhangi birinin aramızda bulunmaktan sevinç duyması veya iyi işlerimizden pay alması şöyle dursun, kişi bizi bulup da Gül Haç Kardeşliği'nin o arzulanan kutluluğuna erişmektense aramak ve araştırmak uğruna canından çok daha önce olacaktır.]

Cevaplar

[s. 79]

Cevap:

Gül Haç Teozoflarının Övgüye Değer Kardeşliğine, N. N. Tyrol'deki Hall yakınlarındaki Kutsal Haç köyünde ikamet eden Arşidüklük Öğrencisi, Noter veya Olağan İmparatorluk Yargıcı Adam Haselmeyer'den.

Fama Fraternitatis'e yalın bir yanıt.

Dışlanmış Theophrastus okulunun ve Tyrol maden dağlarının naçiz mensupları olan bizler, bütün büyük işlerin/mucizelerin Yaratıcısı olan yegane bilge, yegane lütufkâr ve merhametli Tanrı'dan, aciz dualarımızla birlikte, her daim Hristiyan kardeşliğine yaraşır bir selam ve sevgiyi yüreğimizin en derinlerinden dileriz, vb.

Bizim

[s. 80] 66 Kısa Yanıt.

Siz özellikle aydınlanmış Elçisel Tanrı adamlarına, Avrupa'nın önderlerine, zümrelerine, bilginlerine ve ayrıca avamına ve cahillerine yönelik en lütufkâr teklifinize dair yalın cevabımızı derhal vermeye kararlıydık: Şöyle ki, yazınız olan Fama Fraternitatis R.C. metni 1610 yılında burada, bu Tyrol diyarında elimize yazılı olarak ilk ulaştığında, bugüne dek onu basılı halde görme imkânımız olmamışken, Tanrı'nın büyük sadakatini, sevgisini ve engin merhametini bundan anlamamız ve derinlemesine kavramamız gerekmişti; bu merhamet, ahir zamanda da Theophrastia'nız [Not: Paracelsus'un öğretilerine atıfta bulunuluyor] ve Tanrı vergisi aracılığıyla öylesine bol tecelli etmektedir ki, Tanrı kendisine uygun düştüğü vakitlerde kendi erbabını zaman zaman ne denli harikulade bir surette korumakta ve açığa vurmaktadır.

Zira Kadiri Mutlak, sadık Tanrı, kendi sureti olarak bizi ebedi

[s. 81] Bay Haselmeyer tarafından. 68 ebedi hikmetle ta başından beri donatmak istemiştir; ta ki anlayıştan yoksun atlar ve katırlar gibi [Not: özgün metin: "sicut Equi & Muli, in quibus non est intellectus"] olmayalım. O diler ki hepimiz, tıpkı O'nun peygamberleri, kâhinleri, elçileri, kâhineleri, filozofları veya kutsal bilgeleri gibi aydınlanarak, şeytanın hasımları sıfatıyla dünyaya karşı ölelim ve Tanrı'nın aydınlanmış çocukları olarak, baştan sona dek O'nun Oğlu'nun nurunda ve ihtişamında parıldayalım. Böylelikle, arzuladığınız ve beyan ettiğiniz üzere, hem Oğlu'nun hem de tabiatın bilgisi giderek daha da genişlesin ve hatta putperestler bile nurlarını Mesih'e inanan bizlerden tutuştursunlar ki neyin sadık neyin imansız, neyin Hristiyan neyin putperest olduğu ayırt edilebilsin. Bunu yüreklerimizde, sevinç dolu neşriyatımızda buluyoruz; Theophrastus Germanus [Not: Paracelsus'a atıfta bulunuluyor] ve Gül Haç'ın Mesih'teki saygıdeğer babaları, aynı zamanda asil Alman kanından olan, şimdilerde Tanrı'nın okulundan gelen sizler sayesinde kutlu bir zamanla haklı olarak övünebiliriz

[s. 82] 69 Bize Tanrı'yı ve ebedi felsefeyi öğretmeyi teklif eden, sağlam bir zihinle [Not: özgün metin: "sana mente"] bizi sevindirmek üzere açığa çıkan Kısa Yanıt; tıpkı Daniel peygamberin zamanındaki kavrayış sahiplerinin sevinmesi gibi (ki Babil'de 1500 yıl boyunca İsrail'in hakiki Tanrısı yerine Bel adlı o büyük şeytani puta tapılmış, o putu Daniel teşhir etmişti). İşte siz de İsa Mesih'in adıyla, O'nun nurunu ve berraklığını karanlıktan ayırmak üzere geliyorsunuz; Yahudilerin Kralı Nasıralı İsa'nın yazıcıları, Matta 25. bölüm, Markos 13 ve Luka 17'de bu karanlığı açıkça zikrederler. Bu karanlık, Sodom ve Gomora'nın üzerine çöktüğü gibi Hristiyan alemindeki tüm ademoğullarının üzerine öyle ağır bir biçimde çökecektir ki şayet Tanrı bu zamanda yeryüzüne inecek olsa, Mesih'in işlerinde sebat eden hiçbir iman bulunamayacaktır. Çünkü mümkün olsaydı, önceden haber verilen o sahte öğretmenler insanları, Mesih'in işlerinin O'nun bilgeliğinden değil, alım satım yapmak,

