Bingenli Hildegard, Ortaçağ'ın en özgün mistik-hekimlerinden biri olarak, Causae et Curae'sinde insan bedenini kozmosun dört unsuruyla (ateş, hava, su, toprak) doğrudan ilişkili bir sistem olarak tasvir eder. Aşağıdaki bölüm, ateşin beş, havanın dört, suyun on beş gücünü tek tek sayar ve bu güçlerin güneşle, mevsimlerle ve insan bedeniyle nasıl uyum içinde işlediğini anlatır.
Tanrı dünyayı yarattığında, onu daha önce söylendiği gibi dört unsurla, yani ateş, hava, su ve toprakla sağlamlaştırdı. Gökkubbede ve unsurlar arasında en yüce olan ateşin beş gücü vardır: sıcaklık, soğukluk, nem, hava ve hareket; tıpkı insanın beş duyudan oluşması gibi. Çünkü ateş yanar, ama soğukluk onun önüne geçer, alevi ölçüsüz yayılmasın diye. Su ona nemini verir, üflemesi onu tutuştursun diye; havadan alevlenir, hareketten itilir, ışığı parlasın diye.
Havanın ise dört gücü vardır: çiy salması, bütün yeşilliği uyandırması, çiçekleri açtıran esintiyi hareket ettirmesi ve her şeyi olgunlaştıran sıcaklığı yayması; tıpkı kendisinin dünyanın dört yanına yayılması gibi. Çünkü hava, çiyle filizlenenlere nem aşılayan bir soluktur, öyle ki her şey yeşerir; esintiyle çiçekleri çıkarır, sıcaklıkla her şeyi olgunluğa erdirir. Ay ve yıldızların düzenine en yakın olan hava, gök cisimlerini nemlendirir; tıpkı yerdeki havanın toprağı ve akılsız, duyulur hayvanları kendi doğalarına göre canlandırıp harekete geçirmesi gibi, ama bu yüzden kendi içinde eksilmez de. Bu hayvanlar öldüğünde, aynı hava eski durumuna döner, kendinde artmaz, önceden olduğu gibi kalır.
İnsanın ruhuna gelince, gökten Tanrı'dan gelip insana yerleşen, onu canlandıran ve akıl sahibi kılan ruh, insandan ayrıldığında ölmez, ya yaşamın ödüllerine ya da ölümün ıstıraplarına doğru sonsuza dek yaşayacak biçimde yol alır.
Suyun ise on beş gücü vardır: sıcaklık, hava, nem, taşkınlık, hız, hareketlilik; ağaçlara özsu, meyvelere tat, otlara yeşillik verir; nemiyle her şeyi ıslatır, kuşları taşır, balıkları besler, canavarları kendi sıcaklığında yaşatır, sürüngenleri köpüğünde tutar ve her şeyi ayakta tutar; tıpkı Musa'nın Eski Ahit'teki on buyruğu ve beş kitabı gibi, ki Tanrı bunların hepsini ruhsal bir anlayışa dönüştürür. Çünkü canlı kaynaktan fışkıran sular, bütün kirleri yıkayan sulardır. Su, hareket eden her yaratıkta akıcıdır, hareketsiz yaratıkların bütün yeşilliğinin de ateşidir.
Güneşin ortasına yakın duran sular ise, güneş gökkubbenin ortasında, sanki onun kalbindeymiş gibi durduğunda, büyük bir güç ve büyük bir devinim taşır, güneşin sıcaklığından yoğunlaşır, havadan güçlenir. Ama akış hızından incelmez, çünkü akmazlar.
Bu metin neden önemli
Paracelsus'tan üç yüzyıl önce yazılmış olması bakımından kütüphanedeki en eski ezoterik tıp kaynağıdır; erkek yazarların hâkim olduğu bu gelenekte, kadın bir mistiğin sesini taşır. Unsurları insan bedeninin duyularıyla ve ruhsal durumuyla dolaysızca eşleştiren yaklaşımı, Ficino'nun yıldız tıbbı ve Paracelsus'un ens öğretisiyle aynı kozmoloji-tıp birliği geleneğine, ama çok daha erken ve çok daha kişisel bir sesle katılır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
- Kaynak eser
- Causae et Curae, Liber I
- Neşir
- Kritik baskı: Paul Kaiser, Teubner, Leipzig, 1903
- Konum
- Liber I, De viribus ignis / aeris / aquae
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Internet Archive
