Mısır'ın Tanrıları: Herodotos'un Tanıklığı ve Tanrı-Kralların Kökeni
Thot, yazının ve hikmetin tanrısı; ibis başlı klasik tasviri.

Mısır'ın Tanrıları: Herodotos'un Tanıklığı ve Tanrı-Kralların Kökeni

The Gods of the Egyptians
E. A. Wallis Budge· 1904· Özgün: İngilizce· Source Library
Gizli CemiyetlerTürkçe çeviriAçık erişim

Budge'ın Mısır panteonu üzerine iki ciltlik başyapıtı, Herodotos'un Mısırlıları 'dinsel konularda ölçüsüzce titiz' bulan tanıklığıyla açılır. Aşağıdaki bölüm önce Yunan ve Roma yazarlarının (Herodotos, Juvenalis) Mısır hayvan kültüne bakışını karşılaştırır, ardından Mısırlıların kendilerini neden ilahi kökenli bir ulus, krallarını neden bedenlenmiş tanrılar saydığını anlatır.

Türkçe çeviri (önizleme) · Çeviren Şira Nur Uysal

Yunan tarihçi Herodotos, Mısırlıların 'dinle ilgili her konuda ölçüsüzce titiz' olduğunu ileri sürer; bu sözü, tanrılara saygı göstermek amacıyla icra edilen dinsel törenlerdeki özene ve rahiplerin, tanrıların iradesinin gerçek vahyi sayılan buyruklarına gösterdikleri itaate bizzat tanık olduktan sonra söylemiştir. Bu yazarın anlatım biçiminden, söylediklerinden hiç kuşku duymadığı, zihninde kökleşmiş bir kanaati kayda geçirdiği açıkça anlaşılır. Mısırlıların sayısız hayvanı, kuşu ve sürüngeni, kültürlü bir Yunanlıyı hayrete düşürecek bir ciddiyet ve içtenlikle taptıklarının tümüyle farkındaydı, ama buna rağmen Juvenalis gibi küçümseyici sözlere kapılmadı; çünkü Herodotos, görünüşte akılsız ve saplantılı bu tapınmanın ardında, düşünen insanların saygısını hak eden sağlam ve içten bir inancın yattığını sezmişti.

Mısırlıların antik çağda dinsel konularda ölçüsüz titizlik gösteren tek halk olduğunu düşünmek yanlış olur; hem Sümer hem Sami kökenli Babillilerin de tanrılarına derinden bağlı olduğunu, çok eski ve karmaşık bir din sistemine sahip bulunduğunu biliyoruz. Yine de Mısırlıların komşularından daha titiz davrandığını, tarih boyunca son derece dindar bir ulus sayıldığını düşünmek için iyi nedenler vardır. Mısır anıtlarının tanıklığı, tarihlerinin en erken döneminden en geç dönemine dek, dinsel bayramların kutlanmasının ve tanrılara tapınmayla bağlantılı görevlerin yerine getirilmesinin, ulusun zamanının ve enerjisinin büyük bir bölümünü aldığını kanıtlar; buna mezarlarda ölüleri anmak için düzenlenen cenaze törenleri de eklendiğinde, yüzeyin altına bakmasını bilmeyen sıradan bir Mısır ziyaretçisinin, bu halkı tamamen hayvan tapımına ve ölü kültüne adanmış bir ulus saymasını hoş görmek gerekir.

Ne var ki Mısırlılar son derece mantıklı davranıyorlardı, çünkü kendilerini ilahi bir ulus saydılar, bedenlenmiş tanrılar olan krallar tarafından yönetildiklerine inandılar; en eski krallarının gerçekten tanrı olduğunu, bu tanrıların yeryüzünde yaşamaktan, oraya buraya dolaşıp insanlarla karışmaktan çekinmediğini ileri sürdüler. Öteki kadim uluslar, kendilerinin tanrılarının maddeye işleyen gücüyle var edildiğine inanmakla yetinirken, Mısırlılar evreni yaratan büyük Tanrı'nın doğrudan zürriyeti olduklarına, doğrudan ilahi bir kökenden geldiklerine inandılar. Tanrılar yeryüzünde kendi şahıslarında hüküm sürmeyi bıraktığında, yerlerini bir dizi yarı-tanrı aldı, onların ardından da Manes'ler geldi, onları da içinde ilahi bir doğa ve kendine özgü nitelikler taşıyan krallar izledi. Bir kralın fiziksel ya da doğal bedeni öldüğünde, varlığının ilahi kısmı, yani ruhsal bedeni, tanrılarla birlikte bulunduğu asıl mekânına döner, yeryüzünde insanlar tarafından bir tanrı olarak ve tanrılarla birlikte gerektiği gibi tapınılırdı.

Bu mutlu sonuç kısmen belirli törenlerin icrasıyla sağlanırdı; bu törenler önceleri tümüyle büyüseldi, sonraları kısmen büyüsel kısmen dinsel bir nitelik kazandı; ayrıca gerektiği tonda ve biçimde söylenen uygun sözlerin okunması, belirli mevsimlerde mezarlarda kutlanan bayramlarda usulünce sunuların yapılması ve ölünün esenliği için dualar edilmesiyle de sağlanırdı. En erken çağlardan beri tanrılara tapınma, ölmüş kralların ve öteki kraliyet mensuplarının tanrılaştırılmasıyla el ele yürüdü; bazı bakımlardan, göçmüş hükümdarlara tapınmak, tanrılara tapınmak kadar erdemli sayılabilirdi. Bir bakış açısından Mısır, insanlar kadar tanrıların da ülkesiydi; tanrıların yaşayıp dolaştığı bu topraklarda yaşayan halk, doğal olarak zamanının önemli bir bölümünü ilahi varlıklara ve tanrıların ülkesine göçmüş atalarına tapınmaya ayırıyordu.

Bu metin neden önemli

Kütüphanedeki Egyptian Magic'ten farklı olarak bu kez Budge'ın konusu büyü değil, doğrudan tanrılar ve kraliyet ilahlığı kavramıdır. Herodotos'un saygılı tanıklığıyla Juvenalis'in alaycı hicvini yan yana koyması, antik dünyanın Mısır dinine bakışının kendi içinde ne denli bölünmüş olduğunu, aynı zamanda 'tanrı-kral' fikrinin Mısır'ı komşularından nasıl ayırdığını gösterir.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Künye
Kaynak eser
The Gods of the Egyptians
Neşir
Methuen & Co., Londra, 1904
Konum
Bölüm I: Mısır'ın Tanrıları
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Internet Archive
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
← Kütüphaneye dön