[s. 83] 70 Bay Haselmeyer tarafından. hazineler yığmak, yiyip içmek, ziyafetler vermek, düğünler yapmak, binalar dikmek, fidanlar dikmek, Aristotelesçilik yapmak [Not: geleneksel skolastik Aristoteles mantığına dayanılmasına atıfta bulunuluyor] ve benzeri hayal ürünü bir büyücülük olduğuna inandırırlardı; Evanjelik [Not: Protestan] [inananlar] biz Hristiyanları yukarıdaki gibi haksız yere bununla suçlamazlar. Bu yüzden, tıpkı Sodom'un başına geldiği gibi, günahların artık bütün kavimler arasında had safhaya ulaştığı bu dönemde, İşaya 13 ve 24. bölümlerde geçtiği üzere, Tanrı'nın ansızın ceza ile geleceği vakte dair elimizde güvende tek bir dakika bile kalmamıştır. Öyleyse artık gizlenmeyin, ey siz uyarıcı kardeşler ve hakiki Cizvitler; zira Tanrı'nın nuru, Tanrı'ya varılsın diye Müneccimlerin önünde parıldayan yıldız gibi sizin önünüzde parıldamış, Kutsal Ruh'un Hükümranlığı veya sözünü ettiğiniz İncil'in özgürlüğü çağında, şaşkın dünyaya ebedi felsefenin hakiki yolunu, Mesih'in bilgisini ve tabiatın nurunu öğretmek üzere önünüzde ışıyarak belirmiştir; o çağda yalnızca meçhul ve gizli dünyanın yarısı değil, daha önce hiç görülmemiş nice harika işler ve mahlukat da

[s. 84] Kısa Yanıt, doğanın, otların, hayvanların ve soylu taşların ya da madenlerin [özellikleri] gösterilir ve bulunur; bunlar için, Mesih'in göğe yükselişinden sonra, Mesih'in öğretisi ve hikmetin emeği aracılığıyla Yahudilere ve putperestlere ebedi ışığı göstermek üzere son derece aydınlanmış dehalar [Not: özgünü: "Ingenia"] ortaya çıkmalıdır. Tıpkı Pavlus'un ve Kabalistlerin ya da inisiyelerin [Not: özgünü: "Aniaoi"] ve putperestlerin nurlarının ve şaşkın Hristiyanların [öğrettiği gibi], en yüce hikmeti, yani [?] ilahi ışık veya gizli hikmet için muhtemel bir bozulma ya da kısaltma, ayrıca Kabalistik teolojiye, Mecusi astronomisine ve Stagiralı [Not: Aristotelesçi] fiziğe, tıbba ve matematiğe göre, putperestlerin felsefesi olmaksızın, özgür bir temelden [öğretirler]; ki bu felsefeyle ayartılmamamız gerekir (Koloseliler 2), bilakis şeyleri açıkça betimlemek ve ışığı bizden gizleyen, içeri sızmış karanlığı ve kesif sisleri yarıp geçmek gerekir; tıpkı bugüne dek son derece kutlu münzevi ve bilgelerin hükümdarı Büyük Theophrastus Paracelsus tarafından yapıldığı gibi, fakat o şimdiye dek pek az gönderilmiş ve kabul görmüştür; ne yazık ki şu saatte bile

[s. 85] Bay Haselmeyer tarafından kaleme alınmıştır. kutsal olmayan altın yapımının ötesine geçip, diğer tüm fakültelerin temelini alması gereken teoloji fakültesini araştıran veya kabul eden pek az kişi vardır. Böylece, Tanrı tarafından şimdi açığa çıkarılmış olanların sizler olduğunu seziyor ve buna hükmediyoruz; sizler ebedi Theophrastia'yı ve İlahi hakikati yaymak, belki de kehanet edilen Elias Artista'nın [Not: Paracelsusçu simyada yinelenen, gizli sırları açığa vurması beklenen bir figür] vaktini gözetmek üzere şimdiye dek mucizevi bir şekilde saklandınız; çünkü Theophrastus, (24 krallıktan daha değerli olan) üçüncü gizli hazinesine ilişkin kehanetinde, Tanrı'nın doğrulara yardım etmek ve aralarında doğrulardan küçük bir kıvılcımın kalacağı tanrısız kibirlileri cezalandırmak için kendi halkıyla doğru zamanda geleceğini belirtir. Bu aynı küçük kıvılcım ya da küçük sürü, bundan böyle öyle bir hâl alacaktır ki, insan onu büyük bir korkuyla kabul edecektir, çünkü o ölüleri diriltecektir. Buna karşı, Mesih'in düşmanı (yani kibirli sahte Mesih, kendi Ba-

Bu metin neden önemli

Confessio Fraternitatis, Fama Fraternitatis ile birlikte Avrupa entelektüel tarihinin en etkili gizli metinlerinden birini oluşturur. On yedinci yüzyılın başında yayımlandığında, bilim, din ve felsefede köklü bir reform çağrısı olarak yankılandı ve kısa sürede tüm kıtayı saran bir Gül Haç heyecanını ateşledi. Descartes'tan Newton'a, Bacon'dan Leibniz'e uzanan düşünürlerin fikirlerinin filizlendiği zemini besledi. Metnin sıkça anılan imgesi olan dünyanın akşamına eriştikten sonra doğanın seyrinin başlangıcına geri dönmesi, presesyonel çağ döngülerine ve tarihin kozmik bir ritimle yeniden başlangıca yönelişine dair kadim düşünceyi yeniden diriltir. Bu yönüyle Confessio, yalnızca bir tarikat bildirisi değil, çağların dönüşü fikrini erken modern Avrupa'ya taşıyan bir köprüdür.

Eser hakkında

Confessio Fraternitatis, on yedinci yüzyılın başlarında, Reformasyon sonrasının çalkantılı düşünce ikliminde anonim bir metin olarak yayımlanmıştır. Rozikrusyen Kardeşliği çevresine atfedilen ve 1615 tarihli baskısıyla kayıtlara geçen bu manifesto, Avrupa genelindeki ilim çevrelerine doğrudan seslenen ezoterik bir gelenekten beslenir. Eser, ilk bildiri olan Fama Fraternitatis metnini takip ederek ortaya çıkmış; dönemin hâkim felsefi kabullerini ve skolastik öğretilerini yetersiz bularak bilginleri köklü bir zihinsel yenilenmeye davet etmiştir. Yazarı belirsizliğini koruyan bu çağrı, Hristiyan mistisizmi ve hermetik doğa kavrayışını harmanlayan bir arka plan üzerinde şekillenir.

Eserin bütünü, insanlığın içinde bulunduğu tarihsel durumu ve yaklaşmakta olduğu bildirilen büyük dönüşümü açıklama gayesi taşır. Kardeşlik, kendi iddialarının şahsi kanaatlerden değil, doğanın ilahi düzenle yeniden tesis edilmesinden kaynaklandığını savunur. Metin, dönemin yozlaşmış bilgi kaynaklarının yerine doğanın doğrudan gözlemine ve erdemli bir arayışa dayalı bütüncül bir bilgeliğin geçmesi gerektiğini öne sürer. Kendisini mevcut siyasi otoritelere veya dinî temellere karşı bir başkaldırı olarak konumlandırmayan metin, bilginlerin zihnindeki şüpheleri gidermeyi, gizli kalmış bilgilerin ifşasını meşrulaştırmayı ve kötülük ile sefaletin hafifletileceği manevi bir uyanışı müjdelemeyi hedefler.

Bu sayfada sunulan pasaj, Confessio Fraternitatis metninin giriş bölümünü teşkil eder ve bildirinin amacını doğrudan ortaya koyar. Pasajda kardeşlik, ilk metin olan Fama Fraternitatis üzerindeki örtük noktaları bilginler adına aydınlatacağını bildirerek sözlerine başlar. Okur, bu kesitte dünyanın devrini tamamlayıp başlangıcına doğru geri döndüğü yönündeki döngüsel tarih anlayışını ve bilginin doğrudan ilahi bir tasarrufla açığa çıkarıldığı tezini açıkça izleyebilir. Erken modern dönemin düşünce dinamiklerini anlamak isteyenler için metin, gizli bir cemiyetin meşruiyet arayışını ve kadim doğa bilgeliğini çağına uyarlama gayretini çözümleme imkânı sunar.

Bu eser Gizli Cemiyetler Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Confessio Fraternitatis, Fama Fraternitatis 1616 baskısı içinde; manifestonun tamamı
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Confessio Fraternitatis: Övgüye Değer Gül Haç Kardeşliği'nin İtirafı. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/confessio-fraternitatis
Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

← Kütüphaneye dön